Diyanet İşleri
(32-33) Süleyman, "Gerçekten ben malı, Rabbimi anmamı sağladığından dolayı çok severim" dedi. Nihayet gözden kaybolup gittikleri zaman, "Onları bana geri getirin" dedi. (Atlar gelince de) bacaklarını ve boyunlarını okşamaya başladı.
Sâd suresi
Sâd suresi, 33. ayet. رُدُّوهَا عَلَىَّ فَطَفِقَ مَسْحًۢا بِٱلسُّوقِ وَٱلْأَعْنَاقِ
ruddûhâ `aleyy. feṭafiḳa mesḥam bissûḳi vel'a`nâḳ.
(32-33) Süleyman, "Gerçekten ben malı, Rabbimi anmamı sağladığından dolayı çok severim" dedi. Nihayet gözden kaybolup gittikleri zaman, "Onları bana geri getirin" dedi. (Atlar gelince de) bacaklarını ve boyunlarını okşamaya başladı.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Süleymân Sâd 30–40 3
Davud'a Süleyman'ı bağışladık. O ne güzel kuldu! Şüphesiz o, Allah'a çok yönelen bir kimse idi.
Hani ona akşamüstü bir ayağını tırnağı üstüne dikip üç ayağının üzerinde duran çalımlı ve soylu atlar sunulmuştu.
(32-33) Süleyman, "Gerçekten ben malı, Rabbimi anmamı sağladığından dolayı çok severim" dedi. Nihayet gözden kaybolup gittikleri zaman, "Onları bana geri getirin" dedi. (Atlar gelince de) bacaklarını ve boyunlarını okşamaya başladı.
Andolsun, biz Süleyman'ı imtihan ettik. Tahtının üstüne bir ceset bıraktık. Sonra tövbe edip bize yöneldi.
Süleyman, "Ey Rabbim! Beni bağışla. Bana, benden sonra kimseye layık olmayacak bir mülk (hükümranlık) bahşet! Şüphesiz sen çok bahşedicisin!" dedi.
Biz de rüzgarı onun buyruğuna verdik. Rüzgar, onun emriyle dilediği yere hafif hafif eserdi.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
Bu metin 31–33. ayetler için yazılmıştır.
31. Süleyman’a, durdukları vakit tek ayağını tırnağı üzere dikip öbür ayakları üzerinde duran göz alıcı ve hoşa giden bir görünüşe sahip olan -özellikle de hükümdarlar gibi- bunlara ihtiyacı olan kimseler için önemli olan bu atlar, ona sunuldu. Derken güneş battı. Böylelikle bu atlar, onu akşam namazından ve akşam üzeri Allah’ı anmaktan oyalamış oldu.
32. O da yaptığına pişman olarak ve kendisini Allah’ı anmaktan oyalayan şeyleri Allah’a feda etme niyeti ile Allah’ın sevgisini ve Allah’ı sevmeyi onlardan öne geçirerek dedi ki: “Ben mal sevgisi yüzünden Rabbimi anmaktan geri kaldım.”
Burada sevmek, tercih etmek manasınadır. Yani ben mal sevgisini -özellikle de at sevgisini- tercih ederek “Rabbimi anmaktan geri kaldım. Derken güneş gözden kayboldu”
33. “Onları bana getirin” dedi. Sonra da “boyunlarına ve ayaklarına vurmaya başladı.” Yani boyunlarına ve ayaklarına kılıç darbeleri indirerek onları kesmeye başladı.
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
"Bu atları bana tekrar geri getirin." dedi. Sonra kendisine geri getirilince onların bacaklarını ve boyunlarını kılıçla vurmaya başladı.
Aynı kök: طفق (3 geçiş)
Bu suretle onları kandırarak yasağa sürükledi. Ağaçtan tattıklarında kendilerine avret yerleri göründü. Derhal üzerlerini cennet yapraklarıyla…
Aynı kök: طفق (3 geçiş)
Bunun üzerine onlar (Adem ve eşi Havva) o ağacın meyvesinden yediler. Bu sebeple ayıp yerleri kendilerine göründü ve cennet yaprağından üzerlerine…
Aynı kök: سوق (18 geçiş) · Aynı kıssa: Hz. Süleyman
Ona "köşke gir" denildi. Köşkü görünce onu (zeminini) derin bir su sandı ve eteklerini topladı. Süleyman, ona "Bu, (zemini) billurdan döşenmiş bir…
Aynı kıssa: Hz. Süleyman · Aynı kök: ردد (59 geçiş)
Kitaptan bilgisi olan biri, "Ben onu, gözünü kapayıp açmadan önce sana getiririm" dedi. Süleyman, tahtı yanında yerleşmiş halde görünce şöyle dedi:…
Aynı kök: عنق (9 geçiş)
Hani Rabbin meleklere, "Ben sizinle beraberim. İman edenlere sebat verin. Ben kafirlerin kalplerine korku salacağım. Şimdi vurun boyunlarının üstüne.…
Aynı kök: عنق (9 geçiş)
Eğer şaşacaksan, asıl şaşılacak olan onların, "Biz toprak olunca yeniden mi yaratılacakmışız?" demeleridir. İşte bunlar Rablerini inkar edenlerdir.…
Aynı kök: عنق (9 geçiş)
Her insanın amelini boynuna yükledik. Kıyamet günü kendisine, açılmış olarak karşılaşacağı bir kitap çıkaracağız.
Aynı kök: مسح (15 geçiş)
Hani melekler şöyle demişti: "Ey Meryem! Allah, seni kendi tarafından bir kelime ile müjdeliyor ki, adı Meryem oğlu İsa Mesih'tir. Dünyada da,…
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
(Sonra) "Onları (atları) tekrar bana getirin!" demiş ve ayaklarını ve boyunlarını sıvazlamaya başlamıştı. dipnot 1
(Ardından) "Onları bana getirin!" (diyerek) başladı bacaklarını ve boyunlarını sıvazlamaya.
"Onları bana getirin!" (diye emretti) ve bacakları ile boyunlarını (şefkatle) sıvazlamaya başladı.
"Onları bana geri getirin" (dedi Süleyman). . . (Atların) bacaklarını ve boyunlarını (bu defa müşahede ile) mesh etmeye başladı.
"Onları bana geri getirin" (dedi). Sonra (onların) bacaklarını ve boyunlarını okşamaya başladı.
(O zaman:) onları (atları) tekrar bana getirin, dedi. Bacaklarını ve boyunlarını sıvazlamaya başladı.
"Onları, bana geri getirin!" Sonra, bacaklarını ve boyunlarını sıvazlamaya başladı. dipnot 387
"Onları bana tekrar getiriniz" dedi. Bacaklarını ve boyunlarını ovmaya başladı.
"Onları bana geri getirin" dedi, (veda etmek için) bacaklarını ve boyunlarını okşadı.
'Onları bana geri getirin,' dedi, (veda etmek için) bacaklarını ve boyunlarını okşadı.
"Geri getirin onları bana" dedi ve tuttu bacaklarını, boyunlarını silmeye başladı.
Geri getirin onları bana, tuttu bacaklarını, boyunlarını silmeğe başladı
"Onları bana geri getirin." Ardından bacaklarını ve boyunlarını mesh dipnot 1 etmeye başladı dipnot 2 .
"Onları bana geri getirin." Ardından bacaklarını ve boyunlarını mesh dipnot 1 etmeye başladı. dipnot 2
"Onları bana geri getirin." Ardından bacaklarını ve boyunlarını sevgiyle okşamaya başladı. dipnot 1
"Onları bana geri getirin" (dedi). Sonra (onların) bacaklarını ve boyunlarını okşamaya başladı.
(Dedi ki:) "Onları bana döndürün". Hemen ayaklarını, boyunlarını okşamıya, taramıya başladı.
Onları bana geri getirin, dedi, bacaklarını ve boyunlarını sıvazlamaya başlamıştı.
(30-40) Davud’a Süleyman’ı hibe ettik / bahşettik, ne güzel kuldu, muhakkak ki o hep yönelirdi. Akşamları ona çalımlı / tek ayağı kalkık pozda , cins koşu atları sunulduğunda / arz edildiğinde dedi ki Allah’ı hatırlatmasından dolayı mal / h ayr sevgisini kesinlikle sevdim dedi. Örtü arkasına gizlen dirilince / avret edilince o nları bana getirin dedi. Bacak ve boyunlarını sıvazlamaya / meshetmeye başladı. Kesin olan şu ki biz Süleyman’ı denedik ve tahtına / kürsüsüne bir ceset bıraktık sonra o yöneldi. Rabbim beni bağ ışla ve bana, benden sonra kimsenin talep edemeyeceği bir mülk hibe et. Kesinlikle sen, sensin hibe edebilen. Rüzgârı onun emrine amade ettik. Onun emriyle herhangi bir yere yumuşacık akardı / cereyan ederdi. Bina ustası ve dalgıç şeytanların hepsi. Diğerleri de zincir lerle birbirine bağlanmış. B u bizim hediyemiz, hesap etmeden ya serbest bırak yahut elinde tut. Kesinlikle onun yanımızda yakınlığı ve güzel bir varış yeri var.
“Onları bana geri getirin.” (dedi). Sonra da (onların) bacaklarını ve boyunlarını vurmaya başladı.
"Onları bana getirin" (dedi), bacaklarını ve boyunlarını okşamağa başladı.
"Onları bana tekrar getirin" dedi. Hemen ayaklarını ve boyunlarını okşamaya başladı.
"Onları bana tekrar getirin" dedi. Hemen ayaklarını ve boyunlarını okşamaya başladı.
Onları bana getirin, demiş, (Getirilince) ayaklarını ve boyunlarını kesmeye başladı.
Onları bana getirin, demiş, getirilince de ayaklarını ve boyunlarını okşamıştı.
"Geri getirin bana onları!" dedi. Bacaklarını, boyunlarını sıvazlamaya başladı.
There did Sulayman give orders, thus: "Bring them back to me, "he said". and he kept patting them on the necks passing his hand over the forenegs expressing fondness and endearment.
‘Bring them back!’ [he said] and started to stroke their legs and necks.
"Bring them back to me." then began he to pass his hand over (their) legs and their necks.
(he ordered): "Bring these horses back to me," and then he began to gently stroke their shanks and necks. dipnot 1
Return them to me!’ And he set about slashing through their shanks and necks.
Then he said "Bring them (horses) back to me." Then he began to pass his hand over their legs and their necks (till the end of the display).
‘Bring it back for me!’ Then he [and others] began to wipe [their] legs and necks.
(He said, ) `Bring them back to me. ' Then (as they were brought) he began to stroke their hind legs and necks (with kindness).
Return them to me!' And he began to stroke their shanks and necks.
Then [When he finished worshipping God, ] he said: "Bring them back to me [to bid farewell]" and he rubbed their legs and necks [some say he sacrificed them to show that he likes God more than his most favorite belongings. ]
bring them back to me;' and he began to sever their legs and necks.
"Send them back." He then rubbed their legs and necks.
Bring the horses back unto me. And when they were brought back, he began to cut off their legs and their necks.
(Then he said, ) "Bring them back to me"; and he began to slash (or stroke) their legs and necks.
"Turn them back to me!" Then he took to striking (Or: slashing) their shanks and necks.
(Then he said): Bring them back to me, and fell to slashing (with his sword their) legs and necks.
"Bring them back to me, " and he began to rub and stroke their shanks and necks.
"Bring them back unto me!"- and would [lovingly] stroke their legs and their necks.
˹He ordered,˺ "Bring them back to me!" Then he began to rub down their legs and necks.[1]
"Send them back. " He then rubbed their legs and necks.
"Bring them back." (To bid farewell,) he rubbed their legs and necks.
[He said], "Return them to me," and set about striking [their] legs and necks.
“Return them to me!” Then he began to rub down their legs and necks.
"Bring them back unto me!" - and would lovingly stroke their legs and their necks.
(Then, he said:) "Bring them (the horses) back to me. " Then he began to pass his hand over (their) legs and their necks.
(Then he said,) "Bring them back to me" - and he started passing his hands over the shanks and the necks (of the horses).
"Send them back." He then rubbed their legs and necks.