İbni Kesir
Andolsun göğe ve Tarık'a.
86. sure
27 Türkçe meal. Aralarındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. İngilizce çeviriler ayet sayfalarında.
Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır.
بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ
Târık suresi, 1. ayet. وَٱلسَّمَآءِ وَٱلطَّارِقِ
vessemâi veṭṭâriḳ.
Andolsun göğe ve Tarık'a.
Târık suresi, 2. ayet. وَمَآ أَدْرَىٰكَ مَا ٱلطَّارِقُ
vemâ edrâke me-ṭṭâriḳ.
Nereden bileceksin sen Tarık'ın ne olduğunu?
Târık suresi, 3. ayet. ٱلنَّجْمُ ٱلثَّاقِبُ
ennecmü-ŝŝâḳib.
O, delen yıldızdır.
Târık suresi, 4. ayet. إِن كُلُّ نَفْسٍ لَّمَّا عَلَيْهَا حَافِظٌ
in küllü nefsil lemmâ `aleyhâ ḥâfiż.
Hiç bir nefis yoktur ki mutlaka onun üzerinde bir gözeten bulunmasın.
Târık suresi, 5. ayet. فَلْيَنظُرِ ٱلْإِنسَٰنُ مِمَّ خُلِقَ
felyenżuri-l'insânü mimme ḫuliḳ.
Şu halde insan bir baksın, neden yaratılmıştır?
Târık suresi, 6. ayet. خُلِقَ مِن مَّآءٍ دَافِقٍ
ḫuliḳa mim mâin dâfiḳ.
O, atılıp dökülen bir sudan yaratılmıştır.
Târık suresi, 7. ayet. يَخْرُجُ مِنۢ بَيْنِ ٱلصُّلْبِ وَٱلتَّرَآئِبِ
yaḫrucü mim beyni-ṣṣulbi vetterâib.
Bel kemiği ile göğüslerin arasından çıkar.
Târık suresi, 8. ayet. إِنَّهُۥ عَلَىٰ رَجْعِهِۦ لَقَادِرٌ
innehû `alâ rac`ihî leḳâdir.
Şüphe yok ki O, onu yeniden döndürmeye kadirdir.
Târık suresi, 9. ayet. يَوْمَ تُبْلَى ٱلسَّرَآئِرُ
yevme tüble-sserâir.
O gün, sırlar yoklanıp meydana çıkarılacaktır.
Târık suresi, 10. ayet. فَمَا لَهُۥ مِن قُوَّةٍ وَلَا نَاصِرٍ
femâ lehû min ḳuvvetiv velâ nâṣir.
Artık onun gücü de, yardımcısı da yoktur.
Târık suresi, 11. ayet. وَٱلسَّمَآءِ ذَاتِ ٱلرَّجْعِ
vessemâi ẕâti-rrac`.
Andolsun o dönüş yeri olan göğe.
Târık suresi, 12. ayet. وَٱلْأَرْضِ ذَاتِ ٱلصَّدْعِ
vel'arḍi ẕâti-ṣṣad`.
Ve yarılan yere,
Târık suresi, 13. ayet. إِنَّهُۥ لَقَوْلٌ فَصْلٌ
innehû leḳavlün faṣl.
Ki doğrusu bu, kesin bir sözdür,
Târık suresi, 14. ayet. وَمَا هُوَ بِٱلْهَزْلِ
vemâ hüve bilhezl.
Ve o, bir şaka değildir.
Târık suresi, 15. ayet. إِنَّهُمْ يَكِيدُونَ كَيْدًا
innehüm yekîdûne keydâ.
Gerçekten onlar düzen kuruyorlar,
Târık suresi, 16. ayet. وَأَكِيدُ كَيْدًا
veekîdü keydâ.
Ben de bir düzen kurmaktayım.
Târık suresi, 17. ayet. فَمَهِّلِ ٱلْكَٰفِرِينَ أَمْهِلْهُمْ رُوَيْدًۢا
femehhili-lkâfirîne emhilhüm ruveydâ.
Sen; şimdilik kafirlere mühlet ver, onları biraz geciktir.