Diyanet İşleri
İşte böyle, biz senden önce hiçbir memlekete bir uyarıcı göndermedik ki, oranın şımarık zenginleri, "Şüphe yok ki biz babalarımızı bir din üzerinde bulduk. Biz de elbette onların izlerinden gitmekteyiz" demiş olmasınlar.
Zuhruf suresi
Zuhruf suresi, 23. ayet. وَكَذَٰلِكَ مَآ أَرْسَلْنَا مِن قَبْلِكَ فِى قَرْيَةٍ مِّن نَّذِيرٍ إِلَّا قَالَ مُتْرَفُوهَآ إِنَّا وَجَدْنَآ ءَابَآءَنَا عَلَىٰٓ أُمَّةٍ وَإِنَّا عَلَىٰٓ ءَاثَٰرِهِم مُّقْتَدُونَ
vekeẕâlike mâ erselnâ min ḳablike fî ḳaryetim min neẕîrin illâ ḳâle mütrafûhâ innâ vecednâ âbâenâ `alâ ümmetiv veinnâ `alâ âŝârihim muḳtedûn.
İşte böyle, biz senden önce hiçbir memlekete bir uyarıcı göndermedik ki, oranın şımarık zenginleri, "Şüphe yok ki biz babalarımızı bir din üzerinde bulduk. Biz de elbette onların izlerinden gitmekteyiz" demiş olmasınlar.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Meleklere kız isnadı ve atalara uyma Zuhruf 15–25 3
"Eğer Rahman dileseydi, biz onlara kulluk etmezdik" dediler. Bu konuda hiçbir bilgileri yoktur. Onlar sadece yalan söylüyorlar.
Yoksa bundan önce onlara bir kitap verdik de ona mı sarılıyorlar?
Hayır! Onlar sadece, "Şüphesiz biz babalarımızı bir din üzerinde bulduk ve biz onların izlerinden gitmekteyiz" dediler.
İşte böyle, biz senden önce hiçbir memlekete bir uyarıcı göndermedik ki, oranın şımarık zenginleri, "Şüphe yok ki biz babalarımızı bir din üzerinde bulduk. Biz de elbette onların izlerinden gitmekteyiz" demiş olmasınlar.
(Gönderilen uyarıcı,) "Ben size, babalarınızı üzerinde bulduğunuz dinden daha doğrusunu getirmiş olsam da mı?" dedi. Onlar, "Biz kesinlikle sizinle gönderilen şeyi inkar ediyoruz" dediler.
Biz de onlardan intikam aldık. Yalanlayanların sonu, bak nasıl oldu!
Hani İbrahim, babasına ve kavmine şöyle demişti: "Şüphesiz ben sizin taptıklarınızdan uzağım."
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
23. “Senden önce hangi şehre bir uyarıcı gönderdi isek mutlaka oranın refah içinde şımarmış elebaşları” yani nimetlere dalıp gitmiş, dünyalığın azdırdığı, malların gaflete düşürdüğü ve hakka karşı büyüklük taslayan ileri gelenler “aynı bu şekilde: “Biz atalarımızı bir din üzere bulduk ve şüphesiz biz, onların izine uymaktayız” demişlerdir.” Yani bunların bu sözleri söylemeleri, yeni ve görülmedik bir şey değildir. Bu sözleri ilk söyleyenler de bunlar değildir.
Bu, sapık müşriklerin, sapık atalarını taklit ederek bunu delil diye ileri sürmelerinden maksatları, hakka ve hidâyete uymak değildir. Bu, katıksız bir taassup olup kasıtları, izlemekte oldukları bâtılı desteklemektir. Bundan dolayı her bir peygamber, bu batıl ve geçersiz gerekçe ile karşılarına çıkanlara şöyle demişlerdir:
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
-Ey Resul!- Senden önce de hangi memlekete kendi kavmini uyaran bir uyarıcı gönderdiğimizde mutlaka oranın servet sahibi lider ve büyükleri hemen karşı çıkarak şöyle derler: "Şüphesiz babalarımızı bir din ve inanç üzerine bulduk. Şimdi biz de onların izine uyuyoruz." Kavmin bunu ilk çıkaran değildir.
Aynı kök: اثر (21 geçiş) · Aynı kök: وجد (107 geçiş) · Aynı kök: ابو (117 geçiş)
Hayır! Onlar sadece, "Şüphesiz biz babalarımızı bir din üzerinde bulduk ve biz onların izlerinden gitmekteyiz" dediler.
Aynı kök: ترف (8 geçiş) · Aynı kök: قري (57 geçiş) · Aynı kök: نذر (130 geçiş)
Biz, hangi memlekete bir uyarıcı göndermişsek oranın şımarık zenginleri, "Biz, sizinle gönderileni inkar ediyoruz" demişlerdir.
Aynı kök: قري (57 geçiş) · Aynı kök: امم (118 geçiş) · Aynı kök: نذر (130 geçiş)
İşte bu (Kur'an) da, bereket kaynağı, kendinden öncekileri (ilahi kitapları) tasdik eden ve şehirler anasını (Mekke'yi) ve bütün çevresini (tüm…
Aynı kök: قري (57 geçiş) · Aynı kök: امم (118 geçiş) · Aynı kök: نذر (130 geçiş)
Böylece biz sana Arapça bir Kur'an vahyettik ki, şehirlerin anası olan Mekke'de ve çevresinde bulunanları uyarasın. Hakkında asla şüphe olmayan…
Aynı kök: قدو (2 geçiş)
İşte, o peygamberler, Allah'ın doğru yola ilettiği kimselerdir. (Ey Muhammed!) Sen de onların tuttuğu yola uy. De ki: "Bu tebliğe karşı sizden bir…
Aynı kök: وجد (107 geçiş) · Aynı kök: ابو (117 geçiş) · Aynı kök: امم (118 geçiş)
Medyen suyuna varınca, suyun başında (hayvanlarını) sulamakta olan bazı insanlar gördü. Bunların yanında da koyunlarını suya salmamak için uğraşan…
Aynı kök: امم (118 geçiş) · Aynı kök: نذر (130 geçiş) · Ortak kavram: Ümmet
İnsanlar tek bir ümmetti. Allah, müjdeciler ve uyarıcılar olarak peygamberler gönderdi ve beraberlerinde, insanların anlaşmazlığa düştükleri şeyler…
Aynı kök: امم (118 geçiş) · Aynı kök: نذر (130 geçiş) · Ortak kavram: Ümmet
Şüphesiz biz, seni müjdeleyici ve uyarıcı olarak hak ile gönderdik. Hiçbir ümmet yoktur ki, aralarında bir uyarıcı gelip geçmiş olmasın.
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
Senden önce de hangi şehre uyarıcı göndermişsek oranın şımarıkları dipnot 1 mutlaka "Şüphesiz ki babalarımızı (böyle) bir din üzerinde bulduk, biz de onların izlerine uyanlarız." derlerdi dipnot 2
İşte böyle: Biz senden önce hangi beldeye bir uyarıcı göndermişsek, oranın refah içinde şımarmış seçkinleri hep şunu söylediler: "Biz atalarımızı geleneksel bir inanç üzerinde bulduk; şu halde bize düşen onların izini takip etmektir."
İşte böyle: Biz, ne zaman, senden önce herhangi bir topluluğa bir uyarıcı gönderdiysek, halkın keyif ve haz peşinde koşan kesimi daima şöyle dediler: "Biz atalarımızı bir inanç üzerinde bulduk, biz ancak onların izinden gideriz!"
İşte böyle. . . Senden önce hangi topluma bir uyarıcı irsal ettiysek, oranın zengin ileri gelenleri şöyle dediler: "Biz atalarımızı bu din anlayışı üzere bulduk ve biz onların eserlerine (şartlanmaları, genleri) uyanlarız. "
İşte böyle, senden önce de (herhangi) bir memlekete bir elçi göndermiş olmayalım, mutlaka onun 'refah içinde şımarıp azan önde gelenleri' (şöyle) demişlerdir: "Gerçekten biz, atalarımızı bir ümmet (din) üzerinde bulduk ve doğrusu biz, onların izlerine (eserlerine) uymuş kimseleriz."
Senden önce de hangi memlekete uyarıcı göndermişsek mutlaka oranın varlıklıları: Babalarımızı bir din üzerinde bulduk, biz de onların izlerine uyarız, derlerdi.
Ve işte böylece, senden önce hangi kente bir uyarıcı gönderdiysek, orasının ellerine güç geçirmiş olanları, şöyle dediler: "Aslında, atalarımızı bir din üzerinde bulduk; zaten onları izliyoruz!"
Senden önce, peygamber gönderdiğimiz bütün beldelerin şımarıkları da aynı şekilde, "Şüphesiz biz babalarımızı bir yol üzerinde bulduk, biz de onların izlerini takip ediyoruz" demişlerdi.
Tıpkı bunun gibi, senden önce, bir kente her ne zaman bir uyarıcı gönderdiysek elit tabaka, "Biz, atalarımızı bir yol üzerinde bulduk ve biz onların öğretilerini izliyoruz" derlerdi.
Tıpkı bunun gibi, senden önce, bir kente her ne zaman bir uyarıcı gönderdiysek elit tabaka, 'Biz, atalarımızı bir yol üzerinde bulduk ve biz onların öğretilerini izliyoruz,' derlerdi.
Yine böyle senden önce hangi memlekette bir uyarıcı gönderdikse, onun refah içindeki takımı demişti ki: "Bizler atalarımızı bir din üzerinde bulduk, biz de onların izlerine uyarız."
Yine böyle senden evvel hangi memlekette bir nezir gönderdikse onun refahlı takımı demişti ki: bizler atalarımızı bir ümmet üzerinde bulduk biz de onların izlerine uyarız
Tıpkı bunun gibi, senden önce de ne zaman bir beldeye uyarıcı gönderdiysek, oranın refah içinde olanları: "Biz, atalarımızı bir ümmet üzerinde bulduk. Biz de kesinlikle onların izinden gidiyoruz." dediler.
Tıpkı bunun gibi, senden önce de ne zaman bir beldeye uyarıcı gönderdiysek, oranın refah içinde olanları: "Biz, atalarımızı bir ümmet üzerinde bulduk. Biz de kesinlikle onların izinden gidiyoruz." dediler.
Tıpkı bunun gibi, senden önce de ne zaman bir beldeye uyarıcı gönderdiysek, oranın refah içinde olanları: "Biz, atalarımızı bir ümmet üzerinde bulduk. Biz de kesinlikle onların izinden gidiyoruz." demişlerdi.
İşte böyle, senden önce de (herhangi) bir memlekete bir elçi göndermiş olmayalım, mutlaka onun 'refah içinde şımarıp azan önde gelenleri' (şöyle) demişlerdir: "Gerçekten biz, atalarımızı bir ümmet (din) üzerinde bulduk ve doğrusu biz, onların izlerine (eserlerine) uymuş kimseleriz."
Senden evvel her hangi bir memlekete fena akıbetleri haber verici hiçbir peygamber göndermedik ki ille oranın refah erbabı da böylece "Gerçek biz atalarımızı bir ümmet (bir din) üzerinde bulduk. Biz de hakikaten onların izlerine uymuşlarız" demiş (ler) dir.
Senden önce de hangi kasabaya bir uyarıcı gönderdiysek; o kasabanın varlıklıları sadece dediler ki: Doğrusu biz, babalarımızı bir ümmet üzerinde bulduk ve biz de onların izlerine uymaktayız.
(15-25) Onun kullarından O'na bir parça / bir cüz isnat ettiler, muhakkak ki insan apaçık örtbas edendir / görmezden gelendir / kafirdir, yarattığı kızları kendine edindi de oğlanları size mi bıraktı? Onlardan herhangi birisine Rahmana isnad ettiği gibi kız çocuğu müjdelendiğinde yüzü simsiyah olur ve öfkelenir , Süs içerisinde yetiştirilen ve tartışmada açık ve net olamayan kimse mi? / kız çocuğu mu? Rahman'ın kulları Melekleri de dişi yaptılar, peki onların yaratılmalarına şahit miydiler? Şahitliklerini (Şahitmiş gibi konuşmalarını) yazacağız ve onları sorgulayacağız, eğer Rahman dileseydi onlara (Meleklere) kulluk yapmazdık dediler, o nların bunun hakkında herhangi bir bilgileri yok. Onlar muhakkak yalan tahminde bulunuyorlar / hars ediyorlar, Ondan önce / kitaptan önce onlara kitap vermişiz de ona mı tutunuyorlar . (Herhangi bir veriye dayanmıyorlar) Bilakis dediler ki bizler atalarımızı bir ümmet olarak bulduk ve eserleri üzere yol buluyoruz. (Gördüğünü taklit, d ayanılacak bir veri değil ki) Yine böyle, senden önce bir memlekete uyarıcı kimi gönderdiysek oranın refahta olanları / müreffeh olanları dediler ki , biz atalarımızı ümmet olarak bulduk ve kesinlikle izleri üzere / eserleri üzere takipçileriz. Babalarınızı üzerinde bulduğumuzdan daha hidayet edeni / daha iyi yola ileteni getirmiş olsam da mı? dediğinde ise dediler ki sizinle gönderilen şeyleri yok say ıyoruz. Onlardan intikam aldık, Hadi Bak! yalancıların sonu / akıbeti nasıl oldu.
Senden önce de hangi kasabaya bir uyarıcı gönderdiysek mutlaka oranın şımarık varlıklıları böylece: “Biz atalarımızı bir din üzere bulduk ve muhakkak bizler onların izlerine uyanlarız” demişlerdir.
İşte böyle, senden önce de hangi kente uyarıcı gönderdiysek mutlaka oranın varlıklıları: "Biz babalarımızı bir din üzerinde bulduk, biz de onların izlerine uyarız." dediler.
Hep böyle oldu; senden önce de hangi kente bir uyarıcı gönderdiysek oranın şımartılmış olanları ona şöyle dediler: "Biz atalarımızı bir inanç üzere bulduk. Biz elbette onların izindeyiz, onlara uyarız dipnot 1 ."
Hep böyle olmuştur; senden önce de hangi kente bir uyarıcı göndermişsek onların şımarık olanları şöyle demişlerdir: "Biz kalktık, atalarımızı bir ümmete (bir inanca) bağlı bulduk, biz onların izinden gideriz."
Senden önce de bir beldeye uyarıcı gönderdiğimizde hemen oranın ileri refahtan şımarmış gelenleri: Biz atalarımızı bir din üzerinde bulduk, biz de onların izinden gidiyoruz, demişlerdi.
Senden önce de bir beldeye uyarıcı gönderdiğimizde hemen oranın refahtan şımarmış ileri gelenleri: -Biz atalarımızı bir din üzerinde bulduk, biz de onların izinden gidiyoruz, demişlerdi.
İşte böyle! Senden önce de hangi kente bir uyarıcı göndermişsek oranın servetle şımarmış kodamanları mutlaka şöyle demişlerdir: "Biz atalarımızı bir ümmet/bir din üzerinde bulduk; onların eserlerine uyarak yol alacağız."
But then, We never sent a Messenger before you O Muhammad, to a people but stood those with the riches similitude exact of your people and said: "We have found our fathers bent on a particular system of faith and worship and in their foot steps we walk".
When-ever We sent a messenger before you to warn a township, those corrupted by wealth said, in the same way, ‘We saw our fathers following this tradition; we are only following in their footsteps.’
Just in the same way, whenever We sent a Warner before thee to any people, the wealthy ones among them said: "We found our fathers following a certain religion, and we will certainly follow in their footsteps."
And thus it is: whenever We sent any warner to a city its affluent ones said: "We found our forefathers on a way and we continue to follow in their footsteps." dipnot 1
Similarly We never sent any warner before you to any city without the affluent among them saying, ‘We found our fathers following a religion and we are simply following in their footsteps. ’
And similarly, We sent not a warner before you (O Muhammad صلى الله عليه و سلم) to any town (people) but the luxurious ones among them said: "We found our fathers following a certain way and religion, and we will indeed follow their footsteps."
And so it has been that We did not send any warner to a town before you, without its affluent ones saying, ‘We found our fathers following a creed and we are indeed following in their footsteps. ’
It has always been the case, We never sent any Warner to any township before you but its insolent leaders and well-to-do persons said, `We have found our forefathers on a certain course and we are the followers in their footsteps (to the right direction). '
Even so We sent never before thee any warner into any city, except that its men who lived at ease said, 'We indeed found our fathers upon a community, and we are following upon their traces. '
In the past too, whenever I (God) sent a Warner to a nation their leaders [whose income depended upon the existing unjust order] would say: "We follow the footsteps of our forefathers. "
Thus, too, did we never send before thee to a city any warner, but the affluent ones thereof said, 'Verily, we found our fathers (agreed) upon a religion, and, verily, we are led by their traces. '
Similarly, We did not send a warner to a town, except its privileged hedonists said, "We found our fathers following a certain way, and we are being guided in their footsteps."
Thus We sent no preacher, before thee, unto any city, but the inhabitants thereof who lived in affluence, said, verily we found our fathers practising a religion: And we tread in their footsteps.
And even so, We did not send before you (Muhammad) any Warner into any town, but those who led easy lives in it (the wealthy or leisured) said, "Surely we found our fathers in a religion, and surely we will follow in their footsteps. "
And thus in no way did We send even before you any warner into a town, except that its (population) living in ease and luxury said, "Surely we found our fathers upon a course (Literally: a nation; a community; following a leadership pr a religion) and surely we are emulating (them) upon their tracks. "
And even so We sent not a warner before thee (Muhammad) into any township but its luxurious ones said: Lo! we found our fathers following a religion, and we are following their footprints.
Thus, We never sent an admonisher to a settlement before you but the decadent among them said. "We found our fathers following this way, and we are walking in their footsteps."
And thus it is: whenever We sent, before thy time, a warner to any community, those of its people who had lost themselves entirely in the pursuit of pleasures would always say, "Behold, we found our forefathers agreed on what to believe - and, verily, it is but in their footsteps that we follow!"
Similarly, whenever We sent a warner to a society before you ˹O Prophet˺, its ˹spoiled˺ elite would say, "We found our forefathers following a ˹particular˺ way, and we are walking in their footsteps."
And similarly, We did not send a warner to a town, except its carefree ones said: "We found our fathers following a certain way, and we are being guided in their footsteps. "
Invariably, when we sent a warner to any community, the leaders of that community would say, "We found our parents following certain practices, and we will continue in their footsteps."
And similarly, We did not send before you any warner into a city except that its affluent said, "Indeed, we found our fathers upon a religion, and we are, in their footsteps, following. "
And thus We sent not before thee into a city any warner save its opulent ones said: “We found our fathers upon a community, and we are following in their footsteps.”
Thus it is. Whenever We sent, before you, a Warner to a community, its luxurious ones said, "Behold, We found our fathers following a certain religion, and we are following their footprints."
And just the same way, whenever We sent a warner before you to any people, the wealthy ones among them said: "We found our fathers following a certain way and religion, and we will certainly follow their footsteps. "
Similarly, We did not send a warner to a town before you, but its affluent people said, "We have found our fathers on a certain way, and we are following their footprints."
And similarly, We did not send a warner to a town, except its carefree ones said: "We found our fathers following a certain way, and we are being guided in their footsteps."