Diyanet İşleri
(24-25) Onlar, mallarında; isteyenler ve (isteyemeyip) mahrum kalanlar için belli bir hak bulunan kimselerdir.
Meâric suresi
Meâric suresi, 25. ayet. لِّلسَّآئِلِ وَٱلْمَحْرُومِ
lissâili velmaḥrûm.
(24-25) Onlar, mallarında; isteyenler ve (isteyemeyip) mahrum kalanlar için belli bir hak bulunan kimselerdir.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu İnsanın hırsı ve namaz kılanların vasıfları Meâric 19–35 3
Ancak, namaz kılanlar başka.
Onlar, namazlarına devam eden kimselerdir.
(24-25) Onlar, mallarında; isteyenler ve (isteyemeyip) mahrum kalanlar için belli bir hak bulunan kimselerdir.
Onlar, ceza gününü tasdik eden kimselerdir.
Onlar, Rablerinin azabından korkan kimselerdir.
Çünkü, Rablerinin azabından emin olunamaz.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
Bu metin 24–25. ayetler için yazılmıştır.
24-25. “Mallarında” zekât ve sadaka kabilinden “belli bir hak vardır.” İnsanlardan “dilenen ve dilenmeyen yoksul” insanlardan hiçbir şey dilenmeyen dolayısı ile farkına varılamayan ve kendisine tasaddukta bulunulmayanlar “için ayrılmış.”
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Onlar, mallarını kendilerine gelip isteyenlere ve herhangi bir sebepten ötürü rızıktan mahrum kalıp, istemeyenlere verirler.
Aynı kök: حرم (83 geçiş) · Aynı kök: سال (129 geçiş) · Ortak kavram: Helâl ve Haram
Sana haram ayda savaşmayı soruyorlar. De ki: "O ayda savaş büyük bir günahtır. Allah'ın yolundan alıkoymak, onu inkar etmek, Mescid-i Haram'ın…
Aynı kök: حرم (83 geçiş) · Aynı kök: سال (129 geçiş) · Ortak kavram: Helâl ve Haram
Mallarında (yardım) isteyen ve (iffetinden dolayı isteyemeyip) mahrum olanlar için bir hak vardır.
Aynı kök: حرم (83 geçiş) · Ortak kavram: Helâl ve Haram
Ama siz, birbirinizi öldüren, içinizden bir kesime karşı kötülük ve zulümde yardımlaşarak; size haram olduğu halde onları yurtlarından çıkaran, size…
Aynı kök: سال (129 geçiş) · Ortak kavram: Helâl ve Haram
(Ey Muhammed!) Sana, kendilerine nelerin helal kılındığını soruyorlar. De ki: "Size temiz ve hoş olan şeyler, bir de Allah'ın size verdiği…
Aynı kök: سال (129 geçiş) · Ortak kavram: Helâl ve Haram
Ey iman edenler! Mü'min kadınlar muhacir olarak size geldiklerinde, onları imtihan edin. Allah, onların imanlarını daha iyi bilir. Eğer siz onların…
Aynı kök: سال (129 geçiş)
Hani, "Ey Musa! Biz bir çeşit yemeğe asla katlanamayız. O halde, bizim için Rabbine yalvar da, o bize yerden biten sebze, kabak, sarımsak, mercimek,…
Ortak kavram: Helâl ve Haram
Bulutu üstünüze gölge yaptık. Size, kudret helvası ile bıldırcın indirdik. "Verdiğimiz rızıkların iyi ve güzel olanlarından yiyin" (dedik). Onlar…
Ortak kavram: Helâl ve Haram
Ey insanlar! Yeryüzündeki şeylerin helal ve temiz olanlarından yiyin! Şeytanın izinden yürümeyin. Çünkü o sizin için apaçık bir düşmandır.
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
(24, 25) Onlar mallarında açıktan isteyen ve açıktan isteyemeyen(ler) için bilinen bir hak bulunanlardır. dipnot 1
Hassaten yardım isteyenlerin ve (isteyemediği için) mahrum kalanların...
(yardım) isteyenlerin ve (hayatın güzel şeylerinden) yoksun bulunanların;
Yardım talep eden ve mahrum için.
Yoksul ve yoksun olan(lar) için.
isteyene ve (isteyemediği için) mahrum,
İsteyenler ve yoksun olanlar için.
- Mallarında dilenciye ve yoksula ait belli bir hak vardır.
İsteyen yoksula ve yoksuna...
İsteyen yoksula ve yoksuna...
Hem isteyen için, hem de istemekten utanan yoksul için.
Hem sail için hem mahrum
İsteyenler ve yoksun olanlar için.
İsteyenler ve yoksun olanlar için.
İsteyenler ve yoksun olanlar için.
Yoksul ve yoksun olan(lar) için.
(24-25) Mallarında sail ve mahrum için belli bir hak tanıyanlar,
Dilenen ve yoksula.
(19-38) Muhakkak ki insan kaygılı cimri (malının bitme kaygısı ile) yaratılmıştır, şer dokunduğu vakit katlanamaz feryat eder / sızlanır, kendisine bir hayır dokunduğunda ise eli sıkılaşır / bencil olur, tabi namaz kılanlar bunun dışındadır , onlar ki namazlarında süreklidirler / daimidirler , mallarında da isteyenler ve mahrum olan için bilinen bir pay vardır , onlar ki din gününü doğrularlar / tasdik ederler , Rablerinin azabından korkulu titrek bir haldedirler , Rabbinin azabından emin olunamaz. (Azap bana dokunmayacak asla denemez). Onlar ki namuslarını / ırzlarını / iffetlerini (Ferace; ırz koruyucu örtü) muhafaza ederler , a ncak eşlerine ve ellerinin altında bulundurduklarına karşı korumaları gerekmez , bundan dolayı kınanmazlar, bunun dışında bir şey arayanlar ise haddi aşanlardır. Onlar ki emanetlerine ve verdikleri söze riayet ederler, şahitliklerini de tam olarak yerine getiriler , namazlarını ise muhafaza ederler , onlar, verilmiş / ikram edilmiş cennetlerdedirler, kafirlere ne oluyor ki sana yönelip parça parça, sağdan soldan, sana koşarak geliyorlar. Onların her biri naim cennetlerine gireceğini mi ümit ediyor. Hayır Asla!
İsteyene ve (istemekten utanıp) mahrum kalana.
Saile ve mahruma (isteyene ve utancından dolayı istemeyip mahrum kalana).
isteyen ve isteyemeyene ait bir hak… dipnot 1
Onu, ihtiyacını söyleyene de söyleyemeyene de ayırır.
İsteyene ve (istemekten utanıp) mahrum kalana.
İsteyene ve mahrum olana..
Yoksul ve yoksun için.
To distribute among those who are needy, who make request for aid, and among those without the means for bare subsistence and among those who are indigent faint souls past corporal toil,
to beggars and the deprived;
For the (needy) who asks and him who is prevented (for some reason from asking);
for those that ask and those that are dispossessed, dipnot 1
for beggars and the destitute;
For the beggar who asks, and for the unlucky who has lost his property and wealth, (and his means of living has been straitened).
for the beggar and the deprived,
(Set apart) for one who asks (for help) and also (for one) who is prevented (even from asking for one reason or the other);
for the beggar and the outcast,
… are needy.
for him who asks and him who is kept from asking,
For the seeker and the deprived.
unto him who asketh, and him who is forbidden by shame to ask:
For him who begs and for him who is destitute
For the beggar and the dispossessed.
For the beggar and the destitute;
For the needy and those dispossessed,
for such as ask [for help] and such as are deprived [of what is good in life];
to the beggar and the poor;
For the seeker and the denied.
For the poor and the needy.
For the petitioner and the deprived -
For the petitioner and the one deprived,
For him who asks for help, and for him who is deprived.
For the (needy) who ask and him who is prevented (for some reason from asking);
for the one who asks and the one who is deprived,
For the seeker and the denied.