Diyanet İşleri
Şüphesiz biz, onların üzerine tek bir korkunç ses gönderdik de, onlar, ağıldaki hayvanların çiğneyip ufaladıkları kuru çöpler gibi oldular.
Kamer suresi
Kamer suresi, 31. ayet. إِنَّآ أَرْسَلْنَا عَلَيْهِمْ صَيْحَةً وَٰحِدَةً فَكَانُوا۟ كَهَشِيمِ ٱلْمُحْتَظِرِ
innâ erselnâ `aleyhim ṣayḥatev vâḥideten fekânû keheşîmi-lmuḥteżir.
Şüphesiz biz, onların üzerine tek bir korkunç ses gönderdik de, onlar, ağıldaki hayvanların çiğneyip ufaladıkları kuru çöpler gibi oldular.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Semûd kavmi Kamer 23–32 3
"Onlara, suyun (deve ile) kendileri arasında (nöbetleşe) paylaştırıldığını, bildir. Her su nöbetinde sahibi hazır bulunsun."
Derken, (kavmin en azgını olan) arkadaşlarını çağırdılar. O da işe koyuldu ve deveyi kesti.
Fakat azabım ve uyarılarım nasılmış!
Şüphesiz biz, onların üzerine tek bir korkunç ses gönderdik de, onlar, ağıldaki hayvanların çiğneyip ufaladıkları kuru çöpler gibi oldular.
Andolsun biz, Kur'an'ı düşünüp öğüt almak için kolaylaştırdık. Var mı düşünüp öğüt alan?
Lut kavmi de uyarıcıları yalanladı.
(34-35) Şüphesiz biz de üzerlerine taşlar savuran bir rüzgar gönderdik. Yalnız Lut'un ailesi başka. Katımızdan bir nimet olarak bir seher vakti onları kurtardık. Şükredenleri işte böyle mükafatlandırırız.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
Bu metin 30–32. ayetler için yazılmıştır.
30-32. “Nasılmış Benim azabım ve uyarılarım?” Bu, çok şiddetli bir azap idi. Allah, üzerlerine hem bir çığlık, hem de bir sarsıntı göndermişti. Onlardan bir fert kalmamak üzere hepsini helâk etmişti. Allah, Salih aleyhisselam’ı ve onunla birlikte iman edenleri ise kurtarmıştı. “Andolsun ki Biz Kur’ân’ı düşünüp öğüt alınması için kolaylaştırdık. Yok mu düşünüp öğüt alan?”
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Onların üzerine tek bir ses gönderdik de, bu ses onları helak ediverdi. Koyun ağılı için kullanılan kuru ot gibi oldular.
Aynı kök: حظر (2 geçiş)
Rabbinin lütfundan her birine; onlara da, bunlara da veririz. Rabbinin lütfu (hiç kimseye) yasaklanmış değildir.
Aynı kök: هشم (2 geçiş)
Onlara dünya hayatının örneğini ver: (Dünya hayatı), gökten indirdiğimiz yağmur gibidir ki, onun sebebiyle yeryüzünün bitkileri boy verip birbirine…
Aynı kök: صيح (13 geçiş) · Aynı kök: وحد (68 geçiş) · Ortak kavram: Tevhid
Sadece korkunç bir ses oldu. Bir anda sönüp gittiler.
Aynı kök: صيح (13 geçiş) · Aynı kök: وحد (68 geçiş) · Ortak kavram: Tevhid
Onlar ancak, çekişip dururlarken kendilerini yakalayacak korkunç bir ses bekliyorlar.
Aynı kök: صيح (13 geçiş) · Aynı kök: وحد (68 geçiş) · Ortak kavram: Tevhid
Sadece korkunç bir ses olur. Bir de bakarsın, hepsi birden toplanıp huzurumuza çıkarılmışlardır.
Aynı kıssa: Hz. Sâlih · Aynı kök: وحد (68 geçiş) · Ortak kavram: Tevhid
(23-24) Semud kavmi de uyarıcıları yalanlamış ve şöyle demişlerdi: "İçimizden bir insana mı uyacağız? (Asıl) o takdirde biz apaçık bir sapıklık ve…
Aynı kök: وحد (68 geçiş) · Ortak kavram: Tevhid
Hani, "Ey Musa! Biz bir çeşit yemeğe asla katlanamayız. O halde, bizim için Rabbine yalvar da, o bize yerden biten sebze, kabak, sarımsak, mercimek,…
Aynı kök: وحد (68 geçiş) · Ortak kavram: Tevhid
Yoksa siz Yakub'un, ölüm döşeğinde iken çocuklarına, "Benden sonra kime ibadet edeceksiniz?" dediği, onların da, "Senin ilahına ve ataların İbrahim,…
Tamamı: yazma kataloğu
Arkeoloji
Nabatî dönemi yapılarıdır; Semûd ile özdeşliği kanıtlanmamıştır.
Ayet: Hicr 80-84 · Kamer 23-31
Ahmad AlHasanat · Own work · CC BY-SA 4.0
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
(Deveyi kesince) biz de üzerlerine korkunç bir ses göndermiştik. Anında ağıla konulan kuru ot gibi olmuşlardı. dipnot 1
Elbet Biz de onlara tek bir bela sayhası gönderdik: sonunda çürüyüp un-ufak olmuş odun talaşına döndüler.
Biz onlara (ceza olarak) bir tek darbe vurduk ve bir çiftliğin kurumuş, kırılmış fidanlarına döndüler.
Muhakkak ki biz onların üzerine sayha-i vahide (bir tek şiddetli titreşimli ses) irsal ettik de (davarların önüne) konmuş çöp kırıntısı gibi oldular.
Çünkü Biz onların üzerine bir tek çığlık gönderdik. Böylece onlar, ağıldaki çalı çırpı olan kuru ot gibi oluverdiler.
Biz onların üzerlerine korkunç bir ses gönderdik. Hemen hayvan ağılına konan kuru ot gibi oluverdiler.
Aslında, benzersiz bir gürlemeyi, onların üzerine gönderdik. Hayvan barınaklarındaki ufalanmış kuru otlar gibi oldular.
Biz onların üzerine korkunç bir ses gönderdik. Hemen hayvan ağılına konan kuru ot gibi oluverdiler.
Üzerlerine bir tek patlama gönderdik ve onlar ağılcının topladığı saman yığınına döndüler.
Üzerlerine bir tek patlama gönderdik ve onlar ağılcının topladığı saman yığınına döndüler.
Çünkü Biz üzerlerine tek bir sayha gönderiverdik; ağılcı çırpısı gibi kırılıp dökülüverdiler.
Çünkü biz üzerlerine tek bir sayha salıverdik, ağılcı çırpısı gibi kırılıp döküle kaldılar
Biz, onların üzerlerine tek bir sayha gönderdik. Böylece ağıldaki ufalanmış kuru ot gibi oldular.
Biz, onların üzerlerine tek bir sayha gönderdik. Böylece ağıldaki ufalanmış kuru ot gibi oldular.
Biz, onların üzerlerine tek bir sayha gönderdik. Böylece ağılcıların topladığı ufalanmış kuru ot gibi oldular.
Çünkü biz onların üzerine bir tek çığlık gönderdik. Böylece onlar, ağıldaki çalı çırpı olan kuru ot gibi oluverdiler.
Çünkü biz onların üzerine korkunç bir ses gönderdik de hayvan ağılına konan kuru çalı çırpı ve otlar gibi oluverdiler.
Nitekim üzerlerine bir tek çığlık gönderdik de ağılcıların kullandığı kurumuş ot gibi oldular.
(23-32) Semûd ta uyarıları yalanladı. Dediler ki bizden beşer birine / bizim gibi derili birine mi uyacağız. (Melek falan olsaydı belki, fakat, bu bir beşer) Kesinlikle işte o zaman, sapmışlık ve çılgınlık içindeyiz demektir. Kur’an / Zikir içimizden gele gele ona mı geldi? Bilâkis o çok yalancı ve de şımarık biridir. İleride kim yalancı ve kim şımarmış bilecekler. Şimdi onlara, onları sınayıp ayrıştıracak / onlara fitne olacak bir deve gönderiyoruz, sen onları gözlemle ve de sabret. Onlara suyun aralarında (deve v e kavim arasında) bölüştürülmüş / ta ksimatlı olduğunu haber ver, her biri içeceği zaman hazır bulunsun. Onlar da arkadaşlarını yardıma çağırdılar, o da gaddarlaştı ve deveyi kesti. Azabım ve uyarılarım nasıl oldu? Biz de onlara tekbir ses gönderdik. Onlar da ağıllarda hayvanlara serilen ağıl çırpıntısı gibi oldular. Kesin olan şu ki biz, Kuranı hatıra gelebilmesi için kolaylaştırdık, ders alabilen var mı?
Şüphesiz biz, onların üzerine tek bir korkunç ses gönderdik de onlar, ağıldaki (hayvanların çiğneyip ufaladıkları) kuru çöpler gibi oldular.
Biz onların üzerine tek sayha (korkunç bir ses) gönderdik; ağılcının topladığı kuru ot gibi kırılıp döküldüler.
Üzerlerine yüksek bir ses gönderdik. Hepsi ağılcının kullandığı kuru ot parçaları gibi oldular dipnot 1 .
Üzerlerine yüksek bir ses saldık; hayvan barınağına serilmiş kuru otlar gibi oldular.
Onların üstüne tek bir çığlık gönderdik. Hemen hayvan ağılına (çit olarak) konan kuru ot gibi oluverdiler.
Onların üstüne tek bir çığlık gönderdik de deve ağılındaki kuru ot gibi oldular.
Biz, onlar üzerine bir tek ses gönderdik de ağılcının serptiği kuru ot gibi kırılıp ufalandılar.
And how great and direful was the one cry* We sent against them from the realm of heaven that they came to be like the bristly stubbles of grain stalks that are left in the ground.
We released a single mighty blast against them and they ended up like a fencemaker’s dry sticks.
For We sent against them a single Mighty Blast, and they became like the dry stubble used by one who pens cattle.
Behold, We sent a single Blast against them, and they became like the trampled twigs of a sheep pen-builder. dipnot 1
We sent a single Blast against them and they were just like a thatcher’s reeds.
Verily, We sent against them a single Saihah (torment - awful cry), and they became like the stubble of a fold-builder.
We sent against them a single Cry, and they became like the dry sticks of a corral builder.
And We let loose a single and sudden blast against them and they became crushed like dry twigs whittled down by an enclosure-maker.
We loosed against them one Cry, and they were as the wattles of a pen-builder.
I sent them only one blow which made them look like harvested hay.
Verily, we sent against them one noise, and they were like the dry sticks of him who builds a fold.
We sent upon them one scream, whereupon they became like harvested hay.
For We sent against them one cry of the angel Gabriel, and they became like the dry sticks used by him who buildeth a fold for cattle.
Surely We sent upon them a single Shout (or Blast), so they became like the dry stubble which the maker of an enclosure collects.
Surely We sent against them one Shout; so they were as the chaff of a pen-builder.
Lo! We sent upon them one Shout, and they became as the dry twigs (rejected by) the builder of a cattle-fold.
We sent a single blast against them, and they were reduced to husks of a decayed fence.
Behold, We let loose upon them one single blast [of Our punishment], and they became like the dried-up, crumbling twigs of a sheepfold.
Indeed, We sent against them ˹only˺ one ˹mighty˺ blast, leaving them like the twigs of fence-builders.
We sent upon them one scream, whereupon they became like harvested hay.
We sent upon them one blow, whereupon they became like harvested hay.
Indeed, We sent upon them one blast from the sky, and they became like the dry twig fragments of an [animal] pen.
We sent upon them one Blast, and they were like the dry stalks of the fence-maker.
Behold, We sent upon them a single mighty Blast whereupon they crumbled to chaff.
Verily, We sent against them a single Mighty Blast, and they became like the dry stubble used by one that keeps the cattle.
We sent upon them a single Cry, and they were like crushed leafs of a hedge-builder.
We sent upon them one scream, whereupon they became like harvested hay.