Yûnus suresi

Yûnus suresi, 18. ayet

Yûnus suresi, 18. ayet. وَيَعْبُدُونَ مِن دُونِ ٱللَّهِ مَا لَا يَضُرُّهُمْ وَلَا يَنفَعُهُمْ وَيَقُولُونَ هَٰٓؤُلَآءِ شُفَعَٰٓؤُنَا عِندَ ٱللَّهِ قُلْ أَتُنَبِّـُٔونَ ٱللَّهَ بِمَا لَا يَعْلَمُ فِى ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَلَا فِى ٱلْأَرْضِ سُبْحَٰنَهُۥ وَتَعَٰلَىٰ عَمَّا يُشْرِكُونَ

veya`büdûne min dûni-llâhi mâ lâ yeḍurruhüm velâ yenfe`uhüm veyeḳûlûne hâülâi şüfe`âünâ `inde-llâh. ḳul etünebbiûne-llâhe bimâ lâ ya`lemü fi-ssemâvâti velâ fi-l'arḍ. sübḥânehû vete`âlâ `ammâ yüşrikûn.

Diyanet İşleri

Allah'ı bırakıp, kendilerine ne zarar, ne de fayda verebilecek şeylere tapıyorlar ve "İşte bunlar Allah katında bizim şefaatçılarımızdır" diyorlar. De ki: "Siz, Allah'a göklerde ve yerde O'nun bilmediği bir şeyi mi haber veriyorsunuz!? O, onların ortak koştukları şeylerden uzaktır, yücedir.".

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Yûnus 15–21 · surenin 18. ayeti / 109

Konu İnsanın acelesi; yalanlayanlar ve mucize isteği Yûnus 11–20 3

  1. Yûnus 15

    Ayetlerimiz kendilerine apaçık birer delil olarak okunduğunda, (öldükten sonra) bize kavuşmayı ummayanlar, "Ya (bize) bundan başka bir Kur'an getir veya onu değiştir" dediler. De ki: "Onu kendiliğimden değiştirmem benim için olacak şey değildir. Ben ancak bana vahyolunana uyarım. Eğer Rabbime isyan edecek olursam, elbette büyük bir günün azabından korkarım."

  2. Yûnus 16

    De ki: "Eğer Allah dileseydi, ben size onu okumazdım, Allah da size onu bildirmezdi. Ben sizin aranızda bundan (Kur'an'ın inişinden) önce (kırk yıllık) bir ömür yaşadım. Hiç düşünmüyor musunuz?"

  3. Yûnus 17

    Artık, Allah'a karşı yalan uydurandan veya O'nun ayetlerini yalanlayandan daha zalim kimdir? Şüphe yok ki (böyle) suçlular asla kurtuluşa ermezler.

  4. 18

    Allah'ı bırakıp, kendilerine ne zarar, ne de fayda verebilecek şeylere tapıyorlar ve "İşte bunlar Allah katında bizim şefaatçılarımızdır" diyorlar. De ki: "Siz, Allah'a göklerde ve yerde O'nun bilmediği bir şeyi mi haber veriyorsunuz!? O, onların ortak koştukları şeylerden uzaktır, yücedir.".

  5. Yûnus 19

    İnsanlar (başlangıçta tevhit inancına bağlı) tek bir ümmet idiler; sonra ayrılığa düştüler. Eğer (azabın ertelenmesiyle ilgili olarak ezelde) Rabbinden bir söz geçmiş olmasaydı, ayrılığa düştükleri hususlarda aralarında derhal hüküm verilir (işleri bitirilir)di.

  6. Yûnus 20

    "Ona (peygambere) Rabbinden bir mucize indirilse ya!" diyorlar. De ki: "Gayb ancak Allah'ındır. Bekleyin, şüphesiz ben de sizinle birlikte bekleyenlerdenim!"

  7. Yûnus 21

    Kendilerine dokunan bir sıkıntıdan sonra, insanlara bir rahmet (ferahlık ve mutluluk) tattırdığımız zaman, bir de bakarsın ki ayetlerimiz hakkında onların bir tuzakları (birtakım tertipleri ve asılsız iddiaları) vardır. De ki: "Allah, daha çabuk tuzak kurar." Şüphesiz elçilerimiz (melekler) kurmakta olduğunuz tuzakları yazıyorlar.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

18. “Onlar” yani Allah Rasûlünü yalanlayan müşrikler, “Allah’ın dışında kendilerine ne zarar ne de fayda veremeyecek şeylere tapıyor” Tapındıkları mabudlar onlara zerre kadar bir fayda sağlayamadığı gibi, gelecek hiçbir kötülüğü de önleyemez “ve” herhangi bir delilleri bulunmaksızın: “Bunlar Allah katında bizim şefaatçilerimizdir, diyorlar.” Yani onlara kendilerini Allah’a yakınlaştırsınlar ve O’nun nezdinde kendilerine şefaatçi olsunlar diye tapınıyorlar. Bu ise kendiliklerinden uydurdukları bir sözdür. Bu yüzden Yüce Allah bu iddialarını çürüterek şöyle buyurmaktadır:

“De ki: Siz Allah’a göklerde ve yerde bilmediği bir şeyi mi haber veriyorsunuz?” Yani göklerde ve yerde bulunan her şeyi ilmi ile kuşatan Yüce Allah, size kendisinin hiçbir ortağı bulunmadığını, kendisi ile birlikte hiçbir hak ilah olmadığını haber vermektedir. Siz ise ey müşrikler, bunlarda Allah’ın ortaklarının bulunduğunu iddia ediyorsunuz. O halde siz, Yüce Allah’a kendisi için gizli kalan fakat sizin bildiğiniz bir şeyi mi haber veriyorsunuz? Peki, siz mi daha iyi bilirsiniz, Allah mı? Acaba sapık, cahil ve beyinsiz bu kimselerin, alemlerin Rabbinden daha bilgili oldukları anlamına gelen bu sözden daha batıl, daha çürük bir iddia bulunabilir mi? Aklı başında olan bir kimse sadece bu söz üzerinde düşünmekle yetinecek olursa onun, bozuk ve batıl olduğuna kesin karar verecektir.

“O, ortak tutmakta oldukları her şeyden münezzeh ve yücedir.” O’nun herhangi bir ortağının ya da denginin olmasından münezzehtir, çok yücedir. Aksine Allah, bir ve tektir, Sameddir (kimseye muhtaç değildir, her şey O’na muhtaçtır), göklerde ve yerde O’ndan başka hiçbir hak ilah da yoktur. Ulvi ve süfli alemde hak etmedikleri halde kendilerine tapınılan bütün mabudlar, aklen de dinen de fıtraten de batıldırlar: “Bu böyledir. Çünkü Allah hakkın ta kendisidir. O’ndan başka taptıkları ise bizatihi batıldır. Şüphesiz ki Allah en yücedir, en büyüktür.” (el-Hac, 22/62)

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Müşrikler, ilah olduğunu iddia ettikleri, kendilerine de hiç bir zarar ve fayda vermeyen şeylere, Allah ile birlikte ibadet ederler. Oysa gerçek mabut dilediği zaman fayda ve zarar verendir. Yine ibadet ettikleri ilahları hakkında şöyle derler: "Onlar Allah katında bize şefaatçidirler. Allah günahlarımız sebebi ile bize azap etmez." -Ey Peygamber!- Onlara de ki: Siz, her şeyi hakkıyla bilen Allah'a, kendisinin bir ortağı olduğunu mu haber veriyorsunuz? Hâlbuki O, göklerde ve yerde bir ortağı olduğunu bilmemektedir. (Yani O'nun bir ortağı yoktur) Yüce Allah, müşriklerin batıl ve yalan söyledikleri şeylerden uzaktır ve münezzehtir.

Kelimeler

29 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. وَيَعْبُدُونَ ve yea'budune ve ibadet ediyorlar kök: عبد
  2. مِن min
  3. دُونِ duni bırakıp kök: دون
  4. ٱللَّهِ llahi Allah'ı kök: اله
  5. مَا ma şeylere
  6. لَا la hiç
  7. يَضُرُّهُمْ yedurruhum bir zararı olmayan kök: ضرر
  8. وَلَا ve la ve
  9. يَنفَعُهُمْ yenfeuhum yararı olmayan kök: نفع
  10. وَيَقُولُونَ ve yekulune ve diyorlar ki kök: قول
  11. هَـٰٓؤُلَآءِ ha'ula'i bunlar
  12. شُفَعَـٰٓؤُنَا şufeaa'una bizim şefaatçilerimizdir kök: شفع
  13. عِندَ inde katında kök: عند
  14. ٱللَّهِ ۚ llahi Allah kök: اله
  15. قُلْ kul de ki kök: قول
  16. أَتُنَبِّـُٔونَ etunebbiune bildiriyor musunuz? kök: نبا
  17. ٱللَّهَ llahe Allah'a kök: اله
  18. بِمَا bima bir şeyi
  19. لَا la
  20. يَعْلَمُ yea'lemu bilmediği kök: علم
  21. فِى fi
  22. ٱلسَّمَـٰوَٰتِ s-semavati göklerde kök: سمو
  23. وَلَا ve la ve
  24. فِى fi
  25. ٱلْأَرْضِ ۚ l-erdi yerde kök: ارض
  26. سُبْحَـٰنَهُۥ subhanehu O münezzehtir kök: سبح
  27. وَتَعَـٰلَىٰ ve teaala ve yücedir kök: علو
  28. عَمَّا amma
  29. يُشْرِكُونَ yuşrikune ortak koştuklarından kök: شرك

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: شفع (31 geçiş) · Aynı kök: نفع (50 geçiş) · Aynı kök: علو (70 geçiş)

    Allah katında, O'nun izin verdiği kimseden başkasının şefaati yarar sağlamaz. (Şefaat için izin verilip de) kalplerinden korku giderilince…

  • Aynı kök: شفع (31 geçiş) · Aynı kök: نفع (50 geçiş) · Ortak kavram: Şefaat

    Kimsenin kimse namına bir şey ödemeyeceği, hiç kimseden fidye alınmayacağı, kimseye şefaatin (aracılığın) yarar sağlamayacağı ve hiç kimsenin hiçbir…

  • Aynı kök: شفع (31 geçiş) · Aynı kök: نفع (50 geçiş) · Ortak kavram: Şefaat

    O gün, Rahman'ın izin verdiği ve sözünden razı olduğu kimseden başkasının şefaati fayda vermez.

  • Aynı kök: علو (70 geçiş) · Aynı kök: سبح (92 geçiş) · Ortak kavram: Tesbih

    Bir de cinleri Allah'a birtakım ortaklar yaptılar. Oysa onları O yarattı. Bilgisizce Allah'a oğullar ve kızlar da uydurdular. O, onların…

  • Aynı kök: علو (70 geçiş) · Aynı kök: سبح (92 geçiş) · Ortak kavram: Tesbih

    Allah'ın emri gelecektir. Artık onun acele gelmesini istemeyin. Allah, onların ortak koştukları şeylerden uzaktır, yücedir.

  • Aynı kök: علو (70 geçiş) · Aynı kök: سبح (92 geçiş) · Ortak kavram: Tesbih

    Rabbin, dilediğini yaratır ve seçer. Onların ise seçim hakkı yoktur. Allah, onların ortak koştuklarından uzaktır ve yücedir.

  • Aynı kök: نفع (50 geçiş) · Aynı kök: ضرر (74 geçiş) · Ortak kavram: Şirk

    De ki: "Göklerin ve yerin Rabbi kimdir?" "Allah'tır" de. De ki: "O'nu bırakıp da kendilerine (bile) bir faydası ve zararı olmayan dostlar (mabutlar)…

  • Aynı kök: سبح (92 geçiş) · Ortak kavram: Tesbih · Ortak kavram: Şirk

    (Yahudiler) Allah'ı bırakıp, hahamlarını; (hıristiyanlar ise) rahiplerini ve Meryem oğlu Mesih'i rab edindiler. Oysa, bunlar da ancak, bir olan…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

78 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

Onlar Allah'ın peşi sıra kendilerine zarar da yarar da sağlamayacak şeylere tapıyorlar ve "Bunlar, Allah katında bizim şefaatçilerimizdir." diyorlar. dipnot 1 De ki: "Siz Allah'a göklerde ve yerde bilemeyeceği bir şeyi mi bildiriyorsunuz! dipnot 2 O, onların ortak koştuklarından yüce ve uzaktır."

Mehmet Okuyan — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Bu ayet Zümer 39:3 ile birlikte okunmalıdır. Kişinin kendisini Yüce Allah'a yaklaştıracak aracılar edinmesi şirktir ve eğer tevbe edilmezse, şirk denen kabul Nisâ 4:48 ve 116'da da belirtildiği gibi Allah tarafından affedilmeyecek tek günah olarak tanıtılmaktadır. Müşriklerin Yüce Allah katında putlardan şefaat beklemesi onların bir kısmının da olsa ahirete inandığını gösterebileceği gibi, bu şefaat beklentisinin dünyada durumlarının düzeltilmesi beklentisi olduğu da ifade edilmektedir. Bu durumda müşrikler içerisinde bu türden şefaata inananların ahirete inanmadıkları belirtilmiş olur.
  2. metne dön, dipnot 2
    Bu cümle Ra‘d 13:33 ve Hucurât 49:16. ayetlerle birlikte okunmalıdır. Amaç insanların hadlerini aşarak Yüce Allah'a din öğretmeye kalkışmamasına dikkat çekmek ve O'nun bilmediği hiçbir şeyin olmadığını vurgulamaktır.

Mustafa İslamoğlu

Bir de Allah'ın peşi sıra kendilerine yararı da zararı da dokunmayan varlıklara kulluk edip de, üstelik "İşte şunlar Allah katında bizim kayırıcılarımızdır" diyenler (iflah olmaz). De ki: "Yoksa siz Allah'a, göklerde ve yerde bilmediği bir şey var da,, onu mu haber veriyorsunuz?" O, sınırsız yüceliği ve aşkın varlığıyla, onların putlaştırdığı her şeyden beridir.

Muhammed Esed

ve (ne de) Allah'la beraber, kendilerine ne bir yarar ne de zarar verebilecek durumda olmayan şeylere veya varlıklara kulluk edip (kendi kendilerine), "Bunlar bizim Allah katındaki kayırıcılarımızdır" diyen (kimse)ler!.. De ki: "Göklerde ve yerde Allah'ın bilmediği bir şeyi mi O'na haber verebileceğinizi sanıyorsunuz? (Yoo,) kudret ve egemenliğinde sınırsız olan O'dur, ve insanların O'na, ilahlığında ortak yakıştırdıkları her şeyden sonsuzcasına yücedir.

Ahmed Hulusi

Allah dunundakilere tapınırlar; oysa onlar ne zararı ne de faydası olmayan şeylerdir! Üstelik: "İşte bunlar Allah indinde bizim şefaatçilerimiz" derler. . . De ki: "Siz, Allah'a, semalar ve arzda bilmediği bir şeyi mi haber veriyorsunuz?" Subhan'dır O; onların ortak koştuklarından münezzeh ve yücedir.

Ali Bulaç

Allah'ı bırakıp kendilerine zarar vermeyecek ve yararları dokunmayacak şeylere kulluk ederler ve: "Bunlar Allah katında bizim şefaatçilerimizdir" derler. De ki: "Siz, Allah'a, göklerde ve yerde bilmediği bir şey mi haber veriyorsunuz? O, sizin şirk koştuklarınızdan uzak ve yücedir."

Ali Özek ve heyeti

Onlar Allah'ı bırakıp kendilerine ne zarar ne de fayda verebilecek şeylere tapıyorlar ve: «Bunlar, Allah katında bizim şefaatçılarımızdır» diyorlar. De ki: «Siz Allah’a göklerde ve yerde bilemeyeceği bir şeyi mi haber veriyorsunuz? Hâşâ! O, onların ortak koştuklarından uzak ve yücedir.»

Ali Rıza Safa

Allah'tan başka bir de ayrıca, kendilerine bile, ne bir yitim ne de bir yarar veremeyecek olanlara hizmet ediyorlar. Üstelik şöyle diyorlar: "Bunlar, Allah'ın katındaki ara bulucularımızdır!" De ki: "Allah'ın, göklerde ve yeryüzünde bilmediği bir şeyi mi haber veriyorsunuz?" O, onların ortaklar koştuklarından ayrıktır ve Yüceler Yücesidir.

Bayraktar Bayraklı

Onlar Allah'ı bırakıp, kendilerine ne zarar ne de fayda verebilecek şeylere tapıyorlar ve "Bunlar, Allah katında bizim şefaatçilerimizdir" diyorlar. De ki: "Siz Allah'a göklerde ve yerde bilmeyeceği bir şeyi mi haber veriyorsunuz? Haşa! O, onların ortak koştuklarından uzak ve yücedir."

Edip Yüksel

ALLAH'ı bırakıp, kendilerine ne zarar ne de yarar veremeyenlere hizmet ediyorlar ve "Bunlar, ALLAH yanında bize şefaat edecekler" diyorlar. De ki: "ALLAH'ın göklerde ve yerde bilmediği şeyleri mi O'na bildiriyorsunuz? O çok yücedir, ortak koştuklarınızdan uzaktır."

Edip Yüksel (Eski Baskı)

ALLAH'ı bırakıp, kendilerine ne zarar ne de yarar veremiyenlere tapıyorlar ve 'Bunlar, ALLAH yanında bize şefaat edecekler,' diyorlar. De ki: 'ALLAH'ın göklerde ve yerde bilmediği şeyleri mi O'na bildiriyorsunuz? O çok yücedir, ortak koştuklarınızdan uzaktır.'

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Allah'ı bırakıyorlar da kendilerine ne zarar, ne de fayda vermeyecek şeylere tapıyorlar ve: "Ha, onlar bizim Allah yanında şefaatçılarımız!" diyorlar. De ki: "Siz Allah'a göklerde ve yerde bilmediği birşey mi haber vereceksiniz?" Haşa! O, onların ortak koştukları şeylerin hepsinden münezzeh, yüksek çok yüksektir.

Elmalılı Hamdi Yazır

Allahı bırakıyorlar da kendilerine ne zarar, ne menfaat veremiyecek şeylere tapıyorlar, ve "ha, onlar bizim Allah yanında şefaatçilerimizdir" diyorlar, de ki: siz Allaha Göklerde ve Yerde bilmediği bir şey mi haber vereceksiniz? Haşa o onların isnad ettikleri ortaklıklardan münezzeh sübhan, yüksek çok yüksektir

Erhan Aktaş

Onlar, Allah'ın yanı sıra bir de kendilerine ne bir zarar ne bir yarar sağlamayan şeylere kulluk ediyorlar ve "Bunlar, Allah'ın katında bizim şefaatçilerimizdir. dipnot 1 " diyorlar. De ki: "Allah'a, göklerde ve yerde kendisinin bilmediği bir şeyi mi haber veriyorsunuz?" Allah, onların ortak koştuklarından Münezzeh'tir dipnot 2 ve Çok Yüce'dir.

Erhan Aktaş — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Şefaat, kelime anlamı olarak yardım etmek demektir. Kur'an, Allah'ın yanı sıra başka birilerinin "şefaat" edebileceği anlayış ve inancını kesin ve açık bir şekilde reddetmektedir. Nebiler de dahil hiç kimsenin şefaat etme hakkı yoktur. Kur'an'a göre "şefaat" inancı kesinlikle şirktir (2:48, 123). Şefaatin olduğunu iddia etmek Allah'ın haksızlık yapacağını, torpil yapacağını söylemekle eş anlamlı bir iddiadır. Bu Allah'a atılan büyük bir iftiradır. Yüzlerce ayette, herkese sadece ve sadece yaptıklarının karşılığının verileceğini ve şefaatin olmadığını açıkça söylenmesine rağmen, şefaatin olduğuna inanmak, Allah'ın sözüne itibar etmemektir.
  2. metne dön, dipnot 2
    Kusur ve eksikliklerden arınık, eşsiz ve benzersiz. Allah'a ait nitelikler hiçbir varlıkta yoktur. Allah'ın acizlik, eksiklik ve yaratılmış özelliklerinden arınmış olduğunu benimsemek. Tenzih, tevhidin başka bir ifadesidir. Eş koşulanların ve yakıştırılan niteliklerin tamamından arındırma demektir. "Hiçbir şey O'nun benzeri değildir (42:11)." Allah'a ait nitelikler hiçbir varlıkta yoktur.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Onlar, Allah'ın yanı sıra bir de kendilerine, ne bir zarar, ne bir yarar sağlamayan şeylere kulluk ediyorlar ve "Bunlar, Allah'ın katında bizim şefaatçilerimizdir. dipnot 1 " diyorlar. De ki: "Allah'a, göklerde ve yerde kendisinin bilmediği bir şeyi mi haber veriyorsunuz?" Allah, onların ortak koştuklarından Münezzeh'tir dipnot 2 ve Çok Yüce'dir.

Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Kur'an, Allah'ın yanı sıra başka birilerinin "şefaat" edebileceği anlayış ve inancını kesin ve açık bir şekilde reddetmektedir. Kur'an'a göre Allah'ın yanı sıra başka birilerinin şefaat edebileceğine inanmak kesinlikle şirktir.
  2. metne dön, dipnot 2
    Kusur ve eksikliklerden arınık. Allah'a ait nitelikler hiçbir varlıkta yoktur. Allah'ın acizlik, eksiklik ve yaratılmış özelliklerinden arınmış olduğunu benimsemek.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Onlar, Allah'ın yanı sıra bir de kendilerine, ne bir zarar ne bir yarar sağlamayan şeylere kulluk ediyorlar ve "Bunlar, Allah'ın katında bizim şefaatçilerimizdir." diyorlar. De ki: "Allah'a, göklerde ve yerde kendisinin bilmediği bir şeyi mi haber veriyorsunuz?" Allah, onların ortak koştuklarından Münezzehtir dipnot 1 ve Çok Yücedir.

Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Allah'a ait nitelikler hiçbir varlıkta yoktur.

Gültekin Onan

Tanrı'yı bırakıp kendilerine zarar vermeyecek, yararları da dokunmayacak şeylere kulluk ederler ve: "Bunlar Tanrı katında bizim şefaatçilerimizdir" derler. De ki: "Siz, Tanrı'ya, göklerde ve yerde bilmediği bir şey mi haber veriyorsunuz? O, sizin şirk koştuklarınızdan uzak ve yücedir."

Hasan Basri Çantay

Onlar Allahı bırakıb, kendilerine ne bir zarar, kendilerine ne bir faide veremeyecek olan şeylere taparlar. Bir de: "bunlar (bu putlar) Allah yanında bizim şefaatcılarımızdır" derler. De ki: "Siz, Allaha göklerde ve yerde bilmeyeceği bir şey mi haber veriyorsunuz"? Haaşa, O, eş tutmakda oldukları her şeyden çok uzakdır, çok yücedir.

İbni Kesir

Onlar Allah'ı bırakarak; kendilerine fayda da, zarar da vermeyen şeylere taparlar. Bunlar, Allah katında bizim şefaatçılarımızdır, derler. De ki: Siz, Allah'a göklerde ve yerde bilmediği bir şey mi bildiriyorsunuz? Allah, onların ortak koşmalarından münezzeh ve yücedir.

Mehmet Alagaş

(11-18) Allah insana fenalığı / şerri de hayrı acele istemesi gibi yapsaydı, süreleri / ecelleri hemen gerçekleşirdi , bize inanmayanları taşkınlıklarında / tuğyanlarında bocalıyor halde bırakırız. İnsana bir zarar dokunursa yatar yahut oturur vaziyette veya ayakta iken bize dua eder, ne zaman ki zararı ondan kaldırırız, sanki / adeta dokunan zarar nedeniyle dua etmemişçesine geçip gider , savurganlara / israf edenlere yapıyor oldukları böyle süslenir. Önceleri nice nesilleri zulümlerinden dolayı helak ettik, elçiler imiz onlara açık delillerle geldiler onlar da inanan olmadılar , bu şekilde suçlu boyları / kavimleri cezalandırırız, sonra da onların ardından sizleri, bakalım nasıl hareket ediyorsunuz diye devralanlar / halifeler yaptık. Açık ve net ayetlerimiz onlara sözlü okunduğu / tilavet edildiği zaman bizimle buluşmayı ummayanlar derler ki bundan başka kuran getir veya değiştir onu / mübadele et. De ki kendimce onu değiştirmem olabilecek şey değil, ben sadece bana vahyolunana uyarım ve eğer Rabbime isyan edersem kesinlikle büyük bir gün azabından korkarım, de ki eğer Allah isterse ben onu size okuyamazdım sizde onu bilemezsiniz / idrak edemezdiniz , önceden aranızda bir ömür kaldım akletmiyormusunuz? Allaha yalanı iftira edenden yahut ayetlerini yalanlayandan daha zalim kim olabilir? Muhakkak ki o, suçluları kurtuluşa erdirmez / felaha erdirmez. Allah’ın dışında onlara ne bir zararı yahut faydası olmayan şeylere tapıyorlar / ibadet ediyorlar. İşte bunlar Allah yanında bizim aracılarımız / şefaatçilerimiz diyorlar. Allaha arzda ve semalarda bilmediği bir şeyi mi haber vereceksiniz? O şirk koştuklar ınızdan üstündür ve yücedir.

Rowwad Tercüme Merkezi

Onlar Allah ile birlikte kendilerine ne bir zarar ne de bir fayda vermeyecek olan şeylere ibadet ederler. Bir de: “Bunlar Allah katında bizim şefâatçilerimizdir” derler. De ki: Allah’a, göklerde ve yerde bilmediği bir şeyi mi haber veriyorsunuz? Allah, onların şirk koşmalarından münezzehtir ve çok yücedir.

Süleyman Ateş

Allah'ı bırakıp kendilerine ne zarar, ne de yarar veremeyen şeylere tapıyorlar ve: "Bunlar Allah katında bizim şefa'atçilerimizdir!" diyorlar. De ki: "Allah'ın, göklerde ve yerde bilmediği bir şeyi mi Allah'a haber veriyorsunuz?" O, onların koştukları ortaklardan uzak ve yücedir.

Süleymaniye Vakfı

Kendilerine zararı olmayacak ve bir fayda da sağlamayacak olan varlıkları Allah ile aralarına koyarak onlara kulluk eder dipnot 1 ve şöyle derler: "Onlar, Allah katında bizim şefaatçilerimizdir dipnot 2 ." De ki: "Göklerde ve yerde bilmediği bir şey var da Allah'a onu mu haber veriyorsunuz dipnot 3 !" Allah, onların ortak saydıklarından uzak ve yücedir.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Kendilerine zarar vermeyecek, fayda da sağlamayacak olan şeyi Allah ile aralarına koyup kul olurlar. Bir de derler ki "Bunlar Allah'ın yanında bizi yanına alacak (şefaat edecek) olanlardır." De ki "Siz Allah'a, göklerde ve yerde bilmediği bir şeyi mi haber veriyorsunuz?" O, onların ortak saydıklarından uzak ve yücedir."

Şaban Britch

Kendilerine fayda da zarar da veremeyen şeylere: Bunlar Allah katında bizim şefaatçilerimizdir, diyerek Allah’tan başkalarına ibadet ederler. De ki: Allah’a, göklerde ve yerde bilmediği bir şeyi mi haber veriyorsunuz? Allah, koştukları şirklerden münezzeh ve yücedir.

Şaban Piriş

Kendilerine fayda da zarar da veremeyen şeylere: -Bunlar Allah katında bizim şefaatçilerimizdir, diyerek Allah'tan başkalarına kulluk ederler. De ki: -Allah'a, göklerde ve yerde bilmediği bir şeyi mi haber veriyorsunuz? Allah, koştukları şirklerden münezzeh ve yücedir.

Yaşar Nuri Öztürk

Allah'ın yanında bir de kendilerine zarar veremeyen, yarar sağlayamayan şeylere kulluk ediyorlar ve şöyle diyorlar: "Bunlar bizim Allah katındaki şefaatçılarımızdır." De onlara: "Allah'a, göklerde ve yerde bilmediği şeyleri mi haber veriyorsunuz?" Şanı yücedir O'nun, ortak koştuklarından arınmıştır O.

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

They worship besides Allah what shall never hurt them nor profit them, and they claim that such objects of worship shall serve as their intercessors pleading on their behalf with Allah! Say to them O Muhammad: Do you inform Allah of what He does not know in the heavens and the earth!" Glory be to Him- and extolled are His glorious attributes; He is infinitely far beyond those whom or which they incorporate with Him.

Abdul Haleem

They worship alongside God things that can neither harm nor benefit them, and say, ‘These are our intercessors with God.’ Say, ‘Do you think you can tell God about something He knows not to exist in the heavens or earth? Glory be to Him! He is far above the partner-gods they associate with Him!

Abdullah Yusuf Ali

They serve, besides Allah, things that hurt them not nor profit them, and they say: "These are our intercessors with Allah." Say: "Do ye indeed inform Allah of something He knows not, in the heavens or on earth?- Glory to Him! and far is He above the partners they ascribe (to Him)!"

Abul A'la Maududi

They worship, beside Allah, those who can neither harm nor profit them, saying; 'These are our intercessors with Allah.' Tell them (O Muhammad): 'Do you inform Allah of something regarding whose existence in the heavens or on the earth He has no knowledge? dipnot 1 Holy is He and He is exalted far above what they associate with Him in His divinity'.

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    This is a fine way of saying that no such intercessors exist as can plead their cases with Allah. For if something is not in the knowledge of Allah, it implies that it does not exist at all, for everything that exists anywhere in the heavens and the earth is in His knowledge.

Aisha Bewley

They worship, instead of Allah, what can neither harm them nor help them, saying, ‘These are our intercessors with Allah. ’ Say: ‘Would you inform Allah of something about which He does not know either in the heavens or on the earth?’ May He be glorified and exalted above what they associate with Him!

Al-Hilali & Khan

And they worship besides Allâh things that harm them not, nor profit them, and they say: "These are our intercessors with Allâh." Say: "Do you inform Allâh of that which He knows not in the heavens and on the earth?" Glorified and Exalted is He above all that which they associate as partners (with Him)!

Ali Quli Qarai

They worship besides Allah that which neither causes them any harm, nor brings them any benefit, and they say, ‘These are our intercessors with Allah. ’ Say, ‘Will you inform Allah about something He does not know in the heavens or on the earth?’ Immaculate is He and exalted above [having] any partners that they ascribe [to Him]!

Amatul Rahman Omar

And (some) people worship, apart from Allâh, things that can neither harm them (of their own accord) nor can help them. They say, `These are our intercessors with Allâh.' Say, `Do you (presume to) inform Allâh of the things of whose existence in the heavens or in the earth He does not know?' Glory be to Him! High be He, exalted above (all the things) they associate (with Him).

Arthur John Arberry

They serve, apart from God, what hurts them not neither profits them, and they say, 'These are our intercessors with God. ' Say: 'Will you tell God what He knows not either in the heavens or in the earth?' Glory be to Him! High be He exalted above that they associate!

Bijan Moeinian

Those people, instead of worshipping God alone, worship the idols who can neither harm nor benefit them. They say: "These are intermediary between the Lord and us and will ask God to forgive us." Reply: “Do you want to say that you are aware of the creatures that God Himself is not aware of neither in the heavens nor on earth?” Glory to the Lord; He is far above needing partners.

E. Henry Palmer

They worship beside God what can neither harm them nor profit them, and they say, 'These are our intercessors with God!' Say, 'Will ye inform God of aught in the heavens or the earth, that He knows not of?' Celebrated be His praise! and exalted be He, above what they associate with Him!

Edip-Layth

They serve besides God what does not harm them or benefit them, and they say, "These are our intercessors with God." Say, "Are you informing God of what He does not know in the heavens or in the earth?" Be He glorified and high from what they set up.

George Sale

They worship besides God, that which can neither hurt them nor profit them, and they say, these are our intercessors with God. Answer, will ye tell God that which He knoweth not, neither in heaven nor in earth? Praise be unto Him! And far be that from Him, which they associate with Him!

Hamid S. Aziz

Who does greater wrong than he who forges a lie concerning Allah, or denies His revelations? Verily, the guilty are never successful.

Mahmoud Ghali

And they worship, apart from Allah, what neither harms them nor profits them; and they say, "These are our intercessors in the Providence of Allah. " Say, "Do you really inform Allah of what He does not know (either) in the heavens or in the earth?" All Extolment be to Him! And Supremely Exalted be He above whatever they associate!.

Marmaduke Pickthall

They worship beside Allah that which neither hurteth them nor profiteth them, and they say: These are our intercessors with Allah. Say: Would ye inform Allah of (something) that He knoweth not in the heavens or in the earth? Praised be He and High Exalted above all that ye associate (with Him)!

Mohamed Ahmed - Samira

They worship those besides God who cannot do them harm or bring them gain, and say: "These are our intercessors with God. " Say: "Do you want to inform God of things in the heavens and the earth He does not know?" Glorious is He, and too exalted for what they associate with Him!

Muhammad Asad

and [neither will] they [who] worship, side by side with God, things or beings that can neither harm nor benefit them, saying [to themselves], "These are our intercessors with God!" Say: "Do you [think that you could] inform God of anything in the heavens or on earth that He does not know? Limitless is He in His glory, and sublimely exalted above anything to which men may ascribe a share in His divinity!"

Mustafa Khattab

They worship besides Allah others who can neither harm nor benefit them, and say, "These are our intercessors with Allah." Ask ˹them, O  Prophet˺, “Are you informing Allah of something He does not know in the heavens or the earth? Glorified and Exalted is He above what they associate ˹with Him˺!”

Progressive Muslims

And they serve besides God what does not harm them or benefit them, and they Say: "These are our intercessors with God. " Say: "Are you informing God of what He does not know in the heavens or in the Earth" Be He glorified and high from what they set up.

Rashad Khalifa

They worship beside GOD idols that possess no power to harm them or benefit them, and they say, "These are our intercessors at GOD!" Say, "Are you informing GOD of something He does not know in the heavens or the earth?" Be He glorified. He is the Most High; far above needing partners.

Sahih International

And they worship other than Allah that which neither harms them nor benefits them, and they say, "These are our intercessors with Allah " Say, "Do you inform Allah of something He does not know in the heavens or on the earth?" Exalted is He and high above what they associate with Him

Sam Gerrans

And they serve, besides God, what neither harms them nor benefits them; and they say: “These are our intercessors with God.” Say thou: “Would you inform God of what He knows not in the heavens or in the earth?” Glory be to Him! And exalted is He above that to which they ascribe a partnership!

Shabbir Ahmed

They worship and obey besides Allah, deities that can neither harm nor benefit them. They say, "These are our intercessors with Allah." Say, "Are you informing Allah of what He knows not in the heavens and the earth? Glory to Him! (39:3). He is High, Exalted above all that they associate with Him."

Syed Vickar Ahamed

Besides Allah, they worship things that do not hurt them, nor help them, and they say: "These are our intercessors (helpers) with Allah. " Say: "Do you really tell Allah something that He does not know, in the heavens or on earth? Glory to Him! And High is He above the partners they ascribe (to Him)!"

Taqi Usmani

Beside Allah, they worship those who can neither harm nor benefit them, and they say, "These are our intercessors with Allah." Say, “Are you informing Allah of what He does not know as existing in the heavens or on the earth?” Pure is He, and far higher than what they associate with Him.

The Monotheist Group

And they serve besides God what does not harm them or benefit them, and they say: "These are our intercessors with God." Say: "Are you informing God of what He does not know in the heavens or the earth?" Be He glorified and exalted above what they set up.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Yûnus suresi, 18. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Yûnus suresi, 18. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Yûnus suresi, 18. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩