Neml suresi · 76–81. ayetler

Kur'an İsrâiloğullarına anlatır; "ölülere duyuramazsın"

Bu bölümün ayetleri 4 mealde yan yana açılıyor; yukarıdaki listeden 27 Türkçe mealin herhangi birini açıp kapatabilirsiniz. Aralarındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz.

Hangi mealler görünsün? 4 / 27 açık

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir bölüme geçince öntanımlıya döner. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

  1. Neml suresi, 76. ayet — bütün mealleriyle aç

    Neml suresi, 76. ayet. إِنَّ هَٰذَا ٱلْقُرْءَانَ يَقُصُّ عَلَىٰ بَنِىٓ إِسْرَٰٓءِيلَ أَكْثَرَ ٱلَّذِى هُمْ فِيهِ يَخْتَلِفُونَ

    Diyanet İşleri

    Şüphesiz bu Kur'an, İsrailoğullarına üzerinde ayrılığa düştükleri şeylerin çoğunu açıklıyor.

    Mehmet Okuyan

    Şüphesiz ki bu Kur'an İsrailoğullarına, tartıştıkları şeylerin pek çoğunu anlatmaktadır.

    Mustafa İslamoğlu

    Hiç şüphesiz bu Kur'an, İsrailoğullarının üzerinde ihtilafa düştükleri bir çok konuya açıklık getirmektedir.

    Muhammed Esed

    Bu Kuran'ın, İsrailoğulları'nın üzerinde anlaşmazlığa düştükleri pek çok meseleyi açıklığa kavuşturduğu ortadadır.

    Ahmed Hulusi

    Muhakkak ki şu Kur'an, İsrailoğullarına, hakkında ayrılığa düştükleri şeyin çoğunluğunu hikaye edip açıklıyor.

    Ali Bulaç

    Gerçek şu ki, bu Kur'an, İsrailoğullarına hakkında ayrılığa düştükleri şeylerin bir çoğunu aktarıp anlatıyor.

    Ali Özek ve heyeti

    Doğrusu bu Kur'an, İsrailoğullarına, hakkında ihtilâf edegeldikleri şeylerin pek çoğunu anlatmaktadır.

    Ali Rıza Safa

    Aslında, bu Kur'an, İsrailoğullarının uyuşmazlığa düştüğü şeylerin çoğunu açıklıyor.

    Bayraktar Bayraklı

    Doğrusu bu Kur'an, İsrailoğulları'na, hakkında ihtilaf edegeldikleri konuların pek çoğunu anlatmaktadır.

    Edip Yüksel

    Bu Kuran, İsrail oğullarının hala tartışmakta olduğu birçok konuyu anlatmaktadır.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Bu Kuran, İsrailoğullarının hala tartışmakta olduğu bir çok konuyu anlatmaktadır.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Haberiniz olsun ki, bu Kur'an İsrail oğullarına, ihtilaf edip durdukları şeylerin pek çoğunu anlatır.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Haberiniz olsun ki bu Kur'an Beni İsraile ihtilaf edip durdukları şeylerin ekserisini anlatır

    Erhan Aktaş

    Bu Kur'an; İsrailoğulları'na, hakkında ayrılığa düştükleri pek çok şeyi açıklıyor.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Bu Kur'an; İsrailoğulları'na, hakkında ayrılığa düştükleri pek çok şeyi açıklıyor.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Bu Kur'an; İsrailoğulları'na, hakkında ayrılığa düştükleri pek çok şeyi açıklıyor.

    Gültekin Onan

    Gerçek şu ki, bu Kuran, İsrailoğullarına hakkında ayrılığa düştükleri şeylerin bir çoğunu aktarıp anlatıyor.

    Hasan Basri Çantay

    Şübhesiz ki bu Kur'an Israil oğullarına, hakkında kendilerinin ihtilaf edegeldikleri şeylerin pek çoğunu açıklar.

    İbni Kesir

    Gerçekten bu Kur'an; İsrailoğullarına ayrılığa düştükleri şeyin çoğunu açıklamaktadır.

    Mehmet Alagaş

    (76-82) İşte bu Kur'an, üzerinde çoğunun ihtilaf ettiği şeyleri İsrailoğulları'na kıssa ediyor / anlatıyor. O, müminler için rahmettir hidayettir / esirgeyendir, yola iletendir. Kesinlikle senin Rabbin, onların arasındaki hükmünü gerçekleştirecektir ve O saygıdeğerdir, bilendir. Vekaletini Allah'a ver, muhakkak ki sen apaçık bir hak / bir gerçek üzeresin. Muhakkak ki sen ölüleri işittiremezsin, çağrını, arkalarına dönüp kaçarken sağırlar duyamaz lar. Sen bir körü sapmışlı kta iken hidayete iletemezsin / yola iletemezsin. Sen sadece, ayetlerimize inananlara işittirebilirsin işte onlar teslim olanlardır.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Doğrusu bu Kur'an İsrailoğullarına hakkında ayrılığa düştüklerinin çoğunu anlatmaktadır.

    Süleyman Ateş

    Bu Kur'an, İsrail oğullarına, kendilerinin ayrılığa düştükleri şeylerin birçoğunu anlatmaktadır.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Bu Kur'an, İsrailoğulları'nın üzerinde tartıştıkları konuların çoğunu aydınlatmaktadır.

    Şaban Britch

    İşte bu Kur’an, İsrailoğulları'na, hakkında ayrılığa düştüklerinin çoğunu anlatmaktadır.

    Şaban Piriş

    İşte bu Kur'an, İsrailoğullarına, hakkında ayrılığa düştüklerinin çoğunu anlatmaktadır.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Hiç kuşkunuz olmasın ki bu Kur'an, İsrailoğullarına, ihtilafa düştükleri şeylerin birçoğunu anlatıyor.

  2. Neml suresi, 77. ayet — bütün mealleriyle aç

    Neml suresi, 77. ayet. وَإِنَّهُۥ لَهُدًى وَرَحْمَةٌ لِّلْمُؤْمِنِينَ

    Diyanet İşleri

    Şüphesiz o, elbette mü'minler için bir hidayet ve bir rahmettir.

    Mehmet Okuyan

    Şüphesiz ki o (Kur'an), müminler için bir rehber ve rahmettir.

    Mustafa İslamoğlu

    Çünkü o da, inananlar için bir rehber ve bir rahmettir.

    Muhammed Esed

    Çünkü o inanmak isteyenler için gerçek bir yol gösterici ve bir rahmettir.

    Ahmed Hulusi

    Muhakkak ki O (Kur'an), iman edenler için hakikate erdirici ve rahmettir.

    Ali Bulaç

    Ve gerçekten o, mü'minler için bir hidayet ve bir rahmettir.

    Ali Özek ve heyeti

    Ve o, müminler için gerçekten bir hidayet rehberi ve rahmettir.

    Ali Rıza Safa

    Ve aslında, O, inananlar için yol gösteren ve rahmettir.

    Bayraktar Bayraklı

    Doğrusu Kur'an, müminler için bir kılavuz ve rahmettir.

    Edip Yüksel

    Elbette o bir kılavuzdur ve iman edenler için bir rahmettir.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Elbette o bir kılavuzdur ve inananlar için bir rahmettir.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Gerçekten o doğruyu gösteren kesin bir hidayet ve müminler için sırf bir rahmettir.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Ve hakıkat o doğruyu gösterir kat'i bir hidayet ve mü'minler için mahzı rahmettir

    Erhan Aktaş

    O, Mü'minler için yol gösterici ve rahmettir.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    O, Mü'minler için yol gösterici ve rahmettir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    O, inananlar için kesinlikle yol gösterici ve rahmettir.

    Gültekin Onan

    Ve gerçekten o, inançlılar için bir hidayet ve bir rahmettir.

    Hasan Basri Çantay

    Hakıykaten o, mutlak bir hidayetdir, mü'minler için de bir rahmet.

    İbni Kesir

    Gerçekten o; mutlak bir hidayettir ve mü'minler için de bir rahmettir.

    Mehmet Alagaş

    (76-82) İşte bu Kur'an, üzerinde çoğunun ihtilaf ettiği şeyleri İsrailoğulları'na kıssa ediyor / anlatıyor. O, müminler için rahmettir hidayettir / esirgeyendir, yola iletendir. Kesinlikle senin Rabbin, onların arasındaki hükmünü gerçekleştirecektir ve O saygıdeğerdir, bilendir. Vekaletini Allah'a ver, muhakkak ki sen apaçık bir hak / bir gerçek üzeresin. Muhakkak ki sen ölüleri işittiremezsin, çağrını, arkalarına dönüp kaçarken sağırlar duyamaz lar. Sen bir körü sapmışlı kta iken hidayete iletemezsin / yola iletemezsin. Sen sadece, ayetlerimize inananlara işittirebilirsin işte onlar teslim olanlardır.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Ve o, Müminler için bir hidayet ve rahmettir.

    Süleyman Ateş

    Ve elbette o, mü'minlere bir yol gösterici ve rahmettir.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Kur'an, mutlak doğruyu gösterir, müminler için de bir ikramdır.

    Şaban Britch

    Ve o, müminler için bir hidayet ve rahmettir.

    Şaban Piriş

    Ve o, müminler için yol gösterici ve rahmettir.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Ve elbette o, inananlara bir kılavuz ve rahmettir.

  3. Neml suresi, 78. ayet — bütün mealleriyle aç

    Neml suresi, 78. ayet. إِنَّ رَبَّكَ يَقْضِى بَيْنَهُم بِحُكْمِهِۦ وَهُوَ ٱلْعَزِيزُ ٱلْعَلِيمُ

    Diyanet İşleri

    Şüphesiz senin Rabbin, onların arasında hükmünü verecektir. O, mutlak güç sahibidir, hakkıyla bilendir.

    Mehmet Okuyan

    Şüphesiz ki Rabbin onların arasında hükmünü verecektir. O güçlüdür, bilendir.

    Mustafa İslamoğlu

    Elbette senin Rabbin, onların arasında kendi verdiği hükmü uygulayacaktır: zira O en yüce olandır, her şeyi bilendir.

    Muhammed Esed

    Gerçek şu ki, (ey inanan kişi), senin Rabbin onların arasında kendi yasalarıyla hükmedecektir; çünkü her şeyin aslını bilen en yüce iktidar sahibi O'dur.

    Ahmed Hulusi

    Muhakkak ki senin Rabbin aralarındaki hükmünü açığa çıkartır onlarda. . . "HU"; Aziyz'dir, Aliym'dir.

    Ali Bulaç

    Şüphesiz senin Rabbin, onların arasında kendi hükmünü verecektir. O, güçlü ve üstün olandır, bilendir.

    Ali Özek ve heyeti

    Rabbin şüphesiz, onlar arasında hükmünü verecektir. O, mutlak galiptir, her şeyi hakkıyla bilendir.

    Ali Rıza Safa

    Kuşkusuz, Efendin, aralarında yargı verecektir. Çünkü O, Üstündür; Bilendir.

    Bayraktar Bayraklı

    Rabbin elbetteİsrailoğulları arasında hükmünü verecektir. O, mutlak galiptir; her şeyi bilendir.

    Edip Yüksel

    Efendin, onların arasında kararını verecektir. O Üstündür, Bilendir.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Rabbin, onların arasında kararını verecektir. O Üstündür, Bilendir.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Elbette Rabbin, hükmüyle aralarında yargısını infaz buyuracaktır ve O, güçlüdür, herşeyi bilendir.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Elbette rabbın hukmiyle beyinlerinde kazasını infaz buyuracaktır ve azizdir o alimdir

    Erhan Aktaş

    Rabb'in, onların arasında hükmünü verecek. O, Mutlak Üstün Olan'dır, Her Şeyi Bilen'dir.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Rabb'in, onların arasında hükmünü verecek. O, Mutlak Üstün Olan'dır, Her Şeyi Bilen'dir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Rabb'in, onların arasında hükmünü verecek. O, Mutlak Üstün Olan'dır, Her Şeyi Bilen'dir.

    Gültekin Onan

    Şüphesiz senin rabbin, onların arasında kendi hükmünü verecektir. O, güçlü ve üstün olandır, bilendir.

    Hasan Basri Çantay

    Muhakkak ki senin Rabbin onların arasındaki hükmünü yerine getirecek. O, mutlak gaalibdir, hakkıyle bilendir.

    İbni Kesir

    Muhakkak ki RAbbın; onların arasında hükmünü verecektir. Ve O; Aziz'dir, Alim'dir.

    Mehmet Alagaş

    (76-82) İşte bu Kur'an, üzerinde çoğunun ihtilaf ettiği şeyleri İsrailoğulları'na kıssa ediyor / anlatıyor. O, müminler için rahmettir hidayettir / esirgeyendir, yola iletendir. Kesinlikle senin Rabbin, onların arasındaki hükmünü gerçekleştirecektir ve O saygıdeğerdir, bilendir. Vekaletini Allah'a ver, muhakkak ki sen apaçık bir hak / bir gerçek üzeresin. Muhakkak ki sen ölüleri işittiremezsin, çağrını, arkalarına dönüp kaçarken sağırlar duyamaz lar. Sen bir körü sapmışlı kta iken hidayete iletemezsin / yola iletemezsin. Sen sadece, ayetlerimize inananlara işittirebilirsin işte onlar teslim olanlardır.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Şüphesiz Rabbin, onların arasında hükmünü verecektir. O çok güçlüdür, her şeyi bilendir.

    Süleyman Ateş

    Şüphesiz, Rabbin onlar arasında hükmünü verecektir. O, azizdir, hakkiyle bilendir.

    Süleymaniye Vakfı

    Rabbin kendi hükmüyle, taraflar arasında kararını verecektir. O daima üstündür, her şeyi bilir.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Senin Sahibin, aralarında hükmünü vermek için onları yargılayacaktır. O güçlüdür, her şeyi bilir.

    Şaban Britch

    Rabbin onların arasında hükmünü verecektir. O çok güçlüdür, herşeyi bilendir.

    Şaban Piriş

    Rabbin onların arasında hükmünü verecektir. Güçlü ve bilgili olan O'dur.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Rabbin, o İsrailoğulları arasında hükmünü verip gereğini yapacaktır. Aziz'dir, Alim'dir O.

  4. Neml suresi, 79. ayet — bütün mealleriyle aç

    Neml suresi, 79. ayet. فَتَوَكَّلْ عَلَى ٱللَّهِ إِنَّكَ عَلَى ٱلْحَقِّ ٱلْمُبِينِ

    Diyanet İşleri

    Öyle ise Allah'a tevekkül et. Çünkü sen apaçık bir hak üzere bulunuyorsun.

    Mehmet Okuyan

    Allah'a güven! Şüphesiz ki sen apaçık hakikat üzeresin.

    Mustafa İslamoğlu

    Şu halde yalnızca Allah'a dayan! Çünkü senin dayanağın, doğruluğu açık ve kesin olan hakikattir.

    Muhammed Esed

    Öyleyse, (yalnızca) Allah'a güven; çünkü inandığın şey, doğruluğu besbelli gerçeğin ta kendisidir.

    Ahmed Hulusi

    O halde Allah'a tevekkül et! Muhakkak ki sen apaçık hakikat üzeresin.

    Ali Bulaç

    Sen, artık Allah'a tevekkül et; çünkü sen apaçık olan hak üzerindesin.

    Ali Özek ve heyeti

    O halde sen Allah'a güvenip dayan. Çünkü sen apaçık hakikat üzeresin.

    Ali Rıza Safa

    Artık, Allah'a güven. Aslında, sen, apaçık gerçek üzerindesin.

    Bayraktar Bayraklı

    Rasulüm; işini sağlam tutarak Allah'a güven! Çünkü sen, apaçık hakikat üzeresin.

    Edip Yüksel

    ALLAH'a güven. Sen apaçık gerçeği izlemektesin.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    ALLAH'a güven. Sen apaçık gerçeği izlemektesin.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    O halde Allah'a güven. Sen, şüphesiz açık bir gerçek üzerindesin.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    O halde Allaha i'timad et sen şübhesiz açık bir hakk üzerindesin

    Erhan Aktaş

    Öyleyse Allah'a tevekkül dipnot 1 et. Kuşkusuz sen, apaçık gerçek üzerindesin.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Allah'a güvenmek, O'na dayanmak; her türlü hazırlığı yaptıktan sonra sonucu Allah'a bırakmak.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Öyleyse Allah'a tevekkül dipnot 1 et. Kuşkusuz sen, apaçık gerçek üzerindesin.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Allah'a güvenmek, O'na dayanmak; her türlü hazırlığı yaptıktan sonra sonucu Allah'a bırakmak.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Öyleyse Allah'a tevekkül dipnot 1 et. Kuşkusuz sen, apaçık gerçek üzerindesin.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Allah'a güvenme, O'na dayanma; her türlü çabayı gösterdikten sonra sonucu Allah'a bırakma.

    Gültekin Onan

    Sen, artık Tanrı'ya tevekkül et; çünkü sen apaçık olan hak üzerindesin.

    Hasan Basri Çantay

    O halde sen Allaha güvenib dayan. Çünkü sen apaçık bir hak üzerindesin.

    İbni Kesir

    Öyleyse sen; Allah'a tevekkül et. Şüphesiz ki sen; apaçık bir hak üzerindesin.

    Mehmet Alagaş

    (76-82) İşte bu Kur'an, üzerinde çoğunun ihtilaf ettiği şeyleri İsrailoğulları'na kıssa ediyor / anlatıyor. O, müminler için rahmettir hidayettir / esirgeyendir, yola iletendir. Kesinlikle senin Rabbin, onların arasındaki hükmünü gerçekleştirecektir ve O saygıdeğerdir, bilendir. Vekaletini Allah'a ver, muhakkak ki sen apaçık bir hak / bir gerçek üzeresin. Muhakkak ki sen ölüleri işittiremezsin, çağrını, arkalarına dönüp kaçarken sağırlar duyamaz lar. Sen bir körü sapmışlı kta iken hidayete iletemezsin / yola iletemezsin. Sen sadece, ayetlerimize inananlara işittirebilirsin işte onlar teslim olanlardır.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Sen artık Allah'a tevekkül et. Şüphesiz sen apaçık olan hak üzeresin.

    Süleyman Ateş

    Allah'a tevekkül et, çünkü sen apaçık gerçek üzerindesin.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Sen Allah'a dayan. Çünkü o apaçık gerçekler dipnot 1 üzerindesin.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      O apaçık gerçekler olarak çevirdiğimiz kısım ‘el hakkı el mubini' dir. Elif Lam'lı olması münasebetiyle esas manası ‘ O apaçık ve herşeyi açıklayan, Sahibinden indirilmiş gerçek ve gerçekleri gösterir içerik' anlamlarını kapsar.

    Şaban Britch

    Öyleyse Allah’a tevekkül et! Sen, apaçık hak üzerindesin.

    Şaban Piriş

    Öyleyse Allah'a dayan! Sen, apaçık hak üzerindesin.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Allah'a dayanıp güven, çünkü sen apaçık gerçeğin üzerindesin.

  5. Neml suresi, 80. ayet — bütün mealleriyle aç

    Neml suresi, 80. ayet. إِنَّكَ لَا تُسْمِعُ ٱلْمَوْتَىٰ وَلَا تُسْمِعُ ٱلصُّمَّ ٱلدُّعَآءَ إِذَا وَلَّوْا۟ مُدْبِرِينَ

    Diyanet İşleri

    Şüphesiz sen ölülere duyuramazsın. Arkalarına dönüp kaçarlarken sağırlara da çağrıyı duyuramazsın.

    Mehmet Okuyan

    Şüphesiz ki sen ölülere dipnot 1 duyuramaz; sağırlara da arkalarını dönüp giderlerken çağrıyı duyuramazsın.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Benzer mesaj: Rûm 30:52-53. Bu ayetlerde sözü edilen [el-mevtâ] kelimesi, "kalbini öldürenler" demektir. Bakara 2:154 ve Al-i İmrân 3:169'da Allah yolunda öldürülenlerle ilgili gündeme getirilen yeni bir hayat tanımı ve bakış açısı gibi bu ayette de ölü ve sağır ifadelerine yeni bir perspektif kazandırılmaktadır.

    Mustafa İslamoğlu

    Şu bir gerçek ki, sen ölülere işittiremezsin. Dahası, bu daveti sırtını dönüp uzaklaşan sağırlara da işittiremezsin.

    Muhammed Esed

    Gerçek şu ki, sen ölülere de işittiremezsin, sırt çevirip uzaklaşan sağırlara da işittiremezsin bu çağrıyı;

    Ahmed Hulusi

    Muhakkak ki sen ölülere (şuursuzca yaşayanlara) işittiremezsin; (Hakk'a) arkalarını dönüp gittiklerinde, sağırlara da işittiremezsin!

    Ali Bulaç

    Çünkü gerçekten sen, ölülere (söz) dinletemezsin ve arkasını dönüp kaçan sağırlara da çağrıyı işittiremezsin.

    Ali Özek ve heyeti

    Bil ki sen ölülere işittiremezsin, arkalarını dönüp giderlerken sağırlara da dâveti duyuramazsın.

    Ali Rıza Safa

    Kuşkusuz, ölülere duyuramazsın; arkasını dönüp giden sağırlara da çağrıyı duyuramazsın.

    Bayraktar Bayraklı

    Sen, şüphesiz, manen ölülere işittiremezsin; dönüp giden manen sağırlara da çağrıyı duyuramazsın.

    Edip Yüksel

    Sen ölülere duyuramazsın, aynı şekilde arkalarını dönen sağırlara da çağrıyı duyuramazsın.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Sen ölülere duyuramazsın, aynı şekilde arkalarını dönen sağırlara da çağrıyı duyuramazsın.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Şüphesiz sen, ölülere duyuramazsın; arkalarını dönüp kaçarlarken sağırlara da çağrıyı işittiremezsin.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Şübhesiz sen ölülere işittiremezsin, arkalarına dönmüş kaçarlarken sağırlara da da'veti işittiremezsin

    Erhan Aktaş

    Sen, ölülere duyuramazsın. Mesajı aldırmayan sağırlara da duyuramazsın.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Sen, ölülere duyuramazsın. Mesajı aldırmayan sağırlara da duyuramazsın.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Sen, ölülere duyuramazsın. Mesajı aldırmayan sağırlara da duyuramazsın.

    Gültekin Onan

    Çünkü gerçekten sen, ölülere (söz) dinletemezsin ve arkasını dönüp kaçan sağırlara da çağrıyı işittiremezsin.

    Hasan Basri Çantay

    Zira şübhesiz ki sen ölülere duyuramazsın. Arkalarını dönmüş kaçarlarken sağırlara da da'veti (ni) işitdiremezsin.

    İbni Kesir

    Elbette sen; ölülere işittiremezsin, dönüp giden sağırlara da çağrıyı duyuramazsın.

    Mehmet Alagaş

    (76-82) İşte bu Kur'an, üzerinde çoğunun ihtilaf ettiği şeyleri İsrailoğulları'na kıssa ediyor / anlatıyor. O, müminler için rahmettir hidayettir / esirgeyendir, yola iletendir. Kesinlikle senin Rabbin, onların arasındaki hükmünü gerçekleştirecektir ve O saygıdeğerdir, bilendir. Vekaletini Allah'a ver, muhakkak ki sen apaçık bir hak / bir gerçek üzeresin. Muhakkak ki sen ölüleri işittiremezsin, çağrını, arkalarına dönüp kaçarken sağırlar duyamaz lar. Sen bir körü sapmışlı kta iken hidayete iletemezsin / yola iletemezsin. Sen sadece, ayetlerimize inananlara işittirebilirsin işte onlar teslim olanlardır.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Sen, ölülere duyuramazsın, arkalarını dönüp gitmekte olan sağırlara da daveti duyuramazsın.

    Süleyman Ateş

    Sen ölülere duyuramazsın, arkalarını dönmüş kaçmakta olan sağırlara da çağrıyı işittiremezsin.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Sen ölülere dinletemezsin. Çağrını, sırtlarını döndükleri zaman , sağırlara da dinletemezsin.

    Şaban Britch

    Sen, ölülere duyuramazsın, arkalarını dönüp gitmekte olan sağırlara da daveti duyuramazsın.

    Şaban Piriş

    Sen, ölülere duyuramazsın, arkasını dönüp gidenlere de çağrıyı işittiremezsin.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Sen, ölülere işittiremezsin. Eğer dönüp giderlerse, sağırlara da çağrıyı duyuramazsın.

  6. Neml suresi, 81. ayet — bütün mealleriyle aç

    Neml suresi, 81. ayet. وَمَآ أَنتَ بِهَٰدِى ٱلْعُمْىِ عَن ضَلَٰلَتِهِمْ إِن تُسْمِعُ إِلَّا مَن يُؤْمِنُ بِـَٔايَٰتِنَا فَهُم مُّسْلِمُونَ

    Diyanet İşleri

    Körleri sapıklıklarından vazgeçirip doğru yola getiremezsin. Ancak ayetlerimize inanıp da müslüman olmuş olanlara duyurabilirsin.

    Mehmet Okuyan

    Sen körleri şaşkınlıklarından (çevirip) doğru yola iletemezsin. dipnot 1 Ayetlerimize inanıp teslim olanlardan başkasına duyuramazsın.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Benzer mesajlar: Yûnus 10:43; Rûm 30:52-53; Zuhruf 43:40.

    Mustafa İslamoğlu

    Yine, yoldan çıkan körleri doğru yola getirecek olan da sen değilsin. Sen ancak ayetlerimize inananlara duyurabilirsin; ki zaten onlar gönülden teslim olan kimselerdir.

    Muhammed Esed

    ve (yine) sen (kalben) kör olanları saptıkları yoldan çevirip doğru yola yöneltemezsin; sen (sesini) ancak mesajlarımıza inan(maya istekli ol)anlara işittirebilirsin, ki onlar da zaten bize yürekten boyun eğecek olan kimselerdir.

    Ahmed Hulusi

    Sen körlere doğru yolu gösteremezsin, saptıkları yanlış yoldan çıkarmak için! Sen sadece teslim olmuşlar olmaları dolayısıyla, varlıklarındaki işaretlerimize iman eden kimselere işittirirsin.

    Ali Bulaç

    Ve sen körleri düştükleri sapıklıktan çekip hidayete erdirici değilsin; sen ancak, ayetlerimize iman edenlere (söz) dinletebilirsin, işte müslüman olanlar bunlardır.

    Ali Özek ve heyeti

    Sen körleri sapıklıklarından çevirip doğru yola getiremezsin. Ancak âyetlerimize inanıp da teslim olanlara duyurabilirsin.

    Ali Rıza Safa

    Ve körleri, sapkınlıktan çevirerek doğru yola yönlendiremezsin. Sen, ancak, ayetlerimize inananlara duyurabilirsin. Teslim olanlar, işte onlardır.

    Bayraktar Bayraklı

    Manen körleri sapıklıklarından döndürüp doğru yola iletemezsin; ancak ayetlerimize inanıp teslim olanlara duyurabilirsin.

    Edip Yüksel

    Körü de sapıklığından çıkarıp yola iletemezsin. Sen ancak, ayetlerimizi onaylayanlara duyurabilirsin; onlar (anlattığın gerçeği) kabul ederler.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Körü de sapıklığından çıkarıp yola iletemezsin. Sen ancak, ayetlerimize inananlara duyurabilirsin; onlar (anlattığın gerçeği) kabul ederler.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Sen o körleri sapıklıklarından kurtarıp hidayete erdirecek de değilsin. Sen, ancak ayetlerimize inanacaklara işittirirsin de onlar müslüman olur kurtuluş bulurlar.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Sen o körleri delaletlerinden hidayete erdirecek de değilsin sen ancak ayetlerimize iyman edeceklere işittirirsin de onlar müsliman olur selamet bulurlar

    Erhan Aktaş

    Sen körleri, sapkınlıktan çevirip doğru yola iletemezsin; sen ancak ayetlerimize iman edip teslim olanlara gerçeği duyurabilirsin.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Sen körleri, sapkınlıktan çevirip doğru yola iletemezsin; sen ancak ayetlerimize iman edip teslim olanlara gerçeği duyurabilirsin.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Sen körleri, sapkınlıktan çevirip doğru yola iletemezsin; sen ancak ayetlerimize iman edip teslim olanlara gerçeği duyurabilirsin.

    Gültekin Onan

    Ve sen körleri düştükleri sapıklıktan çekip hidayete erdirici değilsin; sen ancak, ayetlerimize inananlara (söz) dinletebilirsin; işte müslüman olanlar bunlardır.

    Hasan Basri Çantay

    Ve sen o körleri sapıklıklarından ayırıb hidayet verici de değilsin. Sen ayetlerimize iman edecek kimselerden başkasına (söz) dinletemezsin. İşte müslüman olanlar onlardır.

    İbni Kesir

    Körleri sapıklıklarından vazgeçirip hidayete erdirecek değilsin Sen; ancak ayetlerimize inananlara duyurabilirsin. Ve onlar müslümanlardır.

    Mehmet Alagaş

    (76-82) İşte bu Kur'an, üzerinde çoğunun ihtilaf ettiği şeyleri İsrailoğulları'na kıssa ediyor / anlatıyor. O, müminler için rahmettir hidayettir / esirgeyendir, yola iletendir. Kesinlikle senin Rabbin, onların arasındaki hükmünü gerçekleştirecektir ve O saygıdeğerdir, bilendir. Vekaletini Allah'a ver, muhakkak ki sen apaçık bir hak / bir gerçek üzeresin. Muhakkak ki sen ölüleri işittiremezsin, çağrını, arkalarına dönüp kaçarken sağırlar duyamaz lar. Sen bir körü sapmışlı kta iken hidayete iletemezsin / yola iletemezsin. Sen sadece, ayetlerimize inananlara işittirebilirsin işte onlar teslim olanlardır.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Sen, körleri sapıklıklarından doğru yola hidayet edici de değilsin. Ancak ayetlerimize iman edenlere duyurabilirsin. Onlar teslim olan kimselerdir.

    Süleyman Ateş

    Ve sen kör(ler)i içine düştükleri sapıklıklardan çıkarıp yola getiremezsin. Sen, ancak ayetlerimize inananlara duyurabilirsin ve onlar derhal müslüman olurlar.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Körlere yol tarif ederek yanlışına engel olamazsın. Sen, sadece ayetlerimize inanarak teslim olanlara dinletebilirsin.

    Şaban Britch

    Sen, körleri sapıklıklarından doğru yola hidayet edici de değilsin. Ancak ayetlerimize iman edenlere duyurabilirsin. Onlar teslim olan kimselerdir.

    Şaban Piriş

    Sen, körleri sapıklıklarından doğru yola çıkaramazsın. Sen ancak ayetlerimize iman edenlere duyurabilirsin. İşte müslüman olanlar onlardır.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Ve sen, düştükleri sapıklıktan körleri de çıkaramazsın. Teslim olmuş kişiler halinde ayetlerimize inananlardan başkasına sesini duyuramazsın.

Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. Öntanımlı açık dört meal öncelik sırasına göredir; listeden hepsi açılabilir.