Neml suresi · 67–75. ayetler

Dirilişe itiraz ve suçluların sonu

Bu bölümün ayetleri 4 mealde yan yana açılıyor; yukarıdaki listeden 27 Türkçe mealin herhangi birini açıp kapatabilirsiniz. Aralarındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz.

Hangi mealler görünsün? 4 / 27 açık

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir bölüme geçince öntanımlıya döner. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

  1. Neml suresi, 67. ayet — bütün mealleriyle aç

    Neml suresi, 67. ayet. وَقَالَ ٱلَّذِينَ كَفَرُوٓا۟ أَءِذَا كُنَّا تُرَٰبًا وَءَابَآؤُنَآ أَئِنَّا لَمُخْرَجُونَ

    Diyanet İşleri

    İnkar edenler dediler ki: "Biz ve babalarımız toprak olmuş iken mi, gerçekten bizler mi (diriltilip) çıkarılacağız?"

    Mustafa İslamoğlu

    Bu yüzden, inkarda direnen kimseler şöyle dediler: "Ne yani, biz ve atalarımız toprağa karışıp gittikten sonra yeniden çıkarılacağız, öyle mi?

    Muhammed Esed

    Bunun içindir ki, hakkı inkara şartlanmış olan kimseler: "Nasıl yani, biz ve atalarımız toz toprak olduktan sonra (topraktan yeniden) çıkarılacağız, öyle mi?" diyorlar.

    Ahmed Hulusi

    Hakikat bilgisini inkar edenler dediler ki: "Biz ve atalarımız toprak olduğumuzda, gerçekten çıkarılacak mıyız?"

    Ali Bulaç

    İnkar edenler dedi ki: "biz ve atalarımız toprak olduktan sonra mı, gerçekten biz mi dirilip çıkartılacakmışız?"

    Ali Özek ve heyeti

    İnkârcılar dediler ki: Sahi, biz ve atalarımız, toprak olduktan sonra, gerçekten (diriltilip) çıkarılacak mıyız?

    Ali Rıza Safa

    Nankörlük edenler, şöyle dediler: "Biz ve atalarımız toprak olduğumuzda mı? Gerçekten çıkarılacak mıyız?"

    Bayraktar Bayraklı

    Nitekim inkarcılar şöyle diyorlar: "Şimdi biz ve atalarımız toz toprak olduktan sonra, gerçekten diriltilip çıkarılacak mıyız?"

    Edip Yüksel

    İnkar edenler dediler, "Biz ve atalarımız toprak olduktan sonra mı çıkarılacağız?"

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    İnkar edenler dediler, 'Biz ve atalarımız toprak olduktan sonra mı çıkarılacağız?'

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Ve o küfredenler dediler ki: "Biz ve atalarımız toprak olduğumuz zaman mı, gerçekten biz mutlaka yeniden diriltilecek miyiz?

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Ve o küfredenler şöyle dediler: bir toprak olduğumuz vakıt mı biz ve atalarımız? Hakıkaten bizler mutlak çıkarılacak mıyız?

    Erhan Aktaş

    Kafirler: "Biz ve atalarımız toprak olduktan sonra, gerçekten de diriltilip çıkartılacak mıyız?" dediler.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Kafirler: "Biz ve atalarımız toprak olduktan sonra, gerçekten de diriltilip çıkartılacak mıyız?" dediler.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Gerçeği yalanlayan nankörler: "Biz ve atalarımız toprak olduktan sonra, gerçekten de diriltilip çıkartılacak mıyız?" dediler.

    Gültekin Onan

    Küfredenler dedi ki: "Biz ve atalarımız toprak olduktan sonra mı, gerçekten biz mi dirilip çıkartılacakmışız?"

    Hasan Basri Çantay

    Küfr (ve inkar) edenler dedi (ler) ki: "Biz ve atalarımız birer toprak oldukdan sonra mı, hakıykaten biz mi mutlakaa (kabirlerinden) çıkarılanlar (tekrar diriltilecekler olacağız)"?

    İbni Kesir

    Küfredenler dediler ki: Biz ve babalarımız birer toprak olduktan sonra mı, doğrusu biz tekrar mı çıkarılacağız?

    Mehmet Alagaş

    (65-75) De ki, Allah'tan başka göklerin ve yerin gaybını kimse bilemez , (Gayb; şahitliğe / idrake kapalı hakikat) tekrar diriltilmelerinin ne zaman olduğunun bilincinde değildirler / şuurunda değildirler. Aksine onlara ahiret konusundaki ilimler ard arda gelmesine rağmen ondan / ahiretten şüphe içindedirler, ayrıca ona karşı kördürler. (Zihinlerinin bir tarafı ahiret ne zaman diyor, adeta ne kadar vaktimiz kaldı bilelim diyor, bir taraf ise şüphe içinde) Kafirler dediler ki, babalarımız ve bizler toprak olduğumuz vakit çıkarılacak mıyız gerçekten? Kesinlikle bu, bize, önceki babalarımıza da vaat olunmuştu, bu kesinlikle evvel kilerin efsaneleridir. De ki gezin yeryüzünde , suçluların sonucu nasıl olmuş bakın. Onlara karşı üzülme, onların tuzaklarına karşı sıkı lma / darlanma. Diyorlar ki eğer doğru sözlü isen ne zaman bu vaat? De ki o belki de acele istediğiniz şeyin bazısı sizin ensenizde olabilir / ansızın başınıza gelebilir. Kesinlikle Rabbinin insanlar üzerinde fazlı vardır, velakin onların çoğu teşekkür etmiyorlar. Elbette ki Rabbin göğüslerinde ne sakladıklarını ve neyi açığa çıkardıklarını pekâlâ bilir. Göklerde ve yerde kaybolan bir şey yoktur ancak apaçık bir kitaptadır

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Kâfirler: "Biz ve atalarımız, toprak olduktan sonra (mezarlarımızdan) mı çıkarılacağız?" dediler.

    Süleyman Ateş

    İnkar edenler dediler ki: "Biz de babalarımız da toprak olduktan sonra mı, biz mi (diriltilip) çıkarılacağız?"

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Kendilerini doğrulara kapatanlar şöyle derler: "Bizim ve atalarımızın toprak olduktan sonra mezardan çıkarılacağımız gerçek mi?

    Şaban Britch

    Kâfirler: Biz ve atalarımız, toprak olduktan sonra (mezarlarımızdan) mı çıkarılacağız? dediler.

    Şaban Piriş

    İnkar edenler: -Biz ve atalarımız, toprak olduktan sonra (mezarlarımızdan) mı çıkarılacağız? dediler.

    Yaşar Nuri Öztürk

    İnkarcılar dediler ki: "Biz ve atalarımız toprak olduktan sonra, gerçekten biz bundan sonra ortaya mı çıkarılacağız?"

  2. Neml suresi, 68. ayet — bütün mealleriyle aç

    Neml suresi, 68. ayet. لَقَدْ وُعِدْنَا هَٰذَا نَحْنُ وَءَابَآؤُنَا مِن قَبْلُ إِنْ هَٰذَآ إِلَّآ أَسَٰطِيرُ ٱلْأَوَّلِينَ

    Diyanet İşleri

    "Andolsun, bizler de bizden önce babalarımız da bununla tehdit edilmiştik. Bu, öncekilerin masallarından başka bir şey değildir."

    Mehmet Okuyan

    Şüphesiz ki bu, daha önce bize de atalarımıza da vadedilmişti. Bu, öncekilerin masallarından başka bir şey değildir." dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Benzer mesajlar: Mü'minûn 23:83, dipnot 4; Yâsîn 36:6, dipnot 4.

    Mustafa İslamoğlu

    Doğrusu bize ve atalarımıza bu vaad önceden de yapılmıştı. Bu, eskilerin masallarından başka bir şey değil."

    Muhammed Esed

    "Gerçek şu ki, bu bize ve atalarımıza daha önce de vaad edilmişti; eskilerin masallarından, efsanelerinden başka bir şey değil bu!"

    Ahmed Hulusi

    "Andolsun ki biz de önceki atalarımız da bununla tehdit edildik! Bu eskilerin masallarından başka bir şey değil. "

    Ali Bulaç

    "Andolsun, bu (azab ve dirilme tehdidi), bize ve daha önce atalarımıza va'dolunmuştur. Bu, olsa olsa geçmişlerin uydurma masallarından başkası değildir."

    Ali Özek ve heyeti

    Andolsun ki, bu tehdit bize yapıldığı gibi, daha önce atalarımıza da yapılmıştır. Bu, öncekilerin masallarından başka bir şey değildir.

    Ali Rıza Safa

    "Gerçek şu ki, bize sözü verilen, daha önce atalarımıza da söylenmişti. Öncekilerin söylencelerinden başka bir şey değil bu!"

    Bayraktar Bayraklı

    "Andolsun ki bu tehdit, bize ve atalarımıza daha önce de söylendi. Bu, öncekilerin masallarından başka bir şey değildir."

    Edip Yüksel

    "Bize ve atalarımıza da daha önce aynı söz verilmişti. Bunlar geçmişlerin masallarından başka bir şey değildir."

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    'Bize ve atalarımıza da daha önce aynı söz verilmişti. Bunlar geçmişlerin masallarından başka bir şey değildir.'

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Yemin ederiz ki, bu tehdit bize de bundan önce atalarımıza da yapıldı. Bu, eskilerin masallarından başka birşey değildir."

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Yemin ederiz ki bu bize de va'dolundu bundan evvel atalarımıza da, bu, eskilerin esatirinden başka bir şey değil

    Erhan Aktaş

    "Ant olsun, bu bize söylenen daha önce atalarımıza da söylenmişti. Ancak bunlar evvelkilerin masallarından başka bir şey değildir." dediler.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    "Ant olsun, bu bize söylenen daha önce atalarımıza da söylenmişti. Ancak bunlar evvelkilerin masallarından başka bir şey değildir." dediler.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    "Ant olsun, bu bize söylenen daha önce atalarımıza da söylenmişti. Ancak bunlar evvelkilerin masallarından başka bir şey değildir." dediler.

    Gültekin Onan

    "Andolsun, bu (azab ve dirilme tehdidi) bize ve daha önce atalarımıza vaadolunmuştur. Bu, olsa olsa geçmişlerin uydurma masallarından başkası değildir."

    Hasan Basri Çantay

    "Andolsunki (şimdi) bu tehdid bize (yapıldığı gibi) daha önce atalarımıza da yapılmışdır. Bu, evvelkilerin düzme yalanlarından başka (bir şey) değildir".

    İbni Kesir

    Andolsun ki; bununla biz ve daha önce babalarımız tehdid edilmişlerdi. Bu, öncekilerin masallarından başka bir şey değildir.

    Mehmet Alagaş

    (65-75) De ki, Allah'tan başka göklerin ve yerin gaybını kimse bilemez , (Gayb; şahitliğe / idrake kapalı hakikat) tekrar diriltilmelerinin ne zaman olduğunun bilincinde değildirler / şuurunda değildirler. Aksine onlara ahiret konusundaki ilimler ard arda gelmesine rağmen ondan / ahiretten şüphe içindedirler, ayrıca ona karşı kördürler. (Zihinlerinin bir tarafı ahiret ne zaman diyor, adeta ne kadar vaktimiz kaldı bilelim diyor, bir taraf ise şüphe içinde) Kafirler dediler ki, babalarımız ve bizler toprak olduğumuz vakit çıkarılacak mıyız gerçekten? Kesinlikle bu, bize, önceki babalarımıza da vaat olunmuştu, bu kesinlikle evvel kilerin efsaneleridir. De ki gezin yeryüzünde , suçluların sonucu nasıl olmuş bakın. Onlara karşı üzülme, onların tuzaklarına karşı sıkı lma / darlanma. Diyorlar ki eğer doğru sözlü isen ne zaman bu vaat? De ki o belki de acele istediğiniz şeyin bazısı sizin ensenizde olabilir / ansızın başınıza gelebilir. Kesinlikle Rabbinin insanlar üzerinde fazlı vardır, velakin onların çoğu teşekkür etmiyorlar. Elbette ki Rabbin göğüslerinde ne sakladıklarını ve neyi açığa çıkardıklarını pekâlâ bilir. Göklerde ve yerde kaybolan bir şey yoktur ancak apaçık bir kitaptadır

    Rowwad Tercüme Merkezi

    And olsun, bize de, daha önceki atalarımıza da bu vadedilmişti. Ama bu, öncekilerin masallarından başka birşey değildir.

    Süleyman Ateş

    "Bu tehdid, bize de; önceden atalarımıza da yapıldı. Bu, öncekilerin masallarından başka bir şey değildir."

    Süleymaniye Vakfı

    Bize yapılan bu tehdit, daha önce atalarımıza da yapılmıştı. Bu, öncekilerin yazılarından başka bir şey değildir." dipnot 1

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Ayette geçen esatir (أَسَاطِيرُ) kelimesi, "bir şeye hiza vermek, saf tutturmak" anlamına gelen satr (سطر) kökünden türemiş olan usture (اسطورة) kelimesinin çoğuludur (Müfredat). Satara (سَطَرَ) fiilinin "yazı yazmak" anlamına gelmesi, harflerin hizaya sokulması, anlamlı bir şekilde sıralanması sebebiyledir. Dokuz yerde geçen esatiru'l-evvelin (أَسَاطِيرُ الْأَوَّلِينَ) ifadesi, Kur'an'da anlatılanların yeni olmadığını, önceki ilahi kitaplarda, diğer kitaplarda, yazıtlarda ya da anlatılarda zaten var olduğunu belirtmek için ayetleri görmezden gelenler tarafından kullanılan alaycı bir ifadedir. Bunu söyleyerek Kur'an'ın önceki ilahi kitapları tasdik etmesini de istismar etmişlerdir (En'am 6/25, Enfal 8/31, Nahl 16/24, Müminun 23/83, Furkan 25/5, Ahkaf 46/17, Kalem 68/15, Mutaffifin 83/13).

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Bize yapılan bu tehdit daha önce atalarımıza da yapılmıştı. Bu eskilerin masallarından başka bir şey değildir."

    Şaban Britch

    Bize de; daha önceki atalarımıza da bu vadedilmişti. Ama bu, öncekilerin masallarından başka birşey değildir.

    Şaban Piriş

    Bize de; daha önceki atalarımıza da bu vaat edilmişti. Ama bu, öncekilerin masallarından başka birşey değildir.

    Yaşar Nuri Öztürk

    "Yemin olsun, bununla şimdi biz, önceden de atalarımız tehdit edildi. Bu, öncekilerin masallarından başka bir şey değil."

  3. Neml suresi, 69. ayet — bütün mealleriyle aç

    Neml suresi, 69. ayet. قُلْ سِيرُوا۟ فِى ٱلْأَرْضِ فَٱنظُرُوا۟ كَيْفَ كَانَ عَٰقِبَةُ ٱلْمُجْرِمِينَ

    Diyanet İşleri

    De ki: "Yeryüzünde dolaşın da suçluların sonunun nasıl olduğuna bir bakın."

    Mustafa İslamoğlu

    De ki: "Yeryüzünde dolaşın da, günahı tabiat haline getirenlerin sonu ne olmuş, görün!"

    Muhammed Esed

    De ki: "Yeryüzünde dolaşın da (böyle diyerek) günaha gömülüp gitmiş olanların sonunu görün!"

    Ahmed Hulusi

    De ki: "Arzda seyredin de, suçluların sonu nasıl oldu, bir bakın. "

    Ali Bulaç

    De ki: "Yeryüzünde gezip dolaşın da, suçlu günahkarların nasıl bir sona uğradıklarını görün"

    Ali Özek ve heyeti

    De ki: Yeryüzünde gezin de, günahkârların akıbeti nice oldu, görün!

    Ali Rıza Safa

    De ki: "Yeryüzünde dolaşın da suçluların sonunun nasıl olduğuna bir bakın!"

    Bayraktar Bayraklı

    De ki: "Yeryüzünde gezin de, günahkarların akıbetinin ne olduğunu bir görün!"

    Edip Yüksel

    De ki: "Yeryüzünü dolaşın da suçluların sonunun ne olduğuna bir bakın."

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    De ki, 'Yeryüzünü dolaşın da suçluların sonunun ne olduğuna bir bakın.'

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    De ki: "Hele yeryüzünde bir dolaşın da bakın suçluların sonu ne olmuş?

    Elmalılı Hamdi Yazır

    De ki; hele, Arzda bir gezinin de bakın mücrimlerin akıbeti nasıl olmuş?

    Erhan Aktaş

    De ki: "Yeryüzünde gezip dolaşın, mücrimlerin sonları nasıl olmuş bir görün?"

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    De ki: "Yeryüzünde gezip dolaşın, mücrimlerin dipnot 1 sonları nasıl olmuş bir görün?"

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Suçlu, hakikat ile bağını koparan demek olan bu sözcük, basit suçlu anlamında değil; Kafir, Müşrik, sapkın anlamına gelmektedir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    De ki: "Yeryüzünde gezip dolaşın, suçluların sonları nasıl olmuş bir görün?"

    Gültekin Onan

    De ki: "Yeryüzünde gezip dolaşın da, suçlu günahkarların nasıl bir sona uğradıklarını görün."

    Hasan Basri Çantay

    De ki: "Yerde gezin (dolaşın) da günahkarların sonu nice olmuşdur, görün".

    İbni Kesir

    De ki: Yeryüzünde gezinin de suçluların sonunun nasıl olduğunu görün.

    Mehmet Alagaş

    (65-75) De ki, Allah'tan başka göklerin ve yerin gaybını kimse bilemez , (Gayb; şahitliğe / idrake kapalı hakikat) tekrar diriltilmelerinin ne zaman olduğunun bilincinde değildirler / şuurunda değildirler. Aksine onlara ahiret konusundaki ilimler ard arda gelmesine rağmen ondan / ahiretten şüphe içindedirler, ayrıca ona karşı kördürler. (Zihinlerinin bir tarafı ahiret ne zaman diyor, adeta ne kadar vaktimiz kaldı bilelim diyor, bir taraf ise şüphe içinde) Kafirler dediler ki, babalarımız ve bizler toprak olduğumuz vakit çıkarılacak mıyız gerçekten? Kesinlikle bu, bize, önceki babalarımıza da vaat olunmuştu, bu kesinlikle evvel kilerin efsaneleridir. De ki gezin yeryüzünde , suçluların sonucu nasıl olmuş bakın. Onlara karşı üzülme, onların tuzaklarına karşı sıkı lma / darlanma. Diyorlar ki eğer doğru sözlü isen ne zaman bu vaat? De ki o belki de acele istediğiniz şeyin bazısı sizin ensenizde olabilir / ansızın başınıza gelebilir. Kesinlikle Rabbinin insanlar üzerinde fazlı vardır, velakin onların çoğu teşekkür etmiyorlar. Elbette ki Rabbin göğüslerinde ne sakladıklarını ve neyi açığa çıkardıklarını pekâlâ bilir. Göklerde ve yerde kaybolan bir şey yoktur ancak apaçık bir kitaptadır

    Rowwad Tercüme Merkezi

    De ki: “Yeryüzünde gezip, günahkârların sonunun nasıl olduğunu bir görün.”

    Süleyman Ateş

    De ki: "Yeryüzünde yürüyün de suçluların sonunun nasıl olduğunu görün."

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    De ki: "Yeryüzünü dolaşın da suçluların sonunun ne olduğuna bir bakın."

    Şaban Britch

    Yeryüzünde yürüyün ve bakın, günahkârların sonu nasıl olmuştur? de!

    Şaban Piriş

    -Yeryüzünde yürüyün ve bakın, günahkarların sonu nasıl olmuştur? de!

    Yaşar Nuri Öztürk

    De ki: "Yeryüzünde dolaşın da bir bakın nice olmuştur günahkarların sonu!"

  4. Neml suresi, 70. ayet — bütün mealleriyle aç

    Neml suresi, 70. ayet. وَلَا تَحْزَنْ عَلَيْهِمْ وَلَا تَكُن فِى ضَيْقٍ مِّمَّا يَمْكُرُونَ

    Diyanet İşleri

    Onlardan yana üzülme. Kurdukları tuzaklardan ötürü de sıkıntıya düşme.

    Mustafa İslamoğlu

    Yine de sen onlar için hüzünlenme! Ve onların hile ve desiselerinden dolayı sıkıntılanma!

    Muhammed Esed

    Fakat sen yine de onlar için kaygılanma; (Allah'ın mesajlarına karşı) ileri sürdükleri asılsız iddialardan ötürü de canını sıkma.

    Ahmed Hulusi

    Onlar üzerine mahzun olma. . . Kurmakta oldukları hilelerinden sıkıntı da duyma!

    Ali Bulaç

    Sen, onlara karşı hüzne kapılma ve kurdukları tuzaklardan dolayı sıkıntı içinde olma.

    Ali Özek ve heyeti

    (Rasûlüm!) Onların yüzünden tasalanma, kurmakta oldukları tuzaklardan ötürü sıkıntı duyma.

    Ali Rıza Safa

    Onlar için üzülme; çevirdikleri dalaverelerden dolayı da kaygılanma.

    Bayraktar Bayraklı

    Onların yüzünden tasalanma! Kurmakta oldukları tuzaklar yüzünden canını sıkma!

    Edip Yüksel

    Onlara üzülme, planladıkları şeylerden ötürü de canını sıkma.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Onlara üzülme, planladıkları şeylerden ötürü de canını sıkma.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Onlara karşı üzülme ve yaptıkları hileler yüzünden bir darlığa düşme!

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Ve onlara karşı mahzun olma, yaptıkları mekirlerden bir darlığa da düşme

    Erhan Aktaş

    Onlar için üzülme! Yaptıkları planlardan dolayı canını sıkma.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Onlar için üzülme! Yaptıkları planlardan dolayı canını sıkma.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Onlar için üzülme! Yaptıkları planlardan dolayı canını sıkma.

    Gültekin Onan

    Sen, onlara karşı hüzne kapılma ve kurdukları tuzaklardan dolayı sıkıntı içinde olma.

    Hasan Basri Çantay

    (Habibim) onlara karşı tasalanma. Kurmakda oldukları tuzaklardan dolayı da darlıkda olma.

    İbni Kesir

    Üzülme onlara. Düzenlerinden dolayı da sıkılma.

    Mehmet Alagaş

    (65-75) De ki, Allah'tan başka göklerin ve yerin gaybını kimse bilemez , (Gayb; şahitliğe / idrake kapalı hakikat) tekrar diriltilmelerinin ne zaman olduğunun bilincinde değildirler / şuurunda değildirler. Aksine onlara ahiret konusundaki ilimler ard arda gelmesine rağmen ondan / ahiretten şüphe içindedirler, ayrıca ona karşı kördürler. (Zihinlerinin bir tarafı ahiret ne zaman diyor, adeta ne kadar vaktimiz kaldı bilelim diyor, bir taraf ise şüphe içinde) Kafirler dediler ki, babalarımız ve bizler toprak olduğumuz vakit çıkarılacak mıyız gerçekten? Kesinlikle bu, bize, önceki babalarımıza da vaat olunmuştu, bu kesinlikle evvel kilerin efsaneleridir. De ki gezin yeryüzünde , suçluların sonucu nasıl olmuş bakın. Onlara karşı üzülme, onların tuzaklarına karşı sıkı lma / darlanma. Diyorlar ki eğer doğru sözlü isen ne zaman bu vaat? De ki o belki de acele istediğiniz şeyin bazısı sizin ensenizde olabilir / ansızın başınıza gelebilir. Kesinlikle Rabbinin insanlar üzerinde fazlı vardır, velakin onların çoğu teşekkür etmiyorlar. Elbette ki Rabbin göğüslerinde ne sakladıklarını ve neyi açığa çıkardıklarını pekâlâ bilir. Göklerde ve yerde kaybolan bir şey yoktur ancak apaçık bir kitaptadır

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Onlar için üzülme, kurdukları tuzaklardan da sıkıntıya düşme!

    Süleyman Ateş

    (Ey Muhammed) onlar(ın sözlerin)e üzülme, tuzak kurmalarından da sıkılma.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Sen onlara üzülme; kurdukları oyundan dolayı için daralmasın.

    Şaban Britch

    Onlar için üzülme, kurdukları tuzaklardan da sıkıntıya düşme!

    Şaban Piriş

    Onlar için üzülme, kurdukları tuzaklardan da sıkıntıya düşme!

    Yaşar Nuri Öztürk

    Onlar yüzünden tasalanma. Kurmakta oldukları tuzaklardan ötürü de sıkıntıya düşme.

  5. Neml suresi, 71. ayet — bütün mealleriyle aç

    Neml suresi, 71. ayet. وَيَقُولُونَ مَتَىٰ هَٰذَا ٱلْوَعْدُ إِن كُنتُمْ صَٰدِقِينَ

    Diyanet İşleri

    Onlar, "Eğer doğru söyleyenler iseniz, bu tehdit ne zaman gerçekleşecek?" diyorlar.

    Mustafa İslamoğlu

    Bir de diyorlar ki: "(Azaba ilişkin) bu tehdidiniz ne zaman gerçekleşecek, eğer sözünüze sadıksanız haber verin bakalım?"

    Muhammed Esed

    Ve "Eğer doğru sözlü kimselerseniz, (söyleyin siz ey inananlar,) bu (ölümden sonra diriliş) vaadi ne zaman gerçekleşecek?" diye sordukları (zaman),

    Ahmed Hulusi

    "Eğer doğru söylüyorsanız, bu tehdidiniz ne zaman?" derler.

    Ali Bulaç

    Derler ki: "Eğer doğruyu söylüyor iseniz, bu va'dolunan (azab) ne zaman?"

    Ali Özek ve heyeti

    Onlar: Eğer doğru sözlü iseniz (söyleyin bakalım) bu tehdit ne zaman gerçekleşecek? derler.

    Ali Rıza Safa

    Üstelik diyorlar ki: "Bu sözü verilen, ne zaman; eğer doğruyu söylüyorsanız?"

    Bayraktar Bayraklı

    Onlar, "Eğer doğru sözlü iseniz bu tehdit ne zaman gerçekleşecek?" derler.

    Edip Yüksel

    "Doğru iseniz, bu söz ne zaman gerçekleşecek?" diyorlar.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    'Doğru iseniz, bu söz ne zaman gerçekleşecek?' diyorlar.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Bir de: "Bu vaad ne zaman, eğer doğru söylüyorsanız?" diye soruyorlar.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Bir de ne zaman bu va'd gerçek iseniz? diyorlar

    Erhan Aktaş

    "Eğer doğru söyleyenlerdenseniz, bu uyarı ne zaman gerçekleşecek?" diyorlar.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    "Eğer doğru söyleyenlerdenseniz, bu uyarı ne zaman gerçekleşecek?" diyorlar.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    "Eğer doğru söyleyenlerdenseniz, bu uyarı ne zaman gerçekleşecek?" diyorlar.

    Gültekin Onan

    Derler ki: "Eğer doğruyu söylüyor iseniz, bu vaadolunan (azab) ne zaman."

    Hasan Basri Çantay

    Onlar: "Bu va'd (ve tehdid) in (tahakkuku) ne zaman? Doğrucu kimselerseniz (söyleyin)" derler.

    İbni Kesir

    Onlar: Doğru söylüyorsanız; bu sözünüzün ne zaman yerine geleceğini bildirin, derler.

    Mehmet Alagaş

    (65-75) De ki, Allah'tan başka göklerin ve yerin gaybını kimse bilemez , (Gayb; şahitliğe / idrake kapalı hakikat) tekrar diriltilmelerinin ne zaman olduğunun bilincinde değildirler / şuurunda değildirler. Aksine onlara ahiret konusundaki ilimler ard arda gelmesine rağmen ondan / ahiretten şüphe içindedirler, ayrıca ona karşı kördürler. (Zihinlerinin bir tarafı ahiret ne zaman diyor, adeta ne kadar vaktimiz kaldı bilelim diyor, bir taraf ise şüphe içinde) Kafirler dediler ki, babalarımız ve bizler toprak olduğumuz vakit çıkarılacak mıyız gerçekten? Kesinlikle bu, bize, önceki babalarımıza da vaat olunmuştu, bu kesinlikle evvel kilerin efsaneleridir. De ki gezin yeryüzünde , suçluların sonucu nasıl olmuş bakın. Onlara karşı üzülme, onların tuzaklarına karşı sıkı lma / darlanma. Diyorlar ki eğer doğru sözlü isen ne zaman bu vaat? De ki o belki de acele istediğiniz şeyin bazısı sizin ensenizde olabilir / ansızın başınıza gelebilir. Kesinlikle Rabbinin insanlar üzerinde fazlı vardır, velakin onların çoğu teşekkür etmiyorlar. Elbette ki Rabbin göğüslerinde ne sakladıklarını ve neyi açığa çıkardıklarını pekâlâ bilir. Göklerde ve yerde kaybolan bir şey yoktur ancak apaçık bir kitaptadır

    Rowwad Tercüme Merkezi

    "Eğer, doğru söylüyorsanız bu vaat/tehdit ne zaman?" derler.

    Süleyman Ateş

    "Doğru iseniz bu tehdid (ettiğiniz azab) ne zaman (gelecek)?" diyorlar.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    "Söylediğiniz doğruysa bu tehdit ne zaman gerçekleşecek?" derler.

    Şaban Britch

    Eğer, doğru söylüyorsanız bu vaat ne zaman? derler.

    Şaban Piriş

    -Eğer, doğru söylüyorsanız, bu vaat ne zaman? derler.

    Yaşar Nuri Öztürk

    "Eğer doğru sözlülerseniz, bu vaat ne zaman?" derler.

  6. Neml suresi, 72. ayet — bütün mealleriyle aç

    Neml suresi, 72. ayet. قُلْ عَسَىٰٓ أَن يَكُونَ رَدِفَ لَكُم بَعْضُ ٱلَّذِى تَسْتَعْجِلُونَ

    Diyanet İşleri

    De ki: "Belki de acele gelmesini istediğiniz şeyin bir kısmı size çok yaklaşmıştır."

    Mehmet Okuyan

    De ki: "Acele gelmesini istediğiniz (azab)ın bir kısmı başınıza gelmek üzeredir."

    Mustafa İslamoğlu

    De ki: "Belki de, acele gelmesini istediğiniz o azabın bir kısmı peşinize çoktan takılmıştır bile!"

    Muhammed Esed

    de ki: "O çarçabuk gelmesini istediğiniz azabın bir kısmı belki de peşinize düşmüştür bile..."

    Ahmed Hulusi

    De ki: "Acele istediğinizin bir kısmı belki de sizin arkanıza takılmıştır!"

    Ali Bulaç

    De ki: "Belki de acele etmekte olduğunuzun (azabın) bir kısmı size yetişmiştir bile."

    Ali Özek ve heyeti

    De ki: Çabucak gelmesini istediğiniz şeyin (azabın) bir kısmı herhalde yakında başınıza gelecektir.

    Ali Rıza Safa

    "De ki: "İvedi olarak istediğinizin bir parçası, belki de peşinize düşmüştür!"

    Bayraktar Bayraklı

    De ki: "Çarçabuk gelmesini istediğiniz azabın bir kısmı herhalde yakında başınıza gelecektir."

    Edip Yüksel

    "Belki, meydan okuyarak istediğiniz şeylerin bir kısmı size çatmıştır bile" de.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    'Belki, meydan okuyarak istediğiniz şeylerin bir kısmı size çatmıştır bile,' de.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    De ki: "Belki de çabuk gelmesini istediğiniz o azabın bir kısmı ensenize binmiş bulunuyor."

    Elmalılı Hamdi Yazır

    De ki: "belki o ivdiğinizin bir kısmı ensenize binmiş bulunuyor"

    Erhan Aktaş

    De ki: "Çarçabuk istediğiniz azabın bir kısmı belki de size yaklaşmıştır."

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    De ki: "Çarçabuk istediğiniz azabın bir kısmı belki de size yaklaşmıştır."

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    De ki: "Çarçabuk istediğiniz azabın bir kısmı belki de size yaklaşmıştır."

    Gültekin Onan

    De ki: "Belki de acele etmekte olduğunuzun (azabın) bir kısmı size yetişmiştir bile."

    Hasan Basri Çantay

    De ki: "Çabucak (gelmesini) istemekde olduğunuz (o azab) ın bir kısmı ensenize binmek üzeredir".

    İbni Kesir

    De ki: Çabucak istemekte olduğunuzun bir kısmı ensenize inmek üzeredir.

    Mehmet Alagaş

    (65-75) De ki, Allah'tan başka göklerin ve yerin gaybını kimse bilemez , (Gayb; şahitliğe / idrake kapalı hakikat) tekrar diriltilmelerinin ne zaman olduğunun bilincinde değildirler / şuurunda değildirler. Aksine onlara ahiret konusundaki ilimler ard arda gelmesine rağmen ondan / ahiretten şüphe içindedirler, ayrıca ona karşı kördürler. (Zihinlerinin bir tarafı ahiret ne zaman diyor, adeta ne kadar vaktimiz kaldı bilelim diyor, bir taraf ise şüphe içinde) Kafirler dediler ki, babalarımız ve bizler toprak olduğumuz vakit çıkarılacak mıyız gerçekten? Kesinlikle bu, bize, önceki babalarımıza da vaat olunmuştu, bu kesinlikle evvel kilerin efsaneleridir. De ki gezin yeryüzünde , suçluların sonucu nasıl olmuş bakın. Onlara karşı üzülme, onların tuzaklarına karşı sıkı lma / darlanma. Diyorlar ki eğer doğru sözlü isen ne zaman bu vaat? De ki o belki de acele istediğiniz şeyin bazısı sizin ensenizde olabilir / ansızın başınıza gelebilir. Kesinlikle Rabbinin insanlar üzerinde fazlı vardır, velakin onların çoğu teşekkür etmiyorlar. Elbette ki Rabbin göğüslerinde ne sakladıklarını ve neyi açığa çıkardıklarını pekâlâ bilir. Göklerde ve yerde kaybolan bir şey yoktur ancak apaçık bir kitaptadır

    Rowwad Tercüme Merkezi

    De ki: "(Kim bilir?) Belki de çabucak istemekte olduğunuzun (azabın) bir kısmı size pek de yakındır!"

    Süleyman Ateş

    De ki: "Belki de acele ettiğiniz(azab)ın bir kısmı ardınıza takılmıştır, bile."

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    De ki; "Acele gelmesini istediğiniz azabın bir kısmı belki de yanı başınızdadır.

    Şaban Britch

    De ki: (Kim bilir?) Belki de çabucak istemekte olduğunuzun (azabın) bir kısmı size pek de yakındır!

    Şaban Piriş

    -Acele istediğiniz şeyin bir kısmının peşinizde olması ümit edilir, de!

    Yaşar Nuri Öztürk

    De ki: "Acele isteyip durduğunuzun bir kısmı belki de arkanıza takılmıştır."

  7. Neml suresi, 73. ayet — bütün mealleriyle aç

    Neml suresi, 73. ayet. وَإِنَّ رَبَّكَ لَذُو فَضْلٍ عَلَى ٱلنَّاسِ وَلَٰكِنَّ أَكْثَرَهُمْ لَا يَشْكُرُونَ

    Diyanet İşleri

    Şüphesiz senin Rabbin insanlara karşı lütuf sahibidir. Ancak onların çoğu şükretmezler.

    Mehmet Okuyan

    Şüphesiz ki Rabbin insanlara karşı lütuf sahibidir. Fakat onların çoğu şükretmezler.

    Mustafa İslamoğlu

    Yine de unutma ki, senin Rabbin insanlığa karşı pek lütufkardır; ve fakat insanların çoğu şükretmemektedir.

    Muhammed Esed

    İmdi, gerçek şu ki, senin Rabbin insanlara karşı sınırsız lütuf sahibidir; ne var ki onlardan çoğu şükretmez.

    Ahmed Hulusi

    Muhakkak ki senin Rabbin insanlara lütuf sahibidir. . . Fakat onların ekseriyeti şükretmezler.

    Ali Bulaç

    Şüphesiz, senin Rabbin, insanlara karşı büyük lütuf (fazl) sahibidir, ancak insanların çoğu şükretmiyorlar.

    Ali Özek ve heyeti

    Şüphesiz Rabbin, insanlara karşı lütuf sahibidir; fakat insanların çoğu şükretmezler.

    Ali Rıza Safa

    Kuşkusuz, Efendin, doğal olarak, İnsanlara Karşı Lütuf Sahibidir. Fakat onların çoğu şükretmez.

    Bayraktar Bayraklı

    Şüphesiz Rabbin, insanlara karşı lütuf sahibidir; fakat insanların çoğu şükretmezler.

    Edip Yüksel

    Kuşkusuz Efendin halka karşı Lütuf Sahibidir, fakat çokları şükretmez.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Kuşkusuz Rabbin halka karşı Lütuf Sahibidir, fakat çokları şükretmez.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Muhakkak Rabbin, insanlara karşı mutlak bir nimet sahibidir; fakat onların çoğu şükretmezler.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Ve her halde rabbın insanlara karşı mutlak bir fazıl sahıbidir ve lakin onların ekserisi şükretmezler

    Erhan Aktaş

    Senin Rabb'in İnsanlara karşı lütuf dipnot 1 sahibidir. Ne var ki onların çoğu şükretmiyorlar. dipnot 2

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Hoşnut edici, dostça davranış, incelik, iyilik.
    2. metne dön, dipnot 2
      Şükür, "karşılık vermek" demektir. Şükür, "sözle ifade edilen bir şey değildir." Kim Allah'a şükretmek istiyorsa, Allah'ın kendisine verdiği her şeyin karşılığını vermelidir. Allah'ın verdiği nimetlerden ihtiyaç sahiplerini yararlandırmalıdır. Örneğin malın şükrü infaktır, Canın/hayatın şükrü Allah'a kulluk yapmaktır, aklın şükrü teslim olmaktır vb.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Senin Rabb'in insanlara karşı lütuf dipnot 1 sahibidir. Ne var ki onların çoğu şükretmiyorlar. dipnot 2

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Hoşnut edici, dostça davranış, incelik, iyilik.
    2. metne dön, dipnot 2
      Şükür, "sözle teşekkür etmek" değildir. Şükür, Allah'ın verdiği her türlü nimettin karşılığı olarak o nimetten ihtiyaç sahiplerini yararlandırmaktır. Yani nimetlerin karşılığını vermektir. Örneğin malın şükrü infaktır. " İneğin yediği ota karşılık süt vermesi onun şükrüdür."

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Senin Rabb'in insanlara karşı lütuf dipnot 1 sahibidir. Ne var ki onların çoğu şükretmiyorlar. dipnot 2

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Dostça davranan, iyilik yapan.
    2. metne dön, dipnot 2
      Kendilerine yapılan lütfun ve sunulan nimetlerin karşılığını vermiyor, gereğini yapmıyorlar.

    Gültekin Onan

    Şüphesiz, senin rabbin, insanlara karşı büyük lütuf (fazl) sahibidir; ancak insanların çoğu şükretmiyorlar.

    Hasan Basri Çantay

    Şüphesiz ki senin Rabbin insanlara karşı (mutlak) bir fazl (-u kerem) saahibidir. Fakat onların çoğu şükretmezler.

    İbni Kesir

    Muhakkak ki Rabbın; insanlara karşı lutuf sahibidir. Ama onların çoğu şükretmezler.

    Mehmet Alagaş

    (65-75) De ki, Allah'tan başka göklerin ve yerin gaybını kimse bilemez , (Gayb; şahitliğe / idrake kapalı hakikat) tekrar diriltilmelerinin ne zaman olduğunun bilincinde değildirler / şuurunda değildirler. Aksine onlara ahiret konusundaki ilimler ard arda gelmesine rağmen ondan / ahiretten şüphe içindedirler, ayrıca ona karşı kördürler. (Zihinlerinin bir tarafı ahiret ne zaman diyor, adeta ne kadar vaktimiz kaldı bilelim diyor, bir taraf ise şüphe içinde) Kafirler dediler ki, babalarımız ve bizler toprak olduğumuz vakit çıkarılacak mıyız gerçekten? Kesinlikle bu, bize, önceki babalarımıza da vaat olunmuştu, bu kesinlikle evvel kilerin efsaneleridir. De ki gezin yeryüzünde , suçluların sonucu nasıl olmuş bakın. Onlara karşı üzülme, onların tuzaklarına karşı sıkı lma / darlanma. Diyorlar ki eğer doğru sözlü isen ne zaman bu vaat? De ki o belki de acele istediğiniz şeyin bazısı sizin ensenizde olabilir / ansızın başınıza gelebilir. Kesinlikle Rabbinin insanlar üzerinde fazlı vardır, velakin onların çoğu teşekkür etmiyorlar. Elbette ki Rabbin göğüslerinde ne sakladıklarını ve neyi açığa çıkardıklarını pekâlâ bilir. Göklerde ve yerde kaybolan bir şey yoktur ancak apaçık bir kitaptadır

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Şüphesiz Rabbin, insanlara karşı lütuf sahibidir. Fakat, onların çoğu şükretmezler.

    Süleyman Ateş

    Şüphesiz Rabbin, insanlara karşı lutuf sahibidir, fakat çokları şükretmezler.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Senin Sahibin insanlara karşı iyilik ve ikram sahibidir. Ancak onların çoğu teşekkür etmez.

    Şaban Britch

    Şüphesiz Rabbin, insanlara karşı lütuf sahibidir. Fakat, onların çoğu şükretmezler.

    Şaban Piriş

    Şüphesiz Rabbin, insanlara karşı lütuf sahibidir. Fakat, onların çoğu şükretmezler.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Senin Rabbin, insanlara karşı gerçekten lütufkardır; fakat çokları şükretmezler.

  8. Neml suresi, 74. ayet — bütün mealleriyle aç

    Neml suresi, 74. ayet. وَإِنَّ رَبَّكَ لَيَعْلَمُ مَا تُكِنُّ صُدُورُهُمْ وَمَا يُعْلِنُونَ

    Diyanet İşleri

    Şüphesiz senin Rabbin, onların kalplerinin gizlediği şeyleri de, açığa çıkardıklarını da mutlaka bilir.

    Mustafa İslamoğlu

    Yine unutma ki, senin Rabbin onların kalplerinin gizlediklerini de açığa vurduklarını da elbette bilir.

    Muhammed Esed

    Ve yine senin Rabbin onların kalplerinin gizlediği şeyleri de, açığa vurduğu şeyleri de bütünüyle bilmektedir;

    Ahmed Hulusi

    Muhakkak ki senin Rabbin onların içlerinde sakladığını da, açığa vurduklarını da bilir.

    Ali Bulaç

    Ve şüphesiz, senin Rabbin, sinelerinin gizli tuttuklarını ve açığa vurduklarını kesin olarak bilmektedir.

    Ali Özek ve heyeti

    Rabbin elbette onların kalplerinin gizlediklerini de, açığa vurduklarını da bilir.

    Ali Rıza Safa

    Kuşkusuz, Efendin, yüreklerinde gizlediklerini de açıkladıklarını da kesinlikle bilir.

    Bayraktar Bayraklı

    Rabbin, elbette onların kalplerinin gizlediklerini de, açığa vurduklarını da bilir.

    Edip Yüksel

    Ve Efendin onların göğüslerinin gizlediğini de açığa vurduğunu da elbette bilir.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Ve Rabbin onların göğüslerinin gizlediğini de açığa vurduğunu da elbette bilir.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Oysaki, Rabbin onların sineleri ne gizliyor ve ne açıklıyorlarsa hepsini mutlaka biliyor.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Halbuki sineleri ne gizliyor ve ne i'lan ediyorlar rabbın her halde hepsini biliyor

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Rabb'in, onların kalplerinde dipnot 1 gizlediklerini de açıkladıklarını da kesin olarak bilmektedir.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      İlahi cevher. İdrak etmenin, düşüncenin merkezi. Kur'an'da kalp, düşünme, akletme, anlama, kavrama, şeylerin hakikatini bilme melekesi/yetisi anlamında kullanılmaktadır. Kur'an'da akletme/düşünme fiili kalbe ait olarak görülmüş; düşünmenin ve anlamanın kalbin bir işlevi olduğu belirtilmiştir. Kalp, bu özelliklerinden dolayı ilahi hitaba muhataptır, yükümlü ve sorumludur. "Son yıllarda yapılan bilimsel çalışmalar; kalbin beyinle çok geniş bir iletişim sistemine sahip olduğunu ve düşünceleri, duyguları ve aklı düzenleyen ve tüm beyin fonksiyonlarını etkileme gücüne sahip bir organ olduğunu göstermektedir."

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Rabb'in, onların kalplerinde gizlediklerini de açıkladıklarını da kesin olarak bilmektedir.

    Gültekin Onan

    Ve şüphesiz, senin rabbin, sinelerinin gizli tuttuklarını ve açığa vurduklarını kesin olarak bilmekledir.

    Hasan Basri Çantay

    Senin Rabbin, Onların sinelerinin saklamakda olduklarını da, açıklayageldiklerini de muhakkak biliyor.

    İbni Kesir

    Şüphesiz ki Rabbın; onların göğüslerinin gizlediklerini de, açığa vurduklarını da bilir.

    Mehmet Alagaş

    (65-75) De ki, Allah'tan başka göklerin ve yerin gaybını kimse bilemez , (Gayb; şahitliğe / idrake kapalı hakikat) tekrar diriltilmelerinin ne zaman olduğunun bilincinde değildirler / şuurunda değildirler. Aksine onlara ahiret konusundaki ilimler ard arda gelmesine rağmen ondan / ahiretten şüphe içindedirler, ayrıca ona karşı kördürler. (Zihinlerinin bir tarafı ahiret ne zaman diyor, adeta ne kadar vaktimiz kaldı bilelim diyor, bir taraf ise şüphe içinde) Kafirler dediler ki, babalarımız ve bizler toprak olduğumuz vakit çıkarılacak mıyız gerçekten? Kesinlikle bu, bize, önceki babalarımıza da vaat olunmuştu, bu kesinlikle evvel kilerin efsaneleridir. De ki gezin yeryüzünde , suçluların sonucu nasıl olmuş bakın. Onlara karşı üzülme, onların tuzaklarına karşı sıkı lma / darlanma. Diyorlar ki eğer doğru sözlü isen ne zaman bu vaat? De ki o belki de acele istediğiniz şeyin bazısı sizin ensenizde olabilir / ansızın başınıza gelebilir. Kesinlikle Rabbinin insanlar üzerinde fazlı vardır, velakin onların çoğu teşekkür etmiyorlar. Elbette ki Rabbin göğüslerinde ne sakladıklarını ve neyi açığa çıkardıklarını pekâlâ bilir. Göklerde ve yerde kaybolan bir şey yoktur ancak apaçık bir kitaptadır

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Şüphesiz Rabbin, onların içlerinde gizlediklerini de, açığa vurduklarını da elbette bilir.

    Süleyman Ateş

    Ve Rabbin elbette onların göğüslerinin gizlediğini de, açığa vurduklarını da bilir.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Senin Sahibin içlerinde taşıdıklarını da açığa vurduklarını da çok iyi bilir

    Şaban Britch

    Rabbin, onların içlerinde gizlediklerini de, açığa vurduklarını da elbette bilir.

    Şaban Piriş

    Rabbin, onların içlerinde gizlediklerini de, açığa vurduklarını da elbette bilir.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Ve senin Rabbin, onların göğüslerinin sakladığını da açığa vurduğunu da çok iyi bilir.

  9. Neml suresi, 75. ayet — bütün mealleriyle aç

    Neml suresi, 75. ayet. وَمَا مِنْ غَآئِبَةٍ فِى ٱلسَّمَآءِ وَٱلْأَرْضِ إِلَّا فِى كِتَٰبٍ مُّبِينٍ

    Diyanet İşleri

    Gökte ve yerde gaib (gizli) hiçbir şey yoktur ki apaçık bir Kitap'ta (Levh-i Mahfuz'da) olmasın.

    Mehmet Okuyan

    Gökte ve yerde gaib (yaratılmışların bilemeyeceği) ne varsa hepsi ancak ve ancak apaçık bir kitaptadır.

    Mustafa İslamoğlu

    Ne gökte ne de yerde gizli ve gizemli hiç bir şey yoktur ki, kesin ve net bir yazılım ve yasayla kayıt altına alınmamış olsun.

    Muhammed Esed

    göklerde ve yerde gizli hiçbir şey yoktur ki (O'nun yarattığı alem için koyduğu) yasalar ve ilkeler örgüsünde yeri olmasın.

    Ahmed Hulusi

    Semada ve arzda, hiçbir gayb yoktur ki mubiyn kitapta (kainat kitabında - varlıkta apaçık ortada) olmasın! (Gayb oluşu algılayana GÖREdir! Allah dilerse istediğine, gayb hükmünden çıkartır. )

    Ali Bulaç

    Gökte ve yerde gizli olan hiç bir şey yoktur ki, apaçık olan bir kitapta (Levh-i Mahfuz'da) olmasın.

    Ali Özek ve heyeti

    Gökte ve yerde göze görünmeyen hiçbir şey yoktur ki, apaçık bir kitapta (levhi mahfuzda) bulunmasın.

    Ali Rıza Safa

    Gökte ve yeryüzünde gizli olanlardan hiçbir şey yoktur ki, Apaçık Kitap'ta olmasın.

    Bayraktar Bayraklı

    Gökte ve yerde göze görünmeyen hiçbir şey yoktur ki, apaçık bir kitapta bulunmasın.

    Edip Yüksel

    Göklerde ve yerde gizli olan her şey, istisnasız apaçık bir kitaptadır.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Göklerde ve yerde gizli olan her şey, istisnasız apaçık bir kitaptadır.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Gökte ve yerde açık bir kitapta bulunmayan hiçbir gizli şey yoktur.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Ve Yerde, Gökte hiç bir gaib yoktur ki açık bir kitabda olmasın

    Erhan Aktaş

    Gökte ve yerde gayb dipnot 1 olan hiçbir şey yoktur ki apaçık bir Kitap'ta olmasın.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Yaratılmış varlıkların idraklerini aşan, gizli, görünmeyen, bilinmez olan ve duyularla kavranamayan şeyler. Gelecekte olacak şeyler. Ahiret hayatına dair bilgiler.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Gökte ve yerde gayb dipnot 1 olan hiçbir şey yoktur ki apaçık bir kitapta dipnot 2 olmasın.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Yaratılmış varlıkların idraklerini aşan, gizli, görülmeyen, bilinmez olan, algılanamayan, gelecekte olacak şeyler, duyularla kavranamayan şeyler. Ebedi hayata dair bilgiler.
    2. metne dön, dipnot 2
      Yazı yazmaya uygun, düzgün yüzey demek olan lefvh ile korunmuş demek olan mahfuz sözcüklerinden oluşan ve korunmuş levha demek olan Levh-i Mahfuz, Allah'ın sonsuz ilmi, yasa, hüküm, kader ve takdirini ifade eden, her şeyin bilgisinin mevcut olduğu Kitap demektir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Gökte ve yerde gayb dipnot 1 olan hiçbir şey yoktur ki apaçık bir kitapta dipnot 2 olmasın.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Gizli, görünmeyen, bilinemeyen, algılanamayan, gelecekte olacak şeyler, geleceğe dair bilgiler.
    2. metne dön, dipnot 2
      Levh-i mahfuz; Allah'ın bilgisi. İçi yazılı olan şey. Yasa, hüküm, kader, yazmak. Bir şeyin kayıt altına alınması, korunması. Allah'ın yarattığı aleme koyduğu yasalar.(Sunnetullah)

    Gültekin Onan

    Gökte ve yerde gizli olan hiç bir şey yoktur ki, apaçık olan bir kitapta (Levh-i Mahfuz'da) olmasın.

    Hasan Basri Çantay

    Yerde ve gökde (en gizli) hiçbir gaaib müstesna olmamak üzere hepsi apaçık bir kitabdadır.

    İbni Kesir

    Gökte ve yerde gizli hiçbir şey yoktur ki apaçık bir kitabta olmasın.

    Mehmet Alagaş

    (65-75) De ki, Allah'tan başka göklerin ve yerin gaybını kimse bilemez , (Gayb; şahitliğe / idrake kapalı hakikat) tekrar diriltilmelerinin ne zaman olduğunun bilincinde değildirler / şuurunda değildirler. Aksine onlara ahiret konusundaki ilimler ard arda gelmesine rağmen ondan / ahiretten şüphe içindedirler, ayrıca ona karşı kördürler. (Zihinlerinin bir tarafı ahiret ne zaman diyor, adeta ne kadar vaktimiz kaldı bilelim diyor, bir taraf ise şüphe içinde) Kafirler dediler ki, babalarımız ve bizler toprak olduğumuz vakit çıkarılacak mıyız gerçekten? Kesinlikle bu, bize, önceki babalarımıza da vaat olunmuştu, bu kesinlikle evvel kilerin efsaneleridir. De ki gezin yeryüzünde , suçluların sonucu nasıl olmuş bakın. Onlara karşı üzülme, onların tuzaklarına karşı sıkı lma / darlanma. Diyorlar ki eğer doğru sözlü isen ne zaman bu vaat? De ki o belki de acele istediğiniz şeyin bazısı sizin ensenizde olabilir / ansızın başınıza gelebilir. Kesinlikle Rabbinin insanlar üzerinde fazlı vardır, velakin onların çoğu teşekkür etmiyorlar. Elbette ki Rabbin göğüslerinde ne sakladıklarını ve neyi açığa çıkardıklarını pekâlâ bilir. Göklerde ve yerde kaybolan bir şey yoktur ancak apaçık bir kitaptadır

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Gökte ve yerde gizli hiçbir şey yoktur ki apaçık bir kitapta olmasın.

    Süleyman Ateş

    Gökte ve yerde gizli hiçbir şey yoktur ki apaçık bir Kitapta olmasın.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Göklerin ve yerin her gaybı mutlaka, açık bir Kitap'ta kayıtlıdır.

    Şaban Britch

    Gökte ve yerde gizli hiçbir şey yoktur ki apaçık bir kitapta olmasın.

    Şaban Piriş

    Gökte ve yerde gizli hiçbir şey yoktur ki apaçık bir kitapta olmasın.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Yerde ve gökte hiçbir gayb yoktur ki, açıklayıcı bir Kitap'ta olmasın.

Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. Öntanımlı açık dört meal öncelik sırasına göredir; listeden hepsi açılabilir.