Kehf suresi · 102–110. ayetler

Amelce en çok ziyanda olanlar ve kapanış

Bu bölümün ayetleri 4 mealde yan yana açılıyor; yukarıdaki listeden 27 Türkçe mealin herhangi birini açıp kapatabilirsiniz. Aralarındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz.

Hangi mealler görünsün? 4 / 27 açık

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir bölüme geçince öntanımlıya döner. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

  1. Kehf suresi, 102. ayet — bütün mealleriyle aç

    Kehf suresi, 102. ayet. أَفَحَسِبَ ٱلَّذِينَ كَفَرُوٓا۟ أَن يَتَّخِذُوا۟ عِبَادِى مِن دُونِىٓ أَوْلِيَآءَ إِنَّآ أَعْتَدْنَا جَهَنَّمَ لِلْكَٰفِرِينَ نُزُلًا

    Diyanet İşleri

    İnkar edenler, beni bırakıp da kullarımı dost edineceklerini mi sandılar? Biz cehennemi kafirlere konak olarak hazırladık.

    Mehmet Okuyan

    Kâfir olanlar, benim peşim sıra kullarımı dostlar edineceklerini mi sandılar! Biz cehennemi kâfirlere bir konak olarak hazırladık.

    Mustafa İslamoğlu

    İnkarda ısrar eden bu kimseler benim kullarımı, benden bağımsız olarak, kendilerine kayırıcı veli edineceklerini mi sandılar? Şüphesiz Biz cehennemi kafirler için bir konukevi(!) olarak hazırladık.

    Muhammed Esed

    Hakkı inkara şartlanmış olan bu kimseler, Benim kullarım(dan herhangi birini) Bana karşı (kendilerine) dost, koruyucu edinebileceklerini mi sandılar? Hiç şüphe edilmesin ki Biz cehennemi hakkı inkar edenler için bir konak yeri olarak hazırlamışızdır.

    Ahmed Hulusi

    Hakikat bilgisini inkar edenler, Beni bırakıp (hakikatlerindeki El VELİYY isminin özelliğini inkar edip) kullarımı (dışarıdan) veli edineceklerini mi sandılar! Biz cehennemi, hakikat bilgisini inkar edenlerin yaşam ortamı yaptık!

    Ali Bulaç

    İnkar edenler, Beni bırakıp kullarımı veliler edindiklerini mi sandılar? Gerçekten Biz cehennemi kafirler için bir durak olarak hazırlamışız.

    Ali Özek ve heyeti

    o küfredenler, beni bırakıp da kullarımı kendilerine dost edinebileceklerini mi sanmaktadırlar? Oysa biz Cehennem'i kâfirler için kalacakları bir yer olarak hazırladık.

    Ali Rıza Safa

    Nankörlük edenler, Benden başka bir de ayrıca, kullarımı dostlar edineceklerini sandılar; öyle mi? Aslında, nankörlük edenler için, cehennemi, bir konaklama yeri olarak hazırladık.

    Bayraktar Bayraklı

    Kafirler, beni bırakıp da kullarımı dostlar edineceklerini mi sandılar? Biz cehennemi kafirler için bir konak olarak hazırladık.

    Edip Yüksel

    İnkarcılar, benim dışımda kullarımı veliler edinerek kurtulacaklarını mı sandılar? O inkarcıların konağı olarak cehennemi belirledik.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    İnkarcılar, benim dışımda kullarımı veliler edinerek kurtulacaklarını mı sandılar. O inkarcıların konağı olarak cehennemi belirledik.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Yoksa o kafirler, Beni bırakıp da kullarımı kendilerine dost edineceklerini mi sandılar? Biz cehennemi o kafirlere bir konukluk hazırladık.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Ya o kafirler beni bırakıpda kullarıma kendilerine mevla ittihaz edeceklerini mi zannettiler, biz Cehennemi o kafirler için bir konukluk hazırladık

    Erhan Aktaş

    Yoksa Kafirler, Benim yanım sıra evliya dipnot 1 edinebileceklerini mi sandılar? Biz, Cehennem'i Kafirlere bir ikram olarak hazırladık.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bkz. 11.113. ayetin dipnotu.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Yoksa Kafirler dipnot 1 , Benim yanım sıra evliya dipnot 1 edinebileceklerini mi sandılar? Biz, Cehennem'i Kafirlere bir ikram olarak hazırladık.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Kafir: İnançsız, inanmayan, gerçeğin üzerini örten, gerçeği kabul etmeyen, nankör. Allah'ı ve vahyi reddeden. Küfr, İman'ın karşıtıdır.
    2. metne dön, dipnot 2
      Koruyucu, yardımcı, gözeten, destekleyici, yandaş. Kur'an'da yer alan "Veli" ve velinin çoğulu olan "evliya" sözcüklerine dost, dostlar olarak anlam verilmesi doğru değildir. Bu sözcükler, etik anlamdaki dostluğu değil; siyasi bağlamda yönetmeyi, korumayı, gözetilmeyi ifade etmektedir. Kur'an, "dost" için "halil" sözcüğünü kullanmaktadır. (Örneğin: 2:254; 4:125; 17:73; 25:28.)

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Yoksa gerçeği yalanlayan nankörler, Beni bırakıp kullarımı evliya dipnot 1 edinebileceklerini mi sandılar? Biz, Cehennem'i gerçeği yalanlayan nankörlere bir ikram olarak hazırladık.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Koruyucular, yardımcılar, gözeticiler, destekleyiciler, yandaşlar. Sahip çıkacak, koruyacak.

    Gültekin Onan

    Küfredenler, beni bırakıp kullarımı veliler edindiklerini mi sandılar? Gerçekten biz cehennemi kafirler için bir durak olarak hazırlamışız.

    Hasan Basri Çantay

    Kafirler beni bırakıb da kullarımı (kendilerine) dostlar edineceklerini mi sandı (lar)? Biz cehennemi o kafirler için bir konak olarak hazırladık.

    İbni Kesir

    Kafirler, Beni bırakıp da kullarımı dost edinmelerini kafi mi sandılar? Doğrusu Biz, cehennemi kafirlere konak olarak hazırladık.

    Mehmet Alagaş

    (99-108) Onların bazılarını bazıları içinde izdiham halinde / dalgalanır halde bırakırız, sûra üfürülmüştür, onları topluca biraraya getirmişizdir, o gün sunu olarak cehennemi kafirlere sunmuşuzdur, onların gözleri, hatırlatmama / zikrime karşı kapaklı idi, i şitmeye güçleri yetmiyordu , kafirler, benim dışımda , kullarımı, dost olarak edinebilecekler ini mi hesap ettiler ? Kesinlikle inecekleri yer olarak cehennemi, kafirlere hazırladık , de ki amel olarak hasara uğrayacak olanları bildirelim mi? Dünya hayatındaki çabaları sapmıştır , onlar güzel işler üretiyoruz (san’ an / sanayi ediyoruz) hesap ederler, i şte onlar Rablerinin ayetlerini ve onunla buluşmayı yok sayıyorlardı , amelleri işe yaramadı / b oşa gitti, onlar için kıyamet günü terazi / ölçüm olmayacaktır, işte bu; yok saymalarından ve ayetlerimizle ve elçilerimizle alay etmelerinden dolayı onların cezası olan cehennemdir, iman edenler ve salih amel işleyenler onların indirileceği yer ise Firdevs cennetleridir. Orada kalıcıdırlar, onlarda oradan ayrılmak / başka bir yerle değiştirmek istemezler.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Kâfirler, beni bırakıp da kullarımı veliler/ilahlar edineceklerini mi sandılar? Biz, Cehennem'i kâfirler için konak olarak hazırladık.

    Süleyman Ateş

    O nankörler benden ayrı olarak kullarımı kendilerine veliler yapacaklarını mı sandılar? Biz kafirlere cehennemi konak olarak hazırladık.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Ayetleri görmezlikten gelenler (kafirler), benimle kendi aralarına dostlar (veliler) olarak kullarımı koyacaklarını mı sanıyorlar? Biz cehennemi, o kafirlerin konak yeri yaptık.

    Şaban Britch

    Kâfirler, beni bırakıp da kullarımı veliler/ilahlar edineceklerini mi sandılar? Biz, cehennemi kâfirler için konak olarak hazırladık.

    Şaban Piriş

    Kafirler, benden başka, kullarımı da veli edinebileceklerini mi sandılar. Biz, cehennemi kafirler için konut olarak hazırladık.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Küfre sapanlar, beni bırakıp da kullarımı veliler edineceklerini mi sandılar. Biz cehennemi bir konuk evi olarak inkarcılar için hazırladık.

  2. Kehf suresi, 103. ayet — bütün mealleriyle aç

    Kehf suresi, 103. ayet. قُلْ هَلْ نُنَبِّئُكُم بِٱلْأَخْسَرِينَ أَعْمَٰلًا

    Diyanet İşleri

    (103-104) (Ey Muhammed!) De ki: "Amelce en çok ziyana uğrayan; iyi iş yaptıklarını sandıkları halde, dünya hayatındaki çabaları kaybolup giden kimseleri size haber verelim mi?"

    Mehmet Okuyan

    De ki: "(Yaptıkları) işler bakımından en çok kaybedenleri size bildirelim mi?

    Mustafa İslamoğlu

    De ki: "Eylem olarak en büyük kayba uğrayacak olanı size haber verelim mi?"

    Muhammed Esed

    De ki: "Size, yapıp ettiklerinde en büyük kayba uğrayan kimseleri haber vereyim mi?"

    Ahmed Hulusi

    De ki: "Yaptıkları yüzünden en büyük hüsrana uğrayacakları, haber vereyim mi?"

    Ali Bulaç

    De ki: "Davranış (ameller) bakımından en çok hüsrana uğrayacak olanları size haber vereyim mi?"

    Ali Özek ve heyeti

    De ki: Size, (yaptıkları) işler bakımından en çok ziyana uğrayanları bildirelim mi?

    Ali Rıza Safa

    De ki: "Yaptıkları edimlerde en çok yitime uğrayanları size bildireyim mi?"

    Bayraktar Bayraklı

    De ki: "Size, işler bakımından en çok ziyana uğrayanları bildirelim mi?"

    Edip Yüksel

    De ki: "İş yapanların en kötüsünün kim olduğunu size bildireyim mi?"

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    De ki, 'İş yapanların en kötüsünün kim olduğunu size bildireyim mi?'

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    De ki: "Size amelleri en çok hüsrana gidenleri haber vereyim mi?

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Size, de: amelleri en ziyade hüsrana gidenleri haber vereyim mi?

    Erhan Aktaş

    De ki: "Size, yaptıklarından dolayı en çok kayba uğrayanları haber verelim mi?"

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    De ki: "Size, yaptıklarından dolayı en çok kayba uğrayanları haber verelim mi?"

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    De ki: "Size, yaptıklarından dolayı en çok kayba uğrayanları haber verelim mi?"

    Gültekin Onan

    De ki: "Davranış (ameller) bakımından en çok hüsrana uğrayacak olanları size haber vereyim mi?"

    Hasan Basri Çantay

    (103-104) De ki: "(Yapdıkları) işler bakımından en çok ziyana uğrayanları, kendileri muhakkak iyi yapıyorlar sanarak dünya hayaatında sa'yleri boşa gitmiş olanları size haber vereyim mi"?

    İbni Kesir

    De ki: Size amel bakımından en çok kayıpta bulunanları haber vereyim mi?

    Mehmet Alagaş

    (99-108) Onların bazılarını bazıları içinde izdiham halinde / dalgalanır halde bırakırız, sûra üfürülmüştür, onları topluca biraraya getirmişizdir, o gün sunu olarak cehennemi kafirlere sunmuşuzdur, onların gözleri, hatırlatmama / zikrime karşı kapaklı idi, i şitmeye güçleri yetmiyordu , kafirler, benim dışımda , kullarımı, dost olarak edinebilecekler ini mi hesap ettiler ? Kesinlikle inecekleri yer olarak cehennemi, kafirlere hazırladık , de ki amel olarak hasara uğrayacak olanları bildirelim mi? Dünya hayatındaki çabaları sapmıştır , onlar güzel işler üretiyoruz (san’ an / sanayi ediyoruz) hesap ederler, i şte onlar Rablerinin ayetlerini ve onunla buluşmayı yok sayıyorlardı , amelleri işe yaramadı / b oşa gitti, onlar için kıyamet günü terazi / ölçüm olmayacaktır, işte bu; yok saymalarından ve ayetlerimizle ve elçilerimizle alay etmelerinden dolayı onların cezası olan cehennemdir, iman edenler ve salih amel işleyenler onların indirileceği yer ise Firdevs cennetleridir. Orada kalıcıdırlar, onlarda oradan ayrılmak / başka bir yerle değiştirmek istemezler.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    (Ey Muhammed!) De ki: Amelleri bakımından hüsranda olan kimseleri size haber verelim mi?

    Süleyman Ateş

    De ki: "Size işleri bakımından en çok ziyana uğrayacak olanları söyleyeyim mi?"

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    De ki "İşleri en büyük zararla kapanacekları size haber vereyim mi?

    Şaban Britch

    De ki: Amelleri bakımından hüsranda olan kimseleri size haber verelim mi?

    Şaban Piriş

    De ki: Çalışma bakımından en büyük kayba uğrayan kimseleri size haber verelim mi?

    Yaşar Nuri Öztürk

    De ki: "Amelleri bakımından hüsrana en çok batanları size haber vereyim mi?"

  3. Kehf suresi, 104. ayet — bütün mealleriyle aç

    Kehf suresi, 104. ayet. ٱلَّذِينَ ضَلَّ سَعْيُهُمْ فِى ٱلْحَيَوٰةِ ٱلدُّنْيَا وَهُمْ يَحْسَبُونَ أَنَّهُمْ يُحْسِنُونَ صُنْعًا

    Diyanet İşleri

    (103-104) (Ey Muhammed!) De ki: "Amelce en çok ziyana uğrayan; iyi iş yaptıklarını sandıkları halde, dünya hayatındaki çabaları kaybolup giden kimseleri size haber verelim mi?"

    Mehmet Okuyan

    (Bunlar) iyi işler yaptıklarını sandıkları hâlde dünya hayatında çabaları boşa giden kişilerdir." dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Burada dikkat çekilen nokta gittiği yolun yanlış olduğunu fark edememek, yaptığı yanlışları güzel işler olarak sanmaktır. A‘râf 7:30, Kehf 18:104, Zuhruf 43:37 ve Mücâdele 58:18'de de benzerleri bulunan bu ifade, insanoğlunun yanılgı noktalarının en tehlikelisini oluşturmaktadır. Çünkü insan bir şeyin yanlış olduğunu fark ederse artık bile bile onun peşine gitmemeyi daha çok isteyip başarabilir; ancak her şeye rağmen inkârda ısrar edenlerin bulunacağı da gözden uzak tutulmamalıdır.

    Mustafa İslamoğlu

    "Bunlar, dünya hayatında tüm yapıp ettikleri (istikametten) sapmış olan kimselerdir: oysa ki bu tipler, kendilerinin güzel ve erdemli işler yaptığını sanmaktadırlar.

    Muhammed Esed

    "Bunlar, güzel işler yaptıklarını zannettikleri halde, dünya hayatının peşinde tüm çaba ve koşuşturmaları eğri ve çarpık olan kimseler(dir):

    Ahmed Hulusi

    Onlar ki, dünya hayatında tüm çalışmaları boşa giden kimselerdir. . . Oysa onlar güzel işler yaptıklarını sanıyorlardı!

    Ali Bulaç

    "Onların, dünya hayatındaki bütün çabaları boşa gitmişken, kendilerini gerçekte güzel iş yapmakta sanıyorlar."

    Ali Özek ve heyeti

    (Bunlar;) iyi işler yaptıklarını sandıkları halde, dünya hayatında çabaları boşa giden kimselerdir.

    Ali Rıza Safa

    "Onların, dünya yaşamında yaptıkları edimler boşa gitmiştir. Üstelik güzel edimler yaptıklarını sanıyorlar!"

    Bayraktar Bayraklı

    Onlar, iyi işler yaptıklarını sandıkları halde, dünya hayatında çabaları boşa giden kimselerdir.

    Edip Yüksel

    "Onlar, iyi iş yaptıklarını zannettikleri halde dünyadaki çabaları boşa çıkanlardır."

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    'Onlar, iyi iş yaptıklarını zannettikleri halde dünyadaki çabaları boşa çıkanlardır.'

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Kendilerinin gerçekten güzel sanat yaptıklarını sandıklan halde dünya hayatında çabaları boşa gitmiş olanları.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Onlar ki Dünya hayatta saiyleri boşa gitmektedir de kendilerini zannederler: ki cidden güzel san'at yapıyorlar.

    Erhan Aktaş

    "Onlar, dünya hayatında iyi işler yaptıklarını sanırlarken, yaptıkları boşa gitmiş olan kimselerdir."

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    "Onlar, dünya hayatında iyi işler yaptıklarını sanırlarken, yaptıkları boşa gitmiş olan kimselerdir."

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    "Onlar, dünya hayatında iyi işler yaptıklarını sanırlarken, yaptıkları boşa gitmiş olan kimselerdir."

    Gültekin Onan

    "Onların, dünya hayatındaki bütün çabaları boşa gitmişken, kendilerini gerçekte güzel iş yapmakta sanıyorlar."

    Hasan Basri Çantay

    (103-104) De ki: "(Yapdıkları) işler bakımından en çok ziyana uğrayanları, kendileri muhakkak iyi yapıyorlar sanarak dünya hayaatında sa'yleri boşa gitmiş olanları size haber vereyim mi"?

    İbni Kesir

    Onlar ki; güzel iş yaptıklarını sandıkları halde dünya hayatındaki çalışmaları boşa gitmiştir.

    Mehmet Alagaş

    (99-108) Onların bazılarını bazıları içinde izdiham halinde / dalgalanır halde bırakırız, sûra üfürülmüştür, onları topluca biraraya getirmişizdir, o gün sunu olarak cehennemi kafirlere sunmuşuzdur, onların gözleri, hatırlatmama / zikrime karşı kapaklı idi, i şitmeye güçleri yetmiyordu , kafirler, benim dışımda , kullarımı, dost olarak edinebilecekler ini mi hesap ettiler ? Kesinlikle inecekleri yer olarak cehennemi, kafirlere hazırladık , de ki amel olarak hasara uğrayacak olanları bildirelim mi? Dünya hayatındaki çabaları sapmıştır , onlar güzel işler üretiyoruz (san’ an / sanayi ediyoruz) hesap ederler, i şte onlar Rablerinin ayetlerini ve onunla buluşmayı yok sayıyorlardı , amelleri işe yaramadı / b oşa gitti, onlar için kıyamet günü terazi / ölçüm olmayacaktır, işte bu; yok saymalarından ve ayetlerimizle ve elçilerimizle alay etmelerinden dolayı onların cezası olan cehennemdir, iman edenler ve salih amel işleyenler onların indirileceği yer ise Firdevs cennetleridir. Orada kalıcıdırlar, onlarda oradan ayrılmak / başka bir yerle değiştirmek istemezler.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Onlar, dünya hayatındaki bütün amelleri boşa gitmişken, kendilerini gerçekte güzel iş yapmakta sanan kimselerdir.

    Süleyman Ateş

    Dünya hayatında bütün çabaları boşa gitmiş olan ve kendileri de iyi iş yaptıklarını sanan kimseleri?

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Dünya hayatında güzel iş yaptıklarını sandıkları halde çalışmaları hedefinden şaşanlardır."

    Şaban Britch

    Onlar, dünya hayatındaki bütün amelleri boşa gitmişken, kendilerini gerçekte güzel iş yapmakta sanan kimselerdir.

    Şaban Piriş

    Bunlar, güzel iş yaptıkları halde, dünyadaki tüm çalışmaları boşa gitmiş olan kimselerdir.

    Yaşar Nuri Öztürk

    O kimselerdir ki, dünya hayatındaki çabaları boşa gitmiştir de onlar sanayileşmeyi/işi hala güzel yaptıklarını sanırlar.

  4. Kehf suresi, 105. ayet — bütün mealleriyle aç

    Kehf suresi, 105. ayet. أُو۟لَٰٓئِكَ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ بِـَٔايَٰتِ رَبِّهِمْ وَلِقَآئِهِۦ فَحَبِطَتْ أَعْمَٰلُهُمْ فَلَا نُقِيمُ لَهُمْ يَوْمَ ٱلْقِيَٰمَةِ وَزْنًا

    Diyanet İşleri

    Onlar, Rab'lerinin ayetlerini ve O'na kavuşacaklarını inkar eden, böylece amelleri boşa çıkan, o yüzden de kıyamet gününde amelleri için bir terazi kurmayacağımız kimselerdir.

    Mehmet Okuyan

    İşte onlar, Rablerinin ayetlerini ve O'na kavuşmayı inkâr eden, bu yüzden işleri boşa giden kişilerdir ki biz onlar için kıyamet gününde hiçbir ölçü (terazi) tutmayacağız. dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu ayet Kasas 28:78 ve Rahmân 55:39-41. ayetlerle birlikte okunmalıdır. Ayetteki "terazi kurulmamak" ifadesi bu türden inkarcılara hiçbir şekilde değer verilmemesi anlamını da içermektedir.

    Mustafa İslamoğlu

    Bunlar, Rablerinin ayetlerini ve O'na kavuşmayı ısrarla inkar eden kimselerdir: Bu yüzden onların tüm yapıp ettikleri boşa gitmiştir; çünkü onlara Kıyamet Günü hiç kıymet vermeyeceğiz.

    Muhammed Esed

    Rablerinin mesajlarını ve O'nun huzuruna çıkarılacakları gerçeğini inkar yolunu seçen kimseler işte böyleleridir. Bunun içindir ki, böylelerinin bütün yapıp ettikleri boşa gitmektedir: Çünkü Kıyamet Günü onlara hiç değer vermeyeceğiz.

    Ahmed Hulusi

    İşte onlar, Rablerinin kendilerindeki işaretlerini (Esma'sını) ve O'na LİKA'yı (varlıklarında Esma şuurunun açığa çıkacağını yaşamayı) inkar edenlerdir ki, bu nedenle de yaptıkları boşa giden kimselerdir! Artık onlar için kıyamet sürecinde hiçbir ölçü ikame etmeyiz (yaptıklarına değer vermeyiz).

    Ali Bulaç

    İşte onlar, Rablerinin ayetlerini ve O'na kavuşmayı inkar edenlerdir. Artık onların yapıp ettikleri boşa çıkmıştır, kıyamet gününde onlar için bir tartı tutmayacağız.

    Ali Özek ve heyeti

    İşte onlar, Rablerinin âyetlerini ve O'na kavuşmayı inkâr eden, bu yüzden amelleri boşa giden kimselerdir ki, biz onlar için kıyamet gününde hiçbir ölçü tutmayacağız.

    Ali Rıza Safa

    İşte onlar, Efendilerinin ayetlerini ve O'na kavuşacaklarını inkar etmişler; sonunda, uğraşmaları boşa gitmiştir. Nitekim Yeniden Yaratılış Günü'nde, onlara hiç değer vermeyiz.

    Bayraktar Bayraklı

    İşte onlar, Rabblerinin ayetlerini ve O'na kavuşmayı inkar eden, bu yüzden amelleri boşa giden kimselerdir. Biz onlar için kıyamet gününde hiçbir ölçü/değerlendirmeye tabi tutmayacağız.

    Edip Yüksel

    Onlar, Efendi'lerinin ayetlerini ve O'nunla karşılaşmayı inkar edenlerdir. Bu yüzden işleri boşa çıkar ve diriliş gününde de onlar için bir değer biçmeyiz.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Onlar, Rab'lerinin ayetlerini ve O'nunla karşılaşmayı inkar edenlerdir. Bu yüzden işleri boşa çıkar ve diriliş gününde de onlar için bir değer biçmeyiz.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Bunlar, işte o kimselerdir ki, Rablerinin ayetlerini ve O'na kavuşmayı inkar etmişlerdir de hayır adına yaptıkları bütün işleri boşa gitmiştir. Artık kıyamet günü Biz onlara hiçbir tartı tutturmayız.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Bunlar işte o kimselerdir ki rablarının ayetlerine ve lıkasına küfretmişlerdir de hayır namına yaptıkları bütün amelleri heder olmuştur, artık Kıyamet günü biz onlara hiç bir vezin tutturmayız

    Erhan Aktaş

    İşte onlar, Rabb'lerinin ayetlerini ve O'na kavuşmayı inkar edenlerdir. Bu nedenle onların bütün yaptıkları boşa gitmiştir. Artık kıyamet günü onlara hiçbir değer vermeyiz.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    İşte onlar, Rabblerinin ayetlerini ve O'na kavuşmayı inkar edenlerdir. Bu nedenle onların bütün yaptıkları boşa gitmiştir. Artık Kıyamet Günü onlara hiçbir değer vermeyiz.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    İşte onlar, Rabb'lerinin ayetlerini ve O'na kavuşmayı inkar edenlerdir. Bu nedenle onların bütün yaptıkları boşa gitmiştir. Artık Kıyamet Günü onlara hiçbir değer vermeyiz.

    Gültekin Onan

    İşte onlar, rablerinin ayetlerine ve O'na kavuşmaya küfredenlerdir. Artık onların yapıp ettikleri boşa çıkmıştır, kıyamet gününde onlar için bir tartı tutmayacağız.

    Hasan Basri Çantay

    Onlar Rablerinin ayetlerini ve Ona kavuşmayı (inkar ile) kafir olup da (hayr namına bütün) yapdıkları boşa gitmiş bulunanlardır ki biz kıyamet gününde onlar için hiçbir ölçü tutmayacağız.

    İbni Kesir

    İşte onlar, Rabblarının ayetlerini ve O'na kavuşmayı inkar edenlerdir. Bunun için yaptıkları boşa gitmiştir. Kıyamet günü Biz, onlara değer vermeyeceğiz.

    Mehmet Alagaş

    (99-108) Onların bazılarını bazıları içinde izdiham halinde / dalgalanır halde bırakırız, sûra üfürülmüştür, onları topluca biraraya getirmişizdir, o gün sunu olarak cehennemi kafirlere sunmuşuzdur, onların gözleri, hatırlatmama / zikrime karşı kapaklı idi, i şitmeye güçleri yetmiyordu , kafirler, benim dışımda , kullarımı, dost olarak edinebilecekler ini mi hesap ettiler ? Kesinlikle inecekleri yer olarak cehennemi, kafirlere hazırladık , de ki amel olarak hasara uğrayacak olanları bildirelim mi? Dünya hayatındaki çabaları sapmıştır , onlar güzel işler üretiyoruz (san’ an / sanayi ediyoruz) hesap ederler, i şte onlar Rablerinin ayetlerini ve onunla buluşmayı yok sayıyorlardı , amelleri işe yaramadı / b oşa gitti, onlar için kıyamet günü terazi / ölçüm olmayacaktır, işte bu; yok saymalarından ve ayetlerimizle ve elçilerimizle alay etmelerinden dolayı onların cezası olan cehennemdir, iman edenler ve salih amel işleyenler onların indirileceği yer ise Firdevs cennetleridir. Orada kalıcıdırlar, onlarda oradan ayrılmak / başka bir yerle değiştirmek istemezler.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    İşte onlar, rablerinin ayetlerini ve O’na kavuşmayı inkâr eden, bu yüzden amelleri boşa gitmiş olanlardır. Bu sebeple biz kıyamet gününde onların (dünyadaki) amellerine değer vermeyiz.

    Süleyman Ateş

    İşte onlar, Rablerinin ayetlerini ve O'na kavuşmayı inkar eden, bu yüzden eylemleri boşa çıkan kimselerdir. (Yaptıkları işler tamamen boşa çıktığından) kıyamet günü onlar için bir terazi kurmayız (veya onlara hiçbir değer vermeyiz).

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Onlar, Rablerinin ayetlerini ve O'nunla karşılaşmayı göz ardı etmekte direnenlerdir. Bu yüzden yaptıkları işler boşa gider. (Mezardan) kalkış gününde onlar için artık tartı kurmayız "

    Şaban Britch

    İşte onlar, Rablerinin ayetlerini ve O'na kavuşmayı küfredenlerdir. Artık onların yapıp ettikleri boşa çıkmıştır, kıyamet günü onlara bir ağırlık/değer de vermeyeceğiz.

    Şaban Piriş

    Bunlar, Rablerinin ayetlerini ve onunla karşılaşmayı tanımamış, bu sebeple yaptıkları boşa gitmiştir. Kıyamet günü biz onlara bir değer vermeyeceğiz.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Bunlar, Rablerinin ayetlerini ve O'na ulaşmayı inkar etmişler de bütün amelleri boşa çıkmıştır. Bu yüzden kıyamet günü onlar için hiçbir ölçü tutturmayız/onlara hiçbir değer vermeyiz.

  5. Kehf suresi, 106. ayet — bütün mealleriyle aç

    Kehf suresi, 106. ayet. ذَٰلِكَ جَزَآؤُهُمْ جَهَنَّمُ بِمَا كَفَرُوا۟ وَٱتَّخَذُوٓا۟ ءَايَٰتِى وَرُسُلِى هُزُوًا

    Diyanet İşleri

    İşte böyle. İnkar etmeleri, ayetlerimi ve Peygamberlerimi alay konusu yapmaları yüzünden onların cezası cehennemdir.

    Mehmet Okuyan

    İşte, inkâr ettikleri için, (ayrıca) ayetlerimle ve elçilerimle alay ettikleri için onların cezası cehennemdir.

    Mustafa İslamoğlu

    İşte onların cezası, inkarda direndikleri, ayetlerimi ve elçilerimi alaya aldıkları için cehennem olacaktır.

    Muhammed Esed

    Hakkı inkar etmeleri, Benim mesajlarımı ve elçilerimi alaya almaları yüzünden, işte böylelerinin cezası cehennem olacaktır".

    Ahmed Hulusi

    İşte Hakikat bilgisini inkar edenlerin yaşayacakları cehennem; işaretlerimi ve Rasullerimi alaya almalarının sonucudur!

    Ali Bulaç

    İşte, inkar etmeleri, ayetlerimi ve elçilerimi alay konusu edinmelerinden dolayı onların cezası cehennemdir.

    Ali Özek ve heyeti

    İşte, inkâr ettikleri, âyetlerimi ve Rasûllerimi alaya aldıkları için onların cezası cehennemdir.

    Ali Rıza Safa

    İşte onların cezası, nankörlük ettikleri, ayetlerimi ve elçilerimi alay konusu yaptıkları için cehennemdir.

    Bayraktar Bayraklı

    İşte, inkar ettikleri, ayetlerimi ve peygamberlerimi alaya aldıkları için onların cezası cehennemdir.

    Edip Yüksel

    İnkar ettikleri, ayetlerimi ve elçilerimi hafife aldıkları için, onlara en uygun ceza cehennemdir.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    İnkar ettikleri, ayetlerimi ve elçilerimi hafife aldıkları için, onlara en uygun ceza cehennemdir.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    İşte böyle, onların cezası cehennemdir. Çünkü küfretmişler, benim ayetlerimi ve peygamberlerimi alaya almışlardır.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    İşte böyle onların cezaları Cehennemdir, çünkü küfretmişler ve benim ayetlerimi ve Peygamberlerimi eğlence yerine tutmuşlardır

    Erhan Aktaş

    Küfretmeleri, ayetlerimi ve Resullerimi alaya almaları nedeniyle onların cezaları Cehennem'dir.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Küfretmeleri, ayetlerimi ve resullerimi alaya almaları nedeniyle onların cezaları Cehennem'dir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    İşte onların cezaları; gerçeği yalanlayarak nankörlük etmeleri, ayetlerimi ve rasullerimi alaya almaları nedeniyle Cehennem'dir.

    Gültekin Onan

    İşte, küfretmeleri, ayetlerimi ve elçilerimi alay konusu edinmelerinden dolayı onların cezası cehennemdir.

    Hasan Basri Çantay

    İşte böyle. Onların cezası, küfr (ve inkar) etdikleri ve benim ayetlerimi ve peygamberlerimi bir eğlenceye aldıkları için, cehennemdir.

    İbni Kesir

    İşte onların cezası; inkar edip peygamberlerimi ve ayetlerimi alaya almalarına karşılık, cehennemdir.

    Mehmet Alagaş

    (99-108) Onların bazılarını bazıları içinde izdiham halinde / dalgalanır halde bırakırız, sûra üfürülmüştür, onları topluca biraraya getirmişizdir, o gün sunu olarak cehennemi kafirlere sunmuşuzdur, onların gözleri, hatırlatmama / zikrime karşı kapaklı idi, i şitmeye güçleri yetmiyordu , kafirler, benim dışımda , kullarımı, dost olarak edinebilecekler ini mi hesap ettiler ? Kesinlikle inecekleri yer olarak cehennemi, kafirlere hazırladık , de ki amel olarak hasara uğrayacak olanları bildirelim mi? Dünya hayatındaki çabaları sapmıştır , onlar güzel işler üretiyoruz (san’ an / sanayi ediyoruz) hesap ederler, i şte onlar Rablerinin ayetlerini ve onunla buluşmayı yok sayıyorlardı , amelleri işe yaramadı / b oşa gitti, onlar için kıyamet günü terazi / ölçüm olmayacaktır, işte bu; yok saymalarından ve ayetlerimizle ve elçilerimizle alay etmelerinden dolayı onların cezası olan cehennemdir, iman edenler ve salih amel işleyenler onların indirileceği yer ise Firdevs cennetleridir. Orada kalıcıdırlar, onlarda oradan ayrılmak / başka bir yerle değiştirmek istemezler.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    İşte; kâfir oldukları, âyetlerimi ve rasûllerimi alaya aldıkları için onların cezası Cehennem'dir.

    Süleyman Ateş

    İnkar ettikleri, ayetlerimi ve elçilerimi eğlence yerine koydukları için onların cezası cehennemdir.

    Süleymaniye Vakfı

    İşte böyle! Kafirlik etmelerinin, ayetlerimi ve elçilerimi hafife almalarının karşılığı cehennemdir. dipnot 1

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Gözlerini Allah'ın kitabına kapayan, ondaki doğru bilgileri dinlemeye tahammül edemeyip din konusunda, kendilerine yakın gördükleri kişilere uyanlar kafir olurlar ve cehenneme giderler (Kehf 18/100-102). Onların yaptığı iyi davranışlar boşa gitmeceğinden Ahirette onlar için tartı kurulacaktır (Müminun 23/99-104). Bir de Allah'ın dinine karşı yanlış yaptıkları halde iyi şeyler yaptıklarını sananlar vardır. Bunlar münafıklık eden (Maide 5/52-53, Tevbe 9/68-69), dininden saptırmak için mücadele edenlere boyun eğip dinden dönen (Bakara 2/217) doğruları bildikleri halde ayetleri görmezden gelip şirke düşen ama yine de kendini dindar gösteren (Tevbe 9/17), ayetler karşısında ve ahiretle ilgili konularda yalan sarılan (A'raf 7/146-147), sonuç olarak kendisi yoldan çıktığı gibi başkalarını da çıkarmaya çalışanlar vardır (A'raf 7/45). Onların yaptığı iyi davranışlar boşa gideceğinden Ahirette onlar için tartı kurulmayacaktır (Kehf 18/103-106).

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    İşte böyle. Ayetleri görmezlikte direnmelerine karşılık cezaları cehennemdir. Onlar, ayetlerimi ve elçilerimi hafife almışlardır.

    Şaban Britch

    İşte onların cezası, kâfir oldukları, ayetlerimi ve peygamberlerimi alaya aldıkları için Cehennem'dir.

    Şaban Piriş

    İşte onların cezası, inkarcı oldukları, ayetlerimi ve peygamberlerimi alaya aldıkları için cehennemdir.

    Yaşar Nuri Öztürk

    İşte böyle! Cezaları cehennemdir. Çünkü nankörlük ettiler; ayetlerimi ve resullerini eğlence aracı yaptılar.

  6. Kehf suresi, 107. ayet — bütün mealleriyle aç

    Kehf suresi, 107. ayet. إِنَّ ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ وَعَمِلُوا۟ ٱلصَّٰلِحَٰتِ كَانَتْ لَهُمْ جَنَّٰتُ ٱلْفِرْدَوْسِ نُزُلًا

    Diyanet İşleri

    (107-108) Şüphesiz, inanıp yararlı işler yapanlara gelince, onlar için içlerinde ebedi kalacakları Firdevs cennetleri bir konaktır. Oradan ayrılmak istemezler.

    Mehmet Okuyan

    İman edip iyi işler yapanlara gelince, onlar için makam olarak Firdevs cennetleri dipnot 1 vardır.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Mü'minûn 23:11'de de geçen "Firdevs" cenneti "cennetlerin en yükseği, has bahçe" demektir.

    Mustafa İslamoğlu

    Ne var ki imanda sabreden ve ıslah edici davranış sergileyenlere gelince: onların buyur edileceği konukevi en görkemli cennetler olacaktır:

    Muhammed Esed

    (Ama) imana erişip dürüst ve erdemli davranışlar ortaya koyanlara gelince; onları konak yeri olarak cennetin hasbahçeleri beklemektedir:

    Ahmed Hulusi

    Muhakkak ki (hakikate) iman edip bunun gereklerini uygulayanlara gelince; onların konak yerleri Firdevs Cennetleridir.

    Ali Bulaç

    İman edip salih amellerde bulunanlar... Firdevs cennetleri onlar için bir 'konaklama yeridir.'

    Ali Özek ve heyeti

    İman edenler ve sâlih amel işleyenler ise, onlar için, kalacak Firdevs cennetleri vardır.

    Ali Rıza Safa

    İnanmış olarak erdemli edimler yapanlara gelince; onların konaklama yeri Firdevs cennetleridir.

    Bayraktar Bayraklı

    İman edip iyi amel yapanlara gelince, onlar için makam olarak Firdevs cennetleri vardır.

    Edip Yüksel

    Gerçeği onaylayıp erdemli davrananlara gelince, onlar durak olarak neşe ve mutluluk dolu bahçeleri hak etmişlerdir.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    İnanıp erdemli davrananlara gelince, onlar durak olarak neşe ve mutluluk dolu cennetleri haketmişlerdir.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    İman edip güzel güzel işler yapan kimselere gelince, onlar için Firdevs cennetleri bir konukluk olmuştur.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    İyman edip salih salih ameller işliyen kimselere gelince: onlar için Firdevs Cennetleri bir konukluk olmuştur

    Erhan Aktaş

    İman edip, salihatı yapanların ikramı Firdevs Cennetleridir.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    İman edip, salihatı yapanların dipnot 1 ikramı Firdevs Cennetleridir.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      "İman edip, salihatı yapanlar" terkibini "İman edip iyi işler yapanlar" diye çevirmek doğru değildir. Salihatı yapmak iyi işler yapmaktan farklı anlama sahiptir. Salihat, davranış yolu ile bütünüyle dışa yansıyan imandır. Bu sözcüğün karşıtı "seyyiat" yani kötülük sözcüğüdür. Salihat, kötülüğe karşı mücadele etmek, bozuk olan şeyi düzeltmeye çalışmak, yapıcı olmak, iyi olmak ve iyiye yönlendirmek demektir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    İman edip, salihatı yapanların ikramı Firdevs Cennetleridir.

    Gültekin Onan

    İnanıp salih amellerde bulunanlar... Firdevs cennetleri onlar için bir 'konaklama yeridir.'

    Hasan Basri Çantay

    Hakıykaten iman edib de iyi iyi amel (ve hareket) lerde bulunanlar (a gelince): Onların konakları da Firdevs cennetleridir.

    İbni Kesir

    Muhakkak ki iman edip salih amel işleyenlerin konakları, Firdevs cennetleridir.

    Mehmet Alagaş

    (99-108) Onların bazılarını bazıları içinde izdiham halinde / dalgalanır halde bırakırız, sûra üfürülmüştür, onları topluca biraraya getirmişizdir, o gün sunu olarak cehennemi kafirlere sunmuşuzdur, onların gözleri, hatırlatmama / zikrime karşı kapaklı idi, i şitmeye güçleri yetmiyordu , kafirler, benim dışımda , kullarımı, dost olarak edinebilecekler ini mi hesap ettiler ? Kesinlikle inecekleri yer olarak cehennemi, kafirlere hazırladık , de ki amel olarak hasara uğrayacak olanları bildirelim mi? Dünya hayatındaki çabaları sapmıştır , onlar güzel işler üretiyoruz (san’ an / sanayi ediyoruz) hesap ederler, i şte onlar Rablerinin ayetlerini ve onunla buluşmayı yok sayıyorlardı , amelleri işe yaramadı / b oşa gitti, onlar için kıyamet günü terazi / ölçüm olmayacaktır, işte bu; yok saymalarından ve ayetlerimizle ve elçilerimizle alay etmelerinden dolayı onların cezası olan cehennemdir, iman edenler ve salih amel işleyenler onların indirileceği yer ise Firdevs cennetleridir. Orada kalıcıdırlar, onlarda oradan ayrılmak / başka bir yerle değiştirmek istemezler.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Gerçekten iman edip salih ameller işleyenlerin ise konakları Firdevs Cennetleri'dir.

    Süleyman Ateş

    İnanıp iyi işler yapanlara gelince, onların konağı da Firdevs cennetleridir.

    Süleymaniye Vakfı

    İnanıp güvenen ve iyi işler yapanlara gelince, onların ağırlanmaları için Firdevs cennetleri vardır. dipnot 1

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Ahiretteki Cennet, "Adn cennetleri" olarak nitelenir (Meryem 19/60-63). Bir diğer niteleme biçimi de "Firdevs"tir (Müminun 23/1-11). Bunlar, Cennet'in ortak özelliklerini ifade eden nitelemelerdir.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    İnanıp güvenen ve iyi iş yapanlara gelince, Firdevs cennetleri onların konaklayacakları yer olacaktır.

    Şaban Britch

    İman edip salih amellerde bulunanlar ise, konak olarak Firdevs Cennetleri vardır.

    Şaban Piriş

    İman edip doğruları yapanların ise, konak (iniş yeri) olarak firdevs cennetleri vardır.

    Yaşar Nuri Öztürk

    İman edip hayra ve barışa yönelik işler yapanlara gelince, onların konuk evleri Firdevs cennetleri olacaktır.

  7. Kehf suresi, 108. ayet — bütün mealleriyle aç

    Kehf suresi, 108. ayet. خَٰلِدِينَ فِيهَا لَا يَبْغُونَ عَنْهَا حِوَلًا

    Diyanet İşleri

    (107-108) Şüphesiz, inanıp yararlı işler yapanlara gelince, onlar için içlerinde ebedi kalacakları Firdevs cennetleri bir konaktır. Oradan ayrılmak istemezler.

    Mehmet Okuyan

    Orada ebedî kalacaklardır. Oradan hiç ayrılmak istemezler.

    Mustafa İslamoğlu

    Orada sürekli kalacaklar; oradan asla ayrılmak istemeyecekler.

    Muhammed Esed

    Böyleleri orada sonsuza kadar kalacak (ve) oradan hiç ayrılmak istemeyecekler.

    Ahmed Hulusi

    Sonsuza dek oradadırlar. . . Oradan hiç çıkmak istemezler de.

    Ali Bulaç

    Onda ebedi olarak kalıcıdırlar, ondan ayrılmak istemezler.

    Ali Özek ve heyeti

    Orada ebedî kalacaklardır. Oradan hiç ayrılmak istemezler.

    Ali Rıza Safa

    Sürekli orada kalacaklar; oradan ayrılmak istemeyeceklerdir.

    Bayraktar Bayraklı

    Orada uzun süreli kalacaklardır. Oradan hiç ayrılmak istemezler.

    Edip Yüksel

    Orada sürekli kalıcıdırlar, orayı hiçbir şeyle değişmek istemezler.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Orada sürekli kalıcıdırlar, orayı hiç bir şeyle değişmek istemezler.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    İçlerinde sonsuza dek kalırlar, onlardan çıkmak istemezler.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    İçlerinde muhalled olmak üzere kalırlar, onlardan çıkmak istemezler

    Erhan Aktaş

    Orada devamlı kalırlar. Asla ayrılmak istemezler.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Orada devamlı kalırlar. Asla ayrılmak istemezler.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Orada devamlı kalırlar. Asla ayrılmak istemezler.

    Gültekin Onan

    Onda ebedi olarak kalıcıdırlar, ondan ayrılmak istemezler.

    Hasan Basri Çantay

    Bunların içerisinde ebedi kalıcıdırlar onlar. Oradan ayrılmak da istemezler.

    İbni Kesir

    Orada temmelli kalırlar ve hiç ayrılmak istemezler.

    Mehmet Alagaş

    (99-108) Onların bazılarını bazıları içinde izdiham halinde / dalgalanır halde bırakırız, sûra üfürülmüştür, onları topluca biraraya getirmişizdir, o gün sunu olarak cehennemi kafirlere sunmuşuzdur, onların gözleri, hatırlatmama / zikrime karşı kapaklı idi, i şitmeye güçleri yetmiyordu , kafirler, benim dışımda , kullarımı, dost olarak edinebilecekler ini mi hesap ettiler ? Kesinlikle inecekleri yer olarak cehennemi, kafirlere hazırladık , de ki amel olarak hasara uğrayacak olanları bildirelim mi? Dünya hayatındaki çabaları sapmıştır , onlar güzel işler üretiyoruz (san’ an / sanayi ediyoruz) hesap ederler, i şte onlar Rablerinin ayetlerini ve onunla buluşmayı yok sayıyorlardı , amelleri işe yaramadı / b oşa gitti, onlar için kıyamet günü terazi / ölçüm olmayacaktır, işte bu; yok saymalarından ve ayetlerimizle ve elçilerimizle alay etmelerinden dolayı onların cezası olan cehennemdir, iman edenler ve salih amel işleyenler onların indirileceği yer ise Firdevs cennetleridir. Orada kalıcıdırlar, onlarda oradan ayrılmak / başka bir yerle değiştirmek istemezler.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Onlar orada ebedî kalıcıdırlar. Oradan ayrılmak da istemezler.

    Süleyman Ateş

    Orada sürekli kalacaklardır. Oradan hiç ayrılmak istemezler.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Onlar orada ölümsüzleşecekler, oradan ayrılmayı istemeyeceklerdir.

    Şaban Britch

    Orada ebedi kalacaklardır, oradan hiç ayrılmak istemeyeceklerdir.

    Şaban Piriş

    Orada ebedi kalacaklardır, oradan hiç ayrılmak istemeyeceklerdir.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Sürekli kalacaklardır orada. Çıkmak istemeyeceklerdir oradan.

  8. Kehf suresi, 109. ayet — bütün mealleriyle aç

    Kehf suresi, 109. ayet. قُل لَّوْ كَانَ ٱلْبَحْرُ مِدَادًا لِّكَلِمَٰتِ رَبِّى لَنَفِدَ ٱلْبَحْرُ قَبْلَ أَن تَنفَدَ كَلِمَٰتُ رَبِّى وَلَوْ جِئْنَا بِمِثْلِهِۦ مَدَدًا

    Diyanet İşleri

    De ki: "Rabbimin sözlerini yazmak için denizler mürekkep olsa ve bir o kadar da ilave etsek (denizlere deniz katsak); Rabbimin sözleri tükenmeden önce denizler tükenirdi."

    Mehmet Okuyan

    De ki: "Rabbimin sözleri(ni yazmak) için deniz mürekkep olsa ve bir o kadar da ilave getirsek, Rabbimin sözleri bitmeden önce deniz tükenirdi." dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Benzer mesaj: Lokmân 31:27. Bu ifade "Allah'ın kelimelerinin bitmeyeceği" manasını içermektedir. Yani bir, iki, yedi veya sekizden fazla sayıda denizin mürekkep olması halinde Yüce Allah'ın kelimelerinin biteceğini söylemek kesinlikle doğru değildir.

    Mustafa İslamoğlu

    De ki: "Eğer Rabbimin sözlerini yazmak için denizler mürekkep olsa, hatta onun bir mislini de üzerine ilave etmiş olsak, yine de Rabbimin kelimeleri tükenmeden denizler tükenirdi."

    Muhammed Esed

    De ki: "Rabbimin sözleri(ni yazmak) için denizler mürekkep olsa ayrıca deniz üstüne deniz katsak yine de Rabbimin sözleri bitmeden denizler tükenirdi".

    Ahmed Hulusi

    De ki: "Eğer Rabbimin kelimeleri (açığa çıkardığı manalar) için deniz mürekkep olsa, Rabbimin kelimeleri tükenmeden önce elbette deniz tükenirdi! Velev ki onun (o denizin) bir o kadarını daha getirsek!"

    Ali Bulaç

    De ki: "Rabbimin sözleri(ni yazmak) için deniz mürekkep olsa ve yardım için bir benzerini (bir o kadarını) dahi getirsek, Rabbimin sözleri tükenmeden önce, elbette deniz tükeniverirdi.

    Ali Özek ve heyeti

    (Ey Muhammed!) De ki: "Rabbimin sözleri için deniz mürekkep olsaydı ve bir o kadarını da yardım için getirseydik, Rabbimin sözleri tükenmeden önce deniz mutlaka tükenirdi."

    Ali Rıza Safa

    De ki: "Efendimin Sözleri için denizler mürekkep olsa ve destek olarak bir o kadarını daha getirsek; Efendimin Sözleri tükenmeden, denizler tükenirdi!"

    Bayraktar Bayraklı

    De ki: "Rabbimin kelimelerini yazmak için denizler mürekkep olsa, bir o kadarını daha ilave etsek, Rabbimin kelimeleri tükenmeden denizler tükenirdi."

    Edip Yüksel

    De ki: "Efendimin sözleri için okyanus mürekkep olsa ve hatta bir o kadarını da katsak, Efendimin sözleri tükenmeden okyanus tükenir."

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    De ki, 'Rabbimin sözleri için okyanus mürekkep olsa ve hatta bir o kadarını da katsak, Rabbimin sözleri tükenmeden okyanus tükenir.'

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    De ki: "Eğer Rabbimin sözlerini yazmak için deniz mürekkep olsaydı, kesinlikle Rabbimin sözleri tükenmeden deniz tükenirdi, bir misli de yardımcı getirsek bile."

    Elmalılı Hamdi Yazır

    De ki: eğer rabbımın kelimatı için deniz mürekkeb olsa idi her halde rabbımın kelimatı tükenmeden deniz tükenirdi, bir misli de meded getirsek bile

    Erhan Aktaş

    De ki: "Rabb'imin kelimeleri dipnot 1 için denizler ve bir o kadar daha deniz mürekkep olsa; Rabb'imin kelimeleri bitmeden denizler biterdi.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Takdir edilmiş hüküm. "Allah'ın kelimeleri" deyimi "Allah'ın sözleri" anlamını değil, Allah'ın yarattığı evreni, sonsuz, sınırsız mutlak yaratma gücünü ve ilmini ifade etmektedir.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    De ki: "Rabb'imin kelimeleri dipnot 1 için denizler ve bir o kadar daha deniz mürekkep olsa; Rabb'imin kelimeleri bitmeden denizler biterdi.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      "Allah'ın kelimeleri"ne "Allah'ın sözleri" anlamını vermek doğru değildir. Bu deyim, "takdir edilmiş hüküm" demektir. Bu ayette, Allah'ın "ol emri" ile yarattığı şeyleri ve yaratma gücünü ifade etmektedir. Allah'ın sonsuz ilmini ve gücünü anlatmaktadır.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    De ki: "Rabb'imin kelimeleri dipnot 1 için denizler ve bir o kadar daha deniz mürekkep olsa; Rabb'imin kelimeleri bitmeden denizler biterdi.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      "Allah'ın kelimeleri"ne "Allah'ın sözleri" anlamını vermek doğru değildir. Bu deyim, "takdir edilmiş hüküm" demektir. Bu ayette, Allah'ın "ol emri" ile yarattığı şeyleri ve yaratma gücünü ifade etmektedir. Allah'ın sonsuz ilmini ve gücünü anlatmaktadır.

    Gültekin Onan

    De ki: "Rabbimin sözleri(ni yazmak) için deniz mürekkep olsa ve yardım için bir benzerini (bir o kadarını) dahi getirsek, rabbimin sözleri tükenmeden önce, elbette deniz tükeniverirdi.

    Hasan Basri Çantay

    De ki: "Rabbimin sözleri (ni yazmak) için (bütün) deniz (lerin suyu) mürekkeb olsa ve bir o kadar daha yardımcı olarak ilave etsek Rabbimin sözleri tükenmeden o deniz (ler) tükenir".

    İbni Kesir

    De ki: Rabbımın sözlerini yazmak için denizler mürekkep olsa ve bir o kadarını da katsak; daha Rabbımın sözleri tükenmeden denizler tükenirdi.

    Mehmet Alagaş

    (109-110) Deki Denizler mürekkep olsa idi, Rabbinin kelimeleri bitmeden / tükenmeden önce deniz biterdi / tükenirdi, İlave olarak denizin bir mislini de temin etsek te tükenirdi De ki Muhakkak ki bende sizin gibi bir deriliyim / bir beşerim. Bana, “sizin kesinlikle ilahınız tektir” diye vahyoluyor , her kim Rabbine geri dönmeyi / rücu etmeyi isterse salih amel işlesin ve Rabbine ibadette herhangi birini ortak etmesin / şirk koşmasın.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    De ki: “Rabbimin sözleri için deniz(ler) mürekkep olsa, buna destek olarak bir o kadar daha katsak Rabbimin sözleri tükenmeden o deniz(ler) tükenir.”

    Süleyman Ateş

    De ki: "Rabbimin sözleri(ni yazmak) için deniz mürekkep olsa, Rabbimin sözleri tükenmeden önce deniz tükenir." Yardım için bir o kadarını daha getirsek (yine yetmez)."

    Süleymaniye Vakfı

    De ki: "Rabbimin sözlerini yazmak için denizler mürekkep olsa ve bir o kadarını daha onlara katsak Rabbimin sözleri tükenmeden denizler tükenir." dipnot 1

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    De ki "Rabbimin kelimeleri için denizler mürekkep olsaydı, bir o kadarını daha ona katsaydık, Rabbimin kelimeleri tükenmeden deniz tükenirdi."

    Şaban Britch

    De ki: Rabbimin sözleri için denizler mürekkep olsaydı Rabbin sözleri bitmeden denizler tükenirdi. Hatta bir misli daha mürekkep getirsek bile…

    Şaban Piriş

    De ki: -Rabbimin sözlerini yazmak için denizler mürekkep olsaydı Rabbin sözleri bitmeden denizler tükenirdi. Hatta bir misli daha mürekkep getirsek bile..

    Yaşar Nuri Öztürk

    De ki: "Rabbimin kelimeleri için deniz mürekkep olsa, Rabbimin kelimeleri tükenmeden önce deniz mutlaka biter. Bir o kadarını daha getirsek de yetmez."

  9. Kehf suresi, 110. ayet — bütün mealleriyle aç

    Kehf suresi, 110. ayet. قُلْ إِنَّمَآ أَنَا۠ بَشَرٌ مِّثْلُكُمْ يُوحَىٰٓ إِلَىَّ أَنَّمَآ إِلَٰهُكُمْ إِلَٰهٌ وَٰحِدٌ فَمَن كَانَ يَرْجُوا۟ لِقَآءَ رَبِّهِۦ فَلْيَعْمَلْ عَمَلًا صَٰلِحًا وَلَا يُشْرِكْ بِعِبَادَةِ رَبِّهِۦٓ أَحَدًۢا

    Diyanet İşleri

    De ki: "Ben de ancak sizin gibi bir insanım. (Ne var ki) bana, 'Sizin ilah'ınız ancak bir tek ilahtır" diye vahyolunuyor. Kim Rabbine kavuşmayı umuyorsa yararlı bir iş yapsın ve Rabbine ibadette kimseyi ortak koşmasın."

    Mehmet Okuyan

    De ki: "Ben yalnızca sizin gibi bir insanım. Bana ‘ilahınızın tek bir ilah olduğu' vahyolunuyor." Artık kim Rabbine kavuşmayı umuyorsa iyi işler yapsın ve Rabbine ibadette kimseyi ortak koşmasın!

    Mustafa İslamoğlu

    De ki: "Elbet ben de sizin gibi ölümlü bir insanım: Bana ilahınızın bir tek ilah olduğu vahyolunuyor. Artık kim Rabbine kavuşmayı umuyorsa, işte o Allah'ı razı eden imanına layık işler yapsın ve Rabbine kulluk ederken hiç kimseyi O'na ortak koşmasın!"

    Muhammed Esed

    De ki: "Ben de sizin gibi ölümlü bir insanım. Tanrınızın bir Tek Tanrı olduğu vahyolundu bana. Öyleyse, artık her kim Rabbine kavuşmayı umuyorsa, dürüst ve erdemli davranışlar ortaya koysun ve Rabbine özgü kullukta hiç kimseyi, hiçbir şeyi (O'na) ortak koşmasın!"

    Ahmed Hulusi

    (Rasulüm) de ki: "Ben, benzeriniz olan, bir beşerim (dolayısıyla siz de benim gibisiniz); sadece (sizden ayrıcalıklı olarak) Uluhiyetin TEK'liği şuuruma vahyolunuyor! O halde kim Rabbine likayı (Esma hakikati gereğini yaşamayı) umuyorsa, imanının gereğini yaşasın ve Rabbinin kulluğunda (devam edip) O'na ortak koşmasın!"

    Ali Bulaç

    De ki: "Şüphesiz ben, ancak sizin benzeriniz olan bir beşerim; yalnızca bana sizin ilahınızın tek bir ilah olduğu vahyolunuyor. Kim Rabbine kavuşmayı umuyorsa, artık salih bir amelde bulunsun ve Rabbine ibadette hiç kimseyi ortak tutmasın."

    Ali Özek ve heyeti

    De ki: Ben, yalnızca sizin gibi bir beşerim. (Şu var ki) bana, İlâhınızın, sadece bir ilâh olduğu vahyolunuyor. Artık her kim Rabbine kavuşmayı umuyorsa, iyi iş yapsın ve Rabbine ibadette hiçbir şeyi ortak koşmasın.

    Ali Rıza Safa

    De ki: "Kuşkusuz, ben de sizin gibi bir insanoğluyum. Tanrınız, Tek ve Eşsiz Tanrıdır; bana böyle bildirildi. Artık, Efendisine kavuşmayı kim umut ediyorsa, erdemli edimler yapsın. Ve Efendisine hizmet ederken, hiç kimseyi ortak koşmasın!"

    Bayraktar Bayraklı

    De ki: "Ben de sadece sizin gibi bir insanım. Bana sizin tanrınızın tek bir Tanrı olduğu vahyolunuyor. Kim Rabbine kavuşmak isterse iyi amel yapsın ve kullukta hiçbir kimseyi Rabbine ortak koşmasın."

    Edip Yüksel

    De ki: "Ben sizin gibi bir insandan başka bir şey değilim. Tanrınızın bir tek Tanrı olduğu bana vahiy edildi. Efendisiyle karşılaşmayı uman herkes erdemli işler yapsın ve Efendisine olan kulluğa hiç kimseyi ortak koşmasın."

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    De ki, 'Ben sizin gibi bir insandan başka bir şey değilim. Tanrınızın bir tek Tanrı olduğu bana vahyedildi. Rabbiyle karşılaşmayı uman herkes erdemli işler yapsın ve Rabbine olan kulluğa hiç kimseyi ortak koşmasın.'

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    De ki: "Ben ancak sizin gibi bir insanım, bana ancak ilahınızın bir tek ilah olduğu vahyolunuyor, onun için her kim Rabbine kavuşmayı arzu ederse, güzel bir amel işlesin ve Rabbine yaptığı ibadete hiçbir şirk karıştırmasın!"

    Elmalılı Hamdi Yazır

    De ki ben sırf sizin gibi bir beşerim ancak bana şöyle vahyolunuyor: İlahınız ancak bir tek İlahdır, onun için her kim rabbının lıkasını arzu ederse salih bir amel işlesin ve rabbının ıbadetine hiç bir şirk karıştırmasın

    Erhan Aktaş

    De ki: "Ben de ancak sizin gibi bir beşerim. Sizden farkım; bana, ilahınızın ancak tek ilah olduğu vahyedilmiş olmasıdır. Onun için her kim Rabb'ine kavuşmayı umuyorsa, salihatı yapsın ve Rabb'ine kullukta dipnot 1 hiç kimseyi ortak koşmasın."

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bkz. 18:16. ayetin dipnotu.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    De ki: "Ben de ancak sizin gibi bir beşerim. Sizden farkım; bana, ilahınızın ancak tek ilah olduğu vahyedilmiş olmasıdır. Onun için her kim Rabbine kavuşmayı umuyorsa, salihatı yapsın ve Rabb'ine kullukta dipnot 1 hiç kimseyi ortak koşmasın."

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Kulluk, kaçınılmaz, zorunlu bir durumdur, seçim kul olup olmamakla ilgili bir şey olmayıp, kulluğun kime yapılacağı ile ilgilidir. Kulluk; ya Allah'a özgü olur ya da Allah'ın dışında başka şeylere olur. Kulluğun Allah'a özgü olması özgürlüktür, Allah'tan başkasına ki bu bir güce, dünya malına, insanın kendi hevasına, iktidara, düşünceye, kişiye vs. olması ise köleliktir. Kulluk seçiminde tevhid gerçekleştirilmezse inanca dair her şey anlamını ve önemini yitirir, yaşam ve inanç şirke dönüşür. İnsanın yaşamında kulluğun kapsamadığı hiçbir alan yoktur. Müslüman için kulluk insanın ruhen ve bedenen bütün varlığı ile Allah'a bilinçli bir bağlılık ve yönelmesidir. İbadet, kulluğun mastar formudur.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    De ki: "Ben de ancak sizin gibi bir beşerim. Sizden farkım; bana, ilahınızın ancak tek ilah olduğu vahyedilmiş olmasıdır. Onun için her kim Rabb'ine kavuşmayı umuyorsa, salihatı dipnot 1 yapsın ve Rabb'ine kullukta hiç kimseyi ortak koşmasın.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bozuk olan şeyi düzeltmeye çalışmak, düzeltici olmak, yapıcı olmak, düzeltmeye teşvik etmek, iyiye yönlendirmek.

    Gültekin Onan

    De ki: "Şüphesiz ben, ancak sizin benzeriniz olan bir beşerim; yalnızca bana sizin tanrınızın tek bir tanrı olduğu vahyolunuyor. Kim rabbine kavuşmayı umuyorsa, artık salih bir amelde bulunsun ve rabbine ibadette hiç kimseyi ortak tutmasın."

    Hasan Basri Çantay

    De ki: "Ben ancak sizin gibi bir beşerim. (Şu kadar ki) bana yalınız Tanrınızın bir tek Tanrı olduğu vahyediliyor. Artık kim Rabbine kavuşmayı ümid (ve arzu) ediyorsa güzel bir amel işlesin ve Rabbine ibadetde (hiç bir kimseyi ve hiç bir şey'i) ortak tutmasın".

    İbni Kesir

    De ki: Ben de ancak sizin gibi bir beşerim. Yalnız bana tanrınızın tek bir tanrı olduğu vahyediliyor. Artık kim, Rabbına kavuşmayı arzu ediyorsa salih bir amel işlesin. Ve Rabbına ibadette hiç kimseyi ortak koşmasın.

    Mehmet Alagaş

    (109-110) Deki Denizler mürekkep olsa idi, Rabbinin kelimeleri bitmeden / tükenmeden önce deniz biterdi / tükenirdi, İlave olarak denizin bir mislini de temin etsek te tükenirdi De ki Muhakkak ki bende sizin gibi bir deriliyim / bir beşerim. Bana, “sizin kesinlikle ilahınız tektir” diye vahyoluyor , her kim Rabbine geri dönmeyi / rücu etmeyi isterse salih amel işlesin ve Rabbine ibadette herhangi birini ortak etmesin / şirk koşmasın.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    De ki: "Ben de ancak sizin gibi bir insanım! Bana ilahınızın sadece tek ilah olduğu vahyediliyor. Kim Rabbine kavuşmayı umuyorsa, salih amel işlesin ve Rabbine ibadetinde kimseyi ortak koşmasın!"

    Süleyman Ateş

    De ki: "Ben de sizin gibi bir insanım; Tanrınızın bir tek Tanrı olduğu bana vahyolunuyor. Kim Rabbine kavuşmayı arzu ediyorsa iyi iş yapsın ve Rabbine (yaptığı) ibadete hiç kimseyi ortak etmesin."

    Süleymaniye Vakfı

    De ki: "Ben de tıpkı sizin gibi bir beşerim, bana ilahınızın tek bir ilah olduğu vahyediliyor. dipnot 1 Kim Rabbinin huzuruna varmayı bekliyorsa dipnot 2 iyi işler yapsın ve Rabbine kullukta hiçbir şeyi (ona) ortak etmesin!" dipnot 3

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
    2. metne dön, dipnot 2
    3. metne dön, dipnot 3
      Tövbe edilmediği takdirde bağışlanmayacak olan tek günah şirktir (Nisa 4/48, 116) ve Allah, müşrik olarak ölenlere Cennet'i haram kılacağını bildirmiştir (Maide 5/72).

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    De ki "Ben de tıpkı sizin gibi insanım. Bana ilahınızın tek bir ilah olduğu vahyolunmaktadır. Kim Rabbine kavuşmayı umuyorsa iyi iş yapsın ve tek olan Rabbine kullukta, hiçbir şeyi O'na ortak saymasın."

    Şaban Britch

    De ki: Ben de ancak sizin gibi bir insanım! Bana ilahınızın sadece tek ilah olduğu vahyediliyor. Kim Rabbine kavuşmayı umuyorsa, salih amel işlesin ve Rabbine ibadet etmede hiç kimseyi O’na ortak koşmasın!

    Şaban Piriş

    De ki: -Ben de ancak sizin gibi bir insanım! Bana ilahınızın sadece tek ilah olduğu vahyediliyor. Kim Rabbine kavuşmayı umuyorsa, salih amel işlesin ve Rabbine kullukta hiç kimseyi O'na ortak koşmasın!

    Yaşar Nuri Öztürk

    De ki: "Ben de sizin gibi bir insanım. Ancak, tanrınızın bir tek tanrı olduğu bana vahyediliyor. O halde, Rabbine kavuşmayı uman, hayra ve barışa yönelik iş yapsın ve Rabbine ibadette hiç kimseyi O'na ortak koşmasın."

Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. Öntanımlı açık dört meal öncelik sırasına göredir; listeden hepsi açılabilir.