Bakara suresi · 178–182. ayetler

Kısas ve vasiyet

Bu bölümün ayetleri 4 mealde yan yana açılıyor; yukarıdaki listeden 27 Türkçe mealin herhangi birini açıp kapatabilirsiniz. Aralarındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz.

Hangi mealler görünsün? 4 / 27 açık

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir bölüme geçince öntanımlıya döner. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

  1. Bakara suresi, 178. ayet — bütün mealleriyle aç

    Bakara suresi, 178. ayet. يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ كُتِبَ عَلَيْكُمُ ٱلْقِصَاصُ فِى ٱلْقَتْلَى ٱلْحُرُّ بِٱلْحُرِّ وَٱلْعَبْدُ بِٱلْعَبْدِ وَٱلْأُنثَىٰ بِٱلْأُنثَىٰ فَمَنْ عُفِىَ لَهُۥ مِنْ أَخِيهِ شَىْءٌ فَٱتِّبَاعٌۢ بِٱلْمَعْرُوفِ وَأَدَآءٌ إِلَيْهِ بِإِحْسَٰنٍ ذَٰلِكَ تَخْفِيفٌ مِّن رَّبِّكُمْ وَرَحْمَةٌ فَمَنِ ٱعْتَدَىٰ بَعْدَ ذَٰلِكَ فَلَهُۥ عَذَابٌ أَلِيمٌ

    Diyanet İşleri

    Ey iman edenler! Öldürülenler hakkında size kısas farz kılındı. Hüre karşı hür, köleye karşı köle, kadına karşı kadın kısas edilir. Ancak öldüren kimse, kardeşi (öldürülenin varisi, velisi) tarafından affedilirse, aklın ve dinin gereklerine uygun yol izlemek ve güzellikle diyet ödemek gerekir. Bu, Rabbinizden bir hafifletme ve rahmettir. Bundan sonra tecavüzde bulunana elem dolu bir azap vardır.

    Mehmet Okuyan

    Ey iman edenler! Öldürülenler hakkında kısas dipnot 1 size farz kılındı: dipnot 2 Hür kişiye karşılık bizzat o hür kişi, köleye karşılık bizzat o köle, kadına karşılık da bizzat o kadın. Kimin cezası, kardeşi (öldürülenin velisi) tarafından bir şey (karşılığı) bağışlanırsa, artık (taraflar) hakkaniyete uymalı ve (öldüren kişi gereken diyeti) ona (öldürdüğünün yakınlarına) güzellikle ödemelidir. Bu (söylenenler), Rabbinizden bir hafifletme ve merhamettir. Kim bundan sonra haddi aşarsa onun için elem verici bir azap vardır.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      [Kısas], haksız yere bir insanı öldüren katilin, öldürülenin yakınları tarafından öldürülmesi isteğinin meşru otorite tarafından yerine getirilmesidir. Bu cezai işlem, "otorite/devlet" tarafından uygulanacağı için, intikam ve kan davası gibi sorunlar önlenebilecek, insan öldürmenin cezasının ölüm olmasının caydırıcılığı nedeniyle de cinayet oranlarında düşüş meydana gelebilecektir. Tam da bu yüzden Bakara 2:179'da "kısasta hayat vardır" ifadesine yer verilmektedir. [Kısas] kelimesinin "bedel, karşılık, ödeşme, adalet" gibi anlamları da göz önünde bulundurulduğunda, suçun niteliğine göre katilin öldürülmesinden affedilmesine kadar birçok seçeneği içerdiği bilinmelidir.
    2. metne dön, dipnot 2
      Kur'an'da [kutibe] (yazılmak) şeklinde edilgen kalıpta kullanılan kelimeler "farz kılınmak", "ilke ve prensip hâline getirilmek" anlamlarını içermektedir. İlgili ayetler için bkz. Bakara 2:178, 180, 183, 216, 246; Al-i İmrân 3:154; Nisâ 4:77, 127; Tevbe 9:120, 121; Hacc 22:4.

    Mustafa İslamoğlu

    Siz ey iman edenler! Cinayete kurban gidenler hakkında size adil karşılık farz kılındı: Hüre karşılık hür, köleye karşılık köle, kadına karşılık kadın. Bunun üzerine her kim kardeşi tarafından bir şekilde bağışlanırsa, bu bağış makul bir biçimde uygulanmalı, tazminatı da ona güzellikle ödenmeli: İşte bu, Rabbiniz katından bir kolaylaştırma ve rahmettir. Kim ki bundan sonra haddi aşarsa, onun için şiddetli bir azap vardır.

    Muhammed Esed

    Siz, ey imana ermiş olanlar! Öldürme (olayların)da adil karşılık (kısas) size farz kılındı: Hür için hür, köle için köle ve kadın için kadın. Ve eğer kardeşi tarafından suçlu kimse (nin suçunun bir bölümünü) bağışlanmışsa, bu (bağış) uygun şekilde tatbik edilmeli ve kardeşine tazminatı güzellikle ödenmelidir. Bu, Rabbinizden bir hafifletme ve bir rahmettir. Buna rağmen hak ve adalet sınırlarını bilerek ve isteyerek ihlal eden için şiddetli azap vardır.

    Ahmed Hulusi

    Ey iman edenler, öldürme olaylarında kısas (eşitlik esasına dayalı uygulama) yazıldı üzerinize! Hürriyeti olana hür olan, köleliği yaşayana köle olan, dişiliği yaşayana da dişi kısas olur. Katil eğer öldürdüğünün kardeşi (veya varisi) tarafından (kısmen) affa uğrarsa, o takdirde örfe uyulmalı, (diyeti) ödenmelidir. Bu da Rabbinizden bir hafifletme ve rahmettir. Kim bundan sonra haddi aşarsa ona feci bir azap vardır.

    Ali Bulaç

    Ey iman edenler, öldürülenler hakkında size kısas yazıldı (farz kılındı). Özgüre karşı özgür, köleye karşı köle ve dişiye karşı dişi. Fakat kimin (hangi katilin) lehine, onun (maktulün) kardeşi (varisi veya velisi) tarafından bağışlanırsa, artık (yapılması gereken) örfe uymak (ve) ona (maktulün varis veya velisine) güzellikle (diyet) ödemektir. Bu, Rabbinizden bir hafifletme ve bir rahmettir. Artık kim bundan sonra tecavüzde bulunursa, onun için elem verici bir azab vardır.

    Ali Özek ve heyeti

    Ey iman edenler! Öldürülenler hakkında size kısas farz kılındı. Hüre hür, köleye köle, kadına kadın (öldürülür). ancak her kimin cezası, kardeşi (öldürülenin velisi) tarafından bir miktar bağışlanırsa artık (taraflar) hakkaniyete uymalı ve (öldüren) ona (gereken diyeti) güzellikle ödemelidir. Bu söylenenler, Rabbinizden bir hafifletme ve rahmettir. Her kim bundan sonra haddi aşarsa muhakkak onun için elem verici bir azâp vardır.

    Ali Rıza Safa

    Ey inanca çağırılanlar! Öldürülenler hakkında, size tıpkısı karşılık yazıldı: ‘Özgüre karşı özgür, tutsağa karşı tutsak ve kadına karşı kadın!' Fakat onun kardeşi tarafından bağışlanırsa, göreneğe uymalı ve güzellikle ödemelidir. Bu, Efendinizden bir yumuşatma ve rahmettir. Bundan sonra kim saldırırsa, onun için acı bir ceza vardır.

    Bayraktar Bayraklı

    Ey iman edenler! Öldürülenler hakkında size kısas farz kılındı. Hüre hür, köleye köle, kadına kadın. Bununla beraber kim öldürülenin velisi tarafından bağışlanırsa, artık o zaman örfe uymak ve öldürülenin velisine güzellikle diyet ödemek gerekir. Bu, Rabbinizden bir hafifletme ve rahmettir. Kim bundan sonra zulüm yapmaya kalkışırsa, ona acı bir azap vardır.

    Edip Yüksel

    Gerçeği onaylayanlar! Öldürmede size eşitlik farz kılındı. Hürre karşı hür, köleye köle, kadına kadın... Ama kim öldürülenin hısımları tarafından bağışlanırsa, o zaman uygun olanı yapması ve diyeti güzelce ödemesi gerekir. Bu, Efendinizden bir hafifletme ve rahmettir. Bundan sonra kim sınırı aşarsa onun için acı bir azap var. dipnot 1

    Edip Yüksel — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      * Kuran ölüm cezasını hoş görmez. Canı bağışlamak için her çeşit bahane sunulur; hatta katillerin canını bile... Kısas denilen eşitlik kuralı yoluyla getirilen ölüm cezasına getirilen sınırlama ölüm cezasını bağışlamayı öğütleyen ayetle birlikte ölüm cezasını azaltılması ve hatta kaldırılması hedefleniyor. Ölüm cezası her öldürme vakası için geçerli değildir. Örneğin, kadın erkeği öldürürse yahut tersi gerçekleşirse o zaman katile ölüm cezası verilemez. * Bunun yerine toplumun öngördüğü başka bir cezaya mahkum edilir. Para cezası veya mecburi hizmet cezası, bazı durumlarda hapis cezasından daha uygun ve ekonomik olabilir. Öldürülen kişinin tarafı, katilin öldürülmesi yerine para cezasını uygun görebilir. Kuran'a göre, bu daha iyi bir davranıştır. * Kısas cezası, kişisel cinayetler ile ilgilidir. Kabilelerin, gurup ve devletlerin birbirine karşı açtığı savaşlarda öldürenler, kabile, gurup ve devletler arasında yapılan barış anlaşmasıyla affedilir. * Savaşta ele geçen esirlerin kimseyi öldürüp öldürmediği araştırılmaz. Aksi takdirde barış anlaşmalarının pratikte gerçekleşmesi mümkün olmaz.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    İnananlar! Öldürmede size eşitlik farz kılındı. Hürre karşı hür, köleye köle, kadına kadın... Ama kim maktulun hısımları tarafından bağışlanırsa, o zaman uygun olanı yapması ve diyeti güzelce ödemesi gerekir. Bu, Rabbinizden bir hafifletme ve rahmettir. Bundan sonra kim sınırı aşarsa onun için acı bir azap var.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Ey iman edenler, öldürülenler hakkında üzerinize kısas yazıldı. Hüre hür, köleye köle, dişiye dişi. Bununla birlikte her kim kardeşi tarafından kısmen bağışlanırsa, o vakit görev, birinin geleneğe uyması birinin de ona borcunu güzellikle ödemesidir. Bu, Rabbinizden bir hafifletme ve bir rahmetttir. Her kim, bunun ardından yine tecavüz ederse, artık ona pek elem veren bir azap vardır.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Ey o bütün iman edenler! Maktuller hakkında üzerinize kısas yazıldı: hürre hür, köleye köle, dişiye dişi, bunun üzerine her kim kardeşinden cüz'i bir afve mazhar olursa o vakit vazife birinin o marufu takib etmesi birinin de ona borcunu güzellikle ödemesidir bu, rabbınızdan bir tahfif ve bir rahmettir, her kim bunun arkasından yine tecavüz ederse artık ona elim bir azab vardır

    Erhan Aktaş

    Ey İman Edenler! Öldürülmelerde size kısas yazıldı dipnot 1 ; hüre hür, abde abd, dipnot 2 kadına kadın. dipnot 3 Ancak öldüren, öldürülenin kardeşi dipnot 4 tarafından bağışlanırsa; örfe uygun şekilde, diyeti iyilikle ödemelidir. Bu Rabb'inizden bir hafifletme ve rahmettir. Bundan sonra kim haddi aşarsa, onun için can yakıcı bir azap vardır.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Gerekli görüldü, zorunlu kılındı.
    2. metne dön, dipnot 2
      Köleye köle. "Abd", kul ve köle demektir.
    3. metne dön, dipnot 3
      Hürse hür, köleyse köle, kadınsa kadın; kim öldürmüşse o. Kelimesi kelimesine, "Hüre hür, köleye köle, kadına kadın." denmiş olsa da anlam olarak "Öldüren öldürülür, yani kim öldürmüşse o öldürülür." denmektedir. Söylenmek istenen şey şudur: "Öldürenin yerine, başka bir kimse öldürülemez. Cahiliye döneminde kimi öldürülmelerde, öldüren kimsenin yerine, diyet olarak bir başkası öldürülüyordu. Örneğin, öldüren güçlü bir ailedense, onun yerine, o ailenin sahip olduğu kölesi diyet olarak öldürülebiliyordu.
    4. metne dön, dipnot 4
      Birinci dereceden yakını.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Ey iman edenler! Öldürülmelerde size kısas yazıldı; dipnot 1 hüre hür, abde abd dipnot 2 , kadına kadın. dipnot 3 Ancak öldüren, öldürülenin kardeşi dipnot 4 tarafından bağışlanırsa; örfe uygun şekilde, diyeti iyilikle ödemelidir. Bu Rabb'inizden bir hafifletme ve rahmettir. Bundan sonra kim haddi aşarsa, onun için can yakıcı bir azap vardır.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Gerekli görüldü, zorunlu kılındı.
    2. metne dön, dipnot 2
      "Abd", kul veya köle demektir. Kul olma, boyun eğme, alçalma, kendisini aşağı tutma gibi anlamlara gelmektedir. Kulluk; ya Allah'a özgü olur ya da Allah'ın dışında başka şeylere olunur. Kulluğun Allah'a özgü olması özgürlüktür, Allah'tan başkasına ki bu bir güce, iktidara, düşünceye, kişiye veya insanın kendi hevasına vs. olmsı köleliktir.
    3. metne dön, dipnot 3
      Hürse hür, köleyse köle, kadınsa kadın; kim öldürmüşse o. Literal olarak, "Hüre hür, köleye köle, kadına kadın." denmiş olsa da anlam olarak "Öldüren öldürülür, yani kim öldürmüşse o öldürülür." Denmektedir. Söylenmek istenen şey şudur: "Öldürenin yerine, başka bir kimse öldürülemez. Cahiliye döneminde kimi öldürülmelerde, öldüren kimsenin yerine, diyet olarak bir başkası öldürülüyordu. Örneğin öldüren güçlü bir ailedense, onun yerine, o ailenin sahip olduğu kölesi diyet olarak öldürülebiliniyordu.
    4. metne dön, dipnot 4
      Birinci dereceden yakını.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Ey iman edenler! Öldürülenler hakkında üzerinize kısas farz kılındı; hüre hür, köleye köle, kadına kadın. dipnot 1 Ancak öldüren, öldürülenin kardeşi dipnot 2 tarafından bağışlanırsa; örfe uygun şekilde, diyeti iylikle ödemelidir. Bu Rabb'inizden bir hafifletme ve rahmettir. Bundan sonra kim haddi aşarsa, onun için can yakıcı bir azap vardır.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Hürse hür, köleyse köle, kadınsa kadın; kim öldürmüşse o. Sözcük anlamı olarak, "Hüre hür, köleye köle, kadına kadın." denmiş olsa da anlam olarak, "Öldüren öldürülür; kim öldürmüşse o öldürülür." denmektedir. Söylenmek istenen şey şudur: "Öldürenin yerine, başka bir kimse öldürülemez.". Cahiliye döneminde kimi öldürülmelerde, öldüren kimsenin yerine, diyet olarak bir başkası öldürülüyordu. Örneğin öldüren güçlü bir ailedense, onun yerine, o ailenin sahip olduğu kölesi diyet olarak öldürülebiliyordu.
    2. metne dön, dipnot 2
      Kardeşi, birinci dereceden yakını.

    Gültekin Onan

    Ey inananlar, öldürülenler hakkında size kısas yazıldı (farz kılındı). Özgüre karşı özgür, köleye karşı köle ve dişiye karşı dişi. Fakat kim (hangi katilin) lehine, onun (maktülün) kardeşi (varisi veya velisi) tararfından bağışlanırsa, artık (yapılması gereken) örfe uymak (ve) ona (maktülün varis veya velisine) güzellikle (diyet) ödemektir. Bu rabbinizden bir hafifletme ve bir rahmettir. Ancak kim bundan sonra tecavüzde bulunursa, onun için elem verici bir azap vardır.

    Hasan Basri Çantay

    Ey iman edenler, maktuller hakkında size kısas (misilleme) yazıldı (farzedildi). Hür, hür ile, köle, köle ile, dişi, dişi ile (kısas olunur). Fakat kimin (hangi kaatilin) lehinde maktulün kardeşi (velisi) tarafından cüz'i birşey afvolunursa (hemen kısas düşer). Artık örfe uymak (şer'in ve aklın iyi gördüğünü yapmak, borcu) ona (maktulün velisine) güzellikle ödemek (lazımdır). Bu, Rabbinizden bir hafifletme ve esirgemedir. O halde kim bu (afivden ve edadan) sonra (kaatile veya taraflarına muhaasame ve) tecavüzde bulunursa onun için pek acıklı bir azab vardır.

    İbni Kesir

    Ey iman edenler; öldürmede size kısas farz kılındı. Hür; hür ile, köle; köle ile, dişi; dişi ile. Ama kim de kardeşi tarafından affedilirse, ma'ruf olan emre ittiba etmeli ve ona güzellikle ödemelidir. Bu, Rabbınız tarafından bir hafifletme ve rahmettir. Kim, bundan sonra da tecavüzde bulunursa; onun için pek acıklı bir azab vardır.

    Mehmet Alagaş

    (178-179) Ey İman edenler! Öldürmekte size kısas yapmanız yazıldı / yapılabilir hale geldi , hüre hür, köleye köle, kadına kadın, kim de örfe uygun bir şey karşılığında ölenin kardeşince affedilirse, o uygun şeyin güzellikle yerine getirilmesi / edası gerekir, bu, Rabbinizden bir hafifletmedir bir rahmettir , kim de bundan sonra haddi aşarsa , onun için acıtıcı bir azap vardır, kısasta sizin için hayat vardır ey akıl uluları böylelikle belki sakınırsınız.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Ey İman edenler! Öldürülenler hakkında size kısas farz kılındı. Hür olan ile hür, köle ile köle, kadın ile kadın. Öldüren kişi, kardeşi (maktulün velisi) tarafından bağışlanmışsa artık ona örfe uymak ve bağışlayana güzellikle diyet ödemek gerekir. Bu, Rabbinizden bir hafifletme ve rahmettir. Bundan sonra da haddi aşan kimseye elem verici azap vardır.

    Süleyman Ateş

    Ey inananlar, öldürmelerde kısas size farz kılındı. (Katilin de öldürülmesi gerekir). Hüre hür, köleye köle, kadına kadın. Kardeşi tarafından kısmen affedilen kimse, örfe uyup o(affeden kardeşi)ne güzelce (diyeti) ödemelidir! Bu, Rabbiniz tarafından bir hafifletme ve acımadır. Kim bundan sonra da saldırıya kalkarsa artık onun için acı bir azab vardır.

    Süleymaniye Vakfı

    Ey inanıp güvenenler! Kısas dipnot 1 size, öldürülenler konusunda farz kılındı. Hür (olanı öldüren o) hüre karşılık, esir dipnot 2 (olanı öldüren o) esire karşılık, kadın (öldüren de o) kadına karşılık (kısas edilir). dipnot 3 Kimin lehine kardeşi dipnot 4 tarafından (kısası düşürecek) bir bağışlanma olursa marufa uysun dipnot 5 ve (diyeti) dipnot 6 ona güzelce ödesin. Bu, Rabbiniz tarafından yapılmış bir hafifletme ve bir iyiliktir. dipnot 7 Kim bundan sonra da düşmanlığı sürdürürse ona acı bir azap vardır.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Kısas, suç ile verilen ceza arasındaki denkliği ifade eder. Katilin suçu sabit olduktan sonra, mahkemenin verdiği yetkiyle katil, öldürülen kişinin velisi tarafından öldürülebilir (İsra 17/33) ki bu kısastır. Veli isterse katili affetme hakkına da sahiptir. Affetmesi, bu ayetle teşvik edilmiştir.
    2. metne dön, dipnot 2
      Abd (العبد) kelimesine köle değil de esir anlamı vermemizin sebebi, İslamın köleliği kaldırmış olmasıdır. Savaş esirlerine yapılacak tek muamele, onları, karşılıksız veya fidye karşılığı serberst bırakmaktır (Muhammed 47/4).
    3. metne dön, dipnot 3
      Ayette hür (الحر), esir (العبد) ve kadın (الأنثى) kelimelerinden her biri, elif lamlı (ال) olarak, arka arkaya iki kere tekrarlanır. Arap dilinde, bu şekilde tekrarlanan kelimelerden birincisi cins, ikincisi de ahd ifade eder ve aynı şeyi gösterir. Bu sebeple takdirin şöyle yapılması zorunludur: (قاتل الحر بالحر المقتول وقاتل العبد بالعبد المقتول وقاتل الأنثى بالأنثى المقتولة) Hürü öldüren, öldürdüğü hüre karşılık, esiri öldüren, öldürdüğü esire karşılık, kadını öldüren, öldürdüğü kadına karşılık kısas edilir. Takdir yani cümleye, sözün akışına uygun kelime yerleştirme, Arap dilinin olmazsa olmazıdır. Takdir işlemi, hem ayetin iç bütünlüğüne hem de Kur'an bütünlüğüne uygun olmak zorundadır. Bu ayetin iç bütünlüğünü sağlayan ana kelime, işlenen suç ile verilen cezanın denkliğini ifade eden kısas (القصاص) kelimesidir. Kısasda, öldürülenin hür, esir, kadın veya erkek olması fark etmez (İsra 17/33). Hür ve esir kapsamına kadın da girdiği halde ondan ayrıca söz edilmesi, kadın haklarına dikkat çekildiğini gösterir. Zaten Kur'an'da kadın için, müslüman kafir, hür esir ayrımı yapılmaksızın muhsana (محصنة) yani korunmuş sıfatı kullanılır (Nisa 4/24-25, Maide 5/5, Nur 24/4). Savaş esirlerinin öldürülmesi veya köleleştirilmesi diye bir şey de yoktur. Esirlere yapılabilecek tek muamele, onları karşılıksız veya fidye karşılığı serberst bırakmaktır (Muhammed 47/4). Bu sebeple onlar da can güvenliği hakkına sahiptirler. Sonuç olarak kısasta öldürülenin kimliğine bakılmaz (İsra 17/33).
    4. metne dön, dipnot 4
      Buradaki "kardeş" ifadesi, öldürülen kişinin yakınlarını gösterir. Katilin bağışlanması halinde katil kendisini bağışlayanları kardeş gibi göreceğinden bu ifade "katilin kardeşi" olarak da anlaşılabilir.
    5. metne dön, dipnot 5
      Maruf, aklın veya dinin doğru saydığı her şeydir. Zıttı 'münker'dir (Müfredat). Her toplumda oluşmuş maruflar vardır. Kur'an'a aykırı olmadığı müddetçe, onlara uyulur.
    6. metne dön, dipnot 6
      Bu bedel hakkında Nebimiz şöyle bilgi vermiştir: "Kim bir mümini kasten öldürürse o kişi öldürülenin velilerine teslim edilir. İsterlerse onu öldürürler, isterlerse diyetini alırlar. Diyet otuz hıkka yani dört yaşına girmiş dişi deve, otuz cezea yani beş yaşına girmiş dişi deve ve kırk halifa yani hamile devedir. Bu, kasten öldürmenin diyetidir. Taraflar karşılıklı olarak bir şey üzerinde de anlaşabilirler. Bu (100 deve), diyet-i muğallazadır." (Ahmed b. Hanbel, 2/217). Diyet-i muğallaza, ağırlaştırılmış diyet demektir.
    7. metne dön, dipnot 7
      "Bu, Rabbiniz tarafından yapılmış bir hafifletme ve bir iyiliktir" ifadesi, kısas konusunda daha hayırlısı ile bir neshin yapıldığını bildirir. Çünkü Maide 5/45. ayette bildirildiğine göre Tevrat'ta kısas; cana can, göze göz, buruna burun, kulağa kulak, dişe diş ve yaralamaya karşılık yaralama şeklindedir. Kur'an'da ise kısas, sadece adam öldürmelerde farz kılınarak Allah tarafından daha hayırlısı ile bir nesih yapılmıştır (Bakara 2/106).

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Müminler! Öldürülen insanlar konusunda size kısas dipnot 1 farz kılındı. Bir hüre karşı bir hür, bir esire karşı bir esir, bir kadına karşı bir kadın (öldürülür, daha fazlası olmaz). dipnot 2 Kim, öldürülenin kardeşi (mirasçısı) tarafından bir bedel karşılığı bağışlanırsa, marufa dipnot 3 uysun ve bedeli güzelce ödesin. Böyle olması, Sahibiniz (Rabbiniz) tarafından yapılmış bir hafifletme ve bir iyiliktir. Kim bundan sonra da düşmanlığı sürdürürse, ona acı bir azap vardır.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Kısas, işlenen suç ile verilen ceza arasında denkliği ifade eder.
    2. metne dön, dipnot 2
      Başkasını kendine denk görmeyenler çoktur. Bu ayet, bunun yanlışlığını göstermektedir. İlgili diğer ayetler  (Bkz. Maide 5/32, Kehf 18/74, İsra 17/33) , öldürenin veya öldürülenin kimliğine bakılmaksızın kısas cezasını emreder.
    3. metne dön, dipnot 3
      Maruf;  bilinen demektir. Bu bilgi ya Kur'an'dan ya da ona aykırı olmayan gelenekten elde edilir. Zıttı ‘münker'dir.

    Şaban Britch

    Ey İman edenler! Öldürülenler hakkında size kısas farz kılındı. Hür olan ile hür, köle ile köle, kadın ile kadın öldüren kişi, kardeşi (maktulün velisi) tarafından bağışlanmışsa artık ona örfe uymak ve bağışlayana güzellikle diyet ödemesi gerekir. Bu, Rabbinizden bir hafifletme ve rahmettir. Bundan sonra da haddi aşan kimseye elem verici azap vardır.

    Şaban Piriş

    -Ey İman edenler! Öldürülenler hakkında size kısas farz kılındı. Hür olan ile hür, köle ile köle, kadın ile kadın kısas olunur. Öldüren, ölenin kardeşi tarafından bağışlanmışsa, artık örfe uymak ve bağışlayana güzellikle diyet ödemek gerekir. Bu, Rabbinizden bir hafifletme ve rahmettir. Bundan sonra da tecavüzde bulunana elem verici azap vardır.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Ey iman edenler! Öldürülenler hakkında üzerinize kısas yazılmıştır. Hür kişiye karşılık hür, köleye karşılık köle, dişiye karşılık dişi... Kim kardeşi tarafından herhangi bir şekilde affa uğrarsa, bu durumda örfü izlemek ve affedene en güzel biçimde bir ödeme yapmak gerekir. İşte bu, Rabb'inizden size bir hafifletme ve bir rahmettir. Kim bundan sonra azgınlık ve düşmanlık ederse onun için korkunç bir azap vardır.

  2. Bakara suresi, 179. ayet — bütün mealleriyle aç

    Bakara suresi, 179. ayet. وَلَكُمْ فِى ٱلْقِصَاصِ حَيَوٰةٌ يَٰٓأُو۟لِى ٱلْأَلْبَٰبِ لَعَلَّكُمْ تَتَّقُونَ

    Diyanet İşleri

    Ey akıl sahipleri! Kısasta sizin için hayat vardır. Umulur ki (bu hükme uyarak) korunursunuz.

    Mehmet Okuyan

    Ey öz akıl sahipleri! kısasta sizin için hayat vardır. Umulur ki takvâlı (duyarlı) olursunuz.

    Mustafa İslamoğlu

    Bakın ey akıl sahipleri! Kısasta sizin için hayat vardır: sizden (artık) sorumlu davranmanız beklenir.

    Muhammed Esed

    Çünkü, ey derin kavrayış sahipleri, adil karşılık ((kısas) yasası)nda sizin için hayat vardır, böylece belki Allah'a karşı sorumluluğunuzun bilincinde olursunuz.

    Ahmed Hulusi

    Sizin için kısasta hayat vardır. Derin düşünen akıl sahipleri. . . Ta ki böylece korunursunuz.

    Ali Bulaç

    Ey temiz akıl sahipleri, kısasta sizin için hayat vardır. Umulur ki sakınırsınız.

    Ali Özek ve heyeti

    Ey akıl sahipleri! Kısasta sizin için hayat vardır. Umulur ki suç işlemekten sakınırsınız.

    Ali Rıza Safa

    Tıpkısı karşılıkta sizin için yaşam vardır; ey sağduyulu olanlar! Böylece, belki sorumluluk bilincine erişirsiniz.

    Bayraktar Bayraklı

    Ey akıl sahipleri! Kısasta sizin için hayat vardır. Umulur ki sakınırsınız.

    Edip Yüksel

    Sizin için bu eşitlikte hayat kurtarma vardır, ey akıl sahipleri, böylece korunursunuz.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Sizin için bu eşitlikte hayat kurtarma vardır, ey akıl sahipleri, böylece korunursunuz.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Sizin için kısasta bir hayat vardır, ey temiz aklı, temiz özü olanlar! Belki korunursunuz.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Hem kısasta size bir hayat vardır ey temiz aklı temiz özü olanlar! gerek ki korunursunuz

    Erhan Aktaş

    Ey sağlıklı düşünen, sağduyu sahipleri! Kısasta sizin için hayat vardır. dipnot 1 Umulur ki takva dipnot 2 sahibi olursunuz.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Kısas olduğu zaman, bir kimse karşı tarafa verdiği zararı misli ile kendisi de göreceği için kimse kimseye zarar vermek istemeyecektir. Yasaların amacı caydırıcı olmaktır. Ceza olarak kendisinin de öldürüleceğini bilen bir kimse başkasını öldüremez. Dolayısı ile bu tutum hayat verme anlamına gelmektedir. Ancak kısas haksız yere işlenen suçlarda geçerlidir.
    2. metne dön, dipnot 2
      Bkz. 2:66. ayetin dipnotu.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Ey sağlıklı düşünen, sağduyu sahipleri! Kısasta sizin için hayat vardır. dipnot 1 Umulur ki takva dipnot 2 sahibi olursunuz.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Kısas olduğu zaman, bir kimse karşı tarafa verdiği zararı misli ile kendisi de göreceği için kimse kimseye zarar vermek istemeyecektir. Yasaların amacı caydırıcı olmaktır. Ceaza olarak kendisinin de öldürüleceğini bilen bir kimse başkasını öldüremez. Dolayısı ile bu tutum hayat verme anlamına gelmektedir. Ancak kıssas haksız yere işlenen suçlarda geçerlidir.
    2. metne dön, dipnot 2
      Takva, kişinin vahye içtenlikle uyarak kendisini kötü, zararlı ve tehlikeli şeylere karşı koruması ve güvene almasıdır. Takva, sözcük olarak zarar verecek şey ile zarardan korunacak şey arasına konan engel demektir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Ey sağlıklı düşünen, sağduyu sahipleri! Kısasta sizin için hayat vardır. Umulur ki öldürmekten sakınırsınız.

    Gültekin Onan

    Ey temiz akıl sahipleri, kısasta sizin için hayat vardır. Umulur ki sakınırsınız.

    Hasan Basri Çantay

    Ey salim akıl saahibleri, kısasda sizin için (umumi) bir hayaat vardır. Taki (katilden) sokmasınız.

    İbni Kesir

    Kısasta sizin için hayat vardır, ey akıl sahibleri. Ta ki, sakınasınız.

    Mehmet Alagaş

    (178-179) Ey İman edenler! Öldürmekte size kısas yapmanız yazıldı / yapılabilir hale geldi , hüre hür, köleye köle, kadına kadın, kim de örfe uygun bir şey karşılığında ölenin kardeşince affedilirse, o uygun şeyin güzellikle yerine getirilmesi / edası gerekir, bu, Rabbinizden bir hafifletmedir bir rahmettir , kim de bundan sonra haddi aşarsa , onun için acıtıcı bir azap vardır, kısasta sizin için hayat vardır ey akıl uluları böylelikle belki sakınırsınız.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Ey akıl sahipleri! Kısasta sizin için hayat vardır. Umulur ki sakınırsınız.

    Süleyman Ateş

    Ey akıl sahipleri, kısasta sizin için hayat vardır, böylece korunursunuz.

    Süleymaniye Vakfı

    Ey aklıselim sahibi olanlar! dipnot 1 Kısasta sizin için hayat vardır; belki yanlışlardan sakınırsınız. dipnot 2

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      "Aklıselim" anlamı verdiğimiz elbab (ألباب)ın tekili olan lubb (لب) kelimesi, mastar olarak kullanıldığında, bir yerde sürekli durma, durduğu yerden ayrılmama, saf olma ve kaliteli olma anlamlarına gelir. İsim olarak kullanıldığında da her şeyin katkısız olanı anlamını ifade eder. Bu anlamlardan yola çıkılarak sağlam ve güçlü akla "lub" denir (Mekayıs, Muhtaru's-Sıhah, Umdetu'l-Huffaz, Tacu'l-Arus). "Kalp ile birleşen akıl" anlamına geldiğini söyleyenler de vardır (Kitabu'l-Ayn, Lisanu'l-Arap, Tacu'l-Arus) Bu kelime Kuran'da, 16 yerde "ul'ul-elbab (أولوا الألباب) lub sahipleri" şeklinde geçer ve genel olarak şu dört mana ile bağlantılı olur: 1- Takva (Bakara 2/179, 197; Maide 5/100; Talak 65/10). 2- Tezekkür ve Tedebbür (Bakara 2/269; Al-i İmran 3/7; Ra'd 13/19; İbrahim 14/52; Sad 38/29, 43; Zümer 39/9, 21; Mü'min 40/54). 3- Tefekkür ve ibret alma (Al-i İmran 3/190; Yusuf 12/111). 4- Allah'ın kitabına en güzel şekilde uyma (Zümer 39/18). Akıl manasına delalet eden diğer kelimeler ile "Lubb"ün farkı şöyle özetlenebilir: "Nuha" ve "hicr" (Taha 20/54, 124; Fecr 89/5) ile a-k-l kökünden türeyen elli civarındaki kelime, düşünme ile ilgilidir. Ancak "ulu'l-elbab"ın, yukarıdaki dört manadan birine bağlı olarak gelmesi gösteriyor ki, akıl sadece düşünmeye, doğru ile yanlışı ayırt etmeye yarar, "Lubb" ise düşünüp tespit ettikten sonra doğruyu yapmayı ve hakka tabi olmayı ifade eder. Çünkü yukarıdaki dört mananın her biri birer doğru eylemdir, doğru eylem doğru karardan sonra yapılır. Öyle ise "el-lubb" sağlıklı düşünen akıl, yani akl-ı selim olur.
    2. metne dön, dipnot 2

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Ey sağlam duruşlu kişiler dipnot 1 kısasta sizin için hayat vardır, belki kendinizi korursunuz.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Akıl ile kalbin birleşmesine lübb (el-Ayn),  böyle kişilere ulü'l-elbab yani sağlam duruşlu kişiler denir. "Sözü dinleyip en güzeline uyanlar, Allah'ın doğru yolda saydığı kişilerdir. İşte ulü'l-elbab onlardır."  (Zümer 39/18)

    Şaban Britch

    Ey akıl sahipleri! Kısasta sizin için hayat vardır. Umulur ki sakınırsınız.

    Şaban Piriş

    -Ey akıl sahipleri, Kısasta sizin için hayat vardır. Umulur ki sakınırsınız.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Ey aklı ve gönlü işleyenler, kısasta sizin için hayat vardır. Bu sayede korunmanız umulmaktadır.

  3. Bakara suresi, 180. ayet — bütün mealleriyle aç

    Bakara suresi, 180. ayet. كُتِبَ عَلَيْكُمْ إِذَا حَضَرَ أَحَدَكُمُ ٱلْمَوْتُ إِن تَرَكَ خَيْرًا ٱلْوَصِيَّةُ لِلْوَٰلِدَيْنِ وَٱلْأَقْرَبِينَ بِٱلْمَعْرُوفِ حَقًّا عَلَى ٱلْمُتَّقِينَ

    Diyanet İşleri

    Sizden birinize ölüm gelip çattığı zaman, eğer geride bir hayır (mal) bırakmışsa, anaya, babaya ve yakın akrabaya meşru bir tarzda vasiyette bulunması -Allah'a karşı gelmekten sakınanlar üzerinde bir hak olarak- size farz kılındı.

    Mehmet Okuyan

    Birinize ölüm geldiği zaman, bir hayır (mal) bırakacaksa ana babaya ve yakınlara uygun bir biçimde vasiyet etmek, muttakîler (duyarlı olanlar) üzerinde bir borç olarak farz kılınmıştır. dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Yüce Allah ekonomik hayata dair çok önemli bir konuya, ölümden önce yakınlara vasiyet edilmesi gerektiğine değinmekte, bu konudaki hükmünün de "farz olduğunu" ifade etmektedir.

    Mustafa İslamoğlu

    Herhangi birinize ölüm yaklaştığında eğer geriye bir değer bırakıyorsa, münasip bir biçimde anne-babaya ve yakın akrabaya vasiyet etmek size farz kılındı. Bu, Allah'a karşı sorumluluk duyanların uymaları gereken bir hakikattir.

    Muhammed Esed

    Herhangi birinize ölüm yaklaştığında, eğer arkasında yeterli bir servet bırakıyorsa, ebeveynine ve (diğer) yakın akrabalarına uygun şekilde vasiyette bulunmak size farz kılındı: Bu, Allah'a karşı sorumluluk bilincini duyanlar için bir yükümlülüktür.

    Ahmed Hulusi

    Birinize ölüm yaklaştığında eğer bir hayır (miras - mal) bırakacaksa, ana-babası veya akrabaları için vasiyet etsin. Bu korunmak isteyenler için bir haktır!

    Ali Bulaç

    Sizden birinize ölüm gelip çattığı zaman, eğer geride bir hayır bırakmışsa, anaya, babaya ve yakın akrabaya bilinen (uygun, meşru) bir tarzda vasiyette bulunması -Allah'a karşı gelmekten sakınanlara bir hak olarak- size yazıldı (farz kılındı).

    Ali Özek ve heyeti

    Birinize ölüm geldiği zaman, eğer bir hayır bırakacaksa anaya, babaya, yakınlara uygun bir biçimde vasiyet etmek Allah’tan korkanlar üzerine bir borçtur.

    Ali Rıza Safa

    Birinize ölüm geldiğinde, arkasında bir iyilik bırakacaksa, annebabaya ve akrabalara, uygun bir son istekte bulunması, sorumluluk bilinci taşıyanların üzerine bir yükümlülüktür.

    Bayraktar Bayraklı

    Birinize ölüm geldiği zaman, eğer bir mal bırakacaksa anaya, babaya, yakınlara uygun bir biçimde vasiyet etmek sakınanlar üzerine bir borçtur.

    Edip Yüksel

    Sizden birine ölüm yaklaştığında, bir mal bırakacaksa anaya babaya, yakınlara, uygun bir biçimde vasiyet etmesi farz kılındı. Bu, erdemliler için bir görevdir. dipnot 1

    Edip Yüksel — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      * Mezhepçiler, bu ayetin "artık akrabalara vasiyet yoktur" Hadisiyle geçersiz kılındığını iddia ederler. Allah'ın ayetlerini Hadislerle değiştirenleri Muhammed peygamber ahirette suçlayacaktır (25:30)

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Sizden birine ölüm yaklaştığında, bir mal bırakacaksa anaya babaya, yakınlara, uygun bir biçimde vasiyet etmesi farz kılındı. Bu, erdemliler için bir görevdir.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Birinize ölüm geldiği vakit, bir mal bırakacaksa, babası, annesi ve en yakın akrabası için meşru bir biçimde vasiyette bulunması, Allah'a karşı gelmekten sakınanlar üzerine yapılması gerekli bir hak olarak üzerinize yazıldı.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Birinize ölüm geldiği vakit bir hayır -bir mal- bırakacaksa, babası ve anası ve en yakın akrıbası için meşru bir surette vasıyyet etmek müttekiler üzerine icrası vacib bir hak olarak üzerinize yazıldı

    Erhan Aktaş

    Birinize ölüm geldiği zaman; eğer geride bir hayır dipnot 1 bırakıyorsa, anneye, babaya, yakın akrabaya örfe uygun bir şekilde vasiyette bulunmak, takva sahibi olanların üzerine bir hak olarak yazıldı. dipnot 2

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Mal, mülk, varlık.
    2. metne dön, dipnot 2
      Takdir edildi. Zorunlu kılındı.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Birinize ölüm geldiği zaman; eğer geride bir hayır dipnot 1 bırakıyorsa, anneye, babaya, yakın akrabaya örfe uygun bir şekilde vasiyette bulunmak, takva sahibi olanların üzerine bir hak olarak yazıldı. dipnot 2

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Mal, mülk, varlık.
    2. metne dön, dipnot 2
      Takdir edildi. Zorunlu kılındı.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Birinize ölüm geldiği zaman; eğer geride bir hayır dipnot 1 bırakıyorsa, anneye, babaya, yakın akrabaya örfe uygun bir şekilde vasiyette bulunmak, muttakilerin dipnot 2 üzerine bir hak olarak yazıldı. dipnot 3

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Mal, mülk, varlık.
    2. metne dön, dipnot 2
      Takva sahibi olanların; Allah'ın buyruklarına içtenlikle uyarak, o buyruklarla kötü ve zararlı şeylere karşı kendisini korumaya/güvenceye alanların.
    3. metne dön, dipnot 3
      Farz kılındı.

    Gültekin Onan

    Sizden birine ölüm gelip çattığı zaman, eğer geride bir hayır bırakmışsa, anaya, babaya ve yakın akrabaya bilinen (uygun, meşru) bir tarzda vasiyette bulunması - Tanrı'ya karşı gelmekten sakınanlara bir hak olarak - size yazıldı.

    Hasan Basri Çantay

    Sizden birinize ölüm gelib çatdığı vakit eğer mal bırakacaksa anaya, babaya, yakın akrabaya meşru' bir suretde vasıyyetde bulunmak takvaa sahihleri üzerinde bir hak olarak farzedildi.

    İbni Kesir

    Sizden birinize ölüm geldiği zaman; eğer bir hayır bırakacaksa; anaya, babaya, yakın akrabaya, ma'ruf şekilde vasiyette bulunması farz kılındı. Bu, takva sahibleri üzerinde bir haktır.

    Mehmet Alagaş

    (180-182) Ölüme hazır hale gelmiş sizden biri, bir hayır bırakacaksa, vasiyetini örfe uygun olarak ana babaya, yakınlara yap ması sakınanlar üzerine bu bir borçtur / sorumluluktur, işitmesinin ardından işittiği şeyi kim değiştirirse (Vasiyeti) kesinlikle onun günahı değiştirenin üzerinedir , Allah işitendir , bilendir. Kim de vasiyet edenin önyargısından veya günaha girmesinden korkarsa onların arasını ıslah etmesi gerekir , bunda O’na/ araya girip ıslah edene , herhangi bir günah yoktur.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Sizden birinize ölüm geldiği zaman, eğer geriye bir mal bırakacaksa; anaya, babaya, yakınlara uygun bir biçimde vasiyet etmek, muttakiler üzerine farz kılındı.

    Süleyman Ateş

    Birinize ölüm geldiği zaman, eğer bir hayır (mal) bırakacaksa, anaya, babaya, yakınlara uygun bir biçimde vasiyyet etmek, korunanlar üzerine bir borçtur.

    Süleymaniye Vakfı

    Birinize ölüm gelmiş de geriye mal bırakmışsa, ana-baba ve en yakınlara karşı size yüklenen o vasiyeti (mirası paylaştırma görevini) dipnot 1 marufa /belirlenmiş paylara göre yerine getirmeniz size farz kılınmıştır. Bu, yanlışlardan sakınanların boynuna borçtur.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      "O vasiyet" diye anlam verdiğimiz "el-vasiyye (الوصية)" Allah'ın yüklediği mirası paylaştırma görevidir. Çünkü mirasla ilgili olan Nisa 4/11. ayet, "Allah size vasiyet eder (يُوصِيكُمُ اللَّهُ) = görev yükler" diye başlar. Nisa 4/12. ayet de "Allah tarafından yapılan vasiyet /verilen görev (وَصِيَّةً مِنَ اللَّه)" diye biter. Bu ayetteki "maruf (ٱلْمَعْرُوفِ)" ise mirasla ilgili ayetlerde belirlenmiş payları gösterir (Nisa 4/11-12, 33, 176).

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Birinize ölüm gelir de geriye mal bırakmış olursa, onu, anası, babası ve en yakınları arasında belirlenmiş paylara göre bölüştürmek, dipnot 1 içinizden Allah'tan çekinerek kendini koruyanlar üzerine farz kılınmıştır.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Paylara göre bölüştürme görevi" diye tercüme ettiğimiz kelime "الْوَصِيَّةُ = el-vasiyyeh/o vasiyet"tir. Vasiyet birine bir görev yüklemektir. (Lisan). el-vasiyyeh'deki "el" takısı muzafun ileyhten ıvazdır; vassiyet'üt-taksim = paylaştırma görevi, anlamındadır. Bu görev, ilgili ayetlerdeki ölçülere göre mirası paylaştırma görevidir.

    Şaban Britch

    Sizden birinize ölüm geldiği zaman, eğer geriye bir mal bırakacaksa; anaya, babaya, yakınlara uygun bir biçimde vasiyet etmek, muttakiler üzerine farz kılındı.

    Şaban Piriş

    Sizden birinize ölüm geldiği zaman, eğer bir mal bırakacaksa; anaya, babaya, yakınlara uygun bir biçimde vasiyet etmek, muttakiler üzerine bir borç olarak yazıldı.

    Yaşar Nuri Öztürk

    İçinizden birine ölüm geldiğinde, eğer bir hayır bırakacaksa, üzerinize yazılan şudur: Ana-babaya, akrabaya, örfe uygun vasiyette bulunmak. Takva sahipleri üstüne bir hak olarak...

  4. Bakara suresi, 181. ayet — bütün mealleriyle aç

    Bakara suresi, 181. ayet. فَمَنۢ بَدَّلَهُۥ بَعْدَ مَا سَمِعَهُۥ فَإِنَّمَآ إِثْمُهُۥ عَلَى ٱلَّذِينَ يُبَدِّلُونَهُۥٓ إِنَّ ٱللَّهَ سَمِيعٌ عَلِيمٌ

    Diyanet İşleri

    Her kim işittikten sonra vasiyeti değiştirirse, günahı ancak onu değiştirenlerin boynunadır. Şüphesiz Allah hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir.

    Mehmet Okuyan

    Kim duyduktan sonra onu (vasiyeti) değiştirirse, günahı sadece onu değiştirenedir. Şüphesiz ki Allah duyandır, bilendir.

    Mustafa İslamoğlu

    Kim de (vasiyeti) işittikten sonra tahrif edip değiştirirse, bunun günahı yalnızca onu değiştirenedir. Doğrusu Allah her şeyi işitendir, her şeyi bilendir.

    Muhammed Esed

    Ve kim, öğrendikten sonra böyle bir hükmü değiştirirse, böyle davranmanın günahı, yalnızca onu değiştirenedir. Doğrusu Allah, her şeyi işitendir, her şeyi bilendir.

    Ahmed Hulusi

    Artık kim bunu işittikten sonra (vasiyeti uygulamazsa), onun suçu yalnızca onu değiştirenin üzerinedir. Muhakkak ki Allah Semi'dir, Aliym'dir.

    Ali Bulaç

    Bundan böyle kim onu (vasiyeti) işittikten sonra değiştirirse, günahı elbette onu değiştirenlerin üzerinedir. Şüphesiz Allah, işitendir, bilendir.

    Ali Özek ve heyeti

    Her kim bunu işittikten ve kabullendikten sonra vasiyeti değiştirirse, günahı onu değiştirenlerin üzerinedir. Şüphesiz Allah hakkıyla işiten, hakkıyla bilendir.

    Ali Rıza Safa

    Artık, duyduktan sonra, kim onu değiştirirse, suç, onu değiştirenlerindir. Kuşkusuz, Allah, Duyandır; Bilendir.

    Bayraktar Bayraklı

    Her kim bunu işittikten ve kabullendikten sonra vasiyeti değiştirirse, günahı onu değiştirenleredir. Şüphesiz ki Allah işitir; bilir.

    Edip Yüksel

    Kim işittikten sonra onu değiştirirse, günahı onu değiştirenleredir. ALLAH İşitendir, Bilendir.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Kim işittikten sonra onu değiştirirse, günahı onu değiştirenleredir. ALLAH İşitendir, Bilendir.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Şimdi her kim bunu duyduktan sonra değiştirirse, her halde vebali yalnızca o değiştirenlerin boynunadır. Şüphe yok ki, işitir, bilir.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    imdi her kim bunu duyduktan sonra onu değiştirirse her halde vebali sırf o değiştirenlerin boyunadır şüphe yok ki Allah işidir bilir

    Erhan Aktaş

    Her kim, bu vasiyeti duyduktan sonra onu değiştirirse, doğrusu onun günahı değiştirenin üzerinedir. Kuşkusuz Allah, Her Şeyi Duyan'dır, Her Şeyi Bilen'dir.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Her kim, bu vasiyeti duyduktan sonra onu değiştirirse, doğrusu onun günahı değiştirenin üzerinedir. Kuşkusuz Allah, Her Şeyi Duyan'dır, Her Şeyi Bilen'dir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Her kim, bu vasiyeti duyduktan sonra onu değiştirirse, doğrusu onun günahı değiştirenin üzerinedir. Kuşkusuz Allah, Her Şeyi Duyan'dır, Her Şeyi Bilen'dir.

    Gültekin Onan

    Bundan böyle kim onu (vasiyeti) işittikten sonra değiştirirse, günahı elbette onu değiştirenlerin üzerinedir. Kuşkusuz Tanrı işitendir, bilendir.

    Hasan Basri Çantay

    Artık kim bunu (ölünün bu vasıyyetini) işitdikden sonra onu tebdil ederse her halde vebali onu değişdirenlerin üzerinedir. Şübhesiz ki Allah hakkıyle işidici, kemaliyle bilicidir.

    İbni Kesir

    Kim de onu işittikten sonra değiştirirse; onun günahı değiştirenlerindir. Şüphe yok ki Allah Semi'dir, Alim'dir.

    Mehmet Alagaş

    (180-182) Ölüme hazır hale gelmiş sizden biri, bir hayır bırakacaksa, vasiyetini örfe uygun olarak ana babaya, yakınlara yap ması sakınanlar üzerine bu bir borçtur / sorumluluktur, işitmesinin ardından işittiği şeyi kim değiştirirse (Vasiyeti) kesinlikle onun günahı değiştirenin üzerinedir , Allah işitendir , bilendir. Kim de vasiyet edenin önyargısından veya günaha girmesinden korkarsa onların arasını ıslah etmesi gerekir , bunda O’na/ araya girip ıslah edene , herhangi bir günah yoktur.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Vasiyeti işittikten sonra onu değiştiren olursa da, bunun günahı değiştirenlerin üzerinedir. Allah, şüphesiz işiten ve bilendir.

    Süleyman Ateş

    Kim işittikten sonra vasiyyeti değiştirirse, günahı, onu değiştirenlerin boynunadır. Şüphesiz Allah işitendir, bilendir.

    Süleymaniye Vakfı

    Bu emri duyduktan sonra kim onu (belirlenmiş payları) değiştirirse günahı değiştirenin boynunadır. dipnot 1 Daima dinleyen ve bilen Allah'tır.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Bunu duyduktan sonra payları kim değiştirirse, günahı değiştirenlerin boynunadır. Dinleyen ve bilen Allah'tır.

    Şaban Britch

    Vasiyeti işittikten sonra değiştiren olursa bunun günahı değiştirenlerin üzerinedir. Allah, şüphesiz işiten ve bilendir.

    Şaban Piriş

    Vasiyeti işittikten sonra değiştiren olursa bunun günahı değiştirenlerin üzerinedir. Allah, şüphesiz işiten ve bilendir.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Kim işittikten sonra vasiyeti değiştirirse hiç kuşkusuz bunun günahı onu değiştirenler üzerinedir. Allah her şeyi işitir, her şeyi bilir.

  5. Bakara suresi, 182. ayet — bütün mealleriyle aç

    Bakara suresi, 182. ayet. فَمَنْ خَافَ مِن مُّوصٍ جَنَفًا أَوْ إِثْمًا فَأَصْلَحَ بَيْنَهُمْ فَلَآ إِثْمَ عَلَيْهِ إِنَّ ٱللَّهَ غَفُورٌ رَّحِيمٌ

    Diyanet İşleri

    Vasiyet edenin hataya meyletmesinden ve günaha girmesinden korkan bir kimse, (tarafların) aralarını düzeltirse ona hiçbir günah yoktur. Şüphesiz Allah, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.

    Mehmet Okuyan

    Kim vasiyet edenin haksızlığa veya günaha yönelmesinden endişe eder de (ilgililerin) arasını bulursa kendisine herhangi bir günah yoktur. Şüphesiz ki Allah çok bağışlayandır, çok merhametlidir.

    Mustafa İslamoğlu

    Fakat kim vasiyet edenin yanlı ya da kasıtlı davrandığından endişe eder ve (mirasçıların) arasını uzlaştırırsa, bu durumda kendisine herhangi bir vebal yoktur. Elbette Allah tarifsiz bağışlayıcıdır, eşsiz merhamet kaynağıdır.

    Muhammed Esed

    Ama her kim, vasiyet edenin bir hata yaptığından veya (bilerek) bir kusur işlediğinden endişe eder ve bunun üzerine mirasçılar arasında bir uzlaşma sağlanırsa (bu nedenle) kendisine bir günah terettüb etmez. Doğrusu Allah çok affedicidir, rahmet kaynağıdır.

    Ahmed Hulusi

    Kim vasiyet edenin hata yapmasından ya da bilerek yanlış yapmasından korkup, (varisler arasında) arabuluculuk yaparsa, onun üzerine bir suç yoktur. Muhakkak ki Allah Ğafur'dur, Rahıym'dir.

    Ali Bulaç

    Bunun yanında, kim, vasiyet edenin haksızlığa eğilim göstereceğinden ya da günaha gireceğinden korkup da ikisinin (tarafların) arasını bulup düzeltirse, artık ona günah yoktur. Gerçekten Allah, bağışlayandır, esirgeyendir.

    Ali Özek ve heyeti

    Her kim, vasiyet edenin haksızlığa yahut günaha meyletmesinden endişe eder de (alâkalıların) aralarını bulursa kendisine günah yoktur. Şüphesiz Allah çok bağışlayan hem de çok esirgeyendir.

    Ali Rıza Safa

    Son istekte bulunanın yanlışlık veya haksızlık yaptığından kaygı duyarak, kim onları uzlaştırırsa, üzerine suç yoktur. Kuşkusuz, Allah, Sınırsız Bağışlayandır; Merhametlidir.

    Bayraktar Bayraklı

    Her kim, vasiyet edenin bir hata yaptığından veya bir kusur işlediğinden endişe eder ve bunun üzerine mirasçılar arasında bir uzlaşma sağlarsa, kendisine bir günah yoktur. Doğrusu Allah çok affedicidir; merhamet sahibidir.

    Edip Yüksel

    Vasiyet edenin yanlışlık veya haksız bir paylaşım yapacağını sezen birisi olaya karışıp durumu düzeltirse günah işlemiş olmaz. ALLAH Bağışlayandır, Rahimdir.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Vasiyet edenin yanlışlık veya haksız bir paylaşım yapacağını sezen birisi olaya karışıp durumu düzeltirse günah işlemiş olmaz. ALLAH Bağışlayandır, Rahimdir.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Her kim de vasiyet edenin bir yanlışlık yapmasından veya bir günaha girmesinden endişe eder de iki tarafın arasını düzeltirse ona günah yoktur. Şüphesiz, Allah çok bağışlayıcı çok merhametlidir.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    her kim de vasıyyet edenin bir hata etmesinden veya bir günaha girmesinden endişe eder ve tarafeynin aralarını düzeltirse ona vebal yoktur, şüphesiz Allah gafur, rahimdir

    Erhan Aktaş

    Kim, vasiyet edenin yanılacağından veya günaha gireceğinden endişe ederse, taraflar arasında uzlaşma sağlamasında, ona bir günah yoktur. Kuşkusuz Allah Çok Bağışlayıcı'dır, Rahmeti Kesintisiz'dir.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Kim, vasiyet edenin yanılacağından veya günaha gireceğinden endişe ederse, taraflar arasında uzlaşma sağlamasında, ona bir günah yoktur. Kuşkusuz Allah Çok Bağışlayıcı'dır, Rahmeti Kesintisiz'dir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Kim, vasiyet edenin yanılacağından veya günaha gireceğinden endişe ederse, taraflar arasında uzlaşma sağlamasında, ona bir günah yoktur. Kuşkusuz Allah Çok Bağışlayıcı'dır, Rahmeti Kesintisiz'dir.

    Gültekin Onan

    Bunun yanında, kim vasiyet edenin haksızlığa eğilim göstereceğinden ya da günaha gireceğinden korkup da ikisini (tarafların) arasını bulup düzeltirse, artık ona günah yoktur. Gerçekten Tanrı bağışlayandır, rahimdir.

    Hasan Basri Çantay

    Bununla beraber, kim vasıyyet edenin haksızlığa meylinden, yahud günaha gireceğinden endişe edib de (alakalıların) aralarını bulursa ona da hiç bir günah yokdur. Şübhesiz ki Allah çok yarlığayıcı, hakkıyle esirgeyicidir.

    İbni Kesir

    Bununla birlikte, kim vasiyet edenin haksızlığa meylinden, günaha girmesinden korkup aralarını bulursa; ona da bir günah yoktur. Şüphesiz ki Allah, Gafur'dur. Rahim'dir.

    Mehmet Alagaş

    (180-182) Ölüme hazır hale gelmiş sizden biri, bir hayır bırakacaksa, vasiyetini örfe uygun olarak ana babaya, yakınlara yap ması sakınanlar üzerine bu bir borçtur / sorumluluktur, işitmesinin ardından işittiği şeyi kim değiştirirse (Vasiyeti) kesinlikle onun günahı değiştirenin üzerinedir , Allah işitendir , bilendir. Kim de vasiyet edenin önyargısından veya günaha girmesinden korkarsa onların arasını ıslah etmesi gerekir , bunda O’na/ araya girip ıslah edene , herhangi bir günah yoktur.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Vasiyet edenin yanlış yada haksız bir paylaşım yapmasından endişe duyan kimse (tarafların) aralarını düzeltmesinde bir günah yoktur. Şüphesiz Allah, çok bağışlayıcı ve çok merhametlidir.

    Süleyman Ateş

    Kim de vasiyyet edenin bir hata veya günah işlemesinden korkar da (tarafların) aralarını düzeltirse, ona günah yoktur, Allah bağışlayandır, esirgeyendir.

    Süleymaniye Vakfı

    Mirası paylaştırma görevini yapan kişi, dipnot 1 bir tarafa meyletmekten veya günaha girmekten korkar da mirasçıları uzlaştırırsa dipnot 2 ona bir günah olmaz. Allah, çok bağışlayan ve ikramı bol olandır.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      "Mirası paylaştıran" diye tercüme ettiğimiz "musin (موص)" kelimesinin kök anlamı, "bir şeyi bir şeye ulaştırma"dır (Mekayis).
    2. metne dön, dipnot 2
      Miras paylaşımında, malların değerini belirlemek zordur. Bu durumda yapılabilecek en iyi iş, tarafları uzlaştırıp aralarında kin ve düşmanlığın çıkmasını engellemektir.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Mirası paylaştıran kişi, dipnot 1 bir tarafa meyletmekten veya günaha girmekten korkar da mirasçıları uzlaştırırsa, yanlış yapmış dipnot 2 olmaz. Çokça bağışlayan ve iyiliği bol olan Allah'tır.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      "Mirası paylaştıran" diye tercüme ettiğimiz "musin= موص " kelimesinin asıl anlamı bir şeyi diğerine ulaştırandır. (Mekayis)
    2. metne dön, dipnot 2
      Ayetteki  إِثْمَ =ism, kişiyi sevaptan yani iyiliklerden ve doğallıktan uzaklaştıran davranış anlamındadır. (Müfredat).

    Şaban Britch

    Vasiyet edenin yanlış yada haksız bir paylaşım yapmasından endişe duyan kimse (tarafların) aralarını düzeltirse, ona günah yoktur. Şüphesiz Allah, çok bağışlayıcı ve çok merhametlildir.

    Şaban Piriş

    Vasiyet edenin yanılacağından veya günaha düşeceğinden endişe duyan kimse (ilgililerin) aralarını düzeltirse, ona günah yoktur. Allah, şüphesiz bağışlayan ve merhamet edendir.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Kim vasiyet edenin haksızlığa sapmış veya günah işlemiş olmasından endişelenip de ilgililerin arasını bulursa ona günah yoktur. Allah çok affedici, çok merhamet edicidir.

Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. Öntanımlı açık dört meal öncelik sırasına göredir; listeden hepsi açılabilir.