Zuhruf suresi

Zuhruf suresi, 30. ayet

Zuhruf suresi, 30. ayet. وَلَمَّا جَآءَهُمُ ٱلْحَقُّ قَالُوا۟ هَٰذَا سِحْرٌ وَإِنَّا بِهِۦ كَٰفِرُونَ

velemmâ câehümü-lḥaḳḳu ḳâlû hâẕâ siḥruv veinnâ bihî kâfirûn.

Diyanet İşleri

Fakat kendilerine Hak gelince, "Bu bir büyüdür, biz onu kesinlikle inkar ediyoruz" dediler.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Zuhruf 27–33 · surenin 30. ayeti / 89

Konu İbrâhim'in sözü; "iki şehrin birinden büyük bir adam" Zuhruf 26–35 3

  1. Zuhruf 27

    "Ben ancak O, beni yaratana taparım. Şüphesiz O beni doğru yola iletecektir."

  2. Zuhruf 28

    İbrahim bunu, belki dönerler diye, ardından gelecekler arasında kalıcı bir söz yaptı.

  3. Zuhruf 29

    Doğrusu onları (Mekke müşriklerini) ve atalarını kendilerine hak olan Kur'an ve onu açıklayan bir peygamber gelinceye kadar (dünya nimetlerinden) yararlandırırım.

  4. 30

    Fakat kendilerine Hak gelince, "Bu bir büyüdür, biz onu kesinlikle inkar ediyoruz" dediler.

  5. Zuhruf 31

    "Bu Kur'an, iki şehrin birinden bir büyük adama indirilseydi ya!" dediler.

  6. Zuhruf 32

    Rabbinin rahmetini onlar mı bölüştürüyorlar? Dünya hayatında onların geçimliklerini aralarında biz paylaştırdık. Birbirlerine iş gördürmeleri için, (çeşitli alanlarda) kimini kimine, derece derece üstün kıldık. Rabbinin rahmeti, onların biriktirdikleri (dünyalık) şeylerden daha hayırlıdır.

  7. Zuhruf 33

    Eğer bütün insanlar (kafirlere verdiğimiz nimetlere bakıp küfürde birleşen) bir tek ümmet olacak olmasalardı, Rahman'ı inkar edenlerin evlerine gümüşten tavanlar ve üzerine çıkacakları merdivenler yapardık.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

30. Asgari seviyede bir dinî inancı ve aklı bulunan kimsenin kabul etmesi ve kendisine bağlanması gereken “hak onlara gelince: Bu bir sihirdir ve biz onu kesinlikle inkâr ediyoruz, dediler.” Bu ise inatlaşmanın ve hakka karşı ayrılıkçı bir tutum takınmanın en ileri şeklidir. Onlar, bu haktan yüz çevirmekle yetinmemiş, hatta onu bile bile inkâr etmekle de kalmamış, bir de ona çok çirkin bir şekilde dil uzatmışlardır. Onu ancak insanların en kötülerinin ve en büyük iftiracılarının ortaya attığı batıl bir sihir seviyesinde değerlendirmişlerdir. Böyle bir iftirada bulunmaya onları iten ise Yüce Allah’ın kendilerini ve atalarını faydalandırdığı nimetler dolayısı ile azgınlaşmalarıdır.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

İçerisinde hiç bir şüphe bulunmayan hak olan bu Kur'an kendilerine geldiği zaman şöyle demişlerdi: "Bu bir sihirdir ve Muhammed bizi onunla büyülüyor. Şüphesiz biz ona küfreden kimseleriz ve asla ona inanmayacağız."

Kelimeler

9 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. وَلَمَّا velemma fakat
  2. جَآءَهُمُ ca'ehumu onlara gelince kök: جيا
  3. ٱلْحَقُّ l-hakku gerçek kök: حقق
  4. قَالُوا۟ kalu dediler kök: قول
  5. هَـٰذَا haza bu
  6. سِحْرٌۭ sihrun büyüdür kök: سحر
  7. وَإِنَّا ve inna ve elbette biz
  8. بِهِۦ bihi onu
  9. كَـٰفِرُونَ kafirune tanımayız kök: كفر

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 3 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: سحر (63 geçiş)

    "Süleyman'ın hükümranlığı hakkında şeytanların (ve şeytan tıynetli insanların) uydurdukları yalanların ardına düştüler. Oysa Süleyman (büyü yaparak)…

  • Aynı kök: سحر (63 geçiş)

    (16-17) (Bunlar), "Rabbimiz, biz iman ettik. Bizim günahlarımızı bağışla. Bizi ateş azabından koru" diyenler, sabredenler, doğru olanlar, huzurunda…

  • Aynı kök: سحر (63 geçiş)

    O gün Allah, şöyle diyecek: "Ey Meryem oğlu İsa! Senin üzerindeki ve annen üzerindeki nimetimi düşün. Hani, seni Ruhu'l-Kudüs (Cebrail) ile…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

68 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

Kendilerine o gerçek (vahiy) gelince "Bu bir büyüdür; şüphesiz ki biz onu inkâr edenleriz!" dediler.

Mustafa İslamoğlu

Ama hakikat ayaklarına kadar geldiği zaman da, "Bu bir sihirdir, biz bunu kesinlikle reddediyoruz" dediler.

Muhammed Esed

ama şimdi hakikat onlara ulaşınca, "Bütün bunlar sadece büyüleyici laflardır ve biz onlarda bir doğruluk payı olduğuna inanmıyoruz!" derler.

Ahmed Hulusi

Hak onlara geldiğindeyse dediler: "Bu bir büyüdür. . . Biz Onu kabul etmeyiz!"

Ali Bulaç

Ancak kendilerine hak gelince, dediler ki: "Bu bir büyüdür, doğrusu biz ona (karşı) kafir olanlarız."

Ali Özek ve heyeti

Fakat kendilerine hak gelince: Bu bir büyüdür, biz onu tanımıyoruz, dediler.

Ali Rıza Safa

Onlara gerçek geldiğinde, şöyle dediler: "Bir büyü bu; zaten kesinlikle Onu inkar ediyoruz!"

Bayraktar Bayraklı

Bu gerçek kendilerine geldiğinde, "Bu bir büyüdür. Biz onu reddediyoruz" dediler.

Edip Yüksel

Kendilerine gerçek geldiği zaman, "Bu bir büyüdür ve biz onu inkar ediyoruz" dediler.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Kendilerine gerçek geldiği zaman, 'Bu bir büyüdür ve biz onu inkar ediyoruz,' dediler.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Yaşattım da kendilerine hak gelince: "Bu bir sihirdir, biz buna inanmayız." dediler.

Elmalılı Hamdi Yazır

Yaşattım da kendilerine hakk gelince "bu bir sihirdir, biz buna inanmayız" dediler

Erhan Aktaş

Onlara, Hakk geldiği zaman: "Bu bir büyüdür. Biz onu yalanlayanlarız." dediler.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Onlara, Hakk geldiği zaman: "Bu bir büyüdür. Biz onu yalanlayanlarız." dediler.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Onlara, Hakk geldiği zaman: "Bu bir büyüdür. Biz onu yalanlayanlarız." dediler.

Gültekin Onan

Ancak kendilerine hak gelince, dediler ki: "Bu bir büyüdür, doğrusu biz ona kafir (olanlar)ız."

Hasan Basri Çantay

(Fakat) kendilerine o hak gelince onlar "Bu, sihirdir. Biz onu (inkar ile) küfredicileriz" demişlerdir.

İbni Kesir

Hak kendilerine geldiğinde ise: Bu bir büyüdür. Doğrusu biz, onu inkar ediyoruz, dediler.

Mehmet Alagaş

(26-45) İbrahim babasına ve kavmine dedi ki muhakkak ki ben ibadet ettiklerinizden uzağım / beriyim. Beni yaratan, ancak işte O, beni yola iletecektir. Peşinden / akabinden Onu, kalıcı / baki, bir kelime yaptı, böylelikle belki dönerler. Evet, onlara hak gelinceye, apaçık bir elçi gelinceye kadar onları da ve atalarını da ben geçindirdim, hak onlara geldiğinde ise dediler ki bu bir büyüdür ve kesinlikle biz onu yok sayanlarız / kafirleriz. Dediler ki keşke bu Kuran bu iki memleketten azametli bir adama inseydi! Onlar mı Rabbinin rahmetini taksim ediyorlar. Biz , aranızda geçimlik malzemeleri dünya hayatında taksim ediliyoruz. Bazılarınızı derece olarak bazılarınıza nazaran üstte yaptık ki bazısı bazılarını işine alsın / istihdam etsin. Rabbinin rahmeti onların birikimlerinden daha hayırlıdır. Şayet insanlar tek bir ümmet olsaydı, Rahman'ı yok sayanların / kafirlerin evlerinin çatılarını ve üzerine çıktıkları merdivenleri / mearic, evlerinin kapılarını ve yaslandıkları koltukları gümüşten ve yaldızlı yapardık. (Ayrı olduklarını belli ederdik) işte bunların hepsi dünya hayatının geçimliğidir, ahirette Rabbinin yanında ki sakınanlar içindir. Kim ki Rahman'ın hatırlatmasına / zikri ne kör bakarsa /yağşü, ona şeytanı musallat ederiz ve onu n yaşıtı olur / akranı olur , Muhakkak ki onlar yoldan alıkoyarlar onlarda hidayette olduklarını değerlendirirler / hesap ederler . Bize geldiği vakit diyecek ki keşke seninle / benim aramda iki doğu kadar mesafe olsaydı, ne kötü akransın / yaşıtsın, bugün asla size fayda yok, zulmettiniz kesinlikle azap ta da ortaksınız. Peki şimdi sen, apaçık bir sapıklık içinde ki sağıra mı işittireceksin yahut köre mi yol göstereceksin ? Eğer seni götürsek / giderirsek onlardan kesinlikle intikam alırız. Sana vaat ettiğimizi , sana göstereceğiz , onların üzerinde de iktidar sahibiyiz. Sen, sana vahyolunanı sımsıkı tut. Muhakkak ki sen doğru bir yol üzeresin. Muhakkak O, senin için de kavmin için de bir hatırlatmadır , ilerde sorulacaksınız. Senden önce ki Resullerimizden gönderdiklerimize sor bakalım, biz Rahmanın dışında, ibadet için ilahlar yapmış mıyız?

Rowwad Tercüme Merkezi

Onlara hak geldiği zaman: "Bu bir sihirdir, biz ona küfreden kimseleriz." dediler.

Süleyman Ateş

Fakat kendilerine gerçek gelince: "Bu, büyüdür, biz onu tanımayız" dediler.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Bu gerçek onlara gelince hemen "Bu bir büyüdür; biz onu tanımayız" dediler.

Şaban Britch

Onlara hak geldiği zaman: Bu bir sihirdir, biz ona küfreden kimseleriz, dediler.

Şaban Piriş

Onlara hak geldiği zaman: -Bu bir aldatmacadır, biz onu tanımıyoruz. dediler.

Yaşar Nuri Öztürk

Ne var ki, hak kendilerine geldiğinde şöyle dediler: "Bu bir büyü, biz bunu inkar ediyoruz!"

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

And now that they have been presented with the spirit of truth guiding them into all truth, they say: "This is sheer sorcery and we refuse to acknowledge it. "

Abdul Haleem

yet when the Truth came to them, they said, ‘This is sorcery. We do not believe in it,’

Abdullah Yusuf Ali

But when the Truth came to them, they said: "This is sorcery, and we do reject it."

Abul A'la Maududi

And when the Truth came to them they said: "This is just sorcery dipnot 1 and we reject it."

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    For explanation, see (Surah Al-Anbiya, Ayat 3 and E.N. 5) on it, and (E.N. 5 of Surah Suad).

Aisha Bewley

But when the truth came to them they said, ‘This is magic and we reject it. ’

Al-Hilali & Khan

And when the truth (this Qur’ân) came to them, they (the disbelievers in this Qur’ân) said: "This is magic, and we disbelieve therein."

Ali Quli Qarai

But when the truth came to them, they said, ‘This is magic, and we indeed disbelieve in it. ’

Amatul Rahman Omar

Yet no sooner did the lasting truth come to them than they said, `This is enchanting, but we are disbelievers in it altogether. '

Arthur John Arberry

And when the truth came to them, they said, 'This is a sorcery, and in it we are unbelievers. '

Bijan Moeinian

But when the Truth was revealed to them they said: "This is sorcery and we reject it. "

E. Henry Palmer

And when the truth came to them they said, 'This is magic, and we therein do disbelieve!'

Edip-Layth

When the truth came to them, they said, "This is magic, and we reject it."

George Sale

But now the truth is come unto them, they say, this is a piece of sorcery; and we believe not therein.

Hamid S. Aziz

And when the Truth came to them they said, "This is magic, and lo! We are disbelievers in it. "

Mahmoud Ghali

And as soon as the Truth came to them, they said, "This is a sorcery, and surely in it we are disbelievers. "

Marmaduke Pickthall

And now that the Truth hath come unto them they say: This is mere magic, and lo! we are disbelievers therein.

Mohamed Ahmed - Samira

Yet when the truth had come to them, they said: "This is sorcery. We shall never believe in it."

Muhammad Asad

but now that the truth has come to them, they say, "All this is mere spellbinding eloquence" - and, behold, we deny that there is any truth in it!”

Mustafa Khattab

˹But˺ when the truth came to them, they said, "This is magic, and we totally reject it."

Progressive Muslims

And when the truth came to them, they said: "This is magic, and we reject it. "

Rashad Khalifa

When the truth came to them, they said, "This is magic, and we are disbelievers therein."

Sahih International

But when the truth came to them, they said, "This is magic, and indeed we are, concerning it, disbelievers. "

Sam Gerrans

And when the truth came to them, they said: “This is sorcery, and we are deniers thereof.”

Shabbir Ahmed

But now that the Truth has come to them, they say, "It is a magical lie and, behold, we are disbelievers therein. "

Syed Vickar Ahamed

And when the Truth came to them, they said: "This is magic, and we reject it. "

Taqi Usmani

But when the truth came to them, they said, "This is magic, and we totally disbelieve in it."

The Monotheist Group

And when the truth came to them, they said: "This is magic, and we reject it."

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Zuhruf suresi, 30. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Zuhruf suresi, 30. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Zuhruf suresi, 30. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩