Diyanet İşleri
(15-16) Hayır! Andolsun, eğer vazgeçmezse, muhakkak onu perçeminden; o yalancı, günahkar perçeminden yakalarız.
Alak suresi · 15–19. ayetler
Bu bölümün ayetleri 4 mealde yan yana açılıyor; yukarıdaki listeden 27 Türkçe mealin herhangi birini açıp kapatabilirsiniz. Aralarındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz.
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir bölüme geçince öntanımlıya döner. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Alak suresi, 15. ayet. كَلَّا لَئِن لَّمْ يَنتَهِ لَنَسْفَعًۢا بِٱلنَّاصِيَةِ
(15-16) Hayır! Andolsun, eğer vazgeçmezse, muhakkak onu perçeminden; o yalancı, günahkar perçeminden yakalarız.
Hayır! Bundan vazgeçmezse (onu) perçeminden yakalayacağız! dipnot 1
Yoo! Eğer o buna bir son vermediyse, elbet perçeminden yakalayacağız;
Hayır, eğer vazgeçmezse, onu alnından tutup sürükleyeceğiz,
Hayır (iş sandığı gibi değil)! Andolsun ki eğer vazgeçmezse, elbette onu alnından (beyninden) şiddetle tutup sürükleriz!
Hayır; eğer o, (bu tutumuna) bir son vermeyecek olursa, andolsun, onu perçeminden tutup sürükleyeceğiz;
Hayır, hayır! Eğer vazgeçmezse, derhal onu alnından (perçeminden),
Hayır, asla! Eğer gerçekten buna son vermezse, kesinlikle alnından tutup sürükleyeceğiz.
- Hayır hayır! Eğer bu yaptığından vazgeçmezse, derhal onu o yalancı, günahkar alnından yakalarız. O, hemen gidip meclisini çağırsın. Biz de zebanileri çağıracağız.
Doğrusu, buna son vermezse, yakalarız ön lobundan,
Doğrusu, buna son vermezse, yakalarız perçeminden,
Sakın, şanım hakkı için, eğer (akıllanıp) vazgeçmezse, muhakkak Biz sürükleyeceğiz o alnı!
Sakın, Celalim hakkı için eğer (akıllanıp) vazgeçmezse muhakkak sürükleyeceğiz elbet biz o alnı
Hayır, kesinlikle öyle değil! Eğer gerçekten vazgeçmezse perçeminden dipnot 1 yakalarız.
Hayır, kesinlikle öyle değil! Eğer gerçekten vazgeçmezse perçeminden dipnot 1 yakalarız.
Hayır, kesinlikle öyle değil! Eğer gerçekten vazgeçmezse perçeminden dipnot 1 yakalarız.
Hayır; eğer o, (bu tutumuna) bir son vermeyecek olursa, andolsun, onu perçeminden tutup sürükleyeceğiz;
(Böyle şeylerden) sakınsın o. Eğer (küfründen) vaz geçmezse, andolsun, onu aln (ının saç) ından tutub (cehenneme) sürükleriz,
Ama bundan vazgeçmezse; andolsun ki; onu alnından tutup sürükleriz.
(9-19) Gördün mü namazı /salahı kılan kulu, engelleyeni /nehyedeni ? Gördün mü, ya O, yola iletilmişse yahut sakınmayı /takvayı iş olarak veriyorsa/emrediyorsa? Gördün mü, eğer O, yalanlasa yüz çevirse , bilmez mi ki mutlaka Allah onu görüyor? Hayır, hayır, eğer ki vazgeçmesin , a lın perçeminden tutup sürükleyeceğiz. Yalancı ve günahlı alın perçeminden. Ö rgütünü çağırsın / davet etsin , biz de kolluk kuvvetlerini /zebanileri çağırırız. Hayır, hayır, ona uyma/itaat etme, secde et ve yakınlaş.
Hayır! Eğer son vermezse, elbette perçeminden yakalayıp sürükleriz.
Hayır, (olmaz böyle şey), eğer bundan vazgeçmezse (onu) perçem(in)den yakalar (ateşe sürükler)iz,
Yok, yok… Vazgeçmezse kesinlikle tutup çekeriz perçeminden,
Yok, yok… Vazgeçmezse tutup çekeriz perçeminden.
Hayır! Eğer son vermezse, elbette perçeminden yakalayıp, sürükleriz.
-Hayır! Eğer son vermezse, elbette perçeminden yakalayıp, sürükleriz.
İş, sandığı gibi değil! Eğer vazgeçmezse yemin olsun, o alnı mutlaka tutup sürteceğiz!
Alak suresi, 16. ayet. نَاصِيَةٍ كَٰذِبَةٍ خَاطِئَةٍ
(15-16) Hayır! Andolsun, eğer vazgeçmezse, muhakkak onu perçeminden; o yalancı, günahkar perçeminden yakalarız.
O yalancı, günahkâr perçem(in)den! dipnot 1
o pek sahtekar, bir o kadar da günahkar perçeminden;
o yalancı, isyankar alnından!
O yalancı, o hata yapan (bedene, dışa dönük) alnı (beyni)!
O yalancı, günahkar olan alnından.
o yalancı, günahkâr alından (perçemden) yakalarız (cehenneme atarız).
Yalancı, suçlu alnından.
- Hayır hayır! Eğer bu yaptığından vazgeçmezse, derhal onu o yalancı, günahkar alnından yakalarız. O, hemen gidip meclisini çağırsın. Biz de zebanileri çağıracağız.
O yalancı ve günahkar ön lobu.
O yalancı ve günahkar perçeminden.
Yalancı, cani bir alnı!
Yalancı, cani bir alnı
Yalancı ve yanlış yapan perçeminden.
Yalancı ve yanlış yapan perçeminden.
Yalancı, günahkar ve suçlu perçeminden.
O yalancı, günahkar olan alnından.
(Ya'ni) yalancı, günahkar aln (ının saç) ından.
Yalancı, günahkar alnından.
(9-19) Gördün mü namazı /salahı kılan kulu, engelleyeni /nehyedeni ? Gördün mü, ya O, yola iletilmişse yahut sakınmayı /takvayı iş olarak veriyorsa/emrediyorsa? Gördün mü, eğer O, yalanlasa yüz çevirse , bilmez mi ki mutlaka Allah onu görüyor? Hayır, hayır, eğer ki vazgeçmesin , a lın perçeminden tutup sürükleyeceğiz. Yalancı ve günahlı alın perçeminden. Ö rgütünü çağırsın / davet etsin , biz de kolluk kuvvetlerini /zebanileri çağırırız. Hayır, hayır, ona uyma/itaat etme, secde et ve yakınlaş.
Yalancı, günahkâr perçeminden.
O yalancı, günahkar perçem(den)!
yalancı ve suçlu perçeminden! dipnot 1
O yalancı ve suçlu perçeminden.
Yalancı, günahkâr perçeminden.
Yalancı, günahkar perçeminden.
O yalancı, o günahkar alnı.
Alak suresi, 17. ayet. فَلْيَدْعُ نَادِيَهُۥ
Haydi, taraftarlarını çağırsın.
(O), meclisini (destekçilerini) çağırsın!
haydi o kendi örgütünü çağırsın,
Bırak, kendi aklının (asılsız, düzmece) tavsiyelerini (yardımına) çağırsın,
Haydi, çağırsın meclisini!
O zaman da meclisini (yakın çevresini ve yandaşlarını) çağırsın.
O, hemen gidip meclisini (kendi taraftarlarını) çağırsın.
Haydi, çağırsın yandaşlarını.
- Hayır hayır! Eğer bu yaptığından vazgeçmezse, derhal onu o yalancı, günahkar alnından yakalarız. O, hemen gidip meclisini çağırsın. Biz de zebanileri çağıracağız.
O zaman haydi çağırsın kurultayını.
O zaman haydi çağırsın kurultayını.
O zaman çağırsın kurultayını, meclisini!
O vakıt çağırsın o kurultayını, meclisini
Haydi, yardımcılarını çağırsın.
Haydi, yardımcılarını çağırsın.
Haydi, yardımcılarını çağırsın.
O zaman da meclisini (yakın çevresini ve yandaşlarını) çağırsın.
O vakit (durmasın) meclisini da'vet etsin!
Öyleyse topluluğunu çağırsın dursun.
(9-19) Gördün mü namazı /salahı kılan kulu, engelleyeni /nehyedeni ? Gördün mü, ya O, yola iletilmişse yahut sakınmayı /takvayı iş olarak veriyorsa/emrediyorsa? Gördün mü, eğer O, yalanlasa yüz çevirse , bilmez mi ki mutlaka Allah onu görüyor? Hayır, hayır, eğer ki vazgeçmesin , a lın perçeminden tutup sürükleyeceğiz. Yalancı ve günahlı alın perçeminden. Ö rgütünü çağırsın / davet etsin , biz de kolluk kuvvetlerini /zebanileri çağırırız. Hayır, hayır, ona uyma/itaat etme, secde et ve yakınlaş.
Haydi! O meclisini /Taraftarlarını çağırsın.
O zaman (o gitsin) de meclisini (adamlarını) çağırsın.
O zaman (çağırabilirse) çağırsın bakalım yandaşlarını! dipnot 1
Çağırsın bakalım yandaşlarını.
Haydi çağırsın meclisini.
-Haydi çağırsın çetesini/meclisini.
Hadi çağırsın derneğini/kurultayını!
Alak suresi, 18. ayet. سَنَدْعُ ٱلزَّبَانِيَةَ
Biz de zebanileri çağıracağız.
İleride biz de zebanileri çağıracağız!
biz de zebanileri çağıracağız.
(o zaman) Biz de semavi azap güçlerini çağırırız!
Biz de çağıracağız Zebanileri (ateşin zebun edici kuvvelerini)!
Biz de zebanileri çağıracağız.
Biz de zebanileri çağıracağız
Biz de cehennem bekçilerini çağıracağız.
- Hayır hayır! Eğer bu yaptığından vazgeçmezse, derhal onu o yalancı, günahkar alnından yakalarız. O, hemen gidip meclisini çağırsın. Biz de zebanileri çağıracağız.
Biz de zebanileri çağıracağız..
Biz de zebanileri çağıracağız..
Biz çağıracağız zebanileri!
Biz, çağıracağız zebanileri
Biz de zebanileri çağıracağız.
Biz de zebanileri çağıracağız.
Biz de zebanileri çağıracağız.
Biz de zebanileri çağıracağız.
Biz (de) zebanileri çağırırız.
Biz de zebanileri çağırırız.
(9-19) Gördün mü namazı /salahı kılan kulu, engelleyeni /nehyedeni ? Gördün mü, ya O, yola iletilmişse yahut sakınmayı /takvayı iş olarak veriyorsa/emrediyorsa? Gördün mü, eğer O, yalanlasa yüz çevirse , bilmez mi ki mutlaka Allah onu görüyor? Hayır, hayır, eğer ki vazgeçmesin , a lın perçeminden tutup sürükleyeceğiz. Yalancı ve günahlı alın perçeminden. Ö rgütünü çağırsın / davet etsin , biz de kolluk kuvvetlerini /zebanileri çağırırız. Hayır, hayır, ona uyma/itaat etme, secde et ve yakınlaş.
Biz de Zebanileri çağıracağız.
Biz de zebanileri çağıracağız.
Biz de zebanileri dipnot 1 çağıracağız.
Biz de çağıracağız zebanileri.
Çağıracağız zebanileri.
Çağıracağız zebanileri..
Biz de çağıracağız zebanileri!
Alak suresi, 19. ayet. كَلَّا لَا تُطِعْهُ وَٱسْجُدْ وَٱقْتَرِب secde ayeti
Hayır! Sakın sen ona uyma; secde et ve Rabbine yaklaş.
Hayır! Ona itaat etme! (Rabbine) secde et dipnot 1 ve (O'na) yaklaş! dipnot 2
Hayır! O (azgın) insana uyma; imdi (Rabbine) secde et ve yaklaşmaya gayret et.
Hayır, ona kulak verme, ama (Allah'ın huzurunda) yere kapan ve (O'na) yakınlaş!
Hayır, sakın (yapma)! Ona uyma; secde et ve yaklaş! (19. ayet secde ayetidir. )
Hayır; ona boyun eğme (Rabbine) Secde et ve yakınlaş.
Hayır! Ona uyma! Allah’a secde et ve (yalnızca O’na) yaklaş!
Hayır, asla! Ona boyun eğme! Secde et ve yaklaş!
Hayır hayır! Ona uyma! Allah'a secde et ve yaklaş!
Asla, ona uyma; secde et ve yaklaş!
Asla, ona uyma; secde et ve yaklaş!
Hayır, sakın onu dinleme de, secde et ve yaklaş!
Sakın onu dinleme de secde et ve yaklaş
Hayır, kesinlikle öyle değil! Ona boyun eğme; secde et ve yaklaş. dipnot 1
Hayır, kesinlikle öyle değil! Ona boyun eğme; secde et ve yaklaş dipnot 1 .
Hayır, kesinlikle öyle değil! Ona boyun eğme; secde et ve yaklaş dipnot 1 .
Hayır; ona boyun eğme (rabbine) secde et ve yakınlaş.
Sakın (Habibim) ona boyun eğme. Secde et. Yaklaş.
Sakın, sen ona uyma. Secde et ve yaklaş.
(9-19) Gördün mü namazı /salahı kılan kulu, engelleyeni /nehyedeni ? Gördün mü, ya O, yola iletilmişse yahut sakınmayı /takvayı iş olarak veriyorsa/emrediyorsa? Gördün mü, eğer O, yalanlasa yüz çevirse , bilmez mi ki mutlaka Allah onu görüyor? Hayır, hayır, eğer ki vazgeçmesin , a lın perçeminden tutup sürükleyeceğiz. Yalancı ve günahlı alın perçeminden. Ö rgütünü çağırsın / davet etsin , biz de kolluk kuvvetlerini /zebanileri çağırırız. Hayır, hayır, ona uyma/itaat etme, secde et ve yakınlaş.
Hayır ona itaat etme! Allah’a secde et ve (yalnızca) O’na yaklaş.
Hayır, ona boyun eğme; (Rabbine) secde et ve yaklaş!
Yok, yok… Ona boyun eğme dipnot 1 , sen (Allah'a) secde et dipnot 2 ve ona yakınlaş!
Yok, yok… Sen ona boyun eğme; secde et ve Allah'a yakınlaş.
Hayır! ona itaat etme! (Allah'a) Secde et ve (Ona) yaklaş!
-Hayır! ona itaat etme! Secde et ve yaklaş!
Sakın, sakın! Ona boyun eğme; secde et ve yaklaş!
Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. Öntanımlı açık dört meal öncelik sırasına göredir; listeden hepsi açılabilir.