Ra'd suresi

Ra'd suresi, 40. ayet

Ra'd suresi, 40. ayet. وَإِن مَّا نُرِيَنَّكَ بَعْضَ ٱلَّذِى نَعِدُهُمْ أَوْ نَتَوَفَّيَنَّكَ فَإِنَّمَا عَلَيْكَ ٱلْبَلَٰغُ وَعَلَيْنَا ٱلْحِسَابُ

veim mâ nüriyenneke ba`ḍa-lleẕî ne`idühüm ev neteveffeyenneke feinnemâ `aleyke-lbelâgu ve`aleyne-lḥisâb.

Diyanet İşleri

Onlara va'dettiğimiz azabın bir kısmını sana göstersek de, (göstermeden) senin ruhunu alsak da senin görevin sadece tebliğ etmektir. Hesap görmek ise bize aittir.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Ra'd 37–43 · surenin 40. ayeti / 43

Konu "Her ecelin bir kitabı vardır"; şahitlik Ra'd 38–43 3

  1. Ra'd 37

    Böylece biz onu (Kur'an'ı) Arapça bir hüküm olarak indirdik. Sana gelen bu ilimden sonra eğer sen onların heva ve heveslerine uyarsan, Allah tarafından senin için ne bir dost vardır, ne de bir koruyucu.

  2. Ra'd 38

    Andolsun, senden önce de peygamberler gönderdik. Onlara da eşler ve çocuklar verdik. Allah'ın izni olmadan hiçbir peygamber bir mucize getiremez. Her ecelin (vadenin) bir yazısı vardır.

  3. Ra'd 39

    Allah, dilediğini siler, dilediğini de sabit kılıp bırakır. Ana kitap (Levh-i Mahfuz) O'nun yanındadır.

  4. 40

    Onlara va'dettiğimiz azabın bir kısmını sana göstersek de, (göstermeden) senin ruhunu alsak da senin görevin sadece tebliğ etmektir. Hesap görmek ise bize aittir.

  5. Ra'd 41

    Onlar, bizim yeryüzüne (kudretimizle) gelip onu etrafından eksilttiğimizi görmediler mi? Allah, hükmeder. O'nun hükmünü bozacak hiçbir kimse yoktur. O, hesabı çabuk görendir.

  6. Ra'd 42

    Onlardan öncekiler de tuzak kurmuşlardı. Bütün tuzaklar Allah'a aittir. O, her nefsin kazandığını bilir. İnkar edenler de dünya yurdunun sonunun kime ait olduğunu bileceklerdir.

  7. Ra'd 43

    İnkar edenler, "Sen peygamber değilsin" diyorlar. De ki: "Benimle sizin aranızda şahit olarak Allah ve bir de yanında kitap (Kur'an) bilgisi bulunanlar yeter."

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

40. Yüce Allah peygamberi Muhammed’e sallallahu aleyhi ve sellem hitaben şöyle buyurmaktadır: Onlara vaad olunan azabın gelip çatması hususunda onlar hakkında acele etme. Çünkü onlar eğer bu azgınlık ve tutumlarını sürdürecek olurlarsa tehdit olundukları azabın onları gelip bulması kaçınılmaz bir şeydir. “Onları tehdit ettiğimiz şeylerin bir kısmını” dünyada “sana göstersek de” böylelikle senin gözün de aydın olsa “yahut (bundan önce) senin ruhunu” onlara bu azap isabet etmeden önce “alsak da sana düşen ancak tebliğdir.” İnsanlara vahyi açıklamaktır. Azap konusu senin işin değildir. “Hesap görmek ise yalnız Bize aittir.” İnsanların üzerlerindeki sorumluluklarından neler yaptıkları yahut neyi yapmadıkları konusunda onları hesaba çekip mükâfat vermek yahut cezalandırmak bizim işimizdir.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

-Ey Peygamber!- Sen vefat etmeden önce onlara vadettiğimiz azabın bazısını sana göstersek ya da sana göstermeden canını alsak da senin görevin sadece tebliğ etmeni emrettiğimiz şeyleri tebliğ etmendir. Onların karşılığını vermek ve hesabını görmek senin işin değildir. Bu bizim işimizdir.

Kelimeler

13 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. وَإِن ve in ya
  2. مَّا ma
  3. نُرِيَنَّكَ nuriyenneke sana gösteririz kök: راي
  4. بَعْضَ bea'de bir kısmını kök: بعض
  5. ٱلَّذِى llezi
  6. نَعِدُهُمْ neiduhum onları uyardığımızın kök: وعد
  7. أَوْ ev ya da
  8. نَتَوَفَّيَنَّكَ neteveffeyenneke senin canını alırız kök: وفي
  9. فَإِنَّمَا feinnema şüphesiz
  10. عَلَيْكَ aleyke sana düşen
  11. ٱلْبَلَـٰغُ l-belagu sadece duyurmaktır kök: بلغ
  12. وَعَلَيْنَا ve aleyna ve bize düşer
  13. ٱلْحِسَابُ l-hisabu hesap görmek kök: حسب

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: وفي (66 geçiş) · Aynı kök: بلغ (77 geçiş) · Ortak kavram: Ahid (Söz ve Antlaşma)

    Rüşdüne erişinceye kadar yetimin malına ancak en güzel şekilde yaklaşın. Ölçüyü ve tartıyı adaletle tam yapın. Biz herkesi ancak gücünün yettiği…

  • Aynı kök: وفي (66 geçiş) · Aynı kök: بعض (158 geçiş) · Ortak kavram: Ahid (Söz ve Antlaşma)

    Onları tehdit ettiğimiz şeylerin bir kısmını sana göstersek de, (göstermeden) seni vefat ettirsek de sonunda onların dönüşü bizedir. Sonra, Allah…

  • Aynı kök: وفي (66 geçiş) · Aynı kök: بعض (158 geçiş) · Ortak kavram: Ahid (Söz ve Antlaşma)

    Sen sabret! Şüphesiz Allah'ın verdiği söz gerçektir. Onları tehdit ettiğimiz azabın bir kısmını sana göstersek de (ya da göstermeden önce) seni vefat…

  • Aynı kök: بلغ (77 geçiş) · Aynı kök: حسب (109 geçiş) · Ortak kavram: Hesap

    Yetimleri deneyin. Evlenme çağına (buluğa) erdiklerinde, eğer reşid olduklarını görürseniz, mallarını kendilerine verin. Büyüyecekler (ve mallarını…

  • Aynı kök: بلغ (77 geçiş) · Aynı kök: حسب (109 geçiş) · Ortak kavram: Hesap

    Daha önce gelip geçen o peygamberler, Allah'ın vahiylerini tebliğ eden, Allah'tan korkan, başka hiç kimseden korkmayan kimselerdir. Allah, hesap…

  • Aynı kök: بلغ (77 geçiş) · Aynı kök: حسب (109 geçiş) · Ortak kavram: Hesap

    Onu beklemediği yerden rızıklandırır. Kim Allah'a tevekkül ederse, O kendisine yeter. Şüphesiz Allah, emrini yerine getirendir. Allah, her şeye bir…

  • Aynı kök: حسب (109 geçiş) · Ortak kavram: Hesap · Ortak kavram: Vaad

    Allah, erkek münafıklara, kadın münafıklara ve kafirlere, içinde ebedi kalmak üzere cehennem ateşini va'detti. O, onlara yeter. Allah, onlara lanet…

  • Aynı kök: حسب (109 geçiş) · Ortak kavram: Hesap · Ortak kavram: Vaad

    Sakın Allah'ın, peygamberlerine verdiği sözden cayacağını sanma! Şüphesiz Allah, mutlak güç sahibidir, intikam sahibidir.

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

67 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

Biz onlara vadettiğimiz (azab)ın bir kısmını sana göstersek de veya (ondan önce) seni öldürürsek de dipnot 1 sana ancak (Allah'ın emirlerini) tebliğ etmek düşer. dipnot 2 Hesap, yalnız bize aittir.

Mehmet Okuyan — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Benzer mesajlar: Yûnus 10:46; Mü'min 40:77.
  2. metne dön, dipnot 2
    Tebliğle ilgili olarak bkz. Mâide 5:67, 99; Nahl 16:35, 82; Nûr 24:54; ‘Ankebût 29:18; Yâsîn 36:17; Şûrâ 42:48; Teğâbun 64:12; Ğâşiye 88:21.

Mustafa İslamoğlu

İmdi, onları tehdit ettiğimiz (cezanın) bir kısmını ister sana (daha hayatında) gösterelim, isterse (ondan önce) senin ölümünü takdir edelim: unutma ki sana düşen yalnızca tebliğ etmektir; (onların) hesabını görmekse sadece bize düşer.

Muhammed Esed

İmdi, onlara vaad ettiğimiz (azabın) bir kısmının (başlarına geldiğini) ister sana (sağlığında) gösterelim, ister (bundan önce) seni öldürelim, her iki durumda da sana düşen ancak mesajı tebliğ etmek, duyurmaktır; hesabı görmek ise Bize aittir.

Ahmed Hulusi

Onlara vadettiğimizin bazısını sana (yaşarken) göstersek yahut (göremeden) seni vefat ettirsek, (gene de işlevin değişmez) sana sadece tebliğ etmek düşer. . . Yaptıklarının sonucunu yaşatmaksa bize aittir!

Ali Bulaç

Onlara (azab olarak) va'dettiklerimizden bir kısmını sana göstersek de, senin hayatına son versek de, sana düşen yalnızca tebliğdir ve hesap da bize aittir.

Ali Özek ve heyeti

Biz, onlara vâdettiğimizin (azabın) bir kısmını sana göstersek de veya (ondan önce) seni öldürürsek de sana ancak (Allah'ın emirlerini) tebliğ etmek düşer. Hesap yalnız bize aittir.

Ali Rıza Safa

Onlara sözünü verdiğimizin bir bölümünü sana gösteririz veya senin yaşamına son veririz. Artık senin görevin, yalnızca bildirmektir. Çünkü hesap görmek, Bize özgüdür.

Bayraktar Bayraklı

Ya onlara vaad ettiğimiz şeylerin bir kısmını sana gösteririz; yahut da seni vefat ettiririz. O halde tebliğ etmek sana, hesap sormak da bize düşer.

Edip Yüksel

Onlara söz verilenlerin bir kısmını sana göstersek de, senin canını alsak da, sana düşen görev bildirmektir. Hesap ise bize düşer.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Onlara söz verilenlerin bir kısmını sana göstersek de, senin canını alsak da, sana düşen görev bildirmektir. Hesap ise bize düşer.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Onlara yaptığımız tehdidin bir kısmını sana kesinlikle göstersek de yahut seni, onu görmeden vefat ettirsek de muhakkak sana düşen tebliğ etmek, hesap ise bize aittir.

Elmalılı Hamdi Yazır

Onlara yaptığımız vaıydin bazısını sana muhakkak göstersek de yahud seni vefat ettirsek de her halde belağ sana, hisab bizedir

Erhan Aktaş

İster onlara yaptığımız uyarının bir kısmını sana gösterelim, ister senin canını alalım; sana düşen sadece tebliğ yapmaktır. dipnot 1 Hesap görmek Bize aittir.

Erhan Aktaş — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    İnsanları gerçeğe çağırmaktır, vahyi onlara duyurmaktır.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

İster onlara yaptığımız uyarının bir kısmını sana gösterelim, ister senin canını alalım; sana düşen sadece tebliğ yapmaktır. dipnot 1 Hesap görmek Bize aittir.

Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    İnsanları gerçeğe çağırmaktır, vahyi onlara duyurmaktır.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

İster onlara yaptığımız uyarının bir kısmını sana gösterelim, ister senin canını alalım; sana düşen sadece tebliğ yapmaktır. dipnot 1 Hesap görmek Bize aittir.

Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    İnsanları gerçeğe çağırmaktır, vahyi onlara duyurmaktır.

Gültekin Onan

Onlara (azab olarak) va'dettiklerimizden bir kısmını sana göstersek de, senin hayatına son versek de, sana düşen yalnızca tebliğdir ve hesap da Bize aittir.

Hasan Basri Çantay

Bizim onlara (onların başına gelib çatacağına) söz verdiğimiz (azab) ın bir kısmını sana göstersek de, yahud seni (ondan evvel) öldürsek de ancak sana düşen (vazife, risaletini) tebliğ etmekdir. Hesab (ları, cezaları) da yalınız bize aiddir.

İbni Kesir

Onlara vaad ettiğimizin bir kısmını sana göstersek de, senin canını alsak da; senin vazifen, sadece tebliğ etmektir. Hesab görmekse Bize düşer.

Mehmet Alagaş

(35-43) Sakınanlara vaat edilen cennetin örneği / misali şöyledir , altlarından nehirler akar, yemişleri de gölgeleri de süreklidir / daimidir, bu sakınanların sonudur / akıbetidir, kafirlerin sonu / ukbâsı ateştir. Kitap verdiğimiz kişiler sana indirilenle rahatlıyorlar / ferahlıyorlar , taraflardan bazıları onu belirsiz hale / tanınmaz hale getiriyorlar / inkâr ediyorlar. De ki muhakkak ki ben Allah’a ibadet etmekle emrolundum , ona ortak koşmamakla emrolundum, O’na çağrıda bulunurum / dua ederim, dönüp gelişim O’nadır. Böylece O’nu arabi bir hüküm olarak indirdik , eğer ki sana bilgi / ilim geldikten sonra onların keyflerine uyarsan, senin Allah’a karşı ne dostun ne de kurtarıcın yoktur. Kesin olan şu ki, s enden önce de resuller gönderdik, onlara eşler / zevceler ve soy sop verdik, Allah’ın izni dışında Resullerin ayet getirmeleri olmaz, her süre / her ecel yazılıdır. Allah istediğini yok eder / imha eder istediğini de sabitler, ana Kitap O’nun yanındadır. (Allah ana kitaptan diğer kitaplara müdahale edebilir) Onlara vaat ettiğimizin bir kısmını sana göstersek de yahut seni vefat ettirsek de senin üzerine düşen bi lgilendirmektir / tebliğdir (tebligat) hesap sormak bizim üzerimizdedir. Arza geldiğimizi, onun uçlarından / etrafından eksilttiğimizi görmüyorlar mı? Allah karar veriyor / hükmediyor, O’nun hükmünün peşine düşecek / takip edecek yoktur, O, çabuk / seri hesap görendir. Onlardan öncekiler de tuzak / düzenek kurguladılar, t üm tuzaklar Allah’ındır. (Gerçekleşmesi O’nun elindedir) Her kişinin / her nefsin ne yapacağını bilir , kafirler ileride son yurdun / akıbet yurdunun kimin olacağını bilecekler, kafirler diyorlar ki sen gönderilen değilsin de ki Allah’ın ve yanında kitaba dair bilgisi olanların, benimle sizin aranızda ki şahitliği yeterlidir.

Rowwad Tercüme Merkezi

Onlara vadettiğimiz azabın bir kısmını sana göstersek de, (göstermeden) senin ruhunu alsak da senin görevin sadece tebliğ etmektir. Hesap görmek ise bize aittir.

Süleyman Ateş

Ya onları uyardığımız şeylerin bir kısmını sana gösteririz, ya da (bundan önce) senin canını alırız (fark etmez). Sana düşen, sadece duyurmaktır. Hesap görmek bize düşer.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Onları tehdit ettiğimiz şeyin dipnot 1 bir kısmını sana göstersek de seni vefat ettirsek de sana düşen yalnızca tebliğdir. Hesabını sormak bizim işimizdir.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Bir topluluğun Kitap karşısında görmezlikten gelmesi, yalan yanlış şeylere sarılması, Kitabın hükümlerini uygulamaktan kaçınmaları durumunda tehdit edildikleri şeyler Ra'd 13/31 ve En'am 6/65-67'de bildirilmiştir. Bu ayetlerde geçen tehditler Dünya hayatına ilişkin olanlardır. Ahiret hayatı için cehennem cezası pek çok ayette ayrıca belirtilmiştir.

Şaban Britch

Onlara vadettiğimiz azabın bir kısmını sana göstersek ya da (bu azaptan önce) senin öldürsek, senin görevin ancak tebliğdir. Hesap bize aittir.

Şaban Piriş

Onlara vaadettiğimiz azabın bir kısmını sana göstersek ya da (daha önce) senin ölümünü takdir etsek, senin görevin ancak tebliğdir. Hesaba çekmek bize aittir.

Yaşar Nuri Öztürk

Ya onlara vaat ettiğimiz şeylerin bir kısmını sana gösteririz yahut da seni vefat ettiririz. O halde tebliğ etmek sana, hesap sormak bize düşer.

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

And We either show you O Muhammad in your life time some part of the retributive punishment We promised them or occasion your death before. You are only responsible for relating the divine message and We are responsible for their trial in Day of judgement.

Abdul Haleem

Whether We let you [Prophet] see part of what We threaten them with, or cause you to die [before that], your duty is only to deliver the message: the Reckoning is Ours.

Abdullah Yusuf Ali

Whether We shall show thee (within thy life-time) part of what we promised them or take to ourselves thy soul (before it is all accomplished),- thy duty is to make (the Message) reach them: it is our part to call them to account.

Abul A'la Maududi

(O Prophet), whether We make you see a part of the punishment that We have threatened them with come to pass during your life-time, or We take you away before that happens, your duty is no more than to convey the Message, and it is for Us to make a reckoning. dipnot 1

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    This is to console the Prophet (peace be upon him), as if to say: O Prophet, you need not concern yourself as to the end of these disbelievers who have rejected the truth. You should go on performing with peace of mind the mission that has been entrusted to you and leave it to Us to give them suitable punishment. Though this has been addressed to the Prophet (peace be upon him), it is obvious that it is really meant to warn the opponents of the truth, who were demanding definitely from the Prophet (peace be upon him) by way of a challenge to bring about the scourge about which threats were being held out to them.

Aisha Bewley

Whether We show you something of what We have promised them or We take you back to Us, your responsibility is transmission and the Reckoning is Ours.

Al-Hilali & Khan

Whether We show you (O Muhammad صلى الله عليه و سلم) part of what We have promised them or cause you to die, your duty is only to convey (the Message) and on Us is the reckoning.

Ali Quli Qarai

Whether We show you a part of what We promise them, or take you away [before that], your duty is only to communicate, and it is for Us to do the reckoning.

Amatul Rahman Omar

We will indeed let you witness (O Muhammad! the realisation of) some of the punishments with which We threaten them (- the disbelievers) with before We cause you to die. You are responsible only for the delivery (of the Message) and the reckoning is Our Own responsibility.

Arthur John Arberry

Whether We show thee a part of that We promise them, or We call thee to Us, it is thine only to deliver the Message, and Ours the reckoning.

Bijan Moeinian

Rest assured that my treats will be fulfilled. You may see a part of it or your life may not be long enough to see it. In any case, your only mission is to deliver the message. It is My business to call them to account.

E. Henry Palmer

Either we will let thee see a part of what we threaten them with, or we will take thee to Ourself; but thy duty is only to deliver thy message, and ours to reckon up.

Edip-Layth

If We show you some of what We promise them or if We let you pass away, for you is only to deliver, while for Us is the reckoning.

George Sale

Moreover, whether We cause thee to see any part of that punishment wherewith we have threatened them, or whether We cause thee to die before it be inflicted on them, verily unto thee belongeth preaching only, but unto us inquisition.

Hamid S. Aziz

Whether We will let you see a part of what We have promised them, or take you to Ourself (before this), your duty is only to deliver the message, Ours is the reckoning.

Mahmoud Ghali

And whether We show you some (form of punishment) which We promise them, or We take you to Us, surely it is only for you to (carry out) the proclamation, and for Us is the reckoning.

Marmaduke Pickthall

Whether We let thee see something of that which We have promised them, or make thee die (before its happening), thine is but conveyance (of the message). Ours the reckoning.

Mohamed Ahmed - Samira

Whether We allow you to see (the punishment) We have promised them, or end your life before (its execution), it is certainly for you to convey the message; the reckoning is for Us to do.

Muhammad Asad

BUT WHETHER We let thee see [in thy lifetime, O Prophet, the fulfilment of] some of what We have promised them, or whether We cause thee to die [before its fulfilment] - thy duty is no more than to deliver the message; and the reckoning is Ours.

Mustafa Khattab

Whether We show you ˹O Prophet˺ some of what We threaten them with, or cause you to die ˹before that˺, your duty is only to deliver ˹the message˺. Judgment is for Us.

Progressive Muslims

And if We show you some of what We promise them or if We let you pass away, then you are only to deliver while for Us is the reckoning.

Rashad Khalifa

Whether we show you what we promise them, or terminate your life before that, your sole mission is to deliver (the message). It is us who will call them to account.

Sahih International

And whether We show you part of what We promise them or take you in death, upon you is only the [duty of] notification, and upon Us is the account.

Sam Gerrans

And whether We show thee part of what We promise them, or We take thee, but upon thee is the notification; and upon Us is the reckoning.

Shabbir Ahmed

(O Messenger) Whether We show you what We promise them, or cause you to die before that, your duty is to convey the Message. And the reckoning is Ours.

Syed Vickar Ahamed

Whether We shall show you (in your life) a part of what We promised them or take your soul to Ourselves (before)— Your duty is to make (the Message) reach them: It is Our part to call them to account.

Taqi Usmani

And if We show you (O prophet) some of what We have promised to them, or We take you back to Us (before that), in both cases you have only to convey the message, and We have to reckon.

The Monotheist Group

Andif We show you some of what We promise them, or We terminate your life, then you are only to deliver while for Us is the reckoning.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Ra'd suresi, 40. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Ra'd suresi, 40. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Ra'd suresi, 40. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩