Diyanet İşleri
Ey Muhammed! De ki: "Ruhu'l-Kudüs (Cebrail), inananların inançlarını sağlamlaştırmak, müslümanlara doğru yolu göstermek ve onlara bir müjde olmak üzere Kur'an'ı Rabbinden hak olarak indirdi."
Nahl suresi
Nahl suresi, 102. ayet. قُلْ نَزَّلَهُۥ رُوحُ ٱلْقُدُسِ مِن رَّبِّكَ بِٱلْحَقِّ لِيُثَبِّتَ ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ وَهُدًى وَبُشْرَىٰ لِلْمُسْلِمِينَ
ḳul nezzelehû rûḥu-lḳudüsi mir rabbike bilḥaḳḳi liyüŝebbite-lleẕîne âmenû vehüdev vebüşrâ lilmüslimîn.
Ey Muhammed! De ki: "Ruhu'l-Kudüs (Cebrail), inananların inançlarını sağlamlaştırmak, müslümanlara doğru yolu göstermek ve onlara bir müjde olmak üzere Kur'an'ı Rabbinden hak olarak indirdi."
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Kur'an okurken sığınmak; nesih ve "ona bir insan öğretiyor" Nahl 98–105 3
Gerçek şu ki; şeytanın, inanan ve yalnız Rablerine tevekkül eden kimseler üzerinde bir hakimiyeti yoktur.
Şeytanın hakimiyeti, sadece onu dost edinenler ve Allah'a ortak koşanlar üzerindedir.
Biz bir ayeti değiştirip yerine başka bir ayet getirdiğimiz zaman -ki Allah, neyi indireceğini gayet iyi bilir- onlar Peygamber'e, "Sen ancak uyduruyorsun" derler. Hayır, onların çoğu bilmezler.
Ey Muhammed! De ki: "Ruhu'l-Kudüs (Cebrail), inananların inançlarını sağlamlaştırmak, müslümanlara doğru yolu göstermek ve onlara bir müjde olmak üzere Kur'an'ı Rabbinden hak olarak indirdi."
Andolsun ki biz onların, "Kur'an'ı ona bir insan öğretiyor" dediklerini biliyoruz. İma ettikleri kimsenin dili yabancıdır. Bu Kur'an ise gayet açık bir Arapça'dır.
Allah'ın ayetlerine inanmayanları, Allah elbette doğru yola iletmez. Onlar için elem dolu bir azap vardır.
Yalanı, ancak Allah'ın ayetlerine inanmayanlar uydurur. İşte onlar, yalancıların ta kendileridir.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
102. Bundan dolayı Yüce Allah, bu konudaki hikmetini söz konusu ederek şöyle buyurmaktadır: “De ki: Onu Ruhu’l-Kudüs” her türlü kusurdan, hainlikten ve kötülüklerden münezzeh, mukaddes bir elçi olan Cebrail, “iman edenlere” âyetlerinin nüzulu ve ara ara âyetlerin onlara ardı sıra ulaşması suretiyle “sebat vermek... üzere Rabbinden hak olarak indirmiştir.” Bu kitap, hak ile indirilmiştir. Verdiği haberleri, emirleri, yasakları ile hakkı ihtiva eder. Herhangi bir kimsenin bu kitaba sağlıklı ve doğru bir eleştiride bulunmasına imkân yoktur. Bu kitabın hak olduğu açıkça ortaya çıktığına göre ona karşı çıkan ve onunla çelişen her şeyin de batıl olduğu aynı şekilde ortaya çıkar. İşte bu kitabın içerdiği hak ve gerçekler, peyderpey mü’minlerin kalplerine ulaşır. Nihayet imanları sarsılmaz dağlardan daha sağlam olur. Onlar, bu kitabın hakkın ta kendisi olduğunu bilirler. Yüce Allah eğer herhangi bir hükmü önce teşrî buyurup sonra da onu neshederse mü’minler bilirler ki Allah, bu hükmü ya benzeriyle ya da ondan daha hayırlısıyla değiştirmiştir ve o hükmü neshetmesi, Rabbani hikmete daha uygun, akla daha münasiptir. Bu kitap, aynı zamanda “müslümanlara bir hidâyet ve müjde olmak üzere” indirilmiştir. Yani Yüce Allah, onlara eşyanın hakikatini gösterir, neyin hak, neyin batıl olduğunu, neyin hidâyet neyin sapıklık olduğunu açıklar. Onlar için, içinde ebediyen kalacakları güzel bir mükâfat olduğu müjdesini de verir. Aynı şekilde bu kitabın kısım kısım inmesi de büyük bir hidâyet ve müjdedir. Zira eğer toptan inseydi ve düşünceler onun farklı yönlerine kaysaydı hidayet ve müjdes bu kadar büyük olmazdı. Bu nedenle O, bazen bir hüküm bazen de birkaç hüküm indirmiştir. Onlar, bunları akledip kavradıktan, onun maksadını bilip ondan kana kana içtikten sonra ona benzer bir başka hükmü indirmiştir. Bu böylece sürüp gitmiştir. Bundan dolayı ashab -Allah cümlesinden razı olsun- Kur'ân sayesinde büyük bir seviyeye ulaşmış, huyları, karakterleri değişmiş, onların ulaştıkları ahlâk, güzellikler ve ameller öncekilerin de sonrakilerin de çok ilerisine ulaşmıştır. Onlardan sonra gelenlere yakışan da bu Kitabın ihtiva ettiği ilimler ile kendilerini eğitmek, onun ahlâkıyla ahlâklanmak, sapıklığın ve bilgisizliğin karanlıklarında onun nuruyla aydınlanmak olmalı ve bütün hallerde bu kitabı kendilerine rehber edinmelidirler. Ancak böylelikle dinî ve dünyevi bütün işleri dosdoğru olur, istikamet bulur.
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
-Ey Peygamber!- Onlara de ki: “Cebrail -aleyhisselam- bu Kur'an'ı Allah -Subhânehu ve Teâlâ-'nın katından hiçbir hata, değiştirme ve bozukluk barındırmayan bir hakikatle, Allah’a iman edenleri her yeni bir ayet indiğinde ve bazılarının hükmü kaldırıldığında imanları üzerine kararlı kılması, hakka götüren bir rehber ve elde ettikleri değerli mükâfattan ötürü Müslümanlara bir müjde olması için indirmiştir.
Aynı kök: قدس (10 geçiş) · Aynı kök: روح (57 geçiş)
Andolsun, Musa'ya Kitab'ı (Tevrat'ı) verdik. Ondan sonra ard arda peygamberler gönderdik. Meryem oğlu İsa'ya mucizeler verdik. Onu Ruhu'l-Kudüs…
Aynı kök: قدس (10 geçiş) · Aynı kök: روح (57 geçiş)
İşte peygamberler! Biz, onların bir kısmını bir kısmına üstün kıldık. İçlerinden, Allah'ın konuştukları vardır. Bir kısmının da derecelerini…
Aynı kök: قدس (10 geçiş) · Aynı kök: روح (57 geçiş)
O gün Allah, şöyle diyecek: "Ey Meryem oğlu İsa! Senin üzerindeki ve annen üzerindeki nimetimi düşün. Hani, seni Ruhu'l-Kudüs (Cebrail) ile…
Aynı kök: روح (57 geçiş) · Aynı kök: بشر (123 geçiş) · Ortak kavram: Müjde (Beşâret)
O, rüzgarları rahmetinin önünde müjde olarak gönderendir. Nihayet rüzgarlar ağır bulutları yüklendiği vakit, onları ölü bir belde(yi diriltmek) için…
Aynı kök: روح (57 geçiş) · Aynı kök: بشر (123 geçiş) · Ortak kavram: Müjde (Beşâret)
(16-17) (Ey Muhammed!) Kitap'ta (Kur'an'da) Meryem'i de an. Hani ailesinden ayrılarak doğu tarafında bir yere çekilmiş ve (kendini onlardan uzak…
Aynı kök: روح (57 geçiş) · Aynı kök: بشر (123 geçiş) · Ortak kavram: Müjde (Beşâret)
(48-49) O, rahmetinin önünde rüzgarları müjdeci olarak gönderendir. Ölü toprağı canlandıralım, yarattıklarımızdan birçok hayvanları ve insanları…
Aynı kök: بشر (123 geçiş) · Ortak kavram: Müjde (Beşâret) · Ortak kavram: İslâm
Andolsun, elçilerimiz (melekler), İbrahim'e müjde getirip "Selam sana!" dediler. O, "Size de selam" dedi ve kızartılmış bir buzağı getirmekte…
Aynı kök: بشر (123 geçiş) · Ortak kavram: Müjde (Beşâret) · Ortak kavram: İslâm
(Ey Muhammed!) Her ümmetin kendi içinden üzerlerine bir şahit göndereceğimiz, seni de onların üzerine bir şahit olarak getireceğimiz günü düşün. Sana…
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
De ki: "Kutsal Ruh (Cebrail) onu (Kur'an'ı) iman edenlere güç vermek için, müslümanlara rehber ve müjde olarak Rabbinin katından bir amaç ile indirmiştir."
De ki: "Onu Kutsal Ruh, mutlak hakikate bir atıf olsun ve hem imanda sebat edenleri desteklesin, hem de Allah'a teslim olan kimseler için bir yol haritası ve bir müjde olsun diye, Rabbin katındaki ana kaynaktan indirdi!"
Onun, apaçık bir gerçeklik ve sarsılmayan bir doğruluk keyfiyeti içinde, imana erişenleri(n durumunu) güçlendirmek ve Allah'a yürekten bağlanıp boyun eğenlere bir doğru yol bilgisi, bir müjde olmak üzre Rabbinden safha safha Kutsal İlham yoluyla indirildiğini söyle.
De ki: "O'nu, Ruh-ül Kuds (Cibril ismi verilmiş kuvve; El Esma'dan ilim kuvvesi), senin Rabbinden (hakikatini oluşturan Esma bileşiminden) Hak olarak indirmiştir. . . İman edenlere direnç vermek ve müslimler için de kılavuz ve müjde olarak. "
De ki: "İman edenleri sağlamlaştırmak, müslümanlara bir müjde ve hidayet olmak üzere, onu (Kur'an'ı) hak olarak Rabbinden Ruhu'l-Kudüs indirmiştir."
De ki: Onu, Mukaddes Rûh (Cebrail), iman edenlere sebat vermek, müslümanları doğru yola iletmek ve onlara müjde vermek için, Rabbin katından hak olarak indirdi.
Onu, inanca çağırılanları güçlendirmesi, teslim olanlara doğru yolu göstermesi ve sevinçli bir haber olması için, Efendinden gerçek olarak, Kutsal Ruh'un indirdiğini söyle.
De ki: "Kur'an'ı Kutsal Ruh/Cebrail, Rabbinin katından, inananların inançlarını pekiştirmek için ve Müslümanlara rehber ve müjde olarak gerçekle indirmiştir."
De ki: "İman Edenleri sağlamlaştırsın, Müslümanlara bir yol gösterici ve müjde olsun diye Kutsal Ruh onu Efendinden gerçekle indirdi.
De ki, 'İnananları sağlamlaştırsın, müslümanlara bir yol gösterici ve müjde olsun diye Kutsal Ruh onu Rabbinden gerçekle indirdi.
Söyle onlara: "Onu Rabbinden hak olarak Rühu'l-Kudüs (Cebrail), iman edenlere sebat vermek ve müslümanlara bir hidayet ve bir müjde olmak için indirdi."
Söyle onlara: onu Rabbından hikmeti hakkile Ruhulkudüs indirdi ki iyman edenleri tesbit etmek ve müslimanlara bir hidayet, bir bişaret olmak için
De ki: "İman Edenlerin; imanlarını pekiştirmek, Müslimlere kılavuz ve müjde olmak üzere, Rabb'inden, Hakk ile o Kudus'un Ruhu dipnot 1 çokça dipnot 2 indi."
De ki: "İman edenlerin; imanlarını pekiştirmek, Müslümanlara kılavuz ve müjde olmak üzere, Rabb'inden, Hakk ile o Kudus'un Ruhu dipnot 1 çokça dipnot 2 indi."
De ki: "İman edenlerin; imanlarını pekiştirmek, Müslümanlara kılavuz ve müjde olmak üzere, Rabb'inden, Hakk ile çokça Ruhu'l-Kudus dipnot 1 indi.
De ki: "İnananları sağlamlaştırmak, müslümanlara bir müjde ve hidayet olmak üzere, onu (Kuran'ı) hak olarak rabbinden Ruhu'l-Kudüs indirmiştir."
De ki: "Onu (Kur'anı) — iman edenlere tam bir sebat vermek, müslümanlara bir hidayet ve bir müjde olmak için — Rabbinden hak olarak Ruuh-ul kuds indirmişdir.
De ki: Onu Ruh-el Kudüs, mü'minlerin imanını pekiştirmek, müslümanlara hidayet ve müjde olmak üzere Rabbın katından hak ile indirmiştir.
(98-104) Kuran okuduğun zaman taşlanmış / recm edilmiş şeytandan Allah’a sığın , muhakkak ki O / şeytan iman edenler ve Rablerine vekalet verenler üzerinde bir delile dayalı otoritesi / sultanlığı yoktur. Onun / sultanlığı, onunla ilgilenen / ona yüzünü çevirenleredir, onlar onu ortak edinenlerdir. (Şeytanı ortak edinen / Allaha ortak koşanlar) Biz bir ayetin yerini başka bir ayet ile değiştirdiğimizde (ayeti değil mekanını değiştirmek nesih / hükmün iptali değildir) ki Allah neyi indirdiğini en iyi bilendir, buna rağmen “sen bir iftiracısın” dediler , bilakis onların çoğunluğu bilmiyorlar. Ku tsal Ruh / Cebrail onu Rabbinden hak ile iman edenleri sabitlemesi için / sebat vermesi için teslim olanlara bir hidayet bir müjde olması için indirdi de. Kesin olan şu ki, onların onu bir beşerden öğreniyor dediklerini biliyoruz. Meylettikleri o kişinin dili / lisanı yabancıdır / acemidir , bu ise apaçık arabidir, Kesinlikle o kimseler Allah’a iman etmiyorlar, Allah da onları yola yönlendirmiyor, onlara acıtıcı bir azap vardır. Yalanı iftira edenler Allah’ın ayetlerine iman etmezler ve işte o kimseler yalancıdırlar, imanından sonra kim Allah’ı yok sayar ise, kalbi iman ile tatmin olduğu halde inkara zorlananlar hariç, kim kalbini küfre açar ise onların üzerine Allah ’ın öfkesi / gazabı vardır, onlara büyük bir azap vardır. Bu onların dünya hayatını ah irete tercih e dip sevmelerindendir, m uhakkak ki Allah yok sayan kavmi yola yönlendirmez. İşte onların kalplerini işitmelerini ve görmelerini mühürler işte onlar fakında olmayanlardır / gafillerdir. Hiç şüphesiz ki onlar ahirette hasara uğrayanlardır. Muhakkak ki Rabbin, fitne sonrası hicret edenleri, çaba gösterenlerin ve sabredenlerin kesinlikle Rabbidir, tüm bunların ardından Rabbin çok bağışlayandır, esirgeyendir.
Ey Muhammed! De ki: ''Rûhu’l-Kudüs (Cebrâîl), iman edenleri sağlamlaştırmak, Müslümanlara doğru yolu göstermek ve onlara bir müjde olmak üzere Kur’an’ı Rabbinden hak olarak indirdi.''
De ki: "İnananları sağlamlaştırmak ve müslümanlara yol gösterici ve müjde olmak üzere onu, Ruhu'l-Kudüs (Cebrail) Rabbinden gerçek (bilgi) olarak indirdi."
Sen de ki: "Onu Kutsal Ruh /Cebrail, Rabbinden bütün gerçekleri içerir özellikte indirdi dipnot 1 ki inanıp güvenenlerin inancını sağlamlaştırsın, teslim olanlar için bir rehber ve müjde olsun." dipnot 2
De ki "Onu, bir gerçek olarak Rabbinden Kutsal Ruh dipnot 1 indirdi ki inanıp güvenenleri sağlamlaştırsın, doğru yolu göstersin ve İslam'a girenlere bir müjde olsun.
De ki: “O’nu Ruhul Kudüs (Cebrail), iman edenlere sebat vermek, müslümanlara hidayet ve müjde olarak Rabbinin katından indirmiştir.”
De ki: "O'nu Ruhul Kudüs (Cebrail), müminlerin imanının pekişmesi, müslümanlara doğru yolu göstermek ve müjde vermek için Rabbinin katından indirmiştir."
De ki: "İman edenleri güçlendirip kökleştirmek için ve Müslümanlara bir müjde ve kılavuz olarak, Ruhulkudüs onu, senin Rabbinden indirdi.
Say to them: "This and that and all divine revelations are being conveyed by the Holy Spirit from Allah, my Creator, to strengthen -in opinion, action and purpose- those whose hearts have been touched with the divine hand and they are joyful tidings to those who have conformed to Islam.
Say that the Holy Spirit has brought the Revelation with the Truth step by step from your Lord, to strengthen the believers and as guidance and good news to the devout.
Say, the Holy Spirit has brought the revelation from thy Lord in Truth, in order to strengthen those who believe, and as a Guide and Glad Tidings to Muslims.
Tell them: "It is the spirit of holiness that has brought it down, by stages, dipnot 1 from your Lord so that it might bring firmness to those who believe, dipnot 2 and guidance to the Right Way, dipnot 3 and give glad tidings of felicity and success to those who submit to Allah." dipnot 4
Say: ‘The Purest Ruh has brought it down from your Lord with truth, to make those who have iman firm, and as guidance and good news for the Muslims. ’
Say (O Muhammad صلى الله عليه و سلم) Ruh-ul-Qudus [Jibrîl (Gabriel)] has brought it (the Qur’ân) down from your Lord with truth, that it may make firm and strengthen (the Faith of) those who believe, and as a guidance and glad tidings to those who have submitted (to Allâh as Muslims).
Say, the Holy Spirit has brought it down duly from your Lord to fortify those who have faith and as a guidance and good news for the muslims.
Say, `The Spirit of Holiness has brought this (Qur'ân) down from your Lord to suit the requirement of truth and wisdom, (Allâh has revealed it) so that He may strengthen those who believe in their faith and so that (this may serve as) a guidance and good tidings for Muslims.
Say: 'The Holy Spirit sent it down from thy Lord in truth, and to confirm those who believe, and to be a guidance and good tidings to those who surrender. '
Say: "The Holy Spirit has brought the verses of Qur’an intact from the Lord to make the believers firm in their belief, guide them, and give good news (about life after death) to the Muslims (an Arabic: those who surrender themselves to God. )
Say, 'The Holy Spirit brought it down from thy Lord in truth, to stablish those who believe, and for a guidance and glad tidings to those who are resigned. '
Say, "The Holy Spirit has sent it down from your Lord with truth, so that those who acknowledge will be strengthened, and as a guidance and good news for those who have peacefully surrendered."
Say, the holy spirit hath brought the same down from thy Lord with truth; that He may confirm those who believe, and for a direction and good tidings unto the Moslems.
Say, "The Holy Spirit brought it down from your Lord in truth, that it may confirm (the faith of) those who believe, and for a guidance and glad tidings to those who have Surrendered unto Allah (Muslims). "
Say, "The Spirit of Holiness (i. e., the language) has been sending it down from your Lord with the Truth to make firm the ones who have believed and as a guidance and good tidings to Muslims." (i.e. those who surrender to Allah).
Say: The holy Spirit hath delivered it from thy Lord with truth, that it may confirm (the faith of) those who believe, and as guidance and good tidings for those who have surrendered (to Allah).
You say: "It has been sent by divine grace from your Lord with truth to strengthen those who believe, and as guidance and good news for those who have submitted (to God). "
Say: "Holy inspiration has brought it down from thy Sustainer by stages, setting forth the truth, so that it might give firmness unto those who have attained to faith, and provide guidance and a glad tiding unto all who have surrendered themselves to God. "
Say, "The holy spirit[1] has brought it down from your Lord with the truth to reassure the believers, and as a guide and good news for those who submit ˹to Allah˺."
Say: "The holy Spirit has sent it down from your Lord with truth, so that those who believe will be strengthened, and as a guidance and good news for those who have surrendered. "
Say, "The Holy Spirit has brought it down from your Lord, truthfully, to assure those who believe, and to provide a beacon and good news for the submitters."
Say, [O Muúammad], "The Pure Spirit has brought it down from your Lord in truth to make firm those who believe and as guidance and good tidings to the Muslims. "
Say thou: “The Spirit of Holiness brought it down from thy Lord in truth, that it might strengthen those who heed warning, and as guidance and glad tidings for those submitting.”
Tell them, "The Sacred and Soothing Divine Energy has brought it down from your Lord in Absolute Truth (Gabriel (2:97), 'Rooh, Rauh' Soothing Mercy (12:87), Trustworthy (26:193)). This Qur'an will keep firm in thought and action, those who accept it. And it will provide Guidance and the good news to all who submit to Allah."
Say: "The Angel Gabriel has brought the revelation from your Lord in Truth, as to strengthen (all) those who believe and as a guide and as good news to Muslims. "
Say, "This has been brought down by RūH-ul-Qudus (the Holy Spirit - Jibra’īl ) from your Lord rightly (as due), so that it may bring firmness to the believers and become guidance and good news for the Muslims.
Say: "The Holy Spirit has brought it down from your Lord with the truth, so that those who believe will be strengthened, and as a guidance and good news for those who have submitted."