Diyanet İşleri
Başınıza her ne musibet gelirse, kendi yaptıklarınız yüzündendir. O, yine de çoğunu affeder.
Şûrâ suresi
Şûrâ suresi, 30. ayet. وَمَآ أَصَٰبَكُم مِّن مُّصِيبَةٍ فَبِمَا كَسَبَتْ أَيْدِيكُمْ وَيَعْفُوا۟ عَن كَثِيرٍ
vemâ eṣâbeküm mim müṣîbetin febimâ kesebet eydîküm veya`fû `an keŝîr.
Başınıza her ne musibet gelirse, kendi yaptıklarınız yüzündendir. O, yine de çoğunu affeder.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Tövbenin kabulü, rızkın ölçüsü ve musibet Şûrâ 25–31 3
Allah, kullarına (tümüne birden) rızkı bol bol verseydi, yeryüzünde mutlaka azgınlık ederlerdi. Fakat O, rızkı dilediği ölçüde indirir. Şüphesiz O, kullarından hakkıyla haberdardır ve onları hakkıyla görendir.
O, insanlar umutlarını kestikten sonra yağmuru indiren, rahmetini her tarafa yayandır. O, dost olandır, övülmeye layık olandır.
Gökleri, yeri ve bu ikisi içinde yaydığı canlıları yaratması, O'nun varlığının delillerindendir. O, dilediği zaman, onları bir araya getirmeye de gücü yetendir.
Başınıza her ne musibet gelirse, kendi yaptıklarınız yüzündendir. O, yine de çoğunu affeder.
Yeryüzünde O'nu aciz bırakamazsınız. Sizin için Allah'tan başka hiçbir dost ve yardımcı yoktur.
Denizde dağlar gibi yüzen gemiler, O'nun varlığının delillerindendir.
O, dilerse rüzgarı durdurur da onlar denizin üstünde durakalırlar. Elbette bunda çok sabreden, çok şükreden herkes için ibretler vardır.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
30. Yüce Allah, bize şunu bildirmektedir: Gerek bedenlerinde, gerek mallarında, gerek çoluk çocuklarında, gerek sevdiklerinde ve onlar için değerli olan varlıklarda kulların karşı karşıya kaldıkları her bir musibet, ancak önceden kendi elleri işledikleri kötülükler sebebiyledir. Yüce Allah’ın affedip bağışladıkları ise bundan çok daha fazladır. Şüphesiz Allah, kullara zulmetmez, ama onlar kendi kendilerine zulmederler:
“Eğer Allah, kazandıkları sebebi ile insanları cezalandıracak olsa idi, yeryüzünün sırtında dolaşan hiçbir canlı bırakmazdı.” (Fâtır, 35/45)
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
-Ey insanlar!- Nefislerinize veya mallarınıza gelen her musibet, sizin kendi elleriniz ile elde ettiğiniz günahların yüzündendir. Böyle olduğu halde Yüce Allah, çoğunu affeder ve sizi sorumlu tutmaz.
Aynı kök: عفو (35 geçiş) · Aynı kök: كسب (67 geçiş) · Ortak kavram: Af
Allah, bir kimseyi ancak gücünün yettiği şeyle yükümlü kılar. Onun kazandığı iyilik kendi yararına, kötülük de kendi zararınadır. (Şöyle diyerek dua…
Aynı kök: عفو (35 geçiş) · Aynı kök: كسب (67 geçiş) · Ortak kavram: Af
İki topluluğun karşılaştığı gün, içinizden yüz çevirip kaçanları, şeytan ancak yaptıkları bazı hatalardan dolayı yoldan kaydırmak istemişti. Ama yine…
Aynı kök: عفو (35 geçiş) · Aynı kök: كسب (67 geçiş) · Ortak kavram: Af
Yahut (içlerindekilerin) yaptıklarından dolayı onları helak eder, birçoğunu da affeder.
Aynı kök: صوب (77 geçiş) · Aynı kök: كسب (67 geçiş)
Ey iman edenler! Allah'a ve ahiret gününe inanmadığı halde insanlara gösteriş olsun diye malını harcayan kimse gibi, sadakalarınızı başa kakmak ve…
Aynı kök: صوب (77 geçiş) · Aynı kök: كسب (67 geçiş)
Nihayet kazandıkları şeylerin kötülükleri onlara isabet etmişti. Onlardan zulmedenler var ya, kazandıkları şeylerin kötülükleri onlara isabet…
Aynı kök: صوب (77 geçiş) · Aynı kök: يدي (120 geçiş)
Kendi işledikleri yüzünden başlarına bir musibet geldiği, sonra da "Biz iyilik etmek ve uzlaştırmaktan başka bir şey istememiştik" diye Allah'a yemin…
Aynı kök: كسب (67 geçiş) · Aynı kök: يدي (120 geçiş)
Vay o kimselere ki, elleriyle Kitab'ı yazarlar, sonra da onu az bir karşılığa değişmek için, "Bu, Allah'ın katındandır" derler. Vay ellerinin…
Aynı kök: كسب (67 geçiş) · Aynı kök: يدي (120 geçiş)
Yaptıklarına bir karşılık ve Allah'tan caydırıcı bir müeyyide olmak üzere hırsız erkek ile hırsız kadının ellerini kesin. Allah, mutlak güç…
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
Başınıza gelen herhangi bir musibet, kendi ellerinizle kazandıklarınız (yaptıklarınız) yüzündendir. dipnot 1 (Allah) çoğunu da affeder.
Başınıza gelen her musibet, kendi ellerinizle yaptıklarınızın sonucudur; üstelik O bir çoğunu da affetmektedir.
(Hesap Günü) başınıza gelecek her felaket kendi ellerinizle yapıp ettiklerinizin bir ürünü olacaktır; bununla beraber Allah çok bağışlayıcıdır;
Size ne bela isabet etmişse, elleriniz ile yaptıklarınızın sonucudur! (Allah) birçoğunu da affediyor.
Size isabet eden her musibet, (ancak) ellerinizin kazandığı dolayısıyladır. (Allah,) Çoğunu da affeder.
Başınıza gelen herhangi bir musibet, kendi ellerinizle işledikleriniz yüzündendir. (Bununla beraber) Allah çoğunu affeder.
Başınıza gelen her yıkım, kendi elinizle yaptıklarınız yüzündendir. Üstelik çoğunu bağışlar.
Başınıza gelecek her felaket, kendi yapıp ettiklerinizin bir ürünüdür. Bununla beraber Allah pek çoğunu bağışlıyor.
Size dokunan bir kötülük, işlediklerinizin bir sonucudur. O, birçoğunu da affeder.
Size dokunan bir kötülük, işlediklerinizin bir sonucudur. O, bir çoğunu da affeder.
Başınıza ne musibet geldiyse kendi ellerinizle kazandıklarınız yüzündendir. Oysa bir çoğunu da bağışlıyor.
Başınıza ne musıybet geldi ise kendi ellerinizin kazancı iledir, halbuki bir çoğundan afvediyor.
Size isabet eden musibet kendi ellerinizle yaptığınız şeyler yüzündendir. O, çoğuna da engel oluyor.
Size isabet eden musibet kendi ellerinizle yaptığınız şeyler yüzündendir. O, çoğuna da engel oluyor.
Size isabet eden her musibet, kendi yaptığınız şeyler yüzündendir. O, çoğuna da engel oluyor.
Size isabet eden her musibet, (ancak) ellerinizin kazandığı dolayısıyladır. (Tanrı,) Çoğunu da affeder:
Sizi çarpan her musiybet, kendi ellerinizin (ihtiyarınızın) işleyib kazandığı (günahlar) yüzündendir. (Bununla beraber Allah) bir çoğunu da afveder (de musıybete uğratmaz.)
Size musibetten ne gelirse, kendi ellerinizin kazandığındandır. Bununla beraber O, çoğunu affeder.
(25-39) O, kullarının vazgeçmelerini / tövbelerini de kabul edendir, onların kötülüklerini de affeder, yaptıklarınızı da bilir, iman edenlere ve salih amel işleyenlere cevap verir / icabet eder , onları fazlından hazinesinden vererek artırır, kafirlere ise şiddetli bir azap vardır. Eğer ki Allah rızkı kullarına basitleştirseydi / elde etmesi kolay olsaydı arzda azgınlaşırlardı ve fakat bir ayar üzere istediğine indiriyor, muhakkak ki O, kullarından haberi olandır ve görendir. Ümit kesildikten sonra yağmuru yağdıran ve rahmetini yayandır / neşredendir, O dosttur, övülendir. O’nun ayetlerinden biri semaları ve arzı yaratmasıdır. Onun içinde de yaratıklardan üretmesidir. İstediği vakit te sizi bir araya getirmeye gücü yeter / muktedirdir. M usibet, elinizle kazandıklarınızdan dolayı isabet eder , çoğunu da Allah affeder (isabet et tirmez) siz yeryüzünde aciz bırakacak / çaresiz bırakacak değilsiniz, sizin Allah’tan gayrı / Allah’tan başka dostunuz ve yardımcınız yoktur. O’nun ayetlerinden biri de denizde gemileri bayrak gibi / alem gibi / alamet gibi akıtmasıdır, eğer isterse rüzgârı sakinleştirir o, görünürde hareketsiz kalır, işte bunda her bir sabreden, şükreden için ayetler vardır yahut kazandıkları nedeniyle onları telef eder , çoğunu da /ekserisini de bağışlar , ayetlerimizle tartışanlar / mücadele edenler / cedelleşenler onlara kaçacak yer yok. Size bir şey olarak verilenler dünya hayatının geçimlik malzemeleridir / tüketim malzemeleridir. (Metanın zıddı naîm kalıcı tükenmez gayri memnun nimet) Allah’ın yanında / indinde iman edenler ve rablerini vekil tayin edenler için olan (vekalet vermek içsel iman göstergesidir , salih amel dışsal iman göstergesidir.) hayırlıdır ve daha kalıcıdır / bakidir. Onlar ki kötülük ve iğrenç davranışlardan kaçınırlar, öfkelendikleri zaman / gazaplandıklarında bağışlarlar. Rablerine cevap verirler / icabet ederler , namazı kılarlar, aralarında ki işler şura iledir. (Şura: Akılların saf tutması bir araya gelmesidir.) Rızıklarından harcarlar / infak ederler , onlara saldırı olduğunda yardımlaşırlar
Size isabet eden her musibet, ellerinizle kazandıklarınız sebebiyledir. (Bununla beraber Allah) Çoğunu affeder.
Başınıza gelen herhangi bir musibet kendi ellerinizin yaptığı (işler) yüzündendir. (Allah, hatalarınızın) Birçoğunu da affeder.
Başınıza gelen her şey, ellerinizle yaptığınıza karşılıktır. Allah, bir çoğunu da affeder dipnot 1 .
Başınıza ne gelse kendi elinizle yaptığınızdan dolayı gelir dipnot 1 . Allah bir çoğunu da bağışlar.
Size isabet eden her musibet, ellerinizle kazandıklarınız sebebiyledir. Çoğunu da affeder.
Başınıza gelen her musibet, ellerinizle yaptıklarınız sebebiyledir. Çoğunu da affeder.
Size gelip çatan her musibet ellerinizin kazandığı yüzündendir. Allah birçoklarını da affediyor.
And whatever befalls you of a misfortune or weds you of a calamity is a consequence of your wrongful and unclean hands. Yet He ignores many offences and forgives you a great deal.
Whatever misfortune befalls you [people], it is because of what your own hands have done- God forgives much-
Whatever misfortune happens to you, is because on the things your hands have wrought, and for many (of them) He grants forgiveness.
Whatever misfortune befalls you is a consequence of your own deeds. But much of it He forgives. dipnot 1
Any disaster that strikes you is through what your own hands have earned and He pardons much.
And whatever of misfortune befalls you, it is because of what your hands have earned. And He pardons much. (See the Qur’ân Verse 35:45).
Whatever affliction that may visit you is because of what your hands have earned, and He excuses many [an offense].
And whatever calamity befalls you is of your own making. And (yet) He goes on forgiving a great many of your sins (out of His mercy).
Whatever affliction may visit you is for what you own hands have earned; and He pardons much.
Any misfortune that happens to you (the disbelievers) is the consequence of your deeds; and this in spite of the fact that God overlooks most of your wrongdoings.
And what misfortunes befall you it is for what your hands have earned; but He pardons much;
Any misfortune that happens to you is a consequence of what your hands have earned. He overlooks much.
Whatever misfortune befalleth you is sent you by God, for that which your hands have deserved; and yet He forgiveth many things:
And whatever affliction befalls you, it is on account of what your hands have wrought, and yet He pardons much.
And whatever affliction afflicts you, then it is for what your hands have earned; and He is Clement towards much.
Whatever of misfortune striketh you, it is what your right hands have earned. And He forgiveth much.
Whatever misfortune befalls you is a consequence of your deeds; yet He forgives much.
Now whatever calamity may befall you [on Judgment Day] will be an outcome of what your own hands have wrought, although He pardons much;
Whatever affliction befalls you is because of what your own hands have committed. And He pardons much.
And any misfortune that happens to you is a consequence of what your hands have earned. And He overlooks much.
Anything bad that happens to you is a consequence of your own deeds, and He overlooks many (of your sins).
And whatever strikes you of disaster - it is for what your hands have earned; but He pardons much.
And what befalls you of calamity: it is for what your hands have earned — but He pardons much —
Now whatever calamity befalls you, is a consequence of your own actions and He pardons a great deal. (If mankind harmonize themselves with Divine Laws, their Systems would run as orderly as the rest of the Universe does).
And whatever misfortune comes to you, it is because of the things your hands have done, and for many (of them) He pardons generously.
Whatever hardship befalls you is because of what your own hands have committed, while He overlooks many (of your faults).
And any misfortune that happens to you is a consequence of what your hands have earned. And He overlooks much.