Diyanet İşleri
Kıyamete inanmayanlar, onun çabuk kopmasını isterler. İnananlar ise, ondan korkarlar ve onun gerçek olduğunu bilirler. İyi bilin ki, Kıyamet günü hakkında tartışanlar derin bir sapıklık içindedirler.
Şûrâ suresi
Şûrâ suresi, 18. ayet. يَسْتَعْجِلُ بِهَا ٱلَّذِينَ لَا يُؤْمِنُونَ بِهَا وَٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ مُشْفِقُونَ مِنْهَا وَيَعْلَمُونَ أَنَّهَا ٱلْحَقُّ أَلَآ إِنَّ ٱلَّذِينَ يُمَارُونَ فِى ٱلسَّاعَةِ لَفِى ضَلَٰلٍۭ بَعِيدٍ
yesta`cilü bihe-lleẕîne lâ yü'minûne bihâ. velleẕîne âmenû müşfiḳûne minhâ veya`lemûne ennehe-lḥaḳḳ. elâ inne-lleẕîne yümârûne fi-ssâ`ati lefî ḍalâlim be`îd.
Kıyamete inanmayanlar, onun çabuk kopmasını isterler. İnananlar ise, ondan korkarlar ve onun gerçek olduğunu bilirler. İyi bilin ki, Kıyamet günü hakkında tartışanlar derin bir sapıklık içindedirler.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Kitap ve mizan; dünya ve ahiret kazancı Şûrâ 17–24 3
(Ey Muhammed!) Bundan dolayı sen çağrıya devam et ve emrolunduğun gibi dosdoğru ol. Onların heva ve heveslerine uyma ve şöyle de: "Ben, Allah'ın indirdiği her kitaba inandım ve aranızda adaleti gerçekleştirmekle emrolundum. Allah bizim de Rabbimiz, sizin de Rabbinizdir. Bizim işlediklerimiz bize, sizin işledikleriniz sizedir. Bizimle sizin aranızda tartışılacak bir şey yoktur. Allah, hepimizi bir araya toplayacaktır. Dönüş de ancak O'nadır."
Allah'ın çağrısına uyulduktan sonra O'nun hakkında tartışmaya girenlerin delilleri Rableri katında batıldır. Onlara bir gazap vardır. Onlar için çetin bir azap vardır.
Allah, hak olarak Kitab'ı ve mizanı indirendir. Sen nereden bileceksin belki de o saat (kıyamet) yakındır.
Kıyamete inanmayanlar, onun çabuk kopmasını isterler. İnananlar ise, ondan korkarlar ve onun gerçek olduğunu bilirler. İyi bilin ki, Kıyamet günü hakkında tartışanlar derin bir sapıklık içindedirler.
Allah, kullarına çok lütufkardır, dilediğini rızıklandırır. O, kuvvetlidir, mutlak güç sahibidir.
Kim ahiret kazancını isterse, onun kazancını artırırız. Kim de dünya kazancını isterse, ona da istediğinden veririz, fakat onun ahirette hiçbir payı yoktur.
Yoksa, Allah'ın izin vermediği bir dini kendilerine tutulacak yol kılan ortakları mı var? Eğer (cezaların ertelenmesine dair) kesin hükmü olmasaydı, derhal aralarında hüküm verilirdi. Şüphesiz, zalimler için elem dolu bir azap vardır.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
18. “O (kıyamete) iman etmeyenler” inat ve yalanlamak maksatı ile ve Rablerini âciz bırakacaklarını zannederek “onun çabucak gelmesini isterler. İman edenler ise ondan yana korku içindedirler.” Ona iman ettiklerinden ve o Kıyamet günü amellerin karşılıklarının verileceğini bildiklerinden dolayı ondan korkarlar.
Bu korkmaları da Rablerini tanımaları, amellerinin kendilerini kurtaracak ve mutluluğa eriştirecek seviyede olamayacağından çekinmeleri dolayısıyladır. Bundan dolayı Yüce Allah: “Ve onun kesinlikle hak olduğunu bilirler” buyrmaktadır. Yani onun hak olduğunda hiç bir şüphe yoktur. Onun hakkında en ufak bir tereddüt de söz konusu değildir.
“Bilin ki kıyamet hakkında tartışanlar” onun hakkında şüpheye düştükten sonra bir de peygamberlerle ve onlara uyanlarla onun ispatı hakkında tartışanlar, “elbette” haktan son derece “uzak bir sapıklık içindedirler.”
Gerçek anlamı ile kalınacak yurt olan, ebediyen kalınmak üzere ve sonu gelmez bir ebedilik için yaratılmış olan âhiret yurdunu yalanlamaktan daha uzak bir sapıklık olabilir mi? Bu yurt, amellerin karşılığının verileceği yurttur. Allah orada adalet ve lütfunu açıkça ortaya koyacaktır. Bu dünya yurdu, ona nispetle bir yolcunun, mola verip dinlendiği daha sonra oradan ayrılıp terk ettiği bir ağaç gölgesi gibidir. Bu yurt, bir geçiş yeridir, kalınacak yer değildir.
İşte âhireti inkâr edenler, gelip geçici olan bu fani yurdu, gözleri ile görüp ona şahit olduklarından dolayı kabul etmişlerdir. Ama ilâhî kitapların haber verdiği, insanlar arasında en mükemmel akla, en derin ilme, en ileri zeka ve kavrayışa sahip olan şerefli rasûller ile onlara uyanlar tarafından tevatür ile nakledilen haberlerin gerçekleşeceğini bildirdiği âhiret yurdunu ise yalanladılar.
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Ona (kıyamet gününe) iman etmeyenler, onun çabuk kopmasını isterler. Çünkü onlar hesaba, sevaba ve de cezaya iman etmezler. Allah'a iman edenler ise oraya dönüşlerinden ve orada olacakların sonucundan korktukları için ondan korku içindedirler. Kesin olarak biliyorlar ki, gerçekten onda hiçbir şüphe yoktur. Bilesiniz ki kıyamet hakkında münakaşaya kalkışanlar ve meydana gelmesi hakkında şüpheye düşürmeye çalışanlar haktan uzak bir sapıklık içindedirler.
Aynı kök: شفق (11 geçiş) · Aynı kök: سوع (49 geçiş)
Onlar, görmedikleri halde Rablerinden içten içe korkarlar. Onlar kıyamet gününden de korkarlar.
Aynı kök: مري (20 geçiş) · Aynı kök: سوع (49 geçiş)
İnkar edenler, kendilerine kıyamet ansızın gelinceye, yahut da onlara kısır bir günün azabı gelip çatıncaya dek o Kur'an'dan bir şüphe içinde…
Aynı kök: مري (20 geçiş) · Aynı kök: سوع (49 geçiş)
Şüphesiz o Kıyametin (kopacağının) bir bilgisidir. Artık onun hakkında asla şüphe etmeyin, bana uyun, bu doğru bir yoldur.
Aynı kök: عجل (47 geçiş) · Aynı kök: سوع (49 geçiş)
(Ey Muhammed!) O halde, yüksek azim sahibi peygamberlerin sabretmesi gibi sabret. Onlar için acele etme. Onlar tehdit edildikleri azabı gördükleri…
Aynı kök: سوع (49 geçiş) · Ortak kavram: Dalâlet (Sapma)
(Ey Muhammed!) De ki: "Kim sapıklık içinde ise Rahman onlara, istenildiği kadar süre versin! Nihayet kendilerine vaad olunan azabı, ya da kıyameti…
Aynı kök: شفق (11 geçiş)
Kitap ortaya konur. Suçluları, kitabın içindekilerden korkuya kapılmış görürsün. "Eyvah bize! Bu nasıl bir kitaptır ki küçük, büyük hiçbir şey…
Aynı kök: شفق (11 geçiş)
Allah, onların önlerindekini de arkalarındakini de (yaptıklarını da yapacaklarını da) bilir. Onlar, O'nun razı olduğu kimselerden başkasına şefaat…
Aynı kök: مري (20 geçiş)
Hak (ancak) Rabbindendir. Artık, sakın şüpheye düşenlerden olma!
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
Ona (Son Saat'e) inanmayanlar, onunla ilgili olarak acele ederler. İnananlar ise ondan korkar ve onun gerçek olduğunu bilirler. Dikkat edin! O (Son) Saat hakkında tartışanlar, uzak bir sapkınlık içindedir.
Ona inanmayan kimseler, onun çabuk gelmesini isteyenlerdir; iman edenlerinse ondan dolayı yürekleri titrer ve bilirler ki o hakikatin ta kendisidir. Bakın! Son Saat hakkında kuşku yayan kimseler, derin bir sapıklığa gömülmüşlerdir.
O (Kıyamet Saati)ne inanmayanlar, (alay edercesine) onun çabucak gelmesini isterler, halbuki imana ermiş olanlar ondan korkarlar ve onun gerçek olduğunu bilirler. Gerçek şu ki, Son Saat'i tartışanlar, tam bir sapıklık içindeler!
Onu yaşayacaklarına iman etmeyenler, onu acele isterler! İman edenler ise ondan korku ile ürperirler ve bilirler ki o kesinlikle Hak'tır! Dikkat edin, O Saat (ölümle yeni bir boyutta yaşayacakları) hakkında tartışanlar, kesinlikle işin hakikatinden çok büyük bir sapma içindedirler!
Onda acele edenler, (gerçekte) ona inanmayanlardır. İman edenler ise, ona karşı bir korku içindedirler ve onun gerçekten hak olduğunu bilirler. Haberiniz olsun; kıyamet saati konusunda tartışanlar, gerçekte uzak bir sapıklık içindedirler.
Ona inanmayanlar, onun çabuk kopmasını isterler. İnananlar ise ondan korkarlar ve onun gerçek olduğunu bilirler. İyi bilin ki, kıyamet günü hakkında tatışanlar derin bir sapıklık içindedirler.
Ona inanmayanlar, onun ivedi olarak gelmesini isterler. İnananlar ise ondan korkarlar ve onun gerçek olduğunu bilirler. İyi bilin ki, evrenlerin sonu hakkında tartışanlar, aslında, derin bir sapkınlık içindedirler.
Kıyamete inanmayanlar, onun acele gelmesini istiyorlar. İnananlar ise onun gelmesinden korkarlar ve onun gerçek olduğunu bilirler. İyi biliniz ki, kıyamet hakkında şüpheye düşenler, büyük bir yanılgı içindedirler.
Onu onaylamayanlar onun hakkında meydan okuyorlar. Onu onaylayanlar ise ondan kaygı duyarlar ve onun gerçek olduğunu bilirler. O an konusunda kuşku duyanlar büyük bir sapıklık içindedirler.
Ona inanmıyanlar onun hakkında meydan okuyorlar. Ona inananlar ise ondan kaygı duyarlar ve onun gerçek olduğunu bilirler. Saat konusunda kuşku duyanlar büyük bir sapıklık içindedirler.
Ona inanmayan imansızlar onun çabuk gelmesini isterler, inananlar ise gerçek olduğunu bilirler de ondan korkar ve sakınırlar, iyi bil ki kıyamet hakkında tartışanlar uzak (derin) bir sapıklık içindedirler.
Onu inanmayan iymansızlar acele isterler, iyman edenler ise hak olduğunu bilirler de ondan korkar sakınırlar, iyi bil ki o saat hakkında mücadele edenler her halde uzak bir dalal içindedirler
İnanmayanlar, alayımsı bir şekilde, onun hemen gerçekleşmesini istiyorlar. İman Edenler ise tedbirlidirler. Onun gerçek olduğunu bilirler. Sa'at dipnot 1 hakkında tartışanlar, derin bir sapkınlık içindedirler.
İnanmayanlar, alayımsı bir şekilde, onun hemen gerçekleşmesini istiyorlar. İnananlar ise tedbirlidirler. Onun gerçek olduğunu bilirler. Sa'at dipnot 1 hakkında tartışanlar, derin bir sapkınlık içindedirler.
İnanmayanlar, alayımsı bir şekilde, onun hemen gerçekleşmesini istiyorlar. İnananlar ise tedbirlidirler. Onun gerçek olduğunu bilirler. Sa'at dipnot 1 hakkında tartışanlar, derin bir sapkınlık içindedirler.
Onda acele edenler, (gerçekte) ona inanmayanlardır. İnananlar ise ona karşı bir korku içindedirler ve onun gerçekten hak olduğunu bilirler. Haberiniz olsun, kıyamet saati konusunda tartışanlar gerçekte uzak bir sapıklık içindedirler.
Buna inanmaz olanlar onun çabuk (gelmesini) ister (ler). İnananlar ise ondan korku içindedirler. Bilirler ki o, şübhesiz hakdır. Gözünüzü açın ki o saat hakkında (şübhelenib) mücadele edenler herhalde (hakdan) uzak bir sapıklık (çukurun) dadırlar.
Buna inanmayanlar onun çabucak gelmesini isterler. İman edenler ise, ondan korku ile titrerler ve onun hak olduğunu bilirler. İyi bilin ki; kıyamet günü hakkında tartışanlar derin bir sapıklık içindedirler.
(17-21) Allah ki kitabı ve ölçüm cihazını / mizanı gerçek olarak / hakiki olarak indirmiştir , bilemezsin ki / i drak edemezsin ki belki de saat yakındır. Onu acelece isteyenler işte onlar ona / saate inanmayanlardır. (Söyleminden insan tipi analizi ) Ona iman edenler ise ona karşı yürekleri titrer / endişelenirler / müşfiktirler / şefkatlidirler / şafak gibidirler. Bilirler ki o gerçektir / haktır , Dikkat edin! Saat hakkında tereddüt edenler / gemi gibi sallantıda olanlar uzak bir sapma içindedirler. Allah kullarına naziktir / latiftir / lütfen verir, istediğini rızıklandırır, O, sağlamdır / kavidir / mukavimdir , saygıdeğerdir / azizdir. Her kim ki ahiret ekinini / harsını isterse onu çabasını artırırız kimde dünyadaki eki nini isterse de ondan ona veririz, Ona ahretten bir pay / nasip yoktur. Yoksa onların ortakları mı var? Dinde Allah’ın izin vermediği bir şeyi yasal hale mi getirdiler? Eğer ki ayırmaya dair kelimesi olmasa idi onlar aralarında ki hüküm gerçekleşirdi.
Ona iman etmeyenler, onun çabucak gelmesini istiyorlar. İman edenler ise ondan korkarlar ve onun hak olduğunu bilirler. Bilin ki kıyamet hakkında tartışanlar uzak/derin bir sapıklık içindedirler.
Ona inanmayanlar, onun çabuk gelmesini isterler. İnananlar ise ondan korkarlar ve onun gerçek olduğunu bilirler. İyi bil ki, o sa'at hakkında tartışanlar, uzak bir sapıklık içine düşmüşlerdir.
O saate inanmayanlar hemen gelmesini ister dipnot 1 . İnananlar ise onun korkusundan titrer; çünkü onun, kaçınılmaz gerçek olduğunu bilirler. Bilin ki o saat /mezardan kalkış saati konusunda kurgu üretenler dipnot 2 derin bir sapkınlık içindedir.
Ona inanmayanlar, hemen gelmesini isterler ama inananların içleri ürperir. Çünkü onun, kaçınılmaz gerçek olduğunu bilirler. Bilin ki kıyamet saati konusunda tartışanlar derin bir sapkınlık içindedirler.
Ona iman etmeyenler, onun çabucak gelmesini istiyorlar. İman edenler ise ondan korkarlar ve onun hak olduğunu bilirler. Bilin ki kıyamet hakkında tartışanlar uzak/derin bir sapıklık içindedirler.
Ona inanmayanlar, onun çabucak gelmesini istiyorlar. İman edenler ise ondan çekinirler ve onun gerçek olduğunu bilirler. Bilin ki kıyamet hakkında tartışanlar derin bir sapıklık içindedirler.
Ona inanmayanlar onun çabucak gelmesini isterler. İman ederlerse ondan ürperirler ve bilirler ki o haktır. Dikkat edin, kıyamet saati hakkında tartışıp duranlar, geri dönüşü olmayan bir sapıklığın tam içindedirler.
It -the predetermined Hour- is the wish of those who deny Allah and challenge the truth of it and that it be hastened on, but it is not the object of desire of those whose hearts have been touched with the Divine hand, who dread it and stand in awe of it. They know well it is the truth and they make no doubt of its reality. Indeed those who contend with opposing argument against the predetermined Hour, denying that it shall come to pass, are transgressors who are lost in the very depth of the maze of error.
those who do not believe in it seek to hasten it, but the believers stand in awe of it. They know it to be the Truth; those who argue about the Hour are far, far astray.
Only those wish to hasten it who believe not in it: those who believe hold it in awe, and know that it is the Truth. Behold, verily those that dispute concerning the Hour are far astray.
Those who do not believe in it seek to hasten its coming. But those who believe (in it) hold it in dread and know that the Hour (of Judgement) is bound to come. Lo, those who dispute concerning the coming of the Hour are gone far in error.
Those who do not have iman in it try to hasten it. But those who have iman in it are afraid of it. They know it is the truth. Those who doubt the Hour are greatly misguided.
Those who believe not therein seek to hasten it, while those who believe are fearful of it, and know that it is the very truth. Verily, those who dispute concerning the Hour are certainly in error far away.
Those who do not believe in it ask [you] to hasten it, but those who have faith are apprehensive of it, and know that it is true. Look! Indeed those who are in doubt about the Hour are surely in extreme error!
Only those who do not believe in it, seek to hasten it. But those who believe (in the truth about the Hour) dread it and are full of awe regarding it. And they know that it is infact, a certainty. Beware! those who dispute about the Hour are (steeped) in far-gone error.
Those that believe not therein seek to hasten it; but those who believe in it go in fear of it, knowing that it is the truth. Why, surely those who are in doubt concerning the Hour are indeed in far error.
Those who do not believe in the Day of Judgment are [jokingly] looking forward to meet it and those who believe in it are deeply concerned about it. Those who challenge the happening of the Day of Resurrection are deeply in disbelief.
Those who believe not would hurry it on; and those who believe shrink with terror at it and know that it is true. Ay, verily, those who dispute concerning the Hour are in remote error!
Those who do not acknowledge it seek to hasten it, while those who acknowledge are concerned about it, and they know that it is the truth. Certainly, those who dispute the moment have gone far astray.
They who believe not therein, wish it to be hastened by way of mockery: But they who believe dread the same, and know it to be the truth. Are not those who dispute concerning the last hour in a wide error?
Those who do not believe in it would hasten it on, and those who believe are in awe of it, and they know that it is the truth. Now most surely those who dispute obstinately concerning the Hour are in a great error.
The ones who do not believe therein seek to hasten it; and the ones who have believed (feel) timorous about it, and they know that it is the Truth. Verily, the ones who wrangle about the Hour are surely in far error indeed.
Those who believe not therein seek to hasten it, while those who believe are fearful of it and know that it is the Truth. Are not they who dispute, in doubt concerning the Hour, far astray?
Only they who do not believe in it wish to hasten it; but those who believe are in fear of it, for they know it to be true. Surely those who are in doubt about the Hour are wandering far astray.
Those who do not believe in it [mockingly] ask for its speedy advent whereas those who have attained to faith stand in awe of it, and know it to be the truth. Oh, verily, they who call the Last Hour in question have indeed gone far astray!
Those who disbelieve in it ˹ask to˺ hasten it ˹mockingly˺. But the believers are fearful of it, knowing that it is the truth. Surely those who dispute about the Hour have gone far astray.
Those who do not believe in it seek to hasten it, while those who believe are concerned about it, and they know that it is the truth. Certainly, those who dispute the Hour have gone far astray.
Challenging it are those who do not believe in it. As for those who believe, they are concerned about it, and they know that it is the truth. Absolutely, those who deny the Hour have gone far astray.
Those who do not believe in it are impatient for it, but those who believe are fearful of it and know that it is the truth. Unquestionably, those who dispute concerning the Hour are in extreme error.
Those who believe not in it seek to hasten it; but those who heed warning are in dread of it and know that it is the truth. Nay, those who are in doubt concerning the Hour are in extreme error.
Only those who deny it seek to hasten it. But the believers remain conscious of the Law of Requital knowing that it is the Truth. Oh, verily, those who call the Hour in question have indeed gone far astray. ('As you sow so shall you reap' is all that free will and the Law of requital are about).
Only those who wish to hasten it do not believe in it: While, those who believe hold it in fear, and know that it is the very (eternal) Truth. Surely those who dispute concerning the Hour are far astray.
Those who do not believe in it demand that it should come soon, and those who believe are fearful of it, and they know for sure that it is the truth. Be aware that those who dispute concerning the Hour are wandering afar from the right path.
Those who do not believe in it seek to hasten it, while those who believe are concerned about it, and they know that it is the truth. Certainly, those who dispute the Hour have gone far astray.