Mü'minûn suresi · 93–98. ayetler

Dua ve sığınma

Bu bölümün ayetleri 4 mealde yan yana açılıyor; yukarıdaki listeden 27 Türkçe mealin herhangi birini açıp kapatabilirsiniz. Aralarındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz.

Hangi mealler görünsün? 4 / 27 açık

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir bölüme geçince öntanımlıya döner. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

  1. Mü'minûn suresi, 93. ayet — bütün mealleriyle aç

    Mü'minûn suresi, 93. ayet. قُل رَّبِّ إِمَّا تُرِيَنِّى مَا يُوعَدُونَ

    Diyanet İşleri

    (93-94) De ki: "Ey Rabbim! Onlara yöneltilen tehditleri bana mutlaka göstereceksen, beni o zalim milletin içinde bulundurma."

    Mehmet Okuyan

    De ki: "Rabbim! Onlara vadedileni (azabı) mutlaka bana göstereceksen,

    Mustafa İslamoğlu

    De ki: "Rabbim! Eğer onları tehdit ettiğin azabı bana ille de göstereceksen,

    Muhammed Esed

    De ki: "Ey Rabbim! (Sana baş kaldıranların) vaad edildikleri azabın gerçekleşmesine tanık olmamı diliyorsan,

    Ahmed Hulusi

    De ki: "Rabbim, eğer onlara tehdit olundukları şeyi bana göstereceksen. . . "

    Ali Bulaç

    De ki: "Rabbim, eğer onlara va'dolunan (azab)ı mutlaka bana göstereceksen,"

    Ali Özek ve heyeti

    (Rasûlüm!) De ki: «Rabbim! Eğer onlara yöneltilen tehdidi (dünyevî sıkıntıyı ve uhrevî azabı) mutlaka bana göstereceksen;

    Ali Rıza Safa

    De ki: "Efendim! Onlara sözü verileni bana göstereceksen?"

    Bayraktar Bayraklı

    - "Ey Rabbim! Eğer onlara vaad edilen azabı bana göstereceksen, beni o zalimlerin içinde bırakma" de!

    Edip Yüksel

    De ki: "Efendim, onlara verilen sözü bana gösterirsen"

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    De ki, 'Rabbim, onlara verilen sözü bana gösterirsen,'

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    De ki: "Rabbim, eğer onlara va'dedilen azabı bana mutlaka göstereceksen,

    Elmalılı Hamdi Yazır

    De ki: rabbım! eğer onlara edilen vaidi bana behemehal göstereceksen

    Erhan Aktaş

    De ki: "Rabb'im! Eğer onlara uyarısı yapılan azabı bana göstereceksen;"

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    De ki: "Rabbim! Eğer onlara uyarısı yapılan azabı bana göstereceksen;"

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    De ki: "Rabb'im! Eğer onlara "uyarısı yapılan azabı bana göstereceksen;"

    Gültekin Onan

    De ki: "Rabbim, eğer onlara vaadolunan (azab)ı mutlaka bana göstereceksen "

    Hasan Basri Çantay

    De ki: "Rabbim, eğer onların tehdid edilmekde oldukları (azabı) herhalde bana göstereceksen",

    İbni Kesir

    De ki: Rabbım, onların tehdit olundukları şeyi bana mutlaka göstereceksen,

    Mehmet Alagaş

    (93, 94, 95, 96, 97, 98, 99, 100, 101, 102, 103, 104, 104, 105, 106, 107, 108, 109, 110, 111) Deki Rabbim; vaat ettiğini bana göstereceksen eğer, beni zalim kavimin içinde bulundurma , muhakkak ki biz onlara vaat ettiğimizi sana göstermeye kâdiriz. (Ama sen yine de böyle dua et) İyilikle, kötülüğü defet , b iz onların vasıflandırmalarını biliyoruz , De ki Rabbim Şeytanın kışkırtmalarından sana sığınırım , s ana, hazırlanmış ol arak getirilmekten yine sana sığınırım (Azaba götürüleceklerin hazır edilmesi) Onlardan birine ölüm geldiğinde, derki Rabbim beni geri gönder , böylelikle bende terk ettiğim salih ame lleri işleyeyim, Hayır Asla! Kesinlikle onun söylediği boş bir kelimedir (K-V-L: Kalıcı etkili olmayan söz, kavil, K-L-M: Kalıcı etkili söz Kelam) Onun arkalarında ise tekrar diriliş gününe kadar bir engel / berzah vardır. Sur’a üfürüldüğü vakit, o gün aralarında soy bağı kalmaz ve birbirlerini sorup soruşturamazlar, k imin tartısı ağır ise işte onlar kurtuluşa erenlerdir. (Felah için yarıp çıkmak anlamından kaynaklı kurtuluş denmiştir) Kimin de tartısı hafif ise işte onlar nefislerini hasara uğrattılar, cehennemde kalıcıdırlar, yüzlerine ateş çarpar ve onlarda (eti yanmış dişleri ile ) sırıtık vaziyettedirler, Ayetlerim okunurken onları yalanlayanlar siz değil miydiniz? Dediler ki Rabbimiz bizi bahtsızlığımız (mutluğun zıddı) yendi / galip geldi , Rabbimiz bundan bizi sen çıkar , eğer tekrar geri (inkara) dönersek zalimleriz diye söylediler. Dedi ki orada sinin ses çıkarmayın ve benle kelam etmeyin, Kullarımdan bir fırka / bölüm vardı ki diyorlardı “Rabbimiz! Biz iman ettik bağışla bizi, merhamet et bize, sen merhametlilerin en merhametlisisin” onları dahi alay konusu ettiniz, beni hatırl amayı unuttunuz ve onlara da gülüyordunuz. Ben de onlara sabırlarından dolayı kesinlikle karşılıklarını verdim, işte onlar kazananlardır / başarıya erenlerdir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    De ki: “Rabbim! Eğer onların tehdit olundukları şeyi bana göstereceksen;"

    Süleyman Ateş

    De ki: "Rabbim, eğer onların tehdid edildikleri şeyi mutlaka bana göstereceksen (ben sağ iken onları cezalandıracaksan),"

    Süleymaniye Vakfı

    De ki: "Rabbim! Eğer onların tehdit edildiği şeyi bana gösterecek olursan,

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    De ki: "Rabbim! Eğer onların tehdit edildiği şeyi bana gösterecek olursan;

    Şaban Britch

    De ki: Rabbim, onlara vaat edileni eğer bana göstereceksen;

    Şaban Piriş

    De ki: -Rabbim, onlara vaat edileni eğer bana göstereceksen

    Yaşar Nuri Öztürk

    De ki: "Rabbim, tehdit edildikleri şeyi bana mutlaka göstereceksin.

  2. Mü'minûn suresi, 94. ayet — bütün mealleriyle aç

    Mü'minûn suresi, 94. ayet. رَبِّ فَلَا تَجْعَلْنِى فِى ٱلْقَوْمِ ٱلظَّٰلِمِينَ

    Diyanet İşleri

    (93-94) De ki: "Ey Rabbim! Onlara yöneltilen tehditleri bana mutlaka göstereceksen, beni o zalim milletin içinde bulundurma."

    Mehmet Okuyan

    Rabbim! Bu durumda beni zalimler topluluğunun içinde bulundurma!"

    Mustafa İslamoğlu

    o takdirde Rabbim, beni zalimler güruhunun arasında bırakma!"

    Muhammed Esed

    Rabbim, o zaman, benim de bu zalim insanlardan biri olmama izin verme!"

    Ahmed Hulusi

    "O zaman beni zalimler kavmi içinde tutma Rabbim!"

    Ali Bulaç

    "Rabbim, bu durumda beni zulmeden kavmin içinde bırakma."

    Ali Özek ve heyeti

    bu durumda beni zalimler topluluğunun içinde bulundurma Rabbim!»

    Ali Rıza Safa

    "Efendim! Haksızlık yapanlar toplumunun arasında, artık beni bırakma!"

    Bayraktar Bayraklı

    - "Ey Rabbim! Eğer onlara vaad edilen azabı bana göstereceksen, beni o zalimlerin içinde bırakma" de!

    Edip Yüksel

    "Efendim, beni o zalim toplum içinde bırakma."

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    'Rabbim, beni o zalim toplum içinde bırakma.'

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    beni o zalimler güruhu arasında bulundurma Rabbim!"

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Beni o zalimler güruhunda bulundurma rabbım!

    Erhan Aktaş

    "Rabb'im! Beni, o zalim halk içinde bırakma."

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    "Rabbim! Beni, o zalim halk içinde bırakma."

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    "Rabbim! Beni, o zalim toplumun içinde bırakma."

    Gültekin Onan

    "Rabbim, bu durumda beni zulmeden kavmin içinde bırakma."

    Hasan Basri Çantay

    "O halde, Rabbim, beni zaalimler güruhunun içinde bırakma".

    İbni Kesir

    Rabbım, o zaman beni zalimler güruhunun içinde bulundurma.

    Mehmet Alagaş

    (93, 94, 95, 96, 97, 98, 99, 100, 101, 102, 103, 104, 104, 105, 106, 107, 108, 109, 110, 111) Deki Rabbim; vaat ettiğini bana göstereceksen eğer, beni zalim kavimin içinde bulundurma , muhakkak ki biz onlara vaat ettiğimizi sana göstermeye kâdiriz. (Ama sen yine de böyle dua et) İyilikle, kötülüğü defet , b iz onların vasıflandırmalarını biliyoruz , De ki Rabbim Şeytanın kışkırtmalarından sana sığınırım , s ana, hazırlanmış ol arak getirilmekten yine sana sığınırım (Azaba götürüleceklerin hazır edilmesi) Onlardan birine ölüm geldiğinde, derki Rabbim beni geri gönder , böylelikle bende terk ettiğim salih ame lleri işleyeyim, Hayır Asla! Kesinlikle onun söylediği boş bir kelimedir (K-V-L: Kalıcı etkili olmayan söz, kavil, K-L-M: Kalıcı etkili söz Kelam) Onun arkalarında ise tekrar diriliş gününe kadar bir engel / berzah vardır. Sur’a üfürüldüğü vakit, o gün aralarında soy bağı kalmaz ve birbirlerini sorup soruşturamazlar, k imin tartısı ağır ise işte onlar kurtuluşa erenlerdir. (Felah için yarıp çıkmak anlamından kaynaklı kurtuluş denmiştir) Kimin de tartısı hafif ise işte onlar nefislerini hasara uğrattılar, cehennemde kalıcıdırlar, yüzlerine ateş çarpar ve onlarda (eti yanmış dişleri ile ) sırıtık vaziyettedirler, Ayetlerim okunurken onları yalanlayanlar siz değil miydiniz? Dediler ki Rabbimiz bizi bahtsızlığımız (mutluğun zıddı) yendi / galip geldi , Rabbimiz bundan bizi sen çıkar , eğer tekrar geri (inkara) dönersek zalimleriz diye söylediler. Dedi ki orada sinin ses çıkarmayın ve benle kelam etmeyin, Kullarımdan bir fırka / bölüm vardı ki diyorlardı “Rabbimiz! Biz iman ettik bağışla bizi, merhamet et bize, sen merhametlilerin en merhametlisisin” onları dahi alay konusu ettiniz, beni hatırl amayı unuttunuz ve onlara da gülüyordunuz. Ben de onlara sabırlarından dolayı kesinlikle karşılıklarını verdim, işte onlar kazananlardır / başarıya erenlerdir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    “Rabbim! O halde beni o zalimler topluluğu arasında kılma!”

    Süleyman Ateş

    "Rabbim, beni şu zalim kavmin içinde bırakma!"

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Ne olur Rabbim, beni o zaman o zalimlerin içinde bulundurma."

    Şaban Britch

    Rabbim, o zaman beni zalim toplum içinde bulundurma!

    Şaban Piriş

    Rabbim, o zaman beni zalim toplum içinde bulundurma!

    Yaşar Nuri Öztürk

    Beni o zalimler topluluğunun içinde tutma Rabbim!"

  3. Mü'minûn suresi, 95. ayet — bütün mealleriyle aç

    Mü'minûn suresi, 95. ayet. وَإِنَّا عَلَىٰٓ أَن نُّرِيَكَ مَا نَعِدُهُمْ لَقَٰدِرُونَ

    Diyanet İşleri

    Bizim onlara yönelttiğimiz tehditleri sana göstermeye elbette gücümüz yeter.

    Mehmet Okuyan

    Biz onlara vadettiğimiz (azabı) sana göstermeye elbette gücü yetenleriz.

    Mustafa İslamoğlu

    Ne ki Biz, onları tehdit ettiğimiz azabı (her hal ve şartta) sana göstermeye elbette kadiriz.

    Muhammed Esed

    (İşte böyle dua et) çünkü, şüphesiz Biz, onlara vaad ettiğimiz (azabın, bu dünyada dahi gerçekleşmesine) seni tanık kılacak güçteyiz!

    Ahmed Hulusi

    Doğrusu biz, onları tehdit ediyor olduğumuz şeyi sana gösterecek güce sahibiz!

    Ali Bulaç

    Gerçek şu ki biz, onları tehdit ettiğimiz şeyi şüphesiz sana gösterme gücüne sahibiz.

    Ali Özek ve heyeti

    Biz, onlara yönelttiğimiz tehdidi sana göstermeye elbette ki kadiriz.

    Ali Rıza Safa

    Zaten kuşkusuz, onlara sözünü verdiğimizi, kesinlikle sana gösterebilecek güçteyiz.

    Bayraktar Bayraklı

    Biz onlara vaad ettiğimizi sana elbette gösterebiliriz.

    Edip Yüksel

    Biz elbette, kendilerine söz verileni sana gösterebiliriz.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Biz elbette, kendilerine söz verileni sana gösterebiliriz.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Şüphesiz ki Biz, onlara yaptığımız tehdidi sana gösterme gücüne sahibiz elbette.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Şübhesiz ki biz, onlara yaptığımız vaidi sana göstermeğe elbette kadiriz

    Erhan Aktaş

    Kuşkusuz onları uyardığımız şeylere seni tanık yapmaya gücümüz yeter.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Kuşkusuz onları uyardığımız şeylere seni tanık yapmaya gücümüz yeter.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Kuşkusuz onları uyardığımız şeylere seni tanık yapmaya gücümüz yeter.

    Gültekin Onan

    Gerçek şu ki biz, onları tehdit ettiğimiz şeyi şüphesiz sana gösterme gücüne sahibiz.

    Hasan Basri Çantay

    Hakikat, biz onlara va'd (ve tehdid) etdiğimizi sana göstermiye de elbette kaadiriz.

    İbni Kesir

    Biz, onlara vaad ettiğimizi sana göstermeye elbette kadiriz.

    Mehmet Alagaş

    (93, 94, 95, 96, 97, 98, 99, 100, 101, 102, 103, 104, 104, 105, 106, 107, 108, 109, 110, 111) Deki Rabbim; vaat ettiğini bana göstereceksen eğer, beni zalim kavimin içinde bulundurma , muhakkak ki biz onlara vaat ettiğimizi sana göstermeye kâdiriz. (Ama sen yine de böyle dua et) İyilikle, kötülüğü defet , b iz onların vasıflandırmalarını biliyoruz , De ki Rabbim Şeytanın kışkırtmalarından sana sığınırım , s ana, hazırlanmış ol arak getirilmekten yine sana sığınırım (Azaba götürüleceklerin hazır edilmesi) Onlardan birine ölüm geldiğinde, derki Rabbim beni geri gönder , böylelikle bende terk ettiğim salih ame lleri işleyeyim, Hayır Asla! Kesinlikle onun söylediği boş bir kelimedir (K-V-L: Kalıcı etkili olmayan söz, kavil, K-L-M: Kalıcı etkili söz Kelam) Onun arkalarında ise tekrar diriliş gününe kadar bir engel / berzah vardır. Sur’a üfürüldüğü vakit, o gün aralarında soy bağı kalmaz ve birbirlerini sorup soruşturamazlar, k imin tartısı ağır ise işte onlar kurtuluşa erenlerdir. (Felah için yarıp çıkmak anlamından kaynaklı kurtuluş denmiştir) Kimin de tartısı hafif ise işte onlar nefislerini hasara uğrattılar, cehennemde kalıcıdırlar, yüzlerine ateş çarpar ve onlarda (eti yanmış dişleri ile ) sırıtık vaziyettedirler, Ayetlerim okunurken onları yalanlayanlar siz değil miydiniz? Dediler ki Rabbimiz bizi bahtsızlığımız (mutluğun zıddı) yendi / galip geldi , Rabbimiz bundan bizi sen çıkar , eğer tekrar geri (inkara) dönersek zalimleriz diye söylediler. Dedi ki orada sinin ses çıkarmayın ve benle kelam etmeyin, Kullarımdan bir fırka / bölüm vardı ki diyorlardı “Rabbimiz! Biz iman ettik bağışla bizi, merhamet et bize, sen merhametlilerin en merhametlisisin” onları dahi alay konusu ettiniz, beni hatırl amayı unuttunuz ve onlara da gülüyordunuz. Ben de onlara sabırlarından dolayı kesinlikle karşılıklarını verdim, işte onlar kazananlardır / başarıya erenlerdir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Bizim onlara yönelttiğimiz tehditleri sana göstermeye elbette gücümüz yeter.

    Süleyman Ateş

    Biz, onları tehdid ettiğimiz şeyi sana göstermeğe elbette kadiriz (onları cezalandıracağız ve sen bunu göreceksin).

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Çünkü biz, onları tehdit ettiğimiz cezayı sana göstermemiz konusunda bir ölçü belirlemişizdir.

    Şaban Britch

    Şüphesiz biz, onlara vaat ettiğimiz (azabı) sana göstermeye kadiriz.

    Şaban Piriş

    Şüphesiz biz, onlara vaat ettiğimiz (azabı) sana göstermeye kadiriz.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Biz, onları tehdit ettiğimiz şeyi sana göstermeye elbette kadiriz.

  4. Mü'minûn suresi, 96. ayet — bütün mealleriyle aç

    Mü'minûn suresi, 96. ayet. ٱدْفَعْ بِٱلَّتِى هِىَ أَحْسَنُ ٱلسَّيِّئَةَ نَحْنُ أَعْلَمُ بِمَا يَصِفُونَ

    Diyanet İşleri

    Kötülüğü, en güzel olan şeyle uzaklaştır. Biz onların yakıştırmakta oldukları şeyleri daha iyi biliriz.

    Mustafa İslamoğlu

    Her çirkin saldırıya karşı öyle bir savunma yap ki, en güzeli, en uygunu o olsun; Biz onların yakıp yakıştırdıklarını elbette biliriz.

    Muhammed Esed

    (Fakat, onlar ne söylerlerse, ya da ne yaparlarsa yapsınlar, sen yine de onların işlediği) kötülüğü, en iyi yol hangisi ise, onunla sav: (çünkü) onların (Bize) yakıştırageldikleri şeyleri en iyi bilen Biziz.

    Ahmed Hulusi

    Kötülüğü (batılı, göreselliği) en güzel olan (Hak, sistem bilinci) ile defet! Onların (seni) tanımlamalarını biliriz.

    Ali Bulaç

    Kötülüğü en güzel olanla uzaklaştır; biz, onların nitelendiregeldiklerini en iyi bileniz.

    Ali Özek ve heyeti

    Sen, kötülüğü en güzel bir tutumla sav. Biz onların yakıştırmakta oldukları şeyi çok iyi bilmekteyiz.

    Ali Rıza Safa

    Kötülüğü en güzel biçimde uzaklaştır. Biz, onların yakıştırdıkları şeyleri biliriz.

    Bayraktar Bayraklı

    Kötülüğü, en iyi olan ile sav! Biz onların yakıştırmakta oldukları şeyi çok iyi bilmekteyiz.

    Edip Yüksel

    Kötülüğe iyilikle karşılık ver. Biz onların iddialarını iyi biliriz.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Kötülüğe iyilikle karşılık ver. Biz onların iddialarını iyi biliriz.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Sen o kötülüğü en güzel bir davranışla defet; Biz onların ne halt edeceklerini daha iyi biliriz.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Sen o kötülüğü en güzel olan hasletle def'et, biz, onların ne halt edeceklerini daha iyi biliriz

    Erhan Aktaş

    Kötülüğü en iyi şekilde sav. Biz, yakıştırmakta oldukları şeyleri çok iyi biliyoruz.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Kötülüğü en iyi şekilde sav. Biz, yakıştırmakta oldukları şeyleri çok iyi biliyoruz.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Kötülüğü en iyi şekilde sav. Biz, yakıştırmakta oldukları şeyleri çok iyi biliyoruz.

    Gültekin Onan

    Kötülüğü en güzel olanla uzaklaştır; biz onların nitelendiregeldiklerini en iyi bileniz.

    Hasan Basri Çantay

    Sen kötülüğü en güzel (haslet) le defet. Biz onların neler vasf etmekde olduklarını çok iyi bileniz.

    İbni Kesir

    Sen, kötülüğü en güzel ile sav. Onların nitelendirmekte olduklarını Biz, çok daha iyi biliriz.

    Mehmet Alagaş

    (93, 94, 95, 96, 97, 98, 99, 100, 101, 102, 103, 104, 104, 105, 106, 107, 108, 109, 110, 111) Deki Rabbim; vaat ettiğini bana göstereceksen eğer, beni zalim kavimin içinde bulundurma , muhakkak ki biz onlara vaat ettiğimizi sana göstermeye kâdiriz. (Ama sen yine de böyle dua et) İyilikle, kötülüğü defet , b iz onların vasıflandırmalarını biliyoruz , De ki Rabbim Şeytanın kışkırtmalarından sana sığınırım , s ana, hazırlanmış ol arak getirilmekten yine sana sığınırım (Azaba götürüleceklerin hazır edilmesi) Onlardan birine ölüm geldiğinde, derki Rabbim beni geri gönder , böylelikle bende terk ettiğim salih ame lleri işleyeyim, Hayır Asla! Kesinlikle onun söylediği boş bir kelimedir (K-V-L: Kalıcı etkili olmayan söz, kavil, K-L-M: Kalıcı etkili söz Kelam) Onun arkalarında ise tekrar diriliş gününe kadar bir engel / berzah vardır. Sur’a üfürüldüğü vakit, o gün aralarında soy bağı kalmaz ve birbirlerini sorup soruşturamazlar, k imin tartısı ağır ise işte onlar kurtuluşa erenlerdir. (Felah için yarıp çıkmak anlamından kaynaklı kurtuluş denmiştir) Kimin de tartısı hafif ise işte onlar nefislerini hasara uğrattılar, cehennemde kalıcıdırlar, yüzlerine ateş çarpar ve onlarda (eti yanmış dişleri ile ) sırıtık vaziyettedirler, Ayetlerim okunurken onları yalanlayanlar siz değil miydiniz? Dediler ki Rabbimiz bizi bahtsızlığımız (mutluğun zıddı) yendi / galip geldi , Rabbimiz bundan bizi sen çıkar , eğer tekrar geri (inkara) dönersek zalimleriz diye söylediler. Dedi ki orada sinin ses çıkarmayın ve benle kelam etmeyin, Kullarımdan bir fırka / bölüm vardı ki diyorlardı “Rabbimiz! Biz iman ettik bağışla bizi, merhamet et bize, sen merhametlilerin en merhametlisisin” onları dahi alay konusu ettiniz, beni hatırl amayı unuttunuz ve onlara da gülüyordunuz. Ben de onlara sabırlarından dolayı kesinlikle karşılıklarını verdim, işte onlar kazananlardır / başarıya erenlerdir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Sen, kötülüğü en güzel bir tutumla sav. Biz onların yakıştırmakta oldukları şeyi çok iyi bilmekteyiz.

    Süleyman Ateş

    Kötülüğü en güzel şeyle sav. Biz onların (seni) nasıl vasıflandıracaklarını biliyoruz.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Sen (sana yapılan) kötülüğü en güzel biçimde sav. Onların bize neler yakıştırdıklarını iyi biliriz.

    Şaban Britch

    Sen, kötülüğü en güzel ile sav. Onların nitelemekte olduklarını biz, çok daha iyi biliriz.

    Şaban Piriş

    Sen, kötülüğü en güzel ile sav. Onların nitelemekte olduklarını biz, çok daha iyi biliriz.

    Yaşar Nuri Öztürk

    En güzel olan neyse onunla sav kötülüğü. Onların nasıl nitelendirme yaptıklarını biz daha iyi biliriz.

  5. Mü'minûn suresi, 97. ayet — bütün mealleriyle aç

    Mü'minûn suresi, 97. ayet. وَقُل رَّبِّ أَعُوذُ بِكَ مِنْ هَمَزَٰتِ ٱلشَّيَٰطِينِ

    Diyanet İşleri

    De ki: "Ey Rabbim! Şeytanların vesveselerinden sana sığınırım."

    Mehmet Okuyan

    De ki: "Rabbim! Şeytanların kışkırtmalarından sana sığınıyorum!

    Mustafa İslamoğlu

    Ve de ki: "Rabbim! Şeytanların ayartmalarından Sana sığınırım!

    Muhammed Esed

    Ve de ki: "Ey Rabbim! Tüm kötü dürtülerin kışkırtmalarına karşı Sana sığınıyorum!

    Ahmed Hulusi

    Ve de ki: "Rabbim! (bedenselliğe çeken) şeytanların vesveselerinden sana (hakikatimdeki koruyucu Esma'na) sığınırım. "

    Ali Bulaç

    Ve de ki: "Rabbim, şeytanın kışkırtmalarından sana sığınırım."

    Ali Özek ve heyeti

    Ve de ki: «Rabbim! Şeytanların kışkırtmalarından sana sığınırım!

    Ali Rıza Safa

    Ve şunu söyle: "Efendim! Şeytanların kışkırtmalarından Sana sığınırım!"

    Bayraktar Bayraklı

    De ki: "Rabbim! Kötü insanların kışkırtmalarından sana sığınırım."

    Edip Yüksel

    Ve De ki: "Efendim, sapkınların fısıltılarından sana sığınırım."

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Şeytandan Korunmak İçin

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Ve de ki: "Ey Rabbim, şeytanların dürtüştürmelerinden (kışkırtmalarından) sana sığınırım!

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Ve de ki: sana sığınırım rabbım! O Şeytanların dürtüşmelerinden

    Erhan Aktaş

    De ki: "Rabb'im! Şeytanların dipnot 1 etkilemelerinden Sana sığınırım."

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Şeytanın kelime anlamı uzaklaşan, uzak olan demektir. Hakikat'ten uzak olan, Hakk'a, adalete ve iyiliğe aykırı hareket eden varlık, kişi, kurum, kötülük dürtüsün, saptırıcı telkin ve yönlendirmelerin ortak karakteristik adıdır. İnsanların içindeki kötülük dürtüsü için de şeytan denmektedir.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    De ki: "Rabbim! Şeytanların etkilemelerinden Sana sığınırım." dipnot 1

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Şeytan; hakka aykırı hareket eden her türlü güç, kurum ve kişinin ortak karakteristik adıdır. "Euzu billahi mine'ş-şeytani'r-racim" terkibine, "kovulmuş şeytandan Allah'a sığınırım" anlamının verilmesi doğru değildir. Şeytandan Allah'a sığınmak, "ins" ve "cinn"nin yani görünen görünmeyen güçlerin, kişi ve kurumların saptırıcı telkin ve yönlendirmelerine karşı kişinin, vahyi ölçü alarak kendisini koruması demektir. Doğruyu vahiyden öğrenip, şeytanın saptırmasını önlemektir. Allah'a sığınmak, O'nun buyruklarına uymak demektir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    De ki: "Rabb'im! Şeytanların etkilemelerinden Sana sığınırım."

    Gültekin Onan

    Ve de ki: "Rabbim, şeytanın kışkırtmalarından sana sığınırım."

    Hasan Basri Çantay

    Ve de ki: "Rabbim, şeytanların dürtüşdürmelerinden (vesveselerinden) sana sığınırım".

    İbni Kesir

    Ve de ki: Rabbım, şeytanların kışkırtmalarından Sana sığınırım.

    Mehmet Alagaş

    (93, 94, 95, 96, 97, 98, 99, 100, 101, 102, 103, 104, 104, 105, 106, 107, 108, 109, 110, 111) Deki Rabbim; vaat ettiğini bana göstereceksen eğer, beni zalim kavimin içinde bulundurma , muhakkak ki biz onlara vaat ettiğimizi sana göstermeye kâdiriz. (Ama sen yine de böyle dua et) İyilikle, kötülüğü defet , b iz onların vasıflandırmalarını biliyoruz , De ki Rabbim Şeytanın kışkırtmalarından sana sığınırım , s ana, hazırlanmış ol arak getirilmekten yine sana sığınırım (Azaba götürüleceklerin hazır edilmesi) Onlardan birine ölüm geldiğinde, derki Rabbim beni geri gönder , böylelikle bende terk ettiğim salih ame lleri işleyeyim, Hayır Asla! Kesinlikle onun söylediği boş bir kelimedir (K-V-L: Kalıcı etkili olmayan söz, kavil, K-L-M: Kalıcı etkili söz Kelam) Onun arkalarında ise tekrar diriliş gününe kadar bir engel / berzah vardır. Sur’a üfürüldüğü vakit, o gün aralarında soy bağı kalmaz ve birbirlerini sorup soruşturamazlar, k imin tartısı ağır ise işte onlar kurtuluşa erenlerdir. (Felah için yarıp çıkmak anlamından kaynaklı kurtuluş denmiştir) Kimin de tartısı hafif ise işte onlar nefislerini hasara uğrattılar, cehennemde kalıcıdırlar, yüzlerine ateş çarpar ve onlarda (eti yanmış dişleri ile ) sırıtık vaziyettedirler, Ayetlerim okunurken onları yalanlayanlar siz değil miydiniz? Dediler ki Rabbimiz bizi bahtsızlığımız (mutluğun zıddı) yendi / galip geldi , Rabbimiz bundan bizi sen çıkar , eğer tekrar geri (inkara) dönersek zalimleriz diye söylediler. Dedi ki orada sinin ses çıkarmayın ve benle kelam etmeyin, Kullarımdan bir fırka / bölüm vardı ki diyorlardı “Rabbimiz! Biz iman ettik bağışla bizi, merhamet et bize, sen merhametlilerin en merhametlisisin” onları dahi alay konusu ettiniz, beni hatırl amayı unuttunuz ve onlara da gülüyordunuz. Ben de onlara sabırlarından dolayı kesinlikle karşılıklarını verdim, işte onlar kazananlardır / başarıya erenlerdir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Ve de ki: "Rabbim! Şeytanların vesveselerinden sana sığınırım!

    Süleyman Ateş

    Ve de ki: "Rabbim, şeytanların dürtüklemelerinden sana sığınırım."

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    De ki: "Rabbim! Şeytan'ın dürtmelerinden sana sığınırım.

    Şaban Britch

    Ve de ki:Rabbim, şeytanların vesveselerinden, kışkırtmalarından sana sığınırım!

    Şaban Piriş

    Ve de ki: -Rabbim, şeytanların kışkırtmalarından sana sığınırım!

    Yaşar Nuri Öztürk

    Ve de ki: "Rabbim, şeytanların dürtüklemelerinden sana sığınırım!"

  6. Mü'minûn suresi, 98. ayet — bütün mealleriyle aç

    Mü'minûn suresi, 98. ayet. وَأَعُوذُ بِكَ رَبِّ أَن يَحْضُرُونِ

    Diyanet İşleri

    "Ey Rabbim! Onların benim yanımda bulunmalarından da sana sığınırım."

    Mustafa İslamoğlu

    Onların yaklaşımlarından da Rabbim, sana sığınırım!"

    Muhammed Esed

    Rabbim, onların bana yaklaşmalarından da Sana sığınıyorum!"

    Ahmed Hulusi

    "Ve sana (hakikatimdeki koruyucu Esma'na) sığınırım Rabbim, çevremde bulunmalarından. "

    Ali Bulaç

    "Ve onların benim yanımda bulunmalarından da sana sığınırım Rabbim."

    Ali Özek ve heyeti

    Onların yanımda bulunmalarından da sana sığınırım, Rabbim!»

    Ali Rıza Safa

    "Efendim! Onların yanımda bulunmalarından da Sana sığınırım!"

    Bayraktar Bayraklı

    "Tanrım! Yanımda bulunmalarından da sana sığınırım."

    Edip Yüksel

    "Yanımda bulunmalarından sana sığınırım, Efendim."

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Ve de ki, 'Rabbim, şeytanların fısıltılarından sana sığınırım.'

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Huzuruma gelmelerinden sana sığınırım Rabbim!"

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Ve sana sığınırım rabbım! huzuruma gelmelerinden

    Erhan Aktaş

    "Rabbim! Benimle yakınlık kurmalarından Sana sığınırım."

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    "Rabbim! Benimle yakınlık kurmalarından Sana sığınırım."

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    "Rabb'im! Benimle yakınlık kurmalarından Sana sığınırım."

    Gültekin Onan

    "Ve onların benim yanımda bulunmalarından da sana sığınırım rabbim."

    Hasan Basri Çantay

    "Rabbim, onların huzuurumda bulunmalarından sana sığınırım".

    İbni Kesir

    Rabbım, onların huzurumda bulunmalarından Sana sığınırım.

    Mehmet Alagaş

    (93, 94, 95, 96, 97, 98, 99, 100, 101, 102, 103, 104, 104, 105, 106, 107, 108, 109, 110, 111) Deki Rabbim; vaat ettiğini bana göstereceksen eğer, beni zalim kavimin içinde bulundurma , muhakkak ki biz onlara vaat ettiğimizi sana göstermeye kâdiriz. (Ama sen yine de böyle dua et) İyilikle, kötülüğü defet , b iz onların vasıflandırmalarını biliyoruz , De ki Rabbim Şeytanın kışkırtmalarından sana sığınırım , s ana, hazırlanmış ol arak getirilmekten yine sana sığınırım (Azaba götürüleceklerin hazır edilmesi) Onlardan birine ölüm geldiğinde, derki Rabbim beni geri gönder , böylelikle bende terk ettiğim salih ame lleri işleyeyim, Hayır Asla! Kesinlikle onun söylediği boş bir kelimedir (K-V-L: Kalıcı etkili olmayan söz, kavil, K-L-M: Kalıcı etkili söz Kelam) Onun arkalarında ise tekrar diriliş gününe kadar bir engel / berzah vardır. Sur’a üfürüldüğü vakit, o gün aralarında soy bağı kalmaz ve birbirlerini sorup soruşturamazlar, k imin tartısı ağır ise işte onlar kurtuluşa erenlerdir. (Felah için yarıp çıkmak anlamından kaynaklı kurtuluş denmiştir) Kimin de tartısı hafif ise işte onlar nefislerini hasara uğrattılar, cehennemde kalıcıdırlar, yüzlerine ateş çarpar ve onlarda (eti yanmış dişleri ile ) sırıtık vaziyettedirler, Ayetlerim okunurken onları yalanlayanlar siz değil miydiniz? Dediler ki Rabbimiz bizi bahtsızlığımız (mutluğun zıddı) yendi / galip geldi , Rabbimiz bundan bizi sen çıkar , eğer tekrar geri (inkara) dönersek zalimleriz diye söylediler. Dedi ki orada sinin ses çıkarmayın ve benle kelam etmeyin, Kullarımdan bir fırka / bölüm vardı ki diyorlardı “Rabbimiz! Biz iman ettik bağışla bizi, merhamet et bize, sen merhametlilerin en merhametlisisin” onları dahi alay konusu ettiniz, beni hatırl amayı unuttunuz ve onlara da gülüyordunuz. Ben de onlara sabırlarından dolayı kesinlikle karşılıklarını verdim, işte onlar kazananlardır / başarıya erenlerdir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    “Rabbim yanımda hazır olmalarından da sana sığınırım.”

    Süleyman Ateş

    "Ve onların yanıma uğramalarından sana sığınırım Rabbim."

    Süleymaniye Vakfı

    Rabbim! Bunların çevremde olmalarından da sana sığınırım."

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Onların yanımda olmalarından da sana sığınırım."

    Şaban Britch

    Şeytanların yanımda hazır bulunmalarından da sana sığınırım Rabbim!

    Şaban Piriş

    Onların yanımda bulunmalarından da sana sığınırım Rabbim!

    Yaşar Nuri Öztürk

    "Onların, başıma üşüşmelerinden de sana sığınırım Rabbim!"

Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. Öntanımlı açık dört meal öncelik sırasına göredir; listeden hepsi açılabilir.