Mâide suresi · 78–86. ayetler

Lânetlenenler ve mü'minlere en yakın olanlar

Bu bölümün ayetleri 4 mealde yan yana açılıyor; yukarıdaki listeden 27 Türkçe mealin herhangi birini açıp kapatabilirsiniz. Aralarındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz.

Hangi mealler görünsün? 4 / 27 açık

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir bölüme geçince öntanımlıya döner. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

  1. Mâide suresi, 78. ayet — bütün mealleriyle aç

    Mâide suresi, 78. ayet. لُعِنَ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ مِنۢ بَنِىٓ إِسْرَٰٓءِيلَ عَلَىٰ لِسَانِ دَاوُۥدَ وَعِيسَى ٱبْنِ مَرْيَمَ ذَٰلِكَ بِمَا عَصَوا۟ وَّكَانُوا۟ يَعْتَدُونَ

    Diyanet İşleri

    İsrailoğullarından inkar edenler, Davud ve Meryem oğlu İsa diliyle lanetlendi. Bu, onların isyan etmeleri ve hadlerini aşıyor olmalarından ötürüydü.

    Mehmet Okuyan

    İsrailoğullarından kâfir olanlar, Davud ve Meryem oğlu İsa'nın diliyle lanetlenmiştir. dipnot 1 Bunun sebebi, (ilahî mesajlara) isyan etmiş ve hadlerini aşmış olmalarıdır.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Mâide 5/13'te de belirtildiği gibi, İsrailoğulları'nın lanetlenmesi "sonuç"tur; bunun "sebeb"i ise verdikleri sözleri tutmamaları, isyan etmeleri ve hadlerini aşmalarıdır.

    Mustafa İslamoğlu

    İsrailoğullarından nankörlükte ısrar edenler, Davud'un ve Meryem oğlu İsa'nın diliyle lanetlenmişlerdir. Bu, onların isyankarlıkları ve sürekli taşkınlık yapmaları yüzündendir.

    Muhammed Esed

    Hakikati inkara şartlanmış bulunan şu İsrailoğulları (zaten) Davudun ve Meryem oğlu İsanın diliyle lanetlenmişlerdir: Böyledir, çünkü onlar (Allaha) isyan ettiler; hak ve adalet sınırlarını ihlalde ısrarcı davrandılar.

    Ahmed Hulusi

    İsrailoğullarından Hakk'ı inkar edenler, Davud'un ve Meryemoğlu İsa'nın lisanı üzere lanetlenmişlerdir (Allah'tan uzak düşmüşlerdir). . . Bu (sonuç), onların isyan etmeleri ve haddi aşmaları yüzündendir.

    Ali Bulaç

    İsrailoğullarından inkar edenlere, Davud ve Meryem oğlu İsa diliyle lanet edilmiştir. Bu, isyan etmeleri ve haddi aşmaları nedeniyledir.

    Ali Özek ve heyeti

    İsrâiloğullarından kâfir olanlar, Davud ve Meryem Oğlu İsâ diliyle lânetlenmişlerdir. Bunun sebebi, söz dinlememeleri ve sınırı aşmalarıdır.

    Ali Rıza Safa

    İsrailoğullarının nankörlük edenleri, Davut'un ve Meryem Oğlu İsa'nın diliyle lanetlendiler. Karşı geldikleri ve sınırı aştıkları için böyle olmuştur.

    Bayraktar Bayraklı

    İsrailoğulları'ndan kafir olanlar, Davud ve Meryem oğlu İsa diliyle lanetlenmişlerdir. Bunun sebebi, söz dinlememeleri ve sınırı aşmalarıdır.

    Edip Yüksel

    İsrail oğullarının inkarcıları, hem Davut'un hem Meryem oğlu İsa'nın diliyle lanetlenmişti. Zira onlar isyan edip sınır tanımıyorlardı.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    İsrail oğullarının inkarcıları, hem Davud'un hem Meryem oğlu İsa'nın diliyle lanetlenmişti. Zira onlar isyan edip sınır tanımıyorlardı.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    İsrailoğullarından o küfredenler, hem Davud'un hem de Meryem'in oğlu İsa'nın dili ile lanetlendiler. Bu, onların isyan etmeleri ve hakkın sınırlarını aşmakta olmaları yüzündendi.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Beni Israilden o küfr edenler hem Davudun hem Meryemin oğlu Isanın lisaniyle tel'ın edildiler, bu onların ısyan etmeleri ve hakkın hududunu tecavüz eder olmaları sebebiyle idi

    Erhan Aktaş

    İsrailoğullarından Kafir olan kimseler, asi olmaları ve haddi aşmaları nedeniyle, Davud'un ve Meyrem Oğlu İsa'nın diliyle lanetlendiler.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    İsrailoğulları'ndan Kafir olan kimseler, asi olmaları ve haddi aşmaları nedeniyle, Davud'un ve Meryem oğlu İsa'nın diliyle lanetlendiler.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    İsrailoğulları'ndan gerçeği yalanlayan nankör kimseler, asi olmaları ve haddi aşmaları nedeniyle, Davud'un ve Meryem oğlu İsa'nın diliyle lanetlendiler.

    Gültekin Onan

    İsrailoğullarından küfredenlere, Davud ve Meryem oğlu İsa diliyle lanet edilmiştir. Bu, isyan etmeleri ve haddi aşmaları nedeniyledir.

    Hasan Basri Çantay

    İsrail oğullarından olub da küfredenlere Davudun da, Meryem oğlu İsanın da diliyle la'net olunmuşdur. Bunun sebebi isyan etmeleri ve ifrata sapmaları idi.

    İbni Kesir

    İsrailoğullarından küfredenler; Davud'un ve Meryem oğlu İsa'nın diliyle la'netlenmişlerdi. Bu; isyan etmeleri ve aşırı gitmelerindendi.

    Mehmet Alagaş

    (77-81) Deki, Ey kitap halkı, gerçek dışı bir şekilde dininiz konusunda hadleri aşmayın, öncekileri sapmış, birçok kavmi saptırmış ve kendileri de aynı yoldan sapmış topluluğun keyiflerine uymayın. İsrail oğullarından kafir olanlara, Davut ve Meryem oğlu İsa diliyle / lisanıyla lanet olundu , bu, onların isyan etmeleri ve önemsizleştirmeleri nedeniyle idi , tanınmayan / normal olmayan faaliyetlerden birbirlerini men etmezlerdi, yapıyor oldukları ne kötü bir şeydi. Onlardan çoklarının kafirlere yüz döndüklerini / onlarla dostluk ettiklerini görürsün, onlar kendileri için ne kötü bir şeyi sunuyorlar / takdim ediyorlar. Allah onlara kızgındır, azapta da onlar kalıcıdırlar. Şayet Allah’a, Nebiye ve ona indirilene iman etselerdi onları / kafirleri dost olarak edinmezlerdi ve fakat onların çoğu yoldan çıkmışlardır.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    İsrailoğulları'ndan kâfir olanlar, Dâvûd’un ve Meryem oğlu İsâ’nın dili ile lanetlenmiştir. Bu lanet, isyan etmeleri ve haddi aşmalarından dolayı idi.

    Süleyman Ateş

    İsrail oğullarının nankörlerine, Davud ve Meryem oğlu İsa diliyle la'net edilmiştir. Çünkü (onlar) isyan etmişlerdi ve saldırıyorlardı.

    Süleymaniye Vakfı

    İsrailoğullarından kafirlik edenler, Davud'un ve Meryem oğlu İsa'nın diliyle lanetlendiler /dışlandılar. Bu, isyan etmelerine ve aşırı gitmelerine karşılıktır.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    İsrailoğullarından ayetleri görmezlikten gelenler (kafir olanlar), Davud'un ve Meryem oğlu İsa'nın diliyle dışlandılar (lanetlendiler). Bunun sebebi, isyan etmeleri ve saldırgan olmalarıydı.

    Şaban Britch

    İsrailoğulları'ndan kâfir olanlar, Davud’un ve Meryem oğlu İsa’nın dili ile lanetlenmiştir. Bu lanet, isyan etmeleri ve haddi aşmalarındandı.

    Şaban Piriş

    İsrailoğullarından kafir olanlar, Davud'un ve Meryem oğlu İsa'nın dili ile lanetlenmiştir. Bu lanet, isyan etmeleri ve haddi aşmalarındandı.

    Yaşar Nuri Öztürk

    İsrailoğullarının küfre sapanları, Meryem'in oğlu İsa'nın ve Davud'un diliyle lanetlendiler. Bu böyledir; çünkü onlar sınır tanımazlık, haksızlık, düşmanlık ediyorlardı.

  2. Mâide suresi, 79. ayet — bütün mealleriyle aç

    Mâide suresi, 79. ayet. كَانُوا۟ لَا يَتَنَاهَوْنَ عَن مُّنكَرٍ فَعَلُوهُ لَبِئْسَ مَا كَانُوا۟ يَفْعَلُونَ

    Diyanet İşleri

    İşledikleri herhangi bir kötülükten birbirlerini vazgeçirmeye çalışmazlardı. Yapmakta oldukları ne kötüydü!

    Mehmet Okuyan

    Onlar, işledikleri (kötülükler)den, birbirlerini vazgeçirmeye çalışmazlardı. dipnot 1 Yaptıkları ne kötüdür!

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Yüce Allah bu ayette İsrailoğulları'nın lanete uğratılmalarının diğer bir sebebini bildirmekte ve yapageldikleri kötülüklerle ilgili olarak "birbirlerini engellememeleri"ni bu sebeplerden birisi olarak göstermektedir. Ayetin bugüne mesajı şudur: Al-i İmrân 3:110'da bu son ümmetin insanlar için çıkartılmış en hayırlı ümmet olduğu, iyiliği emredip kötülükten menettikleri ve Allah'a iman edip güvendikleri belirtilmektedir. Bu ayet ümmetin her ferdinin iyiliği emredip kötülükten men etmesi ve bunu yaparken de Yüce Allah'a inanıp güvenmesi gerektiğini hükme bağlamaktadır. Al-i İmrân 3:104. ayette yer alan emrin ümmet tarafından yerine getirildiği işte bu ayette dile getirilmektedir. Bu konuda Hz. Muhammed de şöyle demiştir: "İçinizden kim bir kötülük görürse onu eliyle değiştirsin. Buna gücü yetmezse diliyle değiştirsin. Buna da gücü yetmezse kalbiyle öfke duysun ki bu imanın en zayıf noktasıdır" (Müslim, İman, 78; Tirmizî, Fiten, 11; Nesâî, İman, 17; Ahmed b. Hanbel, III, 20, 49). Uyarının gerekliliği, amacı, uyarıdan kimlerin yararlanacağı vs. ile ilgili mesajlar için bkz. Bakara 2:6; Mâide 5:63; En‘âm 6:69; A‘râf 7:164; Hûd 11:116; Yâsîn 36:10; Zâriyât 51:55; Tûr 52:29; Mürselât 77:5-6; A‘lâ 87:9; Ğâşiye 88:21.

    Mustafa İslamoğlu

    Onlar birbirlerini, yapageldikleri kötülüklerden caydırmaya çalışmıyorlardı; gerçekten bu yaptıkları ne fena şeydi.

    Muhammed Esed

    Onlar birbirlerini yaptıkları iğrenç şeylerden vazgeçirmeye çalışmadılar: yaptıkları şey gerçekten ne kötü idi!

    Ahmed Hulusi

    Yaptıkları herhangi bir çirkin davranıştan birbirlerini vazgeçirmezlerdi. Yaptıkları ne kötü idi!

    Ali Bulaç

    Yapmakta oldukları münker (çirkin iş)lerden birbirlerini sakındırmıyorlardı. Yapmakta oldukları şey ne kötü idi!

    Ali Özek ve heyeti

    Onlar, işledikleri kötülükten, birbirini vazgeçirmeye çalışmazlardı. Andolsun yaptıkları ne kötüdür!

    Ali Rıza Safa

    Yaptıkları kötülüklerden birbirlerini caydırmaya çalışmadılar; ne kötü bir şey yapıyorlar.

    Bayraktar Bayraklı

    Onlar, işledikleri kötülükten birbirlerini vazgeçirmeye çalışmazlardı. Andolsun, yaptıkları ne kötüdür!

    Edip Yüksel

    Yaptıkları kötülükler konusunda birbirlerini uyarmıyorlardı. Yaptıkları ne kötü idi.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Yaptıkları kötülükler konusunda birbirlerini uyarmıyorlardı. Yaptıkları ne kötü idi.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    İşledikleri bir kötülükten birbirlerini vazgeçirmezlerdi. Gerçekten ne kötü iş yapıyorlardı!

    Elmalılı Hamdi Yazır

    işledikleri bir münkerden vaz geçmezlerdi, filhakıka ne fena yapıyorlardı

    Erhan Aktaş

    Yaptıkları kötü şeylerde, birbirlerini uyarmıyorlardı. Gerçekten yapmakta oldukları şey ne kadar çirkindi.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Yaptıkları kötü şeylerde, birbirlerini uyarmıyorlardı. Gerçekten yapmakta oldukları şey ne kadar çirkindi.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Yaptıkları kötü şeylerde, birbirlerini uyarmıyorlardı. Gerçekten yapmakta oldukları şey ne kadar çirkindi.

    Gültekin Onan

    Yapmakta oldukları münkerden (kötülüklerden) birbirlerini sakındırmıyorlardı. Yapmakta oldukları şey ne kötü idi.

    Hasan Basri Çantay

    Onlar işledikleri her hangi fenalıkdan birbirini vazgeçirmiye çalışmazlardı. Hakıykat, yapmakda devam etdikleri (o hal) ne kötü idi!..

    İbni Kesir

    Birbirlerinin yaptıkları fenalıklara engel olmuyorlardı. Yapmakta oldukları ne kötü idi.

    Mehmet Alagaş

    (77-81) Deki, Ey kitap halkı, gerçek dışı bir şekilde dininiz konusunda hadleri aşmayın, öncekileri sapmış, birçok kavmi saptırmış ve kendileri de aynı yoldan sapmış topluluğun keyiflerine uymayın. İsrail oğullarından kafir olanlara, Davut ve Meryem oğlu İsa diliyle / lisanıyla lanet olundu , bu, onların isyan etmeleri ve önemsizleştirmeleri nedeniyle idi , tanınmayan / normal olmayan faaliyetlerden birbirlerini men etmezlerdi, yapıyor oldukları ne kötü bir şeydi. Onlardan çoklarının kafirlere yüz döndüklerini / onlarla dostluk ettiklerini görürsün, onlar kendileri için ne kötü bir şeyi sunuyorlar / takdim ediyorlar. Allah onlara kızgındır, azapta da onlar kalıcıdırlar. Şayet Allah’a, Nebiye ve ona indirilene iman etselerdi onları / kafirleri dost olarak edinmezlerdi ve fakat onların çoğu yoldan çıkmışlardır.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Onlar işledikleri herhangi bir kötülükten birbirlerini vazgeçirmeye çalışmazlardı. Onların yapmakta oldukları gerçekten ne kötü bir şeydi!

    Süleyman Ateş

    Yaptıkları kötülükten vazgeçmiyorlardı. Ne kötü işler yapıyorlardı!

    Süleymaniye Vakfı

    Birbirlerini, işledikleri kötülüklerden sakındırmazlardı. Yapmakta oldukları şey ne kötüydü.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    İşledikleri kötülüklerden dolayı biri diğerine karşı çıkmazdı. Yapmakta oldukları şey ne kötüydü.

    Şaban Britch

    Birbirlerinin yaptıkları kötülüklere mani olmuyorlardı. Yapmakta oldukları ne kötü idi.

    Şaban Piriş

    Birbirlerinin yaptıkları kötülüklere mani olmuyorlardı. Yapmakta oldukları ne kötü idi.

    Yaşar Nuri Öztürk

    İşledikleri kötülükten birbirlerini sakındırmıyorlardı. Ne kötü şeydi yapmayı sürdürdükleri!

  3. Mâide suresi, 80. ayet — bütün mealleriyle aç

    Mâide suresi, 80. ayet. تَرَىٰ كَثِيرًا مِّنْهُمْ يَتَوَلَّوْنَ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ لَبِئْسَ مَا قَدَّمَتْ لَهُمْ أَنفُسُهُمْ أَن سَخِطَ ٱللَّهُ عَلَيْهِمْ وَفِى ٱلْعَذَابِ هُمْ خَٰلِدُونَ

    Diyanet İşleri

    Onlardan birçoğunun inkar edenleri dost edindiklerini görürsün. Andolsun ki kendileri için önceden (ahirete) gönderdikleri şey; Allah'ın onlara gazap etmesi ne kötüdür! Onlar azap içinde ebedi kalıcıdırlar.

    Mehmet Okuyan

    Onlardan çoğunun, kâfir olanlarla dostluk ettiklerini görürsün. Nefislerinin onlar için hazırladığı şey ne kötüdür! (Bu yüzden) Allah onlara gazap etmiştir ve onlar azap içinde ebedî kalıcıdır!

    Mustafa İslamoğlu

    Onlardan bir çoğunu küfre saplananlarla sarmaş-dolaş görürsün. Ayartıcı benliklerin kendilerine telkin ettiği şey öylesine kötüdür ki, Allah'ın hışmına uğramışlardır; ve onlar azaba mahkum olacaklardır.

    Muhammed Esed

    (Ve şimdi) onların bir çoğunun hakikati inkar edenlerle dost olduklarını görebilirsin! İhtiraslarının onları sürüklediği şey (öyle) kötüdür (ki) Allah onlara gazap etmiştir; ve onlar azap içinde yaşayacaklardır.

    Ahmed Hulusi

    Onlardan birçoğunun, hakikat bilgisini inkar edenleri veli edindiklerini görürsün. . . Benliklerinin kendileri için hazırladığı gelecek ne kötüdür! Allah onlara gazap etmiştir! Azapta ebedi kalacaklardır.

    Ali Bulaç

    Onlardan çoğunun inkara sapanlarla dostluklar kurduklarını görürsün. Kendileri için nefislerinin takdim ettiği şey ne kötüdür. Allah onlara gazablandı ve onlar azabda ebedi kalacaklardır.

    Ali Özek ve heyeti

    Onlardan çoğunun, inkâr edenlerle dostluk ettiklerini görürsün. Nefislerinin onlar için (ahiret hayatları için) önceden hazırladığı şey ne kötüdür. Allah onlara gazap etmiştir ve onlar azap içinde devamlı kalıcıdırlar!

    Ali Rıza Safa

    Onların çoğunun, nankörlük edenlerle dost olduğunu görürsünüz. Benlikleri, kendileri için ne kötü bir şey gönderiyor. Allah, onlara öfkelenmiştir. Üstelik sürekli ceza içinde kalacaklardır.

    Bayraktar Bayraklı

    Onlardan çoğunun, inkar edenlerle dostluk ettiklerini görürsün. Nefislerinin onlar için önceden hazırladığı şey ne kötüdür! Allah onlara gazap etmiştir ve onlar azap içinde devamlı kalıcıdırlar.

    Edip Yüksel

    Çoklarının inkarcılarla dost olduğunu görürsün. Nefislerinin kendileri için gönderdiği şey ne kötü. ALLAH onlara gazap etmiştir; azapta sürekli kalacaklar.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Çoklarının inkarcılarla dost olduğunu görürsün. Nefislerinin kendileri için gönderdiği şey ne kötü. ALLAH onlara gazap etmiştir; azapta sürekli kalacaklar.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Onlardan birçoğunun Allah'ı tanımayanlara yardakçılık ettiklerini görürsün. Elbette ki, onların kendileri için takdim ettiği hediye ne çirkin! Allah onlara gazap etmiştir ve sonsuza kadar azapta kalacaklardır.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    onlardan bir çoğunu görürsün ki Allahı tanımayanlara yardaklık ederler, elbette nefislerinin kendileri için takdim ettiği hediyye ne çirkin: Allah onlara gadab etti ve azabda muhalleddir onlar

    Erhan Aktaş

    Onlardan çoğunun, Kafirleri veli dipnot 1 edindiklerini görürsün. Nefislerinin kendileri için sunduğu şey ne kötüdür. Allah, onlara gazap etmiştir ve onlar sürekli azapta kalacaklardır.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bkz. 5:51. ayetin 2. dipnot.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Onlardan çoğunun, Kafirleri veli edindiklerini görürsün. Nefislerinin kendileri için sunduğu şey ne kötüdür. Allah, onlara gazap etmiştir ve onlar sürekli azapta kalacaklardır.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Onlardan çoğunun, gerçeği yalanlayan nankörleri veli dipnot 1 edindiklerini görürsün. Nefislerinin kendileri için sunduğu şey ne kötüdür. Allah, onlara gazap etmiştir ve onlar sürekli azapta kalacaklardır.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Koruyucu, yardımcı, gözeten, destekleyici, yandaş.

    Gültekin Onan

    Onlardan çoğunun kafirlerle dostluklar kurduklarını görürsün. Kendileri için nefslerinin takdim ettiği şey ne kötüdür. Tanrı onlara gazablandı ve onlar azabda ebedi kalacaklardır.

    Hasan Basri Çantay

    İçlerinden bir çoğunu görürsün ki (peygambere, müminlere olan buğuzlarından dolayı) kafirlere dostluk ederler. Nefislerinin kendileri için (ahretleri hesabına) öne sürdüğü (o kötü haberler), andolsun, ne çirkin şeylerdir. (Çünkü onların kazancı) Allahın kendilerine gazab etmesi ve onların o azab içinde ebedi kalıcı olmalarıdır.

    İbni Kesir

    Görürsün ki; onlardan çoğu, küfredenleri dost edinmektedirler. Nefislerinin kendileri için öne sürdüğü, ne kötüdür. Allah onlara gazab etmiştir ve azabta ebedi kalıcıdırlar.

    Mehmet Alagaş

    (77-81) Deki, Ey kitap halkı, gerçek dışı bir şekilde dininiz konusunda hadleri aşmayın, öncekileri sapmış, birçok kavmi saptırmış ve kendileri de aynı yoldan sapmış topluluğun keyiflerine uymayın. İsrail oğullarından kafir olanlara, Davut ve Meryem oğlu İsa diliyle / lisanıyla lanet olundu , bu, onların isyan etmeleri ve önemsizleştirmeleri nedeniyle idi , tanınmayan / normal olmayan faaliyetlerden birbirlerini men etmezlerdi, yapıyor oldukları ne kötü bir şeydi. Onlardan çoklarının kafirlere yüz döndüklerini / onlarla dostluk ettiklerini görürsün, onlar kendileri için ne kötü bir şeyi sunuyorlar / takdim ediyorlar. Allah onlara kızgındır, azapta da onlar kalıcıdırlar. Şayet Allah’a, Nebiye ve ona indirilene iman etselerdi onları / kafirleri dost olarak edinmezlerdi ve fakat onların çoğu yoldan çıkmışlardır.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Onlardan bir çok kimsenin, kâfirleri veli edindiklerini görürsün. Nefislerinin yaptığı (ameller) ne kötüdür. Allah, onlara gazap etmiştir ve onlar azapta ebedîdirler.

    Süleyman Ateş

    Onlardan çoğunun, inkar edenlerle dostluk ettiklerini görürsün. Gerçekten nefislerinin, kendileri için yapıp gönderdiği ne kötüdür (ki o yüzden) Allah onlara gazabetmiştir ve azabda sürekli kalacaklardır.

    Süleymaniye Vakfı

    Ehlikitaptan çoğunun, kafirlik edenleri veli /yakın dost edindiğini görürsün. Allah'ı kızdırarak kendileri için ne kötü bir gelecek hazırlıyorlar! Onlar o azap içinde, ölümsüz olarak kalacaklardır.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Onların çoğunun, ayetleri görmezlikten gelen o kimselerle içli dışlı olduklarını göreceksin. Allah'ı kızdırarak kendileri için ne kötü bir gelecek hazırlarlar. Onlar sürekli azap içinde kalacaklardır.

    Şaban Britch

    Çoğunun, küfredenleri veli edindiklerini görürsün. Nefislerinin yaptığı (ameller) ne kötüdür. Allah, onlara gazap etmiştir ve onlar azapta ebedidirler.

    Şaban Piriş

    Çoğunun, küfredenleri veli edindiklerini görürsün. Nefislerinin takdim ettikleri ne kötüdür ki Allah, onlara gazap etmiş ve onlar azapta ebedidirler.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Onlardan birçoğunun, küfre sapanlarla dostluk kurduklarını görürsün. Öz benliklerinin onlar için hazırlayıp sunduğu şey gerçekten çok kötü! Allah, üzerlerine gazap indirmiştir. Azap içinde de onlar sürekli kalacaklardır.

  4. Mâide suresi, 81. ayet — bütün mealleriyle aç

    Mâide suresi, 81. ayet. وَلَوْ كَانُوا۟ يُؤْمِنُونَ بِٱللَّهِ وَٱلنَّبِىِّ وَمَآ أُنزِلَ إِلَيْهِ مَا ٱتَّخَذُوهُمْ أَوْلِيَآءَ وَلَٰكِنَّ كَثِيرًا مِّنْهُمْ فَٰسِقُونَ

    Diyanet İşleri

    Eğer Allah'a, Peygamber'e ve ona indirilene (Kur'an'a) inanıyor olsalardı, onları (müşrikleri) dost edinmezlerdi. Fakat onlardan birçoğu fasık kimselerdir.

    Mehmet Okuyan

    Onlar Allah'a, Peygamber'e ve ona indirilene iman etmiş olsalardı onları (müşrikleri) dost edinmezlerdi fakat çoğu yoldan çıkmışlardır.

    Mustafa İslamoğlu

    Eğer bu (Yahudiler) Allah'a, Peygamber'e ve ona indirilene inanmış olsalardı, o (Müşrikleri) müttefik edinmezlerdi. Ne ki, bunlardan çoğu yoldan sapmıştır.

    Muhammed Esed

    Çünkü, eğer onlar Allaha, kendilerine gönderilen Peygambere ve ona indirilen her şeye (gerçekten) inansalardı, bu (hakikat inkarcı)larını dost edinmezlerdi: Ama onların çoğu sapkındır.

    Ahmed Hulusi

    Eğer, varlıklarını El Esma'sından yaratan Allah'a, En Nebi'ye (Hz. Muhammed'e) ve O'na inzal olunana iman etmiş olsalardı, onları (inkarcıları) evliya edinmezlerdi. . . Fakat onlardan birçoğu fasıklardır (inancı bozuk olanlar).

    Ali Bulaç

    Eğer Allah'a, peygambere ve ona indirilene iman etselerdi, onları dostlar edinmezlerdi. Fakat onlardan çoğu fasık olanlardır.

    Ali Özek ve heyeti

    Eğer onlar Allah'a, Peygamber’e ve ona indirilene iman etmiş olsalardı onları (müşrikleri) dost edinmezlerdi; fakat onların çoğu yoldan çıkmış (fâsık) lardır.

    Ali Rıza Safa

    Allah'a ve hem peygambere hem de Ona indirilene inansalardı, onları dost edinmezlerdi. Fakat onların çoğu zaten yoldan çıkmıştır.

    Bayraktar Bayraklı

    Eğer onlar Allah'a, peygambere ve ona indirilene iman etmiş olsalardı, kafirleri dost edinmezlerdi; fakat onların çoğu fasıktır.

    Edip Yüksel

    ALLAH'ı, peygamberi ve ona indirileni onaylasalardı onları dost edinmezlerdi. Ne var ki, çoğu yoldan çıkmış bulunuyor.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    ALLAH'a, peygambere ve ona indirilene inansalardı, onları dost edinmezlerdi. Ne var ki, çoğu yoldan çıkmış bulunuyor

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Eğer Allah'a, peygambere ve ona indirilene inansalardı, o kafirleri dost edinmezlerdi. Fakat onların çoğu imandan uzak fasıklardır.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Eğer Allah ve Peygambere ve ona indirilene iymanları olsa idi o kafirleri yar tutmazlardı, lakin onların çoğu iymandan uzak fasıklardır

    Erhan Aktaş

    Eğer onlar, Allah'a, Nebi'ye ve ona indirilene iman etselerdi, onları evliya edinmezlerdi. Fakat onlardan pek çoğu fasıktır.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Eğer onlar, Allah'a, Nebi'ye ve ona indirilene iman etselerdi, onları evliya edinmezlerdi. Fakat onlardan pek çoğu fasıktır.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Eğer onlar, Allah'a, Nebi'ye ve ona indirilene iman etselerdi, onları evliya dipnot 1 edinmezlerdi. Fakat onlardan pek çoğu fasıktır.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Koruyucular, yardımcılar, gözeticiler, destekleyiciler, yandaşlar.

    Gültekin Onan

    Eğer Tanrı'ya, peygambere ve ona indirilene inansalardı, onları dostlar edinmezlerdi. Fakat onların çoğu fasıktır.

    Hasan Basri Çantay

    Eğer Allaha, peygambere ve ona indirilene iman etmiş olsalardı onları (kafirleri) dostlar edinmezlerdi. Fakat onlardan bir çoğu faasık kimselerdir.

    İbni Kesir

    Şayet Allah'a, Peygambere ve ona indirilene iman etmiş olsalardı; onları dost edinmezlerdi. Ne var ki, onların çoğu fasıklardır.

    Mehmet Alagaş

    (77-81) Deki, Ey kitap halkı, gerçek dışı bir şekilde dininiz konusunda hadleri aşmayın, öncekileri sapmış, birçok kavmi saptırmış ve kendileri de aynı yoldan sapmış topluluğun keyiflerine uymayın. İsrail oğullarından kafir olanlara, Davut ve Meryem oğlu İsa diliyle / lisanıyla lanet olundu , bu, onların isyan etmeleri ve önemsizleştirmeleri nedeniyle idi , tanınmayan / normal olmayan faaliyetlerden birbirlerini men etmezlerdi, yapıyor oldukları ne kötü bir şeydi. Onlardan çoklarının kafirlere yüz döndüklerini / onlarla dostluk ettiklerini görürsün, onlar kendileri için ne kötü bir şeyi sunuyorlar / takdim ediyorlar. Allah onlara kızgındır, azapta da onlar kalıcıdırlar. Şayet Allah’a, Nebiye ve ona indirilene iman etselerdi onları / kafirleri dost olarak edinmezlerdi ve fakat onların çoğu yoldan çıkmışlardır.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Eğer Allah’a, peygambere ve ona indirilene (Kur’an’a) iman ediyor olsalardı, onları (müşrikleri) dost edinmezlerdi. Fakat onlardan birçoğu fasık kimselerdir.

    Süleyman Ateş

    Eğer Allah'a, Peygambere ve ona indirilene inansalardı, o(inkar ede)nleri veli yapmazlardı. Ama onlardan çoğu yoldan çıkmış insanlardır.

    Süleymaniye Vakfı

    Eğer Allah'a, nebisine ve ona indirilmiş olana (Kur'an'a) inanıp güvenselerdi kafirleri veli /yakın dost edinmezlerdi. Ama onların çoğu yoldan çıkmış kimselerdir.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Eğer Allah'a, Nebi'ye ve ona indirilmiş olana inanıp güvenmiş olsalardı onları dost (veli) edinmezlerdi. Ama onların çoğu yoldan çıkmış fasıklardır.

    Şaban Britch

    Eğer Allah’a, Peygamber'e ve ona indirilenlere iman etmiş olsalardı, küfredenleri veli edinmezlerdi. Fakat onların çoğu fasıktır.

    Şaban Piriş

    Eğer Allah'a, Peygambere ve ona indirilenlere iman etmiş olsalardı, küfredenleri veli edinmezlerdi. Fakat onların çoğu fasıktır.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Eğer Allah'a, peygambere ve ona indirilene inanmış olsalardı, küfre sapanları dostlar edinmezlerdi. Ama onların çokları yoldan sapmışlardır.

  5. Mâide suresi, 82. ayet — bütün mealleriyle aç

    Mâide suresi, 82. ayet. لَتَجِدَنَّ أَشَدَّ ٱلنَّاسِ عَدَٰوَةً لِّلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ ٱلْيَهُودَ وَٱلَّذِينَ أَشْرَكُوا۟ وَلَتَجِدَنَّ أَقْرَبَهُم مَّوَدَّةً لِّلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ ٱلَّذِينَ قَالُوٓا۟ إِنَّا نَصَٰرَىٰ ذَٰلِكَ بِأَنَّ مِنْهُمْ قِسِّيسِينَ وَرُهْبَانًا وَأَنَّهُمْ لَا يَسْتَكْبِرُونَ

    Diyanet İşleri

    (Ey Muhammed!) İman edenlere düşmanlık etmede insanların en şiddetlisinin kesinlikle Yahudiler ile Allah'a ortak koşanlar olduğunu görürsün. Yine onların iman edenlere sevgi bakımından en yakınının da "Biz hıristiyanlarız" diyenler olduğunu mutlaka görürsün. Çünkü onların içinde keşişler ve rahipler vardır. Onlar büyüklük de taslamazlar.

    Mehmet Okuyan

    İman edenlere düşmanlık bakımından insanların en şiddetlisini elbette yahudiler ve şirk koşanlar olarak bulacaksın. Onlar (inkârcılar) içinde iman edenlere sevgi bakımından en yakın olarak da elbette "Biz hristiyanlarız!" diyenleri bulacaksın. dipnot 1 Bunun sebebi şüphesiz ki onların içinde keşişlerin ve rahiplerin bulunması ile onların kibirli davranmamasıdır.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu ayet Hz. Muhammed'in hayatında bizzat müşahede ettiği bir gerçek olmuştur. Sonraki dönemlerde de [Nasârâ] denilen hristiyanların içindeki keşişler ve rahipler müminlere yakın durmuşlardır.

    Mustafa İslamoğlu

    Kesinlikle bütün insanlar içerisinde, (bu mesaja) iman edenlere karşı en çok düşmanlık yapanların Yahudiler ve Allah'a şirk koşanlar olduğunu görürsün. Yine onlar içerisinden (bu mesaja) iman edenlere en yakın olanların da, "Biz Nasara'yız" diyenler olduğunu görürsün. Bunun nedeni, onların arasında böbürlenmeyen keşişlerin ve rahiplerin bulunuyor olmasıdır.

    Muhammed Esed

    Bütün insanlar içinde (bu ilahi kelama) inananlara en çok düşmanlık yapanların Yahudiler ve Allahtan başkasına ilahlık yakıştırmaya şartlanmış olanlar olduğunu kesinlikle göreceksin; ve bütün insanlar içinde (bu ilahi kelama) inananlara en çok şefkat gösterenlerin ise "Biz Hıristiyanız" diyenler olduğunu göreceksin: böyledir, çünkü onlar arasında öyle keşişler ve rahipler var ki bunlar kibre kapılmamışlardır.

    Ahmed Hulusi

    Muhakkak ki iman edenlere düşmanlık bakımından insanların en şiddetlisi olarak, Yahudileri ve şirk koşanları bulursun. . . Elbette iman edenlere sevgi bakımından onların en yakını olarak da, "Biz Nasarayız = Hristiyanlarız" diyenleri. . . Ki onlardan (Nasaradan) kıssisin (derin ilim sahibi keşişler) ve ruhban (kendini Allah'a adamış rahipler) vardır ki kesinlikle onlar kibre sapmazlar.

    Ali Bulaç

    Andolsun, insanlar içinde, müminlere en şiddetli düşman olarak Yahudiler ve müşrikleri bulursun. Onlardan, iman edenlere sevgi bakımından en yakın olanların da: "Hıristiyanlarız" diyenleri bulursun. Bu, onlardan (birtakım) papaz ve rahiplerin olması ve onların gerçekte büyüklük taslamamaları nedeniyledir.

    Ali Özek ve heyeti

    İnsanlar içerisinde iman edenlere düşmanlık bakımından en şiddetli olarak yahudiler ile şirk koşanları bulacaksın. Onlar içinde iman edenlere sevgi bakımından en yakın olarak da «Biz hıristiyanlarız» diyenleri bulacaksın. Çünkü onların içinde keşişler, râhipler vardır ve onlar büyüklük taslamazlar.

    Ali Rıza Safa

    İnsanlar arasında, inananlara en azılı düşmanlar olarak, Yahudileri ve ortaklar koşanları bulursun. İnananlara sevgide en yakın olarak, "Aslında, biz Nasraniyiz!" diyenleri bulursun. Bu böyledir. Onların arasında, büyüklük taslamayan geçimlerini din üzerinden sağlayanlar ve dini uğraş edinenler de vardır.

    Bayraktar Bayraklı

    İnsanlar içinde iman edenlere düşmanlık bakımından en şiddetli olarak Yahudiler ile şirk koşanları bulacaksın. Onlar içinde iman edenlere sevgi bakımından en yakın olarak da, "Biz Hıristiyanlarız" diyenleri bulacaksın. Çünkü onların içinde keşişler ve rahipler vardır ve onlar kibre kapılmazlar.

    Edip Yüksel

    İnsanlar arasında iman edenlerin en azılı düşmanı olarak Yahudileri ve müşrikleri bulacaksın. Gerçeği onaylayanlara sevgice en yakınları da "Biz Hıristiyan'ız" diyenleri bulursun. Çünkü onlar arasında büyüklük taslamayan papazlar ve rahipler var. dipnot 1

    Edip Yüksel — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      * "Hıristiyan" kelimesi Kuran'da hiç geçmez. Bunun yerine, İsa Peygamberden sonra ilk yüzyıllara kadar kullanılan "Nasara" kelimesi kullanılır. (Nasara kenti veya İsa'ya "yardımcılar" olan havarilerden dolayı). Okuyucunun anlayabilmesi için, daha sonra yaygınlaşan "Hıristiyan" (Mesihi) ifadesini tercih ettik. Söz konusu ayetin dili ve bağlamı göz önüne alındığında, Peygamber Muhammed döneminde yaşayan Yahudi ve Hıristiyanların politik ve dinsel tavrını anlattığı anlaşılıyor.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    İnsanların arasında inananların en azılı düşmanı olarak Yahudileri ve müşrikleri bulacaksın. İnananlara sevgice en yakınları da 'Biz Hristiyanız,' diyenleri bulursun. Çünkü onlar arasında büyüklük taslamayan papazlar ve rahipler var.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    İnsanların inananlara düşmanlık bakımından en azılısı olarak herhalde yahudilerle Allah'a ortak koşanları bulacaksın. İnananlara dostluk bakımından en yakın olarak da her halde "Biz hıristiyanlarız." diyenleri bulacaksın. Bunun sebebi, onların içinde bilgin keşişlerin ve dünyayı terk etmiş rahiplerin bulunmasıdır ve bunlar büyüklük taslamazlar.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Nasın mü'minlere adavetçe en şiddetlisini her halde Yehudilerle müşrikler bulacaksın, mü'minlere meveddetçe en yakınlarını da her halde "biz Nesarayız" diyenler bulacaksın, sebebi: çünkü bunların içinde alim keşişler ve tariki dünya rahibler vardır ve bunlar kibr etmezler

    Erhan Aktaş

    İman Eden kimselere düşmanlık yönünden insanların en çetininin Yahudiler dipnot 1 ve Müşrikler olduğunu görürsün. Ve yine İman Eden kimseler için sevgice daha yakın olanların da biz Nesara'yiz dipnot 2 diyenler olduğunu göreceksin. Bunun nedeni, kuşkusuz bunların içinde gerçekten büyüklük taslamayan keşişler dipnot 3 ve rahipler olmasıdır.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Yahudiler kelimesin başında, "el" takısı, yani belirlilik takısı bulunmaktadır. Dolayısıyla belli bir dönemde, belli bir coğrafyada ve belli bir kesim Yahudi'den söz edilmektedir. Yani tarihin her döneminde yaşamış ve yaşayacak olan Yahudi'leri kapsayan bir husus söz konusu değildir. O gün İslam'a karşı tavır alan Yahudiler kast edilmektedir. Aksi bir düşünce Kur'an'a kesinlikle aykırıdır.
    2. metne dön, dipnot 2
      Hıristiyan'ız. Burada söz konusu edilen Hıristiyanlar da tıpkı Yahudiler gibi belli muhataplardır. Bu bütün zamanları ve herkesi kapsayan bir niteleme değildir.
    3. metne dön, dipnot 3
      İbadetle meşgul olanlar.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    İman eden kimselere düşmanlık yönünden insanların en çetininin Yahudiler dipnot 1 ve müşrikler olduğunu görürsün. Ve yine iman eden kimseler için sevgice daha yakın olanların da biz Nasarayiz dipnot 2 diyenler olduğunu göreceksin. Bunun nedeni, kuşkusuz bunların içinde gerçekten büyüklük taslamayan keşişler dipnot 3 ve rahipler olmasıdır.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Sözcüğün başında, "el" takısı, yani belirlilik takısı bulunmaktadır. Dolayısıyla belli bir dönemde, belli bir coğrafyada ve belli bir grup Yahudi'den söz edilmektedir. Yani tarihin her döneminde yaşamış ve yaşayacak olan Yahudi'leri kapsayan bir husus değildir. O gün İslam'a karşı tavır alan Yahudiler söz konusudur. Aksi bir düşünce Kur'an'a kesinlikle aykırıdır.
    2. metne dön, dipnot 2
      Hristiyan'ız. Burada söz konusu edilen Hristiyanlar da tıpkı Yahudiler gibi belli muhataplardır. Bu bütün zamanları kapsayan bir niteleme değildir.
    3. metne dön, dipnot 3
      İbadetle meşgul olanlar.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    İman eden kimselere düşmanlık yönünden insanların en çetininin Yahudiler dipnot 1 ve müşrikler olduğunu görürsün. Ve yine iman eden kimseler için sevgice daha yakın olanların da, biz Nasarayiz dipnot 2 diyenler olduğunu göreceksin. Bunun nedeni, kuşkusuz bunların içinde gerçekten büyüklük taslamayan keşişler dipnot 3 ve rahipler olmasıdır.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Sözcüğün başında, "el" takısı, yani belirlilik takısı bulunmaktadır. Dolayısıyla belli bir dönemde, belli bir coğrafyada ve belli bir grup Yahudi'den söz edilmektedir. Yani tarihin her döneminde yaşamış ve yaşayacak olan Yahudi'leri kapsayan bir husus değildir. O gün İslam'a karşı tavır alan Yahudiler söz konusudur. Aksi bir düşünce Kur'an'ın çizdiği anlayışa kesinlikle aykırıdır.
    2. metne dön, dipnot 2
      Hristiyan'ız. Burada söz konusu edilen Hıristiyanlar da tıpkı Yahudiler gibi belli muhataplardır. Bu bütün zamanları kapsayan bir niteleme değildir.
    3. metne dön, dipnot 3
      İbadetle meşgul olanlar

    Gültekin Onan

    Andolsun, insanlar içinde, inananlara en şiddetli düşman olarak yahudileri ve müşrikleri bulursun. Onlardan, inananlara sevgi bakımından en yakın olarak da "Hristiyanız" diyenleri bulursun. Bu, onlardan (birtakım) papaz ve rahiplerin olması ve onların gerçekte büyüklük taslamamaları nedeniyledir.

    Hasan Basri Çantay

    İnsanların, iman edenlere düşmanlık bakımından, en şiddetlisi, andolsun ki, Yahudilerle Allaha eş koşanları bulacaksın. Onların, iman edenlere sevgisi bakımından, daha yakınını da, andolsun, "Biz Nasranileriz" diyenleri bulacaksın. Bunun sebebi şudur: Çünkü onların içinde keşişler, rahibler vardır. Şübhe yok ki onlar (hakkı i'tiraf hususunda o derecede) büyüklenmek istemezler.

    İbni Kesir

    Andolsun ki, insanlardan, iman edenlere en şiddetli düşman olarak, yahudileri ve Allah'a şirk koşanları bulacaksın. Andolsun ki, onlardan iman edenlere sevgide en yakını da; Biz hristiyanlarız, diyenleri bulacaksın. Bunun sebebi: Onların içinde keşişler ve rahibler bulunmasından ve onların gerçekten büyüklük taslamamalarındandır.

    Mehmet Alagaş

    (82-86) Müminlere düşmanlıkta insanların en şiddetlisi olarak yahudileri ve müşrikleri bulursun , yine müminlere sevimlilik bakımından en yakın olarak ta “biz Hristiyanlarız” diyenleri bulursun , bu, onlarda keşişlerin ve ruhbanların olması nedeniyledir, onlar kesinlikle büyüklenmezler, Resule indirilen hakikatten tanıdık oldukları şeyleri işittiklerinde onların gözlerinden yaşlar döküldüğünü görürsün, diyorlar ki, Rabbimiz, iman ettik, bizi şahitlerle beraber yaz , bize ne oluyor ki gerçekten / hakikatten bize indiri lene inanmayalım? Rabbimizin bizi salih topluluklarla birlikte sokacağını kuvvetle umuyoruz. Bu dedikleri dolayısıyla Allah sevaplarını altlarından nehirler akan ve içinde kalıcı olacakları cennetler olarak verdi, bu, güzel davrananların karşılığıdır / cezasıdır , kafirler ve ayetlerimizi yalanlayanlar ise, işte onlar cehennem / cahim halkıdır.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    (Ey Muhammed!) İman edenlere düşmanlık etmede, insanların en şiddetlisinin kesinlikle Yahudiler ile Allah’a ortak koşanlar olduğunu görürsün. Yine onların iman edenlere sevgi bakımından en yakınının da “Biz Hristiyanlarız!” diyenler olduğunu mutlaka görürsün. Çünkü onların içinde keşişler ve rahipler vardır. Onlar büyüklük de taslamazlar.

    Süleyman Ateş

    İnsanlar içerisinde, inananlara en yaman düşman olarak yahudileri ve (Allah'a) ortak koşanları bulursun. İnananlara sevgice en yakınları da "Biz hıristiyanlarız." diyenleri bulursun. Çünkü onların içlerinde keşişler ve rahipler vardır ve onlar büyüklük taslamazlar.

    Süleymaniye Vakfı

    İnsanlar içinde müminlere düşmanlığı en katı olanların, Yahudiler ile müşrikler olduğunu göreceksin dipnot 1 . Müminlere en sıcak davrananların ise "Biz Nasraniyiz /Hristiyanız" diyenler olduğunu göreceksin. Bunun sebebi içlerinde keşişlerin dipnot 2 ve rahiplerin dipnot 3 bulunması ve onların kibirlenmemeleridir.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
    2. metne dön, dipnot 2
      Keşiş bazı dinlerde ıssız bir yerde tek başına veya manastırda cemaat halinde münzevi hayat süren zahidler için kullanılan terim (TDV İslam Ansiklopedisi).
    3. metne dön, dipnot 3

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Göreceksin, insanlar arasında inanıp güvenenlere (müminlere) ileri derecede düşman olanlar, Yahudiler ile müşrikler olacaktır. Yine göreceksin, inanıp güvenenlere en yakın olanlar da biz Nasraniyiz (Hristiyan) diyenler olacaktır. Bunun sebebi içlerinde büyüklük taslamayan dipnot 1 araştırıcı alimlerin ve din adamlarının bulunmasıdır.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Burası hal cümlesi sayılmıştır.

    Şaban Britch

    İman edenlere düşmanlıkta insanların en şiddetlisi olarak Yahudileri ve şirk koşanları bulursun. İman edenlere sevgice en yakın olarak da: Biz Hıristiyanız, diyenleri bulursun. Bu, onların içinde büyüklük taslamayan alimler ve rahiplerin bulunması sebebiyledir.

    Şaban Piriş

    İman edenlere düşmanlıkta insanların en şiddetlisi olarak Yahudileri ve şirk koşanları bulursun. İman edenlere sevgice en yakın olarak da: -Biz Hıristiyanız, diyenleri bulursun. Bu, onların arasında büyüklük taslamayan bilginler ve rahipler bulunmasındandır.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Şu tartışılmaz bir gerçektir ki, insanların iman edenlere en şiddetli düşmanlık duyanlarını, Yahudilerle şirke batanlar bulursun. Şu da tartışılmaz bir gerçektir ki, insanların iman edenlere sevgide en yakın olanlarını "biz Hıristiyanlarız" diyenler bulursun. Bu böyledir. Çünkü o Hıristiyanlar içinde derin araştırmalar yapan keşişler, kendini Allah'a adamış rahipler vardır. Ve onlar, kibre sapmazlar.

  6. Mâide suresi, 83. ayet — bütün mealleriyle aç

    Mâide suresi, 83. ayet. وَإِذَا سَمِعُوا۟ مَآ أُنزِلَ إِلَى ٱلرَّسُولِ تَرَىٰٓ أَعْيُنَهُمْ تَفِيضُ مِنَ ٱلدَّمْعِ مِمَّا عَرَفُوا۟ مِنَ ٱلْحَقِّ يَقُولُونَ رَبَّنَآ ءَامَنَّا فَٱكْتُبْنَا مَعَ ٱلشَّٰهِدِينَ

    Diyanet İşleri

    Peygamber'e indirileni (Kur'an'ı) dinledikleri zaman hakkı tanımalarından dolayı gözlerinin yaşla dolup taştığını görürsün. "Ey Rabbimiz! İnandık. Artık bizi (hakikate) şahitlik edenler (Muhammed'in ümmeti) ile beraber yaz" derler.

    Mehmet Okuyan

    Elçiye indirileni duydukları zaman, tanıdıkları gerçeklerden dolayı gözlerinden yaşlar boşaldığını görürsün. dipnot 1 Derler ki: "Rabbimiz! İman ettik, bizi (gerçeğe) şahit olanlarla birlikte yaz!

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Ayette yer alan "tanıdıkları gerçeklerden dolayı" ifadesi gereği, keşişlerin ve rahiplerin Hz. Muhammed'i dinlerken asıl ağlama nedeni, tanıdıkları gerçeklerle buluşmalarıdır. Sanıldığı gibi burada sadece okumak değil, okunan metindeki bilgileri daha önce kendi kitaplarındaki bilgilerle buluşturmaları, hak ve hakikatı tanımalarıdır. [Nasârâ] denilen grubun içerisinde yer alan keşişler ve rahipler kendi ellerinde bulunan kitapta gördükleri ve bildikleri hakikatlarla Kur'an'daki bilgilerin örtüştüğünü görmüş ve bundan etkilenmişlerdi.

    Mustafa İslamoğlu

    Onlar Peygamber'e indirileni işittiklerinde, ondaki hakikatleri kavradıkları için gözyaşlarının çağladığını görürsün. Derler ki: "Rabbimiz! İnandık biz: o halde bizi de hakka şahit olanlarla birlikte yaz!

    Muhammed Esed

    Onlar bu elçiye indirileni anlamaya başladıkları zaman gözlerinden yaşlar boşaldığını görürsün, çünkü ondaki hakikatin bir kısmını tanırlar; (ve) "Ey Rabbimiz" derler, "Biz inanıyoruz: öyleyse bizi hakikate şahitlik yapanlar ile bir tut."

    Ahmed Hulusi

    Er-Rasul'e (Hz. Rasulullah'a) inzal olunanı işittiklerinde, tanıyıp - bildikleri Hak'tan nazil olmuş bir kısım bilgiden dolayı, gözlerinin yaşla dolup taştığını görürsün. . . Derler ki: "Rabbimiz, iman ettik. . . Artık bizi şahitlerle beraber yaz. "

    Ali Bulaç

    Elçiye indirileni dinlediklerinde hakkı tanıdıklarından dolayı gözlerinin yaşlarla dolup taştığını görürsün. Derler ki: "Rabbimiz inandık; öyleyse bizi şahidlerle birlikte yaz."

    Ali Özek ve heyeti

    Rasûle indirilen (Kur'ân') i duydukları zaman, hakkı öğrenmiş olmalarından dolayı gözlerinden yaşlar boşandığını görürsün. Derler ki: «Rabbimiz! iman ettik, bizi (hakka) şahit olanlarla beraber yaz.»

    Ali Rıza Safa

    Elçiye indirileni dinlediklerinde, Gerçek Olanı tanıdıkları için, gözlerinden yaşlar boşaldığını görürsünüz. Derler ki: "Efendimiz; inandık! Artık, bizi, tanıklarla birlikte yaz!"

    Bayraktar Bayraklı

    Peygambere indirileni duydukları zaman gerçeği anlamalarından dolayı gözlerinden yaşlar boşandığını görürsün. Derler ki: "Ey Rabbimiz! İman ettik; bizi şahit olanlarla beraber yaz!"

    Edip Yüksel

    Elçiye inenleri işittiklerinde, gerçeği tanımalarından ötürü gözlerinin yaşla dolup taştığını görürsün. Derler ki, "Efendimiz, gerçeği onayladık, bizi tanıklardan say."

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Elçiye inenleri işittiklerinde, gerçeği tanımalarından ötürü gözlerinin yaşla dolup taştığını görürsün. Derler ki, 'Rabbimiz, inandık, bizi tanıklardan say.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Peygambere indirileni dinledikleri zaman onun hak olduğuna aşinalıklarından dolayı gözlerinin yaşlarla dolup boşandığını görürsün. Onlar: "Ey bizim Rabbimiz, inandık iman getirdik, şimdi Sen bizi şahitlik yapanlarla beraber yaz!

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Peygambere indirileni dinledikleri zaman da gözlerini görürsün ki aşina çıktıkları haktan yaşlar dolub boşanarak "ya Rabbena derler: inandık iyman getirdik, şimdi sen bizi şehadet getirenlerle beraber yaz"

    Erhan Aktaş

    Resul'e indirileni duydukları zaman, gerçeği anlamalarından dolayı onların gözlerinin yaşla dolup taştığını görürsün. Derler ki: "Ey Rabb'imiz! İman ettik, öyleyse bizi şahitlerle beraber yaz."

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Resul'e indirileni duydukları zaman, gerçeği anlamalarından dolayı onların gözlerinin yaşla dolup taştığını görürsün. Derler ki: "Ey Rabb'imiz! İman ettik, öyleyse bizi şahitlerle beraber yaz."

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Rasul'e indirileni duydukları zaman, gerçeği anlamalarından dolayı onların gözlerinin yaşla dolup taştığını görürsün. Derler ki: "Ey Rabb'imiz! İman ettik, öyleyse bizi şahitlerle beraber yaz.".

    Gültekin Onan

    Elçiye indirileni dinlediklerinde hakkı tanıdıklarından dolayı gözlerinin yaşlarla dolup taştığını görürsün. Derler ki: "Rabbimiz inandık; öyleyse bizi şahidlerle birlikte yaz."

    Hasan Basri Çantay

    Peygambere indirilen (Kur'an-ı kerim) i dinledikleri vakit da hakkı tanıdıklarından dolayı gözlerinin yaşla dolub taşdığını görürsün onların. (Şöyle) derler: "Ey Rabbimiz, iman etdik. Artık bizi (hakka) şahid olanlarla beraber yaz".

    İbni Kesir

    Peygambere indirileni işittiklerinde; hakkı tanıdıklarından dolayı gözleri yaşla dolup taşar da derler ki: Rabbımız; biz, iman ettik, bizi de şahidlerle beraber yaz.

    Mehmet Alagaş

    (82-86) Müminlere düşmanlıkta insanların en şiddetlisi olarak yahudileri ve müşrikleri bulursun , yine müminlere sevimlilik bakımından en yakın olarak ta “biz Hristiyanlarız” diyenleri bulursun , bu, onlarda keşişlerin ve ruhbanların olması nedeniyledir, onlar kesinlikle büyüklenmezler, Resule indirilen hakikatten tanıdık oldukları şeyleri işittiklerinde onların gözlerinden yaşlar döküldüğünü görürsün, diyorlar ki, Rabbimiz, iman ettik, bizi şahitlerle beraber yaz , bize ne oluyor ki gerçekten / hakikatten bize indiri lene inanmayalım? Rabbimizin bizi salih topluluklarla birlikte sokacağını kuvvetle umuyoruz. Bu dedikleri dolayısıyla Allah sevaplarını altlarından nehirler akan ve içinde kalıcı olacakları cennetler olarak verdi, bu, güzel davrananların karşılığıdır / cezasıdır , kafirler ve ayetlerimizi yalanlayanlar ise, işte onlar cehennem / cahim halkıdır.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Peygamber’e indirileni (Kur’an’ı) dinledikleri zaman hakkı tanımalarından dolayı gözlerinin yaşla dolup taştığını görürsün. “Ey Rabbimiz! İman ettik. Artık bizi (hakikate) şahitlik edenler (Muhammed’in ümmeti) ile beraber yaz!” derler.

    Süleyman Ateş

    Elçi'ye indirilen(Kur'an)ı dinledikleri zaman, tanıdıkları gerçekten dolayı gözlerinin yaşla dolup taştığını görürsün. Derler ki: "Rabbimiz, inandık, bizi şahidlerle beraber yaz!"

    Süleymaniye Vakfı

    Bu resule indirileni dinlediklerinde ona inen gerçeği tanımalarından dolayı onların gözlerinden yaşlar boşaldığını görürsün. Derler ki: Rabbimiz! İnanıp güvendik; bizi buna şahit olanlarla birlikte yaz.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Bunlar, o elçiye indirileni işittiklerinde tanıdıkları o gerçeklerden dolayı gözleri yaşarır. Derler ki "Rabbimiz! İnanıp güvendik; bizi şahitler dipnot 1 arasına yaz.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Eşhedu ile ilgilidir.

    Şaban Britch

    Rasûl’e indirileni işittikleri zaman, onun hak olduğunu anladıklarından ötürü gözlerinin yaşla dolduğunu görürsün, Rabbimiz! İman ettik, bizi de şahitlerle beraber yaz, derler.

    Şaban Piriş

    Peygamber'e indirileni işittikleri zaman, gerçeği anlamalarından dolayı gözlerinin yaşla dolduğunu görürsün, -Rabbimiz, iman ettik, bizi de şahitlerle beraber yaz! derler.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Resule indirileni dinlediklerinde farkına vardıkları gerçekten dolayı gözlerinin yaşla dolup taştığını görürsün. Şöyle derler: "Ey Rabbimiz, iman ettik. Artık bizi de gerçeğin tanıklarıyla birlikte kaydet."

  7. Mâide suresi, 84. ayet — bütün mealleriyle aç

    Mâide suresi, 84. ayet. وَمَا لَنَا لَا نُؤْمِنُ بِٱللَّهِ وَمَا جَآءَنَا مِنَ ٱلْحَقِّ وَنَطْمَعُ أَن يُدْخِلَنَا رَبُّنَا مَعَ ٱلْقَوْمِ ٱلصَّٰلِحِينَ

    Diyanet İşleri

    "Rabbimizin, bizi salihler topluluğuyla beraber (cennete) koymasını umarken, Allah'a ve bize gelen gerçeğe ne diye inanmayalım?"

    Mehmet Okuyan

    Rabbimizin bizi iyiler arasına katmasını umup dururken Allah'a ve bize gelen gerçeğe niçin iman etmeyecekmişiz ki!" dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Ayette söz konusu edilen keşişler ve rahipler eski inanışları ile birlikte şirk ve inkâr içerikli kabullerini de terk edip hakikate iman etmişlerdi. Bu imanları nedeniyle kendilerini kınayan kavimlerine karşı Yüce Allah'a ve O'nun tarafından gönderilip kendilerine ulaşan gerçeklere iman etmemelerinin söz konusu olamayacağını dile getirmiş ve sonraki nesillere örnek olabilecek yiğitçe bir duruş sergilemişlerdir. Bu kişiler cennete girebilmek için imanın şart olduğunu göstermişler, salih olmanın gerektiğini de imanlarıyla birlikte belirtmişlerdir.

    Mustafa İslamoğlu

    Neden Allah'a ve bize gönderilen hakikate inanmayalım ki? Zira biz, Rabbimizin bizi erdemliler arasına katmasını dileriz!"

    Muhammed Esed

    Ve Rabbimizin bizi dürüst ve erdemliler arasına katmasını o kadar şiddetle arzuladığımız halde nasıl Allaha ve bize indirilen hakikate inanmakta zaaf gösterebilirdik?

    Ahmed Hulusi

    "Rabbimizin bizi, salihler topluluğuna katmasını umarken, ne diye Esma'sıyla hakikatimiz olan Allah'a ve Hak'tan bize gelmiş olana iman etmeyelim!"

    Ali Bulaç

    "Hem Rabbimizin bizi salihler topluluğuna katmasını umarken ne diye Allah'a ve bize haktan gelene inanmayalım?"

    Ali Özek ve heyeti

    Hem, Rabbimizin bizi sâlih kişilerle birlikte (Cennet'e) sokmasını dileyip dururken, neden Allah'a ve hak olarak bize gelen şeylere iman etmeyelim?"

    Ali Rıza Safa

    "Efendimizin, erdemli olanlar arasına bizi de katmasını umut ederken, Allah'a ve bize gelen gerçeğe neden inanmayalım?"

    Bayraktar Bayraklı

    "Rabbimizin bizi dürüst ve erdemliler arasına katmasını o kadar şiddetle arzuladığımız halde, nasıl Allah'a ve bize indirilen hakikate inanmakta zaaf gösterebilirdik?"

    Edip Yüksel

    "Efendimizin bizi iyiler arasına katmasını umduğumuz halde neden ALLAH'ı ve bize ulaşan gerçeklere onaylamayalım?"

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    'Rabbimizin bizi iyiler arasına katmasını umduğumuz halde neden ALLAH'a ve bize ulaşan gerçeklere inanmıyalım?'

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Rabbimizin bizi iyilerle birlikte bulundurmasını gönülden arzu ederken, biz ne diye Allah'a ve bize gelen gerçeğe inanmayalım." derler.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    hem biz neye iyman etmiyelim Allaha ve bu bize gelen hakka: bütün emelimiz, Rabbimizin bizi salihin zümresinin maıyyetine koyması iken

    Erhan Aktaş

    "Ve bize ne oluyor ki, Allah'a ve bize gelen gerçeğe iman etmeyelim: Rabb'imizin bizi iyi kimseler topluluğuna dahil etmesi umut ve beklentisi içinde iken."

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    "Ve bize ne oluyor ki, Allah'a ve bize gelen gerçeğe iman etmeyelim: Rabb'imizin bizi iyi kimseler topluluğuna dahil etmesi umut ve beklentisi içinde iken."

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Ve bize ne oluyor ki, Allah'a ve bize gelen gerçeğe iman etmeyelim: Rabb'imizin bizi iyi kimseler topluluğuna dahil etmesi umut ve beklentisi içinde iken.

    Gültekin Onan

    "Hem rabbimizin bizi salihler topluluğuna katmasını umarken ne diye Tanrı'ya ve bize haktan gelene inanmayalım?"

    Hasan Basri Çantay

    "Zaten biz, Rabbimizin bizi de saalihler katarına katıb koymasını unutub dururken ne diye Allaha ve bize gelen hakıykata iman etmeyelim?".

    İbni Kesir

    Hem, Rabbımızın bizi salihler topluluğuyla beraber bulundurmasını umarken niçin Allah'a ve bize gelen hakikate iman etmeyelim.

    Mehmet Alagaş

    (82-86) Müminlere düşmanlıkta insanların en şiddetlisi olarak yahudileri ve müşrikleri bulursun , yine müminlere sevimlilik bakımından en yakın olarak ta “biz Hristiyanlarız” diyenleri bulursun , bu, onlarda keşişlerin ve ruhbanların olması nedeniyledir, onlar kesinlikle büyüklenmezler, Resule indirilen hakikatten tanıdık oldukları şeyleri işittiklerinde onların gözlerinden yaşlar döküldüğünü görürsün, diyorlar ki, Rabbimiz, iman ettik, bizi şahitlerle beraber yaz , bize ne oluyor ki gerçekten / hakikatten bize indiri lene inanmayalım? Rabbimizin bizi salih topluluklarla birlikte sokacağını kuvvetle umuyoruz. Bu dedikleri dolayısıyla Allah sevaplarını altlarından nehirler akan ve içinde kalıcı olacakları cennetler olarak verdi, bu, güzel davrananların karşılığıdır / cezasıdır , kafirler ve ayetlerimizi yalanlayanlar ise, işte onlar cehennem / cahim halkıdır.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Rabbimizin bizi salih kimselerle birlikte (Cennet'e) sokmasını umarken ne diye Allah’a ve bize gelen hakka iman etmeyelim ki?

    Süleyman Ateş

    "Biz, Rabbimizin bizi iyiler arasına katmasını umarken neden Allah'a ve bize gelen gerçeğe inanmayalım?"

    Süleymaniye Vakfı

    Rabbimizin bizi iyiler topluluğuna katmasını beklerken ne diye biz Allah'a ve bize gelen bu gerçeğe inanıp güvenmeyelim ki!"

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Rabbimizin bizi iyiler topluluğuna katmasını beklerken, Allah'a ve bize gelen bu gerçeğe biz neden güvenmeyelim."

    Şaban Britch

    Rabbimizin bizi salih kimselerle birlikte (cennete) sokmasını umarken ne diye Allah’a ve bize gelen gerçeklere iman etmeyelim ki?

    Şaban Piriş

    -Rabbimizin bizi salih toplumla birlikte (cennete) girdirmesini beklerken ne diye Allah'a ve bize gelen gerçeklere iman etmeyelim ki?

    Yaşar Nuri Öztürk

    "Rabbimizin bizi barışseverler arasına koymasını umup dururken, Allah'a ve Hak'tan bize gelene neden inanmayacakmışız?"

  8. Mâide suresi, 85. ayet — bütün mealleriyle aç

    Mâide suresi, 85. ayet. فَأَثَٰبَهُمُ ٱللَّهُ بِمَا قَالُوا۟ جَنَّٰتٍ تَجْرِى مِن تَحْتِهَا ٱلْأَنْهَٰرُ خَٰلِدِينَ فِيهَا وَذَٰلِكَ جَزَآءُ ٱلْمُحْسِنِينَ

    Diyanet İşleri

    Dedikleri bu söze karşılık Allah onlara, devamlı kalacakları, içinden ırmaklar akan cennetleri mükafat olarak verdi. İşte bu, iyilik yapanların mükafatıdır.

    Mehmet Okuyan

    Söyledikleri (bu) sözden dolayı Allah onlara, içinde ebedî kalmak üzere altlarından ırmaklar akan cennetleri ödül olarak vermiş (olacak)tır. Güzel davrananların karşılığı işte budur.

    Mustafa İslamoğlu

    Ve Allah da onları, bu inançlarından dolayı zemininden ırmaklar çağlayan cennetlerle ödüllendirdi, orada karar kılacaklar: işte budur iyilerin ödülü.

    Muhammed Esed

    Ve bu inançları karşılığı Allah onları, mesken edinecekleri, içinden ırmaklar akan hasbahçelerle ödüllendirecektir: bu, iyilik yapanların ödülüdür;

    Ahmed Hulusi

    Böyle düşünmeleri nedeniyle, Allah onları içinde ebedi kalacakları, altlarından nehirler akan cennetler ile mükafatlandırdı. . . İşte budur muhsinlerin cezası! (İhsanın cezası = karşılığı = getirisi = sonucu, ihsandır. )

    Ali Bulaç

    Böylelikle Allah, dediklerine karşılık olarak içinde ebedi kalacakları, altından ırmaklar akan cennetler verdi. Bu, iyilik yapanların karşılığıdır.

    Ali Özek ve heyeti

    Söyledikleri (bu) sözden dolayı Allah onlara, içinde devamlı kalmak üzere, zemininden ırmaklar akan cennetleri mükâfat olarak verdi. İyi hareket edenlerin mükâfatı işte budur.

    Ali Rıza Safa

    Böylece, Allah, söylediklerinden dolayı, altlarından ırmaklar akan, sürekli kalacakları cennetler verdi. Güzel davrananların karşılığı, işte budur.

    Bayraktar Bayraklı

    Bu inançları karşılığı Allah onlara, içinde süreli kalmak üzere, altından ırmaklar akan cennetleri ödül olarak verdi. İyi hareket edenlerin ödülü işte budur.

    Edip Yüksel

    Bu sözlerinden ötürü ALLAH onlara, içlerinde ırmaklar akan ve sürekli kalacakları bahçeler verdi. İyi davrananların karşılığı budur.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Bu sözlerinden ötürü ALLAH onlara, içlerinde ırmaklar akan ve sürekli kalacakları cennetler verdi. İyi davrananların karşılığı budur.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Böyle demelerine karşılık Allah da kendilerine mükafat olarak altlarından ırmaklar akan cennetleri içlerinde ebedi kalmak üzere verdi. İşte iyilik yapanların mükafatı budur.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Böyle demelerine mukabil Allah da kendilerine sevab olarak altından ırmaklar akan Cennetleri verdi, içlerinde muhalled kalmak üzere onlar ki işte muhsinlere mükafat odur

    Erhan Aktaş

    Böyle söylemelerinden dolayı Allah da karşılık olarak içinden ırmaklar akan Cennetlerle ödüllendirdi. Onlar, orada sürekli kalacaklardır. İşte muhsinlere dipnot 1 verilen karşılık budur.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      İyi kimse, iyi işler yapan, iyi davranmayı ilke edinen, güzel ahlak sahibi olan.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Böyle söylemelerinden dolayı Allah da karşılık olarak içinden ırmaklar akan Cennetlerle ödüllendirdi. Onlar, orada sürekli kalacaklardır. İşte muhsinlere dipnot 1 verilen karşılık budur.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      İyi kimse, iyi işler yapan, iyi davranmayı ilke edinen, güzel ahlak sahibi olan.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Böyle söylemelerinden dolayı Allah da karşılık olarak içinden ırmaklar akan Cennetlerle ödüllendirdi. Onlar, orada sürekli kalacaklardır. İşte muhsinlere dipnot 1 verilen karşılık budur.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      İyi kimse, iyi işler yapan, iyi davranmayı ilke edinen, güzel ahlak sahibi olan.

    Gültekin Onan

    Böylelikle Tanrı, dediklerine karşılık olarak içinde ebedi kalacakları, altından ırmaklar akan cennetler verdi. Bu, iyilik yapanların karşılığıdır.

    Hasan Basri Çantay

    İşte Allahın onların (bu) söylediklerinden dolayı altından ırmaklar akan cennetleri — kendileri için ebedi kalıcı olmak üzere — onlara mükafat olarak ihsan etdi. Bu, iyi hareket edenlerin mükafatıdır.

    İbni Kesir

    Allah da onları dediklerinden dolayı; altlarından ırmaklar akan cennetlerle mükafatlandırdı. Orada temelli kalacaklardır. İşte ihsan edenlerin mükafatı budur.

    Mehmet Alagaş

    (82-86) Müminlere düşmanlıkta insanların en şiddetlisi olarak yahudileri ve müşrikleri bulursun , yine müminlere sevimlilik bakımından en yakın olarak ta “biz Hristiyanlarız” diyenleri bulursun , bu, onlarda keşişlerin ve ruhbanların olması nedeniyledir, onlar kesinlikle büyüklenmezler, Resule indirilen hakikatten tanıdık oldukları şeyleri işittiklerinde onların gözlerinden yaşlar döküldüğünü görürsün, diyorlar ki, Rabbimiz, iman ettik, bizi şahitlerle beraber yaz , bize ne oluyor ki gerçekten / hakikatten bize indiri lene inanmayalım? Rabbimizin bizi salih topluluklarla birlikte sokacağını kuvvetle umuyoruz. Bu dedikleri dolayısıyla Allah sevaplarını altlarından nehirler akan ve içinde kalıcı olacakları cennetler olarak verdi, bu, güzel davrananların karşılığıdır / cezasıdır , kafirler ve ayetlerimizi yalanlayanlar ise, işte onlar cehennem / cahim halkıdır.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Bu sözlerine karşılık olarak Allah, onlara içinde ırmaklar akan, orada ebedî kalacakları Cennetler vermiştir. İşte bu ihsan sahiplerinin mükâfatıdır.

    Süleyman Ateş

    Bu sözlerinden dolayı Allah onlara, altlarından ırmaklar akan, içinde ebedi kalacakları cennetler verdi. Güzel davrananların mükafatı işte budur!

    Süleymaniye Vakfı

    Böyle demelerinden dolayı Allah onlara sürekli kalmak üzere, içinden ırmaklar akan cennetler /bahçeler verecektir. Güzel davrananların alacağı karşılık işte budur.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Böyle demelerinden dolayı Allah da onlara, içinden ırmaklar akan ve sürekli kalacakları cennetler verecektir. Güzel davrananların alacağı karşılık işte budur.

    Şaban Britch

    Bu sözlerine karşılık olarak Allah, onlara içinde ırmaklar akan, orada ebedi kalacakları cennetler vermiştir. İşte bu iyi kimselerin mükâfatıdır.

    Şaban Piriş

    Bu sözlerine karşılık olarak Allah, onlara içinde ırmaklar akan, orada ebedi kalacakları cennetler hazırlamıştır. İşte bu iyi kimselerin mükafatıdır.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Böyle söyledikleri için Allah onları, altlarından ırmaklar akan cennetlerle lütuflandırdı. Sürekli kalıcıdırlar orada. İşte budur güzel davrananların ödülü.

  9. Mâide suresi, 86. ayet — bütün mealleriyle aç

    Mâide suresi, 86. ayet. وَٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ وَكَذَّبُوا۟ بِـَٔايَٰتِنَآ أُو۟لَٰٓئِكَ أَصْحَٰبُ ٱلْجَحِيمِ

    Diyanet İşleri

    İnkar edenlere ve ayetlerimizi yalanlayanlara gelince, işte onlar cehennemliklerdir.

    Mehmet Okuyan

    İnkâr edip ayetlerimizi yalanlayanlara gelince, onlar cehennem halkıdır.

    Mustafa İslamoğlu

    Küfre saplananlara ve mesajlarımızı yalanlayanlara gelince: onlar, yakıcı ateşe mahkumdurlar.

    Muhammed Esed

    hakikati inkara ve mesajlarımızı yalanlamaya şartlanmış olanlara gelince, onlar yakıcı ateşe mahkumdurlar.

    Ahmed Hulusi

    Hakikat bilgisini inkar edenlere ve (Esma'nın açığa çıkışı olan) işaretlerimizi yalanlayanlara gelince, işte onlar cehennem arkadaşlarıdır!

    Ali Bulaç

    İnkar edenler ve ayetlerimizi yalanlayanlar; işte onlar, çılgın ateşin arkadaşlarıdırlar.

    Ali Özek ve heyeti

    Küfreden (inkâr eden) ler ve âyetlerimizi yalanlayanlar ise, Cehennem ehlidirler.

    Ali Rıza Safa

    Nankörlük edenler ve ayetlerimizi yalanlayanlar; cehennemin yoldaşları, işte onlardır.

    Bayraktar Bayraklı

    İnkar eden ve ayetlerimizi yalanlayanlara gelince, işte onlar yakıcı ateşe mahkumdurlar.

    Edip Yüksel

    İnkar edip ayet ve mucizelerimizi yalanlayanlar ise cehennem halkı.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    İnkar edip ayet ve mucizelerimizi yalanlayanlar ise cehennem halkı

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Küfredip ayetlerimizi yalanlayanlara gelince, onlar hep cehennem ehlidirler.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    küfredib ayetlerimizi tekzib eyliyenler ise onlar hep eshabı cahımdirler

    Erhan Aktaş

    Kafir olup ayetlerimizi yalanlayan kimseler, işte onlar Cehennem halkıdırlar.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Kafir olup ayetlerimizi yalanlayan kimseler, işte onlar Cehennem halkıdırlar.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    İnkar edip ayetlerimizi yalanlayan nankör kimseler, işte onlar Cehennem halkıdırlar.

    Gültekin Onan

    Kafirlerler ve ayetlerimizi yalanlayanlar; işte onlar çılgın ateşin arkadaşlarıdır.

    Hasan Basri Çantay

    O inanmayıb kafir olanlar (a), Allahın ayetlerini yalan sayanlar (a gelince:) onlar da o çılgın ateşin yaranıdırlar.

    İbni Kesir

    Küfredip de ayetlerimizi yalanlayanlar, işte onlar, cehennem ashabıdırlar.

    Mehmet Alagaş

    (82-86) Müminlere düşmanlıkta insanların en şiddetlisi olarak yahudileri ve müşrikleri bulursun , yine müminlere sevimlilik bakımından en yakın olarak ta “biz Hristiyanlarız” diyenleri bulursun , bu, onlarda keşişlerin ve ruhbanların olması nedeniyledir, onlar kesinlikle büyüklenmezler, Resule indirilen hakikatten tanıdık oldukları şeyleri işittiklerinde onların gözlerinden yaşlar döküldüğünü görürsün, diyorlar ki, Rabbimiz, iman ettik, bizi şahitlerle beraber yaz , bize ne oluyor ki gerçekten / hakikatten bize indiri lene inanmayalım? Rabbimizin bizi salih topluluklarla birlikte sokacağını kuvvetle umuyoruz. Bu dedikleri dolayısıyla Allah sevaplarını altlarından nehirler akan ve içinde kalıcı olacakları cennetler olarak verdi, bu, güzel davrananların karşılığıdır / cezasıdır , kafirler ve ayetlerimizi yalanlayanlar ise, işte onlar cehennem / cahim halkıdır.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Kâfir olup da ayetlerimizi yalanlayanlara gelince, işte onlar Cehennem ehlidirler.

    Süleyman Ateş

    İnkar edip ayetlerimizi yalanlayanlar da cehennem halkıdır.

    Süleymaniye Vakfı

    Kafirlik eden ve ayetlerimiz karşısında yalana sarılanlar dipnot 1 var ya! Onlar o yakıcı ateşin ahalisidir dipnot 2 .

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      (Kezzebe = كذّب) fiili bazı ayetlerde lazım, bazılarında da (ba = ب) harf-i cerri ile veya doğrudan müteaddidir. Müteaddi olduğu yerlerde "yalanlama" diğerlerinde "çok yalan söyleme" anlamı verilmiştir.
    2. metne dön, dipnot 2

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Ayetleri görmezden gelenler (kafiler) ve ayetlerimiz karşısında yalan yanlış şeylere sarılanlar, cehennem ahalisidir.

    Şaban Britch

    Kâfir olanlar ve ayetlerimizi yalanlayanlar ise işte onlar da cehennem halkıdır.

    Şaban Piriş

    Kafir olanlar ve ayetlerimizi yalanlayanlar ise işte onlar da cehennem halkıdır.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Küfre sapıp ayetlerimizi yalanlayanlar da cehennemin dostlarıdır.

Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. Öntanımlı açık dört meal öncelik sırasına göredir; listeden hepsi açılabilir.