Diyanet İşleri
(Kıyametin kopacağına dair) o söz başlarına gelince, onlar için yerden kendilerine bir dabbe (canlı bir yaratık) çıkarırız. O, onlara insanların ayetlerimize kesin olarak inanmadıklarını söyler.
Neml suresi · 82–93. ayetler
Bu bölümün ayetleri 4 mealde yan yana açılıyor; yukarıdaki listeden 27 Türkçe mealin herhangi birini açıp kapatabilirsiniz. Aralarındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz.
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir bölüme geçince öntanımlıya döner. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Neml suresi, 82. ayet. وَإِذَا وَقَعَ ٱلْقَوْلُ عَلَيْهِمْ أَخْرَجْنَا لَهُمْ دَآبَّةً مِّنَ ٱلْأَرْضِ تُكَلِّمُهُمْ أَنَّ ٱلنَّاسَ كَانُوا۟ بِـَٔايَٰتِنَا لَا يُوقِنُونَ
(Kıyametin kopacağına dair) o söz başlarına gelince, onlar için yerden kendilerine bir dabbe (canlı bir yaratık) çıkarırız. O, onlara insanların ayetlerimize kesin olarak inanmadıklarını söyler.
Onlar hakkında o (azap) sözü gerçekleştiği zaman, onlar için yerden bir canlı çıkarmış olacağız dipnot 1 ve bu (inkârcı) insanların ayetlerimize kesin bir şekilde inanmamış olduklarını kendilerine söyleyecektir.
Ve (o vahyi işitmeyen ölüler ve sağırlar) aleyhindeki söz gerçekleştiği zaman, onlar için yerden bir canlı çıkarırız; o onları mesajlarımıza öteden beri insanların yürekten inanmamış olduklarını söyler.
Ve (o kalben sağır ve kör olanlara gelince: Haktan yana kendilerine söylenen) söz bütün açıklığıyla gerçekleştiği zaman, onların karşısına yerden, kendilerine insanlığın mesajlarımıza gerçek bir imanla inanmadığını söyleyen bir yaratık çıkaracağız.
O hüküm (kıyametleri veya genel kıyamet öncesi) onlara eriştiğinde, onlar için Dabbet-ül Arz'dan (arzın {beden} bir tür konuşanı - bedenden ayrılık saati olan ölümün tadılma sürecinde) çıkarırız ki; onlara, insanların varlıklarındaki işaretlerimize (hakikatlerine) ikan sahibi olmadıklarını söyler!
O söz, başlarına geldiği zaman, onlara yerden bir Dabbe çıkarırız; o da, insanların bizim ayetlerimize kesin bir bilgiyle inanmadıklarını onlara söyler.
O söz başlarına geldiği (kıyamet yaklaştığı) zaman, onlara yerden bir dâbbe (mahlûk) çıkarırız da, bu onlara insanların âyetlerimize kesin bir iman getirmemiş olduklarını söyler.
Ve sözü verilen başlarına geldiğinde, onlara, yeryüzünden bir yaratık çıkarırız; insanların ayetlerimize gereğince inanmadıklarını söyler. dipnot 316
O söz, tepelerine indiğinde, yerden onlar için canlı bir yaratık çıkarırız da, o onlara, insanların bizim ayetlerimize gereğince inanmadıklarını söyler.
Zamanı gelince, onlara topraktan mamul bir yaratık çıkaracağız; onlara, halkın ayet ve mucizelerimizi onaylamadığını bildirecek. dipnot 1
Zamanı gelince, onlara topraktan mamul bir yaratık çıkaracağız; onlara, halkın ayet ve mucizelerimize inanmadığını bildirecek.
Söylenen söz başlarına geleceği zaman, onlar için yerden bir dabbe çıkarırız, insanların ayetlerimize kesin inanmadıklarını kendilerine söyler.
Söylenen başlarına geleceği vakıt da onlar için Arzdan bir dabbe çıkarırız, nasın ayetlerimize yakin ile inanmaz idiklerini kendilerine söyler
Üzerlerine söz dipnot 1 gerçekleştiği zaman, onlara yerden bir dabbe dipnot 2 çıkarırız. Kuşkusuz o, onlara, İnsanların dipnot 3 ayetlerimize inanmadıklarını söyler. dipnot 4
Üzerlerine söz dipnot 1 gerçekleştiği zaman, onlara yerden bir dabbe dipnot 2 çıkarırız. Kuşkusuz o, onlara, insanların dipnot 3 ayetlerimize inanmadıklarını söyler. dipnot 4
Üzerlerine söz dipnot 1 gerçekleştiği zaman, onlara yerden bir dabbe dipnot 2 çıkarırız. Kuşkusuz o, onlara, insanların dipnot 3 ayetlerimize inanmadıklarını söyler. dipnot 4
O söz başlarına geldiği zaman, onlara yerden bir dabbe çıkarırız; o da, insanların bizim ayetlerimize kesin bir bilgiyle inanmadıklarını onlara söyler.
O söz (ün ma'nası) kendilerinin aleyhinde (tahakkuk edib) vukuu (ve zuhuur) a geldiği zaman yerden bunlar için bir dabbe çıkarırız ki bu, onlara insanların ayetlerimize kat'i bir kanaat beslemezler idiğini (başlarına kakarak) söyler.
Kendilerine söylenmiş olan, başlarına geldiği zaman; yerden bir canlı çıkarılır ki insanların ayetlerimize kesin olarak inanmadıklarını söyleyerek konuşur.
(76-82) İşte bu Kur'an, üzerinde çoğunun ihtilaf ettiği şeyleri İsrailoğulları'na kıssa ediyor / anlatıyor. O, müminler için rahmettir hidayettir / esirgeyendir, yola iletendir. Kesinlikle senin Rabbin, onların arasındaki hükmünü gerçekleştirecektir ve O saygıdeğerdir, bilendir. Vekaletini Allah'a ver, muhakkak ki sen apaçık bir hak / bir gerçek üzeresin. Muhakkak ki sen ölüleri işittiremezsin, çağrını, arkalarına dönüp kaçarken sağırlar duyamaz lar. Sen bir körü sapmışlı kta iken hidayete iletemezsin / yola iletemezsin. Sen sadece, ayetlerimize inananlara işittirebilirsin işte onlar teslim olanlardır.
O söz başlarına gelip çattığı zaman, yerden bir dabbe (canlı bir yaratık) çıkarırız da onlara konuşarak, insanların ayetlerimize kesin olarak iman etmediklerini söyler.
O söz, başlarına geldiği zaman, onlara yerden bir Dabbe (canlı) çıkarırız; o, onlara insanların, ayetlerimize inanmadıklarını söyler.
Haklarındaki karar kesinleşince bulundukları yerden onlar için bir dabbe dipnot 1 çıkarırız; onlara, insanların ayetlerimize tam olarak inanmadıklarını söyler.
Bu insanların haklarındaki karar kesinleşince dipnot 1 onlar için yerden (kabirlerinden) bir dabbe dipnot 2 çıkarırız. Dabbe, o insanlara, Allah'ın ayetlerine kesin bir inançla inanmadıklarını söyler.
O söz başlarına gelip çattığı zaman, yerden bir dabbe (canlı bir yaratık) çıkarırız da onlara konuşarak; insanların ayetlerimize kesin olarak iman etmediklerini söyler.
Onlara verilen söz gerçekleştiği zaman, yerden bir dabbe (canlı) çıkarırız da onlara konuşarak; insanların gerçekten ayetlerimize inanmadıklarını söyler.
O söz tepelerine indiğinde, yeryüzünden onlar için bir dabbe/debelenir gibi yürüyen bir canlı çıkarırız da o onlara, insanların bizim ayetlerimize gereğince inanmadıklarını söyler.
Neml suresi, 83. ayet. وَيَوْمَ نَحْشُرُ مِن كُلِّ أُمَّةٍ فَوْجًا مِّمَّن يُكَذِّبُ بِـَٔايَٰتِنَا فَهُمْ يُوزَعُونَ
Her ümmetten ayetlerimizi yalanlayanlarından bir grubu toplayacağımız ve bunların (topluca hesap yerine) sevk edilecekleri günü hatırla.
O gün, her ümmet içinden ayetlerimizi yalanlayanlardan (çeşitli) grup(ları) toplayacağız; onlar, (hesap yerine) sevk edilecektir. dipnot 1
İşte o gün, her bir ümmetten ayetlerimizi yalanlayanlara özgü birer bölük oluşturacağız; ve onları (öylece) sevk edeceğiz.
Ve o Gün her ümmetin içinden mesajlarımızı yalanlayanları ayrı bir bölük olarak toplayacağız; ve böylece, onlar (günahlarının derecesine göre) sınıflandırılacaklar;
O süreç ki, her ümmetten işaretlerimizi yalanlayanları gruplar halinde toplarız. . . Onlar hep beraber sevk olunurlar.
Ve her ümmetten ayetlerimizi yalanlayan bir grubu toplayacağımız gün, artık onlar 'tutuklanıp (azab yerine) dağıtılırlar.'
O gün, her ümmet içinden âyetlerimizi yalan sayanlardan bir cemaat toplarız da onlar toplu olarak (hesap yerine) sevkedilirler.
Ve o gün, her toplumun arasından, ayetlerimizi yalanlayanları ayrı bir küme olarak toplayacağız; böyle ayrıştırılacaklar.
O gün, her ümmet içinden ayetlerimizi yalan sayanlardan bir grup toplarız da onlar toplu olarak hesap yerine sevkedilirler.
Ve o gün gelecek, her toplum içinde, ayetlerimizi ve mucizelerimizi yalanlayan kimseleri toplayıp süreceğiz.*
Gün gelecek, her toplum içinde, ayetlerimizi ve mucizelerimizi yalanlayan kimseleri toplayıp süreceğiz.
Ve her milletten ayetlerimizi yalanlayanlardan bir grup yaparak mahşere sevkedeceğimiz gün, artık onlar hep zapt altına alınıp tutuklanırlar.
Ve her ümmetten ayetlerimizi tekzib eden kimselerden bir fevc yaparak mahşere sevkedebileceğimiz gün artık onlar hep inzıbat altında tevkıf olunurlar
O gün bütün toplumlardan, ayetlerimizi yalanlayanları gruplar halinde toplayacağız. Artık onlar sımsıkı tutuklanıp sevk edilirler.
O gün bütün toplumlardan, ayetlerimizi yalanlayanları gruplar halinde toplayacağız. Artık onlar sımsıkı tutuklanıp sevk edilirler.
O gün bütün toplumlardan, ayetlerimizi yalanlayanları gruplar halinde toplayacağız. Artık onlar sımsıkı tutuklanıp sevk edilirler.
Ve her ümmetten ayetlerimizi yalanlayan bir grubu toplayacağımız gün, artık onlar 'tutuklanıp (azab yerine) dağıtılırlar'.
(Hatırla) o gün (ü ki) her ümmetin ayetlerimizi yalan sayanlarından bir cemaati toplayacağız. Artık onlar (kaafilelerin ardı alınıncaya kadar) tevkıyf olunacaklardır.
Her ümmetten, ayetlerimizi yalanlayanları toplayacağımız gün; onlar, bir arada tutulurlar.
(82-85) Söz başlarına geldiği vakit arzdan; onlarla “kesinlikle insan, ayetlerimize kanaat getirmedi /inanmadı ” şeklinde konuşan bir yaratık ortaya çıkarırız. O gün, her toplumdan / her ümmetten ayetlerimizi yalanlayanları gruplar halinde bir araya getiririz ve onlar sevk edil irler. Nihayet geldikleri vakit Allah diyecek ki; sizler ayetlerimi, ilmen de onu tam olarak kavrayamamışken yalanladınız mı? Sizler ne yapmak istiyordunuz? Zulmetmelerinden dolayı üzerlerine söylenen söz gerçekleşir ve onlar artık konuşamazlar.
O gün her ümmetten, ayetlerimizi yalanlayanlardan bir grubu toplarız. Onlar toplu olarak (hesap yerine) sevkedilirler.
O gün her ümmet içinde ayetlerimizi yalanlayanlardan bir cemaat toplarız. Onlar hep bir araya getirilip tutuklanarak (ilahi huzura) sevk edilirler.
Her toplumun içinden ayetlerimiz karşısında yalana sarılan bölüğü toplayacağımız gün, her biri (hesap yerine) sevk edilir dipnot 1 .
Her toplumdan ayetlerimiz karşısında yalan söyleyenleri bölük bölük toplayacağımız mahşer gününde;
Ve o gün, her ümmet içinden, ayetlerimizi yalanlayanlardan birer cemaat toplarız. Onlar toplu olarak (hesap yerine) sevkedilirler.
Ve o gün, her ümmetten, ayetlerimizi yalanlayanları birer grup halinde toplayıp, biraraya getiririz. Onlar da toplanırlar.
O gün her ümmetin içinden ayetlerimizi yalanlayanlardan bir zümre derleriz de onlar, toplu halde ortaya sürülürler.
Neml suresi, 84. ayet. حَتَّىٰٓ إِذَا جَآءُو قَالَ أَكَذَّبْتُم بِـَٔايَٰتِى وَلَمْ تُحِيطُوا۟ بِهَا عِلْمًا أَمَّاذَا كُنتُمْ تَعْمَلُونَ
Hesap yerine geldiklerinde Allah şöyle der: "Siz benim ayetlerimi, onları ilmen kavramamışken yalanladınız öyle mi? Yoksa ne yapıyordunuz ki?!"
Sonunda, (hesap yerine) geldikleri zaman (Allah) kendilerine şöyle soracaktır: "Bilip kavramadan ayetlerimi yalanladınız, öyle mi? (Değilse, bu) yaptığınız neydi?"
Ta ki (huzura) geldikleri zaman, (Allah) onlara "Aklınızın kapasitesi onları kavramaya yetmediği için ayetlerimizi yalanlamaya mı kalktınız? Eğer öyle değilse, bugüne dek ne hazırladınız?" diyecek.
öyle ki, (yargı önüne) çıktıkları zaman, Allah, onlara: "(Doğru düşünce ve) bilgi yoluyla üstesinden gelemeyince tutup mesajlarımızı yalanlamaya kalktınız, öyle mi? Peki, bu yaptığınız neydi öyleyse?" diyecek.
Nihayet geldiklerinde (Allah) dedi ki: "İlminizin kapsamı dışında olduğu halde işaretlerimi yalanlamaya kalktınız? Neydi bu yaptığınız?"
Nihayet geldikleri zaman, (Allah) der ki: "Siz benim ayetlerimi, bilgi bakımından kavramadığınız halde yalanladınız mı? Yoksa ne yapıyordunuz?"
Nihayet o yere geldikleri zaman, Allah onlara şöyle buyurur: «Âyetlerimi iyice anlamadığınız halde onları yalanladınız mı; yahut yaptığınız neydi?»
Sonunda geldiklerinde, şöyle diyecek: "Bilginizle kavrayamayınca, ayetlerimizi yalanladınız; öyle mi?" "Öyle değilse, yaptığınız neydi?"
Nihayet, hesap yerine geldikleri zaman Allah şöyle buyurur: "Siz benim ayetlerimi iyice anlamadan yalan saydınız, öyle mi? Değilse, yaptığınız ne idi?"
Geldikleri zaman, "Ayet ve mucizelerimi bilginizle kavramadığınız halde yalanladınız mı? Yoksa yaptığınız neydi?" der. dipnot 1
Geldikleri zaman, 'Ayet ve mucizelerimi bilginizle kavramadığınız halde yalanladınız mı? Yoksa yaptığınız neydi?' der.
Nihayet geldikleri zaman, Allah: "Siz, Benim ayetlerimi, onları ilmen kavramadığınız halde yalanladınız mı? Değilse ne yapıyordunuz?" buyurur.
Nihayet geldikleri vakıt: siz benim ayetlerimi ılmen kavramadığınız halde tekzib mi ettiniz? Yoksa ne yapıyordunuz
Ve geldikleri zaman: "Onu bilgi ile kavramadınız dipnot 1 da mı ayetlerimi yalanladınız? Yoksa başka bir neden mi var?" dedi.
Ve geldikleri zaman: "Onu bilgi ile kavramadınız[1] da mı ayetlerimi yalanladınız? Yoksa başka bir neden mi var?" dedi.
Ve geldikleri zaman: "Onu bilgi ile kavramadınız dipnot 1 da mı ayetlerimi yalanladınız? Yoksa başka bir neden mi var?" dedi.
Nihayet geldikleri zaman, (Tanrı) der ki: "Siz benim ayetlerimi bilgi bakımından kavramadığınız halde yalanladınız mı? Yoksa ne yapıyordunuz?"
Nihayet (hesab yerine) geldikleri zaman (Allah) buyurur ki: "Siz benim ayetlerimi, onları hiçbir bilgi ile kavramadığınız halde (körü körüne), tekzib mi etdiniz? Ne idi o ısraar ile yapdığınız"?
Nihayet geldikleri zaman; buyurur ki: Siz, Benim ayetlerimi anlamadığınız halde mi yalanladınız? Yoksa yaptığınız ne idi.
(82-85) Söz başlarına geldiği vakit arzdan; onlarla “kesinlikle insan, ayetlerimize kanaat getirmedi /inanmadı ” şeklinde konuşan bir yaratık ortaya çıkarırız. O gün, her toplumdan / her ümmetten ayetlerimizi yalanlayanları gruplar halinde bir araya getiririz ve onlar sevk edil irler. Nihayet geldikleri vakit Allah diyecek ki; sizler ayetlerimi, ilmen de onu tam olarak kavrayamamışken yalanladınız mı? Sizler ne yapmak istiyordunuz? Zulmetmelerinden dolayı üzerlerine söylenen söz gerçekleşir ve onlar artık konuşamazlar.
Nihayet geldikleri zaman: "Ayetlerimi iyice kavramadığınız halde yalanladınız mı? Yoksa ne yapıyordunuz?" der.
(Divanına) Geldiklerinde (Allah onlara) der: "Ayetlerimi anlamadığınız halde yalanladınız mı? Yoksa ne yaptınız?"
(Hesap verme yerine) Geldiklerinde Allah şöyle der: "Tam bir bilgi sahibi olmadan ayetlerim karşısında yalana mı sarıldınız dipnot 1 ? Yoksa yaptığınız neydi?"
Huzurumuza geldiklerinde de onlara şöyle denir: "Anlayıp dinlemeden dipnot 1 ayetlerimiz karşısında yalan mı söylediniz? Ya da neydi o yapıp ettikleriniz?"
Geldikleri zaman: Ayetlerimi iyice kavramadığınız halde yalanladınız mı? Yoksa ne yapıyordunuz? der.
Hepsi geldiği zaman: -Ayetlerimi iyice kavramadığınız halde yalanladınız mı? Yoksa ne yapıyordunuz? der.
Geldiklerinde Allah onlara: "Ayetlerimizi, ilminiz onları kuşatmadığı halde inkar mı ettiniz yoksa ne yapıyordunuz?" der.
Neml suresi, 85. ayet. وَوَقَعَ ٱلْقَوْلُ عَلَيْهِم بِمَا ظَلَمُوا۟ فَهُمْ لَا يَنطِقُونَ
Zulümlerinden dolayı sözü edilen azap tepelerine iner de artık konuşamazlar.
Yaptıkları haksızlıktan dolayı haklarında (azap) sözü gerçekleşmiştir; artık onlar konuşamazlar. dipnot 1
İşte onların tüm çarpıtmalarına rağmen kendileri aleyhindeki söz böyle yerini bulmuş olacak. Dahası, bu durum karşısında onlardan çıt çıkmayacak.
Ve (böylece, onlara vaktiyle söylenen) söz, onların tüm karalamalarına rağmen, olanca gerçekliğiyle karşılarına çıkacak ve onlar da buna karşılık artık diyecek söz bulamayacaklar;
(Nefslerine) zulmetmeleri dolayısıyla o hüküm onlara erişti! Artık onlar konuşamazlar!
Zulmetmelerine karşılık, söz, kendi aleyhlerine gelmiş bulunmaktadır, artık konuşmazlar.
Yaptıkları haksızlıktan ötürü, (azaba uğrayacaklarını bildiren) o söz gerçekleşmiştir; artık onlar konuşamazlar.
Yaptıkları haksızlıklar yüzünden, sözü verilen başlarına gelmiştir; artık konuşamazlar.
İşledikleri zulümler yüzünden o söz, tepelerine inmiştir, artık tek kelime söyleyemezler.
Haksızlık ettikleri için verilen söz başlarına gelir ve artık konuşamazlar.
Haksızlık ettikleri için verilen söz başlarına gelir ve artık konuşamazlar.
Zulmetmeleri yüzünden aleyhlerinde söz gerçekleşir (söylenen başlarına gelir) ve artık nutukları tutulur (konuşamazlar).
Buyurur ve haksızlık ettikleri cihetle aleyhlerinde söz, hakk olur (söylenen başlarına gelir) de artık nutukları tutulur
Ve haksızlıkları dipnot 1 nedeniyle üzerlerine söz dipnot 2 gerçekleşmiş oldu. Artık onlar konuşamazlar.
Ve haksızlıkları dipnot 1 nedeniyle üzerlerine söz dipnot 2 gerçekleşmiş oldu. Artık onlar konuşamazlar.
Ve haksızlıkları dipnot 1 nedeniyle üzerlerine söz dipnot 2 gerçekleşmiş oldu. Artık onlar konuşamazlar.
Zulmetmelerine karşılık, söz, kendi aleyhlerine gelmiş bulunmaktadır, artık konuşmazlar.
Zulüm etdikleri sebebiyle üzerlerine o söz vukuua gelmişdir. Artık onlar söz de söyleyemeyeceklerdir.
Zulümleri yüzünden, söylenilen söz başlarına geldi. Artık konuşamaz olurlar.
(82-85) Söz başlarına geldiği vakit arzdan; onlarla “kesinlikle insan, ayetlerimize kanaat getirmedi /inanmadı ” şeklinde konuşan bir yaratık ortaya çıkarırız. O gün, her toplumdan / her ümmetten ayetlerimizi yalanlayanları gruplar halinde bir araya getiririz ve onlar sevk edil irler. Nihayet geldikleri vakit Allah diyecek ki; sizler ayetlerimi, ilmen de onu tam olarak kavrayamamışken yalanladınız mı? Sizler ne yapmak istiyordunuz? Zulmetmelerinden dolayı üzerlerine söylenen söz gerçekleşir ve onlar artık konuşamazlar.
Zulmetmelerinden dolayı aleyhlerinde söz (azap) gerçekleşmiş olur ve onlar artık konuşamazlar.
Zulmetmeleri yüzünden o (azab) karar(ı) başlarına gelmiştir, artık konuşmazlar.
Yaptıkları yanlışlardan dolayı haklarındaki karar kesinleşmiş olur dipnot 1 ; artık konuşamazlar dipnot 2 .
Yaptıkları yanlışlara karşılık aleyhlerindeki tehdit gerçekleşecek; onlar ağızlarını bile açamayacaklar.
Zulmetmelerinden dolayı aleyhlerinde söz (azap) gerçekleşmiş olur ve onlar artık konuşamazlar.
Zulmetmeleri sebebiyle hüküm giyecekler ve bir şey de diyemeyeceklerdir.
İşledikleri zulümler yüzünden o söz tepelerine inmiştir; artık tek kelime söyleyemezler.
Neml suresi, 86. ayet. أَلَمْ يَرَوْا۟ أَنَّا جَعَلْنَا ٱلَّيْلَ لِيَسْكُنُوا۟ فِيهِ وَٱلنَّهَارَ مُبْصِرًا إِنَّ فِى ذَٰلِكَ لَـَٔايَٰتٍ لِّقَوْمٍ يُؤْمِنُونَ
Onlar görmüyorlar mı ki, biz geceyi içinde rahat etsinler diye, gündüzü de (her şeyi) gösterici (aydınlık) olarak yarattık. Şüphesiz bunda inanan bir toplum için elbette (Allah varlığını gösteren) deliller vardır.
Dinlensinler diye geceyi (karanlık) ve (çalışsınlar diye) gündüzü aydınlık kıldığımızı hiç mi düşünmediler? İman eden bir topluluk için şüphesiz ki bunda dersler vardır. dipnot 1
Hem onlar, geceyi bağrında dinlensinler diye (karanlık), gündüzü de (hayatın çift kutuplu yasasını) görsünler diye (aydınlık) kıldığımızı hiç mi düşünmediler? Elbet bunda inanacak bir toplum için, alınacak bir ders mutlaka vardır.
öyle ya: geceyi, içinde sükun bulsunlar diye (derin ve kuşatıcı); gündüzü de, (olup biteni) görsünler diye (aydınlık) yaptığımızın farkında değiller miydi? Şüphesiz, bunda, inanmak isteyen insanlar için çıkarılacak dersler vardır!
Görmediler mi ki, biz geceyi onda sükun bulsunlar diye ve gündüzü de görülesi kıldık. . . Muhakkak ki bu olayda iman eden bir toplum için elbette işaretler vardır.
Görmediler mi, biz geceyi onda sükun bulmaları için, gündüzü de aydınlık(la görsünler) diye yarattık. Şüphesiz, iman eden bir kavim için bunda ayetler vardır.
Dinlensinler diye geceyi (karanlık) ve (çalışsınlar diye) gündüzü aydınlık kıldığımızı görmediler mi? İman eden bir kavim için elbette bunda birçok ibretler vardır.
Geceyi, içinde dinlenmeleri için, gündüzü de görmeleri için yaptığımızı görmüyorlar mı? Aslında, işte bunda, inanan bir toplum için kesinlikle kanıtlar vardır.
Geceyi dinlensinler diye karanlık, gündüzü çalışsınlar diye aydınlık olarak yarattığımızı görmediler mi? Doğrusu bunda inanacak toplum için dersler vardır.
Geceyi dinlenmelerine elverişli, gündüzü de aydınlık yaptığımızı görmediler mi? Gerçeği onaylayan bir toplum için elbette bunda işaretler vardır.
Geceyi dinlenmelerine elverişli, gündüzü de aydınlık yaptığımızı görmediler mi? İnanan bir toplum için elbette bunda işaretler vardır.
Onlar, içinde istirahat etsinler diye geceyi, göz açmaları için gündüzü yarattığımızı görmediler mi? Kesinlikte bunda iman edecek bir topluluk için birçok ibretler vardır.
Görmediler mi biz içinde sükun bulsunlar diye geceyi yaptık, göz açmak üzere de gündüzü. Elbette bunda iyman edecek bir kavm için ayetler var
Dinginlik için geceyi nasıl karanlık, iş görmeleri için gündüzü de nasıl aydınlık yaptığımızı görmüyorlar mı? Kuşkusuz bunda iman eden toplum için ayetler dipnot 1 vardır.
Dinginlik için geceyi nasıl karanlık, iş görmeleri için gündüzü de nasıl aydınlık yaptığımızı görmüyorlar mı? Kuşkusuz bunda inanan toplum için ayetler dipnot 1 vardır.
Dinginlik için geceyi nasıl karanlık, iş görmeleri için gündüzü de nasıl aydınlık yaptığımızı görmüyorlar mı? Kuşkusuz bunda inanan toplum için ayetler dipnot 1 vardır.
Görmediler mi, biz geceyi onda sükun bulmaları için, gündüzü de aydınlık(la görsünler) diye yarattık. Şüphesiz, inanan bir kavim için bunda ayetler vardır.
İçinde sükun (ve istiraahat) bulmaları için geceyi, aydınlıkla gözlerini açmaları için gündüzü yaratdığımızı görmediler mi? Bunda iman edecek bir kavm için elbette kat'i ibretler vardır.
Görmediler mi ki; Biz, dinlenesiniz diye size geceyi karanlık, çalışasınız diye de gündüzü aydınlık olarak yarattık. Doğrusu bunda inanan bir kavim için ayetler vardır.
(86-93) Görmüyorlar mı biz geceyi sükûnet yeri yaptık gündüzü de görünebilir yaptık. İşte bunda iman eden kavim için göstergeler / ayetler vardır. O gün sûra üfürülür, Allah'ın istedikleri hariç yerde ve göklerde kim varsa o gün panikler , hepsi ona boynu öne eğik gelirler. Dağları gördün mü sen onları n sabit olduklarını değerlendirirsin, oysa ki o nlar bulutların yürüdüğü gibi yürürler, Allah'ın sanatı / üretimi öyledir , her şeyi en iyi şekilde yapar. Kesinlikle o yaptıklarınızdan haberdardır. Kim güzelliklerle gelirse ona daha hayırlısı vardır, O günün paniğinden emin olurlar. Kim de kötülükle gelirse yüzleri ateşe atılır, sadece yaptıklarınızdan dolayı cezalandırılmıyor musunuz? Kesinlikle ben haram kılınmış bu beldenin Rabbine ibadet etmekle emrolundum , her şey onundur , teslim olanlardan olmakla ve Kur'an'ı sözlü okumakla / tilavet etmekle emrolundum. Kim yola girerse kesinlikle kendi nefsi için yola girmiştir , kimde sapar ise de ki muhakkak ki ben sadece uyarıcılardanım. Allah'ım sana hamd olsun de, sana ayetlerini gösterecek ve sen de onları tanıyacaksın, Allah onların yaptıklarından Gafil değildir / duyarsız değildir.
Bizim geceyi o vakitte dinlensinler diye yarattığımızı, gündüzü de aydınlık kıldığımızı görmediler mi? İşte bunda iman eden bir toplum için ayetler/deliller vardır.
Görmediler mi, biz geceyi, içinde istirahat etmeleri için yarattık, gündüzü de aydınlık yaptık. Şüphesiz bunda inanan bir kavim için ayetler vardır.
Geceyi içinde dinlensinler diye, gündüzü de aydınlatıcı olarak oluşturduğumuzu görmediler mi? İnanan bir topluluk için bunda belgeler vardır dipnot 1 .
Görmezler mi ki, dinlensinler diye geceyi, aydınlatsın diye gündüzü yarattık. İnanan bir toplum için bunda belgeler vardır.
Görmediler mi ki, dinlensinler diye geceyi yarattık; gündüzü de aydınlık kıldık. İşte bunda iman eden bir toplum için ayetler/ deliller vardır.
Görmediler mi ki, dinlensinler diye geceyi yarattık; gündüzü de aydınlık kıldık. İşte bunda inanacak bir toplum için işaretler vardır.
Görmedin mi; biz geceyi, içinde dinlensinler diye, gündüzü de gösterici bir ışık olsun diye oluşturduk. İşte bunda, inanan bir topluluk için elbette ibretler vardır.
Neml suresi, 87. ayet. وَيَوْمَ يُنفَخُ فِى ٱلصُّورِ فَفَزِعَ مَن فِى ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَمَن فِى ٱلْأَرْضِ إِلَّا مَن شَآءَ ٱللَّهُ وَكُلٌّ أَتَوْهُ دَٰخِرِينَ
Sur'a üfürüleceği ve Allah'ın dilediği kimselerden başka göklerdeki herkesin, yerdeki herkesin korkuya kapılacağı günü hatırla. Hepsi de boyunlarını bükerek O'na gelirler.
Sûr'a üfleneceği gün, dipnot 1 -Allah'ın diledikleri hariç- göklerde ve yerde bulunanlar şiddetli bir şekilde korkacaktır. dipnot 2 Hepsi boynu bükük olarak O'na gelecekler.
Ve o gün sura üflenecek; bunun üzerine, Allah'ın dilediği kimseler hariç, göklerde ve yerde bulunan herkes dehşetten paniğe kapılacak; nihayet herkes, başı önde, O'nun huzuruna varacaktır.
Ve o Gün sura üflenecek ve böylece Allah'ın istediği kimseler dışında, göklerde ve yerde var olan herkes (tarifsiz bir) korkuya kapılacak; ve başları önlerine düşmüş olarak herkes O'nun huzuruna çıkacak.
O süreçte, Sur'da nefholunduğunda (bedenden nefholduğunda - ruhun bedene nefholması diye anlatılanın tersinin oluşması, yani ölümün tadılması; ya da mahşerde kişilerin kabirlerinden dışarıya nefholması), Allah'ın diledikleri müstesna, semalarda (bilinç boyutunda kendini bulmuş olan) kim var ve arzda (bedensel yaşamda) kim var ise dehşetle korkar! Hepsi boyun bükmüş olarak O'na gelirler.
Sur'a üfürüleceği gün, Allah'ın dilediği kimseler dışında, göklerde ve yerde olan herkes artık korkuya kapılmıştır ve her biri 'boyun bükmüş' olarak O'na gelmişlerdir.
Sûr'a üfürüleceği gün, Allah'ın dilediği kimseler dışında, göklerde ve yerde kim varsa korku içinde dehşete kapılır. Hepsi de, (hesap vermek üzere) hor ve hakir (bir şekilde), Allah'a gelirler.
Ve o gün, boruya üflenmiştir. Allah'ın dilediği kimseler dışında, göklerde ve yeryüzünde bulunan herkes korkuya kapılmıştır. Çünkü başları öne düşmüş olarak, tümü, O'na gelmiştir.
Sura üfürüldüğü gün, Allah'ın diledikleri müstesna, gökte olanlar da yerde olanlar da dehşet içinde kalırlar. Hepsi Allah'a boyunları bükülmüş olarak gelirler.
Boruya üfürüldüğü gün, göklerde ve yerde bulunan herkes, ALLAH'ın diledikleri hariç korkuya kapılacaklardır. Hepsi ona boyun bükerek gelirler.
Boruya üfürüldüğü gün, göklerde ve yerde bulunan herkes, ALLAH'ın diledikleri hariç korkuya kapılacaklardır. Hepsi ona boyun bükerek gelirler.
Hele Sur üfürüleceği, üfürülüp de Allah'ın dilediği kimselerin dışında bütün göklerdeki kimselerin ve yerdeki kimselerin hepsi ürperdiği ve hepsinin hor ve hakir olarak geldikleri gün ne korkunçtur!
Hele Sur üfürüleceği, üfürülüb de bütün Göklerdeki kimseler, Yerdeki kimseler, Allahın dilediği müstesna olmak üzere hepsi feza' ile ürperdiği ve her biri ona hor, hakir geldikleri gün ne müdhiştir?
Sur'a üflendiği gün, Allah'ın dilediği kimseler dipnot 1 hariç, göklerde ve yerde olanlar dehşete kapılacak ve hepsi aşağılanmış olarak geleceklerdir.
Sur'a üflendiği gün, Allah'ın dilediği kimseler dipnot 1 hariç, göklerde ve yerde olanlar dehşete kapılacak ve hepsi aşağılanmış olarak geleceklerdir.
Sur'a üflendiği gün, Allah'ın dilediği kimseler dipnot 1 hariç, göklerde ve yerde olanlar dehşete kapılacak ve hepsi aşağılanmış olarak geleceklerdir.
Sur'a üfürüleceği gün, Tanrı'nın dilediği kimseler dışında, göklerde ve yerde olan herkes artık korkuya kapılmıştır ve her biri 'boyun bükmüş' olarak O'na gelmişlerdir.
"Suur" a üfürüleceği gün (ü) de (hatırla) ki (o gün) — Allahın diledikleri müstesna olmak üzere — artık göklerde kim var, yerde kim varsa dehşetle korkmuşdur. Her biri hor ve hakıyr Ona gelmişlerdir.
Sur'a üfürüleceği gün; Allah'ın dilediklerinden başka göklerde olanlar da, yerde olanlar da korku içinde kalırlar. Ve hepsi boyunları bükülmüş olarak O'na gelirler.
(86-93) Görmüyorlar mı biz geceyi sükûnet yeri yaptık gündüzü de görünebilir yaptık. İşte bunda iman eden kavim için göstergeler / ayetler vardır. O gün sûra üfürülür, Allah'ın istedikleri hariç yerde ve göklerde kim varsa o gün panikler , hepsi ona boynu öne eğik gelirler. Dağları gördün mü sen onları n sabit olduklarını değerlendirirsin, oysa ki o nlar bulutların yürüdüğü gibi yürürler, Allah'ın sanatı / üretimi öyledir , her şeyi en iyi şekilde yapar. Kesinlikle o yaptıklarınızdan haberdardır. Kim güzelliklerle gelirse ona daha hayırlısı vardır, O günün paniğinden emin olurlar. Kim de kötülükle gelirse yüzleri ateşe atılır, sadece yaptıklarınızdan dolayı cezalandırılmıyor musunuz? Kesinlikle ben haram kılınmış bu beldenin Rabbine ibadet etmekle emrolundum , her şey onundur , teslim olanlardan olmakla ve Kur'an'ı sözlü okumakla / tilavet etmekle emrolundum. Kim yola girerse kesinlikle kendi nefsi için yola girmiştir , kimde sapar ise de ki muhakkak ki ben sadece uyarıcılardanım. Allah'ım sana hamd olsun de, sana ayetlerini gösterecek ve sen de onları tanıyacaksın, Allah onların yaptıklarından Gafil değildir / duyarsız değildir.
Sur'a üflendiği gün Allah'ın diledikleri dışında göklerde ve yerde kim varsa korkuya kapılır. Hepsi boyun bükmüş olarak O'na gelirler.
Sur'a üfleneceği gün, Allah'ın diledikleri dışında, göklerde ve yerde bulunan kimselerin hepsi, korku içinde kalır (bayılır). Hepsi boyun bükerek O'na gelirler.
Sura üfleneceği gün, Allah'ın tercih ettikleri dipnot 1 hariç, göklerde ve yerde kim varsa korkudan kaskatı kesilir, hepsi boynu bükük olarak Allah'ın huzuruna gelir dipnot 2 .
Sura üfleneceği gün, Allah'ın güven verdikleri dipnot 1 dışında yerde ve göklerde kim varsa korkudan kaskatı kesilecek, hepsi başlarını kaldıramayacak halde gelirler.
Sur’a üfürüldüğü gün Allah’ın diledikleri dışında göklerde ve yerde kim varsa korkuya kapılır ve hepsi de ona zelilane bir halde gelirler.
Sur'a üfürüldüğü gün Allah'ın diledikleri dışında göklerde ve yerde kim varsa korkuya kapılır ve hepsi, boynu bükük bir halde ona gelirler.
Sura üfürüleceği gün, Allah'ın dilediği dışında herkes, göklerdekiler, yerdekiler dehşet içinde kalacaktır. Hepsi boynunu bükmüş bir halde O'nun huzuruna gelir.
Neml suresi, 88. ayet. وَتَرَى ٱلْجِبَالَ تَحْسَبُهَا جَامِدَةً وَهِىَ تَمُرُّ مَرَّ ٱلسَّحَابِ صُنْعَ ٱللَّهِ ٱلَّذِىٓ أَتْقَنَ كُلَّ شَىْءٍ إِنَّهُۥ خَبِيرٌۢ بِمَا تَفْعَلُونَ
Dağları görürsün, onları hareketsiz sanırsın. Halbuki onlar bulutların geçişi gibi hareket ederler. Bunu, her şeyi sağlam ve yerli yerince yapan Allah yapmıştır. Şüphesiz O, yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır.
Görüp sabit sandığın dağlar, her şeyi en güçlü biçimde şekillendiren Allah'ın bir sanatı olarak, bulutların gidişi (gibi) gidiyor (olacaktır). dipnot 1 Şüphesiz ki Allah yapmakta olduklarınızdan haberdardır.
İmdi, hareketsiz ve sabit sandığın dağların kayıp giden bulutlar (gibi) gittiğini görürsün: her şeyi mükemmel bir nizama bağlayan Allah'ın sanatıdır bu: Şüphe yok ki, yaptığınız her şeyden haberder olan da yine O'dur.
Ve o kadar yerinden oynatılmaz sandığın dağların, (o Gün) bulutlar gibi geçip gittiğini görürsün: her şeyi şaşmaz bir düzene bağlayan Allah'ın işidir bu! İşin doğrusu, O edip eylediğiniz her şeyden haberdardır!
Dağları (bedenindeki organları) görür de, onları sabit - değişmez sanırsın; onlar bulutların (fikirlerin) geçip gittiği gibi, geçip gider (çeşitli anlayışlara dönüştüğü) halde. . . (Bu nefh-i sur ve o sürece mahsus oluşlar) Allah'ın sanatıdır ki, her şeyi yaşanası değişmez gerçeklik yapmıştır. . . Muhakkak ki O, yaptıklarınızı (onların yaratanı) Habiyr'dir.
Dağları görürsün de, donmuş sanırsın; oysa onlar bulutların sürüklenmesi gibi sürüklenirler. Her şeyi 'sapasağlam ve yerli yerinde yapan' Allah'ın sanatı (yapısı)dır (bu). Şüphesiz O, işlediklerinizden haberdardır.
Sen dağları görürsün de, onları yerinde (sabit) durur sanırsın. Halbuki onlar, bulut geçişi gibi geçerler. Bu her şeyi sapasağlam yapan Allah'ın yapısıdır. Şüphesiz ki O, yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır.
Gördüğün dağları durağan sanırsın; oysa bulutlar gibi devinim yaparlar. Her şeyi sağlam bir düzene bağlayan Allah'ın sanatıdır. Kuşkusuz, O, yaptıklarınızdan Haberlidir. dipnot 317
Dağları, yerinde cansız gibi durur görürsün. Oysa onlar bulutların geçişi gibi geçerler. Bu, her şeyi sağlam yapan Allah'ın sanatıdır. Doğrusu O, yaptıklarınızdan haberdardır.
Dağları durgun sanırsın, halbuki bulutlar hareket ettiği gibi hareket etmektedir. Her şeyi sapasağlam yaratan ALLAH'ın sanatıdır. O, yaptıklarınızı bilendir. dipnot 1
Dağları durgun sanırsın, halbuki bulutlar hareket ettiği gibi hareket etmektedir. Her şeyi sapasağlam yaratan ALLAH'ın sanatıdır. O, yaptıklarınızı bilendir.
Bir de o dağları görür, onları sabit sanırsın; oysa onlar, bulut geçer gibi geçip gider. Bu, herşeyi sapasağlam yaratmış olan Allah'ın sanatıdır. O, şüphesiz bütün yaptıklarınızdan haberdardır.
Bir de o dağları görür camid sanırsın, halbuki onlar bulut geçer gibi geçer, her şey'i itkan eden Allahın sun'u, o şübhesiz habirdir ne yapıyorsanız
Dağı görürsün, onu hareketsiz sanırsın. Oysaki o bulut gibi hareket eder. Her şeyi mükemmel yapan Allah'ın işidir bu. Kuşkusuz O, yaptığınız her şeyden haberdardır.
Dağı görürsün, onu hareketsiz sanırsın. Oysaki o bulut gibi hareket eder. Her şeyi mükemmel yapan Allah'ın işidir bu. Kuşkusuz O, yaptığınız her şeyden haberdardır.
Dağı görürsün, onu hareketsiz sanırsın. Oysaki o bulut gibi hareket eder. Her şeyi mükemmel yapan Allah'ın işidir bu. Kuşkusuz O, yaptığınız her şeyden haberdardır.
Dağları görürsün de donmuş sanırsın; oysa onlar bulutların sürüklenmesi gibi sürüklenirler. Her şeyi 'sapasağlam ve yerli yerinde yapan' Tanrı'nın sanatı (yapısı)dır (bu). Şüphesiz O, işlediklerinizden haberdardır.
Sen dağları görür, onları yerinde durur sanırsın. Halbuki onlar bulut geçer gibi geçer gider. (Bu) her şey'i sapasağlam yapan Allahın san'atıdır. Şübhesiz ki O, ne yaparsanız hakkıyle haberdardır.
Sen; dağları görür ve yerinde durur sanırsın. Oysa onlar, bulut geçer gibi geçip giderler. Bu; her şeyi sapasağlam yapan Allah'ın san'atıdır. Muhakkak ki O; yaptıklarınızdan haberdardır.
(86-93) Görmüyorlar mı biz geceyi sükûnet yeri yaptık gündüzü de görünebilir yaptık. İşte bunda iman eden kavim için göstergeler / ayetler vardır. O gün sûra üfürülür, Allah'ın istedikleri hariç yerde ve göklerde kim varsa o gün panikler , hepsi ona boynu öne eğik gelirler. Dağları gördün mü sen onları n sabit olduklarını değerlendirirsin, oysa ki o nlar bulutların yürüdüğü gibi yürürler, Allah'ın sanatı / üretimi öyledir , her şeyi en iyi şekilde yapar. Kesinlikle o yaptıklarınızdan haberdardır. Kim güzelliklerle gelirse ona daha hayırlısı vardır, O günün paniğinden emin olurlar. Kim de kötülükle gelirse yüzleri ateşe atılır, sadece yaptıklarınızdan dolayı cezalandırılmıyor musunuz? Kesinlikle ben haram kılınmış bu beldenin Rabbine ibadet etmekle emrolundum , her şey onundur , teslim olanlardan olmakla ve Kur'an'ı sözlü okumakla / tilavet etmekle emrolundum. Kim yola girerse kesinlikle kendi nefsi için yola girmiştir , kimde sapar ise de ki muhakkak ki ben sadece uyarıcılardanım. Allah'ım sana hamd olsun de, sana ayetlerini gösterecek ve sen de onları tanıyacaksın, Allah onların yaptıklarından Gafil değildir / duyarsız değildir.
Dağları görürsün de yerlerinde durduğunu sanırsın. Oysa onlar bulutlar gibi geçip giderler. Bu, her şeyi sapasağlam/noksansız yapan Allah’ın işidir. Muhakkak O, yaptıklarınızdan haberdardır.
Görüp de donuk sandığın dağlar, bulutun yürümesi gibi yürümektedir. (Bu,) Her şeyi gayet iyi yapan Allah'ın yapısıdır. Doğrusu O, yaptıklarınızı haber almaktadır.
Dağlara bakarsın, onları hareketsiz sanırsın. Halbuki onlar bulutların hareket ettiği gibi hareket ederler. Bu, her şeyi sağlam yapan Allah'ın işidir. O, yaptığınız her şeyin iç yüzünü bilir.
Dağları görürsün de hareketsiz olduklarını sanırsın. Aslında onlar, bulutlar gibi yürümektedirler. Bu, her şeyi sağlam yapan Allah'ın işidir. O, yaptığınız her şeyin iç yüzünü bilir.
Dağları görürsün de yerlerinde durduğunu sanırsın. Oysa onlar bulutlar gibi geçip giderler. Bu, her şeyi sapasağlam/noksansız yapan Allah’ın yapısıdır. O, yaptığınız herşeyden haberdardır.
Dağları görürsün de yerlerinde durduğunu sanırsın. Oysa onlar bulutlar gibi geçip giderler. Bu, her şeyi sapasağlam yapan Allah'ın yapısıdır. O, yaptıklarınızdan haberdardır.
Sen dağlara bakar da onları donuk, durgun görürsün. Oysaki onlar, bulutların dolaştığı gibi dolaşmaktadır. Herşeyi güzel ve mükemmel yapan Allah'ın sanatıdır bu. Yaptıklarınızdan gereğince haberdardır O.
Neml suresi, 89. ayet. مَن جَآءَ بِٱلْحَسَنَةِ فَلَهُۥ خَيْرٌ مِّنْهَا وَهُم مِّن فَزَعٍ يَوْمَئِذٍ ءَامِنُونَ
Her kim iyi amel getirirse, ona ondan daha hayırlısı vardır. Onlar o gün korkudan emindirler.
Kim bir iyilikle gelirse onun için çok daha hayırlısı olacaktır. Onlar o gün korkudan güvende olacaklardır. dipnot 1
Kim güzel eylemlerle (huzura) gelirse, daha hayırlısıyla karşılığını bulacaktır; üstelik onlar o günün dehşetinden emin olacaklardır.
Her kim ki (O'nun huzuruna) iyi eylemlerle çıkarsa, buna karşılık (daha) hayırlısını elde edecektir; ve böyleleri o Gün'ün korkusundan emin olacaklardır.
Kim güzel vasıflarıyla geldi ise, onun için ondan daha hayırlısı vardır. . . Onlar o süreçte korkulası şeylerden güvendedirler.
Kim bir iyilikle gelirse, artık kendisine daha hayırlısı vardır ve onlar, o günün korkusuna karşı güvenlik içindedirler.
Kim iyilikle (İlâhî huzura) gelirse, ona daha iyisi verilir. Ve onlar o gün korkudan emin kalırlar.
Kim bir iyilikle gelirse, onun için daha iyisi vardır. Ve onlar, o günün korkusundan güvene çıkmışlardır.
Kim bir iyilik yaparsa, ona daha iyisi verilir; o günün korkusundan güvende olurlar.
Kim iyilik getirirse, ona ondan daha iyisi verilir ve onlar o günün korkusundan güvenlikte olurlar.
Kim iyilik getirirse, ona ondan daha iyisi verilir ve onlar o günün korkusundan güvenlikte olurlar.
Her kim iyilikle gelirse, o zaman kendisine ondan daha hayırlısı vardır ve onlar o günkü korkudan güven içinde kalırlar.
Her kim hasene ile gelirse o vakıt ona ondan daha hayırlısı var ve onlar o günkü feza'dan emin kalırlar
Kim iyi şeylerle geldiyse, onun için getirdiğinden daha iyisi vardır. Onlar, O Gün dehşetten güvende olanlardır.
Kim iyi şeylerle geldiyse, onun için getirdiğinden daha iyisi vardır. Onlar, İzin Günü dipnot 1 dehşetten güvende olanlardır.
Kim iyi şeylerle geldiyse, onun için getirdiğinden daha iyisi vardır. Onlar, İzin Günü dehşetten güvende olanlardır.
Kim bir iyilikle gelirse artık kendisine daha hayırlısı vardır ve onlar o günün korkusuna karşı güvenlik (aminun) içindedirler.
Kim iyi (bir haalet) le gelirse ona bu sayede bir hayır vardır. Onlar o gün (azab) korku (sun) dan emniyyet içindedirler.
Kim, bir iyilikle gelirse; ona daha iyisi vardır. Onlar, o günün korkusundan emindirler.
(86-93) Görmüyorlar mı biz geceyi sükûnet yeri yaptık gündüzü de görünebilir yaptık. İşte bunda iman eden kavim için göstergeler / ayetler vardır. O gün sûra üfürülür, Allah'ın istedikleri hariç yerde ve göklerde kim varsa o gün panikler , hepsi ona boynu öne eğik gelirler. Dağları gördün mü sen onları n sabit olduklarını değerlendirirsin, oysa ki o nlar bulutların yürüdüğü gibi yürürler, Allah'ın sanatı / üretimi öyledir , her şeyi en iyi şekilde yapar. Kesinlikle o yaptıklarınızdan haberdardır. Kim güzelliklerle gelirse ona daha hayırlısı vardır, O günün paniğinden emin olurlar. Kim de kötülükle gelirse yüzleri ateşe atılır, sadece yaptıklarınızdan dolayı cezalandırılmıyor musunuz? Kesinlikle ben haram kılınmış bu beldenin Rabbine ibadet etmekle emrolundum , her şey onundur , teslim olanlardan olmakla ve Kur'an'ı sözlü okumakla / tilavet etmekle emrolundum. Kim yola girerse kesinlikle kendi nefsi için yola girmiştir , kimde sapar ise de ki muhakkak ki ben sadece uyarıcılardanım. Allah'ım sana hamd olsun de, sana ayetlerini gösterecek ve sen de onları tanıyacaksın, Allah onların yaptıklarından Gafil değildir / duyarsız değildir.
Kim iyilik getirirse ona ondan daha hayırlısı vardır. Ve onlar o gün, korkudan güvendedirler.
Kim iyilik getirirse ona, ondan daha hayırlısı vardır. Ve onlar o gün korkudan uzak, güven içindedirler.
Kim (Allah'ın huzuruna) bir iyilikle gelirse ona daha iyisi vardır dipnot 1 . Onlar, o günkü korku ve dehşetten güvende olurlar dipnot 2 .
Kim güzel iş yapmış olarak gelirse, daha güzelini bulur. Onlar o gün, korkudan emin olurlar.
Kim iyilikle gelirse orada onun için daha hayırlısı vardır. Ve onlar o gün korkudan emin olan kimselerdir.
Kim iyilikle gelirse, orada onun için daha hayırlısı vardır. Onlar orada her türlü korkudan güvende olacaklardır.
İyilik ve güzellik getirene, getirdiğinden daha hayırlısı vardır. Onlar o gün korkudan güvene çıkmışlardır.
Neml suresi, 90. ayet. وَمَن جَآءَ بِٱلسَّيِّئَةِ فَكُبَّتْ وُجُوهُهُمْ فِى ٱلنَّارِ هَلْ تُجْزَوْنَ إِلَّا مَا كُنتُمْ تَعْمَلُونَ
Kimler de kötü amel getirirse, yüzüstü ateşe atılırlar. (Onlara), "Ancak yaptıklarınızın karşılığını görüyorsunuz" (denir.)
Kötülükle gelen kişiler ise yüzüstü cehenneme atılacaklardır ve (kendilerine) "Sadece yaptıklarınızın karşılığını görmektesiniz." (denecektir). dipnot 1
Kim de kötü maksatlı eylemlerle (huzura) gelirse, artık onlar da yüzüstü ateşe kapaklanacaklardır: Şimdi siz, yapıp ettiklerinizin dışında başka bir karşılık mı bekliyordunuz?
Ama kimler ki kötü eylemlerle çıkıp gelirse, böyleleri yüzüstü ateşe atılacaklar; (ve kendilerine:) "Yapıp ettiklerinize göre hak etmediğiniz bir ceza mı bu?" (diye sorulacaktır).
Kim de kötülüğüyle geldiyse, onların yüzleri de ateşte tersine çevrilmiştir. . . "Sadece yaptıklarınızın sonucunu yaşarsınız!". . .
Kim bir kötülükle gelirse, artık onlar da ateşe yüzükoyun atılır (ve onlara:) "Yaptıklarınızdan başkasıyla mı cezalandırılıyorsunuz?" (denir).
(Rablerinin huzuruna) kötülükle gelen kimseler ise yüzükoyun cehenneme atılırlar. (Onlara) «Ancak yaptıklarınızın karşılığını görmektesiniz!» (denir).
Ve kim bir kötülükle gelirse, artık, yüzüstü ateşe atılır; "Yaptıklarınızdan başkasıyla mı cezalandırılacaktınız?"
Kötülük yapanlar, yüzüstü ateşe atılırlar. "Yaptıklarınızdan başka bir şeyle mi cezalandırılıyorsunuz?" denir.
Kim kötülük getirirse, ateşe yüzüstü kapaklanır." Yaptıklarının karşılığından başkasını mı bekliyordun? "
Kim kötülük getirirse, ateşe yüzüstü kapaklanır.' Yaptıklarının karşılığından başkasını mı bekliyordun? '
Her kim de kötülükle gelirse, artık yüzleri ateşte sürtülür. Başka değil, sırf yaptığınız amellerin karşılığı ile karşılanacaksınız.
Her kim de fenalıkla gelirse artık yüzleri ateşte sürtülür, başka değil sırf yaptığınız amellerin cezası
Ve kim kötü şeylerle gelirse, onlar da yüzüstü ateşe atılır. Yaptıklarınızın karşılığından başka bir şeyle mi cezalandırılıyorsunuz?
Ve kim kötü şeylerle gelirse, onlar da yüzüstü ateşe atılır. Yaptıklarınızın karşılığından başka bir şeyle mi cezalandırılıyorsunuz?
Ve kim kötü şeylerle gelirse, onlar da yüzüstü ateşe atılır. Yaptıklarınızın karşılığından başka bir şeyle mi cezalandırılıyorsunuz?
Kim bir kötülükle gelirse, artık onlar da ateşe yüzükoyun atılır (ve onlara:) "Yaptıklarınızdan başkasıyla mı cezalandırılıyorsunuz?" denir.
Kim de fena (bir amel) ile gelirse yüzleri ateşde sürtülür. Ya siz, yapdıklarının başka (türlü) siyle mi mukaabele edileceksiniz?
Kim de bir kötülükle gelirse; yüzleri ateşte sürtülür. Ya siz, yaptıklarınızdan başka bir şeyle mi cezalandırılacaksınız?
(86-93) Görmüyorlar mı biz geceyi sükûnet yeri yaptık gündüzü de görünebilir yaptık. İşte bunda iman eden kavim için göstergeler / ayetler vardır. O gün sûra üfürülür, Allah'ın istedikleri hariç yerde ve göklerde kim varsa o gün panikler , hepsi ona boynu öne eğik gelirler. Dağları gördün mü sen onları n sabit olduklarını değerlendirirsin, oysa ki o nlar bulutların yürüdüğü gibi yürürler, Allah'ın sanatı / üretimi öyledir , her şeyi en iyi şekilde yapar. Kesinlikle o yaptıklarınızdan haberdardır. Kim güzelliklerle gelirse ona daha hayırlısı vardır, O günün paniğinden emin olurlar. Kim de kötülükle gelirse yüzleri ateşe atılır, sadece yaptıklarınızdan dolayı cezalandırılmıyor musunuz? Kesinlikle ben haram kılınmış bu beldenin Rabbine ibadet etmekle emrolundum , her şey onundur , teslim olanlardan olmakla ve Kur'an'ı sözlü okumakla / tilavet etmekle emrolundum. Kim yola girerse kesinlikle kendi nefsi için yola girmiştir , kimde sapar ise de ki muhakkak ki ben sadece uyarıcılardanım. Allah'ım sana hamd olsun de, sana ayetlerini gösterecek ve sen de onları tanıyacaksın, Allah onların yaptıklarından Gafil değildir / duyarsız değildir.
Kim de kötülük getirirse onlar, yüz üstü Cehennem'e atılır. Yapmış olduklarınızdan başka bir şeyle mi karşılık göreceksiniz.
Ve kim kötülük getirirse onların da yüzleri cehenneme yıkılır: "Yaptıklarınızdan başka bir şeyle mi cezalandırılıyorsunuz?" (denilir).
Kim de bir kötülükle gelirse yüzüstü ateşe sokulur. "Yapıp ettiğinizin karşılığından başkası mı verilecek dipnot 1 ?"
Kim de kötü iş yapmış olarak gelirse öylelerinin yüzleri ateşte döndürülecek ve onlara; "Ettiğinizden başkasını mı bulacaktınız?" (denecektir.)
Kim de kötülüklerle gelirse, yüz üstü cehenneme atılır. Yapmış olduklarınızdan başka bir şeyle mi karşılık göreceksiniz.
Kim de kötülüklerle gelirse, yüz üstü cehenneme atılır. -Yapmış olduklarınızdan başka bir şeyle mi karşılık göreceksiniz.
Kötülük getirenlerin ise yüzleri ateşte sürtülür. Sadece yapıp ettiklerinizle cezalandırılırsınız.
Neml suresi, 91. ayet. إِنَّمَآ أُمِرْتُ أَنْ أَعْبُدَ رَبَّ هَٰذِهِ ٱلْبَلْدَةِ ٱلَّذِى حَرَّمَهَا وَلَهُۥ كُلُّ شَىْءٍ وَأُمِرْتُ أَنْ أَكُونَ مِنَ ٱلْمُسْلِمِينَ
(91-92) De ki: "Bana ancak, bu beldenin (Mekke'nin); onu mukaddes kılan ve her şey kendisine ait olan Rabbine kulluk yapmam emredildi. Yine bana, müslümanlardan olmam ve Kur'an'ı okumam emredildi." Artık kim doğru yola girerse yalnız kendisi için girer. Kim de doğru yoldan saparsa, de ki: "Ben ancak uyarıcılardanım."
(De ki:) "Ben her şey sadece kendisine ait olan ve saygın kıldığı bu şehrin (Mekke'nin) Rabbine kulluk etmekle emrolundum. Ben müslümanlardan olmakla emrolundum.
(Ey Peygamber! De ki): "Ben yalnızca O'nun mübarek kıldığı şu şehrin Rabbine kulluk etmekle emrolundum: zira her bir şey O'na aittir. Yine ben O'na gönülden teslim olanlardan biri olmakla emrolundum!
(Ey Muhammed, de ki:) "Ben, yalnızca, kutlu kıldığı bu şehrin ve var olan her şeyin Rabbine kulluk etmekle emrolundum; yani, O'na yürekten boyun eğen kimselerden olmakla emrolundum;
"Ben yalnızca şu beldenin Rabbine kulluk yapmakla emrolundum. . . Ki O (beldenin Rabbi) onu saygıdeğer kılmıştır ve her şey O'nun içindir! Ben teslim olmuşlardan (olduğumun farkındalığını yaşamakla) hükmolundum!"
(De ki:) "Ben, ancak bu şehrin Rabbine ibadet etmekle emrolundum ki, O, burasını kutlu ve saygıdeğer kıldı. Her şey O'nundur. Ve müslümanlardan olmakla emrolundum."
(De ki:) Ben ancak, bu şehrin (Mekke'nin) Rabbine ki O burayı haram (dokunulmaz) kılmıştır kulluk etmekle emrolundum. Her şey de zaten O'na aittir. Ve ben, müslümanlardan olmakla emrolundum"
"Yalnızca, Bu Yörenin Efendisine hizmet etmem, bana buyruk verildi. O, burasını saygıdeğer yapmıştır. Her şey, O'nun malıdır. Ve teslim olmam, bana buyruk verildi!"
- De ki: "Ben, yalnızca her şeyin sahibi olan bu kutlu kılınmış şehrin Rabbine kulluk etmekle emrolundum. Müslümanlardan olmak ve Kur'an okumakla emrolundum." Kim doğru yolu bulmuşsa, yalnız kendisi için bulmuş olur; kim sapıtırsa, ona de ki: "Ben, sadece uyaranlardan biriyim."
Ben, sadece bu şehrin Efendisine hizmet etmekle emredildim. O burayı sınırlamıştır ve her şey O'nundur. Ben Müslümanlardan olmakla emredildim.
Ben, sadece bu şehrin Rabbine kulluk etmekle emredildim. O burayı kutsal kılmıştır ve her şey O'nundur. Ben müslümanlardan olmakla emredildim.
Ben, yalnızca bu beldenin, onu saygın kılan ve herşey de kendilerinin olan Rabbine ibadet etmekle emrolundum. Ve yine halis müslümanlardan olmamla emrolundum.
Ben sade emrolundum ki şu beldenin şanına hurmet veren, her şey de kendisinin olan rabbına ıbadet edeyim, hem emrolundum ki halis müsliminden olayım
Ben, sadece bu beldeye saygınlık veren Rabb'e kul olmakla emrolundum! Her şey O'nundur. Ve ben Müslim dipnot 1 olmakla emrolundum!
Ben, sadece bu beldeye saygınlık veren Rabb'e kul olmakla emrolundum! Her şey O'nundur. Ve ben Müslimin olmakla emrolundum!
Ben, sadece bu beldeye saygınlık veren Rabb'e kul olmakla emrolundum! Her şey O'nundur. Ve ben teslim olanlardan olmakla emrolundum!
(De ki:) "Bana, ancak bu şehrin rabbine kulluk etmem buyruldu ki O, burasını kutlu ve saygıdeğer kıldı. Her şey O'nundur. Ve müslümanlardan olmam buyruldu."
(De ki:) "Ben ancak bu şehrin Rabbine — ki O, bunu hürmetli kılmışdır — ibadet etmemle emr olundum. Her şey Onundur. Ben müslümanlardan olmamla emr olundum".
Ben; ancak bu şehrin Rabbına kulluk etmekle emrolundum. O, burayı harem kılmıştır ve her şey O'nundur. Ben, müslümanlardan olmakla emrolundum.
(86-93) Görmüyorlar mı biz geceyi sükûnet yeri yaptık gündüzü de görünebilir yaptık. İşte bunda iman eden kavim için göstergeler / ayetler vardır. O gün sûra üfürülür, Allah'ın istedikleri hariç yerde ve göklerde kim varsa o gün panikler , hepsi ona boynu öne eğik gelirler. Dağları gördün mü sen onları n sabit olduklarını değerlendirirsin, oysa ki o nlar bulutların yürüdüğü gibi yürürler, Allah'ın sanatı / üretimi öyledir , her şeyi en iyi şekilde yapar. Kesinlikle o yaptıklarınızdan haberdardır. Kim güzelliklerle gelirse ona daha hayırlısı vardır, O günün paniğinden emin olurlar. Kim de kötülükle gelirse yüzleri ateşe atılır, sadece yaptıklarınızdan dolayı cezalandırılmıyor musunuz? Kesinlikle ben haram kılınmış bu beldenin Rabbine ibadet etmekle emrolundum , her şey onundur , teslim olanlardan olmakla ve Kur'an'ı sözlü okumakla / tilavet etmekle emrolundum. Kim yola girerse kesinlikle kendi nefsi için yola girmiştir , kimde sapar ise de ki muhakkak ki ben sadece uyarıcılardanım. Allah'ım sana hamd olsun de, sana ayetlerini gösterecek ve sen de onları tanıyacaksın, Allah onların yaptıklarından Gafil değildir / duyarsız değildir.
(De ki:) "Ben ancak, haram kıldığı bu şehrin Rabbine ibadet etmekle emrolundum. Her şey O’nundur. Müslümanlardan olmakla emrolundum."
(De ki): "Ben sadece bu kentin Rabbine kulluk etmekle emrolundum. O, burayı saygıdeğer kıldı ve her şey O'nundur. Ve bana müslümanlardan olmam emredildi."
(De ki:) "Bana sadece bu şehrin /Mekke'nin Rabbine kulluk etme emri verildi. Burayı dokunulmaz bölge (harem bölgesi) yapan odur; her şey onundur. Ben, Müslümanlardan /Allah'a tam teslim olanlardan olma emri de aldım dipnot 1 .
De ki; "ben bu şehrin Sahibine kulluk etme emri aldım. Burayı harem bölgesi yapan odur; her şey onundur. Bana, müslümanlardan olmam emredilmiştir."
(De ki:) Ben ancak, haram kıldığı bu şehri Rabbi’ne ibadet etmekle emrolundum. Her şey O’nundur. Müslümanlardan olmakla emrolundum.
(De ki:) -Ben ancak, hürmetli kılınan bu şehrin Rabbi'ne kulluk etmekle emrolundum. Her şey O'nundur. Müslümanlardan olmakla emrolundum.
"Ben sadece, bu beldenin Rabbine kulluk etmekle emrolundum. Orayı saygıya layık kılmıştır O. Her şey O'nundur. Ben, müslümanlardan/Allah'a teslim olanlardan olmakla emrolundum."
Neml suresi, 92. ayet. وَأَنْ أَتْلُوَا۟ ٱلْقُرْءَانَ فَمَنِ ٱهْتَدَىٰ فَإِنَّمَا يَهْتَدِى لِنَفْسِهِۦ وَمَن ضَلَّ فَقُلْ إِنَّمَآ أَنَا۠ مِنَ ٱلْمُنذِرِينَ
(91-92) De ki: "Bana ancak, bu beldenin (Mekke'nin); onu mukaddes kılan ve her şey kendisine ait olan Rabbine kulluk yapmam emredildi. Yine bana, müslümanlardan olmam ve Kur'an'ı okumam emredildi." Artık kim doğru yola girerse yalnız kendisi için girer. Kim de doğru yoldan saparsa, de ki: "Ben ancak uyarıcılardanım."
Kur'an'ı tilavetle (okuyup aktarmakla) da (emrolundum). Kim doğru yola gelirse yalnızca kendisi için gelmiş olur; kim de saparsa ona de ki: "Ben sadece uyarıcılardanım."
Bir de bu Kur'an'ı (insanlara) okuyup iletmekle..." Bundan böyle kim doğru yola yönelirse, o kendisi için doğruyu bulmuş olur; kim de yoldan saparsa, o zaman de ki: "Ben sadece bir uyarıcıyım."
bir de, bu Kuran'ı (insanlara) okuyup ulaştırmakla." Bundan sonra artık kim ki, doğru yolu tutarsa, o yolu kendi iyiliği için tutmuş olacaktır; ve kim de yoldan saparsa, (böylelerine) de ki: "Ben yalnızca bir uyarıcıyım!"
"Kuran'ı bildirmekle de!". . . Artık kim hakikati kabul ederse, nefsinde hakikati yaşamak için bu yolda yürümüş olur. . . Kim de saparsa, de ki: "Ben yalnızca uyarıcılardanım!"
"Ve Kur'an'ı okumakla da (emrolundum). Artık kim hidayete gelirse, kendi nefsi için hidayete gelmiştir; kim sapacak olursa, de ki: "Ben yalnızca uyarıcılardanım."
ve Kur'an okumakla emrolundum. Artık kim doğru yola gelirse, yalnız kendisi için gelmiş olur; kim de saparsa ona de ki: Ben sadece uyarıcılardanım.
"Bir de Kur'an'ı okumak!" Artık, kim doğru yolu bulursa, yalnızca kendisi için doğru yolu bulmuş olur. Kim de saparsa, de ki: "Aslında, ben, yalnızca uyarıcılardan birisiyim!"
- De ki: "Ben, yalnızca her şeyin sahibi olan bu kutlu kılınmış şehrin Rabbine kulluk etmekle emrolundum. Müslümanlardan olmak ve Kur'an okumakla emrolundum." Kim doğru yolu bulmuşsa, yalnız kendisi için bulmuş olur; kim sapıtırsa, ona de ki: "Ben, sadece uyaranlardan biriyim."
Ve Kuran'ı okumakla da... Kim doğruyu bulursa kendi yararına doğruyu bulmuştur. Kim saparsa ben ancak uyarıcılardan biriyim.
Ve Kuran'ı okumakla da... Kim doğruyu bulursa kendi yararına doğruyu bulmuştur. Kim saparsa ben ancak uyarıcılardan biriyim.
Bir de Kuran okuyayım diye emrolundum. Her kim doğru yolu kabul ederse, yalnızca kendi yararına kabul etmiş olur. Kim de sapar giderse de ki: "Ben, yalnızca tehlikeyi haber verenlerdenim."
Ve Kur'an okuyayım, bunun üzerine her kim hidayeti kabul ederse sırf kendi lehine eder, kim de sapa giderse de ki: ben sade tehlükeyi haber verenlerdenim
Ve Kur'an okumakla dipnot 1 . Her kim doğru yola yönelirse, kendisi için yönelmiş olur. Ve sapkın yolu seçenlere: "Ben yalnızca bir uyarıcıyım." de.
Ve Kur'an okumakla dipnot 1 . Her kim doğru yola yönelirse, kendisi için yönelmiş olur. Ve sapkın yolu seçenlere: "Ben yalnızca bir uyarıcıyım." de.
Ve Kur'an okumakla dipnot 1 . Her kim doğru yola yönelirse, kendisi için yönelmiş olur. Ve sapkın yolu seçenlere: "Ben yalnızca bir uyarıcıyım." de.
"Ve Kuran'ı okumam da (buyruldu). Artık kim hidayete gelirse, kendi nefsi için hidayete gelmiştir, kim sapacak olursa, de ki: "Ben yalnızca uyarıcılardanım."
"Ve Kur'an okumamla (emr olundum). Kim doğru yolu bulursa o yolu kendi faidesine bulmuş olur. Kim de saparsa (ona) de ki: "Ben sadece fena hareketlerin korkunç aakıbetini haber verenlerdenim".
Ve Kur'an okumakla da. Kim hidayete ererse; yalnız kendisi için ermiş olur. Kim de sapıtırsa; de ki: Ben, sadece uyaranlardanım.
(86-93) Görmüyorlar mı biz geceyi sükûnet yeri yaptık gündüzü de görünebilir yaptık. İşte bunda iman eden kavim için göstergeler / ayetler vardır. O gün sûra üfürülür, Allah'ın istedikleri hariç yerde ve göklerde kim varsa o gün panikler , hepsi ona boynu öne eğik gelirler. Dağları gördün mü sen onları n sabit olduklarını değerlendirirsin, oysa ki o nlar bulutların yürüdüğü gibi yürürler, Allah'ın sanatı / üretimi öyledir , her şeyi en iyi şekilde yapar. Kesinlikle o yaptıklarınızdan haberdardır. Kim güzelliklerle gelirse ona daha hayırlısı vardır, O günün paniğinden emin olurlar. Kim de kötülükle gelirse yüzleri ateşe atılır, sadece yaptıklarınızdan dolayı cezalandırılmıyor musunuz? Kesinlikle ben haram kılınmış bu beldenin Rabbine ibadet etmekle emrolundum , her şey onundur , teslim olanlardan olmakla ve Kur'an'ı sözlü okumakla / tilavet etmekle emrolundum. Kim yola girerse kesinlikle kendi nefsi için yola girmiştir , kimde sapar ise de ki muhakkak ki ben sadece uyarıcılardanım. Allah'ım sana hamd olsun de, sana ayetlerini gösterecek ve sen de onları tanıyacaksın, Allah onların yaptıklarından Gafil değildir / duyarsız değildir.
Ve Kur'an'ı okumam da (emrolundu). Kim hidayet bulursa ancak kendi lehine hidayet bulur. Kim de sapıklığa düşerse De ki: “Ben ancak uyarıcılardanım."
"Ve Kur'an okumam (emredildi)." "İmdi kim yola gelirse kendi yararına yola gelmiş olur ve kim saparsa, de ki: "Ben ancak uyarıcılardanım."
Bir de Kur'an'ı bağlantılarıyla birlikte okumam emredildi dipnot 1 . Kim yola gelirse sadece kendisi için yola gelir. Kim de yoldan çıkarsa ona de ki: "Ben sadece uyarıda bulunanlardanım dipnot 2 ."
"Bir de Kur'an'a uyma emri aldım." Yola gelen kendisi için gelir. Yoldan çıkan olursa ona de ki, "Ben sadece uyarıda bulunan bir kişiyim."
Ve Kur'an'ı okumam da (emrolundu) Kim hidayete girerse, ancak kendisi için hidayete girmiş olur. Kim de saparsa, de ki:Ben ancak bir uyarıcıyım
Kur'an'a tabi olmakla da... Kim doğru yola yönelirse, ancak kendisi için yönelir. Kim de saparsa, de ki: -Ben ancak bir uyarıcıyım
"Ve Kur'an okumakla emrolundum. Artık kim yola gelirse kendi nefsi için gelir. Sapmışa gelince, böylesine de ki: 'Ben uyarıcılardan biriyim. Hepsi bu!"
Neml suresi, 93. ayet. وَقُلِ ٱلْحَمْدُ لِلَّهِ سَيُرِيكُمْ ءَايَٰتِهِۦ فَتَعْرِفُونَهَا وَمَا رَبُّكَ بِغَٰفِلٍ عَمَّا تَعْمَلُونَ
De ki: "Hamd Allah'a mahsustur. O, ayetlerini size gösterecek ve siz de onları tanıyacaksınız. Rabbin, yaptıklarınızdan habersiz değildir."
De ki: "Hamd (övgü) Allah içindir. O, ayetlerini size gösterecektir; siz de onları (görüp) tanıyacaksınız. dipnot 1 Rabbin yaptıklarınızdan habersiz değildir."
Nihayet dedi ki: "Hamd olsun O Allah'a ki, size alamet ve işaretlerini gösterecek; derhal siz de onları tanıyacaksınız." Ve Rabbin yaptıklarınıza karşı asla duyarsız değildir.
Ve yine, de ki: "Övgüler olsun Allah'a! Alametleri(nin gerçek olduğunu) size gösterdiğinde (ne iseler) onları tanıyacaksınız". Ve Rabbin yaptıklarınızdan asla gafil değildir.
De ki: "El Hamdu Lillah! O size işaretlerini gösterecek, siz de onları tanıyacaksınız!" Rabbin yaptıklarından bihaber değildir. "
Ve de ki: "Allah'a hamdolsun, O size ayetlerini gösterecektir, siz de onları bilip tanıyacaksınız." Senin Rabbin, yaptıklarınızdan gafil değildir.
Ve şöyle de: Hamd Allah'a mahsustur. O, âyetlerini size gösterecek, siz de onları görüp tanıyacaksınız (ama artık faydası olmayacaktır). Rabbin, yaptıklarınızdan habersiz değildir.
Ve şunu söyle: "Allah'a övgüler olsun! O, ayetlerini size gösterdiğinde, onları tanıyacaksınız!" Senin Efendin, yaptıklarınızdan zaten habersiz değildir.
De ki: "Övgü Allah'adır. O, ayetlerini size gösterecek, siz de onları tanıyacaksınız. Rabbin, yaptıklarınızdan habersiz değildir."
De ki: "Övgü ALLAH'adır; ayetlerini size gösterecek, siz de onları tanıyacaksınız. Efendin onların yaptığından habersiz değildir." dipnot 1
De ki, 'Övgü ALLAH'adır; ayetlerini size gösterecek, siz de onları tanıyacaksınız. Rabbin onların yaptığından habersiz değildir.'
ve de ki: "Hamdolsun Allah'a; O, size ayetlerini gösterecek de onları tanıyacaksınız. Rabbin ne yapacağınızdan gaflette değildir."
Ve de ki: hamdolsun Allaha: o size ayetlerini gösterecek de onları tanıyacaksınız ve rabbın ne yapacağınızdan gafil değil
Ve de ki: "Hamd Allah'adır. Size ayetlerini dipnot 1 gösterecek, siz de onları tanıyacaksınız." Senin Rabb'in, yaptıklarınızdan habersiz değildir.
Ve de ki: "Hamd Allah'adır. Size ayetlerini dipnot 1 gösterecek, siz de onları tanıyacaksınız." Senin Rabb'in, yaptıklarınızdan habersiz değildir.
Ve de ki: "Hamd Allah'adır. Size ayetlerini dipnot 1 gösterecek, siz de onları tanıyacaksınız." Senin Rabb'in, yaptıklarınızdan habersiz değildir.
Ve de ki: "Tanrı'ya hamdolsun, O size ayetlerini gösterecektir, siz de bilip tanıyacaksınız." Senin rabbin, yaptıklarınızdan gafil değildir.
Ve: "Allaha hamd olsun de. O, size ayetlerini gösterecek de siz de bunları tanıyacaksınız. Rabbin ne yapacağınızdan gaafil değildir.
De ki: Hamdolsun Allah'a. O, size ayetlerini gösterecektir. Siz de onları tanıyacaksınız. Ve Rabbın; yaptıklarınızdan habersiz değildir.
(86-93) Görmüyorlar mı biz geceyi sükûnet yeri yaptık gündüzü de görünebilir yaptık. İşte bunda iman eden kavim için göstergeler / ayetler vardır. O gün sûra üfürülür, Allah'ın istedikleri hariç yerde ve göklerde kim varsa o gün panikler , hepsi ona boynu öne eğik gelirler. Dağları gördün mü sen onları n sabit olduklarını değerlendirirsin, oysa ki o nlar bulutların yürüdüğü gibi yürürler, Allah'ın sanatı / üretimi öyledir , her şeyi en iyi şekilde yapar. Kesinlikle o yaptıklarınızdan haberdardır. Kim güzelliklerle gelirse ona daha hayırlısı vardır, O günün paniğinden emin olurlar. Kim de kötülükle gelirse yüzleri ateşe atılır, sadece yaptıklarınızdan dolayı cezalandırılmıyor musunuz? Kesinlikle ben haram kılınmış bu beldenin Rabbine ibadet etmekle emrolundum , her şey onundur , teslim olanlardan olmakla ve Kur'an'ı sözlü okumakla / tilavet etmekle emrolundum. Kim yola girerse kesinlikle kendi nefsi için yola girmiştir , kimde sapar ise de ki muhakkak ki ben sadece uyarıcılardanım. Allah'ım sana hamd olsun de, sana ayetlerini gösterecek ve sen de onları tanıyacaksın, Allah onların yaptıklarından Gafil değildir / duyarsız değildir.
Ve de ki: "Hamt Allah’a aittir. O, size ayetlerini gösterecek; siz de onları bilip tanıyacaksınız. Rabbin, yaptıklarınızdan gafil değildir."
Ve de ki: "Allah'a hamdolsun, O size ayetlerini gösterecek, siz de onları tanıyacaksınız." Rabbin, yaptıklarınızdan gafil değildir.
Bir de şunu söyle: "Her şeyi mükemmel yapmak Allah'a özgüdür. O size ayetlerini gösterecek, siz de onları tanıyacaksınız dipnot 1 . Rabbin, yaptıklarınızdan habersiz değildir."
Bir de şunu söyle; "Her şeyi güzel yapmak Allah'a mahsustur. O size belgelerini gösterecek ve onları tanıyacaksınız. Rabbin yaptıklarınızdan habersiz değildir."
Ve de ki: Hamd Allah’a aittir. O, size ayetlerini gösterecek; siz de onları bilip tanıyacaksınız. Rabbin, yaptıklarınızdan gafil değildir.
Ve de ki: -Hamd Allah'a aittir. O, size ayetlerini gösterecek siz de onları tanıyacaksınız. Rabbin, yaptıklarınızdan gafil değildir.
Ve şöyle yakar: "Hamt olsun Allah'a! O size ayetlerini gösterecek de siz onları tanıyacaksınız. Senin Rabbin, yapmakta olduklarınızdan habersiz değildir."
Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. Öntanımlı açık dört meal öncelik sırasına göredir; listeden hepsi açılabilir.