Fetih suresi · 11–17. ayetler

Geri bırakılan bedevîler

Bu bölümün ayetleri 4 mealde yan yana açılıyor; yukarıdaki listeden 27 Türkçe mealin herhangi birini açıp kapatabilirsiniz. Aralarındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz.

Hangi mealler görünsün? 4 / 27 açık

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir bölüme geçince öntanımlıya döner. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

  1. Fetih suresi, 11. ayet — bütün mealleriyle aç

    Fetih suresi, 11. ayet. سَيَقُولُ لَكَ ٱلْمُخَلَّفُونَ مِنَ ٱلْأَعْرَابِ شَغَلَتْنَآ أَمْوَٰلُنَا وَأَهْلُونَا فَٱسْتَغْفِرْ لَنَا يَقُولُونَ بِأَلْسِنَتِهِم مَّا لَيْسَ فِى قُلُوبِهِمْ قُلْ فَمَن يَمْلِكُ لَكُم مِّنَ ٱللَّهِ شَيْـًٔا إِنْ أَرَادَ بِكُمْ ضَرًّا أَوْ أَرَادَ بِكُمْ نَفْعًۢا بَلْ كَانَ ٱللَّهُ بِمَا تَعْمَلُونَ خَبِيرًۢا

    Diyanet İşleri

    Bedevilerin (savaştan) geri bırakılanları sana, "Bizi mallarımız ve ailelerimiz alıkoydu; Allah'tan bizim için af dile" diyecekler. Onlar kalplerinde olmayanı dilleriyle söylerler. De ki: "Allah, sizin bir zarara uğramanızı dilerse, yahut bir yarar elde etmenizi dilerse, O'na karşı kimin bir şeye gücü yeter? Hayır, Allah, yaptıklarınızdan haberdardır."

    Mehmet Okuyan

    Göçebelerden geride kalmış olanlar sana şöyle diyecekler: "Mallarımız ve ailelerimiz bizi meşgul etti. Bizim için bağışlanma dile!" Onlar, kalplerinde olmayanı dilleriyle söylerler. dipnot 1 De ki: "(Allah) size bir zarar (vermeyi) dilerse veya bir yarar elde etmenizi isterse sizin için Allah'a karşı kimin bir şeye gücü yetebilir ki!" Gerçek şu ki Allah yaptıklarınızdan haberdardır.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Hudeybiye senesi Hz. Peygamber umre için Mekke'ye gitmek istediği sırada Kureyş'in bir saldırısı olma ihtimaline karşı Medine civarındaki Cüheyne, Müzeyne, Ğıfâr, Eşca‘, Düil ve Eslem gibi çeşitli bedevi kabilelerden destek alarak birlikte hareket etmiş, ancak amacının savaş olmadığını göstermek için de beraberinde kurbanlıklar almıştı. Bu bedeviler, karşılarında Mekkelilerin Kureyş, Sakîf ve Kinâne oğullarının bulunacağını düşünerek Hz. Muhammed'le birlikte hareket etmekten, savaşa katılmaktan kaçınmışlardı. İşte bu ayet grubunda bu olaylar ele alınmakta, kalbine iman yerleşmemiş olanların bulunduğu haber verilmiş olmaktadır (Taberî, [Câmi‘u'l-beyân], XXVI, 77).

    Mustafa İslamoğlu

    Geride kalan bedeviler, "Mallarımız ve çocuklarımız bizi (sana katılmaktan) alıkoydu; artık Allah'tan bizim için af dile!" diyecekler. Onlar kalplerinde olmayan şeyi dile getiriyorlar. De ki: "Peki, şayet Allah size bir zarar vermeyi veya bir yarar sağlamayı dilemiş olsa, O'nun sizin için takdir ettiği şeye kim engel olabilir? Elbette hiç kimse! Ki zaten Allah yaptıklarınızdan ayrıntısıyla haberdardır.

    Muhammed Esed

    Geride kalan bedeviler sana: "Mallarımız ve ailelerimiz(e bakma mecburiyeti) bizi (gelmekten) alıkoydu; öyleyse (ey Muhammed,) Allah'tan bizim için mağfiret dile!" diyecekler. (Böylece) onlar kalplerinde olmayan bir şeyi dile getiriyorlar. De ki: "Allah size bir zarar vermek veya yarar sağlamak isterse, kim Allah'ın istediği bir şeyi geri çevirebilir? Hayır, (kimse çeviremez) ama Allah yaptıklarınızdan tamamiyle haberdardır!

    Ahmed Hulusi

    Bedevilerden geri bırakılanlar: "Bizi mallarımız ve çoluk çocuğumuz meşgul etti; bizim için mağfiret dile" diyecekler. . . Onlar gerçekte, öyle düşünmediklerini dillendiriyorlar! De ki: "Sizde bir zarar açığa çıkarmayı irade ederse ya da sizde bir fayda oluşturmayı irade ederse; kim Allah'ın istediğine karşı koyabilir?". . . Hayır, Allah yaptıklarınızdan (yaratanı olarak) haberdardır.

    Ali Bulaç

    Bedevilerden geride bırakılanlar, sana diyecekler ki: "Bizi mallarımız ve ailelerimiz meşgul etti. Bundan dolayı bizim için mağfiret dile." Onlar, kalplerinde olmayan şeyi dilleriyle söylüyorlar. De ki: "Şimdi Allah, size bir zarar isteyecek ya da bir yarar dileyecek olsa, sizin için Allah'a karşı kim herhangi bir şeyle güç yetirebilir? Hayır, Allah yaptıklarınızı haber alandır."

    Ali Özek ve heyeti

    Bedevîlerden geri kalmış olanlar, sana diyecekler ki: «Mallarımız ve ailelerimiz bizi alıkoydu. Allah'tan bizim bağışlanmamızı dile.» Onlar kalplerinde olmayanı dilleriyle söylerler. De ki: Allah size bir zarar gelmesini dilerse veya bir fayda elde etmenizi isterse O'na karşı kimin bir şeye gücü yetebilir? Kaldı ki, Allah yaptıklarınızdan haberdardır.

    Ali Rıza Safa

    Geride kalan Araplar, şöyle diyecekler: "Mallarımız ve ailelerimiz bizi alıkoydu; bizim için, Allah'tan bağışlanma dile!" Yüreklerinde olmayan bir şeyi dilleriyle söylüyorlar. De ki: "Allah, sizi bir yitime uğratmayı veya yarar sağlamayı dilerse, sizin için dilediği bir şeye, kim engel olabilir?" Hayır! Allah, yaptıklarınızdan Haberlidir.

    Bayraktar Bayraklı

    Bedevilerden savaştan geri kalanlar sana, "Mallarımız ve ailelerimiz bizi alıkoydu. Bizim için af dile" diyecekler. Onlar, kalplerinde olmayanı dilleriyle söylerler. De ki: "Allah size bir zarar vermeyi dilerse, yahut bir fayda murat ederse, onun sizin için dilediğine kim engel olabilir? Doğrusu şu ki, Allah sizin yaptıklarınızdan haberdardır."

    Edip Yüksel

    Araplardan geride kalanlar, "Paralarımız ve çoluk çocuğumuz bizi alıkoydu, bizim için bağışlanma dile" diyeceklerdir. Onlar gönüllerinde olmayanı, dilleriyle söylerler. De ki: "Sizin için bir zarar veya yarar dilerse ALLAH'ın bu dileğine kim engel olabilir?" Oysa ALLAH tüm yaptıklarınızdan haberdardır.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Araplardan geride kalanlar, 'Paralarımız ve çoluk çocuğumuz bizi alıkoydu, bizim için bağışlanma dile,' diyeceklerdir. Onlar gönüllerindekini değil, dilleriyle söylerler. De ki, 'Sizin için bir zarar veya yarar dilerse ALLAH'ın bu dileğine kim engel olabilir?' Oysa ALLAH tüm yaptıklarınızdan haberdardır.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Bedevilerden (savaştan) geri bırakılanlar yakında sana: "Bizleri mallarımız ve ailelerimiz oyaladı, onun için bize bağışlama dile!" diyeceklerdir. Kalplerinde olmayan şeyi ağızlarıyla söyleyecekler. De ki: "Eğer Allah sizi bir zarara uğratmayı dilerse veya size bir yarar sağlamayı dilerse Allah'a karşı kim birşey yapabilir? Doğrusu Allah, bütün yaptıklarınızdan haberdardır."

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Yakında diyecek sana o a'rabilerden geri bırakılanlar ki: "bizleri mallarımız ve ailelerimiz oyaladı, onun için bize istiğfar ediver!" Kalblerinde olmıyan şey'i ağızlariyle söyliyecekler, de ki şimdi hakkınızda Allahdan kim bir şey'e malik olabilir eğer size bir zarar irade buyurur yahud bir menfeat irade buyurursa? Doğrusu Allah ne yapıyorduğunuza habir bulunuyor

    Erhan Aktaş

    Bedevi Araplardan dipnot 1 geri kalanlar, dipnot 2 sana: "Mallarımız ve ailemiz bizim seninle gelmemize engel oldu. Haydi, Allah'tan bağışlanmamızı dile." diyecekler. Onlar, kalplerinde olmayanı dilleri ile söylüyorlar. De ki: "Eğer Allah, size bir zarar veya yarar dilerse, buna kim engel olabilir?" Bilakis, Allah, yaptıklarınızdan haberdardır. dipnot 3

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bedevi/göçebe Araplar'dan bazıları.
    2. metne dön, dipnot 2
      Savaş için sefere katılmayanlar.
    3. metne dön, dipnot 3
      Niçin sefere katılmadığınızı en iyi bilendir.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Bedevi Araplardan dipnot 1 geri kalanlar dipnot 2 , sana: "Mallarımız ve ailemiz bizim seninle gelmemize engel oldu. Haydi, Allah'tan bağışlanmamızı dile." diyecekler. Onlar, kalplerinde olmayanı dilleri ile söylüyorlar. De ki: "Eğer Allah, size bir zarar veya yarar dilerse, buna kim engel olabilir?" Bilakis, Allah, yaptıklarınızdan haberdardır. dipnot 3

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bedevi/göçebe Araplardan bazıları.
    2. metne dön, dipnot 2
      Savaş için sefere katılmayanlar.
    3. metne dön, dipnot 3
      Niçin sefere katılmadığınızı en iyi bilendir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Araplardan dipnot 1 geri bırakılanlar dipnot 2 , sana: "Mallarımız ve ailemiz bizim seninle gelmemize engel oldu. Haydi, Allah'tan bağışlanmamızı dile." diyecekler. Onlar, kalplerinde olmayanı dilleri ile söylüyorlar. De ki: "Eğer Allah, size bir zarar veya yarar dilerse, buna kim engel olabilir?" Bilakis, Allah, yaptıklarınızdan haberdardır. dipnot 3

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bedevi/göçebe Araplardan bazıları.
    2. metne dön, dipnot 2
      Savaş için sefere katılmayanlar.
    3. metne dön, dipnot 3
      Niçin sefere katılmadığınızı en iyi bilendir.

    Gültekin Onan

    Bedevilerden geride bırakılanlar sana diyecekler ki: "Bizi mallarımız ve ehlimiz (ailelerimiz) meşgul etti. Bundan dolayı bizim için mağfiret dile." Onlar, kalplerinde olmayan şeyi dilleriyle söylüyorlar. De ki: "Şimdi Tanrı, size bir zarar isteyecek ya da bir yarar dileyecek olsa, sizin için Tanrı'ya karşı kim herhangi bir şeyle güç yetirebilir? Hayır, Tanrı yaptıklarınızı haber alandır."

    Hasan Basri Çantay

    Bedevilerden geri bırakılanlar yakında sana "Mallarımız ve ailelerimiz bizi alıkoydu. Onun için bizim yarlığanmamızı isteyiver" diyecekler. Onlar kalblerinde olmayan şey'i dilleriyle söylerler. Sen de ki: "Allah size bir zarar diler, yahud size bir faide dilerse Allah (ın meşiyyetinden ve kazaasından) her hangi bir şeyle sizi kim men'edebilir? Hayır, Allah yapmakda olduğunuz her şeyden hakkıyle haberdardır".

    İbni Kesir

    Bedevilerden geri bırakılanlar sana diyeceklerdir ki: Mallarımız ve ailelerimiz bizi alıkoydu. Allah'tan bizim bağışlanmamızı dile. Kalblerinde olmayanı dilleriyle söylüyorlar. De ki: Allah, size bir zarar gelmesini dilerse veya bir fayda elde etmenizi isterse; O'na karşı kim engel olabilir? Hayır, Allah yaptıklarınızdan haberdar olandır.

    Mehmet Alagaş

    (11-14) Bedevilerden / Araplardan geride kalanlar ilerde diyecekler ki, bizi mallarımız ve yakın çevremiz /ehlimiz alıkoydu bizim için dua et, onlar kalplerinde olmayanı dilleri ile söylüyorlar, sizin için Allah, bir zarar yahut fayda dilemiş ise buna karşı egemenlik gösterecek kim olabilir ki? (Allah’a Hayır bunu yapamazsın, bunlar benim egemenliğimdedirler kim diyebilir ki?) Bilakis Allah yaptıklarından haberi olandır. (Allah’ın sizin için takdirini benim duamdan çok, sizin davranışlarınız belirler) Bilakis, Resulün ve müminlerin yakın çevrelerine / ehillerine ebediyyen dönmeyeceklerini zannettiler, bu, kalplerine de süslü geldi ve kötü bir zannı zannettiniz ve (Mazerete / izaha gerek te kalmaz za ten bunlar geri dönmeyecekler diye düşünmediniz mi?) helak edilmesi gereken bir topluluk oldunuz. Her kim Allah’a ve Resulüne güvenmezse / iman etmezse, muhakkak ki biz örtbas edenlere / kafirlere çılgın alevli bir ateş / sağir hazırladık. Semaların ve yerin egemenliği / mülkiyeti Allah’a aittir, istediğini bağışlar, istediğine ızdırap verir / azap eder, Allah bağışlayandır, esirgeyendir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Geride kalan bedeviler, sana: "Bizi mallarımız ve ailelerimiz meşgul etti. Bizim için bağışlanma dile!" diyeceklerdir. Kalplerinde olmayanı dilleri ile söylüyorlar. De ki: "Eğer Allah, size bir zarar veya fayda vermek isterse; kim sizin için bir şeye sahip olabilir? Oysa hayır! Allah yapmakta olduklarınızdan haberdardır."

    Süleyman Ateş

    Göçebe Araplardan geri bırakılanlar, sana diyecekler ki: "Mallarımız ve çocuklarımız bizi, (seninle beraber gelmekten) alıkoydu. Bizim için mağfiret dile." Onlar, dilleriyle kalblerinde olmayan bir şeyi söylüyorlar. De ki: "Allah size bir zarar vermek istemiş, yahut size bir yarar vermek istemiş olsa Allah'ın, sizin için dilediğine kim engel olabilir? Hayır, Allah yaptıklarınızı haber almaktadır."

    Süleymaniye Vakfı

    Taşralı Araplardan geride kalanlar dipnot 1 : "Bizi, mallarımız ve ailelerimiz meşgul etti; o yüzden bizim için Allah'tan bağışlanma dile dipnot 2 !" diyeceklerdir. Onlar kalplerinde olmayan şeyi dilleriyle söylüyorlar. De ki: "Peki, Allah size bir zarar vermek isterse ya da size bir fayda sağlamak isterse ona karşı sizin için kim ne yapabilir dipnot 3 ?" Hayır; Allah yaptığınız her şeyden haberdardır.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      "Geride kalan" anlamı verilen kelime, ismi meful kalıbında olan ve "geride bırakılan" anlamına gelen "muhallef"tir. Bu münafıkları geride bırakan şey, Allah'a olan güvensizlikleri ve Müslümanlarla ilgili kötü düşünceleriydi (Fetih 48/12). Zaten bunlar, onlarla birlikte gitselerdi fitne çıkararak sıkıntıya sebep olurlardı (Tevbe 9/47, 90-101).
    2. metne dön, dipnot 2
    3. metne dön, dipnot 3

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Çöl araplarından dipnot 1 geride bırakılanlar sana şöyle diyeceklerdir: "Mallarımız ve ailemiz bütün vaktimizi aldı; bizim için Allah'tan bağışlanma dileğinde bulun." İçlerinde olmayanı dilleriyle söylüyorlar. De ki: "Allah size kötülük yapmayı istese ya da onun isteği size iyilik yapmak olsa kim bunun önüne geçebilir?" Hayır; Allah yaptığınız her şeyin içyüzünü bilir.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bedevilerden

    Şaban Britch

    Geride kalan bedeviler, sana: Bizi mallarımız ve ailelerimiz meşgul etti. Bizim için bağışlanma dile diyeceklerdir. Kalblerinde olmayanı dilleri ile söylüyorlar. De ki: Eğer Allah, size bir zarar veya fayda vermek isterse kim sizin için bir şeye sahip olabilir? Oysa hayır, Allah yapmakta olduklarınızdan haberdardır.

    Şaban Piriş

    Geride kalan bedeviler, sana: -Bizi mallarımız ve ailelerimiz meşgul etti. Bizim için bağışlanma dile diyeceklerdir. Kalblerinde olmayanı dilleri ile söylüyorlar. De ki: Eğer Allah, size bir zarar veya fayda vermek isterse kim sizin için bir şeye sahip olabilir? Oysa hayır, Allah yapmakta olduklarınızdan haberdardır.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Bedevilerden, geri bırakılmış olanlar sana şöyle diyecekler: "Bizleri, mallarımız ve ailelerimiz oyaladı. O halde bizim için Allah'tan af dile." Onlar, kalplerinde olmayan şeyi dilleriyle söylüyorlar. De ki: "Allah size bir zarar dilerse, yahut bir yarar murat ederse, O'nun sizin için dilediğine kim engel olabilir?" Doğrusu şu ki, Allah, sizin yaptıklarınızdan haberdardır.

  2. Fetih suresi, 12. ayet — bütün mealleriyle aç

    Fetih suresi, 12. ayet. بَلْ ظَنَنتُمْ أَن لَّن يَنقَلِبَ ٱلرَّسُولُ وَٱلْمُؤْمِنُونَ إِلَىٰٓ أَهْلِيهِمْ أَبَدًا وَزُيِّنَ ذَٰلِكَ فِى قُلُوبِكُمْ وَظَنَنتُمْ ظَنَّ ٱلسَّوْءِ وَكُنتُمْ قَوْمًۢا بُورًا

    Diyanet İşleri

    (Ey münafıklar!) Siz aslında, Peygamberin ve inananların bir daha ailelerine geri dönmeyeceklerini sanmıştınız. Bu, sizin gönüllerinize güzel gösterildi de kötü zanda bulundunuz ve helaki hak eden bir kavim oldunuz.

    Mehmet Okuyan

    Aslında siz Elçinin ve müminlerin ailelerine asla dönemeyeceğini sanmıştınız. Bu, sizin kalplerinize güzel görünmüştü; kötü zanda bulunmuş ve helaki (cezalandırılmayı) hak etmiş bir topluluk olmuştunuz.

    Mustafa İslamoğlu

    Aksine sizler, Rasul'ün ve mü'minlerin bir daha asla ailelerine kavuşamayacaklarını zannetmiştiniz; ve böyle düşünmek size pek cazip görünmüştü. İşte böyle berbat bir zanna kapıldınız da, sonunda kredisi tükenmiş bir toplum olup çıktınız.

    Muhammed Esed

    Siz zannettiniz ki Elçi ve müminler bir daha ailelerine ve akrabalarına dönemeyecekler ve bu, kalplerinize güzel göründü. Siz (bu tür) haince düşüncelere kapıldınız, çünkü her zaman güzelliklerden yoksun bir topluluk oldunuz!"

    Ahmed Hulusi

    Aslında siz Rasul ve iman edenlerin, ailelerine asla geri dönmeyeceklerini zannettiniz! Bu fikir bilincinize güzel göründü de, böylece kötü zanda bulundunuz; helakı haketmiş bir topluluk oldunuz!

    Ali Bulaç

    Hayır, siz Peygamberin ve mü'minlerin, ailelerine ebedi olarak bir daha dönmeyeceklerini zannettiniz; bu, kalplerinizde çekici kılındı ve kötü bir zan ile zanda bulundunuz da, yıkıma uğramış bir topluluk oldunuz.

    Ali Özek ve heyeti

    Aslında siz Peygamberin ve müminlerin ailelerine bir daha dönmeyeceklerini sanmıştınız. Bu sizin gönüllerinize güzel göründü de kötü zanda bulundunuz ve helaki hak etmiş bir topluluk oldunuz.

    Ali Rıza Safa

    Hayır! Siz sanmıştınız ki, elçi ve inananlar, ailelerine bir daha asla dönemeyecekler. Bu düşünce, yüreklerinize çekici gösterildi; kötü düşüncelere kapıldınız ve güzelliklerden yoksun bir toplum oldunuz.

    Bayraktar Bayraklı

    "Doğrusu siz, Peygamberin ve inananların, ailelerine bir daha asla dönmeyeceklerini sanmıştınız. Bu durum gönüllerinize hoş gösterildi,kötü duygulara kapıldınız. Siz,helaki hak etmiş bir toplum oldunuz."

    Edip Yüksel

    Aslında siz, elçinin ve iman edenlerin ebedi olarak ailelerine dönmeyeceklerini sanmıştınız ve bu düşünce gönlünüze hoş gelmişti. Kötü hayaller kurup durdunuz ve sonunda bayağı bir topluluk oldunuz.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Aslında siz, elçinin ve inananların ebedi olarak ailelerine dönmeyeceklerini sandınız ve bu düşünce gönlünüze hoş gelmişti. Kötü hayaller kurup durdunuz ve sonunda bayağı bir topluluk oldunuz.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Doğrusu siz, peygamberin ve müminlerin asla ailelerine dönemeyeceklerini sandınız; bu, kalplerinizde allandı pullandı ve kötü zanna düştünüz de düşkün blr topluluk oldunuz.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Doğrusu siz, Peygamber ve mü'minler ebeden ailelerine dönemiyecekler zannettiniz ve bu, kalblerinizde allandı pullandı kötü zanna düştünüz de düşkün bir kavm oldunuz a.

    Erhan Aktaş

    Hayır! Siz, Resul'ün ve İman Edenlerin asla ailelerine dönemeyeceklerini sanmıştınız. Bu zan, kalplerinize güzel göründü. Kötü bir zanla, zanda bulundunuz. Siz, yok olmayı hak eden bir halk oldunuz.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Hayır! Siz, Resul ve inananların asla ailelerine dönemeyeceklerini sanmıştınız. Bu zan, kalplerinize güzel göründü. Kötü bir zanla, zanda bulundunuz. Siz, yok olmayı hak eden bir halk oldunuz.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Hayır! Siz, Rasul ve inananların asla ailelerine dönemeyeceklerini sanmıştınız. Bu zan, kalplerinize güzel göründü. Kötü bir zanla, zanda bulundunuz. Siz, yok olmayı hak eden bir toplum oldunuz.

    Gültekin Onan

    Hayır, siz Peygamberin ve inançlıların ehline (ailelerine) ebediyen dönmeyeceklerini (yenkalib) zannettiniz; bu, kalplerinizde çekici kılındı ve kötü bir zan ile zanda bulundunuz da yıkıma uğramış bir topluluk oldunuz.

    Hasan Basri Çantay

    Daha doğrusu siz peygamberin de, mü'minlerin de ailelerine temelli dönemeyeceklerini sandınız. Bu, sizin kalblerinizde süslen (ib kökleş) di. Kötü zanda bulundunuz. (Bu yüzden Allah indinde) helake mahkum bir kavm oldunuz.

    İbni Kesir

    Hayır, siz; peygamberin ve mü'minlerin, ailelerine bir daha dönemeyeceklerini sanmıştınız. Bu, sizin kalblerinize güzel göründü de kötü zanda bulundunuz. Ve helake mahkum bir kavim oldunuz.

    Mehmet Alagaş

    (11-14) Bedevilerden / Araplardan geride kalanlar ilerde diyecekler ki, bizi mallarımız ve yakın çevremiz /ehlimiz alıkoydu bizim için dua et, onlar kalplerinde olmayanı dilleri ile söylüyorlar, sizin için Allah, bir zarar yahut fayda dilemiş ise buna karşı egemenlik gösterecek kim olabilir ki? (Allah’a Hayır bunu yapamazsın, bunlar benim egemenliğimdedirler kim diyebilir ki?) Bilakis Allah yaptıklarından haberi olandır. (Allah’ın sizin için takdirini benim duamdan çok, sizin davranışlarınız belirler) Bilakis, Resulün ve müminlerin yakın çevrelerine / ehillerine ebediyyen dönmeyeceklerini zannettiler, bu, kalplerine de süslü geldi ve kötü bir zannı zannettiniz ve (Mazerete / izaha gerek te kalmaz za ten bunlar geri dönmeyecekler diye düşünmediniz mi?) helak edilmesi gereken bir topluluk oldunuz. Her kim Allah’a ve Resulüne güvenmezse / iman etmezse, muhakkak ki biz örtbas edenlere / kafirlere çılgın alevli bir ateş / sağir hazırladık. Semaların ve yerin egemenliği / mülkiyeti Allah’a aittir, istediğini bağışlar, istediğine ızdırap verir / azap eder, Allah bağışlayandır, esirgeyendir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Aslında siz Peygamberin ve Müminlerin ailelerine bir daha dönmeyeceklerini sanmıştınız. Bu sizin gönüllerinize güzel göründü de kötü zanda bulundunuz ve helâkı hak etmiş bir topluluk oldunuz.

    Süleyman Ateş

    Herhalde siz sandınız ki Elçi ve mü'minler, bir daha ailelerine dönmeyecekler. Bu (düşünce) gönüllerinizde süslendirildi, (size güzel gösterildi,) kötü zanda bulundunuz ve helaki hak etmiş bir topluluk oldunuz.

    Süleymaniye Vakfı

    Aslında siz, Allah'ın elçisinin ve müminlerin ailelerine asla dönemeyeceklerini zannetmiştiniz dipnot 1 . Bu, kalplerinize süslü gösterildi. Kötü zanda bulundunuz ve kaybetmiş bir topluluk haline geldiniz.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bunların bu kötü zanları, Allah'ın müminleri korumayacağı şeklindeydi (Fetih 48/6).

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Aslında siz, bu Elçi'nin ve müminlerin, ailelerinin yanına bir daha dönemeyeceklerini tahmin etmiştiniz. Bu, içinizi sevinçle doldurmuştu. Kötü düşüncelere kapılıp kendini bitirmiş bir topluluk haline geldiniz.

    Şaban Britch

    Aslında siz Peygamber'in ve müminlerin ailelerine bir daha dönmeyeceklerini sanmıştınız. Bu sizin gönüllerinize güzel göründü de kötü zanda bulundunuz ve helakı mahkum bir topluluk oldunuz.

    Şaban Piriş

    Oysa siz, peygamberin ve müminlerin daha ebedi olarak ailelerine dönmeyeceğini sandınız. Bu, kalblerinize çekici kılındı. Siz, kötü bir zanna kapıldınız ve bozguncu bir topluluk oldunuz.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Siz sanmıştınız ki, resul de müminler de ailelerine bir daha asla dönmeyecekler. Bu düşünce kalplerinizde süslendi de çirkin bir sanıya saplandınız ve mahvolmuş bir topluluk haline geldiniz.

  3. Fetih suresi, 13. ayet — bütün mealleriyle aç

    Fetih suresi, 13. ayet. وَمَن لَّمْ يُؤْمِنۢ بِٱللَّهِ وَرَسُولِهِۦ فَإِنَّآ أَعْتَدْنَا لِلْكَٰفِرِينَ سَعِيرًا

    Diyanet İşleri

    Kim Allah'a ve Peygambere inanmazsa bilsin ki, şüphesiz biz, inkarcılar için alevli bir ateş hazırladık.

    Mehmet Okuyan

    Kim Allah'a ve Elçisine iman etmezse (bilsin ki) biz, kâfirler için çılgın bir ateş hazırlamış (olacağ)ız.

    Mustafa İslamoğlu

    Ama kim Allah ve Rasulüne inanmazsa, iyi bilsin ki Biz inkarcılar için kışkırtılmış bir ateş hazırlamışızdır.

    Muhammed Esed

    Allah'a ve Elçisi'ne inanmayanlara gelince, Biz bu tür bütün hakikat inkarcıları için yakıcı bir ateş hazırlamışızdır!

    Ahmed Hulusi

    Kim varlığının Esma'sıyla hakikati olan Allah'a ve Rasulüne iman etmezse, bilsin ki hakikat bilgisini inkar edenler için sairi (alevli bir ateşi - radyasyon dalgaları) hazırlamışızdır.

    Ali Bulaç

    Kim Allah'a ve Resulü'ne iman etmezse, (bilsin ki) gerçekten Biz, kafirler için çılgınca yanan bir ateş hazırlamışızdır.

    Ali Özek ve heyeti

    Kim Allah’a ve Rasûlüne iman etmezse bilsin ki biz, kâfirler için çılgın bir ateş hazırlamışızdır.

    Ali Rıza Safa

    Allah'a ve O'nun elçisine kim inanmazsa; nankörlük edenler için yakıcı bir ateş hazırladık.

    Bayraktar Bayraklı

    Kim Allah'a ve Peygamberine inanmazsa bilsin ki biz, inkar edenler için alevli bir ateş hazırladık.

    Edip Yüksel

    Kim ALLAH'ı ve elçisini onaylamazsa, biz inkarcılar için bir ateş hazırlamışızdır.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Kim ALLAH'a ve elçisine inanmazsa, biz inkarcılar için bir ateş hazırlamışızdır.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Her kim Allah'a ve peygamberine inanmazsa, bilsin ki, Biz kafirler için çılgın bir ateş hazırlamışızdır.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Her kim Allaha ve Resulüne inanmazsa bilsin ki biz, kafirler için bir çılgın ateş hazırlamışızdır

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Kim Allah'a ve Rasul'üne inanmazsa dipnot 1 , bilsin ki gerçeği yalanlayan nankörler için alevli bir ateş hazırladık.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Güvenmezse.

    Gültekin Onan

    Kim Tanrı'ya ve Resulü'ne inanmazsa, (bilsin ki) gerçekten biz kafirler için çılgınca yanan bir ateş hazırlamışızdır.

    Hasan Basri Çantay

    Kim Allaha ve peygamberine iman etmezse muhakkak (bilsin) ki biz o kafirler için çılgın bir ateş hazırlamışızdır.

    İbni Kesir

    Kim, Allah'a ve Rasulüne iman etmezse; muhakkak ki Biz; kafirler için çılgın bir ateş hazırlamışızdır.

    Mehmet Alagaş

    (11-14) Bedevilerden / Araplardan geride kalanlar ilerde diyecekler ki, bizi mallarımız ve yakın çevremiz /ehlimiz alıkoydu bizim için dua et, onlar kalplerinde olmayanı dilleri ile söylüyorlar, sizin için Allah, bir zarar yahut fayda dilemiş ise buna karşı egemenlik gösterecek kim olabilir ki? (Allah’a Hayır bunu yapamazsın, bunlar benim egemenliğimdedirler kim diyebilir ki?) Bilakis Allah yaptıklarından haberi olandır. (Allah’ın sizin için takdirini benim duamdan çok, sizin davranışlarınız belirler) Bilakis, Resulün ve müminlerin yakın çevrelerine / ehillerine ebediyyen dönmeyeceklerini zannettiler, bu, kalplerine de süslü geldi ve kötü bir zannı zannettiniz ve (Mazerete / izaha gerek te kalmaz za ten bunlar geri dönmeyecekler diye düşünmediniz mi?) helak edilmesi gereken bir topluluk oldunuz. Her kim Allah’a ve Resulüne güvenmezse / iman etmezse, muhakkak ki biz örtbas edenlere / kafirlere çılgın alevli bir ateş / sağir hazırladık. Semaların ve yerin egemenliği / mülkiyeti Allah’a aittir, istediğini bağışlar, istediğine ızdırap verir / azap eder, Allah bağışlayandır, esirgeyendir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Kim Allah’a ve Peygamberine iman etmezse, biz o kâfirlere alevli bir ateş hazırladık.

    Süleyman Ateş

    Kim Allah'a ve Elçisine inanmazsa bilsin ki, biz, kafirler için alevli bir ateş hazırlamışızdır.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Kim Allah'a ve elçisine güvenmezse bilsin ki kendini doğrulara kapatanlar için alevli bir ateş hazırlamışızdır.

    Şaban Britch

    Kim Allah’a ve Peygamber'ine iman etmezse, biz o kâfirlere alevli bir ateş hazırladık.

    Şaban Piriş

    Kim Allah'a ve Peygamberine iman etmezse, biz o kafirlere alevli bir ateş hazırladık.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Kim Allah'a ve resulüne iman etmezse bilsin ki biz, inkarcılar için alevli bir ateş hazırladık.

  4. Fetih suresi, 14. ayet — bütün mealleriyle aç

    Fetih suresi, 14. ayet. وَلِلَّهِ مُلْكُ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ يَغْفِرُ لِمَن يَشَآءُ وَيُعَذِّبُ مَن يَشَآءُ وَكَانَ ٱللَّهُ غَفُورًا رَّحِيمًا

    Diyanet İşleri

    Göklerin ve yerin hükümranlığı Allah'ındır. O, dilediğini bağışlar, dilediğine ceza verir. Allah, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.

    Mehmet Okuyan

    Göklerin ve yerin otoritesi yalnızca Allah'a aittir. (Allah) dileyeni (layık gördüğünü) bağışlar, dileyene (layık gördüğüne) de azap eder. dipnot 1 Allah çok bağışlayandır, çok merhametlidir.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu cümle "Allah dilediğini (layık olanı) bağışlar, dilediğine (layık olana) ise azap eder" şeklinde de tercüme edilebilir. Benzer mesajlar: Bakara 2:284; Al-i İmrân 3:129; Mâide 5:18, 40; ‘Ankebût 29:21.

    Mustafa İslamoğlu

    Göklerin ve yerin hükümranlığı Allah'a aittir; O dilediğini bağışlar, dilediğini de cezalandırır: Ama Allah zaten tarifsiz bir bağış, eşsiz bir merhamet kaynağıdır.

    Muhammed Esed

    Göklerin ve yerin hakimiyeti Allah'ındır. O, dilediğini bağışlar, dilediğini azaba uğratır ve O, gerçekten çok bağışlayıcıdır, bir rahmet kaynağıdır.

    Ahmed Hulusi

    Semalar ve arzın mülkü Allah içindir! Dilediğini mağfiret eder (suçlu halini örter); dilediğini azaplandırır (bedenselliğinin getirisine terk eder)! Allah Ğafur'dur, Rahıym'dir.

    Ali Bulaç

    Göklerin ve yerin mülkü Allah'ındır; dilediğine mağfiret eder, dilediğini azablandırır. Allah, çok bağışlayan, çok esirgeyendir.

    Ali Özek ve heyeti

    Göklerin ve yerin mülkü Allah'ındır. O, dilediğini bağışlar, dilediğine ceza verir. Allah çok bağışlayan, çok merhamet edendir.

    Ali Rıza Safa

    Göklerin ve yeryüzünün yönetimi, Allah'a özgüdür. Dilediğini bağışlayacak, dilediğini de cezalandıracaktır. Çünkü Allah, Sınırsız Bağışlayandır; Merhametlidir.

    Bayraktar Bayraklı

    Göklerin ve yerin mülkiyeti Allah'a aittir. O, dilediğini affeder, dilediğini cezalandırır. Allah affedicidir; merhamet sahibidir.

    Edip Yüksel

    Göklerin ve yerin yönetimi ALLAH'a aittir. Dilediğini/dileyeni bağışlar ve dilediğini/dileyeni de cezalandırır. ALLAH Bağışlayandır, Rahimdir.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Göklerin ve yerin yönetimi ALLAH'a aittir. Dileyeni bağışlar ve dileyeni de cezalandırır. ALLAH Bağışlayandır, Rahimdir.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Göklerin ve yerin mülkü Allah'ındır; dilediği kimseyi bağışlar, dilediğine de azap eder. Allah, çok bağışlayandır, merhamet sahibidir.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Ve Allahındır hep o göklerin, yerin mülkü. Kimine diler mağfiret buyurur, kimine de diler azab eyler ve Allah bir gafur, rahim bulunuyor.

    Erhan Aktaş

    Göklerin ve yerin egemenliği Allah'a aittir. O, hak edeni dipnot 1 bağışlar, hak edene dipnot 1 azap eder. Allah, Çok Bağışlayıcı'dır, Rahmeti Kesintisiz'dir.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Kelimesi kelimesine, "dilediğini." Dilediğini demek: "Hak edeni" demektir; Allah, azabı hak edene azap eder; bağışlanmayı hak edeni bağışlar, demektir. Allah, "Dilediğimi" demekle, kimin neyi hak ettiğine en doğru kararı Ben veririm, demeyi kastetmektedir. Zira burada Allah'ın "dilemesi," insanın "dilemesine," "insanın seçimine" bağlı olarak gerçekleşmektedir. "Şae" kelimesinin ayetteki anlamı; "gayret göstereni, bir şey yapmak isteyeni" yani "bir şeyi dileyeni" anlamındadır. Seçim insana aittir ve belirleyici olan insanın "dilemesi"dir (Bkz. 10:108; 76:3).

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Göklerin ve yerin egemenliği Allah'a aittir. O, hak edeni dipnot 1 bağışlar, hak edene dipnot 1 azap eder. Allah, Çok Bağışlayıcı'dır, Rahmeti Kesintisiz'dir.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Literal olarak dilediğini: Dilediğini demek; hak edeni demektir. Kimin neyi hak ettiğine kararı Allah verir. Ayetteki "Şae" sözcüğü, "dilediğini" anlamının yanı sıra, "şey edeni", "gayret göstereni", "bir şey yapmak isteyeni", "dileyeni" anlamına da gelmektedir. Seçim insanın elindedir ve kendi dilemesiyle ilgilidir. Sorumluluk bütünüyle insana aittir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Göklerin ve yerin egemenliği Allah'a aittir. O, dilediğini bağışlar, dilediğine azap eder. dipnot 1 Allah, Çok Bağışlayıcı'dır, Rahmeti Kesintisiz'dir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Uygun gördüğünü. Yani, kişinin seçimine göre uygun olan karşılığı vererek. Azabı gerektirecek "şey"ler yapana azap eder; bağışlanmayı gerektirecek "şey"ler yapanı bağışlar.

    Gültekin Onan

    Göklerin ve yerin mülkü Tanrı'nındır; dilediğine mağfiret eder, dilediğini azablandırır. Tanrı, çok bağışlayan, çok esirgeyendir.

    Hasan Basri Çantay

    Göklerin ve yerin mülk (-ü tasarruf) u Allahındır. Kimi dilerse yarlığar, kimi dilerse azablandırır. Allah çok yarlığayıcı, çok esirgeyicidir.

    İbni Kesir

    Göklerin ve yerin mülkü Allah'ındır. Dilediğini bağışlar, dilediğini azablandırır. Ve Allah Gafur, Rahim olandır.

    Mehmet Alagaş

    (11-14) Bedevilerden / Araplardan geride kalanlar ilerde diyecekler ki, bizi mallarımız ve yakın çevremiz /ehlimiz alıkoydu bizim için dua et, onlar kalplerinde olmayanı dilleri ile söylüyorlar, sizin için Allah, bir zarar yahut fayda dilemiş ise buna karşı egemenlik gösterecek kim olabilir ki? (Allah’a Hayır bunu yapamazsın, bunlar benim egemenliğimdedirler kim diyebilir ki?) Bilakis Allah yaptıklarından haberi olandır. (Allah’ın sizin için takdirini benim duamdan çok, sizin davranışlarınız belirler) Bilakis, Resulün ve müminlerin yakın çevrelerine / ehillerine ebediyyen dönmeyeceklerini zannettiler, bu, kalplerine de süslü geldi ve kötü bir zannı zannettiniz ve (Mazerete / izaha gerek te kalmaz za ten bunlar geri dönmeyecekler diye düşünmediniz mi?) helak edilmesi gereken bir topluluk oldunuz. Her kim Allah’a ve Resulüne güvenmezse / iman etmezse, muhakkak ki biz örtbas edenlere / kafirlere çılgın alevli bir ateş / sağir hazırladık. Semaların ve yerin egemenliği / mülkiyeti Allah’a aittir, istediğini bağışlar, istediğine ızdırap verir / azap eder, Allah bağışlayandır, esirgeyendir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Göklerin ve yerin mülkü Allah’a aittir. Dilediğini bağışlar, dilediğini cezalandırır. Allah çokça bağışlayıcıdır, çokça merhametlidir.

    Süleyman Ateş

    Göklerin ve yerin mülkü Allah'ındır. O, dilediğini bağışlar, dilediğine azab eder. Allah bağışlayandır, esirgeyendir.

    Süleymaniye Vakfı

    Göklerde ve yerde tüm yetkiler Allah'ındır dipnot 1 . O, bağışlanmayı hak edeni bağışlar, azabı hak edene de azap eder dipnot 2 . Allah, bağışlayan ve ikramı bol olandır dipnot 3 .

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
    2. metne dön, dipnot 2
      Şae (شاء) fiili, "bir şey yapmak" anlamındaki şey (شيء) mastarından türemiştir. Allah'ın yapması o şeyi var etmesi, insanın yapması da o şey için gereken çabayı göstermesidir (Müfredat). Allah, her şeyi bir ölçüye göre var eder (Kamer 54/49, Ra'd 13/8). İmtihanla ilgili şeyleri iyi ve kötü diye ikiye ayırmıştır (Enbiya 21/35). Allah, herkesin doğru yolda olmasını ister (Nisa 4/26) ama sadece doğru şeyler yapanı doğru yolda sayar (Nur 24/46). Yaptığının doğru veya yanlış olduğunu da kişiye ilham eder. Onun için doğru davrananın içi rahat, yanlış davrananın içi de sıkıntılı olur (Şems 91/7-10). Buna göre şae (شاء) fiilinin öznesi Allah olursa "gerekeni yaptı veya yarattı", insan olursa "gerekeni yaptı" anlamında olur. Allah insanlara, tercihlerine göre davranma hürriyeti vermeseydi hiç kimse yanlış bir şey yapamaz ve imtihan diye bir şey de olmazdı (Nahl 16/93). Yanlış kader anlayışını imanın bir esası gibi İslam'a yerleştirmek isteyenler, büyük bir çarpıtma yaparak şae (شاء) fiiline irade yani isteme ve dileme anlamı vermiş; bunu, tefsirlere hatta sözlüklere bile yerleştirerek birçok ayetin mealini bozmuşlardır. Bkz: https://www.suleymaniyevakfi.org/akaid-arastirmalari/kuranda-sey-mesiet-irade-ve-fitrat.html
    3. metne dön, dipnot 3

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Göklerde ve yerde tüm yetkiler Allah'ın elindedir. O, affı hak edeni affeder, azabı hak edene de azap eder. Çünkü Allah çokça bağışlar, ikramda bulunur.

    Şaban Britch

    Göklerin ve yerin mülkü Allah’a aittir. Dilediğini bağışlar, dilediğini cezalandırır. Allah çokça bağışlayıcıdır, çokça merhametlidir.

    Şaban Piriş

    Göklerin ve yerin hakimiyeti Allah'a aittir. Dilediğini bağışlar, dilediğini cezalandırır. Allah bağışlayıcıdır, merhametlidir.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Göklerin ve yerin mülkü Allah'ındır! Dilediğini affeder, dilediğine azap eder. Allah Gafur'dur, Rahim'dir.

  5. Fetih suresi, 15. ayet — bütün mealleriyle aç

    Fetih suresi, 15. ayet. سَيَقُولُ ٱلْمُخَلَّفُونَ إِذَا ٱنطَلَقْتُمْ إِلَىٰ مَغَانِمَ لِتَأْخُذُوهَا ذَرُونَا نَتَّبِعْكُمْ يُرِيدُونَ أَن يُبَدِّلُوا۟ كَلَٰمَ ٱللَّهِ قُل لَّن تَتَّبِعُونَا كَذَٰلِكُمْ قَالَ ٱللَّهُ مِن قَبْلُ فَسَيَقُولُونَ بَلْ تَحْسُدُونَنَا بَلْ كَانُوا۟ لَا يَفْقَهُونَ إِلَّا قَلِيلًا

    Diyanet İşleri

    Savaştan geri bırakılanlar, siz ganimetleri almaya giderken, "Bırakın biz de sizinle gelelim" diyeceklerdir. Onlar Allah'ın sözünü değiştirmek isterler. De ki: "Siz bizimle asla gelmeyeceksiniz. Allah, önceden böyle buyurmuştur." Onlar, "Bizi kıskanıyorsunuz" diyeceklerdir. Hayır, onlar pek az anlarlar.

    Mehmet Okuyan

    Ganimetleri almak için gittiğinizde (Hudeybiye'den) geride kalanlar, Allah'ın sözünü değiştirmek isteyerek "Bırakın, biz de sizi takip edelim!" diyeceklerdir. De ki: "Siz asla bizi takip etmeyeceksiniz! Allah işte sizin için daha önce böyle buyurmuştur." Onlar size "Hayır, bizi kıskanıyorsunuz!" diyeceklerdir. Aksine onlar az anlayanlardır. dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Burada sözü edilenler Fetih 48:11'de ele alınan ve ikiyüzlülük yapan göçebe Araplardır.

    Mustafa İslamoğlu

    Yakın gelecekte, ganimet vaad eden bir savaşa çıktığınızda, (şimdi) geride kalanlar, "Bırakın bizi de arkanızdan gelelim!" diyecekler; Allah'ın sözünü (böylece) değiştirmek isteyecekler. De ki: "(Bu kez) asla bizimle gelmeyeceksiniz; böyle olacak, (zira) Allah daha önce (ganimet hakkında) konuşmuştu." Bunun üzerine onlar "Asla, aksine siz bizi çekemiyorsunuz" diyecekler. Yoo, bilakis onlar kıt anlayışlı kimselerdir.

    Muhammed Esed

    Siz (ey müminler,) ganimet vaad eden bir savaşa katılmak için yola çıktığınız zaman (daha önce) geride kalmış olanlar: "Bırakın sizinle gelelim!" diyecekler; Allah'ın Sözünü değiştirmek iste(diklerini böylece gösterecek)ler. De ki: "Bizimle hiçbir zaman gelemeyeceksiniz. Allah daha önce (ganimetleri kimin kazanacağını) bildirmiştir". Bunun üzerine onlar: "Hayır, aslında bizi(m ganimetten alacağımız payı) kıskanıyorsunuz!" diye (kendilerinden emin bir şekilde) cevap verecekler. Hayır, (tersine) onlar hakikati çok az kavrayabilirler!

    Ahmed Hulusi

    Bu geri bırakılanlar, ganimetleri almak için gittiğinizde: "Bırakın biz de sizinle gelelim" derler. Onlar, Allah kelamını (sözünü) değiştirmek istiyorlar! De ki: "Siz bize asla uyamazsınız; daha önce Allah böyle buyurdu (hükmetti)". . . Bu kez şöyle derler: "Hayır, bizi kıskanıyorsunuz". . . Bilakis onlar, anlayışı kıt kimselerdir!

    Ali Bulaç

    (Savaştan) Geride bırakılanlar, siz ganimetleri almaya gittiğiniz zaman diyeceklerdir ki: "Bizi bırakın da sizi izleyelim." Onlar, Allah'ın kelamını değiştirmek istiyorlar. De ki: "siz, kesin olarak bizim izimizden gelemezsiniz. Allah, daha evvel böyle buyurdu." Bunun üzerine: "Hayır, bizi kıskanıyorsunuz" diyecekler. Hayır, onlar pek az anlayan kimselerdir.

    Ali Özek ve heyeti

    Siz ganimetleri almak için gittiğinizde seferden geri kalanlar: Bırakın, biz de arkanıza düşelim, diyeceklerdir. Onlar, Allah'ın sözünü değiştirmek isterler. De ki: «Siz asla bizim peşimize düşmeyeceksiniz! Allah daha önce sizin için böyle buyurmuştur.» Onlar size: Hayır, bizi kıskanıyorsunuz, diyeceklerdir. Bilâkis onlar, pek az anlayan kimselerdir.

    Ali Rıza Safa

    Savaş kazanımlarını almak için gittiğinizde, geride kalmış olanlar; "İzin verin; biz de sizinle gelelim!" diyecekler. Allah'ın Sözünü değiştirmek istiyorlar. De ki: "Bizimle asla gelemezsiniz. Allah, daha önce böyle bildirmiştir!" Bunun üzerine, şöyle diyecekler: "Hayır, bizi kıskanıyorsunuz!" Hayır! Ancak çok az anlıyorlar.

    Bayraktar Bayraklı

    Savaştan geri kalanlar, ganimetleri almak için gittiğinizde, "Bırakınız, biz de sizinle beraber gelelim" diyeceklerdir. Onlar Allah'ın sözünü değiştirmek isterler. De ki: "Siz asla bizimle beraber gelmeyeceksiniz. Allah sizin için önceden böyle buyurdu." Onlar, "Hayır, siz bizi kıskanıyorsunuz" diyecekler. Aslında onlar,kafaları pek az çalışan kimselerdir.

    Edip Yüksel

    Savaştan geri kalmış olanlar, siz ganimetleri almak için gittiğinizde, "Bırakın biz de sizinle gelelim" diyecekler. Onlar ALLAH'ın sözünü değiştirmek istiyorlar. De ki: "Siz bizi izlemeyeceksiniz. Bu ALLAH'ın önceden almış olduğu karardır." Bunun üzerine onlar, "Siz aslında bizi çekemiyorsunuz" diyeceklerdir. Doğrusu, onlar pek az söz anlarlar.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Savaştan geri kalmış olanlar, siz ganimetleri almak için gittiğinizde, 'Bırakın biz de sizinle gelelim,' diyecekler. Onlar ALLAH'ın sözünü değiştirmek istiyorlar. De ki, 'Siz bizi izlemiyeceksiniz. Bu ALLAH'ın önceden almış olduğu karardır.' Bunun üzerine onlar, 'Siz aslında bizi çekemiyorsunuz,' diyeceklerdir. Doğrusu, onlar pek az söz anlarlar.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Sizler bir takım ganimetleri almaya gittiğinizde o geri bırakılanlar yakında diyecekler: "Bırakın bizi, arkanızdan gelelim!" Onlar Allah'ın sözünü değiştirmek isteyecekler. De ki: "Siz asla bizim arkamızdan gelmeyeceksiniz; hakkınızda bundan önce Allah böyle buyurdu." Ona da diyecekler ki: "Hayır, bizi kıskanıyorsunuz!" Hayır onlar, ince anlamaz, anlayışları az kimselerdir.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Yakında diyecek ki o geri bırakılanlar -sizler bir takım ganimetlere koştuğunuz vakıt onları almak için- "bırakın bizi arkanızdan gelelim", Allahın kelamını tebdil etmek istiyecekler, de ki: Siz bizim arkamızdan asla gelmiyeceksiniz, hakkınızda bundan evvel Allah böyle buyurdu, ona da diyecekler ki: Hayır bizi kıskanıyorsunuz, hayır ince anlamazdırlar anlayışları az.

    Erhan Aktaş

    Geri bırakılanlar, dipnot 1 ganimetleri almak için gittiğinizde: "Müsaade edin sizinle gelelim." diyecekler. Allah'ın sözünü değiştirmek istiyorlar. De ki: "Siz, asla bizimle gelemezsiniz. Allah, bu hükmü daha önce buyurmuştu." O zaman da: "Hayır, siz bizi kıskanıyorsunuz." diyecekler. Doğrusu onlar anlayışı kıt kimselerdir.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Savaşa katılmayanlar. Zor ve tehlikeli savaşlara katılmamak için bahaneler üreten, ganimet elde edecekleri kolay savaş olunca da katılmak isteyen ikiyüzlü kimseler kast edilmektedir.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Geri bırakılanlar dipnot 1 , ganimetleri almak için gittiğinizde: "Müsaade edin sizinle gelelim." diyecekler. Allah'ın sözünü dipnot 2 değiştirmek istiyorlar. De ki: "Siz, asla bizimle gelemezsiniz. Allah, bu hükmü daha önce buyurmuştu." dipnot 2 O zaman da: "Hayır, siz bizi kıskanıyorsunuz." diyecekler. Doğrusu onlar anlayışı kıt kimselerdir.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Savaşa katılmayanlar.
    2. metne dön, dipnot 2
      9:83'teki, özürsüz savaşa katılmayanlarla ilgili hüküm. Zor ve tehlikeli savaşlara katılmamak için bahaneler üreten, ganimet elde edecekleri kolay savaş olunca da katılmak isteyen ikiyüzlü kimseler kast edilmektedir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Geri bırakılanlar dipnot 1 , ganimetleri almak için gittiğinizde: "Müsaade edin sizinle gelelim." diyecekler. Allah'ın sözünü dipnot 2 değiştirmek istiyorlar. De ki: "Siz, asla bizimle gelemezsiniz. Allah, bu hükmü daha önce buyurmuştu. dipnot 2 " O zaman da: "Hayır, siz bizi kıskanıyorsunuz." diyecekler. Doğrusu onlar anlayışı kıt kimselerdir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Savaşa katılmayanlar.
    2. metne dön, dipnot 2
      9/Tövbe, 83'teki, özürsüz savaşa katılmayanlarla ilgili hüküm. Zor ve tehlikeli savaşlara katılmamak için bahaneler üreten, ganimet elde edecekleri kolay savaş olunca da katılmak isteyen ikiyüzlü kimseler kast edilmektedir.

    Gültekin Onan

    (Savaştan) Geride bırakılanlar siz ganimetleri almaya gittiğiniz zaman diyeceklerdir ki: "Bizi bırakın da sizi izleyelim." Onlar, Tanrı'nın kelamını değiştirmek istiyorlar. De ki: "Siz, kesin olarak bizim izimizden gelemezsiniz. Tanrı, daha evvel böyle buyurdu." Bunun üzerine: "Hayır, bizi kıskanıyorsunuz" diyecekler. Hayır, onlar pek az kavrayan (la yefkahune) kimselerdir.

    Hasan Basri Çantay

    Siz ganimetler almak için gitdiğiniz vakit o geri bırakılanlar diyecek (ler) ki: "Bırakın biz de arkanıza düşelim". Onlar (bununla) Allahın sözünü değişdirmelerini isterler. De ki: "Bizim arkamıza asla düşemezsiniz siz. Allah, daha evvel böyle buyurmuşdur". Bunun üzerine de "Hayır, siz bizi çekemiyorsunuz" diyeceklerdir. Bil'akis onlar (başka değil) pek az anlar kimselerdir.

    İbni Kesir

    Siz, ganimetleri almak için gittiğinizde; geride bırakılanlar diyeceklerdir ki: Bırakın, biz de arkanıza düşelim. Onlar, Allah'ın kelamını değiştirmek isterler. De ki: Bize uymayacaksınız. Allah, daha önce böyle buyurmuştur. Size; hayır, bizi çekemiyorsunuz, diyeceklerdir. Hayır onlar, pek az anlayan kimselerdir.

    Mehmet Alagaş

    (15-16) Geride kalanlar yine ilerde ganimetleri almaya gittiğiniz zaman da (Hayber ganimetleri) diyecekler ki, bırakın bizi de sizi takip edelim / size uyalım, Allah’ın kelimelerini / kelamını yer değiştirmek isterler. (Uymak, tâ bi olmak , ganimeti içerecekse biz varız diyorlar, ganimeti olmayan hudeybiye de bu şansı kaçırdınız ) De ki asla bize tabi olmayacaksınız, Allah önceden bu şekilde dedi, onlar da bize haset ediyorsunuz / bizi kıskanıyorsunuz diyecekler, bilakis onlar, azı hariç, kavrayamıyorlar / fevkinde değiller. Bedevilerden / Araplardan geride kalanlara deki, ileride çetin ve şiddetli bir kavim için çağrılacaksınız, onlarla savaşırsınız yahut teslim olurlar (Tebük seferi , mürted müs eyleme, iran, roma olabilir deniliyor) eğer itaat ederseniz Allah size güzel bir ödül verir, eğer tıpkı önceki gibi yine yüz çevirirseniz size acıtıcı bir azapla azap edilir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Geride kalanlar, siz ganimetleri almaya giderken diyecekler ki: "Bizi bırakın da size uyalım/ardınızdan gelelim." Allah’ın sözünü değiştirmek istiyorlar. De ki: Asla bizim ardımızdan gelmeyeceksiniz. Daha önce Allah da böyle buyurmuştu. Hayır! Siz bizi çekemiyorsunuz/kıskanıyorsunuz, diyecekler. Hayır! Onlar pek az anlarlar.

    Süleyman Ateş

    O geri bırakılanlar, ganimetleri almak için gittiğiniz zaman: "Bizi bırakın, sizinle beraber gelelim," diyecekler. Onlar, Allah'ın sözünü değiştirmek istiyorlar. De ki: "Siz, bizimle gelemezsiniz. Allah, önceden böyle buyurdu." Onlar: "Bizi çekemiyorsunuz" diyecekler. Hayır, onlar, pek az anlarlar.

    Süleymaniye Vakfı

    Geride kalanlar, ganimetleri dipnot 1 almak için yola çıktığınız zaman "Bırakın bizi de size tabi olalım." diyeceklerdir. Onlar Allah'ın sözünü değiştirmek istiyorlar. Sen de ki: "Asla bize tabi olamayacaksınız. (Çünkü) Daha önce Allah'ın böyle bir sözü vardır dipnot 2 ." Onlar ise: "Hayır, siz bizi kıskanıyorsunuz." diyeceklerdir. Aslında onlar söylenenlerin sadece pek azını kavrarlar.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Hudeybiye antlaşması sonucu Mekkelilerin desteğini yitiren Hayber Yahudileri, büsbütün korumasız kalmışlardı. Onlarla yapılacak savaşın kazananı belli olduğu için bu ganimetler, onlardan alınacak ganimetlerdi.
    2. metne dön, dipnot 2
      Bunlar, münafıklıklarından dolayı Allah'ın geride bıraktığı kimselerdir. Allah Nebimize, asıl düşmanın onlar olduğunu bildirmiş ve onlardan uzak durmasını emretmiştir (Münafikun 63/4).

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Geride bırakılanlar, (Hayber'de sizi bekleyen dipnot 1 ) ganimetleri almak için ayrılacağınız zaman Allah'ın sözünü değiştirme isteği ile şöyle diyeceklerdir: "Bırakın da arkanızdan gelelim" De ki "Daha önceden Allah'ın sözü var. Arkamızdan gelemeyeceksiniz." Onlar ise "Bizi çekemiyorsunuz" diyeceklerdir. Aslında onlar anlayışsız kimselerdir.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      ...

    Şaban Britch

    Geride kalanlar, siz ganimetleri almaya giderken diyecekler ki: Bizi bırakın da size uyalım/ardınızdan gelelim. Allah’ın sözünü değiştirmek istiyorlar. De ki: Asla bizim ardımızdan gelmeyeceksiniz. Daha önce Allah da böyle buyurmuştu. Hayır! Siz bizi çekemiyorsunuz/kıskanıyorsunuz, diyecekler. Hayır! Onlar pek az anlarlar.

    Şaban Piriş

    Geride kalanlar, siz ganimetleri almaya giderken diyecekler ki: -Bizi bırakın da size uyalım. Allah'ın sözünü değiştirmek istiyorlar. De ki: -Asla bize uymayacaksınız. Daha önce Allah da böyle buyurmuştu. -Hayır, siz bizi çekemiyorsunuz/kıskanıyorsunuz, diyecekler. Hayır, onların çok azı dışında anlayamaz oldular.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Geri bırakılanlar, ganimetleri almak üzere gittiğiniz zaman şöyle diyecekler: "İzin verin, biz de size uyalım!" Onlar Allah'ın kelamını değiştirmek istiyorlar. De ki: "Bize asla uyamazsınız! Allah önceden de böyle buyurmuştu." Bu kez şöyle diyecekler: "Hayır, siz bizi kıskanıyorsunuz." İşin doğrusu şu ki, onlar çok az anlıyorlar/onlar, az bir kısmı hariç, anlamıyorlar.

  6. Fetih suresi, 16. ayet — bütün mealleriyle aç

    Fetih suresi, 16. ayet. قُل لِّلْمُخَلَّفِينَ مِنَ ٱلْأَعْرَابِ سَتُدْعَوْنَ إِلَىٰ قَوْمٍ أُو۟لِى بَأْسٍ شَدِيدٍ تُقَٰتِلُونَهُمْ أَوْ يُسْلِمُونَ فَإِن تُطِيعُوا۟ يُؤْتِكُمُ ٱللَّهُ أَجْرًا حَسَنًا وَإِن تَتَوَلَّوْا۟ كَمَا تَوَلَّيْتُم مِّن قَبْلُ يُعَذِّبْكُمْ عَذَابًا أَلِيمًا

    Diyanet İşleri

    Bedevilerin (savaştan) geri bırakılanlarına de ki: "Siz, güçlü kuvvetli bir kavme karşı teslim oluncaya kadar savaşmaya çağrılacaksınız. Eğer itaat ederseniz, Allah size güzel bir mükafat verir. Ama önceden döndüğünüz gibi yine dönerseniz, Allah sizi elem dolu bir azaba uğratır."

    Mehmet Okuyan

    Göçebelerden (Hudeybiye'den) geride kalmış olanlara de ki: "Siz ileride çok güçlü bir kavme karşı (savaşmaya) çağrılacaksınız. Onlarla ya savaşacaksınız ya da teslim olacaklar. İtaat ederseniz, Allah size güzel bir ödül verecektir. Önceden döndüğünüz gibi yine dönecek olursanız size elem verici bir şekilde azap eder. dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Yüce Allah Hudeybiye'ye katılmayıp Hayber ganimetlerine koşuşturmak için izin isteyen göçebe Arapların samimiyetlerini denemek üzere ellerine bir fırsatın geçeceğini Hz. Muhammed'e bildirmektedir. Burada işaret edilen "güçlü kavim"den kastın Müseyleme'nin kavmi Benî Hanîfe olabileceği gibi, çok daha sonraki dönemleri içerecek şekilde Rûm veya Fars ya da Havâzin ve Sakîf kabileleri de olabileceği rivayet edilmektedir.

    Mustafa İslamoğlu

    Geride kalan şu bedevilere de ki: "Gelecekte ezici gücü olan toplum(lar)la mücadeleye çağrılacaksınız; onlarla (sonuna dek) savaşacaksanız ya da onlar teslim olacaklar. İşte siz eğer bu çağrıya uyarsanız, Allah size güzel bir karşılık verecek; yok eğer şimdi yaptığınız gibi geri durursanız, O sizi umduğunuzdan mahrum bırakarak terkedilmişliğin şiddetli acısını tattıracaktır.

    Muhammed Esed

    Arkada kalan bu bedevilere de ki: "Yakında çok güçlü bir topluma karşı (savaşmaya) çağrılacaksınız, onlarla (siz ölünceye) yahut onlar teslim oluncaya kadar savaşacaksınız. Ve sonra, (bu çağrıya) uyarsanız Allah size güzel bir mükafat ihsan edecek ama şimdi olduğu gibi (yine) vazgeçerseniz sizi şiddetli bir cezaya çarptıracaktır".

    Ahmed Hulusi

    Bedevilerden o geri bırakılanlara de ki: "Siz son derece güçlü, cengaver bir toplulukla savaşa davet olunacaksınız. . . Onlarla savaşırsınız yahut onlar İslam olurlar. Eğer itaat ederseniz Allah size güzel bir ecir verir. . . Fakat daha önce yüz çevirdiğiniz gibi gene döneklik yaparsanız, sizi feci bir azap ile azaplandırır. "

    Ali Bulaç

    Bedevilerden geride bırakılanlara de ki: "Siz yakında zorlu savaşçı olan bir kavme çağrılacaksınız; onlarla (ya) savaşırsınız ya da (onlar) müslüman olurlar. Bu durumda eğer itaat ederseniz, Allah, size güzel bir ecir verir; eğer bundan önce sırt çevirdiğiniz gibi (yine) sırt çevirirseniz, sizi acı bir azab ile azablandırır."

    Ali Özek ve heyeti

    Bedevîlerden (seferden) geri kalmış olanlara de ki: Siz yakında çok kuvvetli bir kavme karşı savaşmaya çağırılacaksınız. Onlarla, teslim oluncaya kadar savaşacaksınız. Eğer emre itaat ederseniz, Allah size güzel bir mükâfat verir. Ama önceden döndüğünüz gibi yine dönecek olursanız sizi acıklı bir azaba uğratır.

    Ali Rıza Safa

    Geride kalan Araplara, şunu söyle: "Çok güçlü bir topluma karşı çağırılacaksınız. Onlar teslim olana dek, onlarla savaşacaksınız. Artık, boyun eğerseniz, Allah, size güzel bir ödül verecektir. Ama daha önce döndüğünüz gibi dönerseniz, acı bir cezayla sizi cezalandıracaktır!"

    Bayraktar Bayraklı

    Bedevilerden savaştan geri kalanlara de ki: "Yakında çok güçlü bir topluma karşı savaşmaya çağırılacaksınız. Ya onlarla savaşacaksınız ya da onlar teslim olacaklar. Eğer emre itaat ederseniz, Allah size güzel bir ödül verir. Ama önceden döndüğünüz gibi yine dönecek olursanız, sizi acıklı bir azaba uğratır."

    Edip Yüksel

    Araplardan geri kalanlara De ki: "Siz çok güçlü bir topluluğa karşı çağrılacaksınız. Onlar teslim olana kadar onlarla savaşacaksınız. İtaat ederseniz ALLAH size güzel bir ödül verir. Daha önce yüz çevirdiğiniz gibi yüz çevirirseniz sizi acı bir azap ile cezalandırır.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Araplardan geri kalanlara de ki, 'Siz çok güçlü bir topluluğa karşı çağrılacaksınız. Onlar teslim olana kadar onlarla savaşacaksınız. İtaat ederseniz ALLAH size güzel bir ödül verir. Daha önce yüz çevirdiğiniz gibi yüz çevirirseniz sizi acı bir azap ile cezalandırır.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    O (savaştan) geri bırakılan bedevilere de ki: "Siz, ileride çok zorlu savaşçı bir toplulukla savaşmaya çağrılacaksınız. Onlarla savaşırsınız, yahut müslüman olurlar. Eğer itaat ederseniz, Allah size güzel bir mükafat verir ve eğer bundan önce yaptığınız gibi aksine giderseniz sizi acı bir azaba çarptınr.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    De ki o geri bırakılan a'rabilere: siz ileride şiddetli harb ehli bir kavme çağırılacaksınız, onlara muharebe edersiniz yahud müsliman olurlar. Eğer itaat ederseniz o vakıt Allah size güzel bir ecir verir ve eğer bundan evvel yaptığınız gibi aksine giderseniz sizi elim bir azab ile ta'zib eyler

    Erhan Aktaş

    Bedevi Araplardan, dipnot 1 geride kalmayı tercih edenlere de ki: "Yakında çok güçlü bir halkla savaşmaya çağrılacaksınız ya onlarla savaşırsınız ya da onlar teslim olurlar. Bundan sonra, eğer bu çağrıya uyarsanız Allah size en iyi karşılığı verir. Ama daha önce yan çizdiğiniz gibi yine yan çizecek olursanız, size acıklı bir azapla, azap eder."

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Göçebe/bedevi Araplar'dan bazıları.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Bedevi Araplardan dipnot 1 , geride kalmayı tercih edenlere de ki: "Yakında çok güçlü bir halkla savaşmaya çağrılacaksınız, ya onlarla savaşırsınız ya da onlar teslim olurlar. Bundan sonra, eğer bu çağrıya uyarsanız Allah size en iyi karşılığı verir. Ama daha önce yan çizdiğiniz gibi yine yan çizecek olursanız, size acıklı bir azapla, azap eder."

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Göçebe/bedevi Araplardan bazıları.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Araplardan dipnot 1 , geride kalmayı tercih edenlere de ki: "Yakında çok güçlü bir halkla savaşmaya çağrılacaksınız, ya onlarla savaşırsınız ya da onlar teslim olurlar. Bundan sonra, eğer bu çağrıya uyarsanız Allah size en iyi karşılığı verir. Ama daha önce yan çizdiğiniz gibi yine yan çizecek olursanız, size acıklı bir azapla, azap eder."

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Göçebe/bedevi Araplar.

    Gültekin Onan

    Bedevilerden geride bırakılanlara de ki: "Siz yakında zorlu savaşçı olan bir kavme çağrılacaksınız; onlarla (ya) savaşırsınız ya da (onlar) müslüman olurlar. Bu durumda eğer itaat ederseniz, Tanrı, size güzel bir ecir verir; eğer bundan önce sırt çevirdiğiniz gibi (yine) sırt çevirirseniz, sizi acı bir azab ile azablandırır."

    Hasan Basri Çantay

    Bedevilerden o geri bırakılanlara de ki: "Siz yakında çetin bir harb ehli olan bir kavme, siz kendileriyle muhaarebe etmek, yahut (muhaarebesiz) onlar (ın) müslüman ol (malarını sağla) mak üzere da'vet olunacaksınız. Binaen'aleyh (onlarla döğüşmek hususunda) itaat ederseniz Allah size güzel bir mükafat verir, eğer evvelce döndüğünüz gibi dönerseniz sizi elem verici bir azab ile azablandırır."

    İbni Kesir

    Bedevilerden geride bırakılanlara de ki: Siz, yakında zorlu savaşçı olan bir kavme çağrılacaksınız. Onlarla savaşırsınız veya onlar müslüman olurlar. Şayet itaat ederseniz; Allah size güzel bir ecir verir. Ama daha önce döndüğünüz gibi yine dönecek olursanız; sizi, elim bir azabla azablandırır.

    Mehmet Alagaş

    (15-16) Geride kalanlar yine ilerde ganimetleri almaya gittiğiniz zaman da (Hayber ganimetleri) diyecekler ki, bırakın bizi de sizi takip edelim / size uyalım, Allah’ın kelimelerini / kelamını yer değiştirmek isterler. (Uymak, tâ bi olmak , ganimeti içerecekse biz varız diyorlar, ganimeti olmayan hudeybiye de bu şansı kaçırdınız ) De ki asla bize tabi olmayacaksınız, Allah önceden bu şekilde dedi, onlar da bize haset ediyorsunuz / bizi kıskanıyorsunuz diyecekler, bilakis onlar, azı hariç, kavrayamıyorlar / fevkinde değiller. Bedevilerden / Araplardan geride kalanlara deki, ileride çetin ve şiddetli bir kavim için çağrılacaksınız, onlarla savaşırsınız yahut teslim olurlar (Tebük seferi , mürted müs eyleme, iran, roma olabilir deniliyor) eğer itaat ederseniz Allah size güzel bir ödül verir, eğer tıpkı önceki gibi yine yüz çevirirseniz size acıtıcı bir azapla azap edilir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Bedevilerden (seferden) geri kalanlara de ki: "Çok güçlü bir kavme karşı savaşmak için çağrılacaksınız ya da onlar Müslüman olacaklar. Eğer itaat ederseniz, Allah size güzel bir mükâfat verir. Eğer daha önce yüz çevirdiğiniz gibi yüz çevirirseniz, sizi acı bir azapla cezalandırır."

    Süleyman Ateş

    O geride kalan göçebe Araplara de ki: "Siz yakında çok kuvvetli bir kavme karşı savaşmaya davet edileceksiniz, onlarla (ya) dövüşürsünüz, yahut (onlar) müslüman olurlar. Eğer itaat ederseniz, Allah size güzel bir mükafat verir; (yok) eğer önceden döndüğünüz gibi yine dönerseniz, size acı bir şekilde azab eder.

    Süleymaniye Vakfı

    Taşralı Araplardan geride kalanlara de ki: "Siz yakında savaş gücü yüksek bir topluluğa karşı çağrılacaksınız. Ya onlarla savaşırsınız ya da onlar barış girişiminde bulunurlar dipnot 1 . Bu çağrıya içten boyun eğerseniz Allah size güzel bir ödül verir. Daha önce yüz çevirdiğiniz gibi dipnot 2 yine yüz çevirirseniz sizi acıklı bir azaba uğratır dipnot 3 .

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
    2. metne dön, dipnot 2
      Bu münafıklar Hendek savaşında, savaş meydanından çekilmiş ve müşriklerin önünü açmışlardı (Ahzab 33/12-17).
    3. metne dön, dipnot 3

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Çöl araplarından dipnot 1 o geride bırakılanlara de ki "Savaşma gücü üstün bir topluluğa karşı çağrılacaksınız. Onlarla savaşacaksınız veya (savaşmanıza gerek kalmadan)teslim de olabilirler. Bu emre(sefer çağrısına) uyarsanız Allah size güzel bir ödül verir. Daha önce yüz çevirdiğiniz gibi yine yüz çevirirseniz, sizi acıklı bir azaba uğratır.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bedevilerden.

    Şaban Britch

    Bedevilerden (seferden) geri kalanlara de ki: Çok güçlü bir kavme karşı savaşmak için çağrılacaksınız ya da onlar teslim olacaklar. Eğer itaat ederseniz Allah size güzel bir mükâfat verir. Eğer daha önce yüz çevirdiğiniz gibi yüz çevirirseniz, sizi acı bir azapla cezalandırır.

    Şaban Piriş

    Bedevilerden (seferden) geri kalanlara de ki: -Çok güçlü bir kavme karşı savaşmak için çağrılacaksınız, ya da onlar teslim olacaklar. Eğer itaat ederseniz Allah size güzel bir ödül verir. Eğer daha önce yüz çevirdiğiniz gibi yüz çevirirseniz, sizi acı bir azapla cezalandırır.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Bedevilerden, geri bırakılmış olanlara de ki: "Siz yakında çok zorlu savaş veren bir kavimle çarpışmaya çağrılacaksınız. Ya onlarla çarpışırsınız, yahut onlar Müslüman olurlar. Eğer itaat ederseniz, Allah size güzel bir ödül verecektir. Yok eğer önceden döndüğünüz gibi yüz çevirirseniz, Allah sizi acıklı bir azapla cezalandırır."

  7. Fetih suresi, 17. ayet — bütün mealleriyle aç

    Fetih suresi, 17. ayet. لَّيْسَ عَلَى ٱلْأَعْمَىٰ حَرَجٌ وَلَا عَلَى ٱلْأَعْرَجِ حَرَجٌ وَلَا عَلَى ٱلْمَرِيضِ حَرَجٌ وَمَن يُطِعِ ٱللَّهَ وَرَسُولَهُۥ يُدْخِلْهُ جَنَّٰتٍ تَجْرِى مِن تَحْتِهَا ٱلْأَنْهَٰرُ وَمَن يَتَوَلَّ يُعَذِّبْهُ عَذَابًا أَلِيمًا

    Diyanet İşleri

    Köre güçlük yoktur, topala güçlük yoktur, hastaya güçlük yoktur. (Bunlar savaşa katılmak zorunda değillerdir.) Kim Allah'a ve Peygamberine itaat ederse, Allah onu, içlerinden ırmaklar akan cennetlere koyar. Kim de yüz çevirirse, onu elem dolu bir azaba uğratır.

    Mehmet Okuyan

    Görme engelliye zorluk yoktur; topala zorluk yoktur; hastaya da zorluk yoktur. dipnot 1 Kim Allah'a ve Elçisine gönülden itaat ederse (Allah) onu, altlarından ırmaklar akan cennetlere yerleştirir. Kim de yüz çevirirse ona elem verici bir şekilde azap eder.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Benzer mesaj: Nûr 24:61.

    Mustafa İslamoğlu

    Gözleri görmeyene, ayağı sakat olana ve hastaya (Allah yolunda savaşamadığı için) bir sorumluluk yoktur; ama kim Allah'a ve Rasulü'ne itaat ederse, onu zemininden ırmaklar çağlayan cennetlere koyacağız, kim de yüz çevirirse elim bir azab ile cezalandıracağız.

    Muhammed Esed

    Körün, topalın ve hastanın (Allah yolunda savaşmaktan uzak kalmalarından dolayı) bir sorumlulukları yoktur; ama her kim (fiilen veya kalben) Allah'ın ve Elçisi(nin çağrısı)na uyarsa Allah onu içinden ırmakların geçtiği cennetlere sokacaktır; kim de yüz çevirirse onu büyük bir azaba çarptıracaktır.

    Ahmed Hulusi

    Köre, topala ve hasta olana zorlama yoktur! Kim itaat ederse Allah ve Rasulüne, onu altından ırmaklar akan cennetlere sokar. . . Kim de yüz çevirirse (Allah) onu feci bir azapla azaplandırır.

    Ali Bulaç

    Kör olana güçlük (sorumluluk) yoktur, topal olana güçlük yoktur, hasta olana da güçlük yoktur. Kim Allah'a ve Resulü'ne itaat ederse, (Allah) onu, altından ırmaklar akan cennetlere sokar. Kim de sırt çevirirse, onu acı bir azab ile azablandırır.

    Ali Özek ve heyeti

    Köre vebal yoktur, topala da vebal yoktur, hastaya da vebal yoktur. (Bunlar savaşa katılmak zorunda değildirler.) Kim Allah'a ve Peygamberine itaat ederse, Allah onu altından ırmaklar akan cennetlere sokar. Kim de geri kalırsa, onu acı bir azaba uğratır.

    Ali Rıza Safa

    Kör için yükümlülük yoktur, topal için yükümlülük yoktur, sağlığı bozuk olan için de yükümlülük yoktur. Allah'a ve O'nun elçisine kim bağlı kalırsa, Allah, altlarından ırmaklar akan cennetlere onu yerleştirecektir. Kim de yüz çevirirse, acı bir cezayla onu cezalandıracaktır.

    Bayraktar Bayraklı

    Gözleri görmeyene, sakat olana veya hasta olana, savaşa katılmamakta bir vebal yoktur. Kim Allah'a ve Peygambere itaat ederse, Allah onu içinden ırmaklar akan cennetlere koyacaktır. Kim de yüz çevirirse, onu da acıklı bir ceza ile cezalandıracaktır.

    Edip Yüksel

    Köre bir güçlük yoktur, felçliye bir güçlük yoktur, hastaya da bir güçlük yoktur. Kim ALLAH'a ve elçisine uyarsa, O onu içinden ırmaklar akan bahçelere sokar. Kim yüz çevirirse onu da acı bir biçimde cezalandırır.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Köre bir güçlük yoktur, felçliye bir güçlük yoktur, hastaya da bir güçlük yoktur. Kim ALLAH'a ve elçisine uyarsa, O onu içinden ırmaklar akan cennetlere sokar. Kim yüz çevirirse onu da acı bir biçimde cezalandırır.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Köre sorumluluk yoktur, aksağa sorumluluk yoktur, hastaya da sorumluluk yoktur. Bununla beraber, her kim Allah'a ve peygamberine itaaat ederse, onu altından ırmaklar akan cennetlere koyar. Kim de aksine giderse onu da acı bir azap ile cezalandırır.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    A'maya harec yok, aksağa da harec yok, hastaya da harec yok. Bununla beraber her kim Allaha ve Resulüne itaat eylerse onu altından ırmaklar akan Cennetlere kor ve her kim aksine giderse onu da elim bir azab ile ta'zib eyler.

    Erhan Aktaş

    Köre bir sınırlama yoktur. Sakat olana bir sınırlama yoktur. Hasta olana bir sınırlama yoktur. dipnot 1 Kim Allah'a ve Resul'üne itaat ederse, dipnot 2 Allah, onları içinden ırmaklar akan Cennetlere koyar. Kim de yan çizerse, ona acıklı bir azapla azap eder.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu kimseler diledikleri gibi hareket edebilirler. Size sıkıntı verecekler diye ayırımcılık yapmayın.
    2. metne dön, dipnot 2
      Bkz. 47:33. ayetin dipnotu.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Köre bir sınırlama yoktur. Sakat olana bir sınırlama yoktur. Hasta olana bir sınırlama yoktur. dipnot 1 Kim Allah'a ve Resul'üne itaat ederse, dipnot 2 Allah, onları içinden ırmaklar akan Cennetlere koyar. Kim de yan çizerse, ona acıklı bir azapla azap eder.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu kimseler diledikleri gibi hareket edebilirler. Size sıkıntı verecekler diye ayırımcılık yapmayın.
    2. metne dön, dipnot 2
      Bkz. 3:32. Ayetin dipnotu.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Kör, topal ve hasta olanların savaşa katılma sorumlulukları yoktur. Kim Allah'a ve Rasul'üne itaat ederse dipnot 1 , Allah, onları içinden ırmaklar akan Cennetlere koyar. Kim de yan çizerse, ona acıklı bir azapla azap eder.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Allah ve Rasul'ünün çağrısına uyarsa.

    Gültekin Onan

    Kör olana güçlük (sorumluluk) yoktur, topal olana güçlük yoktur, hasta olana da güçlük yoktur. Kim Tanrı'ya ve Resulü'ne itaat ederse, (Tanrı) onu altından ırmaklar akan cennetlere sokar. Kim de sırt çevirirse, onu acı bir azab ile azablandırır.

    Hasan Basri Çantay

    A'maaya (muhaarebeden geri kalmak hususunda) vebal yok. Topala vebal yok. Hastaya vebal yok. Kim Allaha ve resulüne itaat ederse (Allah) onu altlarından ırmaklar akan cennetlere sokar. Kim geri kalırsa onu da elem verici bir azab ile azablandırır.

    İbni Kesir

    Gözü kör olana vebal yok. Topala da vebal yok, hastaya da vebal yok. Kim, Allah'a ve peygamberine itaat ederse; onu altlarından ırmaklar akan cennetlere sokar. Kim de geri kalırsa; onu elim bir azab ile azablandırır.

    Mehmet Alagaş

    (17) Kör için bir zorluk / haraç yoktur (Haraç zorla alınan para) topala / aksağa zorluk yoktur, hastaya zorluk yoktur, her kim Allah’a ve Resule itaat ederse, altlarından nehirler akan cennetlere onu sokar, kim de yüz çevirirse, ona da acıtıcı bir azapla azap eder.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Kör olana güçlük (sorumluluk) yoktur, topal olana güçlük yoktur ve hasta olana da güçlük yoktur. Kim Allah'a ve resulüne itaat ederse, (Allah) onu, altından ırmaklar akan cennetlere sokar. Kim de yüz çevirirse onu da acı bir azapla cezalandırır.

    Süleyman Ateş

    Köre güçlük yoktur, topala güçlük yoktur, hastaya güçlük yoktur. (Bunlar savaşa katılmak zorunda değillerdir.) Kim Allah'a ve Elçisine ita'at ederse (Allah) onu, altından ırmaklar akan cennetlere sokar. Kim de yüz çevirirse onu da acı bir azaba uğratır.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Köre sıkıntı yok, topala sıkıntı yok, hastaya da sıkıntı yoktur. Kim Allah'a ve elçisine boyun eğerse onu, içlerinden ırmaklar akan cennetlere sokar. Kim de yüz çevirirse onu da acıklı bir azaba sokar.

    Şaban Britch

    Köre bir günah yoktur. Topala da bir günah yoktur. Hastaya da bir günah yoktur. Kim, Allah’a ve Rasûl'üne itaat ederse onu altından ırmaklar akan cennetlere sokar. Kim de yüz çevirirse onu da acı bir azapla cezalandırır.

    Şaban Piriş

    Köre bir günah yoktur. Topala da bir günah yoktur. Hastaya da bir günah yoktur. Kim, Allah'a ve Resulüne itaat ederse onu alt taraflarından ırmaklar akan cennetlere koyar. Kim de yüz çevirirse onu da acı bir azapla cezalandırır.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Köre zorlama yoktur, topala zorlama yoktur, hastaya da zorlama yoktur. Kim Allah'a ve resulüne itaat ederse, Allah onu altından ırmaklar akan cennetlere koyar. Kim de yüz çevirirse, Allah onu acıklı bir azapla cezalandırır.

Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. Öntanımlı açık dört meal öncelik sırasına göredir; listeden hepsi açılabilir.