Mü'minûn suresi

Mü'minûn suresi, 74. ayet

Mü'minûn suresi, 74. ayet. وَإِنَّ ٱلَّذِينَ لَا يُؤْمِنُونَ بِٱلْـَٔاخِرَةِ عَنِ ٱلصِّرَٰطِ لَنَٰكِبُونَ

veinne-lleẕîne lâ yü'minûne bil'âḫirati `ani-ṣṣirâṭi lenâkibûn.

Diyanet İşleri

Fakat ahirete inanmayanlar, ısrarla bu yoldan çıkmaktadırlar.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Mü'minûn 71–77 · surenin 74. ayeti / 118

Konu Kalplerin gafleti ve gelen azap Mü'minûn 63–77 3

  1. Mü'minûn 71

    Eğer hak onların arzularına uysaydı, gökler ile yer ve onlarda bulunanlar elbette bozulur giderdi. Hayır, biz onlara şereflerini (Kur'an'ı) getirdik. Onlar ise bu şereflerinden yüz çeviriyorlar.

  2. Mü'minûn 72

    Ey Muhammed! Yoksa sen onlardan bir vergi mi istiyorsun (da inanmıyorlar)? Rabbinin vergisi daha hayırlıdır. O, rızık verenlerin en hayırlısıdır.

  3. Mü'minûn 73

    Şüphesiz sen onları doğru bir yola çağırıyorsun.

  4. 74

    Fakat ahirete inanmayanlar, ısrarla bu yoldan çıkmaktadırlar.

  5. Mü'minûn 75

    Biz onlara merhamet edip başlarına gelen zararı giderseydik, yine de azgınlıkları içinde bocalayıp kalırlardı.

  6. Mü'minûn 76

    Andolsun, biz onları azap ile kıskıvrak yakaladık da yine Rablerine boyun eğmediler ve O'na yalvarıp yakarmadılar.

  7. Mü'minûn 77

    Sonunda onlara şiddetli bir azap kapısı açtığımızda bir de bakarsın onun içinde ümitsizliğe düşüvereceklerdir.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

Bu metin 73–74. ayetler için yazılmıştır.

73-74. Yüce Allah, yukarda geçen âyetlerde iman etmeyi gerektiren bütün sebebleri ve imana mani olan hususları söz konusu etmiş, bu manilerin tutarsızlıklarını teker teker dile getirmiştir. Yüce Allah, imanın manileri arasında onların şunları saymıştır: (1) Kalplerinin gaflet içerisinde oluşunu. (2) İlâhi buyruklar üzerinde gereği gibi düşünmediklerini. (3) Atalarına uyduklarını. (4) Peygamberlerinin deli olduğunu söylediklerini ki bunlara dair açıklamalar yukarda geçti. İman etmelerini gerektiren hususlar arasında da şunları saymıştır: (1) Kur’ân-ı Kerîm üzerinde dikkatle düşünmek. (2) Allah’ın nimetini kabul ile karşılamak. (3) Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem’i tanımak, durumunu, onun tam anlamı ile doğru sözlü ve güvenilir birisi olduğunu bilmek. (4) Onun onlardan herhangi bir ücret istememesi, aksine bütün çabasının onların menfaat ve maslahatlarına yönelik olması. (5) Kendilerini davet ettiği yolun “dosdoğru bir yol” olmasıdır. Ki bu yol, dosdoğru olduğu için gereğince amelde bulunacaklara kolaylaştırılmıştır. Maksada ulaşmayı da alabildiğine yakınlaştırmıştır. Hanif ve müsamahakâr bir yoldur. Yani tevhidde hanif, amelde müsamahakârdır. Senin onları dosdoğru yola davet edişin, hakkı bulmak isteyenlerin sana tâbi olmalarını gerektirir. Zira bu, akılların ve fıtratların güzel olduğuna ve maslahatlara uygun düştüğüne şahitlik ettiği hususlardan birisidir. Bunlar sana tâbi olmayacak olurlarsa nereye gidecekler? Hiç şüphesiz ellerinde sana uymalarına gerek bırakmayacak ve kendilerine yeterli gelecek herhangi bir şeyleri yoktur. Çünkü onlar “yoldan sapıyorlar.” Yüce Allah’a ulaştıran, O’nun lütuf ve ihsan yurdu olan cennetine götüren yoldan uzak kalmışlar ve sapıtmışlardır. Onların elinde bulunan, sapıklıktan, bilgisizlikten başkası değildir. Zaten hakka aykırı davranan herkesin bütün işlerinde haktan uzak ve sapmış bir kimse olması kaçınılmaz bir şeydir. Nitekim Yüce Allah şöyle buyurmaktadır: “Eğer senin çağrını kabul etmezlerse bil ki onlar ancak hevâlarına uymaktadırlar. Allah’tan bir hidâyet olmaksızın hevâsına uyandan daha sapık kim olabilir ki?” (el-Kasas, 28/50)

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Ahiret gününe ve oradaki hesap, ceza ve mükâfata iman etmeyenler; İslam yolundan yüz çevirip, eğri olan yollara sapmıştır. Bu saptıkları eğri yol onları ateşe ulaştıracaktır.

Kelimeler

8 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. وَإِنَّ ve inne ve kuşkusuz
  2. ٱلَّذِينَ ellezine kimseler
  3. لَا la
  4. يُؤْمِنُونَ yu'minune inanmayan(lar) kök: امن
  5. بِٱلْـَٔاخِرَةِ bil-ahirati ahirete kök: اخر
  6. عَنِ ani -dan
  7. ٱلصِّرَٰطِ s-sirati yol- kök: صرط
  8. لَنَـٰكِبُونَ lenakibune sapıyorlar kök: نكب

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 4 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: نكب (2 geçiş)

    O, yeryüzünü sizin ayaklarınızın altına serendir. Haydi onun üzerinde yürüyün ve Allah'ın rızkından yiyin. Dönüş ancak O'nadır.

  • Aynı kök: صرط (45 geçiş)

    (6-7) Bizi doğru yola, kendilerine nimet verdiklerinin yoluna ilet; gazaba uğrayanlarınkine ve sapıklarınkine değil.

  • Aynı kök: صرط (45 geçiş)

    (6-7) Bizi doğru yola, kendilerine nimet verdiklerinin yoluna ilet; gazaba uğrayanlarınkine ve sapıklarınkine değil.

  • Aynı kök: صرط (45 geçiş)

    Birtakım kendini bilmez insanlar, "Onları (müslümanları) yönelmekte oldukları kıbleden çeviren nedir?" diyecekler. De ki: "Doğu da, Batı da…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

70 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

Şüphesiz ki ahirete inanmayanlar ise yoldan çıkanlardır.

Mustafa İslamoğlu

ahirete inanmamakta direnen kimselerse ısrarla bu yoldan sapıyorlar.

Muhammed Esed

ama, ahirete inanmamakta direnenler ister istemez bu yoldan sapmaktalar.

Ahmed Hulusi

Sonsuz geleceklerine iman etmeyenler, o sırattan sapıyorlar.

Ali Bulaç

Ancak ahirete inanmayanlar, şüphesiz yoldan sapanlardır.

Ali Özek ve heyeti

Ahirete inanmayanlar ise, ısrarla yoldan çıkmaktadırlar.

Ali Rıza Safa

Aslında, sonsuz yaşama inanmayanlar, kesinlikle yoldan çıkanlardır.

Bayraktar Bayraklı

Ama ahirete inanmayanlar ısrarla yoldan çıkıyorlar.

Edip Yüksel

Ama ahireti onaylamayanlar yoldan sapmaktadırlar.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Ama ahirete inanmıyanlar yoldan sapmaktadırlar.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Fakat ahirete inanmayanlar, o caddeden sapmaktadırlar.

Elmalılı Hamdi Yazır

Fakat Ahırete inanmıyanlar caddeden sapmaktadırlar

Erhan Aktaş

Kuşkusuz ahirete inanmayanlar, bu doğru yoldan sapanlardır.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Kuşkusuz ahirete inanmayanlar, bu doğru yoldan sapanlardır.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Kuşkusuz ahirete inanmayanlar, bu doğru yoldan sapanlardır.

Gültekin Onan

Ancak ahirete inanmayanlar kuşkusuz yoldan sapanlardır.

Hasan Basri Çantay

Ahirete iman etmez olanlar, mutlakaa (doğru) yoldan sapanlardır.

İbni Kesir

Ama ahirete inanmayanlar, mutlaka bu yoldan sapmaktadırlar.

Mehmet Alagaş

(68-78) Bu sözü hiç düşünmediniz mi? evvelki babalarınıza gelmeyen biri mi geldi size? Yahut Resullerini tanıyamadılar mı? O’nu inkâr ediyorlar / tanımıyorlar yahut onda bir cinnet hali var mı diyorlar? bilakis O, onlara gerçek ile geldi, çoğunuz / ekseriniz haktan hoşlanmıyorsunuz / kerih buluyorsunuz , eğer hak, onların keyiflerine uysaydı semalarda, yerde ve bu ikisi arasında kim varsa bozulurdu / ifsat olurdu, bilakis onlara hatırlamaları gereken şeyleri verdik, onlar hatırlatıcı kitaplarından sırt çeviriyorlar yahut onlara bir ücret / haraç mı soruyorsun? Rabbinin karşılığ ı / haracı daha hayırlıdır ve O rızık verenlerin hayırlısıdır, muhakkak ki sen onları dosdoğru yola çağırıyorsun, Ahirete iman etmeyenler ise yoldan sapıyorlar. Eğer ki onlara acısak ve uğradıkları zararı onlardan gidersek taşkınlıkları / tuğyanlarında bocalamaya devam ederler. Kesin olan şu ki, onları azap ile yakaladık Rableri için olmuyorlar (kendilerine yahut başkalarına ait oluyorlar) ve yalvarmıyorlardı. Onlara şiddetli azabın kapılarını açtığımızda onda ümitsiz oluyorlar.

Rowwad Tercüme Merkezi

Muhakkak ki âhirete iman etmeyenler doğru yoldan sapanlardır.

Süleyman Ateş

Ama ahirete inanmayanlar yoldan sapıyorlar.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Ahirete inanmıyorlar, o yoldan gerçekten, ayrılıyorlar.

Şaban Britch

Fakat, ahirete iman etmeyenler, yoldan sapan kimselerdir.

Şaban Piriş

Fakat, ahirete inanmayanlar, yoldan sapan kimselerdir.

Yaşar Nuri Öztürk

Ama ahirete inanmayanlar, o yoldan hep yan çiziyorlar.

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

But those who deny Resurrection and Judgement Hereafter never deviate into sense. On the contrary, they deviate themselves from the path of righteousness.

Abdul Haleem

and those who do not believe in the Hereafter turn away from that path.

Abdullah Yusuf Ali

And verily those who believe not in the Hereafter are deviating from that Way.

Abul A'la Maududi

but those who do not believe in the Hereafter are ever prone to deviate from the Right Way. dipnot 1

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    This was the real reason why they were deviating from the right path. As they did not believe in the Hereafter, they thought that no account would be taken from them of what they did in this world. Therefore it did not matter whether they followed the truth or falsehood. Their only aim in life was to gratify the lusts of the flesh and gratify them in the best way possible.

Aisha Bewley

But those who do not have iman in the akhira recoil from the path.

Al-Hilali & Khan

And verily, those who believe not in the Hereafter are indeed deviating far astray from the Path (true religion - Islâmic Monotheism).

Ali Quli Qarai

and indeed those who do not believe in the Hereafter surely deviate from the path.

Amatul Rahman Omar

But those who do not believe in the Here after, are indeed deviating from that path.

Arthur John Arberry

and surely they that believe not in the world to come are deviating from the path.

Bijan Moeinian

Those who do not believe in the Hereafter are in a path which gets far and far away from the right path.

E. Henry Palmer

but, verily, those who believe not in the hereafter from the way do veer.

Edip-Layth

Those who do not acknowledge the Hereafter, they are deviating away from the path.

George Sale

And they who believe not in the life to come, do surely deviate from that way.

Hamid S. Aziz

And, verily, you do call them to the Straight Way;

Mahmoud Ghali

And surely the ones who do not believe in the Hereafter are eschewing the (right) Path.

Marmaduke Pickthall

And lo! those who believe not in the Hereafter are indeed astray from the path.

Mohamed Ahmed - Samira

But those who believe not in the Hereafter turn away from the straight path.

Muhammad Asad

but, behold, those who will not believe in the life to come are bound to deviate from that way.

Mustafa Khattab

but those who disbelieve in the Hereafter are certainly deviating from that Path.

Progressive Muslims

And those who do not believe in the Hereafter, they are deviating away from the path.

Rashad Khalifa

Those who disbelieve in the Hereafter will surely deviate from the right path.

Sahih International

But indeed, those who do not believe in the Hereafter are deviating from the path.

Sam Gerrans

And those who believe not in the Hereafter are deviating from the path.

Shabbir Ahmed

But, behold, those who disbelieve in the life to come are bound to deviate from that Way.

Syed Vickar Ahamed

And certainly, those who do not believe in the Hereafter are wandering away from that Path (Seerath).

Taqi Usmani

and those who do not believe in the Hereafter are surely the deviators from the Path.

The Monotheist Group

Andthose who do not believe in the Hereafter, they are deviating away from the path.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Mü'minûn suresi, 74. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Mü'minûn suresi, 74. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Mü'minûn suresi, 74. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩