Diyanet İşleri
İşte böyle, her memlekette günahkarları oranın ileri gelenleri kıldık ki oralarda hilekarlık etsinler. Halbuki onlar hilekarlığı ancak kendilerine yaparlar. Ama farkında olmuyorlar.
En'âm suresi
En'âm suresi, 123. ayet. وَكَذَٰلِكَ جَعَلْنَا فِى كُلِّ قَرْيَةٍ أَكَٰبِرَ مُجْرِمِيهَا لِيَمْكُرُوا۟ فِيهَا وَمَا يَمْكُرُونَ إِلَّا بِأَنفُسِهِمْ وَمَا يَشْعُرُونَ
vekeẕâlike ce`alnâ fî külli ḳaryetin ekâbira mücrimîhâ liyemkürû fîhâ. vemâ yemkürûne illâ bienfüsihim vemâ yeş`urûn.
İşte böyle, her memlekette günahkarları oranın ileri gelenleri kıldık ki oralarda hilekarlık etsinler. Halbuki onlar hilekarlığı ancak kendilerine yaparlar. Ama farkında olmuyorlar.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Ölü iken diriltilen; cin ve insan topluluklarına hitap En'âm 122–129 3
Günahın açığını da bırakın, gizlisini de. Çünkü günah kazananlar yaptıkları karşılığında cezalandırılacaklardır.
Üzerine Allah adı anılmayan (hayvan)lardan yemeyin. Çünkü bu şekilde davranış fasıklıktır. Bir de şeytanlar kendi dostlarına sizinle mücadele etmeleri için mutlaka fısıldarlar. Onlara boyun eğerseniz şüphesiz siz de Allah'a ortak koşmuş olursunuz.
Ölü iken dirilttiğimiz ve kendisine, insanlar arasında yürüyeceği bir nur verdiğimiz kimsenin durumu, hiç, karanlıklar içinde kalmış, bir türlü ondan çıkamamış kimsenin durumu gibi olur mu? İşte kafirlere, işlemekte oldukları çirkinlikler böyle süslü gösterilmiştir.
İşte böyle, her memlekette günahkarları oranın ileri gelenleri kıldık ki oralarda hilekarlık etsinler. Halbuki onlar hilekarlığı ancak kendilerine yaparlar. Ama farkında olmuyorlar.
Onlara bir ayet geldiği zaman, "Allah elçilerine verilenin bir benzeri bize de verilinceye kadar asla inanmayacağız" derler. Allah, elçilik görevini kime vereceğini çok iyi bilir. Suç işleyenlere Allah katından bir aşağılık ve yapmakta oldukları hilekarlık sebebiyle çetin bir azap erişecektir.
Allah, her kimi doğruya erdirmek isterse, onun göğsünü İslam'a açar. Kimi de saptırmak isterse, onun da göğsünü göğe çıkıyormuşçasına daraltır, sıkar. Allah, inanmayanlara azap (ve sıkıntıyı) işte böyle verir.
Bu, Rabbinin dosdoğru yoludur. Şüphesiz düşünüp öğüt alacak bir toplum için ayetleri ayrı ayrı açıkladık.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
123. “Böylece her şehirde oranın günahkârlarını onların ileri gelenleri kıldık.” Yani günahları alabildiğine büyük, azgınlıkları da ileri gitmiş kimseleri başkan kıldık “ki oralarda” çeşitli tuzaklar kurmak, şeytanın yoluna davet etmek, peygamberlere ve peygamberlere tâbi olanlara söz ve fiilleri ile savaş açmak sureti ile ”hileler yapsınlar.” Aslında bunların hilekarlıkları ve tuzakları ancak kendi başlarına geçer. Çünkü bunlar hilekarlık yaparken Allah da onların tuzaklarını boşa çıkartacak düzenler kurar. Allah hilekarlara karşı düzen kuranların en hayırlısıdır.
Aynı şekilde Yüce Allah hidâyet önderlerinin ve büyüklerinin en faziletlilerini, bu günahkârlarla mücadele etmek üzere seçer. Onlar da bunların sözlerini reddederler ve Allah yolunda onlara karşı cihad ederler. Bu hedefe ulaştıran yolları izlerler ve Allah da onlara yardım eder, görüşlerini doğrultur ve ayaklarına sebat verir. Onlarla düşmanları arasında günleri döndürür durur, sonuçta mü’minlerin zaferi ve üstünlükleri ile güzel günler onların olur. Zira güzel akıbet takvâ sahiblerinindir.
Günahkarların ileri gelenlerinin, batılları üzerinde sebat gösterip peygamberlerin getirdikleri hakkı reddetmeleri, ancak kıskançlıklarından ve haddi aşmalarından dolayıdır. O bakımdan bundan sonraki buyrukta onlardan şöylece söz edilmektedir:
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Mekkeli ileri gelen öncü müşriklerin insanları Allah’ın yolundan alıkoyarak yaptıkları şeylerin aynısını, her ülkede şeytanın yoluna davet ederek, Peygambere ve ona tabi olanlara karşı savaşmak için hile ve tuzaklar kurarak yapan önder ve öncü kimseler var ettik. Gerçekte kurdukları tuzakları ve hileleri şüphesiz onlara geri dönmektedir. Fakat onlar cehalet ve arzularına tabi olmaları sebebiyle bunu hissetmezler.
Aynı kök: مكر (43 geçiş) · Aynı kök: جرم (66 geçiş) · Ortak kavram: Cürüm (suç)
Onlara bir ayet geldiği zaman, "Allah elçilerine verilenin bir benzeri bize de verilinceye kadar asla inanmayacağız" derler. Allah, elçilik görevini…
Aynı kök: شعر (40 geçiş) · Aynı kök: جرم (66 geçiş) · Ortak kavram: Cürüm (suç)
Ey iman edenler! Allah'ın (koyduğu din) nişanelerine, haram aya, hac kurbanına, (bu kurbanlıklara takılı) gerdanlıklara ve de Rab'lerinden bol nimet…
Aynı kök: مكر (43 geçiş) · Aynı kök: شعر (40 geçiş)
Onlardan öncekiler de tuzak kurmuşlardı. Allah'ın azabı binalarını, temelinden gelip yıktı da tavanları başlarına çöküverdi ve azap kendilerine fark…
Aynı kök: مكر (43 geçiş) · Aynı kök: شعر (40 geçiş)
Kötü işler yapmak için tuzak kuranlar, Allah'ın kendilerini yere geçirmesinden veya (ansızın) bilemeyecekleri bir yerden kendilerine azap gelmesinden…
Aynı kök: جرم (66 geçiş) · Ortak kavram: Cürüm (suç) · Ortak kavram: Kibir
Ayetlerimizi yalanlayanlar ve o ayetlere uymayı kibirlerine yediremeyenler var ya, onlara göklerin kapıları açılmaz. Onlar, deve iğne deliğinden…
Aynı kök: جرم (66 geçiş) · Ortak kavram: Cürüm (suç) · Ortak kavram: Kibir
Biz de, her biri ayrı ayrı birer mucize olmak üzere başlarına tufan, çekirge, ürün güvesi (haşarat), kurbağalar ve kan gönderdik. (Hiçbirinden ders…
Aynı kök: جرم (66 geçiş) · Ortak kavram: Cürüm (suç) · Ortak kavram: Kibir
Sonra bunların ardından Firavun ile ileri gelenlerine de Musa ve Harun'u mucizelerimizle gönderdik. Ama büyüklük tasladılar ve suçlu bir toplum…
Aynı kök: قري (57 geçiş) · Ortak kavram: Kibir
Şu'ayb'ın kavminden büyüklük taslayan ileri gelenler dediler ki: "Ey Şu'ayb! Andolsun, ya kesinlikle bizim dinimize dönersiniz ya da mutlaka seni ve…
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
Böylece biz her şehirde oranın suçlularını liderler yaptık; dipnot 1 sonunda oralarda bozgunculuk yapmayı tercih ederler. Onlar, kendilerinden başkasını aldatamazlar; (fakat) farkında olmazlar. dipnot 2
Ve böylece her ülkede, entrika ve hile düzenini kuran düzenbaz suçluları oranın el üstünde tutulan kimseleri yaparız: Fakat çevirdikleri entrikalar yalnız kendi aleyhlerine olur da, onu dahi anlamazlar.
Ve işte böylece her ülkenin önde gelenlerini, hile ve entrika peşinde koşan suçlular durumuna sokarız: ama çevirdikleri entrikalar yalnız kendi aleyhlerine olur; ve onu da anlamazlar.
Böylece her şehirde ekabiri (önde gelenleri), oranın suçluları kıldık ki, orada tuzak kursunlar. . . (Gerçekte) kendilerinden başkasına tuzak kurmuyorlar, farkında değiller!
Böylece biz, her ülkenin önde gelenlerini -orada hileli düzenler kursunlar diye- oranın suçlu günahkarları kıldık. Oysa onlar, hileli düzeni ancak kendilerine kurarlar da bunun şuuruna varmazlar.
Böylece biz, her kasabada, oralarda bozgunculuk yapmaları için, günahkârlarını liderler yaptık. Onlar yalnız kendilerini aldatırlar, ama farkında olmazlar.
Ve işte böylece, dalavereler çevirmeleri için, suçluları, her ülkede ileri gelenler yaptık. Oysa kendilerinden başkasına dalavere çeviremezler; üstelik ayırdında değiller.
Böylece biz her kasabada, oralarda bozgunculuk yapmaları içingünahkarlarını liderler yaptık. Onlar yalnız kendilerini aldatırlar, ama farkında olmazlar.
Her ülkenin önde gelen suçlularına, orada hile ve entrika yapmaları için izin verdik. Aslında kendilerinden başkasını kandırmıyorlar. Ama farkında değiller.
Her ülkenin önde gelen suçlularına, orada hile ve entrika yapmaları için izin verdik. Aslında kendilerinden başkasını kandırmıyorlar. Ama farkında değiller.
Böylece her şehirde o şehrin günahkarlarının büyüklerini, orada hilekarlık yapsınlar diye, işbaşında bulundurmaktayız. Oysa onlar, hilekarlığı başkalarına değil, kendilerine yapıyorlar da farkına varamıyorlar.
Böyle her karyede de mücrimlerinin büyüklerini mevki'de bulundurmaktayızdır ki orada mekir yapsınlar, halbuki bunlar, mekri başkasına değil kendilerine yapıyorlar da farkına varmıyorlar
Böylece her kentin ileri gelenlerini, aldatmalarından ötürü oranın suçluları yaptık. Onlar kendilerinden başkasını aldatmıyorlar ama bunun bilincinde değiller.
Böylece her kentin ileri gelenlerini, aldatmalarından ötürü oranın suçluları yaptık. Onlar kendilerinden başkasını aldatmıyorlar ama bunun bilincinde değiller.
Böylece her kentin ileri gelenlerini, aldatmalarından ötürü oranın suçluları yaptık. Onlar kendilerinden başkasını aldatmıyorlar ama bunun bilincinde değiller.
Böylece biz, her ülkenin önde gelenlerini -orada hileli düzenler kursunlar diye- oranın suçlu günahkarları kıldık. Oysa onlar, hileli düzeni ancak kendilerine kurarlar da bunun şuuruna varmazlar.
(Mekkede olduğu gibi) her şehir ve kasabada da oraların günahkarlarını, o yerlerde hıylekarlık etsinler diye, büyük (tanınmış) adamlar (dan) yapdık. Halbuki onlar hıylekarlığı (başkasına değil) ancak kendilerine yaparlarda farkında olmazlar.
Ve böylece her kasabada hile yapsınlar diye oranın ileri gelenlerini suçlular kıldık. Halbuki yalnız kendilerine hile yaparlar da farkına varmazlar.
(122-131) Kendisi ölü iken onu dirilttiğimiz ve insanlar içinde yürümesi için ona nur yaptığımız kimse, karanlıklardan bir türlü çıkamayan kimse gibi hiç olur mu? Böylece zalimlere yaptıkları süslü gösterildi. Böylece her memlekettin büyüklerini orada tuzak kurabilmeleri için suçlular yaptık , sadece kendilerine tuzak kuruyorlardı da bunu n bilincinde / şuurunda değillerdi. Onlara bir ayet geldiği vakit Allah’ın Resullerine verilenin bir benzeri de bize verilmedikçe iman etmeyeceğiz dediler, Allah mesajlarını / risaletini hangi tarafa vereceğini daha iyi bilir, ilerde suç işleyenlere kurdukları tuzaklardan dolayı Allah’ın yanında ki aşağılanma ve şiddetli bir azap isabet edecek. Allah kimin hidayet olmasını isterse göğsünü teslimiyete açar / İslam’a açar, Kimi de sapmış bırakmak isterse göğsünü darlandırır semaya çıkar gibi sıkışır. İşte böyle Allah, pisliği inanmayanlar üzerine yapar , i şte bu Rabbinin doğru yoludur , zikreden kavimler için ayetlerimizi detaylandırdık. Onlara Rablerinin yanında İslam yurdu vardır, yaptıklarından dolayı O, onların dostudur. O gün hepinizi toplayacak, ey cin topluluğu inslerden çokça edindiniz, i nslerden onların dostları da dedi ki Rabbimiz bazımız bazılarından faydalandık / metalandık ve bize tanıdığın süremiz de eriştik, dedi ki Ateş, varacağınız yerdir, orada Allah’ın istemesi hariç ebedi kalacaksınız, muhakkak ki Rabbin yargıçtır, bilendir. Böylece zalimlerin bazısı , kazandıkları sebebiyle bazısının dostu olur / velisi olur. Ey cin ve ins topluluğu, size ayetlerimi anlatan ve işte bugünle buluşmayı hatırlatan, sizlerden olan Resuller size gelmedi mi? K endimize şahidiz ki dünya hayatı bizi aldattı dediler ve kendileri kendilerinin kafir olduklarına şahit oldular , b u Rabbinin memleketleri halkı gafil iken z ulmederek helak etmemesi nedeniyledir.
Böylece her kasabada, oralarda bozgunculuk yapmaları için günahkârlarının liderler yaptık. Hâlbuki onlar ancak kendilerine aldatırlar, ama farkında olmazlar.
Böylece her kentin büyüklerini, oranın suçluları yaptık ki, orada tuzak kursunlar (her kentin ileri gelenlerine, tuzak kurmaları için fırsat verdik). Onlar kendilerinden başkasına tuzak kurmuyorlar, ama farkında değiller.
İşte böyle! Her kentin suça dalmış olanlarını oranın büyükleri haline getiririz ki tuzaklar kurabilsinler. Kurdukları tuzaklar, kendi aleyhlerine döner ama farkında bile olmazlar dipnot 1 .
İşte böyle; her kentin günahkarlarını oranın büyükleri haline getiririz ki tuzaklar kursunlar. Aslında tuzakları kendilerine kurarlar ama farkında olmazlar.
İşte böyle, her memlekette günahkârları oranın ileri gelenleri kıldık ki, oralarda tuzaklar kursunlar. Oysa yalnız kendilerine tuzak kurarlar da farkında olmazlar.
Keza her memleketin suçlularını, orada hile düzmeleri için iş başına getirdik. Oysa yalnız kendilerine hile yaparlar da farkında olmazlar.
Biz bu şekide her kentte/her medeniyette kodamanları, o kent ve medeniyetin suçluları yaptık ki, orada oyunlar tezgahlayıp tuzaklar kursunlar. Aslında onlar öz benliklerinden başkasına oyun oynamıyorlar ama farkında değillir.
Thus did We set in every city the principal persons among the people who set no bounds to their sensuous vain and evil desires to take cunning for a sinister and crooked wisdom, and lie in wait to deceive the people, when in fact they beset themselves with evils and malice but they fail to perceive.
And so We have put chief evildoers in every city to perpetrate their schemes there- but they scheme only against themselves, without realizing it.
Thus have We placed leaders in every town, its wicked men, to plot (and burrow) therein: but they only plot against their own souls, and they perceive it not.
Thus We have appointed the leaders of the wicked ones in every land to weave their plots; but in truth they plot only to their own harm, without even realizing it.
And likewise in every city We set up its greatest wrongdoers to plot in it. They plot against themselves alone, but they are not aware of it.
And thus We have set up in every town great ones of its wicked people to plot therein. But they plot not except against their ownselves, and they perceive (it) not.
Thus have We installed in every town its major criminals that they may plot therein. Yet they do not plot except against their own souls, but they are not aware.
Similarly have We made the leaders in every town the guilty ones, (because their doings seem fair to them) with the result that they intrigue therein; but little do they understand that, (as a matter of fact,) they intrigue only against themselves.
And even so We appointed in every city great ones among its sinners, to devise there; but they devised only against themselves, and they were not aware.
As a matter of fact, I have given the power to the main wrongdoers of each land so that they may [choose to] implement their wicked plans. What they do not realize is that their scheme will fire back and destroy their very own soul.
And thus have we placed in every town the great sinners thereof, that they may use craft therein; but they use not craft except against themselves, although they do not understand.
As such, We have permitted in every town the influential from its criminals, to scheme in it. They only scheme their own selves without perceiving.
And thus have we placed in every city chief leaders of the wicked men thereof, that they may act deceitfully therein; but they shall act deceitfully against their own souls only; and they know it not.
And thus have We placed great ones (leaders) in every town, its wicked ones, that they may plot therein. But they do but plot against themselves, though they perceive not.
And thus We made in every town great ones among its criminals to scheme therein; and in no way do they scheme against anyone except themselves, and in no way are they aware.
And thus have We made in every city great ones of its wicked ones, that they should plot therein. They do but plot against themselves, though they perceive not.
And thus have We placed in every city the greatest of the sinners to contrive and deceive; yet they contrive against no one but themselves even though they do not know.
And it is in this way that We cause the great ones in every land to become its [greatest] evildoers, there to weave their schemes: yet it is only against themselves that they scheme -and they perceive it not.
And so We have placed in every society the most wicked to conspire in it. Yet they plot only against themselves, but they fail to perceive it.
And as such, We have permitted in every town the influential from its criminals, to scheme in it. They only scheme their own souls without perceiving.
We allow the leading criminals of every community to plot and scheme. But they only plot and scheme against their own souls, without perceiving.
And thus We have placed within every city the greatest of its criminals to conspire therein. But they conspire not except against themselves, and they perceive [it] not.
And thus have We appointed in every city its greatest lawbreakers, that they should scheme therein; and they scheme only against themselves, and they perceive not.
This is how We allow the greatest ones in every community to become its greatest criminals, to weave their schemes. Yet it is only against themselves that they scheme without even knowing it.
And thus have We placed chief leaders in every town, its wicked men, who plot (evil and place themselves) in there: But they only plot against their own souls, and they do not understand it.
In a similar way, in every town We caused its chief sinners to commit mischief in it. And they do not commit mischief but against themselves, while they do not realize it.
And as such, We have permitted in every town the influential from its criminals, to scheme in it. They only scheme their own souls without perceiving.