Zuhruf suresi

Zuhruf suresi, 54. ayet

Zuhruf suresi, 54. ayet. فَٱسْتَخَفَّ قَوْمَهُۥ فَأَطَاعُوهُ إِنَّهُمْ كَانُوا۟ قَوْمًا فَٰسِقِينَ

festeḫaffe ḳavmehû feeṭâ`ûh. innehüm kânû ḳavmen fâsiḳîn.

Diyanet İşleri

Firavun, kavmini küçük düşürdü (ezdi). Onlar da kendisine itaat ettiler. Çünkü onlar yoldan çıkmış bir toplumdu.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Zuhruf 51–57 · surenin 54. ayeti / 89
  1. Zuhruf 51

    Firavun, kavmine seslenerek dedi ki: "Ey kavmim! Mısır hükümdarlığı benim değil mi? Şu nehirler de benim altımdan akıyor (değil mi?) Hala görmüyor musunuz?"

  2. Zuhruf 52

    "Yoksa ben, şu zavallı, nerede ise maksadını anlatamayacak durumda olan bu adamdan daha hayırlı değil miyim?"

  3. Zuhruf 53

    "(Eğer doğru söylüyorsa) ona altın bilezikler atılmalı, yahut onunla beraber bulunmak üzere melekler gelmeli değil miydi?"

  4. 54

    Firavun, kavmini küçük düşürdü (ezdi). Onlar da kendisine itaat ettiler. Çünkü onlar yoldan çıkmış bir toplumdu.

  5. Zuhruf 55

    Onlar bizi bu şekilde öfkelendirince biz de onlardan öç aldık, hepsini suda boğduk.

  6. Zuhruf 56

    Onları, sonradan gelecek inkarcılara, geçmiş bir ibret ve bir örnek kıldık.

  7. Zuhruf 57

    Meryem oğlu İsa bir örnek olarak anlatılınca bir de ne göresin, senin kavmin (seni susturacak bir delil buldukları zannıyla) hemen şamata etmeye başlar.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

54. “Böylece o, kavmini küçümsedi/akıllarını hafife aldı. Onlar da ona itaat ettiler.” Firavun ortaya attığı bu şüphelerle onların akılları ile adeta alay etti. Zira onun ileri sürdüğü bu şüpheler, hiçbir değer taşımayan, hiçbir gerçekliği bulunmayan, ne hakka ne batıla delil olmayacak şeylerdir. Onlara ancak kıt akıllılar rağbet eder. Mısır mülkünün Firavun’a ait olmasının ve ırmakların onun altından akmasının, onun haklı olduğunu göstermeye delil olacak taraf neresidir? Mûsâ’ya uyanların azlığı, dilinin ağırlığı ve Allah tarafından altın bileziklerle süslenmemiş olması, onun getirdiklerinin batıl olduğuna nasıl delil olabilir?

Ancak Firavun hiçbir şekilde akıllarını kullanmayan birtakım kimselere hitap ediyordu. Onlar da o, hak ya da batıl ne söylerse ona uyuyorlardı.

“Çünkü onlar, fâsık bir toplum idi.” Fâsıklıkları sebebi ile Firavun gibi birisini onlara musallat etti; o da onlara şirki ve kötülüğü süslü ve güzel gösterdi.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Firavun; kavmini aldattı, onlar da sapıklığında ona boyun eğdiler. Şüphesiz onlar, Allah'ın yolundan çıkmış bir toplum idi.

Kelimeler

7 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. فَٱسْتَخَفَّ festehaffe küçümsedi kök: خفف
  2. قَوْمَهُۥ kavmehu kavmini kök: قوم
  3. فَأَطَاعُوهُ ۚ fe etauhu onlar da ona boyun eğdiler kök: طوع
  4. إِنَّهُمْ innehum çünkü onlar
  5. كَانُوا۟ kanu idiler kök: كون
  6. قَوْمًۭا kavmen bir kavim kök: قوم
  7. فَـٰسِقِينَ fasikine yoldan çıkmış kök: فسق

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: فسق (54 geçiş) · Aynı kök: طوع (129 geçiş) · Ortak kavram: Fısk

    Ey iman edenler! Belli bir süre için birbirinize borçlandığınız zaman bunu yazın. Aranızda bir yazıcı adaletle yazsın. Yazıcı, Allah'ın kendisine…

  • Aynı kök: فسق (54 geçiş) · Aynı kök: طوع (129 geçiş) · Ortak kavram: Fısk

    Üzerine Allah adı anılmayan (hayvan)lardan yemeyin. Çünkü bu şekilde davranış fasıklıktır. Bir de şeytanlar kendi dostlarına sizinle mücadele…

  • Aynı kök: فسق (54 geçiş) · Aynı kök: طوع (129 geçiş) · Ortak kavram: Fısk

    Yine de ki: "İster gönüllü, ister gönülsüz olarak harcayın, sizden asla kabul olunmayacaktır. Çünkü siz fasık bir topluluksunuz."

  • Aynı kök: طوع (129 geçiş) · Ortak kavram: İtaat

    Şüphesiz Safa ile Merve, Allah'ın (dininin) nişanelerindendir. Onun için her kim hac ve umre niyetiyle Kabe'yi ziyaret eder ve onları da tavaf…

  • Aynı kök: طوع (129 geçiş) · Ortak kavram: İtaat

    Oruç, sayılı günlerdedir. Sizden kim hasta, ya da yolculukta olursa, tutamadığı günler sayısınca başka günlerde tutar. Oruca gücü yetmeyenler ise bir…

  • Aynı kök: طوع (129 geçiş) · Ortak kavram: İtaat

    Sana haram ayda savaşmayı soruyorlar. De ki: "O ayda savaş büyük bir günahtır. Allah'ın yolundan alıkoymak, onu inkar etmek, Mescid-i Haram'ın…

  • Aynı kök: خفف (17 geçiş)

    Onlar, ahireti verip dünya hayatını satın alan kimselerdir. Artık bunlardan azap hiç hafifletilmez. Onlara yardım da edilmez.

  • Aynı kök: خفف (17 geçiş)

    Onlar ebedi olarak lanet içinde kalırlar. Artık ne kendilerinden azap hafifletilir, ne de yüzlerine bakılır.

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

67 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

(Firavun) kavmini küçümsemiş, onlar da kendisine boyun eğmişti. Şüphesiz ki onlar, yoldan çıkmış bir toplumdu.

Mustafa İslamoğlu

İşte böylece Firavun kavmini tahrik etti; onlar da bu tahrike kapıldılar: Zaten onlar öteden beri yoldan çıkmış bir kavimdiler.

Muhammed Esed

Firavun, böylece halkını ahmaklaştırdı ve onlar da sonunda boyun eğdiler, çünkü onlar aldatılmış, ayartılmış bir halktı!

Ahmed Hulusi

(Firavun) halkını aşağıladı. . . Onlar da ona itaat ettiler. . . Muhakkak ki onlar inancı bozulmuş bir toplumdu!

Ali Bulaç

Böylelikle kendi kavmini küçümsedi, onlar da ona boyun eğdiler. Gerçekten onlar, fasık olan bir kavimdi.

Ali Özek ve heyeti

Firavun kavmini aldattı; onlar da kendisine boyun eğdiler. Onlar yoldan çıkmış bir kavimdir.

Ali Rıza Safa

Böylece, toplumunu şapşal yerine koydu; bu yüzden, ona boyun eğdiler. Aslında, onlar, yoldan çıkmış bir toplumdu.

Bayraktar Bayraklı

Firavun kavmini aldattı; onlar da kendisine boyun eğdiler. Onlar yoldan çıkmış bir kavim idiler.

Edip Yüksel

Böylece halkını yanılttı ve onlar da ona uydular. Onlar bayağı insanlardı.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Böylece halkını yanılttı ve onlar da ona uydular. Onlar bayağı insanlardı.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Bu şekilde (Firavun) kavmini küçümsedi, onlar da ona itaat ettiler, çünkü dinden çıkmış günahkar bir kavim idiler.

Elmalılı Hamdi Yazır

Bu suretle kavmını istihfaf etti onlar da ona itaat eylediler çünkü dinden çıkmış fasık bir kavm idiler

Erhan Aktaş

Firavun halkını etkisi altına aldı. Bunun üzerine halkı ona itaat etti. Onlar fasık bir toplum oldular.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Firavun halkını etkisi altına aldı. Bunun üzerine halkı ona itaat etti. Onlar fasık dipnot 1 bir toplum oldular.

Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Günaha sapan. Günahta ısrar eden. Vahyin belirlediği sınırların dışına çıkan; iyi, doğru, güzel ve temiz şeylerden uzak kalan. İnanç olarak inanan, yaşantı olarak Kafir olan.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Firavun halkını etkisi altına aldı. Bunun üzerine halkı ona itaat etti. Onlar fasık dipnot 1 bir toplum oldular.

Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Vahyin belirlediği sınırların dışına çıkan. İyi, doğru, temiz ve güzel şeylerden uzak kalan.

Gültekin Onan

Böylelikle kendi kavmini küçümsedi, onlar da ona boyun eğdiler. Gerçekten onlar fasıklar kavmiydi.

Hasan Basri Çantay

Bu suretle kavmini küçümsedi. Onlar da kendisine itaat etdiler. Hakıykat onlar faasıklar güruhu idi.

İbni Kesir

Firavun, kavmini küçümsedi, ama onlar yine de kendisine itaat ettiler. Çünkü onlar, fasık olan bir kavim idi.

Mehmet Alagaş

(46-56) Musa'yı kesinlikle ayetlerimizle firavuna ve seçkinlerine gönderdik, muhakkak ki ben alemlerin Rabbinin elçisiyim dedi, onlara ayetlerimiz geldiğinde kahkaha atıyorlardı, onlara gösterdiğimiz her ayet diğerinden daha büyük idi, onları azap ile yakaladık, böylelikle belki dönerler, dediler ki ey sihirbaz , Rabbine, sana olan vaadi gereği , bizim için bir çağrı da bulun, kesin biz de yola gireceğiz (azabı kaldırsın istiyorlar) Ne zaman ki onlardan azabı kaldırdık, o vakit onlar caydılar / sözlerinde durmadılar , firavun kavmine dedi ki ey kavmim , bu altımdan akan nehirler ve Mısır’ın egemenliği / mülkiyeti bana ait değil mi? (Burası da altlarından ırmaklar akan cennet değil mi?) Görmüyor musunuz? Ben, şu hakir kişiden neredeyse konuşmak tan aciz şu kişiden daha hayırlı değil miyim? Ayrıca On a, altından bilezikler ulaştırılsa ya yahut melek ordular onun beraberinde gelse ya. Kavmi onu / Musa’yı hafif gördü ona / firavuna itaat ettiler, muhakkak ki onlar yoldan çıkmış / fasık bir kavim idiler, bu şekilde bizi üzdüklerinden dolayı onlardan intikam aldık onların hepsini suda boğduk. Onlar ise sonradan gelenler için geçmiş önceki bir örnek oldular.

Rowwad Tercüme Merkezi

O kavmini küçümsedi onlar da ona boyun eğdiler. Çünkü onlar yoldan çıkmış bir kavimdi.

Süleyman Ateş

Kavmini küçümsedi, onlar da ona boyun eğdiler. Çünkü onlar yoldan çıkmış bir kavim idiler.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Firavun, halkını aptal yerine koydu ama yine de ona boyun eğdiler. Çünkü onlar yoldan çıkmış bir halktı.

Şaban Britch

Firavun, halkını küçümsemiş, onlar da kendisine boyun eğdiler. Gerçekten onlar fasık/yoldan çıkmış bir toplum idi.

Şaban Piriş

Firavun, halkını küçümsemiş, onlar da ona boyun eğmişlerdi. Gerçekten onlar yoldan çıkmış bir toplum idi.

Yaşar Nuri Öztürk

İşte toplumunu böyle küçümsedi, onlar da ona itaat ettiler. Çünkü onlar yoldan sapmış bir toplum idiler.

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

Thus did –Pharaoh- befool his people who soon obeyed him. They were a mischievous people disposed to practice evil.

Abdul Haleem

In this way he moved his people to accept and they obeyed him- they were perverse people.

Abdullah Yusuf Ali

Thus did he make fools of his people, and they obeyed him: truly were they a people rebellious (against Allah).

Abul A'la Maududi

He incited his people to levity and they obeyed him. Surely they were an iniquitous people. dipnot 1

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    A tremendous reality has been expressed in this brief sentence. When a person wishes to become autocratic in a country and contrives every plan openly to achieve his object, he practices every deception and trick. He buys and sells consciences and persecutes and crushes ruthlessly those who cannot be purchased. He, in fact, shows by his actions, whatever he may say to the contrary, that he takes the people of the country to be light as regards to their intellect, morals and manliness, and has formed the impression that he can drive the foolish, unscrupulous and cowardly people wherever he likes. Then, when he has succeeded in his designs and the people have become his obedient servants, they prove by their conduct and behavior that they are actually what the wicked man had taken them to be, and the main cause of their depravity is that they are basically a sinful people. They are not in the least concerned as to what is the truth and what is falsehood, what is justice and what is injustice, whether the noble traits of character are truthfulness and honesty or falsehood and dishonesty and meanness. Instead of this, only their personal interests are of real importance to them, for the sake of which they remain ever ready to cooperate with every wicked person, to yield to every tyrant, to accept every falsehood and to suppress every protest that is voiced in favor of the truth.

Aisha Bewley

In that way he swayed his people and they succumbed to him. They were a people of deviators.

Al-Hilali & Khan

Thus he [Fir‘aun (Pharaoh)] befooled (and misled) his people, and they obeyed him. Verily, they were ever a people who were Fâsiqûn (rebellious, disobedient to Allâh).

Ali Quli Qarai

So he misled his people and they obeyed him. Indeed they were a transgressing lot.

Amatul Rahman Omar

Thus did he (- Pharaoh) instigate his people (against Moses and demanded prompt obedience from them); and they obeyed him. They were indeed a wicked people.

Arthur John Arberry

So he made his people unsteady, and they obeyed him; surely they were an ungodly people.

Bijan Moeinian

Pharaoh degraded his people and they accepted it as they were not noble people.

E. Henry Palmer

And he taught his people levity; and they obeyed him: verily, they were an abominable people.

Edip-Layth

He thus convinced his people, and they obeyed him; they were a wicked people.

George Sale

And Pharaoh persuaded his people to light behaviour; and they obeyed him: For they were a wicked people.

Hamid S. Aziz

So he incited his people to levity and they obeyed him: surely they were a transgressing people.

Mahmoud Ghali

Then he induced levity (i. e., missed his people) on his people, so they obeyed him; surely they were an immoral people.

Marmaduke Pickthall

Thus he persuaded his people to make light (of Moses), and they obeyed him. Lo! they were a wanton folk.

Mohamed Ahmed - Samira

Thus he made light (of the matter) to his people, and they obeyed him. They were certainly wicked.

Muhammad Asad

Thus he incited his people to levity, and they obeyed him: for, behold, they were people depraved!

Mustafa Khattab

And so he fooled his people, and they obeyed him. They were truly a rebellious people.

Progressive Muslims

He thus convinced his people, and they obeyed him; they were a wicked people.

Rashad Khalifa

He thus fooled his people, and they obeyed him; they were wicked people.

Sahih International

So he bluffed his people, and they obeyed him. Indeed, they were [themselves] a people defiantly disobedient [of Allah ].

Sam Gerrans

So he swayed his people, and they obeyed him; they were a perfidious people.

Shabbir Ahmed

Thus did he stupefy his people and they obeyed him. Verily, they were a nation who readily drifted away from the Truth.

Syed Vickar Ahamed

Thus he made fools of his people, and they obeyed him: Truly, they were a people who turned rebellious (against Allah).

Taqi Usmani

Thus he made fool of his people, and they obeyed him. Surely they were a sinful people.

The Monotheist Group

He thus convinced his people, and they obeyed him; they were a wicked people.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Zuhruf suresi, 54. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Zuhruf suresi, 54. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Zuhruf suresi, 54. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩