Diyanet İşleri
Derken, (kavmin en azgını olan) arkadaşlarını çağırdılar. O da işe koyuldu ve deveyi kesti.
Kamer suresi
Kamer suresi, 29. ayet. فَنَادَوْا۟ صَاحِبَهُمْ فَتَعَاطَىٰ فَعَقَرَ
fenâdev ṣâḥibehüm fete`âṭâ fe`aḳara.
Derken, (kavmin en azgını olan) arkadaşlarını çağırdılar. O da işe koyuldu ve deveyi kesti.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Semûd kavmi Kamer 23–32 3
Onlar yarın bilecekler: Kimmiş yalancı, kimmiş şımarık!
(Salih'e şöyle demiştik:) "Şüphesiz biz, onlara bir imtihan olmak üzere, o dişi deveyi göndereceğiz. Şimdi onları gözetle ve sabret."
"Onlara, suyun (deve ile) kendileri arasında (nöbetleşe) paylaştırıldığını, bildir. Her su nöbetinde sahibi hazır bulunsun."
Derken, (kavmin en azgını olan) arkadaşlarını çağırdılar. O da işe koyuldu ve deveyi kesti.
Fakat azabım ve uyarılarım nasılmış!
Şüphesiz biz, onların üzerine tek bir korkunç ses gönderdik de, onlar, ağıldaki hayvanların çiğneyip ufaladıkları kuru çöpler gibi oldular.
Andolsun biz, Kur'an'ı düşünüp öğüt almak için kolaylaştırdık. Var mı düşünüp öğüt alan?
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
29. “Derken üzerine onlar” kabilenin en bedbaht kişisi olan ve bu işe girişen “arkadaşlarını çağırdılar. O da (kılıcını) aldı” kendisine verilen kesme emrine uyup “dişi deveyi kesip öldürdü.”
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Dişi deveyi öldürmesi için arkadaşlarını çağırdılar. O da kılıcı aldı, kavminin emrine itaat ederek deveyi öldürdü.
Aynı kök: عقر (8 geçiş) · Aynı kıssa: Hz. Sâlih
Nihayet deveyi kestiler, Rablerinin emrine karşı geldiler ve "Ey Salih! Sen eğer (dediğin gibi) peygamberlerden isen, haydi bizi tehdit ettiğin azabı…
Aynı kök: عقر (8 geçiş) · Aynı kıssa: Hz. Sâlih
Derken onu kestiler. Salih, dedi ki: "Yurdunuzda üç gün daha yaşayın. (Sonra helak olacaksınız.) İşte bu, yalanlanamayacak bir tehdittir."
Aynı kök: عقر (8 geçiş) · Aynı kıssa: Hz. Sâlih
Derken onu kestiler, fakat pişman oldular.
Aynı kıssa: Hz. Sâlih · Aynı kök: صحب (97 geçiş)
Andolsun, Hicr halkı da peygamberleri yalanlamıştı.
Aynı kök: ندو (53 geçiş) · Aynı kök: صحب (97 geçiş)
Cennetlikler cehennemliklere, "Rabbimizin bize va'dettiğini biz gerçek bulduk. Siz de Rabbinizin va'dettiğini gerçek buldunuz mu?" diye seslenirler.…
Aynı kök: ندو (53 geçiş) · Aynı kök: صحب (97 geçiş)
İkisi (cennet ve cehennem) arasında bir sur, A'raf üzerinde de birtakım adamlar vardır. Cennet ve cehennemliklerin hepsini simalarından…
Aynı kök: ندو (53 geçiş) · Aynı kök: صحب (97 geçiş)
A'raftakiler, simalarından tanıdıkları birtakım adamlara da seslenir ve şöyle derler: "Ne çokluğunuz, ne de taslamakta olduğunuz kibir size bir yarar…
Aynı kök: عطو (14 geçiş)
Kendilerine kitap verilenlerden Allah'a ve ahiret gününe iman etmeyen, Allah'ın ve Resulünün haram kıldığını haram saymayan ve hak din İslam'ı din…
Tamamı: yazma kataloğu
Arkeoloji
Nabatî dönemi yapılarıdır; Semûd ile özdeşliği kanıtlanmamıştır.
Ayet: Hicr 80-84 · Kamer 23-31
Ahmad AlHasanat · Own work · CC BY-SA 4.0
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
Onlar arkadaşlarını çağırmışlar, (içlerinden biri) hemen ileri atılmış ve deveyi vahşice katletmişti. dipnot 1
Derken onlar, (çete başı olan) arkadaşlarını çağırdılar. Kafa kafaya verdiler... ve nihayet o, (deveyi) gaddarca boğazladı.
Ama onlar (en yakın) adamlarını çağırdılar; o (gelir gelmez kötü bir işe) kalkıştı ve (hayvanı) vahşice boğazladı.
Arkadaşlarına seslenip çağırdılar. Onlar da payını aldı, deveyi de vahşi şekilde boğazladılar!
Derken arkadaşlarını çağırdılar, o da bıçağını kapıp 'hayvanı ayağından biçip yere devirdi.'
Arkadaşlarını çağırdılar, o da (bundan cür'et alarak) kılıcını kaptı ve deveyi kesti.
Böylece, arkadaşlarını çağırdılar. Ardından, işe koyulup kesti.
Arkadaşlarını çağırdılar, o da kılıcını kaptı ve deveyi kesti.
Bir arkadaşlarını çağırdılar, o da çekip (deveyi) kesti.
Bir arkadaşlarını çağırdılar, o da çekip (deveyi) kesti.
Bunun üzerine arkadaşlarına bağırdılar, o da silaha sarıldı ve ayaklarını çırptı (biçti).
Bunun üzerine sahiblerine bağırdılar o da silaha sarıldı da ayaklarını çırptı
Derken arkadaşlarını çağırdılar, dipnot 1 o da bıçağa sarıldı ve kesti.
Derken arkadaşlarını çağırdılar dipnot 1 , o da bıçağa sarıldı ve kesti.
Derken arkadaşlarını çağırdılar dipnot 1 , o da hazırlandı ve acımasızca kesti.
Derken arkadaşlarını çağırdılar, o da bıçağını kapıp 'hayvanı ayağından biçip yere devirdi'.
Binnetice, arkadaşlarını çağırdılar. O da (kılıca) sarılarak (deveyi) kesdi.
Arkadaşlarını çağırdılar, o da sarılarak onu kesti.
(23-32) Semûd ta uyarıları yalanladı. Dediler ki bizden beşer birine / bizim gibi derili birine mi uyacağız. (Melek falan olsaydı belki, fakat, bu bir beşer) Kesinlikle işte o zaman, sapmışlık ve çılgınlık içindeyiz demektir. Kur’an / Zikir içimizden gele gele ona mı geldi? Bilâkis o çok yalancı ve de şımarık biridir. İleride kim yalancı ve kim şımarmış bilecekler. Şimdi onlara, onları sınayıp ayrıştıracak / onlara fitne olacak bir deve gönderiyoruz, sen onları gözlemle ve de sabret. Onlara suyun aralarında (deve v e kavim arasında) bölüştürülmüş / ta ksimatlı olduğunu haber ver, her biri içeceği zaman hazır bulunsun. Onlar da arkadaşlarını yardıma çağırdılar, o da gaddarlaştı ve deveyi kesti. Azabım ve uyarılarım nasıl oldu? Biz de onlara tekbir ses gönderdik. Onlar da ağıllarda hayvanlara serilen ağıl çırpıntısı gibi oldular. Kesin olan şu ki biz, Kuranı hatıra gelebilmesi için kolaylaştırdık, ders alabilen var mı?
Arkadaşlarını çağırdılar, o da (kılıcı) alıp, deveyi kesti.
Bir arkadaşlarını çağırdılar, o da bıçağı çekip (deveyi) kesti.
Fakat onlar bir arkadaşlarını çağırdılar; o da işi üstlendi ve deveyi ayaklarını keserek öldürdü dipnot 1 .
Derken arkadaşlarını çağırdılar; o da bıçağı kaptığı gibi deveyi kesti.
Arkadaşlarını çağırdılar, o da elini uzatıp deveyi kesti.
Arkadaşlarını çağırdılar, o da elini uzatıp deveyi vahşice boğazladı.
Arkadaşlarını çağırdılar, o da hançerini kapıp deveyi boğazladı.
They called upon the leader whose heart was confederate with his hand; which held the knife and disabled the she-camel by cutting her hamstring muscles.
But they called their companion, who took a sword and hamstrung the camel.
But they called to their companion, and he took a sword in hand, and hamstrung (her).
Eventually, they summoned their companion, and he undertook the (outrageous) task and hamstrung the she-camel. dipnot 1
They called on their companion and he set to it and hamstrung her.
But they called their comrade and he took (a sword) and killed (her).
But they called their companion, and he took [a knife] and hamstrung [her].
Thereupon they called their comrade who seized her (- the she-camel) quite unlawfully with the help of others and hamstrung (her, and they were then overtaken by a calamity).
Then they called their comrade, and he took in hand, and hamstrung her.
Instead, They commissioned a clan member to kill the camel.
Then they called their companion, and he plied (a knife) and hamstrung her.
But they called on their friend, and he was paid to slaughter.
And they called their companion: And he took a sword, and slew her.
But they called their companion, who took (the sword) and hamstrung her.
Then they called out their companion, so he took upon himself (the task); then he hamstrung her.
But they call their comrade and he took and hamstrung (her).
But they called their commander, who seized and hamstrung her.
But they summoned their [boldest] companion, and he ventured [upon the evil deed], and cruelly slaughtered [the animal]:
But they roused a companion of theirs, so he dared to kill ˹her˺.
But they called on their friend, and he was paid to slaughter.
But they persuaded their friend to kill (the camel), and he obliged.
But they called their companion, and he dared and hamstrung [her].
Then they called their companion, and he betook himself and did hamstring.
But they called their (most forward) comrade and he took charge and killed her.
But they called to their companion (in evil) and he took a sword in hand, and killed (the she-camel cutting her hamstrings).
Then they called their man (to kill the she-camel,) so he undertook (the task) and killed (the she-camel).
But they called on their friend, and he was paid to slaughter.