Furkân suresi · 21–34. ayetler

Melek isteği ve Kur'an'ın parça parça indirilişi

Bu bölümün ayetleri 4 mealde yan yana açılıyor; yukarıdaki listeden 27 Türkçe mealin herhangi birini açıp kapatabilirsiniz. Aralarındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz.

Hangi mealler görünsün? 4 / 27 açık

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir bölüme geçince öntanımlıya döner. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

  1. Furkân suresi, 21. ayet — bütün mealleriyle aç

    Furkân suresi, 21. ayet. وَقَالَ ٱلَّذِينَ لَا يَرْجُونَ لِقَآءَنَا لَوْلَآ أُنزِلَ عَلَيْنَا ٱلْمَلَٰٓئِكَةُ أَوْ نَرَىٰ رَبَّنَا لَقَدِ ٱسْتَكْبَرُوا۟ فِىٓ أَنفُسِهِمْ وَعَتَوْ عُتُوًّا كَبِيرًا

    Diyanet İşleri

    Bize kavuşacaklarını ummayanlar, "Bize melekler indirilseydi, yahut Rabbimizi görseydik ya!" dediler. Andolsun, onlar kendi benliklerinde büyüklük tasladılar ve büyük bir taşkınlık gösterdiler.

    Mehmet Okuyan

    Bizimle karşılaşacaklarını ummayanlar, "(İnanmamız için) ya bize de melekler indirilmeliydi ya da Rabbimizi görmeliydik!" dediler. dipnot 1 Şüphesiz ki onlar, kendileri hakkında kibir gösterdiler ve büyük bir azgınlığa düştüler.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Benzer mesajlar: Bakara 2:55; Nisâ 4:153; İsrâ 17:92.

    Mustafa İslamoğlu

    Ama Bizim huzurumuza çıkacak yüzü olmayan kimseler: "Bize melekler gönderilseydi veya Rabbimizi görseydik ya!" dediler. Doğrusu onlar kendi iç dünyalarında büyüklük tasladılar ve hadlerini aşarak kasım kasım kasıldılar.

    Muhammed Esed

    Fakat Bizim huzurumuza çıkarılacaklarını hiç beklemeyen kimseler: "Bize niçin melekler gönderilmedi?", yahut "Neden Rabbimizi görmüyoruz?" diye sorup duruyorlar. Gerçek şu ki, onlar büyük bir küstahlıkla (Allah'ın mesajına karşı böylece) burunlarını dikerek kendilerini onulmaz bir büyüklük duygusuna kaptırmış bulunuyorlar!

    Ahmed Hulusi

    Bize likayı (kavuşmayı; varlıklarında Esma'mızla açığa çıkışımızı yaşamayı) ummayanlar dedi ki: "Bizim üzerimize melaike inzal edilmeli yahut Rabbimizi (gözümüzle) görmeli değil miydik?" (Hakikatlerindekini kavrayamayıp dışta tanrı aramakta ısrar!). . . Andolsun ki kendi nefslerinde kibre kapıldılar ve büyük bir azgınlık ile haddi aşıp itaatten çıktılar.

    Ali Bulaç

    Bize kavuşmayı ummayanlar, dediler ki: "Bize meleklerin indirilmesi ya da Rabbimizi görmemiz gerekmez miydi?" Andolsun, onlar kendi nefislerinde büyüklüğe kapıldılar ve büyük bir azgınlıkla baş kaldırdılar.

    Ali Özek ve heyeti

    Bizimle karşılaşmayı (bir gün huzurumuza geleceklerini) ummayanlar: «Bize ya melekler indirilmeliydi ya da Rabbimizi görmeliydik» dediler. Andolsun ki onlar kendileri hakkında kibire kapılmışlar ve azgınlıkla pek ileri gitmişlerdir.

    Ali Rıza Safa

    Bize kavuşacaklarını düşünmeyenler, şöyle dediler: "Bize melekler indirilseydi veya Efendimizi görseydik olmaz mıydı?" Gerçek şu ki, kendi benliklerinde büyüklüğe kapıldılar ve azgınlıkta çok ileri gittiler.

    Bayraktar Bayraklı

    Bizimle karşılaşmayı ummayanlar/inanmayanlar, "Bize ya melekler indirilmeli, ya da Rabbimizi görmeliyiz" derler. Andolsun ki kendi kendilerini büyük gördüler, azgınlıkta çok ileri gittiler.

    Edip Yüksel

    Bizimle karşılaşmayı ummayanlar, "Bize ya melekler inmeli, yahut Efendimizi görmeliyiz!" dediler. Kendi kendilerine büyüklük taslamışlar ve azgınlıkta pek ileri gitmişlerdi.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Bizimle karşılaşmayı ummayanlar, 'Bize ya melekler inmeli, yahut Rabbimizi görmeliyiz!,' dediler. Kendi kendilerine büyüklük taslamışlar ve azgınlıkta pek ileri gitmişlerdi.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Bununla beraber karşımıza çıkacaklarını ümit etmeyenler: "O melekler üzerimize indirilse yahut Rabbimizi görsek ya." dediler. Andolsun ki, onlar kendilerini büyük gördüler, büyük azgınlık ettiler.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Bununla beraber likamızı ümid etmiyenler dediler ki: "o melaike bizim üzerimize indirilse ya, yahud rabbımızı görsek a" celalime kasem ederim ki doğrusu nefislerinde kendilerini büyüksündüler, büyük azgınlık ettiler

    Erhan Aktaş

    Bizimle karşılaşacaklarına ihtimal vermeyenler: "Bize meleklerin indirilmesi veya Rabb'imizi görmemiz gerekmez miydi?" dediler. Ant olsun ki onlar kendi kendilerine büyüklendiler ve büyük bir taşkınlıkla hadlerini aştılar.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Bizimle karşılaşacaklarına ihtimal vermeyenler: "Bize meleklerin indirilmesi veya Rabbimizi görmemiz gerekmez miydi?" dediler. Ant olsun ki onlar kendi kendilerine büyüklendiler ve büyük bir taşkınlıkla hadlerini aştılar.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Bizimle karşılaşacaklarına ihtimal vermeyenler: "Bize meleklerin indirilmesi veya Rabb'imizi görmemiz gerekmez miydi?" dediler. Ant olsun ki onlar kendi kendilerine büyüklendiler ve büyük bir taşkınlıkla hadlerini aştılar.

    Gültekin Onan

    Bize kavuşmayı ummayanlar, dediler ki: "Bize meleklerin indirilmesi ya da rabbimizi görmemiz gerekmez miydi?" Andolsun, onlar kendi nefslerinde büyüklüğe kapıldılar ve büyük bir azgınlıkla baş kaldırdılar.

    Hasan Basri Çantay

    Bize kavuşmayı ümid etmeyenler dedi (ler) ki: "Bizim üzerimize melekler indirmeli değil miydi, yahud Rabbimizi görmeli (değil mi) ydik"? Andolsun ki onlar nefislerinden kibir (ve azamet) saklamışlar, büyük bir azgınlıkla haddi aşmışlar (küstahlığa kalkışmışlar) dır.

    İbni Kesir

    Bize kavuşmayı ummayanlar: Bize melekler indirilmeli değil miydi veya Rabbımızı görmeli değil miydik? derler. Andolsun ki; kendi kendilerine büyüklenmişler ve büyük bir azgınlıkla haddi aşmışlardır.

    Mehmet Alagaş — bu ayetin karşılığı kaynakta yok.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Bizimle karşılaşmayı ummayanlar; "Bize ya melekler indirilmeliydi ya da Rabbimizi görmeliydik." dediler. Şüphesiz onlar, kendi nefislerinde büyüklüğe kapıldılar ve büyük bir taşkınlık gösterdiler.

    Süleyman Ateş

    Bizimle karşılaşmayı ummayanlar: "Bize melekler indirilmeliydi, yahut Rabbimizi görmeliydik değil mi?" dedi(ler). Andolsun ki onlar kendi içlerinde büyüklük tasladılar ve büyük bir azgınlıkla haddi aştılar.

    Süleymaniye Vakfı

    Bizim huzurumuza varmayı beklemeyenler: "Melekler bize de indirilse ya da Rabbimizi görsek ya!" derler. Onlar kendilerini büyük görürler ve büyük bir azgınlıkla başkaldırırlar.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Bizimle karşılaşmayı temenni etmeyenler; "Bize (elçi olarak) melekler indirilse veya bizzat Sahibimizi görsek ya?" derler. Kendi kendilerini pek büyük görürler de büyük bir azgınlığa düşerler.

    Şaban Britch

    Bizimle karşılaşmayı ummayanlar: Bize ya melekler indirilmeliydi ya da Rabbimizi görmeliydik, dediler. Şüphesiz onlar kendi nefislerinde büyüklüğe kapıldılar ve büyük bir taşkınlık gösterdiler.

    Şaban Piriş

    Bizimle karşılaşmayı beklemeyenler: -Bize meleklerin indirilmesi veya Rabbimizi görmemiz gerekmez miydi? dediler. Kendi kendilerine büyüklenmişler ve büyük bir azgınlıkla haddi aşmışlardı.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Bize kavuşmayı ummayanlar dediler ki: "Üstümüze melekler inse, yahut Rabbimizi görsek olmaz mı?" Yemin olsun ki, kendi benliklerinde büyüklük kuruntusuna düştüler ve korkunç bir biçimde azdılar.

  2. Furkân suresi, 22. ayet — bütün mealleriyle aç

    Furkân suresi, 22. ayet. يَوْمَ يَرَوْنَ ٱلْمَلَٰٓئِكَةَ لَا بُشْرَىٰ يَوْمَئِذٍ لِّلْمُجْرِمِينَ وَيَقُولُونَ حِجْرًا مَّحْجُورًا

    Diyanet İşleri

    Fakat melekleri görecekleri gün, işte o gün suçlulara hiçbir müjde yoktur. "Eyvah! Biz Allah'ın rahmetinden tamamen uzaklaştırılmışız" diyecekler.

    Mehmet Okuyan

    Melekleri görecekleri gün -işte o gün- suçlulara hiçbir müjde yoktur ve (o suçlular) "(Her yerden) tamamen engellenmişiz!" dipnot 1 diyeceklerdir.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu cümlede müşriklere cennetin yasak olduğu, kendilerine yüz güldürecek hiçbir haberin gelmeyeceği, bütün bu nimetlerin kendilerine haram kılındığı ifade edilmiş olacaktır.

    Mustafa İslamoğlu

    Onlar bir gün melekleri görecekler, fakat o gün günahkarlar için hiç de iç açıcı olmayaccak. Ve onlar "(Eyvah), her yandan sarılmışız!" diyecekler.

    Muhammed Esed

    (Oysa,) melekleri görecekleri Gün (gelip çatınca), o Gün, günaha gömülüp gitmiş olanlar için asla iyi haberler olmayacak; ve (o Gün böyleleri:) "(Vah bize, meğer) dönüşü olmamacasına (Allah'ın rahmetinden) kovulmuşuz!" diyecekler.

    Ahmed Hulusi

    Melekleri gördükleri süreçte, hakikati inkar suçunu işlemiş olanlara müjde yoktur artık! Ve: "(Müjde - Esma kuvveleriyle tasarruf size) engellenmiş bir yasaktır, yasak!" derler.

    Ali Bulaç

    Melekleri görecekleri gün, suçlu günahkarlara bir müjde yoktur. Ve o gün (melekler onlara) derler ki: "(Size sevinçli haber) Yasaktır, yasak."

    Ali Özek ve heyeti

    (Fakat) melekleri görecekleri gün, günahkârlara o gün hiçbir sevinç haberi yoktur ve: (Melekler onlara; Size, sevinmek) yasaktır, yasak! diyeceklerdir.

    Ali Rıza Safa

    Melekleri görecekleri gün; o gün, suçlulara sevinçli haberler yoktur. Şöyle diyecekler: "Yasak edilmiştir; yasak!" dipnot 289

    Ali Rıza Safa — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 289
      Meleklerin söyledikleri "Yasak edilmiştir; yasak!" anlamındaki "Hicran mahcuren" söylemi, kimi Kur'an çevirilerinde suçluların söylemi biçiminde anlam verilerek "Allah'ın rahmetinden tamamen uzaklaştırılmışız!" veya "Dönüşü olmayacak biçimde uzaklaştırılmışız!" biçiminde çevrilmiştir.

    Bayraktar Bayraklı

    Melekleri görecekleri gün, işte o gün, suçlulara hiçbir sevinç haberi yoktur. Melekler, "Müjde size yasaktır, yasak!" derler.

    Edip Yüksel

    Melekleri gördükleri gün, suçlular için iç açıcı bir gün olmayacaktır. "Tümüyle kuşatıldık!" derler.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Melekleri gördükleri gün, suçlular için iç açıcı bir gün olmayacaktır. 'Tümüyle kuşatıldık,' derler.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Melekleri görecekleri gün, suçlulara o günde hiçbir sevinç haberi yoktur. Ve "Yasak yasak!" diyeceklerdir.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Melaikeyi görecekleri gün, mücrimlere o gün müjde yoktur, yasak yasak diyeceklerdir

    Erhan Aktaş

    Suçları kendilerini kuşatmış olanlar, melekleri görecekleri gün, onlar için hiç de sevindirici olmayacak, melekler onlara: "Boşuna beklemeyin size sevindirici haber imkansız." diyecekler.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Suçları kendilerini kuşatmış olanlar, melekleri görecekleri gün, onlar için hiç de sevindirici olmayacak, melekler onlara: "Boşuna beklemeyin size sevindirici haber imkansız." diyecekler.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Suçları kendilerini kuşatmış olanlar, melekleri görecekleri gün, onlar için hiç de sevindirici olmayacak, melekler onlara: "Boşuna beklemeyin size sevindirici haber imkansız." diyecekler.

    Gültekin Onan

    Melekleri görecekleri gün, suçlu günahkarlara bir müjde yoktur. Ve o gün (melekler onlara) derler ki: "(Size sevinçli haber) Yasaktır, yasak."

    Hasan Basri Çantay

    (Azab) melekleri (ni) görecekleri gün, (evet) o gün günahkarlara hiçbir sevinc haberi yokdur. (Melekler onlara: "Size) müjde yasak edilmişdir, yasak!" diyeceklerdir.

    İbni Kesir

    Melekleri görecekleri gün; işte o gün, günahkarlara iyi haberler yoktur. Melekler: Size iyi haber yasaktır, yasak, derler.

    Mehmet Alagaş — bu ayetin karşılığı kaynakta yok.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Melekleri gördükleri gün, işte o gün günahkârlara müjde yoktur. Melekler onlara: "Sizin için (müjde) yasak edilmiştir, yasak! diyeceklerdir.

    Süleyman Ateş

    Melekleri gördükleri gün, işte o gün suçlulara müjde yoktur ve onlar; (Size sevinmek) yasaktır, yasak!" derler.

    Süleymaniye Vakfı

    Melekleri görecekleri gün bu suçluları sevindirecek hiçbir şey olmayacaktır. Melekler onlara daima: "Yasak! Yasak!" diyeceklerdir.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Melekleri görecekleri gün de olacak. O gün suçluları sevindirecek bir şey olmayacak. Melekler onlara: "(Her şey size)Yasak! Yasaklanmıştır! (Artık size rahat yüzü yok)" derler.

    Şaban Britch

    Melekleri gördükleri gün, işte o gün günahkârlara müjde yoktur. Melekler onlara şöyle der: Sizin için yasak edilmiştir, yasak! diyeceklerdir.

    Şaban Piriş

    Melekleri gördükleri gün, işte o gün günahkarlara iyi bir haber yoktur. Melekler onlara şöyle der: -Yasaktır, yasak! (bütün iyiliklerden mahrumsunuz!)

    Yaşar Nuri Öztürk

    Melekleri görecekleri günde, o günahkarlara hiçbir müjde yoktur. Şöyle diyecekler: "Yasaktır, yasaklanmıştır!"

  3. Furkân suresi, 23. ayet — bütün mealleriyle aç

    Furkân suresi, 23. ayet. وَقَدِمْنَآ إِلَىٰ مَا عَمِلُوا۟ مِنْ عَمَلٍ فَجَعَلْنَٰهُ هَبَآءً مَّنثُورًا

    Diyanet İşleri

    Onların yaptıkları bütün amellerine yöneldik ve onları dağılmış zerreciklere çevirdik.

    Mehmet Okuyan

    Yaptıkları her bir işi ele alacağız ve onu saçılmış zerreler hâline getireceğiz.

    Mustafa İslamoğlu

    Zira Biz (o gün) yapıp ettikleri ne varsa hepsinin üzerini çiğneyeceğiz; ve onu yel savurmuş küle çevireceğiz.

    Muhammed Esed

    Çünkü, Biz (o Gün) bütün o edip eyledikleri işlerin üzerine varacak ve onları toza toprağa çevireceğiz;

    Ahmed Hulusi

    Hakiki fail olarak açığa çıktığımızda, yaptıkları bütün hayırların kendilerine ait olmadığını fark ederler! (Varsandıkları çalışmaları boşa çıkmıştır. Senden açığa çıkan bir hayrı yapan Allah'tır; sen ben yapıyorum sanırsın!)

    Ali Bulaç

    Onların yaptıkları her işin önüne geçtik, böylece onu savurulmuş toz zerreleri kılıverdik.

    Ali Özek ve heyeti

    Onların yaptıkları her bir (iyi) işi ele alırız, onu saçılmış zerreler haline getiririz (değersiz kılarız).

    Ali Rıza Safa

    Ve yaptıkları edimlere bakarız; onu, toz gibi savururuz.

    Bayraktar Bayraklı

    Yaptıkları her işi ele alıp, hepsini değersizleştireceğiz.

    Edip Yüksel

    Yapmış oldukları işlere bakar ve onları tamamıyla etkisiz hale getiririz.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Yapmış oldukları işlere bakar ve onları tamamıyla etkisiz hale getiririz.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Varmışız onların yaptığı her işi, etrafa saçılmış zerrelere çevirmişizdir.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Hem varmışızdır da her ne amel işledilerse onu bir hebai mensure çevirmişizdir

    Erhan Aktaş

    Ve onların yaptıklarının tamamını savrulmuş toz zerresi gibi boşa çıkaracağız. dipnot 1

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Yaptıkları, toz gibi savrulup gidecek ve onları kurtaramayacak.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Ve onların yaptıklarının tamamını savrulmuş toz zerresi gibi boşa çıkaracağız. dipnot 1

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Yaptıkları, toz gibi savrulup gidecek ve onları kurtaramayacak.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Ve onların yaptıklarının tamamını savrulmuş toz zerresi gibi boşa çıkaracağız. dipnot 1

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Yaptıkları, toz gibi savrulup gidecek ve onları kurtaramayacak.

    Gültekin Onan

    Onların yaptıkları her işin önüne geçtik, böylece onu savurulmuş toz zerreleri kılıverdik.

    Hasan Basri Çantay

    Biz onların herhangi bir amel (ve hareket) yapdılarsa (hepsinin) önüne geçdik de bunları saçılmış (ve hiçbir değeri olmayan) zerreler yapdık.

    İbni Kesir

    Yaptıkları her işi ele alır ve onu toz-duman ederiz.

    Mehmet Alagaş — bu ayetin karşılığı kaynakta yok.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Onların yaptıkları bütün amellere yöneldik ve saçılmış toz zerreleri haline getirdik.

    Süleyman Ateş

    Yaptıkları her işin önüne geçmişiz de onu (etrafa) saçılmış toz zerreleri haline getirmişizdir.

    Süleymaniye Vakfı

    Yaptıkları her bir işi ele almış dipnot 1 ve toz duman haline getirmiş oluruz dipnot 2 .

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Onlar için de tartı kurulacak, günahları sevaplarından fazla geldiği için cehenneme gitmek zorunda kalacaklardır (Müminun 23/102-103, Zilzal 99/1-8). Ahirette herkese, yaptığı amele göre farklı dereceler verilecektir (İsra 17/18-21).
    2. metne dön, dipnot 2

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Onların bütün yaptıklarını ele almış, kül gibi savurmuş olacağız.

    Şaban Britch

    Onların yaptıkları bütün amellere yöneldik ve saçılmış toz zerreleri haline getirdik.

    Şaban Piriş

    Onların yaptıklarının hepsini ele aldık ve onları kül gibi savurduk.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Yaptıkları her işin önüne geçmiş, onu un ufak hale getirip silmişizdir.

  4. Furkân suresi, 24. ayet — bütün mealleriyle aç

    Furkân suresi, 24. ayet. أَصْحَٰبُ ٱلْجَنَّةِ يَوْمَئِذٍ خَيْرٌ مُّسْتَقَرًّا وَأَحْسَنُ مَقِيلًا

    Diyanet İşleri

    O gün cennetliklerin kalacakları yer daha hayırlı, dinlenecekleri yer daha güzeldir.

    Mehmet Okuyan

    O gün, cennet halkına kalınacak yerlerin en hayırlısı ve dinlenilecek yerlerin de en güzeli (verilecektir).

    Mustafa İslamoğlu

    O gün cennet ehli, kalınacak yerlerin en hayırlısına, istirahat mekanlarının en iyisine sahip olacak.

    Muhammed Esed

    (ama) o Gün, cennetliklere kalınacak yerlerin en iyisi, dinlenilecek yerlerin en güzeli, en rahatı bahşedilecektir.

    Ahmed Hulusi

    O süreçte cennet ehli, sürekli yaşam ortamları itibarıyla daha hayırlı ve istirahatgah olarak da daha güzeldir.

    Ali Bulaç

    O gün, cennet halkının kalacakları yer daha hayırlı, dinlenecekleri yer çok daha güzeldir.

    Ali Özek ve heyeti

    O gün cennetliklerin kalacakları yer daha hayırlı ve dinlenecekleri yer pek güzeldir.

    Ali Rıza Safa

    O gün, cennetin yoldaşlarının kalacağı yer daha iyi; dinleneceği yer daha güzeldir.

    Bayraktar Bayraklı

    O gün, cennetlikler en iyi bir karargah ve en güzel bir konaktadırlar.

    Edip Yüksel

    O gün bahçe halkının kalacağı yer çok daha iyi olup daha güzel haberler işiteceklerdir.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    O gün cennet halkının kalacağı yer çok daha iyi olup daha güzel haberler işiteceklerdir.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    O gün cennetliklerin kaldıkları yer çok iyi, dinlendikleri yer pek güzeldir.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Eshab-ı Cennettir ki o gün eğlendiği yer hayırlı, dinlendiği yer pek güzeldir

    Erhan Aktaş

    O Gün, Cennet ehli en yararlı yerde eğlenecek ve en iyi yerde dinlenecek.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    O gün, Cennet ehli en yararlı yerde eğlenecek ve en iyi yerde dinlenecek.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    O gün, Cennet ehli en yararlı yerde eğlenecek ve en iyi yerde dinlenecek.

    Gültekin Onan

    O gün, cennet halkının kalacakları yer daha hayırlı, dinlenecekleri yer çok daha güzeldir.

    Hasan Basri Çantay

    O gün cennet yaranının eğlenib duracakları yer çok hayırlı, dinlenecekleri yer çok güzeldir.

    İbni Kesir

    O gün cennet yaranının kalacağı yer; çok daha iyi, dinlenecekleri yer; çok daha güzeldir.

    Mehmet Alagaş — bu ayetin karşılığı kaynakta yok.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    O gün cennetliklerin kalacakları yer daha hayırlı, dinlenecekleri yer daha güzeldir.

    Süleyman Ateş

    O gün cennet halkının kalacakları yer daha iyi, dinlenip safa sürecekleri yer daha güzeldir.

    Süleymaniye Vakfı

    O gün cennet ahalisinin yerleştiği yerler pek iyi, dinlenme yerleri pek güzeldir.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    O gün cennet halkının yerleştiği yer pek iyi, dinlenme yerleri pek güzeldir.

    Şaban Britch

    O gün cennetliklerin kalacakları yer çok huzurlu ve dinlenecekleri yer pek güzeldir.

    Şaban Piriş

    O gün cennetlikler en hayırlı bir yurtta, en güzel bir dinlenme yerindedir.

    Yaşar Nuri Öztürk

    O gün, konakladıkları yer çok hayırlı, dinlenip eğlendikleri yer çok güzel olanlar, cennet halkıdır.

  5. Furkân suresi, 25. ayet — bütün mealleriyle aç

    Furkân suresi, 25. ayet. وَيَوْمَ تَشَقَّقُ ٱلسَّمَآءُ بِٱلْغَمَٰمِ وَنُزِّلَ ٱلْمَلَٰٓئِكَةُ تَنزِيلًا

    Diyanet İşleri

    O gün gök bulutlarla yarılıp parçalanacak ve melekler bölük bölük indirilecektir.

    Mehmet Okuyan

    (25, 26) Göğün bulutlarla yarılacağı ve meleklerin de bölük bölük indirilecekleri o gün, dipnot 1 gerçek otorite Allah'a aittir. dipnot 2 Kâfirler için o gün çok zordur. dipnot 3

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Göğün [inşikâk]'ı yani "yarılması" tıpkı [İnfitâr]'ı sanıldığı gibi bu sistemin yıkılışının değil, yeni sistemin yani mahşerin yapılışının bir parçası olarak yorumlanmalıdır. Zaten bu ayette de ayetin bağlamında da konu doğrudan ahiretle ilişkilendirilmektedir.
    2. metne dön, dipnot 2
      Benzer mesajlar: Yûnus 10:32; Hacc 22:6, 62; Nûr 24:25.
    3. metne dön, dipnot 3
      Benzer mesaj: Müddessir 74:9-10.

    Mustafa İslamoğlu

    İşte o gün, tüm bulutlarıyla birlikte gökyüzü param parça olacak; ve melekler bölük bölük indirilecek;

    Muhammed Esed

    O Gün ki, gök bulutlarla birlikte, bütün yüküyle parçalanacak ve birbiri ardından melekler indirilecektir;

    Ahmed Hulusi

    (O süreç) semanın (bilincin) bulutlar (hakikati kavratan rahmet) ile yarıldığı ve meleki kuvvelerin (Esma hakikatlerinin) peş peşe açığa çıktığı süreçtir!

    Ali Bulaç

    Göğün bulutlarla parçalanacağı ve meleklerin bir indirilme ile indirileceği gün;

    Ali Özek ve heyeti

    O gün gökyüzü beyaz bulutlar ile yarılacak ve melekler bölük bölük indirileceklerdir.

    Ali Rıza Safa

    Ve o gün, bulutlar parçalanır; melekler, birbiri ardınca indirilir.

    Bayraktar Bayraklı

    O gün gök yarılıp parçalanır, bulutlar ortaya çıkar ve melekler bölük bölük indirilirler.

    Edip Yüksel

    Göğün bulut kütleleri halinde parçalanacağı ve meleklerin topluca indirildiği gün,

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Göğün bulut kütleleri halinde parçalanacağı ve meleklerin topluca indirildiği gün,

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Göğün bulutlar ile yarılacağı meleklerin de bölük bölük indirildiği gün;

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Hem o, Semanın gamam ile yarılacağı ve Melaikelerin peyderpey indirildiği gün

    Erhan Aktaş

    O Gün, gök beyaz bulutlar şeklinde parçalanacak ve melekler ardı sıra indirilecek.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    O gün, gök beyaz bulutlar şeklinde parçalanacak ve melekler ardı sıra indirilecek.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    O gün, gök beyaz bulutlar şeklinde parçalanacak ve melekler ardı sıra indirilecek.

    Gültekin Onan

    Göğün bulutlarla parçalanacağı ve meleklerin bir indirilme ile indirileceği gün;

    Hasan Basri Çantay

    O gün sema, bulutlar (çıkıb), parçalanacak, melekler (ellerinde amel defterleri bulunduğu halde hesab için) indirilecek, indirilecek.

    İbni Kesir

    Ve o gün; gök beyaz bulutlar halinde parçalanacak, melekler bölük bölük indirileceklerdir.

    Mehmet Alagaş — bu ayetin karşılığı kaynakta yok.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    O gün gök bulutlarla yarılıp parçalanacak ve melekler bölük bölük indirilecektir.

    Süleyman Ateş

    Göğün bulutları parçalayıp meleklerin bölük bölük indirildiği gün;

    Süleymaniye Vakfı

    Göğün bulutlarla bölüneceği ve meleklerin bölük bölük indirileceği gün; dipnot 1

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Gökyüzü, yaratılmadan önce duman halindeydi. (Fussilet 41/11) "Yerin başka yere dönüştürüldüğü, göklerin de dönüştürüldüğü günde. (İbrahim 14/48) Yani Kıyamet /mezardan kalkış gününde yaratılış tekrarlanmış olacaktır. "Gök açılmış, orada kapılar oluşmuş olur." (Nebe' 78/19) Gök kapıları, bu beyaz bulutların arası olmalıdır.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Göğün beyaz bulut kümeleri halinde bölüneceği ve meleklerin bölük bölük indirileceği gün dipnot 1 ;

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Gökyüzü, yaratılmadan önce duman halindeydi. (Fussilet 41/11) "Yerin başka yere dönüştürüldüğü, göklerin de dönüştürüldüğü günde. (İbrahim 14/48) Yani Kıyamet gününde yaratılış tekrarlanmış olacaktır. "Gök açılmış, orada kapılar oluşmuş olur." (Nebe' 78/19) Gök kapıları, bu beyaz bulutların arası olmalıdır.

    Şaban Britch

    O gün gökyüzü beyaz bulutlar ile yarılacak ve melekler bölük bölük indirileceklerdir.

    Şaban Piriş

    O gün gök, beyaz bulutlar gibi parçalanacak ve melekler durmadan indirilecektir.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Gün olur, gök, bulutlarla yarılır ve melekler ardarda indirilir.

  6. Furkân suresi, 26. ayet — bütün mealleriyle aç

    Furkân suresi, 26. ayet. ٱلْمُلْكُ يَوْمَئِذٍ ٱلْحَقُّ لِلرَّحْمَٰنِ وَكَانَ يَوْمًا عَلَى ٱلْكَٰفِرِينَ عَسِيرًا

    Diyanet İşleri

    O gün gerçek hükümranlık Rahman'ındır ve kafirlere zorlu bir gün olacaktır.

    Mehmet Okuyan

    (25, 26) Göğün bulutlarla yarılacağı ve meleklerin de bölük bölük indirilecekleri o gün, dipnot 1 gerçek otorite Allah'a aittir. dipnot 2 Kâfirler için o gün çok zordur. dipnot 3

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Göğün [inşikâk]'ı yani "yarılması" tıpkı [İnfitâr]'ı sanıldığı gibi bu sistemin yıkılışının değil, yeni sistemin yani mahşerin yapılışının bir parçası olarak yorumlanmalıdır. Zaten bu ayette de ayetin bağlamında da konu doğrudan ahiretle ilişkilendirilmektedir.
    2. metne dön, dipnot 2
      Benzer mesajlar: Yûnus 10:32; Hacc 22:6, 62; Nûr 24:25.
    3. metne dön, dipnot 3
      Benzer mesaj: Müddessir 74:9-10.

    Mustafa İslamoğlu

    mutlak hakimiyet o gün, rahmetin mutlak kaynağı olan (Allah'a) ait olacak: ve zaten o (gün) inkar edenler için çok zor bir gün olacak.

    Muhammed Esed

    o Gün ki, gerçek egemenliğin (yalnızca) Rahman'a ait olduğu (bütün açıklığıyla ortaya çıkacaktır); ve bunun içindir ki, (o Gün) hakkı inkara şartlanmış olanlar için çok zor bir Gün olacaktır;

    Ahmed Hulusi

    Mülk'ün, Rahman için olduğu gerçeğinin (yaşanacağı) süreçtir O! O süreç, hakikat bilgisini inkar edenler (hakikatlerindeki Esma kuvvelerini inkar edenler) için çok zordur!

    Ali Bulaç

    İşte o gün, gerçek mülk, Rahman (olan Allah)ındır. İnkar edenler için oldukça zorlu bir gündür.

    Ali Özek ve heyeti

    İşte o gün, gerçek mülk (hükümranlık) çok merhametli olan Allah’ındır. Kâfirler için de pek çetin bir gündür o.

    Ali Rıza Safa

    O gün, gerçek yönetim, Bağışlayanındır. Nankörlük edenler için zorlu bir gündür.

    Bayraktar Bayraklı

    O gün gerçek egemenlik sadece Rahman'a aittir. İnkarcılara çok zor bir gün olacaktır.

    Edip Yüksel

    İşte o gün, yönetim tümüyle ve mutlak olarak Rahman'ındır. İnkarcılar için zor bir gün olacaktır.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    İşte o gün, yönetim tümüyle ve mutlak olarak Rahman'ındır. İnkarcılar için zor bir gün olacaktır.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    hükümranlık o gün, elbette Rahman'ındır; kafirler için ise çok zorluklu bir gün olur.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Mülk o gün elhak rahmanındır, kafirlere ise o pek zorluklu bir gün olur

    Erhan Aktaş

    O Gün egemenlik yalnızca Rahman'a aittir. O gün, Kafirler için zor bir gündür.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    İzin Günü dipnot 1 egemenlik yalnızca Rahman'a aittir. O gün, Kafirler için zor bir gündür.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      "Yevme izin", terkibi, "Sadece Allah'ın belirlediği ilke ve kuralların geçerli olduğu gün, "

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    İzin Günü egemenlik yalnızca Rahman'a aittir. O gün, gerçeği yalanlayan nankörler için zor bir gündür.

    Gültekin Onan

    İşte o gün, gerçek mülk Rahmanındır. Kafirler için oldukça zorlu bir gündür.

    Hasan Basri Çantay

    O gün hak (ve sabit olan) mülk çok esirgeyen (Rabbin) dir. Kafirler için ise o, pek yaman bir gün olmuşdur.

    İbni Kesir

    O günde gerçek mülk, Rahman'ındır. Kafirler için de pek yaman bir gündür.

    Mehmet Alagaş — bu ayetin karşılığı kaynakta yok.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    O gün gerçek hükümranlık Rahman’ındır ve kâfirlere zorlu bir gün olacaktır.

    Süleyman Ateş

    İşte o gün, gerçek mülk, Rahmanın'dır, (bütün hükümranlık yalnız O'na aittir) ve o (gün), kafirler için çetin bir gündür.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    İşte o gün değişmez hakimiyet yine Rahman'ındır. Kendini doğrulara kaptanlara(kafirlere) pek çetin bir gün olacaktır.

    Şaban Britch

    O gün, gerçek mülk Rahman’ındır. Kâfirler için pek zorlu bir gündür

    Şaban Piriş

    O gün, gerçek hakimiyet Rahman'ındır. Kafirler için pek zorlu bir gündür.

    Yaşar Nuri Öztürk

    O gün gerçek mülk ve yönetim Rahman'ındır. Ve o, kafirler için çok zorlu bir gündür.

  7. Furkân suresi, 27. ayet — bütün mealleriyle aç

    Furkân suresi, 27. ayet. وَيَوْمَ يَعَضُّ ٱلظَّالِمُ عَلَىٰ يَدَيْهِ يَقُولُ يَٰلَيْتَنِى ٱتَّخَذْتُ مَعَ ٱلرَّسُولِ سَبِيلًا

    Diyanet İşleri

    O gün zalim kimse, (çaresizlik içinde) ellerini ısırıp şöyle diyecektir: "Ne olurdu ben de peygamberle beraber aynı yolu tutsaydım!"

    Mehmet Okuyan

    O gün zalim kişi "Ah, n'olaydım, keşke o Elçi ile birlikte bir yol tutsaydım!" diyerek, (pişmanlığından) ellerini ısıracaktır. dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu ayette dinde peygamberin önemi ortaya konulmakta, bir anlamda peygambersiz din algısının ne kadar korkunç bir hata olduğuna dair uyarıya yer verilmektedir.

    Mustafa İslamoğlu

    İşte o gün haddi aşmış olan kişi, (aldanmanın pişmanlığıyla) elini ısırarak diyecek ki: "Ah n'olaydım! Keşke Rasul ile birlikte bir yol tutmuş olaydım!

    Muhammed Esed

    o Gün ki, (vaktiyle) haksızlığı kendisine yol edinmiş olan kişi ellerini kemirip, "Ah, n'olurdu, Rasul'ün gösterdiği yolu tutmuş olsaydım!" diyecek,

    Ahmed Hulusi

    O süreçte nefsine zulmeden (orijin benin hakikatinin gereğini yaşamamış olan) ellerini ısırıp: "Keşke Rasul ile beraber yürüseydim" der.

    Ali Bulaç

    O gün, zulmeden, ellerini (hınçla) ısırarak (şöyle) der: "Ah keşke, elçiyle birlikte bir yol edinmiş olsaydım,"

    Ali Özek ve heyeti

    O gün, zalim kimse (pişmanlıktan) ellerini ısırıp şöyle der: Keşke o peygamberle birlikte bir yol tutsaydım!

    Ali Rıza Safa

    Ve o gün, haksızlık yapan, ellerini ısırarak, şöyle diyecek: "Keşke elçi ile birlikte yol tutsaydım?"

    Bayraktar Bayraklı

    O gün, kendisine yazık eden, parmaklarını ısırarak şöyle der: "Ah, keşke peygamberin yolunu tutsaydım!"

    Edip Yüksel

    O gün zalim kimse (üzüntüden) elini ısırıp şöyle der: "Keşke, elçi ile birlikte aynı yolu tutsaydım."

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    O gün zalim kimse (üzüntüden) elini ısırıp şöyle der: 'Keşke, elçi ile birlikte aynı yolu tutsaydım.'

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    O gün zalim kimse ellerini ısıracak ve şöyle diyecek: "Eyvah! Keşke peygamberin maiyyetinde bir yol tutsaydım!

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Hem o gün ki zalim ellerini ısıracak eyvah diyecek keşke Peygamberin maıyyetinde bir yol tutaydım

    Erhan Aktaş

    O Gün, zalim kimse, ellerini ısırarak: "Eyvah, keşke Resul'ün tuttuğu yolu tutmuş olsaydım." diyecek.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    O gün, zalim kimse, ellerini ısırarak: "Eyvah, keşke Resul'ün tuttuğu yolu tutmuş olsaydım." diyecek.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    O gün, zalim kimse, ellerini ısırarak: "Eyvah, keşke Rasul'ün tuttuğu yolu tutmuş olsaydım." diyecek.

    Gültekin Onan

    O gün, zulmeden, ellerini (hınçla) ısırarak (şöyle) der: "Ah keşke, elçiyle birlikte bir yol edinmiş olsaydım."

    Hasan Basri Çantay

    O gün (her) zaalim (nedametle) iki elini ısırıb: "Ne olurdu, ben o peygamberin maiyyetinde (Allaha) bir yol edineyim" diyecekdir.

    İbni Kesir

    O gün; zalim kimse iki elini ısırarak: Ne olurdu ben de peygamberle beraber bir yol tutsaydım, diyecektir.

    Mehmet Alagaş — bu ayetin karşılığı kaynakta yok.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    O gün zalim kimse, (çaresizlik içinde) ellerini ısırıp şöyle diyecektir: “Ne olurdu; ben de peygamberle beraber aynı yolu tutsaydım!”

    Süleyman Ateş

    O gün zalim ellerini ısırıp: "Nolaydı, keşke ben elçiyle beraber bir yol edineydim!" der.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Yanlış yapmış kişi o gün iki elini ısırarak diyecek ki: "Keşke yola, bu elçi ile birlikte girseydim.

    Şaban Britch

    O gün, zalim iki elini ısıracak ve şöyle diyecektir: Ah ne olurdu, ben de Peygamber’le birlikte yol tutmuş olsaydım!

    Şaban Piriş

    O gün, zalim parmaklarını ısıracak ve şöyle diyecektir: -Ah ne olurdu, ben de Peygamber'le aynı yolu tutmuş olsaydım!

    Yaşar Nuri Öztürk

    O gün zalim, ellerini ısırarak diyecek ki: "Ne olurdu, resulle birlikte bir yol tutsaydım."

  8. Furkân suresi, 28. ayet — bütün mealleriyle aç

    Furkân suresi, 28. ayet. يَٰوَيْلَتَىٰ لَيْتَنِى لَمْ أَتَّخِذْ فُلَانًا خَلِيلًا

    Diyanet İşleri

    "Yazıklar olsun bana, keşke falanı dost edinmeseydim!"

    Mehmet Okuyan

    "Ah, yazık bana! Keşke falancayı dost edinmeseydim!

    Mustafa İslamoğlu

    Vah n'olaydım! Keşke falanca kimseyi kendime yol gösterici bir dost tutmayaydım!

    Muhammed Esed

    "Vah bana, n'olurdu, falancayı kendime dost edinmemiş olsaydım!

    Ahmed Hulusi

    "Yazık oldu bana, keşke şunu (beden şeytanını - karındaki ikinci beynin beyinde oluşturduğu ben bedenim kabulü. Kaynak bilgi: www. okyanusum. com'da, The Second Brain) dost edinmeseydim!"

    Ali Bulaç

    "Vah yazıklar bana, ne olurdu da filanı dost edinmeseydim."

    Ali Özek ve heyeti

    Yazık bana! Keşke falancayı (bâtıl yolcusunu) dost edinmeseydim!

    Ali Rıza Safa

    "Vay başıma gelene! Keşke o kişiyi dost edinmeseydim?"

    Bayraktar Bayraklı

    "Vah bana, keşke falancayı dost edinmeseydim!"

    Edip Yüksel

    "Vay bana, keşke falancayı arkadaş edinmeseydim."

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    'Vay bana, keşke falancayı arkadaş edinmeseydim.'

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Eyvah! Keşke falancayı dost edinmeseydin!

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Eyvah keşke falanı dost tutmıyaydım

    Erhan Aktaş

    "Eyvah! Keşke falancayı dost dipnot 1 edinmeseydim!"

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Kelimesi kelimesine, halil. Ayette de görüldüğü gibi "veli" kelimesine dost demek doğru değildir. "Dost, "halil" demektir.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    "Eyvah! Keşke falancayı dost edinmeseydim!"

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    "Eyvah! Keşke falancayı veli edinmeseydim!"

    Gültekin Onan

    "Vah yazıklar bana, ne olurdu da filanı dost edinmeseydim."

    Hasan Basri Çantay

    "Ne yazık bana! Keşki fülanı dost tutmayaydım".

    İbni Kesir

    Vay başıma gelene: Keşki falancayı dost edinmeseydim.

    Mehmet Alagaş — bu ayetin karşılığı kaynakta yok.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    “Yazıklar olsun bana, keşke falanı dost edinmeseydim!”

    Süleyman Ateş

    "Vah bana, ne olurdu, ben falanı dost tutmasaydım!"

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Yazık oldu bana. Keşke şu kimseyi dost edinmeseydim.

    Şaban Britch

    Vay başıma gelene! Keşke falancayı dost edinmeseydim.

    Şaban Piriş

    Vay başıma gelene! Keşke falancayı dost edinmeseydim.

    Yaşar Nuri Öztürk

    "Ah, ne olurdu, falancayı dost edinmeseydim."

  9. Furkân suresi, 29. ayet — bütün mealleriyle aç

    Furkân suresi, 29. ayet. لَّقَدْ أَضَلَّنِى عَنِ ٱلذِّكْرِ بَعْدَ إِذْ جَآءَنِى وَكَانَ ٱلشَّيْطَٰنُ لِلْإِنسَٰنِ خَذُولًا

    Diyanet İşleri

    "Andolsun, Kur'an bana geldikten sonra beni ondan o saptırdı. Zaten şeytan insanı yardımcısız bırakıverir."

    Mehmet Okuyan

    Zikr (Kur'an) bana geldikten sonra (o kişi) beni şüphesiz (Kur'an'dan) saptırmıştır. (Meğer) şeytan(laşmış olanlar) insanı yüzüstü bırakırmış." dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu ayetlerde Hz. Muhammed'i ve Kur'an'ı dost edinmenin önemine, insanları Kur'an'dan uzaklaştıranların da şeytanlaşmış insanlar olduklarına dikkat çekilmektedir.

    Mustafa İslamoğlu

    Doğrusu, bana vahiy ulaştıktan sonra beni ondan uzaklaştırdı."Evet, zaten (kişiyi vahiyden) uzaklaştıran her tür şer güç insanı işte böyle yüzüstü bırakır.

    Muhammed Esed

    Gerçekte, bana uyarıcı, hatırlatıcı mesaj geldikten sonra, beni (Allah'ı) hatırlamaktan o uzaklaştırdı!" Zaten, Şeytan (işte böyle) yalnız ve çaresiz bırakır insanı.

    Ahmed Hulusi

    "Andolsun ki, gelen Zikir'den (hakikatimi hatırlatan hakikat bilgisinden) saptırdı. . . Şeytan (vehim - bilincin kendini beden kabulü) insan için hazuldur (güçsüz, ortada bırakan). "

    Ali Bulaç

    "Çünkü o, gerçekten bana geldikten sonra beni zikirden (Kur'an'dan) saptırmış oldu. Şeytan da insanı 'yapayalnız ve yardımsız" bırakandır."

    Ali Özek ve heyeti

    Çünkü zikir (Kur'an) bana gelmişken o, hakikaten beni ondan saptırdı. Şeytan insanı (uçuruma sürükleyip sonra) yüzüstü bırakıp rezil rüsva eder.

    Ali Rıza Safa

    "Gerçek şu ki, öğreti bana geldiğinde, beni Ondan, o saptırdı. Zaten şeytan, insanı yarı yolda bırakır!"

    Bayraktar Bayraklı

    "Çünkü Kur'an bana gelmişken, gerçekten o, beni Kur'an'dan uzaklaştırdı. Şeytan, insanı yüzüstü bırakıp rezil rüsva eder."

    Edip Yüksel

    "Beni, bana ulaşan mesajdan saptırdı. Gerçekten, sapkın insanı yarı yolda bırakır."

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    'Beni, bana ulaşan mesajdan saptırdı. Gerçekten, şeytan insanı yarı yolda bırakır.'

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Bana geldikten sonra Kur'an, vallahi o beni saptırdı." Öyle ya şeytan insanı yapayalnız, yardımsız bırakır.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Vallahi o sapıttı beni zikirden, bana gelmiş iken, öyle ya Şeytan insana çok hızlankar bulunuyor

    Erhan Aktaş

    "Ant olsun ki bana öğüt geldiği halde, beni o sapıttı." Şeytan, insanı yalnız ve yardımsız bırakır!

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    "Ant olsun ki bana öğüt geldiği halde, beni o sapıttı." Şeytan, insanı yalnız ve yardımsız bırakır!

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    "Ant olsun ki bana öğüt geldiği halde, beni o sapıttı." Şeytan, insanı yalnız ve yardımsız bırakır!

    Gültekin Onan

    "Çünkü o, gerçekten bana geldikten sonra beni zikirden (Kuran'dan) saptırmış oldu. Şeytan da insanı 'yapayalnız ve yardımsız' bırakandır."

    Hasan Basri Çantay

    "Andolsun ki beni zikirden, hem o (bir devlet gibi) bana (Allah tarafından) geldikden sonra, o sapdırdı. Şeytan insanı (başına bir bela gelince) yapayalınız ve yardımsız bırakandır".

    İbni Kesir

    Andolsun ki; bana gelen zikirden beni, o saptırdı. Şeytan; insanı yapayalnız ve yardımsız bırakandır.

    Mehmet Alagaş — bu ayetin karşılığı kaynakta yok.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    “Andolsun, Kur’an bana geldikten sonra beni ondan o saptırdı. Zaten Şeytan, insanı yardımcısız bırakıverir.”

    Süleyman Ateş

    O beni, bana gelen Zikirden saptırdı. Zaten şeytan, insanı yapayalnız ve yardımcısız bırakır."

    Süleymaniye Vakfı

    Doğru bilgi /Allah'ın kitabı bana geldikten sonra beni ondan o uzaklaştırdı. Şeytanlar dipnot 1 insanı, yüzüstü bırakır."

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Şeytan, hem insandan olur hem de cinlerden (En'am 6/112, Nas 114/4-5).

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    O, beni bu dipnot 1 doğru bilgiden (Kur'an'dan) uzaklaştırdı. Hem de bana kadar gelmişken. Bu Şeytan insanı böyle yüzüstü bırakır."

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      elif lam'lı olduğu için zamir eklendi

    Şaban Britch

    Andolsun ki bana gelen zikirden beni o saptırdı. Şeytan, insanı yapayalnız bırakıp, rezil eder.

    Şaban Piriş

    Andolsun ki bana gelen zikir'den beni o saptırdı. Şeytan, insanı yapayalnız bırakıp, rezil ediyor.

    Yaşar Nuri Öztürk

    "Zikir/Kur'an bana geldikten sonra, o saptırdı beni ondan. Şeytan, insan için bir rezil edicidir."

  10. Furkân suresi, 30. ayet — bütün mealleriyle aç

    Furkân suresi, 30. ayet. وَقَالَ ٱلرَّسُولُ يَٰرَبِّ إِنَّ قَوْمِى ٱتَّخَذُوا۟ هَٰذَا ٱلْقُرْءَانَ مَهْجُورًا

    Diyanet İşleri

    Peygamber, "Ey Rabbim! Kavmim şu Kur'an'ı terk edilmiş bir şey haline getirdi" dedi.

    Mehmet Okuyan

    Elçi şöyle diyecektir: "Ey Rabbim! Kavmim bu Kur'an'ı yalnız bıraktı." dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu ayette Kur'an'ı yaşamayanların mahşerde Hz. Muhammed'in şikâyetine konu edileceği mesajı verilmektedir.

    Mustafa İslamoğlu

    Ve (o gün) Rasul diyecek ki: "Ya Rabbi! Benim Kavmim bu Kur'an'a devri geçmiş, işlevi kalmamış bir kitap muamelesi yaptı!"

    Muhammed Esed

    Ve (o gün) Rasul: "Ey Rabbim!" diyecek, "Kavmimden (bazıları) bu Kuran'ı gözden çıkarılacak bir şey olarak gördü!"

    Ahmed Hulusi

    Rasul (hakikatini OKUyan) dedi ki: "Ya Rab! Muhakkak ki halkım şu Kuran'ı (hakikatinin gereğini yaşamayı) terk etti (bedensel zevklerine döndü)!"

    Ali Bulaç

    Ve elçi dedi ki: "Rabbim gerçekten benim kavmim, bu Kur'an'ı terkedilmiş (bir kitap) olarak bıraktılar."

    Ali Özek ve heyeti

    Peygamber der ki: Ey Rabbim! Kavmim bu Kur'an'ı büsbütün terkettiler.

    Ali Rıza Safa

    Elçi, şöyle der: "Ey Efendim! Aslında, benim toplumum, bu Kur'an'ı, terk edilmiş olarak bıraktı!" dipnot 290

    Ali Rıza Safa — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 290
      Muhammed peygamberin, kendi Müslüman toplumu hakkında Allah'a yakınmasına neden olan Kur'an'ın terk edilmiş olması, tümüyle gerçekleşmiş bir olgudur. Kur'an'ın abdestsiz ele alınamayacağı, ancak belirli kişilerin anlayabileceği, gerçek sevaplarının Arapça harflerinde olduğu, asla başka dillere çevrilemeyeceği ve insanların kendi dilinde yapacağı yakarışların kabul edilmeyeceği gibi uydurma fetvalar verilerek, Kur'an'ın öğrenilmesi, örümcek ağı gibi örülen tuzaklarla engellenmiş ve tüm Müslüman toplumlar Kur'an'ı terk edilmiş olarak bırakmışlardır. Muhammed peygamberin, bu ayette Allah'a "Ey" ünlemiyle seslenişi konusunda, 43:88 ayetinin dipnotunda ve önyazıların yedinci bölümünde bilgi verilmiştir.

    Bayraktar Bayraklı

    Peygamber dedi ve diyecek ki: "Ey Rabbim! Kavmim bu Kur'an'ı terk edilmiş bıraktılar."

    Edip Yüksel

    Elçi de "Efendim, halkım Kuran'ı terketti" der. dipnot 1

    Edip Yüksel — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      * Muhammed peygamberin vefatından kısa bir süre sonra, Kuran'ı yeterli görmeyenler, uydurdukları haramları, yalanları ve hikayeleri Tanrı'ya ve elçisine "Hadis ve Sünnet" adı altında yakıştırmaya başladılar. Muhammed peygamberin halkı bu öğretileri izleyerek ve mezhepler halinde kurumlaştırarak Kuran'ı terketmiş bulunmaktadır. * Doğru ile yanlışın karıştırıldığı bu öğretileri izleyenler, Muhammed peygamberin şefaatinin kendilerini kurtarmasını beklerken, 78:38 ve 19:87 ayetlerinin tecellisi olan 25:30 ayetindeki şikayet ile karşılaşacaklardır.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Elçi de, 'Rabbim, halkım Kuran'ı terketti,' der.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Peygamber de dedi ki: "Ey Rabbim, kavmim bu Kur'an'ı bir kenara itip bıraktılar"

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Peygamber de "yarab, kavmim bu Kur'anı mehcur tuttular" demekte

    Erhan Aktaş

    Resul: "Ey Rabb'im, halkım bu Kur'an'ı mehcur dipnot 1 tuttu." dedi.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Kur'an'la bağlarını kopardı. Ona karşı duyarsız hale geldi. Kur'an'nı hayat kitapları olmaktan çıkardı.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Resul: "Ey Rabb'im, halkım bu Kur'an'ı mehcur dipnot 1 tuttu." dedi.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Kur'an'la bağlarını kopardılar. Ona karşı duyarsız hale geldiler. Kur'an'nı hayat kitapları olmaktan çıkardılar.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Rasul: "Ey Rabb'im, halkım bu Kur'an'ı mehcur dipnot 1 edindi." dedi.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Kur'an'la bağlarını kopardılar. Ona karşı duyarsız hale geldiler.

    Gültekin Onan

    Ve elçi dedi ki: "Rabbim gerçekten benim kavmim, bu Kuran'ı terkedilmiş (bir kitap) olarak bıraktılar."

    Hasan Basri Çantay

    Peygamber dedi ki "Ey Rabbim, kavmim hakıykat şu Kur'anı metruk (bir şey) edindiler".

    İbni Kesir

    Ve Peygamber dedi ki: Ey RAbbım; doğrusu kavmim bu Kur'an'ı terkedilmiş olarak bıraktı.

    Mehmet Alagaş

    (30-34) Resul dedin ki ey Rabbim kavmim kesinlikle bu Kuran’ı terkedilmiş / mahcur bıraktı. Tam da bu nedenle her bildiriciye / nebiye suçlulardan (insanlardan değil suçlulardan ) düşmanlar yaptık, yol gösteren ve yardımcı olarak rabbin yeterlidir. Kafirler, Kuran’ın hepsi, tekten ona indirilseydi ya derler, bu indiriliş şekli onu, kalbine sabitlemek ve indirilişin tane tane / sıra sıra ol abilmesi içindir. Sana getirdiğimiz gerçek ve daha güzel örneğin bir benzerini onlar asla örnek olarak getiremezler. Yüzleri üzere cehennemde biraraya getirilecekler dir, işte en fena / en şerli mek ân da budur, yoldan en fazla sapmış olanlar da onlardır.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Rasul: “Ya Rabb! Gerçekten benim kavmim bu Kur’an’ı terk etti” dedi.

    Süleyman Ateş

    Elçi de: "Ya Rabbi, kavmim, bu Kur'an'ı terk edilmiş bıraktılar" demiştir.

    Süleymaniye Vakfı

    (O gün) Elçimiz de şöyle der: "Rabbim, benim halkım bu Kur'an'ı (onun hükümlerini) terk edilmiş hale getirdiler dipnot 1 ."

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Nebimiz şöyle buyurmuştur: Ashabımdan bir grup sol tarafa alınacak, ben; "Ashabım! Ashabım!" diyeceğim. Allah Teala diyecek ki; "Bunlar, senin ayrılmandan sonra sürekli geriye gittiler." Ben de salih kul İsa'nın dediği gibi diyeceğim:"... İçlerinde bulunduğum sürece onları görüyordum. Beni vefat ettirince gören yalnız sen oldun. Sen her şeyi görüp gözetirsin. Eğer azab edersen, onlar senin kullarındır. Bağışlarsan şüphesiz sen güçlüsün, doğrusunu yaparsın (Maide 5/117-118)." (Buhari, Enbiya, 8)

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    O gün Elçimiz diyecek ki, "Ey Sahibim, benim kavmim bu Kur'an'ı kendilerinden uzak tuttular dipnot 1 ."

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Nebimiz şöyle buyurmuştur: Ashabımdan bir grup sol tarafa alınacak, ben; "Ashabım! Ashabım!" diyeceğim. Allah Teala diyecek ki; "Bunlar, senin ayrılmandan sonra sürekli geriye gittiler." Ben de salih kul İsa'nın dediği gibi diyeceğim: "... İçlerinde bulunduğum sürece onları görüyordum. Beni vefat ettirince gören yalnız sen oldun. Sen her şeyi görüp gözetirsin. Eğer azab edersen, onlar senin kullarındır. Bağışlarsan şüphesiz sen güçlüsün, doğrusunu yaparsın." (Maide 5/117-118) (Buhari, Enbiya, 8)

    Şaban Britch

    Peygamber der ki: Ey Rabbim! Kavmim bu Kur'an'ı büsbütün terketti.

    Şaban Piriş

    Peygamber: -Rabbim, dedi. Kavmim Kur'an'a ilgisiz kaldı.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Resul de şöyle der: "Ey Rabbim, benim toplumum, bu Kur'an'ı terk edilmiş/dışlanmış halde tuttular."

  11. Furkân suresi, 31. ayet — bütün mealleriyle aç

    Furkân suresi, 31. ayet. وَكَذَٰلِكَ جَعَلْنَا لِكُلِّ نَبِىٍّ عَدُوًّا مِّنَ ٱلْمُجْرِمِينَ وَكَفَىٰ بِرَبِّكَ هَادِيًا وَنَصِيرًا

    Diyanet İşleri

    Biz, işte böyle, her peygamber için suçlulardan bir düşman yarattık. Yol gösterici ve yardım edici olarak Rabbin yeter.

    Mehmet Okuyan

    İşte böylece her peygamber için suçlulardan düşman(lar) yaptık. dipnot 1 Doğru yola ulaştıran ve yardımcı olarak Rabbin yeter.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Her peygambere suçlulardan düşmanlar yapılması, kendileri suçlu olmayı tercih edenlerin bu tercihlerinin sonucudur. Yüce Allah en baştan hiç kimseyi bir peygambere düşman olsun diye özel olarak yaratmış değildir. Eğer öyle olsaydı, ayette "suçlulardan" değil, "insanlardan" denirdi.

    Mustafa İslamoğlu

    İşte böylece Biz her peygambere, suçu karakter haline getirenler içerisinden düşmanlar çıkarmışızdır: olsun, nasıl olsa Rabbin yol gösterici ve yardım edici olarak sana yeter.

    Muhammed Esed

    İşte bu (senin çağında olduğu) gibi, biz her nebiye günaha gömülüp gitmiş kimseler içinden düşmanlar çıkardık; bununla birlikte, sana yol gösterici ve yardımcı olarak Rabbin yeter.

    Ahmed Hulusi

    İşte görüldüğü gibi, her Nebi için hakikati inkar suçlularından düşman oluştu. . . Hakikatin olan Rabbin Hadiy (hakikate erdiren) ve Nasir (hakikate ermen için yardım eden, zafere ulaştıran) olarak kafidir.

    Ali Bulaç

    İşte böyle; biz, her peygambere suçlu günahkarlardan bir düşman kıldık. Yol gösterici ve yardımcı olarak Rabbin yeter.

    Ali Özek ve heyeti

    (Rasûlüm ) İşte biz böylece her peygamber için suçlulardan düşmanlar peydâ ettik. Hidayet verici ve yardımcı olarak Rabbin yeter.

    Ali Rıza Safa

    Ve işte böylece, her peygamber için, suçluların arasından düşmanlar ortaya çıkardık. Çünkü senin Efendin, Doğru Yola Eriştiren ve Yardımcı olarak yeterlidir.

    Bayraktar Bayraklı

    İşte biz böylece her peygamber için suçlulardan düşmanlar var ettik. Hidayet verici ve yardımcı olarak Rabbin sana yeter.

    Edip Yüksel

    Biz ayrıca her peygambere suçlulardan bir düşman var ettik. Yol gösterici ve yardımcı olarak Efendin yeter. dipnot 1

    Edip Yüksel — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      * Peygamberin en azılı düşmanlarının kimliği için 6:112-116 ayetlerine bakınız.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Biz ayrıca her peygambere suçlulardan bir düşman var ettik. Yol gösterici ve yardımcı olarak Rabbin yeter.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Ve işte Biz böyle her peygamber için suçlulardan bir düşman yapmışızdır. Fakat yol gösterici ve yardımcı olarak Rabbin yeter.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Ve işte biz böyle her Peygamber için mücrimlerden bir düşman yapmışızdır, maamafih hadi de rabbın yeter nasir de

    Erhan Aktaş

    Bu hep böyle olmuştur. Biz her Nebi'ye, mücrimlerden dipnot 1 bir düşman kıldık. Yol gösterici ve yardım edici olarak Rabb'in sana yeter.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Suçlu. Hakikat ile bağını koparmış. Mücrim, "basit suçlu" anlamında değil, Kafir, nankör, Müşrik, sapkın" olmayı da kapsan "suçların hepsini içine alan, onların toplamını ifade eden" bir kavramdır.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Bu hep böyle olmuştur. Biz her nebiye, mücrimlerden dipnot 1 bir düşman kıldık. Yol gösterici ve yardım edici olarak Rabb'in sana yeter.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Suçlu, hakikat ile bağını koparan demek olan bu sözcük, basit suçlu anlamında değil; Kafir, Müşrik, sapkın anlamına gelmektedir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Bu hep böyle olmuştur. Biz her nebiye, günahı kendisini kuşatanlardan bir düşman kıldık. Yol gösterici ve yardım edici olarak Rabb'in sana yeter.

    Gültekin Onan

    İşte böyle; biz, her peygambere suçlu günahkarlardan bir düşman kıldık. Yol gösterici ve yardımcı olarak rabbin yeter.

    Hasan Basri Çantay

    Biz her peygambere günahkarlardan böyle düşman (lar) peyda etdik. Hidayet verici olarak da, hakıyki yardımcı olarak da senin Rabbin yeter.

    İbni Kesir

    İşte böylece Biz; her peygambere suçlulardan bir düşman kıldık. Hidayete götüren ve yardımcı olarak Rabbın yeter.

    Mehmet Alagaş

    (30-34) Resul dedin ki ey Rabbim kavmim kesinlikle bu Kuran’ı terkedilmiş / mahcur bıraktı. Tam da bu nedenle her bildiriciye / nebiye suçlulardan (insanlardan değil suçlulardan ) düşmanlar yaptık, yol gösteren ve yardımcı olarak rabbin yeterlidir. Kafirler, Kuran’ın hepsi, tekten ona indirilseydi ya derler, bu indiriliş şekli onu, kalbine sabitlemek ve indirilişin tane tane / sıra sıra ol abilmesi içindir. Sana getirdiğimiz gerçek ve daha güzel örneğin bir benzerini onlar asla örnek olarak getiremezler. Yüzleri üzere cehennemde biraraya getirilecekler dir, işte en fena / en şerli mek ân da budur, yoldan en fazla sapmış olanlar da onlardır.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Biz, işte böyle her peygamber için suçlulardan bir düşman yarattık. Yol gösterici ve yardım edici olarak Rabbin yeter.

    Süleyman Ateş

    Biz böylece her elçiye suçlulardan bir düşman var ettik. Yol gösterici ve yardımcı olarak Rabbin yeter.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Tıpkı bunun gibi her nebiye suçlulardan düşmanlar oluşmasını engellemedik. Yol gösterici ve yardımcı olarak Sahibin yeter.

    Şaban Britch

    İşte böyle her peygamber için günahkarlardan birer düşman kıldık. Yol gösterici ve yardımcı olarak Rabbin yeter.

    Şaban Piriş

    İşte böyle her peygamber için suçlulardan düşman kıldık. Yol gösterici ve yardımcı olarak Rabbin yeter.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Biz böylece her peygambere, suçlulardan bir düşman musallat ettik. Kılavuz ve yardımcı olarak Rabbin yeter.

  12. Furkân suresi, 32. ayet — bütün mealleriyle aç

    Furkân suresi, 32. ayet. وَقَالَ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ لَوْلَا نُزِّلَ عَلَيْهِ ٱلْقُرْءَانُ جُمْلَةً وَٰحِدَةً كَذَٰلِكَ لِنُثَبِّتَ بِهِۦ فُؤَادَكَ وَرَتَّلْنَٰهُ تَرْتِيلًا

    Diyanet İşleri

    İnkar edenler, "Kur'an ona bir defada toptan indirilseydi ya!" dediler. Biz, Kur'an'la senin kalbini pekiştirmek için onu böyle kısım kısım indirdik ve onu ağır ağır okuduk.

    Mehmet Okuyan

    Kâfir olanlar "Kur'an ona bir kerede (topluca) indirilseydi ya!" dediler. İşte böylece, kalbini onunla iyice pekiştirmek için (peyderpey indirdik) ve onu tane tane okuduk. dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu ayette Kur'an'ın topluca değil de peyderpey indirilmesinin gerekçesinin, muhatapların gönlünü pekiştirmesi, sağlamlaştırması, vahyin bir anlamda hayata okunması ve hayata dokunması olduğuna dikkat çekilmektedir. Benzer mesaj: İsrâ 17:106.

    Mustafa İslamoğlu

    Bir de inkarda ısrar edenler dediler ki: "Kur'an ona topyekün olarak indirilseydi ya!"İşte Biz, bütünü oluşturan parçaları ait oldukları yere biri diğerini açıklayacak şekilde yerleştirerek, onunla senin iç dünyanı inşa edip pekiştirelim diye böyle yaptık.

    Muhammed Esed

    İmdi, hakkı inkara şartlanmış olan kimseler: "Kuran ona bir bütün olarak bir kerede indirilseydi ya!" diyorlar. Oysa, Biz onu (sana) böyle tutarlı bir bütün oluşturacak şekilde belli bir düzen içinde ağır ağır vahyediyoruz ki onunla senin kalbini pekiştirelim.

    Ahmed Hulusi

    Hakikat bilgisini inkar edenler dediler ki: "O'na Kuran'ın (İsrailoğullarına gelen kitaplar gibi) hepsi birden tenzil edilmeliydi!". . . (Oysa) böylece, O'nunla, senin Fuadını (Esma mana özelliklerini şuura yansıtıcılar - kalp nöronlarının beyindeki açılımlarını) sabitlemek için (böyle tenzil ettik) ve (hakikatinde, her birinin kuvvelerini ayrı ayrı bulman için) bölümler halinde okuttuk.

    Ali Bulaç

    İnkar edenler dediler ki: "Kur'an ona tek bir defada, toplu olarak indirilmeli değil miydi?" Biz onunla kalbini sağlamlaştırıp pekiştirmek için böylece (ayet ayet indirdik) ve onu 'belli bir okuma düzeniyle (tertil üzere) düzene koyup' okuduk.

    Ali Özek ve heyeti

    İnkâr edenler: Kur'an ona bir defada topluca indirilmeli değil miydi? dediler. Biz onu senin kalbine iyice yerleştirmek için böyle yaptık (parça parça indirdik) ve onu tane tane (ayırarak) okuduk.

    Ali Rıza Safa

    Nankörlük edenler, şöyle dediler: "Kur'an, tüm olarak bir defada Ona indirilmeliydi; öyle değil mi?" Senin yüreğini güçlendirmek için böyle yaptık. Ve Onu, belirlenmiş bir düzen içinde okuduk.

    Bayraktar Bayraklı

    İnkar edenler, "Kur'an ona bir defada topluca indirilmeli değil miydi?" dediler. Biz onu senin kalbine iyice yerleştirmek için böylece yaptık ve onu tane tane okuduk.

    Edip Yüksel

    İnkarcılar, "Kuran, ona neden bir defada indirilmedi?" dediler. Biz böylece onu belleğine yerleştirmekte ve onu belirlenmiş bir dizilişe göre okumaktayız.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    İnkarcılar, 'Kuran, ona neden bir defada indirilmedi,' dediler. Biz böylece onu belleğine yerleştirmekte ve onu belirlenmiş bir dizilişe göre okumaktayız.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Yine o inkar edenler dediler ki: "O Kur'an ona hep birden indirilseydi ya!" Biz onu kalbine iyi yerleştirmek için böyle indirdik ve onu mükemmel bir okuyuşla ağır ağır okuduk.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Yine o küfredenler dediler ki: o Kur'an ona cümlesi birden indirilseydi ya! Biz onu gönlüne iyi tesbit edelim diye böyle ındirdik ve fevkal'ade bir tertil ile tertil eyledik

    Erhan Aktaş

    Kafirler: "Kur'an ona bir defada ve topluca indirilmeli değil miydi?" dediler. Oysaki bu, onu kalbine iyice yerleştirelim diyedir. Onu düzenli bir şekilde pekiştire pekiştire indirdik.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Kafirler: "Kur'an ona bir defada ve topluca indirilmeli değil miydi?" dediler. Oysaki bu, onu kalbine iyice yerleştirelim diyedir. Onu düzenli bir şekilde pekiştire pekiştire indirdik.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Gerçeği yalanlayan nankörler: "Kur'an ona bir defada ve topluca indirilmeli değil miydi?" dediler. Oysaki bu, onu kalbine iyice yerleştirelim diyedir. Onu düzenli bir şekilde pekiştire pekiştire okuduk.

    Gültekin Onan

    Küfredenler dediler ki: "Kuran ona tek bir defada, toplu olarak indirilmeli değil miydi?" Biz onunla yüreğini (fuadeke) sağlamlaştırıp pekiştirmek için böylece (ayet ayet indirdik) ve onu 'belli bir okuma düzeniyle (tertil üzere) düzene koyup' okuduk.

    Hasan Basri Çantay

    O küfredenler (şöyle) dedi (ler): "Ona Kur'an bir (hamlede), toplu bir halde indirilmeli değil miydi"? Biz onu senin kalbine iyice yerleşdirmek için böyle (yapdık). Onu (çok güzel bir nizaam ile) ayet ayet ayırdık (ve aheste aheste bildirdik).

    İbni Kesir

    O küfredenler dediler ki: Kur'an ona bir kerede topluca indirilmeli değil miydi? Halbuki Biz; onu senin kalbine iyice yerleştirmek için böyle azar azar indirir ve ağır ağır okuruz.

    Mehmet Alagaş

    (30-34) Resul dedin ki ey Rabbim kavmim kesinlikle bu Kuran’ı terkedilmiş / mahcur bıraktı. Tam da bu nedenle her bildiriciye / nebiye suçlulardan (insanlardan değil suçlulardan ) düşmanlar yaptık, yol gösteren ve yardımcı olarak rabbin yeterlidir. Kafirler, Kuran’ın hepsi, tekten ona indirilseydi ya derler, bu indiriliş şekli onu, kalbine sabitlemek ve indirilişin tane tane / sıra sıra ol abilmesi içindir. Sana getirdiğimiz gerçek ve daha güzel örneğin bir benzerini onlar asla örnek olarak getiremezler. Yüzleri üzere cehennemde biraraya getirilecekler dir, işte en fena / en şerli mek ân da budur, yoldan en fazla sapmış olanlar da onlardır.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Kâfirler: “Kur’an ona bir defada toptan indirilseydi ya!” dediler. Biz onunla kalbine sebat verelim diye yaptık ve onu ağır ağır okuduk.

    Süleyman Ateş

    İnkar edenler: "Kur'an, ona bir defada indirilmeli değil miydi?" dediler. Biz onunla senin kalbini sağlamlaştırmak için onu böyle (parça parça indirdik) ve onu ağır ağır okuduk.

    Süleymaniye Vakfı

    Kafirlik edenler /ayetleri görmezlikte direnenler: "Kur'an ona, bir seferde toptan indirilseydi ya!" dediler. Böyle (parça parça) indirilmesi, gönlünü ona sabitleyelim diyedir dipnot 1 . Biz onu tam tertil ettik /bağlantılarını kurup doğru bir şekilde düzenledik dipnot 2

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
    2. metne dön, dipnot 2
      Tertil, bir şeyin bağlantılarını kurup onu doğru bir şekilde sıralamaktır (Müfredat).Allah, kendi sözlerinden ibaret olan ayetler arasına bağlantılar koymuş, onları, açık ve anlaşılır bir metotla, hikmet metodu ile düzenlemiştir. Biz de Allah'ın kurduğu bağlantıları bularak ayet kümelerini ona göre anlamaya çalışırsak tertil yapmış ve Kur'an'ı, Allah'ın istediği şekilde okumuş oluruz.(A'raf 7/52, İsra 17/106, Müzzemmil 73/4).

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Görmezlikten gelenler; "Kur'an ona toptan indirilseydi ya?" dediler. Böyle olması, senin kalbini sabitleyelim ve sana ağır ağır okuyalım diyedir.

    Şaban Britch

    Küfredenler: Kur’an ona bir defada toptan indirilmeli değil miydi? dediler. Biz, onu senin kalbine iyice yerleştirmek için böyle indirdik. Onu parça parça, ağır ağır indirdik.

    Şaban Piriş

    Küfredenler: -Kur'an ona bir defada toptan indirilmeli değil miydi? dediler. Biz, onu senin kalbine yerleştirmek için böyle indirdik. Onu düzenli ve yerli yerince indirdik.

    Yaşar Nuri Öztürk

    İnkar edenler dediler ki: "Kur'an ona toptan, bir kerede indirilsedi ya!" Biz böyle yaptık ki, onunla senin kalbini dayanıklı kılalım. Biz onu parça parça/ayet ayet okuduk.

  13. Furkân suresi, 33. ayet — bütün mealleriyle aç

    Furkân suresi, 33. ayet. وَلَا يَأْتُونَكَ بِمَثَلٍ إِلَّا جِئْنَٰكَ بِٱلْحَقِّ وَأَحْسَنَ تَفْسِيرًا

    Diyanet İşleri

    Onlar sana hiçbir misal getirmezler ki (buna karşılık) sana gerçeği ve en güzel açıklamayı getirmiş olmayalım.

    Mehmet Okuyan

    Onlar sana örnek getirdiklerinde biz de sana gerçeği ve en güzel tefsiri (açıklamayı) mutlaka getirmişizdir. dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu ayet en güzel tefsirin Yüce Allah'a ait olduğunun delilidir. Kur'an'ın Yüce Allah tarafından açıklanmış oluşuyla ilgili benzer mesajlar: İsrâ 17:41, 89; Kehf 18:54; ‘Ankebût 29:43; Rûm 30:58; Zümer 39:27; Haşr 59:21.

    Mustafa İslamoğlu

    İmdi, onlar senin karşına hangi temsili anlatım tarzıyla çıkarlarsa çıksınlar, kesinlikle Biz sana o konudaki gerçeği ve en doğru açıklamayı getiririz.

    Muhammed Esed

    Bunun içindir ki, hangi soruyla karşına çıkarlarsa çıksınlar, Biz sana mutlaka asıl doğru olan neyse onu ve en güzel açıklamayı getirmekteyiz.

    Ahmed Hulusi

    Sana her sorun getirdiklerinde, açıklaması itibarıyla ve Hak olarak, sana daha güzeli ile geldik.

    Ali Bulaç

    Onların sana getirdikleri hiç bir örnek yoktur ki, biz (ona karşı) sana hakkı ve en güzel açıklama tarzını getirmiş olmayalım.

    Ali Özek ve heyeti

    Sana hiçbir misal getirmezler ki, biz sana hak ve açıklaması en güzel olanını getirmemiş olalım.

    Ali Rıza Safa

    Onların sana getirdikleri her örnek için, gerçeği ve en güzel açıklamayı getiririz. dipnot 291

    Ali Rıza Safa — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 291
      "En güzel açıklama" olarak yazdığımız "Ahsena tefsira" söylemi "En güzel tefsir" veya "En güzel yorum" olarak da çevrilebilir. Tefsir terimi, yalnızca bu ayette bildirilmiştir. Allah'ın bilgeliği olarak, Kur'an'ın açıklamasının ve yorumunun, en güzel biçimde yine Kur'an'la yapılacağı, çok açık bir biçimde bildirilmiştir.

    Bayraktar Bayraklı

    Onların sana getirdikleri hiçbir örnek yoktur ki, sana doğrusunu ve daha açığını getirmeyelim.

    Edip Yüksel

    Onların sana yönelttikleri her teze karşı, biz sana gerçeği ve en güzel açıklamayı getiririz.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Onların sana yönelttikleri her teze karşı, biz sana gerçeği ve en güzel açıklamayı getiririz.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Hem onlar sana karşı herhangi bir mesel ile gelmezler ki, Biz sana (ona karşılık) gerçeği ve en güzel yorumu getirmiş olmayalım.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Hem onlar sana her hangi bir mesel ile gelmezler ki mutlak biz sana hakkı ve tefsirin daha güzelini getirmiş olmıyalım

    Erhan Aktaş

    Onların sana verecekleri her örneğe karşılık, biz sana Hakk'ı en iyi şekilde açıklarız.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Onların sana verecekleri her örneğe karşılık, biz sana hakkı en iyi şekilde açıklarız.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Onların sana verecekleri her örneğe karşılık, biz sana hakkı en iyi şekilde açıklarız.

    Gültekin Onan

    Onların sana getirdikleri hiç bir örnek yoktur ki, biz (ona karşı) sana hakkı ve en güzel açıklama tarzını getirmiş olmayalım.

    Hasan Basri Çantay

    Onlar sana bir misal getirmeye dursunlar, biz sana hakkı ve tefsirin daha güzelini getirdik.

    İbni Kesir

    Onlar sana bir misal getirmeye görsünler, Biz; onun gerçeğini ve en iyi anlaşılanını sana getirmişizdir.

    Mehmet Alagaş

    (30-34) Resul dedin ki ey Rabbim kavmim kesinlikle bu Kuran’ı terkedilmiş / mahcur bıraktı. Tam da bu nedenle her bildiriciye / nebiye suçlulardan (insanlardan değil suçlulardan ) düşmanlar yaptık, yol gösteren ve yardımcı olarak rabbin yeterlidir. Kafirler, Kuran’ın hepsi, tekten ona indirilseydi ya derler, bu indiriliş şekli onu, kalbine sabitlemek ve indirilişin tane tane / sıra sıra ol abilmesi içindir. Sana getirdiğimiz gerçek ve daha güzel örneğin bir benzerini onlar asla örnek olarak getiremezler. Yüzleri üzere cehennemde biraraya getirilecekler dir, işte en fena / en şerli mek ân da budur, yoldan en fazla sapmış olanlar da onlardır.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Onlar sana her ne misal getirseler (buna karşılık) mutlaka biz de sana hakkı ve daha güzel açıklamayı getiririz.

    Süleyman Ateş

    Onların sana getirdiği her misale (her batıl soruya) karşı mutlaka biz sana, (o batılı yok edecek) gerçeği ve en güzel açıklamayı getiririz.

    Süleymaniye Vakfı

    Bunların sana getirdikleri herhangi bir örnek yoktur ki biz sana onun doğrusunu ve en güzel açıklamasını getirmiş olmayalım.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Sana hangi örnekle gelseler, biz sana onun gerçeğini ve konuyu daha iyi açıklayanını getiririz.

    Şaban Britch

    Onların sana getirdikleri hiçbir misal yoktur ki, (onun karşılığında) sana hak olanı ve daha açığını getirmeyelim.

    Şaban Piriş

    Sana bir örnek getirmeye görsünler, biz onun gerçeğini ve en iyi anlaşılanını getiririz.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Onlar sana bir mesel getirdikçe, biz sana hakkı ve en güzel yorumu getiririz.

  14. Furkân suresi, 34. ayet — bütün mealleriyle aç

    Furkân suresi, 34. ayet. ٱلَّذِينَ يُحْشَرُونَ عَلَىٰ وُجُوهِهِمْ إِلَىٰ جَهَنَّمَ أُو۟لَٰٓئِكَ شَرٌّ مَّكَانًا وَأَضَلُّ سَبِيلًا

    Diyanet İşleri

    Yüzüstü cehenneme sürüklenecek olanlar var ya; işte onlar konumları itibariyle daha kötü, tuttukları yol itibariyle daha sapıktırlar.

    Mehmet Okuyan

    Yüzüstü cehenneme (sürülüp) toplanacaklara (gelince), konumları çok kötü olanlar ve yolu en şaşkınlar işte onlardır. dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Benzer mesajlar: Tâhâ 20:29-30; Şu‘arâ 26:13; Kasas 28:34.

    Mustafa İslamoğlu

    Yüzüstü sürünerek cehenneme tıkılacak olan kimselere gelince: En şerli konumda bulunanlar ve yoldan en çok sapanlar işte bunlardır.

    Muhammed Esed

    (Öyleyse, hakkı inkara kalkışan o kimselere söyle ki) yüzleri üstüne sürüler halinde cehenneme tıkılacak olanlar (var ya); (öte dünyadaki) yerleri en kötü olanlar ve halen (doğru) yoldan en fazla sapmış bulunanlar işte böyleleridir!

    Ahmed Hulusi

    Hakikatleri kararmış yüzleri yere bakan, cehenneme haşrolunacak kimseler var ya, işte onlar mekan itibarıyla en şerr ve yol itibarıyla en sapkındırlar.

    Ali Bulaç

    O yüzükoyun cehenneme doğru sürülüp toplanacak olanlar; işte onlar, yer bakımından çok kötü, yol bakımından sapmış olanlardır.

    Ali Özek ve heyeti

    Cehennem'de yüzükoyun haşr olunacak olanlar, işte yerleri en kötü ve yolları en sapık olanlar bunlardır.

    Ali Rıza Safa

    Yüzüstü cehenneme toplanacak olanlar; işte onlar, yeri en kötü olanlar ve yoldan en çok sapanlardır.

    Bayraktar Bayraklı

    Yüzüstü cehenneme sürülüp toplanacak olanlar; işte onların yerleri en kötü yer, yolları en sapık yoldur.

    Edip Yüksel

    Cehenneme zorla sürülenler, en kötü yere ve en çarpık yola sahip olanlardır.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Cehenneme zorla sürülenler, en kötü yere ve en çarpık yola sahip olanlardır

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    O yüzleri üstü cehenneme toplanacaklar, yerleri en kötü, yolları en sapık olanlardır.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    O yüzleri üstü Cehenneme haşrolunacaklar, onlar mevkı'ce çok fena, yolca da en sepıktırlar

    Erhan Aktaş

    Yüzüstü Cehennem'e toplanacak olanlar; işte onlar, yerce çok kötü ve yolca çok sapkınlardır.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Yüzüstü Cehennem'e toplanacak olanlar; işte onlar, yerce çok kötü ve yolca çok sapkınlardır.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Yüzüstü Cehennem'e toplanacak olanlar; işte onlar, yerce çok kötü ve yolca çok sapkınlardır.

    Gültekin Onan

    O yüzükoyun cehenneme doğru sürülüp toplanacak olanlar; işte onlar, yer bakımından çok kötü, yol bakımından sapmış olanlardır.

    Hasan Basri Çantay

    O yüzleri üstü cehenneme (sürülüb) toplanacaklar (yok mu?) Onların yeri çok kötü, yolu çok sapıkdır.

    İbni Kesir

    Cehennemde yüzleri üstü toplanacak olanların; işte onların yeri çok kötü ve yolu çok sapıktır.

    Mehmet Alagaş

    (30-34) Resul dedin ki ey Rabbim kavmim kesinlikle bu Kuran’ı terkedilmiş / mahcur bıraktı. Tam da bu nedenle her bildiriciye / nebiye suçlulardan (insanlardan değil suçlulardan ) düşmanlar yaptık, yol gösteren ve yardımcı olarak rabbin yeterlidir. Kafirler, Kuran’ın hepsi, tekten ona indirilseydi ya derler, bu indiriliş şekli onu, kalbine sabitlemek ve indirilişin tane tane / sıra sıra ol abilmesi içindir. Sana getirdiğimiz gerçek ve daha güzel örneğin bir benzerini onlar asla örnek olarak getiremezler. Yüzleri üzere cehennemde biraraya getirilecekler dir, işte en fena / en şerli mek ân da budur, yoldan en fazla sapmış olanlar da onlardır.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Yüzükoyun cehenneme (sürülüp) toplanacak olanlar; işte onlar, yerleri en kötü, yolları en sapık olanlardır.

    Süleyman Ateş

    O yüzükoyun cehenneme toplanacak olanlar, işte onlar, yerce çok kötü ve yolca çok sapıktır.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Başlarını öne eğmiş olarak cehennemde toplanmaya aday olan bu kimselerin konumu ne kötü, yolları ne sapıktır!

    Şaban Britch

    Yüzüstü cehenneme toplanacak olanlar, işte onlar, yeri en kötü ve yolu en sapık olanlardır.

    Şaban Piriş

    Yüzüstü cehenneme toplanacak olanlar, işte onlar, yeri en kötü ve yolu en sapık olanlardır.

    Yaşar Nuri Öztürk

    O yüzleri üstü cehenneme sevk edilecek olanlar, mekan bakımından en şerli, yol bakımından en sapık kişilerdir.

Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. Öntanımlı açık dört meal öncelik sırasına göredir; listeden hepsi açılabilir.