Nisâ suresi

Nisâ suresi, 59. ayet

Nisâ suresi, 59. ayet. يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوٓا۟ أَطِيعُوا۟ ٱللَّهَ وَأَطِيعُوا۟ ٱلرَّسُولَ وَأُو۟لِى ٱلْأَمْرِ مِنكُمْ فَإِن تَنَٰزَعْتُمْ فِى شَىْءٍ فَرُدُّوهُ إِلَى ٱللَّهِ وَٱلرَّسُولِ إِن كُنتُمْ تُؤْمِنُونَ بِٱللَّهِ وَٱلْيَوْمِ ٱلْـَٔاخِرِ ذَٰلِكَ خَيْرٌ وَأَحْسَنُ تَأْوِيلًا

yâ eyyühe-lleẕîne âmenû eṭî`ü-llâhe veeṭî`ü-rrasûle veüli-l'emri minküm. fein tenâza`tüm fî şey'in feruddûhü ile-llâhi verrasûli in küntüm tü'minûne billâhi velyevmi-l'âḫir. ẕâlike ḫayruv veaḥsenü te'vîlâ.

Diyanet İşleri

Ey iman edenler! Allah'a itaat edin. Peygamber'e itaat edin ve sizden olan ulu'l-emre (idarecilere) de. Herhangi bir hususta anlaşmazlığa düştüğünüz takdirde, Allah'a ve ahiret gününe gerçekten inanıyorsanız, onu Allah ve Resulüne arz edin. Bu, daha iyidir, sonuç bakımından da daha güzeldir.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Nisâ 56–62 · surenin 59. ayeti / 176

Konu Emanetleri ehline verin; itaat ve hakemliğe razı olmak Nisâ 58–70 3

  1. Nisâ 56

    Şüphesiz ayetlerimizi inkar edenleri biz ateşe atacağız. Derileri yanıp döküldükçe, azabı tatmaları için onların derilerini yenileyeceğiz. Şüphesiz Allah, mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir.

  2. Nisâ 57

    İman edip salih ameller işleyenleri ise, içinden ırmaklar akan, içlerinde ebedi kalacakları cennetlere koyacağız. Onlara orada tertemiz eşler vardır. Onları, koyu gölgeler altında bulunduracağız.

  3. Nisâ 58

    Allah, size, emanetleri mutlaka ehline vermenizi ve insanlar arasında hükmettiğiniz zaman adaletle hükmetmenizi emrediyor. Doğrusu Allah, bununla size ne güzel öğüt veriyor! Şüphesiz ki Allah, hakkıyla işitendir, hakkıyla görendir.

  4. 59

    Ey iman edenler! Allah'a itaat edin. Peygamber'e itaat edin ve sizden olan ulu'l-emre (idarecilere) de. Herhangi bir hususta anlaşmazlığa düştüğünüz takdirde, Allah'a ve ahiret gününe gerçekten inanıyorsanız, onu Allah ve Resulüne arz edin. Bu, daha iyidir, sonuç bakımından da daha güzeldir.

  5. Nisâ 60

    (Ey Muhammed!) Sana indirilen Kur'an'a ve senden önce indirilene inandıklarını iddia edenleri görmüyor musun? Tağut'u tanımamaları kendilerine emrolunduğu halde, onun önünde muhakeme olmak istiyorlar. Şeytan da onları derin bir sapıklığa düşürmek istiyor.

  6. Nisâ 61

    Münafıklara, "Allah'ın indirdiğine (Kur'an'a) ve Peygambere gelin" dendiği zaman, onların senden büsbütün uzaklaştıklarını görürsün.

  7. Nisâ 62

    Kendi işledikleri yüzünden başlarına bir musibet geldiği, sonra da "Biz iyilik etmek ve uzlaştırmaktan başka bir şey istememiştik" diye Allah'a yemin ederek sana geldikleri zaman halleri nasıl olur?

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

59. Yüce Allah hem kendisine hem de Rasûlüne itaati emretmektedir. Bu da farz ve müstehab huuslarda onların emirlerine uymak ve yasaklarından kaçınmakla olur. Yine Yüce Allah emir sahiplerine itaati de emretmektedir. Bunlar ise insanların yöneticiliğini yapan idareciler, hâkimler ve müftülerdir. Çünkü insanların din ve dünya işleri -Yüce Allah’a itaat kasdıyla ve Allah’ın nezdindeki mükâfatı arzulayarak- onlara itaat edip bağlı kalmakla mümkün olur. Ancak bunun bir şartı vardır: Bu yöneticiler Allah’a isyanı gerektiren bir emir vermemelidirler. Eğer böyle bir emir verecek olurlarsa hiç şüphesiz yaratıcıya isyanı gerektirecek hususlarda hiçbir yaratılmışa itaat edilmez. Belki de yöneticilere itaat emri verilirken “itaat edin” emrinin hazfedilişindeki sır budur. Zira bu emir Rasûle itaat ile birlikte zikredilmiştir. Çünkü Rasûl ancak Allah’a itaat olan şeyleri emreder. Ona itaat eden de Allah’a itaat etmiş olur. Emir sahibi olan yöneticilere itaatin şartı ise verdikleri emirlerin isyan olmamasıdır.

Daha sonra insanların hakkında anlaşmazlığa düştükleri -ister dinin asli hükümleri ile ilgili olsun, ister fer’î hükümleri ile ilgili olsun- her bir hususu, Allah’a ve Rasûlüne yani Allah’ın kitabına ve Rasûlünün sünnetine götürmelerini emretmektedir. Çünkü bütün anlaşmazlık konularında ayırt edici hüküm onlardadır. Bu hüküm de ya onların açık ifadelerinden ya genel ifadelerinden ya bir işaretten yahut dikkat çekme ve uyarıdan, ya da mefhumdan anlaşılır yahut mananın umumundan anlaşılır ve buna benzer olan şeyler de onlara kıyas edilir. Çünkü din, Allah’ın Kitabı ve Rasûlünün sünneti üzerinde yükselir. Her ikisine iman etmeden imanın dosdoğru olması da mümkün değildir. O nedenle anlaşmazlık konularının onlara götürülmesi imanın şartıdır. İşte bundan dolayı Yüce Allah: “Eğer Allah’a ve âhiret gününe iman ediyorsanız” buyurmuştur. Bu da şunu göstermektedir: Anlaşmazlık konularını onlara götürmeyen bir kimse gerçek bir mü’min değildir. Aksine o - bir sonraki âyeti kerimede de söz konusu edildiği şekilde- tağuta iman eden bir kimsedir.

“Bu” yani anlaşmazlık konusunun Allah’a ve Rasûlüne götürülmesi “hem daha hayırlı, hem de sonuç itibari ile daha güzeldir.” Çünkü Allah ve Rasûlünün hükümleri bütün hükümlerin en güzeli, en adaletlisi, din, dünya ve âhiret bakımından insanlara en uygun olanıdır.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Ey Allah'a iman eden ve resulüne tabi olanlar! Emrettiklerini yerine getirerek ve yasakladıklarından sakınarak Allah'a itaat edin ve resulüne itaat edin. Size günahı emretmedikleri sürece sizden olan yöneticilerinize de itaat edin. Eğer Allah'a ve ahiret gününe iman ediyorsanız, bir konuda ayrılığa düştüğünüz zaman, o konuda Allah'ın kitabına ve Peygamberinin sünnetine dönün. Sizin, Kur'an ve sünnete dönmeniz, ayrılığa düştüğünüz konuyu sürdürmenizden ve görüşlere dayalı söz söylemenizden daha hayırlı ve sonuç olarak da daha güzeldir.

Kelimeler

28 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. يَـٰٓأَيُّهَا ya eyyuha ey kök: ايي
  2. ٱلَّذِينَ ellezine kimseler
  3. ءَامَنُوٓا۟ amenu iman eden(ler) kök: امن
  4. أَطِيعُوا۟ etiu ita'at edin kök: طوع
  5. ٱللَّهَ llahe Allah'a kök: اله
  6. وَأَطِيعُوا۟ ve etiu ve ita'at edin kök: طوع
  7. ٱلرَّسُولَ r-rasule Elçiye kök: رسل
  8. وَأُو۟لِى ve uli ve sahibine kök: اول
  9. ٱلْأَمْرِ l-emri buyruk kök: امر
  10. مِنكُمْ ۖ minkum sizden olan
  11. فَإِن fein eğer
  12. تَنَـٰزَعْتُمْ tenazea'tum anlaşmazlığa düşerseniz kök: نزع
  13. فِى fi hakkında
  14. شَىْءٍۢ şey'in herhangi bir şey kök: شيا
  15. فَرُدُّوهُ ferudduhu onu götürün kök: ردد
  16. إِلَى ila
  17. ٱللَّهِ llahi Allah'a kök: اله
  18. وَٱلرَّسُولِ ve rrasuli ve Elçiye kök: رسل
  19. إِن in eğer
  20. كُنتُمْ kuntum iseniz kök: كون
  21. تُؤْمِنُونَ tu'minune inanıyor kök: امن
  22. بِٱللَّهِ billahi Allah'a kök: اله
  23. وَٱلْيَوْمِ velyevmi ve gününe kök: يوم
  24. ٱلْـَٔاخِرِ ۚ l-ahiri ahiret kök: اخر
  25. ذَٰلِكَ zalike bu
  26. خَيْرٌۭ hayrun daha iyidir kök: خير
  27. وَأَحْسَنُ ve ehsenu ve daha güzeldir kök: حسن
  28. تَأْوِيلًا te'vilen sonuç bakımından da kök: اول

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: نزع (20 geçiş) · Aynı kök: طوع (129 geçiş) · Ortak kavram: İtaat

    Allah'a ve Resul'üne itaat edin ve birbirinizle çekişmeyin. Sonra gevşersiniz ve gücünüz, devletiniz elden gider. Sabırlı olun. Çünkü Allah…

  • Aynı kök: ردد (59 geçiş) · Aynı kök: طوع (129 geçiş) · Ortak kavram: İtaat

    Sana haram ayda savaşmayı soruyorlar. De ki: "O ayda savaş büyük bir günahtır. Allah'ın yolundan alıkoymak, onu inkar etmek, Mescid-i Haram'ın…

  • Aynı kök: ردد (59 geçiş) · Aynı kök: طوع (129 geçiş) · Ortak kavram: İtaat

    Ey iman edenler! Kendilerine kitap verilenlerden herhangi bir gruba uyarsanız, imanınızdan sonra sizi döndürüp kafir yaparlar.

  • Aynı kök: ردد (59 geçiş) · Aynı kök: طوع (129 geçiş) · Ortak kavram: İtaat

    Ey iman edenler! Siz eğer kafir olanlara uyarsanız sizi gerisin geriye (küfre) çevirirler de büsbütün hüsrana uğrarsınız.

  • Aynı kök: طوع (129 geçiş) · Ortak kavram: İtaat · Ortak kavram: İhsan

    Kim Allah'a ve Peygambere itaat ederse, işte onlar, Allah'ın kendilerine nimet verdiği peygamberlerle, sıddiklarla, şehidlerle ve iyi kimselerle…

  • Aynı kök: طوع (129 geçiş) · Ortak kavram: İtaat · Ortak kavram: İhsan

    Şu'ayb, şöyle dedi: "Ey kavmim! Söyleyin bakayım, ya ben Rabbimden gelen açık bir delil üzere isem ve katından bana güzel bir rızık vermişse!. Ben…

  • Aynı kök: طوع (129 geçiş) · Ortak kavram: İtaat · Ortak kavram: İhsan

    Biz, insana, ana babasına iyilik etmesini emrettik. Şayet onlar seni, hakkında hiçbir bilgin olmayan şeyi bana ortak koşman için zorlarlarsa, bu…

  • Aynı kök: نزع (20 geçiş) · Ortak kavram: Hayır

    De ki: "Ey mülkün sahibi olan Allah'ım! Sen mülkü dilediğine verirsin. Dilediğinden de mülkü çeker alırsın. Dilediğini aziz edersin, dilediğini zelil…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

76 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

Ey iman edenler! Allah'a itaat edin; Elçi'ye ve sizden olan emir sahiplerine de itaat edin! Bir konuda anlaşmazlığa düşerseniz Allah'a ve ahirete inanıyorsanız onu Allah'a ve Elçi'ye götürün! Bu (tutum) hem hayırlı olandır hem de sonuç itibarıyla daha güzeldir. dipnot 1

Mehmet Okuyan — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Herhangi bir konuyu Yüce Allah'a götürmek demek onu Kur'an'a arz etmek demektir. Elçi'ye götürmek de aynı şeydir; çünkü Nisâ 4:105'te Kur'an'ın Hz. Muhammed'e indiriliş amacı, Allah'ın kitabında kendisine gösterdiği şekilde insanlar arasında hüküm vermesi olarak belirlenmiştir. Bu arada konu Hz. Muhammed'in hakem tayin edilmesinden söz edilen Nisâ 4:65. ayetle de ilişkilendirilmelidir. Hem Nisâ 4:65'te hem de bu ayette Hz. Muhammed'in hakemliğine dikkat çekilmekte, Nisâ 4:105'te ise bunun ne anlama geldiği açıklanmaktadır. Bu arada En‘âm 6:114'te ise bütün bu bilgiler toparlanmakta ve asıl hakemin Yüce Allah olduğu, O'nun dışında hakem aranmaması gerektiği ifade edilmektedir.

Mustafa İslamoğlu

Siz ey iman edenler! Allah'a, Peygamber'e ve aranızdan alanlarında yetkin ve otorite sahibi olanlara itaat edin; bir hususta anlaşmazlığa düşerseniz, onu Allah'a ve Peygamber'e götürün; tabi eğer Allah'a ve ahiret gününe inanıyorsanız. Bu, en iyi seçimdir ve sonuç açısından da en verimli olandır.

Muhammed Esed

Siz ey imana ermiş olanlar! Allaha, Peygambere ve aranızdan kendilerine otorite emanet edilmiş olanlara itaat edin; ve herhangi bir konuda anlaşmazlığa düşerseniz, onu Allaha ve Peygambere götürün, eğer Allaha ve Ahiret Gününe (gerçekten) inanıyorsanız. Bu (sizin için) en hayırlısıdır ve sonuç olarak da en iyisidir.

Ahmed Hulusi

Ey iman edenler! Allah'a itaat edin, Rasule itaat edin ve sizden Ulül Emr'e de (Hakikat ve Sünnetullah bilgisine sahip olarak hüküm verme yetisine sahip olana). . . Bir şey hakkında anlaşmazlığa düştüğünüz takdirde -şayet Allah'a ve gelecekte yaşanacak sonsuz sürece iman ediyorsanız- onu Allah'a ve Rasulüne döndürün. . . Bu hem daha hayırlı ve hem de tevil olarak (işin aslına, uygunluğuna ulaşma bakımından) daha güzeldir.

Ali Bulaç

Ey iman edenler, Allah'a itaat edin; elçiye itaat edin ve sizden olan emir sahiplerine de. Eğer bir şeyde anlaşmazlığa düşerseniz, artık onu Allah'a ve elçisine döndürün. Şayet Allah'a ve ahiret gününe iman ediyorsanız. Bu, hayırlı ve sonuç bakımından daha güzeldir.

Ali Özek ve heyeti

Ey iman edenler! Allah'a itaat edin, Peygamber'e ve sizden olan emir sahiplerine de itaat edin. Eğer bir hususta anlaşmazlığa düşerseniz Allah'a ve ahirete gerçekten inanıyorsanız onu Allah'a ve Rasûl'e götürün (onların talimatına göre halledin); bu hem hayırlı, hem de netice bakımından daha güzeldir.

Ali Rıza Safa

Ey inanca çağırılanlar! Allah'a boyun eğin; elçiye ve aranızdaki yöneticilere boyun eğin. Bir konuda uyuşmazlığa düşerseniz, Allah'a ve elçiye götürün. Allah'a ve Sonsuz Yaşam Günü'ne inanıyorsanız, işte böylesi daha iyidir. Ve sonuç olarak daha güzeldir.

Bayraktar Bayraklı

Ey iman edenler! Allah'a, Peygamber'e ve aranızdan siyasal erkin emanet edildiği kimselere itaat ediniz. Herhangi bir konuda anlaşmazlığa düşerseniz, eğer Allah'a ve ahiret gününe inanıyorsanız onu Allah'a ve Peygamber'e götürünüz. Bu, hem hayırlı, hem de netice bakımından daha güzeldir.

Edip Yüksel

Gerçeği onaylayanlar! ALLAH'a uyun, elçisine uyun; sizden görev başında olanlara da. Herhangi bir konuda anlaşmazlığa düşerseniz onu ALLAH'a ve elçisine havale ediniz. ALLAH'a ve ahiret gününe Gerçeği onaylıyorsanız... Bu, sizin için daha iyi ve en güzel çözüm yoludur. dipnot 1

Edip Yüksel — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    * Yaşayan elçiye ve yaşayan görevlilere uymak, onların görüşlerini veya emirlerini "Allah'ın Emri" diye mutlak, değişmez ve yanılmaz bilmek değildir. * Bak 60:12.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

İnananlar! ALLAH'a uyun, elçisine uyun; sizden görev başında olanlara da. Her hangi bir konuda anlaşmazlığa düşerseniz onu ALLAH'a ve elçisine havale ediniz. ALLAH'a ve ahiret gününe inanıyorsanız... Bu, sizin için daha iyi ve en güzel çözüm yoludur.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Ey iman edenler, Allah'a itaat edin, peygambere de itaat edin, sizden olan yetkililere de. Sonra bir şeyde anlaşmazlığa düştünüz mü, hemen Allah'a ve Peygamberine arz edin onu, eğer Allah'a ve ahiret gününe gerçekten inanan müminler iseniz. Bu hem hayırlı hem de netice itibariyle daha güzeldir.

Elmalılı Hamdi Yazır

Ey o bütün iyman edenler! Allaha itaat edin, Peygambere de itaat edin sizden olan ülülemre de, sonra bir şeyde nizaa düştünüz mü hemen onu Allaha ve Resulüne arz ediniz: Allaha ve Ahıret gününe gerçekten inanır mü'minlerseniz.. O hem hayırlı hem de netice i'tibarile daha güzeldir

Erhan Aktaş

Ey İman Edenler! Allah'a itaat edin; Resul'e itaat edin dipnot 1 ve sizden olan ulu'l-emre dipnot 2 itaat edin. Herhangi bir konuda anlaşmazlığa düşerseniz onu Allah'a ve Resul'e götürün; eğer Allah'a ve ahiret gününe inanıyorsanız. Hayırlı olan budur. Ve sonuç bakımından iyi olandır.

Erhan Aktaş — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Bkz. 4:13. ayetin dipnotu.
  2. metne dön, dipnot 2
    Emir sahibi, bir işle görevli olan, iş buyuran, yetkili ve sorumlu kimse (Bkz. 4:83).

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Ey iman edenler! Allah'a itaat edin; Resul'e itaat edin ve sizden olan ulu'l-emre dipnot 1 itaat edin. Herhangi bir konuda anlaşmazlığa düşerseniz onu Allah'a ve Resule götürün; eğer Allah'a ve Ahiret Günü'ne inanıyorsanız. Hayırlı olan budur. Ve sonuç bakımından iyi olandır.

Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Emir sahibi, bir işle görevli olan, iş buyuran, yetkili ve sorumlu kimse. Örneğin 4:83

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Ey iman edenler! Allah'a itaat edin; Rasul'e ve sizden olan ulu-l emr dipnot 1 itaat edin. Herhangi bir konuda anlaşmazlığa düşerseniz -eğer Allah'a ve Ahiret Günü'ne inanıyorsanız- onu, Allah'a ve Rasulü'ne götürün. Bu sizin için daha hayırlı ve sonuç olarak daha iyidir.

Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Yetkili kimselere.

Gültekin Onan

Ey inananlar, Tanrı'ya itaat edin, elçiye itaat edin ve sizden olan buyruk sahiplerine / buyurganlara da. Eğer bir şeyde anlaşmazlığa düşerseniz, artık onu Tanrı'ya ve elçisine dönderin. Şayet Tanrı'ya ve ahiret gününe inanıyorsanız. Bu, hayırlı ve sonuç bakımından da daha güzeldir.

Hasan Basri Çantay

Ey iman edenler, Allaha itaat edin. Peygambere ve sizden olan emir saahiblerine de itaat edin. Eğer bir şey hakkında çekişirseniz onu Allaha ve peygambere döndürün, eğer Allah ve ahiret gününe inanıyorsanız. Bu, hem hayırlı, hem netice i'tibariyle daha güzeldir.

İbni Kesir

Ey iman edenler; Allah'a itaat edin. Rasule ve sizden olan emir sahiblerine itaat edin. Eğer bir şeyde çekişirseniz; Allah'a ve ahiret gününe inanmışsanız onun hallini Allah'a ve Rasulüne bırakın. Bu; hem hayırlı hem de netice itibariyle daha güzeldir.

Mehmet Alagaş

(58-70) Muhakkak ki Allah emaneti onun sahibine geri iade etmenizi / tevdi etmenizi emreder. İnsanlar arasında mahkemeleştiğinizde denkleştirici / adaletli (eşitleyici değil denkleştirici) karar vermenizi emreder. Muhakkak ki Allah size bununla, değerli bir vaazda bulunuyor , muhakkak ki Allah işitendir, görendir. Ey iman edenler, Allah’a itaat edin Resule itaat edin sizden emir verebilenlere / emir sahiplerine itaat edin, bir şey de anlaşamadığınızda / nizalaştığınızda, Onu Allah ve Resulüne iletin eğer Allah’a ve Resulüne ve ahiret gününe iman ediyorsanız bu daha iyidir ve daha güzel bir yorumlamadır. Sana indirdiğimize ve senden önce indirdiklerimize kesinlikle inandıkları na dair iddiaları olanları görmedin mi? Tağut tarafından mahkeme edilmeyi istiyorlar , oysa onu inkâr etmeleri emredilmişti , şeytan onları pek uzak bir sapıklığa saptırmak istiyor , onlara Allah’ın indirdiğine ve Resulüne gelin denildiği vakit, senden uzakla şarak kaçınırlar, kendi elleriyle yaptıkları dolayısıyla musibet onlara isabet ettiğinde nasıl olacaklar? Sonra da Allah adına yemin de ederek / (vallahi de billahi de) biz istedik ki güzellik olsun ve arayı yapmak olsun diye sana geliyorlar, bunların kalplerinde olanı Allah biliyor, yüz çevir onlardan, onlara vaaz et ve kendileri hakkında yüreklerine oturacak etkili sözler söyle. Biz Resulleri sadece Allah’ın izniyle itaat edilmesi için gönderdik , kendilerine zulmettikleri vakit keşke sana gelselerdi, Allah’tan bağışlanmayı dileselerdi, Resulde onların bağışlanmasını dileseydi, Allah’ı tövbeleri kabul eden ve esirgeyen olarak elbette bulacaklardı. Hayır öyle değil Rabbine yemin olsun ki, onlar aralarında ki çekişmeli konuda seni hakem tayin edip, sonra da kendilerinde bir burukluk olmadan tam teslimiyetle kararına teslim olmadık ça, iman ediyor sayılmazlar. Eğer ki onlara kendinizi öldürün diye yahut yurtlarınızdan çıkın diye yazmış olsaydık, pek azı hariç onu yapmazlardı , keşke onlar kendilerine vaaz edileni yapmış olsalardı onlar için iyi olurdu, onlar için daha sağlam olurdu, O zaman da onlara katımızdan kocaman bir ödül verirdik ve onları dosdoğru yola iletirdik / yönlendirirdik. Her kim Allah’a ve Resulüne itaat ederse, işte onlar Allah’ın nimet verdikleri Nebilerle, Sıddıklarla Şehitlerle ve Salihlerle beraberdir. (Fatiha’da geçen nimet verilenler burada da geçti) Onlar güzel refakatçidirler, işte bu Allah’ın fazlındandır. Allah’ın bilmesi yeterlidir.

Rowwad Tercüme Merkezi

Ey iman edenler! Allah’a itaat edin. Peygamber’e itaat edin ve sizden olan ulu’l-emre (idarecilere) de. Herhangi bir hususta anlaşmazlığa düştüğünüz takdirde, Allah’a ve ahiret gününe gerçekten inanıyorsanız, onu Allah ve Rasûlüne arz edin. Bu, daha iyidir. Sonuç bakımından da daha güzeldir.

Süleyman Ateş

Ey inananlar, Allah'a ita'at edin, Elçiye ve sizden olan buyruk sahibine ita'at edin. Eğer herhangi bir şeyde anlaşmazlığa düşerseniz; -Allah'a ve ahiret gününe inanıyorsanız -onu Allah'a ve Elçiye götürün. Bu, daha iyidir ve sonuç bakımından da daha güzeldir.

Süleymaniye Vakfı

Ey inanıp güvenenler! Allah'a gönüllü olarak boyun eğin, Resulüne /elçinin getirdiğine gönüllü olarak boyun eğin dipnot 1 ve sizden olan yetkililere de. Allah'a ve ahiret gününe inanıp güveniyorsanız (yetkililerle) bir şeyde anlaşmazlığa düşerseniz onu Allah'a ve resulüne götürün. dipnot 2 Böylesi hem hayırlı olur hem de en güzel sonucu verir. dipnot 3

Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    "Resul (رسول)", birine gönderilen söz anlamına geldiği gibi o sözü tebliğ için gönderilen elçi anlamına da gelir (Müfredat). Muhammed aleyhisselamın resul sıfatıyla söyledikleri Allah'ın sözü olduğu için ona itaat, Allah'a itaat (Nisa 4/80), ona isyan Allah'a isyan olur (Ahzab 33/36). Aksi takdirde Allah ile resulünün arası ayrılmış ve yeni bir din ortaya çıkarılmış olur (Nisa 4/150-152). O'nun ayetler dışında söylediği sözler, Kur'an'a uygunluk açısından denetlenebilir (Ahzab 33/36-37, Mümtahine 60/12 ve dipnotları).
  2. metne dön, dipnot 2
    Yetkililerle anlaşmazlığa düşülen bir konuyu Allah'a ve resulüne götürme emri, anlaşmazlığı Kur'an'a göre çözme emridir (Maide 5/48-50, En'am 6/114, Şura 42/10). Bunun bir örneği Ahzab 33/37. ayette yer alan, evlatlığı Zeyd ile Nebimiz arasındaki uyuşmazlıktır. Nebimiz Muhammed aleyhisselam, Zeyd'in, eşi Zeyneb'i boşadığını öğrenince: "Eşini nikahında tut, Allah'a karşı yanlış yapmaktan sakın!" diyerek ona baskı yapmıştı. Ama Allah'ın Zeyd'e verdiği, eşini boşama hakkına (Talak 65/1-2) karşı çıkma yetkisi olmadığı için Allah, Zeyd'i değil, Muhammed aleyhisselamı suçlamıştır.
  3. metne dön, dipnot 3
    Bedir savaşında olanlar, yetkili kişinin hatasına itiraz edilmemesi halinde hedefe ulaşılamayacağının örneğidir. Mekke'de inen Rum 30/1-6. ayetlerde Romalıların (Perslere) yenildiği ama dokuz yıl içinde galip gelecekleri ve o gün Allah'ın müminleri, bir zaferle sevindireceği bildirilmişti. Medine'ye hicrete zorlanan Muhammed aleyhisselama Allah, müminleri savaşa hazırlama emri verdi ve kendilerinin on katı düşmanla savaşma görevi yükledi (Enfal 8/65). Perslerle Romalıların savaşacağı haberi yayıldığında Mekke'nin ticaret kervanı Şam'da idi. Kervanı yönetenler, onu Müslümanlara kaptırmamak için hemen yola çıktılar ve en önemli konak yerlerinden olan Bedir'e vardılar. Mekkeliler de kervanlarını korumak için, bir orduyla Bedir'e geldi. Müslümanlar ise Bedir'e doğru yola çıktılar ve Bedir'de kendilerini, Mekke ordusu ile kervanın ortasında buldular (Enfal 8/42). Böylece Rum Suresinde bildirilen şartlar oluştu. Ama Müslümanların bir kesimi, göz göre göre ölüme sürükleniyormuş gibi tam bir hoşnutsuzluk içinde, Muhammed aleyhisselam ile çekişiyordu (Enfal 8/5-6). Diğer kesim de savaşmayı değil, kervanı istiyordu. Ama Allah, Muhammed aleyhisselamın, Mekke'den çıkarılmasına karşılık Müslümanların onlarla savaşıp Mekke'yi almasını istiyordu (Enfal 8/7-8, 30, İsra 17/76-77). Allah, müslümanlardaki zayıflığı görünce savaşmaları gereken düşman sayısını on kattan iki kata düşürdü (Enfal 8/66). Mekke ordusu onların iki katından fazla olduğu için, bir anlaşmazlık çıkmasın ve ordu dağılmasın diye Nebimize, rüyasında onları az gösterdi (Enfal 8/43). İki ordu karşılaşınca da Mekke ordusunu, kendilerinin iki katı gösterdi (Al-i İmran 3/13). Müslümanları da Mekkelilere az gösterdi ki karara bağladığı Mekke'nin fethi, Bedir'de gerçekleşsin (Enfal 8/44). Ama öyle olmadı. Çünkü Muhammed aleyhisselam, savaşı yönettiği Bedir'de iki günah işledi. Birincisi düşmanı tamamen dağıtmak için saldırıya devam etmesi gerekirken bunu yapmaması (Enfal 8/57), ikincisi de düşmanı etkisiz hale getirmeden esir almasıydı (Enfal 8/67, Muhammed 47/4). Müslümanlar bu iki konuda ona karşı çıkmadılar. Ama Allah, yine de Rum Suresinde verdiği sözünü tuttu ve onları galip getirdi (Enfal 8/68, Rum 30/1-6). Bu iki günahı affetmesi için yıllar sonra Mekke'nin fethinin önünü açtı (Fetih 48/1-3) ve Muhammed aleyhisselama, fetihten sonra tevbe ve istiğfar etmesi emrini verdi (Nasr 110/1-3). Bütün bu ayetler bize, yönetici Muhammed aleyhisselam bile olsa hata edebileceğini ve onun Kur'an ışığında denetlenmesi gerektiğini gösterir. Ama Müslümanlar, Muhammed aleyhisselama mal edilen şu söze dayanarak yöneticileri ilah, insanları da onlara kul yapmışlardır: "Bana itaat eden Allah'a itaat etmiş olur. Bana isyan eden Allah'a isyan etmiş olur. Emire (yetkiliye) itaat eden bana itaat etmiş olur. Emire isyan eden bana isyan etmiş olur. İmam (devlet başkanı) kalkandır; arkasında savaşılır ve onunla korunma sağlanır. Allah'tan çekinmeyi emreder ve adil olursa sevap kazanır. Farklı emir verirse günahı kendinedir" (Buhari, Cihad, 109).

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Ey inanıp güvenenler,Allah'a itaat edin, bu Elçi'nin getirdiği kitaba dipnot 1 itaat edin ve sizden olan yetki sahiplerine de. Eğer (o yetkililerle) bir şeyde anlaşmazlığa düşerseniz onu, Allah'a ve Elçisine dipnot 2 götürün. Allah'a ve ahiret gününe inanıp güveniyorsanız böyle yaparsınız. Böylesi hayırlı olur ve çok güzel sonuç verir dipnot 3 .

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    En'am 6/114
  2. metne dön, dipnot 2
    Yetkililerle anlaşmazlığa düştüğünüz konuları Allah'a ve Elçisine götürün demek, bu konu hakkında Kur'an'a göre hüküm verin demektir. Bkz. En'am 6/114, Maide 5/48.
  3. metne dön, dipnot 3
    Bakara 2/104 ve Nisa 4/46'dak raina sözüyle ilişki kurulacak

Şaban Britch

Ey iman edenler! Allah’a itaat edin, Peygamber’e itaat edin ve sizden olan emir sahiplerine de (itaat edin). Eğer, bir şeyde anlaşmazlığa düşerseniz Allah’a ve ahiret gününe iman ediyorsanız, onu Allah’a ve Rasûlü'ne döndürün. Bu en hayırlısı ve sonuç olarak da en iyisidir.

Şaban Piriş

Ey iman edenler, Allah'a itaat edin, Peygamber'e itaat edin ve sizden olan emir sahiplerine de (itaat edin). Eğer, bir şeyde anlaşmazlığa düşerseniz. Allah'a ve ahiret gününe iman ediyorsanız, onu Allah'a ve Elçisi'ne döndürün. En hayırlısı ve tevilin en güzeli budur.

Yaşar Nuri Öztürk

Ey iman sahipleri! Allah'a itaat edin. Resule ve sizin içinizden olan/sizin seçtiğiniz hüküm ve yetki sahiplerine de itaat edin. Sonra bir şeyde tartışmaya girdiniz mi, eğer Allah'a ve ahiret gününe inanıyorsanız, onu Allah'a ve resule arz edin. Böyle yapmanız hem daha hayırlı hem de sonuç bakımından daha güzeldir.

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

O you whose hearts have been touched with the divine hand: Obey Allah and be submissive to His will and obey the Messenger who is the only medium through whom Allah's guidance, command, ordinance and word are conveyed and expressed. And obey those among you who are invested with authority. Nonetheless, should you seem resolved to dispute any subject or a concern, then resort to Allah’s Book –the Quran– and betake yourselves to the Messenger for aid if in fact your hearts have been impressed with image of religious and spiritual virtues and you are strongly disposed to believe that the Last Day is comfortable to reality. This is a wise course of action ensuring safety and leading to the intended purpose.

Abdul Haleem

You who believe, obey God and the Messenger, and those in authority among you. If you are in dispute over any matter, refer it to God and the Messenger, if you truly believe in God and the Last Day: that is better and fairer in the end.

Abdullah Yusuf Ali

O ye who believe! Obey Allah, and obey the Messenger, and those charged with authority among you. If ye differ in anything among yourselves, refer it to Allah and His Messenger, if ye do believe in Allah and the Last Day: That is best, and most suitable for final determination.

Abul A'la Maududi

Believers! Obey Allah and obey the Messenger, and those from among you who are invested with authority; and then if you were to dispute among yourselves about anything refer it to Allah and the Messenger dipnot 1 if you indeed believe in Allah and the Last Day; that is better and more commendable in the end. dipnot 2

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    This verse is the cornerstone of the entire religious, social and political structure of Islam, and the very first clause of the constitution of an Islamic state. It lays down the following principles as permanent guidelines: (1) In the Islamic order of life, God alone is the focus of loyalty and obedience. A Muslim is the servant of God before anything else, and obedience and loyalty to God constitute the centre and axis of both the individual and collective life of a Muslim. Other claims to loyalty and obedience are acceptable only insofar as they remain secondary and subservient, and do not compete with those owed to God. All loyalties which may tend to challenge the primacy of man's loyalty to God must be rejected. This has been expressed by the Prophet (peace be on him) in the following words: 'There may be no obedience to any creature in disobedience to the Creator.' (Muslim, 'Iman', 37; Ahmad b. Hanbal, Musnad, vol. 3, p. 472 - Ed.) (2) Another basic principle of the Islamic order of life is obedience to the Prophet (peace be on him). No Prophet, of course, is entitled to obedience in his own right. Obedience to Prophets, however, is the only practical way of obeying God, since they are the only authentic means by which He communicates His injunctions and ordinances to men. Hence, we can obey God only if we obey a Prophet. Independent obedience to God is not acceptable, and to turn one's back on the Prophets amounts to rebellion against God. The following tradition from the Prophet (peace be on him) explains this: 'Whoever obeyed me, indeed obeyed God; and whoever disobeyed me, indeed disobeyed God.' (Bukhari, 'Jihad', 109; 'I'tisam', 2; Muslim, 'Amarah', 32, 33; Nasa'i, 'Bay'ah', 27; etc. - Ed.) We shall see this explained in more detail a little further on in the Qur'an.(3) In the Islamic order of life Muslims are further required to obey fellow Muslims in authority. This obedience follows, and is subordinate to, obedience to God and the Prophet (peace be on him). Those invested with authority (ulu al-amr) include all those entrusted with directing Muslims in matters of common concern. Hence, persons 'invested with authority' include the intellectual and political leaders of the community, as well as administrative officials, judges of the courts, tribal chiefs and regional representatives. In all these capacities, those 'invested with authority' are entitled to obedience, and it is improper for Muslims to cause dislocation in their collective life by engaging in strife and conflict with them. This obedience is contingent, however, on two conditions: first, that these men should be believers; and second, that they should themselves be obedient to God and the Prophet (peace be on him). These two conditions are not only clearly mentioned in this verse they have also been elucidated at length by the Prophet (peace be on him) and can be found in the Hadith. Let us consider, for example, the following traditions: A Muslim is obliged to heed and to obey an order whether he likes it or not, as long as he is not ordered to carry out an act of disobedience to God (ma'siyah). When ordered to carry out an act of disobedience-to God he need neither heed nor obey.There is no obedience in sin; obedience is only in what is good (ma'ruf). (For these traditions see Bukhari, 'Ahkam', 4; 'Jihad', 108; Muslim, 'Amarah', 39; Tirmidhi, 'Jihad', 29; Ibn Majah, 'Jihad', 40; Ahmad b. Hanbal, Musnad, vol. 2, pp. 17 and 142 - Ed.)There will be rulers over you, some of whose actions you will consider good and others abominable. Who even disapproves of their abominable acts will be acquitted of all blame, and whoever resents them he too will remain secure (from all blame); not so one who approves and follows them in their abominable acts. They (i.e. the Companions) asked: 'Should we not fight against them?' The Prophet (peace be on him) said: 'No, not as long as they continue to pray.' (See Bukhari, 'Jihad', 108 - Ed.)This means that their abandonment of Prayer will be a clear sign of their having forsaken obedience to God and the Prophet (peace be on him). Thereafter it becomes proper to fight against them. In another tradition the Prophet (peace be on him) says:Your worst leaders are those whom you hate and who hate you; whom you curse and who curse you. We asked: 'O Messenger of God! Should we not rise against them?' The Prophet (peace be on him) said: 'No, not as long as they establish Prayer among you: not as long as they establish Prayer among you.' (See Muslim, 'Amarah', 65, 66; Tirmidhi, 'Fitan', 77; Darimi, 'Riqaq, 78; Ahmad b. Hanbal, Musnad, vol. 6, pp. 24, 28 - Ed.) In this tradition the position is further clarified. The earlier tradition could have created the impression that it was not permissible to revolt against rulers as long as they observed their Prayers privately. But the latter tradition makes it clear that what is really meant by 'praying' is the establishment of the system of congregational Prayers in the collective life of Muslims. This means that it is by no means sufficient that the rulers merely continue observing their Prayers: it is also necessary that the system run by them should at least be concerned with the establishment of Prayer. This concern with Prayer is a definite indication that a government is essentially an Islamic one. But if no concern for establishing Prayer is noticed, it shows that the government has drifted far away from Islam making it permissible to overthrow it. The same principle is also enunciated by the Prophet (peace be on him) in another tradition, in which the narrator says: 'The Prophet (peace be on him) also made us pledge not to rise against our rulers unless we see them involved in open disbelief, so that we have definite evidence against them to lay before God' (Bukhari and Muslim). (4) In an Islamic order the injunctions of God and the way of the Prophet (peace be on him) constitute the basic law and paramount authority in all matters. Whenever there is any dispute among Muslims or between the rulers and the ruled the matter should be referred to the Qur'an and the Sunnah, and all concerned should accept with sincerity whatever judgement results. In fact, willingness to take the Book of God and the Sunnah of His Messenger as the common point of reference, and to treat the judgement of the Qur'an and the Sunnah as the last word on all matters, is a central characteristic which distinguishes an Islamic system from un-Islamic ones. Some people question the principle that we should refer everything to the Book of God and the Sunnah of the Prophet (peace be on him). They wonder how we can possibly do so when there are numerous practical questions involved, for example, rules and regulations relating to municipal administration, the management of railways and postal services and so on which are not treated at all in these sources. This doubt arises, however, from a misapprehension about Islam. The basic difference between a Muslim and a non-Muslim is that whereas the latter feels free to do as he wishes, the basic characteristic of a Muslim is that he always looks to God and to His Prophet for guidance, and where such guidance is available, a Muslim is bound by it. On the other hand, it is also quite important to remember that when no specific guidance is available, a Muslim feels free to exercise his discretion because the silence of the Law indicates that God Himself has deliberately granted man the freedom to make his decision.
  2. metne dön, dipnot 2
    Since the Qur'an is not merely a legal code, but also seeks to instruct, educate, admonish and exhort, the earlier sentence which enunciates a legal principle is followed by another which explains its underlying purpose and wisdom. Two things are laid down. First, that faithful adherence to the above four principles is a necessary requirement of faith. Anyone who claims to be a Muslim and yet disregards the principles of Islam involves himself in gross self-contradiction. Second, the well-being of Muslims lies in basing their lives on those principles. This alone can keep them on the straight path in this life, and will lead to their salvation in the Next. It is significant that this admonition follows immediately after the section which embodies comments about the moral and religious condition of the Jews. Thus the Muslims were subtly directed to draw a lesson from the depths to which the Jews had sunk, as a result of their deviation from the fundamental principles of true faith just mentioned. Any community that turns its back upon the Book of God and the guidance of His Prophets, that willingly follows rulers and leaders who are heedless of God and His Prophets, and that obeys its religious and political authorities blindly without seeking authority for their actions either in the Book of God or in the practice of the Prophets, will inevitably fall into the same evil and corruption as the Israelites.

Aisha Bewley

You who have iman! obey Allah and obey the Messenger and those in command among you. If you have a dispute about something, refer it back to Allah and the Messenger, if you have iman in Allah and the Last Day. That is the best thing to do and gives the best result.

Al-Hilali & Khan

O you who believe! Obey Allâh and obey the Messenger (Muhammad صلى الله عليه وسلم), and those of you (Muslims) who are in authority. (And) if you differ in anything amongst yourselves, refer it to Allâh and His Messenger (صلى الله عليه وسلم), if you believe in Allâh and in the Last Day. That is better and more suitable for final determination.

Ali Quli Qarai

O you who have faith! Obey Allah and obey the Apostle and those vested with authority among you. And if you dispute concerning anything, refer it to Allah and the Apostle, if you have faith in Allah and the Last Day. That is better and more favourable in outcome.

Amatul Rahman Omar

O you who believe! obey Allâh and obey (His) Messenger and those who are in authority among you (to decide your affairs). And should you differ among yourselves in anything, refer it to Allâh and His Messenger (and judge according to their teachings), if indeed you believe in Allâh and the Last Day. That is (in your) best (interests) and most commendable in the long run.

Arthur John Arberry

O believers, obey God, and obey the Messenger and those in authority among you. If you should quarrel on anything, refer it to God and the Messenger, if you believe in God and the Last Day; that is better, and fairer in the issue.

Bijan Moeinian

O you who have chosen to believe, obey the Lord, His Prophet and your [righteous] leaders. If there is any disagreement, turn to God [and His revelations in Qur’an as a source of reference] and His Prophet [as long as he is among you.] Theses [sources of references] are the best (compared to the man made laws) for those who believe in God and the Day of Judgment.

E. Henry Palmer

O ye who believe! obey God, and obey the Apostle and those in authority amongst you; and if ye quarrel about anything, refer to God and the Apostle, if ye believe in God and the last day; that is better and fairer as a settlement.

Edip-Layth

O you who acknowledge, obey God and obey the messenger and those entrusted amongst you. But if you dispute in any matter, then you shall refer it to God and His messenger, if you acknowledge God and the Last day. That is better and a more suitable solution.

George Sale

O true believers, obey God, and obey the apostle, and those who are in authority among you, and if ye differ in any thing, refer it unto God and the apostle, if ye believe in God, and the last day: This is better, and a fairer method of determination.

Hamid S. Aziz

O you who believe! Obey Allah, and obey the Messenger and those in authority amongst you; and if you dispute (quarrel or argue) about anything, refer it to Allah and the Messenger, if you (in truth) believe in Allah and the Last Day; that is better and fairer in the end.

Mahmoud Ghali

O you who have believed, obey Allah and obey the Messenger, and the ones endowed with the command (i. e. those in authority) among you. So in case you contend together about anything, then refer it to Allah and the Messenger, in case you believe in Allah and the Last Day; that is most charitable (i.e. most beneficial) and fairest in interpretation.

Marmaduke Pickthall

O ye who believe! Obey Allah, and obey the messenger and those of you who are in authority; and if ye have a dispute concerning any matter, refer it to Allah and the messenger if ye are (in truth) believers in Allah and the Last Day. That is better and more seemly in the end.

Mohamed Ahmed - Samira

O you who believe, obey God and the Prophet and those in authority among you; and if you are at variance over something, refer it to God and the Messenger, if you believe in God and the Last Day. This is good for you and the best of settlement.

Muhammad Asad

O you who have attained to faith! Pay heed unto God, and pay heed unto the Apostle and unto those from among you who have been entrusted with authority; and if you are at variance over any matter, refer it unto God and the Apostle, if you [truly] believe in God and the Last Day. This is the best [for you], and best in the end.

Mustafa Khattab

O believers! Obey Allah and obey the Messenger and those in authority among you. Should you disagree on anything, then refer it to Allah and His Messenger, if you ˹truly˺ believe in Allah and the Last Day. This is the best and fairest resolution.

Progressive Muslims

O you who believe, obey God and obey the messenger and those entrusted amongst you. But if you dispute in any matter, then you shall refer it to God and His messenger if you believe in God and the Last Day. That is better and more suitable for knowing.

Rashad Khalifa

O you who believe, you shall obey GOD, and you shall obey the messenger, and those in charge among you. If you dispute in any matter, you shall refer it to GOD and the messenger, if you do believe in GOD and the Last Day. This is better for you, and provides you with the best solution.

Sahih International

O you who have believed, obey Allah and obey the Messenger and those in authority among you. And if you disagree over anything, refer it to Allah and the Messenger, if you should believe in Allah and the Last Day. That is the best [way] and best in result.

Sam Gerrans

O you who heed warning: obey God and obey the Messenger and those in authority among you. And if you differ in anything, refer it to God and the Messenger, if you believe in God and the Last Day; that is best, and best in respect of result.

Shabbir Ahmed

O You who have chosen to be graced with belief! Obey Allah and obey the Messenger, the Central Authority of the Divine System, and those whom the System has appointed as office-bearers. If you have a dispute concerning any matter, refer it to the Central Authority. If you truly believe in Allah and the Last Day, this is the best approach for you, and more seemly in the end.

Syed Vickar Ahamed

O you who believe! Obey Allah, and obey the Messenger (Muhammad), and those charged with authority among you. If you differ about anything within yourselves, refer it to Allah and His Prophet (Muhammad), if you believe in Allah and the Last Day: That is best and most suitable for final determination.

Taqi Usmani

O you who believe, obey Allah and obey the Messenger and those in authority among you. Then, if you quarrel about something, revert it back to Allah and the Messenger, if you believe in Allah and the Last Day. That is good, and the best at the end.

The Monotheist Group

O you who believe, obey God and obey the messenger and those in authority among you. But if you dispute in any matter, then you shall refer it to God and His messenger if you believe in God and the Last Day. That is better and more suitable for knowing.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Nisâ suresi, 59. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Nisâ suresi, 59. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Nisâ suresi, 59. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩