Şuarâ suresi · 1–9. ayetler

"Mü'min olmuyorlar diye üzülme"; yerdeki deliller

Bu bölümün ayetleri 4 mealde yan yana açılıyor; yukarıdaki listeden 27 Türkçe mealin herhangi birini açıp kapatabilirsiniz. Aralarındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz.

Hangi mealler görünsün? 4 / 27 açık

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir bölüme geçince öntanımlıya döner. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

  1. Şuarâ suresi, 1. ayet — bütün mealleriyle aç

    Şuarâ suresi, 1. ayet. طسٓمٓ

    Diyanet İşleri

    Ta Sin Mim.

    Mustafa İslamoğlu

    Ta-Sin-Mim!

    Muhammed Esed

    Ta-Sin-Mim.

    Ahmed Hulusi

    Ta, Siin, Miim.

    Ali Bulaç

    Ta, Sin, Mim.

    Ali Özek ve heyeti

    Tâ. Sîn. Mîm.

    Ali Rıza Safa

    T. S. M.

    Bayraktar Bayraklı

    Ta, sin, mim.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    TT.S.M.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Ta, Sin, Mim.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Ta, Sin, Mim.

    Erhan Aktaş

    Ta, Sin, Mim.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Ta, Sin, Mim.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Ta, Sin, Mim.

    Gültekin Onan

    Ta, Sin, Mim.

    Hasan Basri Çantay

    Taa, Sin, Mim.

    İbni Kesir

    Ta, Sin, Mim.

    Mehmet Alagaş

    (1-9) Tâ, sin, mim. Bu, açıklayıcı kitabın ayetleridir. Mümin olmuyorlar diye neredeyse kendine kıyacaksın. İstesek onlara semadan bir ayet indiririz de onlar da boynu bükük / eğik halde kalırlardı. Rahmandan yeni bir hatırlatma (ihdas edilse) verilse ondan yüz çevirirler. Kesinlikle yalanladılar, alaya aldıkları / istihza ettikleri ne varsa haberleri sana verilecek. Yeri / Arzı görmüyorlar mı? onda her türden verilen / ikram edilen şeyler yeşerttik. (İkram sahibi / keramet sahibi) Muhakkak bunda göstergeler / ayetler vardır onların çoğu / ekserisi mümin olmadılar, Muhakkak rabbin, saygıdeğerdir, esirgeyendir.

    Süleyman Ateş

    Ta sin mim.

    Süleymaniye Vakfı

    Ta-Sin-Mim dipnot 1 !

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu harflere huruf-u mukattaa /birbiri ile bağlantısı kesilmiş harfler denir. Bunların Nebimize sorulmamış olması, bilinen bir anlamının olduğunu gösterir. Yoksa müşrikler bunu dillerine dolar, Nebimizi sürekli rahatsız ederlerdi. Bununla ilgili sorular, İslam'ın Arap yarımadası dışına yayılmasından sonra başlamıştır. Bu harflerle başlayan yirmi dokuz sureden yirmi beşinde Kur'an'a, dördünde de önemli bir konuya vurgu yapılıyor olmasından onların dikkatleri toplama görevi yaptığı anlaşılır. Türkçede böyle bir kullanım yoktur.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    TA! SİN! MİM!

    Şaban Britch

    Tâ Sîn Mîm.

    Şaban Piriş

    Ta Sin mim.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Ta, Sin, Mim.

  2. Şuarâ suresi, 2. ayet — bütün mealleriyle aç

    Şuarâ suresi, 2. ayet. تِلْكَ ءَايَٰتُ ٱلْكِتَٰبِ ٱلْمُبِينِ

    Diyanet İşleri

    Bunlar, apaçık Kitab'ın ayetleridir.

    Mehmet Okuyan

    İşte şu(nlar), apaçık Kitabın ayetleridir.

    Mustafa İslamoğlu

    Bunlar Kitab'ın açık ve açıklayıcı olan ayetleridir.

    Muhammed Esed

    Bunlar, kendi içinde apaçık ve tutarlı olan ve gerçeği bütün açıklığıyla ortaya koyan ilahi kelamın mesajlarıdır.

    Ahmed Hulusi

    Bunlar apaçık ortada olan BİLGİnin (Sünnetullah'ın) işaretleridir.

    Ali Bulaç

    Bunlar, apaçık olan Kitabın ayetleridir.

    Ali Özek ve heyeti

    Bunlar, apaçık Kitab’ın âyetleridir.

    Ali Rıza Safa

    İşte bunlar, Apaçık Kitap'ın ayetleridir.

    Bayraktar Bayraklı

    Bunlar, apaçık kitabın ayetleridir.

    Edip Yüksel

    Bunlar (harfler), açıklayıcı kitabın mucizeleridir.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Bunlar (harfler), açıklayıcı kitabın mucizeleridir.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Bunlar sana o apaçık Kitab'ın ayetleridir!

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Bunlar sana o mübin kitabın ayetleri

    Erhan Aktaş

    Bunlar gerçeği apaçık ortaya koyan Kitap'ın ayetleridir.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Bunlar dipnot 1 gerçeği apaçık ortaya koyan Kitap'ın ayetleridir. dipnot 1

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu ayetler: Ta, Sin, Mim. Yani bu işaretler. Harfler belli şekillerden oluşmuş işaretlerdir. 29 Surenin başında yer alan bu harflere Kur'an Ayet diyor, zira ayetin bir anlamı da işarettir. Kitap, bu işaretlerle yazılmıştır. Hurufu Mukattaa denilen ve anlamı ile ilgili çok farklı yorumlar yapılan bu harfler, Kur'an'ın deyimi ile bu ayetler yani bu işaretler Kur'an'ın kendisi ile yazıldığı ayetlerdir/işaretlerdir/harflerdir.

    Gültekin Onan

    Bunlar, apaçık olan Kitabın ayetleridir.

    Hasan Basri Çantay

    Bunlar o hakikatleri açıklayan kitabın ayetleridir.

    İbni Kesir

    Bunlar apaçık kitabın ayetleridir.

    Mehmet Alagaş

    (1-9) Tâ, sin, mim. Bu, açıklayıcı kitabın ayetleridir. Mümin olmuyorlar diye neredeyse kendine kıyacaksın. İstesek onlara semadan bir ayet indiririz de onlar da boynu bükük / eğik halde kalırlardı. Rahmandan yeni bir hatırlatma (ihdas edilse) verilse ondan yüz çevirirler. Kesinlikle yalanladılar, alaya aldıkları / istihza ettikleri ne varsa haberleri sana verilecek. Yeri / Arzı görmüyorlar mı? onda her türden verilen / ikram edilen şeyler yeşerttik. (İkram sahibi / keramet sahibi) Muhakkak bunda göstergeler / ayetler vardır onların çoğu / ekserisi mümin olmadılar, Muhakkak rabbin, saygıdeğerdir, esirgeyendir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Bunlar apaçık kitabın ayetleridir.

    Süleyman Ateş

    Şunlar o apaçık Kitabın ayetleridir.

    Süleymaniye Vakfı

    Bunlar apaçık dipnot 1 olan Kitab'ın ayetleridir dipnot 2 .

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Kur'an-ı Kerim, muhkem /hüküm bildiren ve müteşabih /muhkemlerin benzeri olup, onların ayrıntılarını ortaya koyan ayetlerden oluşur. Bu metot sayesinde Kitab'ın tamamı ayrıntılı olarak açıklanmış (mufassal), böylece kendisi de apaçık (mübin) hale gelmiş olur.
    2. metne dön, dipnot 2

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Bunlar o açık Kitabın ayetleridir.

    Şaban Britch

    Bunlar, apaçık kitabın ayetleridir.

    Şaban Piriş

    Bunlar, apaçık kitabın ayetleridir.

    Yaşar Nuri Öztürk

    İşte sana gerçeği apaçık gösteren Kitap'ın ayetleri...

  3. Şuarâ suresi, 3. ayet — bütün mealleriyle aç

    Şuarâ suresi, 3. ayet. لَعَلَّكَ بَٰخِعٌ نَّفْسَكَ أَلَّا يَكُونُوا۟ مُؤْمِنِينَ

    Diyanet İşleri

    Ey Muhammed! Mü'min olmuyorlar diye adeta kendini helak edeceksin!

    Mustafa İslamoğlu

    Mü'min olmuyorlar diye neredeyse kendini helak edeceksin.

    Muhammed Esed

    (İnsanların bir kısmı, ulaştırdığın mesaja) inanmıyorlar diye (üzüntüden) neredeyse kendini tüketeceksin!

    Ahmed Hulusi

    İman etmiyorlar diye neredeyse kendini helak edeceksin?

    Ali Bulaç

    Onlar mü'min olmayacaklar diye neredeyse kendini kahredeceksin (öyle mi?)

    Ali Özek ve heyeti

    (Rasûlüm!) Onlar iman etmiyorlar diye neredeyse kendine kıyacaksın!

    Ali Rıza Safa

    İnanmadıkları için, neredeyse kendini tüketeceksin.

    Bayraktar Bayraklı

    Sen, inanmıyorlar diye neredeyse kendini helak edeceksin.

    Edip Yüksel

    Gerçeği onaylamıyorlar diye kendini kahrediyor olabilirsin.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    İnanmıyorlar diye kendini kahrediyor olabilirsin

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Onlar iman etmeyecekler diye, neredeyse sen kendine kıyacaksın.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Sen adeta kendine kıyacaksın mü'min olmıyacaklar diye

    Erhan Aktaş

    İman etmiyorlar diye, adeta kendini helak edeceksin.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    İman etmiyorlar diye, adeta kendini helak edeceksin.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    İman etmiyorlar diye, adeta kendini helak edeceksin.

    Gültekin Onan

    Onlar inançlı olmayacaklar diye neredeyse kendini kahredeceksin (öyle mi?)

    Hasan Basri Çantay

    (Habibim) Onlar mü'min olmayacaklar diye aadeta kendine kıyacaksın!

    İbni Kesir

    Mü'min olmuyorlar diye nerede ise kendini mahvedeceksin.

    Mehmet Alagaş

    (1-9) Tâ, sin, mim. Bu, açıklayıcı kitabın ayetleridir. Mümin olmuyorlar diye neredeyse kendine kıyacaksın. İstesek onlara semadan bir ayet indiririz de onlar da boynu bükük / eğik halde kalırlardı. Rahmandan yeni bir hatırlatma (ihdas edilse) verilse ondan yüz çevirirler. Kesinlikle yalanladılar, alaya aldıkları / istihza ettikleri ne varsa haberleri sana verilecek. Yeri / Arzı görmüyorlar mı? onda her türden verilen / ikram edilen şeyler yeşerttik. (İkram sahibi / keramet sahibi) Muhakkak bunda göstergeler / ayetler vardır onların çoğu / ekserisi mümin olmadılar, Muhakkak rabbin, saygıdeğerdir, esirgeyendir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    (Ey Muhammed!) İman etmiyorlar diye adeta kendini helâk edeceksin!

    Süleyman Ateş

    Herhalde sen, inanmıyorlar diye neredeyse kendini helak edeceksin!

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    İnanmayacaklar diye kendini tüketecek gibisin.

    Şaban Britch

    Mümin olmuyorlar diye neredeyse kendini mahvedeceksin.

    Şaban Piriş

    Mümin olmuyorlar diye neredeyse kendini mahvedeceksin.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Onlar iman etmiyorlar diye kendini üzüntüden tüketir gibisin.

  4. Şuarâ suresi, 4. ayet — bütün mealleriyle aç

    Şuarâ suresi, 4. ayet. إِن نَّشَأْ نُنَزِّلْ عَلَيْهِم مِّنَ ٱلسَّمَآءِ ءَايَةً فَظَلَّتْ أَعْنَٰقُهُمْ لَهَا خَٰضِعِينَ

    Diyanet İşleri

    Biz dilesek, onlara gökten bir mucize indiririz de, ona boyun eğmek zorunda kalırlar.

    Mehmet Okuyan

    Dilesek, üzerlerine gökten bir ayet (mucize) indiririz de ona boyunları eğik kalır.

    Mustafa İslamoğlu

    Eğer dileseydik onlara semadan öyle bir belge indirirdik ki, onun karşısında (mecburen) boyun büker, baş eğerlerdi.

    Muhammed Esed

    Eğer dileseydik, onlara gökten öyle bir alamet indirirdik ki, onun karşısında boyunları bükülür, hemen baş eğerlerdi.

    Ahmed Hulusi

    Eğer dilesek semadan üzerlerine bir mucize inzal ederiz de, zorunlu olarak boyunları bükülüp, hükmü kabul ederler!

    Ali Bulaç

    Dilersek, onların üzerine gökten bir ayet (mucize) indiririz de, ona boyunları eğilmiş kalıverir.

    Ali Özek ve heyeti

    Biz dilesek, onların üzerine gökten bir mucize indiririz de, ona boyunları eğilip kalır.

    Ali Rıza Safa

    Eğer dilersek, gökten bir mucize indiririz; boyunları, Ona eğilsin diye.

    Bayraktar Bayraklı

    Dilersek onlara gökten bir mucize indiririz de mecbur kalıp boyun eğerler.

    Edip Yüksel

    Dilesek onların üzerine gökten bir mucize indiririz de ona boyun eğip kalırlar.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Dilesek onların üzerine gökten bir mucize indiririz de ona boyun eğip kalırlar.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Dilersek üzerlerine gökten bir ayet (mucize) indiriveririz de ona boyunları eğile kalır.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Dilersek üzerlerine Semadan bir ayet indiriveririz de ona boyunları eğile kalır

    Erhan Aktaş

    Eğer dileseydik gökten öyle bir ayet dipnot 1 indirirdik ki hepsi ona boyun eğmek zorunda kalırdı dipnot 2 .

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Mucize. Yaptırım. İradelerini, karar verme haklarını ellerinden alırdık.
    2. metne dön, dipnot 2
      Hepsi inanmak zorunda kalırdı. Ama istemedik: Seçimi herkesin özgür iradesine bıraktık.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Eğer dileseydik gökten öyle bir ayet dipnot 1 indirirdik ki hepsi ona boyun eğmek zorunda kalırdı. dipnot 2

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Mucize. Yaptırım. İradelerini, karar verme haklarını ellerinden alırdık.
    2. metne dön, dipnot 2
      Hepsi inanmak zorunda kalırdı. Ama istemedik: Seçimi herkesin özgür iradesine bıraktık.

    Gültekin Onan

    Dilersek, onların üzerine gökten bir ayet indiririz de, ona boyunları eğilmiş kalıverir.

    Hasan Basri Çantay

    Eğer dilersek biz onların tepesine gökden bir ayet indiriveririz de ona boyunları eğilekalır.

    İbni Kesir

    Dilersek, onlara gökten bir ayet indiririz de ona boyunları eğik kalır.

    Mehmet Alagaş

    (1-9) Tâ, sin, mim. Bu, açıklayıcı kitabın ayetleridir. Mümin olmuyorlar diye neredeyse kendine kıyacaksın. İstesek onlara semadan bir ayet indiririz de onlar da boynu bükük / eğik halde kalırlardı. Rahmandan yeni bir hatırlatma (ihdas edilse) verilse ondan yüz çevirirler. Kesinlikle yalanladılar, alaya aldıkları / istihza ettikleri ne varsa haberleri sana verilecek. Yeri / Arzı görmüyorlar mı? onda her türden verilen / ikram edilen şeyler yeşerttik. (İkram sahibi / keramet sahibi) Muhakkak bunda göstergeler / ayetler vardır onların çoğu / ekserisi mümin olmadılar, Muhakkak rabbin, saygıdeğerdir, esirgeyendir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Dilersek, üzerlerine gökten bir ayet/mucize indiririz de boyunları öne eğilip kalır.

    Süleyman Ateş

    Dilesek onların üzerine gökten bir mu'cize indiririz de boyunları ona eğilir (inanırlar).

    Süleymaniye Vakfı

    Farklı tercihte bulunsak dipnot 1 gökten üzerlerine bir mucize indiririz de ona boyun eğip kalırlar.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Şae (شاء) fiili, "bir şey yapmak" anlamındaki şey (شيء) mastarından türemiştir. Allah'ın yapması o şeyi var etmesi, insanın yapması da o şey için gereken çabayı göstermesidir (Müfredat). Allah, her şeyi bir ölçüye göre var eder (Kamer 54/49, Ra'd 13/8). İmtihanla ilgili şeyleri iyi ve kötü diye ikiye ayırmıştır (Enbiya 21/35). Allah, herkesin doğru yolda olmasını ister (Nisa 4/26) ama sadece doğru şeyler yapanı doğru yolda sayar (Nur 24/46). Yaptığının doğru veya yanlış olduğunu da kişiye ilham eder. Onun için doğru davrananın içi rahat, yanlış davrananın içi de sıkıntılı olur (Şems 91/7-10). Buna göre şae (شاء) fiilinin öznesi Allah olursa "gerekeni yaptı veya yarattı", insan olursa "gerekeni yaptı" anlamında olur. Allah insanlara, tercihlerine göre davranma hürriyeti vermeseydi hiç kimse yanlış bir şey yapamaz ve imtihan diye bir şey de olmazdı (Nahl 16/93). Yanlış kader anlayışını imanın bir esası gibi İslam'a yerleştirmek isteyenler, büyük bir çarpıtma yaparak şae (شاء) fiiline irade yani isteme ve dileme anlamı vermiş; bunu, tefsirlere hatta sözlüklere bile yerleştirerek birçok ayetin mealini bozmuşlardır. Bkz: https://www.suleymaniyevakfi.org/akaid-arastirmalari/kuranda-sey-mesiet-irade-ve-fitrat.html

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Farklı bir tercihte bulunsaydık gökten üzerlerine öyle bir belge indirirdik ki, karşısında başları öne eğilirdi.

    Şaban Britch

    Dilersek, üzerlerine gökten bir ayet/mucize indiririz de boyunları öne eğilip kalır.

    Şaban Piriş

    Dilersek, üzerlerine gökten bir işaret indiririz de boyunları öne eğilip kalır.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Eğer istersek gökten üzerlerine bir mucize indiririz de boyunları onun önünde perişanlıkla eğilip kalır.

  5. Şuarâ suresi, 5. ayet — bütün mealleriyle aç

    Şuarâ suresi, 5. ayet. وَمَا يَأْتِيهِم مِّن ذِكْرٍ مِّنَ ٱلرَّحْمَٰنِ مُحْدَثٍ إِلَّا كَانُوا۟ عَنْهُ مُعْرِضِينَ

    Diyanet İşleri

    Rahman'dan kendilerine gelen her yeni öğütten mutlaka yüz çevirirler.

    Mustafa İslamoğlu

    Ama onlara Rahman'ın katından yeni bir hatırlatıcı mesaj gelse, kesinlikle ondan yüz çevirirler.

    Muhammed Esed

    (Ama Biz böyle olsun istemedik:) ve bu yüzden, onlar da, ne zaman Rahman'dan hatırlatıcı, uyarıcı yeni bir mesaj gelse, mutlaka ondan yüz çevirirler.

    Ahmed Hulusi

    Ne zaman kendilerine Rahman'dan yeni bir hatırlatma gelse, hep ondan yüz çevirirler.

    Ali Bulaç

    Onlara Rahman (olan Allah)'tan yeni bir uyarı gelmeyiversin, hiç tartışmasız ondan yüz çevirirler.

    Ali Özek ve heyeti

    Kendilerine, Rahmân (o çok esirgeyici Allah) dan hiçbir yeni öğüt gelmez ki, ondan yüz çevirmesinler.

    Ali Rıza Safa

    Bağışlayandan onlara gelen her yeni öğretiden, kesinlikle yüz çevirirler.

    Bayraktar Bayraklı

    Onlara Rahman'dan hiçbir yeni hatırlatma gelmez ki, ondan yüz çevirmesinler.

    Edip Yüksel

    Her ne zaman Rahman'dan kendilerine yeni bir mesaj gelse, mutlaka ondan yüz çevirirler.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Her ne zaman Rahman'dan kendilerine yeni bir mesaj gelse, mutlaka ondan yüz çevirirler.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Bununla beraber Rahman'dan kendilerine yeni bir öğüt gelmiyor ki, ondan yüz çevirmiş olmasınlar.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Bununla beraber Rahmandan kendilerine yeni bir zikir gelmiyor ki ondan yüz çevirmiş olmasınlar

    Erhan Aktaş

    Rahman'dan kendilerine gelen söze bürünmüş her yeni öğütten yüz çevirdiler.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Rahman'dan kendilerine gelen söze bürünmüş her yeni öğütten yüz çevirdiler.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Rahman'dan kendilerine gelen her yeni öğütten yüz çevirdiler.

    Gültekin Onan

    Onlara Rahmandan yeni bir uyarı gelmeyiversin, hiç tartışmasız ondan yüz çevirirler.

    Hasan Basri Çantay

    Kendilerine O çok esirgeyici (Allah) dan (vahy ile) yeni bir öğüd gelmeye dursun, ille bundan yüz çeviricidirler onlar.

    İbni Kesir

    Onlara Rahman'dan bir öğüt geldiğinde, mutlaka ondan yüz çevirirler.

    Mehmet Alagaş

    (1-9) Tâ, sin, mim. Bu, açıklayıcı kitabın ayetleridir. Mümin olmuyorlar diye neredeyse kendine kıyacaksın. İstesek onlara semadan bir ayet indiririz de onlar da boynu bükük / eğik halde kalırlardı. Rahmandan yeni bir hatırlatma (ihdas edilse) verilse ondan yüz çevirirler. Kesinlikle yalanladılar, alaya aldıkları / istihza ettikleri ne varsa haberleri sana verilecek. Yeri / Arzı görmüyorlar mı? onda her türden verilen / ikram edilen şeyler yeşerttik. (İkram sahibi / keramet sahibi) Muhakkak bunda göstergeler / ayetler vardır onların çoğu / ekserisi mümin olmadılar, Muhakkak rabbin, saygıdeğerdir, esirgeyendir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Rahman’dan kendilerine gelen her yeni öğütten mutlaka yüz çevirirler.

    Süleyman Ateş

    Rahman'dan onlara hiçbir yeni Zikir (uyarı) gelmez ki, mutlaka ondan yüz çevirici olmasınlar.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Onlara Rablerinden yeni bir bilgi gelmeye görsün hemen yüz çeviriyorlar.

    Şaban Britch

    Rahman’dan kendilerine öğüt gelmiş olmasın ki, ondan yüz çevirmesinler.

    Şaban Piriş

    Rahman'dan kendilerine gelen her yeni uyarıdan hemen yüz çevirenler oldular.

    Yaşar Nuri Öztürk

    O Rahman'dan kendilerine söze bürünmüş yeni bir hatırlatma gelmeye dursun, ondan mutlaka yüz çevirirler.

  6. Şuarâ suresi, 6. ayet — bütün mealleriyle aç

    Şuarâ suresi, 6. ayet. فَقَدْ كَذَّبُوا۟ فَسَيَأْتِيهِمْ أَنۢبَٰٓؤُا۟ مَا كَانُوا۟ بِهِۦ يَسْتَهْزِءُونَ

    Diyanet İşleri

    Onlar (Allah'ın ayetlerini) yalanladılar, fakat alay edegeldikleri şeylerin haberleri başlarına gelecek.

    Mehmet Okuyan

    Elbette (bu mesajı) da yalanladılar; (fakat) alay edip durdukları şeylerin haberleri yakında kendilerine gelecektir. dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Benzer mesaj: En‘âm 6:5.

    Mustafa İslamoğlu

    Kaldı ki, işte onlar (bunu) da yalanladılar. Buna rağmen, alay edip durdukları haberler yine de karşılarına çıkarılacaktır.

    Muhammed Esed

    Nitekim, işte (bu mesajı da) yalanladılar. Ama alay edip durdukları şeyin tahakkuku yakında bütün açıklığıyla onların karşısına çıkarılacak!

    Ahmed Hulusi

    Gerçekten yalanladılar! Alay edegeldikleri şeyin haberleri, kendilerine yakında gelecektir.

    Ali Bulaç

    Gerçekten yalanladılar; fakat, alay konusu yaptıkları şeyin haberi kendilerine pek yakında gelecektir.

    Ali Özek ve heyeti

    Üstelik (ona) «yalandır» derler, fakat alay edip durdukları şeylerin haberleri yakında onlara gelecektir.

    Ali Rıza Safa

    Nitekim yalanladılar. Artık, alay ettikleri şeyin haberleri, yakında onlara gelecektir.

    Bayraktar Bayraklı

    Nitekim Kur'an'ı da yalanladılar. Ama alay edip durdukları şeyin haberleri yakında onlara gelecektir.

    Edip Yüksel

    Yalanladıkları için, eğlenceye aldıkları şeylerin haberleri kendilerine ulaşacaktır.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Yalanladıkları için, eğlenceye aldıkları şeylerin haberleri kendilerine ulaşacaktır.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Evet, yalanlamaktalar; fakat onlara alay edip durdukları şeyin dehşet veren haberleri gelecektir.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Evet tekzib etmekteler, fakat onlara o istihza ettikleri şeyin müdhiş haberleri gelecek

    Erhan Aktaş

    Sonra da kesin olarak yalanladılar. Fakat alay ettikleri şeyin haberleri yakında onlara gelecek.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Sonra da kesin olarak yalanladılar. Fakat alay ettikleri şeyin haberleri yakında onlara gelecek.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Sonra da kesin olarak yalanladılar. Fakat alay ettikleri şeyin haberleri yakında onlara gelecek.

    Gültekin Onan

    Gerçekten yalanladılar; fakat, alay konusu yaptıkları şeyin haberi kendilerine pek yakında gelecektir.

    Hasan Basri Çantay

    Şimdi (kat'i suretde) tekzib etdiler. (Fakat) istihza edegeldikleri (hakıykatların mühim) haberleri yakında onlara gelecekdir.

    İbni Kesir

    Onlar, gerçekten yalanladılar. Ama alay edip durdukları şeylerin haberleri kendilerine yakında gelecektir.

    Mehmet Alagaş

    (1-9) Tâ, sin, mim. Bu, açıklayıcı kitabın ayetleridir. Mümin olmuyorlar diye neredeyse kendine kıyacaksın. İstesek onlara semadan bir ayet indiririz de onlar da boynu bükük / eğik halde kalırlardı. Rahmandan yeni bir hatırlatma (ihdas edilse) verilse ondan yüz çevirirler. Kesinlikle yalanladılar, alaya aldıkları / istihza ettikleri ne varsa haberleri sana verilecek. Yeri / Arzı görmüyorlar mı? onda her türden verilen / ikram edilen şeyler yeşerttik. (İkram sahibi / keramet sahibi) Muhakkak bunda göstergeler / ayetler vardır onların çoğu / ekserisi mümin olmadılar, Muhakkak rabbin, saygıdeğerdir, esirgeyendir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Onlar (Allah’ın ayetlerini) yalanladılar. Fakat alay edegeldikleri şeylerin haberleri başlarına gelecek.

    Süleyman Ateş

    Yalanladılar ama, alay edip durdukları şeyin haberleri, yakında kendilerine gelecektir.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Kesinlikle yalan söylüyorlar ama hafife aldıkları şeyin haberleri yakında onlara gelecektir.

    Şaban Britch

    Onlar, yalanladılar; ama alay ettikleri şeyin haberleri onlara gelecektir.

    Şaban Piriş

    Onlar, inkar ettiler; ama, alay ettikleri şeyin haberleri onlara gelecektir.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Yemin olsun, yalanladılar ama yakında gelecektir onlara alaya alıp durdukları şeyin haberleri.

  7. Şuarâ suresi, 7. ayet — bütün mealleriyle aç

    Şuarâ suresi, 7. ayet. أَوَلَمْ يَرَوْا۟ إِلَى ٱلْأَرْضِ كَمْ أَنۢبَتْنَا فِيهَا مِن كُلِّ زَوْجٍ كَرِيمٍ

    Diyanet İşleri

    Yeryüzüne bakmazlar mı, orada her türden nice güzel ve yararlı bitkiler bitirdik.

    Mehmet Okuyan

    Yerde her değerli çiftten nice (bitkiler) yetiştirdiğimizi hiç mi görmediler?

    Mustafa İslamoğlu

    Peki, şimdi onlar yeryüzüne bakıp da orada her çiftin iyi ve yararlı olanını bitirdiğimizi hiç mi görmezler?

    Muhammed Esed

    Peki bunlar, yeryüzüne hiç bakıp da düşünmediler mi: orada her çeşitten nice güzel (hayat) türleri çıkarmışız?

    Ahmed Hulusi

    Görmediler mi arzı ki, orada her cömert çiftten (genetik çifte sarmalından) nice (şeyler) yetiştirip büyüttük?

    Ali Bulaç

    Yeryüzüne bir bakmadılar mı ki, biz onda her güzel (kerim) çiftten nice ürünler bitirdik.

    Ali Özek ve heyeti

    Yeryüzüne bir bakmazlar mı! Orada her güzel çiftten nice bitkiler yetiştirdik.

    Ali Rıza Safa

    Yeryüzünü zaten görmüyorlar mı? Orada, her güzel bitkiden nice çiftler yetiştirdik.

    Bayraktar Bayraklı

    Yeryüzüne bir bakmazlar mı? Orada her güzel çiftten nice bitkiler yetiştirdik.

    Edip Yüksel

    Yeryüzüne bakmazlar mı, onda değişik türden nice güzel bitkiler bitirmişiz.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Yeryüzüne bakmazlar mı, onda değişik türden nice güzel bitkiler bitirmişiz.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Yeryüzüne bir bakmadılar mı? Biz onda her güzel çiftten nice bitkiler bitirmişiz.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Arza bir bakmadılar da mı? biz onda her hoş çiftten ne kadar bitirmişiz.

    Erhan Aktaş

    Onlar, yeryüzünü görmüyorlar mı? Her tür bitkiden çiftler olarak bol bol yetiştirdik.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Onlar, yeryüzünü görmüyorlar mı? Her tür bitkiden çiftler olarak bol bol yetiştirdik.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Onlar, yeryüzünü görmüyorlar mı? Her tür bitkiden çiftler olarak bol bol yetiştirdik.

    Gültekin Onan

    Yeryüzüne bir bakmadılar mı ki, biz onda her güzel (kerim) çiftten nice ürünler bitirdik.

    Hasan Basri Çantay

    Yer (yüzün) e bir bakmadılar mı ki biz orada her güzel çiftden nice nebatlar bitirdik.

    İbni Kesir

    Yeryüzüne bakmazlar mı ki; Biz, orada bitkilerden nice güzel çiftler bitirmişizdir.

    Mehmet Alagaş

    (1-9) Tâ, sin, mim. Bu, açıklayıcı kitabın ayetleridir. Mümin olmuyorlar diye neredeyse kendine kıyacaksın. İstesek onlara semadan bir ayet indiririz de onlar da boynu bükük / eğik halde kalırlardı. Rahmandan yeni bir hatırlatma (ihdas edilse) verilse ondan yüz çevirirler. Kesinlikle yalanladılar, alaya aldıkları / istihza ettikleri ne varsa haberleri sana verilecek. Yeri / Arzı görmüyorlar mı? onda her türden verilen / ikram edilen şeyler yeşerttik. (İkram sahibi / keramet sahibi) Muhakkak bunda göstergeler / ayetler vardır onların çoğu / ekserisi mümin olmadılar, Muhakkak rabbin, saygıdeğerdir, esirgeyendir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Yeryüzüne bakmazlar mı ki biz orada her güzel çiftten nice bitkiler bitirdik.

    Süleyman Ateş

    Yere bakmadılar mı orada her çeşit güzel çifti bitirmişiz?

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Yeri görmediler mi, her bir çiftten ne kadar güzel bitkiler bitirmişizdir

    Şaban Britch

    Yeryüzüne hiç bakmıyorlar mı? Her çiftten nice hoş bitkiler bitirdik.

    Şaban Piriş

    Yeryüzüne hiç bakmıyorlar mı? Her çiftten nice hoş bitkiler bitirdik.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Bakmadılar mı yere, neler fışkırtmışız onda cömert ve bereketli her çiftten.

  8. Şuarâ suresi, 8. ayet — bütün mealleriyle aç

    Şuarâ suresi, 8. ayet. إِنَّ فِى ذَٰلِكَ لَـَٔايَةً وَمَا كَانَ أَكْثَرُهُم مُّؤْمِنِينَ

    Diyanet İşleri

    Şüphesiz bunlarda (Allah'ın varlığına) bir delil vardır, ama onların çoğu inanmamaktadırlar.

    Mehmet Okuyan

    Çoğu inanmamış olsa da şüphesiz ki bunda bir ders vardır.

    Mustafa İslamoğlu

    Elbet bunda da alınacak bir ders mutlaka vardır; fakat insanların çoğu yine de inanmayacaklardır:

    Muhammed Esed

    Şüphesiz, bunda (insanlar için çıkarılacak) bir ders vardır; ama onlardan çoğu (buna) inanmazlar.

    Ahmed Hulusi

    Muhakkak ki bunda bir işaret vardır. . . Onların ekseriyeti (Hakk'a, hakikatlerine) iman etmemişlerdir.

    Ali Bulaç

    Şüphesiz, bunda bir ayet vardır; ancak onların çoğu mü'min değildirler.

    Ali Özek ve heyeti

    Şüphesiz bunlarda (Allah'ın kudretine) bir nişâne vardır; ama çoğu iman etmezler.

    Ali Rıza Safa

    Aslında, işte bunda, kesinlikle bir gösterge vardır. Oysa onların çoğu inanmaz. dipnot 293

    Ali Rıza Safa — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 293
      Bu suredeki sekiz ayette "Aslında, işte bunda, kesinlikle bir gösterge vardır. Oysa onların çoğu inanmaz!" tümcesi, tıpkısı sözcüklerle tekrarlanır.

    Bayraktar Bayraklı

    Şüphesiz bunda yaratıcının varlığına dair kesin delil vardır; ama çoğu iman etmezler.

    Edip Yüksel

    Bunda bir işaret vardır. Ama çokları onaylayacak değildir.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Bunda bir işaret vardır. Ama çokları inanacak değildir.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Şüphesiz ki, bunda mutlak bir ibret vardır; ama çoğu iman etmedi.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Şübhesiz ki bunda mutlak bir ayet var, hemde ekserisi mü'min olmadı

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Bunda kesinlikle bir ayet dipnot 1 vardır. Ancak onların çoğu iman etmedi.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Kanıt, gösterge.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Bunda kesinlikle bir ayet dipnot 1 vardır. Ancak onların çoğu iman etmedi.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Kanıt, gösterge.

    Gültekin Onan

    Şüphesiz, bunda bir ayet vardır ancak onların çoğu inançlı olmamışlardır.

    Hasan Basri Çantay

    Şübhesiz ki bunlardan (Hakkın kemal-i kudretine) elbet birer, nişane vardır. (Fakat) onların çoğu iman edici değildirler.

    İbni Kesir

    Muhakkak ki bunda, bir ayet vardır. Ama onların çoğu mü'min olmadılar.

    Mehmet Alagaş

    (1-9) Tâ, sin, mim. Bu, açıklayıcı kitabın ayetleridir. Mümin olmuyorlar diye neredeyse kendine kıyacaksın. İstesek onlara semadan bir ayet indiririz de onlar da boynu bükük / eğik halde kalırlardı. Rahmandan yeni bir hatırlatma (ihdas edilse) verilse ondan yüz çevirirler. Kesinlikle yalanladılar, alaya aldıkları / istihza ettikleri ne varsa haberleri sana verilecek. Yeri / Arzı görmüyorlar mı? onda her türden verilen / ikram edilen şeyler yeşerttik. (İkram sahibi / keramet sahibi) Muhakkak bunda göstergeler / ayetler vardır onların çoğu / ekserisi mümin olmadılar, Muhakkak rabbin, saygıdeğerdir, esirgeyendir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Şüphesiz bunlarda (Allah’ın varlığına) bir delil vardır, ancak onların çoğu iman etmezler.

    Süleyman Ateş

    Şüphesiz bunda bir ibret vardır, ama yine çokları inanıcı değillerdir.

    Süleymaniye Vakfı

    İşte bunda tam bir ayet /ibret vardır ama onların çoğu inanıp güvenmezler.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    İşte bunda tam bir ibret vardır ama bunlardan çoğu inanacak değillerdir.

    Şaban Britch

    İşte bunda da bir ayet vardır. Buna rağmen onların çoğu mümin değillerdir.

    Şaban Piriş

    İşte bunda da bir işaret vardır. Buna rağmen onların çoğu inanacak değildir.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Bunda elbette bir mucize var, fakat onların çoğu mümin değiller.

  9. Şuarâ suresi, 9. ayet — bütün mealleriyle aç

    Şuarâ suresi, 9. ayet. وَإِنَّ رَبَّكَ لَهُوَ ٱلْعَزِيزُ ٱلرَّحِيمُ

    Diyanet İşleri

    Şüphesiz senin Rabbin, elbette mutlak güç sahibidir, çok merhametlidir.

    Mehmet Okuyan

    Şüphesiz ki Rabbin güçlüdür, çok merhametlidir.

    Mustafa İslamoğlu

    ne ki senin Rabbin sınırsız rahmet sahibi olan O yüceler yücesidir.

    Muhammed Esed

    Oysa, senin Rabbin çok acıyıp esirgeyen O yüceler yücesidir!

    Ahmed Hulusi

    Muhakkak ki senin Rabbin "HU"; El Aziyz'dir, Er Rahıym'dir.

    Ali Bulaç

    Şüphesiz, senin Rabbin, gerçekten O, üstün ve güçlüdür, merhamet sahibidir.

    Ali Özek ve heyeti

    Şüphe yok ki Rabbin, mutlak galip ve engin merhamet sahibidir.

    Ali Rıza Safa

    Ve kuşkusuz, Efendin, gerçekten, Üstündür; Merhametlidir. dipnot 294

    Ali Rıza Safa — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 294
      Bu suredeki sekiz ayette "Ve kuşkusuz, Efendin, gerçekten, Üstündür; Merhametlidir!" tümcesi, tıpkısı sözcüklerle tekrarlanır.

    Bayraktar Bayraklı

    Şüphesiz senin Rabbin, mutlak galip ve sonsuz merhamet sahibidir.

    Edip Yüksel

    Kuşkusuz senin Efendin Güçlüdür, Rahimdir.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Kuşkusuz senin Rabbin Güçlüdür, Rahimdir.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Şüphesiz ki, Rabbin, gerçekten güçlü, çok merhametlidir.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Ve şübhesiz ki rabbın o öyle aziz, öyle rahim

    Erhan Aktaş

    Rabb'in, Mutlak Üstün Olan'dır, Rahmeti Kesintisiz'dir.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Rabbin, Mutlak Üstün Olan'dır, Rahmeti Kesintisiz'dir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Rabb'in, Mutlak Üstün Olan'dır, Rahmeti Kesintisiz'dir.

    Gültekin Onan

    Şüphesiz, senin rabbin, gerçekten O, üstün ve güçlüdür, merhamet sahibidir.

    Hasan Basri Çantay

    Şüphesiz ki senin Rabbin, elbette O, mutlak gaalibdir, çok esirgeyicidir.

    İbni Kesir

    Ve muhakkak ki senin Rabbın, elbette O; Aziz'dir, Rahim'dir.

    Mehmet Alagaş

    (1-9) Tâ, sin, mim. Bu, açıklayıcı kitabın ayetleridir. Mümin olmuyorlar diye neredeyse kendine kıyacaksın. İstesek onlara semadan bir ayet indiririz de onlar da boynu bükük / eğik halde kalırlardı. Rahmandan yeni bir hatırlatma (ihdas edilse) verilse ondan yüz çevirirler. Kesinlikle yalanladılar, alaya aldıkları / istihza ettikleri ne varsa haberleri sana verilecek. Yeri / Arzı görmüyorlar mı? onda her türden verilen / ikram edilen şeyler yeşerttik. (İkram sahibi / keramet sahibi) Muhakkak bunda göstergeler / ayetler vardır onların çoğu / ekserisi mümin olmadılar, Muhakkak rabbin, saygıdeğerdir, esirgeyendir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Muhakkak Rabbin Azîz, Rahîm'dir.

    Süleyman Ateş

    Şüphesiz Rabbin, işte üstün O'dur merhamet eden O'dur.

    Süleymaniye Vakfı

    Şüphesiz senin Rabbin /Sahibin daima üstün ve ikramı bol olandır.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Senin Rabbin güçlüdür; çok ta merhametlidir.

    Şaban Britch

    Elbette Rabbin, çok güçlüdür, çok merhametlidir.

    Şaban Piriş

    Elbette Rabbin, güçlüdür, merhametlidir.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Ve hiç kuşku yok, senin Rabbin gerçekten mutlak Aziz, mutlak Rahim'dir.

Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. Öntanımlı açık dört meal öncelik sırasına göredir; listeden hepsi açılabilir.