Diyanet İşleri
Hayır, öyle değil. O, hakkı getirmiş, (önceki) peygamberleri de tasdik etmiştir.
Sâffât suresi
Sâffât suresi, 37. ayet. بَلْ جَآءَ بِٱلْحَقِّ وَصَدَّقَ ٱلْمُرْسَلِينَ
bel câe bilḥaḳḳi veṣaddeḳa-lmürselîn.
Hayır, öyle değil. O, hakkı getirmiş, (önceki) peygamberleri de tasdik etmiştir.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Zulmedenlerin toplanması ve saptıranlarla çekişme Sâffât 22–39 3
İşte biz suçlulara böyle yaparız.
Çünkü onlar, kendilerine, "Allah'tan başka hiçbir ilah yoktur" denildiği zaman, inanmayıp büyüklük taslıyorlardı.
"Biz, deli bir şair için ilahlarımızı mı terk edeceğiz?" diyorlardı.
Hayır, öyle değil. O, hakkı getirmiş, (önceki) peygamberleri de tasdik etmiştir.
Şüphesiz siz mutlaka elem dolu azabı tadacaksınız.
Siz ancak işlediklerinizin karşılığı ile cezalandırılırsınız.
Ancak Allah'ın halis kulları başka.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
37. “Hayır; o” Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem “hakkı getirmiş” Onun gelişi de haktır getirdiği şeriat ve kitap da haktır.
“Ve (geçmiş) peygamberleri de tasdik etmiştir.” Onun gelişi, peygamberleri tasdik etmektedir. Eğer o gelmese, peygamber olarak gönderilmese idi önceki peygamberler doğru söylemiş olmayacaktı. Zira o, kendisinden önceki bütün peygamberlerin bir delili, belgesi ve mucizesidir. Çünkü onlar, onun geleceğini haber vermiş ve onu müjdelemişlerdir. Allah da onlardan, o peygamber kendilerine gelecek olursa mutlaka ona iman edip destek olacaklarına dair söz almıştı. Peygamberler de kendi ümmetlerinden bu sözü almışlardı.
Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem gelince kendisinden önceki peygamberlerin doğru söyledikleri, onlara muhalefet edenlerin de yalan söyledikleri ortaya çıktı. Önceki peygamberler onun geleceğini haber verdikleri halde -faraza- o gelmemiş olsaydı hiç şüphesiz bu, onların doğruluklarına gölge düşürürdü.
Yine son peygamber, önceki peygamberlerin getirdiklerinin benzerini getirmekle, onların davet ettiklerine davet etmekle, onlara iman edip onların risalet, nübüvvet ve şeriatlerinin doğruluğunu haber vermekle de önceki peygamberleri tasdik etmiş olmaktadır.
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Kesinlikle söyledikleri iftira çok büyüktü. Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- ne mecnundu ve ne de şairdi. Bilakis, Allah'ın tevhidine ve resullerine tabi olmaya davet eden Kur'an'ı getirdi. Resullerin Allah'ın katından getirdikleri tevhidi ve yeniden dirilmeyi tasdik etti ve onlara hiçbir şeyde muhalefet etmedi.
Ortak kavram: Sıdk (Doğruluk)
Eğer kulumuza (Muhammed'e) indirdiğimiz (Kur'an) hakkında şüphede iseniz, haydin onun benzeri bir sure getirin ve eğer doğru söyleyenler iseniz,…
Ortak kavram: Sıdk (Doğruluk)
Allah, Adem'e bütün varlıkların isimlerini öğretti. Sonra onları meleklere göstererek, "Eğer doğru söyleyenler iseniz, haydi bana bunların isimlerini…
Ortak kavram: Sıdk (Doğruluk)
Elinizdeki Tevrat'ı tasdik edici olarak indirdiğimize (Kur'an'a) iman edin. Onu inkar edenlerin ilki olmayın. Ayetlerimi az bir karşılığa değişmeyin…
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
Aksine o (elçi), gerçeği getirmiş ve (önceki) elçileri de doğrulamıştı.
Hayır! Bilakis o, hakikati getirmiş ve (önceki) elçileri tasdik etmiştir.
Hayır, asla! (Sizin deli şair dediğiniz) o kişi hakikati getirmiştir; ve o, (Allah'ın önceki) elçilerinin (bildirdikleri) hakikati tasdik etmektedir.
Hayır, O, Hak olarak gelmiştir ve Rasulleri de tasdik etmiştir.
Hayır, o, hakkı getirmiş ve gönderilen (elçi)leri de doğrulamıştı.
Hayır! O, gerçeği getirdi ve peygamberleri de doğruladı.
Hayır! Gerçeği getirdi ve gönderilenleri doğruladı.
Hayır! O, gerçeği getirdi ve peygamberleri de doğruladı.
Doğrusu, o, gerçeği getirmiş ve elçileri doğrulamıştır.
Doğrusu, o, gerçeği getirmiş ve elçileri doğrulamıştır. Yine O diriltecektir. O her türlü yaratmayı bilendir.
Hayır, o hak ile geldi ve bütün peygamberleri doğruladı.
Hayır o hakk ile geldi ve bütün Peygamberleri tasdik eyledi
Bilakis, o, Hakkı getirdi ve gönderilmiş Resulleri doğruladı.
Bilakis, o, Hakkı getirdi ve gönderilmiş resulleri doğruladı.
Bilakis, o, Hakkı getirdi ve gönderilmiş rasulleri doğruladı.
Hayır, o, hakkı getirmiş ve gönderilen (elçi)leri de doğrulamıştı.
Hayır, o, hak (ve hakıykat) ı getirmiş, bütün peygamberleri de tasdıyk etmişdir.
Hayır, O; hakkı getirmiş ve peygamberleri tasdik etmişti.
(2, 7, 35, 36, 37, 38, 39, 40, 41, 42, 43, 44, 45, 46, 47, 48, 49, 50, 51, 52, 53, 54, 55, 56, 57, 58, 59, 60, 61, 62, 63, 64, 65, 66, 67, 68, 69, 70, 71, 73, 74) Onlara Allahtan başka ilah yoktur/La ilahe İllallah denildiğinde onlar büyüklendiler / kibirlendiler, ayrıca bir mecnun bir şair için ilahlarımızı terk eder miyiz? dediler , bilakis gerçek geldi / hak geldi ve elçiler de doğruladı / tasdik etti , muhakkak siz acıtıcı / elim azabı tadacaksınız, Yaptıklarınızdan dolayı cezalanacaksınız, Allah’ın katışıksız kulları / halis kulları hariç, onlar bilinen bir rızık ve meyveler içindedirler, onlar Naim cennetinde karşı karşıya yataklar üzerinde ikram edilenlerdir, onlara kaynaktan doldurulmuş kadehler dolaştırılır / itaf edilir , beyazdır, içenlere lezzetlidir, sersemleme / aklı perdeleme yapmaz, onunla sarhoş olunmaz, yanlarında ise zarflı bakışlı / gözü başkasında olmayan / bakışı kontrol altında huriler, sanki bembeyaz gizlenmiş gibiler, bazıları bazılarına karşılıklı sorarlar / sual ederler, onlardan biri der ki benim bir yakınım vardı / akrabam vardı , sen de doğrulayanlardan mısın? / tasdik edenlerden misin? Diyordu, öldüğümüzde toprak ve kemik olduğumuz zaman hesap laşacak mıyız ? medineleşecekmiyiz? (Din deyyan medine duyun). Siz hiç aşina oldunuz mu? Muttali oldunuz mu? (Böyle bir şey duyan bilen yaşayan var mı?) Onu yaşadığında / Ona muttali olduğunda gördü ki o yakını (bu soruyu soran) cehennemin ortasında / göbeğinde duruyor, dedi ki Allah’a yemin olsun ki az kalsın beni de çukura düşürecektin , e ğer ki Rabbimden bir nimet olmasaydı, ben de buna hazır edilenlerden olacaktım, İlk ölümümüzden başka biz ölecek te değilmişiz ve azap edilecekler de değilmişiz , İş te bu da ne kocaman / ne büyük bir kurtuluşmuş, bunun benzeri için (benzeri bir kurtuluş için) faaliyet yapsınlar / amel etsinler, indiriliş olarak bu mu hayırlı yahut zakkum ağacı mı? Biz onu zalimler için ayrıştırıcı sınama / fitne (iki seçenekli sınama, O mu? Bu mu? sınavı) yaptık, muhakkak ki o cehennemin kökünden çıkan bir ağaçtır , onun görüneni / aşina olunan yerleri şeytanın kafaları gibidir , muhakkak ki onlar ondan yiyecekler ve onunla karınlarını / batınlarını dolduracaklar, sonra da onlara bunun üzerine kaynar bir karışım içirilecek, sonrasında da tekrar cehenneme geri dönecekler. (Mola bu kadar) onlar babalarına sap mış olarak denk geldiler ve onlarda onların izlerinden / eserleri üzere aceleyle koşuşturdular. (Demediler ki ne yapıyoruz niçin yapıyoruz) Onlardan öncekiler, evvelkilerin de çoğunluğu , saptı. Kesin olan şu ki, onlara içlerinden uyarıcılar gönderdik, bak bakalım uyarılanların sonucu / akıbeti nasıl oldu, Allah’ın katışıksız kulları / halis kulları hariç. (İmanı saf /katkısız tutmaya çalışanlar)
Hayır! O, hakkı getirdi ve peygamberleri doğruladı.
"Hayır, o (ne şairdi, ne mecnun. O) gerçeği getirmiş ve elçileri de doğrulamıştı."
Aslında o, gerçeği getirmiş dipnot 1 ve bütün elçileri tasdik etmişti dipnot 2 .
Aslında o, gerçeği getirmiş; üstelik önceki elçileri de tasdik etmişti.
Hayır! O, hakkı getirdi ve peygamberleri doğruladı.
Hayır, O, gerçeği getirdi ve peygamberleri doğruladı.
Hayır, öyle değil! O, hakkı getirmişti. Diğer peygamberleri de tasdik etmişti.
When to the contrary, he presented to them the spirit of truth that guides into all truth, confirming the divine message related to the people by the Messengers who were sent before him.
‘No: he brought the truth and confirmed the earlier messengers;
Nay! he has come with the (very) Truth, and he confirms (the Message of) the messengers (before him).
(They say so although) he brought the Truth and confirmed the veracity of the Messengers. dipnot 1
Rather he has brought the truth and confirmed the Messengers.
Nay! he (Muhammad صلى الله عليه وسلم) has come with the truth (i.e. Allâh’s religion - Islâmic Monotheism and this Qur’ân) and he confirms the Messengers (before him who brought Allâh’s religion - Islâmic Monotheism).
Rather he has brought [them] the truth, and confirmed the [earlier] apostles.
Nay, (this Prophet is neither insane nor a poet,) the fact is that he brought the everlasting truth and has testified to the truth of (all) the Messengers (gone before him).
'No indeed; but he brought the truth, and confirmed the Envoys.
While he (Mohammad) had come with the truth [as presented by the Prophets before him and nothing of new], confirming the truthfulness of the previous Prophets [who had repeated the same message again and again before Mohammad. ]
Nay, he came with the truth, and verified the apostles;
No, he has come with the truth and he has confirmed the messengers.
Nay; he cometh with the truth, and beareth witness to the former apostles.
Nay, he has come with the truth and verified the (messages of) the Messengers sent before him.
No indeed, (but) he has come with the Truth and has sincere (faith) in the Emissaries.
Nay, but he brought the Truth, and he confirmed those sent (before him).
Not in the least. He has brought the truth and confirmed the other messengers.
Nay, but he [whom you call a mad poet] has brought the truth; and he confirms the truth of [what the earlier of God’s] message-bearers [have taught].
In fact, he came with the truth, confirming ˹earlier˺ messengers.
No, he has come with the truth and he has confirmed the messengers.
In fact, he has brought the truth, and has confirmed the messengers.
Rather, the Prophet has come with the truth and confirmed the [previous] messengers.
The truth is, he brought the truth and confirmed the emissaries:
Nay, but he brought the Truth, and he confirmed the previous Messengers.
No, he (the Messenger) has come with the Truth, and he restates (the Message of) the messengers (before him).
No, he has come with Truth and has confirmed all the messengers (of Allah).
No, he has come with the truth and he has confirmed the messengers.