Zuhruf suresi

Zuhruf suresi, 28. ayet

Zuhruf suresi, 28. ayet. وَجَعَلَهَا كَلِمَةًۢ بَاقِيَةً فِى عَقِبِهِۦ لَعَلَّهُمْ يَرْجِعُونَ

vece`alehâ kelimetem bâḳiyeten fî `aḳibihî le`allehüm yerci`ûn.

Diyanet İşleri

İbrahim bunu, belki dönerler diye, ardından gelecekler arasında kalıcı bir söz yaptı.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Zuhruf 25–31 · surenin 28. ayeti / 89

Konu İbrâhim'in sözü; "iki şehrin birinden büyük bir adam" Zuhruf 26–35 3

  1. Zuhruf 25

    Biz de onlardan intikam aldık. Yalanlayanların sonu, bak nasıl oldu!

  2. Zuhruf 26

    Hani İbrahim, babasına ve kavmine şöyle demişti: "Şüphesiz ben sizin taptıklarınızdan uzağım."

  3. Zuhruf 27

    "Ben ancak O, beni yaratana taparım. Şüphesiz O beni doğru yola iletecektir."

  4. 28

    İbrahim bunu, belki dönerler diye, ardından gelecekler arasında kalıcı bir söz yaptı.

  5. Zuhruf 29

    Doğrusu onları (Mekke müşriklerini) ve atalarını kendilerine hak olan Kur'an ve onu açıklayan bir peygamber gelinceye kadar (dünya nimetlerinden) yararlandırırım.

  6. Zuhruf 30

    Fakat kendilerine Hak gelince, "Bu bir büyüdür, biz onu kesinlikle inkar ediyoruz" dediler.

  7. Zuhruf 31

    "Bu Kur'an, iki şehrin birinden bir büyük adama indirilseydi ya!" dediler.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

28. “O, bu (tevhid davetini)” yani güzel hasletlerin anası ve temeli olan, ibadeti yalnızca Yüce Allah’a ihlâsla yapıp onun dışındaki mabudlara ibadet etmekten uzaklaşmak şeklindeki bu övülmeye değer hasleti “belki” ona “dönerler diye kendisinden sonra” zürriyeti yani soyundan “gelecekler arasında ebedi kalacak bir söz olarak bıraktı.”

Çünkü bu davet, ondan yaygınlık kazanmıştır. O, soyundan gelenlere bunu vasiyet etmiştir, İshak ile Yakub da aynı şekilde onu oğullarına vasiyet etmişlerdir. O bakımdan bu tevhid daveti, ondan öğrenilerek yaygınlık kazanmıştır.

Nitekim Yüce Allah: “Kendini bilmezden başka kim İbrahim’in dininden yüz çevirebilir?…” şeklinde başlayan ayetlerde bunu ifade etmektedir. (el-Bakara, 2/130 vd)

Böylece bu tevhid sözü, onun soyunda varlığını sürdürmeye devam etmiştir. Ta ki nimetlere kavuşarak şımarıp azgınlaşma aralarında başgösterinceye kadar:

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

İbrahim, kelime-i tevhidi (Lâ ilâhe illallah'ı) zürriyetinde kendisinden sonra gelecek olanlarda devamlı kalacak bir miras olarak bıraktı. Hâlâ aralarında Allah'ı birleyenler ve O'na hiçbir şeyi şirk koşmayanlar vardır. (Zürriyetinin) O'na şirkten ve günahlardan tövbe ederek dönmeleri ümidiyle bıraktı.

Kelimeler

7 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. وَجَعَلَهَا ve cealeha ve onu yaptı kök: جعل
  2. كَلِمَةًۢ kelimeten bir söz kök: كلم
  3. بَاقِيَةًۭ bakiyeten kalıcı kök: بقي
  4. فِى fi arasında
  5. عَقِبِهِۦ akibihi kendinden sonrakiler kök: عقب
  6. لَعَلَّهُمْ leallehum umulur ki
  7. يَرْجِعُونَ yerciune dönerler (diye) kök: رجع

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: عقب (80 geçiş) · Aynı kök: رجع (104 geçiş)

    Haccı da, umreyi de Allah için tamamlayın. Eğer (düşman, hastalık ve benzer sebeplerle) engellenmiş olursanız artık size kolay gelen kurbanı…

  • Aynı kök: بقي (21 geçiş)

    Peygamberleri onlara şöyle dedi: "Onun hükümdarlığının alameti, size o sandığın gelmesidir. Onda Rabbinizden bir güven duygusu ve huzur ile Musa…

  • Aynı kök: بقي (21 geçiş)

    Ey iman edenler! Allah'a karşı gelmekten sakının ve eğer gerçekten iman etmiş kimselerseniz, faizden geriye kalanı bırakın.

  • Aynı kök: بقي (21 geçiş)

    "Eğer inanan kimselerseniz Allah'ın bıraktığı helal kazanç sizin için daha hayırlıdır. Ben sizin başınızda bir bekçi değilim."

  • Aynı kök: كلم (75 geçiş)

    Derken, Adem (vahy yoluyla) Rabbinden birtakım kelimeler aldı, (onlarla amel edip Rabb'ine yalvardı. O da) bunun üzerine tövbesini kabul etti.…

  • Aynı kök: كلم (75 geçiş)

    Şimdi, bunların size inanacaklarını mı umuyorsunuz? Oysa içlerinden birtakımı, Allah'ın kelamını dinler, iyice anladıktan sonra, onu bile bile tahrif…

  • Aynı kök: كلم (75 geçiş)

    Bilmeyenler, "Allah bizimle konuşsa, ya da bize bir mucize gelse ya!" derler. Bunlardan öncekiler de tıpkı böyle, bunların dedikleri gibi demişti.…

  • Aynı kök: عقب (80 geçiş)

    Böylece, sizler insanlara birer şahit (ve örnek) olasınız ve Peygamber de size bir şahit (ve örnek) olsun diye sizi orta bir ümmet yaptık. Her ne…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

67 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

(Allah) bunu (İbrahim'in bu sözünü), ardından geleceklere devamlı kalacak bir söz olarak bıraktı ki (insanlar gerçeğe) dönsünler.

Mustafa İslamoğlu

Bunu, ardından gelenler arasındaki baki kalacak bir söz olarak söyledi; belki (bu hak söze) dönerler diye.

Muhammed Esed

Ve bunu, daha sonra gelenler arasında yaşamaya devam eden bir söz olarak söyledi ki onlar (daima) o (sözü hatırlayıp ona) dönsünler.

Ahmed Hulusi

Bu sözünü kendinden sonra gelecekler için kalıcı bir fikir olarak oluşturdu, belki o gerçeğe dönerler diye.

Ali Bulaç

Ve bunu (bu tevhid inancını) belki (insanlar Allah'a) dönerler diye ardında (kendi soyunda) kalıcı bir kelime olarak kıldı / bıraktı.

Ali Özek ve heyeti

Bu sözü, ardından geleceklere devamlı kalacak bir miras olarak bıraktı ki, insanlar (onun dinine) dönsünler.

Ali Rıza Safa

Bunu da ardından gelecekler için kalıcı bir söz yaptı; belki dönerler diye.

Bayraktar Bayraklı

Onun bu sözünü, ardından geleceklere sürekli kalacak bir ilke olarak bıraktık ki, insanlar Rabblerine dönsünler.

Edip Yüksel

Belki doğru yola dönerler diye onun ardından gelecekler için bunu ebedi bir ders kıldı.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Belki doğru yola dönerler diye onun ardından gelecekler için bunu ebedi bir ders kıldı.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

O, bu sözü, soyu arkasında kalan bir kelime yaptı ki, tevhide dönsünler.

Elmalılı Hamdi Yazır

Ve onu ardında (zürriyyetinde) kalan bir kelime yaptı gerek ki rücu' edeler

Erhan Aktaş

İbrahim, gerçeğe yönelmeleri umuduyla takdir edilmiş hükmü gelecek nesiller için de kalıcı bir ilke yaptı.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

İbrahim, gerçeğe yönelmeleri umuduyla takdir edilmiş hükmü gelecek nesiller için de kalıcı bir ilke yaptı.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

İbrahim, gerçeğe yönelmeleri umuduyla takdir edilmiş hükmü gelecek nesiller için de kalıcı bir ilke yaptı.

Gültekin Onan

Ve bunu (bu tevhid inancını) belki (insanlar Tanrı'ya) dönerler diye ardında (kendi soyunda) kalıcı bir kelime olarak kıldı / bıraktı.

Hasan Basri Çantay

(İbrahim) bunu (bu tevhid kelimesini, ileride Mekkeliler de dinine) dönsünler diye, zürriyeti arasında baakıy bir kelime yapdı.

İbni Kesir

Ve onu; belki dönerler diye ardından gelenler için kalıcı bir kelime kıldı.

Mehmet Alagaş

(26-45) İbrahim babasına ve kavmine dedi ki muhakkak ki ben ibadet ettiklerinizden uzağım / beriyim. Beni yaratan, ancak işte O, beni yola iletecektir. Peşinden / akabinden Onu, kalıcı / baki, bir kelime yaptı, böylelikle belki dönerler. Evet, onlara hak gelinceye, apaçık bir elçi gelinceye kadar onları da ve atalarını da ben geçindirdim, hak onlara geldiğinde ise dediler ki bu bir büyüdür ve kesinlikle biz onu yok sayanlarız / kafirleriz. Dediler ki keşke bu Kuran bu iki memleketten azametli bir adama inseydi! Onlar mı Rabbinin rahmetini taksim ediyorlar. Biz , aranızda geçimlik malzemeleri dünya hayatında taksim ediliyoruz. Bazılarınızı derece olarak bazılarınıza nazaran üstte yaptık ki bazısı bazılarını işine alsın / istihdam etsin. Rabbinin rahmeti onların birikimlerinden daha hayırlıdır. Şayet insanlar tek bir ümmet olsaydı, Rahman'ı yok sayanların / kafirlerin evlerinin çatılarını ve üzerine çıktıkları merdivenleri / mearic, evlerinin kapılarını ve yaslandıkları koltukları gümüşten ve yaldızlı yapardık. (Ayrı olduklarını belli ederdik) işte bunların hepsi dünya hayatının geçimliğidir, ahirette Rabbinin yanında ki sakınanlar içindir. Kim ki Rahman'ın hatırlatmasına / zikri ne kör bakarsa /yağşü, ona şeytanı musallat ederiz ve onu n yaşıtı olur / akranı olur , Muhakkak ki onlar yoldan alıkoyarlar onlarda hidayette olduklarını değerlendirirler / hesap ederler . Bize geldiği vakit diyecek ki keşke seninle / benim aramda iki doğu kadar mesafe olsaydı, ne kötü akransın / yaşıtsın, bugün asla size fayda yok, zulmettiniz kesinlikle azap ta da ortaksınız. Peki şimdi sen, apaçık bir sapıklık içinde ki sağıra mı işittireceksin yahut köre mi yol göstereceksin ? Eğer seni götürsek / giderirsek onlardan kesinlikle intikam alırız. Sana vaat ettiğimizi , sana göstereceğiz , onların üzerinde de iktidar sahibiyiz. Sen, sana vahyolunanı sımsıkı tut. Muhakkak ki sen doğru bir yol üzeresin. Muhakkak O, senin için de kavmin için de bir hatırlatmadır , ilerde sorulacaksınız. Senden önce ki Resullerimizden gönderdiklerimize sor bakalım, biz Rahmanın dışında, ibadet için ilahlar yapmış mıyız?

Rowwad Tercüme Merkezi

Bunu, ardından geleceklere devamlı kalıcı bir söz olarak bıraktı ki, insanlar (tevhid dinine) dönsünler.

Süleyman Ateş

Ve bu sözü ardında kalıcı bir söz yaptı ki (insanlar Allah'a kulluğa) dönsünler.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Belki dönerler diye onun bu sözünü, kalıcı (sonraki nesillere kadar ulaşan) bir söz yaptık.

Şaban Britch

Bunu, ardından geleceklere devamlı kalıcı bir söz olarak bıraktı ki, insanlar (tevhid dinine) dönsünler.

Şaban Piriş

Onu, belki dönerler diye arkasında kalıcı bir söz haline getirdi.

Yaşar Nuri Öztürk

O, sözünü, kendinden sonra yaşayacak bir mesaj yaptı ki, insanlar hakka dönebilsinler.

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

A dogma he founded and he legated to his posterity and to those who would succeed him, that they may hopefully keep Allah in mind and to Him they would lift their inward sight

Abdul Haleem

and he bequeathed these words to his descendants so that they might return [to God].

Abdullah Yusuf Ali

And he left it as a Word to endure among those who came after him, that they may turn back (to Allah).

Abul A'la Maududi

And Abraham left behind this word dipnot 1 to endure among his posterity so that they may return to it. dipnot 2

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    A word: the word that none but the Creator is worthy of worship in the world.
  2. metne dön, dipnot 2
    That is, whenever they swerve from the right path, this word should be there to guide them so that they return to it again. This event has been mentioned here in order to expose the foolishness of the disbelieving Quraish and to put them to shame, as if to say: When you have adopted obedience of your ancestors, you have selected the most depraved of them for the purpose instead of the most righteous and illustrious, who were the Prophets Abraham and Ishmael (peace be upon them). The basis of the leadership of the Quraish in Arabia was that they were the descendants of the Prophets Abraham and Ishmael (peace be upon them) and were the attendants of the Kabah built by them. Therefore, they should have followed them and not their ignorant forefathers who had given up the way of the Prophets and adopted polytheism from the neighboring idol-worshipers. Furthermore, by mentioning this event another error of those people has been pointed out. That is, if the blind imitation of the forefathers, without the distinction of good and evil had been the right thing, the Prophet Abraham (peace be upon him) should have done so in the first instance. But he had plainly told his father and his people that he could not follow their creed of ignorance in which they had abandoned the Creator and made those imaginary beings their deities, who were not the creator. This shows that the Prophet Abraham (peace be upon him) did not believe in following the forefathers, but his creed was that before one followed the forefathers one should see whether they were following the right way or not, and if it became known by reason that they were following the wrong way, one should give up their way and adopt the way that was proved right.

Aisha Bewley

he made it an on-going word among his descendants so that perhaps they might turn back.

Al-Hilali & Khan

And he made it [i.e. Lâ ilâha illallâh (none has the right to be worshipped but Allâh Alone)] a Word lasting among his offspring, (True Monotheism), that they may turn back (i.e. to repent to Allâh or receive admonition).

Ali Quli Qarai

And He made it a lasting word among his posterity so that they may come back [to the right path].

Amatul Rahman Omar

And he (- Abraham) made it (- the Divine Unity) a word to abide (as a permanent legacy) among his posterity, so that they might turn (to One God).

Arthur John Arberry

And he made it a word enduring among his posterity; haply so they would return.

Bijan Moeinian

Abraham left a slogan [only God is worthy of worship] behind so that the generations to come may find guidance by following it.

E. Henry Palmer

and he made it a word remaining among his posterity, that haply they might return.

Edip-Layth

He made it a word to last in his subsequent generations; perhaps they may turn back.

George Sale

And he ordained this to be a constant doctrine among his posterity; that they should be turned from idolatry to the worship of the only true God.

Hamid S. Aziz

And he left it as a word to endure in his posterity that they may return (to Allah).

Mahmoud Ghali

And he made it a word enduring among his posterity that possibly they would return.

Marmaduke Pickthall

And he made it a word enduring among his seed, that haply they might return.

Mohamed Ahmed - Samira

This is the legacy he left to his descendants so that they may turn (to God).

Muhammad Asad

And he uttered this as a word destined to endure among those who would come after him, so that they might [always] return [to it].

Mustafa Khattab

And he left this enduring declaration among his descendants, so they may ˹always˺ turn back ˹to Allah˺.[1]

Progressive Muslims

And he made it a word to last in his subsequent generations; perhaps they may turn back.

Rashad Khalifa

This example (of Abraham) was rendered an everlasting lesson for subsequent generations; perhaps they redeem their souls.

Sahih International

And he made it a word remaining among his descendants that they might return [to it].

Sam Gerrans

And He made it a word enduring among his posterity, that they might return.

Shabbir Ahmed

And He left an enduring lesson for subsequent generations that they may seek inspiration from it. (Taking a firm stand against blind following).

Syed Vickar Ahamed

And he left it as a Word to remain for those who came after him, that they may turn back (to Allah).

Taqi Usmani

He made it a word lasting among his posterity, so that they may return.

The Monotheist Group

And he made it a word to last in his subsequent generations; perhaps they may turn back.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Zuhruf suresi, 28. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Zuhruf suresi, 28. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Zuhruf suresi, 28. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩