Hûd suresi · 96–99. ayetler

Mûsâ ve Firavun

Bu bölümün ayetleri 4 mealde yan yana açılıyor; yukarıdaki listeden 27 Türkçe mealin herhangi birini açıp kapatabilirsiniz. Aralarındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz.

Hangi mealler görünsün? 4 / 27 açık

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir bölüme geçince öntanımlıya döner. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

  1. Hûd suresi, 96. ayet — bütün mealleriyle aç

    Hûd suresi, 96. ayet. وَلَقَدْ أَرْسَلْنَا مُوسَىٰ بِـَٔايَٰتِنَا وَسُلْطَٰنٍ مُّبِينٍ

    Diyanet İşleri

    (96-97) Andolsun, biz Musa'yı ayetlerimizle ve apaçık bir mucize ile Firavun'a ve onun ileri gelen adamlarına peygamber gönderdik de ileri gelenler Firavun'un emrine uydular. Halbuki Firavun'un emri doğru değildi.

    Mehmet Okuyan

    (96, 97) Yemin olsun ki Musa'yı da ayetlerimizle dipnot 1 ve apaçık bir delille Firavun'a ve onun yöneticilerine göndermiştik. Onlar, Firavun'un emrine uymuşlardı. (Oysa) Firavun'un emri asla doğru değildi.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Hz. Musa'ya verilen ayetler, yani deliller, mucizelerle ilgili bkz. Bakara 2:60; Nisâ 4:154; A‘râf 7:133, 160; Kehf 18:101; Tâhâ 20:18, 22, 77; Şu‘arâ 26:32, 33, 63; Neml 27:10; Kasas 28:31; Mü'min 40:23-24.

    Mustafa İslamoğlu

    Doğrusu Biz Musa'yı da, ayetlerimizle ve kesin bir yetkiyle

    Muhammed Esed

    Ve Gerçek şu ki, Biz Musa'yı ayetlerimizle ve apaçık bir yetkiyle

    Ahmed Hulusi

    Andolsun ki biz, Musa'yı işaretlerimiz olarak ve apaçık delille irsal ettik. . .

    Ali Bulaç

    Andolsun, Musa'yı ayetlerimizle ve apaçık olan bir delille gönderdik.

    Ali Özek ve heyeti

    Andolsun ki Musa'yı da mucizelerimizle ve apaçık bir delille gönderdik.

    Ali Rıza Safa

    Gerçek şu ki, Musa'yı da ayetlerimizle ve apaçık bir kanıtla gönderdik.

    Bayraktar Bayraklı

    - Andolsun, Musa'yı da ayetlerimizle ve açık bir kanıtla Firavun'a ve ileri gelenlerine gönderdik. Ama onlar Firavun'un emrine uydular. Oysa Firavun'un emri, akla uygun değildi.

    Edip Yüksel

    Musa'yı işaretlerimizle (ayat) ve kesin bir yetkiyle gönderdik;

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Musa'yı ayetlerimizle (mucize ve vahyimizle) ve kesin bir yetkiyle gönderdik

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Ululuğuma andolsun ki, Musa'yı da ayetlerimizle ve açık bir delil ile gönderdik.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Celalim hakkı için Musayı da ayetlerimizle ve bir sultanı mübin ile gönderdik

    Erhan Aktaş

    Ant olsun Musa'yı ayetlerimizle ve apaçık bir yetkiyle gönderdik;

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Ant olsun Musa'yı ayetlerimizle ve apaçık bir yetkiyle gönderdik;

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Ant olsun Musa'yı ayetlerimizle ve apaçık bir yetkiyle gönderdik;

    Gültekin Onan

    Andolsun, Musa'yı ayetlerimizle ve apaçık olan bir delille gönderdik.

    Hasan Basri Çantay

    (96-97) Andolsun ki biz Musayı da Fir'avna ve onun ileri gelenlerine mucizelerimizle ve apaçık bir hüccetle gönderdik de yine onlar Fir'avnın emrine tabi oldular. Halbuki Fir'avn'ın emri hiç de salahiyyetli ve dürüst değildi.

    İbni Kesir

    Andolsun ki Musa'yı, ayetlerimizle ve apaçık bir delille Firavun'a ve erkanına gönderdik.

    Mehmet Alagaş

    (96-99) Musa’yı ayetlerimizle açık delillerle firavun ve seçkinlerine gönderdik, firavunun işine / emrine uymuşlardı, firavunu işi yetişkin edici / reşit edici değildi, kıyamet gününde kavmini sunar / takdim eder, onları götürdüğü yer ise ateştir, varılan yer, ne kötü bir gidilen yerdir. İşte bu rada da lanete uğradılar, k ıyamet günü armağan olarak verilen ne kötü bir hediyedir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Mûsâ’yı da ayetlerimizle ve açık bir delil ile göndermiştik.

    Süleyman Ateş

    Andolsun, Musa'yı da ayetlerimizle ve açık bir delil ile gönderdik.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Şurası bir gerçek ki Musa'yı da ayetlerimizle ve açık bir delille elçi gönderdik,

    Şaban Britch

    Musa’yı da ayetlerimizle ve açık bir delil ile göndermiştik.

    Şaban Piriş

    (96-97) Musa'yı da ayetlerimizle ve açık bir belge ile Firavun ve çevresine göndermiştik. Onlar, Firavun'un emrine uydular; oysa Firavun'un buyruğu doğru yola çıkarmazdı.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Yemin olsun, Musa'yı ayetlerimizle ve açık bir kanıtla gönderdik;

  2. Hûd suresi, 97. ayet — bütün mealleriyle aç

    Hûd suresi, 97. ayet. إِلَىٰ فِرْعَوْنَ وَمَلَإِي۟هِۦ فَٱتَّبَعُوٓا۟ أَمْرَ فِرْعَوْنَ وَمَآ أَمْرُ فِرْعَوْنَ بِرَشِيدٍ

    Diyanet İşleri

    (96-97) Andolsun, biz Musa'yı ayetlerimizle ve apaçık bir mucize ile Firavun'a ve onun ileri gelen adamlarına peygamber gönderdik de ileri gelenler Firavun'un emrine uydular. Halbuki Firavun'un emri doğru değildi.

    Mehmet Okuyan

    (96, 97) Yemin olsun ki Musa'yı da ayetlerimizle dipnot 1 ve apaçık bir delille Firavun'a ve onun yöneticilerine göndermiştik. Onlar, Firavun'un emrine uymuşlardı. (Oysa) Firavun'un emri asla doğru değildi.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Hz. Musa'ya verilen ayetler, yani deliller, mucizelerle ilgili bkz. Bakara 2:60; Nisâ 4:154; A‘râf 7:133, 160; Kehf 18:101; Tâhâ 20:18, 22, 77; Şu‘arâ 26:32, 33, 63; Neml 27:10; Kasas 28:31; Mü'min 40:23-24.

    Mustafa İslamoğlu

    Firavun'a ve onun yönetici seçkinlerine göndermiştik. Fakat onlar Firavun'un yönetimine boyun eğdiler. Ne ki firavun(laşmış) bir yönetimin, sağduyulu olması mümkün değildi.

    Muhammed Esed

    Firavun ve onun seçkinler çevresine gönderdik. Ama berikiler, Firavun'un hükmüne boyun eğdiler oysa, Firavun'un hükmü hiçbir şekilde sağduyu ürünü değildi.

    Ahmed Hulusi

    Firavun ve ileri gelen adamlarına. . . Onlar Firavun'un emrine tabi oldular. . . (Oysa) Firavun'un emri olgunluğu yansıtmıyordu.

    Ali Bulaç

    Firavun'a ve onun önde gelen çevresine. Onlar Firavun'un emrine uymuşlardı. Oysa Firavun'un emri doğruya götürücü (irşad edici) değildi.

    Ali Özek ve heyeti

    Firavun'a ve onun ileri gelenlerine (gönderdik). Fakat onlar Firavun'un emrine uydular. Oysa Firavun'un emri doğru değildi.

    Ali Rıza Safa

    Firavun ve onun ileri gelenlerine. Fakat Firavun'un buyruğuna uydular; oysa Firavun'un buyruğu doğruya eriştirmiyordu.

    Bayraktar Bayraklı

    - Andolsun, Musa'yı da ayetlerimizle ve açık bir kanıtla Firavun'a ve ileri gelenlerine gönderdik. Ama onlar Firavun'un emrine uydular. Oysa Firavun'un emri, akla uygun değildi.

    Edip Yüksel

    Firavun ve konseyine... Ancak onlar Firavunun buyruğuna uydular. Firavunun buyruğu ise akıllıca değildi.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Firavun ve konseyine... Ancak onlar Firavun'un buyruğuna uydular. Firavunun buyruğu ise akıllıca değildi.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Firavun'a ve onun ileri gelenlerine; onlar, Firavun'un emrine uydular. Oysa Firavun'un emri akıllıca değildir.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Fir'avne ve cem'ıyyetine de bunlar, Fir'avnin emrine tabi' oldular, Fir'avn emri ise reşid değildir

    Erhan Aktaş

    Firavun ve melelerine. dipnot 1 Firavun'un buyruklarına uydular. Oysa Firavun'un buyrukları hiç de akıllıca değildi;

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Halkın ileri gelenleri, imtiyaz sahibi seçkinleri. Din adamları/ruhban sınıfı.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Firavun ve melelerine. dipnot 1 Firavun'un buyruklarına uydular. Oysa Firavun'un buyrukları hiç de akıllıca değildi;

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Halkın ileri gelenleri, imtiyaz sahibi seçkinleri. Din adamları/ruhban sınıfı.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Firavun'a ve toplumunun önde gelenlerine. Firavun'un buyruklarına uydular. Oysa Firavun'un buyrukları hiç de akıllıca değildi;

    Gültekin Onan

    Firavun'a ve onun önde gelen çevresine. Onlar Firavun'un buyruğuna uymuşlardı. Oysa Firavun'un buyruğu doğruya götürücü (irşad edici) değildi.

    Hasan Basri Çantay

    (96-97) Andolsun ki biz Musayı da Fir'avna ve onun ileri gelenlerine mucizelerimizle ve apaçık bir hüccetle gönderdik de yine onlar Fir'avnın emrine tabi oldular. Halbuki Fir'avn'ın emri hiç de salahiyyetli ve dürüst değildi.

    İbni Kesir

    Yine de onlar Firavun'un emrine uydular. Oysa Firavun'un emri hiç de doğru değildi.

    Mehmet Alagaş

    (96-99) Musa’yı ayetlerimizle açık delillerle firavun ve seçkinlerine gönderdik, firavunun işine / emrine uymuşlardı, firavunu işi yetişkin edici / reşit edici değildi, kıyamet gününde kavmini sunar / takdim eder, onları götürdüğü yer ise ateştir, varılan yer, ne kötü bir gidilen yerdir. İşte bu rada da lanete uğradılar, k ıyamet günü armağan olarak verilen ne kötü bir hediyedir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Firavun'a ve onun ileri gelenlerine (gönderdik). Fakat onlar Firavun'un emrine uydular. Oysa Firavun'un emri doğru değildi.

    Süleyman Ateş

    Fir'avn'a ve adamlarına. (Ama o insanlar), Fir'avn'ın buyruğuna uydular. Oysa, Fir'avn'ın buyruğu, doğruya iletici değildi.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Onu Firavun'a ve önde gelen adamlarına gönderdik. Onlar Firavun'un emrine girmişlerdi. Oysa Firavun'un emri gerçeklere uymuyordu.

    Şaban Britch

    Firavun ve kavminin ileri gelenlerine. Onlar, Firavun’un emrine uydular; oysa Firavun'un emri doğru değildi.

    Şaban Piriş

    (96-97) Musa'yı da ayetlerimizle ve açık bir belge ile Firavun ve çevresine göndermiştik. Onlar, Firavun'un emrine uydular; oysa Firavun'un buyruğu doğru yola çıkarmazdı.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Firavun'a ve kodamanlarına. Ama onlar Firavun'un emrine uydular. Oysaki, Firavun'un emri doğruya ve güzele ulaştırmıyordu.

  3. Hûd suresi, 98. ayet — bütün mealleriyle aç

    Hûd suresi, 98. ayet. يَقْدُمُ قَوْمَهُۥ يَوْمَ ٱلْقِيَٰمَةِ فَأَوْرَدَهُمُ ٱلنَّارَ وَبِئْسَ ٱلْوِرْدُ ٱلْمَوْرُودُ

    Diyanet İşleri

    Firavun, kıyamet gününde kavminin önüne geçecek ve onları ateşe götürecektir. Ne kötü varış yeridir orası!

    Mehmet Okuyan

    (Firavun), kıyamet gününde kavminin önüne düşecek ve onları ateşe sürükleyecektir. dipnot 1 Varılacak o yer ne kötü bir yerdir!

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Hz. Mûsâ'yı yani gerçeği değil de Firavun'u ve evrensel manada firavunluğu tercih edenler de aynı korkunç akıbeti yaşayacaklarını bilmelidirler. "Sürü mantığıyla hareketin sonu sürü halinde ateşe atılmaktır."

    Mustafa İslamoğlu

    O, Kıyamet Günü (de) kavminin önüne düşecek ve onları ateşe sürecek: sürüldükleri yer ne berbat bir yer!

    Muhammed Esed

    (Ve bu yüzden de) Kıyamet Günü halkının önüne düşüp, (bu dünyadaki batıl yönetimin bir) sonuc(u) olarak onları ateşe sürükleyecek; ne kötü bir menzil bu sürüklendikleri!

    Ahmed Hulusi

    (Firavun) kıyamet sürecinde halkının önüne geçip önderlik eder. . . (İşte) onları ateşe ulaştırır! O varılan yer ne kötü bir yerdir.

    Ali Bulaç

    O, kıyamet günü kavminin önderliğine geçer, böylece onları ateşe götürmüş olur. Sonunda vardıkları yer, ne kötü bir yerdir..

    Ali Özek ve heyeti

    O, kıyamet gününde de kavminin önünde gider ve onları ateşe götürür. O vardıkları yer ne kötü bir yerdir.

    Ali Rıza Safa

    Yeniden Yaratılış Günü'nde, toplumuna öncülük ederek, onları ateşe götürecektir. Gittikleri yer, ne kötü bir yerdir.

    Bayraktar Bayraklı

    Kıyamet günü kavminin önüne geçecek ve onları suya götürür gibi ateşe götürecektir. Ne kötü varış yeridir o götürüldükleri yer!

    Edip Yüksel

    Diriliş gününde halkına öncülük edip onları ateşe sokacaktır. Girdikleri yer ne kötü bir mekandır!

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Diriliş gününde halkına öncülük edip onları ateşe sokacaktır. Girdikleri yer ne kötü bir mekandır!

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Kıyamet gününde kavminin önüne düşecek ve onları suya götürür gibi ateşe götürecektir. O varılan yer de ne fena maslaktır!

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Kyamet günü kavminin önüne düşer, derken onları suya götürür gibi ateşe götürmüştür, o varılan da ne fena maslaktır

    Erhan Aktaş

    Kıyamet Günü, halkının önüne düşecek ve onları ateşe götürecektir. Varacakları yer, ne kötü bir yerdir.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Kıyamet günü, halkının önüne düşecek ve onları ateşe götürecektir. Varacakları yer, ne kötü bir yerdir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Kıyamet günü, halkının önüne düşecek ve onları ateşe götürecektir. Varacakları yer, ne kötü bir yerdir.

    Gültekin Onan

    O, kıyamet günü kavminin önderliğine geçer, böylece onları ateşe götürmüş olur. Sonunda vardıkları yer, ne kötü bir yerdir..

    Hasan Basri Çantay

    O, kıyaamet günü kavminin önüne düşecekdir. Artık o, bunları (suya götürür gibi) ateşe götürmüşdür. Vardıkları o yer ne kötü yerdir.

    İbni Kesir

    O, kıyamet gününde kavmine öncülük eder ve onları ateşe götürür. Ne kötü yerdir onların gittikleri yer.

    Mehmet Alagaş

    (96-99) Musa’yı ayetlerimizle açık delillerle firavun ve seçkinlerine gönderdik, firavunun işine / emrine uymuşlardı, firavunu işi yetişkin edici / reşit edici değildi, kıyamet gününde kavmini sunar / takdim eder, onları götürdüğü yer ise ateştir, varılan yer, ne kötü bir gidilen yerdir. İşte bu rada da lanete uğradılar, k ıyamet günü armağan olarak verilen ne kötü bir hediyedir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Firavun, kıyamet gününde kavminin önüne geçecek ve onları ateşe götürecektir. Ne kötü varış yeridir orası!

    Süleyman Ateş

    (Fir'avn), kıyamet günü kavminin önünde gidiyor. İşte onları ateşe getirdi. O varılan yer de ne fena bir yerdir!

    Süleymaniye Vakfı

    O, kıyamet /mezardan kalkış günü halkının önüne düşecek ve onları suya götürürcesine ateşe götürecektir. Suya koşarcasına götürüldükleri yer ne kötü bir yerdir! dipnot 1

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    (Mezardan) kalkış günü halkının önüne düşecek, suya götürür gibi onları ateşe götürecektir. Başına varılan su ne kötü sudur! Ne kötü varıştır o varış!

    Şaban Britch

    (Firavun), Kıyamet günü halkına öncülük eder. Onları ateşe götürür. Gittikleri yer ne kötü yerdir.

    Şaban Piriş

    (Firavun), Kıyamet günü halkına öncülük eder. Onları ateşe götürür. Gittikleri yer ne kötü yerdir.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Kıyamet günü kavmine önderlik eder. İşte onları suya götürür gibi ateşe götürdü. Ne kötü varış yeridir o götürüldükleri yer!

  4. Hûd suresi, 99. ayet — bütün mealleriyle aç

    Hûd suresi, 99. ayet. وَأُتْبِعُوا۟ فِى هَٰذِهِۦ لَعْنَةً وَيَوْمَ ٱلْقِيَٰمَةِ بِئْسَ ٱلرِّفْدُ ٱلْمَرْفُودُ

    Diyanet İşleri

    Onlar, hem bu dünyada, hem de kıyamet gününde lanete uğratıldılar. Ne kötü destektir onlara verilen destek!

    Mustafa İslamoğlu

    Sonuçta peşlerine burada da bir lanet takıldı, Kıyamet Günü'nde de... Pay da, pay verilen de ne fenadır!

    Muhammed Esed

    Öyle ya; burada (bu dünyada, Allah'ın) laneti kovaladı durdu onları, Kıyamet Günü'nde de (onunla tepelenecekler:) ne kötü bir pay, bu paylarına düşen!

    Ahmed Hulusi

    Hem burada (dünyada) hem de kıyamet sürecinde lanete tabi olundular! O hisselerine düşen ne kötü bir paydır!

    Ali Bulaç

    Onlar, burda da, kıyamet gününde de lanete tabi tutuldular. (Bu) Verilen bağış, ne kötü bir bağıştır.

    Ali Özek ve heyeti

    Onlar burada da, kıyamet gününde de lânete uğratıldılar. (Onlara) verilen bu armağan ne kötü armağandır!

    Ali Rıza Safa

    Hem burada hem de Yeniden Yaratılış Günü'nde lanetlendiler. Verilen bağış, ne kötü bir bağıştır.

    Bayraktar Bayraklı

    Hem burada hem kıyamet gününde peşlerine lanet takılmıştır. Ne kötü destektir o arkalarına takılmış olan!

    Edip Yüksel

    Burada da, ahirette de peşlerine lanet takılmıştır. Aldıkları armağan ne kötü armağandır!

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Burada da, ahirette de peşlerine lanet takılmıştır. Aldıkları armağan ne kötü armağandır!

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Hem burada hem de kıyamet gününde arkalarından bir lanetle takip edildiler. Bu yapılan destek ne fena destektir!

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Hem burada arkalarından bir la'netle ta'kıb edildiler hem Kıyamet günü, bu vurulan destek ne fena destektir

    Erhan Aktaş

    Bu dünyada da Kıyamet Günü'nde de lanete dipnot 1 uğratıldılar. Paylarına düşen ne kötü bir paydır.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Güzel olan her şeyden mahrum kalmak. Dışlamak. Allah'ın Rahmetinden kovması, merhametinden yoksun bırakması.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Bu dünyada da Kıyamet Günü'nde de lanete dipnot 1 uğratıldılar. Paylarına düşen ne kötü bir paydır.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Güzel olan her şeyden mahrum kalmak. Dışlamak. Allah'ın Rahmetinden kovması, merhametinden yoksun bırakması.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Bu dünyada da Kıyamet Günü'nde de lanete uğratıldılar. Paylarına düşen ne kötü bir paydır.

    Gültekin Onan

    Onlar, burda da, kıyamet gününde de lanete tabi tutuldular. (Bu) Verilen bağış, ne kötü bir bağıştır.

    Hasan Basri Çantay

    Burada da, kıyaamet gününde de la'nete tabi tutuldular onlar. (Kendilerine) verilen bu vergi ne kötü vergidir!

    İbni Kesir

    Hem burada, hem de kıyamet gününde la'nete uğratıldılar. Kendilerine verilen bu bağış ne kötü bir bağıştır.

    Mehmet Alagaş

    (96-99) Musa’yı ayetlerimizle açık delillerle firavun ve seçkinlerine gönderdik, firavunun işine / emrine uymuşlardı, firavunu işi yetişkin edici / reşit edici değildi, kıyamet gününde kavmini sunar / takdim eder, onları götürdüğü yer ise ateştir, varılan yer, ne kötü bir gidilen yerdir. İşte bu rada da lanete uğradılar, k ıyamet günü armağan olarak verilen ne kötü bir hediyedir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Onlar, hem bu dünyada, hem de kıyamet gününde lânete uğratıldılar. Ne kötü bağıştır bu onlara verilen!

    Süleyman Ateş

    Bu dünyada da (onların) ardına la'net takılmıştır, kıyamet gününde de (burada da la'netle anılacaklardır, ahirette de)! Bu vergi, ne kötü bir vergidir!

    Süleymaniye Vakfı

    Burada lanete /dışlanmaya maruz bırakıldılar, kıyamet gününde de öyle (olacak) dipnot 1 . Onlara verilen bu armağan (!) ne kötü armağandır!

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Onlar bu dünyada da (mezardan) kalkış gününde de dışlanmışlardır (lanetlenmişlerdir). Ne kötü ikramdır o ikram!

    Şaban Britch

    Hem burada da kıyamet gününde de lanete uğrarlar. Onlara peşpeşe verilen bu şeyler ne kötüdür.

    Şaban Piriş

    Hem burada da kıyamet gününde de lanete uğrarlar. Bu ne kötü bir bağıştır.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Peşlerine lanet takılmıştır: Hem burada hem kıyamet gününde ne kötü destektir o arkalarına takılmış olan!

Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. Öntanımlı açık dört meal öncelik sırasına göredir; listeden hepsi açılabilir.