Diyanet İşleri
(5-7) (Kur'an'ı) ona, üstün güçlere sahip, muhteşem görünümlü (Cebrail) öğretti. O, en yüksek ufukta bulunuyorken (asli suretine girip) doğruldu.
Necm suresi
Necm suresi, 7. ayet. وَهُوَ بِٱلْأُفُقِ ٱلْأَعْلَىٰ
vehüve bil'üfüḳi-l'a`lâ.
(5-7) (Kur'an'ı) ona, üstün güçlere sahip, muhteşem görünümlü (Cebrail) öğretti. O, en yüksek ufukta bulunuyorken (asli suretine girip) doğruldu.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Vahyin geliş biçimi ve Sidretü'l-Müntehâ Necm 1–18 3
(Size okuduğu) Kur'an ancak kendisine bildirilen bir vahiydir.
(5-7) (Kur'an'ı) ona, üstün güçlere sahip, muhteşem görünümlü (Cebrail) öğretti. O, en yüksek ufukta bulunuyorken (asli suretine girip) doğruldu.
Sonra (ona) yaklaştı derken sarkıp daha da yakın oldu.
(Peygambere olan mesafesi) iki yay aralığı kadar, yahut daha az oldu.
Böylece Allah kuluna vahyedeceğini vahyetti.
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Cebrail gökyüzündeki en yüksek ufukta idi.
Aynı kök: افق (3 geçiş)
Varlığımızın delillerini, (kainattaki uçsuz bucaksız) ufuklarda ve kendi nefislerinde onlara göstereceğiz ki, o Kur'an'ın gerçek olduğu onlara iyice…
Aynı kök: افق (3 geçiş)
Andolsun o, Cebrail'i apaçık ufukta gördü.
Aynı olay: İsrâ ve Mi'rac
Kendisine ayetlerimizden bir kısmını gösterelim diye kulunu (Muhammed'i) bir gece Mescid-i Haram'dan çevresini bereketlendirdiğimiz Mescid-i Aksa'ya…
Aynı olay: İsrâ ve Mi'rac
(1-2) Battığı zaman yıldıza andolsun ki, arkadaşınız (Muhammed haktan) sapmadı ve azmadı.
Aynı olay: İsrâ ve Mi'rac
(1-2) Battığı zaman yıldıza andolsun ki, arkadaşınız (Muhammed haktan) sapmadı ve azmadı.
Aynı kök: علو (70 geçiş)
Allah, kendisinden başka hiçbir ilah olmayandır. Diridir, kayyumdur. O'nu ne bir uyuklama tutabilir, ne de bir uyku. Göklerdeki her şey, yerdeki her…
Aynı kök: علو (70 geçiş)
Sana (gerekli) bilgi geldikten sonra artık kim bu konuda seninle tartışacak olursa, de ki: "Gelin, oğullarımızı ve oğullarınızı, kadınlarımızı ve…
Aynı kök: علو (70 geçiş)
De ki: "Ey kitap ehli! Bizimle sizin aranızda ortak bir söze gelin: Yalnız Allah'a ibadet edelim. O'na hiçbir şeyi ortak koşmayalım. Allah'ı bırakıp…
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
(5, 6, 7) Çünkü o (Kur'an'ı) müthiş kuvvetleri olan, donanımlı (Cebrail) öğretmiştir. (Cebrail) en yüksek ufuktayken belirmişti.
(önce) en uzak ufukta belirmişti;
ufkun en uç noktasında görünerek,
O, Ufuk-u Ala (tüm dışsallığı kaplamış - afakta) olduğu halde!
O, en yüksek bir ufuktaydı.
Sonra en yüksek ufukta iken.
Ve O, en yüksek ufuktaydı.
- Ona, bunu çok güçlü akıl sahibi olan Cebrail öğretmiştir. Doğrulup dikildi. O, en yüksek ufuktaydı. Sonra iyice yaklaştı ve sarktı. İki yayın arası kadar, hatta daha da yakın. Böylece kuluna vahyedeceğinivahyetti.
En yüksek ufukta.
En yüksek ufukta.
O en yüksek ufukta idi.
Ve o en yüksek ufukta idi
O, yüksek bir ufuktaydı.
O, yüksek bir ufuktaydı.
O, en yüksek ufuktaydı.
O, en yüksek bir ufuktaydı.
O, en yüksek ufukda idi.
Ve o; en yüce ufukta idi.
(1-18) Battığında / heva olduğunda yıldıza yemin olsun ki , a rkadaşınız şaşırmadı ve azıtmadı . Keyfinden / hevasından konuşmaz / nutuk etmez. O, ancak vahyedilen vahiydir. Ona şiddetli kuvvet sahibi / Cebrail öğretti. Üstün akıl sahibi ve kapsayıcıdır / istiva etmiştir. Ve yüksek ufuktadır. Sonra iyice sokuldu / yaklaştı ve aşağı doğru sarktı . İki yay miktarı yahut daha yakın (ednaa) oldu . Ve O’nun kuluna ne vahyedecekse vahyetti . Ne göründüyse gönlü onu yalanlamadı. Gördükleri üzerine onunla tartışıyor musunuz ? Diğer bir inişinde de Sidretil Müntehada onu gördüydü . (Sidra ağacı nebk denilen iğneli ağaç) Meva cenneti onun yanında ydı (Cennet görüntüsü eşliğinde) Sidreti kaplayan / bürüyen kaplıyordu. Ne gözü kaydı / şaşıladı ne de taşkınlık etti / haddi aştı. Rabbinin en büyük ayetlerinden de gördüydü.
O, en yüksek ufukta idi.
Kendisi yüksek ufukta iken.
O sırada o, en yüksek ufukta dipnot 1 (Nur Dağı'nda) dipnot 2 idi.
(O zaman) Muhammed, (Mekke'ye göre) en yüksek ufukta (Hira Dağında) dipnot 1 idi.
O, en yüksek ufukta idi.
O, en yüksek ufukta idi.
En yüksek ufuktadır o.
At first, when he assumed the astronomical horizon,
on the highest horizon
While he was in the highest part of the horizon:
being on the higher horizon. dipnot 1
there on the highest horizon.
While he [Jibrîl (Gabriel)] was in the highest part of the horizon, (Tafsir Ibn Kathir)
while he was on the highest horizon.
And he attained to the zenith of heights (in his spiritual ascension).
being on the higher horizon,
who approached from….
he being in the loftiest tract.
While he was at the highest horizon.
in the highest part of the horizon.
While he was in the highest part of the horizon.
(When) he was on the most exalted horizon.
When he was on the uppermost horizon.
And reached the highest pinnacle.
appearing in the horizon’s loftiest part,
while on the highest point above the horizon,
While he was at the highest horizon.
At the highest horizon.
While he was in the higher [part of the] horizon.
And he was in the highest horizon;
At the highest horizon, (81:23)
While he was in the highest place of the horizon (in the distant skies):
while he was on the upper horizon.
While he was at the highest horizon.