Furkân suresi · 35–44. ayetler

Mûsâ, Nûh, Âd ve Semûd; nefsini ilah edinen

Bu bölümün ayetleri 4 mealde yan yana açılıyor; yukarıdaki listeden 27 Türkçe mealin herhangi birini açıp kapatabilirsiniz. Aralarındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz.

Hangi mealler görünsün? 4 / 27 açık

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir bölüme geçince öntanımlıya döner. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

  1. Furkân suresi, 35. ayet — bütün mealleriyle aç

    Furkân suresi, 35. ayet. وَلَقَدْ ءَاتَيْنَا مُوسَى ٱلْكِتَٰبَ وَجَعَلْنَا مَعَهُۥٓ أَخَاهُ هَٰرُونَ وَزِيرًا

    Diyanet İşleri

    Andolsun, Biz, Musa'ya Kitab'ı (Tevrat'ı) verdik ve kardeşi Harun'u da ona yardımcı kıldık.

    Mehmet Okuyan

    Yemin olsun ki Musa'ya Kitabı vermiştik; beraberindeki kardeşi Harun'u ona yardımcı yapmıştık.

    Mustafa İslamoğlu

    Doğrusu, yine Biz Musa'ya ilahi mesajı gönderdik. Kardeşi Harun'u da onun yanına yardımcı olarak verdik.

    Muhammed Esed

    Gerçek şu ki, (Muhammed'den çok önce) Biz Musa'ya da kitap verdik ve kardeşi Harun'u görevinde o'na yardımcı kıldık;

    Ahmed Hulusi

    Andolsun ki, Musa'ya Hakikat bilgisi ve uygulama kurallarını verdik ve Onunla beraber kardeşi Harun'u da yardımcısı kıldık.

    Ali Bulaç

    Andolsun, biz Musa'ya kitabı verdik ve onunla birlikte kardeşi Harun'u yardımcı kıldık.

    Ali Özek ve heyeti

    Andolsun biz Musa'ya Kitab'ı verdik, kardeşi Harun'u da ona yardımcı yaptık.

    Ali Rıza Safa

    Ayrıca, gerçek şu ki, Musa'ya, Kitap verdik ve Onunla birlikte, kardeşi Harun'u yardımcı yaptık.

    Bayraktar Bayraklı

    Andolsun biz, Musa'ya kitabı verdik, kardeşi Harun'u da ona yardımcı tayin ettik.

    Edip Yüksel

    Biz Musa'ya kitabı vermiş ve kardeşi Harun'u da kendisine yardımcı olarak atamıştık.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Biz Musa'ya kitabı vermiş ve kardeşi Harun'u da kendisine yardımcı olarak atamıştık.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Andolsun ki, Musa'ya Kitab'ı verdik, kardeşi Harun'u da yardımcısı yaptık.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Celalim hakkı için Musaya o kitabı verdik, biraderi Harunu da maıyyetinde vezir yaptık

    Erhan Aktaş

    Ant olsun ki Musa'ya Kitap'ı verdik. Ve kardeşi Harun'u da ona yardımcı yaptık.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Ant olsun ki Musa'ya kitabı verdik. Ve kardeşi Harun'u da ona yardımcı yaptık.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Ant olsun ki Musa'ya kitabı verdik. Ve kardeşi Harun'u da ona yardımcı yaptık.

    Gültekin Onan

    Andolsun, biz Musa'ya kitabı verdik ve onunla birlikte kardeşi Harun'u yardımcı kıldık.

    Hasan Basri Çantay

    Andolsun biz Musaya o kitabı verdik. Biraderi Harunu da maiyyetine vezir yapdık.

    İbni Kesir

    Andolsun ki; Biz, Musa'ya kitabı verdik. Kardeşi Harun'u da kendisine vezir yaptık.

    Mehmet Alagaş

    (35-44) Biz kesinlikle Musa’ya kitap verdik onunla beraber kardeşi Harun ’u sorumlu yaptık / vezir yaptık. İkinizde ayetlerimizi yalanlayan topluluğa / kavme gidin dedik. Onları mahvederek imha ettik. Nuh kavmini de zira Resulleri yalanladılar, bizde onları suda boğduk, onları insanlara delil / gösterge / ayet yaptık. Zalimler için elem verici /acıtıcı bir azap hazırladık. Ad ve Semud ve de Ress halkını da ve bunlar arasında geçmiş çok sayıda memleketleri. Onların hepsini sana örnek olması için verdik, hepsini kırıp geçirdik. Kötü bir yağmurla s ulanan memlekete u laştılar, Orada herhangi bir şeyler görebildiler mi? Onlar t ekrardan dönüp çoğaltılıp yayılmayı ümit etmiyorlardı. Seni gördükleri zaman alaya alıyorlar, R esul olarak Allah bunu mu yaratmış? Eğer kararlı bir şekilde durmasaydık, neredeyse ilahlarımızdan bizi saptıracaktı diyorlar. İleride azabı gördüklerinde kimin yoldan saptığını bilecekler. Keyfini / Hevasını ilah edineni gördün mü? Sen mi ona vekil olacaksın? Ya da onların çoğunun işiteceğini yahut akıl edeceğini mi değerlendiriyorsun / hesap ediyorsun, onlar ancak hayvanlar gibidirler üstelik daha da sapıktırlar.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Andolsun, biz, Mûsâ'ya ’ya Kitabı (Tevrat’ı) verdik ve kardeşi Harun’u da ona yardımcı kıldık.

    Süleyman Ateş

    Andolsun biz Musa'ya Kitabı verdik ve kardeşi Harun'u kendisinin yanında vezir yaptık.

    Süleymaniye Vakfı

    Musa'ya Kitabı verdik. Kardeşi Harun'u da ona yardımcı yaptık.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Musa'ya Kitabı verdik. Kardeşi Harun'u da ona yardımcı yaptık.

    Şaban Britch

    Musa’ya da kitap vermiş, kardeşi Harun’u da ona vezir yapmıştık.

    Şaban Piriş

    Musa'ya da kitap vermiş, kardeşi Harun'u da ona vezir yapmıştık.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Yemin olsun ki, biz Musa'ya Kitap verdik. Kardeşi Harun'u da onun yanında vezir yaptık.

  2. Furkân suresi, 36. ayet — bütün mealleriyle aç

    Furkân suresi, 36. ayet. فَقُلْنَا ٱذْهَبَآ إِلَى ٱلْقَوْمِ ٱلَّذِينَ كَذَّبُوا۟ بِـَٔايَٰتِنَا فَدَمَّرْنَٰهُمْ تَدْمِيرًا

    Diyanet İşleri

    Onlara, "Ayetlerimizi yalanlayan topluluğa gidin" dedik. Nihayet o kavmi yerle bir ettik.

    Mehmet Okuyan

    (Onlara) "Ayetlerimizi yalanlayan o kavme gidin!" demiştik. Sonunda (inkârcıları) yerle bir etmiştik.

    Mustafa İslamoğlu

    Ve "Siz ikiniz, ayetlerimizi yalanlayan malum topluluğa gidiniz" dedik. Ancak bundan sonra(dır ki) onları yerle bir ettik.

    Muhammed Esed

    ve onlara: "Siz ikiniz mesajlarımızı yalanlayan (şu toplumu uyarmay)a gidin!" dedik. Ama sonunda, o (günahkar toplumun) insanlarını kırıp geçirdik.

    Ahmed Hulusi

    Sonra da dedik ki: "Varlıklarındaki işaretlerimizi yalanlayan o topluma gidin ikiniz!" Nihayet onları perişan ettik!

    Ali Bulaç

    Böylece onlara: "Ayetlerimizi yalanlayan kavme gidin" dedik; sonunda onları (Firavun ve çevresini) kökünden darmadağın ettik.

    Ali Özek ve heyeti

    «Âyetlerimizi yalan sayan kavme gidin» dedik. Sonunda, (yola gelmediklerinden) onları yerle bir ediverdik.

    Ali Rıza Safa

    "Artık, ayetlerimizi yalanlayan topluma gidin!" dedik. Sonunda, onları yıkıma uğrattık.

    Bayraktar Bayraklı

    Demiştik ki: "Ayetlerimizi yalanlayan o topluma gidiniz!" Sonunda biz onları yerle bir ettik.

    Edip Yüksel

    "Siz ikiniz, ayetlerimizi yalanlayan şu topluma gidin" dedik. Bunun ardından onları yakıp yok ettik.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    'Siz ikiniz, ayetlerimizi yalanlayan şu topluma gidin,' dedik. Bunun ardından onları yakıp yok ettik.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Haydi ayetlerimizi yalan diyen o kavme gidin! dedik; sonunda o kavmi yerle bir ederek helak ettik.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Haydi ayetlerimizi tekzib eden o kavme gidiniz, dedik, binnetice o kavmi tedmir ederek helak ettik

    Erhan Aktaş

    Sonra da "Ayetlerimizi yalanlayan o halka gidin." dedik. Sonunda da onları helak ederek yok ettik.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Sonra da "Ayetlerimizi yalanlayan o halka gidin." dedik. Sonunda da onları helak ederek yok ettik.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Sonra da "Ayetlerimizi yalanlayan o topluma gidin." dedik. Sonunda da onları helak ederek yok ettik.

    Gültekin Onan

    Böylece onlara: "Ayetlerimizi yalanlayan kavme gidin" dedik; sonunda onları (Firavun ve çevresini) kökünden darmadağın ettik.

    Hasan Basri Çantay

    "(Haydi) ayetlerimizi yalan sayan o kavme gidin" dedik, neticede onları tam bir helak ile imhaa etdik (edeceğiz).

    İbni Kesir

    Ayetlerimizi yalanlayan kavme gidin, dedik. Neticede o kavmi yerle bir ettik.

    Mehmet Alagaş

    (35-44) Biz kesinlikle Musa’ya kitap verdik onunla beraber kardeşi Harun ’u sorumlu yaptık / vezir yaptık. İkinizde ayetlerimizi yalanlayan topluluğa / kavme gidin dedik. Onları mahvederek imha ettik. Nuh kavmini de zira Resulleri yalanladılar, bizde onları suda boğduk, onları insanlara delil / gösterge / ayet yaptık. Zalimler için elem verici /acıtıcı bir azap hazırladık. Ad ve Semud ve de Ress halkını da ve bunlar arasında geçmiş çok sayıda memleketleri. Onların hepsini sana örnek olması için verdik, hepsini kırıp geçirdik. Kötü bir yağmurla s ulanan memlekete u laştılar, Orada herhangi bir şeyler görebildiler mi? Onlar t ekrardan dönüp çoğaltılıp yayılmayı ümit etmiyorlardı. Seni gördükleri zaman alaya alıyorlar, R esul olarak Allah bunu mu yaratmış? Eğer kararlı bir şekilde durmasaydık, neredeyse ilahlarımızdan bizi saptıracaktı diyorlar. İleride azabı gördüklerinde kimin yoldan saptığını bilecekler. Keyfini / Hevasını ilah edineni gördün mü? Sen mi ona vekil olacaksın? Ya da onların çoğunun işiteceğini yahut akıl edeceğini mi değerlendiriyorsun / hesap ediyorsun, onlar ancak hayvanlar gibidirler üstelik daha da sapıktırlar.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Onlara: “Ayetlerimizi yalanlayan topluluğa gidin.” dedik. Nihayet o kavmi yerle bir ettik.

    Süleyman Ateş

    "Ayetlerimizi yalanlayan kavme gidin," dedik. (Onlara gittiler. Onlar, kendilerine gelen bu elçilerimizi kabul etmeyince biz) de onları yıkıp yok ettik.

    Süleymaniye Vakfı

    O ikisine: "Ayetlerimiz karşısında yalana sarılan şu topluluğa gidin." dedik. Sonunda onları yerle bir ettik.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    "Ayetlerimiz karşısında yalan söyleyen şu topluma gidin" dedik. İşin sonunda o toplumu yerle bir ettik.

    Şaban Britch

    Onlara: Ayetlerimizi yalanlayan kavme gidin, demiştik; sonra da o kavmi yerle bir etmiştik.

    Şaban Piriş

    Onlara: -Ayetlerimizi yalanlayan kavme gidin, demiştik; sonra da o kavmi yerle bir etmiştik.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Ardından şöyle dedik: "Ayetlerimizi yalanlayan topluluğa gidin." Biraz sonra da o topluluğu yerle bir ettik.

  3. Furkân suresi, 37. ayet — bütün mealleriyle aç

    Furkân suresi, 37. ayet. وَقَوْمَ نُوحٍ لَّمَّا كَذَّبُوا۟ ٱلرُّسُلَ أَغْرَقْنَٰهُمْ وَجَعَلْنَٰهُمْ لِلنَّاسِ ءَايَةً وَأَعْتَدْنَا لِلظَّٰلِمِينَ عَذَابًا أَلِيمًا

    Diyanet İşleri

    Nuh kavmini de, Peygamberleri yalanladıkları vakit suda boğduk. Onları insanlara bir ibret yaptık ve zalimlere elem dolu bir azap hazırladık.

    Mehmet Okuyan

    Nuh kavmi de elçileri dipnot 1 yalanladıklarında onları (suda) boğmuş ve kendilerini insanlar için bir ders kılmıştık. (Ahirette de) zalimler için acıklı bir azap hazırladık.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Buradaki "elçiler"in kim olduğu önemli bir sorudur. Bazı âlimler, tercümeyi "elçiler(den birin)i yalanladıklarında" şeklinde yaparak, kastedilenin sadece Hz. Nuh olduğunu düşünmüşlerdir. Hâlbuki sadece burada değil, Şu‘arâ 26:105'te de o kavmin yalanladığı "elçiler" için [el-murselîne] kelimesi kullanılmaktadır. Hz. Nuh şeriat sahibi ilk peygamber olarak kabul edildiği için, bu tür yorumların yapıldığı kanaatindeyiz. Oysa Hz. Adem ve ondan sonra pek çok peygamber gönderilmiş olmalıdır. "Hz. Nuh'un kavminin yalanladığı elçiler", Hz. Nuh da dâhil olmak üzere "önceki bütün peygamberler" olabilir. Hatta bu ifadenin Hz. Nuh'tan "sonra gelen peygamberler"i içermesi de mümkündür.

    Mustafa İslamoğlu

    Nuh kavmi de (öyle oldu): tam da elçileri(ni) yalanladıklarında onları suya garkettik. Böylece kendilerini insanlığa ibret kıldık: zira Biz, haddi aşan herkes için can yakıcı bir ceza hazırladık.

    Muhammed Esed

    Ve Nuh toplumunu da, rasuller(den birin)i yalanladıklarında sulara gömüverdik; böylece onları bütün insanlık için ibret yaptık; çünkü Biz bütün zalimler için çok can yakıcı bir azap hazırlamışızdır!

    Ahmed Hulusi

    Nuh halkını da Rasulleri yalanladıklarında, suda boğduk ve kendilerini insanlar için bir ibret kıldık. . . Zalimler için feci bir azap hazırladık.

    Ali Bulaç

    Nuh'un kavmi de, elçileri yalanlandıklarında onları suda boğduk ve insanlar için bir ayet kıldık. Biz zulmedenlere acıklı bir azab hazırladık.

    Ali Özek ve heyeti

    Nuh kavmine gelince, peygamberleri yalancılıkla itham ettiklerinde onları, suda boğduk ve kendilerini insanlar için bir ibret yaptık. Zalimler için acıklı bir azap hazırladık.

    Ali Rıza Safa

    Nuh toplumunu da elçileri yalanladıkları zaman boğduk ve onları insanlar için bir kanıt yaptık. Haksızlık yapanlar için de acı bir ceza hazırladık.

    Bayraktar Bayraklı

    Nuh'un toplumunu da hatırla! Onlar peygamberlerini yalanladıklarında onları suda boğduk ve kendilerini insanlara ders yaptık. Zalimlere acıklı bir azap hazırladık.

    Edip Yüksel

    Benzer şekilde, Nuh'un toplumu da elçileri yalanlayınca, halk için bir ders olsun diye onları boğduk. Zalimler için acı bir ceza hazırlamışızdır.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Benzer şekilde, Nuh'un toplumu da elçileri yalanlayınca, halk için bir ders olsun diye onları boğduk. Zalimler için acı bir ceza hazırlamışızdır.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Nuh kavmini de, peygamberleri inkar ettiklerinde, suda boğduk ve kendilerini insanlara bir ibret yaptık. Zalimlere de acı bir azap hazırladık.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Nuh kavmini de Resulleri tekzib ettikleri vakıt gark edib kendilerini insanlara bir ıbret kıldık: hazırladık da zalimlere elim bir azab

    Erhan Aktaş

    Nuh'un halkı, Resuller'i yalanladıklarında suda boğduk ve onları insanlar için bir ayet dipnot 1 yaptık. Ve zalimler için acı veren bir azap hazırladık.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      İbret.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Nuh'un halkı, resulleri yalanladıklarında suda boğduk ve onları insanlar için bir ayet dipnot 1 yaptık. Ve zalimler için acı veren bir azap hazırladık.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      İbret.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Nuh'un kavmini, rasulleri yalanladıklarında suda boğduk ve onları insanlar için bir ayet dipnot 1 yaptık. Ve zalimler için acı veren bir azap hazırladık.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      İbret.

    Gültekin Onan

    Nuh'un kavmi de, elçileri yalanladıklarında onları suda boğduk ve insanlar için bir ayet kıldık. Biz zulmedenlere acıklı bir azab hazırladık.

    Hasan Basri Çantay

    Nuuh kavmini de, (evet) peygamberleri tekzib etdikleri vakit biz onları da (tufan ile) boğduk ve kendilerini insanlara bir ibret yapdık. Biz zaalimler için (daima) acıklı bir azab hazırladık.

    İbni Kesir

    Nuh kavmini de peygamberlerini yalanladıkları vakit, suda boğduk ve kendilerini insanlar için bir ayet yaptık. Zalimlere elim bir azab hazırlamışızdır.

    Mehmet Alagaş

    (35-44) Biz kesinlikle Musa’ya kitap verdik onunla beraber kardeşi Harun ’u sorumlu yaptık / vezir yaptık. İkinizde ayetlerimizi yalanlayan topluluğa / kavme gidin dedik. Onları mahvederek imha ettik. Nuh kavmini de zira Resulleri yalanladılar, bizde onları suda boğduk, onları insanlara delil / gösterge / ayet yaptık. Zalimler için elem verici /acıtıcı bir azap hazırladık. Ad ve Semud ve de Ress halkını da ve bunlar arasında geçmiş çok sayıda memleketleri. Onların hepsini sana örnek olması için verdik, hepsini kırıp geçirdik. Kötü bir yağmurla s ulanan memlekete u laştılar, Orada herhangi bir şeyler görebildiler mi? Onlar t ekrardan dönüp çoğaltılıp yayılmayı ümit etmiyorlardı. Seni gördükleri zaman alaya alıyorlar, R esul olarak Allah bunu mu yaratmış? Eğer kararlı bir şekilde durmasaydık, neredeyse ilahlarımızdan bizi saptıracaktı diyorlar. İleride azabı gördüklerinde kimin yoldan saptığını bilecekler. Keyfini / Hevasını ilah edineni gördün mü? Sen mi ona vekil olacaksın? Ya da onların çoğunun işiteceğini yahut akıl edeceğini mi değerlendiriyorsun / hesap ediyorsun, onlar ancak hayvanlar gibidirler üstelik daha da sapıktırlar.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Nûh kavmini de, peygamberleri yalanladıkları vakit suda boğduk. Onları insanlara bir ibret yaptık ve zalimlere elem dolu bir azap hazırladık.

    Süleyman Ateş

    Nuh kavmi de peygamberleri yalanladıkları vakit onları da boğduk ve onları insanlara bir ibret yaptık. Zalimlere acı bir azab hazırladık.

    Süleymaniye Vakfı

    Nuh'un halkını da… Kendilerine gelen elçileri dipnot 1 yalanlayınca onları boğduk ve insanlar için ibret yaptık. Yanlış yapanlar için acıklı bir azap hazırlamışızdır.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Nuh kavmine nebi resul yani vahiy alan elçi olarak sadece Nuh a.s. gönderilmiştir. Nuh'a (a.s.) inananlar içinden, ona inen ayetleri insanlara tebliğ eden müminler de Nuh kavmi içinde resullük yani elçilik yapmış olanlardır (Şuara 26/105).

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Elçilerini yalanlayınca Nuh'un toplumunu da yok ettik. İnsanlara ibret olacak şekilde onları boğduk. Biz, yanlış yapanlar için acıklı bir azap hazırlamışızdır.

    Şaban Britch

    Nuh Kavmi de peygamberleri yalanlamıştı da, onları suda boğarak, insanlara bir ayet kılmıştık. Zalimlere acıklı bir azap hazırladık

    Şaban Piriş

    Nuh Kavmi de peygamberleri yalanlamıştı da onları suda boğarak, insanlara bir ibret kılmıştık. Zalimlere acıklı bir azap hazırladık.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Ve Nuh kavmi... Resulleri yalanladıklarında hepsini boğup, insanlara bir ibret yaptık. Zalimler için acıklı bir azap hazırladık.

  4. Furkân suresi, 38. ayet — bütün mealleriyle aç

    Furkân suresi, 38. ayet. وَعَادًا وَثَمُودَا۟ وَأَصْحَٰبَ ٱلرَّسِّ وَقُرُونًۢا بَيْنَ ذَٰلِكَ كَثِيرًا

    Diyanet İşleri

    Ad ve Semud kavimlerini, Ress halkını ve bunların arasında pek çok nesilleri de helak ettik.

    Mehmet Okuyan

    (38, 39) Âd, Semûd, Ress halkı dipnot 1 ve bunlar arasında daha birçok nesle de örnekler vermiştik; (reddettikleri için) hepsini kırıp geçirmiştik.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      [Ress] halkının Hz. Şuayb'ın, Hanzala'nın ya da Calut'un kavmi oldukları iddia edilmektedir.

    Mustafa İslamoğlu

    Ve Ad ve Semud kavmi, Dess sakinleri ve bunlar arasında yaşamış olan bir çok nesil de (öyle oldu).

    Muhammed Esed

    Ve 'Ad toplumunu, Semud toplumunu, Ress halkını ve bunların arasında (gelip geçen) daha nice (günahkar) nesilleri (topluca cezalandırdık);

    Ahmed Hulusi

    Ad'ı (Hud a. s. ın halkı), Semud'u (Salih a. s. ın halkı), Ress (örülmemiş kuyu) ehli ve bunlar arasında pek çok nesli de. . .

    Ali Bulaç

    Ad'ı, Semud'u, Ress halkını ve bunlar arasında birçok nesilleri (yok ettik).

    Ali Özek ve heyeti

    Âd'ı, Semûd'u, Ress halkını ve bunlar arasında daha birçok nesilleri de (inkârcılıklarından ötürü helâk ettik).

    Ali Rıza Safa

    Âd, Semud ve Ress yoldaşlarını ve bunların arasında birçok kuşakları da.

    Bayraktar Bayraklı

    'Ad kavmini, Semud kavmini, Ress halkını ve bunlar arasında birçok nesli de hatırla!

    Edip Yüksel

    Ad, Semud, Res halkı ve bunların arasında birçok nesilleri de...

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Ad, Semud, Res halkı ve bunların arasında bir çok nesilleri de...

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Ad'ı, Semüd'u, Ress halkını ve bunlar arasında (gelip geçen) birçok nesilleri de (helak ettik).

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Adi de, Semudu da, Eshabı ressi de bunların arasında daha bir çok kurunu da

    Erhan Aktaş

    Ad'ı, Semud'u, Ress yandaşlarını ve bunlar arasında yaşayan daha birçok nesilleri de;

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Âd'ı, Semud'u, Ress yandaşlarını ve bunlar arasında yaşayan daha birçok nesilleri de;

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Ad'ı, Semud'u, Ress halkını ve bunlar arasında yaşayan daha birçok nesilleri de yok ettik.

    Gültekin Onan

    Ad'ı, Semud'u, Ress halkını ve bunlar arasında bir çok nesilleri yok ettik.

    Hasan Basri Çantay

    "Aad" i de, "Semuud" u da, "Ress ashaabı" nı da ve bunların arasında (geçen) bir çok (nesilleri) de (helak etdik).

    İbni Kesir

    Ad ve Semud'u da, Ress ashabını ve bunların arasında bir çok nesilleri de

    Mehmet Alagaş

    (35-44) Biz kesinlikle Musa’ya kitap verdik onunla beraber kardeşi Harun ’u sorumlu yaptık / vezir yaptık. İkinizde ayetlerimizi yalanlayan topluluğa / kavme gidin dedik. Onları mahvederek imha ettik. Nuh kavmini de zira Resulleri yalanladılar, bizde onları suda boğduk, onları insanlara delil / gösterge / ayet yaptık. Zalimler için elem verici /acıtıcı bir azap hazırladık. Ad ve Semud ve de Ress halkını da ve bunlar arasında geçmiş çok sayıda memleketleri. Onların hepsini sana örnek olması için verdik, hepsini kırıp geçirdik. Kötü bir yağmurla s ulanan memlekete u laştılar, Orada herhangi bir şeyler görebildiler mi? Onlar t ekrardan dönüp çoğaltılıp yayılmayı ümit etmiyorlardı. Seni gördükleri zaman alaya alıyorlar, R esul olarak Allah bunu mu yaratmış? Eğer kararlı bir şekilde durmasaydık, neredeyse ilahlarımızdan bizi saptıracaktı diyorlar. İleride azabı gördüklerinde kimin yoldan saptığını bilecekler. Keyfini / Hevasını ilah edineni gördün mü? Sen mi ona vekil olacaksın? Ya da onların çoğunun işiteceğini yahut akıl edeceğini mi değerlendiriyorsun / hesap ediyorsun, onlar ancak hayvanlar gibidirler üstelik daha da sapıktırlar.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Âd ve Semûd kavimlerini, Ress halkını ve bunların arasında pek çok nesilleri de helâk ettik.

    Süleyman Ateş

    Ad'ı, Semud'u, Res halkını ve bu arada daha birçok nesilleri (inkarları yüzünden helak ettik).

    Süleymaniye Vakfı

    Ad'ı, Semud'u, Res ahalisini ve bunların arasında yaşayan nice nesilleri de...

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Ad'ı, Semud'u, Res'liler dipnot 1 i ve bunların arasında yaşayan nice nesilleri de yok ettik.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      ...

    Şaban Britch

    Ad’ı da, Semud’u da, Ress halkını da, bunların arasında daha birçok nesilleri de...

    Şaban Piriş

    Ad'ı da, Semud'u da, Ress halkını da, bunların arasında daha bir çok nesilleri de...

    Yaşar Nuri Öztürk

    Ad'ı, Semud'u, Ress halkını ve bunlar arasında birçok nesilleri yere batırdık.

  5. Furkân suresi, 39. ayet — bütün mealleriyle aç

    Furkân suresi, 39. ayet. وَكُلًّا ضَرَبْنَا لَهُ ٱلْأَمْثَٰلَ وَكُلًّا تَبَّرْنَا تَتْبِيرًا

    Diyanet İşleri

    Bunların her birine misaller getirdik, (öğüt almadıkları için) hepsini kırıp geçirdik.

    Mehmet Okuyan

    (38, 39) Âd, Semûd, Ress halkı dipnot 1 ve bunlar arasında daha birçok nesle de örnekler vermiştik; (reddettikleri için) hepsini kırıp geçirmiştik.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      [Ress] halkının Hz. Şuayb'ın, Hanzala'nın ya da Calut'un kavmi oldukları iddia edilmektedir.

    Mustafa İslamoğlu

    Önce her birinin önüne ibretlik örnekler koyduk; sonra hepsini paramparça edip mahvettik.

    Muhammed Esed

    oysa, her birine uyarıcı dersler vermiştik; ama (bunlara aldırış etmeyince) hepsini yerle bir ettik.

    Ahmed Hulusi

    Onların her biri için dersler vermiştik. . . (Sonunda) hepsini kırdık geçirdik.

    Ali Bulaç

    Biz (onlardan) her birine örnekler verdik ve her birini darmadağın edip mahvettik.

    Ali Özek ve heyeti

    Onların her birine (uymaları için) misaller getirdik; (ama öğüt almadıkları için) hepsini kırdık geçirdik.

    Ali Rıza Safa

    Tümüne örnekler verdik ve tümünü kırıp geçirdik.

    Bayraktar Bayraklı

    Bunların her birini bilinen örneklerle uyarıp, hepsini helak ettik.

    Edip Yüksel

    Hepsine yeterli örnekler vermiştik, sonunda hepsini kırdık geçirdik.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Hepsine yeterli örnekler vermiştik, sonunda hepsini kırdık geçirdik

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Ki onların her birine öğüt olarak örnekler vermiştik; (sonunda) her birini mahv ve perişan ettik de ettik.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Ki her birine nasıyhat olarak emsal anlatmıştık ve her birini mahv-ü perişan ettik de ettik

    Erhan Aktaş

    Ve onların hepsini örneklerle uyardık ve hepsini mahvederek helak ettik.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Ve onların hepsini örneklerle uyardık ve hepsini mahvederek helak ettik.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Ve onların hepsini örneklerle uyardık ve hepsini mahvederek helak ettik.

    Gültekin Onan

    Biz (onlardan) her birine örnekler verdik ve her birini darmadağın edip mahvettik.

    Hasan Basri Çantay

    Biz (onlardan) her birine (geçmişlerden) misaller irad etdik. (Fakat peygamberlerini tekzib etdikleri için) hepsini tam bir helak ile imhaa eyledik.

    İbni Kesir

    Her birine misaller vermiştik. Ama hepsini kırdık geçirdik.

    Mehmet Alagaş

    (35-44) Biz kesinlikle Musa’ya kitap verdik onunla beraber kardeşi Harun ’u sorumlu yaptık / vezir yaptık. İkinizde ayetlerimizi yalanlayan topluluğa / kavme gidin dedik. Onları mahvederek imha ettik. Nuh kavmini de zira Resulleri yalanladılar, bizde onları suda boğduk, onları insanlara delil / gösterge / ayet yaptık. Zalimler için elem verici /acıtıcı bir azap hazırladık. Ad ve Semud ve de Ress halkını da ve bunlar arasında geçmiş çok sayıda memleketleri. Onların hepsini sana örnek olması için verdik, hepsini kırıp geçirdik. Kötü bir yağmurla s ulanan memlekete u laştılar, Orada herhangi bir şeyler görebildiler mi? Onlar t ekrardan dönüp çoğaltılıp yayılmayı ümit etmiyorlardı. Seni gördükleri zaman alaya alıyorlar, R esul olarak Allah bunu mu yaratmış? Eğer kararlı bir şekilde durmasaydık, neredeyse ilahlarımızdan bizi saptıracaktı diyorlar. İleride azabı gördüklerinde kimin yoldan saptığını bilecekler. Keyfini / Hevasını ilah edineni gördün mü? Sen mi ona vekil olacaksın? Ya da onların çoğunun işiteceğini yahut akıl edeceğini mi değerlendiriyorsun / hesap ediyorsun, onlar ancak hayvanlar gibidirler üstelik daha da sapıktırlar.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Bunların her birine misaller getirdik, (öğüt almadıkları için) hepsini kırıp geçirdik.

    Süleyman Ateş

    Hepsine de (uyarmak için) misaller (geçmişlerden hikayeler) anlattık. (Öğüt almayıp küfürlerinde ısrar edince biz de) hepsini helak ettik.

    Süleymaniye Vakfı

    Hepsine de ders alacakları örnekler verdik. (Ama dinlemeyince) hepsini kırıp geçirdik.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Hepsine örnek alacakları bu olayları dipnot 1 anlatmıştık. Hepsini de kırdık geçirdik.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      el emsale: Elif Lam'lı olduğundan bu örnekler bahse konu örnekler yani bu Kitap'ta da verilmiş olan örneklerdir.

    Şaban Britch

    Bunlardan her birine örnekler göstermiş ve hepsini de baştan başa kırıp helak ettik.

    Şaban Piriş

    Bunlardan her birine örnekler göstermiş ve hepsini de baştan başa kırıp geçirmiştik.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Bunların her birine türlü türlü örnekler verdik. Ve bunların hepsini perişan edip batırdık.

  6. Furkân suresi, 40. ayet — bütün mealleriyle aç

    Furkân suresi, 40. ayet. وَلَقَدْ أَتَوْا۟ عَلَى ٱلْقَرْيَةِ ٱلَّتِىٓ أُمْطِرَتْ مَطَرَ ٱلسَّوْءِ أَفَلَمْ يَكُونُوا۟ يَرَوْنَهَا بَلْ كَانُوا۟ لَا يَرْجُونَ نُشُورًا

    Diyanet İşleri

    Andolsun, senin kavmin, bela yağmuruna tutularak yok edilen kente uğramışlardır. Yoksa onu görmüyorlar mıydı (ki ibret almadılar)? Hayır! (Görüyorlardı fakat) tekrar dirilmeyi ummuyorlardı.

    Mehmet Okuyan

    Yemin olsun ki (müşrikler) bela yağmuruna tutulmuş olan o şehre (Sodom'a) elbette uğramışlardır. Orayı (orada olup biteni) hiç mi görmediler? Hayır! Onlar diriltilmeyi ummuyorlar.

    Mustafa İslamoğlu

    Doğrusu bu (vahyin muhatapları), bela sağanağına yakalanan kente uğramış olmalılar. Şimdi orada olup biteni(n iç yüzünü) görmediler, öyle mi? Yoo! Onlar asıl öldükten sonra yeniden dirilerek (hesap vermekten) hazzetmiyorlar.

    Muhammed Esed

    Bu (Bizim mesajlarımızı inkar edenler) o cezalandırıcı yağmura tutulan şehri görmüş olmalılar; peki orada olup biteni fark etmediler mi? Hayır, bunlar ölümden sonra kalkışı beklemiyorlar!

    Ahmed Hulusi

    Andolsun ki bela yağmuruna tutulmuş o şehre (Lut kavminin helak olduğu yere) uğradılar. . . Acaba onu görmediler mi? Hayır! Onlar ölüm sonrasında dirilişi, aslına dönüşü ummuyorlardı!

    Ali Bulaç

    Andolsun, onlar, üstüne felaket yağmuru yağdırılmış bulunan o ülkeye uğramışlardır; yine de onu görmüyorlar mıydı? Hayır, onlar dirilmeyi ummuyorlardı.

    Ali Özek ve heyeti

    (Rasûlüm!) Andolsun (bu Mekkeli putperestler), belâ ve felâket yağmuruna tutulmuş olan o beldeye uğramışlardır. Peki onu görmüyorlar mıydı? Hayır, onlar öldükten sonra dirilmeyi ummamaktadırlar,

    Ali Rıza Safa

    Üstelik gerçek şu ki, yıkım yağmuruna tutulan kente uğramışlardı. Yine de onu görmüyorlar mı? Hayır! Yeniden dirileceklerini düşünmüyorlar.

    Bayraktar Bayraklı

    Andolsun müşrikler, felaket yağmurunun helak ettiği o ülkeye uğradılar. Orayı görmediler mi? Doğrusu onlar, öldükten sonra dirileceklerini beklemiyorlardı.

    Edip Yüksel

    Felaket yağmuruna tutulmuş bulunan ülkenin (Sodom) yanından geçmiş bulunuyorlar. Onu görmediler mi? Aslında onlar yeniden dirilme gerçeğini onaylamıyorlardı.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Felaket yağmuruna tutulmuş bulunan ülkenin (Sodom) yanından geçmiş bulunuyorlar. Onu görmediler mi? Aslında onlar yeniden dirilmeye inanmıyorlardı.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Andolsun ki, o afet yağmuruna tutulan memlekete de vardılar. Artık onu da görüyor değiller mi? Doğrusu yeniden dirilmeyi ümit etmiyorlar, uyanmak istemiyorlardı.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Celalim hakkı için o fenalık yağmuruna tutulan karyeye de vardılar, artık onu görüyor değiller miydi? Doğrusu nüşur arzu etmiyorlar, uyanmak istemiyorlardı

    Erhan Aktaş

    Ve ant olsun ki onlar, felaket yağmuru yağdırılmış olan beldeye vardılar. Peki, onu da mı görmediler? Aksine onlar, öldükten sonra dirilmeyi beklemiyorlar.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Ve ant olsun ki onlar, felaket yağmuru yağdırılmış olan beldeye vardılar. Peki, onu da mı görmediler? Aksine onlar, öldükten sonra dirilmeyi beklemiyorlar.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Ve ant olsun ki onlar, felaket yağmuru yağdırılmış olan beldeye vardılar. Peki, onu da mı görmediler? Aksine onlar, öldükten sonra dirilmeyi beklemiyorlar.

    Gültekin Onan

    Andolsun, onlar, üstüne felaket yağmuru yağdırılmış bulunan o ülkeye uğramışlardır; yine de onu görmüyorlar mıydı? Hayır, onlar dirilmeyi ummuyorlardı.

    Hasan Basri Çantay

    Andolsun ki onlar (Mekkeliler) bela (ve felaket) yağmuruna tutulan o beldeye uğramışlardır. (Peki) onu da görmüyorlar mıydı? Hayır, onlar (öldükden sonra tekrar) dirilmeyi ummazlar.

    İbni Kesir

    Andolsun ki; onlar, bela yağmuruna tutulmuş olan kasabaya uğramışlardır. Onu görmediler mi? Hayır, onlar tekrar dirileceklerini ummazlar.

    Mehmet Alagaş

    (35-44) Biz kesinlikle Musa’ya kitap verdik onunla beraber kardeşi Harun ’u sorumlu yaptık / vezir yaptık. İkinizde ayetlerimizi yalanlayan topluluğa / kavme gidin dedik. Onları mahvederek imha ettik. Nuh kavmini de zira Resulleri yalanladılar, bizde onları suda boğduk, onları insanlara delil / gösterge / ayet yaptık. Zalimler için elem verici /acıtıcı bir azap hazırladık. Ad ve Semud ve de Ress halkını da ve bunlar arasında geçmiş çok sayıda memleketleri. Onların hepsini sana örnek olması için verdik, hepsini kırıp geçirdik. Kötü bir yağmurla s ulanan memlekete u laştılar, Orada herhangi bir şeyler görebildiler mi? Onlar t ekrardan dönüp çoğaltılıp yayılmayı ümit etmiyorlardı. Seni gördükleri zaman alaya alıyorlar, R esul olarak Allah bunu mu yaratmış? Eğer kararlı bir şekilde durmasaydık, neredeyse ilahlarımızdan bizi saptıracaktı diyorlar. İleride azabı gördüklerinde kimin yoldan saptığını bilecekler. Keyfini / Hevasını ilah edineni gördün mü? Sen mi ona vekil olacaksın? Ya da onların çoğunun işiteceğini yahut akıl edeceğini mi değerlendiriyorsun / hesap ediyorsun, onlar ancak hayvanlar gibidirler üstelik daha da sapıktırlar.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Muhakkak onlar belâ yağmuruna tutulan beldeye uğramışlardır. Acaba bunlar orayı görmediler miydi? Hayır! onlar tekrar dirilmeyi ummuyorlardı.

    Süleyman Ateş

    (Şu Kureyş müşrikleri) bela yağmuruna tutulan, (üstüne taş yağdırılan) kente vardılar. Onun durumunu görmüyorlar mıydı (ki ibret alsınlar)? Hayır, onlar (öldükten sonra) tekrar dirilip kalkmayı ummuyorlar.

    Süleymaniye Vakfı

    Bunlar, felaket yağdırılmış o yerlere elbette uğradılar; oraların halini görmediler mi dipnot 1 ? Aslında bunlar, tekrar dirilme konusuna ilgi duymuyorlar dipnot 2 .

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Önceki milletlerin helak edilmelerine ait kanıtlar bugün bile görülebilmektedir. Volkanik patlamalar ve büyük depremler gibi olaylara ait bu kanıtlar bugün bile gözlemlenebilmektedir (Hicr 15/74-76, Saffat 37/137-138).
    2. metne dön, dipnot 2

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    (Mekkeliler,) dipnot 1 Felaket yağdırılmış o yerlere elbette uğramışlardır. Şimdiye kadar oraları hiç mi görmediler dipnot 2 ? Aslında bunlar, tekrar dirilmeyi beklemiyorlar.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Cümlenin gizli öznesi nebilerin hitap ettiği o kimseler, dolayısla Mekke ve civarındakilerdir.
    2. metne dön, dipnot 2
      Önceki milletlerin helak edilmelerine ait kanıtlar bugün bile görülebilmektedir. Volkanik patlamalara ve büyük depremler gibi olaylara ait bu kanıtlar gerek turistik gerek bilimsel yöntemlerle gözlemlenebilmektedir.

    Şaban Britch

    Andolsun (bu Mekkeli müşrikler) taş yağmuruna tutulmuş olan o beldeye uğramışlardır. Peki onu görmüyorlar mıydı? Hayır, onlar yeniden dirilişi ummuyorlar.

    Şaban Piriş

    Onlar, üzerine bela yağmuru yağdırılmış bir beldeye de uğramışlardı, onu görmediler mi? Hayır, onlar yeniden dirilişi düşünmüyorlar!

    Yaşar Nuri Öztürk

    Yemin olsun, onlar o kötülük yağmuruna tutulan kente vardılar. Peki onu görmüyorlar mıydı? Hayır, onlar dirilip hesap vermeyi ummuyorlardı.

  7. Furkân suresi, 41. ayet — bütün mealleriyle aç

    Furkân suresi, 41. ayet. وَإِذَا رَأَوْكَ إِن يَتَّخِذُونَكَ إِلَّا هُزُوًا أَهَٰذَا ٱلَّذِى بَعَثَ ٱللَّهُ رَسُولًا

    Diyanet İşleri

    (41-42) Onlar seni görünce ancak eğlenceye alırlar. "Allah'ın peygamber olarak gönderdiği adam bu mu? Biz, ilahlarımıza sımsıkı sarılmasaydık neredeyse bizi ilahlarımızdan uzaklaştıracaktı" (derler.) Onlar yakında azabı gördükleri zaman, yolca kimin daha sapık olduğunu görecekler.

    Mustafa İslamoğlu

    Bir de ne zaman seni görseler, sırf seninle alay etme amacıyla "Ne yani, Allah elçi göndermek için bula bula bunu mu bulmuş?

    Muhammed Esed

    Bunun içindir ki, (ey Muhammed,) ne zaman senden söz etseler, mutlaka, "Allah'ın bize rasul olarak gönderdiği kişi bu mu?" diyerek, seni alay, eğlence konusu yapıyorlar.

    Ahmed Hulusi

    Seni gördüklerinde, "Allah'ın Rasul olarak ba's ettiği bu mudur yani!" diyerek seni alaya almaktan başka bir şey edinmezler!

    Ali Bulaç

    Seni gördükleri zaman, seni yalnızca alay konusu edinmektedirler: "Allah'ın, elçi olarak gönderdiği bu mu?"

    Ali Özek ve heyeti

    Seni gördükleri zaman: «Bu mu Allah'ın peygamber olarak gönderdiği!» diyerek hep seni alaya alıyorlar.

    Ali Rıza Safa

    Seni gördüklerinde, yalnızca alay ediyorlar: "Allah'ın elçi olarak gönderdiği bu mu?"

    Bayraktar Bayraklı

    Seni gördüklerinde, seni alaya almaktan başka bir şey yapmazlar ve şöyle derler: "Allah'ın,peygamber olarak gönderdiği bu mu?"

    Edip Yüksel

    Seni her gördüklerinde seni alaya alırlar: "ALLAH'ın elçi olarak gönderdiği kişi bu mu?"

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Seni her gördüklerinde seni alaya alırlar: 'ALLAH'ın elçi olarak gönderdiği kişi bu mu?'

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Seni gördükleri zaman da, sadece alaya alıyorlar: "Bu mu Allah'ın peygamber olarak gönderdiği?" diyorlar.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Seni de gördükleri vakıt sırf bir eğlence yerine tutuyorlar, bu mu o Allah'ın Peygamber diye gönderdiği? diyorlar

    Erhan Aktaş

    Seni gördükleri zaman: "Allah'ın Resul olarak gönderdiği bu mu?" diye alay konusu ediniyorlar.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Seni gördükleri zaman: "Allah'ın Resul olarak gönderdiği bu mu?" diye alay konusu ediniyorlar.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Seni gördükleri zaman: "Allah'ın rasul olarak gönderdiği bu mu?" diye alay konusu ediniyorlar.

    Gültekin Onan

    Seni gördükleri zaman, seni yalnızca alay konusu edinmektedirler: "Tanrı'nın elçi olarak gönderdiği bu mu?"

    Hasan Basri Çantay

    Seni gördükleri vakit "Bu mu Allahın peygamber olarak gönderdiği?" (derler), seni bir eğlenceden başka bir şey edinmezler.

    İbni Kesir

    Seni gördükleri vakit: Bu mu Allah'ın gönderdiği elçi? diye alaya almaktan başka bir şey yapmazlar.

    Mehmet Alagaş

    (35-44) Biz kesinlikle Musa’ya kitap verdik onunla beraber kardeşi Harun ’u sorumlu yaptık / vezir yaptık. İkinizde ayetlerimizi yalanlayan topluluğa / kavme gidin dedik. Onları mahvederek imha ettik. Nuh kavmini de zira Resulleri yalanladılar, bizde onları suda boğduk, onları insanlara delil / gösterge / ayet yaptık. Zalimler için elem verici /acıtıcı bir azap hazırladık. Ad ve Semud ve de Ress halkını da ve bunlar arasında geçmiş çok sayıda memleketleri. Onların hepsini sana örnek olması için verdik, hepsini kırıp geçirdik. Kötü bir yağmurla s ulanan memlekete u laştılar, Orada herhangi bir şeyler görebildiler mi? Onlar t ekrardan dönüp çoğaltılıp yayılmayı ümit etmiyorlardı. Seni gördükleri zaman alaya alıyorlar, R esul olarak Allah bunu mu yaratmış? Eğer kararlı bir şekilde durmasaydık, neredeyse ilahlarımızdan bizi saptıracaktı diyorlar. İleride azabı gördüklerinde kimin yoldan saptığını bilecekler. Keyfini / Hevasını ilah edineni gördün mü? Sen mi ona vekil olacaksın? Ya da onların çoğunun işiteceğini yahut akıl edeceğini mi değerlendiriyorsun / hesap ediyorsun, onlar ancak hayvanlar gibidirler üstelik daha da sapıktırlar.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Seni gördükleri zaman: "Bu mu Allah’ın gönderdiği elçi?" diye alay etmekten başka bir şey yapmazlar.

    Süleyman Ateş

    Seni gördükleri zaman, mutlaka seni eğlence konusu yapıyorlar; "Allah bunu mu elçi göndermiş?"

    Süleymaniye Vakfı

    Seni gördüklerinde sadece hafife alıyor şöyle diyorlar: "Allah'ın elçi olarak görevlendirdiği bu mu!

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Seni görünce sadece hafife alıyor; "Allah elçi olarak bunu mu görevlendirmiş?" diyorlar.

    Şaban Britch

    Seni gördükleri zaman: Bu mu Allah’ın gönderdiği elçi? diye alay etmekten başka bir şey yapmazlar.

    Şaban Piriş

    Seni gördükleri zaman: -Bu mu Allah'ın gönderdiği elçi? diye alay etmekten başka bir şey yapmazlar.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Seni gördüklerinde, şu şekilde alaya almaktan başka şey yapmazlar: "Allah'ın, resul olarak gönderdiği şu mu?"

  8. Furkân suresi, 42. ayet — bütün mealleriyle aç

    Furkân suresi, 42. ayet. إِن كَادَ لَيُضِلُّنَا عَنْ ءَالِهَتِنَا لَوْلَآ أَن صَبَرْنَا عَلَيْهَا وَسَوْفَ يَعْلَمُونَ حِينَ يَرَوْنَ ٱلْعَذَابَ مَنْ أَضَلُّ سَبِيلًا

    Diyanet İşleri

    (41-42) Onlar seni görünce ancak eğlenceye alırlar. "Allah'ın peygamber olarak gönderdiği adam bu mu? Biz, ilahlarımıza sımsıkı sarılmasaydık neredeyse bizi ilahlarımızdan uzaklaştıracaktı" (derler.) Onlar yakında azabı gördükleri zaman, yolca kimin daha sapık olduğunu görecekler.

    Mehmet Okuyan

    (Müşrikler) "Onları (savunmakta) kararlılık göstermemiş olsaydık, neredeyse bizi ilahlarımızın (yolundan) saptıracaktı!" (diyorlar). dipnot 1 Azabı gördüklerinde kimin yolu şaşırdığını ileride bilecekler!

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Benzer mesaj: Sâd 38:6; Mutaffifîn 83:32.

    Mustafa İslamoğlu

    Sahiden, şayet onlar üzerinde ısrar etmeseymişiz bizi ilahlarımız(ın yolun)dan saptıracakmış!" (diyorlar).Ama zaman gelecek, azabı gördüklerinde kimin daha çok yoldan sapmış olduğunu öğrenecekler.

    Muhammed Esed

    "Eğer onlara sıkıca sarılmasaydık, bizi neredeyse tanrılarımızdan uzaklaştıracaktı!" (diyorlar.) Fakat (kendilerini bekleyen) azabı gördükleri zaman (doğru) yoldan uzaklaşan kişilerin kim olduğunu öğrenecekler!

    Ahmed Hulusi

    "Eğer onlar (ilahlarımız) üzerine dirençli olmasaydık, (Rasul) neredeyse bizi tanrılarımızdan saptıracaktı". . . Azabı gördüklerinde, kimin yolunun sapmış olduğunu anlayacaklar.

    Ali Bulaç

    "Eğer onlara karşı kararlılık göstermeseydik, neredeyse bizi ilahlarımızdan saptıracaktı." Azabı görecekleri zaman, kim yol bakımından daha sapıkmış, öğreneceklerdir.

    Ali Özek ve heyeti

    «Şayet ilâhlarımıza ibadet etmekte direnmeseydik, neredeyse bizi onlardan saptıracaktı.» demektedirler. Fakat onlar azabı gördükleri zaman, asıl kimin yolunun sapık olduğunu anlayacaklardır.

    Ali Rıza Safa

    "Kararlılık göstermeseydik, neredeyse bizi tanrılarımızdan saptıracaktı!" Oysa cezayı gördükleri zaman, kimin yolunun sapkın olduğunu öğrenecekler.

    Bayraktar Bayraklı

    "Şayet tanrılarımıza inanmakta direnmeseydik, az kalsın bizi ilahlarımızdan saptıracaktı." Azabı gördükleri zaman, asıl kimin yolunun sapık olduğunu bileceklerdir!

    Edip Yüksel

    "Direnmeseydik, neredeyse bizi tanrılarımızdan saptırıp ayıracaktı." Azabı gördüklerinde kimin gerçekten sapık yolda olduğunu öğreneceklerdir.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    'Direnmeseydik, neredeyse bizi tanrılarımızdan saptırıp ayıracaktı.' Azabı gördüklerinde kimin gerçekten sapık yolda olduğunu öğreneceklerdir.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Sahi be! Az kalsın bizi tanrılarımızdan saptıracaktı, onlara tapmakta direnmemiş olsaydık! diyorlar. Fakat ileride azabı görecekleri gün kimin yolunun daha sapık olduğunu bilecekler.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Sahi be! Az kaldı bizi ma'budlarımızdan sapıtacaktı, eğer üzerlerine sebat etmesekti! diyorlar, fakat ileride bilecekler, azabı görecekleri gün: kimmiş o yolu daha sapık olan?

    Erhan Aktaş

    "Şayet ilahlarımıza bağlılıkta kararlı olmasaydık, neredeyse bizi saptırıyordu." diyorlar. Azabı gördükleri zaman kimin sapkın olduğunu bileceklerdir.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    "Şayet ilahlarımıza bağlılıkta kararlı olmasaydık, neredeyse bizi saptırıyordu." diyorlar. Azabı gördükleri zaman kimin sapkın olduğunu bileceklerdir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    "Şayet ilahlarımıza bağlılıkta kararlı olmasaydık, neredeyse bizi saptırıyordu." diyorlar. Azabı gördükleri zaman kimin sapkın olduğunu görecekler.

    Gültekin Onan

    "Eğer onlara karşı kararlılık göstermeseydik, neredeyse bizi tanrılarımızdan saptıracaktı." Azabı görecekleri zaman, kim yol bakımından daha sapıkmış öğreneceklerdir.

    Hasan Basri Çantay

    (Şöyle derler): "Hakıykat, eğer üzerlerine (düşüb) sebat göstermeseydik bizi az kaldı Tanrılarımızdan sapdıracakdı o". Onlar azabı görecekleri vakit kim yolca daha sapıkdır, yakında bilecekler.

    İbni Kesir

    Gerçekten tanrılarımız üzerinde direnmeseydik bizi az kalsın onlardan saptıracaktı, derler. Azabı gördükleri vakit, kimin yolunun sapık olduğunu bileceklerdir.

    Mehmet Alagaş

    (35-44) Biz kesinlikle Musa’ya kitap verdik onunla beraber kardeşi Harun ’u sorumlu yaptık / vezir yaptık. İkinizde ayetlerimizi yalanlayan topluluğa / kavme gidin dedik. Onları mahvederek imha ettik. Nuh kavmini de zira Resulleri yalanladılar, bizde onları suda boğduk, onları insanlara delil / gösterge / ayet yaptık. Zalimler için elem verici /acıtıcı bir azap hazırladık. Ad ve Semud ve de Ress halkını da ve bunlar arasında geçmiş çok sayıda memleketleri. Onların hepsini sana örnek olması için verdik, hepsini kırıp geçirdik. Kötü bir yağmurla s ulanan memlekete u laştılar, Orada herhangi bir şeyler görebildiler mi? Onlar t ekrardan dönüp çoğaltılıp yayılmayı ümit etmiyorlardı. Seni gördükleri zaman alaya alıyorlar, R esul olarak Allah bunu mu yaratmış? Eğer kararlı bir şekilde durmasaydık, neredeyse ilahlarımızdan bizi saptıracaktı diyorlar. İleride azabı gördüklerinde kimin yoldan saptığını bilecekler. Keyfini / Hevasını ilah edineni gördün mü? Sen mi ona vekil olacaksın? Ya da onların çoğunun işiteceğini yahut akıl edeceğini mi değerlendiriyorsun / hesap ediyorsun, onlar ancak hayvanlar gibidirler üstelik daha da sapıktırlar.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    “Eğer ilâhlarımıza sebat göstermeseydik az kalsın bizi ilâhlarımızdan saptıracaktı.” Yakında azabı gördüklerinde yolca kimin sapık olduğunu bileceklerdir.

    Süleyman Ateş

    "Eğer biz tanrılarımıza tapmakta ısrar etmeseydik, nerdeyse bizi tanrılarımızdan saptıracaktı." (diyorlar). Azabı gördükleri zaman kimin yolunun sapık olduğunu bileceklerdir.

    Süleymaniye Vakfı

    Eğer ilahlarımıza bağlılıkta sebat göstermeseydik az kalsın bizi onların yolundan saptıracaktı." (Bu kafirler) Azabı görünce, yoldan sapmış olanın kim olduğunu öğreneceklerdir.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    "Eğer direnmeseydik az kalsın bizi ilahlarımızın yolundan saptıracaktı." diyorlar. Azabı görünce yolu yanlış olanın kim olduğunu öğrenirler.

    Şaban Britch

    Eğer sabretmeseydik, az daha bizi ilahlarımızdan saptıracaktı, derler. Onlar azabı gördükleri zaman, kimin yolunun daha sapık olduğunu bilecekler.

    Şaban Piriş

    -Eğer dayanmasaydık az kalsın bizi ilahlarımızdan saptıracaktı, derler. Onlar azabı gördükleri zaman, kimin yolunun sapık olduğunu bilecekler.

    Yaşar Nuri Öztürk

    "Eğer biz kendilerine bağlılıkta sabırlı olmasaydık, bu bizi ilahlarımızdan saptıracaktı." Azabı gördüklerinde, yolca kimin daha sapık olduğunu bilecekler.

  9. Furkân suresi, 43. ayet — bütün mealleriyle aç

    Furkân suresi, 43. ayet. أَرَءَيْتَ مَنِ ٱتَّخَذَ إِلَٰهَهُۥ هَوَىٰهُ أَفَأَنتَ تَكُونُ عَلَيْهِ وَكِيلًا

    Diyanet İşleri

    Kendi nefsinin arzusunu kendisine ilah edineni gördün mü? Ona sen mi vekil olacaksın?

    Mehmet Okuyan

    Arzusunu ilahı edineni gördün mü? dipnot 1 Sen ona koruyucu olabilir misin!

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Benzer mesaj: Câsiye 45:23. Bu cümle "İlahını arzusu edineni gördün mü?" şeklinde de yorumlanabilir.

    Mustafa İslamoğlu

    Hevasını ilahı edinen kimsenin durumunu göz önüne getirsene bir! Şimde (söyle); böyle birinin sorumluluğunu sen üstlenebilir misin?

    Muhammed Esed

    Sen hiç kendi heva ve heveslerini tanrılaştıran (birin)i düşündün mü? İmdi, böyle birinden de sen mi sorumlu olacaksın?

    Ahmed Hulusi

    Hevasını (içgüdüsel dürtülerini - bedenselliğini - kuruntuladığını) Tanrı edineni gördün mü? (Mu'minun: 91, Bakara: 21). . . Sen mi ona vekil olacaksın?

    Ali Bulaç

    Kendi istek ve tutkularını (hevasını) ilah edineni gördün mü? Şimdi ona karşı sen mi vekil olacaksın?

    Ali Özek ve heyeti

    (Ey Muhammed) Kendi hevâsını ilâh edinen kimseyi gördün mü? Ona sen mi vekil olacaksın?

    Ali Rıza Safa

    Kendi bencil isteklerini, kendisine tanrı edineni görüyor musun? Sen mi ona denetmen olacaksın?

    Bayraktar Bayraklı

    Nefsinin arzusunu tanrı edineni gördün mü? Sen ona koruyucu olabilir misin?

    Edip Yüksel

    Egosunu tanrı edinen kişiyi gördün mü? Sen mi ona avukatlık edeceksin?

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Egosunu tanrı edinen kişiyi gördün mü? Sen mi ona avukatlık edeceksin?

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Gördün mü o tanrısını canının istediği edineni? Artık ona sen mi vekil olacaksın?

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Gördün mü o ilahını hevası ittihaz edeni? Artık ona sen mi vekil olacaksın

    Erhan Aktaş

    Hevasını ilah edinen dipnot 1 kimseyi görüyorsun! Onun sorumluluğunu sen üstlenebilir misin?

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Tutku, kuruntu, bencil ve çıkarcı isteklere uymak. Sahip olduğu zenginlik, makam, ün, güç, bilgi vb. imkanları imtiyaza dönüştürerek üstünlük taslamak. Vahiy yerine din adamları sınıfının uydurduğu dine uymak.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Hevasını dipnot 1 ilah edinen kimseyi görüyorsun! Onun sorumluluğunu sen üstlenebilir misin?

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Tutku, kuruntu, bencil ve çıkarcı istekler, geçici tatminler. Sahip olunan imkanları imtiyaza dönüştürmek. Vahiy yerine din adamları sınıfına ve onların uydurduklarına tabi olmak.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Hevasını dipnot 1 ilah edinen kimseyi görüyorsun! Onun sorumluluğunu sen üstlenebilir misin?

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Kuruntu ve tutkusunu. Cemaatinin, tarikatının, ruhban sınıfının, önderinin, liderinin istek ve düşüncelerini.

    Gültekin Onan

    Kendi istek ve tutkularını (hevasını) tanrı edineni gördün mü? Şimdi ona karşı sen mi vekil olacaksın?

    Hasan Basri Çantay

    Gördün mü o heva (ve heves) ini Tanrı edinen kimseyi? Şimdi onun üzerine (Habibim) sen mi bekci olacaksın?

    İbni Kesir

    Heva ve hevesini tanrı edinen kimseyi gördün mü? Şimdi onun üzerine vekil sen mi olacaksın?

    Mehmet Alagaş

    (35-44) Biz kesinlikle Musa’ya kitap verdik onunla beraber kardeşi Harun ’u sorumlu yaptık / vezir yaptık. İkinizde ayetlerimizi yalanlayan topluluğa / kavme gidin dedik. Onları mahvederek imha ettik. Nuh kavmini de zira Resulleri yalanladılar, bizde onları suda boğduk, onları insanlara delil / gösterge / ayet yaptık. Zalimler için elem verici /acıtıcı bir azap hazırladık. Ad ve Semud ve de Ress halkını da ve bunlar arasında geçmiş çok sayıda memleketleri. Onların hepsini sana örnek olması için verdik, hepsini kırıp geçirdik. Kötü bir yağmurla s ulanan memlekete u laştılar, Orada herhangi bir şeyler görebildiler mi? Onlar t ekrardan dönüp çoğaltılıp yayılmayı ümit etmiyorlardı. Seni gördükleri zaman alaya alıyorlar, R esul olarak Allah bunu mu yaratmış? Eğer kararlı bir şekilde durmasaydık, neredeyse ilahlarımızdan bizi saptıracaktı diyorlar. İleride azabı gördüklerinde kimin yoldan saptığını bilecekler. Keyfini / Hevasını ilah edineni gördün mü? Sen mi ona vekil olacaksın? Ya da onların çoğunun işiteceğini yahut akıl edeceğini mi değerlendiriyorsun / hesap ediyorsun, onlar ancak hayvanlar gibidirler üstelik daha da sapıktırlar.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Hevâ ve hevesini kendine ilâh edinen kimseyi gördün mü? O kimseye sen mi vekil olacaksın?

    Süleyman Ateş

    Arzusunu tanrı edinen kimseyi gördün mü? Onun üstüne sen mi bekçi olacaksın?

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Kendi arzusunu kendine ilah yapanı gördün mü? Ona karşı Allah'ı mı temsil edeceksin dipnot 1 ? O'na vekil mi olacaksın?

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Vekil olacaksın.

    Şaban Britch

    Arzularını ilah edinen kimseyi gördün mü? O halde sen mi onun üzerine bir koruyucu olacaksın?

    Şaban Piriş

    Arzularını ilah edinen kimseyi gördün mü? O halde sen mi koruyucu olacaksın?

    Yaşar Nuri Öztürk

    İğreti arzusunu ilah edinen kişiyi gördün mü? Şimdi ona sen mi vekil olacaksın?

  10. Furkân suresi, 44. ayet — bütün mealleriyle aç

    Furkân suresi, 44. ayet. أَمْ تَحْسَبُ أَنَّ أَكْثَرَهُمْ يَسْمَعُونَ أَوْ يَعْقِلُونَ إِنْ هُمْ إِلَّا كَٱلْأَنْعَٰمِ بَلْ هُمْ أَضَلُّ سَبِيلًا

    Diyanet İşleri

    Yoksa sen onların çoğunun (söz) dinleyeceklerini yahut akıllarını kullanacaklarını mı sanıyorsun? Onlar hayvanlar gibidirler, belki yolca onlardan daha da şaşkındırlar.

    Mehmet Okuyan

    Yoksa sen onların çoğunun gerçeği dinleyeceğini veya dipnot 1 aklını kullanacağını mı sanıyorsun! Onlar (diğer canlılar) gibidir; hatta yol bakımından daha şaşkındırlar. dipnot 2

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Buradaki [ev] edatına "veya" değil de [tefsiriyye/tafsiliyye/] açıklama anlamında "yani" anlamı da verilebilir. Çünkü gerçeği duymak, aslında aklını kullanmak, akıl etmek demektir. Bu ikisi birbirinden ayrı veya birbirinin alternatifi değildir.
    2. metne dön, dipnot 2
      Benzer mesaj: A‘râf 7:179.

    Mustafa İslamoğlu

    Ya da, sanır mısın ki onların çoğu (ilahi mesajı) işitir veya (hakikati) akleder? Hayır, onlar sürü (içgüdüsüyle davranan) hayvan gibidirler, hatta yoldan sapma konusunda daha da beterdirler!

    Muhammed Esed

    yoksa sen onlardan çoğunun (senin ulaştırdığın mesajı) dinlediklerini ve akıllarını kullandıklarını mı sanıyorsun? Hayır hayır, koyun sürüsü gibidir onlar: doğru yoldan hiç mi hiç haberleri yok!

    Ahmed Hulusi

    Yoksa sen onların çoğunluğunun, işittiklerini yahut akıllarını kullandıklarını mı sanıyorsun? Onlar ancak en'am (koyun - sığır - deve) gibidirler; belki onlar tuttukları yol itibarıyla daha sapmışlardır (insan olmaktan)!

    Ali Bulaç

    Yoksa sen, onların çoğunu (söz) işitir ya da aklını kullanır mı sayıyorsun? Onlar, ancak hayvanlar gibidirler; hayır, onlar yol bakımından daha şaşkın (ve aşağı)dırlar.

    Ali Özek ve heyeti

    Yoksa sen, onların çoğunun gerçekten (söz) dinleyeceğini yahut düşüneceğini mi sanıyorsun? Hayır, onlar hayvanlar gibidir, hatta onlar yolca daha da sapıktırlar.

    Ali Rıza Safa

    Yoksa onların çoğunun, duyduklarını veya aklını kullandıklarını mı sanıyorsun? Onlar, ancak hayvanlar gibidir. Hayır! Yol yönünden daha da şaşkındır.

    Bayraktar Bayraklı

    Yoksa sen, onların büyük çoğunluğunun gerçekten senin davetini dinleyeceğini, yahut akıllarını kullanacaklarını mı sanıyorsun? Onlar ancak hayvan gibidirler. Hatta onlar yolca daha da sapıktırlar.

    Edip Yüksel

    Onların çoğunun gerçekten işittiklerini yahut anladıklarını mı sanıyorsun? Onlar sadece çiftlik hayvanları gibidir; hayır, yolca daha da sapıktırlar.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Onların çoğunun gerçekten işittiklerini yahut anladıklarını mı sanıyorsun? Onlar sadece çiftlik hayvanları gibidir; hayır, yolca daha da sapıktırlar.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Yoksa sen onların çoğunun işittiklerini veya kavradıklarını mı sanıyorsun? Onlar sırf hayvan gibi, hatta gidişçe daha sapkındırlar.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Yoksa onların ekserisini işitirler veya akıl ederler mi zannediyorsun? Onlar sırf hayvan gibi hatta gidişçe daha sapkındırlar

    Erhan Aktaş

    Yoksa onların çoğunun gerçeğe kulak verdiğini veya akıllarını kullandıklarını mı sanıyorsun? Onlar tıpkı hayvanlar gibidir. Hatta doğru yolu seçmede hayvanlardan daha yetersizdirler.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Yoksa onların çoğunun gerçeğe kulak verdiğini veya akıllarını kullandıklarını mı sanıyorsun? Onlar tıpkı hayvanlar gibidir. Hatta doğru yolu seçmede hayvanlardan daha yetersizdirler.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Yoksa onların çoğunun gerçeğe kulak verdiğini veya akıllarını kullandıklarını mı sanıyorsun? Onlar tıpkı hayvanlar gibidir. Hatta doğru yolu seçmede hayvanlardan daha yetersizlerdir.

    Gültekin Onan

    Yoksa sen, onların çoğunu (söz) işitir ya da akleder mi sayıyorsun? Onlar, ancak hayvanlar gibidirler; hayır, onlar yol bakımından daha şaşkın (ve aşağı)dırlar.

    Hasan Basri Çantay

    Yoksa onların çoğunu hakıykaten (söz) dinlerler, yahud akıllanırlar mı sanıyorsun? Onlar, başka değil, dört ayaklı hayvanlar gibidir. Belki yolca daha sapıkdır.

    İbni Kesir

    Yoksa sen, onların çoğunun dilediklerini veya aklettiklerini mi sanıyorsun? Başka değil, onlar dört ayaklı hayvanlar gibidirler. Hatta daha da sapıktırlar.

    Mehmet Alagaş

    (35-44) Biz kesinlikle Musa’ya kitap verdik onunla beraber kardeşi Harun ’u sorumlu yaptık / vezir yaptık. İkinizde ayetlerimizi yalanlayan topluluğa / kavme gidin dedik. Onları mahvederek imha ettik. Nuh kavmini de zira Resulleri yalanladılar, bizde onları suda boğduk, onları insanlara delil / gösterge / ayet yaptık. Zalimler için elem verici /acıtıcı bir azap hazırladık. Ad ve Semud ve de Ress halkını da ve bunlar arasında geçmiş çok sayıda memleketleri. Onların hepsini sana örnek olması için verdik, hepsini kırıp geçirdik. Kötü bir yağmurla s ulanan memlekete u laştılar, Orada herhangi bir şeyler görebildiler mi? Onlar t ekrardan dönüp çoğaltılıp yayılmayı ümit etmiyorlardı. Seni gördükleri zaman alaya alıyorlar, R esul olarak Allah bunu mu yaratmış? Eğer kararlı bir şekilde durmasaydık, neredeyse ilahlarımızdan bizi saptıracaktı diyorlar. İleride azabı gördüklerinde kimin yoldan saptığını bilecekler. Keyfini / Hevasını ilah edineni gördün mü? Sen mi ona vekil olacaksın? Ya da onların çoğunun işiteceğini yahut akıl edeceğini mi değerlendiriyorsun / hesap ediyorsun, onlar ancak hayvanlar gibidirler üstelik daha da sapıktırlar.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Sen onların çoğunu dinler ve akıl erdirirler mi sanırsın? Onlar ancak hayvanlar gibidir. Hatta onlar yolca daha da sapıklıktadırlar.

    Süleyman Ateş

    Yoksa sen onların çoğunun işittiklerini, düşündüklerini mi sanıyorsun? Hayır, onlar hayvanlar gibidir, hatta onlar, yolca (hayvanlardan) daha sapıktır.

    Süleymaniye Vakfı

    Onların çoğunun sana kulak verdiğini veya doğru bağlantı kurduğunu mu sanıyorsun? Onlar ancak en'am dipnot 1 (koyun, keçi, sığır, deve) gibidirler, hatta onlar çok sapkın bir yoldadırlar!

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Onların çoğunun söz dinlediğini veya aklını kullandığını mı sanıyorsun? Onlar aynı en'am (koyun, keçi, sığır, deve) gibidirler. Tuttukları yol aslında daha düşüktür.

    Şaban Britch

    Yoksa, onların çoğunun söz dinlediğini veya aklettiklerini mi sanıyorsun? Onlar ancak hayvanlar gibidirler. Hatta yol bakımından daha da şaşkındırlar.

    Şaban Piriş

    Yoksa, onların çoğunun söz dinlediğini veya akıllarını kullandığını mı sanıyorsun? Onlar ancak hayvanlar gibidirler, hatta daha da şaşkındırlar.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Yoksa sen bunların çoğunun işittiğini, akledip düşündüğünü mü sanıyorsun? Onlar hayvanlar gibidirler, hatta yolca, hayvanlardan da şaşkındırlar.

Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. Öntanımlı açık dört meal öncelik sırasına göredir; listeden hepsi açılabilir.