Necm suresi

Necm suresi, 7. ayet

Necm suresi, 7. ayet. وَهُوَ بِٱلْأُفُقِ ٱلْأَعْلَىٰ

vehüve bil'üfüḳi-l'a`lâ.

Diyanet İşleri

(5-7) (Kur'an'ı) ona, üstün güçlere sahip, muhteşem görünümlü (Cebrail) öğretti. O, en yüksek ufukta bulunuyorken (asli suretine girip) doğruldu.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Necm 4–10 · surenin 7. ayeti / 62

Konu Vahyin geliş biçimi ve Sidretü'l-Müntehâ Necm 1–18 3

  1. Necm 4

    (Size okuduğu) Kur'an ancak kendisine bildirilen bir vahiydir.

  2. 5–7

    (5-7) (Kur'an'ı) ona, üstün güçlere sahip, muhteşem görünümlü (Cebrail) öğretti. O, en yüksek ufukta bulunuyorken (asli suretine girip) doğruldu.

  3. Necm 8

    Sonra (ona) yaklaştı derken sarkıp daha da yakın oldu.

  4. Necm 9

    (Peygambere olan mesafesi) iki yay aralığı kadar, yahut daha az oldu.

  5. Necm 10

    Böylece Allah kuluna vahyedeceğini vahyetti.

Tefsir4

1 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

el-Muhtasar 5

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Cebrail gökyüzündeki en yüksek ufukta idi.

Kelimeler

3 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. وَهُوَ vehuve o iken
  2. بِٱلْأُفُقِ bil-ufuki ufukta kök: افق
  3. ٱلْأَعْلَىٰ l-ea'la yüksek kök: علو

Keşif6

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: افق (3 geçiş)

    Varlığımızın delillerini, (kainattaki uçsuz bucaksız) ufuklarda ve kendi nefislerinde onlara göstereceğiz ki, o Kur'an'ın gerçek olduğu onlara iyice…

  • Aynı kök: افق (3 geçiş)

    Andolsun o, Cebrail'i apaçık ufukta gördü.

  • Aynı olay: İsrâ ve Mi'rac

    Kendisine ayetlerimizden bir kısmını gösterelim diye kulunu (Muhammed'i) bir gece Mescid-i Haram'dan çevresini bereketlendirdiğimiz Mescid-i Aksa'ya…

  • Aynı olay: İsrâ ve Mi'rac

    (1-2) Battığı zaman yıldıza andolsun ki, arkadaşınız (Muhammed haktan) sapmadı ve azmadı.

  • Aynı olay: İsrâ ve Mi'rac

    (1-2) Battığı zaman yıldıza andolsun ki, arkadaşınız (Muhammed haktan) sapmadı ve azmadı.

  • Aynı kök: علو (70 geçiş)

    Allah, kendisinden başka hiçbir ilah olmayandır. Diridir, kayyumdur. O'nu ne bir uyuklama tutabilir, ne de bir uyku. Göklerdeki her şey, yerdeki her…

  • Aynı kök: علو (70 geçiş)

    Sana (gerekli) bilgi geldikten sonra artık kim bu konuda seninle tartışacak olursa, de ki: "Gelin, oğullarımızı ve oğullarınızı, kadınlarımızı ve…

  • Aynı kök: علو (70 geçiş)

    De ki: "Ey kitap ehli! Bizimle sizin aranızda ortak bir söze gelin: Yalnız Allah'a ibadet edelim. O'na hiçbir şeyi ortak koşmayalım. Allah'ı bırakıp…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 7

58 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler8

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

(5, 6, 7) Çünkü o (Kur'an'ı) müthiş kuvvetleri olan, donanımlı (Cebrail) öğretmiştir. (Cebrail) en yüksek ufuktayken belirmişti.

Mustafa İslamoğlu

(önce) en uzak ufukta belirmişti;

Muhammed Esed

ufkun en uç noktasında görünerek,

Ahmed Hulusi

O, Ufuk-u Ala (tüm dışsallığı kaplamış - afakta) olduğu halde!

Ali Bulaç

O, en yüksek bir ufuktaydı.

Ali Özek ve heyeti

Sonra en yüksek ufukta iken.

Ali Rıza Safa

Ve O, en yüksek ufuktaydı.

Bayraktar Bayraklı

- Ona, bunu çok güçlü akıl sahibi olan Cebrail öğretmiştir. Doğrulup dikildi. O, en yüksek ufuktaydı. Sonra iyice yaklaştı ve sarktı. İki yayın arası kadar, hatta daha da yakın. Böylece kuluna vahyedeceğinivahyetti.

Edip Yüksel

En yüksek ufukta.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

En yüksek ufukta.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

O en yüksek ufukta idi.

Elmalılı Hamdi Yazır

Ve o en yüksek ufukta idi

Erhan Aktaş

O, yüksek bir ufuktaydı.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

O, yüksek bir ufuktaydı.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

O, en yüksek ufuktaydı.

Gültekin Onan

O, en yüksek bir ufuktaydı.

Hasan Basri Çantay

O, en yüksek ufukda idi.

İbni Kesir

Ve o; en yüce ufukta idi.

Mehmet Alagaş

(1-18) Battığında / heva olduğunda yıldıza yemin olsun ki , a rkadaşınız şaşırmadı ve azıtmadı . Keyfinden / hevasından konuşmaz / nutuk etmez. O, ancak vahyedilen vahiydir. Ona şiddetli kuvvet sahibi / Cebrail öğretti. Üstün akıl sahibi ve kapsayıcıdır / istiva etmiştir. Ve yüksek ufuktadır. Sonra iyice sokuldu / yaklaştı ve aşağı doğru sarktı . İki yay miktarı yahut daha yakın (ednaa) oldu . Ve O’nun kuluna ne vahyedecekse vahyetti . Ne göründüyse gönlü onu yalanlamadı. Gördükleri üzerine onunla tartışıyor musunuz ? Diğer bir inişinde de Sidretil Müntehada onu gördüydü . (Sidra ağacı nebk denilen iğneli ağaç) Meva cenneti onun yanında ydı (Cennet görüntüsü eşliğinde) Sidreti kaplayan / bürüyen kaplıyordu. Ne gözü kaydı / şaşıladı ne de taşkınlık etti / haddi aştı. Rabbinin en büyük ayetlerinden de gördüydü.

Rowwad Tercüme Merkezi

O, en yüksek ufukta idi.

Süleyman Ateş

Kendisi yüksek ufukta iken.

Süleymaniye Vakfı

O sırada o, en yüksek ufukta dipnot 1 (Nur Dağı'nda) dipnot 2 idi.

Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
  2. metne dön, dipnot 2
    Mekke'nin çevresindeki en yüksek dağ Hira mağarasının bulunduğu Nur dağıdır (Hira, TDV İslam Ansiklopedisi). Kabe'den bakıldığında en yüksek ufuk, o dağın tepesidir. Muhammed aleyhisselam, dağın tepesindeki Hira Mağarasında ibadete çekilmişken en tepede Cebrail aleyhisselamı görmüş, daha sonra Cebrail onun yanına inmiş ve ona ilk vahyi iletmiştir.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

(O zaman) Muhammed, (Mekke'ye göre) en yüksek ufukta (Hira Dağında) dipnot 1 idi.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Ayetteki الْأُفُقِ الْأَعْلَى = el-ufku'ul-a'la, o en yüksek ufuk demektir. Kur'an'ın inmeye başladığı yer Mekke olduğu için Kabe'ye göre en yüksek ufuk Hira dağıdır.

Şaban Britch

O, en yüksek ufukta idi.

Şaban Piriş

O, en yüksek ufukta idi.

Yaşar Nuri Öztürk

En yüksek ufuktadır o.

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

At first, when he assumed the astronomical horizon,

Abdul Haleem

on the highest horizon

Abdullah Yusuf Ali

While he was in the highest part of the horizon:

Abul A'la Maududi

being on the higher horizon. dipnot 1

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    The horizon means the eastern edge of the sky where the sun rises and the day dawns. The same has been referred to as ufuq-mubin (bright horizon) in( Surah Takweer, Ayat 23). Both the verses make it explicit that when the Prophet (peace be upon him) saw Gabriel for the first time, he had appeared on the eastern horizon of the sky; and there are several authentic traditions which show that at that time he was in his real shape in which Allah has created him. We shall quote all such traditions below.

Aisha Bewley

there on the highest horizon.

Al-Hilali & Khan

While he [Jibrîl (Gabriel)] was in the highest part of the horizon, (Tafsir Ibn Kathir)

Ali Quli Qarai

while he was on the highest horizon.

Amatul Rahman Omar

And he attained to the zenith of heights (in his spiritual ascension).

Arthur John Arberry

being on the higher horizon,

Bijan Moeinian

who approached from….

E. Henry Palmer

he being in the loftiest tract.

Edip-Layth

While he was at the highest horizon.

George Sale

in the highest part of the horizon.

Hamid S. Aziz

While he was in the highest part of the horizon.

Mahmoud Ghali

(When) he was on the most exalted horizon.

Marmaduke Pickthall

When he was on the uppermost horizon.

Mohamed Ahmed - Samira

And reached the highest pinnacle.

Muhammad Asad

appearing in the horizon’s loftiest part,

Mustafa Khattab

while on the highest point above the horizon,

Progressive Muslims

While he was at the highest horizon.

Rashad Khalifa

At the highest horizon.

Sahih International

While he was in the higher [part of the] horizon.

Sam Gerrans

And he was in the highest horizon;

Shabbir Ahmed

At the highest horizon, (81:23)

Syed Vickar Ahamed

While he was in the highest place of the horizon (in the distant skies):

Taqi Usmani

while he was on the upper horizon.

The Monotheist Group

While he was at the highest horizon.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Necm suresi, 7. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki eser tek görüş olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Necm suresi, 7. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  6. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  7. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  8. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩