Diyanet İşleri
(28-29) Allah'ın nimetini küfre değişenleri ve kavimlerini helak yurduna, yaslanacakları cehenneme sürükleyenleri görmedin mi? O, ne kötü duraktır!
İbrâhîm suresi · 28–34. ayetler
Bu bölümün ayetleri 4 mealde yan yana açılıyor; yukarıdaki listeden 27 Türkçe mealin herhangi birini açıp kapatabilirsiniz. Aralarındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz.
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir bölüme geçince öntanımlıya döner. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
İbrâhîm suresi, 28. ayet. أَلَمْ تَرَ إِلَى ٱلَّذِينَ بَدَّلُوا۟ نِعْمَتَ ٱللَّهِ كُفْرًا وَأَحَلُّوا۟ قَوْمَهُمْ دَارَ ٱلْبَوَارِ
(28-29) Allah'ın nimetini küfre değişenleri ve kavimlerini helak yurduna, yaslanacakları cehenneme sürükleyenleri görmedin mi? O, ne kötü duraktır!
Allah'ın nimetine nankörlükle karşılık veren ve toplumlarını helak yurduna sürükleyenleri görmüyor musun?
Görmez misin Allah'ın nimetini limitsiz bir nankörlükle takas edenleri? Ve toplumlarını sürükleyenleri tükeniş diyarı olan
Hakkı inkar tavrını Allah'ın nimetine yeğ tutup (bu tutumlarıyla) kavimlerinin önünde o yıkım yurdunun yolunu açan kimseleri görmüyor mu(sunuz)?
Görmez misin, Allah nimetini (hakikat bilgisini) küfür (inkar) ile değiştiren ve kendi toplumunu dar'ül bevar'a (hakikatin getirisi olmayan yaşama) indiren kimseleri? (Dar'ül Bevar = hakikatin getirisi olmayan yaşam)
Allah'ın bu nimetini inkara değiştirenleri ve kavimlerini 'yıkım ve azab' yurduna konduranları görmedin mi?
Allah’ın nimetine nankörlükle karşılık veren ve sonunda kavimlerini helâk yurduna sürükleyenleri görmedin mi?
Allah'ın nimetini nankörlükle değiştirerek, toplumlarını yıkım ülkesine götürenleri görmüyor musun?
Allah'ın nimetine nankörlükle karşılık veren ve sonunda toplumlarını helak yurduna sürükleyenleri görmedin mi?
ALLAH'ın nimetini nankörlükle karşılayarak halklarını felaket yurduna mahkûm edenleri görmedin mi?
ALLAH'ın nimetini nankörlükle karşılayarak halklarını felaket yurduna mahkum edenleri görmedin mi?
Görmüyor musun o kimseleri ki Allah'ın nimetini nankörlükle değiştirdiler ve kavimlerini helak yurduna kondurdular;
Bakmaz mısın onlara ki Allahın ni'metini küfre değiştiler ve kavimlerini helak yurduna kondurdular
Allah'ın nimetini dipnot 1 Küfre dipnot 2 çevirenleri dipnot 3 ve böylece kendi toplumlarını yok olma yurduna sürükleyenleri görüyorsun değil mi?
Allah'ın nimetini dipnot 1 Küfre dipnot 2 çevirenleri dipnot 3 ve böylece kendi toplumlarını yok olma yurduna sürükleyenleri görüyorsun değil mi?
Allah'ın nimetini dipnot 1 küfre çevirenleri dipnot 2 ve böylece kendi toplumlarını yok olma yurduna sürükleyenleri görüyorsun değil mi?
Tanrı'nın bu nimetini küfre değiştirenleri ve kavimlerini 'yıkım ve azab' yurduna konduranları görmedin mi?
(28-29) Allahın ni'metine bedel küfrü (ve nankörlüğü) ihtiyar edenleri, (bununla beraber) kavmlerini de helak yurduna, cehenneme (sürükleyib) sokanları görmedin mi? Onlar (ın hepsi) oraya girecekler. O, ne kötü bir karar (gah) dır!
Allah'ın verdiği nimeti küfre çevirip değiştirenleri ve milletlerini helak olacakları yere götürenleri görmüyor musun?
(23-29) İman edenleri ve salih amel işleyenleri / ıslah faaliyeti yapanları altlarından nehirler akan cennetlere sokacağım Rabbinin izniyle orada kalıcıdırlar, Onların karşılanışları selamdır / teslimiyettir. Görmedin mi? Allah hoş kelimeyi nasıl örneklendirdi, O hoş bir ağaç gibidir kökü sabittir, dallarıyla semadadır, Rabbinin izni ile her zaman da yemiş verir, Allah misalleri insanlara verir ki böylelikle belki düşünürler, kötü huylu kelimenin durumu da kötü huylu / habis bir ağaç gibidir, yerin üzerinde sökülmü ş / köksüz vaziyettedir, bir duruşu / bir kararı yoktur / kara rsız yapıdadır, Allah sabit sözleri nedeniyle iman edenleri dünya hayatında ve ahirette sabitleştirir , zalimleri ise saptırır, Allah istediğini yapar. Görmedin mi? Allah’ın nimetlerini (görmek yerine) görmemezden gelmeyle değiştirdiler ve kavimlerini helak yurdu cehenneme sürüklediler, oraya salınacaklar ne kötü bir duruş /karar.
Allah'ın nimetini küfür (ve nankörlükle) değiştirenleri ve kavimlerini helak yurduna sürükleyenleri görmedin mi?
Baksana şunlara, Allah'ın ni'metini nankörlüğe çevirdiler (O'nun verdiği ni'mete şükredecekleri yerde nankörlük edip inkara saptılar), kavimlerini de helak yurduna kondurdular.
Allah'ın nimetini nankörlükle değiştiren ve toplumlarını helak yurduna sürükleyenleri görmedin mi dipnot 1 ?
Allah'ın nimetlerine karşılık nankörlük edenleri hiç görmedin mi? Bunlar, kendi topluluklarını da en kötü yere sürüklerler;
Allah'ın nimetini nankörlükle değiştirenleri ve kavimlerini helak yurduna sürükleyenleri görmedin mi?
Allah'ın verdiği nimeti nankörlük edenleri ve halklarını helak olacakları yere götürenleri görmüyor musun?
Bakmadın mı şunlara ki, Allah'ın nimetini inkarla/nankörlükle değiştirdiler ve toplumlarını helak yurduna kondurdular.
İbrâhîm suresi, 29. ayet. جَهَنَّمَ يَصْلَوْنَهَا وَبِئْسَ ٱلْقَرَارُ
(28-29) Allah'ın nimetini küfre değişenleri ve kavimlerini helak yurduna, yaslanacakları cehenneme sürükleyenleri görmedin mi? O, ne kötü duraktır!
Onlar cehenneme girecekler. (O) ne kötü bir karargâhtır!
cehenneme? (Evet) oraya varıp dayanacaklar: Ama orası ne berbat bir ikametgahtır!
(O yıkım yeri,) katlanmak zorunda kalacakları cehennemdir: Ne kötü bir konaklama yeridir orası!
Cehennem'dir ki ona yaslanırlar! Ne kötü bir yaşam boyutudur o!
(Ki bu) Cehennemdir. Ona yaslanırlar. Ne kötü bir karar (yeridir) o!..
Onlar cehenneme girecekler. O ne kötü karargâhtır!
Cehenneme yaslanırlar; ne kötü bir yerleşim yeridir.
Onlar cehenneme girecekler. O, ne kötü karargahtır!
Cehennemde yanacaklardır. Ne kötü bir duraktır o!
Cehennemde yanacaklardır. Ne kötü bir duraktır o!
Cehenneme, ona yaslanırlar, o ise ne kötü bir yerleşme yeridir.
Cehenneme, yaslanırlar ona, o ise ne fena makardır
Gidecekleri yer Cehennem'dir; kalacakları yer ne kötüdür!
Gidecekleri yer Cehennem'dir; kalacakları yer ne kötüdür!
Gidecekleri yer Cehennem'dir; kalacakları yer ne kötüdür!
(Ki bu) Cehennemdir. Ona yaslanırlar. Ne kötü bir karar (yeridir) o!..
(28-29) Allahın ni'metine bedel küfrü (ve nankörlüğü) ihtiyar edenleri, (bununla beraber) kavmlerini de helak yurduna, cehenneme (sürükleyib) sokanları görmedin mi? Onlar (ın hepsi) oraya girecekler. O, ne kötü bir karar (gah) dır!
Yaslanacakları cehenneme ki; o, ne kötü bir karargahtır.
(23-29) İman edenleri ve salih amel işleyenleri / ıslah faaliyeti yapanları altlarından nehirler akan cennetlere sokacağım Rabbinin izniyle orada kalıcıdırlar, Onların karşılanışları selamdır / teslimiyettir. Görmedin mi? Allah hoş kelimeyi nasıl örneklendirdi, O hoş bir ağaç gibidir kökü sabittir, dallarıyla semadadır, Rabbinin izni ile her zaman da yemiş verir, Allah misalleri insanlara verir ki böylelikle belki düşünürler, kötü huylu kelimenin durumu da kötü huylu / habis bir ağaç gibidir, yerin üzerinde sökülmü ş / köksüz vaziyettedir, bir duruşu / bir kararı yoktur / kara rsız yapıdadır, Allah sabit sözleri nedeniyle iman edenleri dünya hayatında ve ahirette sabitleştirir , zalimleri ise saptırır, Allah istediğini yapar. Görmedin mi? Allah’ın nimetlerini (görmek yerine) görmemezden gelmeyle değiştirdiler ve kavimlerini helak yurdu cehenneme sürüklediler, oraya salınacaklar ne kötü bir duruş /karar.
Onlar Cehennem'e girecekler. Orası ne kötü bir karargahtır.
Yaslanacakları cehenneme (götürdüler). Ne kötü bir duraktır o!
Cehenneme... Oraya girip kalacaklar. Kalınacak ne kötü yerdir o dipnot 1 !
Cehenneme... Bunlar oraya gireceklerdir. Ne kötü konaklama yeridir o!
Onlar cehenneme girecekler. Ne kötü kalacak yer!
Onları cehenneme sokacaklardır. Ne kötü bir durak!
Yaslanacakları cehenneme kondurdular. Ne kötü bir duruş yeridir o!
İbrâhîm suresi, 30. ayet. وَجَعَلُوا۟ لِلَّهِ أَندَادًا لِّيُضِلُّوا۟ عَن سَبِيلِهِۦ قُلْ تَمَتَّعُوا۟ فَإِنَّ مَصِيرَكُمْ إِلَى ٱلنَّارِ
Allah'ın yolundan saptırmak için O'na ortaklar koştular. De ki: "Bir süre daha faydalanın. Çünkü varışınız ateşedir."
(İnsanları) O'nun yolundan saptırmak için Allah'a ortaklar koştular. De ki: "(İstediğiniz gibi) yaşayın! Şüphesiz ki varışınız ateşedir." dipnot 1
Allah'a, O'nun yolundan saptırmak için eşdeğer rakip güçler tasavvur ettiler. De ki: "Geçici arzularla oyalana durun, nasıl olsa varacağınız yer ateş olacaktır!"
Çünkü, onlar Allah'a rekabet edebilecek güçlerin var olduğunu vehmettiler ve sonuç olarak O'nun yolundan saptılar. De ki: "(Bu dünyada) avunup durun bakalım, nasıl olsa yolunuzun sonu ateş olacak!"
Allah'a denkler (denk varsandıkları tanrılar) oluşturdular, O'nun yolundan saptırmak için! De ki: "Faydalanmaya çalışın (bakalım); yaşayacağınız yer ateştir!"
O'nun yolundan saptırmak için Allah'a eşler koştular. De ki: "Yararlanın. Çünkü elbette sizin varışınız ateşedir."
(İnsanları) Allah yolundan saptırmak için O'na ortaklar koştular. De ki: (İstediğiniz gibi) yaşayın! Çünkü dönüşünüz ateşedir.
O'nun yolundan saptırmak için, Allah'a ortaklar koştular. De ki: "Yararlanın bakalım; sonunda, varacağınız yer ateştir!"
İnsanları Allah yolundan saptırmak için O'na ortaklar koştular. De ki: "Biraz daha oyalanınız! Sonunda dönüşünüz ateşedir."
ALLAH'ın yolundan saptırmak için O'na eşler koştular. De ki: "Biraz eğlenin, son yolculuğunuz ateşe olacaktır."
ALLAH'ın yolundan saptırmak için O'na eşler koştular. De ki: 'Biraz eğlenin, son yolculuğunuz ateşe olacaktır.'
Allah'ın yolundan saptırmak için Allah'a ortaklar uydurdular. De ki: "Keyfinize bakın, çünkü gidişiniz ateşedir!"
Ve Allahın yolundan sapıtmak için Allaha menendler uydurdular, de ki: keyfinize bakın çünkü gidişiniz ateşedir
O'nun yolundan saptırmak için Allah'a birtakım eşler koştular. De ki: "Yararlanın bakalım! Gideceğiniz yer ateştir."
O'nun yolundan saptırmak için Allah'a birtakım eşler koştular. De ki: "Yararlanın bakalım! Gideceğiniz yer ateştir."
O'nun yolundan saptırmak için Allah'a bir takım eşler koştular. De ki: "Yararlanın bakalım! Gideceğiniz yer ateştir."
O'nun yolundan saptırmak için Tanrı'ya eşler koştular. De ki: "Yararlanın. Çünkü elbette sizin varışınız ateşedir."
Onlar Allaha, (insanları) Onun yolundan sapdırmak için, (eşler), benzerler tutdular. De ki: "(Şimdilik) eğlenin. Çünkü (nasıl olsa) dönüşünüz, hiç şübhesiz ki, ateşedir".
Onlar; Allah'ın yolundan saptırmak için O'na eşler koşmuşlardı. Yaşayın bakalım, varacağınız yer şüphesiz ateş olacaktır, de.
(30-34) O’nun yolundan saptırmak amacıyla Allah’a denkler yaptılar , geçinin / faydalanın de. Muhakkak ki varacağınız yer ateştir. İman eden kullarıma söyle ki namazı kılsınlar, onları rızıklandırdığımız şeylerden gizi açık harcasınlar, Alışverişin ve dostluğun olmadığı gün gelmezden önce bunu yapsınlar. Allah gökleri ve yeri yarattı ve gökten su indirdi ondan size rızık olsun diye ürünler çıkardı. O’nun emriyle denizde akmanız için gemileri emrinize amade kıldı. Nehirleri emrinize amade kıldı, hareketleri devamlı olan güneşi ve ayı da sizin emrinize amade kıldı , geceyi de gündüzü de hizmetinize verdi / emrinize amade kıldı , her n eyi sual etti iseniz / neyi istedi iseniz onu size verdik , Allah’ın nimetinin adedini saymaya kalksanız hesap edemezsiniz. İnsan kesinlikle çok zalim ve de çok kafirdir.
Onlar Allah’a, O’nun yolundan saptırmak için, ortaklar koştular De ki: “Bir süre daha faydalanın. Çünkü varışınız ateşedir.''
Allah'ın yolundan saptırmak için O'na eşler koştular. De ki: "(Şimdilik) eğlenin, gideceğiniz yer ateştir!"
(İnsanları) Allah'ın yolundan saptırmak için Allah'a benzer nitelikte varlıklar dipnot 1 oluşturdular. De ki: "(Elde ettiklerinizle) az bir süre daha oyalanın; dönüşünüz kesinlikle ateşedir dipnot 2 ."
Allah'ın yolundan saptırmak için Allah'a benzer nitelikte varlıklar uydurdular. De ki "Geçinip gidin ama gidişiniz kesinlikle ateşe doğrudur."
Allah’ın yolundan saptırmak için O’na eşler koşmuşlardı. De ki: Yaşayın bakalım, hiç şüphesiz varacağınız yer ateş olacaktır.
Allah'ın yolundan saptırmak için O'na eşler koşmuşlardı. De ki: -Yaşayın bakalım, hiç şüphesiz varacağınız yer ateş olacaktır.
Yolundan saptırmak için Allah'a eşler uydurdular. De ki: "Hadi, nimetlenin! Sonunda varacağınız yer ateştir."
İbrâhîm suresi, 31. ayet. قُل لِّعِبَادِىَ ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ يُقِيمُوا۟ ٱلصَّلَوٰةَ وَيُنفِقُوا۟ مِمَّا رَزَقْنَٰهُمْ سِرًّا وَعَلَانِيَةً مِّن قَبْلِ أَن يَأْتِىَ يَوْمٌ لَّا بَيْعٌ فِيهِ وَلَا خِلَٰلٌ
İnanan kullarıma söyle, namazı dosdoğru kılsınlar, hiçbir alışveriş ve dostluğun bulunmadığı bir gün gelmeden önce kendilerine rızık olarak verdiğimiz şeylerden Allah yolunda gizlice ve açıktan harcasınlar.
İman eden kullarıma söyle: "Namazlarını doğru kılsınlar, kendisinde alışverişin de dostluğun da bulunmadığı bir günün gelmesinden önce kendilerini rızıklandırdıklarımızdan bir kısmını (Allah için) gizli de açık da infak etsinler (versinler)." dipnot 1
İmanda sebat gösteren kimselere söyle: hiçbir pazarlığın, hiçbir dostluğun fayda vermediği gün gelip çatmazdan önce hakkını vererek namaz kılsınlar, kendilerine verdiğimiz nimetlerde -gizli ya da açık- infak etsinler.
(Ve) imana erişen kullarıma da söyle, hiçbir pazarlığın, dostluğun, arkadaşlığın olmayacağı o Gün gelip çatmadan önce, salatta devamlı ve duyarlı olsunlar; kendilerine rızık olarak verdiğimiz şeylerden (Bizim yolumuzda) gizli açık harcasınlar.
İman etmiş kullarıma de ki: "Salatı ikame etsinler ve verdiğimiz yaşam gıdalarından gizlice veya açıkça bağışta bulunsunlar, alış-veriş ve dostluğun olmadığı süreç gelmeden önce. "
İman etmiş kullarıma söyle: "Alışverişin ve dostluğun olmadığı o gün gelmezden evvel, dosdoğru namazı kılsınlar ve kendilerine rızık olarak verdiklerimizden gizli ve açık infak etsinler."
İman eden kullarıma söyle de içinde ne fidyenin ve ne de dostluğun artık geçerli olmadığı o gün gelmeden önce namazı dosdoğru kılsınlar ve bizim kendilerine rızık olarak verdiklerimizden gizli ve açık infak etsinler.
İnanan kullarıma söyle: Ne alışverişin ne de dostluğun olmadığı o gün gelmeden önce namazı kılsınlar; kendilerine geçimlik olarak verdiklerimizden de hem gizli hem de açık olarak yardımlaşmak amacıyla paylaşsınlar.
İnanan kullarıma söyle!"Namazı kılsınlar; kendilerine verdiğimiz rızıklardan, hiçbir alışverişin, hiçbir dostluğun olmadığı gün gelmeden önce gizli ve aşikar infak etsinler."
Gerçeği onaylayan kullarıma söyle, alışverişin ve dostluğun olmadığı gün gelmeden önce salatı gözetsinler, kendilerine verdiğimiz rızıklardan gizli ve açık yardım için versinler.
İnanan kullarıma söyle, alış-verişin ve dostluğun olmadığı gün gelmeden önce namazı gözetsinler, kendilerine verdiğimiz rızıklardan gizli ve açık yardım için versinler.
Söyle o iman etmiş kullarıma: "Namazı kılsınlar ve kendilerini rızıklandırdığımız şeylerden gizli ve açık harcasınlar, kendisinde alım satım ve dostluğun bulunmayacağı gün gelmeden önce.
Söyle: o iyman etmiş olan kullarıma: namazı kılsınlar ve kendilerini merzuk kıldığımız şeylerden gizli ve açık infak etsinler, öyle bir gün gelmeden evvel ki onda ne alım satım var, ne dostluk
İman eden kullarıma söyle: "İçinde alışverişin dipnot 1 ve dostluğun olmadığı o gün gelmeden önce, salatı ikame etsinler dipnot 2 , kendilerine verdiğimiz rızıktan gizli açık infak dipnot 3 etsinler."
İman eden kullarıma söyle: "İçinde alışverişin dipnot 1 ve dostluğun olmadığı o gün gelmeden önce, salatı ikame etsinler dipnot 2 , kendilerine verdiğimiz rızıktan gizli açık infak dipnot 3 etsinler."
İman eden kullarıma söyle: "İçinde alışverişin dipnot 1 ve dostluğun olmadığı o gün gelmeden önce, salatı ikame etsinler dipnot 2 , kendilerine verdiğimiz rızıktan gizli açık infak dipnot 3 etsinler."
İnanmış / inanan kullarıma söyle: "Alışverişin ve dostluğun olmadığı o gün gelmeden önce dosdoğru namazı kılsınlar ve kendilerine rızık olarak verdiklerimizden gizli ve açık infak etsinler."
İman eden kullarıma de ki: "Namaz (lar) ınızı dosdoğru kılın, ne bir alış veriş, ne de bir dostluk (cari ve nafiz) olmayan birgün gelmezden evvel rızk olarak size verdiğimiz şeylerden gizli ve aşikar infaak edin".
İman eden kullarıma söyle: Namazı kılsınlar, alışveriş ve dostluğun olmayacağı gün gelmezden önce; kendilerine verdiğimiz rızıktan gizli, açık infak etsinler.
(30-34) O’nun yolundan saptırmak amacıyla Allah’a denkler yaptılar , geçinin / faydalanın de. Muhakkak ki varacağınız yer ateştir. İman eden kullarıma söyle ki namazı kılsınlar, onları rızıklandırdığımız şeylerden gizi açık harcasınlar, Alışverişin ve dostluğun olmadığı gün gelmezden önce bunu yapsınlar. Allah gökleri ve yeri yarattı ve gökten su indirdi ondan size rızık olsun diye ürünler çıkardı. O’nun emriyle denizde akmanız için gemileri emrinize amade kıldı. Nehirleri emrinize amade kıldı, hareketleri devamlı olan güneşi ve ayı da sizin emrinize amade kıldı , geceyi de gündüzü de hizmetinize verdi / emrinize amade kıldı , her n eyi sual etti iseniz / neyi istedi iseniz onu size verdik , Allah’ın nimetinin adedini saymaya kalksanız hesap edemezsiniz. İnsan kesinlikle çok zalim ve de çok kafirdir.
İman eden kullarıma de ki: "Namazı dosdoğru kılsınlar. Hiçbir alışveriş ve dostluğun bulunmadığı bir gün gelmeden önce kendilerine rızık olarak verdiğimiz şeylerden Allah yolunda gizlice ve açıktan infâk etsinler."
İnanan kullarıma söyle: Namazı kılsınlar, ne alışverişin, ne de dostluğun olmadığı bir gün gelmeden önce, kendilerine verdiğimiz rızıktan gizli ve açık sarfetsinler.
İnanıp güvenen kullarıma söyle; namazı düzgün ve sürekli kılsınlar dipnot 1 . Herhangi bir alışveriş ve dostluğun olmayacağı bir gün gelmeden önce dipnot 2 kendilerine rızık olarak verdiklerimizden gizli ve açık infak etsinler /hayra harcasınlar dipnot 3 .
İnanmış kullarıma de ki namazlarını tam kılsınlar ve kendilerine rızık olarak verdiğimiz şeyden gizli-açık (hayra) harcasınlar dipnot 1 . Bunu öyle bir gün gelmeden yapsınlar ki o günde ne alış veriş, ne de dostluk olacaktır.
İman eden kullarıma söyle, namazı dosdoğru kılsınlar; alış verişin ve dostluğun olmadığı bir gün gelmeden önce, kendilerine verdiğimiz rızıktan açık ve gizli olarak sarf etsinler.
İman eden kullarıma söyle, namazı dosdoğru kılsınlar; alış verişin ve dostluğun olmadığı bir gün gelmeden önce, kendilerine verdiğimiz rızıktan açık ve gizli olarak sarfetsinler.
İnanan kullarıma söyle: Namazı kılsınlar, kendilerine verdiğimiz rızıklardan, hiçbir alışverişin, hiçbir dostluğun olmadığı o gün gelmeden önce, gizli ve açık infak etsinler.
İbrâhîm suresi, 32. ayet. ٱللَّهُ ٱلَّذِى خَلَقَ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضَ وَأَنزَلَ مِنَ ٱلسَّمَآءِ مَآءً فَأَخْرَجَ بِهِۦ مِنَ ٱلثَّمَرَٰتِ رِزْقًا لَّكُمْ وَسَخَّرَ لَكُمُ ٱلْفُلْكَ لِتَجْرِىَ فِى ٱلْبَحْرِ بِأَمْرِهِۦ وَسَخَّرَ لَكُمُ ٱلْأَنْهَٰرَ
Allah, gökleri ve yeri yaratan, gökten yağmur indiren ve onunla size rızık olarak türlü meyveler çıkaran, emri gereğince denizde yüzmek üzere gemileri emrinize veren, nehirleri de hizmetinize sunandır.
Allah gökleri ve yeri yaratan, gökten su indirip onunla size rızık olarak türlü meyveler çıkarandır. dipnot 1 İzni ile denizde yüzüp gitmeleri için gemileri emrinize vermiş, nehirleri sizin (yararlanmanız için) hizmetinize sunmuştur.
(Unutmayın ki) Allah'tır gökleri ve yeri yaratan; gökten suyu indiren ve onunla size rızık olması için ürünler çıkaran; ve Kendi emriyle denizde yüzen gemileri sizin yararlanmanız için (bir yasaya) tabi kılar; ve nehirleri siz yararlanasınız diye (bir yasaya) bağlayan;
(Ve hatırlayın ki) Allah'tır gökleri ve yeri yoktan var eden; gökten su indirip onunla size rızık olsun diye ürünler çıkaran; bağlı kıldığı yasalar uyarınca denizde seyretmek üzere gemileri hizmetinize veren; ve sizi nehirlerden yararlandıran;
Allah ki Semaları ve Arz'ı yarattı; semadan bir su inzal etti de onunla sizin için rızık olarak semerattan çıkardı, hükmüyle denizde yüzsün diye gemiyi sizin hizmetinize verdi; nehirleri de!
Allah, gökleri ve yeri yaratan ve gökten su indirip onunla size rızık olarak türlü ürünler çıkarandır. Ve onun emriyle gemileri, denizde yüzmeleri için size, emre amade kılandır. Irmakları da sizin için emre amade kılandır.
(O öyle lütufkâr) Allah’tır ki, gökleri ve yeri yaratan, gökten suyu indirip onunla rızık olarak size türlü meyveler çıkardı; izni ile denizde yüzüp gitmeleri için gemileri emrinize verdi; nehirleri de sizin (yararlanmanız) için akıttı.
Allah, gökleri ve yeryüzünü yaratmıştır. Ve gökten su indirerek, size geçimlik olması için, her türlü ürünü onunla çıkarmıştır. O'nun buyruğuyla denizde akıp gitmeleri için, gemileri hizmetinize vermiş; ırmakları da hizmetinize vermiştir.
Gökleri ve yeri yaratan, gökten suyu indirip onunla rızık olarak size türlü meyveler çıkaran; izni ile denizde yüzüp gitmeleri için gemileri emrinize veren; nehirleri de sizin için akıtan O'dur.
ALLAH gökleri ve yeri yaratan, gökten bir su indirip sizin için çeşitli meyvelerden besinler çıkarandır. Koyduğu yasaya göre sizi denizde taşıması için gemileri emrinize verdi. Aynı şekilde ırmakları da emrinize verdi.
ALLAH gökleri ve yeri yaratan, gökten bir su indirip sizin için çeşitli meyvelerden besinler çıkarandır. Koyduğu yasaya göre sizi denizde taşıması için gemileri emrinize verdi. Aynı şekilde ırmakları da emrinize verdi.
Allah, öyle bir Allah'tır ki, gökleri ve yeri yarattı; yukarıdan su indirip onunla size rızık olarak çeşitli ürünler çıkardı; emri gereği denizde seyretmesi için size gemileri hizmetinize sundu; nehirleri de size amade kıldı.
Allah öyle bir ilahdır ki gökleri ve yeri yarattı ve yukarıdan bir su indirdi de onunla size rızk için türlü semereler çıkardı ve emriyle denizde cereyan etmek için size gemileri musahhar kıldı, size nehirleri de musahhar kıldı.
O Allah ki, gökleri ve yeri yarattı, gökten su indirdi ve böylece onunla ürünleri size rızık olarak yetiştirdi; koyduğu yasalarla denizlerde yüzüp giden gemileri hizmetinize verdi ve ırmakları yararınıza sundu.
O Allah ki, gökleri ve yeri yarattı, gökten su indirdi ve böylece onunla ürünleri size rızık olarak yetiştirdi; koyduğu yasalarla denizlerde yüzüp giden gemileri hizmetinize verdi ve ırmakları yararınıza sundu.
O Allah ki, gökleri ve yeri yarattı, gökten su indirdi ve böylece onunla ürünleri size rızık olarak yetiştirdi; koyduğu yasalarla denizlerde yüzüp giden gemileri hizmetinize verdi ve ırmakları yararınıza sundu.
Tanrı, gökleri ve yeri yaratan ve gökten su indirip onunla size rızık olarak türlü ürünler çıkarandır. Ve denizde yüzmeleri için gemileri buyruğuyla size boyun eğdirendir. Irmaklara da sizin için boyun eğdirendir / eğdirmiştir.
Allah, gökleri ve yeri yaratandır, üstden (bulutlardan) su (yağmur) indirib onunla size rızk olarak türlü mahsuller, meyveler çıkarandır, emr (ve izn-i ilahis) i ile gemileri denizde yürümek için size ram edendir, akar suları da yine size, sizin (faidenize) müsehhar kılandır.
Allah O'dur ki; gökleri ve yeri yaratmış, indirdiği su ile size rızık olarak ürünler çıkarmıştır. Emri gereğince denizde yüzmek üzere gemileri ve nehirleri buyruğunuza verdi.
(30-34) O’nun yolundan saptırmak amacıyla Allah’a denkler yaptılar , geçinin / faydalanın de. Muhakkak ki varacağınız yer ateştir. İman eden kullarıma söyle ki namazı kılsınlar, onları rızıklandırdığımız şeylerden gizi açık harcasınlar, Alışverişin ve dostluğun olmadığı gün gelmezden önce bunu yapsınlar. Allah gökleri ve yeri yarattı ve gökten su indirdi ondan size rızık olsun diye ürünler çıkardı. O’nun emriyle denizde akmanız için gemileri emrinize amade kıldı. Nehirleri emrinize amade kıldı, hareketleri devamlı olan güneşi ve ayı da sizin emrinize amade kıldı , geceyi de gündüzü de hizmetinize verdi / emrinize amade kıldı , her n eyi sual etti iseniz / neyi istedi iseniz onu size verdik , Allah’ın nimetinin adedini saymaya kalksanız hesap edemezsiniz. İnsan kesinlikle çok zalim ve de çok kafirdir.
Allah; gökleri ve yeri yaratan, gökten yağmur indiren ve onunla size rızık olarak türlü meyveler çıkaran, emri gereğince denizde yüzmek üzere gemileri emrinize veren, nehirleri de hizmetinize sunandır.
Allah O'dur ki, gökleri ve yeri yarattı, gökten su indirdi ve onunla size rızık olarak çeşitli meyvalar çıkardı. Buyruğuyla denizde akıp gitmesi için gemileri emrinize verdi, ırmakları emrinize verdi.
Allah, gökleri ve yeri yaratan, gökten su indirip size rızık olsun diye onunla yerden ürünler çıkaran dipnot 1 , koyduğu kanuna göre denizde yüzüp gitmesi için gemileri hizmetinize verendir. Irmakları da hizmetinize vermiştir dipnot 2 .
Allah, gökleri ve yeri yaratmış olandır. Gökten su indirir, size rızık olsun diye onunla yerden ürünler çıkarır. Emriyle dipnot 1 denizde yüzüp gitmesi için gemileri hizmetinize vermiştir. Irmakları da hizmetinize vermiştir.
Gökleri ve yeri yaratan, gökten indirdiği su ile rızık olarak meyveler çıkaran, emri ile denizde yüzüp, giden gemileri hizmetinize sunan, nehirleri sizin emrinize veren Allah’tır.
Gökleri ve yeri yaratan, gökten indirdiği su ile rızık olarak ürünler çıkaran, emri ile denizde yüzmek üzere gemileri, nehirleri sizin emrinize veren Allah'tır.
Allah odur ki, gökleri ve yeri yarattı. Gökten bir su indirdi de onunla size rızık olarak türlü meyveler çıkardı. Emriyle denizde akıp gitmeleri için gemileri hizmetinize verdi. Irmakları da emrinize verdi.
İbrâhîm suresi, 33. ayet. وَسَخَّرَ لَكُمُ ٱلشَّمْسَ وَٱلْقَمَرَ دَآئِبَيْنِ وَسَخَّرَ لَكُمُ ٱلَّيْلَ وَٱلنَّهَارَ
O, adetleri üzere hareket eden güneşi ve ayı sizin hizmetinize sunan, geceyi ve gündüzü sizin emrinize verendir.
Düzenli seyreden (sistemi gereği) güneşi ve ayı sizin hizmetinize vermiş, geceyi ve gündüzü de hizmetinize sunmuştur. dipnot 1
yine sizin yararlanmanız için (bir yörüngede) devinip duran güneşi ve ayı (yasalara) tabi kılan; yine sizin için geceyi ve gündüzü (yasalarına) amade kılan;
ve her ikisi de kendi yörüngelerinde seyreden güneşi ve ayı sizin (yararlanmanız) için (koyduğu yasalara) bağlı kılan; ve gece ile gündüzü (yine) sizin (yararlanmanız) için (koyduğu yasalara) bağlı tutan.
Tam bir devamlılıkla işlevini yapmakta olan Güneş ve Ay, size hizmet eder (Güneş'in ve Ay'ın enerjilerini ve farkında olmadığınız çeşitli özelliklerini kullanmaktasınız). . . Gece ve gündüzden de yararlanmaktasınız.
Güneşi ve ayı hareketlerinde sürekli emrinize amade kılan, geceyi ve gündüzü de emrinize amade kılandır.
Düzenli seyreden güneşi ve ayı size faydalı kıldı; geceyi ve gündüzü de istifadenize verdi.
Ve düzenli bir biçimde devinim yapan güneşi ve ayı hizmetinize vermiş; geceyi ve gündüzü de hizmetinize vermiştir.
Düzenli seyreden güneşi ve ayı size faydalı kılan; geceyi ve gündüzü de istifadenize sunan O'dur.
Görevlerini aksatmayan güneşi ve ayı hizmetinize sundu, geceyi ve gündüzü de hizmetinize sundu.
Görevlerini aksatmayan güneşi ve ay'ı hizmetinize sundu, geceyi ve gündüzü de hizmetinize sundu.
Sizin için birbiri ardınca güneş ve ayı hizmetinize verdi; yine sizin için gece ve gündüzü amade kıldı.
Ve sizin için birbiri ardınca Şems-ü Kameri muhassar kıldı, yine sizin için leyl-ü neharı verdi
Düzenli bir hareket içinde olan Güneş'i ve Ay'ı hizmetinize verdi. Geceyi ve gündüzü de hizmetinize verdi.
Düzenli bir hareket içinde olan Güneş'i ve Ay'ı hizmetinize verdi. Geceyi ve gündüzü de hizmetinize verdi.
Düzenli bir hareket içinde olan Güneş'i ve Ay'ı hizmetinize verdi. Geceyi ve gündüzü de hizmetinize verdi.
Güneşi ve ayı hareketlerinde sürekli emrinize amade kılan, geceyi ve gündüzü de emrinize amade kılandır.
Güneşi, ayı adetlerinde daim (ve hizmetlerinde kaaim) olarak, size teshıyr eden O, geceyi gündüzü sizin (faidenize) tahsis eyleyen Odur.
Devamlı olarak yörüngelerinde yürüyen güneşi ve ayı size müsahhar kıldı. Geceyi ve gündüzü de size teshir etti.
(30-34) O’nun yolundan saptırmak amacıyla Allah’a denkler yaptılar , geçinin / faydalanın de. Muhakkak ki varacağınız yer ateştir. İman eden kullarıma söyle ki namazı kılsınlar, onları rızıklandırdığımız şeylerden gizi açık harcasınlar, Alışverişin ve dostluğun olmadığı gün gelmezden önce bunu yapsınlar. Allah gökleri ve yeri yarattı ve gökten su indirdi ondan size rızık olsun diye ürünler çıkardı. O’nun emriyle denizde akmanız için gemileri emrinize amade kıldı. Nehirleri emrinize amade kıldı, hareketleri devamlı olan güneşi ve ayı da sizin emrinize amade kıldı , geceyi de gündüzü de hizmetinize verdi / emrinize amade kıldı , her n eyi sual etti iseniz / neyi istedi iseniz onu size verdik , Allah’ın nimetinin adedini saymaya kalksanız hesap edemezsiniz. İnsan kesinlikle çok zalim ve de çok kafirdir.
O, düzenli seyredip hareket eden Güneş'i ve Ay'ı sizin hizmetinize sunan, gece ve gündüzü sizin emrinize verendir.
Sürekli olarak (seyir ve aydınlatma) görevlerini yapan güneşi ve ay'ı emrinize verdi, geceyi ve gündüzü de emrinize verdi.
(Yörüngelerinde) hiç durmadan hareket eden güneşi ve ayı hizmetinize vermiştir. Geceyi ve gündüzü de hizmetinize vermiştir dipnot 1 .
Yörüngelerinde hiç durmadan yürüyen güneşi ve ayı hizmetinize vermiştir. Geceyle gündüzü de hizmetinize vermiştir.
Düzenli seyredip, yürüyen Ay ve Güneşi de sizin emrinize verdi. Geceyle gündüzü de sizin buyruğunuza verdi.
Yörüngelerinde yürüyen Ay ve Güneşi de sizin emrinize verdi. Geceyle gündüzü de sizin buyruğunuza verdi.
Görevlerini şaşmadan yapmak üzere Güneş'i ve Ay'ı da size boyun eğdirdi. Geceyi ve gündüzü de hizmetinize verdi.
İbrâhîm suresi, 34. ayet. وَءَاتَىٰكُم مِّن كُلِّ مَا سَأَلْتُمُوهُ وَإِن تَعُدُّوا۟ نِعْمَتَ ٱللَّهِ لَا تُحْصُوهَآ إِنَّ ٱلْإِنسَٰنَ لَظَلُومٌ كَفَّارٌ
O, istediğiniz şeylerin hepsinden size verdi. Eğer Allah'ın nimetlerini saymaya kalkışsanız sayamazsınız. Şüphesiz insan çok zalimdir, çok nankördür.
O, size istediğiniz her şeyden bir kısmını vermiştir. Allah'ın nimet(ler)ini sayacak olsanız onları sayamazsınız. dipnot 1 Şüphesiz ki insan çok zalimdir, çok nankördür!
ve isteyebileceğiniz her türlü şeyden (yararınıza olanları) size veren... Ve eğer Allah'ın nimetlerini saymaya kalksanız baş edemezsiniz. Şu da bir gerçektir ki, insanoğlu zulme pek yatkın olup nankörlüğünde hayli ısrarcıdır.
Ve size kendisinden isteyebileceğiniz her türlü şeyden (bazısını) veren O'dur; (öyle ki) Allah'ın nimetlerini saymaya kalksanız sayamazsınız. (Yine de) insanoğlu zulmünde pek ısrarlı, nankörlüğünde pek inatçıdır!
O, (fıtratlarınız gereği halkoluş sürecinde) O'ndan istemiş olduklarınızın hepsinden, size vermiştir. . . Eğer Allah nimetlerini saymaya kalksanız, onları değerlendirerek sayıp bitiremezsiniz. . . Muhakkak ki insan çok zalim ve ortadaki açık gerçeği örtücüdür!
Size her istediğiniz şeyi verdi. Eğer Allah'ın nimetini saymaya kalkışırsanız, onu sayıp bitirmeye güç yetiremezsiniz. Gerçek şu ki, insan pek zalimdir, pek nankördür.
O size istediğiniz her şeyden verdi. Allah'ın nimetini sayacak olsanız sayamazsınız. Doğrusu insan çok zalim, çok nankördür!
O'ndan istediğiniz her şeyi size vermiştir. Allah'ın nimetlerini saymaya kalksanız sayamazsınız. Aslında, insan, gerçekten çok haksızlık yapar; çok nankördür.
O size istediğiniz her şeyden verdi. Allah'ın nimetini sayacak olsanız sayamazsınız. Doğrusu insan çok zalimdir; çok nankördür!
O'ndan ne dilediyseniz size verdi. ALLAH'ın nimetlerini sayarsanız bitiremezsiniz. İnsanoğlu gerçekten çok zalimdir, çok nankördür.
O'ndan ne dilediyseniz size verdi. ALLAH'ın nimetlerini sayarsanız bitiremezsiniz. İnsanoğlu gerçekten çok zalimdir, çok nankördür.
Hem size istediğiniz şeylerin hepsinden verdi; öyle ki, Allah'ın nimetini saysanız onu bitiremezsiniz. Gerçekten insan çok zalim, çok nankördür.
Hem size istediğiniz şeylerin hepsinden verdi öyle ki Allahın nı'metini saysanız onu bitiremezsiniz, her halde insan, çok zalim, çok nankör
Ondan istediğiniz her şeyden size verdi. Eğer Allah'ın nimetini sayacak olsanız sayamazsınız. Doğrusu insan, çok zalimdir, çok kafirdir. dipnot 1
Ondan istediğiniz her şeyden size verdi. Eğer Allah'ın nimetini sayacak olsanız sayamazsınız. Doğrusu insan, çok zalimdir, çok kafirdir. dipnot 1
Ondan istediğiniz her şeyden size verdi. Eğer Allah'ın nimetini sayacak olsanız sayamazsınız. Doğrusu insan, çok zalimdir, çok kafirdir. dipnot 1
Size her istediğiniz şeyi verdi. Eğer Tanrı'nın nimetini saymaya kalkışırsanız onu sayıp bitirmeye güç yetiremezsiniz. Gerçek şu ki, insan pek zalimdir, (pek) kafirdir.
O, size istediğiniz şeylerin hepsinden verdi. Eğer Allahın (bunca) ni'metini birer birer saymak isterseniz (ne mümkin?) siz (onları) icmal suretiyle bile sayamazsınız. Hakıykat, insan çok zulümkardır, çok nankördür.
O, size istediğiniz şeylerin hepsinden verdi. Allah'ın nimetini sayacak olsanız; bitiremezsiniz. Doğrusu insan, pek zalim ve nankördür.
(30-34) O’nun yolundan saptırmak amacıyla Allah’a denkler yaptılar , geçinin / faydalanın de. Muhakkak ki varacağınız yer ateştir. İman eden kullarıma söyle ki namazı kılsınlar, onları rızıklandırdığımız şeylerden gizi açık harcasınlar, Alışverişin ve dostluğun olmadığı gün gelmezden önce bunu yapsınlar. Allah gökleri ve yeri yarattı ve gökten su indirdi ondan size rızık olsun diye ürünler çıkardı. O’nun emriyle denizde akmanız için gemileri emrinize amade kıldı. Nehirleri emrinize amade kıldı, hareketleri devamlı olan güneşi ve ayı da sizin emrinize amade kıldı , geceyi de gündüzü de hizmetinize verdi / emrinize amade kıldı , her n eyi sual etti iseniz / neyi istedi iseniz onu size verdik , Allah’ın nimetinin adedini saymaya kalksanız hesap edemezsiniz. İnsan kesinlikle çok zalim ve de çok kafirdir.
O, size kendisinden istediğiniz şeylerin hepsini verdi. Eğer Allah’ın nimetlerini saymaya kalkışsanız sayamazsınız. Şüphesiz insan çok zalimdir, çok nankördür.
Ve kendisinden istediğiniz herşeyden size bir parça verdi. Eğer Allah'ın ni'metini saymak isteseniz sayamazsınız! (Doğrusu) insan çok haksızlık edendir, çok nankördür!
Size isteyebileceğiniz dipnot 1 her şeyden vermiştir dipnot 2 . Allah'ın nimetlerini saymaya kalksanız bitiremezsiniz dipnot 3 . İnsan gerçekten sürekli yanlış yapar, çok da nankördür.
Allah size istediğiniz her şeyden vermiştir. Allah'ın nimetlerini saymaya kalksanız bitiremezsiniz. Ama insan, yanlışı çok yapar, çok da nankördür.
Kendisinden istediğiniz her şeyi size vermiştir. Allah’ın nimetini sayacak olsanız sayamazsınız Doğrusu insan pek zalim ve çok nankördür.
Kendisinden dilediğiniz her şeyi size vermiştir. Allah'ın nimetini sayacak olsanız bitiremezsiniz. Doğrusu insan pek zalim ve çok nankördür.
Kendisinden istediğiniz her şeyden size bir parça verdi. Allah'ın nimetini saymaya kalksanız, sayıp bitiremezsiniz. Doğrusu şu ki insan, gerçekten çok zalim, çok nankördür.
Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. Öntanımlı açık dört meal öncelik sırasına göredir; listeden hepsi açılabilir.