Mâide suresi · 101–108. ayetler

Gereksiz soru sormamak; uydurulan adaklar; vasiyette şahitlik

Bu bölümün ayetleri 4 mealde yan yana açılıyor; yukarıdaki listeden 27 Türkçe mealin herhangi birini açıp kapatabilirsiniz. Aralarındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz.

Hangi mealler görünsün? 4 / 27 açık

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir bölüme geçince öntanımlıya döner. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

  1. Mâide suresi, 101. ayet — bütün mealleriyle aç

    Mâide suresi, 101. ayet. يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ لَا تَسْـَٔلُوا۟ عَنْ أَشْيَآءَ إِن تُبْدَ لَكُمْ تَسُؤْكُمْ وَإِن تَسْـَٔلُوا۟ عَنْهَا حِينَ يُنَزَّلُ ٱلْقُرْءَانُ تُبْدَ لَكُمْ عَفَا ٱللَّهُ عَنْهَا وَٱللَّهُ غَفُورٌ حَلِيمٌ

    Diyanet İşleri

    Ey iman edenler! Size açıklandığı takdirde, sizi üzecek olan şeylere dair soru sormayın. Eğer Kur'an indirilirken bunlara dair soru sorarsanız size açıklanır. (Halbuki) Allah onları bağışlamıştır. Allah, çok bağışlayandır, halimdir (hemen cezalandırmaz, mühlet verir.)

    Mehmet Okuyan

    Ey iman edenler! Size açıklanırsa hoşunuza gitmeyecek şeyleri sormayın! dipnot 1 Kur'an indirilirken onları sorarsanız size açıklanır. (Bildirmediğine göre) Allah onları affetmiştir. dipnot 2 Allah çok bağışlayandır, hoşgörülüdür.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu ayette soru sorulması yasaklanmamakta, sadece bazı konularda acele edilmemesi, gereksiz soru sorulmaması, vahyin indirilmesinin beklenmesinin önemi vurgulanmaktadır. Çünkü Duhâ 93:10'da soru soranların azarlanmaması emredilmektedir.
    2. metne dön, dipnot 2
      Benzer mesajlar: Bakara 2:275; Mâide 5:95; Enfâl 8:38.

    Mustafa İslamoğlu

    Siz ey iman edenler! Açıklanması halinde sizi zora sokabilecek şeyler hakkında soru sormayın! Nitekim Kur'an iniyorken onlar hakkında soru sorarsanız size açıklarız. (Açıklanmadığına göre), Allah onlarla sizi mükellef tutmamıştır. Allah tarifsiz bir bağışlayandır, acele cezalandırmayandır.

    Muhammed Esed

    Siz ey imana ermiş olanlar! (Kesin hukuki kurallar şeklinde) açıklandığı taktirde sizi sıkıntıya sokabilecek olan konular hakkında soru sormayın; zira, Kuran vahyedilirken onlar hakkında soru sorsaydınız, size (hukuki kurallar şeklinde) açıklanabilirlerdi. Allah, bu konuda (sizi her türlü yükümlülükten) azat etmiştir: Zira Allah, çok bağışlayıcıdır, halimdir.

    Ahmed Hulusi

    Ey iman edenler. . . Size açıklandığında hoşlanmayacağınız şeylerden, soru sormayın! Eğer Kur'an inzal edilmekteyken cevabından hoşlanmayacağınız şeyleri sorarsanız, cevabı size açıklanır! Allah onları affetmiştir. . . Allah Ğafur'dur, Haliym'dir.

    Ali Bulaç

    Ey iman edenler, size açıklandığında sizi üzecek şeyleri sormayın; Kur'an indirildiği zaman sorarsanız, size açıklanır. Allah onu affetti. Allah bağışlayandır, (kullara) yumuşak olandır.

    Ali Özek ve heyeti

    Ey iman edenler! Açıklanırsa hoşunuza gitmeyecek olan şeyleri sormayın. Eğer Kur'ân indirilirken onları sorarsanız size açıklanır. (Açıklanmadığına göre) Allah onları affetmiştir. (Siz sorup da başınıza iş çıkarmayın). Allah çok bağışlayıcıdır; (ceza vermekte de) aceleci değildir.

    Ali Rıza Safa

    Ey inanca çağırılanlar! Açıklandığında sizi üzecek şeyleri sormayın. Kur'an indirilirken sorsaydınız, size açıklanırdı. Allah, onları bağışlamıştır. Çünkü Allah, Sınırsız Bağışlayandır; Hoşgörülüdür.

    Bayraktar Bayraklı

    Ey iman edenler! Açıklandığı zaman hoşunuza gitmeyecek şeyleri sormayınız. Eğer Kur'an indirilirken onları sorarsanız, size açıklanır. Açıklamadığına göre Allah onları affetmiştir. Zira Allah çok bağışlayıcıdır; yumuşak davranandır.

    Edip Yüksel

    Gerçeği onaylayanlar, açıklandığı vakit hoşunuza gitmeyecek şeyler hakkında sorular sormayın. Kuran'ın ışığında sorarsanız size açık olurlar. ALLAH özellikle onlardan söz etmedi. ALLAH Bağışlayandır, Yumuşaktır. dipnot 1

    Edip Yüksel — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      * Kuran, bizim için gerekli olan her şeyi açıklıyor. Kuran'ı yeterli görmeyenler, tıpkı 2:67-71'de anlatılan Yahudiler gibi sorular sormuşlar, cevabını Kuran'da bulamayınca da uydurdukları cevapları "Hadis" diye sunarak din haline getirmişlerdir. Böylece, tırnağın hangi sırayla kesileceğinden, sakalın kaç karış bırakılacağına, helaya hangi ayakla girileceğinden, hangi taraf üzerine yatılacağına kadar yüzlerce emir ve yasağı içeren bir din oluşturulmuştur (9:31; 42:21).

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    İnananlar, açıklandığı vakit hoşunuza gitmeyecek şeyler hakkında sorular sormayın. Kuran'ın ışığında sorarsanız size açık olurlar. ALLAH özellikle onlardan söz etmedi. ALLAH Bağışlayandır, Yumuşaktır.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Ey iman edenler, size açıklanınca fenanıza gidecek şeyleri sormayın! Oysa Kur'an indirildiği esnada sorarsanız, onlar size açıklanır. Allah onları şimdilik affetmiştir. Allah, çok bağışlayan ve çok yumuşak davranandır.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Ey o bütün iyman edenler; öyle şeylerden sual etmeyin ki size açılırsa fenanıza gidecektir, halbuki Kur'an indirilmekte iken sorarsanız onlar size açılır, Allah onlardan şimdilik afiv buyurdu, Allah gafur, halimdir

    Erhan Aktaş

    Ey İman Edenler! Her şeyi sormayın! Açıklandığında sizi zor duruma düşürecek şeyler vardır. Oysaki Kur'an indirildiği anda o şeyleri sorarsanız size açıklanır. Allah, onlardan vazgeçmiştir. dipnot 1 Allah, Çok Bağışlayıcı'dır, Çok Hoş Görülü'dür.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Kimi şeyleri detaylandırmamıştır.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Ey iman edenler! Her şeyi sormayın! Açıklandığında sizi zor duruma düşürecek şeyler vardır. Oysaki Kur'an indirildiği anda o şeyleri sorarsanız size açıklanır. Allah, onlardan vazgeçmiştir dipnot 1 . Allah, Çok Bağışlayıcı'dır, Çok Hoş Görülü'dür.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Kimi şeyleri detaylandırmamıştır.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Ey iman edenler! Her şeyi sormayın! Açıklandığında sizi zor duruma düşürecek şeyler vardır. Oysaki Kur'an indirildiği anda o şeyleri sorarsanız meydana çıkar. Allah, onlardan vazgeçmiştir dipnot 1 . Allah, Çok Bağışlayıcı'dır, Çok Hoş Görülü'dür.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Kimi şeyleri detaylandırmamıştır.

    Gültekin Onan

    Ey inananlar, size açıklandığında sizi üzecek şeyleri sormayın; Kuran indirildiği zaman sorarsanız, size açıklanır. Tanrı onu affetti. Tanrı bağışlayandır, (kullara) yumuşak olandır.

    Hasan Basri Çantay

    Ey iman edenler, Allahın afvetdiği şeyleri — ki eğer size açıklanırsa ve siz bunları Kur'an inerken sorub da hükmü kendinize izhar edilirse fenanıza gidecekdir — sormayın. Allah çok yarlığayıcıdır, cezada da aceleci değildir.

    İbni Kesir

    Ey iman edenler; size açıklanınca hoşunuza gitmeyecek olan şeyleri sormayın. Ku'ran indirilirken onları soracak olursanız, size açıklanır. Allah, bunları affetmiştir. Allah; Gafur'dur, Halim'dir.

    Mehmet Alagaş

    (101-103) Ey iman edenler, açıklandığında sizi kötü edecek şeyler hakkında soru sormayın (hac her senemi gibi sorular) Eğer Kuran indirilirken onlardan sorarsanız size açıklanır, Allah sizi onlardan muaf tuttu, (Eğer bahsedilmiyorsa bilin ki Allah onlardan sizi muaf tutmuştur , sorarak bahse konu haline getirmeyin ) Allah bağışlayandır, uysal davranandır, sizden önceki topluluklar da sordular, sonrasında da kafir olarak sabahladılar / ortaya çıktılar. Allah beş kez doğum yaptıktan ve sonuncusu da erkek yavru olan deve artık sütü içilmeyen / sağılmayan artık putların olan deve / Bahira, üzerine yük yüklenmeyen ve de binilmeyen artık putların olan deve / Saibe, ikiz dişi erkek olarak doğan / vasile, onuncu nesli de dölleyen artık putların olan deve / Hâm diye şeyler yapma mıştır ve lakin kafirler yalanı Allah’a iftira ediyorlar , onların çoğu akletmiyor.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Ey iman edenler! Size açıklandığı takdirde sizi üzecek olan şeylere dair soru sormayın. Eğer Kur’an indirilirken bunlara dair soru sorarsanız size açıklanır. (Hâlbuki) Allah onları bağışlamıştır. Allah, çok bağışlayandır, Halîm'dir. (Hemen cezalandırmaz, mühlet verir.)

    Süleyman Ateş

    Ey inananlar, açıklandığı zaman hoşunuza gitmeyecek şeyleri sormayın. Eğer Kur'an indirilirken onları sorarsanız, size açıklanır. Halbuki Allah onlardan geçmiştir. Allah bağışlayandır, halimdir.

    Süleymaniye Vakfı

    Ey inanıp güvenenler! Açıklandığında hoşunuza gitmeyecek şeyleri sormayın. Eğer Kur'an indirilirken sorarsanız size açıklanır. Allah sizi onlardan muaf tutmuştur. Allah çok bağışlayan ve pek yumuşak davranandır.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Ey inanıp güvenenler (müminler)! Her şeyi sormayın; açıklansa hoşunuza gitmez dipnot 1 . Kur'an indirilirken sorarsanız açıklanır ama Allah onlardan sorumlu tutmamıştır. Allah bağışlar, ikramı boldur.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bakara olayında olduğu gibi

    Şaban Britch

    Ey İman edenler! Açıklandığı zaman hoşunuza gitmeyecek şeyleri sormayın. Eğer Kur’an inerken onları sorarsanız, onlar size açıklanır. Allah, (o açıklamadığı şeylerde) sizi afiyette kılmıştır. Allah çok bağışlayandır, Halim'dir (kullarına azabı göndermede acele etmez).

    Şaban Piriş

    - Ey İman edenler! Açıklandığı zaman hoşunuza gitmeyecek şeyleri sormayın. Eğer Kur'an inerken onları sorarsanız, onlar size açıklanır. Allah, onları bağışlamıştır. Allah bağışlayandır, yumuşak davranandır.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Ey iman sahipleri! Size açıklandığında canınızı sıkacak şeylerle ilgili soru sormayın. Kur'an indirilmekte iken onları sorarsanız size açıklanır. Allah onlardan vazgeçmiştir. Allah Gafur'dur, Halim'dir.

  2. Mâide suresi, 102. ayet — bütün mealleriyle aç

    Mâide suresi, 102. ayet. قَدْ سَأَلَهَا قَوْمٌ مِّن قَبْلِكُمْ ثُمَّ أَصْبَحُوا۟ بِهَا كَٰفِرِينَ

    Diyanet İşleri

    Sizden önceki bir millet o tür şeyleri sordu da sonra o yüzden kafir oldu.

    Mehmet Okuyan

    Elbette sizden önce de bir toplum onları sormuş, sonra da bunları inkâr eder olmuştu.

    Mustafa İslamoğlu

    Sizden önceki insanlar da bu türden sorular sormuşlar, en sonunda hakkı inkara kadar varmışlardı.

    Muhammed Esed

    Sizden önceki insanlar da böyle sorular sormuş ve sonuçta hakikati inkara varmışlardı.

    Ahmed Hulusi

    Sizden önce de bir topluluk bunu sordu; (aldıkları cevapları hazmedememeleri yüzünden) hakikat bilgisini inkar edenlerden oldular.

    Ali Bulaç

    Sizden önce bir topluluk onu sormuştu da sonra kafirler olmuşlardı.

    Ali Özek ve heyeti

    Sizden önce de bir toplum onları sormuş, sonra da bunları inkâr eder olmuştu.

    Ali Rıza Safa

    Sizden önceki bir toplum da onları sormuş; sonra nankörlük etmişlerdi.

    Bayraktar Bayraklı

    Sizden önceki insanlar da böyle sorular sormuş ve sonuçta onları inkar etmişlerdi.

    Edip Yüksel

    Sizden önce bir topluluk o tip soruları sordu da, o sorularından dolayı inkarcı oldular. dipnot 1

    Edip Yüksel — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      * Yahudiler, kendilerine her şeyi açıklayan, tam detaylı olan Allah'ın kitabını (6:154; 7:145; 37:117) yetersiz görerek sordukları sorulara cevaplar olarak Mişna (Söz) ve Gamara (Uygulama) adında dini kaynaklar oluşturdular. * Böylece, Allah'ın dinini tahrif ederek inkarcı oldular. Müslümanlar da aynı hataya düşerek, kendilerine her şeyi açıklayan, tam detaylı Kuran'ı (6:38; 114; 12:111; 16:89) yetersiz görerek Hadis (Söz) ve Sünnet (Uygulama) adında dini kaynaklar oluşturdular ve böylece mezhep mezhep bölündüler (23:52-56; 25:30). Kuran'a insan yapısı öğretileri ortak koşanlar tarafından hurafeler ve çelişkilerle dejenere edilen bu dine muhatap olan Birçok kişi de agnostizm veya ateizmi seçmekte.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Sizden önce bir topluluk o tip soruları sordu da, o sorularından dolayı inkarcı oldular.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Nitekim, böyle meseleleri sizden evvel bir topluluk sordu da sonra bu yüzden kafir oldular.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Filvakı' öyle mes'eleleri sizden evvel bir kavm sordu da sonra o yüzden kafir oldular

    Erhan Aktaş

    Gerçekten, sizden önce de onları bir halk sormuştu da sonra onları küfredenler olmuşlardı.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Gerçekten, sizden önce de onları bir halk sormuştu da sonra onları inkar edenler olmuşlardı.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Gerçekten, sizden önce de onları bir toplum sormuştu da sonra onları inkar edenler olmuşlardı.

    Gültekin Onan

    Sizden önce bir topluluk onu sormuştu da sonra kafir olmuşlardı.

    Hasan Basri Çantay

    Sizden evvel de bir kavm onları sordu da sonra o yüzden kafirler oldular.

    İbni Kesir

    Sizden önce bir kavim onları sormuştu da, sonra o sebeple kafirler olmuştu.

    Mehmet Alagaş

    (101-103) Ey iman edenler, açıklandığında sizi kötü edecek şeyler hakkında soru sormayın (hac her senemi gibi sorular) Eğer Kuran indirilirken onlardan sorarsanız size açıklanır, Allah sizi onlardan muaf tuttu, (Eğer bahsedilmiyorsa bilin ki Allah onlardan sizi muaf tutmuştur , sorarak bahse konu haline getirmeyin ) Allah bağışlayandır, uysal davranandır, sizden önceki topluluklar da sordular, sonrasında da kafir olarak sabahladılar / ortaya çıktılar. Allah beş kez doğum yaptıktan ve sonuncusu da erkek yavru olan deve artık sütü içilmeyen / sağılmayan artık putların olan deve / Bahira, üzerine yük yüklenmeyen ve de binilmeyen artık putların olan deve / Saibe, ikiz dişi erkek olarak doğan / vasile, onuncu nesli de dölleyen artık putların olan deve / Hâm diye şeyler yapma mıştır ve lakin kafirler yalanı Allah’a iftira ediyorlar , onların çoğu akletmiyor.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Sizden önceki bir millet o tür şeyleri sordu da sonra o yüzden kâfir oldu.

    Süleyman Ateş

    Sizden önce gelen bir toplum da onları sormuştu da sonra onları tanımaz olmuşlardı.

    Süleymaniye Vakfı

    Sizden önce bir topluluk böyle şeyler sormuşlardı da sonra o yüzden kafir olmuşlardı dipnot 1 .

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Musa aleyhisselam İsrail oğullarına, Allah'ın onlara, bir sığır kesmelerini emrettiğini bildirmişti. Herhangi bir sığır kesebilirlerdi ama sordukları sorular sonucunda apis özelliğinde bir sığırı kesmek zorunda kaldılar (Bakara 2/67-72). Daha sonra da apisi kendilerine tanrı edindiler (Taha 20/83-98)

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Sizden önce bir topluluk böyle sorular sormuşlar sonra o yüzden kafir olmuşlardı dipnot 1 .

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Muhammed Esed Meali ayet açıklaması : İbni Hazm'ın geliştirdiği yasama prensiplerini esas alan Reşid Rıza yukarıdaki ayeti şöyle açıklar: "Birçok hukukçumuz (fukaha'), kendi sübjektif kıyas yöntemleriyle insanların dini yükümlülüklerini (tekalif) gereksiz yere genişletmişler, böylece,
    2. metne dön, dipnot 2
      [Kur'an'ın] apaçık dilinin sona erdirdiği güçlüklere ve karmaşıklıklara yeniden hayatiyet kazandırmışlardır: Bu da, birçok Müslümanın ve yönetimlerinin İslam Hukuku'nun bütünlüğünden uzaklaşmalarına yol açmıştır" (Menar VII, 138).

    Şaban Britch

    Sizden önce gelen bir toplum onu (peygamberlerine) sordu sonra da onu inkar ettiler.

    Şaban Piriş

    Sizden önce gelen bir toplum onu sordu sonra da onu inkar ettiler.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Sizden önceki bir toplum da onları sormuştu; sonra tutup hepsini inkar ettiler.

  3. Mâide suresi, 103. ayet — bütün mealleriyle aç

    Mâide suresi, 103. ayet. مَا جَعَلَ ٱللَّهُ مِنۢ بَحِيرَةٍ وَلَا سَآئِبَةٍ وَلَا وَصِيلَةٍ وَلَا حَامٍ وَلَٰكِنَّ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ يَفْتَرُونَ عَلَى ٱللَّهِ ٱلْكَذِبَ وَأَكْثَرُهُمْ لَا يَعْقِلُونَ

    Diyanet İşleri

    Allah, ne "Bahire", ne "Saibe", ne "Vasile", ne de "Ham" diye bir şey meşru kılmamıştır. Fakat, inkar edenler Allah'a karşı yalan uyduruyorlar. Zaten çoklarının aklı da ermez.

    Mehmet Okuyan

    Allah bahîrah, sâibeh, vasîleh ve hâm dipnot 1 diye bir şey (haram) kılmamıştır. Fakat kâfir olanlar, Allah'a yalan uydurur. Onların çoğu akıl etmez.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Arap geleneğinde [bahîrah], "Deve beş kez yavrulayıp, en sonuncu yavrusu erkek olunca, o devenin kulağını dilip delerler, ona binmeyi ve onu kesmeyi kendilerine yasaklarlardı. Onu putları için azat ederlerdi." [Sâibeh], "putlar adına azat edilip salıverilen hayvan demektir. Arap geleneğinde, kişi malından istediği kadar hayvanı azat eder ve onları putların hizmetçilerine verirdi. O hizmetçiler de bu hayvanların sütünü yolculara verirdi." [Vasîleh], Arap geleneğinde "koyun, dişi doğurursa sahibinin, erkek doğurursa putların olurdu. Erkek ve dişi iki tane doğurursa onlar, "Bu kardeşine ulaştı, der ve erkek yavruyu putlarına kurban etmezlerdi. Buna göre [vasîleh], başkasına ulaştırılmış ve bitiştirilmiş anlamında [mevsûleh] kelimesinin karşılığıdır." [Hâm], Arap geleneğinde "on sene tohumluk için kullanılan ve on seneden sonra salıverilen deve" demektir. Bu da sırtına binilmesi haram olan develerdendir.

    Mustafa İslamoğlu

    Ne bahira ve saibe, ne de vasile ve ham (adı altında, hayvanların batıl inançlarla yaratılış amacı dışına çıkarılmaları) Allah'ın emri değildir. Fakat hakikati inkarda ısrar edenler, kendi uydurdukları yalanları Allah'a yakıştırıyorlar. Zira onların çoğu kafalarını kullanmıyorlar.

    Muhammed Esed

    Bazı hayvan cinslerinin batıl inançlarla işaretlenmesi ve insanların kullanımından alıkonulması, Allahın emri değildir: Ama hakikati inkara şartlanmış olanlar, kendi uydurdukları yalanları Allaha yakıştırırlar. Ve onların bir çoğu akıllarını asla kullanmaz:

    Ahmed Hulusi

    Allah Bahire, Saibe, Vasıyle ve Ham (isimleriyle tanımlanan bir kısım kurbanlıklar) diye bir şey hükmetmemiştir (bu bir kısım insanların uydurmacılık geleneğidir). Ne var ki, hakikat bilgisini inkar edenler, Allah üzerine yalan uyduruyorlar! Onların çoğunluğu aklını kullanmaz!

    Ali Bulaç

    Allah Bahiyre'den Saibe'den Vasiyle'den ve Ham'dan hiç birini (meşru) kılmamıştır. Ancak inkar edenler, Allah'a karşı yalan düzüp uyduruyorlar. Onların çoğu akıl erdirmez.

    Ali Özek ve heyeti

    Allah bahîra, sâibe, vasîle ve hâm diye bir şey (meşru) kılmamıştır. Fakat kâfirler, yalan yere Allah'a iftira etmektedirler ve onların çoğunun da kafaları çalışmaz.

    Ali Rıza Safa

    Uydurma inanışlar yüzünden, kimi hayvanlardan yararlanılmasının yasaklanması; doğurduklarının eşeylerine, sırasına ve sayısına göre bırakılması veya kurban edilmesi, Allah'ın belirlediği bir şey değildir. Fakat nankörlük edenler, Allah hakkında yalanlar söyleyerek iftira ediyorlar. Çünkü onların çoğu aklını kullanmaz. dipnot 109

    Ali Rıza Safa — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 109
      Bu ayet, Kur'an çevirilerinin çoğunluğunda, "Bahire, Saibe, Vasile ve Ham diye bir şeyi, Allah bildirmemiştir." olarak, Arapça biçimiyle yazılmıştır. Bunlar, Kur'an'dan önceki Arap toplumunda, kutsallaştırılmış kişilere-simgelere adak olarak sunulduğu için kullanımı ve kesimi yasaklanan hayvanlara verilmiş isimlerdir.

    Bayraktar Bayraklı

    Allah bahire, saibe, vasile ve ham diye bir şey yapmamıştır. Fakat inkarcılar, kendi uydurdukları yalanları Allah'a yakıştırırlar ve onların birçoğu akıllarını asla kullanmazlar.

    Edip Yüksel

    Belli bir erkek ve dişi kombinasyonuyla yavrulayanların, yemin sonucu salıverilenlerin, arka arkaya iki erkek doğuranların ve on kez döl veren erkek develerin haram edilişini ALLAH onaylamıyor; inkarcılar ALLAH'a iftira ediyor. Çoğu akletmez onların.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Belli bir erkek ve dişi kombinezonuyla yavrulayanların, yemin sonucu salıverilenlerin, arka arkaya iki erkek doğuranların ve on kez döl veren erkek develerin haram edilişini ALLAH onaylamıyor; inkarcılar ALLAH'a iftira ediyor. Çoğu akletmez onların.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Allah, ne kulağı yarılan, ne salma bırakılan, ne erkek-dişi ikizler doğuran, ne de on defa doğurması yüzünden yük vurulamayan hayvanların (adanmasını) meşru kılmadı. Fakat küfreden kimseler, Allah adına yalan söyleyerek O'na iftira ediyorlar. Çoklarının da aklı ermez.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    ne bahıyre, ne saibe, ne vasıyle, ne ham'dan hiç birini Allah meşru' kılmadı, lakin küfretmekte olan kimseler, Allah namına yalan söyliyerek ona iftira ediyorlar, çoklarının da aklı irmez

    Erhan Aktaş

    Allah, ne "Bahire" ne "Saibe" ne "Vasile" ne de "Ham dipnot 1 " diye bir şeyi meşru kıldı. Fakat Kafirler yalan söyleyerek Allah'a iftira ediyorlar. Ve onların çoğu akıllarını kullanmıyorlar dipnot 2 .

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu isimler; Arapların, putlara kurban ettikleri ya da onlar adına değerlendirdikleri hayvanlara verdikleri isimlerdir (Bkz. 4:119. ayetin dipnotu.
    2. metne dön, dipnot 2
      Körü körüne tabi oluyorlar.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Allah, ne "Bahire" ne "Saibe" ne "Vasile" ne de "Ham" dipnot 1 diye bir şeyi meşru kıldı. Fakat Kafirler yalan söyleyerek Allah'a iftira ediyorlar. Ve onların çoğu akıllarını kullanmıyorlar. dipnot 2

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu isimler; Arapların, putlara kurban ettikleri ya da onlar adına değerlendirdikleri hayvanlara verdikleri isimlerdir.
    2. metne dön, dipnot 2
      Körü körüne tabi oluyorlar.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Allah, ne "Bahire" ne "Saibe" ne "Vasile" ne de "Ham" dipnot 1 diye bir şeyi meşru kılmadı. Fakat gerçeği yalanlayan nankörler, yalan söyleyerek Allah'a iftira ediyorlar. Ve onların çoğu akıllarını kullanmıyorlar.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu isimler; Arapların, putlara kurban ettikleri ya da onlar adına değerlendirdikleri hayvanlara verdikleri isimlerdir.

    Gültekin Onan

    Tanrı Bahriye'den Saibe'den, Vasiyle'den ve Ham'dan hiç birini (meşru) kılmamıştır. Ancak küfredenler, Tanrı'ya karşı yalan düzüp uyduruyorlar. Onların çoğu akletmez.

    Hasan Basri Çantay

    Allah ne "Bahıyre den, ne "Sabibe" den, ne "Vasiyle den, ne de "Ham" dan hiç birini (meşru) kılmamışdır. Fakat o küfredenler Allaha karşı ("Bize bunları o emretmişdir" diye) yalan düzerler. Onların çoğunun (avamının) ise akılları ermez.

    İbni Kesir

    Allah; ne Bahire'den, ne Saibe'den, ne Vasile'den, ne de Ham'dan hiç birini meşru kılmamıştır. Fakat küfredenler; Allah'a karşı yalan uydurdular. Onların çoğunun ise akılları ermez.

    Mehmet Alagaş

    (101-103) Ey iman edenler, açıklandığında sizi kötü edecek şeyler hakkında soru sormayın (hac her senemi gibi sorular) Eğer Kuran indirilirken onlardan sorarsanız size açıklanır, Allah sizi onlardan muaf tuttu, (Eğer bahsedilmiyorsa bilin ki Allah onlardan sizi muaf tutmuştur , sorarak bahse konu haline getirmeyin ) Allah bağışlayandır, uysal davranandır, sizden önceki topluluklar da sordular, sonrasında da kafir olarak sabahladılar / ortaya çıktılar. Allah beş kez doğum yaptıktan ve sonuncusu da erkek yavru olan deve artık sütü içilmeyen / sağılmayan artık putların olan deve / Bahira, üzerine yük yüklenmeyen ve de binilmeyen artık putların olan deve / Saibe, ikiz dişi erkek olarak doğan / vasile, onuncu nesli de dölleyen artık putların olan deve / Hâm diye şeyler yapma mıştır ve lakin kafirler yalanı Allah’a iftira ediyorlar , onların çoğu akletmiyor.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Allah, ne “Bahîre”, ne “Sâibe”, ne “Vasîle”, ne de “Hâm” diye bir şey meşru kılmıştır. Fakat, o kâfirler Allah’a karşı yalan uyduruyorlar. Zaten çoklarının aklı da ermez.

    Süleyman Ateş

    Allah, bahire, saibe, vasile ve ham diye bir şey yapmamıştır. Fakat inkar edenler, Allah'a yalan uyduruyorlar ve çokları da akıl erdiremiyorlar.

    Süleymaniye Vakfı

    Allah ne Bahire'yi ne Saibe'yi ne Vasile'yi ve ne de Hami'yi dipnot 1 haram kılmıştır. Fakat kafirlik edenler kendi yalanlarını Allah'a mal ediyorlar. Onların çoğu aklını kullanmaz.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bahire; Cahiliye Arapları tarafından sütünün içilmesinin, sırtına binilmesinin ve yük yüklenmesinin haram olduğunu göstermek için kulakları yarılan dişi develer anlamına gelmektedir. Saibe; on batın yavrulayan ve yavrularının hepsi dişi olan ve bu yüzden sahipleri tarafından ölünceye kadar etinden, sütünden ve yününden yararlanılmayan deveye denildiği gibi, bir nimete şükür olarak adanan veya bir hastalıktan kurtulan birinin adak olarak serbest bıraktığı hayvana da denir. Cahiliye Arapları beş batında ikiz olarak toplam on dişi doğuran koyunu Vasile olarak adlandırırlardı. Eğer hayvan bundan sonra tekrar doğurursa doğan yavrular erkeklerin olur, kadınlar ondan yiyemezlerdi. Ancak bu yavru ölürse o zaman kadın-erkek herkes bunun etini yiyebilirdi. Hami ise Cahiliye Araplarının, sulbünden fazlaca döl alınan ve yaşlanmış olan erkek deveye verdikleri isimdir. Bu deveyi putlarına adayarak serbest bırakırlar ve ölünceye kadar hiçbir şekilde ondan yararlanmazlardı. Kaynaklarda, buraya kadar özellikleri anlatılan hayvanların tariflerinde karışıklıklar ve hatta çelişkiler görülmektedir. Mesela bir görüşe göre bahire için verilen tanım, başka bir görüşe göre saibe veya vasile için verilebilmektedir. Bu dört tür hayvanın özelliklerinden yola çıkarak -Muhammed Esed'in yaptığı gibi- dördüne birden "müşrik Araplar tarafından kutsanmış hayvanlar" tanımı yapılabilir. Zira dördünün de ortak özelliği kutsanmış olmalarıdır. (Bkz. En'am 6/138-139)

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Allah ne Bahire'yi ne Saibe'yi ne Vasile'yi ve ne de Hami'yi meşru kılmıştır. Fakat kafirlik edenler yalanlarını Allah'a mal ediyorlar. Onların çoğu aklını kullanmaz dipnot 1 .

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bahire; Cahiliye Arapları tarafından sütünün içilmesinin, sırtına binilmesinin ve yük yüklenmesinin haram olduğunu göstermek için kulakları yarılan dişi develer anlamına gelmektedir. Saibe; on batın yavrulayan ve yavrularının hepsi dişi olan ve bu yüzden sahipleri tarafından ölünceye kadar etinden, sütünden ve yününden yararlanılmayan deveye denildiği gibi, bir nimete şükür olarak adanan veya bir hastalıktan kurtulan birinin adak olarak serbest bıraktığı hayvana da aynı isim verilmiştir. Cahiliye Arapları beş batında ikiz olarak toplam on dişi doğuran koyunu Vasile olarak adlandırırlardı. Eğer hayvan bundan sonra tekrar doğurursa doğan yavrular erkeklerin olur, kadınlar ondan yiyemezlerdi. Ancak bu yavru ölürse o zaman kadın erkek herkes bunun etini yiyebilirdi. Hami ise Cahiliye Araplarının, sulbünden fazlaca döl alınan ve yaşlanmış olan erkek deveye verdikleri isimdir. Bu deveyi putlarına adayarak serbest bırakırlar ve ölünceye kadar hiçbir şekilde ondan yararlanmazlardı. Buraya kadar özellikleri anlatılan hayvanların tariflerinde karışıklıklar ve hatta çelişkiler görülmektedir. Mesela bir görüşe göre bahire için verilen tanım, başka bir görüşe göre saibe veya vasile için verilebilmektedir. Tanımlardaki bu ihtilaflara tefsirinde yer veren Taberi şu açıklamayı yapmaktadır: "Cahiliye Araplarının yaptıkları bu işlerle ilgili olarak varit olan haberler ihtilaflıdır. Karışıklıktan dolayı (hangi ismin hangi hayvana tekabül ettiğini) işin iç yüzünü/keyfiyetini bilemeyebiliriz Bunun bir zararı da olmaz. Burada önemli olan, o dönemde bazı insanların şeytana uyarak Allah'ın haram kılmadığı bir takım hayvanları kendi başlarına haram kılmış olmalarıdır. Bu yüzden Allah onları kınamış / azarlamış ve bu şeylerin hepsinin helal olduğunu bildirmiştir." (Taberi, Tefsir, c: 5, s. 93) Tanımlardaki bu karışıklık, muhtemelen söz konusu hayvanlarda ortak özelliklerin çok olmasından kaynaklanmaktadır. Zira yukarıda sayılan dört tür hayvanla ilgili olarak zikredilen rivayetlerde en çok tekrarlanan hususlar; bunların bir sebepten dolayı serbest bırakılmaları, etlerinden, sütlerinden ve yünlerinden ölünceye kadar yararlanılmamaları ve bazılarının sadece erkeklere helal, kadınlara haram sayılmasıdır. Bu dört tür hayvanın özelliklerinden yola çıkarak -Muhammed Esed'in yaptığı gibi- dördüne birden "müşrik Araplar tarafından kutsanmış hayvanlar" tanımı yapılabilir. Zira dördünün de ortak özelliği kutsanmış olmalarıdır.

    Şaban Britch

    Allah, bahîre (kulakları kesilen deve), sâibe (binilmeyen ve sırtına yük vurulmayan hayvan), vasîle (ard arda dişi yavrulayan) ve hâm (kendi sulbünden belli sayıda yavrular doğan erkek deve) diye (putlara adanan) bir şey (meşru) kılmamıştır. Fakat küfredenler Allah’a yalan yere iftira ediyorlar. Onların çoğu akletmezler.

    Şaban Piriş

    Allah, bahire, saibe, vesile ve ham (diye bir şeyler) belirlemedi. Fakat küfredenler Allah'a yalan yere iftira ediyorlar. Onların çoğu akletmezler.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Allah ne bahire yapmıştır ne saibe ne vasile ne de ham. Ne var ki küfre sapanlar yalan uydurarak Allah'a iftira ediyorlar ve çokları da akıl erdiremiyorlar.

  4. Mâide suresi, 104. ayet — bütün mealleriyle aç

    Mâide suresi, 104. ayet. وَإِذَا قِيلَ لَهُمْ تَعَالَوْا۟ إِلَىٰ مَآ أَنزَلَ ٱللَّهُ وَإِلَى ٱلرَّسُولِ قَالُوا۟ حَسْبُنَا مَا وَجَدْنَا عَلَيْهِ ءَابَآءَنَآ أَوَلَوْ كَانَ ءَابَآؤُهُمْ لَا يَعْلَمُونَ شَيْـًٔا وَلَا يَهْتَدُونَ

    Diyanet İşleri

    Onlara, "Allah'ın indirdiğine (Kur'an'a) ve Peygamber'e gelin" denildiğinde onlar, "Babalarımızı üzerinde bulduğumuz din bize yeter" derler. Peki ya babaları bir şey bilmiyor ve doğru yolu bulamamış olsalar da mı?

    Mehmet Okuyan

    Onlara "Allah'ın indirdiğine (kitaba) ve Elçi'ye gelin!" dendiği zaman, "Babalarımızı üzerinde bulduğumuz (yol) bize yeter!" derler. Ataları hiçbir şey bilmiyor ve doğru yol üzerinde bulunmuyor iseler de mi? dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu ayette taklidin "gerçeği bilmek ve doğru yolda olmak" anlamına gelmediğine dikkat çekilmektedir. Yüce Allah inkârcılara ve müşriklere hitap ederek Kur'an'a ve Elçi'ye gelmelerini onlara emredince, taklidi tercih ettiklerini bildirmektedir. Bu ayette ilahi prensipleri doğru yaşayabilmek için Hz. Muhammed'e tâbi olmanın zorunlu olduğuna özellikle bir göndermenin yapıldığı apaçık bir gerçekliktir; çünkü peygambersiz bir din anlayışı imkânsızdır ve dinsizliktir. Bu nedenle ayette hem vahye yani Kur'an'a hem de onu tebliğ edip yaşayarak ümmetine örnek olan Hz. Muhammed'e tâbi olunması emredilmektedir. Elçi'ye itaatin onu elçi kılan Allah'a itaat olduğunda kuşku yoktur. Bunun yolu ise Elçi'nin beraberinde getirmiş olduğu ilahi mesaja yani Kur'an'a uymakla mümkün olabilir. Taklitle ilgili ayetler için bkz. Bakara 2:170, dipnot 2.

    Mustafa İslamoğlu

    Ve onlara "Allah'ın indirdiğine ve Peygamber'e gelin!" denildiğinde, "Atalarımızı üzerinde bulduğumuz inanç bize yeter!" diyorlar. Ya ataları hiçbir şey bilmeyen ve doğru yolda olmayan kimseler idiyse de mi?

    Muhammed Esed

    Zira onlara, "Allahın indirdiğine ve Elçisine gelin!" denildiğinde, "Atalarımızdan gördüğümüz inançlar ve fiiller bizim için kafidir" diye cevap verirler. Ya ataları hiçbir şey bilmeyen ve doğru yoldan uzak kimseler idiyseler de mi?

    Ahmed Hulusi

    Onlara: "Allah'ın inzal ettiğine ve Rasule geliniz" denildiğinde, "Babalarımızdan gördüğümüz bize yeter" dediler. . . Babaları bir şey bilmeyen ve hidayet üzere olmayanlarsa da mı?

    Ali Bulaç

    Onlara: "Allah'ın indirdiğine ve elçiye gelin" denildiğinde, "Atalarımızı üzerinde bulduğumuz şey bize yeter" derler. (Peki,) Ya ataları bir şey bilmiyor ve hidayete ermiyor idilerse?

    Ali Özek ve heyeti

    Onlara, «Allah'ın indirdiğine ve Rasûl'e gelin» denildiği vakit, «Babalarımızı üzerinde bulduğumuz (yol) bize yeter» derler. Ataları hiçbir şey bilmiyor ve doğru yol üzerinde bulunmuyor iseler de mi?

    Ali Rıza Safa

    "Allah'ın indirdiğine ve elçiye gelin!" denildiğinde, şöyle derler: "Atalarımızı üzerinde bulduğumuz şey bize yeter!" Ataları, bir şey bilmeyen ve doğru yolu bulamayanlar olsa bile mi?

    Bayraktar Bayraklı

    Onlara, "Allah'ın indirdiğine ve peygamberine geliniz" denildiğinde, "Babalarımızı üzerinde bulduğumuz yol bize yeter" derler. Ataları hiçbir şey bilmiyor ve doğru yol üzerinde bulunmuyor iseler de mi?

    Edip Yüksel

    Kendilerine, "ALLAH'ın indirdiğine ve elçiye gelin" denildiğinde, "Atalarımızı üzerinde bulduğumuz yol bize yeter!" derler. Ataları, bir şey bilmeyen ve doğru yolu bulamayan kimseler olsa da mı?

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Kendilerine, 'ALLAH'ın indirdiğine ve elçiye gelin,' denildiğinde, 'Atalarımızı üzerinde bulduğumuz yol bize yeter!,' derler. Ataları, bir şey bilmeyen ve doğru yolu bulamayan kimseler olsa da mı?

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Bunlara: "Gelin Allah'ın indirdiği hükümlere ve peygambere." denildiği zaman: "Atalarımızı üzerinde bulduğumuz şey bize yeter!" derler. Ya ataları birşey bilmeyen ve doğru yolda bulunmayan kimseler idiyseler de mi?

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Bunlara gelin Allahın indirdiği ahkama ve Peygambere denildiği zaman da "bize atalarımızı üzerinde bulduğumuz şeyler yeter" diyorlar, ya ataları bir şey bilmez ve doğru yola gitmezler idi ise de mi?

    Erhan Aktaş

    Onlara, Allah'ın indirdiğine ve Resul'e gelin dendiği zaman, "Atalarımızı üzerinde bulduğumuz şey bize yeter." dediler. Peki ya ataları bir şey bilmeyen ve doğru yolda olmayan kimselerse?

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Onlara, Allah'ın indirdiğine ve resule gelin dendiği zaman, "Atalarımızı üzerinde bulduğumuz şey bize yeter." dediler. Peki ya ataları bir şey bilmeyen ve doğru yolda olmayan kimselerse?

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Onlara, Allah'ın indirdiğine ve rasule gelin dendiği zaman, "Atalarımızı üzerinde bulduğumuz şey bize yeter." dediler. Peki ya ataları bir şey bilmeyen ve doğru yolda olmayan kimseler ise?

    Gültekin Onan

    Onlara: "Tanrı'nın indirdiğine ve elçiye gelin" denildiğinde, "Atalarımızı üzerinde bulduğumuz şey bize yeter" derler. (Peki,) Ya ataları bir şey bilmiyor ve hidayete ermiyor idilerse?

    Hasan Basri Çantay

    Onlara: "Allahın indirdiğine ve o peygambere gelin" denildiği zaman "Atalarımızı üstünde bulduğumuz şeyler bize yeter" dediler. Ya ataları hiç bir şey bilmiyorlar ve doğru yola gitmiyorlar idiyse?..

    İbni Kesir

    Onlara; Allah'ın indirdiğine ve peygambere gelin, denildiği zaman; atalarımızı üstünde bulunduğumuz şey bize yeter, dediler. Ya ataları, bir şey bilmiyor ve doğru yola gitmiyorlar idiyse?

    Mehmet Alagaş

    (104-105) Allah’ın indirdiklerine ve Resule hadi gelin denildiği vakit derler ki, babalarımızı üzerinde bulduğumuz şeyler bize yeterlidir, şayet babaları bir şey bilmeyen ve yola iletilmemiş kimseler olsa bile mi? Ey iman edenler, sizler kendinizle ilgilenin, sapmış kişi siz hidayette iken size zarar veremez, hepinizin gerisin geri döneceği yer Allah’tır, size yaptıklarınızı haber verecektir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    (Onlara, “Allah'ın indirdiği kitaba uyunuz!” dendiği zaman, “Hayır, biz atalarımızın yoluna uyarız” derler. Ya ataları akıl erdiremeyen ve doğru yol üzerinde bulunmuyor iselerde mi?

    Süleyman Ateş

    Onlara: "Allah'ın indirdiğine ve Elçi'ye gelin!" dense, "Babalarımızı üzerinde bulduğumuz şey bize yeter!" derler. Babaları hiçbir şey bilmeyen, doğru yolu bulamayan kimseler olsa da mı?

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Onlara: "Allahın indirdiğine ve Elçisine gelin" dense, "Atalarımızda gördüğümüz bize yeter" derler. Ya ataları bir şeyi bilememiş ve doğru yolu bulamamışlarsa?

    Şaban Britch

    Onlara: Allah’ın indirdiğine ve rasûle gelin, denildiğinde: Atalarımızı üzerinde bulduğumuz (din) bize yeter.” derler. Ya ataları bir şey bilmeyen ve doğru yolda olmayan kimseler idiyse?

    Şaban Piriş

    Onlara: -Allah'ın indirdiğine ve Peygambere gelin, denildiğinde: -Atalarımızı üzerinde bulduğumuz yol bize yeter." derler. Ataları bir şey bilmeyen ve doğru yolda olmayanlar idiyse ya?

    Yaşar Nuri Öztürk

    Onlara, Allah'ın indirdiğine ve resule gelin dendiğinde şöyle derler: "Atalarımızı üzerinde bulduğumuz şey bize yeter." Peki, ataları hiçbir şey bilmiyor, doğru yolu bulamıyor idiyseler de mi?

  5. Mâide suresi, 105. ayet — bütün mealleriyle aç

    Mâide suresi, 105. ayet. يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ عَلَيْكُمْ أَنفُسَكُمْ لَا يَضُرُّكُم مَّن ضَلَّ إِذَا ٱهْتَدَيْتُمْ إِلَى ٱللَّهِ مَرْجِعُكُمْ جَمِيعًا فَيُنَبِّئُكُم بِمَا كُنتُمْ تَعْمَلُونَ

    Diyanet İşleri

    Ey iman edenler! Siz kendinizi düzeltin. Siz doğru yolda olursanız, yoldan sapan kimse size zarar veremez. Hepinizin dönüşü Allah'adır. O zaman Allah, size yaptıklarınızı haber verecektir.

    Mehmet Okuyan

    Ey iman edenler! Siz kendinize bakın! dipnot 1 Siz doğru yolda olunca sapan kimse size zarar veremez. Hepinizin dönüşü yalnızca Allah'adır; O da size (dünyada) yapmış olduğunuz her şeyi (mahşerde) bildirecektir.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu cümle Nisâ 4:84, Enfâl 8:53 ve Ra‘d 13:11. ayetlerle okunmalıdır.

    Mustafa İslamoğlu

    Ey iman edenler! Siz kendinizden sorumlusunuz. Eğer doğru yoldaysanız, sapıtanlar size zarar veremez. Hepinizin dönüşü Allah'adır: işte o zaman yaptıklarınızı size bir bir haber verecektir.

    Muhammed Esed

    Siz ey imana ermiş olanlar! Siz (yalnız) kendinizden sorumlusunuz: Sapkınlığa düşenler, eğer doğru yolda iseniz, size hiçbir zarar veremezler. Hepinizin dönüşü Allaha olacaktır: Ve o zaman Allah, size (hayatta) yapmış olduğunuz her şeyi bildirecektir.

    Ahmed Hulusi

    Ey iman edenler. . . Siz nefsinizden sorumlusunuz! Siz hidayet üzere oldukça, sapmış olan size zarar veremez! Sizin hep birlikte dönüşünüz Allah'adır. . . Yapmış olduklarınızın size neler getirdiğini gösterecektir!

    Ali Bulaç

    Ey iman edenler, üzerinizdeki (yükümlülük) kendi nefislerinizdir. Siz doğru yola erişirseniz, sapan size zarar veremez. Tümünüzün dönüşü Allah'adır. O, size yaptıklarınızı haber verecektir.

    Ali Özek ve heyeti

    Ey iman edenler! Siz kendinize bakın. Siz doğru yolda olunca sapan kimse size zarar veremez. Hepinizin dönüşü Allah'adır. Artık O, size yaptıklarınızı bildirecektir.

    Ali Rıza Safa

    Ey inanca çağırılanlar! Kendinize egemen olun. Doğru yolda olursanız, yoldan çıkan, size dokunca veremez. Tümünüz, Allah'a döneceksiniz. Sonunda, yaptıklarınızı size bildirecektir.

    Bayraktar Bayraklı

    Ey iman edenler! Siz kendinize bakınız. Siz doğru yolda olunca, sapan kimseler size zarar veremez. Hepinizin dönüşü Allah'adır. Artık O size yaptıklarınızı haber verecektir.

    Edip Yüksel

    Gerçeği onaylayanlar, siz kendinize bakın. Doğru yolda iseniz sapıtan kimse size zarar veremez. Hepinizin dönüşü ALLAH'adır. Yaptıklarınızı size haber verecek.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    İnananlar, siz kendinize bakın. Doğru yolda iseniz sapıtan kimse size zarar veremez. Hepinizin dönüşü ALLAH'adır. Yaptıklarınızı size haber verecek.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Ey iman edenler, siz kendinizi düzeltmeye bakın; siz doğru gittikten sonra öte taraftan sapıtanlar size ziyan dokunduramaz. Hepinizin varışı sonunda Allah'adır. O size neler yaptıklarınızı o zaman haber verecektir.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Ey o bütün iyman edenler! Sizler kendinizi düzeltmeğe bakın, siz doğru gittikten sonra öte taraftan sapanlar size bir ziyan dokunduramaz, hepinizin varacağı nihayet Allah, o vakıt haber verecek o size neler yapıyordunuz

    Erhan Aktaş

    Ey İman Edenler! Siz, kendinizden sorumlusunuz. Eğer siz doğru yol üzerindeyseniz, sapan kimseler size zarar veremez. Dönüşünüz Allah'adır. Yaptığınız şeyleri size haber verecektir.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Ey iman edenler! Siz, kendinizden sorumlusunuz. Eğer siz doğru yol üzerindeyseniz, sapan kimseler size zarar veremez. Dönüşünüz Allah'adır. Yaptığınız şeyleri size haber verecektir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Ey iman edenler! Siz, kendinizden sorumlusunuz. Eğer siz doğru yol üzerindeyseniz, sapan kimseler size zarar veremez. Dönüşünüz Allah'adır. Yaptığınız şeyleri size haber verecektir.

    Gültekin Onan

    Ey inananlar, üzerinizdeki (yükümlülük) kendi nefslerinizdir. Siz doğru yola erişirseniz, sapan size zarar veremez. Tümünüzün dönüşü Tanrı'yadır. O size yaptıklarınızı haber verecektir.

    Hasan Basri Çantay

    Ey iman edenler, siz nefisleriniz (i ıslah etmiy) e bakın. Kendiniz doğru yolu bulunca sapanlar size zarar vermez. Hepinizin dönüb varacağı nihayet Allahdır. Artık O, neler yapıyordunuz, size haber verecekdir.

    İbni Kesir

    Ey iman edenler; siz kendinize bakın. Siz doğru yolda bulunursanız; sapıtmış olanalr size zarar veremez. Hepinizin dönüşü Allah'a dır. Yapmış olduklarınızı O, size haber verecektir.

    Mehmet Alagaş

    (104-105) Allah’ın indirdiklerine ve Resule hadi gelin denildiği vakit derler ki, babalarımızı üzerinde bulduğumuz şeyler bize yeterlidir, şayet babaları bir şey bilmeyen ve yola iletilmemiş kimseler olsa bile mi? Ey iman edenler, sizler kendinizle ilgilenin, sapmış kişi siz hidayette iken size zarar veremez, hepinizin gerisin geri döneceği yer Allah’tır, size yaptıklarınızı haber verecektir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Ey iman edenler! Siz kendinizden sorumlusunuz. Siz hidayette olursanız, doğru yoldan sapan kimse size zarar veremez. Hepinizin dönüşü Allah’adır. Yapmakta olduklarınızı o size haber verecektir.

    Süleyman Ateş

    Ey inananlar, siz kendinize bakın, siz doğru yolda olduğunuz takdirde sapan kimse size zarar vermez. Hepinizin dönüşü Allah'adır. O size ne yaptığınızı haber verecektir.

    Süleymaniye Vakfı

    Ey inanıp güvenenler! Siz kendinizden sorumlusunuz. Doğru yolda olduğunuz sürece yoldan çıkanların size zararı olmaz. Hepinizin dönüp geleceği yer Allah'ın huzurudur. O, size neler yaptığınızı bildirecektir.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Ey inanıp güvenenler (müminler)! Kendi işinize bakın. Siz doğru yolda olduktan sonra sapanların size zararı olmaz. Hepinizin dönüşü Allah'adır. O, yapıp ettiğiniz şeyleri size bildirecektir.

    Şaban Britch

    Ey iman edenler! Siz kendinizi düzeltin. Siz hidayette olursanız, sapan kimse size zarar veremez. Hepinizin dönüşü Allah’adır. Yapmakta olduklarınızı o size haber verecektir.

    Şaban Piriş

    -Ey iman edenler! Kendinize dikkat edin. Siz hidayette olursanız, sapan kimse size zarar veremez. Hepinizin dönüşü Allah'adır. Yapmakta olduklarınızı o size haber verecektir.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Ey iman edenler! Siz, kendinizi düzeltmeye bakın. Siz, doğru yolda oldukça sapmış olan size zarar veremez. Tümünüzün dönüşü Allah'adır. O size neler yapıyor olduğunuzu haber verecektir.

  6. Mâide suresi, 106. ayet — bütün mealleriyle aç

    Mâide suresi, 106. ayet. يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ شَهَٰدَةُ بَيْنِكُمْ إِذَا حَضَرَ أَحَدَكُمُ ٱلْمَوْتُ حِينَ ٱلْوَصِيَّةِ ٱثْنَانِ ذَوَا عَدْلٍ مِّنكُمْ أَوْ ءَاخَرَانِ مِنْ غَيْرِكُمْ إِنْ أَنتُمْ ضَرَبْتُمْ فِى ٱلْأَرْضِ فَأَصَٰبَتْكُم مُّصِيبَةُ ٱلْمَوْتِ تَحْبِسُونَهُمَا مِنۢ بَعْدِ ٱلصَّلَوٰةِ فَيُقْسِمَانِ بِٱللَّهِ إِنِ ٱرْتَبْتُمْ لَا نَشْتَرِى بِهِۦ ثَمَنًا وَلَوْ كَانَ ذَا قُرْبَىٰ وَلَا نَكْتُمُ شَهَٰدَةَ ٱللَّهِ إِنَّآ إِذًا لَّمِنَ ٱلْـَٔاثِمِينَ

    Diyanet İşleri

    Ey iman edenler! Birinizin ölümü yaklaştığı zaman, vasiyet sırasında aranızda şahitlik (edecek olanlar) sizden adaletli iki kişidir. Yahut; seferde olup da başınıza ölüm musibeti gelirse, sizin dışınızdan başka iki kişi şahitlik eder. Eğer şüphe ederseniz, onları namazdan sonra alıkorsunuz da Allah adına, "Akraba da olsa, şahitliğimizi hiçbir karşılığa değişmeyiz. Allah için yaptığımız şahitliği gizlemeyiz. Gizlediğimiz takdirde, şüphesiz günahkarlardan oluruz" diye yemin ederler.

    Mehmet Okuyan

    Ey iman edenler! Birinize ölüm gelip çatınca, vasiyet esnasında içinizden adalet sahibi iki kişi aranızda şahitlik etsin! dipnot 1 Veya yeryüzünde yolculuktayken başınıza ölüm musibeti gelmişse sizden olmayan başka iki kişi (şahit olsun)! Şüpheye düşerseniz o iki şahidi salâttan (ibadetten) sonra durdurup "Akraba (menfaatine) de olsa bu vasiyet karşılığında hiçbir şeyi satın almayacağız; Allah (için yaptığımız) şahitliği gizlemeyeceğiz; (aksini yaparsak) bu takdirde biz elbette günahkârlardan oluruz." diye Allah'a yemin ettirirsiniz.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Yüce Allah ayetin bu kısmında ölüm döşeğinde, yani kişiler ölmeden önce sahip oldukları mal varlıklarıyla ilgili olarak vasiyyette bulunmaları gerektiği noktasında müminleri bilgilendirmekte, vasiyyette bulunurlarken içlerinden iki âdil şahidin buna şahitlik etmesi gerektiğini hükme bağlamaktadır.

    Mustafa İslamoğlu

    Siz ey iman edenler! Ölüm size yaklaştığında yapacağınız vasiyet sırasında şahitler bulundurun: Kendi aranızdan dürüst iki kişi, ya da seyahatteyken ölüm emareleri gelip sizi bulursa, (adil şahitliğe) davetten sonra, sizden olmayan öteki iki kişiyi alıkoyun; eğer içinize bir kuşku düşerse onlara Allah adına şöyle yemin ettirin: "Akraba hatırına da olsa, hiçbir bedel karşılığında sözümüzü satmayacağız ve Allah'ın bildiğini gizlemeyeceğiz; eğer böyle yaparsak günahkar biz olmuş oluruz.

    Muhammed Esed

    Siz ey imana ermiş olanlar! Ölüm size yaklaştığında ve vasiyette bulunmak üzereyken yapacaklarınız için şahitler bulundurun: Kendi aranızdan iki dürüst kişi, yahut; eğer evinizden uzakta, seyahatte iken ölüm işaretleri baş göstermişse namazdan sonra, misafir olduğunuz topluluktan iki kişiyi alıkoyun; ve eğer içinize bir şüphe düşerse her birini Allaha şöyle yemin ettirin: "Bu (sözümüzü), yakın bir akraba(nın hatırı) için olsa da hiçbir bedel karşılığında satmayacağız; ve Allahın huzurunda şahit olduğumuz hiçbir şeyi gizlemeyeceğiz, yoksa günahkarlar arasına gireriz".

    Ahmed Hulusi

    Ey iman edenler. . . Sizden birine ölüm (alametleri) geldiğinde vasiyet anında, adalet sahibi iki şahit bulunsun. . . Ya da seyahatteyseniz ve ölüm de size isabet etmişse, size iki şahit gereklidir. . . (Şehadetleri konusunda) kuşkulanırsanız, namazı eda etmelerinden sonra onların ikisini alıkoyarsınız, "Yeminimizi, akraba da olsa hiçbir bedele satmayacağız; Allah şahitliğini saklamayacağız; aksi takdirde suçlu oluruz" diye Allah'a yemin ederler.

    Ali Bulaç

    Ey iman edenler, sizden birinize ölüm gelip çattığı zaman, vasiyet hazırlanışında, aranızda içinizden adaletli iki kişiyi (şahid tutun.) Veya yolculukta olup size ölüm musibeti gelip çatarsa, sizden olmayan başka iki kişiyi (şahid tutun. İkisini) Şayet kuşkulanacak olursanız namazdan sonra alıkoyarsınız, onlar da (size): "Akraba dahi olsa onu (yeminimizi) hiç bir değere değiştirmeyeceğiz ve Allah'ın şahidliğini gizlemeyeceğiz. Aksi takdirde biz elbette günahkarlardan oluruz." diye Allah adına yemin etsinler.

    Ali Özek ve heyeti

    Ey iman edenler! Birinize ölüm gelip çatınca vasiyet esnasında içinizden iki adalet sahibi kişi aranızda şahitlik etsin. Yahut seferde iken başınıza ölüm musibeti gelmişse sizden olmayan, başka iki kişi (şahit olsun). Eğer şüpheye düşerseniz o iki şahidi namazdan sonra alıkor, «Bu vasiyet karşılığında hiçbir şeyi satın almayacağız, akraba (menfaatine) de olsa; Allah (için yaptığımız) şahitliği gizlemeyeceğiz, (aksini yaparsak) bu takdirde biz elbette günahkârlardan oluruz» diye Allah üzerine yemin ettirirsiniz.

    Ali Rıza Safa

    Ey inanca çağırılanlar! Birinize ölüm geldiğinde, aranızdan adaletli iki kişi, son istek sırasında tanıklık etsin. Veya yolculuk sırasında ölüm gelirse, aranızdan olmayan iki kişi bunu yapsın. İçinize kuşku düşerse, namazdan sonra alıkoyun. Bu durumda, Allah'a, şöyle yemin etsinler: "Yakınımız bile olsa, onu, hiçbir karşılığa değiştirmeyeceğiz ve Allah'ın tanıklığını gizlemeyeceğiz. Yoksa kesinlikle suçlular arasında oluruz!"

    Bayraktar Bayraklı

    Ey iman edenler! Birinize ölüm gelip çatınca, vasiyet esnasında içinizden iki adil kişi aranızda şahitlik etsin. Yahut seferde iken başınıza ölüm musibeti gelmişse, sizden olmayan başka iki kişi şahit olsun. Eğer şüpheye düşerseniz, o iki şahidi namazdan sonra alıkor, "Bu vasiyet karşılığında hiçbir şeyi satın almayacağız, akraba menfaatine de olsaAllah'ın şahitliğini saklamayacağız; çünkü böyle yaparsak elbette günahkarlardan oluruz" diye Allah'a yemin ettirirsiniz.

    Edip Yüksel

    Gerçeği onaylayanlar, birinize ölüm yaklaşınca, vasiyet anında aranızdan iki adil şahit tanık bulunsun. Yolculuk anında size ölüm gelirse, sizden olmayan iki kişi... Kuşkulanıyorsanız, salattan sonra tanıkları alıkoyup ALLAH adıyla: "Akraba dahi olsa tanıklığımızı hiçbir değerle değiştirmeyeceğiz, ALLAH'ın tanıklığını gizlemeyeceğiz. Aksi taktirde, günahkarlardan oluruz" diye yemin ettirin.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    İnananlar, birinize ölüm yaklaşınca, vasiyet anında aranızdan iki adil şahit tanık bulunsun. Yolculuk anında size ölüm gelirse, sizden olmayan iki kişi... Kuşkulanıyorsanız, namazdan sonra tanıkları alıkoyup ALLAH adıyla: 'Akraba dahi olsa tanıklığımızı hiç bir değerle değiştirmeyeceğiz, ALLAH'ın tanıklığını gizlemiyeceğiz. Aksi taktirde, günahkarlardan oluruz,' diye yemin ettirin.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Ey iman edenler, herhangi birinize ölüm emareleri geldiğinde, vasiyette bulunurken, kendi içinizden iki adaletli şahit veya yolculukta olup da ölüm musibeti başınıza geldiyse sizden olmayan iki şahit tutun. Bunları namazdan sonra alıkorsunuz. Şüphelendiğiniz takdirde de şöyle yemin ederler: " Vallahi akraba da olsa yeminimizi hiçbir şeyle değişmeyiz, Allah için şahitliği de gizlemeyiz, yoksa biz o zaman şüphesiz günaha girenlerden oluruz."

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Ey o bütün iyman edenler! Her hangi birinize ölüm hali geldiği o vasıyyet zemanı aranızdaki şehadet ya kendinizden adalet sahibi iki adam, veya yolculuk ediyordunuz da ölüm musıybeti başınıza geldise sizin gayrinizden iki diğeridir. Bunları nemazdan sonra alıkorsunuz, şübhelendiğiniz takdirde şöyle yemin ederler, "billahi hısım da olsa yeminimizi hiç bir bedele değişmeyiz, Allahın şehadetini ketm de etmeyiz, biz o takdirde şübhesiz vebale girenlerden oluruz."

    Erhan Aktaş

    Ey İman Edenler! Eğer birinizde ölüm belirtileri ortaya çıkarsa, vasiyet anında içinizden adalet sahibi iki kişi aranızda tanıklık etsin. Veya yeryüzünde yolculuk ederken dipnot 1 ölüm musibeti size isabet ederse, sizden olmayan iki kişi tanıklık etsin. Eğer kuşku duyarsanız o iki kişiyi salattan dipnot 2 sonra alıkoyun. "Yakınımız da olsa tanıklığımızı hiçbir bedele satmayacağız ve Allah'ın tanıklığını gizlemeyeceğiz. Yoksa öyle yaparsak, günahkarlardan oluruz." diye Allah'a yemin etsinler.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Gurbette olduğunuzda.
    2. metne dön, dipnot 2
      Cenaze duasından, töreninden.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Ey iman edenler! Eğer birinizde ölüm belirtileri ortaya çıkarsa, vasiyet anında içinizden adalet sahibi iki kişi aranızda tanıklık etsin. Veya yeryüzünde yolculuk ederken dipnot 1 ölüm size isabet ederse, sizden olmayan iki kişi tanıklık etsin. Eğer kuşku duyarsanız o iki kişiyi salattan dipnot 2 sonra alıkoyun. "Yakınımız da olsa tanıklığımızı hiçbir bedele satmadık ve Allah'ın tanıklığını gizlemedik. Yoksa öyle yaparsak, günahkarlardan oluruz." diye Allah'a yemin etsinler.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Gurbette olduğunuzda.
    2. metne dön, dipnot 2
      Cenaze duasından, töreninden.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Ey iman edenler! Eğer birinizde ölüm belirtileri ortaya çıkarsa, vasiyet anında içinizden adalet sahibi iki kişi aranızda tanıklık etsin. Veya yeryüzünde yolculuk ederken dipnot 1 ölüm musibeti size isabet ederse, sizden olmayan iki kişi tanıklık etsin. Eğer şüpheye düşerseniz o iki kişiyi salattan dipnot 2 sonra alıkoyun. "Yakınımız da olsa tanıklığımızı hiçbir bedele satmadık ve Allah'ın tanıklığını gizlemedik. Yoksa öyle yaparsak, kuşkusuz günahkarlardan oluruz." diye Allah'a yemin etsinler.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Gurbette olduğunuzda.
    2. metne dön, dipnot 2
      Cenaze duasından, töreninden.

    Gültekin Onan

    Ey inananlar, sizden birinize ölüm gelip çattığı zaman, vasiyet hazırlanışında, aranızda içinizden adaletli iki kişiyi (şahid tutun). Veya yolculukta olup size ölüm musibeti gelip çatarsa, sizden olmayan başka iki kişiyi (şahid tutun. İkisini) Şayet kuşkulanacak olursanız namazdan sonra alıkoyarsınız, onlar da (size): "Akraba dahi olsa onu (yeminimizi) hiç bir değere değiştirmeyeceğiz ve Tanrı'nın şahidliğini gizlemeyeceğiz. Aksi takdirde biz elbette günahkarlardan oluruz" diye Tanrı adına yemin etsinler.

    Hasan Basri Çantay

    Ey iman edenler, ölüm (ün sebebleri) her hangi birinizin karşısına gelib çatdığı zaman, (edeceğiniz) vasıyyet vakfında aranızda ya içinizden adalet saahibi iki şahid (tutun), yahud yer yüzünde sefer etdiniz de başınıza ölüm musıybeti gelmişse sizden olmayan diğer iki kişiyi (şahid yapın). (Sizden olmayan öyle iki kişi ki) onları, (haklarında) şübheye düşmüşseniz, namazdan sonra alıkoyarsanız da Allaha şu suretle yemin ederler: "(Şahidlik etdiğimiz bu işin içinde) akraba (mızdan kimse) dahi bulunsa (Allahı bırakıb da yerine dünyaya aid) hiç bir behayı (ve menfeati) satın almayacağız. Allahın (emretdiği) şahidliği gizlemeyeceğiz. Bu (nu gizlediğimiz) takdirde elbette günahkarlardanızdır".

    İbni Kesir

    Ey iman edenler; herhangi birinize ölüm gelip çattığı zaman, vasiyet anında aranızda ya adalet sahibi iki kişiyi veya yolculuk ta başınıza ölüm musibeti gelmişse, sizden olmayan iki kişiyi şahid tutun. Onlardan şüpheleniyorsanız; namazdan sonra alıkoyarsınız da Allah'a şöyle yemin ederler; Akraba bile olsa yeminle hiç bir değeri değiştirmeyeceğiz, Allah'ın şahidliğini gizlemeyeceğiz, yoksa elbette günahkarlardan oluruz.

    Mehmet Alagaş

    (106-108) Ey iman edenler, aranızdan birine ölüm hazırlığı, vasiyet vakti geldiğinde aranızdan iki adet denklemeyi / adaleti bilen kişi ile aranızda şahitlik edin, eğer yeryüzünde yolculuktaysanız sizin dışınızdaki birilerinden iki kişiyi şahit edinin, ölüm musibeti size nasip olursa, namazdan sonrasına kadar şahitleri alıkoyun, eğer kuşkulanırsanız, her ikisine de Allah adına yemin ettirin, “ akrabalarımız dahi olsalar şahitliği az bir pahaya satmayız, Allah’ın şahitliğini ağızımızda saklamayız muhakkak ki biz günah karlardan oluruz” yeminini etsinler, bu ikisinin günah gerçekleştirdikleri anlaşılırsa, bunların aleyhine olan taraftan diğer iki kişi kalkar ikisinin yerine geçer ve Allah için şöyle yemin ederler, “bizim şahitliğimiz onlarınkinden daha gerçektir, herhang i bir şekilde haksızlık etmedik, aksi durumda muhakkak ki biz zalimlerdeniz” derler. Bu (mağdurlar arasından iki şahit belirlemek) şahitliğin aslına uygun yapılmasına daha yakın olan çaredir / yoldur yahut yemin etmelerinin sonrasında yeminlerinin reddedilmesi korkusunu gideren bir çaredir, Allah’tan sakının ve işitin, Allah yoldan çıkan kavmi yola iletmez.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Ey iman edenler! Birinizin ölümü yaklaştığı zaman, vasiyet sırasında aranızda şahitlik (edecek olanlar) sizden adaletli iki kişidir. Yahut seferde olup da başınıza ölüm musibeti gelirse, sizin dışınızdan başka iki kişi şahitlik eder. Eğer şüphe ederseniz, onları namazdan sonra alıkorsunuz da Allah adına, “Akraba da olsa, şahitliğimizi hiçbir karşılığa değişmeyiz. Allah için yaptığımız şahitliği gizlemeyiz. Gizlediğimiz takdirde, şüphesiz günahkârlardan oluruz.” diye yemin ederler.

    Süleyman Ateş

    Ey inananlar, birinize ölüm gelince vasiyyet sırasında içinizden iki adil kişi, aranızda şahidlik etsin. Ya da yeryüzünde yolculuk ederken başınıza ölüm musibeti gelmişse, sizden olmayan iki kişi (şahidlik etsin). Kuşkulanırsanız, namazdan sonra onları tutar(yemin ettirir)siniz: "Akraba da olsa yeminimizi hiçbir paraya satmayacağız, Allah'ın (üzerimizde bir borç olarak bulunan) şahidliğini gizlemeyeceğiz, yoksa biz, elbette günahkarlardan oluruz,"diye Allah'a yemin ederler.

    Süleymaniye Vakfı

    "Ey inanıp güvenenler! İçinizden birine ölüm hali gelir de vasiyette /borç itirafında bulunursa dipnot 1 , o sırada aranızdan adil iki kişi ona şahitlik etsin. Ölüm musibeti yolculuk yaptığınız sırada gelip çatarsa, sizin dışınızdan /Müslüman olmayanlardan iki kişi dipnot 2 de şahitlik edebilir. Şahitlerden şüphelenirseniz namazdan sonra alıkoyar, onlara şöyle yemin ettirirsiniz: "Lehinde şahitlik ettiğimiz kişi en yakınımız bile olsa, vallahi bu işten bir kazancımız yoktur. Allah için yaptığımız şahitlikte hiçbir şeyi gizlemeyiz. Öyle olsa biz elbette günahkarlardan oluruz."

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bakara 2/282. ayette borcun yazılmasını emretmiş ancak 283. ayette "Biriniz diğerine güvenir (borcu yazmaz, rehin de almaz) ise, kendine güvenilen kişi, Rabbi /Sahibi olan Allah'a karşı yanlış yapmaktan sakınsın da güveni kötüye kullanmasın."
    2. metne dön, dipnot 2
      Yolculuk sırasında ölmek üzere olan kişinin bulabildiği iki kişi..

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Ey inanıp güvenenler! Sizden birine ölüm hali gelir de vasiyet edecek olursa içinizden güvenilir iki kişi aranızda şahit olsun. Eğer yolculuk yaptığınız sırada ölüm gelip çatarsa sizin dışınızdan iki kişi de olabilir. Şahitlerden şüphelenirseniz namazdan sonra alıkoyar, şöyle yemin ettirirsiniz: "Vallahi bu işten bir kazancımız yoktur, isterse en yakınımız olsun. Allah için yapılan şahitliği de gizlemeyiz. Öyle olsa elbette günaha gireriz."

    Şaban Britch

    Ey iman edenler! İçinizden birinin ölümü yaklaştığı zaman, vasiyet sırasında, aranızdan adalet sahibi iki kişi eğer, yolculukta iseniz ve ölüm musibeti de gelip çattıysa; sizden olmayan (zaruret halinde gayri müslim) iki kişi şahitliği etsin. Şayet şüphe ederseniz; namazdan sonra onları alıkorsunuz. Onlar da Allah’a şöyle yemin ederler: “Akraba da olsa, şahitliğimizi hiçbir karşılığa satmayız. Allah’ın şahitliğini gizlemeyeceğiz. Aksi halde günahkarlardan oluruz."

    Şaban Piriş

    -Ey iman edenler! İçinizden birinin ölümü yaklaştığı zaman, vasiyet sırasında, aranızdan adalet sahibi iki kişinin eğer, yolculukta iseniz ve ölüm de gelip çattıysa; sizden olmayan iki kişinin şahitliği gerekir. Şayet şüphe ederseniz; namazdan sonra onları alıkorsunuz. Onlar da Allah'a şöyle yemin ederler: - Akraba bile olsa yemini bir menfaat karşılığı satmayacağız. Allah'ın şahitliğini gizlemeyeceğiz. Aksi halde günahkarlardan oluruz.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Ey iman edenler! Herhangi birinize ölüm gelip çattığında, vasiyet zamanı aranızdaki tanıklık şöyle olsun: Kendinizden adalet sahibi iki kişi yahut yolculuk etmekte iken ölüm musibeti başınıza geldiyse sizin dışınızdan iki kişi. Bunları namazdan sonra alıkoyarsınız; kuşkulanırsanız şöyle yemin ederler: "Vallahi, yakınlarımız da olsa yeminimizi hiçbir ücret karşılığı satmayacağız, Allah'ın tanıklığını saklamayacağız. Çünkü böyle yaparsak mutlaka günahkarlardan oluruz."

  7. Mâide suresi, 107. ayet — bütün mealleriyle aç

    Mâide suresi, 107. ayet. فَإِنْ عُثِرَ عَلَىٰٓ أَنَّهُمَا ٱسْتَحَقَّآ إِثْمًا فَـَٔاخَرَانِ يَقُومَانِ مَقَامَهُمَا مِنَ ٱلَّذِينَ ٱسْتَحَقَّ عَلَيْهِمُ ٱلْأَوْلَيَٰنِ فَيُقْسِمَانِ بِٱللَّهِ لَشَهَٰدَتُنَآ أَحَقُّ مِن شَهَٰدَتِهِمَا وَمَا ٱعْتَدَيْنَآ إِنَّآ إِذًا لَّمِنَ ٱلظَّٰلِمِينَ

    Diyanet İşleri

    (Eğer sonradan) o iki kişinin günaha girdikleri (yalan söyledikleri) anlaşılırsa, o zaman, bu öncelikli şahitlerin zarar verdiği kimselerden olan başka iki adam, onların yerine geçer ve "Allah'a yemin ederiz ki, bizim şahitliğimiz onların şahitliğinden elbette daha gerçektir. Biz hakkı da çiğneyip geçmedik. Çünkü o takdirde, biz elbette zalimlerden oluruz" diye yemin ederler.

    Mehmet Okuyan

    Bunların (iki şahidin) günah işledikleri anlaşılırsa, haklarına tecavüz edilen (mağdur durumdaki)lerden diğerlerinin yerine geçecek çok daha uygun başka iki kişi onların yerini alır. (Bu iki kişi) "Doğrusu bizim şahitliğimiz onların şahitliğinden daha doğrudur; biz (kimsenin hakkına) tecavüz etmedik; aksi takdirde biz de elbette zalimlerden oluruz." diye Allah'a yemin ederler.

    Mustafa İslamoğlu

    Ama bu iki şahidin sonradan bu tür bir günah işledikleri ortaya çıkarsa, bu iki kişinin hakkını çiğnediği taraftan başka iki kişi onların yerini alır ve Allah adına şöyle yemin eder: "Bizim şahitliğimiz ötekilerin şahitliğinden daha doğrudur, zira biz hakka tecavüz etmedik; eğer böyle yaparsak bu kez de zalim biz olmuş oluruz."

    Muhammed Esed

    Ama sonradan bu iki (şahid)in (bu) günahı işledikleri ortaya çıkarsa, bu iki kişi tarafından hakları gasbedilenler arasından başka iki kişi onların yerini alacak ve Allah adına şöyle yemin edecekler: "Bizim şahitliğimiz öteki iki kişinin şahitliğinden daha doğrudur ve biz hak ve adalet sınırlarını aşmadık yoksa zalimler arasına girmiş olurduk!"

    Ahmed Hulusi

    Eğer o iki şahidin geçmişte bir yalan söylediği bilinirse, bunların yerine, karşısında bulundukları taraftan daha evla iki kişi geçer (ve): "Bizim şahitliğimiz o iki şahidin şahitliğinden elbette daha haktır. . . Biz haddi de aşmadık; yoksa o takdirde zalimlerden olurduk" diye Allah adına yemin ederler.

    Ali Bulaç

    Eğer o ikisi aleyhinde kesin olarak günahı hak ettiklerine ilişkin bilgi sahibi olunursa, bu durumda haksızlığa uğrayanlardan iki kişi -ki bunlar buna daha hak sahibidirler- öbürlerinin yerine geçerler ve: "Bizim şehadetimiz o ikisinin şehadetinden şüphesiz daha doğrudur. Biz haddi aşmadık, yoksa gerçekten zulmedenlerden oluruz" diye Allah'a yemin ederler.

    Ali Özek ve heyeti

    Bu şahitlerin (sonradan yalan söyleyerek) bir günah kazandıkları anlaşılırsa, (şahitlerin) haklarına tecavüz ettiği ölüye daha yakın olan (mirasçılardan) iki kişi onların yerini alır ve «Andolsun ki bizim şahitliğimiz onların şahitliğinden daha gerçektir ve biz (kimsenin hakkına) tecavüz etmedik, aksi takdirde biz, elbette zalimlerden oluruz» diye Allah'a yemin ederler.

    Ali Rıza Safa

    O iki kişinin suç işledikleri anlaşılırsa, hakkı olanlardan yakın iki kişi, onların yerine geçerek, Allah'a, şöyle yemin etsinler: "Bizim tanıklığımız, onların tanıklığından kesinlikle daha doğrudur. Biz, sınırı aşmadık. Yoksa kesinlikle haksızlık yapanlar arasında oluruz!"

    Bayraktar Bayraklı

    Bu şahitlerin sonradan yalan söyleyerek bir günah kazandıkları anlaşılırsa, haklarına şahitlerin tecavüz ettiği ölüye daha yakın olan mirasçılardan iki kişi onların yerini alır ve "Andolsun ki bizim şahitliğimiz onların şahitliğinden daha gerçektir ve biz kimsenin hakkına tecavüz etmeyeceğiz, aksi takdirde biz, elbette zalimlerden oluruz" diye Allah'a yemin ederler.

    Edip Yüksel

    Tanıkların taraflı olduğu anlaşılırsa, önceki tanıkların haksızlığına uğrayan taraftan iki tanık onların yerine geçer ve ALLAH adına şöyle yemin ederler: "Tanıklığımız diğer ikisinin tanıklığından daha doğrudur. Biz sapmayacağız; yoksa zalim oluruz."

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Tanıkların taraflı olduğu anlaşılırsa, önceki tanıkların haksızlığına uğrayan taraftan iki tanık onların yerine geçer ve ALLAH adına şöyle yemin ederler: 'Tanıklığımız diğer ikisinin tanıklığından daha doğrudur. Biz sapmayacağız; yoksa zalim oluruz.'

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Eğer bu şahitlerin bir günah işledikleri anlaşılırsa o vakit tercihe şayan olan bu iki kişinin yerine, bunların aleyhlerinde bulundukları karşı taraftan iki şahit dikilir, bunlar da şöyle yemin ederler: "Vallahi bizim şahitliğimiz onların şahitliğinden daha doğrudur, biz kimsenin hakkına tecavüz etmedik, aksi halde şüphesiz zalimlerden oluruz."

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Eğer bunların bir vebale müstehıkk olduklarına vukuf hasıl edilirse o vakıt ercah olan bu ikinin yirine bunların aleyhlerinde bulundukları mukabil taraftan diğer iki kişi dikilir şöyle yemin ederler: "billahı bizim şehadetimiz onların şehadetinden daha doğrudur ve hakkı tecavüz etmedik, şübhesiz o takdirde zalimlerden oluruz"

    Erhan Aktaş

    Eğer o ikisinin günah işledikleri anlaşılırsa, onların yerine mirasa hak sahibi olanlardan iki kişi geçer: "Bizim tanıklığımız o ikisinin tanıklığından daha doğrudur ve biz haddi aşmadık, öyle olsaydı kuşkusuz biz elbette zalimlerden oluruz." diye Allah'a yemin ederler.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Eğer o ikisinin günah işledikleri anlaşılırsa, onların yerine mirasa hak sahibi olanlardan iki kişi geçer: "Bizim tanıklığımız o ikisinin tanıklığından daha doğrudur ve biz haddi aşmadık, öyle olsaydı kuşkusuz biz elbette zalimlerden oluruz." diye Allah'a yemin ederler.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Eğer o ikisinin günah işledikleri anlaşılırsa, onların yerine mirasa hak sahibi olanlardan iki kişi geçer: "Bizim tanıklığımız o ikisinin tanıklığından daha doğrudur ve biz haddi aşmadık, öyle olsaydı kuşkusuz biz elbette zalimlerden oluruz." diye Allah'a yemin ederler.

    Gültekin Onan

    Eğer o ikisi aleyhinde kesin olarak günahı hak ettiklerine ilişkin bilgi sahibi olunursa, bu durumda haksızlığa uğrayanlardan iki kişi -ki bunlar buna daha hak sahibidirler- öbürlerinin yerine geçerler ve: "Bizim şehadetimiz o ikisinin şehadetinden şüphesiz daha doğrudur. Biz haddi aşmadık, yoksa gerçekten zulmedenlerden oluruz" diye Tanrı'ya yemin ederler.

    Hasan Basri Çantay

    Eğer o iki (şahid) aleyhinde — (bu hususda) muhakkak bir vebale hak kazanmış (şahidlikde hıyanet etmiş) olduklarına (dair — bir) ıttıla haasıl edilirse o vakit, kendilerine hak terettüb eden (haksızlığa uğrayan mirasçılar) dan iki kişi ki onlar buna daha layık, (ölüye de) daha yakındırlar — öbürlerinin yerlerine geçerler. Binaen'aleyh "Vallahi bizim şahidliğimiz (yeminimiz) o iki kişinin şahidliğinden (yemininden) daha doğrudur. Biz (hakıykatı çiğneyib) aşmadık. Çünkü bu takdirde muhakkak ki zaalimlerden oluruz" diye Allaha yemin ederler.

    İbni Kesir

    Şayet onların aleyhinde gerçekten bir vebale hak kazanmış oldukları ortaya çıkarsa; onların aleyhlerine hak iddia ettikleri iki kişi, bunların yerine geçer. Ve; bizim şehadetimiz onların şehadetinden daha doğrudur, biz haddi aşmadık, o takdirde biz, doğrusu zalimlerden oluruz, diye Allah'a yemin ederler.

    Mehmet Alagaş

    (106-108) Ey iman edenler, aranızdan birine ölüm hazırlığı, vasiyet vakti geldiğinde aranızdan iki adet denklemeyi / adaleti bilen kişi ile aranızda şahitlik edin, eğer yeryüzünde yolculuktaysanız sizin dışınızdaki birilerinden iki kişiyi şahit edinin, ölüm musibeti size nasip olursa, namazdan sonrasına kadar şahitleri alıkoyun, eğer kuşkulanırsanız, her ikisine de Allah adına yemin ettirin, “ akrabalarımız dahi olsalar şahitliği az bir pahaya satmayız, Allah’ın şahitliğini ağızımızda saklamayız muhakkak ki biz günah karlardan oluruz” yeminini etsinler, bu ikisinin günah gerçekleştirdikleri anlaşılırsa, bunların aleyhine olan taraftan diğer iki kişi kalkar ikisinin yerine geçer ve Allah için şöyle yemin ederler, “bizim şahitliğimiz onlarınkinden daha gerçektir, herhang i bir şekilde haksızlık etmedik, aksi durumda muhakkak ki biz zalimlerdeniz” derler. Bu (mağdurlar arasından iki şahit belirlemek) şahitliğin aslına uygun yapılmasına daha yakın olan çaredir / yoldur yahut yemin etmelerinin sonrasında yeminlerinin reddedilmesi korkusunu gideren bir çaredir, Allah’tan sakının ve işitin, Allah yoldan çıkan kavmi yola iletmez.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    (Eğer sonradan) o ikisinin (yalan söyleyerek) günaha düştükleri belli olursa, ölenin yakınlarından diğer iki kişi onların yerine geçerler ve; “Bizim şahitliğimiz, bu ikisinin (yalancı) şahitliğinden (kabul olma hususunda) daha geçerlidir. Biz (kimsenin hakkına) tecavüz etmedik, aksi takdirde biz, elbette zalimlerden oluruz" diye Allah'a yemin ederler.

    Süleyman Ateş

    Eğer onların bir günah işledikleri (yalan söyleyip hakkı gizledikleri) anlaşılırsa; (o iki şahidin), haklarına tecavüz etmek istediği kimselerden (mirasçılardan, ölüye yakınlıklarından ve durumu daha iyi bildiklerinden dolayı şahidliğe) daha layık olan iki kişi, onların yerine geçer. Allah'a (şöyle) yemin ederler: "Mutlaka bizim şahidliğimiz, onların şahidliğinden daha doğrudur, biz (hakka) tecavüz etmedik, yoksa biz elbette zalimlerden oluruz" (derler).

    Süleymaniye Vakfı

    Şahitlerin günaha girdikleri anlaşılırsa, mağdur ettikleri taraftan /ölünün yakınlarından şahitlik etmeye en uygun iki kişi şahitlerin yerine geçip şöyle yemin ederler: "Vallahi, bizim şahitliğimiz onlarınkinden daha doğrudur, biz kimsenin hakkına girmiyoruz. Öyle yaparsak elbette yanlış yapanlardan oluruz."

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Eğer şahitlerin, dalavereyle hak yiyecekleri sezilirse, haklarını yemek istedikleri kişilerden ikisi onların yerine geçsin, şöyle yemin etsinler: "Vallahi, bizim şahitliğimiz onlarınkinden daha doğrudur, biz kimsenin hakkını istemiyoruz. Öyle yaparsak elbette yanlış yapanlardan oluruz."

    Şaban Britch

    Eğer o ikisinin günaha düştükleri belli olursa, ölenin yakınlarından diğer iki kişi onların yerine geçerler ve “bizim şahitliğimiz, bu ikisinin (yalancı) şahitliğinden (kabul olma hususunda) daha geçerlidir. Biz (kimsenin hakkına) tecavüz etmedik, aksi takdirde biz, elbette zalimlerden oluruz" diye Allah'a yemin ederler.

    Şaban Piriş

    Eğer o ikisinin günaha düştükleri belli olursa, ölene daha yakın olan hak sahiplerinden diğer iki kişi onların yerine geçerler ve "bizim şahitliğimiz, bu ikisinin şahitliğinden daha doğrudur ve haksızlık yapmıyoruz, eğer haksızlık yaparsak o zaman zalimlerden oluruz." diye Allah'a yemin ederler.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Eğer onların bir günah işledikleri kesinlikle anlaşılırsa o zaman, tercih edilmiş olan bu ikisinin yerine bunların aleyhinde bulundukları taraftan iki kişi geçerek şöyle yemin ederler: "Allah şahit olsun ki bizim tanıklığımız, onların tanıklığından daha doğrudur. Biz hiçbir haksızlık yapmadık. Aksi halde mutlaka zalimlerden olurduk."

  8. Mâide suresi, 108. ayet — bütün mealleriyle aç

    Mâide suresi, 108. ayet. ذَٰلِكَ أَدْنَىٰٓ أَن يَأْتُوا۟ بِٱلشَّهَٰدَةِ عَلَىٰ وَجْهِهَآ أَوْ يَخَافُوٓا۟ أَن تُرَدَّ أَيْمَٰنٌۢ بَعْدَ أَيْمَٰنِهِمْ وَٱتَّقُوا۟ ٱللَّهَ وَٱسْمَعُوا۟ وَٱللَّهُ لَا يَهْدِى ٱلْقَوْمَ ٱلْفَٰسِقِينَ

    Diyanet İşleri

    Bu (usul), şahitliği layıkıyla yerine getirmeleri ve yeminlerinden sonra başka yeminlere başvurulacağından endişe etmelerini sağlamak için en uygun çaredir. Allah'a karşı gelmekten sakının ve dinleyin. Allah, fasık toplumu doğruya iletmez.

    Mehmet Okuyan

    Bu (usul), şahitliği gerektiği şekilde yapmaya dipnot 1 veya yeminlerinden sonra, yeminlerin reddedilmesinden korkmalarına daha uygundur. Allah'a karşı takvâlı (duyarlı) olun ve (O'nu) dinleyin! Allah yoldan çıkanlar topluluğunu doğru yola ulaştırmaz. dipnot 2

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Yüce Allah yalancı şahitlik yapanların yerine bu işi doğru bir şekilde yapacak iki kişinin mağdurlar arasından belirlenmesi uygulamasının, şahitliği olması gerektiği gibi yapmaya çok daha yakın ve uygun olduğunu bildirmektedir.
    2. metne dön, dipnot 2
      Bu son üç ayette, mal ve vasiyet konusunun önemine dikkat çekilmekte, şahitlik noktasında konuya dair detaylar verilmektedir.

    Mustafa İslamoğlu

    Böylece insanların hakikate uygun, usulünce şahitlik yapmaları mümkün olur; yoksa onlar yeminlerinin ardından karşıt yeminlerle tekzip edilecekleri korkusuna kapılacaklardır. Öyleyse Allah'a karşı sorumluluğunuzun bilincinde olun ve O'na kulak verin: Zira Allah sapıklıkta (ittifak halindeki) bir topluma asla rehberliğini bahşetmez.

    Muhammed Esed

    Böylece insanların hakikat gereğince şahitlik yapmaları mümkün olur; yoksa onlar, yeminlerinin başkalarının yeminleri ile tekzip edileceği korkusuna kapılacaklardır. Öyleyse Allaha karşı sorumluluğunuzun bilincinde olun ve (Ona) kulak verin: Zira Allah sapkın bir halka doğru yolu göstermez.

    Ahmed Hulusi

    İşte bu, şehadetlerini onun vechi üzere getirmeleri (Allah adına yapmaları) için yahut da (yalancı şahitlerin) yeminlerinden sonra, yeminlerinin reddolmasından korkmalarına çözümdür. . . Allah'tan korunun ve algılayın! Allah fasıklar (bozuk - asılsız inançlılar) topluluğunu hakikate erdirmez!

    Ali Bulaç

    Bu, gerektiği gibi şahidliği yapmalarına veya yeminlerinden sonra yeminlerin reddedilmesinden korkmalarına daha yakındır. Allah'tan korkup sakının ve dinleyin. Allah, fasıklar topluluğunu hidayete erdirmez.

    Ali Özek ve heyeti

    Bu (usul), şahitliği gerektiği şekilde yapmaya, yahut yeminlerinden sonra, yeminlerin (mirasçılar tarafından) reddedilmesinden korkmalarına (çekinmelerine çare olarak) daha uygundur. Allah'tan korkun ve (O'nu) dinleyin. Allah, yoldan çıkmış (fâsık) lar topluluğuna hidâyet etmez (onları doğru yola iletmez).

    Ali Rıza Safa

    İşte bu, gerektiği biçimde tanıklık etmeleri ve yeminlerinden sonra yeminlerinin kabul edilmeyeceğinden korkmaları için daha uygundur. Allah'a yönelik sorumluluk bilinci taşıyın ve kulak verin. Çünkü Allah, yoldan çıkmış bir toplumu doğru yola eriştirmez.

    Bayraktar Bayraklı

    Bu usul, şahitliği gerektiği şekilde yapmaya, yahut yeminlerinden sonra yeminlerin mirasçılar tarafından reddedilmesinden korkmalarına çare olarak daha uygundur. Allah'tan sakınınız ve O'nu dinleyiniz. Allah fasıklar topluluğuna rehberlik etmez.

    Edip Yüksel

    Bu uygulama, tanıklığı gereği gibi yapmalarını ve yemin ettikten sonra yeminlerinin reddedilmesinden korkmalarını sağlamak içindir. ALLAH'ı sayın ve dinleyin. ALLAH yoldan iyice çıkmış topluluğu doğru yola iletmez.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Bu uygulama, tanıklığı gereği gibi yapmalarını ve yemin ettikten sonra yeminlerinin reddedilmesinden korkmalarını sağlamak içindir. ALLAH'ı sayın ve dinleyin. ALLAH yoldan iyice çıkmış topluluğu doğru yola iletmez.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    İşte bu, şahitliği gerektiği gibi yapmalarına veya yeminlerinden sonra, yeminlerinin kabul edilmemesinden korkmalarına en yakın bir çaredir. Allah'tan korkun ve söyleneni iyi dinleyin! Çünkü Allah fasıklar topluluğunu doğru yola çıkarmaz.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    bu işte şehadeti olduğu gibi eda etmelerine veya yeminlerinden sonra yeminlerinin reddedilmesinden korkmalarına en yakın bir çaredir, Allahdan korkun ve eyi dinleyin, çünkü Allah fasıklar güruhunu doğru yola çıkarmaz

    Erhan Aktaş

    İşte bu, tanıklığın tam anlamıyla yerine getirilmesi; yoksa yeminden sonra yeminlerinin başkalarının yeminleriyle geri çevrilmesinden korkulması bakımından daha uygundur. Allah için takvalı olun ve dinleyin. Allah, fasık olan toplumu doğru yola iletmez.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    İşte bu, tanıklığın tam anlamıyla yerine getirilmesi; yoksa yeminden sonra yeminlerinin başkalarının yeminleriyle geri çevrilmesinden korkulması bakımından daha uygundur. Allah için takvalı olun ve dinleyin. Allah, fasık olan toplumu doğru yola iletmez.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    İşte bu, tanıklığın tam anlamıyla yerine getirilmesi; yoksa yeminden sonra yeminlerinin başkalarının yeminleriyle geri çevrilmesinden korkulması bakımından daha uygundur. Allah için takvalı dipnot 1 olun ve dinleyin. Allah, fasık olan toplumu doğru yola iletmez.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Korunma; Allah'ın buyruklarına içtenlikle uyarak; o buyruklarla, kötü ve zararlı şeylere karşı kendisini korumaya, güvenceye almak.

    Gültekin Onan

    Bu, gerektiği gibi şahidliği yapmalarına veya yeminlerinden sonra yeminlerin reddedilmesinden korkmalarına daha yakındır. Tanrı'dan korkup sakının ve dinleyin. Tanrı, fasıklar kavmini hidayete erdirmez.

    Hasan Basri Çantay

    (Yeminin mirasçılara reddi hakkındaki) bu (huküm) şahidliği (üstünüze aldığınız) vech ile (dosdoğru) ifa etmelerine, yahud yeminlerinden sonra yeminlerin (mirasçılara tevcih ve) reddedileceğinden korkmalarına daha yakındır. Allahdan korkun, (emirlerini) dinleyin. Allah, faasıklar güruhunu muvaffak etmez.

    İbni Kesir

    Bu, şehadeti gereği gibi yapmalarına veya yeminden sonra yeminlerinin reddedileceğinden korkmalarına daha yakındır. Allah'tan korkun ve dinleyin. Allah fasıklar güruhunu hidayete erdirmez.

    Mehmet Alagaş

    (106-108) Ey iman edenler, aranızdan birine ölüm hazırlığı, vasiyet vakti geldiğinde aranızdan iki adet denklemeyi / adaleti bilen kişi ile aranızda şahitlik edin, eğer yeryüzünde yolculuktaysanız sizin dışınızdaki birilerinden iki kişiyi şahit edinin, ölüm musibeti size nasip olursa, namazdan sonrasına kadar şahitleri alıkoyun, eğer kuşkulanırsanız, her ikisine de Allah adına yemin ettirin, “ akrabalarımız dahi olsalar şahitliği az bir pahaya satmayız, Allah’ın şahitliğini ağızımızda saklamayız muhakkak ki biz günah karlardan oluruz” yeminini etsinler, bu ikisinin günah gerçekleştirdikleri anlaşılırsa, bunların aleyhine olan taraftan diğer iki kişi kalkar ikisinin yerine geçer ve Allah için şöyle yemin ederler, “bizim şahitliğimiz onlarınkinden daha gerçektir, herhang i bir şekilde haksızlık etmedik, aksi durumda muhakkak ki biz zalimlerdeniz” derler. Bu (mağdurlar arasından iki şahit belirlemek) şahitliğin aslına uygun yapılmasına daha yakın olan çaredir / yoldur yahut yemin etmelerinin sonrasında yeminlerinin reddedilmesi korkusunu gideren bir çaredir, Allah’tan sakının ve işitin, Allah yoldan çıkan kavmi yola iletmez.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Bu, (hüküm), şahitliği gerektiği şekilde yapmaya, yahut yeminlerinden sonra, yeminlerin (mirasçılar tarafından) reddedilmesinden korkmalarına (çekinmelerine çare olarak) daha uygundur. Allah’a karşı gelmekten sakının ve dinleyin. Allah, fasık toplumu doğruya iletmez.

    Süleyman Ateş

    Şahidliği gereği gibi yapmalarına, yahut yemin(etme)lerinden sonra yeminlerin(in) reddedilmesinden korkmalarına en uygun olan budur. Allah'tan korkun ve iyi dinleyin: Allah, yoldan çıkan topluluğu doğru yola iletmez.

    Süleymaniye Vakfı

    Şahitliği gereği gibi yapmalarının en alt seviyesi budur dipnot 1 . Şahitlerde, yeminlerinin başka yeminlerle çürütülmesi korkusunun oluşmaması (böylece doğru şahitlik yapmaları) için en uygun olan da budur. Siz, Allah'a karşı yanlış yapmaktan sakının ve bu söylenenlere kulak verin. Allah, yoldan çıkan topluluğu yola getirmez.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Kadın erkek ayrımı olmadan güvenilir iki şahit, şahitliğin temel ölçüsüdür (Bakara 2/282).

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Böylesi gereği gibi şahitlik için yeterli, yeminlerinin daha sonra başka yeminlerle reddedilmesi korkularını iyice azaltmak için uygun olur. Siz, Allah'tan çekinin ve dinleyin. Allah, yoldan çıkan fasıklar topluluğunu yola getirmez.

    Şaban Britch

    Bu, (hüküm) şahitliği doğru bir şekilde ifa etmeleri ya da yeminlerinden sonra yeminlerinin kabul edilmemesinden korkmalarını daha iyi yakındır. Allah’tan sakının/takvalı olun ve kulak verin. Allah, fasık topluma hidayet etmez.

    Şaban Piriş

    Bu, (hüküm) şahitliği doğru bir şekilde ifa etmeleri ya da yeminlerinden sonra yeminlerinin kabul edilmemesinden korkmalarını daha iyi sağlar. Allah'tan korkun ve dinleyin. Allah, fasık topluma yol göstermez.

    Yaşar Nuri Öztürk

    İşte bu yol, tanıklığı gereğince yerine getirmelerine, yemin etmelerinden sonra yeminlerinin reddedileceğinden korkmalarına en yarayışlı olandır. Allah'tan korkun ve söylenene kulak verin. Allah, sapıklar topluluğunu doğruya ve güzele kılavuzlamaz.

Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. Öntanımlı açık dört meal öncelik sırasına göredir; listeden hepsi açılabilir.