Ankebût suresi

Ankebût suresi, 40. ayet

Ankebût suresi, 40. ayet. فَكُلًّا أَخَذْنَا بِذَنۢبِهِۦ فَمِنْهُم مَّنْ أَرْسَلْنَا عَلَيْهِ حَاصِبًا وَمِنْهُم مَّنْ أَخَذَتْهُ ٱلصَّيْحَةُ وَمِنْهُم مَّنْ خَسَفْنَا بِهِ ٱلْأَرْضَ وَمِنْهُم مَّنْ أَغْرَقْنَا وَمَا كَانَ ٱللَّهُ لِيَظْلِمَهُمْ وَلَٰكِن كَانُوٓا۟ أَنفُسَهُمْ يَظْلِمُونَ

feküllen eḫaẕnâ biẕembih. feminhüm men erselnâ `aleyhi ḥâṣibâ. veminhüm men eḫaẕethu-ṣṣayḥah. veminhüm men ḫasefnâ bihi-l'arḍ. veminhüm men agraḳnâ. vemâ kâne-llâhü liyażlimehüm velâkin kânû enfüsehüm yażlimûn.

Diyanet İşleri

Bunların her birini kendi günahları yüzünden yakaladık. Onlardan taş yağmuruna tuttuklarımız var. Onlardan o korkunç sesin yakaladığı kimseler var. Onlardan yerin dibine geçirdiklerimiz var. Onlardan suda boğduklarımız var. Allah, onlara zulmediyor değildi, fakat onlar kendilerine zulmediyorlardı.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Ankebût 37–43 · surenin 40. ayeti / 69

Konu Şu'ayb, Âd, Semûd, Kārûn, Firavun ve Hâmân Ankebût 36–40 3

  1. Ankebût 37

    Kavmi, onu yalanladı. Bunun üzerine kendilerini o malum sarsıntı yakaladı da yurtlarında diz üstü çökekaldılar.

  2. Ankebût 38

    Ad ve Semud kavimlerini de helak ettik. Bu, onların (harap olmuş) yurtlarından size besbelli olmuştur. Şeytan, onlara işlerini süslemiş ve onları doğru yoldan alıkoymuştur. Halbuki onlar gözü açık kimselerdi.

  3. Ankebût 39

    Karun'u, Firavun'u ve Haman'ı da helak ettik. Andolsun, Musa kendilerine apaçık mucizeler getirmişti de yeryüzünde büyüklük taslamışlardı. Oysa bizi geçip (azabımızdan) kurtulamazlardı.

  4. 40

    Bunların her birini kendi günahları yüzünden yakaladık. Onlardan taş yağmuruna tuttuklarımız var. Onlardan o korkunç sesin yakaladığı kimseler var. Onlardan yerin dibine geçirdiklerimiz var. Onlardan suda boğduklarımız var. Allah, onlara zulmediyor değildi, fakat onlar kendilerine zulmediyorlardı.

  5. Ankebût 41

    Allah'tan başkalarını dost edinenlerin durumu, kendine bir ev edinen örümceğin durumu gibidir. Evlerin en dayanıksızı ise şüphesiz örümcek evidir. Keşke bilselerdi!

  6. Ankebût 42

    Şüphesiz Allah, onların, kendini bırakıp da başka ne tür şeylere taptıklarını biliyor. O, mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir.

  7. Ankebût 43

    İşte bu temsilleri biz insanlar için getiriyoruz. Onları ancak bilginler düşünüp anlarlar.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

40. “Biz” bu yalanlayıcı ümmetlerin “herpsini günahı sebebiyle” günahına göre ve ona uygun bir ceza ile “yakaladık. Kimisinin üzerine taş yağdıran kasırga gönderdik.” Yüce Allah, Ad kavmini üzerlerine kısır rüzgar estiren bir fırtınayı göndererek helâk etti. Nitekim Yüce Allah onların üzerlerine gönderdiği bu rüzgar ile ilgili olarak şöyle buyurmaktadır: “O rüzgarı onlara yedi gece ve sekiz gün peş peşe musallat kıldık. O kavmi o süre içinde içleri boşalmış hurma kütükleriymiş gibi yere yıkılmış görürdün. Şimdi onlardan geriye kalan bir şey görüyor musun?” (el-Hakka, 7-8)

“Kimisini de o çığlık yakaladı.” Salih kavmi gibi.

“Onlardan kimisini yere dibine geçirdik.” Kârûn gibi.

“Kimisini de suda boğduk.” Firavun, Hâmân ve askerleri gibi.

“Allah asla onlara zulmetmedi.” Zaten O’na zulüm yakışmaz. Çünkü O’nun adaleti kemâl derecesindedir ve O, bütün mahlukata hiçbir şekilde muhtaç olmayan mutlak Ganidir.

“Fakat onlar, kendi kendilerine zulmediyorlardı.” Nefislerinin hakkını vermiyor, onu haktan alıkoyuyorlardı. Zira her bir nefis, bir ve tek olarak Allah’a ibadet etmek için yaratılmıştır. Bunlar ise nefislerini gereken yerde kullanmadılar. Onu şehvet ve masiyetlerle meşgul ettiler. O bakımdan fayda sağlayacaklarını zannederlerken nefislerini alabildiğine zarara soktular.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Daha önce bahsedilenlerin hepsini helak edici azabımızla yakalayıverdik. Onlardan bazısı üzerlerine yığın halinde sertleşmiş çamurdan taşlar yağdırdığımız Lût kavmidir. Bazısı da kendisi ve evini yerin dibine geçirdiğimiz Karun’dur. Bazıları da boğarak helak ettiğimiz Nuh’un, Firavun ve Haman’ın kavmidir. Allah, günahsız oldukları halde helak ederek onlara zulmetmedi. Fakat onlar günahlar işleyerek kendilerine zulmettiler ve azabı hak ettiler.

Kelimeler

28 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. فَكُلًّا fekullen nitekim hepsini kök: كلل
  2. أَخَذْنَا ehazna yakaladık kök: اخذ
  3. بِذَنۢبِهِۦ ۖ bizenbihi günahıyla kök: ذنب
  4. فَمِنْهُم feminhum onlardan
  5. مَّنْ men kiminin
  6. أَرْسَلْنَا erselna gönderdik kök: رسل
  7. عَلَيْهِ aleyhi üstüne
  8. حَاصِبًۭا hasiben taş yağdıran bir fırtına kök: حصب
  9. وَمِنْهُم ve minhum ve onlardan
  10. مَّنْ men kimini
  11. أَخَذَتْهُ ehazethu yakaladı kök: اخذ
  12. ٱلصَّيْحَةُ s-sayhatu korkunç bir ses kök: صيح
  13. وَمِنْهُم ve minhum ve onlardan
  14. مَّنْ men kimini
  15. خَسَفْنَا hasefna batırdık kök: خسف
  16. بِهِ bihi onunla
  17. ٱلْأَرْضَ l-erde yere kök: ارض
  18. وَمِنْهُم ve minhum ve onlardan
  19. مَّنْ men kimini
  20. أَغْرَقْنَا ۚ egrakna boğduk kök: غرق
  21. وَمَا ve ma ve
  22. كَانَ kane değildi kök: كون
  23. ٱللَّهُ llahu Allah kök: اله
  24. لِيَظْلِمَهُمْ liyezlimehum onlara zulmedecek kök: ظلم
  25. وَلَـٰكِن velakin fakat
  26. كَانُوٓا۟ kanu onlar kök: كون
  27. أَنفُسَهُمْ enfusehum kendi kendilerine kök: نفس
  28. يَظْلِمُونَ yezlimune zulmediyorlardı kök: ظلم

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: حصب (5 geçiş) · Aynı kök: خسف (8 geçiş)

    Peki, karada sizi yere geçirmesinden, yahut üzerinize taşlar savuran kasırga göndermesinden, sonra da kendinize bir vekil bulamamaktan güvende…

  • Aynı kıssa: Kārûn · Aynı kök: خسف (8 geçiş)

    Sonunda onu da, sarayını da yerin dibine batırdık. Allah'a karşı ona yardım edebilecek adamları da yoktu. Kendisini savunup kurtarabileceklerden de…

  • Aynı kıssa: Kārûn · Aynı kök: خسف (8 geçiş)

    Daha dün onun yerinde olmayı arzu edenler, "Vay! Demek ki Allah, kullarından dilediği kimselere rızkı bol verir ve (dilediğine) kısarmış. Allah, bize…

  • Aynı kıssa: Kārûn · Aynı kök: ذنب (39 geçiş)

    Karun, "Bunlar bana bendeki bilgi ve beceriden dolayı verilmiştir" dedi. O, Allah'ın kendinden önceki nesillerden, ondan daha kuvvetli ve daha çok…

  • Aynı kök: غرق (23 geçiş) · Aynı kök: ذنب (39 geçiş)

    Bunların durumu, tıpkı Firavun ailesi ve onlardan öncekilerin durumu gibidir. Onlar Rablerinin ayetlerini yalanlamışlar, biz de onları günahları…

  • Aynı kök: حصب (5 geçiş)

    Hiç şüphesiz siz ve Allah'tan başka kulluk ettikleriniz cehennem odunusunuz. Siz oraya varacaksınız.

  • Aynı kök: حصب (5 geçiş)

    (34-35) Şüphesiz biz de üzerlerine taşlar savuran bir rüzgar gönderdik. Yalnız Lut'un ailesi başka. Katımızdan bir nimet olarak bir seher vakti…

  • Aynı kök: خسف (8 geçiş)

    Kötü işler yapmak için tuzak kuranlar, Allah'ın kendilerini yere geçirmesinden veya (ansızın) bilemeyecekleri bir yerden kendilerine azap gelmesinden…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

77 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

Nitekim onlardan her birini günahı sebebiyle cezalandırmıştık. Kiminin üzerine taş göndermiştik. dipnot 1 Kimini korkunç bir ses yakalamıştı. dipnot 2 Kimini yerin dibine geçirmiştik. dipnot 3 Kimini de suda boğmuştuk. dipnot 4 Allah onlara haksızlık edecek değildi fakat onlar kendi kendilerine haksızlık etmekteydiler.

Mehmet Okuyan — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Hz. Lut'un kavminin bu şekilde helaki için bkz. Hûd 11:82-83; Hicr 15:74; Kamer 54:34.
  2. metne dön, dipnot 2
    Hz. Hud, Hz. Şuayb ve Hz. Salih'in kavimlerinin bu şekilde helakleri için bkz. Hûd 11:67, 9; Hicr 15:73, 83; Mü'minûn 23:41; Kamer 54:31.
  3. metne dön, dipnot 3
    Bu, Kasas 28:81'de olduğu gibi "Kârûn'un helaki"dir. Bkz. Nahl 16:45; İsrâ 17:68; Mülk 67:16.
  4. metne dön, dipnot 4
    Bu helak biçimi de Bakara 2:52, A‘râf 7:64, 136, Enfâl 8:54, Yûnus 10:73, İsrâ 17:103, Enbiyâ 21:77, Furkân 25:37, Şu‘arâ 26:66, 120, Sâffât 37:82, Zuhruf 43:55 gibi ayetlerde de belirtildiği gibi "Hz. Nuh'un kavmi ile Firavun ve adamlarının helaki"dir.

Mustafa İslamoğlu

Sonuçta her birini günahlarından dolayı enseledik: Ve onlardan kimileri üzerinde (bela) fırtınası estirdik, kimisini de sarsıcı bir azap çığlığı yakaladı; yine onlardan bizı kimseleri yerin dibine geçirdik, bazılarını da boğulmaya terk ettik: Ne var ki onlara zulmeden asla Allah değildi; ve fakat onlar asıl kendi kendilerine zulmetmişlerdi.

Muhammed Esed

Çünkü onların her birini günahlarından dolayı hesaba çektik: Kiminin tepesinde ölümcül fırtınalar estirdik; kimini (ani) bir kasırga yok etti; kimisini yerin dibine geçirdik ve kimisi de suda boğulup gitti. Onlara haksızlık yapan Allah değildi, fakat onlar kendi kendilerine haksızlık yapıyorlardı.

Ahmed Hulusi

Her birini kendi suçunun sonucuyla yakaladık. . . Onlardan kiminin üzerine hortum irsal ettik! Onlardan kimini o korkunç dalgalı ses yakaladı! Onlardan kimini yerin dibine geçirdik. . . Onlardan kimini de suda boğduk. . . Allah onlara zulmetmiyordu; fakat onlar kendi nefslerine zulmediyorlardı.

Ali Bulaç

İşte biz, onların her birini kendi günahıyla yakalayıverdik. Böylece onlardan kiminin üstüne taş fırtınası gönderdik, kimini şiddetli bir çığlık sarıverdi, kimini yerin dibine geçirdik, kimini de suda boğduk. Allah onlara zulmedici değildi, ancak onlar kendi nefislerine zulmediyorlardı.

Ali Özek ve heyeti

Nitekim, onlardan her birini günahı sebebiyle cezalandırdık. Kiminin üzerine taşlar savuran rüzgârlar gönderdik, kimini korkunç bir ses yakaladı, kimini yerin dibine geçirdik, kimini de suda boğduk. Allah onlara zulmetmiyor, asıl onlar kendilerine zulmediyorlardı.

Ali Rıza Safa

Her birini suçlarıyla yakaladık. Sonunda, kiminin üzerine taş savuran bir kasırga gönderdik; kimini bir gürleme yakaladı; kimini yerin dibine geçirdik; kimini de boğduk. Allah, onlara haksızlık etmedi. Tam tersine, onlar, kendilerine yazık ettiler.

Bayraktar Bayraklı

Herbirini günahından dolayı yakaladık. Kiminin üzerine taşlar savuran rüzgarlar gönderdik; kimini korkunç bir ses yakaladı, kimini yerin dibine geçirdik, kimini de suda boğduk. Allah onlara zulmetmiyor, asıl onlar kendi kendilerine zulmediyorlardı.

Edip Yüksel

Hepsini günahlarıyla yakaladık. Onlardan kimine çılgın bir fırtına gönderdik, kimini korkunç bir ses yakaladı, kimini yerin dibine geçirdik, kimini de boğduk. Onlara zulmeden ALLAH değildi; onlar kendi kendilerine zulmediyorlardı.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Hepsini günahlarıyla yakaladık. Onlardan kimine çılgın bir fırtına gönderdik, kimini korkunç bir ses yakaladı, kimini yerin dibine geçirdik, kimini de boğduk. Onlara zulmeden ALLAH değildi; onlar kendi kendilerine zulmediyorlardı.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Özetle herbirini günahı ile yakaladık; kiminin başına bir taş yağdıran gönderdik, kimini korkunç bir ses alıverdi, kimini yerin dibine geçirdik, kimini de boğduk. Allah onlara haksızlık etmiyordu. Fakat onlar kendi kendilerine zulmediyorlardı.

Elmalılı Hamdi Yazır

Hasılı her birini günahiyle yakaladık, kiminin başına bir taş yağdıran gönderdik, kimini sayha alıverdi, kimini yere geçirdik, kimini de garkettik, Allah onlara zulmetmiyordu ve lakin kendi nefislerine zulmediyorlardı

Erhan Aktaş

Bunun üzerine suçları nedeniyle hepsini cezalandırdık. Bir kısmının üzerine taşlar savuran rüzgarlar gönderdik. Kimisini de korkunç bir ses yakaladı. Kimisini de yerin dibine geçirdik. Kimisini de boğduk. Böyle yapmakla, Allah onlara haksızlık yapmadı. Fakat onlar kendi kendilerine haksızlık yaptılar.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Bunun üzerine suçları nedeniyle hepsini cezalandırdık. Bir kısmının üzerine taşlar savuran rüzgarlar gönderdik. Kimisini de korkunç bir ses yakaladı. Kimisini de yerin dibine geçirdik. Kimisini de boğduk. Böyle yapmakla, Allah onlara haksızlık yapmadı. Fakat onlar kendi kendilerine haksızlık yaptılar.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Bunun üzerine suçları nedeniyle hepsini cezalandırdık. Bir kısmının üzerine taşlar savuran rüzgarlar gönderdik. Kimisini de korkunç bir ses yakaladı. Kimisini de yerin dibine geçirdik. Kimisini de boğduk. Böyle yapmakla, Allah onlara haksızlık yapmadı. Fakat onlar kendi kendilerine haksızlık yaptılar.

Gültekin Onan

İşte biz, onların her birini kendi günahıyla yakalayıverdik. Böylece onlardan kiminin üstüne taş fırtınası gönderdik, kimini şiddetli bir çığlık sarıverdi, kimini yerin dibine geçirdik, kimini de suda boğduk. Tanrı onlara zulmedici değildi, ancak onlar kendi nefslerine zulmediyorlardı.

Hasan Basri Çantay

İşte biz (onların) her birini günahı sebebiyle yakaladık. İşte kiminin tepesine (taş yağdıran) bir kasırga gönderdik, kimini korkunç bir ses aldı, kimini yere geçirdik, kimini de suda boğduk Allah onlara zulm etmiyordu. Fakat onlar kendilerine (bizzat) kendileri zulm ediyorlardı.

İbni Kesir

Her birini suçüstü yakaladık. Kimine taşlar savuran kasırga gönderdik, kimini bir çığlık tuttu, kimini yerin dibine geçirdik, kimini de suda boğduk. Allah; onlara zulmetmiyordu, ama onlar, kendi kendilerine zulmediyorlardı.

Mehmet Alagaş

(39-40) Karun Firavun ve Haman, kesin olan şu ki, onlara da Musa açıklamalarla geldi, arzda kibirlendiler, bizi geçecek değillerdi, günahları nedeniyle hepsini yakaladık, onların kiminin üzerine taş yağdıran fırtınalar gönderdik, kimilerini de bir nara / bir çığlık aldı , kimilerini yerin dibine geçirdik, kimilerini boğduk. (Rüzgâr, ses, deprem, su) Allah onlara zulmediyor değildi. Onlar kendilerine zulmediyorlardı.

Rowwad Tercüme Merkezi

Derken biz her birini günahı ile aldık. Kimilerinin üzerine taş yağdıran kasırga gönderdik, kimilerini o çığlık yakaladı. Onlardan kimisini yere geçirdik, kimilerini de suda boğduk. Allah onlara zulmetmiyordu fakat onlar kendi nefislerine zulmediyorlardı.

Süleyman Ateş

Nitekim hepsini günahiyle yakaladık. Onlardan kiminin üstüne taş yağdıran bir fırtına gönderdik, kimini korkunç ses yakaladı, kimini yere batırdık, kimini de boğduk. Allah onlara zulmedecek değildi; fakat onlar, kendi kendilerine zulmediyorlardı.

Süleymaniye Vakfı

Onlardan her birini işlediği günah yüzünden yakaladık. Kimine taş-toprak savuran kasırga gönderdik dipnot 1 , kimini yüksek bir ses yakaladı dipnot 2 . Kimini yerin dibine geçirdik dipnot 3 , kimini de suda boğduk dipnot 4 . Allah onlara asla yanlış yapmadı; yanlışı onlar, kendilerine yapıyorlardı dipnot 5 .

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Bunların hepsini, işlediği günah yüzünden cezaya çarptırdık. Kimine taş yağdırdık. Kimi korkunç bir sese tutuldu. Kimini yerin dibine geçirdik. Kimini de suda boğduk. Allah onlara yanlış yapmıyordu, yanlışı onlar, kendilerine yapıyorlardı.

Şaban Britch

Onlardan kiminin üzerine taş savuran kasırga gönderdik. Kimini bir çığlık yakaladı. Kimini de yerin dibine geçirdik, kimini de suda boğduk. Allah, onlara zulmetmiyordu, fakat onlar kendilerine zulmediyorlardı.

Şaban Piriş

Hepsini günahlarıyla birlikte yakaladık. Onlardan kiminin üzerine taş savuran kasırga gönderdik. Kimini bir çığlık yakaladı. Kimini de yerin dibine geçirdik, kimini de suda boğduk. Allah, onlara zulmetmiyordu, fakat onlar kendilerine zulmediyorlardı.

Yaşar Nuri Öztürk

Herbirini kendi günahı ile yakaladık. Bazılarının üstüne taş yağdıran bir kasırga gönderdik. Bir kısmını, o korkunç titreşimli ses yakaladı. Onlardan, yere batırdıklarımız da oldu. Bazılarını da boğduk. Allah onlara zulmedecek değildi. Fakat onlar kendi benliklerine zulmediyorlardı.

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

Each one of them did We penalize with what was commensurate with his evil deed. Among them were those against whom We sent a whirlwind and sand dunes and those who were overtaken by a merciless blast and those whom We eclipsed in one swallow by the yawning chasm We created beneath them and among them were those whom We drowned. And never was it Allah's attribute to do them injustice but it was they who wronged themselves.

Abdul Haleem

and We punished each one of them for their sins: some We struck with a violent storm; some were overcome by a sudden blast; some We made the earth swallow; and some We drowned. It was not God who wronged them; they wronged themselves.

Abdullah Yusuf Ali

Each one of them We seized for his crime: of them, against some We sent a violent tornado (with showers of stones); some were caught by a (mighty) Blast; some We caused the earth to swallow up; and some We drowned (in the waters): It was not Allah Who injured (or oppressed) them:" They injured (and oppressed) their own souls.

Abul A'la Maududi

So We seized each for their sin. We let loose upon some a violent tornado with showers of stones; dipnot 1 some were overtaken by a mighty Cry; dipnot 2 some were caused to be swallowed up by the earth, dipnot 3 and some We drowned. dipnot 4 Allah would not wrong them, but it is they who wronged themselves. dipnot 5

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    That is, Aad who were subjected to a furious windstorm which blew on them for seven nights and eight days continuously.
  2. metne dön, dipnot 2
    That is, Thamud.
  3. metne dön, dipnot 3
    That is, Korah.
  4. metne dön, dipnot 4
    That is, Pharaoh and Haman.
  5. metne dön, dipnot 5
    The stories that have been related in the foregoing verses, have been addressed and directed both to the believers and to the disbelievers. To the believers they have been addressed so that they do not feel discouraged and distressed at heart, and keep aloft the banner of the truth firmly and patiently even in the face of the severe persecutions and hardships, and should have full faith in Allah that His succor shall ultimately come, and He will frustrate the designs of the wicked people and make the word of the truth to prevail. On the other hand, these have been addressed to those wicked people also, who in their arrogance were bent upon exterminating the Islamic movement. They have been warned to the effect: "You have formed a wrong opinion about Allah’s forbearance and clemency. You think; that His is a lawless Kingdom. If you have not been seized so far for your rebellion and your tyrannies and wicked deeds and have been granted a long respite so that you may reform yourselves, you have inferred that there exists no power whatsoever which can call you to account, and that one can go on doing whatever one likes endlessly on this earth. This misconception will ultimately lead you to the same doom that has already been met by the peoples of Noah and Lot and Shuaib, (peace be upon them) and experienced by Aad and Thamud, and seen by Korah and Pharaoh.

Aisha Bewley

We seized each one of them for their wrong actions. Against some We sent a sudden squall of stones; some of them were seized by the Great Blast; some We caused the earth to swallow up; and some We drowned. Allah did not wrong them; rather they wronged themselves.

Al-Hilali & Khan

So We punished each (of them) for his sins; of them were some on whom We sent Hâsib (a violent wind with shower of stones) [as on the people of Lût (Lot)], and of them were some who were overtaken by As-Saihah [torment - awful cry. (as Thamûd or Shu‘aib’s people)], and of them were some whom We caused the earth to swallow [as Qârûn (Korah)], and of them were some whom We drowned [as the people of Nûh (Noah), or Fir‘aun (Pharaoh) and his people]. It was not Allâh Who wronged them, but they wronged themselves.

Ali Quli Qarai

So We seized each [of them] for his sin: among them were those upon whom We unleashed a rain of stones, and among them were those who were seized by the Cry, and among them were those whom We caused the earth to swallow, and among them were those whom We drowned. It was not Allah who wronged them, but it was they who used to wrong themselves.

Amatul Rahman Omar

In short We took each one of them to task for his sins. Against some of them We sent a violent storm of sand and stones while others were overtaken by a roaring blast and some others We made extinct in (the bowls of) the earth, and yet others We drowned. It was far from Allâh to have done injustice to them. Rather they were doing wrong to themselves.

Arthur John Arberry

Each We seized for his sin; and of them against some We loosed a squall of pebbles and some were seized by the Cry, and some We made the earth to swallow, and some We drowned; God would never wrong them, but they wronged themselves.

Bijan Moeinian

All the above mentioned wicked people tasted the result of their wrongdoings. To some [people of Ad] I sent a wind to rain the stones on them, against some [to the people of Thamud] I sent the earthquake, some [like Korah] were sank underground and some [like Pharaoh and Haman] were drowned. God was not [as today’s disbelievers claim] unjust to them; they themselves chose to betray their own souls.

E. Henry Palmer

And each of them we seized in his sin; and of them were some against whom we sent a sandstorm; and of them were some whom the noise seized; and of them were some with whom we cleaved the earth open; and of them were some we drowned: God would not have wronged them, but it was themselves they wronged.

Edip-Layth

We took each by his sins. Some of them We sent upon violent winds, some of them were taken by the scream, some of them We caused the earth to swallow, and some of them We drowned. God is not the One who wronged them; it is they who wronged themselves.

George Sale

Every of them did We destroy in his sin. Against some of them We sent a violent wind: Some of them did a terrible noise from heaven destroy: Some of them did We cause the earth to swallow up: And some of them We drowned. Neither was God disposed to treat them unjustly; but they dealt unjustly with their own souls.

Hamid S. Aziz

And Korah, Pharaoh and Haman! Moses did come to them with clear signs, but they were inflated with pride in the earth. Yet they could not outstrip Us!

Mahmoud Ghali

Then We took each one for his guilty (deed); so of them was he on whom We sent (a squall of) gravel and (some) whom the Shout took (away), and of them was he who was caved in (into) the earth, and some We drowned. And in no way, indeed, did Allah do (any) injustice to them, but they did injustice to themselves.

Marmaduke Pickthall

So We took each one in his sin; of them was he on whom We sent a hurricane, and of them was he who was overtaken by the (Awful) Cry, and of them was he whom We caused the earth to swallow, and of them was he whom We drowned. It was not for Allah to wrong them, but they wronged themselves.

Mohamed Ahmed - Samira

And We seized all of them for their crimes. Against some We sent a violent wind hurling stones, and some We seized with a mighty blast, and some We submerged under the earth, and some We drowned. It was not for God to wrong them, they wronged themselves.

Muhammad Asad

For, every one of them, did We take to task for his sin: and so, upon some of them We let loose a deadly storm wind; and some of them were overtaken by a [sudden] blast; and some of them We caused to be swallowed by the earth: and some of them We caused to drown. And it was not God who wronged them, but it was they who had wronged themselves.

Mustafa Khattab

So We seized each ˹people˺ for their sin: against some of them We sent a storm of stones, some were overtaken by a ˹mighty˺ blast, some We caused the earth to swallow, and some We drowned. Allah would not have wronged them, but it was they who wronged themselves.

Progressive Muslims

We took each by his sins. Some of them We sent upon him violent winds, some of them were taken by the scream, some of them We caused the Earth to swallow, and some of them We drowned. God is not the One who wronged them; it is they who wronged themselves.

Rashad Khalifa

All those disbelievers were doomed as a consequence of their sins. Some of them we annihilated by violent winds, some were annihilated by the quake, some we caused the earth to swallow, and some we drowned. GOD is not the One who wronged them; it is they who wronged their own souls.

Sahih International

So each We seized for his sin; and among them were those upon whom We sent a storm of stones, and among them were those who were seized by the blast [from the sky], and among them were those whom We caused the earth to swallow, and among them were those whom We drowned. And Allah would not have wronged them, but it was they who were wronging themselves.

Sam Gerrans

And each We took for his transgression; and among them was he upon whom We sent a storm of stones; and among them was he whom the Blast seized; and among them was he whom We caused the earth to swallow; and among them was he whom We drowned. And God wronged them not, but they wronged their souls.

Shabbir Ahmed

For, every one of them We took to task for his trailing behind in human virtue. And so, upon some of them We let loose a deadly storm wind; and some of them were overtaken by a sudden blast; and some of them We caused to be swallowed by the earth; and some of them We caused to drown. And it was not Allah who wronged them, but it was they who wronged themselves. (The Law of Requital never discriminates between people, whether individuals or nations).

Syed Vickar Ahamed

So We punished each one of them We caught for his crime: Against some of them, We sent a powerful storm (with showers of stones); And some of them were caught by a (mighty) Blast; Some We caused the earth to swallow up; And some We drowned (in the waters): It was not Allah Who wronged (or hurt) them: But they hurt (and injured) their own souls.

Taqi Usmani

Thus We seized each one of them for his sin. So to some of them We sent a violent wind; and some of them were seized by a Cry; and some of them We made to sink in the earth; and some of them We drowned. And Allah was not to do injustice to them, but they used to do injustice to their own selves.

The Monotheist Group

We took each by his sins. Some of them We sent upon him violent winds, some of them were taken by the scream, some of them We caused the earth to swallow, and some of them We drowned. God is not the One who wronged them; it is they who wronged themselves.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Ankebût suresi, 40. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Ankebût suresi, 40. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Ankebût suresi, 40. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩