Yûnus suresi

Yûnus suresi, 16. ayet

Yûnus suresi, 16. ayet. قُل لَّوْ شَآءَ ٱللَّهُ مَا تَلَوْتُهُۥ عَلَيْكُمْ وَلَآ أَدْرَىٰكُم بِهِۦ فَقَدْ لَبِثْتُ فِيكُمْ عُمُرًا مِّن قَبْلِهِۦٓ أَفَلَا تَعْقِلُونَ

ḳul lev şâe-llâhü mâ televtühû `aleyküm velâ edrâküm bih. feḳad lebiŝtü fîküm `umüram min ḳablih. efelâ ta`ḳilûn.

Diyanet İşleri

De ki: "Eğer Allah dileseydi, ben size onu okumazdım, Allah da size onu bildirmezdi. Ben sizin aranızda bundan (Kur'an'ın inişinden) önce (kırk yıllık) bir ömür yaşadım. Hiç düşünmüyor musunuz?"

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Yûnus 13–19 · surenin 16. ayeti / 109

Konu İnsanın acelesi; yalanlayanlar ve mucize isteği Yûnus 11–20 3

  1. Yûnus 13

    Andolsun, sizden önceki nice nesilleri peygamberleri, kendilerine apaçık deliller getirdikleri halde (yalanlayıp) zulmettikleri vakit helak ettik. Onlar zaten inanacak değillerdi. İşte biz suçlu toplumu böyle cezalandırırız.

  2. Yûnus 14

    Sonra, nasıl davranacağınızı görelim diye, onların ardından yeryüzünde sizi onların yerine getirdik.

  3. Yûnus 15

    Ayetlerimiz kendilerine apaçık birer delil olarak okunduğunda, (öldükten sonra) bize kavuşmayı ummayanlar, "Ya (bize) bundan başka bir Kur'an getir veya onu değiştir" dediler. De ki: "Onu kendiliğimden değiştirmem benim için olacak şey değildir. Ben ancak bana vahyolunana uyarım. Eğer Rabbime isyan edecek olursam, elbette büyük bir günün azabından korkarım."

  4. 16

    De ki: "Eğer Allah dileseydi, ben size onu okumazdım, Allah da size onu bildirmezdi. Ben sizin aranızda bundan (Kur'an'ın inişinden) önce (kırk yıllık) bir ömür yaşadım. Hiç düşünmüyor musunuz?"

  5. Yûnus 17

    Artık, Allah'a karşı yalan uydurandan veya O'nun ayetlerini yalanlayandan daha zalim kimdir? Şüphe yok ki (böyle) suçlular asla kurtuluşa ermezler.

  6. Yûnus 18

    Allah'ı bırakıp, kendilerine ne zarar, ne de fayda verebilecek şeylere tapıyorlar ve "İşte bunlar Allah katında bizim şefaatçılarımızdır" diyorlar. De ki: "Siz, Allah'a göklerde ve yerde O'nun bilmediği bir şeyi mi haber veriyorsunuz!? O, onların ortak koştukları şeylerden uzaktır, yücedir.".

  7. Yûnus 19

    İnsanlar (başlangıçta tevhit inancına bağlı) tek bir ümmet idiler; sonra ayrılığa düştüler. Eğer (azabın ertelenmesiyle ilgili olarak ezelde) Rabbinden bir söz geçmiş olmasaydı, ayrılığa düştükleri hususlarda aralarında derhal hüküm verilir (işleri bitirilir)di.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

16. Yani ben, bu Kur’ân’ı size okumadan ve sizin de onu bilmenizden önce “aranızda” uzunca “bir ömür geçirdim.” Ama böyle bir şey hatırıma gelmedi ve böyle bir şeyi düşünmedim de. “Hâlâ aklınızı kullanmayacak mısınız?” Aranızda geçirdiğim bu ömrüm boyunca size böyle bir şey okumadığımı ve bunu yapmak istediğime dair delil olabilecek herhangi bir şeyin de benden sadır olmadığını görmüyor, aklınıza getirmiyor musunuz? Bu durumda nasıl olur da bunca yıl sonra böyle bir şeyi uydurabilirim? Aranızda uzunca bir ömür geçirdim. Bu süre içinde benim gerçek durumumu, benim kimseden ders almamış, kimseden bir şey öğrenmemiş, okuma-yazma bilmeyen bir ümmi olduğumu biliyorsunuz. İşte size fesahat erbabını âciz bırakan, ilim adamlarını çaresizliğe düşüren muazzam bir Kitap getirdim. Şimdi, bu Kitabı kendiliğimden uydurmuş olmama imkân var mı? Bu durum bu Kitabın hikmeti sonsuz, her türlü hamde layık olan Yüce Allah tarafından indirilmiş olduğuna kesin bir delil değil midir? Eğer sizler aklınızı kullanacak ve düşünecek olursanız benim durumumu ve bu Kitab’ın vaziyetini tetkik edecek olursanız, en ufak bir tereddüde yer olmayacak kesin bir kanaat ile bu Kitab’ın doğruluğuna, gerçeğin ta kendisi olduğuna, onun ötesinde sapıklıktan başka bir şey bulunmadığına kesin karar verirdiniz. Fakat sizler yalanlamaktan ve inat etmekten başka bir yol izlemeyi kabul etmediniz. Öyleyse sizler gerçek zalimlersiniz.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

-Ey Peygamber!- De ki: Eğer Allah, Kur'an'ı size okumamamı dilemiş olsaydı onu size okuyamaz ve bildirmezdim. Eğer Allah dileseydi Kur'an'ı size benim dilim ile bildirmezdi. Ben, okumaz ve yazmaz bir halde sizin aranızda uzun bir zaman -kırk sene- kaldım. Ben bu işi istemedim ve araştırmadım. Sizler, benim size getirdiklerimin benim yaptığım bir şey olmadığını ve bunların Allah katından olduğunu akıl etmiyor musunuz?

Kelimeler

18 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. قُل kul de ki kök: قول
  2. لَّوْ lev şayet
  3. شَآءَ şa'e dileseydi kök: شيا
  4. ٱللَّهُ llahu Allah kök: اله
  5. مَا ma
  6. تَلَوْتُهُۥ televtuhu bunu okumazdım kök: تلو
  7. عَلَيْكُمْ aleykum size
  8. وَلَآ ve la
  9. أَدْرَىٰكُم edrakum ve size hiç bildirmezdi kök: دري
  10. بِهِۦ ۖ bihi bunu
  11. فَقَدْ fekad elbette
  12. لَبِثْتُ lebistu geçirdim kök: لبث
  13. فِيكُمْ fikum sizin aranızda
  14. عُمُرًۭا umuran belli bir ömür kök: عمر
  15. مِّن min
  16. قَبْلِهِۦٓ ۚ kablihi daha önce kök: قبل
  17. أَفَلَا efela
  18. تَعْقِلُونَ tea'kilune hiç düşünmüyor musunuz? kök: عقل

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: عمر (24 geçiş) · Aynı kök: لبث (31 geçiş)

    Firavun, şöyle dedi: "Seni biz küçük bir çocuk olarak alıp aramızda büyütmedik mi? Sen ömrünün nice yıllarını aramızda geçirdin."

  • Aynı kök: عمر (24 geçiş) · Aynı kök: عقل (49 geçiş)

    Kime uzun ömür verirsek, onu yaratılış itibariyle tersine çeviririz (gücünü azaltırız). Hala düşünmeyecekler mi?

  • Aynı kök: عمر (24 geçiş) · Aynı kök: تلو (63 geçiş)

    Fakat biz (Musa'dan sonra) birçok nesiller meydana getirdik. Üzerlerinden uzun çağlar geçti. Sen Medyen halkı arasında yaşıyor değildin, ayetlerimizi…

  • Aynı kök: عقل (49 geçiş) · Aynı kök: تلو (63 geçiş)

    Siz Kitab'ı (Tevrat'ı) okuyup durduğunuz halde, kendinizi unutup başkalarına iyiliği mi emrediyorsunuz? (Yaptığınızın çirkinliğini) anlamıyor musunuz?

  • Aynı kök: عقل (49 geçiş) · Aynı kök: تلو (63 geçiş)

    (Ey Muhammed!) De ki: "Gelin, Rabbinizin size haram kıldığı şeyleri okuyayım: O'na hiçbir şeyi ortak koşmayın. Anaya babaya iyi davranın. Fakirlik…

  • Aynı kök: لبث (31 geçiş)

    Yahut altı üstüne gelmiş (ıpıssız duran) bir şehre uğrayan kimseyi görmedin mi? O, "Allah, burayı ölümünden sonra nasıl diriltecek (acaba)?" demişti.…

  • Aynı kök: لبث (31 geçiş)

    Onları yeniden diriltip hepsini bir araya toplayacağı gün, sanki gündüzün bir saatinden başka kalmamışlar (yeni ayrılmışlar) gibi, aralarında…

  • Aynı kök: لبث (31 geçiş)

    Andolsun, elçilerimiz (melekler), İbrahim'e müjde getirip "Selam sana!" dediler. O, "Size de selam" dedi ve kızartılmış bir buzağı getirmekte…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

77 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

De ki: "Allah dileseydi onu size tilavet edemezdim (okuyup aktaramazdım); (Allah da) onu size bildirmezdi. Ben bundan önce bir ömür içinizde kalmıştım. Akıl etmiyor musunuz?"

Mustafa İslamoğlu

De ki: "Eğer Allah öyle dileseydi, ben onu size okumazdım; zaten O da onu size göndermezdi. Hem doğrusu şu ki; ondan önce yıllarımı sizin aranızda geçirmişim: bu kadarını olsun düşünemiyor musunuz?"

Muhammed Esed

De ki: "Allah (başka türlüsünü) dileseydi, size bu (ilahi kelamı) okuyup duyurmazdım; O da size ulaştırmazdı onu. Gerçek şu ki, bu (vahiy bana gelmezden) önce bir ömür boyu aranızda bulundum: öyleyse, yine de aklınızı kullanmayacak mısınız?"

Ahmed Hulusi

De ki: "Eğer Allah dileseydi Onu size okumazdım; Onu size bildirmemiş olurdu!. . Ondan önce sizin içinizde gerçekten bir ömür kaldım. . . Aklınızı kullanıp bunu anlamayacak mısınız?"

Ali Bulaç

De ki: "Eğer Allah dileseydi, onu size okumazdım ve onu size bildirmezdi. Ben ondan önce sizin içinizde bir ömür sürdüm. Siz yine de akıl erdirmeyecek misiniz?"

Ali Özek ve heyeti

De ki: Eğer Allah dileseydi onu size okumazdım, Allah da onu size bildirmezdi. Ben bundan önce bir ömür boyu içinizde durmuştum. Hâla akıl erdiremiyor musunuz?

Ali Rıza Safa

De ki: "Allah dileseydi, Onu size okumazdım ve Onu size bildirmezdi. Ondan önce bir ömür boyunca aranızda yaşadım. Yine de aklınızı kullanmayacak mısınız?"

Bayraktar Bayraklı

De ki: "Eğer Allah dileseydi, onu size okuyamazdım, Allah da onu size bildirmezdi. Ben bundan önce bir ömür boyu içinizde durmuştum. Hala aklınızı kullanmıyor musunuz?"

Edip Yüksel

De ki: "ALLAH dileseydi onu size okuyamazdım ve sizin de ondan haberiniz olmazdı. Bundan önce bir ömür boyu aranızda yaşadım. Anlamaz mısınız?"

Edip Yüksel (Eski Baskı)

De ki: 'ALLAH dilemeseydi onu size okuyamazdım ve sizin de ondan haberiniz olmazdı. Bundan önce bir ömür boyu aranızda yaşadım. Anlamaz mısınız?'

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

De ki: "Eğer Allah dileseydi ben onu size okumazdım, hiçbir şekilde de size onu bildirmezdi. Bilirsiniz ki, ben sizin içinizde bundan önce bir ömür boyu durdum. Artık bir kere olsun aklınıza baş vurmaz mısınız?"

Elmalılı Hamdi Yazır

De ki: eğer Allah dilese idi ben onu size okumazdım, hiç bir suretle de size onu bildirmezdi bilirsiniz ki ben sizin içinizde bundan evvel bir ömür durdum, artık bir kerre aklınıza müracat etmezmisiniz?

Erhan Aktaş

De ki: "Eğer Allah dileseydi onu size okumazdım. Onu size hiç bildirmezdim. İçinizde bir ömür kaldım. Hala aklınızı kullanmayacak mısınız?"

Erhan Aktaş (10. Baskı)

De ki: "Eğer Allah dileseydi onu size okumazdım. Onu size hiç bildirmezdim. İçinizde bir ömür kaldım. Hala aklınızı kullanmayacak mısınız?"

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

De ki: "Eğer Allah dileseydi onu size okumazdım. Onu size hiç bildirmezdim. İçinizde bir ömür kaldım. Hala aklınızı kullanmayacak mısınız?

Gültekin Onan

De ki: "Eğer Tanrı dileseydi, onu size okumazdım ve onu size bildirmezdi. Ben ondan önce sizin içinizde bir ömür sürdüm. Siz yine de akletmeyecek misiniz?"

Hasan Basri Çantay

De ki: "Eğer Allah dileseydi (bana bu Kur'anı indirmezdi. Ben de) onu size okumazdım. (Allah) onu (benim lisanımla) size bildirmezdi de. Ben ondan (o Kur'andan) evvel (bu güne kadar) içinizde bir ömür durmuşum (yaşamışım) dır. Siz haala aklınızı kullanmaz mısınız"?

İbni Kesir

De ki: Allah dileseydi; ben, onu size okumazdım. Ve size hiç bildirmezdim. Daha önce yıllarca aranızda bulundum. Hiç düşünmüyor musunuz?

Mehmet Alagaş

(11-18) Allah insana fenalığı / şerri de hayrı acele istemesi gibi yapsaydı, süreleri / ecelleri hemen gerçekleşirdi , bize inanmayanları taşkınlıklarında / tuğyanlarında bocalıyor halde bırakırız. İnsana bir zarar dokunursa yatar yahut oturur vaziyette veya ayakta iken bize dua eder, ne zaman ki zararı ondan kaldırırız, sanki / adeta dokunan zarar nedeniyle dua etmemişçesine geçip gider , savurganlara / israf edenlere yapıyor oldukları böyle süslenir. Önceleri nice nesilleri zulümlerinden dolayı helak ettik, elçiler imiz onlara açık delillerle geldiler onlar da inanan olmadılar , bu şekilde suçlu boyları / kavimleri cezalandırırız, sonra da onların ardından sizleri, bakalım nasıl hareket ediyorsunuz diye devralanlar / halifeler yaptık. Açık ve net ayetlerimiz onlara sözlü okunduğu / tilavet edildiği zaman bizimle buluşmayı ummayanlar derler ki bundan başka kuran getir veya değiştir onu / mübadele et. De ki kendimce onu değiştirmem olabilecek şey değil, ben sadece bana vahyolunana uyarım ve eğer Rabbime isyan edersem kesinlikle büyük bir gün azabından korkarım, de ki eğer Allah isterse ben onu size okuyamazdım sizde onu bilemezsiniz / idrak edemezdiniz , önceden aranızda bir ömür kaldım akletmiyormusunuz? Allaha yalanı iftira edenden yahut ayetlerini yalanlayandan daha zalim kim olabilir? Muhakkak ki o, suçluları kurtuluşa erdirmez / felaha erdirmez. Allah’ın dışında onlara ne bir zararı yahut faydası olmayan şeylere tapıyorlar / ibadet ediyorlar. İşte bunlar Allah yanında bizim aracılarımız / şefaatçilerimiz diyorlar. Allaha arzda ve semalarda bilmediği bir şeyi mi haber vereceksiniz? O şirk koştuklar ınızdan üstündür ve yücedir.

Rowwad Tercüme Merkezi

De ki: Eğer Allah dileseydi onu size hiç okumazdım ve onu size hiç bildirmezdi. Daha önce sizin aranızda bir ömür yaşadım, hiç akletmiyor musunuz?

Süleyman Ateş

De ki: "Eğer Allah dileseydi, onu size okumazdım ve onu size hiç bildirmezdi. Ben ondan önce aranızda bir ömür boyu kalmıştım (böyle bir şey yapmamıştım), düşünmüyor musunuz?"

Süleymaniye Vakfı

De ki: "Allah, farklı tercihte bulunsaydı dipnot 1 onu size okumazdım, o da size onu bildirmezdi dipnot 2 . Bunun (Kur'an'ın) öncesinde aranızda bir ömür geçirdim. Hiç aklınızı kullanmaz mısınız?"

Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Şae (شاء) fiili, "bir şey yapmak" anlamındaki şey (شيء) mastarından türemiştir. Allah'ın yapması o şeyi var etmesi, insanın yapması da o şey için gereken çabayı göstermesidir (Müfredat). Allah, her şeyi bir ölçüye göre var eder (Kamer 54/49, Ra'd 13/8). İmtihanla ilgili şeyleri iyi ve kötü diye ikiye ayırmıştır (Enbiya 21/35). Allah, herkesin doğru yolda olmasını ister (Nisa 4/26) ama sadece doğru şeyler yapanı doğru yolda sayar (Nur 24/46). Yaptığının doğru veya yanlış olduğunu da kişiye ilham eder. Onun için doğru davrananın içi rahat, yanlış davrananın içi de sıkıntılı olur (Şems 91/7-10). Buna göre şae (شاء) fiilinin öznesi Allah olursa "gerekeni yaptı veya yarattı", insan olursa "gerekeni yaptı" anlamında olur. Allah insanlara, tercihlerine göre davranma hürriyeti vermeseydi hiç kimse yanlış bir şey yapamaz ve imtihan diye bir şey de olmazdı (Nahl 16/93). Yanlış kader anlayışını imanın bir esası gibi İslam'a yerleştirmek isteyenler, büyük bir çarpıtma yaparak şae (شاء) fiiline irade yani isteme ve dileme anlamı vermiş; bunu, tefsirlere hatta sözlüklere bile yerleştirerek birçok ayetin mealini bozmuşlardır. Bkz: https://www.suleymaniyevakfi.org/akaid-arastirmalari/kuranda-sey-mesiet-irade-ve-fitrat.html
  2. metne dön, dipnot 2

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

De ki "Allah farklı tercihte bulunsaydı dipnot 1 onu size okumazdım. O, onu size bildirmezdi de. Bundan önce aranızda bir ömür geçirdim. Aklınızı kullanmaz mısınız?"

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    لَّوْ شَاء (لو لم يكون) اللّهُ (قدرا لأعمال الرسل) مَا تَلَوْتُهُ عَلَيْكُمْ الكهف 27، العنكبوت 45

Şaban Britch

De ki: Eğer Allah dileseydi onu size hiç okumazdım ve O’nu size hiç bildirmezdi. Daha önce sizin aranızda bir ömür yaşadım, hiç akletmiyor musunuz?

Şaban Piriş

De ki: -Eğer Allah dileseydi onu size hiç okumazdım ve O'nu size hiç bildirmezdi. Daha önce sizin aranızda bir ömür yaşadım, hiç düşünmüyor musunuz?

Yaşar Nuri Öztürk

De ki: "Allah dileseydi, onu size okumazdım, onu size bildirmezdi de. Ondan önce içinizde bir ömür kalmıştım. Hala aklınızı kullanmayacak mısınız?"

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

Say to them "Had- Allah willed He would not have sent down a Book and I would not have had to recite it to you nor instruct you in practical divinity nor furnish you with authoritative directions as to action. I have lived in your midst for years before it was revealed to me; can you not Reflect! "

Abdul Haleem

Say, ‘If God had so willed, I would not have recited it to you, nor would He have made it known to you. I lived a whole lifetime among you before it came to me. How can you not use your reason?’

Abdullah Yusuf Ali

Say: "If Allah had so willed, I should not have rehearsed it to you, nor would He have made it known to you. A whole life-time before this have I tarried amongst you: will ye not then understand?"

Abul A'la Maududi

Tell them: 'Had Allah so willed, I would not have recited the Qur'an to you, nor would Allah have informed you of it. I have spent a lifetime among you before this. Do you, then, not use your reason? dipnot 1

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    This is a very strong argument against their accusation that Muhammad (peace be upon him) was himself the author of the Quran but was ascribing it to Allah, and in support of the Prophet’s (peace be upon him) claim that it was being sent down to him by Allah, Who was its Author. The argument is this: You yourselves have witnessed the forty years of his life before his appointment to Prophethood. He was born in your own city and passed his boyhood, youth and middle age before your very eyes. He lived among you and had all kinds of relations, social, marital, economic, etc. with you. So much so that no aspect of his life was hidden from you. Did you notice anything in his whole life that might show that he could be the author of this Book? Do you not use your commonsense?

Aisha Bewley

Say: ‘Had Allah so wished, I would not have recited it to you nor would He have made it known to you. I lived among you for many years before it came. Will you not use your intellect?’

Al-Hilali & Khan

Say (O Muhammad صلى الله عليه وسلم): "If Allâh had so willed, I should not have recited it to you nor would He have made it known to you. Verily, I have stayed amongst you a life time before this. Have you then no sense?"

Ali Quli Qarai

Say, ‘Had Allah [so] wished, I would not have recited it to you, nor would He have made it known to you, for I have dwelled among you for a lifetime before it. Do you not apply reason?’

Amatul Rahman Omar

Say, `Had Allâh (so) willed (that He should replace the teachings of the Qur'ân with some other teachings), I should not have recited this (Qur'ân) to you, nor would He have made it known to you. I had indeed lived among you a (whole) lifetime before this (claim to Prophethood. Was not my truthfulness undisputed?). Will you not then refrain (from opposing me)?'

Arthur John Arberry

Say: 'Had God willed I would not have recited it to you, neither would He have taught you it; I abode among you a lifetime before it -- will you not understand?'

Bijan Moeinian

Say: "If it was not the will of God, I would not have recited any part of this Book to you. You would not even have known about the existence of such a Book. I have lived among you for the longest time [and you know my character and believe in me as a truthful person.] Why do you not use your common-sense?"

E. Henry Palmer

Say, 'Had God pleased, I should not have recited it to you, nor taught you therewith. I have tarried a lifetime amongst you before it;- have ye not then any sense?'

Edip-Layth

Say, "Had God wished, I would not have recited it to you, nor would you have known about it. I have been residing amongst you a lifetime before this; do you not reason?"

George Sale

Say, if God had so pleased, I had not read it unto you, neither had I taught you the same. I have already dwelt among you to the age of forty years, before I received it. Do ye not therefore understand?

Hamid S. Aziz

But when Our evident Signs (revelations) are recited to them, those who expect not the meeting with Us say, "Bring a Lecture (Quran) other than this; or change it. " Say, "It is not for me to, change it of my own accord; I do not follow aught but what I am inspired with. Verily, I fear, if I rebel against my Lord, the retribution of an awful Day!"

Mahmoud Ghali

Say, "If Allah had (so) decided, in no way would I have recited it (i. e. the Qur'an) to you, neither would He have made you realize (what) it is. So I have already lingered among you an age even before it. Do you not consider?".

Marmaduke Pickthall

Say: If Allah had so willed I should not have recited it to you nor would He have made it known to you. I dwelt among you a whole lifetime before it (came to me). Have ye then no sense?

Mohamed Ahmed - Samira

Say: "Had God pleased I would never have recited it to you, nor would He have given you comprehension of it. (Remember that I am one of you) and have lived a whole life with you before (its revelation). Even then you do not understand."

Muhammad Asad

Say: "Had God willed it [otherwise], I would not have conveyed this [divine writ] unto you, nor would He have brought it to your knowledge. Indeed. a whole lifetime have I dwelt among you ere this [revelation came unto me]: will you not, then, use your reason?"

Mustafa Khattab

Say, "Had Allah willed, I would not have recited it to you, nor would He have made it known to you. I had lived my whole life among you before this ˹revelation˺. Do you not understand?"

Progressive Muslims

Say: "Had God wished, I would not have recited it to you, nor would you have known about it. I have been residing amongst you for nearly a lifetime before this; do you not understand"

Rashad Khalifa

Say, "Had GOD willed, I would not have recited it to you, nor would you have known anything about it. I have lived among you a whole life before this (and you have known me as a sane, truthful person). Do you not understand?"

Sahih International

Say, "If Allah had willed, I would not have recited it to you, nor would He have made it known to you, for I had remained among you a lifetime before it. Then will you not reason?"

Sam Gerrans

Say thou: “Had God willed, I would not have recited it to you, nor would He have made it known to you; for I had tarried among you a lifetime before it.” Will you then not use reason!

Shabbir Ahmed

Say, "If Allah wanted otherwise, I would have not recited and conveyed this to you, nor would have made you aware of it. Indeed, a whole lifetime have I dwelt among you before this. (You have always called me

Syed Vickar Ahamed

Say: "If Allah had so willed, I should not have delivered it to you, nor would He have made it known to you. Surely, a whole life-time before now, I have been with you: Then will you not understand?

Taqi Usmani

Say, "Had Allah so willed, I would have not recited it to you, nor would He have let you know it. Then, I have lived among you for years before it. Have you, then, no sense?"

The Monotheist Group

Say: "If God had willed, I would not have recited it to you, nor would you have known about it. I have been residing among you for nearly a lifetime before this; do you not comprehend?"

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Yûnus suresi, 16. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Yûnus suresi, 16. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Yûnus suresi, 16. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩