İbrâhîm suresi · 28–34. ayetler

Nimeti küfre değişenler; sayılamayan nimetler

Bu bölümün ayetleri 4 mealde yan yana açılıyor; yukarıdaki listeden 27 Türkçe mealin herhangi birini açıp kapatabilirsiniz. Aralarındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz.

Hangi mealler görünsün? 4 / 27 açık

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir bölüme geçince öntanımlıya döner. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

  1. İbrâhîm suresi, 28. ayet — bütün mealleriyle aç

    İbrâhîm suresi, 28. ayet. أَلَمْ تَرَ إِلَى ٱلَّذِينَ بَدَّلُوا۟ نِعْمَتَ ٱللَّهِ كُفْرًا وَأَحَلُّوا۟ قَوْمَهُمْ دَارَ ٱلْبَوَارِ

    Diyanet İşleri

    (28-29) Allah'ın nimetini küfre değişenleri ve kavimlerini helak yurduna, yaslanacakları cehenneme sürükleyenleri görmedin mi? O, ne kötü duraktır!

    Mehmet Okuyan

    Allah'ın nimetine nankörlükle karşılık veren ve toplumlarını helak yurduna sürükleyenleri görmüyor musun?

    Mustafa İslamoğlu

    Görmez misin Allah'ın nimetini limitsiz bir nankörlükle takas edenleri? Ve toplumlarını sürükleyenleri tükeniş diyarı olan

    Muhammed Esed

    Hakkı inkar tavrını Allah'ın nimetine yeğ tutup (bu tutumlarıyla) kavimlerinin önünde o yıkım yurdunun yolunu açan kimseleri görmüyor mu(sunuz)?

    Ahmed Hulusi

    Görmez misin, Allah nimetini (hakikat bilgisini) küfür (inkar) ile değiştiren ve kendi toplumunu dar'ül bevar'a (hakikatin getirisi olmayan yaşama) indiren kimseleri? (Dar'ül Bevar = hakikatin getirisi olmayan yaşam)

    Ali Bulaç

    Allah'ın bu nimetini inkara değiştirenleri ve kavimlerini 'yıkım ve azab' yurduna konduranları görmedin mi?

    Ali Özek ve heyeti

    Allah’ın nimetine nankörlükle karşılık veren ve sonunda kavimlerini helâk yurduna sürükleyenleri görmedin mi?

    Ali Rıza Safa

    Allah'ın nimetini nankörlükle değiştirerek, toplumlarını yıkım ülkesine götürenleri görmüyor musun?

    Bayraktar Bayraklı

    Allah'ın nimetine nankörlükle karşılık veren ve sonunda toplumlarını helak yurduna sürükleyenleri görmedin mi?

    Edip Yüksel

    ALLAH'ın nimetini nankörlükle karşılayarak halklarını felaket yurduna mahkûm edenleri görmedin mi?

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    ALLAH'ın nimetini nankörlükle karşılayarak halklarını felaket yurduna mahkum edenleri görmedin mi?

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Görmüyor musun o kimseleri ki Allah'ın nimetini nankörlükle değiştirdiler ve kavimlerini helak yurduna kondurdular;

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Bakmaz mısın onlara ki Allahın ni'metini küfre değiştiler ve kavimlerini helak yurduna kondurdular

    Erhan Aktaş

    Allah'ın nimetini dipnot 1 Küfre dipnot 2 çevirenleri dipnot 3 ve böylece kendi toplumlarını yok olma yurduna sürükleyenleri görüyorsun değil mi?

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Vahiy ve hakikatle buluşmak, iman sahibi olmak Allah'ın en büyük nimetidir.
    2. metne dön, dipnot 2
      Bkz. 14:2. ayetin dipnotu.
    3. metne dön, dipnot 3
      Vahyin üzeri din adına uydurulan hadis, siyer, tefsir, fıkıh, tasavvuf gibi yalan ve hurafelerle vahyin üzeri örtülerek İslam Küfre dönüştürüldü. Böylece İslam toplumları yok olma yurduna sürüklendiler. Günümüz sözde İslam olan dünyanın içinde bulunduğu durumun gerçek nedeni budur.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Allah'ın nimetini dipnot 1 Küfre dipnot 2 çevirenleri dipnot 3 ve böylece kendi toplumlarını yok olma yurduna sürükleyenleri görüyorsun değil mi?

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Vahiy/ hidayet, Allah'ın en büyük nimetidir.
    2. metne dön, dipnot 2
      Küfr: İnançsız, inanmayan, gerçeğin üzerini örten, gerçeği kabul etmeyen, nankör. Allah'ı ve vahyi reddeden. Küfr, İman'ın karşıtıdır.
    3. metne dön, dipnot 3
      Vahyin üzeri din adına uydurulan hadis, siyer, tefsir, fıkıh, tasavvuf gibi bilgilerle örtülerek İslam küfre dönüştürüldü. Böylece İslam toplumları yok olma yurduna sürüklendiler. Günümüz sözde İslam dünyasının içinde bulunduğu durumun gerçek nedeni budur.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Allah'ın nimetini dipnot 1 küfre çevirenleri dipnot 2 ve böylece kendi toplumlarını yok olma yurduna sürükleyenleri görüyorsun değil mi?

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Vahiy/ hidayet, Allah'ın en büyük nimetidir.
    2. metne dön, dipnot 2
      Vahyin üzeri din adına uydurulan hadis, fıkıh, tasavvuf gibi bilgilerle örtülerek İslam küfre dönüştürüldü. Böylece İslam toplumları yok olma yurduna sürüklendiler. Günümüz İslam dünyasının içinde bulunduğu durumun gerçek nedeni budur.

    Gültekin Onan

    Tanrı'nın bu nimetini küfre değiştirenleri ve kavimlerini 'yıkım ve azab' yurduna konduranları görmedin mi?

    Hasan Basri Çantay

    (28-29) Allahın ni'metine bedel küfrü (ve nankörlüğü) ihtiyar edenleri, (bununla beraber) kavmlerini de helak yurduna, cehenneme (sürükleyib) sokanları görmedin mi? Onlar (ın hepsi) oraya girecekler. O, ne kötü bir karar (gah) dır!

    İbni Kesir

    Allah'ın verdiği nimeti küfre çevirip değiştirenleri ve milletlerini helak olacakları yere götürenleri görmüyor musun?

    Mehmet Alagaş

    (23-29) İman edenleri ve salih amel işleyenleri / ıslah faaliyeti yapanları altlarından nehirler akan cennetlere sokacağım Rabbinin izniyle orada kalıcıdırlar, Onların karşılanışları selamdır / teslimiyettir. Görmedin mi? Allah hoş kelimeyi nasıl örneklendirdi, O hoş bir ağaç gibidir kökü sabittir, dallarıyla semadadır, Rabbinin izni ile her zaman da yemiş verir, Allah misalleri insanlara verir ki böylelikle belki düşünürler, kötü huylu kelimenin durumu da kötü huylu / habis bir ağaç gibidir, yerin üzerinde sökülmü ş / köksüz vaziyettedir, bir duruşu / bir kararı yoktur / kara rsız yapıdadır, Allah sabit sözleri nedeniyle iman edenleri dünya hayatında ve ahirette sabitleştirir , zalimleri ise saptırır, Allah istediğini yapar. Görmedin mi? Allah’ın nimetlerini (görmek yerine) görmemezden gelmeyle değiştirdiler ve kavimlerini helak yurdu cehenneme sürüklediler, oraya salınacaklar ne kötü bir duruş /karar.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Allah'ın nimetini küfür (ve nankörlükle) değiştirenleri ve kavimlerini helak yurduna sürükleyenleri görmedin mi?

    Süleyman Ateş

    Baksana şunlara, Allah'ın ni'metini nankörlüğe çevirdiler (O'nun verdiği ni'mete şükredecekleri yerde nankörlük edip inkara saptılar), kavimlerini de helak yurduna kondurdular.

    Süleymaniye Vakfı

    Allah'ın nimetini nankörlükle değiştiren ve toplumlarını helak yurduna sürükleyenleri görmedin mi dipnot 1 ?

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu ayette kast edilenler, Kureyş 106/1-4. Ayetlerde belirtildiği şekilde kendilerine birçok nimet verilen Mekkeliler olabileceği gibi Kur'an'da örneği verilen önceki kavimler de olabilir: Bakara 2/211, Nahl 16/112, Sebe 34/15-17.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Allah'ın nimetlerine karşılık nankörlük edenleri hiç görmedin mi? Bunlar, kendi topluluklarını da en kötü yere sürüklerler;

    Şaban Britch

    Allah'ın nimetini nankörlükle değiştirenleri ve kavimlerini helak yurduna sürükleyenleri görmedin mi?

    Şaban Piriş

    Allah'ın verdiği nimeti nankörlük edenleri ve halklarını helak olacakları yere götürenleri görmüyor musun?

    Yaşar Nuri Öztürk

    Bakmadın mı şunlara ki, Allah'ın nimetini inkarla/nankörlükle değiştirdiler ve toplumlarını helak yurduna kondurdular.

  2. İbrâhîm suresi, 29. ayet — bütün mealleriyle aç

    İbrâhîm suresi, 29. ayet. جَهَنَّمَ يَصْلَوْنَهَا وَبِئْسَ ٱلْقَرَارُ

    Diyanet İşleri

    (28-29) Allah'ın nimetini küfre değişenleri ve kavimlerini helak yurduna, yaslanacakları cehenneme sürükleyenleri görmedin mi? O, ne kötü duraktır!

    Mehmet Okuyan

    Onlar cehenneme girecekler. (O) ne kötü bir karargâhtır!

    Mustafa İslamoğlu

    cehenneme? (Evet) oraya varıp dayanacaklar: Ama orası ne berbat bir ikametgahtır!

    Muhammed Esed

    (O yıkım yeri,) katlanmak zorunda kalacakları cehennemdir: Ne kötü bir konaklama yeridir orası!

    Ahmed Hulusi

    Cehennem'dir ki ona yaslanırlar! Ne kötü bir yaşam boyutudur o!

    Ali Bulaç

    (Ki bu) Cehennemdir. Ona yaslanırlar. Ne kötü bir karar (yeridir) o!..

    Ali Özek ve heyeti

    Onlar cehenneme girecekler. O ne kötü karargâhtır!

    Ali Rıza Safa

    Cehenneme yaslanırlar; ne kötü bir yerleşim yeridir.

    Bayraktar Bayraklı

    Onlar cehenneme girecekler. O, ne kötü karargahtır!

    Edip Yüksel

    Cehennemde yanacaklardır. Ne kötü bir duraktır o!

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Cehennemde yanacaklardır. Ne kötü bir duraktır o!

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Cehenneme, ona yaslanırlar, o ise ne kötü bir yerleşme yeridir.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Cehenneme, yaslanırlar ona, o ise ne fena makardır

    Erhan Aktaş

    Gidecekleri yer Cehennem'dir; kalacakları yer ne kötüdür!

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Gidecekleri yer Cehennem'dir; kalacakları yer ne kötüdür!

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Gidecekleri yer Cehennem'dir; kalacakları yer ne kötüdür!

    Gültekin Onan

    (Ki bu) Cehennemdir. Ona yaslanırlar. Ne kötü bir karar (yeridir) o!..

    Hasan Basri Çantay

    (28-29) Allahın ni'metine bedel küfrü (ve nankörlüğü) ihtiyar edenleri, (bununla beraber) kavmlerini de helak yurduna, cehenneme (sürükleyib) sokanları görmedin mi? Onlar (ın hepsi) oraya girecekler. O, ne kötü bir karar (gah) dır!

    İbni Kesir

    Yaslanacakları cehenneme ki; o, ne kötü bir karargahtır.

    Mehmet Alagaş

    (23-29) İman edenleri ve salih amel işleyenleri / ıslah faaliyeti yapanları altlarından nehirler akan cennetlere sokacağım Rabbinin izniyle orada kalıcıdırlar, Onların karşılanışları selamdır / teslimiyettir. Görmedin mi? Allah hoş kelimeyi nasıl örneklendirdi, O hoş bir ağaç gibidir kökü sabittir, dallarıyla semadadır, Rabbinin izni ile her zaman da yemiş verir, Allah misalleri insanlara verir ki böylelikle belki düşünürler, kötü huylu kelimenin durumu da kötü huylu / habis bir ağaç gibidir, yerin üzerinde sökülmü ş / köksüz vaziyettedir, bir duruşu / bir kararı yoktur / kara rsız yapıdadır, Allah sabit sözleri nedeniyle iman edenleri dünya hayatında ve ahirette sabitleştirir , zalimleri ise saptırır, Allah istediğini yapar. Görmedin mi? Allah’ın nimetlerini (görmek yerine) görmemezden gelmeyle değiştirdiler ve kavimlerini helak yurdu cehenneme sürüklediler, oraya salınacaklar ne kötü bir duruş /karar.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Onlar Cehennem'e girecekler. Orası ne kötü bir karargahtır.

    Süleyman Ateş

    Yaslanacakları cehenneme (götürdüler). Ne kötü bir duraktır o!

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Cehenneme... Bunlar oraya gireceklerdir. Ne kötü konaklama yeridir o!

    Şaban Britch

    Onlar cehenneme girecekler. Ne kötü kalacak yer!

    Şaban Piriş

    Onları cehenneme sokacaklardır. Ne kötü bir durak!

    Yaşar Nuri Öztürk

    Yaslanacakları cehenneme kondurdular. Ne kötü bir duruş yeridir o!

  3. İbrâhîm suresi, 30. ayet — bütün mealleriyle aç

    İbrâhîm suresi, 30. ayet. وَجَعَلُوا۟ لِلَّهِ أَندَادًا لِّيُضِلُّوا۟ عَن سَبِيلِهِۦ قُلْ تَمَتَّعُوا۟ فَإِنَّ مَصِيرَكُمْ إِلَى ٱلنَّارِ

    Diyanet İşleri

    Allah'ın yolundan saptırmak için O'na ortaklar koştular. De ki: "Bir süre daha faydalanın. Çünkü varışınız ateşedir."

    Mehmet Okuyan

    (İnsanları) O'nun yolundan saptırmak için Allah'a ortaklar koştular. De ki: "(İstediğiniz gibi) yaşayın! Şüphesiz ki varışınız ateşedir." dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Benzer mesaj: Zümer 39:8.

    Mustafa İslamoğlu

    Allah'a, O'nun yolundan saptırmak için eşdeğer rakip güçler tasavvur ettiler. De ki: "Geçici arzularla oyalana durun, nasıl olsa varacağınız yer ateş olacaktır!"

    Muhammed Esed

    Çünkü, onlar Allah'a rekabet edebilecek güçlerin var olduğunu vehmettiler ve sonuç olarak O'nun yolundan saptılar. De ki: "(Bu dünyada) avunup durun bakalım, nasıl olsa yolunuzun sonu ateş olacak!"

    Ahmed Hulusi

    Allah'a denkler (denk varsandıkları tanrılar) oluşturdular, O'nun yolundan saptırmak için! De ki: "Faydalanmaya çalışın (bakalım); yaşayacağınız yer ateştir!"

    Ali Bulaç

    O'nun yolundan saptırmak için Allah'a eşler koştular. De ki: "Yararlanın. Çünkü elbette sizin varışınız ateşedir."

    Ali Özek ve heyeti

    (İnsanları) Allah yolundan saptırmak için O'na ortaklar koştular. De ki: (İstediğiniz gibi) yaşayın! Çünkü dönüşünüz ateşedir.

    Ali Rıza Safa

    O'nun yolundan saptırmak için, Allah'a ortaklar koştular. De ki: "Yararlanın bakalım; sonunda, varacağınız yer ateştir!"

    Bayraktar Bayraklı

    İnsanları Allah yolundan saptırmak için O'na ortaklar koştular. De ki: "Biraz daha oyalanınız! Sonunda dönüşünüz ateşedir."

    Edip Yüksel

    ALLAH'ın yolundan saptırmak için O'na eşler koştular. De ki: "Biraz eğlenin, son yolculuğunuz ateşe olacaktır."

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    ALLAH'ın yolundan saptırmak için O'na eşler koştular. De ki: 'Biraz eğlenin, son yolculuğunuz ateşe olacaktır.'

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Allah'ın yolundan saptırmak için Allah'a ortaklar uydurdular. De ki: "Keyfinize bakın, çünkü gidişiniz ateşedir!"

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Ve Allahın yolundan sapıtmak için Allaha menendler uydurdular, de ki: keyfinize bakın çünkü gidişiniz ateşedir

    Erhan Aktaş

    O'nun yolundan saptırmak için Allah'a birtakım eşler koştular. De ki: "Yararlanın bakalım! Gideceğiniz yer ateştir."

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    O'nun yolundan saptırmak için Allah'a birtakım eşler koştular. De ki: "Yararlanın bakalım! Gideceğiniz yer ateştir."

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    O'nun yolundan saptırmak için Allah'a bir takım eşler koştular. De ki: "Yararlanın bakalım! Gideceğiniz yer ateştir."

    Gültekin Onan

    O'nun yolundan saptırmak için Tanrı'ya eşler koştular. De ki: "Yararlanın. Çünkü elbette sizin varışınız ateşedir."

    Hasan Basri Çantay

    Onlar Allaha, (insanları) Onun yolundan sapdırmak için, (eşler), benzerler tutdular. De ki: "(Şimdilik) eğlenin. Çünkü (nasıl olsa) dönüşünüz, hiç şübhesiz ki, ateşedir".

    İbni Kesir

    Onlar; Allah'ın yolundan saptırmak için O'na eşler koşmuşlardı. Yaşayın bakalım, varacağınız yer şüphesiz ateş olacaktır, de.

    Mehmet Alagaş

    (30-34) O’nun yolundan saptırmak amacıyla Allah’a denkler yaptılar , geçinin / faydalanın de. Muhakkak ki varacağınız yer ateştir. İman eden kullarıma söyle ki namazı kılsınlar, onları rızıklandırdığımız şeylerden gizi açık harcasınlar, Alışverişin ve dostluğun olmadığı gün gelmezden önce bunu yapsınlar. Allah gökleri ve yeri yarattı ve gökten su indirdi ondan size rızık olsun diye ürünler çıkardı. O’nun emriyle denizde akmanız için gemileri emrinize amade kıldı. Nehirleri emrinize amade kıldı, hareketleri devamlı olan güneşi ve ayı da sizin emrinize amade kıldı , geceyi de gündüzü de hizmetinize verdi / emrinize amade kıldı , her n eyi sual etti iseniz / neyi istedi iseniz onu size verdik , Allah’ın nimetinin adedini saymaya kalksanız hesap edemezsiniz. İnsan kesinlikle çok zalim ve de çok kafirdir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Onlar Allah’a, O’nun yolundan saptırmak için, ortaklar koştular De ki: “Bir süre daha faydalanın. Çünkü varışınız ateşedir.''

    Süleyman Ateş

    Allah'ın yolundan saptırmak için O'na eşler koştular. De ki: "(Şimdilik) eğlenin, gideceğiniz yer ateştir!"

    Süleymaniye Vakfı

    (İnsanları) Allah'ın yolundan saptırmak için Allah'a benzer nitelikte varlıklar dipnot 1 oluşturdular. De ki: "(Elde ettiklerinizle) az bir süre daha oyalanın; dönüşünüz kesinlikle ateşedir dipnot 2 ."

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Ayetteki endad (أنداد) kelimesinin tekili nidd'dir (نِدٌّ). Nidd, "bir şeyin benzeri ve işlerinde ona muhalefeti olan varlık" anlamındadır (el-Ayn). Müşrikler, Allah ile ortak özelliklere sahip olduğuna inandıkları varlıkları araya koyarak isteklerini, onların aracılığı ile Allah'a kabul ettireceklerine inanırlar. (Bakara 2/22, 165, Sebe 34/33, Fussilet 41/9).
    2. metne dön, dipnot 2

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Allah'ın yolundan saptırmak için Allah'a benzer nitelikte varlıklar uydurdular. De ki "Geçinip gidin ama gidişiniz kesinlikle ateşe doğrudur."

    Şaban Britch

    Allah’ın yolundan saptırmak için O’na eşler koşmuşlardı. De ki: Yaşayın bakalım, hiç şüphesiz varacağınız yer ateş olacaktır.

    Şaban Piriş

    Allah'ın yolundan saptırmak için O'na eşler koşmuşlardı. De ki: -Yaşayın bakalım, hiç şüphesiz varacağınız yer ateş olacaktır.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Yolundan saptırmak için Allah'a eşler uydurdular. De ki: "Hadi, nimetlenin! Sonunda varacağınız yer ateştir."

  4. İbrâhîm suresi, 31. ayet — bütün mealleriyle aç

    İbrâhîm suresi, 31. ayet. قُل لِّعِبَادِىَ ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ يُقِيمُوا۟ ٱلصَّلَوٰةَ وَيُنفِقُوا۟ مِمَّا رَزَقْنَٰهُمْ سِرًّا وَعَلَانِيَةً مِّن قَبْلِ أَن يَأْتِىَ يَوْمٌ لَّا بَيْعٌ فِيهِ وَلَا خِلَٰلٌ

    Diyanet İşleri

    İnanan kullarıma söyle, namazı dosdoğru kılsınlar, hiçbir alışveriş ve dostluğun bulunmadığı bir gün gelmeden önce kendilerine rızık olarak verdiğimiz şeylerden Allah yolunda gizlice ve açıktan harcasınlar.

    Mehmet Okuyan

    İman eden kullarıma söyle: "Namazlarını doğru kılsınlar, kendisinde alışverişin de dostluğun da bulunmadığı bir günün gelmesinden önce kendilerini rızıklandırdıklarımızdan bir kısmını (Allah için) gizli de açık da infak etsinler (versinler)." dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Benzer mesajlar: Bakara 2:274, 254.

    Mustafa İslamoğlu

    İmanda sebat gösteren kimselere söyle: hiçbir pazarlığın, hiçbir dostluğun fayda vermediği gün gelip çatmazdan önce hakkını vererek namaz kılsınlar, kendilerine verdiğimiz nimetlerde -gizli ya da açık- infak etsinler.

    Muhammed Esed

    (Ve) imana erişen kullarıma da söyle, hiçbir pazarlığın, dostluğun, arkadaşlığın olmayacağı o Gün gelip çatmadan önce, salatta devamlı ve duyarlı olsunlar; kendilerine rızık olarak verdiğimiz şeylerden (Bizim yolumuzda) gizli açık harcasınlar.

    Ahmed Hulusi

    İman etmiş kullarıma de ki: "Salatı ikame etsinler ve verdiğimiz yaşam gıdalarından gizlice veya açıkça bağışta bulunsunlar, alış-veriş ve dostluğun olmadığı süreç gelmeden önce. "

    Ali Bulaç

    İman etmiş kullarıma söyle: "Alışverişin ve dostluğun olmadığı o gün gelmezden evvel, dosdoğru namazı kılsınlar ve kendilerine rızık olarak verdiklerimizden gizli ve açık infak etsinler."

    Ali Özek ve heyeti

    İman eden kullarıma söyle de içinde ne fidyenin ve ne de dostluğun artık geçerli olmadığı o gün gelmeden önce namazı dosdoğru kılsınlar ve bizim kendilerine rızık olarak verdiklerimizden gizli ve açık infak etsinler.

    Ali Rıza Safa

    İnanan kullarıma söyle: Ne alışverişin ne de dostluğun olmadığı o gün gelmeden önce namazı kılsınlar; kendilerine geçimlik olarak verdiklerimizden de hem gizli hem de açık olarak yardımlaşmak amacıyla paylaşsınlar.

    Bayraktar Bayraklı

    İnanan kullarıma söyle!"Namazı kılsınlar; kendilerine verdiğimiz rızıklardan, hiçbir alışverişin, hiçbir dostluğun olmadığı gün gelmeden önce gizli ve aşikar infak etsinler."

    Edip Yüksel

    Gerçeği onaylayan kullarıma söyle, alışverişin ve dostluğun olmadığı gün gelmeden önce salatı gözetsinler, kendilerine verdiğimiz rızıklardan gizli ve açık yardım için versinler.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    İnanan kullarıma söyle, alış-verişin ve dostluğun olmadığı gün gelmeden önce namazı gözetsinler, kendilerine verdiğimiz rızıklardan gizli ve açık yardım için versinler.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Söyle o iman etmiş kullarıma: "Namazı kılsınlar ve kendilerini rızıklandırdığımız şeylerden gizli ve açık harcasınlar, kendisinde alım satım ve dostluğun bulunmayacağı gün gelmeden önce.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Söyle: o iyman etmiş olan kullarıma: namazı kılsınlar ve kendilerini merzuk kıldığımız şeylerden gizli ve açık infak etsinler, öyle bir gün gelmeden evvel ki onda ne alım satım var, ne dostluk

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    İman eden kullarıma söyle: "İçinde alışverişin dipnot 1 ve dostluğun olmadığı o gün gelmeden önce, salatı ikame etsinler dipnot 2 , kendilerine verdiğimiz rızıktan gizli açık infak dipnot 3 etsinler."

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Hiçbir pazarlığın.
    2. metne dön, dipnot 2
      Salat, ibadete layık yegane ilahın yalnızca Allah olduğuna inanmak, şirkten arınmış bir bilinçle Allah'a yönelmektir. Bu yönelme: Sürekli destek olmayı, dayanışmayı, ilgi duymayı, duyarlı olmayı, izleyici kalmamayı, Allah'a çağıranların yanında yer almayı canlı ve diri tutmaktır.
    3. metne dön, dipnot 3
      İhtiyaç sahiplerine yardım etsinler.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    İman eden kullarıma söyle: "İçinde alışverişin dipnot 1 ve dostluğun olmadığı o gün gelmeden önce, salatı ikame etsinler dipnot 2 , kendilerine verdiğimiz rızıktan gizli açık infak dipnot 3 etsinler."

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Hiçbir pazarlığın.
    2. metne dön, dipnot 2
      Kulluğu, Allah'a yönelmeyi, dua ve ibadeti şirkten arındırılmış bir bilinçle yapsınlar; yardımlaşmayı, dayanışmayı ve destek olmayı canlı ve diri tutsunlar.
    3. metne dön, dipnot 3
      İhtiyaç sahiplerine yardım etsinler.

    Gültekin Onan

    İnanmış / inanan kullarıma söyle: "Alışverişin ve dostluğun olmadığı o gün gelmeden önce dosdoğru namazı kılsınlar ve kendilerine rızık olarak verdiklerimizden gizli ve açık infak etsinler."

    Hasan Basri Çantay

    İman eden kullarıma de ki: "Namaz (lar) ınızı dosdoğru kılın, ne bir alış veriş, ne de bir dostluk (cari ve nafiz) olmayan birgün gelmezden evvel rızk olarak size verdiğimiz şeylerden gizli ve aşikar infaak edin".

    İbni Kesir

    İman eden kullarıma söyle: Namazı kılsınlar, alışveriş ve dostluğun olmayacağı gün gelmezden önce; kendilerine verdiğimiz rızıktan gizli, açık infak etsinler.

    Mehmet Alagaş

    (30-34) O’nun yolundan saptırmak amacıyla Allah’a denkler yaptılar , geçinin / faydalanın de. Muhakkak ki varacağınız yer ateştir. İman eden kullarıma söyle ki namazı kılsınlar, onları rızıklandırdığımız şeylerden gizi açık harcasınlar, Alışverişin ve dostluğun olmadığı gün gelmezden önce bunu yapsınlar. Allah gökleri ve yeri yarattı ve gökten su indirdi ondan size rızık olsun diye ürünler çıkardı. O’nun emriyle denizde akmanız için gemileri emrinize amade kıldı. Nehirleri emrinize amade kıldı, hareketleri devamlı olan güneşi ve ayı da sizin emrinize amade kıldı , geceyi de gündüzü de hizmetinize verdi / emrinize amade kıldı , her n eyi sual etti iseniz / neyi istedi iseniz onu size verdik , Allah’ın nimetinin adedini saymaya kalksanız hesap edemezsiniz. İnsan kesinlikle çok zalim ve de çok kafirdir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    İman eden kullarıma de ki: "Namazı dosdoğru kılsınlar. Hiçbir alışveriş ve dostluğun bulunmadığı bir gün gelmeden önce kendilerine rızık olarak verdiğimiz şeylerden Allah yolunda gizlice ve açıktan infâk etsinler."

    Süleyman Ateş

    İnanan kullarıma söyle: Namazı kılsınlar, ne alışverişin, ne de dostluğun olmadığı bir gün gelmeden önce, kendilerine verdiğimiz rızıktan gizli ve açık sarfetsinler.

    Süleymaniye Vakfı

    İnanıp güvenen kullarıma söyle; namazı düzgün ve sürekli kılsınlar dipnot 1 . Herhangi bir alışveriş ve dostluğun olmayacağı bir gün gelmeden önce dipnot 2 kendilerine rızık olarak verdiklerimizden gizli ve açık infak etsinler /hayra harcasınlar dipnot 3 .

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    İnanmış kullarıma de ki namazlarını tam kılsınlar ve kendilerine rızık olarak verdiğimiz şeyden gizli-açık (hayra) harcasınlar dipnot 1 . Bunu öyle bir gün gelmeden yapsınlar ki o günde ne alış veriş, ne de dostluk olacaktır.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Ayette gizli ve açık olarak buyrulduğundan bu harcamalar ihtiyaçları gidermek için değil, sadaka ve zekat kapsamında yapılan harcamalardır.

    Şaban Britch

    İman eden kullarıma söyle, namazı dosdoğru kılsınlar; alış verişin ve dostluğun olmadığı bir gün gelmeden önce, kendilerine verdiğimiz rızıktan açık ve gizli olarak sarf etsinler.

    Şaban Piriş

    İman eden kullarıma söyle, namazı dosdoğru kılsınlar; alış verişin ve dostluğun olmadığı bir gün gelmeden önce, kendilerine verdiğimiz rızıktan açık ve gizli olarak sarfetsinler.

    Yaşar Nuri Öztürk

    İnanan kullarıma söyle: Namazı kılsınlar, kendilerine verdiğimiz rızıklardan, hiçbir alışverişin, hiçbir dostluğun olmadığı o gün gelmeden önce, gizli ve açık infak etsinler.

  5. İbrâhîm suresi, 32. ayet — bütün mealleriyle aç

    İbrâhîm suresi, 32. ayet. ٱللَّهُ ٱلَّذِى خَلَقَ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضَ وَأَنزَلَ مِنَ ٱلسَّمَآءِ مَآءً فَأَخْرَجَ بِهِۦ مِنَ ٱلثَّمَرَٰتِ رِزْقًا لَّكُمْ وَسَخَّرَ لَكُمُ ٱلْفُلْكَ لِتَجْرِىَ فِى ٱلْبَحْرِ بِأَمْرِهِۦ وَسَخَّرَ لَكُمُ ٱلْأَنْهَٰرَ

    Diyanet İşleri

    Allah, gökleri ve yeri yaratan, gökten yağmur indiren ve onunla size rızık olarak türlü meyveler çıkaran, emri gereğince denizde yüzmek üzere gemileri emrinize veren, nehirleri de hizmetinize sunandır.

    Mehmet Okuyan

    Allah gökleri ve yeri yaratan, gökten su indirip onunla size rızık olarak türlü meyveler çıkarandır. dipnot 1 İzni ile denizde yüzüp gitmeleri için gemileri emrinize vermiş, nehirleri sizin (yararlanmanız için) hizmetinize sunmuştur.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Yüce Allah önce gökleri ve yeri yarattığını ifade etmiştir ki gökler olmasaydı yani uzay veya yükseklikler yaratılmamış olsaydı oradan yağmur yağdırılamazdı. Aynı şekilde yeryüzü de olmasaydı yağmurun yağacağı ve bitkilerin meydana getirileceği bir mekan olmayacaktı. Bu nedenledir ki yaratma her şeyin başıdır ve Yüce Allah da kudretiyle ilgili bilgi verirken söze yaratıcı oluşuyla başlamıştır. Benzer mesaj: Bakara 2:22.

    Mustafa İslamoğlu

    (Unutmayın ki) Allah'tır gökleri ve yeri yaratan; gökten suyu indiren ve onunla size rızık olması için ürünler çıkaran; ve Kendi emriyle denizde yüzen gemileri sizin yararlanmanız için (bir yasaya) tabi kılar; ve nehirleri siz yararlanasınız diye (bir yasaya) bağlayan;

    Muhammed Esed

    (Ve hatırlayın ki) Allah'tır gökleri ve yeri yoktan var eden; gökten su indirip onunla size rızık olsun diye ürünler çıkaran; bağlı kıldığı yasalar uyarınca denizde seyretmek üzere gemileri hizmetinize veren; ve sizi nehirlerden yararlandıran;

    Ahmed Hulusi

    Allah ki Semaları ve Arz'ı yarattı; semadan bir su inzal etti de onunla sizin için rızık olarak semerattan çıkardı, hükmüyle denizde yüzsün diye gemiyi sizin hizmetinize verdi; nehirleri de!

    Ali Bulaç

    Allah, gökleri ve yeri yaratan ve gökten su indirip onunla size rızık olarak türlü ürünler çıkarandır. Ve onun emriyle gemileri, denizde yüzmeleri için size, emre amade kılandır. Irmakları da sizin için emre amade kılandır.

    Ali Özek ve heyeti

    (O öyle lütufkâr) Allah’tır ki, gökleri ve yeri yaratan, gökten suyu indirip onunla rızık olarak size türlü meyveler çıkardı; izni ile denizde yüzüp gitmeleri için gemileri emrinize verdi; nehirleri de sizin (yararlanmanız) için akıttı.

    Ali Rıza Safa

    Allah, gökleri ve yeryüzünü yaratmıştır. Ve gökten su indirerek, size geçimlik olması için, her türlü ürünü onunla çıkarmıştır. O'nun buyruğuyla denizde akıp gitmeleri için, gemileri hizmetinize vermiş; ırmakları da hizmetinize vermiştir.

    Bayraktar Bayraklı

    Gökleri ve yeri yaratan, gökten suyu indirip onunla rızık olarak size türlü meyveler çıkaran; izni ile denizde yüzüp gitmeleri için gemileri emrinize veren; nehirleri de sizin için akıtan O'dur.

    Edip Yüksel

    ALLAH gökleri ve yeri yaratan, gökten bir su indirip sizin için çeşitli meyvelerden besinler çıkarandır. Koyduğu yasaya göre sizi denizde taşıması için gemileri emrinize verdi. Aynı şekilde ırmakları da emrinize verdi.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    ALLAH gökleri ve yeri yaratan, gökten bir su indirip sizin için çeşitli meyvelerden besinler çıkarandır. Koyduğu yasaya göre sizi denizde taşıması için gemileri emrinize verdi. Aynı şekilde ırmakları da emrinize verdi.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Allah, öyle bir Allah'tır ki, gökleri ve yeri yarattı; yukarıdan su indirip onunla size rızık olarak çeşitli ürünler çıkardı; emri gereği denizde seyretmesi için size gemileri hizmetinize sundu; nehirleri de size amade kıldı.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Allah öyle bir ilahdır ki gökleri ve yeri yarattı ve yukarıdan bir su indirdi de onunla size rızk için türlü semereler çıkardı ve emriyle denizde cereyan etmek için size gemileri musahhar kıldı, size nehirleri de musahhar kıldı.

    Erhan Aktaş

    O Allah ki, gökleri ve yeri yarattı, gökten su indirdi ve böylece onunla ürünleri size rızık olarak yetiştirdi; koyduğu yasalarla denizlerde yüzüp giden gemileri hizmetinize verdi ve ırmakları yararınıza sundu.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    O Allah ki, gökleri ve yeri yarattı, gökten su indirdi ve böylece onunla ürünleri size rızık olarak yetiştirdi; koyduğu yasalarla denizlerde yüzüp giden gemileri hizmetinize verdi ve ırmakları yararınıza sundu.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    O Allah ki, gökleri ve yeri yarattı, gökten su indirdi ve böylece onunla ürünleri size rızık olarak yetiştirdi; koyduğu yasalarla denizlerde yüzüp giden gemileri hizmetinize verdi ve ırmakları yararınıza sundu.

    Gültekin Onan

    Tanrı, gökleri ve yeri yaratan ve gökten su indirip onunla size rızık olarak türlü ürünler çıkarandır. Ve denizde yüzmeleri için gemileri buyruğuyla size boyun eğdirendir. Irmaklara da sizin için boyun eğdirendir / eğdirmiştir.

    Hasan Basri Çantay

    Allah, gökleri ve yeri yaratandır, üstden (bulutlardan) su (yağmur) indirib onunla size rızk olarak türlü mahsuller, meyveler çıkarandır, emr (ve izn-i ilahis) i ile gemileri denizde yürümek için size ram edendir, akar suları da yine size, sizin (faidenize) müsehhar kılandır.

    İbni Kesir

    Allah O'dur ki; gökleri ve yeri yaratmış, indirdiği su ile size rızık olarak ürünler çıkarmıştır. Emri gereğince denizde yüzmek üzere gemileri ve nehirleri buyruğunuza verdi.

    Mehmet Alagaş

    (30-34) O’nun yolundan saptırmak amacıyla Allah’a denkler yaptılar , geçinin / faydalanın de. Muhakkak ki varacağınız yer ateştir. İman eden kullarıma söyle ki namazı kılsınlar, onları rızıklandırdığımız şeylerden gizi açık harcasınlar, Alışverişin ve dostluğun olmadığı gün gelmezden önce bunu yapsınlar. Allah gökleri ve yeri yarattı ve gökten su indirdi ondan size rızık olsun diye ürünler çıkardı. O’nun emriyle denizde akmanız için gemileri emrinize amade kıldı. Nehirleri emrinize amade kıldı, hareketleri devamlı olan güneşi ve ayı da sizin emrinize amade kıldı , geceyi de gündüzü de hizmetinize verdi / emrinize amade kıldı , her n eyi sual etti iseniz / neyi istedi iseniz onu size verdik , Allah’ın nimetinin adedini saymaya kalksanız hesap edemezsiniz. İnsan kesinlikle çok zalim ve de çok kafirdir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Allah; gökleri ve yeri yaratan, gökten yağmur indiren ve onunla size rızık olarak türlü meyveler çıkaran, emri gereğince denizde yüzmek üzere gemileri emrinize veren, nehirleri de hizmetinize sunandır.

    Süleyman Ateş

    Allah O'dur ki, gökleri ve yeri yarattı, gökten su indirdi ve onunla size rızık olarak çeşitli meyvalar çıkardı. Buyruğuyla denizde akıp gitmesi için gemileri emrinize verdi, ırmakları emrinize verdi.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Allah, gökleri ve yeri yaratmış olandır. Gökten su indirir, size rızık olsun diye onunla yerden ürünler çıkarır. Emriyle dipnot 1 denizde yüzüp gitmesi için gemileri hizmetinize vermiştir. Irmakları da hizmetinize vermiştir.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      إِنَّمَا أَمْرُهُ إِذَا أَرَادَ شَيْئًا أَنْ يَقُولَ لَهُ كُنْ فَيَكُونُ Denizde gemilerin yüzmesini sağlayacak kaderi (ölçüyü) koymuştur.

    Şaban Britch

    Gökleri ve yeri yaratan, gökten indirdiği su ile rızık olarak meyveler çıkaran, emri ile denizde yüzüp, giden gemileri hizmetinize sunan, nehirleri sizin emrinize veren Allah’tır.

    Şaban Piriş

    Gökleri ve yeri yaratan, gökten indirdiği su ile rızık olarak ürünler çıkaran, emri ile denizde yüzmek üzere gemileri, nehirleri sizin emrinize veren Allah'tır.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Allah odur ki, gökleri ve yeri yarattı. Gökten bir su indirdi de onunla size rızık olarak türlü meyveler çıkardı. Emriyle denizde akıp gitmeleri için gemileri hizmetinize verdi. Irmakları da emrinize verdi.

  6. İbrâhîm suresi, 33. ayet — bütün mealleriyle aç

    İbrâhîm suresi, 33. ayet. وَسَخَّرَ لَكُمُ ٱلشَّمْسَ وَٱلْقَمَرَ دَآئِبَيْنِ وَسَخَّرَ لَكُمُ ٱلَّيْلَ وَٱلنَّهَارَ

    Diyanet İşleri

    O, adetleri üzere hareket eden güneşi ve ayı sizin hizmetinize sunan, geceyi ve gündüzü sizin emrinize verendir.

    Mehmet Okuyan

    Düzenli seyreden (sistemi gereği) güneşi ve ayı sizin hizmetinize vermiş, geceyi ve gündüzü de hizmetinize sunmuştur. dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Yüce Allah İbrâhîm 14:32-34'te evrende insana sunduğu çeşitli nimetleri hatırlatmaktadır.

    Mustafa İslamoğlu

    yine sizin yararlanmanız için (bir yörüngede) devinip duran güneşi ve ayı (yasalara) tabi kılan; yine sizin için geceyi ve gündüzü (yasalarına) amade kılan;

    Muhammed Esed

    ve her ikisi de kendi yörüngelerinde seyreden güneşi ve ayı sizin (yararlanmanız) için (koyduğu yasalara) bağlı kılan; ve gece ile gündüzü (yine) sizin (yararlanmanız) için (koyduğu yasalara) bağlı tutan.

    Ahmed Hulusi

    Tam bir devamlılıkla işlevini yapmakta olan Güneş ve Ay, size hizmet eder (Güneş'in ve Ay'ın enerjilerini ve farkında olmadığınız çeşitli özelliklerini kullanmaktasınız). . . Gece ve gündüzden de yararlanmaktasınız.

    Ali Bulaç

    Güneşi ve ayı hareketlerinde sürekli emrinize amade kılan, geceyi ve gündüzü de emrinize amade kılandır.

    Ali Özek ve heyeti

    Düzenli seyreden güneşi ve ayı size faydalı kıldı; geceyi ve gündüzü de istifadenize verdi.

    Ali Rıza Safa

    Ve düzenli bir biçimde devinim yapan güneşi ve ayı hizmetinize vermiş; geceyi ve gündüzü de hizmetinize vermiştir.

    Bayraktar Bayraklı

    Düzenli seyreden güneşi ve ayı size faydalı kılan; geceyi ve gündüzü de istifadenize sunan O'dur.

    Edip Yüksel

    Görevlerini aksatmayan güneşi ve ayı hizmetinize sundu, geceyi ve gündüzü de hizmetinize sundu.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Görevlerini aksatmayan güneşi ve ay'ı hizmetinize sundu, geceyi ve gündüzü de hizmetinize sundu.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Sizin için birbiri ardınca güneş ve ayı hizmetinize verdi; yine sizin için gece ve gündüzü amade kıldı.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Ve sizin için birbiri ardınca Şems-ü Kameri muhassar kıldı, yine sizin için leyl-ü neharı verdi

    Erhan Aktaş

    Düzenli bir hareket içinde olan Güneş'i ve Ay'ı hizmetinize verdi. Geceyi ve gündüzü de hizmetinize verdi.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Düzenli bir hareket içinde olan Güneş'i ve Ay'ı hizmetinize verdi. Geceyi ve gündüzü de hizmetinize verdi.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Düzenli bir hareket içinde olan Güneş'i ve Ay'ı hizmetinize verdi. Geceyi ve gündüzü de hizmetinize verdi.

    Gültekin Onan

    Güneşi ve ayı hareketlerinde sürekli emrinize amade kılan, geceyi ve gündüzü de emrinize amade kılandır.

    Hasan Basri Çantay

    Güneşi, ayı adetlerinde daim (ve hizmetlerinde kaaim) olarak, size teshıyr eden O, geceyi gündüzü sizin (faidenize) tahsis eyleyen Odur.

    İbni Kesir

    Devamlı olarak yörüngelerinde yürüyen güneşi ve ayı size müsahhar kıldı. Geceyi ve gündüzü de size teshir etti.

    Mehmet Alagaş

    (30-34) O’nun yolundan saptırmak amacıyla Allah’a denkler yaptılar , geçinin / faydalanın de. Muhakkak ki varacağınız yer ateştir. İman eden kullarıma söyle ki namazı kılsınlar, onları rızıklandırdığımız şeylerden gizi açık harcasınlar, Alışverişin ve dostluğun olmadığı gün gelmezden önce bunu yapsınlar. Allah gökleri ve yeri yarattı ve gökten su indirdi ondan size rızık olsun diye ürünler çıkardı. O’nun emriyle denizde akmanız için gemileri emrinize amade kıldı. Nehirleri emrinize amade kıldı, hareketleri devamlı olan güneşi ve ayı da sizin emrinize amade kıldı , geceyi de gündüzü de hizmetinize verdi / emrinize amade kıldı , her n eyi sual etti iseniz / neyi istedi iseniz onu size verdik , Allah’ın nimetinin adedini saymaya kalksanız hesap edemezsiniz. İnsan kesinlikle çok zalim ve de çok kafirdir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    O, düzenli seyredip hareket eden Güneş'i ve Ay'ı sizin hizmetinize sunan, gece ve gündüzü sizin emrinize verendir.

    Süleyman Ateş

    Sürekli olarak (seyir ve aydınlatma) görevlerini yapan güneşi ve ay'ı emrinize verdi, geceyi ve gündüzü de emrinize verdi.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Yörüngelerinde hiç durmadan yürüyen güneşi ve ayı hizmetinize vermiştir. Geceyle gündüzü de hizmetinize vermiştir.

    Şaban Britch

    Düzenli seyredip, yürüyen Ay ve Güneşi de sizin emrinize verdi. Geceyle gündüzü de sizin buyruğunuza verdi.

    Şaban Piriş

    Yörüngelerinde yürüyen Ay ve Güneşi de sizin emrinize verdi. Geceyle gündüzü de sizin buyruğunuza verdi.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Görevlerini şaşmadan yapmak üzere Güneş'i ve Ay'ı da size boyun eğdirdi. Geceyi ve gündüzü de hizmetinize verdi.

  7. İbrâhîm suresi, 34. ayet — bütün mealleriyle aç

    İbrâhîm suresi, 34. ayet. وَءَاتَىٰكُم مِّن كُلِّ مَا سَأَلْتُمُوهُ وَإِن تَعُدُّوا۟ نِعْمَتَ ٱللَّهِ لَا تُحْصُوهَآ إِنَّ ٱلْإِنسَٰنَ لَظَلُومٌ كَفَّارٌ

    Diyanet İşleri

    O, istediğiniz şeylerin hepsinden size verdi. Eğer Allah'ın nimetlerini saymaya kalkışsanız sayamazsınız. Şüphesiz insan çok zalimdir, çok nankördür.

    Mehmet Okuyan

    O, size istediğiniz her şeyden bir kısmını vermiştir. Allah'ın nimet(ler)ini sayacak olsanız onları sayamazsınız. dipnot 1 Şüphesiz ki insan çok zalimdir, çok nankördür!

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Benzer mesaj: Nahl 16:18.

    Mustafa İslamoğlu

    ve isteyebileceğiniz her türlü şeyden (yararınıza olanları) size veren... Ve eğer Allah'ın nimetlerini saymaya kalksanız baş edemezsiniz. Şu da bir gerçektir ki, insanoğlu zulme pek yatkın olup nankörlüğünde hayli ısrarcıdır.

    Muhammed Esed

    Ve size kendisinden isteyebileceğiniz her türlü şeyden (bazısını) veren O'dur; (öyle ki) Allah'ın nimetlerini saymaya kalksanız sayamazsınız. (Yine de) insanoğlu zulmünde pek ısrarlı, nankörlüğünde pek inatçıdır!

    Ahmed Hulusi

    O, (fıtratlarınız gereği halkoluş sürecinde) O'ndan istemiş olduklarınızın hepsinden, size vermiştir. . . Eğer Allah nimetlerini saymaya kalksanız, onları değerlendirerek sayıp bitiremezsiniz. . . Muhakkak ki insan çok zalim ve ortadaki açık gerçeği örtücüdür!

    Ali Bulaç

    Size her istediğiniz şeyi verdi. Eğer Allah'ın nimetini saymaya kalkışırsanız, onu sayıp bitirmeye güç yetiremezsiniz. Gerçek şu ki, insan pek zalimdir, pek nankördür.

    Ali Özek ve heyeti

    O size istediğiniz her şeyden verdi. Allah'ın nimetini sayacak olsanız sayamazsınız. Doğrusu insan çok zalim, çok nankördür!

    Ali Rıza Safa

    O'ndan istediğiniz her şeyi size vermiştir. Allah'ın nimetlerini saymaya kalksanız sayamazsınız. Aslında, insan, gerçekten çok haksızlık yapar; çok nankördür.

    Bayraktar Bayraklı

    O size istediğiniz her şeyden verdi. Allah'ın nimetini sayacak olsanız sayamazsınız. Doğrusu insan çok zalimdir; çok nankördür!

    Edip Yüksel

    O'ndan ne dilediyseniz size verdi. ALLAH'ın nimetlerini sayarsanız bitiremezsiniz. İnsanoğlu gerçekten çok zalimdir, çok nankördür.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    O'ndan ne dilediyseniz size verdi. ALLAH'ın nimetlerini sayarsanız bitiremezsiniz. İnsanoğlu gerçekten çok zalimdir, çok nankördür.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Hem size istediğiniz şeylerin hepsinden verdi; öyle ki, Allah'ın nimetini saysanız onu bitiremezsiniz. Gerçekten insan çok zalim, çok nankördür.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Hem size istediğiniz şeylerin hepsinden verdi öyle ki Allahın nı'metini saysanız onu bitiremezsiniz, her halde insan, çok zalim, çok nankör

    Erhan Aktaş

    Ondan istediğiniz her şeyden size verdi. Eğer Allah'ın nimetini sayacak olsanız sayamazsınız. Doğrusu insan, çok zalimdir, çok kafirdir. dipnot 1

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Nankördür. Ayette yer alan "zalim ve nankör" nitelemesi, insanların tamamını kapsayan bir niteleme değildir. Belirlilik takısı (el) ile işaret edilen, yani bilinen, "zalim ve nankör" olan insanlardan söz edilmektedir. Bilinen ile kast edilen kimseler Kafirler ve Müşriklerdir; bu surenin 32 ve 33. ayetlerinde ifade edilen nimetlere karşı nankörlük edenlerdir. Kafir kelimesinin anlamlarından biri de nankörlüktür.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Ondan istediğiniz her şeyden size verdi. Eğer Allah'ın nimetini sayacak olsanız sayamazsınız. Doğrusu insan, çok zalimdir, çok kafirdir. dipnot 1

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Nankördür. Ayette yer alan "zalim ve nankör" nitelemesi, insanların tamamını kapsayan bir niteleme değildir. Belirlilik takısı (el) ile işaret edilen, yani bilinen "zalim ve nankör" insandan kasıt, Kafirler ve müşriklerdir. 32 ve
    2. metne dön, dipnot 2
      ayetlerde ifade edilen nimetlere karşı nankörlük edenlerdir. Kafir sözcüğünün anlamlarından biri de nankörlüktür.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Ondan istediğiniz her şeyden size verdi. Eğer Allah'ın nimetini sayacak olsanız sayamazsınız. Doğrusu insan, çok zalimdir, çok kafirdir. dipnot 1

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Nankördür. Ayette yer alan "zalim ve nankör" nitelemesi, insanların tamamını kapsayan bir niteleme değildir. Belirlilik takısı(el) ile işaret edilen, yani bilinen "zalim ve nankör" insandan kasıt, gerçeği yalanlayan nankörler ve müşriklerdir. 32 ve 33. ayetlerde ifade edilen nimetlere karşı nankörlük edenlerdir. Kafir sözcüğünün öncelikli anlamlarından biri de nankörlüktür.

    Gültekin Onan

    Size her istediğiniz şeyi verdi. Eğer Tanrı'nın nimetini saymaya kalkışırsanız onu sayıp bitirmeye güç yetiremezsiniz. Gerçek şu ki, insan pek zalimdir, (pek) kafirdir.

    Hasan Basri Çantay

    O, size istediğiniz şeylerin hepsinden verdi. Eğer Allahın (bunca) ni'metini birer birer saymak isterseniz (ne mümkin?) siz (onları) icmal suretiyle bile sayamazsınız. Hakıykat, insan çok zulümkardır, çok nankördür.

    İbni Kesir

    O, size istediğiniz şeylerin hepsinden verdi. Allah'ın nimetini sayacak olsanız; bitiremezsiniz. Doğrusu insan, pek zalim ve nankördür.

    Mehmet Alagaş

    (30-34) O’nun yolundan saptırmak amacıyla Allah’a denkler yaptılar , geçinin / faydalanın de. Muhakkak ki varacağınız yer ateştir. İman eden kullarıma söyle ki namazı kılsınlar, onları rızıklandırdığımız şeylerden gizi açık harcasınlar, Alışverişin ve dostluğun olmadığı gün gelmezden önce bunu yapsınlar. Allah gökleri ve yeri yarattı ve gökten su indirdi ondan size rızık olsun diye ürünler çıkardı. O’nun emriyle denizde akmanız için gemileri emrinize amade kıldı. Nehirleri emrinize amade kıldı, hareketleri devamlı olan güneşi ve ayı da sizin emrinize amade kıldı , geceyi de gündüzü de hizmetinize verdi / emrinize amade kıldı , her n eyi sual etti iseniz / neyi istedi iseniz onu size verdik , Allah’ın nimetinin adedini saymaya kalksanız hesap edemezsiniz. İnsan kesinlikle çok zalim ve de çok kafirdir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    O, size kendisinden istediğiniz şeylerin hepsini verdi. Eğer Allah’ın nimetlerini saymaya kalkışsanız sayamazsınız. Şüphesiz insan çok zalimdir, çok nankördür.

    Süleyman Ateş

    Ve kendisinden istediğiniz herşeyden size bir parça verdi. Eğer Allah'ın ni'metini saymak isteseniz sayamazsınız! (Doğrusu) insan çok haksızlık edendir, çok nankördür!

    Süleymaniye Vakfı

    Size isteyebileceğiniz dipnot 1 her şeyden vermiştir dipnot 2 . Allah'ın nimetlerini saymaya kalksanız bitiremezsiniz dipnot 3 . İnsan gerçekten sürekli yanlış yapar, çok da nankördür.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Kur'an'da, kesinlik ifade etsin diye ahiretle ilgili fiillerin bir çoğu geçmiş zaman kipi ile ifade edilir. Türkçe açısından yanlış anlaşılmasın diye geçmiş zaman kipine gelecek zaman anlamı verilmiştir.
    2. metne dön, dipnot 2
    3. metne dön, dipnot 3

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Allah size istediğiniz her şeyden vermiştir. Allah'ın nimetlerini saymaya kalksanız bitiremezsiniz. Ama insan, yanlışı çok yapar, çok da nankördür.

    Şaban Britch

    Kendisinden istediğiniz her şeyi size vermiştir. Allah’ın nimetini sayacak olsanız sayamazsınız Doğrusu insan pek zalim ve çok nankördür.

    Şaban Piriş

    Kendisinden dilediğiniz her şeyi size vermiştir. Allah'ın nimetini sayacak olsanız bitiremezsiniz. Doğrusu insan pek zalim ve çok nankördür.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Kendisinden istediğiniz her şeyden size bir parça verdi. Allah'ın nimetini saymaya kalksanız, sayıp bitiremezsiniz. Doğrusu şu ki insan, gerçekten çok zalim, çok nankördür.

Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. Öntanımlı açık dört meal öncelik sırasına göredir; listeden hepsi açılabilir.