Mâide suresi · 109–120. ayetler

Kıyamet günü Îsâ'ya sorulan ve gökten inen sofra

Bu bölümün ayetleri 4 mealde yan yana açılıyor; yukarıdaki listeden 27 Türkçe mealin herhangi birini açıp kapatabilirsiniz. Aralarındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz.

Hangi mealler görünsün? 4 / 27 açık

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir bölüme geçince öntanımlıya döner. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

  1. Mâide suresi, 109. ayet — bütün mealleriyle aç

    Mâide suresi, 109. ayet. يَوْمَ يَجْمَعُ ٱللَّهُ ٱلرُّسُلَ فَيَقُولُ مَاذَآ أُجِبْتُمْ قَالُوا۟ لَا عِلْمَ لَنَآ إِنَّكَ أَنتَ عَلَّٰمُ ٱلْغُيُوبِ

    Diyanet İşleri

    Allah'ın, peygamberleri toplayıp "siz(den sonra davetiniz)e ne derece uyuldu?" diyeceği, onların da, "Bizim hiçbir bilgimiz yok. Gaybleri hakkıyla bilen ancak sensin" diyecekleri günü hatırlayın.

    Mehmet Okuyan

    Allah'ın elçileri toplayıp da "Size ne cevap verildi?" dediği gün dipnot 1 "Bizim hiçbir bilgimiz yok; şüphesiz ki gizlilikleri bilen ancak sensin sen" dipnot 2 demiş (olacaklar)dır. dipnot 3

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      A‘râf 7:6'da "bütün peygamberlerin ve ümmetlerinin", Sebe' 34:40-41'de ise "meleklerin" sorgulanacağından söz edilmektedir. Hem peygamberlerin hem de meleklerin sorgulanması, elbette onların cezalandırılması anlamında değil, peygamberleri ve melekleri günahlarına sebep gören insanları rezil ve deşifre etmek içindir. Zira peygamberlerin ilâhî huzurda korkudan uzak olacakları ayet ile sabittir. Bu konuda bkz. Neml 27:10.
    2. metne dön, dipnot 2
      Benzer mesajlar: Mâide 5:116; Tevbe 9:78; Sebe' 34:48.
    3. metne dön, dipnot 3
      Bu ayet peygamberlerin kendilerinden sonrasıyla ilgili bilgileri olmadığının delilidir.

    Mustafa İslamoğlu

    Allah bütün peygamberleri topladığı gün, onlara "Size ne cevap verildi?" deye soracak. Onlar, "Bizim bir bilgimiz yok, yaratılmışların idrakini aşan her şeyi tümüyle bilen yalnız Sensin!" diyecekler.

    Muhammed Esed

    Allah'ın bütün peygamberleri toplayıp onlara, "Size ne cevap verildi?" diye soracağı gün onlar, "Bizim bir bilgimiz yok: Yalnız Sensin yaratılmışların idrakini aşan her şeyi tümüyle bilen!" diyecekler.

    Ahmed Hulusi

    Allah, Rasulleri cem edeceği süreçte (Onlara sorar): "Size nasıl icabet edildi?", "Hiçbir bilgimiz yok! Kesinlikle gaybları bilen yalnız sensin" derler.

    Ali Bulaç

    Allah, elçileri toplayacağı gün, şöyle diyecek: "Size verilen cevap nedir?" Onlar da: "Bizim bilgimiz yoktur; şüphesiz görünmeyenleri (gaybleri) bilen Sen'sin Sen."

    Ali Özek ve heyeti

    Allah'ın peygamberleri toplayıp da «Size ne cevap verildi» dediği gün, «Bizim hiçbir bilgimiz yok, şüphesiz gizlilikleri hakkıyla bilen ancak sensin» diyeceklerdir.

    Ali Rıza Safa

    Allah, elçileri topladığı gün, şöyle diyecek: "Size, ne yanıt verildi?" "Bizim bilgimiz yok. Kuşkusuz, gizli gerçekleri bilen, yalnızca Sensin, Sen!"

    Bayraktar Bayraklı

    Allah, peygamberleri bir araya getirip de, "Size ne cevap verildi?" dediği gün, "Bizim hiçbir bilgimiz yok; gizlilikleri hakkı ile bilen ancak sensin" diyeceklerdir.

    Edip Yüksel

    ALLAH elçileri topladığı gün: "Size ne cevap verildi" der. "Bir bilgimiz yok. Gizemleri sen bilirsin" derler. dipnot 1

    Edip Yüksel — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      * Muhammed peygamberin kendilerine şefaat ederek Tanrı'dan kurtaracaklarına inananlar bu ayete ne der? İsa'yı veya Muhammed peygamberi, ölmeyen, her şeyi gören ve her şeyi bilen olarak kabul edenler ahiret gününde onlarla karşılaştırıldıklarında putlaştırdıkları elçiler tarafından reddedileceklerdir (25:30). * Ayrıca bak 2:48.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    ALLAH elçileri topladığı gün: 'Size ne cevap verildi,' der. 'Bir bilgimiz yok. Gizemleri sen bilirsin,' derler.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Allah bütün Resulleri toplayacağı o günde: "Size ne cevap verildi." diye soracak. Onlar da: "Bizim bir bilgimiz yok, gizli olanları bilen ancak Sensin Sen!" diyecekler.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    O gün ki Allah bütün Resulleri toplayacak da "size ne cevab verildi?" buyuracak; "bizde ilim yok, sensin allamülguyub sen" diyecekler

    Erhan Aktaş

    Allah, Resulleri topladığı gün, "Nasıl karşılandınız der?" "Bizim bir bilgimiz yok, doğrusu gaybleri dipnot 1 bilen ancak Sen'sin." derler.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Yaratılmış varlıkların idraklerini aşan, gizli, görünmeyen, bilinmez olan ve duyularla kavranamayan şeyler. Gelecekte olacak şeyler. Ahiret hayatına dair bilgiler.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Allah, resulleri topladığı gün, "Nasıl karşılandınız der?" "Bizim bir bilgimiz yok, doğrusu gaybleri dipnot 1 bilen ancak Sen'sin." derler.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Ebedi hayata dair verilen bilgiler. Gizli, görünmeyen, bilinemeyen, algılanamayan, gelecekte olacak şeyler.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Allah, rasulleri topladığı gün, "Nasıl karşılandınız der?" "Bizim bir bilgimiz yok, doğrusu gayibleri dipnot 1 bilen ancak Sen'sin." derler.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Gizli, görünmeyen, bilinmez olan, algılanamayan, gelecekte olacak şeyler, geleceğe dair bilgiler.

    Gültekin Onan

    Tanrı, elçileri toplayacağı gün şöyle diyecek: "Size verilen cevap nedir?" Onlar da: "Bizim bilgimiz yoktur; şüphesiz gaybleri bilen sensin, sen" derler.

    Hasan Basri Çantay

    O günde ki Allah bütün peygamberleri toplayıb da: "Size verilen o cevab nedir?" diyecek, onlar da: "Bizim hiç bir bilgimiz yok. Şübhesiz ğaybları hakkıyle bilen Sensin Sen" diyeceklerdir.

    İbni Kesir

    Allah, Rasulleri topladığı gün şöyle buyurur; Size ne cevab verildi? Onlar da: Bizim bir bildiğimiz yoktur, doğrusu gaybları bilen Sensin Sen, derler.

    Mehmet Alagaş

    (109-110) Allah resulleri bir araya getirdiği gün der ki size ne cevap verildi? Derler ki, bir bilgimiz yok, muhakkak ki sen gaybleri / bize gizlenmiş olanları en iyi bilensin, O vakit Allah Ey Meryem oğlu İsa senin ve annenin / validenin üzerindeki nimetlerimi hatırlayıp söyle dedi, seni kutsal ruh ile desteklemedik mi? Beşikteyken ve yetişkinken insanlarla konuştun, bir vakit te sana kitabı, gerekçeleri / hikmeti, Tevrat’ı, ve İncil’i öğrettim, bir vakit te iznimle balçıktan kuş görünümünde bir şey yaratıyordun, o nun içine üflüyordun, o da iznimle uçan kuş oluyordu, anadan doğma körü, vücudunda beyazlıklar olan alacayı iznimle iyi ediyordun, iznimle ölüleri dışarı çıkarıyordun, İsrail oğullarını senden savmıştım, onlara açıklamalarla gelmiştin, onlardan kafir olanlar dediler ki, bu ancak ve ancak apaçık bir büyüdür / s ihirdir / etkileme sanatıdır.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Allah peygamberleri toplayacağı gün: “Size ne cevap verildi?” buyuracak, onlar da: “Bizim hiçbir bilgimiz yok. Şüphesiz gaybları çok iyi bilen ancak sensin.” diyecekler.

    Süleyman Ateş

    Allah, Elçileri toplayacağı gün: "Size ne cevap verildi?" der. "Bizim bilgimiz yok, derler, gizlileri bilen yalnız sensin, sen!"

    Süleymaniye Vakfı

    Allah, elçilerini topladığı günde onlara "Size ne cevap verildi?" diye soracak, onlar da "Bizim bu konuda bir bilgimiz yok. Bütün gaybı /her şeyin iç yüzünü dipnot 1 bilen sensin!" diyeceklerdir.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      İman kalp ile tasdik olduğundan çağrılarına cevap verenlerin ne derece samimi olduklarını yalnız Allah bilir.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Allah, elçilerini bir araya toplayacağı gün onlara: "Nasıl karşılandınız?" diye soracak, onlar da "Bizde bir bilgi olmaz; bütün gaybı (her şeyin içyüzünü) dipnot 1 sen bilirsin" diyeceklerdir.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      İman kalp ile tasdik olduğundan çağrılarına cevap verenlerin ne derece samimi olduklarını yalnız Allah bilir.

    Şaban Britch

    Allah peygamberlerini topladığı gün: "Size ne cevap verildi?" der. Onlar da derler ki: Bizim bir bilgimiz yoktur, gaybları en iyi bilen sadece sensin!

    Şaban Piriş

    Bir gün Allah, Resulleri bir araya getirir ve Onlara: -Size ne cevap verildi der. Onlar da derler ki: -Bizim bir bilgimiz yoktur, gaybları en iyi bilen sadece sensin!

    Yaşar Nuri Öztürk

    Allah, resulleri bir araya getireceği gün şöyle der: "Size ne cevap verildi?" Şöyle derler: "Hiçbir bilgimiz yok. Gaybları en iyi biçimde bilen sensin, sen!"

  2. Mâide suresi, 110. ayet — bütün mealleriyle aç

    Mâide suresi, 110. ayet. إِذْ قَالَ ٱللَّهُ يَٰعِيسَى ٱبْنَ مَرْيَمَ ٱذْكُرْ نِعْمَتِى عَلَيْكَ وَعَلَىٰ وَٰلِدَتِكَ إِذْ أَيَّدتُّكَ بِرُوحِ ٱلْقُدُسِ تُكَلِّمُ ٱلنَّاسَ فِى ٱلْمَهْدِ وَكَهْلًا وَإِذْ عَلَّمْتُكَ ٱلْكِتَٰبَ وَٱلْحِكْمَةَ وَٱلتَّوْرَىٰةَ وَٱلْإِنجِيلَ وَإِذْ تَخْلُقُ مِنَ ٱلطِّينِ كَهَيْـَٔةِ ٱلطَّيْرِ بِإِذْنِى فَتَنفُخُ فِيهَا فَتَكُونُ طَيْرًۢا بِإِذْنِى وَتُبْرِئُ ٱلْأَكْمَهَ وَٱلْأَبْرَصَ بِإِذْنِى وَإِذْ تُخْرِجُ ٱلْمَوْتَىٰ بِإِذْنِى وَإِذْ كَفَفْتُ بَنِىٓ إِسْرَٰٓءِيلَ عَنكَ إِذْ جِئْتَهُم بِٱلْبَيِّنَٰتِ فَقَالَ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ مِنْهُمْ إِنْ هَٰذَآ إِلَّا سِحْرٌ مُّبِينٌ

    Diyanet İşleri

    O gün Allah, şöyle diyecek: "Ey Meryem oğlu İsa! Senin üzerindeki ve annen üzerindeki nimetimi düşün. Hani, seni Ruhu'l-Kudüs (Cebrail) ile desteklemiştim. Beşikte iken de, yetişkin iken de insanlara konuşuyordun. Hani, sana kitabı, hikmeti, Tevrat'ı, İncil'i de öğretmiştim. Hani iznimle çamurdan kuş şekline benzer bir şey yapıyordun da içine üflüyordun, benim iznimle hemen bir kuş oluyordu. Yine benim iznimle doğuştan körü ve alacalıyı iyileştiriyordun. Hani benim iznimle ölüleri de (hayata) çıkarıyordun. Hani sen, İsrailoğullarına açık mucizeler getirdiğin zaman, ben seni onlardan kurtarmıştım da onlardan inkar edenler, "Bu, ancak açık bir büyüdür" demişlerdi.

    Mehmet Okuyan

    Allah o zaman şöyle diyecektir: "Ey Meryem oğlu İsa! Sana ve annene (verdiğim) nimet(ler)imi hatırla! Hani seni Kutsal Ruh (Cebrail) ile desteklemiştim; sen beşikteyken de yetişkin çağında da insanlarla konuşuyordun. dipnot 1 Sana Kitab'ı (okuyup yazmayı), hikmeti (doğru hüküm verme yeteneğini), Tevrat'ı ve İncil'i öğretmiştim. Benim iznimle çamurdan bir kuşun benzeri gibi (sûret) yapıyordun da ona üflüyordun; o da benim iznimle hemen bir kuş oluyordu. Benim iznimle körü ve alacalıyı iyileştiriyordun. Benim iznimle ölüleri (hayata) çıkarıyordun. dipnot 2 Hani İsrailoğullarını (seni öldürmekten) engellemiştim. Kendilerine apaçık deliller getirdiğin zaman içlerinden kâfir olanlar "Bu, apaçık bir büyüden başka bir şey değildir!" demişlerdi. dipnot 3

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Benzer mesajlar: Al-i İmrân 3:46; Meryem 19:29.
    2. metne dön, dipnot 2
      Bu mesaj Al-i İmrân 3:49. ayetle birlikte okunmalıdır.
    3. metne dön, dipnot 3
      İsrailoğullarından olan inkarcılar Hz. İsa ile ilgili bu sıra dışı olaylara "apaçık büyü" diyerek, imanı değil, mucize türünden olaylara karşı inkarı tercih ettiklerini göstermişlerdir. Esasında hem burada hem de Al-i İmrân 3:49'da ele alınan bu hususların tam olarak nasıl yorumlanması gerektiği konusunda kesin sözler söylemekten kaçındığımızı belirtmeliyiz.

    Mustafa İslamoğlu

    İşte o zaman Allah diyecek ki: "Ey Meryem oğlu İsa: sana ve annene bahşettiğim nimetimi hatırla! Hani, seni Kutsal Ruh ile desteklemiştim; insanlarla beşikte iken de erişkin iken de konuşuyordun! Hani, Ben sana vahyi ve hikmeti; yani Tevrat ve İncil'i talim ettirmiştim! Hani sen Benim iznimle çamurdan kuş maketi yapıyor, ona üflüyor ve o da Benim iznimle kuş oluveriyordu. Ve nasıl iznimle körleri ve cüzzamlıları iyileştiriyor ve yine iznimle ölüleri ayağa kaldırıyordun! Hani sen İsrailoğullarına hakikatin bütün delilleriyle; yani onlardan nankörlükte ısrar edenler "Bu sihirden başka bir şey değildir" dedikleri zaman, sana zarar vermelerine mani olmuştum!

    Muhammed Esed

    İşte o zaman Allah şöyle diyecek: "Ey İsa, ey Meryem oğlu! Hatırla sana ve annene bağışladığım nimetleri, seni nasıl Kutsal Ruh ile güçlendirerek insanlarla beşikte iken ve yetişkin bir adam olarak konuşmanı sağladığımı; ve nasıl sana Tevratı ve İncili ihtiva eden vahiy ve hikmeti öğrettiğimi; nasıl Benim iznimle çamurdan, (sana uyanların) kaderini şekillendirdiğini ve sonra bunun Benim iznimle (onların) kaderi olabilmesi için ona üflediğini; ve nasıl iznimle körleri ve cüzamlıları iyileştirdiğini ve ölüyü ayağa kaldırdığını; sen İsrailoğullarına hakikatin bütün kanıtları ile geldiğinde ve onlardan hakikati inkara şartlanmış olanların, "Bu aldatmacadan başka bir şey değildir!" dedikleri zaman onların sana zarar vermelerine nasıl mani olduğumu.

    Ahmed Hulusi

    Hani Allah şöyle dedi: "Ey Meryemoğlu İsa! Senin ve annenin üzerindeki nimetimi an. . . Hani seni, varlığında açığa çıkan Ruh-ül Kuds kuvvesi ile teyit etmiştim. . . Beşikte iken de, yetişkin iken de insanlarla konuşuyordun. . . Hani sana Kitabı, Hikmeti, Tevrat'ı ve İncil'i talim etmiştim (bunlardaki ilmi, bilincinde açığa çıkarmıştım). . . Hani Bi-izni (iznimle) balçıktan kuş şeklinde yaratıyor, onun içinde nefhediyordun da Bi-izni (iznimle) bir kuş oluyordu! Anadan doğma köre ve cüzzamlıya benim iznimle şifa veriyordun. . . Hani ölüleri benim iznimle hayata çıkarıyordun. . . Hani İsrailoğullarını senden engellemiştim! Hani sen kendilerine delillerle gelmiştin de, onlardan hakikat bilgisini inkar edenler şöyle demişti: 'Bu, apaçık bir sihirden başka bir şey değil!'"

    Ali Bulaç

    Allah şöyle diyecek: "Ey Meryemoğlu İsa, sana ve annene olan nimetimi hatırla. Ben seni Ruhu'l-Kudüs ile destekledim, beşikte iken de, yetişkin iken de insanlarla konuşuyordun. Sana kitabı, hikmeti, Tevrat'ı ve İncil'i öğrettim. İznimle çamurdan kuş biçiminde (bir şeyi) oluşturuyordun da (yine) iznimle ona üfürdüğünde bir kuş oluveriyordu. Doğuştan kör olanı, alacalıyı iznimle iyileştiriyordun, (yine) benim iznimle ölüleri (hayata) çıkarıyordun. İsrailoğullarına apaçık belgelerle geldiğinde onlardan inkara sapanlar, "Şüphesiz bu apaçık bir sihirdir" demişlerdi (de) İsrailoğullarını senden geri püskürtmüştüm."

    Ali Özek ve heyeti

    Allah o zaman şöyle diyecek: «Ey Meryem Oğlu İsâ! Sana ve annene (verdiğim) nimetimi hatırla! Hani seni mukaddes rûh (Cebrail) ile desteklemiştim; (bu sayede) sen beşikte iken de yetişkin çağında da insanlarla konuşuyordun. Sana kitabı (okuyup yazmayı), hikmeti, Tevrat ve İncil'i öğretmiştim. Benim iznimle çamurdan, kuş şeklinde bir şey yapıyordun da ona üflüyordun, hemen benim iznimle o bir kuş oluyordu. Yine benim iznimle anadan doğma körü ve alacalıyı iyileştiriyordun. Ölüleri benim iznimle (hayata) çıkarıyordun. Hani İsrailoğullarını (seni öldürmekten) engellemiştim; kendilerine apaçık deliller (mucizeler) getirdiğin zaman içlerinden inkâr edenler, «Bu, apaçık bir sihirden başka bir şey değildir» demişlerdi.

    Ali Rıza Safa

    Allah, şöyle demişti: "Ey Meryem Oğlu İsa! Sana ve annene olan nimetimi hatırla; Kutsal Ruh ile seni güçlendirmiştim. Hem beşikteyken hem de yetişkinliğinde insanlarla konuşuyordun. Sana, hem Kitap'ı hem bilgeliği hem de Tevrat'ı ve İncil'i öğrettim. Benim iznimle, çamurdan kuş biçiminde bir şey yapıyordun; ona üflediğinde de Benim iznimle kuş oluyordu. Benim iznimle, doğuştan körleri ve cüzzamlıları iyileştiriyordun. Benim iznimle, ölüleri çıkarıyordun. Açık kanıtlarla onlara geldiğinde, İsrailoğullarını, senden uzaklaştırmıştım!" Onların nankörlük edenleri, şöyle dediler: "Aslında, apaçık bir büyüden başka bir şey değil bu!" dipnot 110

    Ali Rıza Safa — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 110
      İsa peygamberin insanları iyileştirmesi ve ölülere yeniden yaşam vermesi, İncil ayetlerinde, şöyle yazılıdır:
      Matta 9:35 — Yeni Ahit, Matta; alıntıyı aç

      Yeni Ahit · Matta 9:35

      İsa bütün kent ve köyleri dolaşarak havralarda öğretiyor, göksel egemenliğin Müjdesini duyuruyor, her hastalığı, her illeti iyileştiriyordu.

      Kutsal Kitap (Yeni Çeviri) — Kitab-ı Mukaddes Şirketi · Yeni Yaşam Yayınları. tam metin

      ; "İsa, tüm kent ve köyleri dolaşarak havralarda öğretiyor, göksel egemenliğin müjdesini duyuruyor; her türlü hastalığı ve güçsüzlüğü iyileştiriyordu."
      Luka 8:52-55 — Yeni Ahit, Luka; alıntıyı aç

      Yeni Ahit · Luka 8:52

      Herkes kız için ağlıyor, dövünüyordu. İsa, “Ağlamayın” dedi, “Kız ölmedi, uyuyor.”

      Kutsal Kitap (Yeni Çeviri) — Kitab-ı Mukaddes Şirketi · Yeni Yaşam Yayınları. tam metin

      ; "Herkes kız için ağlıyor, dövünüyordu. İsa: ‘Ağlamayın! Kız ölmedi; uyuyor.' dedi. Kızın öldüğünü bildikleri için İsa'yla alay ettiler. O ise kızın elini tutarak ‘Kızım, kalk!' diye seslendi. Ruhu yeniden bedenine dönen kız hemen ayağa kalktı."

    Bayraktar Bayraklı

    Allah o zaman şöyle diyecek: "Ey Meryem oğlu İsa! Sana ve annene verdiğim nimetimi hatırla! Hani seni mukaddes ruh/Cebrail ile desteklemiştim; bu sayede sen beşikte iken yetişkin çağdaki insanlarla konuşuyordun. Sana kitabı okuyup yazmayı, hikmeti, Tevrat ve İncil'i öğretmiştim. Benim iznimle çamurdan kuş şeklinde bir şey yapıyordun da ona üflüyordun, hemen benim iznimle o bir kuş oluyordu. Yine benim iznimle anadan doğma körü ve alacalıyı iyileştiriyordun. Ölüleri benim iznimle hayata getiriyordun. Hani İsrailoğulları'nı seni öldürmekten engellemiştim; kendilerine apaçık deliller, mucizeler getirdiğin zaman, içlerinden inkar edenler, 'Bu apaçık bir sihirden başka bir şey değildir' demişlerdi."

    Edip Yüksel

    ALLAH diyecek ki: Ey Meryem oğlu İsa, sana ve annene bağışladığım nimetimi hatırla. Seni Kutsal Ruh ile desteklemiştim; böylece beşikteyken de yetişkin iken de halkla konuşuyordun. Sana kitabı, bilgeliği, Tevrat'ı ve İncil'i öğretmiştim. İznimle balçıktan kuş heykeli yaratıyordun ve ona üfleyince de iznimle kuş oluveriyordu. Körü ve cüzzamlıyı iznimle iyileştiriyordun. Yine benim iznimle ölüleri diriltiyordun. İsrail oğullarına apaçık kanıtlar götürmene rağmen, içlerindeki inkarcılar, "Bu apaçık bir büyüden başka bir şey değil" demişlerdi de seni onlardan kurtarmıştım.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    ALLAH diyecek ki: Ey Meryem oğlu İsa, sana ve annene bağışladığım nimetimi hatırla. Seni Kutsal Ruh ile desteklemiştim; böylece beşikteyken de yetişkin iken de halkla konuşuyordun. Sana kitabı, bilgeliği, Tevratı ve İncili öğretmiştim. İznimle balçıktan kuş heykeli yaratıyordun ve ona üfleyince de iznimle kuş oluveriyordu. Körü ve cüzzamlıyı iznimle iyileştiriyordun. Yine benim iznimle ölüleri diriltiyordun. İsrail oğullarına apaçık kanıtlar götürmene rağmen, içlerindeki inkarcılar, 'Bu apaçık bir büyüden başka bir şey değil,' demişlerdi de seni onlardan kurtarmıştım.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Allah o günde şöyle buyuracak: "Ey Meryem oğlu İsa, sana ve anana olan nimetimi düşün; hani seni Cebrail ile destekledim, insanlarla hem beşikte hem de yetişkin iken konuşuyordun; sana yazı yazmayı, hikmeti, Tevrat'ı ve İncil'i öğrettim. Hani Benim iznimle çamurdan kuş biçiminde birşey yapıyordun, içine üflüyordun da Benim iznim ile bir kuş oluveriyordu; anadan doğma körü ve abraşlıyı Benim iznimle iyi ediyordun; hani ölüleri Benim iznimle diriltiyordun ve hani İsrailoğullarına açık delillerle geldiğinde, onlardan inkar edenler: "Bu apaçık bir büyüden başka birşey değildir." demişlerdi de, seni onlardan kurtarmıştım.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Allah buyurduğu vakıt: ya Isa ibni Meryem sana ve validene olan ni'metimi düşün, hani seni ruhulkudüs ile müeyyed kıldım, nasa kelam söyleyordun hem beşikte hem yetişkin iken ve hani sana kitabet, hikmet, Tevrat ve İncil öğrettim ve hani benim iznimle çamurdan kuş biçimi gibi taslayordun, içine üfleyordun da benim iznimle bir kuş oluveriyordu, hem anadan doğma a'mayı ve abraşi benim iznimle iyi ediyordun ve hani ölüleri benim iznimle hayata çıkarıyordun ve hani senden Beni İsraili def' etmiştim, o vakıt ki onlara o açık mu'cizeleri getirmiştin de içlerinden kafirlik edenler şöyle demişti: bu apaçık bir sihirden başka bir şey değil.

    Erhan Aktaş

    Allah, "Ey Meryem Oğlu İsa! Senin ve annenin üzerinde olan nimetimi hatırla." Hani seni Kudus'un Ruhu dipnot 1 ile desteklemiştim, insanlarla beşikte dipnot 2 ve yetişkinlikte konuşuyordun. Ve hani sana Kitap'ı, Hikmet'i, Tevrat'ı ve İncil'i öğrettim. Ve hani Ben'im iznimle dipnot 3 çamurdan kuş şeklinde bir şey tasarlıyordun ve ona üflüyordun, Ben'im iznimle hemen kuş oluyordu; kör olarak doğanı ve abrası dipnot 4 Ben'im iznimle iyileştiriyordun. Hani Ben'im iznimle ölüleri dipnot 5 çıkarıyordun. Hani İsrailoğullarını senden uzaklaştırdım. Hani onlara apaçık beyyinelerle dipnot 6 geldiğinde, onlardan Kafir olanlar, "Bu apaçık bir sihirden başka bir şey değildir." dediler.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Allah'ın Ruhu ile. Ruhu'l Kudus, "Ruh" ve "Kudus" kelimelerinden bir araya gelmiş belirtili isim tamlamasıdır; "Kudusun Ruhu" demektir. Sıfat tamlaması olarak, "Kutsal Ruh" diye anlam verilmesi doğru değildir. Kur'an'da dört yerde geçmektedir. Ruhu'l Kudus" tamlaması, "Allah'ın ruhu, Allah'ın vahyi, Allah'tan gelen bilgi anlamlarına gelmektedir. Ruh Kelimesi; Kur'an'da, Kelime anlamı olan, "can", "vücuda hayat veren cevher" anlamının yanı sıra "insanın ve toplumların hayatını diri, sağlıklı kılan vahiy" anlamında da kullanılmaktadır. Kur'an'da geçen Ruhu'l-Kudus ifadesi "Vahiy, Allah'tan gelen temiz, sağlam bilgiler" demektir." Ruhu'l Kudus ifadesinin geçtiği ayetler: 2: 87, 253; 5:110; 59:23.
    2. metne dön, dipnot 2
      Hz. İsa'nın beşikte konuşması gerçektir. Bunu başka türlü açıklamak ayete açıkça muhalefettir. 19: 21. ayette de denildiği gibi bu olay bir mucizedir. Hz. İsa'nın beşikte iken konuştuğunu hiçbir yoruma gerek kalmayacak açıklıkta başka ayetler de bildirmektedir 3:46: "O, beşikte de yetişkinliğinde de insanlarla konuşacak. O, salihlerden olacaktır." Ve 19:29, 30, 31. ayetler.
    3. metne dön, dipnot 3
      "Allah'ın izni ile", terkibi, "Allah'ın belirlediği ilke ve kurallara göre," Allah'ın bilgisine göre ve bilgisi gereği anlamlarına gelmektedir.
    4. metne dön, dipnot 4
      Alacalıyı.
    5. metne dön, dipnot 5
      Dirilterek çıkarıyordun.
    6. metne dön, dipnot 6
      Kanıt içeren açıklayıcı, açığa çıkarıcı bilgi.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Allah, "Ey Meryem oğlu İsa! Senin ve annenin üzerinde olan nimetimi hatırla." Hani seni Kudus'un Ruhu dipnot 1 ile desteklemiştim, insanlarla beşikte dipnot 2 ve yetişkinlikte konuşuyordun. Ve hani sana Kitap'ı, Hikmet'i, Tevrat'ı ve İncil'i öğrettim. Ve hani Ben'im iznimle dipnot 3 çamurdan kuş şeklinde bir şey tasarlıyordun ve ona üflüyordun, Ben'im iznimle hemen kuş oluyordu; kör olarak doğanı ve abrası dipnot 4 Ben'im iznimle iyileştiriyordun. Hani Ben'im iznimle ölüleri dipnot 5 çıkarıyordun. Hani İsrailoğulları'nı senden uzaklaştırdım. Hani onlara apaçık beyyinelerle dipnot 6 geldiğinde, onlardan Kafir olanlar, "Bu apaçık bir sihirden başka bir şey değildir." dediler.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Ruhu'l Kudus, "Ruh" ve "Kudus" sözcüklerinden oluşan belirtili isim tamlamasıdır; "Kudusun Ruhu" demektir. Sıfat tamlaması olarak, "Kutsal Ruh" diye anlam verilmesi doğru değildir. Kur'an'da dört yerde geçmektedir. Ruhu'l Kudus" tamlaması, "Allah'ın ruhu, Allah'ın vahyi, Allah'tan gelen bilgi anlamına gelmektedir. Ruh sözcüğü; Kur'an'da, sözcük anlamı olan, "can", "vücuda hayat veren cevher" anlamının yanı sıra, "insanı ve toplumları yaşamlarında diri, sağlıklı kılan vahiy" anlamında da kullanılmaktadır. Kur'an'da geçen Ruhu'l-Kudus ifadeleri, "Vahiy, Allah'tan gelen temiz, sağlam bilgiler" demektir." Ruhu'l Kudus ifadelerinin geçtiği ayetler: 2:87, 253; 5:110; 16:102;
    2. metne dön, dipnot 2
      Hz. İsa'nın beşikte konuşması gerçektir. Bunu başka türlü açıklamak ayete açıkça muhalefettir. 19:
    3. metne dön, dipnot 3
      ayette de denildiği gibi bu olay bir mucizedir. Hz. İsa'nın beşikte iken konuştuğunu hiçbir yoruma gerek kalmayacak açıklıkta başka ayetler de bildirmektedir: 3:46: "O, beşikte de yetişkinliğinde de insanlarla konuşacak. O, salihlerden olacaktır." Ve 19:29, 30,
    4. metne dön, dipnot 4
      ayetler.
    5. metne dön, dipnot 5
      "Allah'ın izni ile", terkibi, "Allah'ın belirlediği ilke ve kurallara göre, " Allah'ın bilgisine göre ve bilgisi gereği anlamlarına gelmektedir.
    6. metne dön, dipnot 6
      Alacalıyı.
    7. metne dön, dipnot 7
      Dirilterek çıkarıyordun.
    8. metne dön, dipnot 8
      Kanıt içeren açıklayıcı, açığa çıkarıcı bilgi.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Allah, "Ey Meryem oğlu İsa! Senin ve annenin üzerinde olan nimetimi hatırla." diyecek. Hani seni Kudus'un Ruhu dipnot 1 ile güçlendirdik ki insanlarla beşikte dipnot 2 ve yetişkinlikte konuşuyordun. Ve hani sana Kitap'ı ve Hikmet'i ve Tevrat'ı ve İncil'i öğrettik. Ve hani Ben'im iznimle çamurdan kuş şeklinde bir şey yaratıyordun ve ona üflüyordun, Ben'im iznimle hemen kuş oluyordu; kör olarak doğanı ve abrası dipnot 3 Ben'im iznimle iyileştiriyordun. Hani Ben'im iznimle ölüleri dipnot 4 çıkarıyordun. Hani İsrailoğulları'nı senden uzaklaştırdım. Hani onlara apaçık beyyinelerle dipnot 5 geldiğinde, onlardan kafir olanlar, "Bu apaçık bir sihirden başka bir şey değildir." dediler.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Ruh ve Kudus sözcüklerinden oluşan belirtili isim tamlamasıdır. "Kudus'un Ruhu" demektir. "Kutsal Ruh" olarak, sıfat tamlaması şeklinde anlam verilmesi doğru değildir. İsim tamlaması olarak; Allah'ın Ruhu, Allah'ın vahyi, Allah'tan gelen bilgi anlamına gelmektedir. Ruh sözcüğü; "can", "vücuda hayat veren cevher" demektir. Bu anlamından hareketle, isim tamlaması olarak vahiy sözcüğünün yerine kullanılmıştır. Kur'an'da dört yerde geçen Ruhu'l Kudus isim tamlamasındaki Kudus, Allah; ruh sözcüğü ise, "insana ve topluma hayat veren; düzen vererek onları canlı ve diri tutan, sağlıklı kılan ruh/can" anlamındadır. Bu nedenle çevirilerde, Ruhu'l Kudus'a, "Cebrail" anlamı verilmesi doğru değildir. Ayrıca, 16/Nahl, 102. ayette yer alan "nezzele" fiiline "indirdi" anlamı vermek, gramer olarak yanlıştır. Zira "indirdi" olabilmesi için, sözcüğün, nezzele değil "enzele" olması gerekirdi. Ayette yer alan "nezzelehu Ruhu'l Kudus" ifadesinin anlamı, "Ona birçok vahiy/Ruhu'l Kudus indi." demektir. Ruhu'l Kudus'u, yani vahyi, Allah'ın indirdiği 16/Nahl, 101. ayette açıkça belirtilmektedir. Ruhun, vahiy anlamında kullanıldığına örnek ayet: "O, dereceleri yükseltendir, arşın sahibidir. O, buluşma günü hakkında insanları uyarmak için Kendi buyruğundan olan "ruhu/vahyi" kullarından dilediğine ulaştırır." (40/Mü'min, 15). Ruhu'l Kudus ifadelerinin geçtiği ayetler: 2/Bakara, 87, 253; 5/Maide, 110; 16/Nahl, 102.
    2. metne dön, dipnot 2
      Hz. İsa'nın beşikte konuşması gerçektir. Bunu başka türlü açıklamak ayete açıkça muhaleffettir. 19/Meryem, 21. ayette de denildiği gibi bu olay bir mucizedir. Hz. İsa'nın beşikte iken konuştuğunu hiçbir yoruma gerek kalmayacak açıklıkta başka ayetler de bildirmektedir: 3/Al-i İmran, 46: "O, beşikte de, yetişkinliğinde de insanlarla konuşacak. O, salihlerden olacaktır." Ve 19/Meryem, 29, 30, 31. ayetler.
    3. metne dön, dipnot 3
      Alacalıyı.
    4. metne dön, dipnot 4
      Dirilterek çıkarıyordun.
    5. metne dön, dipnot 5
      Kanıt içeren, açıklayıcı, açığa çıkarıcı bilgi.

    Gültekin Onan

    Tanrı şöyle diyecek "Ey Meryem oğlu İsa, sana ve annene olan nimetimi hatırla. Ben seni Ruhu'l-Kudüs ile destekledim; beşikte iken de, yetişkin iken de insanlarla konuşuyordun. Sana kitabı, hikmeti, Tevrat'ı ve İncil'i öğrettim. İznimle çamurdan kuş biçiminde (bir şeyi) oluşturuyordun da iznimle ona üfürdüğünde bir kuş oluveriyordu. Doğuştan kör olanı ve alacalıyı iznimle iyileştiriyordun. (Yine) Benim iznimle ölüleri (hayata) çıkarıyordun. İsrail oğullarına apaçık belgelerle geldiğinde onlardan küfredenler "Bu apaçık bir büyüden başka bir şey değil" demişlerdi (de) İsrailoğullarını senden geri püskürtmüştüm.

    Hasan Basri Çantay

    Allah o zaman şöyle diyecek: "Ey Meryem oğlu İsa, hem senin üzerindeki, hem ananın üzerindeki (bunca) ni'metimi hatırla. Hani ben seni Cebrail ile desteklemişdim. Beşikde iken de, yetişgin iken de sen insanlara söz söylüyordun. Hani sana kitabı (yazı yazmayı), hikmeti, Tevratı, İncili öğretmişdim. Hani benim iznimle çamırdan bir kuş suretinin benzerini tasarlıyordun, içine üfürüyordun da benim iznimle bir kuş oluveriyordu. Hem anadan doğma körü, abraşı da yine benim iznimle iyi ediyordun. Hani ölüleri benim iznimle (hayaata) çıkarıyordun, hani İsrail oğulları (nın elini) senden çekmişdim (de seni öldürememişlerdi). Kendilerine apaçık mu'cizeler getirdiğin zaman da içlerinden o küfredenler: "Bu, aşikar bir büyüden başkası değildir" demişdi.

    İbni Kesir

    Hani Allah; Ey Meryem oğlu İsa; senin ve ananın üzerindeki nimetimi hatırla, demişti. Hani seni, Ruh'ül-Kudüs ile desteklemiştim. Beşikte iken de, yetişkin iken de insanlar la konuşuyordun. Hani sana; kitabı, hikmeti Tevrat'ı ve İncil'i öğretmiştim. Hani sen; Benim iznimle çamurdan kuş gibi bir şey yapıyordun da içine üflüyordun ve Benim iznimle kuş oluyordu. Hani sen; anadan doğma körü ve abraşı Benim iznimle iyi ediyordun. Hani; ölüleri Benim iznimle diriltiyordun. Ve hani, İsrailoğullarını senden çekmiştim, kendilerine apaçık ayetler getirdiğin zaman içlerinden küfredenler; bu apaçık bir büyüdür, demişti.

    Mehmet Alagaş

    (109-110) Allah resulleri bir araya getirdiği gün der ki size ne cevap verildi? Derler ki, bir bilgimiz yok, muhakkak ki sen gaybleri / bize gizlenmiş olanları en iyi bilensin, O vakit Allah Ey Meryem oğlu İsa senin ve annenin / validenin üzerindeki nimetlerimi hatırlayıp söyle dedi, seni kutsal ruh ile desteklemedik mi? Beşikteyken ve yetişkinken insanlarla konuştun, bir vakit te sana kitabı, gerekçeleri / hikmeti, Tevrat’ı, ve İncil’i öğrettim, bir vakit te iznimle balçıktan kuş görünümünde bir şey yaratıyordun, o nun içine üflüyordun, o da iznimle uçan kuş oluyordu, anadan doğma körü, vücudunda beyazlıklar olan alacayı iznimle iyi ediyordun, iznimle ölüleri dışarı çıkarıyordun, İsrail oğullarını senden savmıştım, onlara açıklamalarla gelmiştin, onlardan kafir olanlar dediler ki, bu ancak ve ancak apaçık bir büyüdür / s ihirdir / etkileme sanatıdır.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Allah o zaman şöyle diyecek: “Ey Meryem oğlu İsâ, senin üzerindeki ve annenin üzerindeki nimetimi hatırla. Hani ben, seni Rûhu’l-Kudüs (Cebrâil) ile desteklemiştim. Beşikteyken de, yetişkin iken de insanlarla konuşuyordun. Hani sana kitabı (yazıyı), hikmeti, Tevrat’ı ve İncil’i de öğretmiştim. Hani benim iznimle çamurdan bir kuş suretine benzer bir şeyi yapıyordun; ona üfürüyordun da iznimle (canlı) bir kuş oluveriyordu. Anadan doğma körü, abrası (alaca hastalığına yakalanmışı) da yine benim iznimle iyi ediyordun. Yine benim iznimle ölüleri (kabirlerinden diri olarak) çıkartıyordun. Ve hani İsrailoğulları'nı kendilerine apaçık mucizelerle geldiğin zamanda senden (zarar vermelerini engelleyerek) çekmiştim de içlerinden kâfir olanları; “Bu apaçık bir sihirden başka bir şey değildir” demişlerdi.

    Süleyman Ateş

    Allah demişti ki: "Ey Meryem oğlu İsa, sana ve annene olan ni'metimi hatırla, hani seni Ruhu'l-Kudüs ile desteklemiştim; beşikte ve yetişkin iken insanlarla konuşuyordun; sana Kitabı, hikmeti, Tevrat'ı ve İncil'i öğrettim. Benim iznimle çamurdan kuş şeklinde bir şey yaratıyor, içine üflüyordun, benim iznimle kuş oluyordu; anadan doğma körü ve alacalıyı benim iznimle iyileştiriyordun; benim iznimle ölüleri (diriltip kabirlerden) çıkarıyordun ve İsrail oğullarını da senden savmıştım; hani sen onlara açık deliller getirdiğin zaman, içlerinden inkar edenler: "Bu açık bir büyüden başka bir şey değil!" demişti.

    Süleymaniye Vakfı

    O gün Allah (İsa'ya) şöyle diyecek: "Meryem oğlu İsa! Sana ve annene olan nimetimi hatırla! Hani seni Kutsal Ruh'la /Cebrail ile desteklemiştim; beşikteyken de yetişkinken de insanlarla konuşuyordun dipnot 1 . Sana kitabı ve hikmeti dipnot 2 , Tevrat'ı ve İncil'i dipnot 3 öğretmiştim. İznimle balçıktan kuş şeklinde bir şey yaratır dipnot 4 , sonra ona üflerdin de yine iznimle kuş olurdu. Anadan doğma körleri ve alaca hastalarını iznimle iyileştirirdin. Yine iznimle ölüyü (mezardan diri olarak) çıkartırdın dipnot 5 . İsrailoğullarına açık mucizelerle geldiğinde onlardan kafirlik edenler 'Bu apaçık bir sihir!' demişlerdi de onları senden Ben engellemiştim.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
    2. metne dön, dipnot 2
      Allah, her nebi gibi (Al-i İmran 3/81-82, Nisa 4/113), İsa aleyhisselama da kitabı ve hikmeti öğretmiştir (Al-i İmran 3/48).
    3. metne dön, dipnot 3
      Tevrat ve İncil, tıpkı Kur'an gibi içinde hikmeti barındıran kitaplardır. Bu sebeple bunlar, kitap ve hikmetin atf-ı tefsiridirler.
    4. metne dön, dipnot 4
      Yaratma iki türlüdür. Birincisi, maddesi ve benzeri olmayan bir şeyi yoktan var etmektir. Onu Allah'tan başkası yapamaz. (En'am 6/101). İkincisi, bir şeyden bir başka şey üretmektir. Bu tür yaratmayı insanlar da yapabilir. İsa aleyhisselamın yaptığı ikincisidir.
    5. metne dön, dipnot 5
    6. metne dön, dipnot 6

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    O gün Allah, şöyle diyecektir: "Meryem oğlu İsa! Senin ve annenin üstünde olan iyiliklerimi hatırla. Hani seni Kutsal Ruh'la desteklemiştim; hem beşikte hem de yetişkin iken insanlara konuşma yapıyordun. Bir de sana yazmayı, hikmeti, Tevrat'ı ve İncil'i öğretmiştim. İznimle topraktan kuş şeklinde bir şey yaratır, sonra ona üflerdin de yine iznimle kuş oluverirdi. Anadan doğma körü ve abraşı iznimle tamamen iyileştirirdin. Yine iznimle mezardan ölüyü (diri olarak) çıkartırdın. Seni İsrail oğullarından da kurtarmıştım; çünkü onlara açık mucizelerle geldiğin halde onların görmezlikten gelenleri: "Bu açık bir büyüdür" demişlerdi."

    Şaban Britch

    Allah der ki: Ey Meryemoğlu İsa, sana ve annene verdiğim nimetimi hatırla! Hani seni Rûhu’l Kudüs (Cebrail) ile desteklemiştim. Beşikteyken de yetişkinken de insanlarla konuşuyordun. Sana, kitabı, hikmeti, Tevrat'ı ve İncil’i öğretmiştim. Benim iznim ile çamurdan kuş şeklinde bir şey yapmış, sonra da ona üflemiştin de, o da benim iznim ile kuş oluvermişti. Yine benim iznim ile körü ve (cildi) alacalı olan (hastaları) iyileştiriyor, iznimle ölüleri (kabirlerinden diri olarak) çıkarıyordun. İsrailoğulları'nın elini senin üzerinden çekmiştim. Onlara apaçık delilleri getirdiğinde, Onlardan kâfir olanlar: Bu apaçık bir sihirden başka bir şey değildir, demişlerdi.

    Şaban Piriş

    Allah der ki: -Ey Meryemoğlu İsa, sana ve annene verdiğim nimetimi hatırla! Hani seni Ruhu'l Kudüs (Cebrail) ile desteklemiştim. Beşikteyken de yetişkinken de insanlarla konuşuyordun. Sana, Kitabı, hikmeti, Tevratı ve İncil'i öğretmiştim. Benim iznim ile çamurdan kuş şeklinde bir şey yapmış, sonra da ona üflemiştin de, o da benim iznim ile kuş oluvermişti. Yine benim iznim ile körü ve alacalıyı iyileştiriyor, iznimle ölüleri diriltiyordun. İsrailoğullarının elini senin üzerinden çekmiştim. Onlara belgeleri getirdiğinde, Onlardan inkarcı olanlar: -Bu apaçık bir sihirden başka bir şey değildir, demişlerdi.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Hani, Allah şöyle demişti: "Ey Meryem'in oğlu İsa! Senin ve annenin üzerindeki nimetimi hatırla. Seni Ruhulkudüs'le desteklemiştim, beşikte iken ve erginlik çağında insanlarla konuşuyordun. Sana Kitap'ı, hikmeti, Tevrat'ı, İncil'i öğretmiştim. Benim iznimle çamurdan kuş görünümünde bir şey yaratıyor, içine üflüyordun da o benim iznimle kuş oluyordu. Doğuştan körü, abraşı benim iznimle iyileştiriyordun. Benim iznimle ölüleri çıkarıyordun. İsrailoğullarını senden uzak tutmuştum. Hani, sen onlara açık-seçik ayetleri getirdiğinde, küfre sapanları şöyle deyivermişti: "Açık bir büyüden başka bir şey değil bu."

  3. Mâide suresi, 111. ayet — bütün mealleriyle aç

    Mâide suresi, 111. ayet. وَإِذْ أَوْحَيْتُ إِلَى ٱلْحَوَارِيِّـۧنَ أَنْ ءَامِنُوا۟ بِى وَبِرَسُولِى قَالُوٓا۟ ءَامَنَّا وَٱشْهَدْ بِأَنَّنَا مُسْلِمُونَ

    Diyanet İşleri

    Hani bir de, "Bana ve Peygamberime iman edin" diye havarilere ilham etmiştim. Onlar da "İman ettik. Bizim müslüman olduğumuza sen de şahit ol" demişlerdi.

    Mehmet Okuyan

    Hani Havarilere dipnot 1 "Bana ve elçime iman edin!" diye vahyetmiştim dipnot 2 (bildirmiştim). Onlar da "İman ettik, bizim Allah'a teslim olmuş kişiler (Müslümanlar) olduğumuza sen de şahit ol!" demişlerdi.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      [Havari] kelimesi, "beyaz giyenler", "beyazlara bürünenler", "tasdik edenler", "samimi olanlar", "tertemiz kişiler" gibi anlamlara gelmektedir.
    2. metne dön, dipnot 2
      Burada geçen [evhaytü] "vahyettim" fiili, bilinen anlamda "hakiki vahiy" değil, "bildirmek, ilham etmek" şeklinde bir bilgilendirme olarak anlaşılmalıdır. Çünkü burada söz konusu edilen vahiy fiilinde muhataplar peygamber değildir.

    Mustafa İslamoğlu

    Ve hani, havarilere (senin aracılığınla) "Bana ve Benim elçime inanın!" diye vahyetmiştim; onlar da "Biz inanıyoruz, Sana kayıtsız şartsız teslim olduğumuza şahit ol!" demişlerdi.

    Muhammed Esed

    Ve (hatırla o vakti ki) beyazlara bürünmüş olanlara, "Bana ve Benim Elçime inanın!" diye vahyetmiştim. Onlar, "Biz inanıyoruz; ve şahit ol ki kendimizi (Sana) teslim etmişiz!" diye cevap verdiler.

    Ahmed Hulusi

    Hani Havarilere, "Bana ve Rasûlüme ("B"nin işareti kapsamıyla) iman edin" diye vahyetmiştim. . . "İman ettik. . . Sen şahit ol, biz gerçekten müslimleriz" dediler.

    Ali Bulaç

    Hani Havarilere: "Bana ve elçime iman edin" diye vahy (ilham) etmiştim; onlar da: "İman ettik, gerçekten müslümanlar olduğumuza sen de şahid ol" demişlerdi.

    Ali Özek ve heyeti

    Havârîlerine de "Bana ve peygamberime îman edin" diye emretmiştim. Onlar da: "Îman ettik. Bizim gerçekten müslüman olduğumuza şâhid ol!" demişlerdi.

    Ali Rıza Safa

    Ayrıca, havarilere, şöyle bildirmiştim: "Bana ve elçime inanın!" Dediler ki: "İnandık; teslim olduğumuza, Sen de tanık ol!"

    Bayraktar Bayraklı

    Hani havarilere, "Bana ve peygamberime iman ediniz" diye ilham etmiştim. Onlar da "İman ettik, bizim Allah'a teslim olmuş kimseler olduğumuza sen de şahit ol" demişlerdi.

    Edip Yüksel

    Sohbet arkadaşlarına (havariyun), "Beni ve elçimi onaylayın" diye vahiy ettiğimde; "Onayladık, bizim barış içinde teslim (müslimun) oluşumuza tanık ol" demişlerdi.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Havarilere (öğrencilere), 'Bana ve elçime inanın,' diye vahyettiğimde; 'İnandık, bizim müslüman (teslim) oluşumuza tanık ol,' demişlerdi.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Ve hani Havarilere: "Bana ve Resulüme iman edin!" diye emretmiştim, onlar da: "İman ettik, bizim şüphesiz müslüman olduğumuza şahit ol!" demişlerdi.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Ve hani bana ve Resulüme iyman edin diye Havariyyune ilham etmiştim "iyman ettik, bizim şübhesiz müslimler olduğumuza şahid ol" demişlerdi

    Erhan Aktaş

    Havarilere, Bana ve Ben'im Resul'üme iman etmelerini vahyettim. "İman ettik." dediler. "Ve tanık ol ki kuşkusuz, biz müslimleriz. dipnot 1 "

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Allah'a gönülden teslim olan, bağlı olan, bağlılık gösteren.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Havarilere, Bana ve Ben'im resulüme iman etmelerini vahyettim. "İman ettik." dediler. Ve tanık ol ki kuşkusuz, biz muslimleriz. dipnot 1

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Allah'a gönülden teslim olan, bağlı olan, bağlılık gösteren.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Havarilere, Bana ve Ben'im rasulüme iman etmelerini vahyettim. "İman ettik." dediler. Ve tanık ol ki kuşkusuz, biz müslümanlarız. dipnot 1

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Teslim olanlarız.

    Gültekin Onan

    Hani Havarilere: "Bana ve elçime inanın" diye vahyetmiştim; onlar da: "İnandık, gerçekten müslüman (teslim) olduğumuza sen de tanık ol" demişlerdi.

    Hasan Basri Çantay

    Hani havarilere "Bana ve resulüme iman edin" diye ilham etmişdim. "İman etdik. Hakıyki müslümanlar olduğumuza Sen de şahid ol" demişlerdi.

    İbni Kesir

    Hani Ben Havarilere: Bana ve peygamberime iman edin, diye vahyetmiştim de; inandık, şahid ol ki biz, müslümanlarız, demişlerdi.

    Mehmet Alagaş

    (111-115) Bir vakit havarilere, Bana ve Resulüme iman edin diye vahyettik, iman ettik, şahit ol ki biz teslim olanlarız dediler, bir vakit havariler, ey Meryem oğlu İsa, Rabbinin gökten bir sofra indirmeye kapasitesi yeter mi? dediler, İsa, eğer iman ediyorsanız Allah’tan sakının dedi. Ondan yemeyi, kalplerimizin tatmin olmasını, bize olan bağlılığını / sadakatini bilelim, O sofraya şahitler olalım istiyoruz dediler. Meryem oğlu İsa dedi ki, Ey Allah’ım, Rabbimiz, bize gökten bir sofra indir, bize, evvelimize ve ahirimize bir bayram, senden bir gösterge / bir ayet olsun, bizi rızıklandır, sen rızık verenlerin hayırlısısın. Allah dedi ki size onu kesinlikle indiriyorum, sizden kim, sonrasında inkâr ederse, muhakkak ki ben ona, alemlerde kimseye etmediğim şekilde azap ederim.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Hani Havârilere: “Bana ve rasûlüme iman edin!” diye vahiy etmiştim de: “İman ettik. Gerçekten Müslümanlar olduğumuza sen de şahit ol!” demişlerdi.

    Süleyman Ateş

    Havarilere: "Bana ve elçime inanın!" diye vahyetmiştim (kalblerine bu düşünceyi atmıştım); "İnandık, bizim müslümanlar olduğumuza şahidol!" demişlerdi.

    Süleymaniye Vakfı

    Bir gün havarilere "Bana ve resulüme inanıp güvenin!" diye vahyetmiştim dipnot 1 . Onlar da "İnanıp güvendik, bizler Allah'a teslim olan /Müslüman kimseleriz; sen buna şahit ol!" demişlerdi.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Buradaki vahiy, Allah'ın her insana, yaptığının iyi veya kötü olduğunu ilham etmesidir (Şems 91/8). Onların içine yapılan vahiy, aslında onu dinleyen herkesin içine yapılmıştır (Al-i İmran 3/52). İnanmayanlar bunun sıkıntısını çekmişlerdir.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Bir gün havarilere "Bana ve Elçime inanıp güvenin" diye vahyettim. Onlar da "İnanıp güvendik; sen şahit ol bizler Allah'a teslim olan (müslüman) kimseleriz" diye karşılık verdiler.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      ...

    Şaban Britch

    Havarilerine de: Bana ve Rasûlüme iman edin, diye vahyetmiştim. Onlar da: "İman ettik, bizim müslüman olduğumuza şahit ol!" demişlerdi.

    Şaban Piriş

    Havarilerine de: -Bana ve Resulüme iman edin, diye vahyetmiştim. Onlar da: - İman ettik, bizim müslüman olduğumuza şahit ol! demişlerdi.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Havarilere şunu vahyetmiştim: "Bana ve resulüme iman edin." Şöyle demişlerdi: "İman ettik, sen de tanık ol ki biz, müslümanlarız/Allah'a teslim olanlarız!"

  4. Mâide suresi, 112. ayet — bütün mealleriyle aç

    Mâide suresi, 112. ayet. إِذْ قَالَ ٱلْحَوَارِيُّونَ يَٰعِيسَى ٱبْنَ مَرْيَمَ هَلْ يَسْتَطِيعُ رَبُّكَ أَن يُنَزِّلَ عَلَيْنَا مَآئِدَةً مِّنَ ٱلسَّمَآءِ قَالَ ٱتَّقُوا۟ ٱللَّهَ إِن كُنتُم مُّؤْمِنِينَ

    Diyanet İşleri

    Hani havariler de, "Ey Meryem oğlu İsa! Rabbin bize gökten bir sofra indirebilir mi?" demişlerdi. İsa da, "Eğer mü'minler iseniz, Allah'a karşı gelmekten sakının" demişti.

    Mehmet Okuyan

    Hani Havariler "Ey Meryem oğlu İsa, Rabbin bize gökten bir sofra indirebilir mi?" diye sormuşlardı. O (İsa) da "İman etmiş kişilerseniz Allah'a karşı takvâlı (duyarlı) olun." cevabını vermişti.

    Mustafa İslamoğlu

    Yine o zaman havariler "Ey Meryem oğlu İsa!" demişlerdi; "Rabbin bize gökten bir sofra indirebilir mi?" (İsa) cevap vermişti: Eğer gerçekten inanıp güveniyorsanız Allah'a karşı saygılı olmalısınız!" demişti.

    Muhammed Esed

    (Ve) o zaman beyaz elbiseliler, "Ey İsa, ey Meryemin oğlu!" dediler, "Rabbin bize gökten bir sofra indirebilir miydi?" (İsa) cevap verdi: "Allaha karşı sorumluluğunuzun bilincinde olun, eğer (gerçek) müminler iseniz!"

    Ahmed Hulusi

    Hani Havariyyun: "Ey Meryemoğlu İsa! Senin Rabbinin kudreti yeter mi semadan bizim üzerimize bir maide (zahir anlamıyla, sofra; batın anlamıyla, hakikat ve marifete ait ilimler) inzal etmeye?" dediler. . . (Demek istedikleri şuydu: Allah'ın seni yarattığı Esma terkibin yani fıtratın, yaratılış programın, böyle bir şey için yeterli midir? Bu soruyu İsa'dan o güne kadar tüm açığa çıkanlar kapsamında değerlendirmek gerekir. A. H. ) (İsa da:) "Eğer iman edenlerseniz Allah'tan korunun" dedi.

    Ali Bulaç

    Havariler: "Ey Meryem oğlu İsa, Rabbin bize gökten bir sofra indirebilir mi?" demişlerdi. O da: "Eğer inanmışlarsanız Allah'tan korkup sakının" demişti.

    Ali Özek ve heyeti

    Hani havârîler «Ey Meryem Oğlu İsa, Rabbin bize gökten, donatılmış bir sofra indirebilir mi?» demişlerdi. O, «îman etmiş kimseler iseniz Allah'tan korkun» cevabını vermişti.

    Ali Rıza Safa

    Havariler, "Ey Meryem Oğlu İsa!" dediler; "Efendin, gökten bize bir Sofra indirebilir mi?" Dedi ki: "Allah'a yönelik sorumluluk bilinci taşıyın; eğer inanıyorsanız?"

    Bayraktar Bayraklı

    Hani havariler, "Ey Meryem oğlu İsa! Rabbin bize gökten donatılmış bir sofra indirebilir mi?" demişlerdi. O, "İman etmiş kimseler iseniz, Allah'tan sakınınız" cevabını vermişti.

    Edip Yüksel

    Havariler, "Meryem oğlu İsa, Efendin bize gökten bir ziyafet çekebilir mi" demişlerdi. "Gerçeği onaylıyorsanız ALLAH'a saygı gösterin" demişti.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Havariler, 'Meryem oğlu İsa, Rabbin bize gökten bir ziyafet çekebilir mi,' demişlerdi. 'İnanıyorsanız ALLAH'a saygı gösterin,' demişti

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Bir vakit Havariler: "Ey Meryem oğlu İsa, Rabbin bize gökten bir sofra indirebilir mi?" demişlerdi de İsa da: "İnanıyorsanız Allah'tan korkun!" demişti.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Bir vakıt de o Havariyyun: ya Isa ibni meryem: Rabbin bize Semadan bir maide indirilebilir mi? demişlerdi, "Allahdan korkun mü'minseniz" dedi

    Erhan Aktaş

    Hani havariler dedi: "Ey Meryem Oğlu İsa, senin Rabb'inin üzerimize gökten bir sofra indirmeye gücü yeter mi?" "Eğer inanıyorsanız Allah'a karşı takvalı olun" dedi.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Hani havariler dedi: "Ey Meryem oğlu İsa, senin Rabb'inin üzerimize gökten bir sofra indirmeye gücü yeter mi?" "Eğer inanıyorsanız Allah'a karşı takvalı dipnot 1 olun" dedi.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Takva, korunmak, önlemek, saklamak. Kişinin vahye içtenlikle uyarak kendisini kötü, zararlı ve tehlikeli şeylere karşı koruması ve güvene almasıdır. Takva, sözcük olarak zarar verecek şey ile korunacak şey arasına konan engel demektir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Hani havariler dedi: "Ey Meryem oğlu İsa, senin Rabb'inin üzerimize gökten bir sofra indirmeye gücü yeter mi?" "Eğer inanıyorsanız Allah'a karşı takvalı dipnot 1 olun" dedi.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Allah'ın buyruklarına uyarak, kendinizi cezalandırılmaktan koruyun. Allah'a asilik yapmayın, O'nun buyruklarına uymazsanız cezalandırılacağınızı bilin.

    Gültekin Onan

    Havariler: "Ey Meryem oğlu İsa, rabbin bize gökten bir sofra indirebilir mi?" demişlerdi. O da "Eğer inançlılarsanız Tanrı'dan korkup sakının" demişti.

    Hasan Basri Çantay

    O vakit havariler: "Ey Meryem oğlu İsa, Rabbin bizim üstümüze gökden bir sofra indirebilir mi?" demiş, O (da): "Eğer inanmış (adam) larsanız Allah (ın kudretinden ve benim peygamberliğimden şübheye sapmakdan) korkun" demişdi.

    İbni Kesir

    Hani Havariler: Ey Meryem oğlu İsa; Rabbın bize gökten bir sofra indiribilir mi? demişlerdi de, O; eğer inanmışlarsanız Allah'tan korkun, demişti.

    Mehmet Alagaş

    (111-115) Bir vakit havarilere, Bana ve Resulüme iman edin diye vahyettik, iman ettik, şahit ol ki biz teslim olanlarız dediler, bir vakit havariler, ey Meryem oğlu İsa, Rabbinin gökten bir sofra indirmeye kapasitesi yeter mi? dediler, İsa, eğer iman ediyorsanız Allah’tan sakının dedi. Ondan yemeyi, kalplerimizin tatmin olmasını, bize olan bağlılığını / sadakatini bilelim, O sofraya şahitler olalım istiyoruz dediler. Meryem oğlu İsa dedi ki, Ey Allah’ım, Rabbimiz, bize gökten bir sofra indir, bize, evvelimize ve ahirimize bir bayram, senden bir gösterge / bir ayet olsun, bizi rızıklandır, sen rızık verenlerin hayırlısısın. Allah dedi ki size onu kesinlikle indiriyorum, sizden kim, sonrasında inkâr ederse, muhakkak ki ben ona, alemlerde kimseye etmediğim şekilde azap ederim.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Hani Havâriler: “Ey Meryem oğlu İsâ! Rabbin gökten bize bir sofra indirebilir mi?” demişlerdi. O: “Eğer iman edenlerdenseniz, Allah’tan korkun!” demişti.

    Süleyman Ateş

    Havariler demişlerdi ki: "Ey Meryem oğlu İsa, Rabbin bize gökten bir sofra indirebilir mi? (İsa): "İnanıyorsanız Allah'tan korkun!" dedi.

    Süleymaniye Vakfı

    Bir gün havariler dediler ki: "Ey Meryemoğlu İsa! Rabbin bize, gökten sofra indirebilir değil mi?" İsa: "Eğer inanıp güveniyorsanız Allah'a karşı yanlış yapmaktan sakının!" dedi.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    O gün havariler dediler ki "Meryem oğlu İsa! Rabbinin bize, gökten sofra indirmeye gücü yeter mi?" Dedi ki "Eğer inanıp güvenmiş kimseler iseniz Allah'tan çekinerek kendinizi koruyun."

    Şaban Britch

    Havariler: "Ey Meryemoğlu İsa, Rabbin bize, gökten bir sofra indirebilir mi?" dediklerinde (İsa): "Eğer mümin iseniz Allah’tan sakının/takvalı olun!" demişti.

    Şaban Piriş

    Havariler: -Ey Meryemoğlu İsa, Rabbin bize, gökten bir sofra indirebilir mi?, dediklerinde (İsa): -Eğer mümin iseniz Allah'tan korkun!, demişti,

    Yaşar Nuri Öztürk

    Havariler demişlerdi ki: "Ey Meryem'in oğlu İsa! Rabbin bize gökten bir sofra indirebilir mi?" İsa dedi ki: "Eğer müminlerseniz Allah'tan sakının!"

  5. Mâide suresi, 113. ayet — bütün mealleriyle aç

    Mâide suresi, 113. ayet. قَالُوا۟ نُرِيدُ أَن نَّأْكُلَ مِنْهَا وَتَطْمَئِنَّ قُلُوبُنَا وَنَعْلَمَ أَن قَدْ صَدَقْتَنَا وَنَكُونَ عَلَيْهَا مِنَ ٱلشَّٰهِدِينَ

    Diyanet İşleri

    Onlar, "İstiyoruz ki ondan yiyelim, kalplerimiz yatışsın. Senin bize doğru söylediğini bilelim ve ona, (gözü ile) görmüş şahitlerden olalım" demişlerdi.

    Mehmet Okuyan

    Onlar "Ondan yiyelim, kalplerimiz rahat olsun, bize doğru söylediğini (kesin olarak) bilelim ve ona şahitler olmak istiyoruz." demişlerdi.

    Mustafa İslamoğlu

    Onlar, "Biz ondan yemek, kalplerimizi tatmin etmek, bize hakikati söylediğini bilmek ve o hakikete biz de şahitlik yapmak isteriz" dediler.

    Muhammed Esed

    Onlar, "Biz ondan nasiplenmek isteriz, ki kalplerimiz sükunete ulaşsın, bize hakikati söylediğini bilelim ve biz ona şahitlik yapanlardan olalım!" dediler.

    Ahmed Hulusi

    Dediler ki: "İsteriz ki o sofradan yiyelim (o ilimleri uygulayalım), kalplerimiz mutmain olsun (açıkladıklarına yakin oluşsun); senin bize (mutlak) hakikati açıkladığını bilelim ve ona şahitlerden olalım. "

    Ali Bulaç

    (Bu sefer Havariler:) "Ondan yemek istiyoruz, kalplerimiz tatmin olsun, senin de gerçekten bize doğru söylediğini bilelim ve buna şahidlerden olalım" demişlerdi.

    Ali Özek ve heyeti

    Havârîler ise: "İstiyoruz ki, o sofradan yiyelim: kalplerimiz mutmain olsun; bize doğruyu söylediğini bilelim ve buna şâhidlik edenlerden olalım" demişlerdi.

    Ali Rıza Safa

    "O sofradan yemek istiyoruz!" dediler; "Yüreklerimiz doygunluğa erişsin; bize doğruyu söylediğini bilelim ve ona tanıklık edelim!"

    Bayraktar Bayraklı

    Onlar, "Ondan yiyelim, kalplerimiz doyuma ulaşsın; bize doğru söylediğini bilelim ve ona gözleriyle görmüş şahitler olalım istiyoruz" demişlerdi.

    Edip Yüksel

    "İstiyoruz ki ondan yiyelim, kalbimiz yatışsın, senin bize doğru söylediğini bilelim ve ona tanık olalım."

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    'İstiyoruz ki ondan yiyelim, kalbimiz yatışsın, senin bize doğru söylediğini bilelim ve ona tanık olalım.'

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Onlar: "Biz istiyoruz ki ondan yiyelim, kalplerimiz mütmain olsun da senin bize doğru söylediğini bilelim ve onu -Allah'ın indireceği sofrayı- bizzat görenlerden olalım." dediler.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Biz dediler: İstiyoruz ki ondan yiyelim kalblerimiz itmi'nan bulsun da senin bize doğru söylediğini bilelim ve ona şehadet edenlerden olalım

    Erhan Aktaş

    "Ondan yemeyi ve kalplerimizin iyice yatışmasını; senin bize doğru söylediğini bilmeyi ve buna doğrudan tanık olmayı istiyoruz." dediler.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    "Ondan yemeyi ve kalplerimizin iyice yatışmasını; senin bize doğru söylediğini bilmeyi ve buna doğrudan tanık olmayı istiyoruz." dediler.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    "Ondan yemeyi ve kalplerimizin iyice yatışmasını; senin bize doğru söylediğini bilmeyi ve buna doğrudan tanık olmayı istiyoruz." dediler.

    Gültekin Onan

    (Bu sefer havariler:) "Ondan yemek istiyoruz, kalplerimiz tatmin olsun; senin de gerçekten bize doğru söylediğini bilelim ve buna şahidlerden olalım" demişlerdi.

    Hasan Basri Çantay

    (Şöyle) dediler: "Diliyoruz ki biz de ondan yiyelim, kalblerimiz yatışsın, senin bize hakıykaten doğru söylediğini bilelim ve biz de bunun üzerine şahidlerden olalım".

    İbni Kesir

    Demişlerdi ki: İstiyorsanız ki; ondan yiyelim, kalblerimiz yatışsın ve senin bize hakikaten doğru söylediğini bilelim de biz ona şahidlerden olalım.

    Mehmet Alagaş

    (111-115) Bir vakit havarilere, Bana ve Resulüme iman edin diye vahyettik, iman ettik, şahit ol ki biz teslim olanlarız dediler, bir vakit havariler, ey Meryem oğlu İsa, Rabbinin gökten bir sofra indirmeye kapasitesi yeter mi? dediler, İsa, eğer iman ediyorsanız Allah’tan sakının dedi. Ondan yemeyi, kalplerimizin tatmin olmasını, bize olan bağlılığını / sadakatini bilelim, O sofraya şahitler olalım istiyoruz dediler. Meryem oğlu İsa dedi ki, Ey Allah’ım, Rabbimiz, bize gökten bir sofra indir, bize, evvelimize ve ahirimize bir bayram, senden bir gösterge / bir ayet olsun, bizi rızıklandır, sen rızık verenlerin hayırlısısın. Allah dedi ki size onu kesinlikle indiriyorum, sizden kim, sonrasında inkâr ederse, muhakkak ki ben ona, alemlerde kimseye etmediğim şekilde azap ederim.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Havariler ise: "Ondan yemek istiyoruz, (böylece) kalplerimiz mutmain olsun ve bize doğruyu söylediğini bilelim ve buna şahitlerden olalım." demişlerdi.

    Süleyman Ateş

    "İstiyoruz ki, ondan yiyelim, kalblerimiz iyice yatışsın, senin bize doğru söylediğini bilelim ve buna bizzat tanık olalım." dediler.

    Süleymaniye Vakfı

    "Biz o sofradan yemeyi, kalbimizin tatmin olmasını, senin bize doğru söylediğini bilmeyi ve bütün bunlara şahit olmayı istiyoruz" dediler.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Dediler ki "Biz istiyoruz ki o sofradan yiyelim, içimiz rahatlasın, hem de senin doğru söylediğini bilelim ve ona şahitler olalım."

    Şaban Britch

    Havariler ise: "Ondan yemek istiyoruz, (böylece) kalplerimiz mutmain olsun ve bize doğruyu söylediğini bilelim ve buna şahitlerden olalım" demişlerdi.

    Şaban Piriş

    Havariler ise: -Ondan yemek istiyoruz, (böylece) kalplerimiz mutmain olsun ve bize doğruyu söylediğini bilelim ve buna şahitlerden olalım, demişlerdi.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Dediler: "İstiyoruz ki ondan yiyelim, gönüllerimiz tatmin bulsun, senin bize doğruyu söylediğini bilelim ve buna tanıklık edenlerden olalım!"

  6. Mâide suresi, 114. ayet — bütün mealleriyle aç

    Mâide suresi, 114. ayet. قَالَ عِيسَى ٱبْنُ مَرْيَمَ ٱللَّهُمَّ رَبَّنَآ أَنزِلْ عَلَيْنَا مَآئِدَةً مِّنَ ٱلسَّمَآءِ تَكُونُ لَنَا عِيدًا لِّأَوَّلِنَا وَءَاخِرِنَا وَءَايَةً مِّنكَ وَٱرْزُقْنَا وَأَنتَ خَيْرُ ٱلرَّٰزِقِينَ

    Diyanet İşleri

    Meryem oğlu İsa, "Ey Allahım! Ey Rabbimiz! Bize gökten bir sofra indir ki; önce gelenlerimize (zamanımızdaki dindaşlarımıza) ve sonradan geleceklerimize bir bayram ve senden (gelen) bir mucize olsun. Bizi rızıklandır. Sen rızıklandıranların en hayırlısısın" dedi.

    Mehmet Okuyan

    Meryem oğlu İsa şöyle dua etmişti: "Allah'ım! Rabbimiz! Bize hem bizim hem de öncekilerimiz ve sonrakilerimiz için bir bayram ve senden bir delil olacak şekilde gökten bir sofra indir! Bizi rızıklandır! Sen rızık verenlerin en hayırlısısın."

    Mustafa İslamoğlu

    Meryem oğlu İsa dedi ki: "Ey Allah'ım Rabbimiz! Gökten bize bir sofra gönder: o, bizim için ilkimizden sonuncumuza kadar sürekli bir sevinç ve Senden bir işaret olacaktır. Ve bize rızkımızı ver, zira rızık verenlerin en hayırlısı sensin.

    Muhammed Esed

    İsa, Meryemin oğlu, "Ey Allahım, ey Rabbimiz!" dedi, "Gökten bize bir sofra gönder: o, bizim için ilkimizden sonuncumuza kadar sürekli tekrarlanan bir ziyafet ve senden bir işaret olacaktır. Ve bize rızkımızı ver, zira Sen rızık verenlerin en iyisisin!"

    Ahmed Hulusi

    Meryemoğlu İsa: "Allahım! Rabbimiz. . . Üzerimize semadan bir maide inzal et bizim için de, hem evvelimiz ve hem ahirimiz için bir bayram ve senden bir delil olsun. . . Rızıklandır bizi; sen rızıklandıranların en hayırlısısın" dedi.

    Ali Bulaç

    Meryem oğlu İsa: "Allah'ım, Rabbimiz, bize gökten bir sofra indir, öncemiz ve sonramız için bir bayram ve Sen'den de bir belge olsun. Bizi rızıklandır, Sen rızık vericilerin en hayırlısısın" demişti.

    Ali Özek ve heyeti

    Meryem Oğlu İsa şöyle dedi: Ey Rabbimiz! Bize gökten bir sofra indir ki, bizim için, geçmiş ve geleceklerimiz için bayram ve senden bir âyet (mucize) olsun. Bizi rızıklandır, zaten sen, rızık verenlerin en hayırlısısın.

    Ali Rıza Safa

    Meryem Oğlu İsa, "Allahım... Efendimiz!" dedi; "Gökten bize bir sofra indir; öncemiz ve sonramız için bir kutlama ve Senden bir mucize olsun. Ve bize geçimlikler ver. Çünkü Sen, geçimlik verenlerin en iyisisin!"

    Bayraktar Bayraklı

    Meryem oğlu İsa şöyle demişti: "Ey Rabbimiz! Bize gökten bir sofra indir, Havarilerle bana, şu anki nesillerimize ve gelecekteki nesillerimize bir bayram ve senden bir delil olsun. Bizi rızıklandır; zaten sen, rızık verenlerin en cömerdisin."

    Edip Yüksel

    Meryem oğlu İsa: "Tanrımız, Efendimiz, bize gökten bir ziyafet indir de hepimiz ve her birimiz için bir bayram ve Sen'den bir delil olsun. Bizi rızıklandır. Sen en iyi rızık verensin" dedi. dipnot 1

    Edip Yüksel — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      * Kuran'ın matematiksel mucizesi, büyük mucizelerden olduğu için (74:35), onu öğrenenlerin sorumluluğu da büyüktür. * Ayrıca, Tanrı'nın İsa'ya sürekli olarak "Meryem oğlu" diye seslenmesi dikkat çekicidir. İncil'de de sık sık "insanoğlu" olarak tanımlanan İsa'nın, buna rağmen "Tanrı'nın biricik oğlu" olarak anılması, insanların kahramanları putlaştırma eğilimlerinin delillerinden biridir.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Meryem oğlu İsa: 'Tanrımız, Rabbimiz, bize gökten bir ziyafet indir de hepimiz ve herbirimiz için bir bayram ve Sen'den bir delil olsun. Bizi rızıklandır. Sen en iyi rızık verensin,' dedi.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Meryem oğlu İsa şöyle yalvardı: "Allah, ey bizim yegane Rabbimiz, bize gökten bir sofra indir ki, bizim için, önce ve sonra gelenlerimiz için bir bayram ve kudretinden bir nişane olsun! Bizleri rızıklandır. Sen rızık verenlerin en hayırlısısın!"

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Isa ibni Meryem şöyle yalvardı: Ya Allah! ey bizim yegane rabbımız! bize Semadan bir maide indir ki bizim için hem evvelimiz, hem ahırımız için bir bayram ve kudretinden bir nişane ola ve bizleri merzuk eyle ki sen hayrurrazikinsin

    Erhan Aktaş

    Meyrem Oğlu İsa: "Ey Allah'ım, Rabb'imiz, gökten üzerimize bir sofra indir. Ki o sofra bizim için; öncemiz ve sonramız için bir bayram olur ve Sen'den de bir ayet. dipnot 1 Bizi rızıklandır ve Sen rızıklandıranların en hayırlısısın." dedi.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Kanıt, gösterge.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Meryem oğlu İsa: "Ey Allah'ım, Rabb'imiz, gökten üzerimize bir sofra indir. Ki o sofra bizim için; öncemiz ve sonramız için bir bayram olur ve Sen'den de bir ayet. dipnot 1 Bizi rızıklandır ve Sen rızıklandıranların en hayırlısısın." dedi.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Kanıt, gösterge.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Meryem oğlu İsa: "Ey Allah'ım, Rabb'imiz, gökten üzerimize bir sofra indir. Ki o sofra bizim için; öncemiz ve sonramız için bir bayram olur ve Sen'den de bir ayet. dipnot 1 Bizi rızıklandır ve Sen rızıklandıranların en hayırlısısın." dedi.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Kanıt, gösterge.

    Gültekin Onan

    Meryem oğlu İsa: "Tanrım, rabbimiz, bize gökten bir sofra indir de öncemiz ve sonramız için bir bayram ve senden bir ayet olsun. Bizi rızıklandır. Sen rızık vericilerin en hayırlısısın" demişti.

    Hasan Basri Çantay

    Meryem oğlu İsa (düa ederek) dedi ki: "Hey Allah, hey bizim Rabbimiz, üstümüze gökden bir sofra indir ki bizim hem evvelimiz, hem ahirimiz için bir bayram ve senden bir ayet (mu'cize) olsun. Bizi rızıklandır. Sen rızk verenlerin en hayırlısısın".

    İbni Kesir

    Meryem oğlu İsa'da: Allahım; Rabbımız, üstümüze gökten bir sofra indir ki, bizim hem öncekilerimiz, hem sonrakilerimiz için bir bayram ve Senden bir ayet olsun. Bizi rızıklandır. Sen, rızık vernlerin en hayırlısısın, diye dua etmişti.

    Mehmet Alagaş

    (111-115) Bir vakit havarilere, Bana ve Resulüme iman edin diye vahyettik, iman ettik, şahit ol ki biz teslim olanlarız dediler, bir vakit havariler, ey Meryem oğlu İsa, Rabbinin gökten bir sofra indirmeye kapasitesi yeter mi? dediler, İsa, eğer iman ediyorsanız Allah’tan sakının dedi. Ondan yemeyi, kalplerimizin tatmin olmasını, bize olan bağlılığını / sadakatini bilelim, O sofraya şahitler olalım istiyoruz dediler. Meryem oğlu İsa dedi ki, Ey Allah’ım, Rabbimiz, bize gökten bir sofra indir, bize, evvelimize ve ahirimize bir bayram, senden bir gösterge / bir ayet olsun, bizi rızıklandır, sen rızık verenlerin hayırlısısın. Allah dedi ki size onu kesinlikle indiriyorum, sizden kim, sonrasında inkâr ederse, muhakkak ki ben ona, alemlerde kimseye etmediğim şekilde azap ederim.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Meryem oğlu İsâ: "Allah’ım! Rabbimiz, gökten bize bir sofra indir. Bu, hem bizim için, hem de öncemiz ve sonramız için bir bayram ve senden bir mucize olsun. Bizi rızıklandır. Sen, rızık verenlerin en hayırlısısın." dedi.

    Süleyman Ateş

    Meryem oğlu İsa da: "Allah'ım, Rabbimiz, bizim üzerimize gökten bir sofra indir ki bizim için, önce ve sonra gelenlerimiz için (o gün) bir bayram olsun ve (o olay) Senden de bir mu'cize olsun. Bizi rızıklandır, Sen rızık verenlerin en hayırlısısın!" dedi.

    Süleymaniye Vakfı

    Meryemoğlu İsa dedi ki: "Ey Allah'ım! Ey Sahibimiz! Bize gökten bir sofra indir. Hem şimdikiler hem de bizden sonrakiler için bir bayram ve senden bir belge olsun. Bize rızık ver. Rızık verenlerin en hayırlısı sensin."

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Meryem oğlu İsa dedi ki "Ey Allahım! Ey Rabbimiz! Bize gökten bir sofra indir. Bizim için, öncekiler ve sonra gelenlerimiz için bir bayram hem de senden bir mucize olsun. Bize rızık ver. Sen rızık verenlerin en hayırlısısın."

    Şaban Britch

    Meryemoğlu İsa dedi ki: Allah’ım, Rabbimiz, gökten bize bir sofra indir. Bu, hem bizim için, hem de evvelimiz ve ahirimiz için bir bayram ve senden bir mucize olsun. Bizi rızıklandır. Sen, rızık verenlerin en hayırlısısın.

    Şaban Piriş

    Meryemoğlu İsa dedi ki: -Allah'ım, Rabbimiz, gökten bize bir sofra indir. Bu, hem bizim için, hem de evvelimiz ve ahirimiz için bir bayram ve senden bir mucize olsun. Bizi rızıklandır. Sen, rızık verenlerin en hayırlısısın.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Meryem oğlu İsa şöyle yakardı: "Allahım, ey Rabbimiz! Üzerimize gökten bir sofra indir de bizim hem öncekilerimize hem sonrakilerimize bir bayram olsun, senden bir mucize olsun. Rızıklandır bizi! Rızık verenlerin en hayırlısı sensin!"

  7. Mâide suresi, 115. ayet — bütün mealleriyle aç

    Mâide suresi, 115. ayet. قَالَ ٱللَّهُ إِنِّى مُنَزِّلُهَا عَلَيْكُمْ فَمَن يَكْفُرْ بَعْدُ مِنكُمْ فَإِنِّىٓ أُعَذِّبُهُۥ عَذَابًا لَّآ أُعَذِّبُهُۥٓ أَحَدًا مِّنَ ٱلْعَٰلَمِينَ

    Diyanet İşleri

    Allah da, "Ben onu size indireceğim. Ama ondan sonra sizden her kim inkar ederse, artık ben ona kainatta hiçbir kimseye etmeyeceğim azabı ederim" demişti.

    Mehmet Okuyan

    Allah da şöyle demişti: "Şüphesiz ki ben onu size indirebilirim; (ama) bundan sonra içinizden kim inkâr ederse, âlemlerde kimseye etmediğim azabı ona ederim!"

    Mustafa İslamoğlu

    Allah buyurdu ki: "Ben onu size gönderebilirim; ancak ondan sonra içinizden kim nankörlük ederse, iyi bilin ki onu dünyalarda benzerine hiç kimseyi çarptırmadığım bir azaba çarptıracağım!"

    Muhammed Esed

    Allah, "Şüphe yok ki" dedi, "Ben onu size (her zaman) gönderirim. Ve bu şekilde, hanginiz bundan sonra (bu) hakikati inkar ederse, bilin ki onu bu dünyada benzerine (daha) hiç kimseyi çarptırmadığım bir azaba çarptıracağım!"

    Ahmed Hulusi

    Allah buyurdu ki: "Kesinlikle Ben, onu size inzal edeceğim. . . Bundan sonra sizden kim hakikati inkar ederse, Ben ona öyle azap edeceğim ki, alemlerden hiçbirine böyle azap vermedim!"

    Ali Bulaç

    Allah demişti ki: "Şüphesiz ben bunu size indireceğim. Artık sonra sizden kim inkar ederse, ben onu gerçekten alemlerden hiç kimseyi azablandırmayacağım bir azabla azablandıracağım."

    Ali Özek ve heyeti

    Allah da şöyle buyurdu: Ben onu size şüphesiz indireceğim; ama bundan sonra içinizden kim inkâr ederse, kâinatta hiç bir kimseye etmediğim azabı ona edeceğim!

    Ali Rıza Safa

    Allah dedi ki: "Kesinlikle, onu size indireceğim. Bundan sonra, aranızdan kim nankörlük ederse, evrenlerde kimseyi cezalandırmadığım bir cezayla onu cezalandıracağım!"

    Bayraktar Bayraklı

    Allah da şöyle buyurdu: "Şüphesiz ben onu size indireceğim, ama bundan sonra içinizden kim inkar ederse, kainatta hiçbir kimseye etmediğim azabı ona edeceğim."

    Edip Yüksel

    ALLAH, "Onu size indireceğim" dedi, "Kim artık bundan sonra inkar ederse, onu, hiç kimseye vermediğim bir azapla cezalandıracağım."

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    ALLAH, 'Onu size indireceğim,' dedi, 'Kim artık bundan sonra inkar ederse, onu, hiç kimseye vermediğim bir azapla cezalandıracağım.'

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Allah buyurdu ki: "Ben onu size muhakkak indiririm. Fakat bundan sonra içinizden kim nankörlük ederse, Ben onu kainatta hiç kimseye yapmayacağım bir azap ile cezalandırırım."

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Allah buyurdu ki ben onu sizlere elbette indiririm fakat ondan sonra içinizden her kim nankörlük ederse artık onu aleminden hiç birine yapmıyacağım bir azab ile ta'zib ederim

    Erhan Aktaş

    Allah: "Ben, üzerinize onu indireceğim. Ama ondan sonra sizden kim kafirlik ederse, alemlerden hiç kimseyi azaplandırmadığım şekilde ona azap ederim." dedi.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Allah: "Ben, üzerinize onu indireceğim. Ama ondan sonra sizden kim Kafirlik ederse, alemlerden hiç kimseyi azaplandırmadığım şekilde ona azap ederim." dedi.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Allah: "Ben, üzerinize onu indireceğim. Ama ondan sonra sizden kim gerçeği yalanlayarak nankörlük ederse, alemlerden hiç kimseyi azaplandırmadığım şekilde ona azap ederim." dedi.

    Gültekin Onan

    Tanrı, "Onu size indireceğim." dedi, "Kim artık bundan sonra küfrederse, onu, alemlerden hiç kimseye vermediğim bir azapla cezalandıracağım."

    Hasan Basri Çantay

    Allah dedi ki: "Ben onu sizin üzerinize şübhesiz indiriciyim. Artık (ondan) sonra içinizden kim nankörlük eder (küfre döner) se ben onu muhakkak ki kainatdan hiç birini azarlandırmayacağım bir azab ile azablandırırım ".

    İbni Kesir

    Allah buyudu ki: Ben, onu şühesiz indireceğim. Bundan sonra da artık içinizden her kim küfrederse; onu dünyalarda hiç kimseyi azablandırmayacağım azabla azablandırırım.

    Mehmet Alagaş

    (111-115) Bir vakit havarilere, Bana ve Resulüme iman edin diye vahyettik, iman ettik, şahit ol ki biz teslim olanlarız dediler, bir vakit havariler, ey Meryem oğlu İsa, Rabbinin gökten bir sofra indirmeye kapasitesi yeter mi? dediler, İsa, eğer iman ediyorsanız Allah’tan sakının dedi. Ondan yemeyi, kalplerimizin tatmin olmasını, bize olan bağlılığını / sadakatini bilelim, O sofraya şahitler olalım istiyoruz dediler. Meryem oğlu İsa dedi ki, Ey Allah’ım, Rabbimiz, bize gökten bir sofra indir, bize, evvelimize ve ahirimize bir bayram, senden bir gösterge / bir ayet olsun, bizi rızıklandır, sen rızık verenlerin hayırlısısın. Allah dedi ki size onu kesinlikle indiriyorum, sizden kim, sonrasında inkâr ederse, muhakkak ki ben ona, alemlerde kimseye etmediğim şekilde azap ederim.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Allah buyurdu ki: “Gerçekten ben onu size indireceğim. Ama bundan sonra sizden kim kâfir olursa, ben onu âlemlerden kimseyi azaplandırmayacağım bir azapla azablandıracağım.”

    Süleyman Ateş

    Allah buyurdu ki: "Ben onu sizin üzerinize indireceğim, ama ondan sonra sizden kim inkar ederse ben ona dünyalarda hiç kimseye yapmayacağım azabı yaparım!"

    Süleymaniye Vakfı

    Allah dedi ki: "O sofrayı size indiriyorum ama bundan sonra sizden kim, kafirlik ederse ona bu alemde kimseye etmediğim azabı edeceğim."

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Allah dedi ki "O sofrayı size indireceğim ama bundan sonra sizden kim görmezlikten gelirse (kafirlik ederse) ona öyle bir azap edeceğim ki o azabı bu alemde kimseye yapmayacağım."

    Şaban Britch

    Allah da dedi ki: Ben, onu size indireceğim; fakat bundan sonra sizden kim kâfir olursa, ben ona alemlerde hiç kimseye yapmayacağım azabı yaparım.

    Şaban Piriş

    Allah da dedi ki: -Ben, onu size indireceğim; fakat bundan sonra sizden kim inkar ederse, ben ona kainatta hiç kimseye yapmayacağım azabı yaparım.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Allah dedi ki: "Ben onu üzerinize indireceğim. Ama bundan sonra küfre sapanınıza öyle bir azapla azap edeceğim ki, alemlerden hiç kimseye böyle bir azap yapmamışım."

  8. Mâide suresi, 116. ayet — bütün mealleriyle aç

    Mâide suresi, 116. ayet. وَإِذْ قَالَ ٱللَّهُ يَٰعِيسَى ٱبْنَ مَرْيَمَ ءَأَنتَ قُلْتَ لِلنَّاسِ ٱتَّخِذُونِى وَأُمِّىَ إِلَٰهَيْنِ مِن دُونِ ٱللَّهِ قَالَ سُبْحَٰنَكَ مَا يَكُونُ لِىٓ أَنْ أَقُولَ مَا لَيْسَ لِى بِحَقٍّ إِن كُنتُ قُلْتُهُۥ فَقَدْ عَلِمْتَهُۥ تَعْلَمُ مَا فِى نَفْسِى وَلَآ أَعْلَمُ مَا فِى نَفْسِكَ إِنَّكَ أَنتَ عَلَّٰمُ ٱلْغُيُوبِ

    Diyanet İşleri

    Allah, kıyamet günü şöyle diyecek: "Ey Meryem oğlu İsa! Sen mi insanlara, Allah'ı bırakarak beni ve anamı iki ilah edinin, dedin?" İsa da şöyle diyecek: "Seni bütün eksikliklerden uzak tutarım. Hakkım olmayan bir şeyi söylemem, benim için söz konusu olamaz. Eğer ben onu söylemiş olsaydım, elbette sen bunu bilirdin. Sen benim içimde olanı bilirsin, ama ben sende olanı bilemem. Şüphesiz ki yalnızca sen gaybları hakkıyla bilensin."

    Mehmet Okuyan

    Hani Allah "Ey Meryem oğlu İsa! İnsanlara ‘Beni ve annemi, Allah'ın peşi sıra iki ilah edinin!' diye sen mi dedin?" dediği zaman, (İsa) "(Haşa)! Sen yücesin. Hakkım olmayan şeyi söylemek bana yakışmaz. Ben onu söyleseydim sen onu elbette bilirdin. Sen bendekini bilirsin, (oysa) ben sende olanı bilemem. Şüphesiz ki gizlilikleri bilen ancak sensin sen." demiş (olacak)tır. dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Benzer mesajlar: Mâide 5:109; Tevbe 9:78; Sebe' 34:48.

    Mustafa İslamoğlu

    Ve işte o zaman Allah "Ey Meryem oğlu İsa!" dedi, "Sen insanlara 'Allah'ın dışında, O'nun astı olarak beni ve annemi ilah edinin' mi dedin? Cevap verdi: "Zatını tenzih ederim! Kendim için hakkım olmayan bir şeyi söylemek bana yakışmaz. Bunu söylemiş olsaydım elbette Sen bilirdin. Sen benim sırrıma erersin, fakat ben Senin sırrına eremem. Şüphesiz yaratılmışların idrakini aşan her şeyi bilen yalnızca Sensin.

    Muhammed Esed

    Ve işte o zaman Allah, "Ey İsa, ey Meryem oğlu!" dedi, "Sen insanlara, 'Allahtan başka tanrılar olarak bana ve anneme kulluk edin dedin mi?" (İsa) cevap verdi: "Sen yücelikte sonsuzsun! (Söylemeye) hakkım olmayan bir şeyi hiç söyleyebilir miyim? Bunu söylemiş olsaydım sen muhakkak bilirdin! Sen benim içimdeki her şeyi bilirsin, halbuki ben Senin Zatında olanı bilmem. Şüphe yok ki, yaratılmış varlıkların idrakini aşan her şeyi tam bilen yalnız Sensin."

    Ahmed Hulusi

    Ve hani Allah şöyle dedi: "Ey Meryemoğlu İsa!. . İnsanlara, 'Allah dununda beni ve annemi iki ilah edinin' diye sen mi söyledin?". . . (İsa) dedi ki: "Subhaneke (tenzih ederim seni)! Benim, Hak olmayanı söylemem nasıl mümkün olur? Eğer onu söylemişsem, (zaten) kesin sen onu bilmişsindir! Sen nefsimde olanı bilirsin, fakat ben senin nefsinde olanı bilmem! Kesin ki gaybların tamamını bilen sensin, sen!"

    Ali Bulaç

    Allah: "Ey Meryem oğlu İsa, insanlara, beni ve annemi Allah'ı bırakarak iki ilah edinin, diye sen mi söyledin?" dediğinde: "Seni tenzih ederim, hakkım olmayan bir sözü söylemek bana yakışmaz. Eğer bunu söyledimse mutlaka sen onu bilmişsindir. Sen bende olanı bilirsin, ama ben Sen'de olanı bilmem. Gerçekten, görünmeyenleri (gaybleri) bilen Sen'sin Sen."

    Ali Özek ve heyeti

    Allah (Meryem'in oğlu İsa'ya) demişti ki: "Ey Meryem oğlu İsâ! Beni ve anamı Allah'tan başka iki ilâh edinin diye insanlara sen mi söyledin?" Îsâ ise, şöyle demişti: "Seni tenzih ederim. Hakkım olmayan bir şeyi söylemek bana yakışmaz. Zaten bunu söylemiş olsam, sen onu muhakkak bilirdin. Sen benim nefsimdekini bilirsin, halbuki ben senin nefsinde olanı bilmem. Şüphe yoktur ki gaybları (gizlilikleri) hakkıyla bilen sensin."

    Ali Rıza Safa

    Ve Allah, şöyle dedi: "Ey Meryem Oğlu İsa! ‘Allah'tan başka ayrıca, beni ve annemi de iki tanrı edinin!' diye insanlara söyledin mi?" "Sen, tüm yakıştırmalardan ayrıksın. Gerçeğe aykırı bir şeyi söylemek bana yakışmaz. Bunu söylemiş olsaydım, kesinlikle bilirdin. Sen, bende olanları bilirsin; oysa ben, Sende olanı bilemem. Kuşkusuz, gizli gerçekleri bilen, yalnızca Sensin, Sen!"

    Bayraktar Bayraklı

    İşte o zaman Allah; "Ey Meryem oğlu İsa! Beni ve anamı, Allah'tan başka iki tanrı edinin dedin mi?" diye sorduğu zaman İsa şöyle cevap verecek: "Haşa! Seni tenzih ederim, hakkım olmayan şeyi söylemek bana yakışmaz. Bunu söylemiş olsaydım sen muhakkak bilirdin! Sen benim içimdeki her şeyi bilirsin, halbuki ben senin zatında olanı bilmem. Gizlilikleri eksiksiz bilen yalnızca sensin!"

    Edip Yüksel

    ALLAH şöyle diyecek: "Ey Meryem oğlu İsa, sen mi halka, ‘ALLAH'tan başka beni ve annemi de tanrı edinin' dedin?" O şöyle cevap verecek: "Sen yücesin, hakkım olmayan bir şeyi söylemek bana yakışmaz. Zaten böyle bir şey söylemiş olsaydım sen bilirdin. Sen benim düşüncemi bilirsin; ancak ben senin düşünceni bilmem. Sen tüm gizemleri biliyorsun."

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    ALLAH şöyle diyecek: 'Ey Meryem oğlu İsa, sen mi halka, ' ALLAH tan başka beni ve annemi de tanrı edinin' dedin?' (İsa) şöyle cevap verecek: 'Sen yücesin, hakkım olmayan bir şeyi söylemek bana yakışmaz. Zaten böyle bir şey söylemiş olsaydım sen bilirdin. Sen benim düşüncemi bilirsin; ancak ben senin düşünceni bilmem. Sen tüm gizemleri biliyorsun.'

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Ve Allah şöyle buyurduğu zaman: "Ey Meryem oğlu İsa, sen misin o insanlara "Beni ve o anamı Allah yanında iki tanrı edinin." diyen?" "Haşa, dedi, sen her türlü eksikliklerden münezzehsin ya Rab! Benim için gerçek olmayan bir sözü söylemem bana yakışmaz. Eğer söylemiş olsaydım elbette Sen bilirdin. Sen benim içimde olanı bilirsin, ben ise Senin zatında olanı bilmem! Şüphesiz Sen, gizlilikleri çok iyi bilensin."

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Hem Allah buyurduğu vakit: Ey Meryemin oğlu Isa! Sen mi dedin o insanlara; "beni ve anamı Allahın yanında iki ilah edinin" diye? haşa, der: münezzeh sübhansın yarab! Benim için hakk olmıyan bir sözü söylemekliğim bana yakışmaz, eğer söyledimse elbette ma'lumundur, sen benim nefsimdekini bilirsin: ben ise senin zatindekini bilmem, şüphesiz ki sen "allamülguyub" sun

    Erhan Aktaş

    Allah: "Ey Meryem Oğlu İsa! İnsanlara, Allah'tan başka beni ve annemi iki ilah edinin diye sen mi söyledin?" buyurduğunda, "Sen yücesin." dedi. "Gerçek olmayan bir şeyi söylemek haddim değil. Ben onu söyleseydim, Sen onu bilirdin. Nefsimde olanı bilirsin, ben ise Sen'in zatında olanı bilmem. Sen, gaipleri eksiksiz bilensin."

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Allah: "Ey Meryem oğlu İsa! İnsanlara, Allah'tan başka beni ve annemi iki ilah edinin diye sen mi söyledin?" buyurduğunda, "Sen yücesin." dedi. "Gerçek olmayan bir şeyi söylemek haddim değil. Ben onu söyleseydim, Sen onu bilirdin. Nefsimde olanı bilirsin, ben ise Sen'in zatında olanı bilmem. Sen, gaipleri eksiksiz bilensin."

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Allah: "Ey Meryem oğlu İsa! İnsanlara, Allah'tan başka beni ve annemi iki ilah edinin diye sen mi söyledin?" buyurduğunda, "Sen yücesin." dedi. "Gerçek olmayan bir şeyi söylemek haddim değil. Ben onu söyleseydim, Sen onu bilirdin. Nefsimde olanı bilirsin, ben ise Sen'in zatında olanı bilmem. Sen, gaipleri eksiksiz bilensin."

    Gültekin Onan

    Tanrı: "Ey Meryem oğlu İsa, insanlara, beni ve annemi Tanrı'yı bırakarak iki tanrı edinin diye sen mi söyledin?" dediğinde: "Seni tenzih ederim, hakkım olmayan bir sözü söylemek bana yakışmaz. Eğer bunu söyledimse mutlaka sen onu bilmişsindir. Sen bende olanı bilirsin ama ben sende olanı bilmem. Gerçekten, gaybleri bilen sensin, sen."

    Hasan Basri Çantay

    Allah: "Ey Meryem oğlu İsa, insanlara Allahı bırakıb da beni ve anamı iki tanrı edininiz diyen sen misin?" dediği zaman o, (şöyle) söyledi: "Seni tenzih ederim (ya Rab), hakkım olmadık bir sözü söylemekliğim bana yakışmaz. Eğer onu söyledimse elbette bunu bilmişsindir. Benim içimde olan (her) şey'i Sen bilirsin. Ben ise Senin zatinde olanı bilmem. Şübhesiz ki ğaybları hakkıyle bilen Sensin Sen".

    İbni Kesir

    Allah buyurmuştu ki: Ey meryem oğlu İsa; sen mi insanlara: Beni ve annemi Allah'tan başka iki ilah edinin, dedin? Demişti ki: Tenzih ederim Seni, hak olmayan bir sözü söylemek bana yakışmaz. Eğer ben, onu söylemişsem; Sen, onu elbette bilirsin. Sen, benim içimde olanı bilirsin, ama ben Senin zatında olanı bilmem. Doğrusu görülmeyeni en iyi bilen Sensin, Sen.

    Mehmet Alagaş

    (116-117) Bir vakit Allah dedi ki, Ey Meryem oğlu İsa insanlara Allah’ın dışında, beni ve annemi ilah olarak edinin diye sen mi dedin? Dedi ki seni üstün tutarım ki benim gerçek olmayan bir şeyi söylemem bana yakışmaz, eğer onu / o sözü söyleseydim, sen kesinlikle o nu bilirdin, sen nefsimde olanı da bilirsin, fakat ben senin nefsinde olanı bilemem, muhakkak ki sen gayb olanları / bize gizlenmiş olanları en iyi bilensin , bana emrettiklerin dışında herhangi bir şey söylemedim, benim de Rabbim sizin de Rabbiniz olan Allah’a ibadet edin dedim, aralarında olduğum süre zarfında onlar üzerinde şahit idim, ne zaman ki beni vefat ettirdin onlar üzerinde gözetleyici sadece sen oldun, sen her şeye şahitsin. Eğer onlara azap edeceksen muhakkak ki onlar senin kullarındır, eğer onları bağışlarsan muhakkak ki sen saygınsın, son kararı verensin. (Mesih’in / İsa’nın ilk vefatından sonra dünyaya tekrar gelmediğini ifade ettiği ayet)

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Allah, “Ey Meryem oğlu İsa! İnsanlara, “Beni ve annemi Allah'ı bırakarak iki ilah edinin, diye sen mi söyledin?” dediğinde, “Münezzehsin sen, hakkım olmayan bir sözü söylemek bana yakışmaz. Eğer bunu söylediysem, mutlaka sen onu bilirsin. Sen bende olanı bilirsin, ama ben sende olanı bilmem. Gerçekten gaipleri bilen sadece sensin” dedi.

    Süleyman Ateş

    Ve yine Allah demişti ki: "Ey Meryem oğlu İsa sen mi insanlara 'Beni ve annemi, Allah'tan başka iki tanrı edinin' dedin?". Haşa, dedi, Sen yücesin, benim için gerçek olmayan bir şeyi söylemek benim haddime değildir! Eğer demiş olsaydım, sen bunu bilirdin, sen benim nefsimde olanı bilirsin, ben senin nefsinde olanı bilmem, çünkü gizlileri bilen yalnız sensin, sen!"

    Süleymaniye Vakfı

    Bir gün /Kıyamet günü Allah şöyle diyecek: "Ey Meryem oğlu İsa! "Beni ve anamı Allah ile aranıza iki ilah olarak koyun." diyen sen misin? İsa diyecek ki: "Haşa! Ben sana içten boyun eğerim. Doğru kabul etmediğim bir şeyi söylemem mümkün değil. Eğer demiş olsaydım mutlaka bilirdin. Sen benim içimde olanı bilirsin ama ben senin içinde olanı bilmem. Bütün gaybı dipnot 1 bilen sadece sensin! dipnot 2 "

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Gayb, duyu organlarıyla algılanamayan veya hakkında bilgi olmayan şeye denir.
    2. metne dön, dipnot 2

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Bir gün Allah, şöyle diyecektir: "Meryem oğlu İsa! İnsanlara 'Beni ve anamı Allah ile aranıza iki tanrı olarak koyun?' diyen sen misin?" İsa diyecek ki "Ben sana içten boyun eğerim. Benim doğru olmayanı söylemem olacak şey değildir. Eğer söylediysem, zaten bilirsin. Sen, benim içimdekini bilirsin ama ben senin içindekini bilmem. Bütün gaybı (her şeyin içyüzünü) bilen sadece sensin.

    Şaban Britch

    Allah: Ey Meryemoğlu İsa! "Beni ve annemi Allah’tan başka iki ilah olarak edinin" diye insanlara sen mi söyledin? dediği zaman, İsa şöyle cevap verir: Seni noksanlıktan tenzih ederim, hakkım olmayan bir şeyi söylemek bana yakışmaz. Eğer deseydim, elbette sen bunu bilirdin. Sen, benim nefsimde olanı bilirsin, ben ise senin nefsinde olanı bilmem. Elbette sen, gaybları en iyi bilensin.

    Şaban Piriş

    Allah: -Ey Meryemoğlu İsa, "Beni ve annemi Allah'tan başka iki ilah olarak benimseyin." diye insanlara sen mi söyledin? dediği zaman, İsa şöyle cevap verir: - Seni tenzih ederim, hakkım olmayan bir şeyi söylemek bana yakışmaz. Eğer deseydim, elbette sen bunu bilirdin. Sen, benim içimde olanı bilirsin, ben ise senin içinde olanı bilmem. Elbette sen, gaybları en iyi bilensin.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Allah şunu da söyledi: "Ey Meryem oğlu İsa! Allah'ın yanında beni ve annemi de iki tanrı olarak kabul edin diye insanlara sen mi söyledin?" İsa dedi: "Haşa! Tespih ederim seni. Hakkım olmayan bir şeyi söylemek benim haddime değildir. Eğer onu söylemişsem sen onu elbette bilirsin. Sen benim içimde olanı bilirsin ama ben senin zatında olanı bilmem. Çünkü sen, evet sen, gaybları çok iyi bilensin!"

  9. Mâide suresi, 117. ayet — bütün mealleriyle aç

    Mâide suresi, 117. ayet. مَا قُلْتُ لَهُمْ إِلَّا مَآ أَمَرْتَنِى بِهِۦٓ أَنِ ٱعْبُدُوا۟ ٱللَّهَ رَبِّى وَرَبَّكُمْ وَكُنتُ عَلَيْهِمْ شَهِيدًا مَّا دُمْتُ فِيهِمْ فَلَمَّا تَوَفَّيْتَنِى كُنتَ أَنتَ ٱلرَّقِيبَ عَلَيْهِمْ وَأَنتَ عَلَىٰ كُلِّ شَىْءٍ شَهِيدٌ

    Diyanet İşleri

    "Ben onlara, sadece bana emrettiğin şeyi söyledim: Benim de Rabbim, sizin de Rabbiniz olan Allah'a kulluk edin (dedim.) Aralarında bulunduğum sürece onlara şahit (ve örnek) idim. Ama beni içlerinden aldığında, artık üzerlerine gözetleyici yalnız sen oldun. Sen, her şeye hakkıyla şahitsin."

    Mehmet Okuyan

    "Ben onlara, yalnızca senin bana emrettiğin (şu esası) söyledim: ‘Benim de Rabbim, sizin de Rabbiniz olan Allah'a kulluk edin!' dipnot 1 İçlerinde bulunduğum sürece durumlarına şahittim. Beni vefat ettirince dipnot 2 artık onlar üzerine gözetleyici yalnız sen oldun. Sen her şeye şahitsin.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Hz. İsa mahşerdeki sorgulanmasında Yüce Allah'ın kendisine soracağını bildirdiği "Beni ve annemi Allah'ın peşi sıra iki ilah edinin" şeklindeki sözü söylemediğini ifade etmektedir. Hz. İsa kavmine tebliğde bulunurken Yüce Allah'ın kendisine emrettiği şeyi yani tevhidi benimsemeleri gerektiğini onlara tebliğ ettiğini ve bunu da "Benim de Rabbim, sizin de Rabbiniz olan Allah'a kulluk edin" cümlesiyle dile getirdiğini bildirmiş olacaktır. Benzer mesajlar: Al-i İmrân 3:51; Meryem 19:36; Zuhruf 43:64.
    2. metne dön, dipnot 2
      Ayette geçen [teveffeyte] fiili "vefat ettirmek" anlamına geldiği için, bu ayet Hz. İsa'nın da tıpkı diğer bütün önceki insanlar gibi vefat ettirildiğinin apaçık bir delilidir. Burada olduğu gibi [teveffeyte] fiili tek başına veya "ölüm"le ilgili bir kelimeyle kullanıldığında "öldürmek" demektir. Fakat En‘âm 6:60 ve Zümer 39:42'de olduğu gibi [el-leyl] "gece" veya [menâm] "uyku" gibi kelimelerle kullanılırsa, ancak o zaman "uyutmak" anlamına gelmektedir. Buradaki vefat ettirmek fiili çok açık bir şekilde "öldürmek" demektir. Bunu başka şekilde yorumlamak doğru değildir. Hz. İsa'nın vefatı konusunda Al-i İmrân 3:55 ve Nisâ 4:157-158'de de çeşitli bilgiler verilmektedir. Hz. Muhammed'in öldüğü bu dünyada başkasının sağ kaldığını düşünmek konuyu anlamamaktan veya başka kabulleri vahyin önüne geçirmekten başka bir şey değildir.

    Mustafa İslamoğlu

    Ben onlara bana emrettiğin, "Benim Rabbim ve sizin Rabbiniz olan Allah'a kulluk edin!" demekten başka bir şey söylemedim. Ve onların arasında yaşadığım sürece yaptıklarına şahitlik ettim. Fakat ne zaman ki Sen benim canımı aldın, artık onların gözetleyicisi yalnızca Sen oldun. Zaten Sen, her bir şeye ta özünden şahitsin.

    Muhammed Esed

    Ben onlara (söylememi) emrettiğin şeyden başkasını söylemedim: 'Benim Rabbim ve sizin Rabbiniz (olan) Allaha kulluk edin (dedim). Ve onların arasında yaşadığım sürece yaptıklarına şahitlik ettim: Ama Sen bana ölümü verdikten sonra onların koruyucusu yalnız Sen oldun: Zaten Sen her şeye şahitsin.

    Ahmed Hulusi

    "Onlara: 'Benim ve sizin Rabbiniz olan Allah'a kulluk bilincine erin' diye senin bana emrettiğinden başka bir şey söylemedim. . . Ben aralarında bulunduğum sürece üzerlerine şahit idim. . . Beni vefat ettirdin! Onlar üzerine Rakıyb sen oldun!. . Sensin her şey üzerine şahit!"

    Ali Bulaç

    "Ben onlara bana emrettiklerinin dışında hiç bir şeyi söylemedim. (O da şuydu:) 'Benim de Rabbim, sizin de Rabbiniz olan Allah'a kulluk edin.' Onların içinde kaldığım sürece, ben onların üzerinde bir şahidim. Benim (dünya) hayatıma son verdiğinde, üzerlerindeki gözetleyici Sen'din. Sen her şeyin üzerine şahid olansın."

    Ali Özek ve heyeti

    Ben onlara, ancak bana emrettiğini söyledim: «Benim de Rabbim, sizin de Rabbiniz olan Allah'a kulluk edin, dedim. İçlerinde bulunduğum müddetçe onlar üzerine kontrolcü idim. Beni vefat ettirince artık onlar üzerine gözetleyici yalnız sen oldun. Sen her şeyi hakkıyla görensin.

    Ali Rıza Safa

    "Bana verdiğin buyruklardan başka bir şey söylemedim: ‘Hem benim Efendim hem de sizin Efendiniz olan Allah'a hizmet edin!' Aralarında bulunduğum süre içinde onlara tanık oldum. Yaşamıma son verdikten sonra, artık, onların üzerinde, Gözetleyen, Sen oldun. Çünkü Sen, her şeye Tanıksın!"

    Bayraktar Bayraklı

    "Ben onlara, ancak bana emrettiğini söyledim. 'Benim de rabbim, sizin de rabbiniz olan Allah'a kulluk ediniz' dedim. İçlerinde bulunduğum müddetçe onlar üzerinde kontrolcü idim. Beni vefat ettirince, artık onlar üzerinde gözetleyici yalnız sen oldun. Sen her şeyi hakkı ile görensin."

    Edip Yüksel

    "Ben onlara ‘Efendim ve Efendiniz olan ALLAH'a hizmet edin' diye bana emrettiğinden başkasını demedim. Aralarında bulunduğum sürece onlara tanıktım. Canımı aldıktan sonra ise sen onların üzerine gözetleyici oldun. Sen her şeye Tanıksın."

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    'Ben onlara 'Rabbim ve Rabbiniz olan ALLAH'a kulluk edin' diye bana emrettiğinden başkasını demedim. Aralarında bulunduğum sürece onlara tanıktım. Canımı aldıktan sonra ise sen onların üzerine gözetleyici oldun. Sen her şeye Tanıksın.'

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Sen bana ne emrettinse, ben onlara sadece onu söyledim. Hep "Rabbim ve Rabbiniz olan Allah'a kulluk edin!" dedim. Aralarında bulunduğum müddetçe üzerlerinde kontrolcü idim. Ne zaman ki beni içlerinden aldın, onları gözetleyen yalnız Sen kaldın. Zaten Sen herşeye şahitsin."

    Elmalılı Hamdi Yazır

    sen bana ne emrettinse ben onlara ancak onu söyledim: hep rabbim ve rabbiniz Allaha kulluk edin dedim ve içlerinde bulunduğum müddetce üzerlerinde şahid idim, vaktaki beni içlerinden aldın üzerlerinde murakıb ancak sen kaldın ve zaten sen her şey'e şahidsin

    Erhan Aktaş

    "Onlara, bana emrettiklerinden başkasını söylemedim. Benim ve sizin Rabb'iniz olan Allah'a kulluk edin dedim. Ben içlerinde olduğum sürece onlara gözetleyiciydim. Fakat beni vefat ettirince dipnot 1 onların üzerinde gözetleyici yalnızca Sen oldun. Ve Sen, Her Şeye Tanıksın."

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Ayetten de anlaşılacağı gibi İsa Nebi'nin de her insan gibi vefat ettiği açıkça görülmektedir.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    "Onlara, bana emrettiklerinden başkasını söylemedim. Benim ve sizin Rabb'iniz olan Allah'a kulluk edin dedim. Ben içlerinde olduğum sürece onlara gözetleyiciydim. Fakat beni vefat ettirince dipnot 1 onların üzerinde gözetleyici yalnızca Sen oldun. Ve Sen, Her Şeye Tanıksın."

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Ayetten de anlaşılacağı gibi İsa Nebi'nin de her insan gibi vefat ettiği açıkça görülmektedir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    "Onlara, bana emrettiklerinden başkasını söylemedim. Benim ve sizin Rabb'iniz olan Allaha kulluk edin dedim. Ben içlerinde olduğum sürece onlara gözetleyiciydim. Fakat beni vefat ettirince dipnot 1 onların üzerinde gözetleyici yalnızca Sen oldun. Ve Sen, Her Şeye Tanıksın.".

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Ayetten de anlaşılacağı gibi İsa Nebi'nin de her insan gibi vefat ettiği açıkça görülmektedir.

    Gültekin Onan

    "Ben onlara bana buyurduklarının dışında hiç bir şeyi söylemedim. (O da şuydu:) 'Benim de rabbim, sizin de rabbiniz (olan) Tanrı'ya kulluk edin.' Onların içinde kaldığım sürece, ben onların üzerinde bir şahidim. Benim hayatıma son verdiğinde, üzerlerindeki gözetleyici sendin. Sen herşeyin üzerine şahid olansın."

    Hasan Basri Çantay

    Ben onlara senin bana emretdiğinden başkasını söylemedim, (dediğim hep şu idi:) "Benim de Rabbim, sizin de Rabbiniz olan Allaha kulluk edin. Ben içlerinde bulunduğum müddetçe üzerlerinde bir kontrolcu idim. Fakat vakta ki Sen beni (içlerinden) aldın, üstlerinde nigehban yalınız Sen oldun. (Zaten) Sen (her zaman) her şey'e hakkıyle şahidsin".

    İbni Kesir

    Ben; onlara Senin bana buyuduğundan başkasını söylemedim. Rabbım ve Rabbınız olan Allah'a kulluk edin, dedim. Ben, aralarında bulunduğum sürece üzerlerine şahid idim. Beni öldürdüğünde onların murakıbı Sensin. Sen herşeye şahidsin.

    Mehmet Alagaş

    (116-117) Bir vakit Allah dedi ki, Ey Meryem oğlu İsa insanlara Allah’ın dışında, beni ve annemi ilah olarak edinin diye sen mi dedin? Dedi ki seni üstün tutarım ki benim gerçek olmayan bir şeyi söylemem bana yakışmaz, eğer onu / o sözü söyleseydim, sen kesinlikle o nu bilirdin, sen nefsimde olanı da bilirsin, fakat ben senin nefsinde olanı bilemem, muhakkak ki sen gayb olanları / bize gizlenmiş olanları en iyi bilensin , bana emrettiklerin dışında herhangi bir şey söylemedim, benim de Rabbim sizin de Rabbiniz olan Allah’a ibadet edin dedim, aralarında olduğum süre zarfında onlar üzerinde şahit idim, ne zaman ki beni vefat ettirdin onlar üzerinde gözetleyici sadece sen oldun, sen her şeye şahitsin. Eğer onlara azap edeceksen muhakkak ki onlar senin kullarındır, eğer onları bağışlarsan muhakkak ki sen saygınsın, son kararı verensin. (Mesih’in / İsa’nın ilk vefatından sonra dünyaya tekrar gelmediğini ifade ettiği ayet)

    Rowwad Tercüme Merkezi

    “Ben onlara, sadece bana emrettiğin şeyi söyledim. Benim de Rabbim, sizin de Rabbiniz olan Allah’a ibadet edin (dedim.) Aralarında bulunduğum sürece onlara şahit oldum. Ama beni içlerinden aldığında, artık üzerilerine gözetleyici yalnız sen oldun. Sen, her şeye hakkıyla şahitsin.”

    Süleyman Ateş

    "Ben onlara: Benim ve sizin Rabbiniz olan Allah'a kulluk edin, diye senin bana emretmiş olduğundan başka bir şey söylemedim. Ben onların içinde olduğum sürece onları kolladım, fakat sen beni vefat ettirince onları gözetleyen (yalnız) Sen oldun. Sen herşeyi görensin.

    Süleymaniye Vakfı

    Bana ne emrettiysen onlara sadece onu söyledim: "Benim de Rabbim, sizin de Rabbiniz olan Allah'a kulluk edin!" dedim. Aralarında bulunduğum sürece onlara şahittim (ne yaptıklarını görüyordum). Ne zaman ki beni vefat ettirdin dipnot 1 , onları görüp gözeten sadece sen kaldın. Her şeye şahit olan sensin.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Zümer 39/42'ye göre vefat, işi biten ruhun bedenden ayrılmasıdır. Allah ruhu iki şekilde vefat ettirir, biri uykuya daldığında, diğeri de öldüğünde olur. Ruh, bilgisayarın işletim sistemi gibi bütün bilgileri korur. Onun için Allah, hem uyuyan hem de ölen bedenin ruhunu koruma altına alır. Uyuyan insanın ruhu, uyandığında, ölen kişinin ruhu da vücut yeniden yaratıldığında geri döner. (Bkz. Müminun 23/100 ve Tekvir 81/7) Bu ayete göre İsa aleyhisselam, vefatından sonraki ilk konuşmasını ahirette yapacağı için o, ölmüştür. Dünyaya tekrar gelmesi diye bir şey yoktur. (Al-i İmran 3/55)

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Bana ne emrettiysen onlara onu söyledim. "Benim Rabbim dipnot 1 ve sizin de Rabbiniz olan Allah'a kul olun" dedim. Aralarında bulunduğum sürece onlara şahittim. Beni vefat ettirdikten dipnot 2 sonra onlar, sadece senin gözlemin altındaydılar. Her şeye şahit olan sensin.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Sahibi
    2. metne dön, dipnot 2
      Allah'ın İsa(as) vefat ettirdiğini "Ey İsa, ben seni vefat ettireceğim, ...." (Ali İmran 3/55) bildiriyor.

    Şaban Britch

    Ben onlara: “Rabbim ve Rabbimiz olan Allah’a ibadet edin” diye; senin bana emrettiğin dışında bir şey söylemedim. Aralarında bulunduğum sürece onlar üzerine şahit oldum. Beni vefat ettirdiğinde (aralarından alıp katına yükselttiğinde) üzerlerinde gözetleyici sadece sendin. Sen, her şeye şahitsin.

    Şaban Piriş

    Ben onlara "Rabbim ve Rabbimiz olan Allah'a kulluk edin" diye; senin bana emrettiğin dışında bir şey söylemedim. Aralarında bulunduğum sürece onlara şahit oldum. Beni öldürdüğün zaman da onları sen gözetiyordun. Sen, her şeye şahitsin.

    Yaşar Nuri Öztürk

    "Onlara, senin bana emrettiğin şu sözden başka bir şey söylemedim: 'Benim Rabbim ve sizin de Rabbiniz olan Allah'a kulluk edin.' İçlerinde olduğum sürece üzerlerine tanıktım. Sen beni vefat ettirince üzerlerine yalnız sen gözetleyici oldun. Ve sen zaten her şey üzerinde bir Şehidsin, bir tanıksın."

  10. Mâide suresi, 118. ayet — bütün mealleriyle aç

    Mâide suresi, 118. ayet. إِن تُعَذِّبْهُمْ فَإِنَّهُمْ عِبَادُكَ وَإِن تَغْفِرْ لَهُمْ فَإِنَّكَ أَنتَ ٱلْعَزِيزُ ٱلْحَكِيمُ

    Diyanet İşleri

    "Eğer onlara azap edersen, şüphe yok ki onlar senin kullarındır. Eğer onları bağışlarsan, yine şüphe yok ki sen mutlak güç sahibisin, hüküm ve hikmet sahibisin.

    Mehmet Okuyan

    Onlara azap edersen şüphesiz ki onlar, senin kullarındır (dilediğini yaparsın). Onları bağışlarsan şüphesiz ki güçlü ve doğru hüküm veren yalnızca sensin." dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Benzer mesajlar: İbrâhîm 14:36; Câsiye 45:14.

    Mustafa İslamoğlu

    Eğer onlara azab edersen, şüphe yok ki onlar Senin kullarındır; yok eğer onları bağışlarsan, hiç şüphesiz her işinde mükemmel olan tek Sensin, her hükmünde tam isabet eden de yalnız Sen!"

    Muhammed Esed

    Şayet onları azaba çarptırırsan şüphesiz onlar Senin kullarındır; ve eğer onları bağışlarsan şüphesiz yalnız Sensin kudret sahibi, hikmet sahibi!"

    Ahmed Hulusi

    "Eğer onları azaplandırırsan, elbette onlar senin kullarındır! Eğer onları bağışlarsan muhakkak ki sensin Aziyz, Hakiym olan, sen!"

    Ali Bulaç

    Eğer onları azablandırırsan, şüphesiz onlar Senin kullarındır, eğer onları bağışlarsan, şüphesiz aziz olan, hakim olan Sen'sin Sen."

    Ali Özek ve heyeti

    Eğer kendilerine azap edersen şüphesiz onlar senin kullarındır (dilediğini yaparsın). Eğer onları bağışlarsan şüphesiz sen izzet ve hikmet sahibisin» dedi.

    Ali Rıza Safa

    "Onları cezalandırırsan, kuşkusuz, onlar, Senin kullarındır. Onları bağışlarsan, kuşkusuz, Sen, Üstünsün; Bilgelik ve Adaletle Yönetensin!"

    Bayraktar Bayraklı

    "Eğer kendilerine azap edersen, şüphesiz onlar senin kullarındır. Eğer onları bağışlarsan, şüphesiz sen izzet ve hikmet sahibisin."

    Edip Yüksel

    "Onları cezalandırırsan, onlar senin kullarındır. Onları bağışlarsan, kuşkusuz sen Üstünsün, Bilgesin."

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    'Onları cezalandırırsan, onlar senin yaratıklarındır. Onları bağışlarsan, kuşkusuz sen Üstünsün, Bilgesin.'

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    "Eğer Sen onlara azap edersen, şüphe yok ki onlar senin kullarındır, eğer onları bağışlarsan yine şüphe yok ki sen çok güçlü ve hikmet sahibisin."

    Elmalılı Hamdi Yazır

    eğer onlara azab edersen şüphe yok ki senin kullarındırlar ve eğer kendilerine mağfiret kılarsan yine şübhe yok ki sen o aziz, hakimsin

    Erhan Aktaş

    "Eğer onlara azap edersen onlar Sen'in kullarındır. Ve eğer onları bağışlarsan, Mutlak Üstün Olan ve En İyi Hüküm Veren Sen'sin."

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    "Eğer onlara azap edersen onlar Sen'in kullarındır. Ve eğer onları bağışlarsan, Mutlak Üstün Olan ve En İyi Hüküm Veren Sen'sin."

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Eğer onlara azap edersen onlar Sen'in kullarındır. Ve eğer onları bağışlarsan, Mutlak Üstün Olan ve En İyi Hüküm Veren Sen'sin."

    Gültekin Onan

    "Eğer onları azablandırırsan, şüphesiz onlar senin kullarındır; eğer onları bağışlarsan, şüphesiz aziz olan, hakim olan sensin, sen."

    Hasan Basri Çantay

    "Eğer kendilerine azab edersen şübhe yok ki onlar Senin kullarındır. Eğer onları yarlığarsan mutlak gaalib (ve) yegane hüküm ve hikmet saahibi olan da hakıykaten Sensin Sen".

    İbni Kesir

    Eğer onlara azab edersen; şüphesiz onlar Senin kullarındır. Şayet bağışlarsan; muhakkak ki Sensin Sen; Aziz, Hakim.

    Mehmet Alagaş — bu ayetin karşılığı kaynakta yok.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Eğer onlara azap edersen, onlar şüphesiz senin kullarındır. Şayet onları bağışlarsan, şüphesiz sen Aziz ve Hakim olansın.

    Süleyman Ateş

    "Eğer onlara azabedersen, onlar senin kullarındır (dilediğini yaparsın); eğer onları bağışlarsan, şüphesiz sen daima üstünsün, hüküm ve hikmet sahibisin!"

    Süleymaniye Vakfı

    Eğer onlara azap edersen, hepsi senin kullarındır. Ama bağışlarsan, daima üstün olan ve bütün kararları doğru olan sensin, yalnız sen!"

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Eğer azap edersen onlar senin kullarındır. Ama bağışlarsan üstün olan sen, doğru kararlar veren sensin."

    Şaban Britch

    Eğer onlara azap edersen, onlar şüphesiz senin kullarındır. Şayet onları bağışlarsan, şüphesiz sen Aziz ve Hakim'sin.

    Şaban Piriş

    Eğer onlara azap edersen, onlar, şüphesiz senin kullarındır. Şayet onları bağışlarsan, şüphesiz sen aziz ve hakimsin.

    Yaşar Nuri Öztürk

    "Onlara azap edersen, onlar senin kullarındır. Ama onları bağışlarsan hiç kuşkusuz, sen tüm gücün sahibi, tüm hikmetlerin sahibisin."

  11. Mâide suresi, 119. ayet — bütün mealleriyle aç

    Mâide suresi, 119. ayet. قَالَ ٱللَّهُ هَٰذَا يَوْمُ يَنفَعُ ٱلصَّٰدِقِينَ صِدْقُهُمْ لَهُمْ جَنَّٰتٌ تَجْرِى مِن تَحْتِهَا ٱلْأَنْهَٰرُ خَٰلِدِينَ فِيهَآ أَبَدًا رَّضِىَ ٱللَّهُ عَنْهُمْ وَرَضُوا۟ عَنْهُ ذَٰلِكَ ٱلْفَوْزُ ٱلْعَظِيمُ

    Diyanet İşleri

    Allah, şöyle diyecek: "Bugün, doğrulara, doğruluklarının yarar sağlayacağı gündür." Onlara içinden ırmaklar akan, içinde ebedi kalacakları cennetler vardır. Allah, onlardan razı olmuş, onlar da Allah'tan razı olmuşlardır. İşte bu büyük başarıdır.

    Mehmet Okuyan

    Allah şöyle demiş (olacak)tır: "Bu(gün), doğrulara, doğruluklarının yarar sağlayacağı gündür. Onlara, içinde ebedî kalacakları, altlarından ırmaklar akan cennetler vardır. Allah kendilerinden razı, onlar da O'ndan memnun olmuşlardır. dipnot 1 İşte bu, büyük kurtuluştur."

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Benzer mesajlar: Tevbe 9:100; Mücâdele 58:22; Beyyine 98:8.

    Mustafa İslamoğlu

    (O gün) Allah şöyle diyecek: "Bugün, sözlerine sadık olanların sadaketlerinin hayrını görecekleri gündür. Zemininden ırmaklar çağlayan, içinde ebedi kalacakları cennetler onlarındır. Allah onlardan razı, onlar da Allah'tan razıdırlar: İşte bu muhteşem bir başarıdır.

    Muhammed Esed

    (Ve Hesap Günü) Allah şöyle diyecektir. "Bugün sözlerine sadık olanlar hakikate sadakatlerinin faydasını görecekler: sonsuza kadar kalacakları, içinden ırmaklar akan hasbahçeler onların olacak; Allah onlardan çok hoşnuttur ve onlar da Allahtan çok hoşnutturlar: Bu büyük bir mazhariyettir".

    Ahmed Hulusi

    Allah buyurdu: "Bu, sadıklara, tasdiklerinin (hakikati şüphesiz ve tereddütsüz) sonucunun yaşandığı gündür! İçinde ebedi kalıcılar olarak, altlarından nehirler akan cennetler var onlar için". . . Allah onlardan razı olmuştur, onlar da O'ndan razı. . . İşte budur büyük kurtuluş!

    Ali Bulaç

    Allah dedi ki: "Bu, doğrulara, doğru söylemelerinin yarar sağladığı gündür. Onlar için, içinde ebedi kalacakları, altından ırmaklar akan cennetler vardır. Allah onlardan razı oldu, onlar da O'ndan razı olmuşlardır. İşte büyük 'kurtuluş ve mutluluk' budur."

    Ali Özek ve heyeti

    (Bu konuşmadan sonra) Allah şöyle dedi: Bu, doğrulara, doğruluklarının fayda vereceği gündür. Onlara, içinde ebedî kalacakları , zemininden ırmaklar akan cennetler vardır. Allah onlardan razı olmuştur, onlar da O'ndan razı olmuşlardır. İşte büyük kurtuluş ve kazanç budur.

    Ali Rıza Safa

    Allah dedi ki: "Bugün, doğruyu söyleyenlere, doğruluklarının yarar sağlayacağı gündür. Onlar için, altlarından ırmaklar akan cennetler vardır. Sonsuza dek orada kalacaklardır. Allah, onlardan hoşnut olmuştur. Onlar da O'ndan hoşnut olmuşlardır. En büyük başarı, işte budur!"

    Bayraktar Bayraklı

    Bu konuşmadan sonra Allah şöyle buyuracaktır: "Bu, doğrulara, doğruluklarının fayda vereceği gündür. Onlara, içinde süreli kalacakları, içinden ırmaklar akan cennetler vardır. Allah onlardan razı olmuştur, onlar da O'ndan razı olmuşlardır. İşte büyük kurtuluş budur."

    Edip Yüksel

    ALLAH ilan edecek: "Bu, doğrulara doğruluklarının yarar sağladığı gündür." Onlar için içlerinden ırmaklar akan ve orada sürekli kalacakları bahçeler var. ALLAH onlardan, onlar da O'ndan hoşnut olmuştur. Büyük başarı işte bu...

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    ALLAH ilan edecek: 'Bu, doğrulara doğruluklarının yarar sağladığı gündür.' Onlar için içlerinden ırmaklar akan ve orada sürekli kalacakları cennetler (bahçeler) var. ALLAH onlardan, onlar da O'ndan hoşnut olmuştur. Büyük başarı işte bu...

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Allah buyurur ki: "İşte bu, doğrulara, doğruluklarının fayda vereceği gündür. Onlar için, altlarından ırmaklar akan, içlerinde ebedi kalacakları cennetler vardır. Allah onlardan razı olmuş, onlar da Allah'tan. İşte o büyük kurtuluş budur.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Allah buyurur ki: bu, işte sadıklara sadakatlerinin faide vereceği gündür, onlara altından ırmaklar akar cennetler var ebediyyen içlerinde kalmak üzere onlar, Allah onlardan razı olmuş, onlar da Allahdan razı, işte o fevzı azim bu

    Erhan Aktaş

    Allah: "Bugün, doğruluklarının doğrulara fayda sağlayacağı gündür." dedi. Onlar için, içinden nehirlerin aktığı Cennetler vardır. Orada süresiz kalacaklar. Allah onlardan, onlar da O'ndan razı olmuşlardır. İşte büyük başarı budur.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Allah: "Bugün, doğruluklarının doğrulara fayda sağlayacağı gündür." dedi. Onlar için, içinden nehirlerin aktığı Cennetler vardır. Orada süresiz kalacaklar. Allah onlardan, onlar da O'ndan razı olmuşlardır. İşte büyük başarı budur.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Allah: "Bugün, doğruluklarının doğrulara fayda sağlayacağı gündür." dedi. Onlar için, içinden nehirlerin aktığı cennetler dipnot 1 vardır. Orada süresiz kalacaklar. Allah onlardan, onlar da O'ndan razı olmuşlardır. İşte büyük başarı budur.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bahçeler.

    Gültekin Onan

    Tanrı dedi ki: "Bu, doğrulara doğru söylemelerinin yarar sağladığı gündür. Onlar için altlarından ırmaklar akan ve orada ebediyen kalacakları cennetler vardır. Tanrı onlardan razı olmuştur, onlar da O'ndan razı olmuşlardır. İşte büyük 'kurtuluş ve mutluluk' budur."

    Hasan Basri Çantay

    (Bu sual ve cevablardan sonra) Allah dedi (diyecek) ki: "Bu (gün) doğru söyleyenlerin sadakatları kendilerine faide vereceği bir gündür. Altından ırmaklar akan cennetler — ki orada ebedi ve daimi kalıcıdırlar — Onlarındır. Allah kendilerinden raazi olmuşdur, kendileri de Ondan raazi olmuşlardır ve işte bu, en büyük kurtuluş ve seadetdir".

    İbni Kesir

    Allah buyurdu ki: Bu, doğru söyleyenlerin doğruluklarının fayda verdiği gündür. Onlara; altından ırmaklar akan, içinde temelli kalacakları cennetler vardır. Allah; onlardan hoşnud olmuştur, onlar da Allah'dan hoşnud olmuşlardır. Büyük kurtuluş işte budur.

    Mehmet Alagaş

    (119-120) Allah dedi ki bugün, sözüne bağlılara / sadıklara bağlılıklarının / sadakatlerinin fayda vereceği gündür, onlara altlarından nehirler akan cennetler vardır, oralarda ebedi olarak kalıcıdırlar, Allah onlardan hoşnut oluştur onlarda O’ndan hoşnutlar, işte bu büyük bir başarıdır, semaların, yerin ve bu ikisinin içinde olanların egemenliği / mülkiyeti / (onlar hakkında dilediğini yapabilme özgürlüğü) Allah’a aittir. Ve O her şeyi güç yetirip ayarlayandır.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Allah, şöyle diyecek: “Bugün, doğrulara, doğruluklarının yarar sağlayacağı gündür.” Onlara içinden ırmaklar akan, içinde ebedî kalacakları cennetler vardır. Allah, onlardan razı olmuş, onlar da Allah’tan razı olmuşlardır. İşte bu büyük başarıdır.

    Süleyman Ateş

    Allah buyurdu: "Bu, sadıklara, doğruluklarının fayda sağlayacağı gündür. Onlar için altlarından ırmaklar akan, içinde ebedi kalacakları cennetler vardır." Allah onlardan razı olmuştur, onlar da O'ndan razı olmuşlardır. İşte büyük başarı budur!

    Süleymaniye Vakfı

    Allah şöyle diyecektir: Doğru olanlara doğruluklarının fayda vereceği gün işte bugündür. İçinden ırmaklar akan cennetler onlarındır. Orada ölümsüz olarak sonsuza dek kalacaklardır dipnot 1 . Allah onlardan razı olmuş, onlar da Allah'tan razı olmuşlardır. Büyük başarı budur.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Kur'an'da, cennetlik ve cehennemlik olanlar için iki kelime kullanılır. Birisi 'ebeden' diğeri 'halid'tir. Ebeden, 'sonsuza kadar', halid ise 'ölümsüz olan' anlamına gelir. Cennetlikler için Nisa 4/57,122; Maide 5/119, Tevbe 9/22,100; Tegabun 64/9, Talak 65/11, Beyyine 98/8 ayetlerine; cehennemlikler için Nisa 4/169, Ahzab 33/65, Cin 72/23 ayetlerine bakınız.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Allah diyecek ki "Bugün doğruların doğruluklarından yararlanacağı gündür. İçinden ırmaklar akan cennetler onlarındır ve ebediyen orada kalacaklardır. Allah onlardan razıdır, onlar da Allah'tan razı olacaklardır. En büyük kurtuluş işte budur."

    Şaban Britch

    Allah şöyle der: İşte bugün, doğrulara doğruluklarının fayda vereceği bir gündür. Onlar için, içinde ebedi kalacakları, altlarından ırmaklar akan cennetler vardır. Allah onlardan razı olmuştur. Onlar da Allah’tan razı olmuşlardır. İşte bu, büyük bir kazançtır.

    Şaban Piriş

    Allah ise şöyle dedi: -İşte bugün, doğrulara doğrulukları fayda verir. Onlar için, içinde ebedi kalacakları, içinden ırmaklar akan cennetler vardır. Allah onlardan razı olmuştur. Onlar da Allah'tan razı olmuşlardır. İşte bu, büyük bir kurtuluştur.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Allah buyurdu: "Özü-sözü doğru olanlara, doğruluklarının yarar sağlayacağı gün budur. Altlarından ırmaklar akan cennetler var onlar için. Sonsuza dek kalacaklardır orada." Allah onlardan razı olmuştur, onlar da Allah'tan razı olmuşlardır. İşte budur büyük kurtuluş.

  12. Mâide suresi, 120. ayet — bütün mealleriyle aç

    Mâide suresi, 120. ayet. لِلَّهِ مُلْكُ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ وَمَا فِيهِنَّ وَهُوَ عَلَىٰ كُلِّ شَىْءٍ قَدِيرٌۢ

    Diyanet İşleri

    Göklerin, yerin ve bunlardaki her şeyin hükümranlığı yalnızca Allah'ındır. O, her şeye hakkıyla gücü yetendir.

    Mehmet Okuyan

    Göklerin, yerin ve içindekilerin otoritesi yalnızca Allah'a aittir. O, her şeye gücü yetendir.

    Mustafa İslamoğlu

    Göklerin, yerin ve içindekilerin hükümranlığı Allah'a aittir! Zira O her şeyi yapmaya kadirdir.

    Muhammed Esed

    Göklerin, yerin ve içlerindeki her şeyin hükümranlığı Allahındır: O, dilediğini yapmaya kadirdir.

    Ahmed Hulusi

    Semalar, arz ve onlarda ne varsa hepsinin varlığı Allah'ındır (Esma'sının manalarının açığa çıkışıdır)! O, her şeye Kaadir'dir.

    Ali Bulaç

    Göklerin, yerin ve içlerinde olanların tümünün mülkü Allah'ındır. O, her şeye güç yetirendir.

    Ali Özek ve heyeti

    Göklerin, yerin ve içlerindeki her şeyin mülkiyeti Allah'ındır. O, her şeye hakkıyla kadirdir.

    Ali Rıza Safa

    Göklerin, yeryüzünün ve onlarda bulunan her şeyin yönetimi, Allah'a özgüdür. Çünkü O, her şeye Gücü Yetendir.

    Bayraktar Bayraklı

    Göklerin, yerin ve içlerindeki her şeyin mülkiyeti Allah'ındır. O, her şeye hakkıyla gücü yetendir.

    Edip Yüksel

    Göklerin, yerin ve aralarındaki her şeyin egemenliği ALLAH'a aittir. O'nun gücü her şeye yeter.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Göklerin, yerin ve aralarındaki her şeyin egemenliği ALLAH'a aittir. O'nun gücü herşeye yeter.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Bütün o göklerin, yerin ve onlarda olan herşeyin hükümranlığı Allah'ındır. O, herşeye daima gücü yetendir.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Allahındır bütün o Göklerin ve Yerin ve bunlarda ne varsa hepsinin mülkü, ve o her şey'e kadir, daima kadirdir

    Erhan Aktaş

    Göklerin, yerin ve bunların içindekilerin mülkü dipnot 1 Allah'ındır. Ve O, Her Şeye Gücü Yeten'dir.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Egemenliği, sahipliği, yönetimi.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Göklerin, yerin ve bunların içindekilerin mülkü dipnot 1 Allah'ındır. Ve O, Her Şeye Gücü Yeten'dir.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Egemenliği, sahipliği, yönetimi.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Göklerin, yerin ve bunların içindekilerin mülkü dipnot 1 Allah'ındır. Ve O, Her Şeye Gücü Yeten'dir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Egemenliği, sahipliği, yönetimi.

    Gültekin Onan

    Göklerin, yerin ve içlerinde olanların tümünün mülkü Tanrı'nındır. O, her şeye güç yetirendir.

    Hasan Basri Çantay

    Göklerin, yerin ve içlerinde ne varsa (hepsinin) mülk (-ü tasarruf) u Allahındır. O her şey'e hakkıyle kaadirdir.

    İbni Kesir

    Göklerin, yerin ve onlardaki her şeyin mülkü Allah'ındır. Ve O, her şeye Kadir'dir.

    Mehmet Alagaş

    (119-120) Allah dedi ki bugün, sözüne bağlılara / sadıklara bağlılıklarının / sadakatlerinin fayda vereceği gündür, onlara altlarından nehirler akan cennetler vardır, oralarda ebedi olarak kalıcıdırlar, Allah onlardan hoşnut oluştur onlarda O’ndan hoşnutlar, işte bu büyük bir başarıdır, semaların, yerin ve bu ikisinin içinde olanların egemenliği / mülkiyeti / (onlar hakkında dilediğini yapabilme özgürlüğü) Allah’a aittir. Ve O her şeyi güç yetirip ayarlayandır.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Göklerin, yerin ve içindekilerin mülkü Allah’a aittir. O her şeye kadirdir.

    Süleyman Ateş

    Göklerin, yerin ve bunlarda bulunan herşeyin mülkü Allah'ındır. O, herşeye kadirdir!

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Göklerin, yerin ve onlardaki her şeyin hakimi Allah'tır. O, her şeye bir ölçü koymuştur.

    Şaban Britch

    Göklerin, yerin ve içindekilerin mülkü Allah’a aittir. O’nun gücü her şeye yeter.

    Şaban Piriş

    Göklerin, yerin ve içindekilerin hükümranlığı Allah'a aittir. O'nun gücü her şeye yeter.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Göklerin, yerin ve bunlarda bulunanların mülkü/yönetimi Allah'ındır. O'nun her şeye gücü yeter.

Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. Öntanımlı açık dört meal öncelik sırasına göredir; listeden hepsi açılabilir.