Vâkıa suresi · 75–82. ayetler

Kur'an'ın değeri

Bu bölümün ayetleri 4 mealde yan yana açılıyor; yukarıdaki listeden 27 Türkçe mealin herhangi birini açıp kapatabilirsiniz. Aralarındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz.

Hangi mealler görünsün? 4 / 27 açık

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir bölüme geçince öntanımlıya döner. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

  1. Vâkıa suresi, 75. ayet — bütün mealleriyle aç

    Vâkıa suresi, 75. ayet. فَلَآ أُقْسِمُ بِمَوَٰقِعِ ٱلنُّجُومِ

    Diyanet İşleri

    (75-76) Yıldızların yerlerine yemin ederim ki, -eğer bilirseniz, gerçekten bu, büyük bir yemindir-

    Mehmet Okuyan

    Hayır! Nücûm'un yerlerine dipnot 1 yemin ederim. dipnot 2

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Burada yemine konu olan şeyler, genellikle "yıldızların yörüngeleri, yıldızların yerleri" vs şeklinde yıldızlarla ilişkili olarak kabul edilse de metnin devam eden kısmı Kur'an'la ilgili olduğu için, Necm 53:1'de olduğu gibi kastedilen mesajı vahyin peyderpey indirilişi, peyderpey indirilen bölümleri, yazıldığı malzemeler, yerleştiği gönüller şeklinde anlamak daha doğru olsa gerektir. Çeşitli görüşler için bk. Taberî, Câmi'u'l-Beyân, XVII, 204; Râzî, Mefâtîhu'l-Ğayb, XXIX, 188. Gerçeği Allah bilir.
    2. metne dön, dipnot 2
      [Lâ uksimü] ifadesi hakkında dört tercüme ihtimali vardır: 1. Kesinlikle yemin ederim ki. 2. (İş o kadar açık ki) yemin bile etmem. 3. Hayır, iş, sizin zannettiğiniz gibi değil, yemin ederim ki. 4. Yemin ederim ki. Kur'an'da sekiz kez geçen bu yemin ifadeleri için bkz. Vâkı‘a 56:75; Hâkka 69:38; Me‘âric 70:40; Kıyâmet 75:1, 2; Tekvîr 81:15; İnşikâk 84:16; Beled 90:1.

    Mustafa İslamoğlu

    Ötesi yok! İşte Kur'an'ın parçalar halinde indirilişine yemin ediyorum;

    Muhammed Esed

    Hayır, (bu Kuran'ın) parçalar halinde indirilişini tanıklığa çağırırım,

    Ahmed Hulusi

    Yıldızların yer aldığı (Esma'mın açığa çıktığı) evren olarak yemin ederim!

    Ali Bulaç

    Hayır, yıldızların yer (mevki)lerine yemin ederim.

    Ali Özek ve heyeti

    Hayır! Yıldızların yerlerine yemin ederim ki,

    Ali Rıza Safa

    Yoo! Yemin olsun; yıldızların düştükleri yere! dipnot 498

    Ali Rıza Safa — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 498
      İşte, bir bilgi ayeti: Yıldızların yakıtı hidrojendir. Işıma kaynakları ise füzyon enerjisidir. Hidrojeni biten yıldızlar ışıma yapamazlar ve çökerler. Çökerken oluşan büyük patlama, Süpernova Patlaması olarak isimlendirilir. Bu patlamayı, karadelik oluşumu izler. Kur'an'da, "Yıldızların düştükleri yer" olarak anlatılan karadeliklerin çekim gücünden, ışık ve gezegenlerin kurtulması olanaksızdır. Karadeliklerin bir c.[3] 'lük kesitinin, güneşin çekim gücüne denk olduğu, güneşin çekim gücünün ise yer çekiminden yirmi sekiz kat daha güçlü olduğu düşünüldüğünde, olgunun boyutları ortaya çıkar. Gökbilimi tarihinin en büyük patlaması.[1999] yılında gözlemlendi. Patlama öylesine güçlü oldu ki, eğer birkaç bin ışık yılı uzaklıkta olsaydı, yeryüzünde hiçbir canlı kalmayacaktı. Evrenlerin oluşumunu keşfetmek amacını taşıyan ve başlangıç bütçesi on milyar dolar olan CERN Deneyi.[10] Eylül, 2008'de başladı ve ilk yıllardaki denemeleri başarısız oldu. Fransa-İsviçre sınırında, yerin yüz metre altından geçen yirmi yedi kilometre uzunluğundaki dairesel tünelde, bir karadelik oluşturabilmek amacıyla, dünyanın en büyük Parçacık Fiziği Laboratuvarı kuruldu. Bu tünelde, iki bin ton ağırlığındaki dev bir mıknatıs aracılığıyla, ağır kurşun yükünlerinden oluşan proton desteleri ışık hızıyla karşılıklı çarpıştırıldığında, güneşin merkezindeki sıcaklıktan bir milyon kat daha aşkın sıcaklık saptandı. Yaklaşık on dört milyar yıl önce oluştuğu varsayılan büyük patlama sırasında evrenleri oluşturduğu varsayılan ilk parçayı araştıran dev bütçeli CERN Deneyi, iki bilim insanına Nobel Fizik Ödülü kazandırmasına karşın, gizemlerinin küçük bir bölümü bile çözülemeyen evrenlerin yaratılışı ve akıllara durgunluk veren işleyişi konusundaki araştırmalar sonsuza dek sürecek gibi görünüyor. Ve yıldızların düştükleri yer, bin dört yüz yıl önce indirilen Kur'an'da, "Büyük bir yemindir bu!" vurgusuyla anlatılıyor.

    Bayraktar Bayraklı

    - Hayır! Yıldızların yerlerine yemin ederim ki, bilirseniz, gerçekten bu büyük bir yemindir.

    Edip Yüksel

    Yıldızların yerlerine yemin ederim. dipnot 1

    Edip Yüksel — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      * Yedi evrenden biri olan evrenimiz, milyonlarca yıldızdan oluşan milyonlarca galaksiden meydana gelmiştir. Saymaktan aciz kaldığımız bu göksel varlıkların her biri kendileri için belirlenmiş yörüngelerde düzen ve uyum içinde hareket etmektedir. Astronomi bilgimiz arttıkça bu yeminin büyüklüğünü daha iyi kavrıyoruz. "Yıldızların yeri" ifadesi, çöken yıldızların oluşturduğu nötron yıldızlarına, yani karadeliklere işaret olabilir mi? Kuran'daki yeminlerin fonksiyonu için bak 89:5.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Yıldızların yerlerine yemin ederim.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Artık yok, yıldızların yerlerine yemin ederim;

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Artık yok, o nücumun mevkı'lerine kasem ederim

    Erhan Aktaş

    Hayır, yıldızların yerleri üzerine yemin ederim;

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Hayır, yıldızların yerleri üzerine yemin ederim;

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Hayır, yıldızların yerleri üzerine yemin ederim;

    Gültekin Onan

    Hayır, yıldızların yer (mevki)lerine yemin ederim.

    Hasan Basri Çantay

    Hayır (hakıykatler kafirlerin dedikleri gibi değildir). İşte yıldızların düşdüğü yerlere andediyorum.

    İbni Kesir

    Hayır yıldızların yerleri üzerine yemin ederim;

    Mehmet Alagaş

    (3, 9, 56, 57, 58, 59, 60, 61, 62, 63, 64, 65, 66, 67, 68, 69, 70, 71, 72, 74, 74, 75, 76, 77, 78, 79, 80, 81, 82, 83, 84, 85, 86, 87, 88, 89, 90, 91, 92, 94, 95, 96) Sizleri biz yarattık hala onaylamıyor musunuz / tasdik etmiyor musunuz? Döktüğünüz şeyi / meniyi görmüyor musunuz siz mi onu yaratıyorsunuz yoksa biz mi yaratıcıyız? Sizin aranızda ölümü biz ayarladık / takdir ettik, sizi benzerlerinizle değiştirmede ve bilemediğiniz şekilde yeniden inşa etmede bizi geçemezsiniz. Kesin olan şu ki, ilk yaratılışınızı / ilk inşanızı bildiniz , halde hatırlasanıza. Neyi ektiğinizi görmüyor musunuz? Siz mi onu yetiştiriyorsunuz / ziraat ediyorsunuz yoksa biz mi onu ziraat ediyoruz ? Eğer istesek, onu çerçöp halinde yapardık , siz de şaşırır kalırdınız. Biz borca girdik ve üstelikte mahrum bırakıldık derdiniz. İ çtiğiniz suyu görmüyor musunuz? Bulut'tan onu siz mi indiriyorsunuz yoksa biz mi indiriciyiz ? Eğer i stesek onu acı yapardık. O halde teşekkür etsenize. Yaktığınız ateşi görmüyor musunuz? Onun ağacını siz mi yarattınız / inşa ettiniz yoksa biz mi inşa atçıyız? Biz onu / ateşi (cehennemin) hatırlanması için ve de ihtiyaç giderici geçimlik malzeme / meta yaptık. Çok büyük olan Rabbinin ismini üstün tut. Yemin olsun yıldızlarda vuku bulacaklara. Eğer bilebilirsen ki bu yemin, kesinlikle çok büyük bir yemindir. Kesinlikle o , ikam eden bir Kur’andır, titizlikle saklanan kitaptadır, ona temiz olandan başkası el süremez (istese de dokunamaz) alemlerin Rabbinden indirilmedir. Sizler bu anlatıyı hor mu görüyorsunuz? Rızkınızı siz mi yap ıyorsunuz? Kesinlikle siz yalanlamış oluyorsunuz? (Rızkı biz kazandık deyince bizi yok saymış oluyorsunuz) Boğazınızda (ölüm) olgunlaştığı vakit, sizler o süre boyunca bakar kalırsınız , biz ona sizden daha yakınız ve lakin siz göremezsiniz. Eğer ki sizler hesap dışındaysanız, (Size hesap sorulmayacaksa) eğer ki doğruysanız, onu geri döndürün / geri çevirin. Amma eğer o / ölen sağın halkı idiyse sağın halklarından selam sana. Amma eğer o, sapmış yalancılardan idiyse indirilecek olan kaynar sudur ve cehenneme salınır. Kesinlikle bu yaşanacak bir hakikattir. Çok büyük Rabbinin ismini üstün tut.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Yıldızların yerlerine yemin ederim ki!

    Süleyman Ateş

    Yoo, yıldızların yerlerine yemin ederim,

    Süleymaniye Vakfı

    Hayır! (Kur'an ile ilgili söyledikleriniz doğru değil) Yıldızların bulunduğu yerlere dipnot 1 yemin ederim.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Yıldızların bulunduğu yer birinci kat semadır. Orası, mele-i a'la'nın /büyük melekler topluluğunun bulunduğu yerdir. Güneş, ay ve gezegenler birinci kat semanın süsleridir (Saffat 37/6-8).

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Yok yok! Yıldızların bulunduğu yere dipnot 1 yemin ederim,

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Yıldızların bulunduğu yer birinci kat semadır (Bkz.Saffat 37/6, Mülk 67/5).

    Şaban Britch

    Yıldızların yerlerine yemin ederim ki!

    Şaban Piriş

    -Hayır, yıldızların yerlerine yemin ederim ki!

    Yaşar Nuri Öztürk

    İş onların sandığı gibi değil! Yıldızların doğup batma, kayıp düşme noktalarına yemin ediyorum.

  2. Vâkıa suresi, 76. ayet — bütün mealleriyle aç

    Vâkıa suresi, 76. ayet. وَإِنَّهُۥ لَقَسَمٌ لَّوْ تَعْلَمُونَ عَظِيمٌ

    Diyanet İşleri

    (75-76) Yıldızların yerlerine yemin ederim ki, -eğer bilirseniz, gerçekten bu, büyük bir yemindir-

    Mehmet Okuyan

    Bilirseniz şüphesiz ki bu büyük bir yemindir.

    Mustafa İslamoğlu

    ki elbet bu, eğer farkındaysanız çok ağır bir yemindir.

    Muhammed Esed

    eğer bilseniz bu en güçlü bir teyiddir!

    Ahmed Hulusi

    Bilseniz, gerçekten bu çok azametli bir yemindir!

    Ali Bulaç

    Şüphesiz bu, eğer bilirseniz gerçekten büyük bir yemindir.

    Ali Özek ve heyeti

    Bilirseniz, gerçekten bu, büyük bir yemindir.

    Ali Rıza Safa

    Aslında, gerçekten büyük bir yemindir bu; keşke bilseydiniz!

    Bayraktar Bayraklı

    - Hayır! Yıldızların yerlerine yemin ederim ki, bilirseniz, gerçekten bu büyük bir yemindir.

    Edip Yüksel

    Onun ne büyük bir yemin olduğunu bir bilseniz!

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Onun ne büyük bir yemin olduğunu bir bilseniz!

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    bilseniz o, gerçekten çok büyük bir yemindir.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    ve filhakika o, bilseniz çok büyük bir kasemdir

    Erhan Aktaş

    Eğer bilirseniz bu yüce bir yemindir.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Eğer bilirseniz bu yüce bir yemindir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Eğer bilirseniz bu yüce bir yemindir.

    Gültekin Onan

    Şüphesiz bu, eğer bilirseniz gerçekten büyük bir yemindir.

    Hasan Basri Çantay

    ki hakıykaten bu, eğer bilirseniz, büyük bir anddır,

    İbni Kesir

    Gerçekten bilseniz bu, büyük bir yemindir.

    Mehmet Alagaş

    (3, 9, 56, 57, 58, 59, 60, 61, 62, 63, 64, 65, 66, 67, 68, 69, 70, 71, 72, 74, 74, 75, 76, 77, 78, 79, 80, 81, 82, 83, 84, 85, 86, 87, 88, 89, 90, 91, 92, 94, 95, 96) Sizleri biz yarattık hala onaylamıyor musunuz / tasdik etmiyor musunuz? Döktüğünüz şeyi / meniyi görmüyor musunuz siz mi onu yaratıyorsunuz yoksa biz mi yaratıcıyız? Sizin aranızda ölümü biz ayarladık / takdir ettik, sizi benzerlerinizle değiştirmede ve bilemediğiniz şekilde yeniden inşa etmede bizi geçemezsiniz. Kesin olan şu ki, ilk yaratılışınızı / ilk inşanızı bildiniz , halde hatırlasanıza. Neyi ektiğinizi görmüyor musunuz? Siz mi onu yetiştiriyorsunuz / ziraat ediyorsunuz yoksa biz mi onu ziraat ediyoruz ? Eğer istesek, onu çerçöp halinde yapardık , siz de şaşırır kalırdınız. Biz borca girdik ve üstelikte mahrum bırakıldık derdiniz. İ çtiğiniz suyu görmüyor musunuz? Bulut'tan onu siz mi indiriyorsunuz yoksa biz mi indiriciyiz ? Eğer i stesek onu acı yapardık. O halde teşekkür etsenize. Yaktığınız ateşi görmüyor musunuz? Onun ağacını siz mi yarattınız / inşa ettiniz yoksa biz mi inşa atçıyız? Biz onu / ateşi (cehennemin) hatırlanması için ve de ihtiyaç giderici geçimlik malzeme / meta yaptık. Çok büyük olan Rabbinin ismini üstün tut. Yemin olsun yıldızlarda vuku bulacaklara. Eğer bilebilirsen ki bu yemin, kesinlikle çok büyük bir yemindir. Kesinlikle o , ikam eden bir Kur’andır, titizlikle saklanan kitaptadır, ona temiz olandan başkası el süremez (istese de dokunamaz) alemlerin Rabbinden indirilmedir. Sizler bu anlatıyı hor mu görüyorsunuz? Rızkınızı siz mi yap ıyorsunuz? Kesinlikle siz yalanlamış oluyorsunuz? (Rızkı biz kazandık deyince bizi yok saymış oluyorsunuz) Boğazınızda (ölüm) olgunlaştığı vakit, sizler o süre boyunca bakar kalırsınız , biz ona sizden daha yakınız ve lakin siz göremezsiniz. Eğer ki sizler hesap dışındaysanız, (Size hesap sorulmayacaksa) eğer ki doğruysanız, onu geri döndürün / geri çevirin. Amma eğer o / ölen sağın halkı idiyse sağın halklarından selam sana. Amma eğer o, sapmış yalancılardan idiyse indirilecek olan kaynar sudur ve cehenneme salınır. Kesinlikle bu yaşanacak bir hakikattir. Çok büyük Rabbinin ismini üstün tut.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Eğer bilirseniz, gerçekten bu büyük bir yemindir.

    Süleyman Ateş

    Bilirseniz, bu büyük bir yemindir.

    Süleymaniye Vakfı

    Keşke bilseniz, bu kesinlikle büyük bir yemindir!

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Bilseniz bu büyük bir yemindir.

    Şaban Britch

    Şüphesiz bu, büyük bir yemindir, eğer bilirseniz.

    Şaban Piriş

    Şüphesiz bu, büyük bir yemindir, eğer bilirseniz.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Ve eğer bilirseniz, gerçekten büyük bir yemindir bu.

  3. Vâkıa suresi, 77. ayet — bütün mealleriyle aç

    Vâkıa suresi, 77. ayet. إِنَّهُۥ لَقُرْءَانٌ كَرِيمٌ

    Diyanet İşleri

    O, elbette değerli bir Kur'an'dır.

    Mehmet Okuyan

    Şüphesiz ki bu değerli bir Kur'an'dır.

    Mustafa İslamoğlu

    Şüphesiz o, muhatabına değer yükleyen bir hitaptır:

    Muhammed Esed

    O, gerçekten değerli bir hitabedir,

    Ahmed Hulusi

    Şüphesiz ki O (evren), Kur'an-ı Keriym'dir ("OKU"yabilene çok değerli "OKU"nandır).

    Ali Bulaç

    Elbette bu, bir Kur'an-ı Kerim'dir.

    Ali Özek ve heyeti

    Değerli bir Kur'an'dır.

    Ali Rıza Safa

    Kuşkusuz, O, kesinlikle, Kur'an-ı Kerim'dir. dipnot 499

    Ali Rıza Safa — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 499
      Kur'an, yalnızca bu ayette "Kur'an-ı Kerim" olarak bildirilmiştir. "Kerim" teriminin "Nimeti Çok" veya "Bağışı Çok" veya "Sunusu Çok" veya "Onurlu" veya "Soylu" veya "Değerli" gibi anlamları vardır.

    Bayraktar Bayraklı

    - Şüphesiz bu, değerli bir Kur'an'dır,korunmuş bir kitaptadır.

    Edip Yüksel

    Bu, onurlu bir Kuran'dır. dipnot 1

    Edip Yüksel — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      * Bu ayetler, hemen hemen tüm Kuran ciltlerinin kapağına konan ayetlerdir. Bütün Kuran'ın içinden neden bu ayetler icma ile seçiliyor? Neden, Kuran'ın ellinin üzerindeki isim-sıfatı arasından sadece bir kez burada geçen "Kerim" (Şerefli/Yüce) seçiliyor? Kuran'a ihanet edenlerin, ortak koştukları öğretiler için seçtikleri Hadis, Sünnet ve İcma gibi kelimelerin Kuran'da olumsuz anlamlarda kullanıldığını biliyoruz (33:38; 35:43). Neredeyse ölülere özgülenen YaSin Suresinin, mesajın "dirileri" uyarmak için gönderildiğini bildiren biricik ayeti içerdiğini biliyoruz (36:70). * Peki neden Kuran için sıkça kullanılan Zikr (Mesaj), Hakim (Bilge), Mübin (Apaçık), Nur (Işık) gibi kelimeleri değil, bu ayette geçen Kerim? Neden bu ayet? Neden örneğin, Kuran'ın anlaşılır bir kitap olduğunu üst üste dört kez vurgulayan ayet değil (54:17, 22, 32, 40)? Veya neden 12:111; 15:1; 17:9; 17:88-89; 30:58; 41:3; 55:2... ayetlerinden biri değil? Kuran bilgisine sahip olanlar için cevap meçhul değildir. * Müşrik din adamları, bu üç ayeti (56:77-79) icma ile anlamamışlar ve saptırdıkları biçimiyle bu ayetlerin halkın büyük çoğunluğunu Kuran'dan uzaklaştırabileceğini düşünmüşlerdir. Müşrik din adamları bu ayeti, abdestsiz olanların Kuran'a DOKUNMAMAları olarak çevirirler. * Aybaşı dönemindeki kadınları "pis" gördüklerini de düşünürsek, anlamı icma ile çarpıtılmış bir ayeti en popüler ayet ve o ayette geçen Kerim kelimesini en popüler sıfat haline getirmelerinin sapkın bir melanetin ürünü olduğu anlaşılır. Kuran'ın bir cep kitabı, bir başucu kitabı olmasını engellemek ve Kuran'ı rafa kaldırıp duvara çivilemek amacını güden plan ne yazık ki büyük oranda başarıya ulaşmıştır. * Kuran, bir tren, yüksek voltajlı bir trafo veya cin gibi çarpacak tehlikeli bir nesneye çevrilmiştir. Kuran, anlaşılması çok zor, dokunulması tehlikeli ve ulaşılması imkansız "yüce" bir kitap olunca, hoşgelsin Hadisler, Sünnetler, mezhepler ve bilumum palavralar! Kuran-ı Kerim'i yeterli görmeyen inkarcılar, Tanrı tarafından Kuran-ı Kerim'i anlamaktan menedilmişlerdir (17:45; 18:57). * Çok ilginçtir ki, Kuran'ı kaynak olarak yeterli görmeyenler Kuran'ın anlaşılması ile ilgili ayetlerin bizzat kendilerini anlamamışlardır. * Nitekim 7:3; 17:46; 41:44; 56:79 ayetleri, "hem-tez-hem-kanıt" olan özgün bir dille kanıtı tezin içine gömen birer sanat eseridir.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Bu, onurlu bir Kuran'dır.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Ki bu, hakikaten çok değerli bir Kur'an'dır.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    ki hakıkaten o bir Kur'an-ı Kerim'dir

    Gültekin Onan

    Elbette bu, bir Kuran-ı Kerim'dir.

    Hasan Basri Çantay

    muhakkak o, elbette çok şerefli bir Kur'andır,

    İbni Kesir

    Şüphesiz o; şerefli bir Kur'an'dır.

    Mehmet Alagaş

    (3, 9, 56, 57, 58, 59, 60, 61, 62, 63, 64, 65, 66, 67, 68, 69, 70, 71, 72, 74, 74, 75, 76, 77, 78, 79, 80, 81, 82, 83, 84, 85, 86, 87, 88, 89, 90, 91, 92, 94, 95, 96) Sizleri biz yarattık hala onaylamıyor musunuz / tasdik etmiyor musunuz? Döktüğünüz şeyi / meniyi görmüyor musunuz siz mi onu yaratıyorsunuz yoksa biz mi yaratıcıyız? Sizin aranızda ölümü biz ayarladık / takdir ettik, sizi benzerlerinizle değiştirmede ve bilemediğiniz şekilde yeniden inşa etmede bizi geçemezsiniz. Kesin olan şu ki, ilk yaratılışınızı / ilk inşanızı bildiniz , halde hatırlasanıza. Neyi ektiğinizi görmüyor musunuz? Siz mi onu yetiştiriyorsunuz / ziraat ediyorsunuz yoksa biz mi onu ziraat ediyoruz ? Eğer istesek, onu çerçöp halinde yapardık , siz de şaşırır kalırdınız. Biz borca girdik ve üstelikte mahrum bırakıldık derdiniz. İ çtiğiniz suyu görmüyor musunuz? Bulut'tan onu siz mi indiriyorsunuz yoksa biz mi indiriciyiz ? Eğer i stesek onu acı yapardık. O halde teşekkür etsenize. Yaktığınız ateşi görmüyor musunuz? Onun ağacını siz mi yarattınız / inşa ettiniz yoksa biz mi inşa atçıyız? Biz onu / ateşi (cehennemin) hatırlanması için ve de ihtiyaç giderici geçimlik malzeme / meta yaptık. Çok büyük olan Rabbinin ismini üstün tut. Yemin olsun yıldızlarda vuku bulacaklara. Eğer bilebilirsen ki bu yemin, kesinlikle çok büyük bir yemindir. Kesinlikle o , ikam eden bir Kur’andır, titizlikle saklanan kitaptadır, ona temiz olandan başkası el süremez (istese de dokunamaz) alemlerin Rabbinden indirilmedir. Sizler bu anlatıyı hor mu görüyorsunuz? Rızkınızı siz mi yap ıyorsunuz? Kesinlikle siz yalanlamış oluyorsunuz? (Rızkı biz kazandık deyince bizi yok saymış oluyorsunuz) Boğazınızda (ölüm) olgunlaştığı vakit, sizler o süre boyunca bakar kalırsınız , biz ona sizden daha yakınız ve lakin siz göremezsiniz. Eğer ki sizler hesap dışındaysanız, (Size hesap sorulmayacaksa) eğer ki doğruysanız, onu geri döndürün / geri çevirin. Amma eğer o / ölen sağın halkı idiyse sağın halklarından selam sana. Amma eğer o, sapmış yalancılardan idiyse indirilecek olan kaynar sudur ve cehenneme salınır. Kesinlikle bu yaşanacak bir hakikattir. Çok büyük Rabbinin ismini üstün tut.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Şüphesiz bu, değerli bir Kur'an'dır.

    Süleyman Ateş

    O, elbette değerli bir Kur'an'dır,

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    (Yıldızların yerinde olan) değerli bir Kur'an'dır,

    Şaban Britch

    Şüphesiz bu, değerli bir Kur'an'dır.

    Şaban Piriş

    -Hayır, Şüphesiz o, şerefli bir Kur'an'dır/okumadır.

    Yaşar Nuri Öztürk

    O, kesinlikle şerefli bir Kur'an'dır.

  4. Vâkıa suresi, 78. ayet — bütün mealleriyle aç

    Vâkıa suresi, 78. ayet. فِى كِتَٰبٍ مَّكْنُونٍ

    Diyanet İşleri

    Korunmuş bir kitaptadır.

    Mehmet Okuyan

    Saklı bir kitaptadır.

    Mustafa İslamoğlu

    korunmuş bir kitap içindedir.

    Muhammed Esed

    sağlam korunan ilahi kelam içinde (insana tebliğ edilmiş)tir

    Ahmed Hulusi

    Görülemeyen bir Bilgi'dedir! (Dalga {wave} okyanusu olan evrensel data ve dahi hologramik esasa göre beyindeki data. )

    Ali Bulaç

    Saklanmış/korunmuş bir kitapta (yazılı)dır.

    Ali Özek ve heyeti

    Şüphesiz bu, korunmuş bir kitapta bulunan

    Ali Rıza Safa

    Saklanmış Kitap'tadır.

    Bayraktar Bayraklı

    - Şüphesiz bu, değerli bir Kur'an'dır,korunmuş bir kitaptadır.

    Edip Yüksel

    Korunmuş bir kitaptadır.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Gizli bir kitaptadır.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Korunan bir Kitapta;

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Öyle bir kitabda ki mahfuz tutulur

    Erhan Aktaş

    Korunmuş bir Kitap'tadır. dipnot 1

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Ey Nebi'! Sana gelen vahiy, ilmimde olan, yanımda bulunan bilginin aynısıdır. Hiçbir değişiklik olmaksızın sana ulaşmıştır.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Korunmuş bir kitaptadır. dipnot 1

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Ey Nebi! Sana gelen vahiy, ilmimde olan, yanımda bulunan bilginin aynısıdır. Hiçbir değişiklik olmaksızın sana ulaşmıştır.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Korunmuş bir kitaptadır. dipnot 1

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Ey Nebi! Sana gelen vahiy, ilmimde olan, yanımda bulunan bilginin aynısıdır. Hiçbir değişiklik olmaksızın sana ulaşmıştır.

    Gültekin Onan

    Saklanmış/korunmuş bir kitapta (yazılı)dır.

    Hasan Basri Çantay

    ki Sıyanet edilmiş bir kitabda (yazılı) dır.

    İbni Kesir

    Korunmuş bir kitabdadır.

    Mehmet Alagaş

    (3, 9, 56, 57, 58, 59, 60, 61, 62, 63, 64, 65, 66, 67, 68, 69, 70, 71, 72, 74, 74, 75, 76, 77, 78, 79, 80, 81, 82, 83, 84, 85, 86, 87, 88, 89, 90, 91, 92, 94, 95, 96) Sizleri biz yarattık hala onaylamıyor musunuz / tasdik etmiyor musunuz? Döktüğünüz şeyi / meniyi görmüyor musunuz siz mi onu yaratıyorsunuz yoksa biz mi yaratıcıyız? Sizin aranızda ölümü biz ayarladık / takdir ettik, sizi benzerlerinizle değiştirmede ve bilemediğiniz şekilde yeniden inşa etmede bizi geçemezsiniz. Kesin olan şu ki, ilk yaratılışınızı / ilk inşanızı bildiniz , halde hatırlasanıza. Neyi ektiğinizi görmüyor musunuz? Siz mi onu yetiştiriyorsunuz / ziraat ediyorsunuz yoksa biz mi onu ziraat ediyoruz ? Eğer istesek, onu çerçöp halinde yapardık , siz de şaşırır kalırdınız. Biz borca girdik ve üstelikte mahrum bırakıldık derdiniz. İ çtiğiniz suyu görmüyor musunuz? Bulut'tan onu siz mi indiriyorsunuz yoksa biz mi indiriciyiz ? Eğer i stesek onu acı yapardık. O halde teşekkür etsenize. Yaktığınız ateşi görmüyor musunuz? Onun ağacını siz mi yarattınız / inşa ettiniz yoksa biz mi inşa atçıyız? Biz onu / ateşi (cehennemin) hatırlanması için ve de ihtiyaç giderici geçimlik malzeme / meta yaptık. Çok büyük olan Rabbinin ismini üstün tut. Yemin olsun yıldızlarda vuku bulacaklara. Eğer bilebilirsen ki bu yemin, kesinlikle çok büyük bir yemindir. Kesinlikle o , ikam eden bir Kur’andır, titizlikle saklanan kitaptadır, ona temiz olandan başkası el süremez (istese de dokunamaz) alemlerin Rabbinden indirilmedir. Sizler bu anlatıyı hor mu görüyorsunuz? Rızkınızı siz mi yap ıyorsunuz? Kesinlikle siz yalanlamış oluyorsunuz? (Rızkı biz kazandık deyince bizi yok saymış oluyorsunuz) Boğazınızda (ölüm) olgunlaştığı vakit, sizler o süre boyunca bakar kalırsınız , biz ona sizden daha yakınız ve lakin siz göremezsiniz. Eğer ki sizler hesap dışındaysanız, (Size hesap sorulmayacaksa) eğer ki doğruysanız, onu geri döndürün / geri çevirin. Amma eğer o / ölen sağın halkı idiyse sağın halklarından selam sana. Amma eğer o, sapmış yalancılardan idiyse indirilecek olan kaynar sudur ve cehenneme salınır. Kesinlikle bu yaşanacak bir hakikattir. Çok büyük Rabbinin ismini üstün tut.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Gizli/korunmuş bir kitaptadır.

    Süleyman Ateş

    Saklı bir Kitaptadır.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Kınında saklı bir kitaptadır.

    Şaban Britch

    Gizli/korunmuş bir kitaptadır.

    Şaban Piriş

    Gizli bir kitapta..

    Yaşar Nuri Öztürk

    Titizlikle saklanan bir Kitap'tadır.

  5. Vâkıa suresi, 79. ayet — bütün mealleriyle aç

    Vâkıa suresi, 79. ayet. لَّا يَمَسُّهُۥٓ إِلَّا ٱلْمُطَهَّرُونَ

    Diyanet İşleri

    Ona, ancak tertemiz olanlar dokunabilir.

    Mehmet Okuyan

    Ona arındırılmış (melek)lerin dışında kimse dokunamaz. dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Buradaki mesaj Yüce Allah'ın katındaki saklı kitaba Allah'a yakınlaştırılmış meleklerden başkasının dokunamayacağı, ulaşamayacağı, müdahale edemeyeceği gerçeğine dikkat çekmeyle ilgilidir. Konunun, mevcut hâliyle eldeki mushafa abdestsizlerin dokunamayacağı şeklindeki bir yasakla ilişkisi yoktur. Kur'an, kendisine dokunulsun diye indirilmiş bir kitaptır; ona abdestli dokunmak ise bir saygı göstergesidir; hüküm değildir.

    Mustafa İslamoğlu

    Ona ancak temizler dokunabilir:

    Muhammed Esed

    ki ona ancak (kalben) temiz olanlar dokunabilir:

    Ahmed Hulusi

    Ona (Bilgiye), (şirk pisliğinden - hayvaniyetinden) arınıp, tahir olanlardan başkası dokunamaz!

    Ali Bulaç

    Ona, temizlenip arınmış olanlardan başkası dokunamaz.

    Ali Özek ve heyeti

    Ona ancak temizlenenler dokunabilir.

    Ali Rıza Safa

    Arınmışlardan başkası Ona dokunamaz. dipnot 500

    Ali Rıza Safa — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 500
      Bu ayet, ikiyüzlü din sömürgenleri tarafından "Kur'an, abdestsiz ele alınamaz!" biçiminde saptırılmıştır. Oysa ayette bildirilen arınmışlık, bedensel bir temizliği değil; Kur'an dışındaki uydurmalardan arındırılarak katışıksız dine yönelen bir benliği tanımlamaktadır. 3:191 ayetinde, "Otururken ve yatarken Allah'ı anın!" ve 73:20 ayetinde, "Kur'an'dan, size kolay geleni okuyun!" buyrukları bildirilmiştir. Muhammed peygamber, 25:30 ayetinde, "Benim toplumum, Kur'an'ı bıraktı!" diyerek Allah'a yakınmaktadır. Abdestsiz Kur'an okunamayacağı yalanları, Kur'an'ın öğrenilmesini engellemek amacıyla örülen evrensel tuzağın bir parçasıdır. Abdest olarak sonradan isimlendirilen kutsanmak eyleminin yalnızca namaz öncesinde yapılacağı Maide 5:6 ayetinde bildirilmiş ve bu olgunun gerçek anlamı konusunda aynı ayetin dipnotunda bilgi verilmiştir.

    Bayraktar Bayraklı

    - Onunla ancak temiz olanlar iletişim kurabilir. Alemlerin Rabbi tarafından indirilmiştir.

    Edip Yüksel

    Onu ancak temizler kavrayabilir.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Onu ancak temizler kavrayabilir.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    ona tertemiz temizlenmiş olanlardan başkası el süremez;

    Elmalılı Hamdi Yazır

    ona tertemiz temizlenmiş olanlardan başkası el süremez

    Erhan Aktaş

    Ona arındırılmış olanlardan başkası dokunamaz. dipnot 1

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu ayet, Kur'an'a abdestsiz dokunulmayacağına dair görüşe kanıt olarak gösterilmektedir. Oysaki müşriklerin; "Vahiy, Nebi'ye indirilirken ona cinnler başka şeyler kattılar" iddialarına cevap verilmektedir; "Ona ancak arındırılmış olanlar dokunabilir." denerek, onların bu iddiaları yalanlanmaktadır. Yani vahyin hiçbir değişikliğe uğramadan Nebi'ye olduğu gibi ulaştığı söylenmektedir. Ona ne cinn ne insan, kötü amaçlı hiçbir müdahale söz konusu olmamıştır. Ona, bir ilave veya eksiltme yapılması söz konusu değildir. Ona, ancak arındırılmış olanlar dokunabilir Çevirilerde, metindeki "mutahharun" kelimesine "arınmış/temiz olanlar" şeklinde anlam verilmektedir. Bu yanlış bir anlamlandırmadır. Ayet, "arınmış olan" demiyor; "arındırılmış olan" diyor. "Arınmış" olmakla, "arındırılmış" olmak aynı şey değildir. Temiz olmak, bir kimsenin kendi kendisine yaptığı bir şeyken; "Temizlendirilmiş/arındırılmış olmak, başkası tarafından yapılan bir şeydir. Temizlenmenin bedenen olması anlamı varsa da bu ayette söz konusu edilen temizlik fiziki bir temizlik değildir. Bir kimseye, "temiz insan" dendiğinde kastedilen temizlik neyse o türden bir temizliktir. Nasıl ki birine "temiz insan" dendiği zaman, eli yüzü yıkanmış, üstü başı temiz olan değil; güvenilir, dürüst, iyi bir kimse olduğu anlaşılıyorsa, bu ayette de söz konusu olan temizlik, bu tür ahlaki bir temizliktir. Onun için sizin dokunduğunu söylediğiniz kimselerin/şeylerin dokunmuş olması mümkün değildir. Dolayısı ile bu ayetin, "Kur'an okunurken abdestli olmak gerekir." ile bir ilgisi yoktur.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Ona arındırılmış olanlardan başkası dokunamaz. dipnot 1

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu ayet, Kur'an'a abdestsiz dokunulmayacağına dair görüşe kanıt olarak gösterilmektedir. Oysaki müşriklerin; "Vahiy, nebiye indirilirken ona cinler başka şeyler kattılar" iddialarına yanıt verilmektedir; "Ona ancak arındırılmış olanlar dokunabilir." denerek, onların bu iddiaları yalanlanmaktadır. Yani vahyin hiçbir değişikliğe uğramadan Nebiye olduğu gibi ulaştığı söylenmektedir. Ona; ne cin ne insan, kötü amaçlı hiç bir müdahale söz konusu olmamıştır. Ona, bir ilave veya eksiltme yapılması söz konusu değildir. Ona, ancak arındırılmış olanlar dokunabilir Çevirilerde, metindeki "mutahharun" sözcüğüne "arınmış/temiz olanlar" şeklinde anlam verilmektedir. Bu yanlış bir anlamlandırmadır. Ayet, "arınmış olan" demiyor; "arındırılmış olan" diyor. "Arınmış" olmakla, "arındırılmış" olmak aynı şey değildir. Temiz olmak, bir kimsenin kendi kendisine yaptığı bir şeyken; "Temizlendirilmiş/arındırılmış olmak, başkası tarafından yapılan bir şeydir. Temizlenmenin bedenen olması anlamı varsa da bu ayette söz konusu edilen temizlik fiziki bir temizlik değildir. Bir kimseye, "temiz insan" dendiğinde kastedilen temizlik neyse o türden bir temizliktir. Nasıl ki birine "temiz insan" dendiği zaman, eli yüzü yıkanmış, üstü başı temiz olan değil; güvenilir, dürüst, iyi bir kimse olduğu anlaşılıyorsa, bu ayette de söz konusu olan temizlik, bu tür ahlaki bir temizliktir. Onun için sizin dokunduğunu söylediğiniz kimselerin/şeylerin dokunmuş olması mümkün değildir. Dolayısı ile bu ayetin, "Kur'an okunurken abdestli olmak gerekir." le bir ilgisi yoktur.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Ona arındırılmış olanlardan başkası dokunamaz. dipnot 1

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu ayet, Kur'an'a abdestsiz dokunulmayacağına dair görüşe kanıt olarak gösterilmektedir. Oysaki müşriklerin; "Vahiy, nebiye indirilirken ona cinler başka şeyler kattılar" iddialarına yanıt verilmektedir; "Ona ancak arındırılmış olanlar dokunabilir." denerek, onların bu iddiaları yalanlanmaktadır. Yani vahyin hiçbir değişikliğe uğramadan Nebiye olduğu gibi ulaştığı söylenmektedir. Ona; ne cin ne insan, kötü amaçlı hiç bir müdahale söz konusu olmamıştır. Ona, bir ilave veya eksiltme söz konusu değildir. Ona, ancak arındırılmış olanlar dokunabilir. Çevirilerde, metindeki "mutaharrun" sözcüğüne "arınmış/temiz olanlar" şeklinde anlam verilmektedir. Bu yanlış bir anlamlandırmadır. Ayet, "arınmış olan" demiyor; "arındırılmış olan" diyor. "Arınmış" olmakla, "arındırılmış" olmak aynı şey değildir. Temiz olmak, bir kimsenin kendi kendisine yaptığı bir şeyken; "Temizlendirilmiş/arındırılmış olmak, başkası tarafından yapılan bir şeydir. Zaten ayette söz konusu edilen temizlik fiziki bir temizlik de değildir. Bir kimseye, "temiz insan" dendiğinde kast edilen temizlik neyse o türden bir temizliktir. Nasıl ki birine "temiz insan" dendiği zaman, eli yüzü yıkanmış, üstü başı temiz olan değil; güvenilir, dürüst, iyi bir kimse olduğu anlaşılıyorsa, bu ayette de söz konusu olan temizlik, bu tür ahlaki bir temizliktir. Yani deniyor ki; vahiy, nebiye inzal olurken, ona güvenilir, dürüst ve iyi olanlardan başkası dokunmuş olamaz. Onun için sizin dokunduğunu söylediğiniz şeylerin dokunmuş olması mümkün değildir. Dolayısı ile bu ayetin, "Kur'an okunurken abdestli olmak gerekir." le bir ilgisi yoktur.

    Gültekin Onan

    Ona temizlenip arınmış olanlardan başkası dokunamaz.

    Hasan Basri Çantay

    Ona tam bir suretde temizlenmiş olanlardan başkası el süremez.

    İbni Kesir

    Ona arınmış olanlardan başkası dokunamaz.

    Mehmet Alagaş

    (3, 9, 56, 57, 58, 59, 60, 61, 62, 63, 64, 65, 66, 67, 68, 69, 70, 71, 72, 74, 74, 75, 76, 77, 78, 79, 80, 81, 82, 83, 84, 85, 86, 87, 88, 89, 90, 91, 92, 94, 95, 96) Sizleri biz yarattık hala onaylamıyor musunuz / tasdik etmiyor musunuz? Döktüğünüz şeyi / meniyi görmüyor musunuz siz mi onu yaratıyorsunuz yoksa biz mi yaratıcıyız? Sizin aranızda ölümü biz ayarladık / takdir ettik, sizi benzerlerinizle değiştirmede ve bilemediğiniz şekilde yeniden inşa etmede bizi geçemezsiniz. Kesin olan şu ki, ilk yaratılışınızı / ilk inşanızı bildiniz , halde hatırlasanıza. Neyi ektiğinizi görmüyor musunuz? Siz mi onu yetiştiriyorsunuz / ziraat ediyorsunuz yoksa biz mi onu ziraat ediyoruz ? Eğer istesek, onu çerçöp halinde yapardık , siz de şaşırır kalırdınız. Biz borca girdik ve üstelikte mahrum bırakıldık derdiniz. İ çtiğiniz suyu görmüyor musunuz? Bulut'tan onu siz mi indiriyorsunuz yoksa biz mi indiriciyiz ? Eğer i stesek onu acı yapardık. O halde teşekkür etsenize. Yaktığınız ateşi görmüyor musunuz? Onun ağacını siz mi yarattınız / inşa ettiniz yoksa biz mi inşa atçıyız? Biz onu / ateşi (cehennemin) hatırlanması için ve de ihtiyaç giderici geçimlik malzeme / meta yaptık. Çok büyük olan Rabbinin ismini üstün tut. Yemin olsun yıldızlarda vuku bulacaklara. Eğer bilebilirsen ki bu yemin, kesinlikle çok büyük bir yemindir. Kesinlikle o , ikam eden bir Kur’andır, titizlikle saklanan kitaptadır, ona temiz olandan başkası el süremez (istese de dokunamaz) alemlerin Rabbinden indirilmedir. Sizler bu anlatıyı hor mu görüyorsunuz? Rızkınızı siz mi yap ıyorsunuz? Kesinlikle siz yalanlamış oluyorsunuz? (Rızkı biz kazandık deyince bizi yok saymış oluyorsunuz) Boğazınızda (ölüm) olgunlaştığı vakit, sizler o süre boyunca bakar kalırsınız , biz ona sizden daha yakınız ve lakin siz göremezsiniz. Eğer ki sizler hesap dışındaysanız, (Size hesap sorulmayacaksa) eğer ki doğruysanız, onu geri döndürün / geri çevirin. Amma eğer o / ölen sağın halkı idiyse sağın halklarından selam sana. Amma eğer o, sapmış yalancılardan idiyse indirilecek olan kaynar sudur ve cehenneme salınır. Kesinlikle bu yaşanacak bir hakikattir. Çok büyük Rabbinin ismini üstün tut.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Ona ancak temizlenmiş olanlar dokunabilir.

    Süleyman Ateş

    Ki ona temizlerden başkası dokunmaz.

    Süleymaniye Vakfı

    Oradaki kitaba, tertemiz oldukları onaylanmış olanlardan dipnot 1 (meleklerden) başkası dokunamaz dipnot 2 .

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      "Tertemiz oldukları onaylanmış olanlar" anlamı verdiğimiz kelime ism-i mef'ul kalıbındaki "mutahharun (المطهرون)"dur. Bunlar, Allah'ın melek olarak görevlendirdiği cinlerdir. Onlardan herhangi biri, daha önce melek olan İblis gibi (bkz. Bakara 2/34, Kehf 18/50 ve dipnotları), yanlış bir yola girerse görevden uzaklaştırılır (Nisa 4/172-173).
    2. metne dön, dipnot 2
      Gökler yedi kattır (Bakara 2/29, Fussilet 41/12, Talak 65/12, Mülk 67/3). Birinci kat sema, Mele-i A'la yani büyük meleklerin toplanma yeridir. Şeytanlar oraya yaklaştırılmazlar (Saffat 37/6-10). Kur'an'ın yazılı olduğu levha, orada korunmaktadır. Ona sadece melekler dokunabilir. Meleklerden başkasının dokunamayacağı bildirilen Kur'an; elimizdeki Kur'an değil, Kur'an da dahil olmak üzere tüm ilahi bilgilerin saklı tutulduğu ana kitap olan Levh-i Mahfuz'dur. Buna rağmen bu ayet, Kur'an'a abdestsiz ve cünüp olanlarla adetli ve lohusa kadınların dokunamayacağının delili sayılır. Oysa abdest veya cünüplükten dolayı yıkanma, sadece namaz için şarttır (Maide 5/6). Kur'an okunacağı zaman yapılması emredilen, şeytandan Allah'a sığınmaktır (Nahl 16/98). Abdestsiz, cünüp, adetli veya lohusa olanların Kur'an'a dokunmalarının veya Kur'an okumalarının haram olduğunu söyleyen sahih bir hadis de yoktur.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Ona tertemiz sayılanlardan başkası dokunamaz.

    Şaban Britch

    Ona ancak temizlenenler dokunabilir.

    Şaban Piriş

    Ona arınmış olanlardan başkası dokunamaz.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Ona, arındırılmışlardan başkası dokunmaz.

  6. Vâkıa suresi, 80. ayet — bütün mealleriyle aç

    Vâkıa suresi, 80. ayet. تَنزِيلٌ مِّن رَّبِّ ٱلْعَٰلَمِينَ

    Diyanet İşleri

    Alemlerin Rabb'inden indirilmedir.

    Mehmet Okuyan

    Alemlerin Rabbinden indir(il)medir.

    Mustafa İslamoğlu

    Alemlerin Rabbinden indirilmedir.

    Muhammed Esed

    bütün alemlerin Rabbinden (gelen) bir vahiy!

    Ahmed Hulusi

    Rabb-ül alemin'den tenzildir (insan bilincinde tafsile indirme).

    Ali Bulaç

    Alemlerin Rabbinden indirilmedir.

    Ali Özek ve heyeti

    O, âlemlerin Rabbinden indirilmiştir.

    Ali Rıza Safa

    Evrenlerin Efendisinden indirilmiştir.

    Bayraktar Bayraklı

    - Onunla ancak temiz olanlar iletişim kurabilir. Alemlerin Rabbi tarafından indirilmiştir.

    Edip Yüksel

    Evrenlerin Efendinden indirilmiştir.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Evrenlerin Rabbinden indirilmiştir.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Alemlerin Rabbi tarafından indirilmedir!

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Rabbül'aleminden indirilmedir

    Erhan Aktaş

    O, Alemlerin Rabb'inden indirilmedir.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    O, alemlerin Rabb'inden indirilmedir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    O, alemlerin Rabb'inden indirilmedir.

    Gültekin Onan

    Alemlerin rabbinden indirilmedir.

    Hasan Basri Çantay

    (O) alemlerin Rabbinden indirilmedir.

    İbni Kesir

    Alemlerin Rabbından indirilmedir.

    Mehmet Alagaş

    (3, 9, 56, 57, 58, 59, 60, 61, 62, 63, 64, 65, 66, 67, 68, 69, 70, 71, 72, 74, 74, 75, 76, 77, 78, 79, 80, 81, 82, 83, 84, 85, 86, 87, 88, 89, 90, 91, 92, 94, 95, 96) Sizleri biz yarattık hala onaylamıyor musunuz / tasdik etmiyor musunuz? Döktüğünüz şeyi / meniyi görmüyor musunuz siz mi onu yaratıyorsunuz yoksa biz mi yaratıcıyız? Sizin aranızda ölümü biz ayarladık / takdir ettik, sizi benzerlerinizle değiştirmede ve bilemediğiniz şekilde yeniden inşa etmede bizi geçemezsiniz. Kesin olan şu ki, ilk yaratılışınızı / ilk inşanızı bildiniz , halde hatırlasanıza. Neyi ektiğinizi görmüyor musunuz? Siz mi onu yetiştiriyorsunuz / ziraat ediyorsunuz yoksa biz mi onu ziraat ediyoruz ? Eğer istesek, onu çerçöp halinde yapardık , siz de şaşırır kalırdınız. Biz borca girdik ve üstelikte mahrum bırakıldık derdiniz. İ çtiğiniz suyu görmüyor musunuz? Bulut'tan onu siz mi indiriyorsunuz yoksa biz mi indiriciyiz ? Eğer i stesek onu acı yapardık. O halde teşekkür etsenize. Yaktığınız ateşi görmüyor musunuz? Onun ağacını siz mi yarattınız / inşa ettiniz yoksa biz mi inşa atçıyız? Biz onu / ateşi (cehennemin) hatırlanması için ve de ihtiyaç giderici geçimlik malzeme / meta yaptık. Çok büyük olan Rabbinin ismini üstün tut. Yemin olsun yıldızlarda vuku bulacaklara. Eğer bilebilirsen ki bu yemin, kesinlikle çok büyük bir yemindir. Kesinlikle o , ikam eden bir Kur’andır, titizlikle saklanan kitaptadır, ona temiz olandan başkası el süremez (istese de dokunamaz) alemlerin Rabbinden indirilmedir. Sizler bu anlatıyı hor mu görüyorsunuz? Rızkınızı siz mi yap ıyorsunuz? Kesinlikle siz yalanlamış oluyorsunuz? (Rızkı biz kazandık deyince bizi yok saymış oluyorsunuz) Boğazınızda (ölüm) olgunlaştığı vakit, sizler o süre boyunca bakar kalırsınız , biz ona sizden daha yakınız ve lakin siz göremezsiniz. Eğer ki sizler hesap dışındaysanız, (Size hesap sorulmayacaksa) eğer ki doğruysanız, onu geri döndürün / geri çevirin. Amma eğer o / ölen sağın halkı idiyse sağın halklarından selam sana. Amma eğer o, sapmış yalancılardan idiyse indirilecek olan kaynar sudur ve cehenneme salınır. Kesinlikle bu yaşanacak bir hakikattir. Çok büyük Rabbinin ismini üstün tut.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Âlemlerin Rabbi tarafından indirilmiştir.

    Süleyman Ateş

    (O), Alemlerin Rabbinden indirilmiştir.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    O, varlıkların Rabbi (Sahibi) tarafından indirilmiştir dipnot 1 .

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Şeytanlar birinci kat semadan kovuldukları için (Saffat 37/6-10) Mele-i A'la'da yani yıldızların olduğu birinci kat semada saklı olan Kur'an'a dokunamadıkları gibi indirilişine de bir müdahaleleri olmaz. Allah Teala şöyle demiştir: "Kur'an'ı şeytanlar indirmedi. Bu, onların yapabileceği bir iş değildir; buna güçleri de yetmez. Onlar, (ayetler ininceye kadar) onları dinlemekten engellenmişlerdir." (Şuara 26/210-212) Cin suresindeki ayetler de (Cin 72/26-28) ininceye kadar Kur'an'ın, şeytanlardan nasıl korunduğunu göstermektedir. İndikten sonra dinlemelerine bir engel kalmaz. Bu durumda bir müdahaleleri olmaması için bize şu emir verilmiştir: "Kur'an okuyacağın zaman taşlanmış Şeytan'dan Allah'a sığın." (Nahl 16/98)

    Şaban Britch

    Alemlerin Rabbinden indirilmiştir.

    Şaban Piriş

    Alemlerin Rabbinden indirilmiştir.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Alemlerin Rabbi'nden indirilmiştir.

  7. Vâkıa suresi, 81. ayet — bütün mealleriyle aç

    Vâkıa suresi, 81. ayet. أَفَبِهَٰذَا ٱلْحَدِيثِ أَنتُم مُّدْهِنُونَ

    Diyanet İşleri

    (81-82) Şimdi siz, bu sözü mü küçümsüyorsunuz ve Allah'ın verdiği rızka O'nu yalanlayarak mı şükrediyorsunuz?

    Mehmet Okuyan

    Siz bu sözü küçümsüyor musunuz?

    Mustafa İslamoğlu

    Şimdi böyle bir haberi, siz mi kirleteceksiniz?

    Muhammed Esed

    Şimdi böyle bir habere küçümseyerek mi bakıyorsunuz,

    Ahmed Hulusi

    Şimdi siz bu olayımızı mı hafife alıp, önemsemiyorsunuz!

    Ali Bulaç

    Şimdi siz bu sözü mü hor görüp küçümsüyorsunuz?

    Ali Özek ve heyeti

    Şimdi siz, bu sözü mü küçümsüyorsunuz?

    Ali Rıza Safa

    Şimdi, bu sözü mü küçümsüyorsunuz?

    Bayraktar Bayraklı

    - Şimdi siz, böyle bir söze mi leke süreceksiniz? Hakikati yalanlamayı günlük gıdanız olarak mı görüyorsunuz?

    Edip Yüksel

    Siz bu hadisi mi küçümsüyorsunuz?

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Siz bu sözü mü küçümsüyorsunuz?

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Şimdi bu kelama siz yağ mı süreceksiniz?

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Şimdi bu kelama siz yağ mı süreceksiniz?

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Böyle bir sözü mü hafife alıyorsunuz?

    Gültekin Onan

    Şimdi siz bu sözü mü hor görüp küçümsüyorsunuz?

    Hasan Basri Çantay

    Şimdi siz bu kelamı mı hor görücülersiniz?

    İbni Kesir

    Siz, bu sözü mü küçümsüyorsunuz?

    Mehmet Alagaş

    (3, 9, 56, 57, 58, 59, 60, 61, 62, 63, 64, 65, 66, 67, 68, 69, 70, 71, 72, 74, 74, 75, 76, 77, 78, 79, 80, 81, 82, 83, 84, 85, 86, 87, 88, 89, 90, 91, 92, 94, 95, 96) Sizleri biz yarattık hala onaylamıyor musunuz / tasdik etmiyor musunuz? Döktüğünüz şeyi / meniyi görmüyor musunuz siz mi onu yaratıyorsunuz yoksa biz mi yaratıcıyız? Sizin aranızda ölümü biz ayarladık / takdir ettik, sizi benzerlerinizle değiştirmede ve bilemediğiniz şekilde yeniden inşa etmede bizi geçemezsiniz. Kesin olan şu ki, ilk yaratılışınızı / ilk inşanızı bildiniz , halde hatırlasanıza. Neyi ektiğinizi görmüyor musunuz? Siz mi onu yetiştiriyorsunuz / ziraat ediyorsunuz yoksa biz mi onu ziraat ediyoruz ? Eğer istesek, onu çerçöp halinde yapardık , siz de şaşırır kalırdınız. Biz borca girdik ve üstelikte mahrum bırakıldık derdiniz. İ çtiğiniz suyu görmüyor musunuz? Bulut'tan onu siz mi indiriyorsunuz yoksa biz mi indiriciyiz ? Eğer i stesek onu acı yapardık. O halde teşekkür etsenize. Yaktığınız ateşi görmüyor musunuz? Onun ağacını siz mi yarattınız / inşa ettiniz yoksa biz mi inşa atçıyız? Biz onu / ateşi (cehennemin) hatırlanması için ve de ihtiyaç giderici geçimlik malzeme / meta yaptık. Çok büyük olan Rabbinin ismini üstün tut. Yemin olsun yıldızlarda vuku bulacaklara. Eğer bilebilirsen ki bu yemin, kesinlikle çok büyük bir yemindir. Kesinlikle o , ikam eden bir Kur’andır, titizlikle saklanan kitaptadır, ona temiz olandan başkası el süremez (istese de dokunamaz) alemlerin Rabbinden indirilmedir. Sizler bu anlatıyı hor mu görüyorsunuz? Rızkınızı siz mi yap ıyorsunuz? Kesinlikle siz yalanlamış oluyorsunuz? (Rızkı biz kazandık deyince bizi yok saymış oluyorsunuz) Boğazınızda (ölüm) olgunlaştığı vakit, sizler o süre boyunca bakar kalırsınız , biz ona sizden daha yakınız ve lakin siz göremezsiniz. Eğer ki sizler hesap dışındaysanız, (Size hesap sorulmayacaksa) eğer ki doğruysanız, onu geri döndürün / geri çevirin. Amma eğer o / ölen sağın halkı idiyse sağın halklarından selam sana. Amma eğer o, sapmış yalancılardan idiyse indirilecek olan kaynar sudur ve cehenneme salınır. Kesinlikle bu yaşanacak bir hakikattir. Çok büyük Rabbinin ismini üstün tut.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Şimdi siz, bu sözü mü yalanlıyorsunuz?

    Süleyman Ateş

    Şimdi siz, bu sözü mü küçümsüyorsunuz?

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Şimdi siz, bu sözlere karşı yağcılık (iki yüzlülük) yapıyor,

    Şaban Britch

    Siz bu sözü mü hor görüyorsunuz?

    Şaban Piriş

    -Siz, bu söze inanmıyor musunuz?

    Yaşar Nuri Öztürk

    Şimdi siz, bu sözü mü kirletip küçümseyeceksiniz/bu sözle mi alttan alıp gevşek davranacaksınız/bu sözle mi yağcılık edeceksiniz?

  8. Vâkıa suresi, 82. ayet — bütün mealleriyle aç

    Vâkıa suresi, 82. ayet. وَتَجْعَلُونَ رِزْقَكُمْ أَنَّكُمْ تُكَذِّبُونَ

    Diyanet İşleri

    (81-82) Şimdi siz, bu sözü mü küçümsüyorsunuz ve Allah'ın verdiği rızka O'nu yalanlayarak mı şükrediyorsunuz?

    Mehmet Okuyan

    Rızkınızı yalanlamaya dönüştürüyorsunuz?

    Mustafa İslamoğlu

    Böylece siz yalanla beslenmeyi alışkanlık haline getireceksiniz.

    Muhammed Esed

    ve hakikati yalanlamayı günlük gıdanız olarak mı görüyorsunuz?

    Ahmed Hulusi

    Yaşam gıdanız yalanlamanız mı oldu?

    Ali Bulaç

    Ve rızkınızı (Kur'an'dan yararlanma nimetini bırakıp onu) mutlaka yalan saymaktan ibaret mi kılıyorsunuz?

    Ali Özek ve heyeti

    Allah’ın verdiği rızka karşı şükrü, onu yalanlamakla mı yerine getiriyorsunuz?

    Ali Rıza Safa

    Ve yalanlamayı, geçiminiz olarak mı görüyorsunuz?

    Bayraktar Bayraklı

    - Şimdi siz, böyle bir söze mi leke süreceksiniz? Hakikati yalanlamayı günlük gıdanız olarak mı görüyorsunuz?

    Edip Yüksel

    İnkar etmeyi iş mi ediniyorsunuz?

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    İnkar etmeyi iş mi ediniyorsunuz?

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Ve rızkınızı tekzibiniz (nasibinizi yalanlamanızdan ibaret) mi kılacaksınız?

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Ve rızkınızı tekzibiniz mi kılacaksınız?

    Erhan Aktaş

    Verilen rızıklara yalanlayarak mı karşılık veriyorsunuz?

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Verilen rızıklara yalanlayarak mı karşılık veriyorsunuz?

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Verilen rızıklara yalanlayarak mı karşılık veriyorsunuz?

    Gültekin Onan

    Ve rızkınız (Kuran'dan yararlanma nimetini bırakıp onu) mutlaka yalan saymaktan ibaret mi kılıyorsunuz?

    Hasan Basri Çantay

    Rızkınıza (şükür edeceğinize) siz behemehal tekzibe mi kalkışırsınız?

    İbni Kesir

    Rızkınızı yalanlamakla mı çıkarıyorsunuz?

    Mehmet Alagaş

    (3, 9, 56, 57, 58, 59, 60, 61, 62, 63, 64, 65, 66, 67, 68, 69, 70, 71, 72, 74, 74, 75, 76, 77, 78, 79, 80, 81, 82, 83, 84, 85, 86, 87, 88, 89, 90, 91, 92, 94, 95, 96) Sizleri biz yarattık hala onaylamıyor musunuz / tasdik etmiyor musunuz? Döktüğünüz şeyi / meniyi görmüyor musunuz siz mi onu yaratıyorsunuz yoksa biz mi yaratıcıyız? Sizin aranızda ölümü biz ayarladık / takdir ettik, sizi benzerlerinizle değiştirmede ve bilemediğiniz şekilde yeniden inşa etmede bizi geçemezsiniz. Kesin olan şu ki, ilk yaratılışınızı / ilk inşanızı bildiniz , halde hatırlasanıza. Neyi ektiğinizi görmüyor musunuz? Siz mi onu yetiştiriyorsunuz / ziraat ediyorsunuz yoksa biz mi onu ziraat ediyoruz ? Eğer istesek, onu çerçöp halinde yapardık , siz de şaşırır kalırdınız. Biz borca girdik ve üstelikte mahrum bırakıldık derdiniz. İ çtiğiniz suyu görmüyor musunuz? Bulut'tan onu siz mi indiriyorsunuz yoksa biz mi indiriciyiz ? Eğer i stesek onu acı yapardık. O halde teşekkür etsenize. Yaktığınız ateşi görmüyor musunuz? Onun ağacını siz mi yarattınız / inşa ettiniz yoksa biz mi inşa atçıyız? Biz onu / ateşi (cehennemin) hatırlanması için ve de ihtiyaç giderici geçimlik malzeme / meta yaptık. Çok büyük olan Rabbinin ismini üstün tut. Yemin olsun yıldızlarda vuku bulacaklara. Eğer bilebilirsen ki bu yemin, kesinlikle çok büyük bir yemindir. Kesinlikle o , ikam eden bir Kur’andır, titizlikle saklanan kitaptadır, ona temiz olandan başkası el süremez (istese de dokunamaz) alemlerin Rabbinden indirilmedir. Sizler bu anlatıyı hor mu görüyorsunuz? Rızkınızı siz mi yap ıyorsunuz? Kesinlikle siz yalanlamış oluyorsunuz? (Rızkı biz kazandık deyince bizi yok saymış oluyorsunuz) Boğazınızda (ölüm) olgunlaştığı vakit, sizler o süre boyunca bakar kalırsınız , biz ona sizden daha yakınız ve lakin siz göremezsiniz. Eğer ki sizler hesap dışındaysanız, (Size hesap sorulmayacaksa) eğer ki doğruysanız, onu geri döndürün / geri çevirin. Amma eğer o / ölen sağın halkı idiyse sağın halklarından selam sana. Amma eğer o, sapmış yalancılardan idiyse indirilecek olan kaynar sudur ve cehenneme salınır. Kesinlikle bu yaşanacak bir hakikattir. Çok büyük Rabbinin ismini üstün tut.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Onu yalanlayarak mı size verilen nimete şükrediyorsunuz?

    Süleyman Ateş

    (Kur'an'dan istifade edeceğiniz yerde) Rızkınızı, yalanlamanızdan ibaret mi kılıyorsunuz (sizin ondan elde ettiğiniz nasib, sadece onu yalanlamanız mıdır)?

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Söylediğiniz yalanları geçim kaynağı haline mi getiriyorsunuz? dipnot 1

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Al-i İmran 3/78

    Şaban Britch

    Onu yalanlayarak mı size verilen nimete şükür ediyorsunuz?

    Şaban Piriş

    Onu yalanlayarak mı size verilen nimete şükür ediyorsunuz?

    Yaşar Nuri Öztürk

    Rızkınızı, yalanlamanızdan ibaret mi kılıyorsunuz?

Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. Öntanımlı açık dört meal öncelik sırasına göredir; listeden hepsi açılabilir.