Ahzâb suresi · 35–40. ayetler

Müslüman erkekler ve kadınlar; Zeyd; peygamberlerin sonuncusu

Bu bölümün ayetleri 4 mealde yan yana açılıyor; yukarıdaki listeden 27 Türkçe mealin herhangi birini açıp kapatabilirsiniz. Aralarındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz.

Hangi mealler görünsün? 4 / 27 açık

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir bölüme geçince öntanımlıya döner. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

  1. Ahzâb suresi, 35. ayet — bütün mealleriyle aç

    Ahzâb suresi, 35. ayet. إِنَّ ٱلْمُسْلِمِينَ وَٱلْمُسْلِمَٰتِ وَٱلْمُؤْمِنِينَ وَٱلْمُؤْمِنَٰتِ وَٱلْقَٰنِتِينَ وَٱلْقَٰنِتَٰتِ وَٱلصَّٰدِقِينَ وَٱلصَّٰدِقَٰتِ وَٱلصَّٰبِرِينَ وَٱلصَّٰبِرَٰتِ وَٱلْخَٰشِعِينَ وَٱلْخَٰشِعَٰتِ وَٱلْمُتَصَدِّقِينَ وَٱلْمُتَصَدِّقَٰتِ وَٱلصَّٰٓئِمِينَ وَٱلصَّٰٓئِمَٰتِ وَٱلْحَٰفِظِينَ فُرُوجَهُمْ وَٱلْحَٰفِظَٰتِ وَٱلذَّٰكِرِينَ ٱللَّهَ كَثِيرًا وَٱلذَّٰكِرَٰتِ أَعَدَّ ٱللَّهُ لَهُم مَّغْفِرَةً وَأَجْرًا عَظِيمًا

    Diyanet İşleri

    Şüphesiz müslüman erkeklerle müslüman kadınlar, mü'min erkeklerle mü'min kadınlar, itaatkar erkeklerle itaatkar kadınlar, doğru erkeklerle doğru kadınlar, sabreden erkeklerle sabreden kadınlar, Allah'a derinden saygı duyan erkekler, Allah'a derinden saygı duyan kadınlar, sadaka veren erkeklerle sadaka veren kadınlar, oruç tutan erkeklerle oruç tutan kadınlar, namuslarını koruyan erkeklerle namuslarını koruyan kadınlar, Allah'ı çokça anan erkeklerle çokça anan kadınlar var ya, işte onlar için Allah bağışlanma ve büyük bir mükafat hazırlamıştır.

    Mehmet Okuyan

    Müslüman erkekler ve müslüman kadınlar, mümin erkekler ve mümin kadınlar, (Allah'a) itaatkâr erkekler ve (Allah'a) itaatkâr kadınlar, doğru olan erkekler ve doğru olan kadınlar, sabreden erkekler ve sabreden kadınlar, (Allah'a saygı gösteren) mütevazı erkekler ve (Allah'a saygı gösteren) mütevazı kadınlar, sadaka veren erkekler ve sadaka veren kadınlar, oruç tutan erkekler ve oruç tutan kadınlar, namuslarını koruyan erkekler ve (namuslarını) koruyan kadınlar, Allah'ı çok hatırlayan erkekler ve (Allah'ı çok) hatırlayan kadınlar var ya, işte Allah bunlar için bir bağışlanma ve büyük bir ödül hazırlamış (olacak)tır. dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Ayetin sonundaki [hum] zamiri, burada kadınlara özel bir hüküm söz konusu olmadığı için erkek ve kadın bütün müminleri içermektedir. Yani cennet, sadece erkeklerin değil, aynı zamanda sayılan özelliklere sahip kadınların da ödül yeridir.

    Mustafa İslamoğlu

    Şüphesiz Allah'a tam teslim olmuş bütün erkekler ve kadınlar, O'na güvenip inanmış bütün erkekler ve kadınlar, O'na adanmış bütün erkekler ve kadınlar, ahdine sadık bütün erkekler ve kadınlar, sıkıntılara karşı direnen bütün erkekler ve kadınlar, (Allah'a karşı) derin bir saygıyla titreyen bütün erkekler ve kadınlar, (Allah'a) sadakatlerini servetlerini yoksullarla paylaşarak isbat eden bütün erkekler ve kadınlar, benliklerini denetim altına alıp oruç tutan bütün erkekler ve kadınlar, iffetlerini koruyan bütün erkekler ve kadınlar, Allah'ı sürekli hatırda tutan bütün erkekler ve kadınlar... (İşte) bunlara Allah sınırsız bir bağış ve muhteşem bir ödül hazırlamıştır.

    Muhammed Esed

    Gerçek şu ki, Allah'a teslim olmuş bütün erkekler ve kadınlar, inanan bütün erkekler ve kadınlar, kendilerini adamış bütün erkekler ve kadınlar, sözlerine sadık bütün erkekler ve kadınlar, sıkıntılara göğüs geren bütün erkekler ve kadınlar, (Allah'ın karşısında) güçsüzlüğünü anlayan bütün erkekler ve kadınlar, karşılıksız yardımda bulunan bütün erkekler ve kadınlar, nefislerini kontrol eden bütün erkekler ve kadınlar, iffetleri üzerine titreyen bütün erkekler ve kadınlar ve Allah'ı durmaksızın anan bütün erkekler ve kadınlar için, (evet,) bunlar(ın tümü) için Allah, mağfiret ve büyük bir mükafat hazırlamıştır.

    Ahmed Hulusi

    Muhakkak ki İslam'ı kabul etmiş erkekler ve İslam'ı kabul etmiş kadınlar, iman eden erkekler ve iman eden kadınlar, itaat eden erkekler ve itaat eden kadınlar, sadık (sözünü yerine getiren) erkekler ve sadık kadınlar, sabreden erkekler ve sabreden kadınlar, huşu eden (hakikati fark etmenin getirisi olan hassasiyet hali) erkekler ve huşu eden kadınlar, tasaddukta bulunan (sadaka - zekat veren) erkekler ve tasaddukta bulunan kadınlar, orucu yaşayan erkekler ve orucu yaşayan kadınlar, ırzlarını koruyan erkekler ve ırzlarını koruyan kadınlar, Allah'ı çok zikreden (hatırlayan) erkekler ve zikreden kadınlar var ya, işte Allah onlar için bir mağfiret ve Aziym bir ecir hazırlamıştır.

    Ali Bulaç

    Şüphesiz, müslüman erkekler ve müslüman kadınlar, mü'min erkekler ve mü'min kadınlar, gönülden (Allah'a) itaat eden erkekler ve gönülden (Allah'a) itaat eden kadınlar, sadık olan erkekler ve sadık olan kadınlar, sabreden erkekler ve sabreden kadınlar, saygıyla (Allah'tan) korkan erkekler ve saygıyla (Allah'tan) korkan kadınlar, sadaka veren erkekler ve sadaka veren kadınlar, oruç tutan erkekler ve oruç tutan kadınlar, ırzlarını koruyan erkekler ve (ırzlarını) koruyan kadınlar, Allah'ı çokca zikreden erkekler ve (Allah'ı çokca) zikreden kadınlar; (işte) bunlar için Allah bir bağışlanma ve büyük bir ecir hazırlamıştır.

    Ali Özek ve heyeti

    Müslüman erkekler ve müslüman kadınlar, mümin erkekler ve mümin kadınlar, taata devam eden erkekler ve taata devam eden kadınlar, doğru erkekler ve doğru kadınlar, sabreden erkekler ve sabreden kadınlar, mütevazi erkekler ve mütevazi kadınlar, sadaka veren erkekler ve sadaka veren kadınlar, oruç tutan erkekler ve oruç tutan kadınlar, ırzlarını koruyan erkekler ve (ırzlarını) koruyan kadınlar, Allah'ı çok zikreden erkekler ve zikreden kadınlar var ya; işte Allah, bunlar için bir mağfiret ve büyük bir mükâfat hazırlamıştır.

    Ali Rıza Safa

    Teslim olmuş erkekler ve teslim olmuş kadınlar, inanan erkekler ve inanan kadınlar, içtenlikle bağlı erkekler ve içtenlikle bağlı kadınlar, sözlerine bağlı erkekler ve sözlerine bağlı kadınlar, dirençli olan erkekler ve dirençli olan kadınlar, saygılı erkekler ve saygılı kadınlar, karşılıksız yardımda bulunan erkekler ve karşılıksız yardımda bulunan kadınlar, oruç tutan erkekler ve oruç tutan kadınlar, eşey organlarını gözeten erkekler ve kadınlar, Allah'ı çok anan erkekler ve kadınlar; Allah, onlar için, bağışlanma ve büyük bir ödül hazırlamıştır.

    Bayraktar Bayraklı

    Müslüman kadınlar ve Müslüman erkekler; mümin erkekler ve mümin kadınlar; itaat eden erkekler, itaat eden kadınlar; özü-sözü doğru erkekler, özü-sözü doğru kadınlar; sadaka veren erkekler, sadaka veren kadınlar; oruç tutan erkekler, oruç tutan kadınlar; ırzlarını koruyan erkekler, ırzlarını koruyan kadınlar; Allah'ı çok anan erkekler, Allah'ı çok anan kadınlar var ya; işte Allah bunlar için bir af ve büyük bir ödül hazırlamıştır.

    Edip Yüksel

    Müslüman erkekler ve Müslüman kadınlar, gerçeği onaylayan erkekler ve gerçeği onaylayan kadınlar, söz dinleyen erkekler ve söz dinleyen kadınlar, doğru sözlü erkekler ve doğru sözlü kadınlar, sabreden erkekler ve sabreden kadınlar, saygılı erkekler ve saygılı kadınlar, yardımsever erkekler ve yardımsever kadınlar, oruç tutan erkekler ve oruç tutan kadınlar, iffetli erkekler ve iffetli kadınlar, ALLAH'ı çok anan erkekler ve çok anan kadınlar; işte ALLAH onların hepsine bağışlanma ve büyük bir ödül hazırlamıştır.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Müslüman erkekler ve müslüman kadınlar, inanan erkekler ve inanan kadınlar, söz dinleyen erkekler ve söz dinleyen kadınlar, doğru sözlü erkekler ve doğru sözlü kadınlar, sabreden erkekler ve sabreden kadınlar, saygılı erkekler ve saygılı kadınlar, yardımsever erkekler ve yardımsever kadınlar, oruç tutan erkekler ve oruç tutan kadınlar, iffetli erkekler ve iffetli kadınlar, ALLAH'ı çok anan erkekler ve çok anan kadınlar; işte ALLAH onların hepsine bağışlanma ve büyük bir ödül hazırlamıştır.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Bütün müslüman erkekler, müslüman kadınlar, mümin erkekler, mümin kadınlar, itaat eden erkekler, itaat eden kadınlar, doğruluk yapan erkekler, doğruluk yapan kadınlar, sabreden erkekler, sabreden kadınlar, mütevazi erkekler, mütevazi kadınlar, zekat veren erkekler, zekat veren kadınlar, oruç tutan erkekler, oruç tutan kadınlar, ırzlarını koruyan erkekler ve kadınlar, Allah'ı çok anan erkekler ve kadınlar yok mu, işte bunlara Allah bir bağışlama ve büyük bir mükafat hazırlamıştır.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Bütün müslimler ve müslimeler, mü'minler ve mü'mineler, kanitler ve kaniteler, sadıklar ve sadıkalar, haşı'ler ve haşialar, mütesaddıklar ve mütesaddikalar, saimler ve saimeler, ırzlarını koruyan erkekler ve kadınlar Allahı çok anan zakirler ve zakireler hep bunlara Allah bir mağrifet ve bir büyük ecir hazırlamıştır

    Erhan Aktaş

    Müslim erkekler ve Müslim kadınlar, Mü'min erkekler ve Mü'min kadınlar, adanmış erkekler ve adanmış kadınlar, dipnot 1 sadık erkekler ve sadık kadınlar, sabreden erkekler ve sabreden kadınlar, huşulu dipnot 2 erkekler ve huşulu kadınlar, sadaka veren erkekler ve sadaka veren kadınlar, saim olan dipnot 3 erkekler ve saim olan dipnot 3 kadınlar, ırzlarını koruyan erkekler ve ırzlarını koruyan kadınlar ve Allah'ı çok zikreden erkekler ve Allah'ı çok zikreden kadınlar; dipnot 4 Allah, onlar için bağışlanma ve büyük bir ödül hazırlamıştır.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Kendilerini Allah'a adamış.
    2. metne dön, dipnot 2
      Allah'a içtenlikle, samimiyetle yönelen.
    3. metne dön, dipnot 3
      Kendilerine hakim olan. Kelimenin bu ayetteki anlamı oruç tutmak değil "kendisine hakim" olmaktır. Bu kelime ister yiyecek ister söz ister hareket olsun bir şey yapmaktan geri durmak demektir. Durgun rüzgara, Güneş'in gökte tam tepe noktasındaki duruşu olan günün tam ortasına savm denmektedir.
    4. metne dön, dipnot 4
      Allah'ın buyruklarını dikkate alan, Allah'ı akıllarından çıkarmayan.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Müslüman erkekler ve Müslüman kadınlar, mü'min erkekler ve mü'min kadınlar, adanmış erkekler ve adanmış kadınlar, dipnot 1 sadık erkekler ve sadık kadınlar, sabreden erkekler ve sabreden kadınlar, huşulu dipnot 2 erkekler ve huşulu kadınlar, sadaka veren erkekler ve sadaka veren kadınlar, saim olan dipnot 3 erkekler ve saim olan dipnot 3 kadınlar, ırzlarını koruyan erkekler ve ırzlarını koruyan kadınlar ve Allah'ı çok zikreden erkekler ve Allah'ı çok zikreden kadınlar dipnot 4 ; Allah, onlar için bağışlanma ve büyük bir ödül hazırlamıştır.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Kendilerini Allah'a adamış.
    2. metne dön, dipnot 2
      Allah'a içtenlikle, samimiyetle yönelen.
    3. metne dön, dipnot 3
      Kendilerine hakim olan. Sözcüğün bu ayetteki anlamı oruç tutmak değil "kendisine hakim" olmaktır. Bu sözcük ister yiyecek ister söz ister hareket olsun bir şey yapmaktan geri durmak demektir. Durgun rüzgara, Güneşin gökte tam tepe noktasındaki duruşu olan günün tam ortasına savm denmektedir.
    4. metne dön, dipnot 4
      Allah'ın buyruklarını dikkate alan, Allah'ı akıllarından çıkarmayan.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Müslüman erkekler ve Müslüman kadınlar, mü'min erkekler ve mü'min kadınlar, adanmış erkekler ve adanmış kadınlar, dipnot 1 sadık erkekler ve sadık kadınlar, sabreden erkekler ve sabreden kadınlar, huşulu dipnot 2 erkekler ve huşulu kadınlar, sadaka veren erkekler ve sadaka veren kadınlar, oruç tutan erkekler ve oruç tutan kadınlar, ırzlarını koruyan erkekler ve ırzlarını koruyan kadınlar ve Allah'ı çok zikreden erkekler ve Allah'ı çok zikreden kadınlar dipnot 3 ; Allah, onlar için bağışlanma ve büyük bir ödül hazırlamıştır.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Kendilerini Allah'a adamış.
    2. metne dön, dipnot 2
      Allah'a içtenlikle, samimiyetle yönelen.
    3. metne dön, dipnot 3
      Allah'ın buyruklarını dikkate alan, Allah'ı akıllarından çıkarmayan.

    Gültekin Onan

    Şüphesiz, müslüman erkekler ve müslüman kadınlar, inançlı (erkek)ler ve inançlı (kadın)lar, gönülden (Tanrı'ya) itaat eden erkekler ve gönülden (Tanrı'ya) itaat eden kadınlar, sadık olan erkekler ve sadık olan kadınlar, sabreden erkekler ve sabreden kadınlar, saygıyla (Tanrı'dan) korkan erkekler ve saygıyla (Tanrı'dan) korkan kadınlar, sadaka veren erkekler ve sadaka veren kadınlar, oruç tutan erkekler ve oruç tutan kadınlar, ırzlarını koruyan erkekler ve (ırzlarını) koruyan kadınlar, Tanrı'yı çokca zikreden erkekler ve (Tanrı'yı çokca) zikreden kadınlar; (işte) bunlar için Tanrı bir bağışlanma ve büyük bir ecir hazırlamıştır.

    Hasan Basri Çantay

    Şübhesiz ki (Allahın emrine) ram olan erkeklerle (Allahın emrine) ram olan kadınlar, iman eden erkeklerle iman eden kadınlar, taate devam eden erkeklerle taate devam eden kadınlar, saadık erkeklerle saadık kadınlar, sabreden erkeklerle sabreden kadınlar, mütevazi olan erkeklerle mütevazi olan kadınlar, sadaka veren erkeklerle sadaka veren kadınlar, oruç tutan erkeklerle oruç tutan kadınlar, gizli yerlerini (haramdan) koruyan erkeklerle gizli yerlerini (haramdan) koruyan kadınlar, Allahı çok zikreden erkeklerle (Allahı) çok zikreden kadınlar (işte) bunlar için Allah mağfiret ve büyük mükafat (lar) hazırlamışdır.

    İbni Kesir

    Doğrusu müslüman erkeklerle, müslüman kadınlar; mü'min erkeklerle, mü' min kadınlar; taata devam eden erkeklerle, taata devam eden kadınlar; sadık erkeklerle, sadık kadınlar; sabreden erkeklerle, sabreden kadınlar; huşu' eden erkeklerle, huşu'eden kadınlar; sadaka veren erkeklerle, sadaka veren kadınlar; oruç tutan erkeklerle, oruç tutan kadınlar; iffetlerini koruyan erkeklerle, iffetlerini koruyan kadınlar; Allah'ı çokça zikreden erkeklerle, çokça zikreden kadınlar; işte onlar için, Allah; mağfiret ve büyük bir mükafat hazırlamıştır.

    Mehmet Alagaş

    (35-36) Muhakkak ki Müslüman erkekler ve Müslüman kadınlar, iman eden erkekler ve iman eden kadınlar, boyun eğen erkekler ve boyun eğen kadınlar, sözüne sadık erkekler ve sözüne sadık kadınlar, sabreden erkekler ve sabreden kadınlar, tedirgin erkekler ile tedirgin kadınlar, sadaka veren erkekler ile sadaka veren kadınlar, oruç tutan erkekler ve oruç tutan kadınlar, namusunu koruyan erkekler ve kadınlar, ve Allah’ı çokça hatırına getiren erkekler ve kadınlar, Allah onlara bağışlanma ve büyük bir ecir hazırlamıştır. (Teslim ol, mümin ol, boyun eğ, sadık ol, sabırlı ol, tedirgin ol, sadaka ver oruç tut iffetini koru Allah’ı hatırla) Erkek Mümin ve Kadın Mümin için Allah ve Resulü bir işi n hükmünü verdiklerinde onların o işlerde artık, bir seçim hakları yoktur. Allah ve Resulüne kim isyan ederse, kesinlikle apaçık bir sapıklığa sapmıştır.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Şüphesiz Müslüman erkeklerle Müslüman kadınlar, Mümin erkeklerle Mümin kadınlar, itaatkâr erkeklerle itaatkâr kadınlar, sadık olan erkeklerle sadık olan kadınlar, sabreden erkeklerle sabreden kadınlar, Allah’a zilletle boyun eğen erkeklerle boyun eğen kadınlar, sadaka veren erkeklerle sadaka veren kadınlar, oruç tutan erkeklerle oruç tutan kadınlar, iffetlerini koruyan erkeklerle iffetlerini koruyan kadınlar, Allah’ı çok zikreden erkeklerle çok zikreden kadınlar var ya; işte Allah, onlar için mağfiret ve büyük bir mükâfat hazırlamıştır.

    Süleyman Ateş

    Müslüman erkekler ve müslüman kadınlar, mü'min erkekler ve mü'min kadınlar, ta'ate devam eden erkekler ve ta'ate devam eden kadınlar, doğru erkekler ve doğru kadınlar; sabreden erkekler ve sabreden kadınlar, (Allah'a) saygılı erkekler ve saygılı kadınlar, sadaka veren erkekler ve sadaka veren kadınlar, oruç tutan erkekler ve oruç tutan kadınlar, ırzlarını koruyan erkekler ve (ırzlarını) koruyan kadınlar, Allah'ı çok zikreden erkekler ve zikreden kadınlar; (İşte) Allah bunlar için bağış ve büyük bir mükafat hazırlamıştır.

    Süleymaniye Vakfı

    Şüphesiz ki Allah; kendisine tam teslim olan erkekler ile kendisine tam teslim olan kadınlara, inanıp güvenen erkeklerle inanıp güvenen kadınlara, içtenlikle boyun eğen erkeklerle içtenlikle boyun eğen kadınlara, özü sözü bir olan erkeklerle özü sözü bir olan kadınlara, sabırlı /duruşunu bozmayan erkeklerle sabırlı kadınlara, ona derin saygı duyan erkeklerle ona derin saygı duyan kadınlara, zekat (sadaka) veren erkeklerle zekat (sadaka) veren kadınlara, oruç tutan erkeklerle oruç tutan kadınlara, edep yerlerini koruyan erkeklerle edep yerlerini koruyan kadınlara, Allah'ı (onun sözlerini) çokça hatırlayan erkeklerle çokça hatırlayan kadınlara mağfiret dipnot 1 /bağışlanma ve büyük bir ödül hazırlamıştır dipnot 2 .

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      İstiğfar, "söz ve davranışla mağfiret talep etmek"tir. Mağfiret ise, Allah'ın, kulunu azaptan korumasıdır (Müfredat). "Başı koruyan zırhlı başlık" anlamındaki "miğfer" kelimesi de aynı köktendir.
    2. metne dön, dipnot 2

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Allah'a teslim olan erkekler ile Allah'a teslim olan kadınlar, inanan erkeklerle inanan kadınlar, samimiyetle boyun eğen erkeklerle samimiyetle boyun eğen kadınlar, özü sözü bir olan erkeklerle özü sözü bir olan kadınlar, sabırlı erkeklerle sabırlı kadınlar, gönülden bağlı erkeklerle gönülden bağlı kadınlar, zekat ve sadaka veren erkeklerle zekat ve sadaka veren kadınlar, oruç tutan erkeklerle oruç tutan kadınar, edep yerlerini koruyan erkeklerle edep yerlerini koruyan kadınlar, Allah'ı çokça hatırlayan erkeklerle onu hatırlayan kadınlar; işte Allah, bütün bunlar için bağışlanma ve büyük bir karşılık hazırlamıştır.

    Şaban Britch

    (Allah’a) teslim olmuş erkek ve kadınlar, İman eden erkekler ve iman eden kadınlar, İtaat eden erkekekler ve itaat eden kadınlar, Doğru, sadık erkekler ve doğru, sadık kadınlar, Sabreden erkekler ve sabreden kadınlar, huşu içinde olan erkekler ve kadınlar, Sadaka veren erkekler ve sadaka veren kadınlar, Oruç tutan erkekler ve oruç tutan kadınlar, iffetlerini/Irzlarını koruyan erkekler ve iffetlerini/ırzlarını koruyan kadınlar, Allah’ı çok zikreden erkekler ve çok zikreden kadınlar.. Allah, onlar için mağfiret ve büyük bir mükâfat hazırladı.

    Şaban Piriş

    (Allah'a) teslim olmuş erkek ve kadınlar, iman eden erkekler ve iman eden kadınlar, itaat eden erkekekler ve itaat eden kadınlar, doğru, sadık erkekler ve doğru, sadık kadınlar, sabreden erkekler ve sabreden kadınlar, mütevazı erkekler ve mütevazı kadınlar, sadaka veren erkekler ve sadaka veren kadınlar, oruç tutan erkekler ve oruç tutan kadınlar, ırzlarını koruyan erkekler ve ırzlarını koruyan kadınlar, Allah'ı çok zikreden erkekler ve çok zikreden kadınlar... Allah, onlar için mağfiret ve büyük bir ödül hazırladı.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Allah şu kişiler için bir affediş ve büyük bir ödül hazırlamıştır: Müslüman erkekler, Müslüman kadınlar, mümin erkekler, mümin kadınlar, itaat eden erkekler, itaat eden kadınlar, özü sözü doğru erkekler, özü sözü doğru kadınlar, sabreden erkekler, sabreden kadınlar, Allah korkusuyla ürperen erkekler, Allah korkusuyla ürperen kadınlar, sadaka veren erkekler, sadaka veren kadınlar, oruç tutan erkekler, oruç tutan kadınlar, ırz ve iffetlerini koruyan erkekler, ırz ve iffetlerini koruyan kadınlar, Allah'ı çok anan erkekler, Allah'ı çok anan kadınlar.

  2. Ahzâb suresi, 36. ayet — bütün mealleriyle aç

    Ahzâb suresi, 36. ayet. وَمَا كَانَ لِمُؤْمِنٍ وَلَا مُؤْمِنَةٍ إِذَا قَضَى ٱللَّهُ وَرَسُولُهُۥٓ أَمْرًا أَن يَكُونَ لَهُمُ ٱلْخِيَرَةُ مِنْ أَمْرِهِمْ وَمَن يَعْصِ ٱللَّهَ وَرَسُولَهُۥ فَقَدْ ضَلَّ ضَلَٰلًا مُّبِينًا

    Diyanet İşleri

    Allah ve Resulü bir iş hakkında hüküm verdikleri zaman, hiçbir mü'min erkek ve hiçbir mü'min kadın için kendi işleri konusunda tercih kullanma hakları yoktur. Kim Allah'a ve Resulüne karşı gelirse, şüphesiz ki o apaçık bir şekilde sapmıştır.

    Mehmet Okuyan

    Allah ve Elçisi bir işe hükmettiği zaman, mümin erkek ve kadına işleri konusunda tercih hakkı yoktur. Kim Allah'a ve Elçisine isyan ederse elbette apaçık bir sapkınlığa düşmüş olur.

    Mustafa İslamoğlu

    Allah ve Rasulü bir konuda hüküm verdiği zaman, inanan bir erkek ve kadının kendi işlerinde kişisel tercihlerine göre hareket etmeleri düşünülemez: zira kim Allah ve Rasulü'ne isyan ederse, işte o apaçık bir sapıklığa gömülmüş olur.

    Muhammed Esed

    Allah ve Elçisi bir konuda hüküm verdikten sonra artık inanmış bir erkek ve kadının kendileriyle ilgili konularda tercih serbestisi yoktur; (bu, hakkı kendinde görerek) Allah'a ve Elçisi'ne isyan eden kimse, apaçık bir sapkınlığa düşmüş olur.

    Ahmed Hulusi

    Allah ve Rasulü bir iş hakkında hükmettiklerinde, iman etmiş bir erkek ve iman etmiş bir kadının, o işlerinde, kendileri için tercih - seçim hakkı yoktur! Kim Allah'a ve Rasulüne isyan ederse (uygulamazsa), gerçekten apaçık yanlış olan bir inanca sapmıştır!

    Ali Bulaç

    Allah ve Resulü, bir işe hükmettiği zaman, mü'min bir erkek ve mü'min bir kadın için o işte kendi isteklerine göre seçme hakkı yoktur. Kim Allah'a ve Resulü'ne isyan ederse, artık gerçekten o, apaçık bir sapıklıkla sapmıştır.

    Ali Özek ve heyeti

    Allah ve Rasûlü bir işe hüküm verdiği zaman, inanmış bir erkek ve kadına o işi kendi isteklerine göre seçme hakkı yoktur. Her kim Allah ve Rasûlüne karşı gelirse, apaçık bir sapıklığa düşmüş olur.

    Ali Rıza Safa

    Allah ve O'nun elçisi, bir konuda yargı verdiği zaman, inanmış bir erkek ve inanmış bir kadının, kendi isteklerine göre edimlerini belirleme hakkı yoktur. Allah'a ve O'nun elçisine kim karşı gelirse, apaçık bir sapkınlığa sürüklenir.

    Bayraktar Bayraklı

    Allah ve Peygamberi bir işi emrettiğinde, hiçbir inanmış erkek ve kadının o işte tercih hakkı yoktur. Kim, Allah'ın ve Peygamberinin emrine aykırı hareket ederse, kesinlikle apaçık bir sapıklığa düşmüş olur.

    Edip Yüksel

    ALLAH ve elçisi bir işte hüküm verdiği zaman, hiçbir gerçeği onaylayan erkek ve kadın o işte seçim hakkına sahip değildir. Kim ALLAH'a ve elçisine isyan ederse açık bir biçimde sapmış olur.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    ALLAH ve elçisi bir işte hüküm verdiği zaman, hiçbir inanan erkek ve kadın o işte seçim hakkına sahip değildir. Kim ALLAH'a ve elçisine isyan ederse açık bir biçimde sapmış olur.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Bununla beraber, Allah ve Rasulü bir işe karar verdiği zaman, gerek inanan bir erkeğin gerek inanan bir kadının kendilerine ait bir işte tercih hakları olamaz. Her kim Allah'a ve peygamberine asi olursa açık bir sapıklık etmiş olur.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Bununla beraber gerek bir mü'min için ve gerek bir mü'mine, Allah ve Resulü bir işe huküm verdiği zaman o işlerinden ihtiyar kendilerinin olmak olamaz ve her kim Allah ve Resulüne asıy olursa açık bir sapıklık etmiş olur

    Erhan Aktaş

    Allah ve Resul'ü bir konuda karar verdiği zaman, dipnot 1 hiçbir İman Eden erkek ve İman Eden kadın için, o konuda tercih hakkı yoktur. Kim Allah ve Resul'üne asilik ederse o, açık bir sapkınlıkla sapmış olur.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bkz. 24:52. ayetin 1. dipnotu.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Allah ve Resul'ü bir konuda karar verdiği zaman dipnot 1 , hiçbir inanan erkek ve inanan kadın için, o konuda tercih hakkı yoktur. Kim Allah ve Resul'üne asilik ederse o, açık bir sapkınlıkla sapmış olur.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      3:32. Ayet dipnotu.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Allah ve Rasul'ü bir konuda karar verdiği zaman, hiçbir inanan erkek ve inanan kadın için, o konuda tercih hakkı yoktur. Kim Allah'a ve Rasul'üne asilik ederse o, açık bir sapkınlıkla sapmış olur.

    Gültekin Onan

    Tanrı ve Resulü, bir buyruğa hükmettiği (kada) zaman, inançlı bir erkek ve inançlı bir kadın için o buyrukta kendi isteklerine göre seçme hakkı yoktur. Kim Tanrı'ya ve Resulü'ne isyan ederse, artık gerçekten o apaçık bir sapıklıkla sapmıştır.

    Hasan Basri Çantay

    Allah ve peygamberi bir işe hüküm etdiği zaman gerek mü'min olan bir erkek, gerek mü'min olan bir kadın için (ona aykırı olacak) işlerinde kendilerine muhayyerlik yokdur. Kim Allaha ve Resulüne isyan ederse muhakkak ki o, apaçık bir sapıklıkla yolunu sapıtmışdır.

    İbni Kesir

    Allah ve Rasulü bir şeye hükmettiği zaman; ne mü'min erkekler için ne de mü'min kadınlar için artık işlerinde bir seçme hakkı olamaz. Kim de Allah'a ve Rasulüne isyan ederse; şüphesiz ki apaçık bir sapıklıkla sapmış olur.

    Mehmet Alagaş

    (35-36) Muhakkak ki Müslüman erkekler ve Müslüman kadınlar, iman eden erkekler ve iman eden kadınlar, boyun eğen erkekler ve boyun eğen kadınlar, sözüne sadık erkekler ve sözüne sadık kadınlar, sabreden erkekler ve sabreden kadınlar, tedirgin erkekler ile tedirgin kadınlar, sadaka veren erkekler ile sadaka veren kadınlar, oruç tutan erkekler ve oruç tutan kadınlar, namusunu koruyan erkekler ve kadınlar, ve Allah’ı çokça hatırına getiren erkekler ve kadınlar, Allah onlara bağışlanma ve büyük bir ecir hazırlamıştır. (Teslim ol, mümin ol, boyun eğ, sadık ol, sabırlı ol, tedirgin ol, sadaka ver oruç tut iffetini koru Allah’ı hatırla) Erkek Mümin ve Kadın Mümin için Allah ve Resulü bir işi n hükmünü verdiklerinde onların o işlerde artık, bir seçim hakları yoktur. Allah ve Resulüne kim isyan ederse, kesinlikle apaçık bir sapıklığa sapmıştır.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Allah ve Rasûlü bir iş hakkında hüküm verdikleri zaman, hiçbir Mümin erkek ve hiçbir Mümin kadına o işi kendi isteklerine göre seçme hakkı yoktur. Her kim, Allah'a ve Rasûlüne karşı gelirse apaçık bir sapıklığa düşmüş olur.

    Süleyman Ateş

    Allah ve Resulü, bir işte hüküm verdiği zaman, artık inanmış bir erkek ve kadının, o işi kendi isteklerine göre seçme hakkı yoktur. Kim Allah'a ve Resulüne karşı gelirse, apaçık bir sapıklığa düşmüş olur.

    Süleymaniye Vakfı

    Allah ve resulü dipnot 1 bir işe karar verdiği zaman artık mü'min bir erkeğin ve mü'min bir kadının dipnot 2 , o konuda tercih hakkı yoktur dipnot 3 . Kim, Allah'a ve resulüne karşı gelirse açık bir şekilde sapmış olur. dipnot 4

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Resul (رسول), "birine gönderilen söz" anlamına geldiği gibi "o sözü iletmek için gönderilen elçi" anlamına da gelir. (Müfredat). Allah'ın elçilerinin görevi, onun sözlerini insanlara ulaştırmaktır. Bu sebeple Kur'an'da geçen Allah'ın resulü (رسول اللّه) ifadelerinde asıl vurgu ayetleredir. Muhammed aleyhisselam öldüğü için bizim muhatabımız olan resul, sadece Kur'an'dır (Al-i İmran 3/144). Bu ve bir sonraki ayet, nebi ve resul kavramları arasındaki farkı göstermektedir. Ahzab 33/36. ayette, Allah ve rasulünün bir işe karar vermesi durumunda hiçbir müminin farklı bir tercihte bulunma hakkının olamayacağı, aksi bir davranışın Allah ve resulüne başkaldırma kabul edileceği açık bir şekilde belirtilmiştir. Ahzab 33/37. ayette ise çok dikkat çekici bir örnek üzerinden, mutlak bağlayıcı otoritenin nebinin şahsına verilmediği, nebi vasfıyla onun her isteğine mutlak itaatin gerekmeyeceği öğretilmiş olmaktadır. Nebinin emirlerine uymak marufa uygunluk şartına bağlı iken (Mümtehine 60/12) resul vasfıyla tebliğ ettiklerine mutlak surette itaat gerekir. Çünkü bu, doğrudan Allah'a itaat anlamına gelir (Nisa 4/80).
    2. metne dön, dipnot 2
      Muhammed aleyhisselam, müminlere örnek olmakla görevlidir (Ahzab 33/21). Evlatlığı Zeyd'in, eşi Zeyneb'i boşadığını ama henüz iddetinin bitmediğini öğrenince eşine geri dönme hakkını kullanması için ona: "Eşini nikahında tut" emrini verdi. Çünkü Nisa 4/23'te, öz oğulların boşadıkları eşleriyle evlenilmesi yasaklanmış ama evlatlıklar bu yasağın kapsamına sokulmamıştı. Allah'ın kendisini, insanlara bu konuda örnek yapmak için Zeynep ile evlendirmesinden ve insanların buna tepkisinden çekiniyordu. Çünkü bu tür bir evlilik o zamanın geleneklerine göre hoş karşılanmayan bir şeydi. Bu ayet onu uyarmakta ve Allah'ın, yapılmasını istediği bir konuda, ne onun ne de Zeyneb'in bir tercih hakkı olmadığını bildirmektedir.
    3. metne dön, dipnot 3
    4. metne dön, dipnot 4

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Allah, yani (O'nun sözlerini içeren) Kıtab'ı dipnot 1 bir işi kesinleştirmişse inanıp güvenmiş bir erkeğin ve kadının, o konuda bir tercih hakkı kalmaz dipnot 2 . Kim, Allah'a yani (O'nun sözlerini içeren) Kıtab'ına baş kaldırırsa açık bir şekilde sapmış olur.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Resul (رسول), "gönderilen"demektir. Bir bilgiyi iletmek için gönderilen elçiye resul dendiği gibi onunla gönderilen bilgiye de resul denir (Müfredat). Kur'an'daki resul kelimeleri ya elçi ya da Allah'ın Kitabı anlamındadır. Elçi ölümlü, Kitap kalıcıdır. Uhud savaşında Nebimiz'in öldüğüne dair haberlerin yayılması üzerine Allah Teala şöyle demiştir: "Muhammed sadece elçidir. Ondan önce de elçiler geldi. O ölse veya öldürülse, gerisin geri mi döneceksiniz?" (Al-i İmran 3/144) Aramızda sürekli kalacak olan  resul, Kur'an olduğu için bu ayetteki resule başka anlam verilemez.
    2. metne dön, dipnot 2
      Muhammed aleyhisselam, müminlere örnek olmakla görevlidir (Ahzab 33/21). Evlatlığı Zeyd, karısı Zeyneb'i boşamak isteyince onu bir korku sardı. Çünkü Nisa 23'te, öz oğulların boşadıkları eşleriyle evlenilmesi yasaklanmış ama evlatlıklar bu yasağın kapsamına sokulmamıştı. Allah onu, evlatlıkların boşanmış eşleriyle evlenme konusunda örnek yapmak için Zeynep ile evlenmesini emrederse halkın karşısına nasıl çıkardı. Bu ayet onu uyarmakta ve Allah'ın, yapılmasını istediği bir konuda, ne onun ne de Zeyneb'in bir tercih hakkının olmadığını bildirmektedir. Bundan sonraki ayetlerde konunun ayrıntıları vardır.

    Şaban Britch

    Allah ve Rasûlü bir işe hüküm verdiği zaman mü’min erkek ve mü’min kadının, o işte seçme hakkı yoktur. Kim Allah’a ve elçisine karşı isyan ederse, apaçık bir sapıklığa düşmüş olur.

    Şaban Piriş

    Allah ve elçisi bir konuda hüküm verdiği zaman mü'min erkek ve mü'min kadının, artık dilediği gibi davranma hakkı yoktur. Kim Allah'a ve elçisine karşı gelirse, apaçık bir sapıklığa düşmüş olur.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Allah ve resulü bir işte hüküm verdiklerinde, inanmış bir erkekle inanmış bir kadının, işlerini kendi isteklerine göre belirleme hakları yoktur. Allah'a ve resulüne isyan eden, açık bir sapıklığa batıp gitmiş demektir.

  3. Ahzâb suresi, 37. ayet — bütün mealleriyle aç

    Ahzâb suresi, 37. ayet. وَإِذْ تَقُولُ لِلَّذِىٓ أَنْعَمَ ٱللَّهُ عَلَيْهِ وَأَنْعَمْتَ عَلَيْهِ أَمْسِكْ عَلَيْكَ زَوْجَكَ وَٱتَّقِ ٱللَّهَ وَتُخْفِى فِى نَفْسِكَ مَا ٱللَّهُ مُبْدِيهِ وَتَخْشَى ٱلنَّاسَ وَٱللَّهُ أَحَقُّ أَن تَخْشَىٰهُ فَلَمَّا قَضَىٰ زَيْدٌ مِّنْهَا وَطَرًا زَوَّجْنَٰكَهَا لِكَىْ لَا يَكُونَ عَلَى ٱلْمُؤْمِنِينَ حَرَجٌ فِىٓ أَزْوَٰجِ أَدْعِيَآئِهِمْ إِذَا قَضَوْا۟ مِنْهُنَّ وَطَرًا وَكَانَ أَمْرُ ٱللَّهِ مَفْعُولًا

    Diyanet İşleri

    Hani sen Allah'ın kendisine nimet verdiği, senin de (azat etmek suretiyle) iyilikte bulunduğun kimseye, "Eşini nikahında tut (onu boşama) ve Allah'tan sakın" diyordun. İçinde, Allah'ın ortaya çıkaracağı bir şeyi gizliyor ve insanlardan çekiniyordun. Oysa kendisinden çekinmene Allah daha layıktı. Zeyd, eşinden yana isteğini yerine getirince (eşini boşayınca), onu seninle evlendirdik ki, eşlerinden yana isteklerini yerine getirdiklerinde (onları boşadıklarında), evlatlıklarının eşleriyle evlenmeleri konusunda mü'minlere bir zorluk olmasın. Allah'ın emri mutlaka yerine getirilmiştir.

    Mehmet Okuyan

    Hani Allah'ın nimet verdiği, senin de nimet verdiğine (Zeyd'e) "Eşini yanında (nikâhında) tut; Allah'a karşı takvâlı ol!" dipnot 1 diyordun. Allah'ın açığa vuracağı şeyi dipnot 2 insanlardan korkarak içinde gizliyordun. Oysa kendisinden korkmana layık olan Allah'tır. Zeyd, ondan (eşi Zeynep'ten) ilişiğini tamamen kesince, biz seni onunla (Zeynep'le) eşleştirdik (nikâhladık) ki evlatlıklar eşlerinden tamamen ayrıldıklarında müminlere (ayrılan o kadınlarla evlenmek isterlerse) herhangi bir zorluk olmasın! dipnot 3 Allah'ın emri yerine getirilmiştir.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Hz. Muhammed, halası Ümeyme'nin kızı olan Zeyneb binti Cahş'ı Hz. Zeyd ile evlendirmişti. Amacı toplumdaki zengin-fakir gibi ayrımları kaldırmaktı ve bunu kendi evinden başlattı. Denklik olmadığı gerekçesiyle başta taraflar istemese de Ahzâb 33:36. ayetteki hüküm gelince tarafları razı ederek, Hz. Zeynep ile Hz. Zeyd'i evlendirmişti. Evliliğinin yürümediği hususunda Hz. Zeyd, Hz. Muhammed'e müracaat edince Hz. Muhammed kendisine ayetteki bu cümleyi söylemiş ve boşanmaya engel olmaya çalışmıştı. Ancak evlilik yürümeyip, Hz. Zeyd eşinden ayrılınca Yüce Allah Hz. Peygamber ile Hz. Zeynep'i evlendirdiğini bildirmiştir. Buradaki amaç, evlatlıkların biyolojik olarak çocukları olmadığına dikkat çekmektir. Boşanma sonrasında mağdur olan Hz. Zeynep'in mağduriyetini gidermek de temel amaçlardandı.
    2. metne dön, dipnot 2
      "Hz. Muhammed'in insanlardan çekindiği için içinde sakladığı şey", evlatlığın boşadığı eşle evlenilmesi konusunda toplumsal hayattaki olumsuz baskıdır.
    3. metne dön, dipnot 3
      Burada verilmek istenen asıl mesaj, evlatlıkların kişinin kendi çocuğu olmadığıdır.

    Mustafa İslamoğlu

    Hani bir zamanlar Allah'ın kendisine ikram ettiği, senin de iyilikte bulunduğun kişiye diyordun ki: "Eşini bırakma ve Allah'a karşı saygılı ol!" Ama Allah'ın açıklayacağı şeyi sen içinde saklıyordun; zira insanlardan çekiniyordun: oysa ki kendisinden çekinmen gereken sadece Allah'tı. En sonunda Zeyd o kadınla ilişkisini tamamen kesip boşayınca Biz onu seninle evlendirdik ki, evlatlıkları eşleriyle ilişkilerini kesip boşadıklarında kişilerin onlarla evlenmelerinin önünde hiç bir engel bulunmasın: sonuçta Allah'ın emri yerine gelmiş oldu.

    Muhammed Esed

    Ve bir zaman, (ey Muhammed,) Allah'ın lütufta bulunduğu ve senin de iyilik ettiğin kişiye, "Eşini terk etme ve Allah'a karşı sorumluluğunun bilincinde ol!" demiştin. Ve (böylece) Allah'ın yakında aydınlığa çıkaracağı şeyi içinde gizlemiştin; çünkü insanlar(ın ne düşüneceklerin)den çekiniyordun, oysa çekinmen gereken yalnız Allah olmalıydı! (Fakat) sonra Zeyd o kadınla beraberliğini sona erdirdiğinde onu seninle evlendirdik ki (gelecekte) evlatlıkları eşleriyle ilgilerini kestiklerinde onlar(la evlendikleri) için müminler suçlanmasın. Ve Allah'ın buyruğu (böylece) yerine getirilmiş oldu.

    Ahmed Hulusi

    Hani sen, Allah'ın üzerine in'amda bulunduğu ve senin de kendisine in'amda bulunduğun kimseye (Hz. Rasulullah'ın evlatlığı Zeyd b. Harise): "Eşini nikahında tut ve Allah'tan korun" diyordun, (fakat) Allah'ın açığa çıkaracağı şeyi düşüncende gizliyordun ve insanlardan endişeliydin (bu fikrini yanlış anlayıp Allah yolundan dönerler diye)! (Oysaki) Allah, kendisinden endişe etmene daha layıktır! Zeyd ondan boşanınca, onu (Zeynep'i) seninle biz evlendirdik ki; evlatlıklarının eşlerinde, onlarla ilişkiyi bitirdiklerinde, iman edenler için (onlarla evlenmek hususunda) bir zorluk - engel olmasın. . . Allah'ın hükmü yerine gelmiştir!

    Ali Bulaç

    Hani sen, Allah'ın kendisine nimet verdiği ve senin de kendisine nimet verdiğin kişiye: "Eşini yanında tut ve Allah'tan sakın" diyordun; insanlardan çekinerek Allah'ın açığa vuracağı şeyi kendi nefsinde saklı tutuyordun; oysa Allah, kendisinden çekinmene çok daha layıktı. Artık Zeyd, ondan ilişkisini kesince, biz onu seninle evlendirdik; ki böylelikle evlatlıklarının kendilerinden ilişkilerini kestikleri (kadınları boşadıkları) zaman, onlarla evlenme konusunda mü'minler üzerine bir güçlük olmasın. Allah'ın emri yerine getirilmiştir.

    Ali Özek ve heyeti

    (Rasûlüm!) Hani Allah'ın nimet verdiği, senin de kendisine iyilik ettiğin kimseye: Eşini yanında tut, Allah'tan kork! diyordun. Allah'ın açığa vuracağı şeyi, insanlardan çekinerek içinde gizliyordun. Oysa asıl korkmana lâyık olan Allah'tır. Zeyd, o kadından ilişiğini kesince biz onu sana nikahladık ki evlâtlıkları, karılarıyla ilişkilerini kestiklerinde (o kadınlarla evlenmek isterlerse) müminlere bir güçlük olmasın. Allah'ın emri yerine getirilmiştir.

    Ali Rıza Safa

    Allah'ın nimet verdiği ve senin de nimet verdiğin kişiye; "Eşini bırakma ve Allah'a yönelik sorumluluk bilinci taşı!" demiştin. Çünkü insanlardan çekindiğin için, Allah'ın açığa çıkaracağı şeyi içinde saklamıştın. Oysa Allah, Kendisinden çekinmene daha yaraşır. Sonra, Zeyd ondan ilişiğini kestiğinde, onu, seninle evlendirdik ki, evlatlıkları ilişiğini kestiklerinde, onlarla evlenmek konusunda inananların üzerinde bir zorluk olmasın. Sonuç olarak, Allah'ın buyruğu yerine getirilmiş oldu. dipnot 356

    Ali Rıza Safa — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 356
      Kur'an'da bildirilen bu konuya ilişkin, Kur'an tarihi kitaplarında, şu bilgiler vardır: Muhammed peygamberin evlatlığı olan Zeyd, peygamberin sevdiği, ama sevgisini açıklamadığı bir kızla evlenmişti. Bir süre sonra, Zeyd, peygamber karşı çıkmasına karşın eşinden ayrıldı. Göreneklere göre, evlatlığından boşanan kadınla evlenmek, üvey babaya yasaktı. Allah'ın bu ayette verdiği izinle görenek değişti ve Muhammed peygamber sevdiği kadınla evlendi. Ayette kadın ismi belirtilmemiş olmasına karşın, sözü edilen kadının, Muhammed peygamberin halasının kızı ve sonradan eşi olan Zeynep olduğu, Kur'an tarihi kitaplarında yazılıdır.

    Bayraktar Bayraklı

    Allah'ın kendisine nimet verdiği ve senin de kendisine yardım etiğin kişiye, "Eşinden ayrılma, Allah'a saygı duy" dediğin anı hatırla! Oysa sen, içinde Allah'ın açığa çıkaracağı bir şeyi gizliyor ve insanlardan çekiniyordun. Halbuki Allah, çekinmeye daha layıktır. Müminlere, evlatlıkları eşlerinden ayrıldıklarında onların boşanmış eşleriyle evlenmelerinde bir sıkıntı olmaması için Zeyd, eşinden ilgisini tamamen kesip ayrılınca onu sana nikahladık. Allah'ın emri kesinleşmiştir.

    Edip Yüksel

    ALLAH tarafından kendisine iyilik yapılan ve senin de iyilikte bulunduğun kişiye, "Karını tut ve ALLAH'ı gözet" diyordun. Böylece ALLAH'ın açığa vuracağı bir şeyi gizliyordun. ALLAH'tan çekinmen gerekirken halktan çekiniyordun. Zeyd eşiyle ilişiğini kestiğinde biz seni onunla evlendirmiştik ki iman edenler, evlatlıkları eşleriyle ilişiklerini kestiklerinde onlarla evlenmekte güçlükle karşılaşmasın. ALLAH'ın buyruğu yerine getirilmelidir.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    ALLAH tarafından kendisine iyilik yapılan ve senin de iyilikte bulunduğun kişiye, 'Karını tut ve ALLAH'ı gözet,' diyordun. Böylece ALLAH'ın açığa vuracağı bir şeyi gizliyordun. ALLAH'tan çekinmen gerekirken halktan çekiniyordun. Zeyd eşiyle ilişiğini kestiğinde biz seni onunla evlendirmiştik ki, inananlar, evlatlıkları eşleriyle ilişiklerini kestiklerinde onlarla evlenmekte güçlükle karşılaşmasın. ALLAH'ın buyruğu yerine getirilmelidir.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Bir de hatırla o vakti ki, o kendisine hem Allah'ın nimet verdiği, hem de senin iyilik ettiğin kimseye: "Zevceni kendine sıkı tut ve Allah'tan kork!" diyordun da Allah'ın açığa çıkaracağı şeyi içinde gizliyor ve insanları sayıyordun. Oysa Allah, kendisini saymana daha layıktı. Sonra Zeyd o kadınla ilişiğini kestiğinde Biz onu seninle evlendirdik ki, evlatlıklarının ilişkilerini kestikleri eşlerini nikahlama hususunda müminlere bir darlık olmasın. Allah'ın emri fiile (pratiğe) çıkarılmış bulunuyor.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Hem hatırla o vakıt ki o kendisine hem Allahın in'am ettiği hem senin in'am ettiğin kimseye: "zevceni kendine sıkı tut ve Allahdan kork" diyordun da nefsinde Allahın açacağı şeyi gizliyordun, nası sayıyordun, halbuki Allah, kendisini saymana daha gerekti, sonra vakta ki Zeyd, o kadından ilişiğini kesti biz onu sana tezvic eyledik ta ki oğullukların ilişiği kestikleri zevcelerinde mü'minlere bir darlık olmasın, Allahın emri de fi'le çıkarılmış bulunuyor

    Erhan Aktaş

    Allah'ın kendisine nimet verdiği ve senin de nimet verdiğin kimseye diyordun ki: "Eşini yanında tut. Allah'a karşı takvalı ol. dipnot 1 Allah'ın açığa çıkaracağı şeyi içinde gizliyorsun. İnsanlara huşu dipnot 2 duyuyorsun; oysaki huşu duyman gereken Allah'tır. dipnot 3 " Sonra Zeyd ondan tamamıyla ayrılınca, Biz onu sana eş yaptık ki böylece himaye edilenlerin dipnot 4 boşadıkları kadınlarla evlenmelerinde İman Edenlerin üzerinde bir güçlük olmasın. İşte Allah'ın emri böylece yerine gelmiş oldu.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Allah'ın buyruklarına titizlikle uy.
    2. metne dön, dipnot 2
      Toplumsal değer yargılarını önemsiyorsun.
    3. metne dön, dipnot 3
      Ayette geçen "Ve Tuhfi fi nefsike" (İçinde gizliyorsun) hitabı Nebi'ye değil, Nebi'den Zeyd'edir. Hitap, şimdiki/geniş zaman formundadır ve hitabın muhatabı Zeyd'tir. Doğru çeviri "gizliyordun" değil, "gizliyorsun" dur. Allah'ın açığa çıkaracağı şeyi içinde gizleyen Nebi değil, toplumun baskısından çekinen Zeyd'tir.
    4. metne dön, dipnot 4
      Bkz. 33:4. ayetin 2. dipnotu. NOT: Bu ayet üzerinden Muhammed Nebi'ye yönelik hadis, siyer ve tefsir kaynaklarında, çok çirkin ve ahlaksız yakıştırmalar ve iftiralar yer almaktadır. Oysaki Muhammed Nebi; vahyin elçisi ve temsilcisi olma şerefine erişmiş, yüksek ahlak, izzet ve erdem sahibi bir kimsedir. Böyle bir kimse olduğu göz ardı edilerek, Zeyd'in boşanmış eşi ile evliliğini basit ve süfli düşüncelerle anlatmaya çalışmak ahmakça bir davranıştır. Bu ahlaksız iftiralara inanan bazı kimseler, bu konuda çeşitli tereddütler yaşamaktadırlar. Oysaki o büyük şahsiyet bir şey yapmış ve bu Allah tarafından uygun görüldüğü için düzeltilmemişse, yaptığı şeyi eleştirmek Allah'ı eleştirmektir; Kur'an'ın deyimi ile haddi aşmaktır, fahşalıktır. Şu gerçek unutulmamalıdır ki: Bir konuda yargıda bulunmak için gerekli olan ana koşul, o konu hakkında kesin bilgi sahibi olmaktır. Hakkında kesin bilgi sahibi olunmadan, yani bir şeyin neden ve niçin yapıldığı, nasıl olduğu ayrıntıları ile bilinmeden yargıda bulunulamaz. Öyle ki bir kimseyi elinde bıçakla birisini öldürürken gördüğümüzde ona hemen katil deriz. Ancak neden öldürdüğünü öğrendiğinizde belki de ona kahraman diyeceğiz. Nebi'mizin Zeyd'in boşanmış eşi ile evliliğinin öncesi ve sonrası konusunda da neden ve nasıl olduğuna dair de kesin hiçbir bilgiye sahip değiliz. Geleneksel kaynaklarda yer alan uydurma bilgilerden hareketle yargıda bulunanlar, Nebi'ye atılan iftiraya ortak olmaktadırlar. Olması gereken şudur: Bir ön yargı olarak; eğer Nebi'miz bir şey yapmışsa, onun iyi ve doğru olduğunu düşünmeliyiz. Ona olan güvenimiz ve inancımızın gereği olarak onun asla haksızlık yapmayacağını, adil olduğunu, gerekeni gerektiği gibi yaptığından emin olmalıyız. Aşağıda yer alan 38 ve 39. ayetlere iman eden herkes, Muhammed Nebi'ye atılan iftiralara ortak olmamalı.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Allah'ın kendisine nimet verdiği ve senin de nimet verdiğin kimseye diyordun ki: "Eşini yanında tut. Allah'a karşı takvalı ol. dipnot 1 Allah'ın açığa çıkaracağı şeyi içinde gizliyorsun. İnsanlara huşu dipnot 2 duyuyorsun; oysaki huşu duyman gereken Allah'tır. dipnot 3 " Sonra Zeyd ondan tamamıyla ayrılınca, Biz onu sana eş yaptık ki böylece himaye edilenlerin dipnot 4 boşadıkları kadınlarla evlenmelerinde inananların üzerinde bir güçlük olmasın. İşte Allah'ın emri böylece yerine gelmiş oldu.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Allah'ın buyruklarına titizlikle uy.
    2. metne dön, dipnot 2
      Toplumsal değer yargılarını önemsiyorsun.
    3. metne dön, dipnot 3
      Ayette geçen "Ve Tuhfi fi nefsike" (İçinde gizliyorsun) hitabı Nebi'ye değil, Nebi'den Zeyd'edir. Hitap, şimdiki/geniş zaman formundadır ve hitabın muhatabı Zeyd'tir. Doğru çeviri "gizliyordun" değil, "gizliyorsun" dur. Allah'ın açığa çıkaracağı şeyi içinde gizleyen Nebi değil, toplumun baskısından çekinen Zeyd'tir.
    4. metne dön, dipnot 4
      "Evlatlıklarınız" diye çevrilen ve kök anlamı "çağırmak, dua etmek, istemek" demek olan "Ed'iya" sözcüğü, "himaye altına girmiş olan, öz babası dışında başka birinin yanında yaşayan veya ait olmadığı bir kabileye katılmış olanlar için kullanılan bir sözcüktür. Arapça'da erkek evlatlığa "bunuve", kız evlatlığa "rabibe" denmektedir. Yine "İbn'u bi tebenni" evlatlık, edinilmiş evlat, "tebenni tıf'l" evlat edinmek demektir. Zeyd için Nebi'nin evlatlığı denmesi doğru değildir. Zaten aralarında beş yaş fark olan birisinin evlatlık edinilmesi işin tabiatına aykırıdır. NOT: Bu ayet üzerinden Nebi'ye yönelik hadis, siyer ve tefsir kaynaklarında, çok çirkin ve ahlaksız yakıştırmalar ve iftiralar yer almaktadır. Oysaki Nebi; vahyin elçisi ve temsilcisi olma şerefine erişmiş, yüksek ahlak, izzet ve erdem sahibi bir kimsedir. Böyle bir kimse olduğu göz ardı edilerek, Zeyd'in boşanmış eşi ile evliliğini basit ve süfli düşüncelerle anlatmaya çalışmak ahmakça bir davranıştır. Bu ahlaksız iftiralara inanan bazı kimseler, bu konuda çeşitli tereddütler yaşamaktadırlar. Oysaki o büyük şahsiyet bir şey yapmış ve bu Allah tarafından uygun görüldüğü için düzeltilmemişse, yaptığı şeyi eleştirmek Allah'ı eleştirmektir; Kur'an'ın deyimi ile haddi aşmaktır, fahşalıktır. Şu gerçek unutulmamalıdır ki: Bir konuda yargıda bulunmak için gerekli olan ana koşul, o konu hakkında kesin bilgi sahibi olmaktır. Hakkında kesin bilgi sahibi olunmadan, yani bir şeyin neden ve niçin yapıldığı, nasıl olduğu bilinmeden yargıda bulunulamaz. Öyle ki bir kimseyi elinde bıçakla birisini öldürürken gördüğümüzde ona hemen katil deriz. Ancak neden öldürdüğünü öğrendiğinizde belki de ona kahraman diyeceğiz. Nebi'mizin Zeyd'in boşanmış eşi ile evliliğinin öncesi ve sonrası konusunda da neden ve nasıl olduğuna dair de kesin hiçbir bilgiye sahip değiliz. Geleneksel kaynaklarda yer alan uydurma bilgilerden hareketle yargıda bulunanlar, Nebi'ye atılan iftiraya ortak olmaktadırlar. Olması gereken şudur: Bir ön yargı olarak; eğer Nebi'miz bir şey yapmışsa, onun iyi ve doğru olduğunu düşünmeliyiz. Ona olan güvenimiz ve inancımızın gereği olarak onun asla haksızlık yapmayacağını, adil olduğunu, gerekeni gerektiği gibi yaptığından emin olmalıyız.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Hani sen, Allah'ın kendisine bağışta bulunduğu ve senin de kollayıp gözettiğin kimseye, "Eşini yanında tut ve Allah'a takvalı davran." diyordun. İnsanlardan çekindiğin için, Allah'ın açığa vuracağı şeyi içinde saklıyordun. Oysaki esas çekinilmesi gereken Allah'tır. Sonra Zeyd, ondan ayrılınca, senin onunla evlenmeni istedik ki, evlatlıkların, kendilerinden boşandıkları kadınların evlenmelerinde, inananların üzerinde bir güçlük olmasın diye. İşte Allah'ın emri böylece yerine gelmiş oldu.

    Gültekin Onan

    Hani sen, Tanrı'nın kendisine nimet verdiği ve senin de kendisine nimet verdiğin kişiye: "Eşini yanında tut ve Tanrı'dan sakın" diyordun; insanlardan çekinerek Tanrı'nın açığa vuracağı şeyi kendi nefsinde saklı tutuyordun; oysa Tanrı, kendisinden çekinmene çok daha layıktı. Artık Zeyd, ondan ilişkisini kesince, biz onu seninle evlendirdik ki böylelikle evlatlıklarının kendilerinden ilişkilerini kestikleri (kadından boşandıkları) zaman, onlarla evlenme konusunda inançlılar üzerine bir güçlük olmasın. Tanrı'nın buyruğu yerine getirilmiştir.

    Hasan Basri Çantay

    (Habibim) hatırla o zamanı ki Allahın kendisine ni'met verdiği ve senin de yine kendisine lutufta bulunduğun zate sen: "Zevceni uhdende tut. Allahdan kork" diyordun da Allahın açığa çıkarıcısı olduğu şey'i içinde gizliyor, insanlar (ın dedi kodusun) dan korkuyordun. Halbuki Allah kendisinden korkmana daha çok layıkdı. Şimdi mademki Zeyd o kadından ilişiğini kesdi, biz onu sana zevce yapdık. Taki oğullarının kendilerinden ilişkilerini kesdikleri zevceler (ini almakda) mü'minler üzerine günah olmasın. Allahın emri yerine getirilmişdir.

    İbni Kesir

    Hani sen; Allah'ın kendisine nimet verdiği ve senin de nimetlendirdiğin kimseye diyordun ki: Eşini bırakma ve Allah'tan kork. Allah'ın açığa vuracağı şeyi de içine saklıyor, insanlardan korkuyordun. Halbuki en çok Allah'tan korkman gerekirdi. Nihayet Zeyd onunla bağını kopardığında, onu seninle evlendirdik ki böylece evladlıkları eşleriyle bağlarını kopardıklarında onlarla evlenmek konusunda mü'minlere bir vebal olmadığı bilinsin. Allah'ın emri yerine getirilmiştir.

    Mehmet Alagaş

    (37-40) Bir vakit Allah’ın nimet verdiği ve senin de nimet verdiğin birine diyordun ki zevceni nikahında tut , Allahtan sakın. Nefsinde olanı ve Allah’ın açığa çıkaracağı şeyi de insanlardan duyduğun tedirginlikten dolayı gizliyordun. Allah, işte o, gerçekten tedirgin olunacak olandır. Ne zaman ki Zeyd ondan boşandı, biz de onu sana zevce yaptık , müminlere evlatlıklarının boşadığı zevceleri ile evlenmelerinde bir darlık olmaması için sana zevce yaptık. Allah emri, yapılandır. Nebi ye Allah’ın farz ettiği bir şeyde h erhangi bir darlık yoktur, Allah’ın gelmiş geçmiş sünnetinde de durum böyledir , Allah’ın emri takdir edilen bir takdirdir . Onlar ki Allah’ın mesajlarını açıklarlar, ondan tedirgin olurlar, Allah’tan başkasından tedirgin olmazlar , h esaba çeken olarak Allah yeterlidir. Muhammed erkeklerinizden herhangi birinizin babası değildir ve lakin Allah’ın Resulüdür ve Bildiricilerin / Nebilerinin sonuncusudur. Allah her şeyi bilendir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    (Rasûlüm!) Hani, Allah'ın nimet verdiği, senin de kendisine iyilik ettiğin kimseye: "Eşini yanında tut, Allah'tan sakın/kork!" diyordun. Allah'ın açığa vuracağı şeyi, insanlardan çekinerek içinde gizliyordun. Oysa asıl korkmana lâyık olan Allah'tır. Zeyd, o kadından ilişiğini kesince biz onu sana nikahladık ki evlâtlıkları, karılarıyla ilişkilerini kestiklerinde (o kadınlarla evlenmek isterlerse) Müminlere bir güçlük olmasın. Allah'ın emri yerine getirilmiştir.

    Süleyman Ateş

    Allah'ın ni'met verdiği; senin de kendisine ni'met ver(ip hürriyete kavuştur)duğun kimseye: "Eşini yanında tut, Allah'tan kork" diyordun, fakat Allah'ın açığa vuracağı şeyi içinde gizliyordun, insanlardan çekiniyordun; oysa asıl çekinmene layık olan, Allah idi. Zeyd, o kadından ilişiğini kesince biz onu sana nikahladık ki (bundan böyle) evlatlıkları, kadınlarıyle ilişkilerini kestikleri zaman o kadınlarla evlenmek hususunda mü'minlere bir güçlük olmasın. Allah'ın buyruğu (her zaman) yerine getirilmiştir.

    Süleymaniye Vakfı

    (Ey Muhammed!) Hani bir gün Allah'ın nimet verdiği ve senin de nimetlendirdiğin kimseye: "Eşini nikahında tut, Allah'a karşı yanlış yapmaktan sakın!" diyordun. Aslında insanlardan çekinerek Allah'ın açığa çıkaracağı şeyi içinde gizliyordun dipnot 1 . Oysa doğru olan, Allah'tan çekinmendir dipnot 2 . Zeyd boşanıp eşiyle ilişiğini kesince seni onunla biz evlendirdik ki müminlerin evlatlıkları, eşleriyle boşanıp ilişkilerini kesince onlarla evlenmeleri konusunda kendilerine bir sıkıntı olmasın. Allah'ın emri yerine gelmiştir.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Zeyd, eşini boşar da Allah. evlatlıkların boşadığı eşler konusunda örnek yapmak için beni Zeynep ile evlendirirse halkın içine nasıl çıkarım diye korkuyordun.
    2. metne dön, dipnot 2
      Çünkü "Allah'ın mesajlarını tebliğ edenler, Allah'tan korkar, başka kimseden korkmazlar." (Ahzab 33/39).

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Allah'ın nimet verdiği ve senin de nimetlendirdiğin kimseye: "Eşini bırakma, Allah'tan kork" diyordun ama aslında insanlardan çekinerek Allah'ın açığa çıkaracağı şeyi içinde gizliyordun dipnot 1 . Oysa doğru olan dipnot 2 Allah'tan çekinmendir. Zeyd eşiyle ilişiğini kesince onu seninle evlendirdik. Bunu yaptık ki, müminlerin evlatlıkları, eşleriyle ilişkilerini kesince onlarla evlenmeleri konusunda bir sıkıntı olmasın. Allah'ın buyruğu yerine gelmiştir.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Zeyd eşini boşar da Allah.evlatlıkların boşadığı eşler konusunda örnek yamak için beni Zeynep ile evlendirirse halkın içine nasıl çıkarım diye korkuyordun.
    2. metne dön, dipnot 2
      أَحَقُّ kelimesine sıfat-ı müşebbehe anlamı verilmiştir. Çünkü 39. Ayette şöyle buyrulmaktadır: "Allah'ın emirlerini tebliğ edenler, Allah'tan korkar, başka kimseden korkmazlar."

    Şaban Britch

    Hani sen, Allah’ın kendisine nimet verdiği, senin de nimet verdiğin kimseye: Eşini tut ve Allah’tan sakın! diyordun. Allah’ın açıklayacağı şeyi içinde gizliyor ve insanlardan korkuyordun. Allah kendisinden korkulmaya çok daha layıktır. Zeyd, o kadından ihtiyacını/ ilişiğini kestiğinde, biz evlatlıkları eşleriyle ihtiyaclarını/ilişiklerini kestiğinde, onlarla evlenmek için müminler üzerine bir günah olmadığını göstermek için seni onun (eski) hanımı ile evlendirdik. Allah’ın emri yapılagelmiştir.

    Şaban Piriş

    Hani sen, Allah'ın kendisine nimet verdiği, senin de nimet verdiğin kimseye: -Eşini tut ve Allah'tan sakın! diyordun. Allah'ın açıklayacağı şeyi içinde gizliyor ve insanlardan korkuyordun. Allah kendisinden korkulmaya daha layıktır. Zeyd, eşiyle ilişkisini kestiğinde, biz onu sana eş kıldık. Evlatlıkları eşleriyle ilişkisini kesince, onlarla evlenmek için müminler üzerine bir günah olmadığını göstermek için Allah'ın emri yapılagelmiştir.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Hani sen Allah'ın nimetlendirdiği, senin de lütufta bulunduğun kişiye "Eşini yanında tut, Allah'tan kork!" diyordun ama, Allah'ın açıklayacağı birşeyi de içinde saklıyordun; insanlardan çekiniyordun. Oysaki kendisinden korkmana Allah daha layıktır. Zeyd o kadından ilişiğini kesince onu sana nikahladık ki, evlatlıkları eşleriyle ilişkilerini kestiklerinde, müminler için o kadınlarla evlenmede bir güçlük olmasın. Zaten Allah'ın emri yerine getirilmiştir.

  4. Ahzâb suresi, 38. ayet — bütün mealleriyle aç

    Ahzâb suresi, 38. ayet. مَّا كَانَ عَلَى ٱلنَّبِىِّ مِنْ حَرَجٍ فِيمَا فَرَضَ ٱللَّهُ لَهُۥ سُنَّةَ ٱللَّهِ فِى ٱلَّذِينَ خَلَوْا۟ مِن قَبْلُ وَكَانَ أَمْرُ ٱللَّهِ قَدَرًا مَّقْدُورًا

    Diyanet İşleri

    Allah'ın, kendisine farz kıldığı şeyleri yerine getirmesi konusunda peygambere bir darlık yoktur. Daha önce gelip geçen peygamberler hakkında da Allah'ın kanunu böyledir. Allah'ın emri, kesinleşmiş bir hükümdür.

    Mehmet Okuyan

    Allah'ın, kendisine farz kıldığı (bu) şeyde Peygamber'e herhangi bir vebal yoktur. Daha önce geçenler arasında da Allah'ın kanunu (buydu). Allah'ın emri belirlenmiş bir ölçüdür.

    Mustafa İslamoğlu

    Allah'ın kendisini mecbur tuttuğu suç isnat edilemez. Allah'ın bu sünneti, daha önce gelip geçmiş olan (peygamberler) için de geçerliydi: sonuçta Allah'ın emri ölçülüp biçildiği gibi gerçekleşmiş oldu.

    Muhammed Esed

    (O halde,) Allah'ın kendisi için takdir ettiği şeyi (yapmasından dolayı) Peygamber'e hiçbir suç isnad edilemez. (Gerçekte, bu) sizden önce gelip geçenler için de Allah'ın bir uygulamasıydı; ve (şunu unutma ki) Allah'ın iradesi mutlaka tecelli eder.

    Ahmed Hulusi

    Allah'ın kendisine zorunlu kıldıklarında O Nebi'ye sorumluluk yoktur! Bu, önceden geçmişler içinde de Sünnetullah'tır. . . Allah'ın hükmü, planlanmış (yerine gelmesi kesin) bir kaderdir!

    Ali Bulaç

    Allah'ın kendisine farz kıldığı bir şey(i yerine getirme)de peygamber üzerine hiçbir güçlük yoktur. (Bu,) daha önce gelip geçen (ümmet)lerde Allah'ın bir sünnetidir. Allah'ın emri, takdir edilmiş bir kaderdir.

    Ali Özek ve heyeti

    Allah'ın, kendisine helâl kıldığı şeyde Peygamber'e herhangi bir vebâl yoktur. Önce gelip geçenler arasında da Allah'ın âdeti böyle idi. Allah'ın emri mutlaka yerine gelecek, yazılmış bir kaderdir.

    Ali Rıza Safa

    Allah'ın, Onun için uygun gördüğünde, peygambere hiçbir engel yoktur. Allah'ın Yasası, öteden beri böyle gelip geçmiştir. Çünkü Allah'ın buyruğu, kaçınılmaz bir yazgıdır.

    Bayraktar Bayraklı

    Allah'ın emrettiği bir şeyde peygamberine hiçbir sıkıntı yoktur. Bu, Allah'ın daha önce gelip geçmişlere uyguladığı bir yasasıdır. Allah'ın emri, mutlaka yerini bulur.

    Edip Yüksel

    ALLAH'ın kendisine yasallaştırdığı bir konuda peygambere herhangi bir engel yoktur. Bu, öteden beri, gelmiş geçmişlere uygulanan ALLAH'ın sünneti (yasası) dır. ALLAH'ın emri, belirlenmiş ve kesinleşmiştir. dipnot 1

    Edip Yüksel — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      * Kuran, "Hadis" (söz) kelimesini Tanrı'nın sözlerinden farklı sözler için kullandığında genellikle kötü bir anlamda kullanır (12:111; 31:6; 33:53; 45:6; 52:34; 66:3). * Peygambere yakıştırılan yalanların "Hadis ve Sünnet" adıyla anılacağını önceden bilen Tanrı "Sünnet" (yasa) kelimesini de sürekli "Tanrı'nın Sünneti" olarak kullanmıştır (33:38, 62; 35:43; 40:85; 48:23). * Tanrı'nın Sünnetine karşı putlaştırdıkları Muhammed peygamberin Sünnetini uyduranlar, 35:43'te sözü edilen Sünnete mahkum olacaklardır. İşin daha da ilginci, Hadis ve Sünnet'in yanında uydurulan üçüncü öğreti olan İcma (toplu karar) kelimesi de Allah hariç kimin için kullanılmışsa olumsuz bir anlamla mahkum edilir (20:60; 70:18; 104:2; 3:173; 3:157; 10:58; 43:32; 26:38; 12:15; 10:71; 20:64; 17:88; 22:73; 54:45; 28:78; 7:48; 26:39; 26:56; 54:44...). Tüm bunlar bir rastlantı mı? * Bak 39:18; 66:3.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    ALLAH'ın kendisine yasallaştırdığı bir konuda peygambere herhangi bir engel yoktur. Bu, öteden beri, gelmiş geçmişlere uygulanan ALLAH'ın sünneti (yasası) dır. ALLAH'ın emri, belirlenmiş ve kesinleşmiştir.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Peygambere, Allah'ın takdir ettiği, mübah kıldığı şeyde bir darlık yoktur. Bundan önce geçen bütün peygamberler hakkında Allah'ın adeti öyledir. Allah'ın emri biçilmiş bir kaderdir.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Peygambere Allahın takdir ettiği, mubah kıldığı şeyde bir darlık yoktur, bundan evvel geçen bütün Peygamberler hakkında Allahın sünneti böyle ve Allahın emri biçilmiş bir kader bulunuyor

    Erhan Aktaş

    Nebi, Allah'ın farz kılması gereği olarak bir şeyi yapmasından dolayı suçlanamaz. Bu, daha önceki toplumlarda da geçerli olan Allah'ın yasasıdır. Allah'ın emri, takdir edilmiş bir kaderdir. dipnot 1

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Kesinleşmiş bir yasadır.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Nebi, Allah'ın farz kılması gereği olarak bir şeyi yapmasından dolayı suçlanamaz. Bu, daha önceki toplumlarda da geçerli olan Allah'ın yasasıdır. Allah'ın emri, kesinleşmiş bir yazgıdır.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Nebi, Allah'ın emri gereği bir şeyi yapmasından dolayı suçlanamaz. Bu, daha önceki toplumlarda da geçerli olan Allah'ın yasasıdır. Allah'ın emri, kesinleşmiş bir yazgıdır.

    Gültekin Onan

    Tanrı'nın kendisine farz kıldığı bir şey(i yerine getrrme)de peygamber üzerine hiçbir güçlük yoktur. (Bu,) daha önce gelip geçen (ümmet)lerde Tanrı'nın bir sünnetidir. Tanrı'nın buyruğu takdir edilmiş bir kaderdir.

    Hasan Basri Çantay

    Peygamberlerin üstüne Allahın, farz etdiği herhangi bir şey (i ifa etmesin) de hiçbir vebal olmaz. (Nitekim) daha evvel geçmiş (peygamber) lerde de Allah bu aadeti (bir kanun yapmışdır). Allahın emri, behemehal yerini bulan bir kaderdir.

    İbni Kesir

    Allah'ın, kendisine farz kıldığı şeylerde peygamberine herhangi bir güçlük yoktur. Allah'ın önceden geçmişler hakkındaki sünnetidir. Ve Allah'ın emri, gereği gibi yerine gelmiştir.

    Mehmet Alagaş

    (37-40) Bir vakit Allah’ın nimet verdiği ve senin de nimet verdiğin birine diyordun ki zevceni nikahında tut , Allahtan sakın. Nefsinde olanı ve Allah’ın açığa çıkaracağı şeyi de insanlardan duyduğun tedirginlikten dolayı gizliyordun. Allah, işte o, gerçekten tedirgin olunacak olandır. Ne zaman ki Zeyd ondan boşandı, biz de onu sana zevce yaptık , müminlere evlatlıklarının boşadığı zevceleri ile evlenmelerinde bir darlık olmaması için sana zevce yaptık. Allah emri, yapılandır. Nebi ye Allah’ın farz ettiği bir şeyde h erhangi bir darlık yoktur, Allah’ın gelmiş geçmiş sünnetinde de durum böyledir , Allah’ın emri takdir edilen bir takdirdir . Onlar ki Allah’ın mesajlarını açıklarlar, ondan tedirgin olurlar, Allah’tan başkasından tedirgin olmazlar , h esaba çeken olarak Allah yeterlidir. Muhammed erkeklerinizden herhangi birinizin babası değildir ve lakin Allah’ın Resulüdür ve Bildiricilerin / Nebilerinin sonuncusudur. Allah her şeyi bilendir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Allah'ın, peygambere farz kıldığı şeylerde ona bir güçlük yoktur. Bu, Allah'ın önceden geçmişler hakkındaki sünnetidir. Allah’ın emri, kesinleşmiş bir takdirdir/hükümdür.

    Süleyman Ateş

    Allah'n kendisine takdir ettiği bir şeyi yerine getirmekte, Peygambere herhangi bir güçlük yoktur. Sizden önce geçenler arasında da Allah'ın yasası böyle idi. Allah'ın emri, olup bitmiş bir şeydir.

    Süleymaniye Vakfı

    Allah'ın, nebisine farz kıldıklarında ona sıkıntı verecek bir şey olmaz dipnot 1 . Allah'ın, öncekilere uyguladığı sünneti böyledir. Allah'ın işi ölçülü biçilidir dipnot 2 .

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Allah'ın Nebisi için farz kıldığı şey, Müslümanlara güzel bir örnek olmaktır (Ahzab 33/21, 37). Bu ayet, aynı örnekliğin önceki nebilerde de olduğunu göstermektedir.
    2. metne dön, dipnot 2

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Allah'ın, Nebisi için farz kıldıklarında sıkıntı doğuracak bir şey yoktur. Bu, Allah'ın bundan öncekilere de uyguladığı yasasıdır. Allah'ın emri ölçülü biçilidir.

    Şaban Britch

    Allah’ın kendisine helal kıldığı şeyde Peygamber'e bir günah yoktur. Bundan önce gelip geçen (peygamber)ler içinde Allah'ın sünneti (böyle)dir. Allah’ın emri yerine gelecek takdir olunan bir kaderdir.

    Şaban Piriş

    Allah'ın kendisine uygun gördüğü şeyde peygambere bir günah yoktur. Daha önce geçenler için Allah'ın kanunu budur. Allah'ın emri yerine gelecek bir hükümdür.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Allah'ın kendisine farz kıldığı şeyde peygambere hiçbir vebal yoktur. Daha önce gelip geçmişlerde de Allah'ın yolu, yöntemi buydu. Allah'ın emri, belirlenmiş bir kaderdir/ölçüdür.

  5. Ahzâb suresi, 39. ayet — bütün mealleriyle aç

    Ahzâb suresi, 39. ayet. ٱلَّذِينَ يُبَلِّغُونَ رِسَٰلَٰتِ ٱللَّهِ وَيَخْشَوْنَهُۥ وَلَا يَخْشَوْنَ أَحَدًا إِلَّا ٱللَّهَ وَكَفَىٰ بِٱللَّهِ حَسِيبًا

    Diyanet İşleri

    Daha önce gelip geçen o peygamberler, Allah'ın vahiylerini tebliğ eden, Allah'tan korkan, başka hiç kimseden korkmayan kimselerdir. Allah, hesap görücü olarak yeter.

    Mehmet Okuyan

    O (peygamberler ki) Allah'ın mesajlarını tebliğ eder; Allah'a saygı duyarlar. Allah'tan başka kimseden korkmazlar. Hesap görücü olarak Allah (herkese) yeter.

    Mustafa İslamoğlu

    O (peygamberler), Allah'ın mesajlarını tebliğ edenler, O'ndan korkanlar ve Allah'tan başkasından da asla korkmayanlardı: zira Allah hesap görücü olarak yeterdi.

    Muhammed Esed

    (Ve bu,) Allah'ın mesajlarını (dünyaya) tebliğ edenler, O'ndan korkanlar ve O'ndan başka kimseden korku duymayanlar (için de geçerli olan Allah'ın adetidir), hiç kimse Allah kadar, (insanların yaptıkları için) hesap sorucu değildir!

    Ahmed Hulusi

    Onlar (O Rasuller) ki, Allah'ın risaletlerini (Hakikat bilgisini) tebliğ ederler, O'ndan haşyet ederler ve Allah'tan başka hiç kimseden haşyet etmezler. . . Hasiyb olarak Allah kafidir!

    Ali Bulaç

    Ki onlar (o peygamberler) Allah'ın risaletini tebliğ edenler, O'ndan içleri titreyerek korkanlar ve Allah'ın dışında hiç kimseden korkmayanlardır. Hesap görücü olarak Allah yeter.

    Ali Özek ve heyeti

    O peygamberler ki Allah'ın gönderdiği emirleri duyururlar, Allah'tan korkarlar ve O'ndan başka kimseden korkmazlar. Hesap görücü olarak Allah (herkese) yeter.

    Ali Rıza Safa

    Allah'ın verdiği elçilik görevini duyuranlar, O'na derin saygı duyarlar ve Allah'tan başka kimseden korkmazlar. Çünkü Hesap Gören olarak, Allah yeterlidir.

    Bayraktar Bayraklı

    Peygamberler, Allah'ın mesajlarını tebliğ ederler. Allah'tan korkarlar ve O'ndan başka kimseden korkmazlar. Hesap görücü olarak Allah yeter.

    Edip Yüksel

    ALLAH'ın elçiliğini duyuranlar sadece O'nu sayarlar ve ALLAH'tan başka hiç kimseden çekinmezler. Hesap sorucu olarak ALLAH yeter.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    ALLAH'ın elçiliğini duyuranlar sadece O'nu sayarlar ve ALLAH'tan başka hiç kimseden çekinmezler. Hesap sorucu olarak ALLAH yeter.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Onlar ki, Allah'ın risaletlerini (mesajlarını) tebliğ eder ve O'ndan korkarlar; Allah'tan başka kimseden korkmazlardı. Hesap görücü olarak da Allah yeter!

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Onlar ki Allahın risaletlerini tebliğ ederler ve ondan korkarlar, Allahdan başka kimseden korkmazlardı, hisaba alacak da Allah yeter

    Erhan Aktaş

    Onlar, Allah'ın mesajını iletirler ve O'na huşu dipnot 1 duyarlar ve Allah'tan başka hiç kimseye huşu duymazlar. Allah, hesap görücü olarak yeter. dipnot 2

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Allah'a karşı derin saygı, içten sevgi duymak, cani gönülden Allah'a yönelmek, alçak gönüllü, bilinçli ve duyarlı olmak. Derin saygı ve içten sevgi beslediği; üstün ve yüce görmenin sonucu olarak hayranlık duyduğu yüce varlıktan ayrı düşme, uzak kalma endişesini/korkusunu taşımak.
    2. metne dön, dipnot 2
      Hesap verilecek tek merci Allah'tır.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Onlar, Allah'ın mesajını iletirler ve O'na huşu dipnot 1 duyarlar ve Allah'tan başka hiç kimseye huşu duymazlar. Allah, hesap görücü olarak yeter. dipnot 2

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Allah'a karşı derin saygı, içten sevgi duymak, cani gönülden Allah'a yönelmek,  alçak gönüllü, bilinçli ve duyarlı olmak. Derin saygı ve içten sevgi beslediği; üstün ve yüce görmenin sonucu olarak hayranlık duyduğu yüce varlıktan ayrı düşme, uzak kalma endişesini/korkusunu taşımak.
    2. metne dön, dipnot 2
      Hesap verilecek tek merci Allah'tır.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Onlar, Allah'ın mesajını iletirler ve O'na huşu dipnot 1 duyarlar ve Allah'tan başka hiç kimseye huşu duymazlar. Allah, hesap görücü olarak yeter. dipnot 2

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Allah'a karşı içten saygı duyan, içtenlikli olan, canı gönülden Allah'a yönelen, alçak gönüllü, bilinçli ve duyarlı olan.
    2. metne dön, dipnot 2
      Hesap verilecek tek merci Allah'tır.

    Gültekin Onan

    Ki onlar (o peygamberler) Tanrı'nın risaletini tebliğ edenler, O'ndan içleri titreyerek korkanlar ve Tanrı'nın dışında hiç kimseden korkmayanlardır. Hesap görücü olarak Tanrı yeter.

    Hasan Basri Çantay

    O (Peygamberler); Allahın gönderdiklerini tebliğ edenler, Ondan korkanlar, Allahdan başka hiçbir kimseden kocunmayanlardı. Hesab görücü olarak Allah yeter.

    İbni Kesir

    Allah'ın risaletlerini tebliğ edenler ve O'ndan korkanlar; Allah'tan başka kimseden korkmazlar. Hesab görücü olarak Allah, yeter.

    Mehmet Alagaş

    (37-40) Bir vakit Allah’ın nimet verdiği ve senin de nimet verdiğin birine diyordun ki zevceni nikahında tut , Allahtan sakın. Nefsinde olanı ve Allah’ın açığa çıkaracağı şeyi de insanlardan duyduğun tedirginlikten dolayı gizliyordun. Allah, işte o, gerçekten tedirgin olunacak olandır. Ne zaman ki Zeyd ondan boşandı, biz de onu sana zevce yaptık , müminlere evlatlıklarının boşadığı zevceleri ile evlenmelerinde bir darlık olmaması için sana zevce yaptık. Allah emri, yapılandır. Nebi ye Allah’ın farz ettiği bir şeyde h erhangi bir darlık yoktur, Allah’ın gelmiş geçmiş sünnetinde de durum böyledir , Allah’ın emri takdir edilen bir takdirdir . Onlar ki Allah’ın mesajlarını açıklarlar, ondan tedirgin olurlar, Allah’tan başkasından tedirgin olmazlar , h esaba çeken olarak Allah yeterlidir. Muhammed erkeklerinizden herhangi birinizin babası değildir ve lakin Allah’ın Resulüdür ve Bildiricilerin / Nebilerinin sonuncusudur. Allah her şeyi bilendir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Onlar (peygamberler), Allah'ın gönderdiklerini tebliğ ederler, O'ndan korkarlar ve O'ndan başka kimseden korkmazlar. Hesap görücü olarak Allah yeter.

    Süleyman Ateş

    (O peygamberler), Allah'ın mesajlarını duyururlar, Allah'tan korkarlar ve O'ndan başka kimseden korkmazlardı. Hesap görücü olarak Allah yeter.

    Süleymaniye Vakfı

    Onlar; Allah'ın mesajlarını tebliğ eden, Allah'tan çekinen, başka kimseden çekinmeyen kimselerdir. Hesap görücü olarak Allah yeter.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Allah'ın emirlerini tebliğ edenler, Allah'tan korkar, başka kimseden korkmazlar. Hesap gören olarak Allah yeter.

    Şaban Britch

    Onlar (peygamberler), Allah’ın gönderdiklerini tebliğ ederler. O’ndan korkarlar, Allah’tan başka kimseden korkmazlar, hesap görücü olarak Allah yeter.

    Şaban Piriş

    Onlar, Allah'ın gönderdiklerini tebliğ ederler. O'ndan korkarlar, Allah'tan başka kimseden korkmazlar, hesap görücü olarak Allah yeter.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Onlar ki Allah'ın mesajlarını tebliğ edip O'ndan korkarlar, Allah'tan gayrı hiç kimseden korkmazlar. Hesap sorucu olarak Allah yeter.

  6. Ahzâb suresi, 40. ayet — bütün mealleriyle aç

    Ahzâb suresi, 40. ayet. مَّا كَانَ مُحَمَّدٌ أَبَآ أَحَدٍ مِّن رِّجَالِكُمْ وَلَٰكِن رَّسُولَ ٱللَّهِ وَخَاتَمَ ٱلنَّبِيِّـۧنَ وَكَانَ ٱللَّهُ بِكُلِّ شَىْءٍ عَلِيمًا

    Diyanet İşleri

    Muhammed, sizin erkeklerinizden hiçbirinin babası değildir. Fakat o, Allah'ın Resulü ve nebilerin sonuncusudur. Allah, her şeyi hakkıyla bilendir.

    Mehmet Okuyan

    Muhammed, sizin (yetişkin) erkeklerinizden hiçbirinin babası değildir. dipnot 1 Fakat o, Allah'ın elçisi ve peygamberlerin sonuncusudur. Allah her şeyi bilendir.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Buradaki mesaj, Hz. Muhammed'in hiçbir erkek çocuğun babası olmadığı değil, azatlı kölesi ve evlatlığı olan Hz. Zeyd'in "Hz. Muhammed'in oğlu" olmadığını vurgulamaktır. Zira Hz. Muhammed'in üç oğlu olduğu bilinmektedir.

    Mustafa İslamoğlu

    (Ey mü'minler!) Muhammed sizin erkeklerinizden herhangi birinin babası değildir; fakat o Allah'ın Rasulü ve peygamberlerin sonuncusudur: Ve zaten Allah her şeyi en ince ayrıntısına kadar bilmektedir.

    Muhammed Esed

    (Ve bilin ki, ey müminler,) Muhammed sizin erkeklerinizden hiçbirinin babası değildir, fakat o, Allah'ın Elçisi ve bütün peygamberler'in sonuncusu'dur. Ve Allah her şeyi hakkıyla bilendir.

    Ahmed Hulusi

    Muhammed, sizin ricalinizden birinin babası değildir!. . Fakat Allah Rasulüdür; Nebilerin Hatemidir (zirvesi - sonuncusudur). . . Allah, her şeyi (B sırrınca) Aliym'dir.

    Ali Bulaç

    Muhammed, sizin erkeklerinizden hiçbirinin babası değildir; ancak o, Allah'ın Resulü ve peygamberlerin sonuncusudur. Allah, her şeyi bilendir.

    Ali Özek ve heyeti

    Muhammed, sizin erkeklerinizden hiçbirinin babası değildir. Fakat o, Allah'ın Rasûlü ve peygamberlerin sonuncusudur. Allah her şeyi hakkıyla bilendir.

    Ali Rıza Safa

    Muhammed, sizin erkeklerinizden hiçbirinin babası değildir. Buna karşın, Allah'ın elçisi ve peygamberlerin sonuncusudur. Çünkü Allah, her şeyi Bilendir. dipnot 357

    Ali Rıza Safa — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 357
      "Muhammed, sizin erkeklerinizden hiçbirinin babası değildir." bildirimi, peygamber soyundan geldiklerini öne sürerek ve kendilerine "Seyyid" veya "Seyyide" nitelemelerini yakıştırarak türlü çıkarlar sağlayan ikiyüzlü din sömürgenlerine ve bu kişilere aldanan bilisiz insanlara açık bir uyarıdır. Muhammed peygamberin, hangi kuşaktan olursa olsun, yeryüzünde hiçbir akrabası yoktur. Ayrıca, din konusunda hiç kimsenin ayrıcalığının olmadığı, Kur'an'daki birçok ayetten anlaşılmaktadır. "Muhammed, Allah'ın elçisi ve peygamberlerin sonuncusudur." bildirimi ise kimi yorumcular tarafından, Muhammed'in son peygamber olduğu, ama son elçi olmadığı; dolayısıyla tüm peygamberlerden sonra bir elçinin daha geleceğinin ayette bildirildiği biçiminde yorumlanmıştır. Peygamber ve elçi kavramlarının anlam başkalığı konusunda, önyazıların beşinci bölümünde ayrıntılı bilgi verilmiştir.

    Bayraktar Bayraklı

    Muhammed, sizin erkeklerinizden hiçbirinin babası değildir. Fakat Muhammed, Allah'ın peygamberi ve peygamberlerin sonuncusudur. Allah her şeyi bilmektedir.

    Edip Yüksel

    Muhammed, adamlarınızdan herhangi birisinin babası olmadı. Ancak o ALLAH'ın elçisi (rasulü) ve son peygamber (nebi) oldu. ALLAH her şeyi iyi bilir.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Muhammed, adamlarınızdan herhangi birisinin babası olmadı. Ancak o ALLAH'ın elçisi (rasulü) ve son peygamber (nebi) oldu. ALLAH her şeyi iyi bilir.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Muhammed, sizin adamlarınızdan hiçbirinin babası değildir; fakat Allah'ın elçisi ve peygamberlerin sonuncusudur. Allah, herşeyi hakkıyla bilendir.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Muhammed sizin ricalınızdan hiçbirinin babası değil ve lakin Allahın Resulü ve Peygamberin hatemidir, Allah, her şeye alim bulunuyor

    Erhan Aktaş

    Muhammed içinizden hiç birinizin babası değildir; fakat Allah'ın Resul'ü ve Nebilerin sonuncusudur. Allah, her şeyi en iyi bilendir.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Muhammed içinizden hiç birinizin babası değildir; fakat Allah'ın Resul'ü dipnot 1 ve nebilerin dipnot 1 sonuncusudur. Allah, her şeyi en iyi bilendir.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bkz. 3:32. Ayet dipnotu.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Muhammed içinizden hiç birinizin babası değildir; fakat Allah'ın rasul'ü dipnot 1 ve nebilerin dipnot 1 sonuncusudur. Allah, her şeyi en iyi bilendir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Nebi sözcüğü, nebe/haber sözcüğünden türemiştir. "Muhbir/haberci" demektir. Kur'an, nebi sözcüğünü, yalnızca önemli haberler hakkında kullanmıştır. Nebi, "önemli haberleri veren" kişi demektir. Bu sözcük, yalnızca nebileri ifade etmek için kullanılmıştır. Zira nebiler, sıradan haberleri değil, hiçbir şeyin kendisi kadar önemli olamayacağı Allah'ın vahyini haber vermektedirler. Rasul, gönderilen/elçi demektir. Belli bir amaç için, başkalarına bilgi ve haber götürmek için görevlendirilen kişi demektir. Kur'an bu sözcüğü; Allah'ın, kullarına, haberlerini ulaştırması için seçtiği kişi" anlamında kullanmıştır. Dolayısı ile "işlevsellik" bakımından rasul ve nebi arasında bir fark yoktur. Rasul ile Nebi arasındaki fark: Bir kimse rasul/elçi olarak atanmışsa, onda nebilik görevi de vardır. Zira elçilik görevi olmadan, haber iletme işi olamaz. Rasul, " görev", nebi de "görevli", "haberi getiren" demektir. Rasul/elçi sözcüğü, nebilik dışında da birçok konuda Kur'an'da yer almaktadır. Örneğin can alıcı melekler için de rasul/elçi sözcüğü kullanılmıştır. Haber bittiğine(artık vahiy inzal olamayacağına) göre rasullük/elçilik de bitmiştir. Kimilerinin, nebiliğin bittiğini ancak elçiliğin sürdüğünü ileri sürmeleri tam bir sapkınlıktır. Zira vahiy olmadan elçilik olmaz; haber olmadan, haberci olmaz.

    Gültekin Onan

    Muhammed, sizin erkeklerinizden hiçbirinin babası değildir, ancak o, Tanrı'nın Resulü ve peygamberlerin sonuncusudur. Tanrı, her şeyi bilendir.

    Hasan Basri Çantay

    Muhammed, adamlarınızdan hiç birinin babası değildir. Fakat Allahın Resulü ve peygamberlerin sonuncusudur. Allah her şey'i hakkıyle bilendir.

    İbni Kesir

    Muhammed; sizin adamlarınızdan herhangi birisinin babası değildir, sadece Allah'ın Rasulü ve peygamberlerin hatemidir. Allah, her şeyi bilendir.

    Mehmet Alagaş

    (37-40) Bir vakit Allah’ın nimet verdiği ve senin de nimet verdiğin birine diyordun ki zevceni nikahında tut , Allahtan sakın. Nefsinde olanı ve Allah’ın açığa çıkaracağı şeyi de insanlardan duyduğun tedirginlikten dolayı gizliyordun. Allah, işte o, gerçekten tedirgin olunacak olandır. Ne zaman ki Zeyd ondan boşandı, biz de onu sana zevce yaptık , müminlere evlatlıklarının boşadığı zevceleri ile evlenmelerinde bir darlık olmaması için sana zevce yaptık. Allah emri, yapılandır. Nebi ye Allah’ın farz ettiği bir şeyde h erhangi bir darlık yoktur, Allah’ın gelmiş geçmiş sünnetinde de durum böyledir , Allah’ın emri takdir edilen bir takdirdir . Onlar ki Allah’ın mesajlarını açıklarlar, ondan tedirgin olurlar, Allah’tan başkasından tedirgin olmazlar , h esaba çeken olarak Allah yeterlidir. Muhammed erkeklerinizden herhangi birinizin babası değildir ve lakin Allah’ın Resulüdür ve Bildiricilerin / Nebilerinin sonuncusudur. Allah her şeyi bilendir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Muhammed, sizin adamlarınızdan kimsenin babası değildir fakat o Allah’ın Rasulü ve nebilerin sonuncusudur. Allah, her şeyi hakkıyla bilir.

    Süleyman Ateş

    Muhammed, sizin erkeklerinizden birinin babası değil fakat Allah'ın Elçisi ve peygamberlerin hatemidir. Allah her şeyi bilendir.

    Süleymaniye Vakfı

    Muhammed, erkeklerinizden hiçbirinin babası değildir dipnot 1 , ama Allah'ın elçisi ve nebilerin mührü /en sonuncusudur dipnot 2 . Allah her şeyi hakkıyla bilir.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu ayet, Muhammed aleyhisselamın oğulları Kasım, Abdullah ve İbrahim'in, ergenlik çağına gelmeden öldüklerini gösterir.
    2. metne dön, dipnot 2
      Muhammed aleyhisselam, resullerin değil, nebilerin sonuncusudur. Nebi, kendine kitap ve hikmet verilen kişidir (Al-i imran 3/81). Artık yeni bir nebi gelmeyecek ve yeni bir kitap inmeyecektir. Resul, elçi demektir. Herhangi bir ilave veya çıkarma yapmadan, Allah'ın ayetlerini, muhatabın anladığı dille tebliğ eden herkes elçilik görevi yapmış olur. Bu görev kıyamete /mezardan kalkış gününe kadar devam edecektir. Nebiler, kendilerine inen kitabı tebliğ ile görevli oldukları için her nebi resuldür ama her resul nebi değildir. Bu ayet bunu açıkça göstermektedir. Ayette geçen ve mühür anlamına gelen "hatem" ifadesi de tasdik ilişkisi açısından büyük öneme sahiptir. Çünkü Tevrat ve İncil'de nebiliğin mühürleneceği bilgisi verilmiştir (Tevrat/
      Daniel 9:24 — Eski Ahit, Daniel; alıntıyı aç

      Eski Ahit · Daniel 9:24

      “Başkaldırıyı ortadan kaldırmak, günaha son vermek, suçu bağışlatmak, sonsuza dek kalıcı doğruluğu sağlamak, görüm ve peygamberliği mühürlemek, En Kutsalı meshetmek için senin halkına ve kutsal…

      Kutsal Kitap (Yeni Çeviri) — Kitab-ı Mukaddes Şirketi · Yeni Yaşam Yayınları. Alıntı 200 karakterde kesilmiştir. tam metin

      ve İncil/
      Vahiy 22:10 — Yeni Ahit, Vahiy; alıntıyı aç

      Yeni Ahit · Vahiy 22:10

      Sonra bana, “Bu kitabın peygamberlik sözlerini mühürleme” dedi, “Çünkü beklenen zaman yakındır.

      Kutsal Kitap (Yeni Çeviri) — Kitab-ı Mukaddes Şirketi · Yeni Yaşam Yayınları. tam metin

      ).

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Muhammed içinizden her hangi bir erkeğin babası değildir, ama Allah'ın elçisi ve nebilerin sonuncusudur. Allah her şeyi bilir.

    Şaban Britch

    Muhammed sizin erkeklerinizden hiçbirinin babası değildir. Fakat Allah’ın Rasûlü ve peygamberlerin sonuncusudur. Allah, herşeyi hakkıyla bilir.

    Şaban Piriş

    Muhammed sizin evlatlarınızın hiçbirinin babası değildir. Fakat Allah'ın elçisi ve peygamberlerin sonuncusudur. Allah, herşeyi hakkıyla bilir.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Muhammed, sizin erkeklerinizden hiçbirinin babası değildir; O, Allah'ın resulü ve nebilerin sonuncusudur. Allah herşeyi gereğince biliyor.

Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. Öntanımlı açık dört meal öncelik sırasına göredir; listeden hepsi açılabilir.