Diyanet İşleri
Onlar, Allah'ı bırakıp, kendilerine ne faydası ne de zararı dokunan şeylere kulluk ederler. Kafir, Rabbine karşı (şeytana) arka çıkandır.
Furkân suresi · 55–62. ayetler
Bu bölümün ayetleri 4 mealde yan yana açılıyor; yukarıdaki listeden 27 Türkçe mealin herhangi birini açıp kapatabilirsiniz. Aralarındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz.
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir bölüme geçince öntanımlıya döner. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Furkân suresi, 55. ayet. وَيَعْبُدُونَ مِن دُونِ ٱللَّهِ مَا لَا يَنفَعُهُمْ وَلَا يَضُرُّهُمْ وَكَانَ ٱلْكَافِرُ عَلَىٰ رَبِّهِۦ ظَهِيرًا
Onlar, Allah'ı bırakıp, kendilerine ne faydası ne de zararı dokunan şeylere kulluk ederler. Kafir, Rabbine karşı (şeytana) arka çıkandır.
(Kâfirler) Allah'ın peşi sıra kendilerine yarar da zarar da veremeyen varlıklara tapıyorlar. İşte bu kâfir(ler), Rabbine karşı (şeytana) destek çıkmaya çalışır.
Yine de onlar, Allah'ı bırakıp kendilerine ne yarar ne de zarar verebilecek olan şeylere kulluk ediyorlar: ve zaten som bir kafir de, Rabbini dikkate almayan kişidir.
Ama yine de bazı insanlar, Allah'ı bırakıp, kendilerine ne yarar ne de zarar ulaştırmaya gücü olmayan şeylere tapınıp duruyorlar; zaten (gerçek) kafir de, Rabbine sırtını dönen kişidir!
Allah dununda, kendilerine yarar veya zararı olmayan (tanrı kabullendikleri) şeylere taparlar! Hakikat bilgisini inkar eden, Rabbinin aleyhine olanı destekleyendir.
Allah'ı bırakıp kendilerine yarar ve zarar sağlayamayacak şeylere ibadet ediyorlar. Kafir, (asıl) kendi Rabbine karşı (şeytana) arka çıkandır.
(Böyle iken inkarcılar) Allah’ı bırakıp kendilerine ne fayda ne de zarar verebilen şeylere kulluk ediyorlar. Kâfir, Rabbine karşı (şeytana) yardımcıdır.
Allah'tan başka bir de ayrıca, kendilerine bile, ne bir yarar ne de bir yitim veremeyecek olanlara hizmet ediyorlar. Çünkü nankör, Efendisine arkasını döner.
Böyle iken, Allah'ı bırakıp kendilerine ne fayda ne de zarar verebilen şeylere kulluk ediyorlar. Zaten kafir, Rabbine sırtını dönen kişidir.
ALLAH'ın yanısıra kendilerine ne yarar ve ne de zarar veremeyenlere de hizmet ediyorlar. İnkarcı kimse Efendisine karşı çıkandır.
ALLAH'ın yanısıra kendilerine ne yarar ve ne de zarar veremiyenlere de kulluk ediyorlar. İnkarcı kimse Rabbine karşı çıkandır.
Böyle iken onlar Allah'ı bırakıp kendilerine ne fayda, ne zarar veremeyecek şeylere tapıyorlar; kafir ise Rabbine karşı uğraşıp duruyor.
Böyle iken Allahı bırakıp da kendilerine ne menfeat ne zarar edemiyecek şeylere tapıyorlar ve kafir o rabbının aleyhine zahir oluyor
Allah'ın yanı sıra kendilerine bir yararı da zararı da olmayan şeylere kulluk dipnot 1 ediyorlar. Kafir, Rabb'ine karşı olanın destekçisidir.
Allah'ın yanı sıra kendilerine bir yararı da zararı da olmayan şeylere kulluk ediyorlar. Kafir, Rabb'ine karşı olanın destekçisidir.
Allah'ı bırakıp, kendilerine bir yararı da zararı da olmayan şeylere kulluk ediyorlar. Gerçeği yalanlayan nankör, Rabb'ine karşı olanın destekçisidir.
Tanrı'yı bırakıp kendilerine yarar ve zarar sağlayamayacak şeylere ibadet ediyorlar. Kafirler, (asıl) kendi rabbine karşı (şeytana) arka çıkandır.
(Böyle iken kafirler) Allahı bırakırlar da kendilerine ne faide, ne zarar yapmayacak olan şeylere taparlar. Kafir, Rabbinin aleyhine (şeytana) yardımcıdır.
Allah'ı bırakıp kendilerine fayda veya zarar veremeyen şeylere ibadet ederler. Kafir; Rabbına karşı duranın yardımcısıdır.
(55-60) Allah’tan başkasına tapıyorlar / ibadet ediyorlar onlara ne bir fayda veriyor ve de zarar veriyor. Kafir Rabbine sırtını dönendir. Seni uyarıcı ve müjdeci olarak gönderdik. De ki sizden, Rabbinizin yolunu sahiplenmeniz dışında bir ücret / bir ödül sual etmiyorum. Diri olanı / hiç ölmeyeni kendine vekil tayin et , Onu hamd ile üstün tut, O sana yeterlidir, kullarının günahlarından haberdardır. Semaları ve yer yüzünü ve arasındakileri altı günde yaratandır. Sonra arşa/tahta istiva edendir, Rahmandır, ne soracaksan her şeyden haberdar olana sor. Onlara Rahmana secde edin denildiğinde Rahman da neymiş dediler. Sırf siz bize emrediyorsunuz diye Rahman’a secde mi edelim? Onların nefretleri arttı / ziyadeleşti.
Hâlbuki onlar Allah’tan başka kendilerine fayda da, zarar da veremeyen şeylere ibadet ederler. Kâfir, Rabbine karşı (Şeytan'a) arka çıkandır.
Allah'tan başka kendilerine ne yarar, ne de zarar veremeyecek şeylere tapıyorlar. Kafir, Rabbine karşı şeylere yardımcıdır.
Kendilerine bir faydası olmayan, zarar da vermeyen birini Allah ile aralarına koyup kulluk ediyorlar. Kafir, Rabbine karşı başkasına destek olur.
Kendilerine ne faydası, ne de zararı olacak şeyi Allah ile aralarına koyup kulluk ederler. Kendini doğruya kapatan(kafir), Sahibine karşı, başkasına destek verirler.
Allah’tan başka kendilerine fayda da zarar da veremeyen şeylere ibadet ediyorlar. Kâfir, Rabbine karşı (şeytanın) yardımcısıdır.
Allah'tan başka kendilerine fayda da zarar da veremeyen şeylere kulluk ediyorlar. Kafir, Rabbine karşı duranın yardımcısıdır.
Allah'ın berisinden, kendisine yarar sağlamayacak, zarar da veremeyecek şeylere ibadet/kulluk ediyorlar. İnkarcı, Rabbi aleyhine başkalarına arka çıkar.
Furkân suresi, 56. ayet. وَمَآ أَرْسَلْنَٰكَ إِلَّا مُبَشِّرًا وَنَذِيرًا
Biz, seni ancak bir müjdeci ve bir uyarıcı olarak gönderdik.
Biz seni sadece müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderdik. dipnot 1
Ve Biz seni yalnızca bir müjdeci ve uyarıcı olarak gönderdik.
Bununla birlikte, (ey Peygamber,) Biz seni yalnızca bir müjdeci ve uyarıcı olarak gönderdik.
Biz seni sadece müjdeci ve uyarıcı olarak irsal ettik.
Biz seni yalnızca bir müjde verici ve uyarıp korkutucu olarak gönderdik.
(Rasûlüm!) Biz seni ancak müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderdik.
Seni de yalnızca muştulayıcı ve uyarıcı olarak gönderdik.
Biz seni, ancak müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderdik.
Biz seni bir müjdeleyici ve uyarıcı olmaktan başka bir görevle göndermedik.
Biz seni bir müjdeleyici ve uyarıcı olmaktan başka bir görevle göndermedik.
Halbuki seni ancak bir müjdeci ve uyarıcı olarak gönderdik
Halbuki seni mahza bir mübeşşir ve nezir olarak gönderdik
Biz, seni haberci ve uyarıcı olmanın dışında başka bir şey için göndermedik.
Biz, seni haberci ve uyarıcı olmanın dışında başka bir şey için göndermedik.
Biz, seni müjdeleyici ve uyarıcı olmanın dışında başka bir şey için göndermedik.
Biz seni yalnızca bir müjde verici ve uyarıp korkutucu olarak gönderdik
Biz seni (müminlerin) bir müjdeci (si), (kafirlerin) bir korkutucu (su) olmakdan başka (bir sıfatla) göndermedik.
Biz; seni, sadece bir müjdeci ve uyarıcı olarak gönderdik.
(55-60) Allah’tan başkasına tapıyorlar / ibadet ediyorlar onlara ne bir fayda veriyor ve de zarar veriyor. Kafir Rabbine sırtını dönendir. Seni uyarıcı ve müjdeci olarak gönderdik. De ki sizden, Rabbinizin yolunu sahiplenmeniz dışında bir ücret / bir ödül sual etmiyorum. Diri olanı / hiç ölmeyeni kendine vekil tayin et , Onu hamd ile üstün tut, O sana yeterlidir, kullarının günahlarından haberdardır. Semaları ve yer yüzünü ve arasındakileri altı günde yaratandır. Sonra arşa/tahta istiva edendir, Rahmandır, ne soracaksan her şeyden haberdar olana sor. Onlara Rahmana secde edin denildiğinde Rahman da neymiş dediler. Sırf siz bize emrediyorsunuz diye Rahman’a secde mi edelim? Onların nefretleri arttı / ziyadeleşti.
Biz, seni ancak bir müjdeci ve bir uyarıcı olarak gönderdik.
Biz seni ancak müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderdik.
Biz seni, sadece müjdeci ve uyarıcı olasın diye elçi gönderdik.
Seni sadece müjdeci ve uyarıcı gönderdik.
Biz, seni ancak müjdeci ve uyarıcı olarak gönderdik.
Biz, seni ancak müjdeci ve uyarıcı olarak gönderdik.
Biz seni sadece müjdeci ve uyarıcı olarak gönderdik.
Furkân suresi, 57. ayet. قُلْ مَآ أَسْـَٔلُكُمْ عَلَيْهِ مِنْ أَجْرٍ إِلَّا مَن شَآءَ أَن يَتَّخِذَ إِلَىٰ رَبِّهِۦ سَبِيلًا
De ki: "Ben buna karşılık sizden dileyen kimsenin, Rabbine giden yolu tutmasından başka herhangi bir ücret istemiyorum."
De ki: "Buna karşılık sizden, Rabbine (giden) bir yol tutmayı dileyen kimse(ler olmanız) dışında herhangi bir ücret istemiyorum." dipnot 1
(Ey Peygamber!) "Ben bu (davet) karşılığında, dileyen kimsenin Rabbine doğru bir yol tutması dışında sizden herhangi bir ücret talep etmiyorum" de!
De ki: "Bunun için sizden, dileyen kimsenin Rabbine giden yolu bulmasından başka bir karşılık istemiyorum!"
De ki: "Sizden, karşılık olarak sadece, Rabbinize ulaştıran yolu bulmanızı istiyorum!"
De ki: "Ben buna karşılık, Rabbine doğru bir yol tutmayı dileyen (insanlar olmanız) dışında sizden bir ücret istemiyorum."
De ki: Buna karşılık, sizden, Rabbine doğru bir yol tutmayı dileyen kimseler (olmanız) dışında herhangi bir ücret istemiyorum.
De ki: "Bunun için, isteyen kimsenin, Efendisine eriştiren bir yol edinmesinden başka bir karşılık istemiyorum!"
De ki: "Bunun için, sizden, Rabbine doğru bir yol tutmayı isteyen kimseler olmanız dışında herhangi bir karşılık istemiyorum."
De ki: "Ben görevime karşılık sizden herhangi bir ücret istemiyorum. Sadece, Efendisine ulaşacak yolu arayanlar olmanızı istiyorum."
De ki, 'Ben görevime karşılık sizden herhangi bir ücret istemiyorum. Sadece, Rabbine ulaşacak yolu arayanlar olmanızı istiyorum.'
De ki: "Ben, buna karşı sizden bir ücret değil, ancak Rabbine doğru bir yol tutmak isteyen kimseler (olmanızı) istiyorum."
"Ben buna karşı sizden bir ecir değil, ancak rabbına bir yol tutmak istiyen kimseler istiyorum" de
De ki: "Yaptığım çağrı için; sizden, Rabb'inizin yolunu seçmenizi istemekten başka bir ücret istemiyorum." dipnot 1
De ki: "Yaptığım çağrı için; sizden, Rabbinizin yolunu seçmenizi istemekten başka bir ücret istemiyorum." dipnot 1
De ki: "Yaptığım çağrı için; sizden, Rabb'inizin yolunu seçmenizi istemekten başka bir ücret istemiyorum." dipnot 1
De ki: "Ben buna karşılık, rabbine doğru bir yol tutmayı dileyen (insanlar olmanız) dışında sizden biz ücret istemiyorum."
De ki: "Ben bu (tebliğıma) karşı sizden hiçbir ücret istemiyorum. Ancak Rabbine (doğru) bir yol tutmayı dileyen adamlar (istiyorum).
De ki: Buna karşılık ben, sizden bir ücret değil, sadece Rabbıma doğru bir yol tutmak isteyen kimseler olmanızı istiyorum.
(55-60) Allah’tan başkasına tapıyorlar / ibadet ediyorlar onlara ne bir fayda veriyor ve de zarar veriyor. Kafir Rabbine sırtını dönendir. Seni uyarıcı ve müjdeci olarak gönderdik. De ki sizden, Rabbinizin yolunu sahiplenmeniz dışında bir ücret / bir ödül sual etmiyorum. Diri olanı / hiç ölmeyeni kendine vekil tayin et , Onu hamd ile üstün tut, O sana yeterlidir, kullarının günahlarından haberdardır. Semaları ve yer yüzünü ve arasındakileri altı günde yaratandır. Sonra arşa/tahta istiva edendir, Rahmandır, ne soracaksan her şeyden haberdar olana sor. Onlara Rahmana secde edin denildiğinde Rahman da neymiş dediler. Sırf siz bize emrediyorsunuz diye Rahman’a secde mi edelim? Onların nefretleri arttı / ziyadeleşti.
De ki: "Ben, buna karşı sizden bir ücret değil, ancak Rabbine doğru bir yol tutmayı dileyen kimseler (olmanızı) istiyorum."
"Buna karşı sizden bir ücret istemiyorum; ancak Rabbine varan yola girmek isteyene yol gösteriyorum" de.
De ki: "Ben buna karşı sizden bir ücret istemiyorum, sadece Rabbine /Rabbinin rızasına götüren bir yol tutmayı tercih etmiş kimseler olmanızı istiyorum dipnot 1 ".
De ki: "Kimseden bir şey beklemiyorum dipnot 1 . Benim beklediğim sadece gayret gösterenin Sahibine giden yola girmesidir.
De ki: Ben, bunun için sizden bir ücret istemiyorum. Ancak, dileyen kimsenin Rabbine giden yol (da harcamak)/tutmak isteyen başka.
De ki: -Ben, bu göreve karşılık sizden bir ücret değil; ancak, Rabbine giden yolu tutan kimseler olmanızı istiyorum.
De ki: "Onun karşılığında sizden bir ücret istemiyorum; ancak Rabbine varmak için bir yol tutmayı dileyenler istiyorum."
Furkân suresi, 58. ayet. وَتَوَكَّلْ عَلَى ٱلْحَىِّ ٱلَّذِى لَا يَمُوتُ وَسَبِّحْ بِحَمْدِهِۦ وَكَفَىٰ بِهِۦ بِذُنُوبِ عِبَادِهِۦ خَبِيرًا
Sen, o ölümsüz ve daima diri olana (Allah'a) tevekkül et. O'nu her türlü övgüyle yücelterek tesbih et. Kullarının günahlarından hakkıyla haberdar olarak O yeter!
Ölümsüz diri olan (Allah)a güven ve O'nu hamd (övgü) ile tesbih et (yücelt)! Kullarının günahlarını bilen olarak O yeter.
Nihayet ölümsüz olan O mutlak diri Zat'a yaslan ve hamd ile O'nun aşkın yüceliğini dillendir! Zira kullarının günahından haberdar olma konusunda kimse O'nunla boy ölçüşemez.
Öyleyse, ebediyyen ölmeyecek olan o mutlak diri varlığa güven ve O'nun sınırsız kudret ve yüceliğini övgülerle an, ki kimse kullarının günahlarından O'nun kadar haberdar değildir.
Ölümsüz Diri'ye (özellikleriyle hakikatin olana) tevekkül et; Bi-HamdiHİ (O'nun Hamdı olarak) tespih et! Kullarının suçlarına, Habiyr (vakıf) olması yeterlidir!
Sen, asla ölmeyen ve daima diri olan (Allah)a tevekkül et ve O'nu hamd ile tesbih et. Kullarının günahlarından O'nun haberdar olması yeter.
Ölümsüz ve daima diri olan Allah'a güvenip dayan. O'nu hamd ile tesbih et. Kullarının günahlarını O’nun bilmesi yeter.
Yaşayan ve Sonsuz Olana güven ve övgülerle yücelterek O'nu an. Kullarının suçlarından Haberli olarak, O yeterlidir.
Ölümsüz ve daima diri olan Allah'a güvenip dayanınız. O'nu övgü ile anınız! Kullarının günahlarını O'nun bilmesi yeter.
Ölümsüz ve Diri olana güven; O'nu överek yücelt. Kullarının günahlarını, O'nun bilmesi yeter.
Ölümsüz ve Diri olana güven; O'nu överek yücelt. Kullarının günahlarını, O'nun bilmesi yeter.
Sen ölmeyecek olan diriye güven de O'nu hamd ile tesbih et! Kullarının günahlarına O'nun haberdar olması yeter.
Ve o hayyi la yemuta tevekkül (ve ı'timad) kıl da ona hamd ile tesbiyh eyle, kullarının günahlarına onun habir olması yeter
Ve sen, Ölümsüz Olan'a güvenip dayan. Ve O'nu övgü ile yücelt. O'nun kullarının suçlarından haberdar olması sana yeter.
Ve sen, ölümsüz Olan'a güvenip dayan. Ve O'nu övgü ile yücelt. O'nun kullarının suçlarından haberdar olması sana yeter.
Ve sen, ölümsüz olana dipnot 1 güvenip dayan. Ve O'nu övgü ile yücelt. O'nun kullarının günahlarından haberdar olması sana yeter.
"Sen, asla ölmeyen ve daima diri olan (Tanrı)ya tevekkül et ve O'nu hamd ile tesbih et. Kullarının günahlarından O'nun haberdar olması yeter.
Ölmek şanından olmayan O Baakıy (Teala) ya güvenib dayan, Ona hamd ite tesbih (ve Onu tenzih) et. Onun kullarının günahlarından hakkıyle haberdar olması yeter.
Sen; asla ölmeyen ve daima diri olana tevekkül et ve O'nu hamd ile tesbih et. Kullarının günahlarından haberdar olarak kendisi yeter.
(55-60) Allah’tan başkasına tapıyorlar / ibadet ediyorlar onlara ne bir fayda veriyor ve de zarar veriyor. Kafir Rabbine sırtını dönendir. Seni uyarıcı ve müjdeci olarak gönderdik. De ki sizden, Rabbinizin yolunu sahiplenmeniz dışında bir ücret / bir ödül sual etmiyorum. Diri olanı / hiç ölmeyeni kendine vekil tayin et , Onu hamd ile üstün tut, O sana yeterlidir, kullarının günahlarından haberdardır. Semaları ve yer yüzünü ve arasındakileri altı günde yaratandır. Sonra arşa/tahta istiva edendir, Rahmandır, ne soracaksan her şeyden haberdar olana sor. Onlara Rahmana secde edin denildiğinde Rahman da neymiş dediler. Sırf siz bize emrediyorsunuz diye Rahman’a secde mi edelim? Onların nefretleri arttı / ziyadeleşti.
Ölümsüz daima diri olan Allah'a dayanıp, tevekkül et ve O'nu hamt ile tesbih et. Kullarının günahlarından hakkıyla haberdar olarak O yeter.
Ve ölmeyen (diriy)e tevekkül et ve O'nu överek tesbih et. Kullarının günahlarını, O'nun bilmesi yeter.
Ölmeyen, hep diri olana dayan! Her şeyi mükemmel yapması sebebiyle onu tesbih et /ona boyun eğ! Kullarının günahlarından Allah'ın haberdar olması yeter!
Ölmeyen, hep diri olan Sahibine dayan, her şeyi güzel yapmasına karşılık ona boyun eğ. Kullarının günahlarından onun haberdar olması yeterlidir.
Öyleyse hiç ölmeyen, daima hay/diri olan (Allah'a) tevekkül et! Onu hamd ile tesbih et! Kullarının günahlarından O’nun haberdar olması yeter!
Ölümsüz olan hayat sahibine güvenip bağlan! Onu hamd ile tesbih et! Kullarının günahlarından O'nun haberdar olması yeter!
O hiç ölmeyecek diriye, o Hayy olana dayanıp güven, O'nu överek tespih et. Kullarının günahlarından O'nun haberdar olması yeter.
Furkân suresi, 59. ayet. ٱلَّذِى خَلَقَ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضَ وَمَا بَيْنَهُمَا فِى سِتَّةِ أَيَّامٍ ثُمَّ ٱسْتَوَىٰ عَلَى ٱلْعَرْشِ ٱلرَّحْمَٰنُ فَسْـَٔلْ بِهِۦ خَبِيرًا
Gökleri ve yeryüzünü ve ikisi arasındakileri altı gün içinde (altı evrede) yaratan, sonra da Arş'a kurulan Rahman'dır. Sen bunu haberdar olana sor!
Gökleri, yeri ve ikisinin arasındaki şeyleri altı günde (dönemde) yaratandır. Sonra da arşa istiva etmiştir. dipnot 1 (O) Rahmân(dır)! Haberdar olan O'ndan sor (dile)! dipnot 2
Gökleri, yeri ve bunların arasındakileri altı evrede yaratıp, sonra da mutlak hükümranlık makamına kurulan O'dur. O, sınırsız rahmet kaynağıdır: haydi o halde, (isteyeceğini) O her haberin hangi kaynaktan ne maksatla çıktığını bilenden iste!
Gökleri, yeri ve bu ikisi arasında var olan her şeyi altı evrede yaratan ve kudret ve hükümranlık tahtına kurulan O'dur, O: Rahman / sınırsız Bağış (Kayra) Sahibi! O'nu (Kendisinden), O her şeyden Haberdar Olan'dan sor.
Semaları, arzı ve ikisi arasındakileri altı aşamada yaratan, sonra Arş (taht - Esma ül Hüsna ile belirtilen özellikleri ile yaratılmış olan dalga - data okyanusundaki data türleri) üzerine hükümran olandır. . . Rahman'dır! O'nu bir Habiyr'e (Habiyr olana, hakikatten haberdar olana) sor!
O, gökleri ve yeri ve ikisinin arasındakileri altı günde yaratan ve sonra arşa istiva edendir. Rahman (olan Allah)dır. Bunu (bundan) haberi olana sor.
Gökleri, yeri ve ikisinin arasındakileri altı günde yaratan, sonra Arş’a istiva eden Rahmân'dır. Bunu bir bilene sor.
O, gökleri, yeryüzünü ve ikisi arasındakileri altı günde yaratmıştır. Sonra, egemen bir erk oluşturmuştur. Bağışlayandır. Artık, O'nu, haberi olana sor.
Gökleri, yeri ve ikisinin arasındakileri altı devirde/evrede yaratan, sonra hükümranlığı yetkisine alan Rahman'dır. Bunu bir bilene sor!
O ki gökleri, yeri ve aralarındakileri altı günde yarattı ve sonra tüm otoritesini kurdu. Rahman'dır; O'nu iyi bilenlere sor.
O ki gökleri, yeri ve aralarındakileri altı günde yarattı ve sonra tüm otoritesini kurdu. Rahman'dır; O'nu iyi bilenlere sor.
O ki, gökleri, yeri ve aralarındakileri altı günde yarattı; sonra Arş üzerine hükümranlığını kurdu; O Rahmandır; hadi ne dileyeceksen O herşeyi bilenden dile!
O hayyi la yemut ki Gökleri ve Yeri ve aralarındakileri altı günde yarattı ve sonra Arşın üzerine istiva buyurdu o rahman, haydi ne diliyeceksen o habirden dile
O; gökleri, yeri ve ikisinin arasındakileri altı günde dipnot 1 yarattı. Sonra arşa isteva etti. dipnot 2 O, Rahman'dır. Öyleyse Her Şeyden Haberdar Olan'dan iste.
O; gökleri, yeri ve ikisinin arasındakileri altı günde dipnot 1 yarattı. Sonra arşa isteva etti. dipnot 2 O, Rahman'dır. Öyleyse her şeyden haberdar olandan iste.
O; gökleri, yeryüzünü ve ikisinin arasındakileri altı günde dipnot 1 yarattı. Sonra arş üzerine istiva etti. dipnot 2 O, Rahman'dır. Öyleyse ne dileyeceksen her şeyi bilenden dile.
O, gökleri ve yeri ve ikisinin arasındakileri altı günde yaratan ve sonra arşa istiva edendir. Rahmandır. Bunu (bundan) haberi olana sor.
O, gökleri ve yeri aralarında olan şeyleri altı günde yaratan, sonra (emri) arş üzerinde hükümran olandır. Rahmandır (rahmeti umumidir). Bunu (Onun sıfatlarından) haberdar olana sor.
Gökleri, yeri ve ikisinin arasındakileri altı günde yaratan, sonra da Arş'a hükmeden Rahman'dır. Bunu haberdar olana sor.
(55-60) Allah’tan başkasına tapıyorlar / ibadet ediyorlar onlara ne bir fayda veriyor ve de zarar veriyor. Kafir Rabbine sırtını dönendir. Seni uyarıcı ve müjdeci olarak gönderdik. De ki sizden, Rabbinizin yolunu sahiplenmeniz dışında bir ücret / bir ödül sual etmiyorum. Diri olanı / hiç ölmeyeni kendine vekil tayin et , Onu hamd ile üstün tut, O sana yeterlidir, kullarının günahlarından haberdardır. Semaları ve yer yüzünü ve arasındakileri altı günde yaratandır. Sonra arşa/tahta istiva edendir, Rahmandır, ne soracaksan her şeyden haberdar olana sor. Onlara Rahmana secde edin denildiğinde Rahman da neymiş dediler. Sırf siz bize emrediyorsunuz diye Rahman’a secde mi edelim? Onların nefretleri arttı / ziyadeleşti.
Gökleri yeri ve bunların arasındakileri altı günde yaratan, sonra arşa istivâ eden Rahman’dır. O'nu her şeyden haberi olan (Allah'a) sor.
O, gökleri, yeri ve ikisinin arasında bulunanları altı günde yarattı, sonra Arş'a kuruldu (böylece mülkünü yönetmektedir. O) Rahman'dır. Bunu bir bilene sor.
O Allah; gökleri, yeri ve ikisinin arasındakileri altı günde dipnot 1 yaratan ve sonra arşa dipnot 2 /yönetimin başına geçendir. O, Rahman'dır dipnot 3 . Sen (ne isteyeceksen) her şeyden haberdar olan Rahman'dan iste.
Gökleri, yeri ve ikisinin arasındakileri altı günde dipnot 1 yaratan Rahman dipnot 2 odur. Sonra arşa dipnot 3 kurulmuştur(yönetime geçmiştir). Sen O'ndan, her şeyin iç yüzünü bilenden iste.
Gökleri yeri ve bunların arasındakileri altı günde yaratan, sonra arşa istivâ eden Rahman’dır. O'nu her şeyden haberi olan (Allah'a) sor.
Gökleri yeri ve bunların arasındakileri altı günde yaratan, sonra hakimiyeti altına alan Rahman'dır. Sor bundan haberi olana.
Gökleri, yeri ve bunlar arasındakileri altı günde yaratıp sonra arş üzerinde egemenlik kuran O'dur.
Furkân suresi, 60. ayet. وَإِذَا قِيلَ لَهُمُ ٱسْجُدُوا۟ لِلرَّحْمَٰنِ قَالُوا۟ وَمَا ٱلرَّحْمَٰنُ أَنَسْجُدُ لِمَا تَأْمُرُنَا وَزَادَهُمْ نُفُورًا secde ayeti
Onlara, "Rahman'a secdeye kapanın denildiğinde "Rahman da nedir? Senin bize emrettiğine mi secde edeceğiz?" derler ve bu onların nefretini artırır.
Onlara "Rahmân'a secde edin!" dendiği zaman, "Rahmân da neymiş! dipnot 1 Bize emrettiğine boyun mu eğecekmişiz!" demişler ve bu istek onların nefretini artırmıştı. dipnot 2
Bir de kendilerine "Yalnızca Rahman olana secde edin!" denildiğinde, "Rahman da neymiş? Ne yani, şimdi sen bize neyi emredersen ona boyun mu eğeceğiz" derler; üstelik bu onların nefretini daha da arttırır.
Hal böyleyken, onlara "Rahman önünde secdeye varın" denildiğinde, "Rahman da neymiş (ya da kimmiş?) Şimdi biz senin buyurduğun şeyin önünde mi secdeye varalım yani?" derler; ve böylece (senin çağrın) onların nefretini artırır.
Onlara: "Rahman'a secde edin (Esma hakikatiniz indindeki "yok"luğunuzu hissedin)" denildiğinde: "Rahman da nedir? Bize emrettiğine secde eder miyiz hiç?" dediler. . . (Bu teklifin) onların nefretini daha da artırdı. (60. ayet secde ayetidir. )
Onlara: "Rahman (olan Allah)a secde edin" denildiği zaman, "Rahman da neymiş? Biz senin bize emrettiğine mi secde edecek mişiz?" derler ve (bu,) onların nefretini arttırır.
Onlara: Rahmân'a secde edin! denildiği zaman: «Rahmân da neymiş! Bize emrettiğin şeye secde eder miyiz hiç!» derler ve bu emir onların nefretini arttırır.
"Bağışlayana secde edin!" denildiğinde, şöyle derler: "Bağışlayan da neymiş? Senin bize buyruk verdiğin şeye mi secde edeceğiz?" Üstelik nefretlerini artırdı.
Onlara, "Rahman'a secde ediniz!" denildiğinde, "Rahman da neymiş! Bize emrettiğin şeye secde eder miyiz hiç?" derler ve bu emir onların nefretini arttırır.
Onlara, "Rahman'a secde edin" dendiği zaman, "Rahman da neymiş? Senin bize karşı savunduğun şeye mi secde edeceğiz?" derler. Ve bu, ancak onların nefretini arttırır.*
Onlara, 'Rahman'a secde edin,' dendiği zaman, 'Rahman da neymiş? Senin bize karşı savunduğun şeye mi secde edeceğiz?' derler. Ve bu, ancak onların nefretini arttırır.
Ama onlara "Rahma'na secde edin!" denildiği zaman, "Rahman da neymiş?" Bize emrediyorsun diye secde mi ederiz?" dediler; ve bu daha ziyade vahşetlerini artırdı.
Maamafih "Rahmana secde edin" denildiği vakıt onlara "Rahman ne imiş? Bize emrediyorsun diye secde mi ederiz?" dediler ve daha ziyade vahşetlerini artırdı
Ve onlara, "Rahman'a secde edin." dendiği zaman, "Rahman da neymiş? Senin bize buyurduğun her şeye secde mi edeceğiz?" dediler. Bu çağrın onların nefretlerini arttırdı.
Ve onlara, "Rahman'a secde dipnot 1 edin." dendiği zaman, "Rahman da neymiş? Senin bize buyurduğun her şeye secde mi edeceğiz?" dediler. Bu çağrın onların nefretlerini arttırdı.
Ve onlara, "Rahman'a tabi olun." dendiği zaman, "Rahman da neymiş? Senin bize buyurduğun her şeye tabi mi olacağız?" dediler. Bu çağrın onların nefretlerini arttırdı.
Onlara: "Rahmana secde edin" denildiği zaman "Rahman da neymiş? Biz senin bize buyurduğuna mı secde edecek mişiz?" derler ve (bu) onların nefretini arttırır.
Onlara: "Rahmana secde edin" denildiği zaman "Rahman da neymiş? Senin bize emr edegeldiğine mi secde edeceğiz?" dediler ve (bu secde emri) onların (büsbütün imandan) ürküb uzaklaşmalarını artırdı.
Onlara: Rahman'a secde edin, denildiği zaman: Rahman da nedir? Senin bize emredegeldiğine mi secde edeceğiz? derler. Ve bu, onların nefretini arttırır.
(55-60) Allah’tan başkasına tapıyorlar / ibadet ediyorlar onlara ne bir fayda veriyor ve de zarar veriyor. Kafir Rabbine sırtını dönendir. Seni uyarıcı ve müjdeci olarak gönderdik. De ki sizden, Rabbinizin yolunu sahiplenmeniz dışında bir ücret / bir ödül sual etmiyorum. Diri olanı / hiç ölmeyeni kendine vekil tayin et , Onu hamd ile üstün tut, O sana yeterlidir, kullarının günahlarından haberdardır. Semaları ve yer yüzünü ve arasındakileri altı günde yaratandır. Sonra arşa/tahta istiva edendir, Rahmandır, ne soracaksan her şeyden haberdar olana sor. Onlara Rahmana secde edin denildiğinde Rahman da neymiş dediler. Sırf siz bize emrediyorsunuz diye Rahman’a secde mi edelim? Onların nefretleri arttı / ziyadeleşti.
Onlara: "Rahman'a secde edin!" denildiği zaman, “Rahman da neymiş? Biz senin bize emrettiğine mi secde edecekmişiz?" derler ve (bu) onların (haktan) kaçıp uzaklaşmalarını arttırıverir.
Onlara: "Rahman'a secde edin!" dendiği zaman: "Rahman nedir? Senin bize emrettiğine secde eder miyiz hiç?" derler. Ve (bu söz), onların nefretini artırır.
Onlara: "Rahman'a secde edin/ sadece O'nun karşısında eğilin!" dense "Rahman /iyiliği sonsuz olan da kimmiş? Senin istediğine mi secde edeceğiz!" derler. Bu, onların sadece uzaklaşmalarını artırır.
Onlara: "Rahman'a secde edin" dense "Rahman da kim? Sen istedin diye secde mi ederiz?" derler. Bu söz onların sadece nefretini artırır.
Onlara: Rahman'a secde edin denildiği zaman, “Rahman da neymiş? Biz senin bize emrettiğine mi secde edecekmişiz?" derler ve (bu,) onların (haktan) kaçıp, uzaklaşmalarını arttırıverir.
Onlara: -Rahman'a secde edin, denildiğinde, bu onların nefretini artırarak: -Rahman da nedir? Senin bize emrettiğin şeye mi secde edeceğiz? dediler.
Onlara, "Rahman'a secde edin" dendiğinde şöyle derler: "Rahman da neymiş? Senin emrettiğin şeye secde eder miyiz hiç?" Ve bu söz onların nefretini artırdı.
Furkân suresi, 61. ayet. تَبَارَكَ ٱلَّذِى جَعَلَ فِى ٱلسَّمَآءِ بُرُوجًا وَجَعَلَ فِيهَا سِرَٰجًا وَقَمَرًا مُّنِيرًا
Göğe burçlar yerleştiren, orada bir ışık kaynağı (güneş) ve aydınlatıcı bir ay yaratanın şanı çok yücedir.
Gökte burçlar var eden, orada bir kandil (güneş) ve aydınlatan bir ay yaratan (Allah) yüceler yücesidir.
Göğe büyük yıldız kümeleri serpiştiren, yine oraya (güneş gibi) bir ışık kaynağı ve ay (gibi) bir ışık yansıtıcı yerleştiren Allah ne yüce bir bereket kaynağıdır!
Göğe büyük takım yıldızları serpiştiren, ve yine oraya (parlak) bir ışık kaynağı ve ay (gibi) bir aydınlatıcı yerleştiren (Allah) ne yüce, ne cömerttir.
Ne Yücedir O ki, gökte BURÇLAR meydana getirdi; orada bir nur saçan (parlak ışık - enerji kaynağı Güneş) ve nuru yansıtan kamer (ışık yansıtıcı Ay) oluşturdu (her birinin işlevi vardır)!
Gökte burçlar kılan, onların içinde bir aydınlık ve nurlu bir ay vareden (Allah) ne yücedir.
Oysa gökte burçlar yaratan ve orada aydınlatıcı olarak güneşi ve ayı var eden Allah ne yücedir.
Ne yücedir ki, gökte yıldız kümeleri oluşturmuş; orada bir ışık kaynağı ve aydınlatıcı bir ay yapmıştır.
Gökte burçları var eden, onların ortasında bir ışık kaynağı ve nurlu bir ay barındıran Allah, yüceler yücesidir.
Göğe takım yıldızlar vareden ve ona bir lamba ve parlayan bir ay yerleştiren çok yücedir.
Göğe takımyıldızlar vareden ve ona bir lamba ve parlayan bir ay yerleştiren çok yücedir.
Ne kutlu, ne yücedir, O ki gökte burçlar yaptı, içlerinde bir kandil, bir de nurlu bir ay astı!
ne yücedir o ki Semada burclar yapmış, hem içlerinde bir kandil, bir de nurlu bir ay asmış
Gökte burçlar yapan ve orada bir çerağ dipnot 1 ve aydınlatan Ay'ı yapan ne mübarektir. dipnot 2
Gökte burçlar yapan ve orada bir Çerağ dipnot 1 ve aydınlatan Ay'ı yapan ne mübarektir. dipnot 2
Gökte burçlar yapan ve orada bir Çerağ dipnot 1 ve aydınlatan Ay'ı yapan ne cömerttir.
Gökte burçlar kılan, onların içinde bir aydınlık ve nurlu bir ay vareden (Tanrı) ne yücedir.
Gökde burçlar yaratan, onların içinde bir çerağ ve nurlu bir ay barındıran (Allah) ın şanı ne yücedir!
Gökte burçlar var eden, orada bir çerağ ve aydınlatan ayı var eden ne yücedir.
(61, 62, 63, 64, 66, 66, 67, 68, 69) Sema da burçlar ve o rada kandil / siraç (güneş) ve nurlu ay yapan ne mübarektir. Şükür etmek isteyen ve hatırlamak isteyen için gece ve gündüzü ardı ardına yapan O dur. Rahmanın kulları yer yüzünde dingin yürürler cahillerle muhatap olduklarında selam derler. Onlar ki rableri için secdeler de kıyamlar da gecelerler. Derler ki Rabbimiz cehennem azabını bizden sav / uzaklaştır. Muhakkak ki onun azabı gelip geçici olmayan / devamlı bir beladır. Muhakkak o ne kötü yer ve makamdır. Harcadıklarında israf etmezler, cimrilik yapmazlar bu ikisi arası bir kıvamdadırlar. Allah’la beraber diğer bir ilaha dua etmezler, bir nefsi haksız yere öldürmezler ve de zina etmezler . Kim böyle yaparsa suç unu bulur. Onun kıyamet gününde azabı katlanarak artar. Orada adice / aşağılık halde kalıcıdırlar.
Gökte yıldızlar/gezegenler yaratan ve orada bir kandil (Güneş) ve aydınlatıcı bir Ay var eden (Allah) çok yücedir.
Yücedir O ki, gökte burçlar yaptı ve orada bir kandil ve aydınlatıcı bir ay var etti.
Gökte burçlar /takımyıldızlar oluşturan, içlerine bir ışık kaynağını (Güneşi) ve ışığı yansıtan Ay'ı koyan zat; dipnot 1 ne yüce bir bereket kaynağıdır!
Gökte burçlar (yıldız kümeleri) oluşturan, içine bir kandili (Güneşi) ve ışık yansıtan Ay'ı koyan Allah bereketin ve iyiliğin kaynağıdır.
Gökte yıldızlar/gezegenler yaratan ve orada bir kandil (güneş) ve aydınlatıcı bir ay var eden (Allah) ne yücedir.
Gökte burçlar yaratan, aralarında bir lamba ve aydınlatıcı Ay'ı yaratan ne kadar yücedir.
Şanı yücedir o kudretin ki; gökte burçlar yarattı, orada bir kandil ve ışık yansıtıcı bir ay oluşturdu.
Furkân suresi, 62. ayet. وَهُوَ ٱلَّذِى جَعَلَ ٱلَّيْلَ وَٱلنَّهَارَ خِلْفَةً لِّمَنْ أَرَادَ أَن يَذَّكَّرَ أَوْ أَرَادَ شُكُورًا
O, öğüt almak isteyen ve çok şükredici olmayı dileyen kimseler için geceyi ve gündüzü birbiri ardınca getirendir.
(Gerçeği) hatırlamak isteyen veya şükretmek isteyen için gece ile gündüzü birbirinin peşine getiren de O'dur. dipnot 1
Ders almak, ardından şükretmek isteyen kimseler için geceyi ve gündüzü birbirinin peşine takan da O'dur.
Ve, hatırda tutmak isteyen, yani şükretmek isteyen kimseler için (varlığına, birliğine işaret olmak üzere) geceyle gündüzün birbiri ardınca gelmesini sağlayan da O'dur.
"HU" ki, gerçekleri fark edip değerlendirmeyi dileyen kimse için, geceyle gündüzü birbirini takip eder şekilde oluşturandır.
O, gece ile gündüzü birbiri ardınca kılandır; öğüt alıp düşünmek isteyenler ya da şükretmek isteyenler için.
İbret almak, yahut şükretmek isteyen kimseler için, gece ile gündüzü birbiri ardınca getiren de Allah'tır.
O, öğüt almak veya şükretmek isteyenler için, gece ve gündüze birbirini izletendir.
Ders almak veya şükretmek isteyen kimseler için gece ile gündüzü birbiri ardınca getiren de O'dur.
O, geceyi ve gündüzü birbirini izler yaptı; öğüt almak veya şükretmek isteyenler için...
O, geceyi ve gündüzü birbirini izler yaptı; öğüt almak veya şükretmek isteyenler için...
Yine O, düşünmek veya şükretmek isteyenler için gece ile gündüzü birbiri ardınca getirdi.
Yine odur ki tezekkür etmek veya şükreylemek istiyenler için gece ile gündüzü birbirine halef kılmıştır.
Ve O, öğüt almak veya şükretmek isteyenler için gece ile gündüzü art arda getirendir.
Ve O, öğüt almak veya şükretmek isteyenler için gece ile gündüzü art arda getirendir.
Ve O, öğüt almak veya şükretmek isteyenler için gece ile gündüzü art arda izletendir.
O, gece ile gündüzü birbiri ardınca kılandır; öğüt alıp düşünmek isteyenler ya da şükretmek isteyenler için.
O, iyice düşünüb ibret almak arzusunda bulunan kimseler, yahut şükretmek dileyenler için gece ile gündüzü birbiri ardınca getirendir.
İbret almak veya şükretmek isteyen kimseler için, gece ile gündüzü bir biri ardınca getiren O'dur.
(61, 62, 63, 64, 66, 66, 67, 68, 69) Sema da burçlar ve o rada kandil / siraç (güneş) ve nurlu ay yapan ne mübarektir. Şükür etmek isteyen ve hatırlamak isteyen için gece ve gündüzü ardı ardına yapan O dur. Rahmanın kulları yer yüzünde dingin yürürler cahillerle muhatap olduklarında selam derler. Onlar ki rableri için secdeler de kıyamlar da gecelerler. Derler ki Rabbimiz cehennem azabını bizden sav / uzaklaştır. Muhakkak ki onun azabı gelip geçici olmayan / devamlı bir beladır. Muhakkak o ne kötü yer ve makamdır. Harcadıklarında israf etmezler, cimrilik yapmazlar bu ikisi arası bir kıvamdadırlar. Allah’la beraber diğer bir ilaha dua etmezler, bir nefsi haksız yere öldürmezler ve de zina etmezler . Kim böyle yaparsa suç unu bulur. Onun kıyamet gününde azabı katlanarak artar. Orada adice / aşağılık halde kalıcıdırlar.
İbret almak veya şükretmek isteyenler için gece ile gündüzü birbiri ardına getiren de O’dur.
Ve O, öğüt almak veya şükretmek isteyenler için gece ile gündüzü, birbirini izler yaptı.
Doğru bilgi edinmek isteyenler veya görevlerini yerine getirmek isteyenler için geceyi ve gündüzü art arda oluşturan odur.
İsteyen kullanacağı bilgiler edinsin, isteyen de teşekkür etsin diye gece ile gündüzü arka arkaya getiren otur.
İbret almak veya şükretmek isteyenler için gece ile gündüzü birbiri ardına getiren de O’dur.
İbret almak veya şükretmek isteyenler için gece ile gündüzü birbiri ardına getiren de O'dur.
Geceyle gündüzü, öğüt almak isteyenlerle şükretmek isteyenler için, birbirini izler hale getiren O'dur.
Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. Öntanımlı açık dört meal öncelik sırasına göredir; listeden hepsi açılabilir.