Diyanet İşleri
Ey Peygamber! Allah'a karşı gelmekten sakın. Kafirlere ve münafıklara itaat etme. Şüphesiz Allah hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.
Ahzâb suresi · 1–8. ayetler
Bu bölümün ayetleri 4 mealde yan yana açılıyor; yukarıdaki listeden 27 Türkçe mealin herhangi birini açıp kapatabilirsiniz. Aralarındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz.
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir bölüme geçince öntanımlıya döner. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Ahzâb suresi, 1. ayet. يَٰٓأَيُّهَا ٱلنَّبِىُّ ٱتَّقِ ٱللَّهَ وَلَا تُطِعِ ٱلْكَٰفِرِينَ وَٱلْمُنَٰفِقِينَ إِنَّ ٱللَّهَ كَانَ عَلِيمًا حَكِيمًا
Ey Peygamber! Allah'a karşı gelmekten sakın. Kafirlere ve münafıklara itaat etme. Şüphesiz Allah hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.
Ey Peygamber! Allah'a karşı takvâlı (duyarlı) ol; kâfirlere ve münafıklara itaat etme! dipnot 1 Şüphesiz ki Allah bilendir, doğru hüküm verendir.
Sen ey peygamber! Allah'a karşı sorumlu davran! (Açıktan) inkar edenlere ve ikiyüzlü davrananlara uyma! Unutma ki Allah her şeyi bilendir, her hükmünde tam isabet edendir.
Ey Peygamber! Allah'a karşı sorumluluğunun bilincinde ol; hakikati inkar edenlerin ve ikiyüzlülerin söylediklerine uyma! Şüphesiz Allah her şeyi tam bilendir, hikmet sahibidir.
Ey Nebi! Allah'tan (açığa çıkarttıklarının sonuçlarını yaşatacağı için) korunanlardan ol! Hakikat bilgisini inkar edenlere ve münafıklara (ikiyüzlülere) uyma! Muhakkak ki Allah Aliym'dir, Hakiym'dir.
Ey Peygamber, Allah'tan sakın, kafirlere ve münafıklara itaat etme. Şüphesiz Allah, bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.
Ey Peygamber! Allah'tan sakın; kâfirlere ve münafıklara itaat etme. Şüphesiz Allah her şeyi hakkıyla bilendir; hikmet sahibidir.
Ey peygamber! Allah'a yönelik sorumluluk bilinci taşı; nankörlük edenlere ve ikiyüzlülere uyma. Kuşkusuz, Allah, Bilendir; Bilgelik ve Adaletle Yönetendir.
Ey Peygamber! Allah'a saygılı ol! İnkarcılara ve münafıklara itaat etme! Elbette Allah, her şeyi bilmektedir;her şeyi yerli yerince yapmaktadır.
Ey peygamber, ALLAH'ı gözet, inkarcılara ve ikiyüzlülere uyma. ALLAH Bilendir, Bilgedir.
Ey peygamber, ALLAH'ı gözet, inkarcılara ve ikiyüzlülere uyma. ALLAH Bilendir, Bilgedir.
Ey peygamber, Allah'tan kork, kafirlere ve münafıklara itaat etme. Muhakkak ki, Allah bilendir, hikmet sahibidir.
Ey o Peygamber! Allahdan kork ve kafirlere, münafıklara itaat etme, muhakkak ki Allah bir alim hakim bulunuyor
Ey Nebi! Allah'a takvalı ol. dipnot 1 Kafirlere ve Münafıklara uyma. dipnot 2 Kuşkusuz Allah, Her Şeyi Bilen'dir, En İyi Hüküm Veren'dir.
Ey Nebi! Allah'a takvalı ol. dipnot 1 Kafirlere ve münafıklara uyma. dipnot 2 Kuşkusuz Allah, Her Şeyi Bilen'dir, En İyi Hüküm Veren'dir.
Ey nebi! Allah'a takvalı ol. dipnot 1 Gerçeği yalanlayan nankörlere ve münafıklara uyma. dipnot 2 Kuşkusuz Allah, Her Şeyi Bilen'dir, En İyi Hüküm Veren'dir.
Ey Peygamber, Tanrı'dan sakın, kafirlere ve münafıklara itaat etme. Şüphesiz Tanrı, bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.
Ey peygamber, Allahdan kork. Kafirler ve münafıklara itaat etme. Şübhesiz ki Allah hakkıyle bilendir, yegane hüküm ve hikmet saahibidir.
Ey peygamber; Allah'tan kork ve kafirlere, münafıklara uyma. Muhakkak ki Allah; Alim, Hakim olandır.
(1-3) Ey Nebi Allah’tan sakın, kafirlere ve münafıklara uyma, Allah muhakkak bilendir, hâkimdir. Sana Rabbinden vahyolunana uy. Muhakkak ki Allah yaptıklarınızdan haberi olandır. Allah’a vekaletini ver / onu vekil tayin et, vekil olarak Allah yeterlidir.
Ey Nebi! Allah’tan kork, kâfirlere ve münafıklara itaat etme. Muhakkak Allah Alîmdir, Hakîmdir.
Ey peygamber, Allah'tan kork; kafirlere ve münafıklara ita'at etme. Şüphesiz Allah bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.
Ey Nebi! Allah'a karşı yanlış yapmaktan sakın! Kafirlere ve münafıklara /iki yüzlülere boyun eğme dipnot 1 . Şüphesiz Allah, daima bilen ve kararları doğru olandır.
Ey Nebi! Allah'tan çekin de görmezlikten gelenlere dipnot 1 ve iki yüzlülere dipnot 2 uyma, Allah bilir, doğru karar verir.
Ey Peygamber, Allah’tan sakın, kâfirlere ve münafıklara itaat etme! Allah, Alim'dir, Hakim'dir.
-Ey Peygamber, Allah'tan kork, kafirlere ve münafıklara itaat etme! Allah, alimdir, hakimdir.
Ey Peygamber! Allah'tan kork ve küfre batmışlarla münafıklara boyun eğme! Kuşkusuz, Allah Alim ve Hakim'dir.
Ahzâb suresi, 2. ayet. وَٱتَّبِعْ مَا يُوحَىٰٓ إِلَيْكَ مِن رَّبِّكَ إِنَّ ٱللَّهَ كَانَ بِمَا تَعْمَلُونَ خَبِيرًا
Rabbinden sana vahyolunana uy. Şüphesiz Allah, yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır.
Rabbinden sana vahyedilene uy! dipnot 1 Şüphesiz ki Allah yaptıklarınızdan haberdardır.
(Sadece) Rabbinden sana bildirilene uy: Çünkü Allah yaptığınız her bir şeyden haberdardır.
(Yalnız) Rabbinden sana vahiy yoluyla gelene uy, çünkü (ey insanlar,) Allah yaptığınız her şeyden tam haberdardır.
Rabbinden sana vahyolunana tabi ol. . . Muhakkak ki Allah, yaptıklarınızı (yaratan olarak) Habiyr'dir.
Sana Rabbinden vahyedilene uy. Şüphesiz Allah, yaptıklarınızdan haberdardır.
Rabbinden sana vahyedilene uy. Şüphesiz Allah, bütün yaptıklarınızdan haberdardır.
Ve Efendinden sana bildirilene bağlı kal. Kuşkusuz, Allah, yaptıklarınızdan Haberlidir.
Rabbinden sana vahyolunana uy! Şüphesiz ki Allah, yaptıklarınızdan haberdardır.
Efendinden sana vahiy edilene uy. ALLAH yaptığınız her şeyden haber almaktadır.
Rabbinden sana vahyedilene uy. ALLAH yaptığınız her şeyden haber almaktadır.
Rabbinden sana ne vahyolunuyorsa onun ardınca git, muhakkak ki, Allah ne yapıyorsanız haberdardır.
Ve rabbından sana ne vahyolunuyorsa onun ardınca git, muhakkak ki Allah ne yaparsanız habir bulunuyor
Rabb'inden sana vahyedilen neyse yalnızca ona uy. Kuşkusuz Allah, yaptığınız şeylerden haberdardır.
Rabbinden sana vahyedilen neyse yalnızca ona uy. Kuşkusuz Allah, yaptığınız şeylerden haberdardır.
Rabb'inden sana vahyedilen neyse yalnızca ona uy. Kuşkusuz Allah, yaptığınız şeylerden haberdardır.
Sana rabbinden vahyedilene uy. Şüphesiz Tanrı, yaptıklarınızdan haberdardır.
Sana Rabbinden ne vahy olunuyorsa ona uy. Muhakkak ki Allah ne yaparsanız hakkıyle haberdardır.
Rabbından sana vahyolunana uy. Muhakkak ki Allah; yaptıklarınızdan haberdar olandır.
(1-3) Ey Nebi Allah’tan sakın, kafirlere ve münafıklara uyma, Allah muhakkak bilendir, hâkimdir. Sana Rabbinden vahyolunana uy. Muhakkak ki Allah yaptıklarınızdan haberi olandır. Allah’a vekaletini ver / onu vekil tayin et, vekil olarak Allah yeterlidir.
Rabbinden sana vahyolunana uy. Şüphesiz Allah, yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır.
Rabbinden sana vahyedilene uy; muhakkak ki Allah yaptıklarınızı haber almaktadır.
Sen Rabbinden sana vahyedilene uy dipnot 1 . Allah, yaptığınız her şeyin iç yüzünden haberdardır.
Sana Rabbinden vahyolunana uy; Allah, yaptığınız her şeyin içyüzünü bilir.
Rabbinden sana vahyolunana uy! Çünkü Allah, yaptıklarınızdan haberdardır.
Rabbinden sana vahyolunana uy! Çünkü Allah, yaptıklarınızdan haberdardır.
Rabbinden sana vahyedilene uy! Allah, yapmakta olduklarınızdan en iyi biçimde haberdardır.
Ahzâb suresi, 3. ayet. وَتَوَكَّلْ عَلَى ٱللَّهِ وَكَفَىٰ بِٱللَّهِ وَكِيلًا
Allah'a tevekkül et, vekil olarak Allah yeter.
Allah'a güven! Vekil (güven kaynağı) olarak Allah yeter. dipnot 1
Ve yalnızca Allah'a dayan: zira dayanak olarak Allah yeter.
(Sadece) Allah'a güvenin, hiç kimse Allah kadar güvene layık olamaz.
Allah'a tevekkül et! Esma'sıyla hakikatin olan Allah, Vekiyl olarak yeterlidir!
Allah'a tevekkül et; vekil olarak Allah yeter.
Allah’a güven. Vekîl olarak Allah yeter.
Ve Allah'a güven. Koruyucu olarak, Allah yeterlidir.
Allah'a güven!Vekil olarak Allah yeter.
ALLAH'a güven. Koruyucu olarak ALLAH yeter.
ALLAH'a güven. Koruyucu olarak ALLAH yeter
Ve Allah'a tevekkül et ki, koruyucu olarak Allah yeter!
Ve Allaha tevekkül (ı'timad) kıl ki vekil Allah yeter
Allah'a tevekkül dipnot 1 et. Vekil dipnot 2 olarak Allah yeter.
Allah'a tevekkül dipnot 1 et. Vekil dipnot 2 olarak Allah yeter.
Allah'a tevekkül dipnot 1 et. Vekil dipnot 2 olarak Allah yeter.
Tanrı'ya tevekkül et; vekil olarak Tanrı yeter.
Allaha güvenib dayan. Koruyucu olarak Allah yeter.
Ve Allah'a tevekkül et. Vekil olarak Allah yeter.
(1-3) Ey Nebi Allah’tan sakın, kafirlere ve münafıklara uyma, Allah muhakkak bilendir, hâkimdir. Sana Rabbinden vahyolunana uy. Muhakkak ki Allah yaptıklarınızdan haberi olandır. Allah’a vekaletini ver / onu vekil tayin et, vekil olarak Allah yeterlidir.
Allah’a tevekkül et. Vekil olarak Allah yeter.
Allah'a dayan; vekil olarak Allah yeter.
Sen Allah'a güvenip dayan; vekil /dayanak olarak Allah yeter dipnot 1 .
Sen Allah'a güven, vekil olarak Allah yeter.
Allah’a tevekkül et. Çünkü, vekil olarak Allah yeter.
Allah'a dayan. Çünkü, vekil olarak Allah yeter.
Allah'a dayanıp güven! Vekil olarak Allah yeter.
Ahzâb suresi, 4. ayet. مَّا جَعَلَ ٱللَّهُ لِرَجُلٍ مِّن قَلْبَيْنِ فِى جَوْفِهِۦ وَمَا جَعَلَ أَزْوَٰجَكُمُ ٱلَّٰٓـِٔى تُظَٰهِرُونَ مِنْهُنَّ أُمَّهَٰتِكُمْ وَمَا جَعَلَ أَدْعِيَآءَكُمْ أَبْنَآءَكُمْ ذَٰلِكُمْ قَوْلُكُم بِأَفْوَٰهِكُمْ وَٱللَّهُ يَقُولُ ٱلْحَقَّ وَهُوَ يَهْدِى ٱلسَّبِيلَ
Allah, hiçbir adamın içine iki kalp koymamıştır. Kendilerine zıhar yaptığınız eşlerinizi de anneleriniz yapmamıştır. Yine evlatlıklarınızı da öz çocuklarınız (gibi) kılmamıştır. Bu, sizin ağızlarınızla söylediğiniz (fakat gerçekliği olmayan) sözünüzdür. Allah ise gerçeği söyler ve doğru yola iletir.
Allah hiçbir erkeğin (insanın) göğsünde iki kalp yaratmamıştır. Zıhar dipnot 1 yaptığınız eşlerinizi anneleriniz kılmamış ve evlatlıklarınızı da öz çocuklarınız yapmamıştır. dipnot 2 Bunlar sizin ağızlarınızdaki (boş) sözlerden ibarettir. Allah ise gerçeği söyler ve (doğru) yola O ulaştırır.
Allah hiç kimse için bir bedende iki kalp yaratmamıştır; aynen böyle, vücudunu annenizin vücudu gibi haram saydığınız eşlerinizi de hiçbir zaman sizin gerçek anneleriniz kılmamıştır; yine evlatlıklarınızı da sizin gerçek çocuklarınız kılmamıştır: bütün bunlar (düşünmeden) ağzınıza aldığınız boş laflardır; ne ki Allah yalın gerçeği söyler ve O hep doğru yolu gösterir.
Allah hiç kimseye tek bedende iki kalp vermemiştir ve (aynı şekilde,) "kendiniz için annelerinizin bedeni kadar haram" saydığınız eşlerinizi hiçbir zaman sizin (gerçek) anneleriniz kılmamış ve evlatlıklarınızı da (gerçek) çocuklarınız saymamıştır, bunlar ağzınıza doladığınız boş laflar(ın işaretlerin)den başka bir şey değildir; halbuki Allah (mutlak) doğruyu söyler ve (size) doğru yolu ancak O gösterir.
Allah hiçbir erkeğin göğüs boşluğunda iki kalp oluşturmamıştır! Kendilerinden zihar (eşini anası gibi kabullenerek kendine haram kılma) yaptığınız eşlerinizi, analarınız kılmamıştır. Evlatlık kabullendiklerinizi de oğullarınız kılmamıştır. Bunlar boş laflarınızdır! Allah Hakk'ı bildirir; doğru yola O hidayet eder!
Allah, bir adamın kendi (göğüs) boşluğu içinde iki kalp kılmadı ve kendilerini annelerinize benzeterek yemin konusu yaptığınız (zıharda bulunduğunuz) eşlerinizi sizin anneleriniz yapmadı, evlatlıklarınızı da sizin (öz) çocuklarınız saymadı. Bu, sizin (yalnızca) ağzınızla söylemenizdir. Allah ise, hakkı söyler ve (doğru olan) yola yöneltip iletir.
Allah, bir adamın içinde iki kalp yaratmadığı gibi, «zıhâr» yaptığınız eşlerinizi de analarınız yerinde tutmadı ve evlâtlıklarınızı da öz oğullarınız olarak tanımadı. Bunlar sizin ağızlarınıza geliveren sözlerden ibarettir. Allah ise gerçeği söyler ve doğru yola O eriştirir.
Allah, bir adamın içinde iki yürek yaratmamıştır. Ve sırt çevirdiğiniz eşlerinizi, anneleriniz yapmamıştır. Evlatlıklarınızı da oğullarınız saymamıştır. İşte bunlar, ağzınıza gelen sözlerdir. Oysa Allah, gerçeği söyler. Çünkü O, doğru yola eriştirir.
Allah, hiçbir insanın içine iki kalp koymamıştır. Zıhar yaptığınız/sırtlarını annenize benzettiğiniz eşlerinizi de analarınızıngibisaymadı ve evlatlıklarınızı da öz oğullarınız olarak tanımadı. Bunlar, sizin dillerinize doladığınız sözlerdir. Allah, gerçeği söylemektedir, doğru yola O iletir.
ALLAH hiçbir adamın içine iki kalp koymamıştır. Annenize benzeterek kendinize haram kıldığınız eşlerinizi annelerinize çevirmemiş, evlatlıklarınızı da öz çocuklarınız yapmamıştır. Tüm bunlar, ağzınızdan çıkan sözlerinizden ibarettir. ALLAH doğruyu söylüyor ve O doğru yola iletir. dipnot 1
ALLAH hiç bir adamın içine iki kalp koymamıştır. Annenize benzeterek kendinize haram kıldığınız eşlerinizi annelerinize çevirmemiş, evlatlıklarınızı da öz çocuklarınız yapmamıştır. Tüm bunlar, ağzınızdan çıkan sözlerinizden ibarettir. ALLAH doğruyu söylüyor ve O doğru yola iletir.
Allah bir adamın içinde iki kalp yapmamıştır. Kendilerinden zihar yaptığınız eşlerinizi anneleriniz yerine koymamıştır. Evlatlıklarınızı da oğullarınız yerine koymamıştır. Bunlar sizin ağzınızda lafınızdır. Allah ise gerçeği söylüyor ve doğru yolu gösteriyor.
Allah adam için içinde iki kalb yapmamıştır ve kendilerinden zıhar yaptığınız zevcelerinizi analarınız kılmamıştır, evlatlıklarınızı da oğullarınız kılmamıştır, O sizin ağzınızda lafınızdır, Allah ise hakkı söylüyor ve doğru yola hidayet eyliyor
Allah, hiç kimsenin bedenine iki kalp yerleştirmedi. Zihar dipnot 1 yaptığınız eşlerinizi, size anne yapmadı. Ve himayeniz altına aldıklarınızı dipnot 2 öz evladınız kılmadı. Bunlar sizin söylediğiniz boş sözlerdir. Allah gerçeği söyler. Ve doğru yola O iletir.
Allah, hiç kimsenin bedenine iki kalp yerleştirmedi. Zihar dipnot 1 yaptığınız eşlerinizi, size anne yapmadı. Ve himayeniz altına aldıklarınızı dipnot 2 öz evladınız kılmadı. Bunlar sizin söylediğiniz boş sözlerdir. Allah gerçeği söyler. Ve doğru yola O iletir.
Allah, hiç kimsenin bedenine iki kalp yerleştirmedi. Bedenlerini, annenizin bedeni gibi saydığınız dipnot 1 eşlerinizi, size anne yapmadı. Ve evlatlıklarınızı, sizin öz evladınız gibi saymadı. Bunlar, sizin söylediğiniz boş sözlerdir. Allah gerçeği söyler. Ve doğru yola O iletir.
Tanrı, bir adamın kendi (göğüs) boşluğu içinde iki kalp yapmadı ve kendilerine zıharda bulunduğunuz eşlerinizi sizin anneleriniz yapmadı, evlatlıklarınızı da sizin (öz) çocuklarınız saymadı. Bu sizin (yalnızca) ağzınızla söylemenizdir. Tanrı ise hakkı söyler ve (doğru olan) yola yöneltip iletir.
Allah bir adamın içinde iki kalb yaratmadı. Kendilerinden "zıhar" yapdığınız karılarınızı o, sizin analarınız (yerinde) tutmadı (ğı gibi) evladlıklarınızı da (öz) oğullarınız (gibi) tanımadı. Bu, sizin ağızlarınızdaki lafınızdır. Allah, hakkı söyler ve O, (doğru) yolu gösterir.
Allah, bir kişinin içinde iki kalb yaratmadı. Ve eşlerinizi, anneleriniz gibi kendinize haram saymanız için yaratmamıştır. Evladlıklarınızı da öz oğullarınız kılmamıştır. Bunlar, dillerinize doladığınız sözlerinizdir. Allah ise hakkı söyler. Ve O, yolu doğrultur.
(4-5) Allah bir adamın içinde iki kalp yaratmamıştır. Zıhar yaptığınız eşlerinizden / zevcelerinizden anneleriniz yapmamıştır. (Zıhar yapılan kadın annesi olmuyordu artık zevcesi de olamıyordu, bir başkası ile evlenemiyordu, evli sayılıyordu.) Evlatlıklarınızı da oğullarınız yapmamıştır , bunlar sadece ağızlarınızdan çıkan sözlerinizdir , Allah ise gerçeği / hakkı söyler, O, yola iletir / kılavuzluk eder. Onları / (evlatlıkları) babalarının adları ile çağırın, (evlatlık Zeyd b. Harise’dir, Zeyd b. Muhammed olmamıştır.) bu Allah katında daha adildir, eğer babalarını bilmiyorsanız onlar sizin kardeşlerinizdir, dostlarınızdır. Onlar hakkında bir hatanız olursa üzerinize bir günah yoktur , lakin kalplerinizin niyet ederek / taammüden yaptıklarından dolayı günah kazanırsınız, Allah bağışlayandır, esirgeyendir.
Allah, hiçbir adamın içine iki kalp yaratmamıştır. Zihâr yaptığınız ("Sen bana anamın sırtı gibisin" diyerek kendinize haram kıldığınız) eşlerinizi analarınız kılmamıştır. Evlat edindiğiniz kimseleri de öz oğullarınız kılmamıştır. Bunlar ağızlarınızla söylediğiniz sözlerinizden ibarettir. Allah hak olanı söyler, doğru yola ileten de odur.
Allah, bir adamın (göğüs) boşluğunda iki kalb yaratmadı ve zıhar yaptığınız (sen bana, annemin sırtı gibisin dediğiniz) eşlerinizi, sizin anneleriniz yapmadı; evlatlıklarınızı da sizin öz oğullarınız kılmadı. Bunlar sizin ağızlarınıza gelen sözlerinizdir. Allah gerçeği söyler ve O, doğru yola iletir.
Allah hiçbir erkeğin içine iki kalp koymamıştır. Zihar dipnot 1 yaptığınız eşlerinizi anneleriniz saymamıştır. Evlatlıklarınızı da kendi evladınız saymamıştır. Bunlar, dillerinize doladığınız (geçersiz) sözlerdir. Allah gerçeği söyler. O, doğru yolu gösterir.
Allah bir adamın içine iki kalp koymamış, zihar dipnot 1 yaptığınız eşlerinizi anneleriniz yapmamış, evlatlıklarınızı da sizin evladınız saymamıştır. Bunlar dillerinize doladığınız sözlerdir. Allah gerçeği söyler ve doğru yolu gösterir.
Allah, bir adamın içinde iki kalp yaratmamıştır. Kendilerine zıhar yaptığınız eşlerinizi de anneleriniz yapmamıştır. Evlatlıklarınızı da oğullarınız kılmamıştır. Bu sadece sizin ağzınızdan çıkan bir sözdür. Allah, hakkı söyler ve doğru yola hidayet eder.
Allah, bir adamın göğsünde iki kalp yaratmamıştır. Zıhar yaptığınız karılarınızı da anneleriniz yerine tutmadı. Evlatlıklarınızı da oğullarınız kılmamıştır. Bu sadece sizin ağzınızdan çıkan bir sözdür. Allah, gerçeği söyler ve doğru yolu gösterir.
Allah, bir adamın göğüs boşluğunda iki kalp yaratmamıştır. Zıhar yaptığınız eşlerinizi sizin anneniz yapmamıştır, evlatlıklarınızı da sizin oğullarınız kılmamıştır. Bu konularda söylediğiniz sözler, ağızlarınızın bir lakırdısıdır. Allah, hakkı söyler ve O, gerçek yola kılavuzlar.
Ahzâb suresi, 5. ayet. ٱدْعُوهُمْ لِـَٔابَآئِهِمْ هُوَ أَقْسَطُ عِندَ ٱللَّهِ فَإِن لَّمْ تَعْلَمُوٓا۟ ءَابَآءَهُمْ فَإِخْوَٰنُكُمْ فِى ٱلدِّينِ وَمَوَٰلِيكُمْ وَلَيْسَ عَلَيْكُمْ جُنَاحٌ فِيمَآ أَخْطَأْتُم بِهِۦ وَلَٰكِن مَّا تَعَمَّدَتْ قُلُوبُكُمْ وَكَانَ ٱللَّهُ غَفُورًا رَّحِيمًا
Onları babalarına nispet ederek çağırın. Bu, Allah katında daha (doğru ve) adaletlidir. Eğer babalarını bilmiyorsanız, onlar sizin din kardeşleriniz ve dostlarınızdır. Hata ile yaptığınız bir işte size hiçbir günah yoktur. Fakat kasten yaptığınız şeylerde size günah vardır. Allah, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.
Onları (evlatlıklarınızı, kendi) babaları(nın adıyla) çağırın! Allah katında en doğrusu budur. Babalarını bilmiyorsanız, (bu takdirde) onlar, din kardeşleriniz ve dostlarınızdır. Yanlışlıkla yaptıklarınızda size vebal yoktur fakat kalplerinizin kastettiği(nde vebal vardır). dipnot 1 Allah çok bağışlayandır, çok merhametlidir.
(Şu halde evlatlıkları) babalarına nisbet ederek çağırın, bu Allah katında daha hakkaniyetli bir davranıştır; eğer babalarının kim olduğunu bilmiyorsanız, zaten unutmayın ki onlar sizin din kardeşleriniz ve dostlarınızdır; bu konudaki yanılgılardan dolayı size bir vebal yoktur; fakat asıl kalbinizdeki kasıt (belirleyicidir): zaten Allah tarifsiz bir bağışlayıcı, eşsiz bir merhamet kaynağıdır.
(Evlatlık aldığınız çocuklara gelince,) onları (gerçek) babalarının isimleri ile çağırın! Bu, Allah nezdinde daha adaletli (bir davranış)tır; eğer babalarının kim olduğunu bilmiyorsanız, onları din kardeşleriniz ve arkadaşlarınız (olarak görün). Ama bu konuda yanılırsanız bir günah işlemiş olmazsınız, (asıl önemli olan) kalplerinizden geçendir, çünkü Allah gerçekten çok bağışlayıcıdır, rahmet kaynağıdır.
Onlara (evlatlık aldıklarınıza), babalarına nispetle hitap edin. . . Bu, Allah indinde daha adaletlidir. Eğer onların babalarını bilmiyorsanız, bu durumda onlar, sizin dinde kardeşleriniz ve dostlarınızdır. . . Hata yaptığınız şeyde üzerinize bir suç yoktur. . . Fakat kasıtlı düşünerek yaptıklarınız hariç. . . Allah Ğafur'dur, Rahıym'dir.
Onları (evlat edindiklerinizi) babalarına nisbet ederek çağırın; bu, Allah katında daha adildir. Eğer babalarını bilmiyorsanız artık onlar, dinde sizin kardeşleriniz ve dostlarınızdır. Hata olarak yaptıklarınızda ise, sizin için bir sakınca (bir vebal) yoktur. Ancak kalplerinizin kasıt gözeterek (taammüden) yaptıklarınızda vardır. Allah, bağışlayandır, esirgeyendir.
Onları (evlât edindiklerinizi kendi) babalarına nispet ederek çağırın. Allah yanında en doğrusu budur. Eğer babalarının kim olduğunu bilmiyorsanız, bu takdirde onları din kardeşleriniz ve görüp gözettiğiniz kimseler olarak kabul edin. Yanılarak yaptıklarınızda size vebal yok; fakat kalplerinizin bile bile yöneldiğinde günah vardır. Allah, çok bağışlayıcıdır; çok merhametlidir.
Onları, babalarının ismiyle çağırın. Böylesi, Allah'ın katında daha adaletlidir. Babalarını bilmiyorsanız, artık, din kardeşleriniz ve dostlarınız olurlar. Yürekleriniz kasıtlı olarak yaptıklarınızın dışında, yanlışlıkla yaptıklarınızda size suç yoktur. Çünkü Allah, Sınırsız Bağışlayandır; Merhametlidir.
Evlatlıklarınızı öz babaları adına çağrınız! Allah katında en doğru olan budur. Eğer babalarının kim olduğunu bilmiyorsanız, bu takdirde onları din kardeşleriniz ve görüp gözettiğiniz kimseler olarak kabul ediniz. Yanılarak yaptıklarınızda size günah yoktur; ama kalplerinizin bile bile yöneldiğinde günah vardır. Allah bağışlayandır; merhamet edendir.
Onları, öz babalarıyla bağlarını kesmeyecek biçimde çağırın. Bu davranış, ALLAH katında daha doğrudur. Babalarını bilmiyorsanız, o zaman onlar sizin din kardeşlerinizdir ve ailenizin bireyleridir. Kasıtlı olarak yaptıklarınız bir yana, yanılarak yaptığınız şeylerde size bir sorumluluk yoktur. ALLAH Bağışlayandır, Rahimdir.
Onları, öz babalarıyla bağlarını kesmeyecek biçimde çağırın. Bu davranış, ALLAH katında daha doğrudur. Babalarını bilmiyorsanız, o zaman onlar sizin din kardeşlerinizdir ve ailenizin bireyleridir. Kasıtlı olarak yaptıklarınız bir yana, yanılarak yaptığınız şeylerde size bir sorumluluk yoktur. ALLAH Bağışlayandır, Rahimdir.
Onları (evlatlıklarınızı) babalarına nisbet ederek çağırınız. Allah katında o daha doğrudur; eğer babalarını bilmiyorsanız dinde kardeşleriniz ve dostlarınızdır. Bununla beraber hata ettiklerinizde üzerinize bir günah yoktur. Fakat kalplerinizin kasdettiğinde (günah) vardır. Allah günahları örten, çok merhamet edendir.
Onları babaları namına çağırınız, Allah yanında o daha doğrudur, eğer babalarını bilmiyorsanız dinde kardeşleriniz ve yaranınız, (mevaliniz)dirler, bununla beraber hata ettiklerinizde üzerinize bir günah yoktur ve lakin kalblerinizin teammüd ettiğinde vardır, hem Allah gafur, rahim bulunuyor.
Onları dipnot 1 babalarına nispetle çağırın. dipnot 2 Bu Allah'ın yanında daha hakkaniyetlidir. Eğer babalarını bilmiyorsanız, artık onlar dinde kardeşleriniz ve sorumluluklarını üstlendiğiniz kimselerdir. Bilinçli olarak yaptığınız şeyler dışında, yanlışlıkla yaptıklarınızda sizin için bir günah yoktur. Allah, Çok Bağışlayıcı'dır, Rahmeti Kesintisiz'dir.
Onları dipnot 1 babalarına nispetle çağırın. dipnot 2 Bu Allah'ın yanında daha hakkaniyetlidir. Eğer babalarını bilmiyorsanız, artık onlar dinde kardeşleriniz ve sorumluluklarını üstlendiğiniz kimselerdir. Bilinçli olarak yaptığınız şeyler dışında, yanlışlıkla yaptıklarınızda sizin için bir günah yoktur. Allah, Çok Bağışlayıcı'dır, Rahmeti Kesintisiz'dir.
Onları dipnot 1 babalarına nispet edin. dipnot 2 Bu Allah'ın yanında daha adilcedir. Eğer babalarını bilmiyorsanız, artık onlar dinde kardeşleriniz ve sorumluluklarını üstlendiğiniz kimselerdir. Bilinçli olarak yaptığınız şeyler dışında, yanlışlıkla yaptıklarınızda sizin için bir günah yoktur. Allah, Çok Bağışlayıcı'dır, Rahmeti Kesintisiz'dir.
Onları (evlat edindiklerinizi) babalarına nisbet ederek çağırın; bu, Tanrı katında daha adildir. Eğer babalarını bilmiyorsanız artık onlar, dinde sizin kardeşleriniz ve dostlarınızdır. Hata olarak yaptıklarınızda ise, sizin için bir sakınca (bir vebal) yoktur. Ancak kalplerinizin kasıt gözeterek (taammüden) yaptıklarınızda vardır. Tanrı, bağışlayandır, esirgeyendir.
Onları babalarına nisbetle çağırın. Bu, Allah indinde daha doğrudur. Eğer babalarını (n kim olduğunu) bilmiyorsanız o halde (esasen) dinde kardeşleriniz (olmakla beraber) dostlarınızdır da. Hataa etdiklerinizde ise üstünüze bir vebal yokdur. Fakat kalblerinizin (kasd ve) teammüd etdiğinde (vebal) vardır. Allah çok yarlığayıcı, çok esirgeyicidir.
Onları babalarına nisbet ederek çağırın. Allah katında en doğru olan budur. Eğer babalarını bilmezseniz; o takdirde, onlar sizin din kardeşleriniz ve dostlarınızdır. Kalbinizden kasdederek yaptıklarınız dışında hatalarınızda size bir vebal yoktur. Ve Allah; Gafur, Rahim olandır.
(4-5) Allah bir adamın içinde iki kalp yaratmamıştır. Zıhar yaptığınız eşlerinizden / zevcelerinizden anneleriniz yapmamıştır. (Zıhar yapılan kadın annesi olmuyordu artık zevcesi de olamıyordu, bir başkası ile evlenemiyordu, evli sayılıyordu.) Evlatlıklarınızı da oğullarınız yapmamıştır , bunlar sadece ağızlarınızdan çıkan sözlerinizdir , Allah ise gerçeği / hakkı söyler, O, yola iletir / kılavuzluk eder. Onları / (evlatlıkları) babalarının adları ile çağırın, (evlatlık Zeyd b. Harise’dir, Zeyd b. Muhammed olmamıştır.) bu Allah katında daha adildir, eğer babalarını bilmiyorsanız onlar sizin kardeşlerinizdir, dostlarınızdır. Onlar hakkında bir hatanız olursa üzerinize bir günah yoktur , lakin kalplerinizin niyet ederek / taammüden yaptıklarından dolayı günah kazanırsınız, Allah bağışlayandır, esirgeyendir.
Evlatlıkları, babalarına nispet ederek çağırın. Bu, Allah katında daha adaletlidir. Eğer onların babalarını bilmiyorsanız, artık onlar sizin din kardeşleriniz ve dostlarınızdır. Hata ile yaptığınız bir işte size hiçbir günah yoktur. Fakat kasten yaptığınız şeylerde size günah vardır. Allah; çokça bağışlayandır, çokça merhamet edendir.
Onları babalarının adına bağlayarak çağırın; bu, Allah yanında daha adaletlidir. Eğer babalarını bilmiyorsanız, onlar sizin din kardeşleriniz ve dostlarınızdır. Yanılarak yaptığınızda size bir günah yok, fakat kalblerinizin bile bile yaptığında günah vardır. Allah çok bağışlayan, çok esirgeyendir.
Onları babalarına nisbet ederek isimlendirin dipnot 1 . Allah katında düzgün olan odur. Babalarını bilmiyorsanız onlar din kardeşleriniz ve yakın dostlarınızdır. Hata yaptığınız bir konuda size günah yoktur ama kalpten kasıtlı olarak yaptığınız öyle değildir. Allah, daima bağışlayan ve ikramı bol olandır.
Evlatlıklarınızı babalarının adıyla çağırın, Allah katında doğru olan budur. Babalarını bilmiyorsanız onlar din kardeşleriniz ve dostlarınızdır. Yürekten kasıtlı olarak yapmadıktan sonra hata ile söylediğiniz sözlerden dolayı size bir günah yoktur. Allah, bağışlar ve ikram eder.
Evlatlıkları, babalarına nispet ederek çağırın, bu Allah katında adalete daha yakındır. Eğer onların babalarını bilmiyorsanız, artık onlar sizin din kardeşleriniz ve dostlarınızdır. Yanılarak yaptıklarınızda size günah yok; fakat kalplerinizin kasıtlı olarak yaptıkları böyle değildir. Allah, çokça bağışlayandır, çokça merhamet edendir.
Evlatlıkları, babalarına nisbet ederek çağırın, bu Allah katında daha doğrudur. Eğer onların babalarını bilmiyorsanız, artık onlar sizin din kardeşleriniz ve yardımcılarınızdır. Bu konuda bir hata yapmışsanız, size günah yoktur. Fakat, kalplerinizin kasıtlı olarak yaptıkları böyle değildir. Allah, bağışlayan ve merhamet edendir.
Evlatlıklarınızı öz babalarına nispet ederek çağırın! Böyle yapmanız Allah katında adalete daha uygundur. Eğer onların babalarını bilmiyorsanız, o takdirde onlar sizin din kardeşleriniz ve dostlarınızdır. Yanılarak işlediğiniz şeyde, üzerinize günah yoktur; fakat kalplerinizin kastetmiş oldukları müstesna. Ve Allah Gafur ve Rahim'dir.
Ahzâb suresi, 6. ayet. ٱلنَّبِىُّ أَوْلَىٰ بِٱلْمُؤْمِنِينَ مِنْ أَنفُسِهِمْ وَأَزْوَٰجُهُۥٓ أُمَّهَٰتُهُمْ وَأُو۟لُوا۟ ٱلْأَرْحَامِ بَعْضُهُمْ أَوْلَىٰ بِبَعْضٍ فِى كِتَٰبِ ٱللَّهِ مِنَ ٱلْمُؤْمِنِينَ وَٱلْمُهَٰجِرِينَ إِلَّآ أَن تَفْعَلُوٓا۟ إِلَىٰٓ أَوْلِيَآئِكُم مَّعْرُوفًا كَانَ ذَٰلِكَ فِى ٱلْكِتَٰبِ مَسْطُورًا
Peygamber, mü'minlere kendi canlarından daha önce gelir. Onun eşleri de mü'minlerin analarıdır. Aralarında akrabalık bağı olanlar, Allah'ın Kitab'ına göre, (miras konusunda) birbirleri için (diğer) mü'minlerden ve muhacirlerden daha önceliklidirler. Ancak dostlarınıza bir iyilik yapmanız başka. Bu (hüküm) Kitap'ta yazılıdır.
Peygamber, müminlere kendi canlarından daha yakındır; eşleri de onların (ümmetin) anneleridir. dipnot 1 Allah'ın kitabına göre yakınlık sahibi olanlar, (vârislik bakımından) birbirlerine (diğer) müminler ve muhacirlerden daha uygundurlar. Ancak, dostlarınıza uygun bir (vasiyet) yapmanız hariçtir. Bu (uygulamamız), Kitapta yazılı bir (hükmümüz)dür.
Peygamber inananlara kendi öz varlıklarından daha öncelikli gelir; (o onlara baba gibi olduğundan) eşleri de onların anneleridir. Böyle olduğu halde, Allah'ın yasasında yer aldığına göre akraba olanların birbirleri üzerindeki hakları mü'minlerden ve muhacirlerden daha önceliklidir; ancak, geri kalan dostlarınıza da iyi davranmak durumundasınız: zaten bu da yasada kayıtlıdır.
Peygamber, müminler üzerinde, onlar(ın kendileri üzerinde sahip olduğun)dan daha büyük hak sahibidir ve (onu bir baba gibi gördüklerinden) Peygamber'in eşleri onların anneleridir, (bu şekilde) yakın olanlar, Allah'ın buyruğu gereğince, birbirleri üzerinde (Yesrib'deki) müminlerden ve (Allah rızası için oraya) göç etmiş olanlardan daha fazla hak sahibidirler. Ancak (öteki) yakın dostlarınıza karşı da en güzel şekilde davranmalısınız, bu (da) Allah'ın buyruğu gereğidir.
En Nebi, iman edenlere, kendi benliklerinden daha önceliklidir! Onun eşleri onların (iman edenlerin) analarıdır! Akrabalar da Allah'ın Kitabında (diğer) iman edenlerden ve muhacirlerden, (mirasça) birbirlerine daha önceliklidirler. . . Dostlarınıza dinen iyilik işlemeniz hariç. . . Bu, Bilgi'den bir hükümdür.
Peygamber, mü'minler için kendi nefislerinden daha evladır ve onun zevceleri de onların anneleridir. Rahim sahipleri (akrabalar) de, Allah'ın Kitabında birbirlerine öteki mü'minlerden ve muhacirlerden daha yakındır. Ancak dostlarınıza maruf üzere yapacaklarınız başka; bunlar Kitapta yazılmış bulunmaktadır.
Peygamber, müminlere kendi canlarından daha yakındır. Eşleri, onların analarıdır. Akraba olanlar, Allah’ın Kitabına göre, (mirasçılık bakımından) birbirlerine diğer müminlerden ve muhacirlerden daha yakındırlar; ancak, dostlarınıza uygun bir vasiyet yapmanız müstesnadır. Bunlar Kitap’ta yazılı bulunmaktadır.
Peygamber, inananlara, kendi benliklerinden daha yakındır. Onun eşleri de onların anneleridir. Allah'ın Kitabı'nda, yakın akrabalar, diğer inananlara ve göç etmiş olanlara göre birbirlerine daha yakındır. Dostlarınıza iyilik yapmanız başkadır. İşte bunlar, Kitap'ta kayıtlıdır.
Peygamber, müminlere kendilerinden daha yakındır. Peygamber'in eşleri müminlerin anneleridir. Akraba olanlar, Allah'ın kitabına göre, birbirlerine diğer müminlerden ve muhacirlerden daha yakındırlar. Ancak, dostlarınıza uygun bir vasiyet yapmanız istisnadır. Bunlar kitapta yazılı bulunmaktadır.
Peygamber, iman edenlere, kendilerinden daha yakındır ve hanımları ise anneleridir. ALLAH'ın kitabına göre, iman edenler, göçedenlerden kendilerine akraba olanlara daha öncelikli davranmalıdır. Ancak dostlarınıza iyilik yapmanız hariç. Bunlar, bu kitapta yasallaşmıştır.
Peygamber, inananlara, kendilerinden daha yakındır ve hanımları ise anneleridir. ALLAH'ın kitabına göre, inananlar, göçedenlerden kendilerine akraba olanlara daha öncelikli davranmalıdır. Ancak dostlarınıza iyilik yapmanız hariç. Bunlar, bu kitapta yasallaşmıştır.
Peygamber, mü'minler nazarında kendi canlarından daha önce gelir; hanımları da analarınızdır. Akraba da (miras bakımından) Allah'ın Kitab'ına göre birbirlerine, öteki mü'minlerden ve muhacirlerden daha yakındırlar. Ancak dostlarınıza uygun bir vasiyet yapmanız müstesnadır. O Kitapta yazılı bulunuyor.
Peygamber, mü'minlere nefislerinden daha evladır, zevceleri de analarınızdır, ülülerham (akriba) da Allahın kitabında birbirlerine diğer mü'minlerden ve muhacirlerden daha evladırlar. Ancak dostlarınıza bir ma'ruf (bir vasıyyet) yapmanız müstesna, kitabda o yazılı bulunuyor
Nebi, İman Edenler için kendi canlarından daha yakındır. O'nun eşleri onların anneleridir. Aralarında aile bağı olanlar; Allah'ın Kitap'ına göre birbirlerine, diğer Mü'minler'den dipnot 1 ve muhacirlerden dipnot 2 daha yakındırlar. dipnot 3 Ancak velilerinize dipnot 4 yapacağınız iyilik hariç. İşte bunlar Kitap'ta dipnot 5 kayıtlıdır.
Nebi, inananlar için kendi canlarından daha yakındır. O'nun eşleri onların anneleridir. Aralarında aile bağı olanlar; Allah'ın Kitap'ına göre birbirlerine, diğer mü'minlerden dipnot 1 ve muhacirlerden dipnot 2 daha yakındırlar dipnot 3 . Ancak velilerinize dipnot 4 yapacağınız iyilik hariç. İşte bunlar Kitap'ta dipnot 5 kayıtlıdır.
Nebi, inananlar için kendi canlarından daha yakındır. O'nun eşleri onların anneleridir. Aralarında aile bağı olanlar; Allah'ın Kitap'ına göre -evliyaya dipnot 1 yapılacak iyilik hariç- birbirlerine, diğer mü'minlerden dipnot 2 ve muhacirlerden dipnot 3 daha yakındırlar dipnot 4 . İşte bunlar Kitap'ta dipnot 5 kayıtlıdır.
Peygamber, inançlılar için kendi nefslerinden daha evladır ve onun zevceleri de onların anneleridir. Rahim sahipleri (akrabalar) de Tanrı'nın Kitabında birbirlerine öteki inançlılardan ve muhacirlerden daha yakındır. Ancak dostlarınıza maruf üzere yapacaklarınız başka; bunlar Kitapta yazılmış bulunmaktadır.
O peygamber, mü'minlere öz nefislerinden evladır. Zevceleri (mü'minlerin) analarıdır. Akrabaa da Allahın kitabında birbirine diğer mü'minlerden ve Muhacirlerden daha yakındırlar. Şu kadar ki dostlarınız için her hangi bir iyilikde bulunmanız müstesna. Bu, kitabda yazılıdır.
Peygamber; mü'minler için kendi öz nefislerinden daha evladır. Onun eşleri ise onların anneleridir. Akraba olanlar da Allah'ın kitabında birbirlerine diğer mü'minlerden ve muhacirlerden daha yakındırlar. Dostlarınıza yapacağınız uygun bir vasiyet başkadır. Bu, Kitab'da yazılmıştır.
(6-8) Nebi, müminlere kendi nefislerinden daha önceliklidir ve eşleri de anneleridir. Allah’ın kitabında rahimdaş olduklarınızın bazıları bazılarına nazaran müminler ve muhacirlerden daha önceliklidir , siz dostlarınıza ancak, örfe uygun / tanınan bilinen bir şekilde davranabilirsiniz, bu, yazılmış kitapta böyleydi. Biz nebilerden bir vakit söz aldık, senden de söz aldık, Nuh’tan, İbrahim’den, Musa’dan, Meryem oğlu İsa’dan da söz aldık , sadıkların bağlılığını / sıdkını test etmek için onlardan zorlayıcı söz aldık, kafirler içinse acıtıcı bir azap hazırladık.
Peygamber, Müminlere kendi canlarından daha önce gelir. Onun eşleri de Müminlerin analarıdır. Aralarında akrabalık bağı olanlar, Allah’ın kitabına göre, (miras konusunda) birbirileri için (diğer) Müminlerden ve muhacirlerden daha önceliklidirler. Ancak dostlarınıza bir iyilik yapmanız başka. Bu (hüküm) kitapta yazılıdır.
Peygamber, mü'minlere canlarından ileridir. Onun eşleri de onların anneleridir. Rahim sahipleri (anne tarafından akrabalar) da Allah'ın Kitabında birbirlerine öteki mü'minlerden ve Muhacirlerden daha yakındırlar. Ancak dostlarınıza bir iyilik yapmanız (bir vasiyyet etmeniz) hariç (yaptığınız o vasiyyet yerine getirilir). Bunlar Kitapta yazılmıştır.
Bu Nebi, müminler için kendi canlarından önce gelir dipnot 1 . Nebinin eşleri de onların anneleridir dipnot 2 . Allah'ın Kitabında, kan bağı ile akraba olanlardan her biri diğerine (miras konusunda), müminlerden ve muhacirlerden dipnot 3 önce gelir dipnot 4 . Yakın dostlarınıza, marufa /Kur'an hükümlerine uygun olarak bir iyilik yapmanız bunun dışındadır. Bunlar bu kitapta yazılıdır dipnot 5 .
Bu Nebi, müminler için kendi canlarından önce gelir; eşleri de onların anneleridir. Allahın kitabında akrabalar birbirlerine, mü'minlerden ve muhacirlerden dipnot 1 daha yakındırlar. (Allah'ın Kitabında dipnot 2 (mirasta) öncelik,birbirine akraba olmaktan dolayıdır; mümin veya muhacir olmaktan dolayı değildir.) Dostlarınıza bir iyilik yapmanız bunun dışındadır. Bu da zaten bu Kitapta yazılıdır. dipnot 3 "
Peygamber, müminlere kendi canlarından daha evlâdır/yakındır. Onun eşleri de, anneleridir. Akraba olanlar, Allah'ın Kitabında (miras bakımından) birbirlerine diğer müminlerden ve muhacirlerden daha yakındırlar. Ancak dostlarınıza bir iyilik yapacak olmanız müstesna. Bu, kitapta yazılmış bulunmaktadır.
Peygamber, müminlere kendi nefislerinden daha üstündürler. Onun eşleri de, anneleridir. Allah'ın kitabında, akraba olanlar, birbirlerine diğer müminlerden ve muhacirlerden daha yakındırlar. Ancak, dostlarınıza kitapta yazılı olduğu gibi, iyilik yapmanız mümkündür.
O peygamber, müminlere öz benliklerinden daha dost, daha yakındır. Onun eşleri de o müminlerin anneleridir. Anne tarafından akraba olanlar da Allah'ın Kitabı'nda, birbirlerine diğer müminlerden ve muhacirlerden daha yakındırlar. Ancak yakın dostlarınız için örfe uygun bir vasiyette bulunmanız müstesnadır. Bu, Kitap'ta satırlara geçirilmiştir.
Ahzâb suresi, 7. ayet. وَإِذْ أَخَذْنَا مِنَ ٱلنَّبِيِّـۧنَ مِيثَٰقَهُمْ وَمِنكَ وَمِن نُّوحٍ وَإِبْرَٰهِيمَ وَمُوسَىٰ وَعِيسَى ٱبْنِ مَرْيَمَ وَأَخَذْنَا مِنْهُم مِّيثَٰقًا غَلِيظًا
Hani biz peygamberlerden sağlam söz almıştık. Senden, Nuh'tan, İbrahim, Musa ve Meryem oğlu İsa'dan da. Evet biz, onlardan sapa sağlam bir söz almıştık.
Hani biz, peygamberlerden söz almıştık; senden de, Nuh'tan, İbrahim'den, Musa'dan ve Meryem oğlu İsa'dan da. Onlardan sağlam bir söz almıştık. dipnot 1
Hani bir zaman da tüm peygamberlerden söz almıştık; senden, Nuh'tan, İbrahim'den, Musa'dan ve Meryem oğlu İsa'dan... İşte bütün bunlardan sapasağlam bir söz aldık;
Ve bir zaman Biz bütün peygamberlerden sağlam taahhütler almıştık. Senden, (ey Muhammed,) ve Nuh'dan, İbrahim'den, Musa'dan ve Meryem oğlu İsa'dan. Onların (hepsinden) güçlü, sağlam bir taahhüt aldık,
Hani biz Nebilerden taahhüt almıştık; senden, Nuh, İbrahim, Musa ve Meryemoğlu İsa'dan da. . . Onlardan (bu ayette bahsedilen Nebilerden) ağır bir taahhüt aldık.
Hani biz peygamberlerden kesin sözlerini almıştık; senden, Nuh'tan, İbrahim'den, Musa'dan ve Meryem oğlu İsa'dan. Biz onlardan sapasağlam bir söz almıştık.
Hani biz peygamberlerden söz almıştık; senden, Nuh'tan, İbrahim'den, Musa'dan ve Meryem oğlu İsa'dan da. (Evet) biz onlardan pek sağlam bir söz aldık.
Peygamberlerden kesin söz aldık. Senden, Nuh'tan, İbrahim'den, Musa'dan ve Meryem Oğlu İsa'dan da kesin söz aldık.
Bütün peygamberlerden,senden, Nuh'tan, İbrahim'den, Musa'dan, Meryem oğlu İsa'dan söz aldığımızı hatırla! Biz onların hepsinden sağlam bir söz aldık.
Nebilerden (peygamberlerden) misak (söz) almıştık. Senden, Nuh'tan, İbrahim'den, Musa'dan ve Meryem oğlu İsa'dan... Onlardan sapasağlam bir söz almıştık.
Nebilerden (peygamberlerden) misak (söz) almıştık. Senden, Nuh'dan, İbrahim'den, Musa'dan ve Meryem oğlu İsa'dan... Onlardan sapasağlam bir söz almıştık.
Unutma o peygamberlerden kesin sözlerini aldığımız vakti! Hele senden, Nuh, İbrahim, Musa, Meryem oğlu İsa'dan ki, onlardan ağır bir söz aldık.
Ve unutma o Peygamberlerden misaklarını aldığımız vakti, hele senden ve Nuh ve İbrahim ve Musa ve Isa ibni Meryemden ki onlardan ağır bir misak aldık
Hani Biz, Nebilerden kesin söz almıştık. Ve senden, Nuh'tan, İbrahim'den, Musa'dan ve Meryem Oğlu İsa'dan, hepsinden sağlam söz aldık.
Hani Biz, nebilerden kesin söz almıştık. Ve senden, Nuh'tan, İbrahim'den, Musa'dan ve Meryem oğlu Îsa'dan, hepsinden sağlam söz aldık.
Hani Biz, nebilerden kesin söz almıştık. Ve senden, Nuh'tan, İbrahim'den, Musa'dan ve Meryem oğlu İsa'dan, hepsinden sağlam söz aldık.
Hani biz peygamberlerden kesin sözlerini almıştık; senden, Nuh'tan, İbrahim'den, Musa'dan ve Meryem oğlu İsa'dan. Biz onlardan sapasağlam bir söz almıştık.
Hatırla o zaman" ki biz peygamberlerden misaklarını almışdık. Senden de, Nuuhdan da, İbrahimden de, Musa ile Meryemin oğlu İsadan da. (Evet) biz onlardan (öyle) sapasağlam bir misaak aldık.
Hani Biz; peygamberlerden söz almıştık. Senden de, Nuh'tan da, İbrahim' den de, Musa'dan da, Meryem Oğlu İsa'dan da. Ve onlardan ağır bir misak almıştık.
(6-8) Nebi, müminlere kendi nefislerinden daha önceliklidir ve eşleri de anneleridir. Allah’ın kitabında rahimdaş olduklarınızın bazıları bazılarına nazaran müminler ve muhacirlerden daha önceliklidir , siz dostlarınıza ancak, örfe uygun / tanınan bilinen bir şekilde davranabilirsiniz, bu, yazılmış kitapta böyleydi. Biz nebilerden bir vakit söz aldık, senden de söz aldık, Nuh’tan, İbrahim’den, Musa’dan, Meryem oğlu İsa’dan da söz aldık , sadıkların bağlılığını / sıdkını test etmek için onlardan zorlayıcı söz aldık, kafirler içinse acıtıcı bir azap hazırladık.
Hani biz peygamberlerden sağlam söz almıştık. Senden, Nûh’tan, İbrahim, Mûsâ ve Meryem oğlu İsâ’dan da. Evet biz, onlardan sapasağlam bir söz almıştık.
Biz peygamberlerden, (verdiğimiz elçilik görevini yapmak ve hak dine da'vet etmek hususunda) kuvvetle ahidlerini almıştık, senden, Nuh'dan, İbrahim'den, Musa'dan ve Meryem oğlu İsa'dan, (evet) onlardan sapasağlam söz almıştık.
Unutma ki nebilerden söz aldık dipnot 1 . Senden de; Nuh, İbrahim, Musa ve Meryem oğlu İsa'dan da... Evet, her birinden sağlam söz aldık dipnot 2 .
Unutma ki, bütün nebilerden söz aldık. Senden, Nuh'dan, İbrahim'den, Musa'dan, Meryem oğlu İsa'dan... Her bir nebiden sağlam söz aldık.
Peygamberlerden sağlam söz almıştık. Senden, Nuh’tan, İbrahim’den, Musa’dan ve Meryemoğlu İsa’dan. Onlardan sapa sağlam söz almıştık.
Peygamberlerden söz almıştık. Senden, Nuh'tan, İbrahim'den, Musa'dan ve Meryemoğlu İsa'dan... Onlardan büyük bir söz almıştık.
Biz, peygamberlerden misaklarını almıştık. Senden de misak aldık. Nuh'tan, İbrahim'den, Musa'dan, Meryem oğlu İsa'dan, bunların hepsinden kuvvetli bir sözleşmeyle misak aldık;
Ahzâb suresi, 8. ayet. لِّيَسْـَٔلَ ٱلصَّٰدِقِينَ عَن صِدْقِهِمْ وَأَعَدَّ لِلْكَٰفِرِينَ عَذَابًا أَلِيمًا
(Allah, bunu) doğru kimseleri doğruluklarından hesaba çekmek için (yapmıştır.) Kafirlere de elem dolu bir azap hazırlamıştır.
(Allah bu sözü), doğru kişilerin doğruluklarını sorgulasın diye (almıştı). Kâfirler için de elem verici bir azap hazırlamıştır.
ta ki O, sözlerine sadık kalanların sadakatlerine buldukları karşılığın hesabını sorabilsin: zira O, inkarcılar için acıklı bir azap hazırlamıştır.
ki, (zamanın bitiminde) O, bu hak davanın temsilcilerine hakikate sadık kalmalarını(n yeryüzünde nasıl bir karşılık gördüğünü) sorabilsin. Ve O, hakikati inkar edenlerin tümü için acı bir azap hazırlamıştır!
Sadıklara sıdklarının gereği sorulsun (denensinler bu konuda) diye. . . Hakikat bilgisini inkar edenler için ise feci bir azap hazırlamıştır.
Doğru olanlara doğruluk (ve bağlılık)larını (Allah'ın) sorması için. Kafirlere ise acı bir azab hazırlamıştır.
Allah bu sözü doğruları doğruluklarıyla sorumlu kılmak için aldı. Kâfirler için de çok acıklı bir azap hazırladı.
Doğru olanlara, doğruluklarını sorsun diye. Nankörlük edenlere ise acı bir ceza hazırlamıştır.
Allah, o doğru kişilere ne söylediklerini soracaktır. Allah inkar edenler için de acıklı bir azap hazırlamıştır.
Böylece doğrulardan doğruluklarını soracağız. İnkarcılar içinse acı bir azap hazırlamıştır.
Böylece doğrulardan doğruluklarını soracağız. İnkarcılar içinse acı bir azap hazırlamıştır.
(Bunu) doğrulara doğruluklarından sorması için (yaptı). Kafirler için ise acı bir azap hazırladık.
Sadıklara sadakatlerinden soracağı için, kafirler için ise elim bir azab hazırladık
Ki, doğru kimselere, doğruluklarını sorsun. dipnot 1 Ve Kafirlere de acı verecek bir azap hazırladı.
Ki, doğru kimselere, doğruluklarını sorsun. dipnot 1 Ve Kafirlere dipnot 2 de acı verecek bir azap hazırladı.
Ki, doğru kimselere, doğruluklarını sorsun. dipnot 1 Ve gerçeği yalanlayan nankörlere de acı verecek bir azap hazırladı.
Doğru olanlara doğruluk (ve bağlılık)larını (Tanrı'nın) sorması için. Kafirlere ise acı bir azab hazırlamıştır.
Taki (Allah) o saadıklara sadakatları sorsun. O kafirler için pek acıklı bir azab hazırladı.
Sadıklardan sadakatlarını sormak için. Ve O kafirlere elim bir azab hazırlamıştır.
(6-8) Nebi, müminlere kendi nefislerinden daha önceliklidir ve eşleri de anneleridir. Allah’ın kitabında rahimdaş olduklarınızın bazıları bazılarına nazaran müminler ve muhacirlerden daha önceliklidir , siz dostlarınıza ancak, örfe uygun / tanınan bilinen bir şekilde davranabilirsiniz, bu, yazılmış kitapta böyleydi. Biz nebilerden bir vakit söz aldık, senden de söz aldık, Nuh’tan, İbrahim’den, Musa’dan, Meryem oğlu İsa’dan da söz aldık , sadıkların bağlılığını / sıdkını test etmek için onlardan zorlayıcı söz aldık, kafirler içinse acıtıcı bir azap hazırladık.
(Allah, bunu) doğru kimseleri doğruluklarından hesaba çekmek için (yapmıştır.) Kâfirlere de elem dolu bir azap hazırlamıştır.
(Böyle yaptık) Ki (Allah), o doğrulara doğruluklarından sorsun. Kafirlere de acı bir azab hazırlamıştır.
Allah bunu, doğru söyleyenlerin dipnot 1 samimiyetlerini sorgulamak için yaptı. Kafirlere de acıklı bir azap hazırladı.
Bunu, sözlerini tutanların dürüstlüklerini (sadıkların sadakatlerini) sorgulamak için yaptık. Kafirlere de (verdiği sözü görmezden gelenlere) acıklı bir azaphazırladık dipnot 1
Allah (bu sözü), doğrulardan doğruluklarını sormak ve kâfirlere elim bir azap hazırlamak için almıştır.
Doğrulara doğruluklarından sormak ve inkarcılara da acı bir azap hazırlamak için...
Ki Allah, özüyle sözü bir olanlardan doğruluklarını sorsun. Küfre batmışlara ise korkunç bir azap hazırlamıştır.
Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. Öntanımlı açık dört meal öncelik sırasına göredir; listeden hepsi açılabilir.