Meâric suresi

Meâric suresi, 25. ayet

Meâric suresi, 25. ayet. لِّلسَّآئِلِ وَٱلْمَحْرُومِ

lissâili velmaḥrûm.

Diyanet İşleri

(24-25) Onlar, mallarında; isteyenler ve (isteyemeyip) mahrum kalanlar için belli bir hak bulunan kimselerdir.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Meâric 22–28 · surenin 25. ayeti / 44

Konu İnsanın hırsı ve namaz kılanların vasıfları Meâric 19–35 3

  1. Meâric 22

    Ancak, namaz kılanlar başka.

  2. Meâric 23

    Onlar, namazlarına devam eden kimselerdir.

  3. 24–25

    (24-25) Onlar, mallarında; isteyenler ve (isteyemeyip) mahrum kalanlar için belli bir hak bulunan kimselerdir.

  4. Meâric 26

    Onlar, ceza gününü tasdik eden kimselerdir.

  5. Meâric 27

    Onlar, Rablerinin azabından korkan kimselerdir.

  6. Meâric 28

    Çünkü, Rablerinin azabından emin olunamaz.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

Bu metin 24–25. ayetler için yazılmıştır.

24-25. “Mallarında” zekât ve sadaka kabilinden “belli bir hak vardır.” İnsanlardan “dilenen ve dilenmeyen yoksul” insanlardan hiçbir şey dilenmeyen dolayısı ile farkına varılamayan ve kendisine tasaddukta bulunulmayanlar “için ayrılmış.”

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Onlar, mallarını kendilerine gelip isteyenlere ve herhangi bir sebepten ötürü rızıktan mahrum kalıp, istemeyenlere verirler.

Kelimeler

2 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. لِّلسَّآئِلِ lissaili isteyenler için kök: سال
  2. وَٱلْمَحْرُومِ velmehrumi ve mahrumlar için kök: حرم

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: حرم (83 geçiş) · Aynı kök: سال (129 geçiş) · Ortak kavram: Helâl ve Haram

    Sana haram ayda savaşmayı soruyorlar. De ki: "O ayda savaş büyük bir günahtır. Allah'ın yolundan alıkoymak, onu inkar etmek, Mescid-i Haram'ın…

  • Aynı kök: حرم (83 geçiş) · Aynı kök: سال (129 geçiş) · Ortak kavram: Helâl ve Haram

    Mallarında (yardım) isteyen ve (iffetinden dolayı isteyemeyip) mahrum olanlar için bir hak vardır.

  • Aynı kök: حرم (83 geçiş) · Ortak kavram: Helâl ve Haram

    Ama siz, birbirinizi öldüren, içinizden bir kesime karşı kötülük ve zulümde yardımlaşarak; size haram olduğu halde onları yurtlarından çıkaran, size…

  • Aynı kök: سال (129 geçiş) · Ortak kavram: Helâl ve Haram

    (Ey Muhammed!) Sana, kendilerine nelerin helal kılındığını soruyorlar. De ki: "Size temiz ve hoş olan şeyler, bir de Allah'ın size verdiği…

  • Aynı kök: سال (129 geçiş) · Ortak kavram: Helâl ve Haram

    Ey iman edenler! Mü'min kadınlar muhacir olarak size geldiklerinde, onları imtihan edin. Allah, onların imanlarını daha iyi bilir. Eğer siz onların…

  • Aynı kök: سال (129 geçiş)

    Hani, "Ey Musa! Biz bir çeşit yemeğe asla katlanamayız. O halde, bizim için Rabbine yalvar da, o bize yerden biten sebze, kabak, sarımsak, mercimek,…

  • Ortak kavram: Helâl ve Haram

    Bulutu üstünüze gölge yaptık. Size, kudret helvası ile bıldırcın indirdik. "Verdiğimiz rızıkların iyi ve güzel olanlarından yiyin" (dedik). Onlar…

  • Ortak kavram: Helâl ve Haram

    Ey insanlar! Yeryüzündeki şeylerin helal ve temiz olanlarından yiyin! Şeytanın izinden yürümeyin. Çünkü o sizin için apaçık bir düşmandır.

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

58 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

(24, 25) Onlar mallarında açıktan isteyen ve açıktan isteyemeyen(ler) için bilinen bir hak bulunanlardır. dipnot 1

Mehmet Okuyan — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Bu cümle infakın, sadakaların ve elbetteki zekâtın "kâr"dan değil, "mal"dan verilmesi gerektiğinin apaçık delilidir. Benzer mesajlar: En‘âm 6:141; Tevbe 9:103; İsrâ 17:26; Rûm 30:38; Zâriyât 51:19.

Mustafa İslamoğlu

Hassaten yardım isteyenlerin ve (isteyemediği için) mahrum kalanların...

Muhammed Esed

(yardım) isteyenlerin ve (hayatın güzel şeylerinden) yoksun bulunanların;

Ahmed Hulusi

Yardım talep eden ve mahrum için.

Ali Bulaç

Yoksul ve yoksun olan(lar) için.

Ali Özek ve heyeti

isteyene ve (isteyemediği için) mahrum,

Ali Rıza Safa

İsteyenler ve yoksun olanlar için.

Bayraktar Bayraklı

- Mallarında dilenciye ve yoksula ait belli bir hak vardır.

Edip Yüksel

İsteyen yoksula ve yoksuna...

Edip Yüksel (Eski Baskı)

İsteyen yoksula ve yoksuna...

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Hem isteyen için, hem de istemekten utanan yoksul için.

Elmalılı Hamdi Yazır

Hem sail için hem mahrum

Erhan Aktaş

İsteyenler ve yoksun olanlar için.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

İsteyenler ve yoksun olanlar için.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

İsteyenler ve yoksun olanlar için.

Gültekin Onan

Yoksul ve yoksun olan(lar) için.

Hasan Basri Çantay

(24-25) Mallarında sail ve mahrum için belli bir hak tanıyanlar,

İbni Kesir

Dilenen ve yoksula.

Mehmet Alagaş

(19-38) Muhakkak ki insan kaygılı cimri (malının bitme kaygısı ile) yaratılmıştır, şer dokunduğu vakit katlanamaz feryat eder / sızlanır, kendisine bir hayır dokunduğunda ise eli sıkılaşır / bencil olur, tabi namaz kılanlar bunun dışındadır , onlar ki namazlarında süreklidirler / daimidirler , mallarında da isteyenler ve mahrum olan için bilinen bir pay vardır , onlar ki din gününü doğrularlar / tasdik ederler , Rablerinin azabından korkulu titrek bir haldedirler , Rabbinin azabından emin olunamaz. (Azap bana dokunmayacak asla denemez). Onlar ki namuslarını / ırzlarını / iffetlerini (Ferace; ırz koruyucu örtü) muhafaza ederler , a ncak eşlerine ve ellerinin altında bulundurduklarına karşı korumaları gerekmez , bundan dolayı kınanmazlar, bunun dışında bir şey arayanlar ise haddi aşanlardır. Onlar ki emanetlerine ve verdikleri söze riayet ederler, şahitliklerini de tam olarak yerine getiriler , namazlarını ise muhafaza ederler , onlar, verilmiş / ikram edilmiş cennetlerdedirler, kafirlere ne oluyor ki sana yönelip parça parça, sağdan soldan, sana koşarak geliyorlar. Onların her biri naim cennetlerine gireceğini mi ümit ediyor. Hayır Asla!

Rowwad Tercüme Merkezi

İsteyene ve (istemekten utanıp) mahrum kalana.

Süleyman Ateş

Saile ve mahruma (isteyene ve utancından dolayı istemeyip mahrum kalana).

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Onu, ihtiyacını söyleyene de söyleyemeyene de ayırır.

Şaban Britch

İsteyene ve (istemekten utanıp) mahrum kalana.

Şaban Piriş

İsteyene ve mahrum olana..

Yaşar Nuri Öztürk

Yoksul ve yoksun için.

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

To distribute among those who are needy, who make request for aid, and among those without the means for bare subsistence and among those who are indigent faint souls past corporal toil,

Abdul Haleem

to beggars and the deprived;

Abdullah Yusuf Ali

For the (needy) who asks and him who is prevented (for some reason from asking);

Abul A'la Maududi

for those that ask and those that are dispossessed, dipnot 1

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    In ( Surah Adh-Dhariyat, Ayat 19), it has been said: In their wealth there is a right of the beggar and the needy, and here: In their wealth there is a due share of the beggar and the needy. Some people have understood this to mean that the due share implies the obligatory zakat, for in the zakat both the exemption limit and the rate have been fixed. But this commentary cannot be accepted on the ground that the Surah Al-Maarij is unanimously a Makkan Revelation, and the zakat with its specific exemption limit and rate was enjoined at Al-Madinah. Therefore, the correct meaning of the due share is that they have of their own accord set aside a share in their possessions of the beggar and needy, which they discharge regularly and honestly. This same meaning of this verse has been given by Abdullah bin Abbas, Abdullah bin Umar, Mujahid, Shabi and Ibrahim Nakhai.

Aisha Bewley

for beggars and the destitute;

Al-Hilali & Khan

For the beggar who asks, and for the unlucky who has lost his property and wealth, (and his means of living has been straitened).

Ali Quli Qarai

for the beggar and the deprived,

Amatul Rahman Omar

(Set apart) for one who asks (for help) and also (for one) who is prevented (even from asking for one reason or the other);

Arthur John Arberry

for the beggar and the outcast,

Bijan Moeinian

… are needy.

E. Henry Palmer

for him who asks and him who is kept from asking,

Edip-Layth

For the seeker and the deprived.

George Sale

unto him who asketh, and him who is forbidden by shame to ask:

Hamid S. Aziz

For him who begs and for him who is destitute

Mahmoud Ghali

For the beggar and the dispossessed.

Marmaduke Pickthall

For the beggar and the destitute;

Mohamed Ahmed - Samira

For the needy and those dispossessed,

Muhammad Asad

for such as ask [for help] and such as are deprived [of what is good in life];

Mustafa Khattab

to the beggar and the poor;

Progressive Muslims

For the seeker and the denied.

Rashad Khalifa

For the poor and the needy.

Sahih International

For the petitioner and the deprived -

Sam Gerrans

For the petitioner and the one deprived,

Shabbir Ahmed

For him who asks for help, and for him who is deprived.

Syed Vickar Ahamed

For the (needy) who ask and him who is prevented (for some reason from asking);

Taqi Usmani

for the one who asks and the one who is deprived,

The Monotheist Group

For the seeker and the denied.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Meâric suresi, 25. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Meâric suresi, 25. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Meâric suresi, 25. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩