En'âm suresi

En'âm suresi, 73. ayet

En'âm suresi, 73. ayet. وَهُوَ ٱلَّذِى خَلَقَ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضَ بِٱلْحَقِّ وَيَوْمَ يَقُولُ كُن فَيَكُونُ قَوْلُهُ ٱلْحَقُّ وَلَهُ ٱلْمُلْكُ يَوْمَ يُنفَخُ فِى ٱلصُّورِ عَٰلِمُ ٱلْغَيْبِ وَٱلشَّهَٰدَةِ وَهُوَ ٱلْحَكِيمُ ٱلْخَبِيرُ

vehüve-lleẕî ḫaleḳa-ssemâvâti vel'arḍa bilḥaḳḳ. veyevme yeḳûlü kün feyekûn. ḳavlühü-lḥaḳḳ. velehü-lmülkü yevme yünfeḫu fi-ṣṣûr. `âlimü-lgaybi veşşehâdeh. vehüve-lḥakîmü-lḫabîr.

Diyanet İşleri

O, gökleri ve yeri, hak ve hikmete uygun olarak yaratandır. Allah'ın "ol" deyip de her şeyin oluvereceği günü hatırla. O'nun sözü gerçektir. Sur'a üflendiği gün de mülk (hükümranlık) O'nundur. Gaybı da, görülen alemi de bilendir. O, hüküm ve hikmet sahibidir, (her şeyden) hakkıyla haberdardır.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

En'âm 70–76 · surenin 73. ayeti / 165

Konu Karadan ve denizden kurtaran; dinini oyun edinenler En'âm 63–73 3

  1. En'âm 70

    Dinlerini oyun ve eğlence edinenleri ve dünya hayatı kendilerini aldatmış olanları bırak. Hiç kimsenin kazandığı yüzünden mahrumiyete sürüklenmemesi için Kur'an ile öğüt ver. Yoksa ona Allah'tan başka ne bir dost vardır, ne de bir şefaatçi. (Kurtuluşu için) her türlü fidyeyi verse de bu ondan kabul edilmez. İşte onlar kazandıkları yüzünden helake sürüklenmiş kimselerdir. Küfre saplanıp kalmalarından dolayı onlara çılgınca kaynamış bir içecek ve elem dolu bir azap vardır.

  2. En'âm 71

    De ki: "Allah'ı bırakıp da bize faydası olmayan, zararı da dokunmayan şeylere mi tapalım? Allah, bizi hidayete kavuşturduktan sonra gerisingeri (şirke) mi döndürülelim? Arkadaşları 'bize gel!' diye doğru yola çağırdıkları halde, yeryüzünde şaşkın şaşkın dolaşıp şeytanların ayarttığı kimse gibi mi (olalım)?" De ki: "Hiç şüphesiz asıl doğru yol Allah'ın yoludur. Bize alemlerin Rabbine boyun eğmek emrolundu."

  3. En'âm 72

    Bir de, bize, "Namazı dosdoğru kılın ve Allah'a karşı gelmekten sakının" diye emrolundu. O, huzurunda toplanacağınız Allah'tır.

  4. 73

    O, gökleri ve yeri, hak ve hikmete uygun olarak yaratandır. Allah'ın "ol" deyip de her şeyin oluvereceği günü hatırla. O'nun sözü gerçektir. Sur'a üflendiği gün de mülk (hükümranlık) O'nundur. Gaybı da, görülen alemi de bilendir. O, hüküm ve hikmet sahibidir, (her şeyden) hakkıyla haberdardır.

  5. En'âm 74

    Hani İbrahim, babası Azer'e, "Sen putları ilah mı ediniyorsun? Şüphesiz, ben seni de, kavmini de apaçık bir sapıklık içinde görüyorum" demişti.

  6. En'âm 75

    İşte böylece İbrahim'e göklerdeki ve yerdeki hükümranlığı ve nizamı gösteriyorduk ki kesin ilme erenlerden olsun.

  7. En'âm 76

    Üzerine gece karanlığı basınca, bir yıldız gördü. "İşte Rabbim!" dedi. Yıldız batınca da, "Ben öyle batanları sevmem" dedi.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

73. “O, gökleri ve yeri hak ile” yani kullarına emir vermek, yasaklar koymak, mükâfaat vermek ve cezalandırmak için “yaratandır.”

“O’nun ‘Ol’ diyeceği günde her şey oluverir. O’nun sözü haktır.” O’nun emrinde herhangi bir şüphe, ikiletme ve yerine gelmeme durumu söz konusu değildir. O, abes bir şey de söylemez. “Sûra üfürüleceği günde hükümranlık yalnız O’nundur.” Bu günden kasıt kıyamet günüdür. O, her şeyin sahibi ve hükümranı olduğu halde özellikle bu günün söz konusu edilmesi, o günde başkalarının geçici hükümranlığının son bulmasıdır. O günde tek ve Kahhâr olan Allah’tan başkasının hükümranlığı kalmayacaktır.

“O, gaybı da şâhit olunanı da bilendir. O, Hakîmdir, Habîrdir.” O’nun hikmeti tamdır. Her şeyi kuşatan nimet O’nundur. Büyük ihsan O’ndandır. Gizlilikleri, sırları, kapalı şeyleri bilgisi ile kuşatan O’dur, O’ndan başka hiçbir hak ilah yoktur, O’ndan başka hiçbir Rab de yoktur.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

O - Subhanehu ve Teâlâ- gökleri ve yeri hak ile yaratandır. Allah bir şeye, "Ol!" dediği gün, hemen oluverir. Kıyamet gününde, "Kalkınız!" dediği zaman hep birlikte kalkarlar. Sözü haktır ve meydana gelmesi ile ilgili en ufak bir şüphe de yoktur. Kıyamet günü İsrafil Sûr'a ikinci kez üflediğinde mülk yalnızca Allah -Subhanehu ve Teâlâ-'ya aittir. Gizliyi de görüneni de bilendir. O, yaratmasında ve idaresinde yegâne hikmet sahibidir. O, her şeyden haberdardır, hiçbir şey O'na gizli kalmaz. O'nun katında işlerin gizli saklı olanları açık görünenleri gibidir.

Kelimeler

24 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. وَهُوَ ve huve O'dur
  2. ٱلَّذِى llezi o ki
  3. خَلَقَ haleka yarattı kök: خلق
  4. ٱلسَّمَـٰوَٰتِ s-semavati gökleri kök: سمو
  5. وَٱلْأَرْضَ vel'erde ve yeri kök: ارض
  6. بِٱلْحَقِّ ۖ bil-hakki hak (ve hikmet) ile kök: حقق
  7. وَيَوْمَ ve yevme ve gün kök: يوم
  8. يَقُولُ yekulu dediği kök: قول
  9. كُن kun Ol! kök: كون
  10. فَيَكُونُ ۚ fe yekunu oluverir kök: كون
  11. قَوْلُهُ kavluhu sözü kök: قول
  12. ٱلْحَقُّ ۚ l-hakku haktır kök: حقق
  13. وَلَهُ velehu O'nundur
  14. ٱلْمُلْكُ l-mulku mülk kök: ملك
  15. يَوْمَ yevme gün kök: يوم
  16. يُنفَخُ yunfehu üfleneceği kök: نفخ
  17. فِى fi
  18. ٱلصُّورِ ۚ s-suri Sur'a kök: صور
  19. عَـٰلِمُ aalimu bilendir kök: علم
  20. ٱلْغَيْبِ l-gaybi gizliyi kök: غيب
  21. وَٱلشَّهَـٰدَةِ ۚ ve şşehadeti ve açığı kök: شهد
  22. وَهُوَ ve huve O
  23. ٱلْحَكِيمُ l-hakimu hükümdardır kök: حكم
  24. ٱلْخَبِيرُ l-habiru herşeyi haber alandır kök: خبر

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: صور (19 geçiş) · Aynı kök: نفخ (20 geçiş)

    O gün biz onları bırakırız, dalga dalga birbirlerine karışırlar. Sonra sura üfürülür de onları toptan bir araya getiririz.

  • Aynı kök: صور (19 geçiş) · Aynı kök: نفخ (20 geçiş)

    O gün günahkarları, (gözleri korkudan donup) gömgök kesilmiş olarak haşredeceğiz.

  • Aynı kök: صور (19 geçiş) · Aynı kök: نفخ (20 geçiş)

    Sur'a üfürüldüğü zaman, (işte) o gün ne aralarında soy sop yakınlığı kalacak, ne de birbirlerini arayıp soracaklardır.

  • Aynı kök: خبر (52 geçiş) · Aynı kök: غيب (60 geçiş) · Ortak kavram: Şahitlik

    Onlara döndüğünüzde, size mazeret beyan edeceklerdir. De ki: "Mazeret beyan etmeyin. Size kesinlikle inanmayız. Çünkü Allah bize sizin durumunuzu…

  • Aynı kök: غيب (60 geçiş) · Ortak kavram: Şahitlik · Ortak kavram: Hikmet

    De ki: "Ey göklerin ve yerin yaratıcısı olan, gaybı da, görünen alemi de bilen Allah'ım! Ayrılığa düştükleri şeyler konusunda kulların arasında sen…

  • Aynı kök: غيب (60 geçiş) · Ortak kavram: Şahitlik · Ortak kavram: Hikmet

    O, gaybı da görünen alemi de bilendir, mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir.

  • Aynı kök: نفخ (20 geçiş) · Ortak kavram: Hikmet

    O gün Allah, şöyle diyecek: "Ey Meryem oğlu İsa! Senin üzerindeki ve annen üzerindeki nimetimi düşün. Hani, seni Ruhu'l-Kudüs (Cebrail) ile…

  • Ortak kavram: Şahitlik · Ortak kavram: Hikmet · Ortak kavram: Mülk (Egemenlik)

    Allah, melekler ve ilim sahipleri, ondan başka ilah olmadığına adaletle şahitlik ettiler. O'ndan başka ilah yoktur. O, mutlak güç sahibidir, hüküm ve…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

81 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

O, gökleri ve yeri bir amaç ile yaratandır. dipnot 1 ‘Ol!' dediği gün (her şey) hemen olmaya başlar. dipnot 2 O'nun sözü gerçektir. Sûr'a üflenecek dipnot 3 gün de otorite yalnızca O'na aittir. Gaybı (bilinemeyeni, görünmeyeni) de görüneni de bilendir. dipnot 4 O, doğru hüküm verendir, haberdardır."

Mehmet Okuyan — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Benzer mesajlar: Yûnus 10:5; İbrâhîm 14:19; Hicr 15:85; Nahl 16:3; ‘Ankebût 29:44; Rûm 30:8; Zümer 39:5; Duhân 44:39; Câsiye 45:22; Ahkâf 46:3; Teğâbun 64:3.
  2. metne dön, dipnot 2
    [Kün fe yekûnu] yani "yaratılış sistemi"yle ilgili detaylı bilgi için bkz. Bakara 2:117, dipnot 2.
  3. metne dön, dipnot 3
    Sûr'a üflenmesi, önce bu sistemin yıkılışı, sonra ise mahşerin kurulması için iki kez gerçekleşecektir. Benzer mesajlar: Kehf 18:99; Tâhâ 20:102; Mü'minûn 23:101; Neml 27:87; Yâsîn 36:51; Zümer 39:68; Kâf 50:20; Hâkka 69:13; Nebe' 78:18.
  4. metne dön, dipnot 4
    Benzer mesajlar: Tevbe 9:94, 105; Ra‘d 13:9; Mü'minûn 23:92; Secde 32:6; Sebe' 34:3; Fâtır 35:38; Zümer 39:46; Haşr 59:22; Cum‘a 62:8; Teğâbun 64:18; Cinn 72:26.

Mustafa İslamoğlu

Zira gökleri ve yeri gerçek bir amaca mebni olarak yaratan O'dur. O ne vakit "Var ol!" derse, (varlık) hemen varoluş sürecine girer: O'nun sözü (sanal değil) tahakkuk eden bir gerçekliktir. Ve Sur çalındığında, otorite yalnızca O'na ait olacaktır. O gerçekliğin algılanamayan kısmını da, algı kapsamana giren kısmını da bilendir: O her hükmünde tam isabet edendir, her şeyden haberdar olandır.

Muhammed Esed

Odur gökleri ve yeri (deruni) bir hakikate göre yaratmış olan. O ne zaman "Ol!" dese emri derhal yerine gelir; ve (mahşer) borusu çalındığı Gün hükümranlık yine Onun olacaktır. O, yaratılmışların idraklerini aşan şeyleri de, onların duyuları veya akılları ile kavrayabileceklerini de bilir: yalnızca Odur gerçek hikmet sahibi, her şeyden haberdar olan.

Ahmed Hulusi

"HU" ki, semalar ve arzı Hak olarak yaratmıştır. . . Ne zaman "Ol" dese hemen oluverir. . . Hak, O'nun sözüdür! Sur'a üflendiği (bedene veya sisteme - olay içten dışadır) süreçte, mülk O'nundur! Gaybı ve şehadeti bilendir. . . "HU"dur; Hakiym, Habiyr.

Ali Bulaç

O, gökleri ve yeri hak olarak yaratandır. O'nun "ol" dediği gün (her şey) oluverir, O'nun sözü haktır. Sur'a üfürüldüğü gün, mülk O'nundur. O, gaybı ve müşahede edilebileni bilendir. O, hüküm ve hikmet sahibi olandır, haberdar olandır.

Ali Özek ve heyeti

O, gökleri ve yeri hak (ve hikmet) ile yaratandır. « OL!» dediği gün herşey oluverir. O'nun sözü gerçektir. Sûr'a üflendiği gün de hükümranlık O'nundur. Gizliyi ve açığı bilendir ve O, hikmet sahibidir, herşeyden haberdardır.

Ali Rıza Safa

O, gökleri ve yeryüzünü gerçek olarak yaratmıştır. O'nun, "Ol!" dediği gün; olur. O'nun buyruğu gerçektir. Çünkü boruya üflendiği gün, yönetim, O'na özgüdür. Gizli gerçekleri ve görünenleri Bilendir. Ve O, Bilgelik ve Adaletle Yönetendir; Haberlidir.

Bayraktar Bayraklı

O, gökleri ve yeri bir amaç uğruna yaratandır. "Ol" dediği gün her şey oluşmaya başlar. O'nun sözü gerçektir. Sur'a üflendiği gün de hükümranlık O'nundur. Gizliyi ve aşikar olanı bilendir. O, tam hikmet sahibidir ve her şeyden haberdardır.

Edip Yüksel

O'dur gökleri ve yeri yaratan. "Ol" dediği gün hemen oluverir. Sözü mutlak doğrudur. Boruya üfürüldüğü gün egemenlik tümüyle O'nundur. Gizliyi ve açığı Bilendir. Bilgedir, her şeyden Haberdardır.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

O'dur gökleri ve yeri yaratan. 'Ol,' dediği gün hemen oluverir. Sözü mutlak doğrudur. Boruya üfürüldüğü gün egemenlik tümüyle O'nundur. Gizliyi ve açığı Bilendir. Bilgedir, herşeyden Haberdardır.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Gökleri ve yeri yerli yerince yaratan O! "Ol!" diyeceği gün, o da oluverir. O'nun sözü haktır. Sura üfleneceği gün de mülk O'nundur. Görülmeyeni de, görüleni de bilen, hikmet sahibi O'dur. Herşeyden haberdar da O'dur.

Elmalılı Hamdi Yazır

Ve o Gökleri, Yeri yaradan hakkıyle o, hem ol! diyeceği gün o da oluverir. Hak onun dediği, Sur üfürüleceği gün de mülk onun, hem gaybe alim hem şehadete, hakim odur, habir o

Erhan Aktaş

Gökleri ve yeri hakikat dipnot 1 ile yaratan O'dur. O Gün, "Ol!" der o da oluverir. O'nun sözü haktır. Sur'a üfleneceği gün mülk dipnot 2 O'nundur. Gaybı da görüneni de bilendir. O, En İyi Hüküm Veren'dir, Her Şeyden Haberdar'dır.

Erhan Aktaş — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Mutlak gerçeklik, doğruluk. Bir şeyin doğrusu, aslı ve esası. Yasa, ferman, kural.
  2. metne dön, dipnot 2
    Egemenlik, yönetim erki, sahip olmak, güç, yetki, karar verme, imkan.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Gökleri ve yeri hakikat dipnot 1 ile yaratan O'dur. O gün, "Ol!" der o da oluverir. O'nun sözü haktır. Sura üfleneceği gün mülk dipnot 2 O'nundur. Gaybı da görüneni de bilendir. O, En İyi Hüküm Veren'dir, Her Şeyden Haberdar'dır.

Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Mutlak gerçeklik, doğruluk. Bir şeyin doğrusu, aslı ve esası. Yasa, ferman, kural.
  2. metne dön, dipnot 2
    Egemenlik, yönetim erki, sahip olmak, güç, yetki, karar verme, imkan.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Gökleri ve yeri hakk ile yaratan O'dur. O gün, "ol" der o da oluverir. O'nun sözü haktır. Sura üfleneceği gün mülk dipnot 1 O'nundur. Gaybı da, görüneni de bilendir. O, En İyi Hüküm Veren'dir, Her Şeyden Haberdar'dır.

Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Egemenlik, yetki, karar verme O'na aittir.

Gültekin Onan

O gökleri ve yeri hak olarak yaratandır. O'nun "ol" dediği gün (her şey) oluverir. O'nun sözü haktır. Sur'a üfürüldüğü gün, mülk O'nundur. O, gaybı ve müşahade edilebileni bilendir. O hüküm ve hikmet sahibi olandır, haberdar olandır.

Hasan Basri Çantay

O, gökleri ve yeri hak (ve hikmet) le yaratandır. Onun "ol" diyeceği gün (her şey) oluverir. Sözü hakdır. "Suur" üfürüleceği gün de mülk Onun. Görünmeyeni de, görüneni de bilendir. O, yegane hikmet saahibi, (her şeyden) hakkıyle haberdar olandır.

İbni Kesir

O'dur, gökleri ve yeri hak ile yaratan. O'nun; ol, dediği gün; hemen olur. O'nun sözü haktır. Sur'a üfleneceği gün de mülk O'nundur. Görülmeyeni de, görüleni de bilir. Ve O; Hakim'dir, Habir'dir.

Mehmet Alagaş

(46, 47, 48, 49, 50, 51, 52, 53, 54, 55, 56, 57, 58, 58, 60, 61, 62, 63, 64, 65, 66, 67, 68, 69, 70, 71, 72, 73) Deki görebilir misiniz? Eğer ki Allah işitmenizi ve görmenizi giderse ve kalplerinizi mühürlerse , Allah dışında hangi ilah onu size geri verir? Bak! ayetlerimizi nasıl da elden çıkarıyoruz / sarf ediyoruz, sonra onlar da rastlantı diyorlar / tesadüf etti ediyorlar, deki görebilir misiniz? Eğer ki Allah ’ın azabı size aniden yahut göstere göstere gelse, zalim kavimden başkası mı yok olur / helak olur, biz gönderilenleri müjdeci ve uyarıcı dışında başkaca göndermedik, kim iman eder ve ıslah olursa / düzelirse onlara korku yoktur, onlara hüzün de yoktur, kim de Ayetlerimizi yalanlar ise onlara da yoldan çıkmalarından dolayı azap dokunur, de ki size Allah’ın hazineleri yanımda demiyorum , yitik olanı / gaybolanı bilmem, size ben meleğim de demiyorum, sadece bana vahy olana uyuyorum / tabi oluyorum , körle gören bir olur mu / eşit olur mu de. Hiç fikir üretemiyor musunuz ? Rableriyle biraraya geleceklerinden / haşrolacaklarından korkanları onunla uyar, onlar için ondan başkası dost veya aracı / şefaatçi değildir, böylelikle belki sakınırlar. Rabbine sabah akşam onun yüzünü isteyerek çağrıda / duada bulunanları kovma / fırlatıp atma / tart etme, (tart oyunundaki gibi) onların hesabından sana bir şey yok , senin hesabından da o nlara bir şey yok, eğer ki onları kovarsan / tart edersen se n zalimlerden olursun. Böylece bazılarınızı bazılarınız ile test ettik, aramızda Allah ’ın lütfettiği kimseler işte bunlar mı? demeleri için. Allah teşekkür edenleri en iyi bilen değil midir? Ayetlerimize iman edenler sana geldiklerinde onlara de ki; teslimiyet sizin üzerinize olsun selamün aleyküm, Allah kendisine rahmet etmeyi yazdı (Rahmetli Allah) Muhakkak ki O, sizden cahillikle bir kötülük yaptıktan sonra ardından da temelli vazgeçerek düzeleni / ıslah olanı işte kesinlikle O, onu bağışlayandır, esirgeyendir , Böylece ayetleri ayrıntılandırıyoruz ki / detaylandırıyoruz ki suçluların yolu açığa çıksın, de ki ben Allah ’ın dışında ibadet ettiklerinize kulluk etmekten yasaklandım / men edildim , de ki keyfinize / hevanıza uymam, o zaman sapmış olurum, ben yola iletilen de / hidayet edilen de değilimdir , de ki ben Rabbimden apaçık delil üzereyim, siz se onu yalanladınız. Alelacele istediğiniz de benim yanımda değil , yargı / hüküm sadece Allah’ındır, gerçeği anlatır, ayırabilenlerin edebilenlerin / fasıla edebilenlerin hayırlısıdır. Muhakkak ki alelacele istediğiniz yanımda olsaydı sizlerle benim aramda ki iş gerçekleştirilirdi, Allah zalimleri en iyi bilendir. Gaybın açarları / anahtarları O’nun yanındadır, O’ndan başka onu bilen de yoktur ki O , karada ve denizde ne varsa bilir , yaprak olarak ne düşerse ancak O bilir, arzın ka ranlığında (toprak altında ) ki tohum, kuru ve yaş ne varsa muhakkak apaçık bir kitaptadır. O ki sizi geceleyin vefat ettirendir ve gündüzün neyin sizi yaraladığını / cerh ettiğini / yıprattığını biliyor , (uyku yıpranmaların giderilmesidir) sonra, tanımlanmış sürenin orada / dünyada gerçekleşmesi için sizi tekrar diriltiyor (uykudan / vefattan uyandırıyor) sonra ona geri götürüleceksiniz, sonra ne yapıyor olduğunuzdan size haber verilecektir, O, kulları üstünde ezici otorite sahibidir / kahhardır, sizin üzerlerinize koruyucuları / hafazaları gönderir, (Muhafız melekleri Kirâmen katibinden ayrı) Ne zaman ki sizden birine ölüm geldiğinde elçilerimiz onu vefat ettirir, onlar hata yapmazlar, s onra onların gerçek velileri Allaha geri iade edilirler , dikkat edin! yargı / hüküm O ’nundur, O hesaba çekenlerin en süratlisidir. De ki karanın ve denizin karanlığından sizi kim kurtarır , O’na yakararak ve gizlice, eğer ki bizi bundan kurtarır isen teşekkür edenlerden oluruz diye ona dua edersiniz de ki Allah bundan da ve her türlü sıkıntıdan da sizi kurtarır , sonra da siz ortak koşarsınız. O, sizin üzerinizde azap yaratmaya güç yetirir / kadirdir, üstünüzden yahut ayaklarınızın altından veya sizi taraftarlara karıştırarak ve bazılarınıza bazılarınızın sertliğini / be’sini tattırarak (azap edebilir) Bak! nasıl ayetlerimizi elimizden çıkarıyoruz / sarf ediyoruz, b öylelikle, belki anlarsınız / fıkıh edersiniz . Senin boyun / senin kavmin onu yalanladı , O, gerçektir de ki sizin üzerinizde bir vekil değilim / vekaletiniz bende değil, her haberin karar zamanı ve ortamı vardır , ilerde bileceksiniz . Ayetlerimiz hakkında daldıklarını gördüğün vakit, onlar başka konuya dalana kadar onlardan sırt çevir, eğer ki şeytan sana unutturu rsa da hatırlamanın ardından , zalim kavimle beraber oturma, o nların hesabından , sakınanlar üzerine herhangi bir şey yoktur ve fakat hatırlatmadır , böylelikle, belki sakınırlar. Dinlerini oyun ve eğlence edinenleri ve dünya hayatının aldattığı kimseleri bırak / sal, şunu hatırlat ki nefisler kazandıkları ile felakete sürüklenmesin / iblas olmasın, Allah’ın dışındakiler onlara dost ta, şefaatçi de değildir. Her türlü fidyeyi denkleştirmek için / adaletin sağlanması için verseler dahi, onlardan kabul edilmez, işte onları kazandıkları felakete sürüklemiştir, onlara yok saymalarından dolayı kaynamış içecek ve acıtıcı bir azap vardır. De ki Allah'ın dışındaki bize faydası ve zararı olmayanlara çağrıda mı bulunalım / dua mı edelim, Allah’ın bizi yola sokmasının ardından ökçelerimiz üzerine geri mi dönelim , “bize gel” diye yola çağıran arkadaş ları olmasına rağmen şeytanın dünyada aldattığı sersemler gibi mi olalım, de ki Allah’ın yola iletmesi / rehberlik etmesi işte o rehberliktir, biz alemlerin Rabbine teslim olmakla ve namaz kılmakla ve Ondan sakınmakla emrolunduk, h uzurunda varıp toplanacağımız / haşrolacağımız O ’dur. O ki semaları ve yeri gerçek olarak yarattı. O gün ol der ve olur, O’nun sözü gerçektir, Sûra üfürüldüğü gün mülk O’nundur, gaybı da şahit olunanı da bilendir, O yargıçtır / hâkimdir, haberdardır.

Rowwad Tercüme Merkezi

O, gökleri ve yeri hak ile yaratandır. O’nun “ol!” diyeceği (kıyamet) günü her şey oluverir. O’nun sözü haktır. Sûr’a üfürüleceği günde mülk (ve hakimiyet) yalnız O’nundur. Görüneni de görünmeyeni de bilendir. O Hakîm'dir, her şeyden haberdar olandır.

Süleyman Ateş

Gökleri ve yeri hak (ve hikmet) ile yaratan O'dur. "Ol!" dediği gün, oluverir. Sözü haktır. Sur'a üfleneceği gün de, mülk O'nundur. Gizliyi ve açığı bilendir. O, hükümdardır, herşeyi haber alandır.

Süleymaniye Vakfı

Gökleri ve yeri o gerçek için (sizleri imtihan için) dipnot 1 yaratan da odur. "Ol!" dediği gün, her şey oluşur. Onun sözü gerçektir. Sura üfleneceği gün bütün yetki onundur. Gaybı /algılanamayanı da şehadeti /algılanabileni de o bilir. Bütün kararları doğru olan, her şeyin iç yüzünü bilen odur.

Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Allah, gökleri, yeri ve ikisinin arasındaki varlıkları, insanları ve cinleri zorlu bir imtihandan geçirmek için yaratmıştır. Bunu Hud Suresinin 7. ayetinde açıklamış, diğer ayetlerde de "(بِالْحَقِّ) o gerçek için" ifadesiyle buna işarette bulunmuştur (Hud 11/7, İbrahim 14/19, Hicr 15/85, Nahl 16/3, Ankebut 29/44, Rum 30/8, Zümer 39/5, Duhan 44/39, Ahkaf 46/3, Teğabun 64/3).

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Gökleri ve yeri gerçek varlıklar olarak dipnot 1 yaratan O'dur. "Oluş" diyeceği gün, her şey oluşur. O'nun sözü gerçektir. Sura üfleneceği gün yetki yalnız O'nundur. Görülmeyeni de görüleni de bilir. Doğru kararlar veren, her şeyin iç yüzünü bilen O'dur.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Hem gerçek varlıklar hem de gerçekleri gösteriri içerikte. Göklerin ve yerin, Allah'ın ayetlerinden olması ve emin olmak isteyenler için buralarda pek çok delil bulunması ile ilgili diğer ayetler (Nuh 71/15-17), (Casiye 45/12-13), (Bakara 2/164), (Al-i İmran 3/190), (En'am 6/99), (Yunus 10/6), (Yunus 10/101), (Ra'd 13/2) Arapça bakımından "el hakkı (الْحَقُّ)" kelimesini tam olarak Türkçeye çevirebilmek zordur. Örneğin "Kıyamet günü haktır" dediğimiz zaman hem o günün gerçekliğini hem de o gün gerçekleri göreceğimizi ifade emiş oluruz. Aynı şekilde "Bu kitap haktır" dediğimiz takdirde hem bu kitabın kendisinin gerçek olduğunu hem de gerçekleri gösteren bir kitap olduğunu söylemiş oluruz. Türkçe'de kelimelerin bu şekilde kullanımına dair bir özellik bulunmadığından çeviride parantezli kullanımı tercih etme zorunluluğu oluşmuştur.

Şaban Britch

Gökleri ve yeri hak ile yaratan O’dur. “Ol!” dediği gün oluverir. Sözü haktır, sûra üflendiği gün de mülk O’nundur. Gizliyi de görüneni de bilendir. Hüküm ve hikmet sahibidir. her şeyden haberdardır.

Şaban Piriş

Gökleri ve yeri hak ile yaratan O'dur. "Ol!" dediği gün oluverir; sözü haktır; sura üflendiği gün de hakimiyet O'nundur. Gizliyi de görüneni de bilendir. Hakim olan haberdar olan O'dur.

Yaşar Nuri Öztürk

Gökleri ve yeri hak olarak yaratan da O'dur. "Ol!" dediği gün, hemen oluverir. Sözü haktır O'nun. Sura üfleneceği gün de mülk ve yönetim O'nundur. Alim'dir, görünmeyeni de görüneni de bilen O'dur. O'dur Hakim, O'dur Habir.

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

He is it Who created the heavens and the earth in truth and with a set of invariable cosmic laws in all manner of wisdom and for a valid reason. The instant He says to an object or to an event "Be" it is there. His Word is the truth personified and to Him belong the absolute sovereignty and the full control of the Eventful Event when the trumpet is sounded indicative of Resurrection and Judgement. He is the Omniscient of the invisible, the hidden and the unseen, the Omniscient of what the breasts store of thoughts and feelings and of what they forge. He has cognizance and holds prescience of what you converse secretly and utter below your breath and of what is suggested secretly to the mind. He is well acquainted with the visible and the seen and with what is avowed openly and openly disclosed, with all that is uttered loudly and with all that is being said. He is Al Hakim (he Source of wisdom and wise mysterious dispensations) and AL-Khabir (The Omniscient).

Abdul Haleem

It is He who created the heavens and the earth for a true purpose. On the Day when He says, ‘Be,’ it will be: His word is the truth. All control on the Day the Trumpet is blown belongs to Him. He knows the seen and the unseen: He is the All Wise, the All Aware.

Abdullah Yusuf Ali

It is He who created the heavens and the earth in true (proportions): the day He saith, "Be," behold! it is. His word is the truth. His will be the dominion the day the trumpet will be blown. He knoweth the unseen as well as that which is open. For He is the Wise, well acquainted (with all things).

Abul A'la Maududi

And He it is Who has created the heavens and the earth in truth; dipnot 1 and the very day He will say: "Be!" (resurrection) there will be. His word is the Truth and His will be the dominion dipnot 2 on the day when the-Trumpet is blown. dipnot 3 He knows all that lies beyond the reach of human perception as well as all that is visible to man; dipnot 4 He is the All-Wise, the All-Aware.'

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    It has been asserted again and again in the Qur'an that God created the heavens and the earth 'in truth'. This covers a wide range of meanings: First, that the heavens and the earth have not been created just for the fun of it. This existence is not a theatrical play. This world is not a child's toy with which to amuse oneself as long as one wishes before crushing it to bits and throwing it away. Creation is rather an act of great seriousness. A great objective motivates it, and a wise purpose underlies it. Hence, after the lapse of a certain stage it is necessary for the Creator to take full account of the work that has been done and to use those results as the basis for the next stage. This is stated at various places in the Qur'an in the following manner: Our Lord, You did not create this in vain (Surah Al 'Imran 3:191). And We did not create the heavens and the earth and whatever lies in between them playfully (Surah Al-Anbiya' 21:16). And did you think that We created you out of play and that you will not be brought back to Us? (Surah al-Mu'minun 23:115). Second, it means that God has created this entire system of the universe on solid foundations of truth. The whole of the universe is based on justice, wisdom and truth. Hence, there is no scope in thesystem for falsehood to take root and prosper. The phenomenon of the prosperity of falsehood which we observe, is to be ascribed to the will of God, Who grants the followers of falsehood the opportunity, if they so wish, to expend their efforts in promoting unrighteousness, injustice and untruth. In the end, however, the earth wfll throw up all the seeds of untruth that have been sown, and in the final reckoning every follower of falsehood will see that the efforts he devoted to cultivating and watering this pernicious tree have all gone to waste. Third, it means that God has founded the universe on the basis of right, and it is on the ground of being its Creator that He governs it. His command in the universe is supreme since He alone has the right to govern it, the universe being nothing but His creation. If anyone else's commands seem to be carried out in this world, this should not cause any misunderstanding. For in reality the will of no one prevails, and cannot prevail in the universe, for no one has any right to enforce his will.
  2. metne dön, dipnot 2
    This does not mean that the present dominion is not His. The purpose of this statement is rather to stress that when the veil which keeps things covered during the present phase of existence is lifted and the Truth becomes fully manifest, it will become quite clear that all those who seemed or were considered to possess power and authority are absolutely powerless, and that the true dominion belongs to the One True God Who created the universe.
  3. metne dön, dipnot 3
    In what manner the Trumpet will be blown is difficult for us to grasp.What we know through the Qur'an is that on the Day of Judgement the Trumpet will be blown on God's command, whereupon all will die. Then after an indefinite period of time - a period that is known to God alone - the second Trumpet will be blown, whereupon all people of all epochs will be resurrected and will find themselves on the Plane of the Congregation. Thus, when the first Trumpet is blown the entire order of the universe will be disrupted, while on the blowing of the second Trumpet a fresh order will be established, in a new form and with a new set of laws governing it.
  4. metne dön, dipnot 4
    Ghayb signifies all that is hidden from, and is beyond the ken of man's knowledge. Shahadah, as opposed to ghayb, signifies that which is manifest and thus can be known to man.

Aisha Bewley

His speech is Truth. The Kingdom will be His on the Day the Trumpet is blown, the Knower of the Unseen and the Visible. He is the All-Wise, the All-Aware.

Al-Hilali & Khan

It is He Who has created the heavens and the earth in truth, and on the Day (i.e. the Day of Resurrection) He will say: "Be!", - and it is! His Word is the Truth. His will be the dominion on the Day when the Trumpet will be blown. All-Knower of the unseen and the seen. He is the All-Wise, Well-Aware (of all things).

Ali Quli Qarai

It is He who created the heavens and the earth with reason, and the day He says [to something], ‘Be!’ it is. His word is the truth, and to Him belongs all sovereignty on the day when the Trumpet will be blown. Knower of the sensible and the Unseen, He is the All-wise, the All-aware.

Amatul Rahman Omar

It is He Who has created the heavens and the earth to suit the requirements of truth and wisdom. The day He says, `Be', it (-the Resurrection) shall come to be. His Word is bound to be carried out. To Him belongs the sovereignty on the day when the trumpet will be blown (for spiritual awakening in this world and for physical Resurrection in the Hereafter). He is the Knower of all the hidden realities and the seen. And He is the All-Wise, the All-Aware.

Arthur John Arberry

It is He who created the heavens and the earth in truth; and the day He says 'Be', and it is; His saying is true, and His is the Kingdom the day the Trumpet is blown; He is Knower of the Unseen and the visible; He is the All-wise, the All-aware.

Bijan Moeinian

God is the One Who has created the heavens and the earth for a reason. Whenever He wishes to create something, He simply says "Be" and here it is created! God's word [as presented in this Book] is the truth. He will be in absolute charge of the Day that the trumpet is blown. He has absolute knowledge over what you see and what you do not perceive. He is the Most Wise and the Most Knowledgeable.

E. Henry Palmer

He it is who has created the heavens and the earth in truth; and on the day when He says, 'BE,' then it is. His word is truth; to Him is the kingdom on the day when the trumpets shall be blown; the knower of the unseen and of the evident; He is wise and well aware.

Edip-Layth

He is the One who created the heavens and the earth with truth, and the day He says: "Be," then it is! His saying is truth; and to Him is the sovereignty, the day the trumpet is blown. Knower of the unseen and the seen; He is the Wise, the Ever-aware.

George Sale

And He it is Who created the heavens and the earth in accordance with the requirements of wisdom; and on the day when He will say, 'Be', it will be. His word is the truth, and His will be the Kingdom on the day when the trumpet will be blown. He is the Knower of the unseen and the seen. And He is the Wise, the All-Aware.

Hamid S. Aziz

He it is Who has created the heavens and the earth in truth; and on the day when He says, "BE", it is. His word is Truth; and His is the Kingdom on the day when the trumpets shall be blown, the Knower of the unseen and of the evident; He is the Wise and Aware.

Mahmoud Ghali

And He is (The One) Who created the heavens and the earth with the Truth; and the day He says, "Be!" and it is. His Saying is the Truth, and His is the Kingdom the Day the Trumpet will be blown; He is The Knower of the Unseen and the Witnessed; and He is The Ever-Wise, The Ever-Cognizant.

Marmaduke Pickthall

He it is Who created the heavens and the earth in truth. In the day when He saith: Be! it is. His Word is the Truth, and His will be the Sovereignty on the day when the trumpet is blown. Knower of the Invisible and the Visible, He is the Wise, the Aware.

Mohamed Ahmed - Samira

It is He who created the heavens and the earth with a definite purpose. The day He will say "Be, " it will be. His word is the truth, His alone the power on the Day when the blast of the trumpet will be sounded. He knows the hidden and the visible. He is all-prudent and all-knowing.

Muhammad Asad

And He it is who has created the heavens and the earth in accordance with [an inner] truth - and whenever He says, "Be," His word comes true; and His will be the dominion on the Day when the trumpet [of resurrection] is blown. He knows all that is beyond the reach of a created being's perception, as well as all that can be witnessed by a creature's senses or mind: for He alone is truly wise, all-aware.

Mustafa Khattab

He is the One Who created the heavens and the earth in truth. On the Day ˹of Judgment˺ He will say, ‘Be!’ And there will be! His command is truth. All authority is His ˹alone˺[1] on the Day the Trumpet will be blown.[2] He is the Knower of all—seen or unseen. And He is the All-Wise, All-Aware."

Progressive Muslims

And He is the One who created the heavens and the Earth with truth, and the day He says: "Be," then it is! His saying is truth; and to Him is the sovereignty, the Day the trumpet is blown. Knower of the unseen and the seen; He is the Wise, the Expert.

Rashad Khalifa

He is the One who created the heavens and the earth, truthfully. Whenever He says, "Be," it is. His word is the absolute truth. All sovereignty belongs to Him the day the horn is blown. Knower of all secrets and declarations, He is the Most Wise, the Cognizant.

Sahih International

And it is He who created the heavens and earth in truth. And the day He says, "Be," and it is, His word is the truth. And His is the dominion [on] the Day the Horn is blown. [He is] Knower of the unseen and the witnessed; and He is the Wise, the Acquainted.

Sam Gerrans

And He it is that created the heavens and the earth in truth. And the day He says: “Be thou,” then it is. His word is the truth. And to Him belongs the dominion the day the Trumpet is blown — the Knower of the Unseen and the Seen — and He is the Wise, the Aware.

Shabbir Ahmed

He has created the heavens and the earth with a definite Plan. Whenever He says "Be!" it is. His Word is the Truth and comes True. As ever, His will be the Dominion on the Day when the Trumpet is blown (of Resurrection). Knower of the invisible and the visible, He is the Wise, the Aware.

Syed Vickar Ahamed

It is He Who created the heavens and the earth in true (proportions): The day He says, "Be!", Look! It is. His Word is the Truth. His will be the Dominion the day (when) the Trumpet will be blown. He knows the unseen and that which is open. For He is the All Wise (Al-Hakeem), All Aware (Khabeer) (with all things).

Taqi Usmani

He is the One who created the heavens and the earth with purpose. On the day He says "Be", it (the Resurrection) will come to be. His word is the truth, and His is the kingdom on the day the Horn shall be blown. He is the Knower of the Unseen and the Seen. He is the Wise, the All-Aware.

The Monotheist Group

And He is the One who has created the heavens and the earth with the truth, and the day He says: "Be," then it is! His saying is truth; and to Him is the sovereignty the Day the horn is blown. Knower of the unseen and the seen; He is the Wise, the Expert.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — En'âm suresi, 73. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — En'âm suresi, 73. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — En'âm suresi, 73. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩