A'râf suresi · 1–10. ayetler

Kitaba uyun; helâk edilen memleketler ve amellerin tartılması

Bu bölümün ayetleri 4 mealde yan yana açılıyor; yukarıdaki listeden 27 Türkçe mealin herhangi birini açıp kapatabilirsiniz. Aralarındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz.

Hangi mealler görünsün? 4 / 27 açık

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir bölüme geçince öntanımlıya döner. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

  1. A'râf suresi, 1. ayet — bütün mealleriyle aç

    A'râf suresi, 1. ayet. الٓمٓصٓ

    Diyanet İşleri

    Elif Lam Mim Sad.

    Mustafa İslamoğlu

    Elif-Lam-Mim-Sad!

    Muhammed Esed

    Elif-Lam-Mim-Sad.

    Ahmed Hulusi

    Eliif, Laam, Miiim, Saaad.

    Ali Bulaç

    Elif, Lam, Mim, Sad.

    Ali Özek ve heyeti

    Elif.Lâm. Mîm. Sâd.

    Ali Rıza Safa

    A. L. M. SS.

    Bayraktar Bayraklı

    Elif, lam, mim, sad.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    A.L.M.SS.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Elif, Lam, Mim, Sad.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Elif, lam, mim, sad.

    Erhan Aktaş

    Elif, Lam, Mim, Sad.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Elif, Lam, Mim, Sad.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Elif, Lam, Mim, Sad.

    Gültekin Onan

    Elif, Lam, Mim, Sad.

    Hasan Basri Çantay

    Elif, lam, Mim, Saad.

    İbni Kesir

    Elif, Lam, Mim, Sad.

    Mehmet Alagaş

    (1-10) Elif Lam Mim Sad, sana indirilen kitaptır ve müminlere bir hatırlatmadır. Onunla uyarı yapmandan dolayı göğsünde / sadrında bir zorluk / bir haraç olmasın. Rabbinizden size indirilene uyun / tâbi olun. Onun dışındaki dostlar / veliler / evliyalar bilip uymayın / tâbi olmayın. Ne de a z hatırlayıp düşünüyorsunuz. Nice yerleşkeleri / karyeleri helak et tik. Onlara sertliğimizi / be'simiz ya geceleyin geldi veya öğlen dinlenirken geldi. Hışmımız geldiğinde, çağrıları / duaları ise kesinlikle biz zalimler olduk demeleriydi. Kendilerine Resul gönderilenleri sorgulayacağız, Resulleri de sorgulayacağız. Ve dahi onlara belli bir ilimle kesinlikle anlatacağız. Biz kayıp değiliz ki / gayb değiliz ki. Tartı / mizan, o gün gerçektir. Kimin tartısı ağır ise işte onlar kurtulurlar / felaha ererler. Kimin mizanı hafifse onlar, ayetlerimize zulmediyor olmaları nedeniyle kendilerini / nefislerini hasara uğratanlardır. Biz sizi arza yerleştirdik / mekân ettirdik. (Hayatı idame ettiren şeyler, imkânlar) sizin için onda geçim / maişet sağladık. Az teşekkür ediyorsunuz.

    Süleyman Ateş

    Elif lam mim sad.

    Süleymaniye Vakfı

    Elif-Lam-Mim-Sad dipnot 1 !

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu harflere huruf-u mukattaa /birbiri ile bağlantısı kesilmiş harfler denir. Bunların Nebimize sorulmamış olması, bilinen bir anlamının olduğunu gösterir. Yoksa müşrikler bunu dillerine dolar, Nebimizi sürekli rahatsız ederlerdi. Bununla ilgili sorular, İslam'ın Arap yarımadası dışına yayılmasından sonra başlamıştır. Bu harflerle başlayan yirmi dokuz sureden yirmi beşinde Kur'an'a, dördünde de önemli bir konuya vurgu yapılıyor olmasından onların dikkatleri toplama görevi yaptığı anlaşılır. Türkçede böyle bir kullanım yoktur.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Elif, Lam, Mim, Sad.

    Şaban Britch

    Elif Lâm Mîm Sâd.

    Şaban Piriş

    Elif Lam Mim Sad.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Elif, Lam, Mim, Sad.

  2. A'râf suresi, 2. ayet — bütün mealleriyle aç

    A'râf suresi, 2. ayet. كِتَٰبٌ أُنزِلَ إِلَيْكَ فَلَا يَكُن فِى صَدْرِكَ حَرَجٌ مِّنْهُ لِتُنذِرَ بِهِۦ وَذِكْرَىٰ لِلْمُؤْمِنِينَ

    Diyanet İşleri

    Bu, sana, kendisiyle (insanları) uyarman için ve mü'minlere öğüt olarak indirilmiş bir kitaptır. Artık ondan dolayı göğsünde bir sıkıntı olmasın.

    Mehmet Okuyan

    Kendisiyle uyarman için ve müminlere (gerçeği) hatırlatma olsun diye sana indirilen bu kitaptan dolayı kalbinde hiçbir sıkıntı olmasın!

    Mustafa İslamoğlu

    Bir sure indirildi sana, artık bundan dolayı için daralmasın ki, onunla (insanları) uyarabilesin ve mü'minlere de (şu) öğüdü verebilesin:

    Muhammed Esed

    (Yücelerden) bir ilahi kelam indirildi sana artık gönlünde bu konuda herhangi bir şüpheye yer verme ki, onunla, (yoldan sapanları) uyarabilesin ve (böylece) inananlara da öğütte bulunabilesin:

    Ahmed Hulusi

    Sana inzal edilen bu Hakikat ve Sünnetullah BİLGİsi (Kitap), Onunla, (iman etmeyenleri) uyarman ve iman edenlere (neye - nasıl iman edip, neleri yapmaları konusunda) öğüt vermen içindir. . . Artık içinde, bundan dolayı bir sıkıntı olmasın.

    Ali Bulaç

    (Bu,) Bir Kitap'tır ki onunla uyarman için ve mü'minlere bir öğüt olmak üzere sana indirildi. Öyleyse bundan dolayı göğsünde bir sıkıntı olmasın.

    Ali Özek ve heyeti

    (Ey Muhammed! Bu Kur'ân), kendisiyle insanları uyarman için ve müminlere de bir öğüt olmak üzere sana indirilen bir kitaptır. Artık bu hususta kalbinde bir şüphe, bir sıkıntı olmasın.

    Ali Rıza Safa

    Bu, hem Onunla uyarman hem de inananlara öğreti olması amacıyla, sana indirilmiş bir Kitap'tır. Artık, Ondan dolayı gönlünde bir sıkıntı olmasın.

    Bayraktar Bayraklı

    Bu, kendisiyle insanları uyarman ve insanlara öğüt olsun diye sana indirilen bir kitaptır. Artık bu hususta kalbinde bir şüphe olmasın.

    Edip Yüksel

    Bu, sana indirilen bir kitaptır. Onunla uyarman ve iman edenlere öğüt vermen konusunda göğsünde bir kuşku ve sıkıntı olmasın.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Bu, sana indirilen bir kitaptır. Onunla uyarman ve inananlara öğüt vermen konusunda göğsünde bir kuşku ve sıkıntı olmasın

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Bu, kendisiyle uyarasın diye ve mü'minlere bir ihtar olmak üzere sana indirilen bir kitaptır; sakın bundan dolayı yüreğinde bir sıkıntı olmasın!

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Bir kitab ki sana indirildi, sakın bundan dolayı yüreğinde bir sıkıntı olmasın da bununla inzar edesin, mü'minlere de şu bir ıhtar:

    Erhan Aktaş

    Bu, sana indirilen bir Kitap'tır. Onunla uyarıda bulunman ve Mü'minlere öğüt vermen konusunda göğsünde bir sıkıntı olmasın.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Bu, sana indirilen bir Kitap'tır. Onunla uyarıda bulunman ve mü'minlere öğüt vermen konusunda göğsünde bir sıkıntı olmasın.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Bu, sana uyarıda bulunman ve mü'minlere öğüt vermen için indirilen bir Kitap'tır. Bundan dolayı göğsünde bir sıkıntı olmasın.

    Gültekin Onan

    (Bu) Bir kitaptır ki onunla uyarman için ve inançlılara bir öğüt olmak üzere sana indirildi. Öyleyse bundan dolayı göğsünde bir sıkıntı olmasın.

    Hasan Basri Çantay

    (Bu sure, yahud Kur'an) — onunla (halkı) inzar etmekliğim için, mü'minlere de bir öğüd olmak üzere — sana indirilen bir kitabdır. Artık bundan dolayı göksünde bir sıkıntı olmasın.

    İbni Kesir

    Bir kitab indirilmiştir sana. Ondan dolayı göğsünde bir sıkıntı olmasın. Onunla uyarman için. Ve iman edenlere bir öğüt.

    Mehmet Alagaş

    (1-10) Elif Lam Mim Sad, sana indirilen kitaptır ve müminlere bir hatırlatmadır. Onunla uyarı yapmandan dolayı göğsünde / sadrında bir zorluk / bir haraç olmasın. Rabbinizden size indirilene uyun / tâbi olun. Onun dışındaki dostlar / veliler / evliyalar bilip uymayın / tâbi olmayın. Ne de a z hatırlayıp düşünüyorsunuz. Nice yerleşkeleri / karyeleri helak et tik. Onlara sertliğimizi / be'simiz ya geceleyin geldi veya öğlen dinlenirken geldi. Hışmımız geldiğinde, çağrıları / duaları ise kesinlikle biz zalimler olduk demeleriydi. Kendilerine Resul gönderilenleri sorgulayacağız, Resulleri de sorgulayacağız. Ve dahi onlara belli bir ilimle kesinlikle anlatacağız. Biz kayıp değiliz ki / gayb değiliz ki. Tartı / mizan, o gün gerçektir. Kimin tartısı ağır ise işte onlar kurtulurlar / felaha ererler. Kimin mizanı hafifse onlar, ayetlerimize zulmediyor olmaları nedeniyle kendilerini / nefislerini hasara uğratanlardır. Biz sizi arza yerleştirdik / mekân ettirdik. (Hayatı idame ettiren şeyler, imkânlar) sizin için onda geçim / maişet sağladık. Az teşekkür ediyorsunuz.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Bu sana indirilen bir kitaptır. Öyleyse Müminleri bununla uyarman ve öğüt vermen için kalbinde hiçbir sıkıntı olmasın.

    Süleyman Ateş

    (Bu,) Sana indirilen bir Kitaptır. Onunla (insanları) uyarman ve insanlara öğüt (vermen) hususunda göğsünde bir sıkıntı olmasın (hiç kuşkulanma, tasalanma, bu tamamen Allah tarafındandır. Sen hemen insanları uyar).

    Süleymaniye Vakfı

    Bu, sana indirilen kitaptır. Bundan dolayı içinde bir sıkıntı olmasın. Bununla uyarıda bulunasın ve inanıp güvenenlerin akıllarında tutmaları gereken bir bilgi olsun diye indirilmiştir.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Bu, sana indirilen Kitap'tır. Bu kitaptan dolayı içinde bir sıkıntı olmasın. Bununla uyarıda bulunasın ve inanıp güvenenler (müminler) onu, akıllarından çıkarmasınlar diye indirilmiştir.

    Şaban Britch

    İman edenlere öğüt olarak ve onunla uyarasın diye sana indirilen kitaptan dolayı sakın kalbinde bir sıkıntı olmasın.

    Şaban Piriş

    İnananlara nasihat olarak ve onunla uyarasın diye sana indirilen kitaptan dolayı sakın içinde bir sıkıntı olmasın.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Bir kitaptır bu; sana indirildi, onunla uyarıda bulunasın diye ve inananlar için bir öğüt ve düşündürme olarak... O halde, bundan dolayı göğsünde bir sıkıntı olmasın.

  3. A'râf suresi, 3. ayet — bütün mealleriyle aç

    A'râf suresi, 3. ayet. ٱتَّبِعُوا۟ مَآ أُنزِلَ إِلَيْكُم مِّن رَّبِّكُمْ وَلَا تَتَّبِعُوا۟ مِن دُونِهِۦٓ أَوْلِيَآءَ قَلِيلًا مَّا تَذَكَّرُونَ

    Diyanet İşleri

    Rabbinizden size indirilene uyun. Onu bırakıp başka dostlara uymayın. Ne kadar da az öğüt alıyorsunuz!

    Mehmet Okuyan

    Rabbinizden size indirilene (Kur'an'a) uyun! dipnot 1 O'nun peşi sıra (onu bırakıp da) başka dostlara uymayın! dipnot 2 Ne kadar da azınız (gerçeği) hatırlıyor!

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Vahye uymayla ilgili ayetler için bkz. Al-i İmrân 3:103, dipnot 1.
    2. metne dön, dipnot 2
      Buradaki emir Yüce Allah'tan başka ilah anlamında dost edinmemeyle ilgilidir. Çünkü Mâide 5:55-56 ve Tevbe 9:71 gibi ayetlerde müminlerin Hz. Muhammed ve diğer mümin dostlarına dikkat çekilmektedir.

    Mustafa İslamoğlu

    "Uyun Rabbinizin katından size indirilene! O'nun dışında birtakım otoritelere de asla uymayın!" Ne kadar da kıt hafızalısınız!

    Muhammed Esed

    Rabbinizin katından size indirilene uyun; Ondan başka önderlerin ardından gitmeyin. Ne kadar az tutuyorsunuz aklınızda bunu.

    Ahmed Hulusi

    Rabbinizden size inzal olunana tabi olun. . . Rabbinizin dununda velilere (dışsal {rabbani hakikatinizden ayrı düşürecek bilgi verenler} veya içsel {nefsani - şehevi}) tabi olmayın. . . Bunu ne kadar az hatırlayıp, üzerinde derin düşünmüyorsunuz!

    Ali Bulaç

    Rabbinizden size indirilene uyun, O'ndan başka velilere uymayın. Ne az öğüt alıyorsunuz?

    Ali Özek ve heyeti

    (Ey Müslümanlar!),   Rabbinizden size indirilene (Kur'an'a) uyun; O'nun dışındakileri dostlar edinip de onlara uymayın. Ne kadar da az öğüt alıyorsunuz!

    Ali Rıza Safa

    Efendinizden size indirilene bağlı kalın. O'ndan başka bir de ayrıca dostlar edinmeyin. Ne denli az öğüt alıyorsunuz?

    Bayraktar Bayraklı

    Rabbinizden size indirilene uyunuz! O'nu bırakıp da başka dostların peşlerinden gitmeyiniz! Ne kadar da az öğüt alıyorsunuz!

    Edip Yüksel

    Efendinizden size indirileni izleyin, O'ndan başkalarını dost edinerek izlemeyin. Ne kadar az öğüt alıyorsunuz!

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Rabbinizden size indirileni izleyin, O'ndan başkalarını dost edinerek izlemeyin. Ne kadar az öğüt alıyorsunuz!

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Rabbinizden size indirilene uyun, O'nsuz başka velilere uymayın! Sizler pek az düşünüyorsunuz!

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Rabbınızdan size indirilene ittiba' edin, onsuz bir takım veliylere ittiba' etmeyin, siz pek az düşünüyorsunuz

    Erhan Aktaş

    Rabb'inizden size indirilene uyun. O'nun yanı sıra başka velilere dipnot 1 uymayın. Ne kadar az öğüt tutuyorsunuz!

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Koruyucu, yardımcı, yönlendirici, gözeten, destekleyici, yandaş. Kur'an'da yer alan "veli" ve velinin çoğulu olan "evliya" kelimelerine dost, dostlar olarak anlam verilmesi doğru değildir. Bu kelimeler, ahlaki anlamdaki dostluğu değil; siyasi anlamda yönetmeyi, korumayı, gözetilmeyi ifade etmektedir. Kur'an, "dost" için "halil" kelimesini kullanmaktadır (Bkz. 2:254; 4:125; 17:73; 25:28). Allah'ın isimlerinden olan "El-Veli; Sahip Çıkan, Koruyan, Gözeten, Destek Olan." demektir.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Rabb'inizden size indirilene uyun. O'nun yanı sıra başka velilere dipnot 1 uymayın. Ne kadar az öğüt tutuyorsunuz!

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Koruyucu, yardımcı, gözeten, destekleyici, yandaş. Kur'an'da yer alan "Veli" ve velinin çoğulu olan "evliya" sözcüklerine dost, dostlar olarak anlam verilmesi doğru değildir. Bu sözcükler, etik anlamdaki dostluğu değil; siyasi bağlamda yönetmeyi, korumayı, gözetilmeyi ifade etmektedir. Kur'an, "dost" için "halil" sözcüğünü kullanmaktadır. (Örneğin: 2:254; 4:125; 17:73; 25:28.)

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Rabb'inizden size indirilene uyun. Ondan başka velilere dipnot 1 uymayın. Ne kadar az öğüt tutuyorsunuz!

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Koruyucu, yardımcı, gözeten, destekleyici, yandaş; lider, şeyh, mürşid, hoca, hoca efendi, ağabey, üstad, cemaat, mezhep.

    Gültekin Onan

    rabbinizden size indirilene uyun, O'ndan başka velilere uymayın. Ne kadar az öğüt alıyorsunuz!

    Hasan Basri Çantay

    Rabbinizden size indirilen (Kur'an-ı kerim) e uyun, ondan başka (larını) veliler (edinib de kendilerin) e uymayın. Ne kadar az öğüd tutuyorsunuz!

    İbni Kesir

    Rabbınızdan size indirilene uyun. O'ndan başka dostlara uymayın. Ne de az öğüt dinliyorsunuz.

    Mehmet Alagaş

    (1-10) Elif Lam Mim Sad, sana indirilen kitaptır ve müminlere bir hatırlatmadır. Onunla uyarı yapmandan dolayı göğsünde / sadrında bir zorluk / bir haraç olmasın. Rabbinizden size indirilene uyun / tâbi olun. Onun dışındaki dostlar / veliler / evliyalar bilip uymayın / tâbi olmayın. Ne de a z hatırlayıp düşünüyorsunuz. Nice yerleşkeleri / karyeleri helak et tik. Onlara sertliğimizi / be'simiz ya geceleyin geldi veya öğlen dinlenirken geldi. Hışmımız geldiğinde, çağrıları / duaları ise kesinlikle biz zalimler olduk demeleriydi. Kendilerine Resul gönderilenleri sorgulayacağız, Resulleri de sorgulayacağız. Ve dahi onlara belli bir ilimle kesinlikle anlatacağız. Biz kayıp değiliz ki / gayb değiliz ki. Tartı / mizan, o gün gerçektir. Kimin tartısı ağır ise işte onlar kurtulurlar / felaha ererler. Kimin mizanı hafifse onlar, ayetlerimize zulmediyor olmaları nedeniyle kendilerini / nefislerini hasara uğratanlardır. Biz sizi arza yerleştirdik / mekân ettirdik. (Hayatı idame ettiren şeyler, imkânlar) sizin için onda geçim / maişet sağladık. Az teşekkür ediyorsunuz.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Rabbinizden size indirilmiş olana uyun, Onun dışında dost edindiklerinize uymayın. Ne kadar az öğüt alıyorsunuz!

    Süleyman Ateş

    (Ey insanlar), Rabbinizden size indirilene uyun ve O'ndan başka velilere uymayın. Ne kadar da az öğüt alıyorsunuz!

    Süleymaniye Vakfı

    Rabbinizden /Sahibinizden size indirilene uyun; Allah ile aranıza koyduğunuz velilere dipnot 1 uymayın. Doğru bilgileri ne kadar az kullanıyorsunuz!

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Veli, en yakın ve dost anlamına geldiği gibi bir işi üstlenen kişi anlamına da gelir (Müfredat). Allah, her müminin velisidir (Bakara 2/257, Al-i İmran 3/68). Allah ile araya konan velilere uymama emri, bilgisi ve konumu ne olursa olsun, hiç kimsenin sözünün Allah'ın kitabının önüne geçirilmemesi gerektiğini gösterir (Al-i İmran 3/79-80, Maide 5/48-50, Ahzab 33/37).

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Rabbinizden dipnot 1 size indirilene uyun; Allah'a daha yakındır diye evliyaya dipnot 2 uymayın. Bilgilerinizi ne kadar az kullanıyorsunuz!

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Sahibinizden
    2. metne dön, dipnot 2
      Evliya, veli'nin çoğuludur. Veli, aralarında kendileri dışında bir şey olmayan iki veya daha çok şeye denir. (Müfredat) Allah ile arasına, başka birini koymayan herkes Allah'ın velisidir. Araya başkasını koyanın Allah ile ilişiği kesilir. Allah Teala şöyle demiştir: "Bilin ki Allah'ın velilerinin üstünde ne korku olur ne de üzülürler. Onlar inanmış olan ve takva sahibi olan (kendini yanlışlardan koruyan) kimselerdir." (Yunus 10/62-63) Takva sahibi olanlar da "İşte Kitap budur, içinde şüpheye yer yoktur. Takva sahipleri için rehberdir. Onlar, Allah'a içten inanan, namazı düzgün ve sürekli kılan ve verdiğimiz rızıkları yerli yerince harcayanlardır. Sana indirilene de senden önce indirilenlere de inanıp güvenenler onlardır. Onların ahirete olan inançları kesindir." (Bakara 2/2-4)

    Şaban Britch

    Rabbinizden size indirilene uyun; ondan başka velilere uymayın. Ne kadar az öğüt dinliyorsunuz!

    Şaban Piriş

    Rabbinizden size indirilene uyun; ondan başka velilere uymayın. Ne kadar az öğüt dinliyorsunuz!

    Yaşar Nuri Öztürk

    Rabbinizden size indirilene uyun; O'nun berisinden bir takım velilerin ardına düşmeyin! Siz ne kadar da az öğüt alıyorsunuz!

  4. A'râf suresi, 4. ayet — bütün mealleriyle aç

    A'râf suresi, 4. ayet. وَكَم مِّن قَرْيَةٍ أَهْلَكْنَٰهَا فَجَآءَهَا بَأْسُنَا بَيَٰتًا أَوْ هُمْ قَآئِلُونَ

    Diyanet İşleri

    Nice memleketleri helak ettik. Onlara azabımız gece uykusuna dalmışken, yahut gündüz istirahat halinde iken gelmişti.

    Mehmet Okuyan

    Nice şehirler vardı ki biz onları helak etmiştik. Azabımız onlara gece veya gündüz uyurlarken gelmişti.

    Mustafa İslamoğlu

    Biz nice (asi) toplulukları helak etmişizdir; kahredici gazabımız bir gece vakti ya da gün ortasında dinlenirken gelip çatıvermiştir.

    Muhammed Esed

    Biz (baş kaldıran) topluluklardan nicesini, gece vakti ya da güpegündüz dinlenirken ansızın gelip çatan cezamızla yok etmişizdir.

    Ahmed Hulusi

    Nice şehirlerdeki toplulukları helak ettik; gece veya gündüz uykusu içindeyken, azabımız onlara geldi!

    Ali Bulaç

    Biz nice ülkeleri yıkıma uğrattık. Geceleri uyurlarken ya da gündüzün dinlenirlerken bizim zorlu azabımız onlara geliverdi.

    Ali Özek ve heyeti

    Nice memleketler var ki biz onları helâk ettik. Azabımız onlara geceleyin yahut gündüz istirahat ederlerken geldi.

    Ali Rıza Safa

    Nice kentleri yıkıma uğrattık; gece zamanı veya gündüz dinlenirken cezamız onlara geldi.

    Bayraktar Bayraklı

    Nice memleketler var ki biz onları helak ettik. Azabımız onlara geceleyin yahut gündüz istirahat ederlerken geldi.

    Edip Yüksel

    Yok ettiğimiz nice topluluklar, uyurlarken yahut gündüzün işlerine dalmış haldeyken azabımız kendilerine ulaştı.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Yok ettiğimiz nice topluluklar, uyurlarken yahut gündüzün işlerine dalmış haldeyken azabımız kendilerine ulaştı.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Biz, nice memleketler helak etmişizdir ki, onlara baskınımız gece yatarlarken veya gündüz uyurken gelmiştir.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Biz nice memleket helak etmişizdir ki gece yatarlarken yahud gündüz uyurlarken baskınımız ona gelivermiştir

    Erhan Aktaş

    Biz, nice kentleri yok ettik. Gece uyurlarken veya gündüz uykusundayken dipnot 1 onlara azabımız gelip çattı.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Öğlen uykusu.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Biz, nice kentleri yok ettik. Gece uyurlarken veya gündüz uykusundayken dipnot 1 onlara azabımız gelip çattı.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Öğlen uykusu.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Biz, nice kentleri yok ettik. Gece uyurlarken veya gündüz uykusundayken dipnot 1 onlara azabımız gelip çattı.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Öğlen uykusu.

    Gültekin Onan

    Biz nice ülkeleri (veya toplulukları) yıkıma uğrattık. Gece uyurlarken ya da gündüz dinlenirlerken bizim zorlu azabımız onlara geliverdi.

    Hasan Basri Çantay

    Biz nice memleketler (ehalisin) i helak etdik. Öyle ki (kah) geceleyin, kah onlar kaylule ederlerken azabımız gelib çatdı onlara.

    İbni Kesir

    Nice kasabalar vardır ki; Biz, onları helak etmişizdir. Geceleyin uyurken, öğleyin dinlenirken, baskınımız gelip çattı onlara.

    Mehmet Alagaş

    (1-10) Elif Lam Mim Sad, sana indirilen kitaptır ve müminlere bir hatırlatmadır. Onunla uyarı yapmandan dolayı göğsünde / sadrında bir zorluk / bir haraç olmasın. Rabbinizden size indirilene uyun / tâbi olun. Onun dışındaki dostlar / veliler / evliyalar bilip uymayın / tâbi olmayın. Ne de a z hatırlayıp düşünüyorsunuz. Nice yerleşkeleri / karyeleri helak et tik. Onlara sertliğimizi / be'simiz ya geceleyin geldi veya öğlen dinlenirken geldi. Hışmımız geldiğinde, çağrıları / duaları ise kesinlikle biz zalimler olduk demeleriydi. Kendilerine Resul gönderilenleri sorgulayacağız, Resulleri de sorgulayacağız. Ve dahi onlara belli bir ilimle kesinlikle anlatacağız. Biz kayıp değiliz ki / gayb değiliz ki. Tartı / mizan, o gün gerçektir. Kimin tartısı ağır ise işte onlar kurtulurlar / felaha ererler. Kimin mizanı hafifse onlar, ayetlerimize zulmediyor olmaları nedeniyle kendilerini / nefislerini hasara uğratanlardır. Biz sizi arza yerleştirdik / mekân ettirdik. (Hayatı idame ettiren şeyler, imkânlar) sizin için onda geçim / maişet sağladık. Az teşekkür ediyorsunuz.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Nice yurtları helak ettik. Onlara azabımız gece uykusuna dalmışken yahut gündüz istirahat hâlinde iken gelmişti.

    Süleyman Ateş

    Nice kent(ler)i helak ettik; gece yatarlarken, yahut gündüz uyurlarken, azabımız onlara geliverdi.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Biz nice kentleri etkisiz (yaşanmaz) hale getirdik. Baskınımız onlara, ya geceleyin ya da gündüz uykusunda dipnot 1 iken gelmiştir.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bkz: Yunus 10/50

    Şaban Britch

    Nice memleketler helak ettik. Kahredici azabımız, onlara gece ya da öğle vakti uyurlarken gelip çattı.

    Şaban Piriş

    Nice memleketler helak ettik. Kahredici azabımız, onlara gece ya da öğle vakti uyurlarken gelip çattı.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Nice yurtları ve medeniyetleri yere batırdık biz. Öyle ki, geceleyin yahut öğle uykusu uyumakta oldukları bir sırada azabımız tepelerine iniverdi.

  5. A'râf suresi, 5. ayet — bütün mealleriyle aç

    A'râf suresi, 5. ayet. فَمَا كَانَ دَعْوَىٰهُمْ إِذْ جَآءَهُم بَأْسُنَآ إِلَّآ أَن قَالُوٓا۟ إِنَّا كُنَّا ظَٰلِمِينَ

    Diyanet İşleri

    Azabımız kendilerine geldiğinde, "(Biz bunu hak ettik.) Gerçekten biz zalimler olmuştuk" demekten başka söyleyecekleri kalmamıştı.

    Mehmet Okuyan

    Azabımız kendilerine geldiğinde "Biz zalimlermişiz!" diye sızlanıp yalvarmaktan başka sözleri kalmamıştı.

    Mustafa İslamoğlu

    Kahredici gazabımız kendilerine gelip çatınca, "Kesinlikle bizdik haksız olan, evet biz!" itirafından başka bir savunmaları olmayacaktır.

    Muhammed Esed

    Ve cezamız başlarında koptuğu zaman, kendi kendilerine, "vah bize! Biz gerçekten zalim kimselerdik!" demekten başka söyleyecek sözleri olmamıştır.

    Ahmed Hulusi

    Azabımız onlara geldiğinde, onların seslenişleri: "Biz gerçekten zalimlermişiz" demekten başka bir şey olmadı.

    Ali Bulaç

    Zorlu azabımız onlara gelince yakarabildikleri: "Biz gerçekten zulme sapanlardandık" demelerinden başka olmadı.

    Ali Özek ve heyeti

    Azabımız onlara geldiğinde çağırışları, «Biz gerçekten zalim kişilermişiz» demelerinden başka bir şey olmadı.

    Ali Rıza Safa

    Cezamız geldiğinde, şunu söylemekten başka yalvarmaları olmadı: "Belli ki, haksızlık yapanlardan olmuşuz!"

    Bayraktar Bayraklı

    Azabımız onlara geldiğinde çağırışları, "Biz gerçekten zalim kişilermişiz" demelerinden başka bir şey olmadı.

    Edip Yüksel

    Kendilerine azabımız geldiği vakit, "Gerçekten bizler zalimler imişiz" demekten başka sözleri olmadı.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Kendilerine azabımız geldiği vakit, 'Gerçekten bizler zalimler imişiz,' demekten başka sözleri olmadı.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Azabımız kendilerine geldiğinde: "Bizler, gerçekten zalimlerdik!" demekten başka bir iddiaları olmadı.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Azabımız kendilerine geldiği vakıt da "bizler hakıkaten zalimler idik" demekten başka da'vaları olmadı

    Erhan Aktaş

    Azabımız onlara geldiğinde tek feryatları, "Biz gerçekten zalimlermişiz." demelerinden başka bir şey olmadı.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Azabımız onlara geldiğinde tek feryatları, "Biz gerçekten zalimlermişiz." demelerinden başka bir şey olmadı.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Azabımız onlara geldiğinde tek feryatları, "Biz gerçekten zalimlermişiz." demelerinden başka bir şey olmadı.

    Gültekin Onan

    Zorlu azabımız onlara gelince yakarabildikleri: "Biz gerçekten zulme sapanlardandık" demelerinden başka olmadı.

    Hasan Basri Çantay

    Kendilerine azabımız geldiği zaman çağrışları "Biz hakikaten zaalimlerdendik" demelerinden başka (bir şey) olmadı.

    İbni Kesir

    Baskınımız geldiği zaman, çağırışları: Biz gerçekten zalimlerdendik, demekten başka birşey olmadı.

    Mehmet Alagaş

    (1-10) Elif Lam Mim Sad, sana indirilen kitaptır ve müminlere bir hatırlatmadır. Onunla uyarı yapmandan dolayı göğsünde / sadrında bir zorluk / bir haraç olmasın. Rabbinizden size indirilene uyun / tâbi olun. Onun dışındaki dostlar / veliler / evliyalar bilip uymayın / tâbi olmayın. Ne de a z hatırlayıp düşünüyorsunuz. Nice yerleşkeleri / karyeleri helak et tik. Onlara sertliğimizi / be'simiz ya geceleyin geldi veya öğlen dinlenirken geldi. Hışmımız geldiğinde, çağrıları / duaları ise kesinlikle biz zalimler olduk demeleriydi. Kendilerine Resul gönderilenleri sorgulayacağız, Resulleri de sorgulayacağız. Ve dahi onlara belli bir ilimle kesinlikle anlatacağız. Biz kayıp değiliz ki / gayb değiliz ki. Tartı / mizan, o gün gerçektir. Kimin tartısı ağır ise işte onlar kurtulurlar / felaha ererler. Kimin mizanı hafifse onlar, ayetlerimize zulmediyor olmaları nedeniyle kendilerini / nefislerini hasara uğratanlardır. Biz sizi arza yerleştirdik / mekân ettirdik. (Hayatı idame ettiren şeyler, imkânlar) sizin için onda geçim / maişet sağladık. Az teşekkür ediyorsunuz.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Azabımız onlara geldiği vakit; “Biz, gerçekten zalim kimselerdik!” demekten başka söyleyecek sözleri olmadı.

    Süleyman Ateş

    Azabımız onlara geldiğinde "Biz gerçekten zalimlermişiz!" demelerinden başka yalvarıları kalmadı.

    Süleymaniye Vakfı

    Baskınımız gelince şunun dışında söyleyecek sözleri kalmamıştı: "Biz, gerçekten yanlışlar içindeyiz!"

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Baskınımız gelince şundan başka bir haykırışları olmamıştır: "Biz, yanlışlar içindeydik!"

    Şaban Britch

    Azabımız onlara geldiği vakit, sözleri: “Biz, gerçekten zalimler idik!” demekten başka bir şey olmadı.

    Şaban Piriş

    Azabımız onlara geldiği vakit, feryatları "Biz, gerçekten zalimler idik!" demekten başka bir şey olmadı.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Azabımız onlara gelip çattığında, yaptıkları, şu çığlığı yükseltmekten başka birşey olmamıştır: Biz gerçekten zalimlerdik!

  6. A'râf suresi, 6. ayet — bütün mealleriyle aç

    A'râf suresi, 6. ayet. فَلَنَسْـَٔلَنَّ ٱلَّذِينَ أُرْسِلَ إِلَيْهِمْ وَلَنَسْـَٔلَنَّ ٱلْمُرْسَلِينَ

    Diyanet İşleri

    Kendilerine peygamber gönderilenlere mutlaka soracağız. Peygamberlere de elbette soracağız.

    Mehmet Okuyan

    Elbette kendilerine elçi gönderilenleri de elçileri de sorgulayacağız. dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Elçilerin sorgulanması onlara iftira atan kişilerin yalancılıklarını ortaya çıkarmak içindir.

    Mustafa İslamoğlu

    Hem kendilerine ilahi mesaj gönderilenleri, hem de (onlara) ilahi mesajı iletmekle görevli olanları elbet hesaba çekeceğiz.

    Muhammed Esed

    Ve bu yüzden, kendilerine (ilahi) bir mesaj gönderilen herkesi, hiç şüphesiz, (Yargı Gününde) hesaba çekeceğiz. Ve yine hiç şüphesiz mesajla gönderilenleri(n kendilerini) de hesaba çekeceğiz.

    Ahmed Hulusi

    Andolsun ki, kendilerine Rasul irsal edilenlere de soracağız; irsal olunan Rasullere de soracağız!

    Ali Bulaç

    Andolsun, kendilerine (peygamber) gönderilenlere soracağız ve onlara gönderilenlere (peygamberlere) de elbette soracağız.

    Ali Özek ve heyeti

    Elbette kendilerine peygamber gönderilen kimseleri de, gönderilen peygamberleri de mutlaka sorguya çekeceğiz!

    Ali Rıza Safa

    Sonunda, gönderildikleri kişilere kesinlikle soracağız; gönderilenlere de kesinlikle soracağız.

    Bayraktar Bayraklı

    Elbette kendilerine peygamber gönderilenleri de, gönderilen peygamberleri de sorguya çekeceğiz.

    Edip Yüksel

    Kendilerine mesaj gönderilenleri de sorguya çekeceğiz, elçileri de sorguya çekeceğiz.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Kendilerine mesaj gönderilenleri de sorguya çekeceğiz, elçileri de sorguya çekeceğiz.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Sonra kesinlikle, Peygamber gönderilen ümmetlere soracağız; kesinlikle gönderilen peygamberlere de soracağız;

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Sonra elbette Peygamber gönderilen ümmetlere soracağız, elbette gönderilen Peygamberlere de soracağız

    Erhan Aktaş

    Kendilerine elçi gönderilenlere de gönderilen elçilere de mutlaka soracağız.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Kendilerine elçi gönderilenlere de gönderilen elçilere de mutlaka soracağız.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Kendilerine elçi gönderilenlere de gönderilen elçilere de mutlaka soracağız.

    Gültekin Onan

    Andolsun, kendilerine (elçi) gönderilenlere soracağız ve onlara görderilenlere de soracağız.

    Hasan Basri Çantay

    Kendilerine (peygamber) gönderilenlere de mutlak soracağız, onlara gönderilen (peygamber) lere de her halde soracağız.

    İbni Kesir

    Andolsun ki; kendilerine peygamber gönderilmiş olanlara da soracağız, peygamber olarak gönderilenlere de.

    Mehmet Alagaş

    (1-10) Elif Lam Mim Sad, sana indirilen kitaptır ve müminlere bir hatırlatmadır. Onunla uyarı yapmandan dolayı göğsünde / sadrında bir zorluk / bir haraç olmasın. Rabbinizden size indirilene uyun / tâbi olun. Onun dışındaki dostlar / veliler / evliyalar bilip uymayın / tâbi olmayın. Ne de a z hatırlayıp düşünüyorsunuz. Nice yerleşkeleri / karyeleri helak et tik. Onlara sertliğimizi / be'simiz ya geceleyin geldi veya öğlen dinlenirken geldi. Hışmımız geldiğinde, çağrıları / duaları ise kesinlikle biz zalimler olduk demeleriydi. Kendilerine Resul gönderilenleri sorgulayacağız, Resulleri de sorgulayacağız. Ve dahi onlara belli bir ilimle kesinlikle anlatacağız. Biz kayıp değiliz ki / gayb değiliz ki. Tartı / mizan, o gün gerçektir. Kimin tartısı ağır ise işte onlar kurtulurlar / felaha ererler. Kimin mizanı hafifse onlar, ayetlerimize zulmediyor olmaları nedeniyle kendilerini / nefislerini hasara uğratanlardır. Biz sizi arza yerleştirdik / mekân ettirdik. (Hayatı idame ettiren şeyler, imkânlar) sizin için onda geçim / maişet sağladık. Az teşekkür ediyorsunuz.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Andolsun ki, kendilerine peygamber gönderilenleri de, peygamberleri de elbette sorgulayacağız.

    Süleyman Ateş

    Hem kendilerine elçi gönderilmiş olanlara soracağız, hem de gönderilen elçilere soracağız.

    Süleymaniye Vakfı

    Kendilerine elçi gönderilenleri mutlaka sorguya çekeceğiz. Elçileri de mutlaka sorguya çekeceğiz dipnot 1 .

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Maide 5/109 vd.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Kendilerine elçi gönderilenlere elbette soracağız. Elbette elçilere de soracağız.

    Şaban Britch

    Kendilerine (peygamber) gönderilenlere mutlaka soracağız; gönderilen peygamberlere de elbette soracağız.

    Şaban Piriş

    Kendilerine (peygamber) gönderilenlere mutlaka soracağız; gönderilen peygamberlere de elbette soracağız.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Yemin olsun, kendilerine elçi gönderilenleri muhakkak hesaba çekeceğiz; gönderilen elçileri de mutlaka hesaba çekeceğiz.

  7. A'râf suresi, 7. ayet — bütün mealleriyle aç

    A'râf suresi, 7. ayet. فَلَنَقُصَّنَّ عَلَيْهِم بِعِلْمٍ وَمَا كُنَّا غَآئِبِينَ

    Diyanet İşleri

    Andolsun, onlara (yaptıklarını) tam bir bilgi ile anlatacağız. Çünkü biz onlardan uzak değiliz.

    Mehmet Okuyan

    Onlara (bütün olup bitenleri) tam bir bilgi ile elbette anlatacağız. Zaten biz onlardan habersiz değildik.

    Mustafa İslamoğlu

    Ardından onlara (haklarındaki) bilgi arşivimizi mutlaka açacağız; hoş, onlardan hiç uzak olmadık ki...

    Muhammed Esed

    Ve sonra kendilerine mutlaka (yapıp ettikleri hakkındaki şaşmaz) bilgimizi açacağız: çünkü hiçbir zaman (onlardan) uzak değildik.

    Ahmed Hulusi

    Elbette onlarda olup bitenin hakikatini açacağız! Biz "gaib"ler (olanlardan bihaber olan) değiliz (Batın - Zahir O'dur - Görünenin melekutu Esma'mızdandır).

    Ali Bulaç

    Andolsun (yapıp etmelerini) onlara bir ilimle mutlaka haber vereceğiz. Ve biz gaibler (onlardan uzakta olan habersizler) de değildik.

    Ali Özek ve heyeti

    Ve onlara (olup bitenleri) tam bir bilgi ile mutlaka anlatacağız. Biz, onlardan uzak değiliz.

    Ali Rıza Safa

    Böylece, bir bilgiyle, kesinlikle anlatacağız; habersiz değildik.

    Bayraktar Bayraklı

    Onlara bir bilgi ile mutlaka anlatacağız. Biz, onlardan habersiz değiliz.

    Edip Yüksel

    Onlara bir bilgiyle bildireceğiz; biz onlardan hiç uzak kalmadık.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Onlara bir bilgiyle bildireceğiz; biz onlardan hiç uzak kalmadık.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Soracağız da kendilerine karşı olup biteni mutlak bir ilim ile herhalde anlatacağız; çünkü Biz, her an onların yanındaydık.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Soracağız da kendilerine karşı olan biteni mutlak bir ılim ile behemehal anlatacağız, öyle ya biz onlardan gaib değil idik

    Erhan Aktaş

    Kesin bir bilgi ile onlara yaptıklarını anlatacağız. Zira Biz yaptıkları hiçbir şeyden habersiz değiliz.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Kesin bir bilgi ile onlara yaptıklarını anlatacağız. Zira Biz yaptıkları hiçbir şeyden habersiz değiliz.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Kesin bir bilgi ile onlara yaptıklarını anlatacağız. Zira Biz yaptıkları hiçbir şeyden habersiz değiliz.

    Gültekin Onan

    Andolsun (yapıp etmelerini) onlara bir ilimle mutlaka haber vereceğiz. Ve biz gaibler (onlardan uzakta olan habersizler) de değildik.

    Hasan Basri Çantay

    (Soracağız da) kendilerine karşı (olub biteni mutlak) bir ilim ile her halde anlatacağız. (Çünkü) biz (onlardan hiç bir zaman) gaaib değildik.

    İbni Kesir

    Andolsun ki; onlara bilerek anlatacağız, zaten gaibler de değildik.

    Mehmet Alagaş

    (1-10) Elif Lam Mim Sad, sana indirilen kitaptır ve müminlere bir hatırlatmadır. Onunla uyarı yapmandan dolayı göğsünde / sadrında bir zorluk / bir haraç olmasın. Rabbinizden size indirilene uyun / tâbi olun. Onun dışındaki dostlar / veliler / evliyalar bilip uymayın / tâbi olmayın. Ne de a z hatırlayıp düşünüyorsunuz. Nice yerleşkeleri / karyeleri helak et tik. Onlara sertliğimizi / be'simiz ya geceleyin geldi veya öğlen dinlenirken geldi. Hışmımız geldiğinde, çağrıları / duaları ise kesinlikle biz zalimler olduk demeleriydi. Kendilerine Resul gönderilenleri sorgulayacağız, Resulleri de sorgulayacağız. Ve dahi onlara belli bir ilimle kesinlikle anlatacağız. Biz kayıp değiliz ki / gayb değiliz ki. Tartı / mizan, o gün gerçektir. Kimin tartısı ağır ise işte onlar kurtulurlar / felaha ererler. Kimin mizanı hafifse onlar, ayetlerimize zulmediyor olmaları nedeniyle kendilerini / nefislerini hasara uğratanlardır. Biz sizi arza yerleştirdik / mekân ettirdik. (Hayatı idame ettiren şeyler, imkânlar) sizin için onda geçim / maişet sağladık. Az teşekkür ediyorsunuz.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Andolsun, onlara (yaptıklarını) tam bir bilgi ile anlatacağız. Biz onlardan gâib/uzak değildik.

    Süleyman Ateş

    Ve elbette onlara, olan biten herşeyi bilgi ile anlatacağız, zira biz onlardan uzak değiliz.

    Süleymaniye Vakfı

    Ne yaptıklarını bildiğimiz için dipnot 1 onlara bir bir anlatacağız dipnot 2 . Çünkü onlardan uzakta değildik.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Allah insanları ve cinleri imtihan için yaratmış (Zariyat 51/56, Mülk 67/2), ömür boyu neler yaptıklarını tespit edip (Bakara 2/155, Al-i İmran 3/142, Muhammed 47/31) kayda geçirtmiştir (Kaf 50/18). Sonuçları ahiret gününde açıklayacaktır.
    2. metne dön, dipnot 2

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Yaptıklarını, bilgiye dayalı olarak onlara bir bir anlatacağız. Zaten onlara uzak değiliz.

    Şaban Britch

    Sonra da onlara, (yaptıklarını) ilim ile açıklayacağız. Biz onlardan gaib/uzak değildik.

    Şaban Piriş

    Sonra da onlara, belge ile açıklayacağız. Zira biz uzak değildik.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Onlara bir ilmin tanıklığında bütün serüveni mutlaka anlatacağız. Biz olup bitenlerden habersiz değildik.

  8. A'râf suresi, 8. ayet — bütün mealleriyle aç

    A'râf suresi, 8. ayet. وَٱلْوَزْنُ يَوْمَئِذٍ ٱلْحَقُّ فَمَن ثَقُلَتْ مَوَٰزِينُهُۥ فَأُو۟لَٰٓئِكَ هُمُ ٱلْمُفْلِحُونَ

    Diyanet İşleri

    O gün amellerin tartılması da haktır. Kimlerin sevabı ağır basarsa, işte onlar kurtuluşa erenlerdir.

    Mehmet Okuyan

    O günkü terazi tamamen hakka uygun olacaktır. Kimin terazi(de sevap)ları ağır gelirse, işte onlar kurtulanlardır.

    Mustafa İslamoğlu

    Ölçme ve değerlendirme o gün hakkıyla gerçekleşir; sonuçta kimin sevabı tartıda ağır gelirse, işte o kesintisiz mutluluğa erişir.

    Muhammed Esed

    Ve ölçme-tartma işi o Gün dosdoğru gerçekleşecek; ve tartıda (doğru ve yararlı davranışlarının) yükü ağır gelenler; işte böyleleridir mutluluğa erişecek olanlar;

    Ahmed Hulusi

    O süreçte vezn (her şeyin Allah hükümlerine göre artısıyla eksisiyle değerlendirilmesi) Hak'tır. . . Artık kimin mizanları (değerlendirilmeleri) ağır basarsa (nefsinde), işte onlar, engelleri yarıp kurtuluşa erenlerin ta kendileridir.

    Ali Bulaç

    O gün tartı haktır. Kimin tartıları ağır basarsa, işte kurtulanlar onlardır.

    Ali Özek ve heyeti

    O gün tartı haktır. Kimin (sevap) tartıları ağır gelirse, işte onlar kurtuluşa erenlerdir.

    Ali Rıza Safa

    O gün, tartı gerçektir. Artık, kimin tartısı ağır gelirse, kurtuluşa erişenler, işte onlardır.

    Bayraktar Bayraklı

    O gün, tartı haktır. Kimin tartıları ağır gelirse, işte onlar kurtuluşa erenlerdir.

    Edip Yüksel

    O gün tartı dosdoğrudur. Tartıları ağır gelenler başarmış olanlardır.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    O gün tartı dosdoğrudur. Tartıları ağır gelenler başarmış olanlardır.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    O gün tartı tam hakkiyle yapılacaktır. Artık kimin tartıları ağır basarsa, işte onlar, arzularına ereceklerdir.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Hem vezn o gün tam hak, artık kimin mizanları ağır basarsa işte onlar, o felah bulacaklar

    Erhan Aktaş

    O Gün dipnot 1 tartı tam doğrudur. Kimin tartısı ağır gelirse, işte onlar kurtuluşa erenlerdir.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Hesap sorma zamanı, yalnızca Allah'ın belirlediği ilke ve kuralların geçerli olduğu gün.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    İzin Günü dipnot 1 tartı tam doğrudur. Kimin tartısı ağır gelirse, işte onlar kurtuluşa erenlerdir.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      "Yevme izin", terkibi, "Allah'ın belirlediği ilke ve kuralların geçerli olduğu gün. Ayrıştırma, hesap sorma günü.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    İzin Günü dipnot 1 tartı tam doğrudur. Kimin tartısı ağır gelirse, işte onlar kurtuluşa erenlerdir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Ayrıştırma, hesap sorma günü.

    Gültekin Onan

    O gün tartı haktır (dosdoğrudur). Kimin tartıları ağır basarsa, İşte kurtulanlar onlardır.

    Hasan Basri Çantay

    (Herkesin dünyada yapıb etdiğini) tartmak da o gün hakdır. Artık kim (ler) in terazileri ağır basarsa işte onlar murada erenlerin ta kendileridir.

    İbni Kesir

    Tartı, o gün haktır. Kimin terazisi ağır basarsa; işte onlar, felaha erenlerin kendileridir.

    Mehmet Alagaş

    (1-10) Elif Lam Mim Sad, sana indirilen kitaptır ve müminlere bir hatırlatmadır. Onunla uyarı yapmandan dolayı göğsünde / sadrında bir zorluk / bir haraç olmasın. Rabbinizden size indirilene uyun / tâbi olun. Onun dışındaki dostlar / veliler / evliyalar bilip uymayın / tâbi olmayın. Ne de a z hatırlayıp düşünüyorsunuz. Nice yerleşkeleri / karyeleri helak et tik. Onlara sertliğimizi / be'simiz ya geceleyin geldi veya öğlen dinlenirken geldi. Hışmımız geldiğinde, çağrıları / duaları ise kesinlikle biz zalimler olduk demeleriydi. Kendilerine Resul gönderilenleri sorgulayacağız, Resulleri de sorgulayacağız. Ve dahi onlara belli bir ilimle kesinlikle anlatacağız. Biz kayıp değiliz ki / gayb değiliz ki. Tartı / mizan, o gün gerçektir. Kimin tartısı ağır ise işte onlar kurtulurlar / felaha ererler. Kimin mizanı hafifse onlar, ayetlerimize zulmediyor olmaları nedeniyle kendilerini / nefislerini hasara uğratanlardır. Biz sizi arza yerleştirdik / mekân ettirdik. (Hayatı idame ettiren şeyler, imkânlar) sizin için onda geçim / maişet sağladık. Az teşekkür ediyorsunuz.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    İşte o gün amellerin tartılması bir hakikattir. Tartıları ağır gelenler, işte onlar kurtuluşa erenlerdir.

    Süleyman Ateş

    O gün tartı tam doğrudur. Kimin (sevap) tartıları ağır gelirse, işte onlar kurtulanlardır.

    Süleymaniye Vakfı

    O gün terazi kurulacağı gerçektir dipnot 1 . Kimin tartıları (sevapları) ağır gelirse, işte onlar umduklarına kavuşacak olanlardır.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    O gün tartı kurulacağı gerçektir. İyilikleri ağır basanlar, umduklarına kavuşacak olanlardır.

    Şaban Britch

    İşte o gün tartı haktır. Tartıları ağır gelenler, işte onlar, kurtulmuş olanlardır.

    Şaban Piriş

    İşte o gün tartı haktır. Tartıları ağır gelenler, işte onlar, kurtulmuş olanlardır

    Yaşar Nuri Öztürk

    O gün, iyi ve kötüyü ayıran ölçü haktır. Artık kimin ölçülüp tartılacak şeyleri ağır basarsa kurtuluşa erenler onlar olacaktır.

  9. A'râf suresi, 9. ayet — bütün mealleriyle aç

    A'râf suresi, 9. ayet. وَمَنْ خَفَّتْ مَوَٰزِينُهُۥ فَأُو۟لَٰٓئِكَ ٱلَّذِينَ خَسِرُوٓا۟ أَنفُسَهُم بِمَا كَانُوا۟ بِـَٔايَٰتِنَا يَظْلِمُونَ

    Diyanet İşleri

    Ama kimlerin sevabı da hafif gelirse, işte onlar ayetlerimize haksızlık etmiş olmaları sebebiyle kendilerini ziyana sokanlardır.

    Mustafa İslamoğlu

    Fakat sevabı tartıda hafif gelen kimseler var ya: işte onlar, mesajlarımıza ettikleri haksızlık yüzünden kendilerini harcayan kimselerdir.

    Muhammed Esed

    Oysa, tartıda yükü hafif çekenler; işte, mesajlarımıza inatla karşı çıkmaları yüzünden kendilerini bedbahtlığa sürükleyecek olanlar da bunlardır.

    Ahmed Hulusi

    Kimin de mizanları (değerlendirilmeleri) hafif gelirse, işte onlar da delillerimize zulmetmeleri dolayısıyla nefslerini hüsrana uğratanların ta kendileridir.

    Ali Bulaç

    Kimin tartıları hafif kalırsa, bunlar da ayetlerimize zulmedegeldiklerinden dolayı nefislerini hüsrana uğratanlardır.

    Ali Özek ve heyeti

    Kimin de tartıları hafif gelirse, işte onlar, âyetlerimize karşı haksızlık ettiklerinden dolayı kendilerini ziyana sokanlardır.

    Ali Rıza Safa

    Kimin de tartısı az gelirse, ayetlerimize karşı çıkmaları yüzünden, kendilerini yitime uğratanlar, işte onlardır.

    Bayraktar Bayraklı

    Kimin de tartıları hafif gelirse, işte onlar, ayetlerimize karşı haksızlık ettikleri için kendilerini ziyana sokanlardır.

    Edip Yüksel

    Tartıları hafif gelenler ise ayetlerimize karşı haksız davranarak kişiliklerini yitirmiş olanlardır. dipnot 1

    Edip Yüksel — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      * Yaratıcımızın emirlerini dinlememenin sonucu kişilik zayıflar.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Tartıları hafif gelenler ise ayetlerimize karşı haksız davranarak kişiliklerini yitirmiş olanlardır.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Kimin de tartıları hafif gelirse, bunlar da ayetlerimize haksızlık etmeleri yüzünden, kendilerine yazık edenlerdir.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Kimin de mizanları hafif gelirse bunlar da işte ayetlerimize zulmetmelerile kendilerine yazık edenler

    Erhan Aktaş

    Kimin de tartısı hafif gelirse, işte onlar, ayetlerimize haksızlık etmelerinden dipnot 1 dolayı kendilerine yazık edenlerdir. dipnot 2

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      İstenilen şeyleri yapmamaları.
    2. metne dön, dipnot 2
      Bu ayetler, insan için, yaptıklarından başka hiçbir şeyin yararının olmayacağını açık ve net bir şekilde ifade etmektedir. Yaptıkları iyi şeyler, kötü şeylerden fazla olanlar Cennet'e; yaptıkları kötü şeyler iyi şeylerden fazla olanlar da Cehennem'e gidecektir. Tartı ile kastedilen şey, terazi ile ölçmek değil, iyilikler ve kötülüklerin birbiri ile kıyaslanmasıdır. Ayetten de anlaşılıyor ki iman etmiş de olsa kötülüğü iyiliğinden fazla olanlar Cehennem'e gideceklerdir. Allah, mutlak adil olandır. Hiç kimseye torpil yapılmayacaktır. Bu ayetler, aynı zamanda "şefaat" inancın uydurma olduğunu, şirk olduğunu da ortaya koymaktadır.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Kimin de tartısı hafif gelirse, işte onlar, ayetlerimize haksızlık etmelerinden dipnot 1 dolayı kendilerine yazık edenlerdir. dipnot 2

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      İstenilen şeyleri yapmamaları.
    2. metne dön, dipnot 2
      Bu ayetler, insan için, yaptıklarından başka hiçbir şeyin yararının olmayacağını göstermektedir. Yaptıkları iyi şeyler, kötü şeylerden fazla olanlar Cennet'e; yaptıkları kötü şeyler iyi şeylerden fazla olanlar da Cehennem'e gidecektir. Tartı ile kastedilen şey, terazi ile ölçmek değil iyilikler ve kötülüklerin birbiri ile kıyaslanmasıdır. Ayetten de anlaşılıyor ki iman etmiş de olsa kötülüğü iyiliğinden fazla olanlar kesinlikle Cehennem'e gideceklerdir. Allah, mutlak adil olandır. Hiç kimseye torpil yapılmayacaktır. Bu ayetler, aynı zamanda "şefaat" inancını yalanlamaktadır.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Kimin de tartısı hafif gelirse, işte bunlar da ayetlerimize karşı haksızlık etmeleri dipnot 1 nedeniyle kendilerini mahvetmiş olanlardır. dipnot 2

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      İstenilen şeyleri yapmamaları.
    2. metne dön, dipnot 2
      Bu ayetler, insan için, yaptıklarından başka hiçbir şeyin yararının olmayacağını göstermektedir. Yaptıkları iyi şeyler, kötü şeylerden fazla olanlar Cennet'e; yaptıkları kötü şeyler iyi şeylerden fazla olanlar da Cehennem'e gidecektir. Tartı ile kastedilen şey, terazi ile ölçmek değil iyilikler ve kötülüklerin birbiri ile kıyaslanmasıdır. Ayetten de anlaşılıyor ki iman etmiş de olsa kötülüğü iyiliğinden fazla olanlar kesinlikle Cehennem'e gideceklerdir. Allah, adaleti tam olandır. Hiç kimseye torpil yapılmayacaktır. Bu ayetler, aynı zamanda "şefaat" inancını yalanlamaktadır.

    Gültekin Onan

    Kimin tartıları hafif kalırsa, bunlar da ayetlerimize zulmedegeldiklerinden dolayı nefslerini hüsrana uğratanlardır.

    Hasan Basri Çantay

    Kimin de tartıları hafif gelirse bunlar da, ayetlerimize zulmeder oldukları için, kendilerine çok yazık etmiş kimselerdir.

    İbni Kesir

    Kimin de tartısı hafif gelirse; işte onlar da ayetlerimize zulmeder oldukları için kendilerini ziyana uğratmış olanlardır.

    Mehmet Alagaş

    (1-10) Elif Lam Mim Sad, sana indirilen kitaptır ve müminlere bir hatırlatmadır. Onunla uyarı yapmandan dolayı göğsünde / sadrında bir zorluk / bir haraç olmasın. Rabbinizden size indirilene uyun / tâbi olun. Onun dışındaki dostlar / veliler / evliyalar bilip uymayın / tâbi olmayın. Ne de a z hatırlayıp düşünüyorsunuz. Nice yerleşkeleri / karyeleri helak et tik. Onlara sertliğimizi / be'simiz ya geceleyin geldi veya öğlen dinlenirken geldi. Hışmımız geldiğinde, çağrıları / duaları ise kesinlikle biz zalimler olduk demeleriydi. Kendilerine Resul gönderilenleri sorgulayacağız, Resulleri de sorgulayacağız. Ve dahi onlara belli bir ilimle kesinlikle anlatacağız. Biz kayıp değiliz ki / gayb değiliz ki. Tartı / mizan, o gün gerçektir. Kimin tartısı ağır ise işte onlar kurtulurlar / felaha ererler. Kimin mizanı hafifse onlar, ayetlerimize zulmediyor olmaları nedeniyle kendilerini / nefislerini hasara uğratanlardır. Biz sizi arza yerleştirdik / mekân ettirdik. (Hayatı idame ettiren şeyler, imkânlar) sizin için onda geçim / maişet sağladık. Az teşekkür ediyorsunuz.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Tartıları hafif gelenler, ayetlerimize yaptıkları zulümlerden ötürü kendilerini hüsrana sokanlardır.

    Süleyman Ateş

    Kimin (sevap) tartıları hafif gelirse, işte onlar da ayetlerimize haksızlık etmelerinden ötürü kendilerini ziyana sokanlardır.

    Süleymaniye Vakfı

    Kimin tartıları (sevapları) hafif gelirse onlar da ayetlerimiz karşısında yanlış davranmaları sebebiyle kendilerini hüsrana uğratmış olacaklardır. dipnot 1

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Yaptıklarına karşılık kendileri rehin alınacaktır (Müddessir 74/38).

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    İyilikleri hafif gelenler ise ayetlerimiz karşısında yanlış davranmaları sebebiyle zararı kendi vücutlarına vermiş olurlar.

    Şaban Britch

    Tartıları hafif gelenler ise, işte onlar da ayetlerimizi inkar etmekle kendilerini ziyana uğratmış olanların ta kendileridir

    Şaban Piriş

    Tartıları hafif gelenler ise, işte onlar da ayetlerimize haksızlık etmekle kendilerini ziyana uğratmış olanların ta kendileridir

    Yaşar Nuri Öztürk

    Ölçülüp tartılacak şeyleri hafif kalanlara gelince, işte onlar, ayetlerimize karşı zalimce davranışlar sergilemiş oldukları için, öz benliklerini hüsrana itmiş olacaklar.

  10. A'râf suresi, 10. ayet — bütün mealleriyle aç

    A'râf suresi, 10. ayet. وَلَقَدْ مَكَّنَّٰكُمْ فِى ٱلْأَرْضِ وَجَعَلْنَا لَكُمْ فِيهَا مَعَٰيِشَ قَلِيلًا مَّا تَشْكُرُونَ

    Diyanet İşleri

    Andolsun, size yeryüzünde imkan ve iktidar verdik. Sizin için orada birçok geçim imkanları da yarattık. Ama siz ne kadar az şükrediyorsunuz!

    Mehmet Okuyan

    Yemin olsun ki sizi yeryüzüne biz yerleştirdik ve orada sizin için (gerekli) geçim vasıtaları sağladık. Ne kadar da azınız şükrediyor!

    Mustafa İslamoğlu

    (Ey insanlar!) Doğrusu sizi yeryüzüne yerleştirdik ve orada geçiminizi sağlayacak bir ortam hazırladık: (Bu gerçeğe rağmen) şükredenleriniz ne kadar azdır?

    Muhammed Esed

    Evet, (ey insanlar), sizi yeryüzüne gerçekten (bolluk içinde) yerleştirdik ve size orada geçiminizi sağlayacak şeyler verdik: (Hal böyleyken) ne kadar az şükrediyorsunuz!

    Ahmed Hulusi

    Andolsun ki, sizi arzda yerleştirdik ve sizin için orada yaşamınızı devam ettirecek nimetler oluşturduk. . . Ne kadar az değerlendiriyorsunuz!

    Ali Bulaç

    Andolsun, sizi yeryüzünde yerleşik kıldık ve orda size geçimlikler yarattık. Ne az şükrediyorsunuz?

    Ali Özek ve heyeti

    Doğrusu biz sizi yeryüzüne yerleştirdik ve orada size geçim vasıtaları verdik. Ne kadar da az şükrediyorsunuz!

    Ali Rıza Safa

    Gerçek şu ki, sizi yeryüzünde yerleştirdik ve orada size geçimlikler verdik. Ne denli az şükrediyorsunuz?

    Bayraktar Bayraklı

    Doğrusu biz sizi yeryüzünde yerleştirdik ve orada size geçim vasıtaları verdik. Ne kadar da az şükrediyorsunuz!

    Edip Yüksel

    Sizleri yeryüzüne yerleştirdik ve orada size yaşama imkanları sağladık. Ne kadar da az şükrediyorsunuz.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Sizleri yeryüzüne yerleştirdik ve orada size yaşama imkanları sağladık. Ne kadar da az şükrediyorsunuz.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Andolsun ki, sizi yeryüzünde yerleştirdik ve sizin için onda birçok geçim kaynakları yaptık. Siz, pek az şükrediyorsunuz.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Şanım hakkı için sizi Arzda yerleştirdik ve sizin için onda bir çok geçimlikler yaptık, siz pek az şükrediyorsunuz

    Erhan Aktaş

    Doğrusu Biz, sizi yeryüzüne yerleştirdik ve orada size geçimlik verdik. Ne kadar da az şükrediyorsunuz.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Doğrusu Biz, sizi yeryüzüne yerleştirdik ve orada size geçimlik verdik. Ne kadar da az şükrediyorsunuz.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Doğrusu Biz, sizi yeryüzüne yerleştirdik ve orada size geçimlik verdik. Ne kadar da az şükrediyorsunuz.

    Gültekin Onan

    Andolsun, sizi yeryüzünde yerleşik kıldık ve orada size geçimlikler yarattık. Ne kadar da az şükrediyorsunuz.

    Hasan Basri Çantay

    Andolsun, sizi yer (yüzün) de yerleşdirmişiz, size orada bir çok geçim vasıtaları yaratmışızdır. Ne az şükredersiniz!

    İbni Kesir

    Andolsun ki; sizi, yeryüzüne yerleştirdik. Ve size orada geçimlikler yarattık. Ne de az şükrediyorsunuz.

    Mehmet Alagaş

    (1-10) Elif Lam Mim Sad, sana indirilen kitaptır ve müminlere bir hatırlatmadır. Onunla uyarı yapmandan dolayı göğsünde / sadrında bir zorluk / bir haraç olmasın. Rabbinizden size indirilene uyun / tâbi olun. Onun dışındaki dostlar / veliler / evliyalar bilip uymayın / tâbi olmayın. Ne de a z hatırlayıp düşünüyorsunuz. Nice yerleşkeleri / karyeleri helak et tik. Onlara sertliğimizi / be'simiz ya geceleyin geldi veya öğlen dinlenirken geldi. Hışmımız geldiğinde, çağrıları / duaları ise kesinlikle biz zalimler olduk demeleriydi. Kendilerine Resul gönderilenleri sorgulayacağız, Resulleri de sorgulayacağız. Ve dahi onlara belli bir ilimle kesinlikle anlatacağız. Biz kayıp değiliz ki / gayb değiliz ki. Tartı / mizan, o gün gerçektir. Kimin tartısı ağır ise işte onlar kurtulurlar / felaha ererler. Kimin mizanı hafifse onlar, ayetlerimize zulmediyor olmaları nedeniyle kendilerini / nefislerini hasara uğratanlardır. Biz sizi arza yerleştirdik / mekân ettirdik. (Hayatı idame ettiren şeyler, imkânlar) sizin için onda geçim / maişet sağladık. Az teşekkür ediyorsunuz.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Andolsun sizi yeryüzüne yerleştirip orada sizin için geçimlikler sağladık. Buna rağmen ne kadar da az şükrediyorsunuz!

    Süleyman Ateş

    Doğrusu biz sizi yeryüzünde yerleştirdik, orada size geçimlikler verdik; ne kadar da az şükrediyorsunuz!

    Süleymaniye Vakfı

    Sizi yeryüzüne biz yerleştirdik, orada size yaşama imkanları oluşturduk. Görevlerinizi ne kadar az yapıyorsunuz!

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Geçinebileceğiniz imkanlar oluşturarak sizi yeryüzüne yerleştirdik. İmkanlarınızı ne kadar az değerlendiriyorsunuz!

    Şaban Britch

    Sizi yeryüzünde yerleştirdik. Orada sizin için geçimlikler sağladık. Buna rağmen ne kadar az şükrediyorsunuz.

    Şaban Piriş

    Sizi yeryüzünde yerleştirdik. Orada sizin için geçimlikler sağladık. Buna rağmen ne kadar az şükrediyorsunuz!

    Yaşar Nuri Öztürk

    Andolsun, sizi yeryüzünde yerleştirdik ve sizin için orada, geçiminize yarayacak nimet ve imkanlara vücut verdik. Ne de az şükrediyorsunuz!

Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. Öntanımlı açık dört meal öncelik sırasına göredir; listeden hepsi açılabilir.