Diyanet İşleri
İnsanlara hidayet (Kur'an) geldikten sonra onların iman etmelerine ancak, "Allah, bir beşeri mi peygamber olarak gönderdi?" demeleri engel olmuştur.
İsrâ suresi
İsrâ suresi, 94. ayet. وَمَا مَنَعَ ٱلنَّاسَ أَن يُؤْمِنُوٓا۟ إِذْ جَآءَهُمُ ٱلْهُدَىٰٓ إِلَّآ أَن قَالُوٓا۟ أَبَعَثَ ٱللَّهُ بَشَرًا رَّسُولًا
vemâ mene`a-nnâse ey yü'minû iẕ câehümü-lhüdâ illâ en ḳâlû ebe`aŝe-llâhü beşerar rasûlâ.
İnsanlara hidayet (Kur'an) geldikten sonra onların iman etmelerine ancak, "Allah, bir beşeri mi peygamber olarak gönderdi?" demeleri engel olmuştur.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu İstenen mucizeler ve verilen cevap İsrâ 90–100 3
(90-93) Dediler ki: "Yerden bize bir pınar fışkırtmadıkça; yahut senin hurmalardan, üzümlerden oluşan bir bahçen olup, aralarından şarıl şarıl ırmaklar akıtmadıkça; yahut iddia ettiğin gibi, gökyüzünü üzerimize parça parça düşürmedikçe; yahut Allah'ı ve melekleri karşımıza getirmedikçe; yahut altından bir evin olmadıkça; ya da göğe çıkmadıkça sana asla inanmayacağız. Bize gökten okuyacağımız bir kitap indirmedikçe göğe çıktığına da inanacak değiliz." De ki: "Rabbimi tenzih ederim. Ben ancak resul olarak gönderilen bir beşerim."
İnsanlara hidayet (Kur'an) geldikten sonra onların iman etmelerine ancak, "Allah, bir beşeri mi peygamber olarak gönderdi?" demeleri engel olmuştur.
De ki: "Eğer yeryüzünde, (insanlar yerine) yerleşip dolaşan melekler olsaydı, elbette onlara gökten bir melek peygamber indirirdik."
De ki: "Sizinle benim aramda şahit olarak Allah yeter. Çünkü O, kullarından hakkıyla haberdardır, onları hakkıyla görendir."
Allah, kimi doğru yola iletirse işte o, doğru yolu bulmuştur. Kimi de saptırırsa, böyleleri için O'nun dışında dostlar bulamazsın. Onları kıyamet günü körler, dilsizler ve sağırlar olarak yüzüstü haşredeceğiz. Varacakları yer cehennemdir. Cehennemin ateşi dindikçe, onlara çılgın ateşi artırırız.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
94. İşte insanların pek çoğunu iman etmekten alıkoyan sebep de budur. Çünkü onlara gönderilen peygamberler kendi cinslerinden birer insan idi. Yüce Allah’ın kendilerinden bir insanı peygamber olarak göndermiş olması, insanlara rahmetinin bir tecellisidir. Çünkü insanlar, bu vahiyleri meleklerden direkt olarak alamazlar.
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Kâfirlerin, Allah'a ve resulüne iman etmelerine ve resulün getirdiğiyle amel etmelerine engel olan sadece kendilerine gönderilen resulün beşer cinsinden olmasıdır. Bunun üzerine inkâr ederek şöyle dediler: "Allah, bize resul olarak bir insan mı gönderdi?"
Aynı kök: بعث (67 geçiş) · Aynı kök: بشر (123 geçiş) · Ortak kavram: Diriliş
İnsanlar tek bir ümmetti. Allah, müjdeciler ve uyarıcılar olarak peygamberler gönderdi ve beraberlerinde, insanların anlaşmazlığa düştükleri şeyler…
Aynı kök: بعث (67 geçiş) · Aynı kök: بشر (123 geçiş) · Ortak kavram: Diriliş
(Ey Muhammed!) Her ümmetin kendi içinden üzerlerine bir şahit göndereceğimiz, seni de onların üzerine bir şahit olarak getireceğimiz günü düşün. Sana…
Aynı kök: منع (17 geçiş) · Ortak kavram: Diriliş
O, kitap ehlinden inkar edenleri ilk toplu sürgünde yurtlarından çıkarandır. Siz onların çıkacaklarını sanmamıştınız. Onlar da kalelerinin,…
Aynı kök: بعث (67 geçiş) · Ortak kavram: Diriliş
Sonra, şükredesiniz diye ölümünüzün ardından sizi tekrar dirilttik.
Aynı kök: بشر (123 geçiş) · Ortak kavram: Müjde (Beşâret)
İman edip salih ameller işleyenlere, kendileri için; içinden ırmaklar akan cennetler olduğunu müjdele. Cennetlerin meyvelerinden kendilerine her…
Aynı kök: بشر (123 geçiş) · Ortak kavram: Müjde (Beşâret)
De ki: "Her kim Cebrail'e düşman ise, bilsin ki o, Allah'ın izni ile Kur'an'ı; önceki kitapları doğrulayıcı, mü'minler için de bir hidayet rehberi ve…
Aynı kök: بشر (123 geçiş) · Ortak kavram: Müjde (Beşâret)
Şüphesiz biz seni hak ile; müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderdik. Sen cehennemlik olanlardan sorumlu tutulacak değilsin.
Aynı kök: منع (17 geçiş)
Allah'ın mescitlerinde onun adının anılmasını yasak eden ve onların yıkılması için çalışandan kim daha zalimdir. Böyleleri oralara (eğer girerlerse)…
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
Kendilerine rehber geldiğinde insanları iman etmekten alıkoyan şey, "Allah elçi olarak bir insanı mı gönderdi" demelerinden başka bir şey değildir. dipnot 1
İşte, kendilerine doğru yol bilgisi geldiği zaman insanları ona inanmaktan alıkoyan şey, sadece şöyle akıl yürütmeleriydi: "Ne yani, şimdi Allah fani bir insanı mı elçi olarak gönderdi?"
(İşte bunun gibi,) insanlara (bir peygamber eliyle) doğru yol bilgisi geldiği zaman onları (ona) inanmaktan alıkoyan, onların: "Allah ölümlü bir insanı mı elçi olarak gönderdi?" diye itiraz etmelerinden başka bir şey değildir.
Kendilerine hakikat geldiğinde, insanların iman etmelerine mani olan: "Allah, rasul bir beşer ba's etti!" demeleridir.
Kendilerine hidayet geldiği zaman, insanları inanmaktan alıkoyan şey, onların: "Allah, elçi olarak bir beşeri mi gönderdi?" demelerinden başkası değildir.
Zaten, kendilerine hidayet rehberi geldiğinde, insanların (buna) inanmalarını sırf, «Allah, peygamber olarak bir beşeri mi gönderdi?» demelerini engellemiştir.
İnsanlara yol gösteren geldiğinde, onları inanmaktan alıkoyan, "Allah, elçi olarak, bir insanoğlunu mu gönderdi?" demelerinden başka bir şey değildir.
Zaten, kendilerine hidayet rehberi geldiğinde, insanların buna inanmalarını sırf, "Allah, peygamber olarak bir beşer mi gönderdi?" demeleri engellemiştir.
Kendilerine hidayet geldiğinde, halk: "ALLAH bir insanı mı elçi olarak gönderdi" diyerek onaylamadı.
Kendilerine hidayet geldiğinde, halk: 'ALLAH bir insanı mı elçi olarak gönderdi,' diyerek inanmadı
Kendilerine doğru yolu gösteren rehber geldiğinde insanların iman etmelerine ancak şöyle demeleri engel oldu: "Allah bir insanı mı peygamber gönderdi?"
Kendilerine doğru yolu gösteren hidayetci geldiğinde nasın iyman etmelerine ancak şöyle demeleri mani' oldu: Allah bir beşeri mi Resul gönderdi?
İnsanlara, doğru yola ileten rehber gelince, onları iman etmekten alıkoyan şey, "Allah, ölümlü bir beşeri mi resul gönderdi?" şeklindeki anlayışlarıdır.
İnsanlara, doğru yola ileten rehber gelince, onları iman etmekten alıkoyan şey, "Allah, ölümlü bir beşeri mi resul gönderdi?" şeklindeki anlayışlarıdır.
İnsanlara, doğru yola ileten rehber gelince, onları iman etmekten alıkoyan şey, "Allah, ölümlü bir beşeri mi rasul gönderdi?" diye düşünmeleridir.
Kendilerine hidayet geldiği zaman insanları inanmaktan alıkoyan şey, onların: "Tanrı, elçi olarak bir beşeri mi gönderdi?" demelerinden başkası değildir.
İnsanların — kendilerine hidayet (rehberi) geldiği zaman iman etmelerini "Allah bir beşeri mi peygamber gönderdi?" demelerinden başka bir şey men' etmedi.
Onlara hidayet geldiği zaman; insanları inanmaktan alıkoyan, sadece: Allah peygamber olarak bir beşeri mi göndermiştir? demeleridir.
(90-96) Dediler ki arzdan kaynak / memba fışkırtmadıkça sana inanmayız , ayrıca hurmadan ve üzümden bir bahçen olsun , aralarından da nehirler fışkırdıkça fışkırsın , v eya iddia ettiği n üzere semayı üzerimizde paramparça e dip üzerimize dökmelisin, veya Allah ve melekleri karşımıza getirsin, yahut senin altından bir evin olsun veya göğe ilerleyesin / terakki edesin, senin İlerlemene de inanmayız ta ki üzerimize okuyacağımız bir kitap da indiresin, deki Rabbimi tenzih ederim, ben beşer bir R esul değil miyim? Rehberlik / Hidayet geldikten sonra insanların inanmalarına engel olan şey / mâni olan şey Allah ancak bir beşer Resul mü yarattı demeleridir. De ki arzda memnun olarak / tatmin olmuş olarak yürüyen melekler olsaydı biz de semadan melek Resul indirirdik. Deki benimle siz arasında şahit olarak Allah yeterlidir. Muhakkak ki O, kullarından haberdardır, görendir.
İnsanlara hidayet geldiği halde, onların iman etmesine engel olan şey “Allah, rasûl olarak bir insan mı gönderdi?” demelerinden başkası değildir.
Zaten kendilerine hidayet geldiği zaman insanları doğru yola gelmekten alıkoyan şey, hep: "Allah, bir insanı elçi mi gönderdi?" demeleridir.
Kendilerine doğru yolu gösteren rehber /kitap gelince insanları ona inanmaktan alıkoyan şey dipnot 1 sadece şu sözleridir: "Allah (kitap indirecek olsa) elçi olarak bir beşeri mi görevlendirir!" dipnot 2
Kendilerine doğru yolu gösteren kişi gelince bu insanları inanmaktan alıkoyan şu sözleridir: "Allah elçi olarak bir adamı (beşer) mı gönderdi?"
İnsanlara hidayet geldiği halde, onların iman etmesine engel olan şey “Allah, rasûl olarak bir insan mı gönderdi?” demelerinden başkası değildir.
İnsanlara kılavuz geldiği halde, onların inanmasına "Allah elçi olarak bir insan mı gönderdi?" demeleri engel olmaktadır.
Kendilerine hak kılavuzcusu geldiğinde, insanların iman etmelerine, şöyle demelerinden başka bir şey engel olmadı: "Allah, bir insan mı resul gönderdi?"
In effect nothing holds back the people and hinder them from conforming to Islam as ordained by Allah despite sending Messengers to guide them but their presumption upon Providence. "Is it conceivable", they say, "That Allah sends to the people a human Messenger!"
The only thing that kept these people from believing, when guidance came to them, was that they said, ‘How could God have sent a human being as a messenger?’
What kept men back from belief when Guidance came to them, was nothing but this: they said, "Has Allah sent a man (like us) to be (His) Messenger?"
Whenever Guidance came to people, nothing prevented them from believing except that they said: "Has Allah sent a human being as a Messenger?" dipnot 1
Nothing prevents people from having iman when guidance comes to them but the fact that they say, ‘Has Allah sent a human being as Messenger?’
And nothing prevented men from believing when the guidance came to them, except that they said: "Has Allâh sent a man as (His) Messenger?"
Nothing kept the people from believing when guidance came to them, but their saying, ‘Has Allah sent a human as an apostle?!’
And nothing has prevented the people from believing when the guidance came to them except their sayings, `Has Allâh raised a human being (like us) as a Messenger?'
And naught prevented men from believing when the guidance came to them, but that they said, 'Has God sent forth a mortal as Messenger?'
What prevented the people from believing (when the Lord’s guidance reached them) is their questioning the fact that God has chosen a human being as His Messenger.
Naught prohibited men from believing when the guidance came to them, save their saying, 'God has sent a mortal for an apostle. '
Nothing stopped the people from acknowledging when the guidance came to them, except they said, "Has God sent a human messenger?"
And nothing hindreth men from believing, when a direction is come unto them, except that they say, hath God sent a man for his apostle?
Naught prevents men from believing when the guidance came to them, save their saying, "Has Allah sent a mortal for a messenger?"
And nothing (whatever) prevented mankind from believing (i. e., made them not to believe) as the guidance came to them, except that they said, "Has Allah sent forth a mortal as Messenger?"
And naught prevented mankind from believing when the guidance came unto them save that they said: Hath Allah sent a mortal as (His) messenger?
Nothing prevented men from believing when guidance came to them, other than (what) they said: "Has God sent (only) a man as messenger?"
Yet whenever [God's] guidance came to them [through a prophet, ] nothing has ever kept people from believing [in him] save this their objection: "Would God have sent a [mere] mortal man as His apostle?"
And nothing has prevented people from believing when guidance comes to them except their protest: "Has Allah sent a human as a messenger?"
And what stopped the people from believing when the guidance came to them, except that they said: "Has God sent a human messenger"
What prevented the people from believing when the guidance came to them is their saying, "Did GOD send a human being as a messenger?"
And what prevented the people from believing when guidance came to them except that they said, "Has Allah sent a human messenger?"
And there prevented men from believing when the guidance came to them only that they said: “Has God raised up a mortal as messenger?”
Yet whenever Guidance came to people, nothing has ever kept them from believing as much as this objection, "Would Allah send a mortal man as His Messenger?"
What kept men away from belief when Guidance came to them, was nothing but this: They said, "Has Allah sent (only) a man to be (His) messenger?"
Nothing prevented people from believing, when guidance came to them, except that they said, "Has Allah sent a man as a messenger?"
And what stopped the people from believing when the guidance came to them, except that they said: "Has God sent a human messenger?"