Diyanet İşleri
Ey Peygamber! Rabbinden sana indirileni tebliğ et. Eğer bunu yapmazsan, O'nun verdiği peygamberlik görevini yerine getirmemiş olursun. Allah, seni insanlardan korur. Şüphesiz Allah, kafirler topluluğunu hidayete erdirmeyecektir.
Mâide suresi · 67–77. ayetler
Bu bölümün ayetleri 4 mealde yan yana açılıyor; yukarıdaki listeden 27 Türkçe mealin herhangi birini açıp kapatabilirsiniz. Aralarındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz.
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir bölüme geçince öntanımlıya döner. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Mâide suresi, 67. ayet. يَٰٓأَيُّهَا ٱلرَّسُولُ بَلِّغْ مَآ أُنزِلَ إِلَيْكَ مِن رَّبِّكَ وَإِن لَّمْ تَفْعَلْ فَمَا بَلَّغْتَ رِسَالَتَهُۥ وَٱللَّهُ يَعْصِمُكَ مِنَ ٱلنَّاسِ إِنَّ ٱللَّهَ لَا يَهْدِى ٱلْقَوْمَ ٱلْكَٰفِرِينَ
Ey Peygamber! Rabbinden sana indirileni tebliğ et. Eğer bunu yapmazsan, O'nun verdiği peygamberlik görevini yerine getirmemiş olursun. Allah, seni insanlardan korur. Şüphesiz Allah, kafirler topluluğunu hidayete erdirmeyecektir.
Ey Elçi! Rabbinden sana indirileni tebliğ et! dipnot 1 (Bunu) yapmazsan O'nun elçiliğini tebliğ etmemiş olursun. Allah seni (inkârcı) insanlardan koruyacaktır. Şüphesiz ki Allah o kâfirler topluluğunu doğru yola ulaştırmaz. dipnot 2
Ey Peygamber! Rabbinden sana indirilen hakikati tebliğ et! Eğer bunu (tam) yapmazsan, O'nun mesajını (hiç) tebliğ etmemiş olursun. Allah seni insanlar(ın saldırısın)dan koruyacaktır. Kuşku yok ki Allah nankörlüğe (ittifak etmiş) bir topluma rehberliğini bahşetmez.
Ey Elçi! Rabbinden sana indirilenleri tebliğ et: Sen onu tam yapmadığın sürece Rabbinin mesajını (hiç) yaymamış olursun. (Görevini yaparsan) Allah seni (inanmayan) insanlardan koruyacaktır. Allah, hakikati inkar eden insanları doğru yola iletmez.
Ey (şerefli) Rasul. . . Rabbinden sana inzal olunanı tebliğ et! Eğer yapmazsan, "HU"nun risaletini eda etmemiş olursun! Allah seni insanlardan korur. . . Muhakkak ki Allah, hakikati inkar edenler topluluğuna hidayet etmez!
Ey peygamber, Rabbinden sana indirileni tebliğ et. Eğer (bu görevini) yapmayacak olursan, O'nun elçiliğini tebliğ etmemiş olursun. Allah seni insanlardan koruyacaktır. Şüphesiz, Allah, kafir olan bir topluluğu hidayete erdirmez.
Ey Rasûl! Rabbinden sana indirileni tebliğ et. Eğer bunu yapmazsan O'nun elçiliğini yapmamış olursun. Allah seni insanlardan koruyacaktır. Doğrusu Allah, şüphesiz kâfir topluluğa hidâyet etmez (doğru yola iletmez).
Ey peygamber! Efendinden sana indirileni bildir. Eğer bunu yapmazsan, O'nun verdiği elçilik görevini yerine getirmemiş olursun. Allah, seni insanlardan koruyacaktır. Kuşkusuz, Allah, nankörlük eden bir toplumu doğru yola eriştirmez.
Ey Peygamber! Rabbinden sana indirileni tebliğ et! Eğer bunu yapmazsan, O'nun peygamberliğini yapmamış olursun. Allah, seni insanlardan koruyacaktır. Doğrusu Allah, kafirler topluluğuna rehberlik etmez.
Elçi, Efendinden sana indirileni duyur. Bunu yapmazsan O'nun elçiliğini duyurmamış olursun. ALLAH seni halktan koruyacak. ALLAH inkarcıları doğru yola iletmez.
Elçi, Rabbinden sana indirileni duyur. Bunu yapmazsan O'nun elçiliğini duyurmamış olursun. ALLAH seni halktan koruyacak. ALLAH inkarcıları doğru yola iletmez.
Ey şanlı Peygamber, sana Rabbinden her indirileni tebliğ et! Eğer bunu yapmazsan onun elçiliğini yerine getirmemiş olursun. Allah seni insanlardan koruyacaktır. Emin ol, Allah, kafirleri muratlarına erdirmeyecektir.
Ey şanlı Resul sana rabbından her indirileni tebliğ et, etmezsen onun risaletini eda etmiş olmazsın, Allah seni insanlardan koruyacak, emin ol Allah kafirleri muradlarına erdirmiyecek
Ey Resul! Rabb'inden sana her indirileni tebliğ et. Eğer yapmazsan, O'nun mesajını tebliğ etmemiş sayılırsın. Allah, seni insanlardan koruyor. Kuşkusuz, Allah, Kafirleri doğru yola iletmez.
Ey Resul! Rabb'inden sana her indirileni tebliğ et. Eğer yapmazsan, O'nun mesajını tebliğ etmemiş sayılırsın. Allah, seni insanlardan koruyor. Kuşkusuz, Allah, Kafirleri doğru yola iletmez.
Ey Rasul! Rabb'inden sana her indirileni tebliğ et. Eğer yapmazsan, O'nun mesajını tebliğ etmemiş sayılırsın. Allah, seni insanlardan koruyor. Kuşkusuz, Allah, gerçeği yalanlayan nankörleri doğru yola iletmez.
Ey peygamber, rabbinden sana indirileni tebliğ et. Eğer (bu görevini) yapmayacak olursan, O'nun elçiliğini tebliğ etmemiş olursun. Tanrı seni insanlardan koruyacaktır. Kuşkusuz Tanrı kafir bir kavmi hidayete erdirmez.
Ey peygamber, Rabbinden sana indirileni tebliğ et. Eğer yapmazsan (Allahın) elçiliğini tebliğ (ve ifa) etmiş olmazsın. Allah seni insanlardan koruyacakdır. Şübhesiz ki Allah kafirler güruhunu muvaffak etmez.
Ey Peygamber; Rabbından sana indirileni tebliğ et. Eğer yapmazsan; O'nun elçiliğini yapmamış olursun. Allah; seni insanlardan korur. Muhakkak ki Allah; kafirler güruhunu hidayete erdirmez.
Mehmet Alagaş — bu ayetin karşılığı kaynakta yok.
Ey Rasûl! Rabbinden sana indirileni tebliğ et! Eğer bunu yapmazsan, Allah'ın dinini tebliğ etmemiş olursun. Allah seni insanlardan korur. Allah, kâfir topluma hidayet etmez.
Ey Elçi, Rabbinden sana indirileni duyur; eğer bunu yapmazsan, O'nun mesajını duyurmamış olursun. Allah seni insanlardan korur. Doğrusu Allah, kafirler toplumunu yola iletmez.
Ey Resul! Rabbinden sana ne indirilmişse sen onu tebliğ et /insanlara ulaştır dipnot 1 . Eğer böyle yapmazsan, onun verdiği elçilik görevini yerine getirmemiş olursun. Allah, seni insanlardan koruyacaktır dipnot 2 . Allah, ayetleri görmezlikte direnen topluluğu yola getirmez.
Eski Ahit · Mezmurlar 97:10
Ey sizler, RABbi sevenler, kötülükten tiksinin. 2 O sadık kullarının canını korur, 2 Onları kötülerin elinden kurtarır. Kutsal Kitap (Yeni Çeviri) — Kitab-ı Mukaddes Şirketi · Yeni Yaşam Yayınları. tam metin
Ey Elçi! Rabbinden sana ne indirildiyse onu tebliğ et. Tebliğ etmezsen vazifeni yapmış olmazsın. Allah, seni insanlardan korur. Allah, kafirler topluluğunu yola getirmez.
Ey Rasûl! Rabbinden sana indirileni tebliğ et! Eğer bunu yapmazsan, Allah'ın dinini tebliğ etmemiş olursun. Allah seni insanlardan korur. Allah, kâfir topluma hidayet etmez.
-Ey Peygamber! Rabbinden sana indirileni tebliğ et, eğer bunu yapmazsan, peygamberlik görevini yapmamış olursun. Allah seni insanlardan korur. Allah, kafir topluma yol göstermez.
Ey resul! Rabbinden sana indirileni tebliğ et. Eğer bunu yapmazsan onun verdiği peygamberlik görevini yerine getirmemiş olursun. Allah seni insanlardan korur. Allah, küfre batmış topluluğa kılavuzluk etmez.
Mâide suresi, 68. ayet. قُلْ يَٰٓأَهْلَ ٱلْكِتَٰبِ لَسْتُمْ عَلَىٰ شَىْءٍ حَتَّىٰ تُقِيمُوا۟ ٱلتَّوْرَىٰةَ وَٱلْإِنجِيلَ وَمَآ أُنزِلَ إِلَيْكُم مِّن رَّبِّكُمْ وَلَيَزِيدَنَّ كَثِيرًا مِّنْهُم مَّآ أُنزِلَ إِلَيْكَ مِن رَّبِّكَ طُغْيَٰنًا وَكُفْرًا فَلَا تَأْسَ عَلَى ٱلْقَوْمِ ٱلْكَٰفِرِينَ
De ki: "Ey Kitap ehli! Tevrat'ı, İncil'i ve Rabbinizden size indirileni (Kur'an'ı) uygulamadıkça hiçbir şey üzere değilsiniz." Andolsun ki sana Rabbinden indirilen bu Kur'an, onlardan çoğunun taşkınlık ve küfrünü artıracaktır. Öyle ise o kafirler toplumu için üzülme.
De ki: "Ey Kitap ehli! Siz Tevrat'ı, İncil'i ve Rabbinizden size indirileni (Kur'an'ı) uygulayıncaya kadar (doğru) bir şey üzerinde değilsiniz. dipnot 1 Şüphesiz ki sana Rabbinden indirilen (mesajlar), çoğunun azgınlığını ve küfrünü artıracaktır. Kâfirler topluluğuna üzülme!"
De ki: "Ey önceki vahyin mensupları! Tevrat'ı, İncil'i ve Rabbinizden size indirilenleri tam uygulamadıkça siz hiçbir şey değilsiniz! Öte yandan, elbette Rabbinden sana indirilenler onlardan bir çoğunun küstahça taşkınlığını ve inkarını artıracaktır: Artık kafir bir toplum için üzülme!
De ki: "Ey Kitab-ı Mukaddesin takipçileri! Siz, Tevrata, İncile ve Rabbiniz tarafından size indirilen her şeye (tam olarak) uymadıkça inançlarınızı sağlam bir temele oturtmuş olmazsınız! Fakat (ey Peygamber,) Rabbin tarafından sana indirilenler, onların çoğunu kibirli küstahlıklarında ve inkarcılıkta daha inatçı yapacaktır. Ama hakikati inkar eden insanlara üzülme:
De ki: "Ey önceden kendilerine hakikat bilgisi gelmiş olanlar! Tevrat'ı, İncil'i ve Rabbinizden size inzal olunanı ikame etmedikçe (bilfiil yaşamadıkça), bir şey üzere değilsiniz!" Andolsun ki, Rabbinden sana inzal olunan, onlardan çoğunun inkarını ve taşkınlığını arttırır. . . O halde inkarcılar topluluğuna üzülme!
De ki: "Ey Kitap Ehli, Tevrat'ı, İncil'i ve size Rabbinizden indirileni ayakta tutmadıkça hiç bir şey üzerinde değilsiniz." Andolsun, Rabbinden sana indirilen, onlardan çoğunun tuğyanlarını ve inkarlarını arttıracaktır. Sen de kafirler topluluğuna karşı üzüntüye kapılma.
De ki: "Ey kitap ehli! Siz, Tevrât'ı, İncîl'i ve Rabbinizden size indirilenleri dosdoğru tutup hakkıyla tatbik etmedikçe, herhangi bir şey üzerinde olmuş olamazsınız." Rabbinden sana indirilen (âyet) ler, isyan ve küfür yönünden, onlardan çoğunu şüphesiz azdırıyor. Bu itibarla, kâfir kimseler için hüzünlenme.
De ki: "Ey kitap halkı! Tevrat'ı, İncil'i ve Efendinizden indirileni uygulamadıkça, hiçbir şey üzerinde değilsiniz!" Efendinden sana indirilen, onların çoğunun azgınlığını ve nankörlüğünü artırır. Nankörlük eden toplum için, artık üzülme.
De ki: "Ey kitap ehli! Siz Tevrat'ı, İncil'i ve Rabbinizden size indirileni hakkıyla uygulamadıkça bir şey üzerinde değilsinizdir." Rabbinden sana indirilen, onlardan çoğunun inkar ve azgınlığını elbette arttıracaktır. Kafirler topluluğuna üzülme!
De, "Kitaplılar! Tevrat'ı, İncil'i ve Efendinizden size indirileni uygulamadıkça hiçbir dayanağınız olmaz." Efendinden sana indirilenler, onların çoğunun azgınlık ve inkarını arttırır. İnkarcı toplum için kendini üzme.
De, 'Kitaplılar! Tevrat'ı, İncil'i ve Rabbinizden size indirileni uygulamadıkça hiç bir dayanağınız olmaz.' Rabbinden sana indirilenler, onların çoğunun azgınlık ve inkarını arttırır. İnkarcı toplum için kendini üzme.
De ki: "Ey kitap verilenler, siz Tevrat'ı, İncil'i ve Rabbinizden size indirileni uygulamadıkça hiçbir şey değilsiniz." Andolsun ki, Rabbinden sana indirilen -bu Kur'an-, onlardan birçoğunun azgınlığını ve küfrünü artıracaktır. O halde kafirlere acıyacağın tutmasın!
De ki: Ey Ehli kitab! Siz Tevratı ve İncili ve daha size rabbınızdan indirileni tutub icra etmedikçe hiç bir şey değilsiniz, Celalim hakkı için sana rabbından indirilen -bu Kur'an- onlardan bir çoğunun tuğyanını ve küfrünü artıracak, o halde kafirlere acıyacağın tutmasın
De ki: "Ey Kitap Ehli! Tevrat'ı ve İncil'i ve Rabb'inizden size indirileni gereğince uygulamadığınız sürece inancınızı sağlam bir temele oturtmuş olmazsınız." Elbette Rabb'inden sana indirilmekte olan şey, onlardan çoğunun azgınlığını ve küfrünü artırır. O halde Kafir halka üzülme.
De ki: "Ey Kitap ehli! Tevrat'ı ve İncil'i ve Rabb'inizden size indirileni gereğince uygulamadığınız sürece inancınızı sağlam bir temele oturtmuş olmazsınız." Elbette Rabb'inden sana indirilmekte olan şey, onlardan çoğunun azgınlığını ve küfrünü artırır. O halde gerçeği yalanlayan nankör halka üzülme.
De ki: "Ey Kitap ehli! Tevrat'ı ve İncil'i ve Rabb'inizden size indirileni gereğince uygulamadığınız sürece inancınızı sağlam bir temele oturtmuş olmazsınız." Yemin olsun ki, Rabb'inden sana indirilmekte olan şey, onlardan çoğunun azgınlığını ve küfrünü elbette artırır. O halde gerçeği yalanlayan nankörlere üzülme.
De ki: "Ey kitap ehli, Tevrat'ı, İncil'i ve size rabbinizden indirileni ayakta tutmadıkça hiç birşey üzerinde değilsiniz." Andolsun, rabbinden sana indirilen, onlardan çoğunun tuğyanlarını ve küfürlerini arttıracaktır. Sen de kafirler kavmine karşı üzüntüye kapılma.
De ki: "Ey ehl-i kitab, Tevratı (n), İncili (n) ve Rabbinizden size indirilen (Kur'anı Kerim) i (n hükümlerini) dosdoğru tatbıyk ve icra edilinceye kadar siz hiç bir şey (hiç bir kanaat) üzerinde değilsinizdir". Andolsun, sana Rabbinden indirilen (bu Kur'an) onlardan bir çoğunun taşkınlığını ve gavurluğunu artıracakdır. O halde, o kafirler güruhuna karşı gam yeme.
De ki: Ey Ehl-i Kitab; Tevrat'ı, İncil'i ve Rabbınızdan size indirileni dosdoğru tatbik etmedikçe; hiç bir şey üzerinde değilsiniz. Andolsun ki; Rabbından sana indirilen; onlardan çoğunun azgınlık ve küfrünü artıracaktır. Öyleyse o kafirler güruhu için tasalanma.
Mehmet Alagaş — bu ayetin karşılığı kaynakta yok.
De ki: Ey Ehl-i Kitap, Tevrat’ı, İncil’i ve Rabbinizden size indirileni gereğince uygulamadıkça hiçbir şey/din üzerine olamazsınız. Andolsun ki Rabbinden sana indirilen (Kur’an) onlardan çoğunun azgınlık ve küfrünü arttırır. O halde kâfirler toplumu için üzülme!
De ki: Ey Kitap ehli, siz Tevrat'ı, İncil'i ve Rabbi'nizden size indirileni uygulamadıkça bir esas üzerinde değilsiniz. (Ey Muhammed), Rabbinden sana indirilen, onlardan çoğunun azgınlık ve inkarını artıracaktır. Sen o kafirler toplumu için üzülme!
De ki: "Ey ehlikitap /kitaplarında uzman olanlar! Tevrat'ı, İncil'i ve Rabbinizden size indirilmiş olanı (Kur'an'ı) tam olarak uygulamadıkça bir temeliniz olmaz." Rabbinden sana indirilen (Kur'an), onlardan çoğunun azgınlığını ve kafirliğini artıracaktır. O kafirler topluluğu için dertlenme.
De ki "Ey Ehl-i Kitap dipnot 1 , Tevrat'ı, İncil'i ve Rabbinizden size indirilmiş olanı tam olarak yerine getirmedikçe temelsiz kalırsınız." Rabbinden sana indirilen (Kur'an), onlardan çoğunun azgınlığını ve küfrünü arttıracaktır. Artık o kafirler topluluğuna üzülme.
De ki: Ey kitap ehli, Tevrat’ı, İncil’i ve Rabbinizden size indirileni gereğince uygulamadıkça hiçbir şey/din üzerine olamazsınız. Andolsun ki Rabbinden sana indirilen (Kur’an) onlardan çoğunun azgınlık ve küfrünü arttırır. O halde kâfirler toplumu için üzülme.
De ki: -Ey kitap ehli, Tevrat'ı, İncil'i ve Rabbinizden size indirileni gereğince uygulamadıkça bir temeliniz yoktur. Andolsun ki Rabbinden sana indirilen (Kur'an) onlardan çoğunun azgınlık ve küfrünü arttırır. O halde kafirler için üzülme.
De ki: "Ey Ehlikitap! Siz, Tevrat'ı, İncil'i ve Rabbinizden size indirileni tam uygulamadıkça hiçbir şey değilsiniz." Rabbinden sana indirilen, onlardan birçoğunun küfür ve azlığını elbette artıracaktır. Küfre batan topluluk için tasalanma artık.
Mâide suresi, 69. ayet. إِنَّ ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ وَٱلَّذِينَ هَادُوا۟ وَٱلصَّٰبِـُٔونَ وَٱلنَّصَٰرَىٰ مَنْ ءَامَنَ بِٱللَّهِ وَٱلْيَوْمِ ٱلْـَٔاخِرِ وَعَمِلَ صَٰلِحًا فَلَا خَوْفٌ عَلَيْهِمْ وَلَا هُمْ يَحْزَنُونَ
Şüphesiz inananlar (müslümanlar) ile Yahudiler, Sabiiler ve Hıristiyanlardan (her bir grubun kendi şeriatında) "Allah'a ve ahiret gününe inanan ve salih ameller işleyenler için hiçbir korku yoktur. Onlar mahzun da olmayacaklardır" (diye hükmedilmiştir.)
Şüphesiz ki iman edenler, yahudi olanlar, sabiiler dipnot 1 ve hristiyanlardan kim Allah'a ve ahiret gününe iman edip iyi işler yaparsa onlara hiçbir korku yoktur; onlar üzülmeyecek de. dipnot 2
Çünkü (bu mesaja) inanan kimseler, Yahudiler, Sabiiler ve Hıristiyanlardan, Allah'a ve Ahiret Günü'ne inanan, ıslah edici iyi işler işleyen hiç kimse, gelecekten endişe ve geçmişten dolayı üzüntü duymayacaktır.
çünkü, (bu ilahi kelama) iman edenler ve Yahudi itikadına uyanlar ile Sabiiler ve Hıristiyanlardan Allaha ve Ahiret Gününe inanıp, doğru ve yararlı fiillerde bulunanlar ne korkacak, ne de üzüleceklerdir.
Muhakkak ki iman edenler, Yahudiler, Sabiiler ve Nasara'dan kim (alemlerin ve kendisinin Rabbi olan) Allah'a ve gelecekte yaşanacak sürece iman eder ve imanının gereğini yaparsa, onlara korku yoktur ve onlar mahzun da olmazlar!
Gerçek şu ki, iman edenlerle yahudiler, sabiiler ve hristiyanlardan Allah'a, ahiret gününe inanan ve salih amellerde bulunanlar; onlar için korku yoktur, onlar mahzun da olmayacaklardır.
İman edenler ile yahudiler, sâbiîler ve hıristiyanlardan Allah'a ve ahiret gününe (gerçekten) inanıp iyi amel işleyenler üzerine asla korku yoktur; onlar üzülecek de değillerdir.
Kuşkusuz, inanca çağırılanlar, Yahudiler, Sabiiler ve Nasranilerden, Allah'a ve Sonsuz Yaşam Günü'ne kim inanır ve erdemli edimler yaparsa, artık onlara korku yoktur ve onlar üzülmezler.
İman edenlerle Yahudiler, Hıristiyanlar ve Sabiilerden Allah'a ve ahiret gününe inanıp iyi amel işleyenler üzerine asla korku yoktur, onlar üzülecek de değillerdir.
Gerçeği onaylayanlar, Yahudiler, diğer dinlerden olanlar ve Hıristiyanlardan kim ALLAH'ı ve ahiret gününü onaylar ve erdemli bir yaşam sürerse onlar için bir korku yoktur ve onlar üzülmeyecekler de... dipnot 1
İnananlar, Yahudiler, diğer dinlerden olanlar ve Hıristiyanlardan kim () ALLAH'a ve () ahiret gününe inanır ve () erdemli bir yaşam sürerse onlar için bir korku yoktur ve onlar üzülmeyecekler de...
Şüphe yok ki, iman edenler, yahudiler, sabiiler ve hıristiyanlar her kim Allah'a ve ahiret gününe iman edip de dürüstçe çalışırsa, artık onlara korku yoktur ve onlar üzülecek de değillerdir.
Şübhe yok ki iyman edenler ve Yehudiler, Sabiiler, Nasraniler: Bunlar içinden her kim Allaha ve Ahıret gününe iyman edib de salih olarak çalışırsa artık onlara korku yoktur ve onlar mahzun olacak değillerdir.
İman Edenler, Yahudiler, Sabiiler dipnot 1 ve Nesara; dipnot 2 kim Allah'a ve Ahiret Günü'ne iman etti dipnot 3 ve salihatı dipnot 4 yaptı ise onlara korku yoktur ve üzülmeyeceklerdir de.
İman edenler, Yahudiler, Sabiiler ve Nasraniler; kim Allah'a ve Âhiret Günü'ne iman etti dipnot 1 ve salihatı dipnot 2 yaptı ise onlara korku yoktur ve üzülmeyeceklerdir de.
İman edenler, Yahudiler, Sabiler ve Nasraniler; dipnot 1 kim Allah'a ve Ahiret Günü'ne iman etti ve salihatı yaptı, dipnot 2 onlara korku yoktur ve üzülmeyeceklerdir de.
Gerçek şu ki, inananlarla yahudiler, sabiiler ve hristiyanlardan Tanrı'ya, ahiret gününe inananlar ve salih amellerde bulunanlar; onlar için korku yoktur, onlar mahzun da olmayacaklardır.
Şüphe yok ki iman edenlerle Yahudi olanlar (dan), Saabiiler (den), Nasraniler (den) kim, Allaha ve ahiret gününe iman edib de iyi amel (ve hareket) de bulunursa artık onların üzerinde hiç bir korku yokdur. Onlar mahzun da olacak değillerdir.
Doğrusu; iman edenler, yahudi olanlar, sabiiler ve hristiyanlardan Allah'a ve ahiret gününe inananlara, salih amel işleyenlere; hiç korku yoktur. Ve onlar, üzülecek de değildir.
(69-70) Muhakkak ki iman edenler, yahudiler, sâbiiler, hristiyanlardan her kim Allah’a ahiret gününe iman ederse ve düzeltici faaliyet icra ederse, onlara korku da hüzün de yoktur. İsrail oğullarından kesin olarak bir söz aldık ve onlara elçi gönderdik, ne zaman ki onlara keyiflerine uymayan elçi / resul gelse bir bölüm yalanladı, bir bölüm de öldürdü / katletti. Sınama olmayacağını varsaydılar, sağırlaştılar ve körleştiler, sonra Allah , vazgeçişlerini / tövbelerini kabul etti, sonra yine sağırlaştılar ve körleştiler, Allah yaptıklarını görmektedir.
Şüphesiz iman edenler, Yahudiler, Hristiyanlar ve Sabiilerden kim Allah’a ve ahiret gününe iman eder ve salih amel işlerse, onlara Rableri katında mükâfatlar vardır. Onlara bir korku yoktur, üzülmeyeceklerdir.
İnananlar, yahudiler, sabiiler ve hıristiyanlar(dan) Allah'a ve ahiret gününe inanan ve iyi işler yapanlara korku yoktur ve onlar üzülmeyeceklerdir.
(Kur'an'a) inananlar ile Yahudiler, Sabiiler ve Hristiyanlar var ya! Onlardan her kim Allah'a ve ahiret gününe inanır da iyi işler yaparsa onların üzerinde ne bir korku olur ne de onlar üzülürler. dipnot 1
İnanıp güvenenlerden; Yahudi olanlardan, Sabii ve Hıristiyanlardan kim Allah'a ve Ahiret gününe inanıp güvenir ve iyi iş yaparsa, onlar ne bir korku duyar ne de üzülürler dipnot 1 .
İman edenler, Yahudiler, Sabiiler ve Hıristiyanlardan kimler Allah’a, ahiret gününe inanır ve salim amel yaparsa onlara korku yoktur ve üzülmeyeceklerdir.
İman edenler, Yahudiler, Sabiiler ve Hıristiyanlardan kimler Allah'a, ahiret gününe inanır ve doğruyu yaparlarsa onlara korku yoktur ve üzülmeyeceklerdir.
Şu bir gerçek ki, iman edenler, Yahudiler, Sabiiler ve Hıristiyanlardan Allah'a ve ahiret gününe inanıp hayra ve barışa yönelik iş yapanlar için korku yoktur. Tasalanmayacaklardır onlar.
Mâide suresi, 70. ayet. لَقَدْ أَخَذْنَا مِيثَٰقَ بَنِىٓ إِسْرَٰٓءِيلَ وَأَرْسَلْنَآ إِلَيْهِمْ رُسُلًا كُلَّمَا جَآءَهُمْ رَسُولٌۢ بِمَا لَا تَهْوَىٰٓ أَنفُسُهُمْ فَرِيقًا كَذَّبُوا۟ وَفَرِيقًا يَقْتُلُونَ
Andolsun, İsrailoğullarından sağlam söz almış ve onlara peygamberler göndermiştik. Fakat her ne zaman bir Peygamber, onlara nefislerinin hoşlanmadığı bir hükmü getirdiyse; onlardan bir kısmını yalanladılar, bir kısmını da öldürdüler.
Şüphesiz ki İsrailoğulları'ndan sağlam bir söz almış dipnot 1 ve onlara elçiler göndermiştik. Ne zaman elçi onlara nefislerinin arzu etmediğini (hükümler) getirse (onların) bir kısmını yalanlıyor, bir kısmını da öldürüyorlar(dı). dipnot 2
Doğrusu, Biz İsrailoğulları'ndan söz almış ve kendilerine elçiler göndermiştik. Elçi(ler) onların hoşlanmadığı bir mesajla geldiği zaman bir kısmını yalanladılar bir kısmını ise öldürdüler.
Gerçek şu ki, biz İsrailoğullarından kesin bir taahhüt almış ve onlara elçiler göndermiştik: (ama) ne zaman bir elçi, onlara hoşlanmadıkları bir şey getirdiyse (isyan ettiler:) o (elçi)lerin bir kısmını yalanladılar, diğerlerini de öldürdüler;
Andolsun biz, İsrailoğullarının sözünü aldık ve onlara Rasuller irsal ettik! Onlara ne zaman benliklerinin hoşlanmayacağı bir şey ile bir Rasul gelse, kimini yalanladılar ve kimini de öldürdüler!
Andolsun, biz İsrailoğullarından kesin söz almış (misak) ve onlara elçiler göndermiştik. Onlara ne zaman nefislerinin hoşuna gitmeyen bir şeyle bir elçi geldiyse, bir bölümünü yalanladılar, bir bölümünü de öldürdüler.
Andolsun ki İsrâiloğullarından söz almış ve onlara peygamberler göndermiştik. Ne zaman bir peygamber onlara nefislerinin arzu etmediğini (ilâhî hükümleri) getirdi ise bir kısmını yalanladılar, bir kısmını da öldürdüler.
Gerçek şu ki, İsrailoğullarından kesin söz almış ve onlara elçiler göndermiştik. Ne zaman bir elçi, onlara hoşlarına gitmeyen bir şey getirmiş olsa, bir bölümünü yalanladılar; bir bölümünü de öldürdüler.
Gerçek şu ki, biz İsrailoğulları'ndan kesin bir söz aldık ve onlara peygamberler gönderdik. Ne zaman bir peygamber onlara nefislerinin arzu etmediğini getirdiyse, bir kısmını yalanladılar, bir kısmını da öldürdüler.
İsrail oğullarından söz almış, onlara elçiler göndermiştik. Her ne zaman hoşlarına gitmeyen bir şeyle onlara bir elçi gittiyse bir kısmını yalanlayıp bir kısmını da öldürdüler.
İsrail oğullarından söz almış, onlara elçiler göndermiştik. Her ne zaman hoşlarına gitmeyen bir şeyle onlara bir elçi gittiyse bir kısmını yalanlayıp bir kısmını da öldürdüler.
Andolsun ki, Biz İsrailoğullarından teminat aldık ve kendilerine peygamberler gönderdik. Canlarının istemediği bir hükümle bir peygamber geldikçe, bir takımına yalancı dediler bir takımını da öldürüyorlardı.
Celalim hakkı için Beni İsrailin misakını aldık ve kendilerine Resuller gönderdik, canlarının istemediği bir hukmile bir Resul geldikçe onlara bir takımına yalancı dediler, bir takımını da öldürüyorlardı
Elbette İsrailoğullarından söz aldık ve onlara Resuller gönderdik. Ne zaman kendi hevalarına dipnot 1 uymayan bir resul geldiyse, bir kısmını yalanlıyor ve bir kısmını da öldürüyorlardı.
Elbette İsrailoğulları'ndan söz aldık ve onlara resuller gönderdik. Ne zaman kendi hevalarına dipnot 1 uymayan bir resul geldiyse, bir kısmını yalanlıyor ve bir kısmını da öldürüyorlardı.
Elbette İsrailoğulları'ndan söz aldık ve onlara rasuller gönderdik. Ne zaman kendi kuruntularına, arzu ve isteklerine uymayan bir rasul geldiyse, bir kısmını yalanlıyor ve bir kısmını da öldürüyorlardı.
Andolsun, biz İsrailoğullarından misak almış ve onlara elçiler göndermiştik. Onlara ne zaman nefslerinin hoşuna gitmeyen bir şeyle bir elçi geldiyse, bir bölümünü yalanladılar, bir bölümünü de öldürdüler.
Andolsun ki biz İsrail oğullarından sapasağlam te'minat almış, onlara peygamberler göndermişizdir. Ne zaman bir peygamber, kendilerine canlarının hoşlanmayacağı bir şey'i getirdiyse bir takımını yalana çıkardılar, bir takımını da öldürdüler.
Andolsun ki; İsrailoğullarından ahd almış ve onlara peygamberler göndermişizdir. Ne zaman bir peygamber, onlara nefislerinin hoşlanmadığı bir şeyle gelmişse; bir kısmını yalanlamışlar, bir kısmını da öldürmüşlerdi.
(69-70) Muhakkak ki iman edenler, yahudiler, sâbiiler, hristiyanlardan her kim Allah’a ahiret gününe iman ederse ve düzeltici faaliyet icra ederse, onlara korku da hüzün de yoktur. İsrail oğullarından kesin olarak bir söz aldık ve onlara elçi gönderdik, ne zaman ki onlara keyiflerine uymayan elçi / resul gelse bir bölüm yalanladı, bir bölüm de öldürdü / katletti. Sınama olmayacağını varsaydılar, sağırlaştılar ve körleştiler, sonra Allah , vazgeçişlerini / tövbelerini kabul etti, sonra yine sağırlaştılar ve körleştiler, Allah yaptıklarını görmektedir.
İsrailoğulları'ndan sağlam söz almış ve onlara rasûller göndermiştik. Onlara, nefislerinin hoşlanmadığı bir şeyle bir elçi geldiğinde onların bir kısmını yalanlar ve bir kısmını da öldürürlerdi.
Andolsun, biz İsrail oğullarından söz almış ve onlara elçiler göndermiştik. Ne zaman bir elçi onlara canlarının istemediği bir şey getirdiyse (gelen elçilerin) bir kısmını yalanladılar, bir kısmını da öldürüyorlardı.
İsrailoğullarından söz aldık, onlara resuller /elçiler gönderdik. Ne zaman bir resul onlara hoşlanmadıkları bir şey getirse kimini yalancı saydılar, kimini de öldürdüler dipnot 1 .
Yeni Ahit · Matta 28:16
On bir öğrenci Celileye, İsanın kendilerine bildirdiği dağa gittiler. Kutsal Kitap (Yeni Çeviri) — Kitab-ı Mukaddes Şirketi · Yeni Yaşam Yayınları. tam metin
Yeni Ahit · Matta 14:3
Hirodes, kardeşi Filipusun karısı Hirodiya yüzünden Yahyayı tutuklatmış, bağlatıp zindana attırmıştı. Kutsal Kitap (Yeni Çeviri) — Kitab-ı Mukaddes Şirketi · Yeni Yaşam Yayınları. tam metin
Yeni Ahit · Markos 6:17
Hirodesin kendisi, kardeşi Filipusun karısı Hirodiyanın yüzünden adam gönderip Yahyayı tutuklatmış, zindana attırıp zincire vurdurmuştu. Çünkü Hirodes bu kadınla evlenince Yahya ona, “Kardeşinin… Kutsal Kitap (Yeni Çeviri) — Kitab-ı Mukaddes Şirketi · Yeni Yaşam Yayınları. Alıntı 200 karakterde kesilmiştir. tam metin
İsrailoğullarından söz aldık, onlara resuller gönderdik. Ama bir resul onlara, ne zaman hoşlanmadıkları bir şey getirse, kimini yalancı saydılar, kimini de öldürdüler.
İsrailoğulları'ndan sağlam söz almış ve onlara rasûller göndermiştik. Onlara, nefislerinin hoşlanmadığı bir şeyle bir elçi geldiğinde onların bir kısmını yalanlar ve bir kısmını da öldürürlerdi.
İsrailoğullarından söz almış ve onlara peygamberler göndermiştik. Nefislerinin hoşlanmadığı bir şeyle bir peygamber onlara geldiğinde onların bir kısmını yalanlar ve bir kısmını da öldürürlerdi.
Yemin olsun ki biz, İsrailoğullarının kesin sözlerini almış da onlara resuller göndermiştik. Ne zaman bir resul onlara nefislerinin hoşlanmadığı birşeyi getirdiyse bir kısmını yalanladılar; bir kısmını da öldürüyorlardı.
Mâide suresi, 71. ayet. وَحَسِبُوٓا۟ أَلَّا تَكُونَ فِتْنَةٌ فَعَمُوا۟ وَصَمُّوا۟ ثُمَّ تَابَ ٱللَّهُ عَلَيْهِمْ ثُمَّ عَمُوا۟ وَصَمُّوا۟ كَثِيرٌ مِّنْهُمْ وَٱللَّهُ بَصِيرٌۢ بِمَا يَعْمَلُونَ
(Bu yaptıklarında) bir bela olmayacağını sandılar da kör ve sağır kesildiler. Sonra (tövbe ettiler), Allah da onların tövbesini kabul etti. Sonra yine onlardan çoğu kör ve sağır kesildiler. Allah, onların yaptıklarını hakkıyla görendir.
Bir fitne (imtihan) olmayacak sanmışlar da kör ve sağır kesilmişlerdi. dipnot 1 Sonra Allah tevbelerini kabul etmişti; ardından içlerinden çoğu yine kör ve sağır kesilmişti. Allah onların yapmakta olduklarını görendir.
Zira kendilerine bir bela gelmeyeceğini sanarak kör ve sağır davrandılar. Sonra Allah onların tevbelerini kabul etti. Bunun ardından onların çoğu yine körleşti ve sağırlaştı: ama Allah yaptıkları her şeyi görmektedir.
(bunu yapmakla) kendilerine bir zarar gelmeyeceğini düşünüyorlardı; böylece (kalben) kör ve sağır oldular. Sonra Allah onların tevbesini kabul etti: (ama sonra) onların çoğu yine körleşti, sağırlaştı. Allah onların bütün yaptıklarını görür.
Bir zararı olmayacak zannettiler de (hakikate) kör oldular, (hakikatin seslenişine) sağır kesildiler! Sonra Allah onların tövbelerini kabul etti. . . Sonra onlardan çoğu (yine) kör (hakikati değerlendirememek) ve sağır (anlatılanı algılayamamak) kesildiler! Allah onların yapmakta olduklarına (yaptıklarının yaratanı olarak) Basıyr'dir.
Bir fitne olmayacak sandılar, körleştiler, sağırlaştılar. Sonra Allah, tevbelerini kabul etti, (yine) onlardan çoğunluğu körleştiler, sağırlaştılar. Allah yapmakta olduklarını görendir.
Bir fitne olmayacak zannettiler de kör ve sağır kesildiler. Sonra Allah tevbelerini kabul etti. Sonra içlerinden çoğu yine kör ve sağır oldu. Allah onların yaptıklarını hakkıyla görmektedir.
Sınanmayacaklarını sandılar; kör ve sağır kesildiler. Sonra, Allah, pişmanlıklarını kabul etti. Sonra, onların çoğu, yine kör ve sağır kesildiler. Oysa Allah, onların yaptıklarını Görendir.
Bir fitne kopmayacak sandılar da kör ve sağır kesildiler. Sonra Allah onların tövbesini kabul etti. Sonra yine çokları kör ve sağır kesildiler. Allah yaptıklarını görüyor.
Test edilmeyeceklerini sandılar, körleşip sağırlaştılar. Sonra ALLAH yönelişlerini kabul etti; fakat buna rağmen çoğu yine körleşip sağırlaştı. ALLAH Yaptıklarını görmekte.
Test edilmeyeceklerini sandılar, körleşip sağırlaştılar. Sonra ALLAH yönelişlerini kabul etti; fakat buna rağmen çoğu yine körleşip sağırlaştı. ALLAH Yaptıklarını görmekte.
Ve başlarına bir fitne kopmayacak sandılar da kör ve sağır kesildiler. Sonra Allah, tevbelerini kabul buyurdu, sonra içlerinden birçoğu tekrar kör ve sağır kesildiler. Şimdi de Allah, ne yapıyorlar görüyor.
Hem başlarına bir fitne kopmayacak sandılar da kör ve sağır kesildiler, sonra Allah tevbelerini kabul buyurdu, sonra içlerinden bir çoğu yine kör ve sağır kesildiler, şimdi de Allah görüyor ne yapıyorlar
Bir fitne dipnot 1 olmayacağını sandılar da kör ve sağır kesildiler. dipnot 2 Sonra Allah, onların üzerine tevbe dipnot 3 etti. Daha sonra onlardan birçoğu yine kör ve sağır kesildiler. Allah ne yaptıklarını gerçeğiyle görmektedir.
Bir fitne dipnot 1 olmayacağını sandılar da kör ve sağır kesildiler. dipnot 2 Sonra Allah, onların üzerine tevbe dipnot 3 etti. Daha sonra onlardan birçoğu yine kör ve sağır kesildiler. Allah ne yaptıklarını gerçeğiyle görmektedir.
Bir fitne dipnot 1 olmayacağını sandılar da kör ve sağır kesildiler. dipnot 2 Sonra Allah, onların üzerine tövbe dipnot 3 etti. Ardından onlardan birçoğu kör ve sağır kesildiler. Allah ne yaptıklarını gerçeğiyle görmektedir.
Bir fitne olmayacak sandılar, körleştiler, sağırlaştılar. Sonra Tanrı, tevbelerini kabul etti, (yine) onlardan çoğunluğu körleştiler, sağırlaştılar. Tanrı yapmakta olduklarını görendir.
Ve öyle sandılar ki (o yapdıkları, başlarına) bir bela olmayacakdır. Kör kesildiler, sağır kesildiler onlar. Sonra Allah kendilerine tevbe nasıyb etdi (amma) sonra yine içlerinden bir çoğu kör ve sağır oldular. Allah, ne yaparlarsa hakkıyle görücüdür.
Bir fitne olmayacağını sandılar da körleştiler, sağırlaştılar. Sonra Allah kendilerine tevbe nasib etti. Sonra yine içlerinden bir çoğu, körleştiler ve sağırlaştılar. Allah, işlediklerini hakkıyla görücüdür.
(71-76) Kesin olan şu ki, Meryem oğlu İsa muhakkak ki Allah’tır diyenler, kafir oldular, Mesih, Ey İsrail oğulları, sizin Rabbiniz, benim de Rabbim Allah’a ibadet edin dedi, muhakkak ki Allah’a her kim ortak koşarsa, Allah kesinlikle ona cenneti haram etmiştir, varacağı yer ateştir , zalimler için yardımcı da / ensar da yoktur. Kesin olan şu ki, Allah üçlünün üçüncüsüdür diyenler de kafir oldular, tek ilahtan başka ilah yoktur, eğer bu söylediklerini sonlandırmazlarsa, onlardan kafirlere acıtıcı bir azap dokunacaktı r. Yine de hâlâ Allah’a tövbe etmeyecekler mi O’na bağışlama talebinde bulunmayacaklar mı? Allah bağışlayandır, esirgeyendir. Meryem oğlu İsa bir Resulden başka bir şey değildir, Ondan öncede nice Resuller geldi geçti, Onun annesi sözüne bağlı / sadık bir kadındı, her ikisi de yemek yiyen kişilerdi, (yemek yiyenden ilah olmaz) bak ki onlara ayetlerimizi nasıl açıklıyoruz, sonra yine bak ki nasıl da yalana kapılıyorlar. De ki Allah’tan başkasına, size zarar ve de fayda veremeye malik olamayanlara mı ibadet e diyorsunuz? Allah, O ki işitendir, bilendir.
Bir fitnenin/azabın olmayacağını sandılar körleştiler, sağırlaştılar. Sonra Allah onların tevbesini kabul etti. Ardından yine onların çoğu körleşip, sağır oldular. Allah, yaptıklarını çok iyi görmektedir.
Bir fitne kopmayacak sandılar, kör oldular, sağır kesildiler. Sonra Allah onların tevbesini kabul etti. Sonra yine çokları kör, sağır kesildiler. Allah yaptıklarını görüyor.
Başlarına bir sıkıntı dipnot 1 gelmeyecek sandılar da kör ve sağır kesildiler. Sonra Allah, tövbelerini /dönüşlerini kabul etti. Ama onların çoğu daha sonra yine kör ve sağır kesildi. Allah, onların yaptıklarını görmektedir.
Zor bir imtihandan geçirilmeyeceklerini sandılar da kör ve sağır kesildiler. Sonra Allah, dönüşlerini (tevbe) kabul etti. Ama onların çoğu daha sonra yine de kör ve sağır kesildi. Allah, onların yaptığı herşeyi görür.
Bir fitnenin/azabın olmayacağını zannederek körleştiler, sağırlaştılar. Sonra Allah onların tevbesini kabul etti. Ardından yine onların çoğu körleşip, sağır oldular. Allah, yaptıklarını çok iyi görmektedir.
Bir fitnenin olmayacağını zannederek körleştiler, sağırlaştılar. Sonra Allah onların tevbesini kabul etti. Ardından yine onların çoğu körleşip, sağır oldular. Allah, yaptıklarını çok iyi görmektedir.
Bir fitne kopmayacak sandılar. Kör oldular, sağır kesildiler. Derken Allah tövbelerini kabul etti. Sonra yine birçokları körleştiler, sağırlaştılar. Allah, onların yaptıklarını ayan-beyan görür.
Mâide suresi, 72. ayet. لَقَدْ كَفَرَ ٱلَّذِينَ قَالُوٓا۟ إِنَّ ٱللَّهَ هُوَ ٱلْمَسِيحُ ٱبْنُ مَرْيَمَ وَقَالَ ٱلْمَسِيحُ يَٰبَنِىٓ إِسْرَٰٓءِيلَ ٱعْبُدُوا۟ ٱللَّهَ رَبِّى وَرَبَّكُمْ إِنَّهُۥ مَن يُشْرِكْ بِٱللَّهِ فَقَدْ حَرَّمَ ٱللَّهُ عَلَيْهِ ٱلْجَنَّةَ وَمَأْوَىٰهُ ٱلنَّارُ وَمَا لِلظَّٰلِمِينَ مِنْ أَنصَارٍ
Andolsun, "Allah, Meryem oğlu Mesih'tir" diyenler kesinlikle kafir oldu. Oysa Mesih şöyle demişti: "Ey İsrailoğulları! Yalnız, benim de Rabbim, sizin de Rabbiniz olan Allah'a kulluk edin. Kim Allah'a ortak koşarsa, artık, Allah ona cenneti muhakkak haram kılmıştır. Onun barınağı da ateştir. Zalimler için hiçbir yardımcı yoktur."
"Şüphesiz ki Allah -işte o- Meryem oğlu Mesih (İsa)'dır!" diyenler elbette kâfir olmuşlardır. dipnot 1 (Oysa) Mesih (İsa), "Ey İsrailoğulları! Benim Rabbim ve sizin Rabbiniz olan Allah'a kulluk edin!" dipnot 2 demişti. (Bilin ki) kim Allah'a ortak koşarsa elbette Allah ona cenneti haram kılmıştır; dipnot 3 onun barınağı ateştir ve zalimler için hiçbir yardımcı yoktur.
Doğrusu, "Allah Meryem oğlu Mesih'in ta kendisidir!" diyenler küfre girmiştir. Üstelik Mesih "Ey İsrailoğulları, hem benim hem de sizin Rabbiniz olan Allah'a kulluk edin!" dediği halde. Bakın, kim Allah'a şirk koşarsa kesinlikle Allah ona cenneti haram kılar. Onun varacağı yer ateştir: zalimler bir yardımcı da bulamayacaklar.
Gerçekten, "Allah Meryem oğlu Mesihdir" diyenler hakikati inkar etmiş olurlar; (bizzat) Mesihin, "Ey İsrailoğulları! (Yalnızca) hem benim Rabbim, hem de sizin Rabbiniz olan Allaha kulluk edin!" dediğini gördükleri halde. Unutmayın, kim Allahtan başka bir varlığa ilahlık yakıştırırsa, Allah onu cennetten mahrum edecek ve böylelerinin varış yeri cehennem olacaktır: ve böylece zalimler kendilerine bir yardımcı bulamayacaklardır.
Andolsun ki: "Allah, Meryemoğlu Mesih'tir" diyenler hakikati inkar edenlerden oldular. . . (Oysa) Mesih şöyle dedi: "Ey İsrailoğulları. . . Benim de Rabbim, sizin de Rabbiniz (olan) Allah'a kulluk edin. . . Çünkü kim Allah'a şirk koşarsa, muhakkak Allah ona cenneti haram kılmıştır! Onun varacağı yer cehennem ateşidir! Zalimler için hiçbir yardımcı yoktur!"
Andolsun, "Şüphesiz Allah, Meryem oğlu Mesih'tir" diyenler küfre düşmüştür. Oysa Mesih'in dediği (şudur:) "Ey İsrailoğulları, benim de Rabbim, sizin de Rabbiniz olan Allah'a ibadet edin. Çünkü O, kendisine ortak koşana şüphesiz cenneti haram kılmıştır, onun barınma yeri ateştir. Zulmedenlere yardımcı yoktur."
Andolsun ki «Allah, kesinlikle Meryem Oğlu Mesîh'tir» diyenler kâfir olmuşlardır. Halbuki Mesîh: «Ey İsrailoğulları! Rabbim ve Rabbiniz olan Allah’a kulluk ediniz. Biliniz ki kim Allah'a ortak koşarsa muhakkak Allah ona cenneti haram kılar; artık onun yeri ateştir ve zalimler için yardımcılar yoktur» demişti.
Gerçek şu ki, "Allah, aslında, Meryem Oğlu Mesih'tir!" diyenler nankörlük etmiştir. Oysa Mesih, şöyle demişti: "Ey İsrailoğulları! Hem benim Efendim hem de sizin Efendiniz olan Allah'a hizmet edin. Kuşkusuz, Allah'a kim ortaklar koşarsa, Allah, cenneti ona yasaklamıştır; kalacağı yer ateştir. Haksızlık yapanların zaten yardımcısı yoktur!"
Andolsun, "Allah ancak Meryem oğlu Mesih'tir" diyenler kafir olmuşlardır. Halbuki Mesih demişti ki: "Ey İsrailoğulları!Benim Rabbim ve sizin Rabbiniz olan Allah'a kulluk ediniz; zira kim Allah'a ortak koşarsa muhakkak ki Allah ona cenneti haram etmiştir ve onun varacağı yer ateştir; zalimlerin yardımcıları yoktur!"
"ALLAH, Meryem oğlu Mesih'tir" diyenler elbette inkar etmiştir. Oysa Mesih, "İsrail oğullar! benim de sizin de Efendiniz olan ALLAH'a kul olun" demişti. Kim ALLAH'a ortak koşarsa ALLAH ona bahçeyi yasaklar, yeri de ateş olur. Zalimler için yardımcı da bulunmaz. dipnot 1
Yeni Ahit · Yuhanna 7:16
İsa onlara, “Benim öğretim benim değil, beni gönderenindir” diye karşılık verdi. Kutsal Kitap (Yeni Çeviri) — Kitab-ı Mukaddes Şirketi · Yeni Yaşam Yayınları. tam metin
Yeni Ahit · Markos 10:17
İsa yola çıkarken, biri koşarak yanına geldi. Önünde diz çöküp Ona, “İyi öğretmenim, sonsuz yaşama kavuşmak için ne yapmalıyım?” diye sordu. Kutsal Kitap (Yeni Çeviri) — Kitab-ı Mukaddes Şirketi · Yeni Yaşam Yayınları. tam metin
Yeni Ahit · Matta 7:21
“Bana, ‹Ya Rab, ya Rab!› diye seslenen herkes Göklerin Egemenliğine girmeyecek. Ancak göklerdeki Babamın isteğini yerine getiren girecektir. Kutsal Kitap (Yeni Çeviri) — Kitab-ı Mukaddes Şirketi · Yeni Yaşam Yayınları. tam metin
'ALLAH, Meryem oğlu Mesih'tir,' diyenler elbette inkar etmiştir. Oysa Mesih, 'İsrail oğulları! benim de sizin de Rabbiniz olan ALLAH'a kul olun,' demişti. Kim ALLAH'a ortak koşarsa ALLAH ona cenneti yasaklar, yeri de ateş olur. Zalimler için yardımcıda bulunmaz.
"Meryem oğlu Mesih Allah'tır." diyenler kesinlikle kafir oldular. Oysa Mesih şöyle demişti: "Ey İsrailoğulları, hepiniz benim de sizin de Rabbiniz olan Allah'a kulluk edin! Kim Allah'a ortak koşarsa, Allah ona cennetini yasak etmiştir, varacağı yer ateştir ve zulmedenlerin yardımcıları yoktur."
Elbette küfretti şunlar: "Allah Meryem'in oğlu Mesihtir" diyenler, halbuki Mesih şöyle demişti: Ey Beni İsrail hep Allah'a ibadet ediniz benim de rabbım sizin de rabbınız, Allah'a kim şirk koşarsa Allah ona Cennetini haram etmiştir ve varacağı yer ateştir ve zalimlerin ensarı yoktur.
Ant olsun Meyem Oğlu Mesih'e, "O Allah'tır." diyenler Kafir oldular. Oysaki Mesih: "Ey İsrailoğulları! Benim de sizin de Rabb'iniz olan Allah'a kulluk edin. Kim Allah'a şirk dipnot 1 koşarsa, Allah ona Cennet'i haram etmiştir. Ve onun varacağı yer ateştir. Zalimler için hiçbir yardımcı yoktur." dedi.
Ant olsun Meryem oğlu Mesih'e, "O Allah'tır." diyenler Kafir oldular. Oysaki Mesih: "Ey İsrailoğulları! Benim de sizin de Rabb'iniz olan Allah'a kulluk edin. Kim Allah'a şirk koşarsa, Allah ona Cenneti haram etmiştir. Ve onun varacağı yer ateştir. Zalimler için hiçbir yardımcı yoktur." dedi.
Ant olsun Meryem oğlu Mesih'e, "O Allah'tır.". diyenler kafir oldular. Oysaki Mesih: "Ey İsrailoğulları! Benim de sizin de Rabb'iniz olan Allah'a kulluk edin. Kim Allah'a şirk koşarsa, Allah ona Cenneti haram etmiştir. Ve onun varacağı yer ateştir. Zalimler için hiçbir yardımcı yoktur." dedi.
Andolsun, "Kuşkusuz Tanrı, Meryem oğlu Mesih'tir" diyenler küfretmiştir. Oysa Mesih'in dediği (şudur): "Ey İsrailoğulları, benim de rabbim, sizin de rabbiniz olan Tanrı'ya ibadet edin. Çünkü O, kendisine ortak koşana kuşkusuz cenneti haram kılmıştır, onun barınma yeri ateştir. Zulmedenlere yardımcı yoktur."
"Meryem oğlu Mesih (İsa) hakıykat Allahın kendisidir" diyenler, and olsun, kafir olmuş (lar) dır. Halbuki (bizzat) Mesih (şöyle) demişdi: "Ey İsrail oğulları, benim de Rabbim, sizin de Rabbiniz olan Allaha kulluk edin. Zira kim Allaha eş katarsa hiç şüphesiz Allah ona cenneti haram kılar. Onun varacağı yer ateşdir. Zalimlerin hiç bir yardımcıları da yokdur".
Meryem oğlu Mesih; gerçekten Allah'ın kendisidir, diyenler andolsun ki; kafir olmuşlardır. Halbuki Mesih demiştir ki: Ey İsrailoğulları; benim de Rabbım, sizin de Rabbınız olan Allah'a kulluk edin. Zira her kim ki, Allah'a şirk koşarsa; muhakkak Allah, ona cenneti haram eder ve onun varacağı yer, ateştir. Zalimlerin hiç yardımcıları yoktur.
(71-76) Kesin olan şu ki, Meryem oğlu İsa muhakkak ki Allah’tır diyenler, kafir oldular, Mesih, Ey İsrail oğulları, sizin Rabbiniz, benim de Rabbim Allah’a ibadet edin dedi, muhakkak ki Allah’a her kim ortak koşarsa, Allah kesinlikle ona cenneti haram etmiştir, varacağı yer ateştir , zalimler için yardımcı da / ensar da yoktur. Kesin olan şu ki, Allah üçlünün üçüncüsüdür diyenler de kafir oldular, tek ilahtan başka ilah yoktur, eğer bu söylediklerini sonlandırmazlarsa, onlardan kafirlere acıtıcı bir azap dokunacaktı r. Yine de hâlâ Allah’a tövbe etmeyecekler mi O’na bağışlama talebinde bulunmayacaklar mı? Allah bağışlayandır, esirgeyendir. Meryem oğlu İsa bir Resulden başka bir şey değildir, Ondan öncede nice Resuller geldi geçti, Onun annesi sözüne bağlı / sadık bir kadındı, her ikisi de yemek yiyen kişilerdi, (yemek yiyenden ilah olmaz) bak ki onlara ayetlerimizi nasıl açıklıyoruz, sonra yine bak ki nasıl da yalana kapılıyorlar. De ki Allah’tan başkasına, size zarar ve de fayda veremeye malik olamayanlara mı ibadet e diyorsunuz? Allah, O ki işitendir, bilendir.
Şüphesiz, “Allah, Meryem oğlu Mesih’in kendisidir” diyenler kâfir olmuştur. Mesih şöyle demiştir: "Ey İsrailoğulları! Benim Rabbim ve sizin Rabbiniz olan Allah’a ibadet edin. Kim Allah’a şirk koşarsa, Allah ona Cennet'i haram kılar, onun yeri Cehennem olur. Zalimler için hiçbir yardımcı yoktur."
Andolsun, "Allah, ancak Meryem oğlu Mesih'tir." diyenler elbette kafir olmuşlardır. Halbuki Mesih demişti ki: "Ey İsrail oğulları, benim Rabbim ve sizin Rabbiniz olan Allah'a kulluk edin. Zira kim Allah'a ortak koşarsa muhakkak ki, Allah ona cenneti haram etmiştir ve onun varacağı yer ateştir; zalimlerin yardımcıları yoktur!"
"Allah, Meryem oğlu Mesih'tir dipnot 1 " diyenler kafir oldular. Oysa Mesih şöyle demişti: "Ey İsrailoğulları! Hem benim hem de sizin Rabbiniz /Sahibiniz olan Allah'a kulluk edin. Kim Allah'a ortak koşarsa Allah ona cenneti yasak eder. Onun gideceği yer ateştir. Yanlış yapanların yardımcısı olmaz."
"Allah, Meryem oğlu Mesih'tir" diyenler, kafir olmuşlardır. Oysa Mesih şöyle demişti: "Ey İsrail oğulları, benim ve sizin Rabbiniz dipnot 1 olan Allah'a kul olun. Kim Allah'a ortak oluşturursa Allah ona cenneti yasak (haram) eder. Onun gideceği yer cehennemdir. Yanlış yapanın yardımcısı olmaz."
Şüphesiz, “Allah, Meryem oğlu Mesih’tir” diyenler kâfir olmuştur. Mesih şöyle demiştir: Ey İsrailoğulları! Benim Rabbim ve sizin Rabbiniz olan Allah’a ibadet edin. Kim Allah’a şirk koşarsa, Allah ona Cennet'i haram kılar, onun yeri Cehennem olur. Zalimler için hiçbir yardımcı yoktur.
Şüphesiz, "Allah, Meryem oğlu Mesih'tir" diyenler kafir olmuştur. Mesih şöyle demiştir: -Ey İsrailoğulları, Rabbim ve Rabbiniz olan Allah'a kulluk edin. Kim Allah'a şirk koşarsa, Allah ona cenneti haram kılar, onun yeri cehennem olur. Zalimler için hiç bir yardımcı yoktur.
Yemin olsun ki, "Allah, Meryem'in oğlu Mesih'in ta kendisidir!" diyenler küfre batmışlardır. Mesih şöyle demişti: "Ey İsrailoğulları, hem sizin Rabbiniz hem de benim Rabbim olan Allah'a kulluk/ibadet edin! Gerçek olan şu ki, Allah'a ortak koşana Allah, cenneti haram kılmıştır. Varacağı yer ateştir onun. Zalimlerin yardımcıları olmayacaktır."
Mâide suresi, 73. ayet. لَّقَدْ كَفَرَ ٱلَّذِينَ قَالُوٓا۟ إِنَّ ٱللَّهَ ثَالِثُ ثَلَٰثَةٍ وَمَا مِنْ إِلَٰهٍ إِلَّآ إِلَٰهٌ وَٰحِدٌ وَإِن لَّمْ يَنتَهُوا۟ عَمَّا يَقُولُونَ لَيَمَسَّنَّ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ مِنْهُمْ عَذَابٌ أَلِيمٌ
Andolsun, "Allah, üçün üçüncüsüdür" diyenler kafir oldu. Halbuki bir tek ilahtan başka hiçbir ilah yoktur. Eğer dediklerinden vazgeçmezlerse, andolsun onlardan inkar edenlere elbette, elem dolu bir azap dokunacaktır.
"Şüphesiz ki Allah, üçün üçüncüsüdür!" dipnot 1 diyenler de şüphesiz ki kâfir olmuşlardır. (Oysa) tek bir ilahtan (Allah'tan) başka ilah yoktur. Söylediklerinden vazgeçmezlerse, içlerinden kâfir olanlara elem verici bir azap dokunacaktır.
Doğrusu, "Allah üçün üçüncüsüdür" diyenler küfre girmiştir. Oysa bir tek Allah'tan başka ilah yoktur. Bu iddialarına son vermedikçe, hakikati inkar eden bu gibilerin başına şiddetli bir azap gelecektir.
Gerçekten, Tek Allahtan başka hiçbir ilah olmadığını gördükleri halde "Bakın, Allah üçlünün üçüncüsüdür" diyenler, hakikati inkar etmiş olurlar. Ve onlar bu iddialarından vazgeçmedikçe, hakikati inkar eden bu gibilerin başına şiddetli bir azap gelecektir.
Andolsun ki: "Allah, üç'ün üçüncüsüdür" diyenler de hakikati inkar edenlerden olmuşlardır! Tanrısallık kavramı geçersizdir, Uluhiyet sahibi TEK'tir!. . Söylemekte olduklarından vazgeçmezler ise, onlardan hakikati inkar edenler, elbette acı veren azabı yaşayacaklardır!
Andolsun, "Allah üçün üçüncüsüdür" diyenler küfre düşmüştür. Oysa tek bir ilahtan başka ilah yoktur. Eğer söylemekte olduklarından vazgeçmezlerse, onlardan inkar edenlere mutlaka (acı) bir azab dokunacaktır.
Andolsun «Allah, üçün üçüncüsüdür» diyenler de kâfir olmuşlardır. Oysa tek bir ilâhtan başka ilâh yoktur. Eğer diyegeldiklerinden vazgeçmezlerse, içlerinden kâfir olanlara acı bir azap isabet edecektir.
Gerçek şu ki, "Allah, aslında, üçten birisidir!" diyenler nankörlük etmiştir. Oysa Tek ve Eşsiz Tanrıdan başka Tanrı yoktur. Bu söylediklerine son vermezlerse, nankörlük edenlere, kesinlikle acı bir ceza gelecektir. dipnot 107
"Allah, üçün üçüncüsüdür" diyenler elbette kafir olmuşlardır. Oysa yalnız bir tek Tanrı vardır, başka Tanrı yoktur. Bu dediklerinden vazgeçmezlerse, elbette onlardan inkar edenlere acı bir azap dokunacaktır.
"ALLAH, üçün üçüncüsüdür" diyenler inkar etmiştir. Oysa bir tek Tanrı'dan başka tanrı yok. Bu sözlerine son vermezlerse, inkarcılarına acıklı bir azap dokunacak.
'ALLAH, üçün üçüncüsüdür,' diyenler inkar etmiştir. Oysa bir tek Tanrı'dan başka tanrı yok. Bu sözlerine son vermezlerse, inkarcılarına acıklı bir azap dokunacak.
"Allah, üçün üçüncüsüdür." Diyenler elbette kafir oldu. Oysa, bir tek ilahtan başka ilah yoktur. Eğer bu dediklerinden vazgeçmezlerse, içlerinden kafir olarak kalanlara kesinlikle pek acı veren bir azap dokunacaktır.
Elbette küfretti şunlar: "Allah üçün üçüncüsü" diyenler, halbuki bir tek ilahdan başka ilah yok, eğer bu dediklerinden vaz geçmezlerse elbette işlerinden kafir kalanlarına şübhesiz ki bir elim azab dokunacaktır,
Ant olsun "Allah, üçün üçüncüsüdür." diyenler Kafir oldular. Oysaki bir tek ilahtan başka ilah yoktur. Ve eğer bu söylediklerinden vazgeçmezlerse, onlardan Kafirlik edenlere elbette elem verici bir azap dokunacaktır.
Ant olsun "Allah, üçün üçüncüsüdür." diyenler Kafir oldular. Oysaki bir tek ilahtan başka ilah yoktur. Ve eğer bu söylediklerinden vazgeçmezlerse, onlardan gerçeği yalanlayarak nankörlük edenlere elbette elem verici bir azap dokunacaktır.
Ant olsun "Allah, üçün üçüncüsüdür." diyenler kafir oldular. Oysaki bir tek ilahtan başka ilah yoktur. Ve eğer bu söylediklerinden vazgeçmezlerse, onlardan kafir kalanlara elbette elem verici bir azap dokunacaktır.
Andolsun "Tanrı üçün üçüncüsüdür" diyenler küfretmişlerdir. Oysa tek bir Tanrı'dan başka Tanrı yoktur. Eğer söylemekte olduklarından vazgeçmezlerse, onlardan küfredenlere mutlaka (acı) bir azab dokunacaktır.
"Allah hakıykaten üçün (üç Tanrının) biridir" diyenler andolsun, kafir olmuşdur. Halbuki bir tek Tanrıdan başka hiç bir tanrı yokdur. Eğer diyegeldikleri (bu sözden) vaz geçmezlerse içlerinden o kafir olanlara her halde pek acıklı bir azab dokunacakdır.
Allah, gerçekten üçün üçüncüsüdür, diyenler andolsun ki; kafir olmuşlardır. Halbuki hiç bri tanrı yoktur, ancak bir tek tanrı vardır. Söylediklerinden vazgeçmezlerse; onlardan kafir olanlara acıklı bir azab dokunacaktır.
(71-76) Kesin olan şu ki, Meryem oğlu İsa muhakkak ki Allah’tır diyenler, kafir oldular, Mesih, Ey İsrail oğulları, sizin Rabbiniz, benim de Rabbim Allah’a ibadet edin dedi, muhakkak ki Allah’a her kim ortak koşarsa, Allah kesinlikle ona cenneti haram etmiştir, varacağı yer ateştir , zalimler için yardımcı da / ensar da yoktur. Kesin olan şu ki, Allah üçlünün üçüncüsüdür diyenler de kafir oldular, tek ilahtan başka ilah yoktur, eğer bu söylediklerini sonlandırmazlarsa, onlardan kafirlere acıtıcı bir azap dokunacaktı r. Yine de hâlâ Allah’a tövbe etmeyecekler mi O’na bağışlama talebinde bulunmayacaklar mı? Allah bağışlayandır, esirgeyendir. Meryem oğlu İsa bir Resulden başka bir şey değildir, Ondan öncede nice Resuller geldi geçti, Onun annesi sözüne bağlı / sadık bir kadındı, her ikisi de yemek yiyen kişilerdi, (yemek yiyenden ilah olmaz) bak ki onlara ayetlerimizi nasıl açıklıyoruz, sonra yine bak ki nasıl da yalana kapılıyorlar. De ki Allah’tan başkasına, size zarar ve de fayda veremeye malik olamayanlara mı ibadet e diyorsunuz? Allah, O ki işitendir, bilendir.
Şüphesiz, Allah, üçün üçüncüsüdür, diyenler kâfir olmuştur. Halbuki (ibadete layık) tek (hak) olan ilahtan başka bir (hak) ilah yoktur. Söylediklerinden vazgeçmezlerse elbette küfredenlere acıklı bir azap dokunacaktır.
"Allah, üçün üçüncüsüdür" diyenler elbette kafir olmuşlardır. Oysa yalnız bir tek tanrı vardır, başka tanrı yoktur. Bu dediklerinden vazgeçmezlerse elbette onlardan inkar edenlere acı bir azab dokunacaktır.
"Allah üçün üçüncüsüdür." diyenler de kafir oldular. Oysa tek tanrı dışında tanrı yoktur dipnot 1 . Söyledikleri bu sözden vazgeçmezlerse, içlerinden kafirlik edenlere kesinlikle acıklı bir azap çarpacaktır.
"Allah üçün üçüncüsüdür" diyenler gerçekten kafir olmuşlardır. Halbuki bir tek ilah dışında ilah yoktur. Böyle demeyi bırakmazlarsa bu kafirleri acıklı bir azap saracaktır.
Şüphesiz, Allah, üçün üçüncüsüdür, diyenler kâfir olmuştur. Halbuki (ibadete layık) tek (hak) olan ilahtan başka bir (hak) ilah yoktur. Söylediklerinden vazgeçmezlerse elbette küfredenlere acıklı bir azap dokunacaktır.
Şüphesiz, -Allah, üçün üçüncüsüdür, diyenler kafir olmuştur. Oysa tek olan ilahtan başka bir ilah yoktur. Söylediklerinden vazgeçmezlerse elbette küfredenlere acıklı bir azap dokunacaktır.
Yemin olsun ki, "Allah, üçün üçüncüsüdür!" diyenler de küfre batmıştır. Bir tek Tanrı dışında hiçbir ilah yoktur. Bu söyleyegeldiklerine son vermezlerse, onların küfre sapanlarına korkunç bir azap mutlaka gelip çatacaktır.
Mâide suresi, 74. ayet. أَفَلَا يَتُوبُونَ إِلَى ٱللَّهِ وَيَسْتَغْفِرُونَهُۥ وَٱللَّهُ غَفُورٌ رَّحِيمٌ
Hala mı Allah'a tövbe etmezler ve O'ndan bağışlanma istemezler? Allah, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.
(Hâlâ) bağışlanma dileyerek Allah'a tevbe etmeyecekler mi? dipnot 1 Allah çok bağışlayandır, çok merhametlidir.
Hala Allah'a yönelip O'ndan af dilemeyecekler mi? Zira Allah tarifsiz bir bağışlayıcı, eşsiz bir merhamet kaynağıdır.
Öyleyse pişmanlık içinde Allaha yönelip Onun bağışlanmasını hala dilemeyecekler mi? Allah çok bağışlayıcıdır, rahmet kaynağıdır.
Hala Allah'a tövbe edip, bağışlanmaları için yalvarmayacaklar mı? Allah Ğafur'dur, Rahıym'dir.
Yine de Allah'a tevbe edip bağışlanma istemeyecekler mi? Oysa Allah bağışlayandır, esirgeyendir.
(Bunlar) hâla Allah'a tevbe edip O'ndan bağışlanmayı dilemeyecekler mi? Oysa Allah, çok bağışlayıcıdır, çok merhametlidir.
Yine de Allah'a pişmanlık göstererek bağışlanma dilemeyecekler mi? Çünkü Allah, Sınırsız Bağışlayandır; Merhametlidir.
Hala Allah'a tövbe edip O'ndan af dilemiyorlar mı? Allah bağışlayandır;merhamet edendir.
Hala ALLAH'a yönelip ondan bağışlanma dilemeyecekler mi? ALLAH Bağışlayandır, Rahimdir.
Hala ALLAH'a yönelip ondan bağışlanma dilemiyecekler mi? ALLAH Bağışlayandır, Rahimdir.
Bunlar hala Allah'a tevbe edip O'ndan bağışlanmalarını dilemeyecekler mi? Allah çok bağışlayan, çok merhamet edendir.
daha Allaha tevbe edib istiğfar etmiyecekler mi? Allah gafur, rahimdir.
Hala Allah'a tevbe edip mağfiret dipnot 1 dilemiyorlar mı? Oysaki Allah, Çok Bağışlayıcı'dır, Rahmeti Kesintisiz'dir.
Hala Allah'a tevbe edip mağfiret dipnot 1 dilemiyorlar mı? Oysaki Allah, Çok Bağışlayıcı'dır, Rahmeti Kesintisiz'dir.
Hala Allah'a tövbe edip mağfiret dipnot 1 dilemiyorlar mı? Oysaki Allah, Çok Bağışlayıcı'dır, Rahmeti Kesintisiz'dir.
Yine de Tanrı'ya tevbe edip bağışlanma istemeyecekler mi? Oysa Tanrı bağışlayandır, esirgeyendir.
Haala Allaha dönüb Onun mağfiretini istemeyecekler mi onlar? Allah çok yarlığayıcı, çok esirgeyicidir.
Hala Allah'a tevbe edip O'ndan mağfiret dilemezler mi? Halbuki Allah; Gafur'dur, Rahim'dir.
(71-76) Kesin olan şu ki, Meryem oğlu İsa muhakkak ki Allah’tır diyenler, kafir oldular, Mesih, Ey İsrail oğulları, sizin Rabbiniz, benim de Rabbim Allah’a ibadet edin dedi, muhakkak ki Allah’a her kim ortak koşarsa, Allah kesinlikle ona cenneti haram etmiştir, varacağı yer ateştir , zalimler için yardımcı da / ensar da yoktur. Kesin olan şu ki, Allah üçlünün üçüncüsüdür diyenler de kafir oldular, tek ilahtan başka ilah yoktur, eğer bu söylediklerini sonlandırmazlarsa, onlardan kafirlere acıtıcı bir azap dokunacaktı r. Yine de hâlâ Allah’a tövbe etmeyecekler mi O’na bağışlama talebinde bulunmayacaklar mı? Allah bağışlayandır, esirgeyendir. Meryem oğlu İsa bir Resulden başka bir şey değildir, Ondan öncede nice Resuller geldi geçti, Onun annesi sözüne bağlı / sadık bir kadındı, her ikisi de yemek yiyen kişilerdi, (yemek yiyenden ilah olmaz) bak ki onlara ayetlerimizi nasıl açıklıyoruz, sonra yine bak ki nasıl da yalana kapılıyorlar. De ki Allah’tan başkasına, size zarar ve de fayda veremeye malik olamayanlara mı ibadet e diyorsunuz? Allah, O ki işitendir, bilendir.
Hâlâ Allah'a tevbe edip O'ndan af dilemiyorlar mı? Allah çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.
Hala Allah'a tevbe edip O'ndan af dilemiyorlar mı? Allah bağışlayandır, esirgeyendir.
Allah'a tövbe edip /dönüş yapıp ondan bağışlanmalarını isteseler olmaz mı? Allah, çok bağışlayan ve ikramı bol olandır.
Allah'a dönüş yapıp (tevbe) ondan bağışlanma dileseler (mağfiret) olmaz mı? Çünkü Allah bağışlar, ikramı boldur.
Hâlâ Allah'a tövbe edip O'ndan af dilemiyorlar mı? Allah çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.
Allah'a yönelip bağışlanma dilemezler mi? Allah bağışlayandır merhamet edendir.
Hala Allah'a yönelip tövbe ederek ondan af dilemiyorlar mı? Allah Gafur'dur, Rahim'dir.
Mâide suresi, 75. ayet. مَّا ٱلْمَسِيحُ ٱبْنُ مَرْيَمَ إِلَّا رَسُولٌ قَدْ خَلَتْ مِن قَبْلِهِ ٱلرُّسُلُ وَأُمُّهُۥ صِدِّيقَةٌ كَانَا يَأْكُلَانِ ٱلطَّعَامَ ٱنظُرْ كَيْفَ نُبَيِّنُ لَهُمُ ٱلْـَٔايَٰتِ ثُمَّ ٱنظُرْ أَنَّىٰ يُؤْفَكُونَ
Meryem oğlu Mesih, sadece bir peygamberdir. Ondan önce de nice peygamberler geldi geçti. Onun annesi de dosdoğru bir kadındır. (Nasıl ilah olabilirler?) İkisi de yemek yerlerdi. Bak, onlara ayetlerimizi nasıl açıklıyoruz. Sonra bak ki, nasıl da (haktan) çevriliyorlar.
Meryem oğlu Mesih (İsa) sadece bir elçidir. Ondan önce de elçiler elbette geçmiştir. Annesi de çok doğru bir kadındır. Her ikisi de yemek yerlerdi. dipnot 1 Bak, onlara delilleri nasıl açıklıyoruz; sonra bak ki nasıl da (gerçeklerden) döndürülüyorlar!
Meryem oğlu Mesih, yalnızca bir elçidir; ondan önce de elçiler gelip geçmiştir. Onun annesi iffetliydi; her ikisi de bildik yiyeceklerle beslenen (ölümlü insanlardı). Bak, Biz mesajları onlara nasıl açıklıyoruz; ve yine bak, onlar hakikati nasıl tersyüz ediyorlar!
Meryem oğlu Mesih sadece bir peygamberdir: (Diğer) bütün peygamberler ondan önce gelip geçti; onun annesi, hakikatten asla sapmamış olan biriydi; ve onların ikisi de (diğer ölümlüler gibi) yiyecekle beslenirdi.Bak, bu mesajları onlara nasıl açıkladık: ve sonra bak, nasıl ters yüz olmuştur onların zihinleri!
Meryemoğlu Mesih sadece bir Rasuldür. . . Ondan önce de Rasuller gelip geçti! Onun annesi sıddikadır (hakikati görüp şüphesiz tasdik etmiş olan)! İkisi de yemek yerlerdi (beşerdi)!. . İşaretleri onlara nasıl açıkladığımıza bir bak! Sonra bak, nasıl gerçekten sapıyorlar!
Meryem oğlu Mesih, yalnızca bir elçidir. Ondan önce de elçiler gelip geçti. Onun annesi dosdoğrudur, ikisi de yemek yerlerdi. Bir bak, onlara ayetleri nasıl açıklıyoruz? (Yine) bir bak, onlar ise nasıl da çevriliyorlar?
Meryem Oğlu Mesîh ancak bir rasûldür. Ondan önce de (birçok) rasûller gelip geçmiştir. Anası da çok doğru bir kadındır. Her ikisi de yemek yerlerdi. Bak, onlara delilleri nasıl açıklıyoruz, sonra bak nasıl (haktan) yüz çeviriyorlar.
Meryem Oğlu Mesih, yalnızca bir elçidir. Ondan önce de elçiler gelip geçmiştir. Onun annesi de doğruyu söylerdi; ikisi de yemek yerlerdi. Ayetlerimizi, onlara nasıl açıklıyoruz bak? Sonra bak, nasıl çevriliyorlar?
Meryem oğlu Mesih, ancak bir peygamberdir. Ondan önce de peygamberler gelip geçmişti. Annesi de dosdoğruydu. İkisi de yemek yerlerdi. Bak, onlara nasıl ayetlerimizi açıklıyoruz, sonra bak nasıl haktan çevriliyorlar?
Meryem oğlu Mesih elçiden başka bir şey değildi. Ondan önce de nice elçiler gelip geçmişti. Annesi de doğru sözlüydü. Her ikisi de yemek yerdi. Ayetlerimizi onlara nasıl açıkladığımıza dikkat et de buna rağmen nasıl da yüz çevirmekte olduklarını gör!
Meryem oğlu Mesih elçiden başka bir şey değildi. Ondan önce de nice elçiler gelip geçmişti. Annesi de doğru sözlüydü. Her ikisi de yemek yerdi. Ayetlerimizi onlara nasıl açıkladığımıza dikkat et de buna rağmen nasıl da yüz çevirmekte olduklarını gör!
Meryem'in oğlu Mesih yalnızca bir peygamberdir. Ondan önce de bir çok peygamberler gelip geçti. Annesi de gayet doğru bir kadındır. İkisi de yemek yerlerdi. Bak biz onlara ayetlerimizi nasıl açık anlatıyoruz! Sonra da nasıl çevrildiklerine bir bak!
Meryemin oğlu Mesih başka bir şey değil, sade bir Resuldür, kendisinden evvel de bir çok Resuller geçti, anası da gayet doğru bir kadın, ikisi de yemek yerlerdi, bak biz ayetlerimizi onlara nasıl açık anlatıyoruz? Sonra da bak onlar nasıl çeviriliyorlar?
İyi bilin ki, Meyem Oğlu Mesih, yalnızca bir Resul'dür. Ondan önce de Resuller gelip geçti. O'nun annesi çok dürüsttür. İkisi de diğer insanlar gibi yer, içerlerdi dipnot 1 . Onlar için ayetleri dipnot 2 nasıl açıkladığımıza bak ve sonra nasıl döndürüldüklerini[3] gör.
İyi bilin ki, Meryem oğlu Mesih, yalnızca bir resuldür. Ondan önce de resuller gelip geçti. O'nun annesi çok dürüsttür. İkisi de diğer insanlar gibi yer, içerlerdi. dipnot 1 Onlar için ayetleri dipnot 2 nasıl açıkladığımıza bak ve sonra nasıl döndürüldüklerini dipnot 3 gör.
İyi bilin ki, Meryem oğlu Mesih, yalnızca bir rasuldür. Ondan önce çok rasuller gelip geçti. O'nun annesi çok dürüsttür. İkisi de diğer insanlar gibi yer, içerlerdi. Onlar için ayetleri dipnot 1 nasıl açıkladığımıza bak ve sonra nasıl döndürüldüklerini dipnot 2 gör.
Meryem oğlu Mesih yalnızca bir elçidir. Ondan önce de elçiler gelip geçti. Onun annesi dosdoğrudur, ikisi de yemek yerlerdi. Bir bak, onlara ayetleri nasıl açıklıyoruz? (Yine) Bir bak, onlar ise nasıl çevriliyorlar?
Meryem oğlu Mesih (İsa) bir peygamberden başka (bir şey) değildir. Ondan evvel de peygamberler gelib geçmişdir. Anası çok saadık bir kadındı. İkisi de (birer kul ve beşer olarak) yemek yerlerdi. Bak, biz ayetleri onlara nasıl apaçık bildiriyoruz. Sonra da bak onlar nasıl (hakıykatden) çevriliyorlar.
Meryem oğlu Mesih, Peygamberden başka bir şey değildir. Ondan önce de peygamberler geçmiştir. Annesi de dosdoğru bir kadındı. İkisi de yemek yerlerdi. Onlara ayetleri nasıl açıkladığımıza bak. Sonra da bak ki; nasıl yüz çeviriyorlar.
(71-76) Kesin olan şu ki, Meryem oğlu İsa muhakkak ki Allah’tır diyenler, kafir oldular, Mesih, Ey İsrail oğulları, sizin Rabbiniz, benim de Rabbim Allah’a ibadet edin dedi, muhakkak ki Allah’a her kim ortak koşarsa, Allah kesinlikle ona cenneti haram etmiştir, varacağı yer ateştir , zalimler için yardımcı da / ensar da yoktur. Kesin olan şu ki, Allah üçlünün üçüncüsüdür diyenler de kafir oldular, tek ilahtan başka ilah yoktur, eğer bu söylediklerini sonlandırmazlarsa, onlardan kafirlere acıtıcı bir azap dokunacaktı r. Yine de hâlâ Allah’a tövbe etmeyecekler mi O’na bağışlama talebinde bulunmayacaklar mı? Allah bağışlayandır, esirgeyendir. Meryem oğlu İsa bir Resulden başka bir şey değildir, Ondan öncede nice Resuller geldi geçti, Onun annesi sözüne bağlı / sadık bir kadındı, her ikisi de yemek yiyen kişilerdi, (yemek yiyenden ilah olmaz) bak ki onlara ayetlerimizi nasıl açıklıyoruz, sonra yine bak ki nasıl da yalana kapılıyorlar. De ki Allah’tan başkasına, size zarar ve de fayda veremeye malik olamayanlara mı ibadet e diyorsunuz? Allah, O ki işitendir, bilendir.
Meryem oğlu Mesih, ancak bir rasûldür. Ondan önce de rasûller geçmiştir. Onun annesi de dosdoğru/çok sadık idi. İkisi de yemek yerdi. Onlara ayetleri nasıl açıkladığımıza bir bak, sonra da onların (haktan) nasıl çevrildiklerine bak!
Meryem oğlu Mesih, bir elçiden başka bir şey değildir. Ondan önce de elçiler gelip geçmiştir. Annesi de dosdoğruydu. İkisi de yemek yerlerdi. (Yaşamak için yemeğe muhtaç olan nasıl tanrı olabilir?) Bak, onlara nasıl ayetleri açıklıyoruz, sonra bak nasıl (haktan) çevriliyorlar!?
Meryem oğlu Mesih sadece bir resuldür. Ondan önce de nice resuller geldi geçti. Annesi (Meryem) özü sözü doğru bir kadındı, ikisi de (herkes gibi) yer içerdi. Sen şu ayetleri onlara nasıl açıkladığımıza bak. Bir de onların o yalana nasıl sürüklendiklerine bak!
Meryem oğlu Mesih sadece Elçi'dir. Ondan önce gelmiş elçiler de vardır. Annesi ise doğru bir kadındır. Her ikisi de yemek yerlerdi. Şimdi sen şu ayetleri nasıl açıkladığımıza bak; bir de onların nasıl yanlışa sürüklendiklerine bak.
Meryem oğlu Mesih, ancak bir rasûldür. Ondan önce de rasûller geçmiştir. Onun annesi de dosdoğru/çok sadık idi. İkisi de yemek yerdi. Onlara ayetleri nasıl açıkladığımıza bir bak, sonra da onların (haktan) nasıl çevrildiklerine bak!
Meryem oğlu Mesih, peygamberden başka bir şey değildir. Ondan önce de peygamberler geçmiştir. Onun annesi de dosdoğru/çok sadık idi. İkisi de yemek yerdi. Onlara ayetleri nasıl açıkladığımıza bir bak, sonra da onların nasıl yüz çevirdiğine bak!
Meryem'in oğlu Mesih, bir resulden başkası değildir. Ondan önce de resuller gelip geçmiştir. Onun annesi de özü-sözü doğru biriydi. İkisi de yemek yerlerdi. Bak nasıl açıklıyoruz onlara ayetleri! Sonra bak, nasıl gerisin geri çevriliyorlar!
Mâide suresi, 76. ayet. قُلْ أَتَعْبُدُونَ مِن دُونِ ٱللَّهِ مَا لَا يَمْلِكُ لَكُمْ ضَرًّا وَلَا نَفْعًا وَٱللَّهُ هُوَ ٱلسَّمِيعُ ٱلْعَلِيمُ
(Ey Muhammed!) De ki: "Allah'ı bırakıp da, sizin için ne bir zarara ne de bir yarara gücü yeten şeylere mi tapıyorsunuz? Oysa Allah, hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir."
De ki: "Allah'ın peşi sıra sizin için yarar ve zarara gücü yetmeyen şeylere mi tapıyorsunuz!" Allah -evet yalnızca O- duyandır, bilendir.
De ki: "Allah dışında, size hiçbir zarar veremeyen ve yarar sağlamayan kimselere de mi tapıyorsunuz? Oysa yalnız Allah'tır her şeyi bütünüyle işiten, her şeyi tamamıyla bilen."
De ki: "Allahın yanı sıra size ne bir fayda sağlama ne de zarar verme gücü olmayan şeye mi taptınız? Oysa yalnız Allahtır her şeyi duyan, her şeyi bilen!"
De ki: "Allah dununda, sizin için bir zarar veya faydası olmayanlara mı kulluk ediyorsunuz? Allah 'HU'dur; Semi' ve Aliym. "
De ki: "Size yarara da, zarara da güç yetirmeyen Allah'tan başka şeylere mi tapıyorsunuz? Oysa Allah, işitendir, bilendir."
De ki: Allah'ı bırakıp da sizin için fayda ve zarara gücü yetmeyen şeylere mi tapıyorsunuz? Hakkıyla işiten ve bilen yalnız Allah'tır.
De ki: "Allah'tan başka ayrıca, size ne bir yitim ne de bir yarar veremeyecek olanlara da hizmet ediyorsunuz; öyle mi?" Çünkü Allah, Duyandır; Bilendir.
De ki: Allah'ı bırakıp size zarar ve yarar vermeye gücü yetmeyen şeylere mi tapıyorsunuz? Oysa Allah işitendir; bilendir.
De, "ALLAH'tan başka, size zarar ve yarar veremeyenlere mi hizmet ediyorsunuz? ALLAH İşitir, Bilir."
De, 'ALLAH'tan başka, size zarar ve yarar veremiyenlere mi tapıyorsunuz? ALLAH İşitir, Bilir.'
De ki: "Siz Allah'ı bırakıp da size kendiliklerinden ne zarar ne de yarar verme gücü bulunmayan şeylere mi tapıyorsunuz? Oysa herşeyi işiten ve bilen yalnız Allah'tır.
De ki; ya daha siz Allahı bırakıyorsunuz da siz kendiliklerinden ne bir zarara, ne bir faideye malik olmayan şeylere mi tapıyorsunuz, halbuki Allah işiden, bilen ancak o.
De ki: "Allah'ı bırakıp, size bir yarar sağlamaya da bir zarar vermeye de gücü yetmeyen şeylere mi kulluk dipnot 1 yapıyorsunuz? Allah, Her Şeyi Duyan, Her Şeyi Bilen'dir."
De ki: "Allah'ı bırakıp, size bir yarar sağlamaya da bir zarar vermeye de gücü yetmeyen şeylere mi kulluk yapıyorsunuz? Allah, Her Şeyi Duyan, Her Şeyi Bilen'dir."
De ki: "Allah'ı bırakıp, size bir yarar sağlamaya da bir zarar vermeye de gücü yetmeyen şeylere mi kulluk yapıyorsunuz? Allah, Her Şeyi Duyan, Her Şeyi Bilen'dir."
De ki: "Size yarara da, zarara da güç yetirmeyen, Tanrı'dan başka şeylere mi tapıyorsunuz? Oysa Tanrı işitendir, bilendir."
De ki: "Allahı bırakıp da size ne bir zarar, ne de bir faide yapmıya gücü yetmeyen şeylere mi tapıyorsunuz? Halbuki (her şey'i) işiden, (her şey'i) bilen Allahın kendisidir".
De ki: Allah'ı bırakıp da size ne bir zarar, ne de bir fayda veremeyecek birine mi ibadet ediyorsunuz? Halbuki Allah, Semi', Ali olanın kendisidir.
(71-76) Kesin olan şu ki, Meryem oğlu İsa muhakkak ki Allah’tır diyenler, kafir oldular, Mesih, Ey İsrail oğulları, sizin Rabbiniz, benim de Rabbim Allah’a ibadet edin dedi, muhakkak ki Allah’a her kim ortak koşarsa, Allah kesinlikle ona cenneti haram etmiştir, varacağı yer ateştir , zalimler için yardımcı da / ensar da yoktur. Kesin olan şu ki, Allah üçlünün üçüncüsüdür diyenler de kafir oldular, tek ilahtan başka ilah yoktur, eğer bu söylediklerini sonlandırmazlarsa, onlardan kafirlere acıtıcı bir azap dokunacaktı r. Yine de hâlâ Allah’a tövbe etmeyecekler mi O’na bağışlama talebinde bulunmayacaklar mı? Allah bağışlayandır, esirgeyendir. Meryem oğlu İsa bir Resulden başka bir şey değildir, Ondan öncede nice Resuller geldi geçti, Onun annesi sözüne bağlı / sadık bir kadındı, her ikisi de yemek yiyen kişilerdi, (yemek yiyenden ilah olmaz) bak ki onlara ayetlerimizi nasıl açıklıyoruz, sonra yine bak ki nasıl da yalana kapılıyorlar. De ki Allah’tan başkasına, size zarar ve de fayda veremeye malik olamayanlara mı ibadet e diyorsunuz? Allah, O ki işitendir, bilendir.
(Ey Muhammed!) De ki: Siz Allah ile birlikte size zarar da fayda da sağlamayan (ilahlara mı) ibadet ediyorsunuz? Oysa Allah, her şeyi hakkıyla işitendir, her şeyi hakkıyla bilendir.
De ki: "Allah'ı bırakıp size ne zarar, ne de yarar vermeğe gücü yetmeyen şeylere mi tapıyorsunuz? Oysa Allah, işiten, bilendir (O'na tapmanız gerekmez mi?)."
De ki: "Size zarar veya fayda verme yetkisi olmayan birini Allah ile aranıza koyup ona kulluk mu ediyorsunuz? dipnot 1 " Allah, her şeyi dinleyen ve bilendir.
De ki "Size zararı veya faydası olmayacak birini Allah ile kendi aranıza koyup ona kulluk mu ediyorsunuz?" Allah, her şeyi dinleyen ve bilendir.
De ki: Siz Allah ile birlikte size zarar da fayda da sağlamayan (ilahlara mı) ibadet ediyorsunuz? Oysa Allah, her şeyi işitendir, her şeyi bilendir.
De ki: -Siz Allah'ı bırakıp da size zarar da fayda da vermesi mümkün olmayan birine mi kulluk ediyorsunuz? Oysa Allah, hem işitendir, hem bilendir.
Söyle onlara: "Allah'ın yanında bir de, size zarar yahut yarar sağlama gücü olmayan şeylere mi kölelik/kulluk ediyorsunuz? Allah, en iyi duyan, en iyi bilenin ta kendisidir."
Mâide suresi, 77. ayet. قُلْ يَٰٓأَهْلَ ٱلْكِتَٰبِ لَا تَغْلُوا۟ فِى دِينِكُمْ غَيْرَ ٱلْحَقِّ وَلَا تَتَّبِعُوٓا۟ أَهْوَآءَ قَوْمٍ قَدْ ضَلُّوا۟ مِن قَبْلُ وَأَضَلُّوا۟ كَثِيرًا وَضَلُّوا۟ عَن سَوَآءِ ٱلسَّبِيلِ
De ki: "Ey Kitap ehli! Hakkın dışına çıkarak dininizde aşırı gitmeyin. Daha önce sapmış, birçoklarını da saptırmış ve dümdüz yoldan da şaşmış bir milletin arzu ve keyiflerine uymayın."
De ki: "Ey Kitap ehli! Haksız olarak dininizde aşırıya kaçmayın! dipnot 1 Daha önceden sapmış olan, birçoğunu saptıran ve yolun doğrusundan uzaklaşan bir toplumun heveslerine uymayın!"
Ey Kitap Ehli! Akidenizde hakikatin sınırlarını çiğnemeyin. Daha önce kendileri sapmış, bir çoklarını da saptırmış olan ve yoldan çıkmakta hala direnen bir topluluğun keyfi yargılarına uymayın!
De ki: "Ey İncilin takipçileri! İnançlarınız(ın içerdiği hakikat)in sınırları(nı) ihlal etmeyin; ve daha önce kendileri sapmış olup bir çoğunu da saptırmış olan ve doğru yoldan hala sapmakta devam eden bir topluluğun mesnetsiz görüşlerine uymayın."
De ki: "Ey Ehl-i Kitap. . . Dininizde, haksız olarak ölçüyü kaçırıp haddi aşmayın. . . Daha önce birçoğunu saptırmış ve yolun merkezinden sapmış bir kavmin boş hayallerine tabi olmayın!"
De ki: "Ey kitap Ehli, haksız yere dininiz konusunda aşırı gitmeyin ve daha önce sapmış, birçoğunu saptırmış ve dümdüz yoldan kaymış bir topluluğun heva (istek ve tutku)larına uymayın."
De ki: Ey Kitap ehli! Dininizde haksız yere haddi aşmayın. Daha önceden sapan, birçoklarını saptıran ve yolun doğrusundan uzaklaşan bir topluma uymayın.
De ki: "Ey kitap halkı! Dininizde, haksızlıkla aşırı gitmeyin. Daha önce sapmış, çoğunu da saptırmış ve gerçeğin yolundan şaşmış bir toplumun tutkularına kapılmayın!"
De ki: "Ey kitap ehli! Dininizde haksız yere haddi aşmayınız. Daha önceden sapan, birçoklarını saptıran ve yolun doğrusundan uzaklaşan bir topluma uymayınız."
De, "Kitaplılar, dininiz konusunda gerçeğin ötesine gitmeyin. Daha önce sapan, çok kimseyi de saptıran, böylece doğru yolu kaybeden bir topluluğun heveslerini izlemeyin.
De, 'Kitaplılar, dininiz konusunda gerçeğin ötesine gitmeyin. Daha önce sapan, çok kimseyi de saptıran, böylece doğru yolu kaybeden bir topluluğun heveslerini izlemeyin.
De ki: "Ey kitap verilenler, dininizde haksız yere aşırılığa dalmayın ve bundan önce şaşmış, birçoklarını da şaşırtmış ve yolun doğrusundan sapmış bir kavmin keyifleri ardından gitmeyin!"
De ki: ey ehli kitab! dininizde haksız ifrata dalmayın, bundan evvel şaşmış, bir çoklarını da şaşırtmış ve yolun doğrusundan sapmış bir kavmin hevaları ardından gitmeyin
De ki: "Ey Kitap Ehli! Gerçeğin dışına çıkarak, dininizin sınırlarını ihlal etmeyin. Daha önce sapan ve birçoğunu saptıran ve düzgün yoldan sapmış olan bir halkın hevasına uymayın.
De ki: "Ey Kitap Ehli! Gerçeğin dışına çıkarak, dininizin sınırlarını ihlal etmeyin. Daha önce sapan ve birçoğunu saptıran ve düzgün yoldan sapmış olan bir halkın hevasına uymayın.
De ki: "Ey Kitap Ehli! Gerçeğin dışına çıkarak, dininizin sınırlarını ihlal etmeyin. Daha önce sapan ve birçoğunu saptıran ve düzgün yoldan sapmış olan bir toplumun kuruntu ve tutkularına uymayın.
De ki: "Ey kitap ehli, haksız yere dininiz konusunda aşırı gitmeyin ve daha önce sapmış, birçoğunu saptırmış ve dümdüz yoldan kaymış bir topluluğun hevalarına uymayın."
De ki: "Ey ehl-i kitab, dininizde haksız yere haddi aşmayın. Bundan evvel hakikaten hem kendileri sapmış, hem bir çoğunu sapdırmış ve (haala da) dümdüz yoldan ayrılıb sapagelmiş bir kavmin heva (ve heve) sine uymayın".
De ki: Ey Ehl-i Kitab; dininizde haksız yere haddi aşmayın, daha önce hem kendi sapmış hem de birçoğunu saptırmış ve doğru yoldan ayrılmış bir kavmin heveslerine uymayın.
(77-81) Deki, Ey kitap halkı, gerçek dışı bir şekilde dininiz konusunda hadleri aşmayın, öncekileri sapmış, birçok kavmi saptırmış ve kendileri de aynı yoldan sapmış topluluğun keyiflerine uymayın. İsrail oğullarından kafir olanlara, Davut ve Meryem oğlu İsa diliyle / lisanıyla lanet olundu , bu, onların isyan etmeleri ve önemsizleştirmeleri nedeniyle idi , tanınmayan / normal olmayan faaliyetlerden birbirlerini men etmezlerdi, yapıyor oldukları ne kötü bir şeydi. Onlardan çoklarının kafirlere yüz döndüklerini / onlarla dostluk ettiklerini görürsün, onlar kendileri için ne kötü bir şeyi sunuyorlar / takdim ediyorlar. Allah onlara kızgındır, azapta da onlar kalıcıdırlar. Şayet Allah’a, Nebiye ve ona indirilene iman etselerdi onları / kafirleri dost olarak edinmezlerdi ve fakat onların çoğu yoldan çıkmışlardır.
De ki: Ey Ehl-i Kitap! Dininizde haksız olarak aşırı gitmeyin. Kendileri önceden sapmış, çoklarını da saptırmış ve doğru yoldan ayrılmış olan bir topluluğun arzularına uymayın.
De ki: "Ey Kitap ehli, dininizde haksız yere aşırılığa dalmayın ve önceden sapmış, birçoğunu da saptırmış, düz yoldan şaşmış bir milletin keyiflerine uymayın!"
De ki: Ey ehlikitap /kitaplarında uzman olanlar! Hiç hakkınız yokken dininizde aşırılık etmeyin. Evvelce sapmış, birçoklarını da saptırmış bir topluluğun arzularına uymayın. Onlar, orta yoldan sapmışlardır.
De ki "Ey Ehl-i Kitap! dipnot 1 Dininizde aşırılık yapmayın. Evvelce sapmış, birçoklarını da saptırmış bir topluluğun hevasına uymayın. Onlar, doğru yoldan sapmışlardır.
De ki: Ey kitap ehli, dininizde haksız olarak aşırı gitmeyin. Kendileri önceden sapmış, çoklarını da saptırmış ve doğru yoldan ayrılmış olan bir topluluğun arzularına uymayın..
De ki: -Ey kitap ehli, dininizde haksız olarak taşkınlık etmeyin. Daha önce sapıklığa düşmüş, çoğunu saptıran ve doğru yoldan sapan bir toplumun heveslerine uymayın.
De ki: "Ey Ehlikitap! Dininizde azgınlık edip hak dışına çıkarak aşırılığa gitmeyin. Daha önce sapmış, birçoğunu saptırmış ve yolun denge noktasından uzağa düşmüş bir topluluğun keyiflerine uymayın."
Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. Öntanımlı açık dört meal öncelik sırasına göredir; listeden hepsi açılabilir.