48. sure

Fetih Suresi الفتح

Bu sureyi dinle — okunan kelime işaretlenir

Konu dizini 6 konu
  1. Apaçık fetih ve kalplere inen huzur 1–7 karşılaştır — Apaçık fetih ve kalplere inen huzur
  2. Şahit, müjdeci ve uyarıcı; biat 8–10 karşılaştır — Şahit, müjdeci ve uyarıcı; biat
  3. Geri bırakılan bedevîler 11–17 karşılaştır — Geri bırakılan bedevîler
  4. Ağaç altındaki biat ve vaad edilen ganimetler 18–21 karşılaştır — Ağaç altındaki biat ve vaad edilen ganimetler
  5. Allah'ın değişmeyen kanunu ve Mekke'de olanlar 22–26 karşılaştır — Allah'ın değişmeyen kanunu ve Mekke'de olanlar
  6. Doğrulanan rüya ve Peygamberle beraber olanların vasfı 27–29 karşılaştır — Doğrulanan rüya ve Peygamberle beraber olanların vasfı

Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır.

بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ

Apaçık fetih ve kalplere inen huzur 1–7

  1. Fetih suresi, 1. ayet — tek başına aç

    Fetih suresi, 1. ayet. إِنَّا فَتَحْنَا لَكَ فَتْحًا مُّبِينًا

    innâ fetaḥnâ leke fetḥam mübînâ.

    Mehmet Alagaş

    (1-3) Allah’ın senin, geçmiş ve gelecek yanılmalarını bağışlaması, üzerindeki nimetini tamamlaması, seni istikameti doğru olan yola iletmesi ve saygın bir yardımla sana yardım etmesi amacıyla açık bir fethin kapılarını sana açtık / bir tıkanıklığı giderdik.

    Ayet detayı — Fetih suresi, 1. ayet

  2. Fetih suresi, 2. ayet — tek başına aç

    Fetih suresi, 2. ayet. لِّيَغْفِرَ لَكَ ٱللَّهُ مَا تَقَدَّمَ مِن ذَنۢبِكَ وَمَا تَأَخَّرَ وَيُتِمَّ نِعْمَتَهُۥ عَلَيْكَ وَيَهْدِيَكَ صِرَٰطًا مُّسْتَقِيمًا

    liyagfira leke-llâhü mâ teḳaddeme min ẕembike vemâ teeḫḫara veyütimme ni`metehû `aleyke veyehdiyeke ṣirâṭam müsteḳîmâ.

    Mehmet Alagaş

    (1-3) Allah’ın senin, geçmiş ve gelecek yanılmalarını bağışlaması, üzerindeki nimetini tamamlaması, seni istikameti doğru olan yola iletmesi ve saygın bir yardımla sana yardım etmesi amacıyla açık bir fethin kapılarını sana açtık / bir tıkanıklığı giderdik.

    Ayet detayı — Fetih suresi, 2. ayet

  3. Fetih suresi, 3. ayet — tek başına aç

    Fetih suresi, 3. ayet. وَيَنصُرَكَ ٱللَّهُ نَصْرًا عَزِيزًا

    veyenṣurake-llâhü naṣran `azîzâ.

    Mehmet Alagaş

    (1-3) Allah’ın senin, geçmiş ve gelecek yanılmalarını bağışlaması, üzerindeki nimetini tamamlaması, seni istikameti doğru olan yola iletmesi ve saygın bir yardımla sana yardım etmesi amacıyla açık bir fethin kapılarını sana açtık / bir tıkanıklığı giderdik.

    Ayet detayı — Fetih suresi, 3. ayet

  4. Fetih suresi, 4. ayet — tek başına aç

    Fetih suresi, 4. ayet. هُوَ ٱلَّذِىٓ أَنزَلَ ٱلسَّكِينَةَ فِى قُلُوبِ ٱلْمُؤْمِنِينَ لِيَزْدَادُوٓا۟ إِيمَٰنًا مَّعَ إِيمَٰنِهِمْ وَلِلَّهِ جُنُودُ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ وَكَانَ ٱللَّهُ عَلِيمًا حَكِيمًا

    hüve-lleẕî enzele-ssekînete fî ḳulûbi-lmü'minîne liyezdâdû îmânem me`a îmânihim. velillâhi cünûdü-ssemâvâti vel'arḍ. vekâne-llâhü `alîmen ḥakîmâ.

    Mehmet Alagaş

    (4) Müminlerin kalplerine, imanlarını imanlarıyla artırmaları / ziyade etmeleri için, sakinliği / sükuneti indiren O’dur. Semaların ve yerin orduları Allah’ındır, Allah bilendir, hâkimdir. Erkek müminleri ve kadın müminleri altlarından nehirler akan içlerinde kalıcı olacakları cennetlere sokmak ve onların kötülüklerini örtbas etmek içindir, işte bu Allah’ın yanında çok büyük bir başarıdır.

    Ayet detayı — Fetih suresi, 4. ayet

  5. Fetih suresi, 5. ayet — tek başına aç

    Fetih suresi, 5. ayet. لِّيُدْخِلَ ٱلْمُؤْمِنِينَ وَٱلْمُؤْمِنَٰتِ جَنَّٰتٍ تَجْرِى مِن تَحْتِهَا ٱلْأَنْهَٰرُ خَٰلِدِينَ فِيهَا وَيُكَفِّرَ عَنْهُمْ سَيِّـَٔاتِهِمْ وَكَانَ ذَٰلِكَ عِندَ ٱللَّهِ فَوْزًا عَظِيمًا

    liyüdḫile-lmü'minîne velmü'minâti cennâtin tecrî min taḥtihe-l'enhâru ḫâlidîne fîhâ veyükeffira `anhüm seyyiâtihim. vekâne ẕâlike `inde-llâhi fevzen `ażîmâ.

    Bu ayetin Mehmet Alagaş mealinde karşılığı kaynakta yok.

    Ayet detayı — Fetih suresi, 5. ayet

  6. Fetih suresi, 6. ayet — tek başına aç

    Fetih suresi, 6. ayet. وَيُعَذِّبَ ٱلْمُنَٰفِقِينَ وَٱلْمُنَٰفِقَٰتِ وَٱلْمُشْرِكِينَ وَٱلْمُشْرِكَٰتِ ٱلظَّآنِّينَ بِٱللَّهِ ظَنَّ ٱلسَّوْءِ عَلَيْهِمْ دَآئِرَةُ ٱلسَّوْءِ وَغَضِبَ ٱللَّهُ عَلَيْهِمْ وَلَعَنَهُمْ وَأَعَدَّ لَهُمْ جَهَنَّمَ وَسَآءَتْ مَصِيرًا

    veyü`aẕẕibe-lmünâfiḳîne velmünâfiḳâti velmüşrikîne velmüşrikâti-żżânnîne billâhi żanne-ssev'. `aleyhim dâiratü-ssev'. vegaḍibe-llâhü `aleyhim vele`anehüm vee`adde lehüm cehennem. vesâet meṣîrâ.

    Mehmet Alagaş

    (6-7) Allah hakkında kötü düşünce düşünen erkek münafıklara, kadın münafıklara, erkek müşriklere, kadın müşriklere azap etmek içindir, kötülük girdabı onların üzerinedir, Allah onlara gazap etmiştir onları lanetlemiştir onlara cehennemi hazırlamıştır, ne kötü bi r varış yeridir, semaların ve yerin orduları Allah’ındır, Allah saygı değerdir, hâkimdir. (Allah’ın desteği hani nerede diye düşünmüş olabilirler)

    Ayet detayı — Fetih suresi, 6. ayet

  7. Fetih suresi, 7. ayet — tek başına aç

    Fetih suresi, 7. ayet. وَلِلَّهِ جُنُودُ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ وَكَانَ ٱللَّهُ عَزِيزًا حَكِيمًا

    velillâhi cünûdü-ssemâvâti vel'arḍ. vekâne-llâhü `azîzen ḥakîmâ.

    Mehmet Alagaş

    (6-7) Allah hakkında kötü düşünce düşünen erkek münafıklara, kadın münafıklara, erkek müşriklere, kadın müşriklere azap etmek içindir, kötülük girdabı onların üzerinedir, Allah onlara gazap etmiştir onları lanetlemiştir onlara cehennemi hazırlamıştır, ne kötü bi r varış yeridir, semaların ve yerin orduları Allah’ındır, Allah saygı değerdir, hâkimdir. (Allah’ın desteği hani nerede diye düşünmüş olabilirler)

    Ayet detayı — Fetih suresi, 7. ayet

Şahit, müjdeci ve uyarıcı; biat 8–10

  1. Fetih suresi, 8. ayet — tek başına aç

    Fetih suresi, 8. ayet. إِنَّآ أَرْسَلْنَٰكَ شَٰهِدًا وَمُبَشِّرًا وَنَذِيرًا

    innâ erselnâke şâhidev vemübeşşirav veneẕîrâ.

    Mehmet Alagaş

    (8-10) Biz seni, Allah’a ve O’nun Resulüne iman edilmesi için, O’nu saygıyla desteklemeniz (azzera; üzeyir de aynı kökten), O’na ağırlık vermeniz, sabah ve akşam O’nu üstün tutmanız için, şahit, müjdeci ve uyarıcı olarak gönderdik. Muhakkak ki sana bağlılık yemini edenler / sana biat edenler Allah’a biat etmişlerdir , Allah’ın eli onların üzerindedir, kim biatını bozarsa kendi aleyhine bozmuştur, kim de Allah’a olan sözüne / ahdine vefalı kalırsa ileride Allah, onlara çok büyük bir ödül / büyük bir ecir verecektir.

    Ayet detayı — Fetih suresi, 8. ayet

  2. Fetih suresi, 9. ayet — tek başına aç

    Fetih suresi, 9. ayet. لِّتُؤْمِنُوا۟ بِٱللَّهِ وَرَسُولِهِۦ وَتُعَزِّرُوهُ وَتُوَقِّرُوهُ وَتُسَبِّحُوهُ بُكْرَةً وَأَصِيلًا

    litü'minû billâhi verasûlihî vetü`azzirûhü vetüveḳḳirûh. vetüsebbiḥûhü bükratev veeṣîlâ.

    Mehmet Alagaş

    (8-10) Biz seni, Allah’a ve O’nun Resulüne iman edilmesi için, O’nu saygıyla desteklemeniz (azzera; üzeyir de aynı kökten), O’na ağırlık vermeniz, sabah ve akşam O’nu üstün tutmanız için, şahit, müjdeci ve uyarıcı olarak gönderdik. Muhakkak ki sana bağlılık yemini edenler / sana biat edenler Allah’a biat etmişlerdir , Allah’ın eli onların üzerindedir, kim biatını bozarsa kendi aleyhine bozmuştur, kim de Allah’a olan sözüne / ahdine vefalı kalırsa ileride Allah, onlara çok büyük bir ödül / büyük bir ecir verecektir.

    Ayet detayı — Fetih suresi, 9. ayet

  3. Fetih suresi, 10. ayet — tek başına aç

    Fetih suresi, 10. ayet. إِنَّ ٱلَّذِينَ يُبَايِعُونَكَ إِنَّمَا يُبَايِعُونَ ٱللَّهَ يَدُ ٱللَّهِ فَوْقَ أَيْدِيهِمْ فَمَن نَّكَثَ فَإِنَّمَا يَنكُثُ عَلَىٰ نَفْسِهِۦ وَمَنْ أَوْفَىٰ بِمَا عَٰهَدَ عَلَيْهُ ٱللَّهَ فَسَيُؤْتِيهِ أَجْرًا عَظِيمًا

    inne-lleẕîne yübâyi`ûneke innemâ yübâyi`ûne-llâh. yedü-llâhi fevḳa eydîhim. femen nekeŝe feinnemâ yenküŝü `alâ nefsih. vemen evfâ bimâ `âhede `aleyhü-llâhe feseyü'tîhi ecran `ażîmâ.

    Mehmet Alagaş

    (8-10) Biz seni, Allah’a ve O’nun Resulüne iman edilmesi için, O’nu saygıyla desteklemeniz (azzera; üzeyir de aynı kökten), O’na ağırlık vermeniz, sabah ve akşam O’nu üstün tutmanız için, şahit, müjdeci ve uyarıcı olarak gönderdik. Muhakkak ki sana bağlılık yemini edenler / sana biat edenler Allah’a biat etmişlerdir , Allah’ın eli onların üzerindedir, kim biatını bozarsa kendi aleyhine bozmuştur, kim de Allah’a olan sözüne / ahdine vefalı kalırsa ileride Allah, onlara çok büyük bir ödül / büyük bir ecir verecektir.

    Ayet detayı — Fetih suresi, 10. ayet

Geri bırakılan bedevîler 11–17

  1. Fetih suresi, 11. ayet — tek başına aç

    Fetih suresi, 11. ayet. سَيَقُولُ لَكَ ٱلْمُخَلَّفُونَ مِنَ ٱلْأَعْرَابِ شَغَلَتْنَآ أَمْوَٰلُنَا وَأَهْلُونَا فَٱسْتَغْفِرْ لَنَا يَقُولُونَ بِأَلْسِنَتِهِم مَّا لَيْسَ فِى قُلُوبِهِمْ قُلْ فَمَن يَمْلِكُ لَكُم مِّنَ ٱللَّهِ شَيْـًٔا إِنْ أَرَادَ بِكُمْ ضَرًّا أَوْ أَرَادَ بِكُمْ نَفْعًۢا بَلْ كَانَ ٱللَّهُ بِمَا تَعْمَلُونَ خَبِيرًۢا

    seyeḳûlü leke-lmüḫallefûne mine-l'a`râbi şegaletnâ emvâlünâ veehlûnâ festagfir lenâ. yeḳûlûne bielsinetihim mâ leyse fî ḳulûbihim. ḳul femey yemlikü leküm mine-llâhi şey'en in erâde biküm ḍarran ev erâde biküm nef`â. bel kâne-llâhü bimâ ta`melûne ḫabîrâ.

    Mehmet Alagaş

    (11-14) Bedevilerden / Araplardan geride kalanlar ilerde diyecekler ki, bizi mallarımız ve yakın çevremiz /ehlimiz alıkoydu bizim için dua et, onlar kalplerinde olmayanı dilleri ile söylüyorlar, sizin için Allah, bir zarar yahut fayda dilemiş ise buna karşı egemenlik gösterecek kim olabilir ki? (Allah’a Hayır bunu yapamazsın, bunlar benim egemenliğimdedirler kim diyebilir ki?) Bilakis Allah yaptıklarından haberi olandır. (Allah’ın sizin için takdirini benim duamdan çok, sizin davranışlarınız belirler) Bilakis, Resulün ve müminlerin yakın çevrelerine / ehillerine ebediyyen dönmeyeceklerini zannettiler, bu, kalplerine de süslü geldi ve kötü bir zannı zannettiniz ve (Mazerete / izaha gerek te kalmaz za ten bunlar geri dönmeyecekler diye düşünmediniz mi?) helak edilmesi gereken bir topluluk oldunuz. Her kim Allah’a ve Resulüne güvenmezse / iman etmezse, muhakkak ki biz örtbas edenlere / kafirlere çılgın alevli bir ateş / sağir hazırladık. Semaların ve yerin egemenliği / mülkiyeti Allah’a aittir, istediğini bağışlar, istediğine ızdırap verir / azap eder, Allah bağışlayandır, esirgeyendir.

    Ayet detayı — Fetih suresi, 11. ayet

  2. Fetih suresi, 12. ayet — tek başına aç

    Fetih suresi, 12. ayet. بَلْ ظَنَنتُمْ أَن لَّن يَنقَلِبَ ٱلرَّسُولُ وَٱلْمُؤْمِنُونَ إِلَىٰٓ أَهْلِيهِمْ أَبَدًا وَزُيِّنَ ذَٰلِكَ فِى قُلُوبِكُمْ وَظَنَنتُمْ ظَنَّ ٱلسَّوْءِ وَكُنتُمْ قَوْمًۢا بُورًا

    bel żanentüm el ley yenḳalibe-rrasûlü velmü'minûne ilâ ehlîhim ebedev vezüyyine ẕâlike fî ḳulûbiküm veżanentüm żanne-ssev'. veküntüm ḳavmem bûrâ.

    Mehmet Alagaş

    (11-14) Bedevilerden / Araplardan geride kalanlar ilerde diyecekler ki, bizi mallarımız ve yakın çevremiz /ehlimiz alıkoydu bizim için dua et, onlar kalplerinde olmayanı dilleri ile söylüyorlar, sizin için Allah, bir zarar yahut fayda dilemiş ise buna karşı egemenlik gösterecek kim olabilir ki? (Allah’a Hayır bunu yapamazsın, bunlar benim egemenliğimdedirler kim diyebilir ki?) Bilakis Allah yaptıklarından haberi olandır. (Allah’ın sizin için takdirini benim duamdan çok, sizin davranışlarınız belirler) Bilakis, Resulün ve müminlerin yakın çevrelerine / ehillerine ebediyyen dönmeyeceklerini zannettiler, bu, kalplerine de süslü geldi ve kötü bir zannı zannettiniz ve (Mazerete / izaha gerek te kalmaz za ten bunlar geri dönmeyecekler diye düşünmediniz mi?) helak edilmesi gereken bir topluluk oldunuz. Her kim Allah’a ve Resulüne güvenmezse / iman etmezse, muhakkak ki biz örtbas edenlere / kafirlere çılgın alevli bir ateş / sağir hazırladık. Semaların ve yerin egemenliği / mülkiyeti Allah’a aittir, istediğini bağışlar, istediğine ızdırap verir / azap eder, Allah bağışlayandır, esirgeyendir.

    Ayet detayı — Fetih suresi, 12. ayet

  3. Fetih suresi, 13. ayet — tek başına aç

    Fetih suresi, 13. ayet. وَمَن لَّمْ يُؤْمِنۢ بِٱللَّهِ وَرَسُولِهِۦ فَإِنَّآ أَعْتَدْنَا لِلْكَٰفِرِينَ سَعِيرًا

    vemel lem yü'mim billâhi verasûlihî feinnâ a`tednâ lilkâfirîne se`îrâ.

    Mehmet Alagaş

    (11-14) Bedevilerden / Araplardan geride kalanlar ilerde diyecekler ki, bizi mallarımız ve yakın çevremiz /ehlimiz alıkoydu bizim için dua et, onlar kalplerinde olmayanı dilleri ile söylüyorlar, sizin için Allah, bir zarar yahut fayda dilemiş ise buna karşı egemenlik gösterecek kim olabilir ki? (Allah’a Hayır bunu yapamazsın, bunlar benim egemenliğimdedirler kim diyebilir ki?) Bilakis Allah yaptıklarından haberi olandır. (Allah’ın sizin için takdirini benim duamdan çok, sizin davranışlarınız belirler) Bilakis, Resulün ve müminlerin yakın çevrelerine / ehillerine ebediyyen dönmeyeceklerini zannettiler, bu, kalplerine de süslü geldi ve kötü bir zannı zannettiniz ve (Mazerete / izaha gerek te kalmaz za ten bunlar geri dönmeyecekler diye düşünmediniz mi?) helak edilmesi gereken bir topluluk oldunuz. Her kim Allah’a ve Resulüne güvenmezse / iman etmezse, muhakkak ki biz örtbas edenlere / kafirlere çılgın alevli bir ateş / sağir hazırladık. Semaların ve yerin egemenliği / mülkiyeti Allah’a aittir, istediğini bağışlar, istediğine ızdırap verir / azap eder, Allah bağışlayandır, esirgeyendir.

    Ayet detayı — Fetih suresi, 13. ayet

  4. Fetih suresi, 14. ayet — tek başına aç

    Fetih suresi, 14. ayet. وَلِلَّهِ مُلْكُ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ يَغْفِرُ لِمَن يَشَآءُ وَيُعَذِّبُ مَن يَشَآءُ وَكَانَ ٱللَّهُ غَفُورًا رَّحِيمًا

    velillâhi mülkü-ssemâvâti vel'arḍ. yagfiru limey yeşâü veyü`aẕẕibü mey yeşâ'. vekâne-llâhü gafûrar raḥîmâ.

    Mehmet Alagaş

    (11-14) Bedevilerden / Araplardan geride kalanlar ilerde diyecekler ki, bizi mallarımız ve yakın çevremiz /ehlimiz alıkoydu bizim için dua et, onlar kalplerinde olmayanı dilleri ile söylüyorlar, sizin için Allah, bir zarar yahut fayda dilemiş ise buna karşı egemenlik gösterecek kim olabilir ki? (Allah’a Hayır bunu yapamazsın, bunlar benim egemenliğimdedirler kim diyebilir ki?) Bilakis Allah yaptıklarından haberi olandır. (Allah’ın sizin için takdirini benim duamdan çok, sizin davranışlarınız belirler) Bilakis, Resulün ve müminlerin yakın çevrelerine / ehillerine ebediyyen dönmeyeceklerini zannettiler, bu, kalplerine de süslü geldi ve kötü bir zannı zannettiniz ve (Mazerete / izaha gerek te kalmaz za ten bunlar geri dönmeyecekler diye düşünmediniz mi?) helak edilmesi gereken bir topluluk oldunuz. Her kim Allah’a ve Resulüne güvenmezse / iman etmezse, muhakkak ki biz örtbas edenlere / kafirlere çılgın alevli bir ateş / sağir hazırladık. Semaların ve yerin egemenliği / mülkiyeti Allah’a aittir, istediğini bağışlar, istediğine ızdırap verir / azap eder, Allah bağışlayandır, esirgeyendir.

    Ayet detayı — Fetih suresi, 14. ayet

  5. Fetih suresi, 15. ayet — tek başına aç

    Fetih suresi, 15. ayet. سَيَقُولُ ٱلْمُخَلَّفُونَ إِذَا ٱنطَلَقْتُمْ إِلَىٰ مَغَانِمَ لِتَأْخُذُوهَا ذَرُونَا نَتَّبِعْكُمْ يُرِيدُونَ أَن يُبَدِّلُوا۟ كَلَٰمَ ٱللَّهِ قُل لَّن تَتَّبِعُونَا كَذَٰلِكُمْ قَالَ ٱللَّهُ مِن قَبْلُ فَسَيَقُولُونَ بَلْ تَحْسُدُونَنَا بَلْ كَانُوا۟ لَا يَفْقَهُونَ إِلَّا قَلِيلًا

    seyeḳûlü-lmüḫallefûne iẕe-nṭalaḳtüm ilâ megânime lite'ḫuẕûhâ ẕerûnâ nettebi`küm. yürîdûne ey yübeddilû kelâme-llâh. ḳul len tettebi`ûnâ keẕâliküm ḳâle-llâhü min ḳabl. feseyeḳûlûne bel taḥsüdûnenâ. bel kânû lâ yefḳahûne illâ ḳalîlâ.

    Mehmet Alagaş

    (15-16) Geride kalanlar yine ilerde ganimetleri almaya gittiğiniz zaman da (Hayber ganimetleri) diyecekler ki, bırakın bizi de sizi takip edelim / size uyalım, Allah’ın kelimelerini / kelamını yer değiştirmek isterler. (Uymak, tâ bi olmak , ganimeti içerecekse biz varız diyorlar, ganimeti olmayan hudeybiye de bu şansı kaçırdınız ) De ki asla bize tabi olmayacaksınız, Allah önceden bu şekilde dedi, onlar da bize haset ediyorsunuz / bizi kıskanıyorsunuz diyecekler, bilakis onlar, azı hariç, kavrayamıyorlar / fevkinde değiller. Bedevilerden / Araplardan geride kalanlara deki, ileride çetin ve şiddetli bir kavim için çağrılacaksınız, onlarla savaşırsınız yahut teslim olurlar (Tebük seferi , mürted müs eyleme, iran, roma olabilir deniliyor) eğer itaat ederseniz Allah size güzel bir ödül verir, eğer tıpkı önceki gibi yine yüz çevirirseniz size acıtıcı bir azapla azap edilir.

    Ayet detayı — Fetih suresi, 15. ayet

  6. Fetih suresi, 16. ayet — tek başına aç

    Fetih suresi, 16. ayet. قُل لِّلْمُخَلَّفِينَ مِنَ ٱلْأَعْرَابِ سَتُدْعَوْنَ إِلَىٰ قَوْمٍ أُو۟لِى بَأْسٍ شَدِيدٍ تُقَٰتِلُونَهُمْ أَوْ يُسْلِمُونَ فَإِن تُطِيعُوا۟ يُؤْتِكُمُ ٱللَّهُ أَجْرًا حَسَنًا وَإِن تَتَوَلَّوْا۟ كَمَا تَوَلَّيْتُم مِّن قَبْلُ يُعَذِّبْكُمْ عَذَابًا أَلِيمًا

    ḳul lilmüḫallefîne mine-l'a`râbi setüd`avne ilâ ḳavmin ülî be'sin şedîdin tüḳâtilûnehüm ev yüslimûn. fein tüṭî`û yü'tikümü-llâhü ecran ḥasenâ. vein tetevellev kemâ tevelleytüm min ḳablü yü`aẕẕibküm `aẕâben elîmâ.

    Mehmet Alagaş

    (15-16) Geride kalanlar yine ilerde ganimetleri almaya gittiğiniz zaman da (Hayber ganimetleri) diyecekler ki, bırakın bizi de sizi takip edelim / size uyalım, Allah’ın kelimelerini / kelamını yer değiştirmek isterler. (Uymak, tâ bi olmak , ganimeti içerecekse biz varız diyorlar, ganimeti olmayan hudeybiye de bu şansı kaçırdınız ) De ki asla bize tabi olmayacaksınız, Allah önceden bu şekilde dedi, onlar da bize haset ediyorsunuz / bizi kıskanıyorsunuz diyecekler, bilakis onlar, azı hariç, kavrayamıyorlar / fevkinde değiller. Bedevilerden / Araplardan geride kalanlara deki, ileride çetin ve şiddetli bir kavim için çağrılacaksınız, onlarla savaşırsınız yahut teslim olurlar (Tebük seferi , mürted müs eyleme, iran, roma olabilir deniliyor) eğer itaat ederseniz Allah size güzel bir ödül verir, eğer tıpkı önceki gibi yine yüz çevirirseniz size acıtıcı bir azapla azap edilir.

    Ayet detayı — Fetih suresi, 16. ayet

  7. Fetih suresi, 17. ayet — tek başına aç

    Fetih suresi, 17. ayet. لَّيْسَ عَلَى ٱلْأَعْمَىٰ حَرَجٌ وَلَا عَلَى ٱلْأَعْرَجِ حَرَجٌ وَلَا عَلَى ٱلْمَرِيضِ حَرَجٌ وَمَن يُطِعِ ٱللَّهَ وَرَسُولَهُۥ يُدْخِلْهُ جَنَّٰتٍ تَجْرِى مِن تَحْتِهَا ٱلْأَنْهَٰرُ وَمَن يَتَوَلَّ يُعَذِّبْهُ عَذَابًا أَلِيمًا

    leyse `ale-l'a`mâ ḥaracüv velâ `ale-l'a`raci ḥaracüv velâ `ale-lmerîḍi ḥarac. vemey yüṭi`i-llâhe verasûlehû yüdḫilhü cennâtin tecrî min taḥtihe-l'enhâr. vemey yetevelle yü`aẕẕibhü `aẕâben elîmâ.

    Mehmet Alagaş

    (17) Kör için bir zorluk / haraç yoktur (Haraç zorla alınan para) topala / aksağa zorluk yoktur, hastaya zorluk yoktur, her kim Allah’a ve Resule itaat ederse, altlarından nehirler akan cennetlere onu sokar, kim de yüz çevirirse, ona da acıtıcı bir azapla azap eder.

    Ayet detayı — Fetih suresi, 17. ayet

Ağaç altındaki biat ve vaad edilen ganimetler 18–21

  1. Fetih suresi, 18. ayet — tek başına aç

    Fetih suresi, 18. ayet. لَّقَدْ رَضِىَ ٱللَّهُ عَنِ ٱلْمُؤْمِنِينَ إِذْ يُبَايِعُونَكَ تَحْتَ ٱلشَّجَرَةِ فَعَلِمَ مَا فِى قُلُوبِهِمْ فَأَنزَلَ ٱلسَّكِينَةَ عَلَيْهِمْ وَأَثَٰبَهُمْ فَتْحًا قَرِيبًا

    leḳad raḍiye-llâhü `ani-lmü'minîne iẕ yübâyi`ûneke taḥte-şşecerati fe`alime mâ fî ḳulûbihim feenzele-ssekînete `aleyhim veeŝâbehüm fetḥan ḳarîbâ.

    Mehmet Alagaş

    (18-21) Kesin olan şu ki, Allah ağacın altında sana bağlılık yemini edenlerden / biat edenlerden hoşnut oldu / razı oldu, onların kalplerinde olanı bildi, onlara bir sakinlik / sükûnet indirdi, yakın bir fethi, (Üç ay sonraki Hayber) elde ettikleri ganimetleri bahşetti, Allah saygı değerdir, hâkimdir. Allah elde edecekleri daha da fazla ganimeti vaat etti, bunu size çabuk verdi / hemencecik verdi, insanların sizin üzerinizdeki ellerini çekip aldı ki bunlar iman edenlere gösterge olsun / ayet olsun ve sizi istikamet doğru olan yola yönlendirsin. Allah’ın çevrelediği / ihata ettiği daha henüz takdir edilmemiş diğerleri (diğer ganimetler) de var, Allah her şeyi güç yetirip ayarlayandır.

    Ayet detayı — Fetih suresi, 18. ayet

  2. Fetih suresi, 19. ayet — tek başına aç

    Fetih suresi, 19. ayet. وَمَغَانِمَ كَثِيرَةً يَأْخُذُونَهَا وَكَانَ ٱللَّهُ عَزِيزًا حَكِيمًا

    vemegânime keŝîratey ye'ḫuẕûnehâ. vekâne-llâhü `azîzen ḥakîmâ.

    Mehmet Alagaş

    (18-21) Kesin olan şu ki, Allah ağacın altında sana bağlılık yemini edenlerden / biat edenlerden hoşnut oldu / razı oldu, onların kalplerinde olanı bildi, onlara bir sakinlik / sükûnet indirdi, yakın bir fethi, (Üç ay sonraki Hayber) elde ettikleri ganimetleri bahşetti, Allah saygı değerdir, hâkimdir. Allah elde edecekleri daha da fazla ganimeti vaat etti, bunu size çabuk verdi / hemencecik verdi, insanların sizin üzerinizdeki ellerini çekip aldı ki bunlar iman edenlere gösterge olsun / ayet olsun ve sizi istikamet doğru olan yola yönlendirsin. Allah’ın çevrelediği / ihata ettiği daha henüz takdir edilmemiş diğerleri (diğer ganimetler) de var, Allah her şeyi güç yetirip ayarlayandır.

    Ayet detayı — Fetih suresi, 19. ayet

  3. Fetih suresi, 20. ayet — tek başına aç

    Fetih suresi, 20. ayet. وَعَدَكُمُ ٱللَّهُ مَغَانِمَ كَثِيرَةً تَأْخُذُونَهَا فَعَجَّلَ لَكُمْ هَٰذِهِۦ وَكَفَّ أَيْدِىَ ٱلنَّاسِ عَنكُمْ وَلِتَكُونَ ءَايَةً لِّلْمُؤْمِنِينَ وَيَهْدِيَكُمْ صِرَٰطًا مُّسْتَقِيمًا

    ve`adekümü-llâhü megânime keŝîraten te'ḫuẕûnehâ fe`accele leküm hâẕihî vekeffe eydiye-nnâsi `anküm. velitekûne âyetel lilmü'minîne veyehdiyeküm ṣirâṭam müsteḳîmâ.

    Mehmet Alagaş

    (18-21) Kesin olan şu ki, Allah ağacın altında sana bağlılık yemini edenlerden / biat edenlerden hoşnut oldu / razı oldu, onların kalplerinde olanı bildi, onlara bir sakinlik / sükûnet indirdi, yakın bir fethi, (Üç ay sonraki Hayber) elde ettikleri ganimetleri bahşetti, Allah saygı değerdir, hâkimdir. Allah elde edecekleri daha da fazla ganimeti vaat etti, bunu size çabuk verdi / hemencecik verdi, insanların sizin üzerinizdeki ellerini çekip aldı ki bunlar iman edenlere gösterge olsun / ayet olsun ve sizi istikamet doğru olan yola yönlendirsin. Allah’ın çevrelediği / ihata ettiği daha henüz takdir edilmemiş diğerleri (diğer ganimetler) de var, Allah her şeyi güç yetirip ayarlayandır.

    Ayet detayı — Fetih suresi, 20. ayet

  4. Fetih suresi, 21. ayet — tek başına aç

    Fetih suresi, 21. ayet. وَأُخْرَىٰ لَمْ تَقْدِرُوا۟ عَلَيْهَا قَدْ أَحَاطَ ٱللَّهُ بِهَا وَكَانَ ٱللَّهُ عَلَىٰ كُلِّ شَىْءٍ قَدِيرًا

    veuḫrâ lem taḳdirû `aleyhâ ḳad eḥâṭa-llâhü bihâ. vekâne-llâhü `alâ külli şey'in ḳadîrâ.

    Mehmet Alagaş

    (18-21) Kesin olan şu ki, Allah ağacın altında sana bağlılık yemini edenlerden / biat edenlerden hoşnut oldu / razı oldu, onların kalplerinde olanı bildi, onlara bir sakinlik / sükûnet indirdi, yakın bir fethi, (Üç ay sonraki Hayber) elde ettikleri ganimetleri bahşetti, Allah saygı değerdir, hâkimdir. Allah elde edecekleri daha da fazla ganimeti vaat etti, bunu size çabuk verdi / hemencecik verdi, insanların sizin üzerinizdeki ellerini çekip aldı ki bunlar iman edenlere gösterge olsun / ayet olsun ve sizi istikamet doğru olan yola yönlendirsin. Allah’ın çevrelediği / ihata ettiği daha henüz takdir edilmemiş diğerleri (diğer ganimetler) de var, Allah her şeyi güç yetirip ayarlayandır.

    Ayet detayı — Fetih suresi, 21. ayet

Allah'ın değişmeyen kanunu ve Mekke'de olanlar 22–26

  1. Fetih suresi, 22. ayet — tek başına aç

    Fetih suresi, 22. ayet. وَلَوْ قَٰتَلَكُمُ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ لَوَلَّوُا۟ ٱلْأَدْبَٰرَ ثُمَّ لَا يَجِدُونَ وَلِيًّا وَلَا نَصِيرًا

    velev ḳâtelekümü-lleẕîne keferû levellevu-l'edbâra ŝümme lâ yecidûne veliyyev velâ neṣîrâ.

    Mehmet Alagaş

    (22-23) Şayet kafirler size saldırsalardı arkalarını döner kaçarlardı (senle gitmeyip mazeret sunanlar, eğer kafir saldırsaydı bu sefer de kaçarlardı) sonra dost da yardımcıda bulamazlardı, Allah’ın önceden beridir süren iş yapış şekli / sünneti böyledir, Allah’ın sünnetinde herhangi bir değişim / mübadele bulamazsın.

    Ayet detayı — Fetih suresi, 22. ayet

  2. Fetih suresi, 23. ayet — tek başına aç

    Fetih suresi, 23. ayet. سُنَّةَ ٱللَّهِ ٱلَّتِى قَدْ خَلَتْ مِن قَبْلُ وَلَن تَجِدَ لِسُنَّةِ ٱللَّهِ تَبْدِيلًا

    sünnete-llâhi-lletî ḳad ḫalet min ḳabl. velen tecide lisünneti-llâhi tebdîlâ.

    Mehmet Alagaş

    (22-23) Şayet kafirler size saldırsalardı arkalarını döner kaçarlardı (senle gitmeyip mazeret sunanlar, eğer kafir saldırsaydı bu sefer de kaçarlardı) sonra dost da yardımcıda bulamazlardı, Allah’ın önceden beridir süren iş yapış şekli / sünneti böyledir, Allah’ın sünnetinde herhangi bir değişim / mübadele bulamazsın.

    Ayet detayı — Fetih suresi, 23. ayet

  3. Fetih suresi, 24. ayet — tek başına aç

    Fetih suresi, 24. ayet. وَهُوَ ٱلَّذِى كَفَّ أَيْدِيَهُمْ عَنكُمْ وَأَيْدِيَكُمْ عَنْهُم بِبَطْنِ مَكَّةَ مِنۢ بَعْدِ أَنْ أَظْفَرَكُمْ عَلَيْهِمْ وَكَانَ ٱللَّهُ بِمَا تَعْمَلُونَ بَصِيرًا

    vehüve-lleẕî keffe eydiyehüm `anküm veeydiyeküm `anhüm bibaṭni mekkete mim ba`di en ażferaküm `aleyhim. vekâne-llâhü bimâ ta`melûne beṣîrâ.

    Mehmet Alagaş

    (24-25) O ki, sizi galip getirdikten sonra Mekke’nin göbeğinde onların ellerini sizden çekip aldı, sizin ellerinizi de onlardan çekip aldı, Allah yaptıklarınızı görendir. Ki onlar kafirdiler ve sizi mescidi haramdan alıkoyuyorlardı (mescidi harama giremiyordunuz) kurbanlıkları yerine ulaşmaması için beklettiler, şayet sizin bilmediğiniz mümin adamlar ve mümin kadınlara ilim dışı bir şekilde eğer eziyet etmiş olsaydınız size keder isabet ederdi, bu, Allah’ın istediğini rahmetine alabilmesi içindir, eğer ayrışabilselerdi, onlardan kafir olanları elbette acıtıcı bir azapla azap ederdik.

    Ayet detayı — Fetih suresi, 24. ayet

  4. Fetih suresi, 25. ayet — tek başına aç

    Fetih suresi, 25. ayet. هُمُ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ وَصَدُّوكُمْ عَنِ ٱلْمَسْجِدِ ٱلْحَرَامِ وَٱلْهَدْىَ مَعْكُوفًا أَن يَبْلُغَ مَحِلَّهُۥ وَلَوْلَا رِجَالٌ مُّؤْمِنُونَ وَنِسَآءٌ مُّؤْمِنَٰتٌ لَّمْ تَعْلَمُوهُمْ أَن تَطَـُٔوهُمْ فَتُصِيبَكُم مِّنْهُم مَّعَرَّةٌۢ بِغَيْرِ عِلْمٍ لِّيُدْخِلَ ٱللَّهُ فِى رَحْمَتِهِۦ مَن يَشَآءُ لَوْ تَزَيَّلُوا۟ لَعَذَّبْنَا ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ مِنْهُمْ عَذَابًا أَلِيمًا

    hümü-lleẕîne keferû veṣaddûküm `ani-lmescidi-lḥarâmi velhedye ma`kûfen ey yeblüga meḥilleh. velevlâ ricâlüm mü'minûne venisâüm mü'minâtül lem ta`lemûhüm en teṭaûhüm fetüṣîbeküm minhüm me`arratüm bigayri `ilmin. liyüdḫile-llâhü fî raḥmetihî mey yeşâ'. lev tezeyyelû le`aẕẕebne-lleẕîne keferû minhüm `aẕâben elîmâ.

    Mehmet Alagaş

    (24-25) O ki, sizi galip getirdikten sonra Mekke’nin göbeğinde onların ellerini sizden çekip aldı, sizin ellerinizi de onlardan çekip aldı, Allah yaptıklarınızı görendir. Ki onlar kafirdiler ve sizi mescidi haramdan alıkoyuyorlardı (mescidi harama giremiyordunuz) kurbanlıkları yerine ulaşmaması için beklettiler, şayet sizin bilmediğiniz mümin adamlar ve mümin kadınlara ilim dışı bir şekilde eğer eziyet etmiş olsaydınız size keder isabet ederdi, bu, Allah’ın istediğini rahmetine alabilmesi içindir, eğer ayrışabilselerdi, onlardan kafir olanları elbette acıtıcı bir azapla azap ederdik.

    Ayet detayı — Fetih suresi, 25. ayet

  5. Fetih suresi, 26. ayet — tek başına aç

    Fetih suresi, 26. ayet. إِذْ جَعَلَ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ فِى قُلُوبِهِمُ ٱلْحَمِيَّةَ حَمِيَّةَ ٱلْجَٰهِلِيَّةِ فَأَنزَلَ ٱللَّهُ سَكِينَتَهُۥ عَلَىٰ رَسُولِهِۦ وَعَلَى ٱلْمُؤْمِنِينَ وَأَلْزَمَهُمْ كَلِمَةَ ٱلتَّقْوَىٰ وَكَانُوٓا۟ أَحَقَّ بِهَا وَأَهْلَهَا وَكَانَ ٱللَّهُ بِكُلِّ شَىْءٍ عَلِيمًا

    iẕ ce`ale-lleẕîne keferû fî ḳulûbihimü-lḥamiyyete ḥamiyyete-lcâhiliyyeti feenzele-llâhü sekînetehû `alâ rasûlihî ve`ale-lmü'minîne veelzemehüm kelimete-ttaḳvâ vekânû eḥaḳḳa bihâ veehlehâ. vekâne-llâhü bikülli şey'in `alîmâ.

    Mehmet Alagaş

    (26) Kafirlerin kalplerinde cahilce bir tutucu katılık / hamiyyet oluştu (Hudeybiyede evrağa Muhammed-ün Resulullah yerine Muhammed ibn-ü Abdullah yazdırdılar, hâlâ resul olmasını kabullenememişlerdi) Allah ta Resulüne ve Müminlere bir sakinlik / sekinet indirdi, onlara takvayı gerekli hale getirdi / ilzam etti, onlar ve yakın çevreleri takvayı gerçekten hak ediyorlardı, Allah her şeyi bilendir.

    Ayet detayı — Fetih suresi, 26. ayet

Doğrulanan rüya ve Peygamberle beraber olanların vasfı 27–29

  1. Fetih suresi, 27. ayet — tek başına aç

    Fetih suresi, 27. ayet. لَّقَدْ صَدَقَ ٱللَّهُ رَسُولَهُ ٱلرُّءْيَا بِٱلْحَقِّ لَتَدْخُلُنَّ ٱلْمَسْجِدَ ٱلْحَرَامَ إِن شَآءَ ٱللَّهُ ءَامِنِينَ مُحَلِّقِينَ رُءُوسَكُمْ وَمُقَصِّرِينَ لَا تَخَافُونَ فَعَلِمَ مَا لَمْ تَعْلَمُوا۟ فَجَعَلَ مِن دُونِ ذَٰلِكَ فَتْحًا قَرِيبًا

    leḳad ṣadeḳa-llâhü rasûlehü-rru'yâ bilḥaḳḳ. letedḫulünne-lmescide-lḥarâme in şâe-llâhü âminîne müḥalliḳîne ruûseküm vemüḳaṣṣirîne lâ teḫâfûn. fe`alime mâ lem ta`lemû fece`ale min dûni ẕâlike fetḥan ḳarîbâ.

    Mehmet Alagaş

    (27) Kesin olan şu ki, Allah, Resulünün rüyasını gerçekten tasdikledi / bağlı olduğunu belirtti, Mescidi Haram’a (Hudeybiye de olmasa da ilerde iki yıl sonra rüyan gerçekleşecek ve Mekke’ye gireceksin) Allah’ın istemesi sayesinde güven içinde, saçlar kısaltılmış başlar traşlı korkmadan gireceksiniz, sizin bilmediğinizi Allah bildi ve de size bunun dışında yakın bir fetih yaptı. (Mekke fethi öncesi ara bir fetih olan Hayber)

    Ayet detayı — Fetih suresi, 27. ayet

  2. Fetih suresi, 28. ayet — tek başına aç

    Fetih suresi, 28. ayet. هُوَ ٱلَّذِىٓ أَرْسَلَ رَسُولَهُۥ بِٱلْهُدَىٰ وَدِينِ ٱلْحَقِّ لِيُظْهِرَهُۥ عَلَى ٱلدِّينِ كُلِّهِۦ وَكَفَىٰ بِٱللَّهِ شَهِيدًا

    hüve-lleẕî ersele rasûlehû bilhüdâ vedîni-lḥaḳḳi liyużhirahû `ale-ddîni küllih. vekefâ billâhi şehîdâ.

    Mehmet Alagaş

    (28-29) O, Resulünü rehberlik ve gerçek bir din ile / teslimiyet dini ile gönderendir ki, O’nunla / Resulüyle, O’nu / dinini, dinlerin tümünün üzerine çıkarsın, Allah, şahit olarak yeterlidir. Muhammed Resulullah / Allah’ın elçisi (yukarıda bahsi geçen elçi) ve beraberindekiler, küffara karşı şiddetlilerdir, aralarında ise birbirlerini esirgerler / merhametlilerdir, onları, Allah’ın maddi ve manevi hazinesinin ve hoşnutluğunun arayışı içinde rükû ve secde ederlerken görürsün, yüzlerinde ki yüz şekilleri secde izleri içerir, Onların Tevrat’taki örneklendirilmeleri de böyledir, İncil’deki misalleri de böyledir, Ekin gibidirler, filizi çıkar ve kuvvetlenir ve de kalınlaşır, gövdesini kaplar, çiftçinin / ziraatçinin hoşuna gider (Böyle kullarının olması Allah’ın da hoşuna gider) Onlarla kafirleri öfkelendirmeyi amaçlar, (böyle kulların olması da kafir olanı sinirlendirir) Allah, iman edenlere ve onlardan düzeltici ameller yapanlara, bağışlanma ve çok büyük bir ödül sözü vermiştir.

    Ayet detayı — Fetih suresi, 28. ayet

  3. Fetih suresi, 29. ayet — tek başına aç

    Fetih suresi, 29. ayet. مُّحَمَّدٌ رَّسُولُ ٱللَّهِ وَٱلَّذِينَ مَعَهُۥٓ أَشِدَّآءُ عَلَى ٱلْكُفَّارِ رُحَمَآءُ بَيْنَهُمْ تَرَىٰهُمْ رُكَّعًا سُجَّدًا يَبْتَغُونَ فَضْلًا مِّنَ ٱللَّهِ وَرِضْوَٰنًا سِيمَاهُمْ فِى وُجُوهِهِم مِّنْ أَثَرِ ٱلسُّجُودِ ذَٰلِكَ مَثَلُهُمْ فِى ٱلتَّوْرَىٰةِ وَمَثَلُهُمْ فِى ٱلْإِنجِيلِ كَزَرْعٍ أَخْرَجَ شَطْـَٔهُۥ فَـَٔازَرَهُۥ فَٱسْتَغْلَظَ فَٱسْتَوَىٰ عَلَىٰ سُوقِهِۦ يُعْجِبُ ٱلزُّرَّاعَ لِيَغِيظَ بِهِمُ ٱلْكُفَّارَ وَعَدَ ٱللَّهُ ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ وَعَمِلُوا۟ ٱلصَّٰلِحَٰتِ مِنْهُم مَّغْفِرَةً وَأَجْرًا عَظِيمًۢا

    müḥammedür rasûlü-llâh. velleẕîne me`ahû eşiddâü `ale-lküffâri ruḥamâü beynehüm terâhüm rukke`an süccedey yebtegûne faḍlem mine-llâhi veriḍvânâ. sîmâhüm fî vucûhihim min eŝeri-ssücûd. ẕâlike meŝelühüm fi-ttevrâh. vemeŝelühüm fi-l'incîl. kezer`in aḫrace şaṭ'ehû feâzerahû festagleża festevâ `alâ sûḳihî yü`cibü-zzürrâ`a liyegîża bihimü-lküffâr. ve`ade-llâhü-lleẕîne âmenû ve`amilu-ṣṣâliḥâti minhüm magfiratev veecran `ażîmâ.

    Mehmet Alagaş

    (28-29) O, Resulünü rehberlik ve gerçek bir din ile / teslimiyet dini ile gönderendir ki, O’nunla / Resulüyle, O’nu / dinini, dinlerin tümünün üzerine çıkarsın, Allah, şahit olarak yeterlidir. Muhammed Resulullah / Allah’ın elçisi (yukarıda bahsi geçen elçi) ve beraberindekiler, küffara karşı şiddetlilerdir, aralarında ise birbirlerini esirgerler / merhametlilerdir, onları, Allah’ın maddi ve manevi hazinesinin ve hoşnutluğunun arayışı içinde rükû ve secde ederlerken görürsün, yüzlerinde ki yüz şekilleri secde izleri içerir, Onların Tevrat’taki örneklendirilmeleri de böyledir, İncil’deki misalleri de böyledir, Ekin gibidirler, filizi çıkar ve kuvvetlenir ve de kalınlaşır, gövdesini kaplar, çiftçinin / ziraatçinin hoşuna gider (Böyle kullarının olması Allah’ın da hoşuna gider) Onlarla kafirleri öfkelendirmeyi amaçlar, (böyle kulların olması da kafir olanı sinirlendirir) Allah, iman edenlere ve onlardan düzeltici ameller yapanlara, bağışlanma ve çok büyük bir ödül sözü vermiştir.

    Ayet detayı — Fetih suresi, 29. ayet