Hûd suresi

Hûd suresi, 20. ayet

Hûd suresi, 20. ayet. أُو۟لَٰٓئِكَ لَمْ يَكُونُوا۟ مُعْجِزِينَ فِى ٱلْأَرْضِ وَمَا كَانَ لَهُم مِّن دُونِ ٱللَّهِ مِنْ أَوْلِيَآءَ يُضَٰعَفُ لَهُمُ ٱلْعَذَابُ مَا كَانُوا۟ يَسْتَطِيعُونَ ٱلسَّمْعَ وَمَا كَانُوا۟ يُبْصِرُونَ

ülâike lem yekûnû mü`cizîne fi-l'arḍi vemâ kâne lehüm min dûni-llâhi min evliyâ'. yüḍâ`afü lehümü-l`aẕâb. mâ kânû yesteṭî`ûne-ssem`a vemâ kânû yübṣirûn.

Diyanet İşleri

Onlar yeryüzünde (Allah'ı) aciz bırakabilecek değillerdir. Onların Allah'tan başka sığınabilecekleri bir yardımcıları da yoktur. Azap onlar için kat kat artırılacaktır. Çünkü onlar (gerçekleri) işitmeğe tahammül edemiyorlar, hem de görmüyorlardı.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Hûd 17–23 · surenin 20. ayeti / 123

Konu İnsanın hâli, Kur'an'a meydan okuma ve iki zümre Hûd 9–24 3

  1. Hûd 17

    Rabbi katından açık bir delile dayanan kimse, yalnız dünyalık isteyen kimse gibi midir? Kaldı ki, bu delili Rabbinden bir şahit (Kur'an) ve bir de ondan (Kur'an'dan) önce bir önder ve bir rahmet olarak (indirilmiş olan) Musa'nın kitabı (Tevrat) desteklemektedir. İşte bunlar ona (Kur'an'a) inanırlar. Gruplardan her kim onu inkar ederse, ateş onun varacağı yerdir. Ondan hiç şüphen olmasın. Şüphesiz o, Rabbin tarafından (bildirilmiş) gerçektir. Fakat insanların çoğu inanmazlar.

  2. Hûd 18

    Kim Allah'a karşı yalan uydurandan daha zalimdir? İşte bunlar, Rablerine arz edilecekler ve şahitler de, "Rablerine karşı yalan söyleyenler işte bunlardır" diyeceklerdir. Biliniz ki, Allah'ın laneti zalimler üzerinedir.

  3. Hûd 19

    Onlar (halkı) Allah yolundan alıkoyan ve onu eğri ve çelişkili göstermek isteyen kimselerdir. Hem de onlar ahireti inkar edenlerin ta kendileridir.

  4. 20

    Onlar yeryüzünde (Allah'ı) aciz bırakabilecek değillerdir. Onların Allah'tan başka sığınabilecekleri bir yardımcıları da yoktur. Azap onlar için kat kat artırılacaktır. Çünkü onlar (gerçekleri) işitmeğe tahammül edemiyorlar, hem de görmüyorlardı.

  5. Hûd 21

    İşte bunlar, kendilerini ziyana uğratan kimselerdir. Uydurmakta oldukları şeyler de kendilerini yüz üstü bırakıp kaybolup gitmiştir.

  6. Hûd 22

    Şüphesiz bunlar ahirette en çok ziyana uğrayanlardır.

  7. Hûd 23

    İman edip, salih ameller işleyen ve Rablerine gönülden bağlananlara gelince, işte onlar cennetliklerdir. Onlar orada ebedi kalacaklardır.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

20. “Onlar yeryüzünde kesinlikle (Allah'ı) âciz bırakabilecek değillerdir.” Allah’ın azabından kaçıp kurtulamazlar. Çünkü onlar, Allah’ın egemenliği ve hükümranlığı altında bulunuyorlar. “Onlar için Allah’tan başka” hoşlanmadıkları şeyleri onlardan uzaklaştıracak yahut da faydalarına olan şeyleri gerçekleştirecek “hiçbir dost da yoktur.” Aksine aralarındaki bütün bağlar kopmuş olacaktır. “Azapları kat kat verilecektir.” Yani ağırlaştırılacak ve artırılacaktır. Çünkü onlar, kendileri saptıkları gibi başkalarını da saptırmışlardır. “Zira onlar, ne işitebiliyorlardı” Hakka olan buğz ve nefretlerinden dolayı Allah’ın âyetlerini kendisi ile yararlanabilecekleri şekilde işitemiyorlar, dinlemiyorlardı. “Ne oluyor onlara ki öğütten yüz çeviriyorlar! Sanki onlar arslandan ürküp kaçan yaban eşekleri gibiler!” (el-Müddessir, 74/49-51) “ne de görüyorlardı.” Kendilerine fayda sağlayacak şeylere ibret ve tefekkür ile bakmıyorlardı. Aksine akılları ermeyen sağır ve dilsizler gibiydiler.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

İşte bu özelliklere sahip olanlar var ya; yeryüzünde Allah’ın azabı üzerlerine indiği zaman ondan kaçmaya güç yetiremezler. Allah’ın cezasını onlardan savacak Allah’tan başka müttefikleri ve yardımcıları da yoktur. Kendi nefislerini ve başkalarını Allah’ın yolundan çevirmeleri sebebi ile kıyamet günü azapları arttırılır. Çünkü onlar, kabul edecekleri bir işitme ile dünyada hakkı ve hidayeti işitmeye güç yetirememişlerdi. Aynı şekilde haktan şiddet ile yüz çevirmeleri sebebiyle Allah’ın kainattaki ayetlerine, kendilerine fayda verecek bir bakış ile bakmıyorlardı.

Kelimeler

24 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. أُو۟لَـٰٓئِكَ ulaike onlar
  2. لَمْ lem
  3. يَكُونُوا۟ yekunu değillerdir kök: كون
  4. مُعْجِزِينَ mua'cizine aciz bırakacak kök: عجز
  5. فِى fi
  6. ٱلْأَرْضِ l-erdi yeryüzünde kök: ارض
  7. وَمَا ve ma yoktur
  8. كَانَ kane kök: كون
  9. لَهُم lehum onların
  10. مِّن min
  11. دُونِ duni başka kök: دون
  12. ٱللَّهِ llahi Allah'tan kök: اله
  13. مِنْ min
  14. أَوْلِيَآءَ ۘ evliya'e dostları kök: ولي
  15. يُضَـٰعَفُ yudaafu kat kat artırılır kök: ضعف
  16. لَهُمُ lehumu onlar için
  17. ٱلْعَذَابُ ۚ l-azabu azab kök: عذب
  18. مَا ma
  19. كَانُوا۟ kanu onlar kök: كون
  20. يَسْتَطِيعُونَ yestetiune güç yetiremezlerdi kök: طوع
  21. ٱلسَّمْعَ s-sem'a işitmeye kök: سمع
  22. وَمَا ve ma ve
  23. كَانُوا۟ kanu onlar kök: كون
  24. يُبْصِرُونَ yubsirune göremezlerdi kök: بصر

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: ضعف (52 geçiş) · Aynı kök: طوع (129 geçiş) · Ortak kavram: İtaat

    Ey iman edenler! Belli bir süre için birbirinize borçlandığınız zaman bunu yazın. Aranızda bir yazıcı adaletle yazsın. Yazıcı, Allah'ın kendisine…

  • Aynı kök: ضعف (52 geçiş) · Aynı kök: طوع (129 geçiş) · Ortak kavram: İtaat

    Ancak gerçekten zayıf ve güçsüz olan, çaresiz kalan ve hicret etmeye yol bulamayan erkekler, kadınlar ve çocuklar başkadır.

  • Aynı kök: طوع (129 geçiş) · Ortak kavram: İtaat

    Şüphesiz Safa ile Merve, Allah'ın (dininin) nişanelerindendir. Onun için her kim hac ve umre niyetiyle Kabe'yi ziyaret eder ve onları da tavaf…

  • Aynı kök: طوع (129 geçiş) · Ortak kavram: İtaat

    Oruç, sayılı günlerdedir. Sizden kim hasta, ya da yolculukta olursa, tutamadığı günler sayısınca başka günlerde tutar. Oruca gücü yetmeyenler ise bir…

  • Aynı kök: طوع (129 geçiş) · Ortak kavram: İtaat

    Sana haram ayda savaşmayı soruyorlar. De ki: "O ayda savaş büyük bir günahtır. Allah'ın yolundan alıkoymak, onu inkar etmek, Mescid-i Haram'ın…

  • Aynı kök: عجز (26 geçiş)

    Nihayet Allah, ona kardeşinin ölmüş cesedini nasıl örtüp gizleyeceğini göstermek için yeri eşeleyen bir karga gönderdi. "Yazıklar olsun bana! Şu…

  • Aynı kök: عجز (26 geçiş)

    Şüphesiz size va'dedilen şeyler mutlaka gelecektir. Siz bunun önüne geçemezsiniz.

  • Aynı kök: عجز (26 geçiş)

    İnkar edenler, asla yakayı kurtardıklarını zannetmesinler. Çünkü onlar (sizi) aciz bırakamazlar.

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

87 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

Onlar yeryüzünde (Allah'ı) aciz bırakacak değillerdir; dipnot 1 onların Allah'tan başka dostları da yoktur. Azap onlar için katlanacaktır. (Çünkü) onlar (gerçekleri) duymaya güç yetiremez ve (onları) göremezler.

Mehmet Okuyan — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Benzer mesajlar: En‘âm 6:134; Enfâl 8:59; Tevbe 9:2, 3; Yûnus 10:53; Hûd 11:33; Nahl 16:46; Nûr 24:57; ‘Ankebût 29:22; Fâtır 35:44; Zümer 39:51; Şûrâ 42:31; Ahkâf 46:32.

Mustafa İslamoğlu

Bu tipler yeryüzünden (cezayı atlatsalar da, ahirette) yakalarını asla sıyıramayacaklar; Allah dışında onlara yardım edecek bir evliya da olmayacak; onların azabı katlandıkça katlanacak: (değil mi ki) onlar hakikati işitmeye tahammül edemiyorlardı ve gerçeği görmemekte direniyorlardı?

Muhammed Esed

Böyleleri, yeryüzünde (yaptıkları yanlarına kalsa bile, nihai hesaptan) yakalarını kurtaramayacak, kendilerini Allaha karşı koruyacak bir dost da bulamayacaklar. (Hakkı) işitme yetilerini kullanmadıklarından ve görmek, fark etmek istemediklerinden ötürü (öte dünyada) azap kat kat artırılacaktır onlar için.

Ahmed Hulusi

Onlar arzda aciz bırakıcılar olmadılar (Sünnetulah'ı geçersiz kılamazlar; herkes yaptığının sonucunu kesinlikle yaşayacaktır). . . Onların Allah dununda velileri de yoktur. . . Onlara azap kat kat olur. . . (Zira onlar) algılayamadılar ve basiretleriyle değerlendiremediler.

Ali Bulaç

Bunlar, yeryüzünde (Allah'ı) aciz bırakacak değildir ve bunların Allah'tan başka velileri yoktur. Azab onlar için kat kat arttırılır. Bunlar (hakkı) işitmeye güç yetirmezlerdi ve görmezlerdi de.

Ali Özek ve heyeti

Bunlar, dünyada (mâruz kalacakları cezadan Allah'ı) aciz bırakacak değillerdir. Bunların Allah'tan başka (kendilerini yine Allah'ın azabından koruyacak) hiçbir dostları yoktur. Azâp, onlar için kat kat artırılacaktır. Zira onlar, (küfürleri dolayısıyla kalpleri mühürlendiği için, hakkı) işitemiyorlar ve göremiyorlardı.

Ali Rıza Safa

Yeryüzünde güçsüz bırakamazlar. Onlar için, Allah'tan başka bir de ayrıca edindikleri dostlar da yoktur. Ceza, katlanarak artırılır; duyamadılar ve göremediler.

Bayraktar Bayraklı

İşte bunlar, Allah'ı yeryüzünde aciz bırakamazlar. Onların Allah'tan başka yakın dostları da yoktur. Onlara azap kat kat olacaktır. Çünkü, onlar gerçekleri duymaya dayanamaz ve göremezlerdi.

Edip Yüksel

Onlar, yeryüzünde kaçamazlar ve ALLAH'tan aşağı dost ve sahipleri yoktur. Onlar için azap katlanır. Çünkü onlar işitemediler, göremediler.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Onlar, yeryüzünde kaçamazlar ve ALLAH'tan başka dost ve sahipleri yoktur. Onlar için azap katlanır. Çünkü onlar işitemediler, göremediler.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Bunlar, yeryüzünde aciz bırakacak değillerdir, kendilerini Allah'tan kurtaracak bir kayırıcıları da yoktur. Onlara azap katlanacaktır. Onlar hem işitmeye tahammül edemiyorlardı hem de görmüyorlardı.

Elmalılı Hamdi Yazır

Bunlar Arzda aciz bırakacak değillerdir, kendilerini Allahdan kurtaracak bir hamileri de yoktur, onlara azab katlanacaktır, hem işitmeğe tahammül edemiyorlardı hem de görmüyorlardı

Erhan Aktaş

Onlar, yeryüzünde Allah'ı aciz bırakabilecek değillerdir. Kendilerini, Allah'a karşı koruyacak bir yardımcı da bulamayacaklardır. Onların azapları kat kat olacaktır. Onlar, gerçeği duymaya ve görmeye tahammül edemiyorlardı.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Onlar, yeryüzünde Allah'ı aciz bırakabilecek değillerdir. Kendilerini, Allah'a karşı koruyacak bir yardımcı da bulamayacaklardır. Onların azapları kat kat olacaktır. Onlar, gerçeği duymaya ve görmeye tahammül edemiyorlardı.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Onlar, yeryüzünde Allah'ı aciz bırakabilecek değillerdir. Kendilerini, Allah'a karşı koruyacak bir yardımcı da bulamayacaklardır. Onların azapları kat kat olacaktır. Onlar, gerçeği duymaya ve görmeye tahammül edemiyorlardı.

Gültekin Onan

Bunlar, yeryüzünde (Tanrı'yı) aciz bırakacak değildir ve bunların Tanrı'dan başka velileri yoktur. Azab onlar için kat kat arttırılır. Bunlar (hakkı) işitmeye güç yetirmezlerdi ve görmezlerdi de.

Hasan Basri Çantay

Onlar yer yüzünde (Allahı) aciz bırakabilecek değillerdir. Kendilerini Allahdan (kurtaracak) hiç bir haamileri de yokdur. Onların azabı kat kat olacakdır. (Çünkü) onlar (hakkı) işitmiye tehammül edemezlerdi, (onu) görmezlerdi de.

İbni Kesir

Bunlar, yeryüzünde aciz bırakacak olanlar değillerdir. Allah'a karşı duracak yardımcıları da yoktur. Onların azabı kat kat olacaktır. Onlar, işitmeye tahammül edemez ve göremezlerdi de.

Mehmet Alagaş

(12-24) Onların ona bir hazine verilse keşke ya da onunla beraber bir melek gelse demelerinden dolayı neredeyse sen de sana vahyedilenlerden bazısını terk edecektin ve göğsünü onunla daraltacaktın , kesinlikle sen bir uyarıcısın ve Allah ta her şeye vekildir / sorumluluklarını alır. Ayrıca onu kendi uydurdu mu diyorlar? Deki eğer ki sözünüze bağlı iseniz haydi uydurulmuş / iftira edilmiş onun benzeri on sûre getirin, Allah’tan başka gücünüzün yetebileceklerini de çağırın. Bu seferde size cevap veremezler ise / icabet edemezler ise bilin ki artık o kesinlikle Allah’ın ilmiyle / bilgisiyle indirilmedir ve de ondan başka ilah yoktur hâlâ Müslüman olmadınız mı? Kim dünya hayatını ve onun süsünü istedi ise amellerinin karşılığı kendilerine orada ödenir, onlara orada herhangi bir eksiltme yapılmaz, işte bu kişilere ahirette ateşten başka bir şey yoktur , Oradaki ( Dünyadaki) ürettikleri işe yaramamış ve yap tıkları ne varsa yok olmuştur. Rabbinden bir açıklama üzere olan kişi gibi midir? ve O'ndan / Allahtan bir şahitte onu / açıklamayı okuyor, ondan / şahitten önce de öncülük eden ve rahmet olan Musa’nın kitabı var, ki ona onlar iman da ediyorlar, taraflardan her kim onu inkâr ediyorsa ona vaat edilen yer / söz verilen yer ateştir. Ondan /açıklamalardan en ufak bir kuşkun olmasın muhakkak o Rabbinden bir gerçektir / haktır ve fakat insanların çoğu iman etmiyorlar. (Allah’ın yarattığı gerçeğe güvenmiyorlar) Yalanı, Allah’a iftira edenden daha zalim kim olabilir? Onlar Rablerine arz edilecekler / sunulacaklar şahitlerde diyecekler ki Rableri hakkında yalanı söyleyenler işte bunlar! Dikkat edin! Allah’ın laneti zalimleredir, Allah'ın yolundan alıkoyanlar o nu eğriltmenin peşindeler , onlar ahiret i de yok sayıyorlar, o nlar arzın içindekileri aciz bırakamazlar ve onlara Allah ’tan başka dost olan da yoktur, a zapları kat kat artırılır , işitmeye güçleri yetmez ve göremezler, onlar kendilerini hasara uğratanlardır, iftira ettikleri ne varsa da onlardan sapmıştır , muhakkak ki onlar ahirette, daha çok hasara uğrayacaklardır. İman edenler ve ıslah edici amel işleyenler Rablerine boyun eğenler, işte onlar cennet halkıdır, orada kalıcıdırlar. Örneğin / misalen bu iki bölük, kör ve sağır, gören ve işiten gibidir, bu misal hiç eşit oldu mu? / aynı seviyede oldu mu? Hâlâ düşünmez misiniz?

Rowwad Tercüme Merkezi

Bunlar, yeryüzünde (Allah'ı) aciz bırakacak değillerdir. Onların Allah’tan başka bir velisi/yardımcısı da yoktur. Onlara kat kat azap vardır. Çünkü onlar, (hakkı) işitmezler ve görmezlerdi.

Süleyman Ateş

Onlar dünyada Allah'ı aciz bırakacak değillerdir. Ve onların Allah'tan başka dostları da yoktur. Onlar için azab kat kat yapılır. Çünkü (gerçeği) işitmeğe tahammül edemezlerdi ve (onu) görmezlerdi.

Süleymaniye Vakfı

Onlar yeryüzünde yakayı kurtaracak değillerdir dipnot 1 . Onların Allah ile aralarına girecek bir velileri /savunucuları olmayacaktır dipnot 2 . O azap onlar için ikiye katlanacaktır dipnot 3 . Onlar dinlemeye tahammül edemezler. Gerçekleri de görecek halde değillerdir dipnot 4 .

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Onlar yeryüzünde kimseyi çaresiz bırakacak değillerdir. Allah ile kendi aralarına girecek bir dostları da olmaz. O azap onlar için ikiye katlanacaktır. Onlar seni dinlemeye dahi tahammül edemezler; görebilecek durumda da değillerdir.

Şaban Britch

Bunlar, yeryüzünde (Allah'ı) aciz bırakacak değillerdir. Onların Allah’tan başka bir velisi/yardımcısı da yoktur. Onlara kat kat azap vardır. Çünkü onlar, (hakkı) işitmezler ve görmezlerdi.

Şaban Piriş

Bunlar, yeryüzünde aciz bırakacak değillerdir. Onların Allah'tan başka bir velisi de yoktur. Onlara kat kat azap vardır. Çünkü onlar, işitemezler, göremezlerdi.

Yaşar Nuri Öztürk

Bunlar yeryüzünde kimseyi aciz bırakamazlar. Allah'tan başka hiçbir dostları da yoktur. Onlara azap kat kat verilecektir. Hem işitmeye güçleri yetmiyordu hem de göremiyorlardı.

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

These infidels and such persons are not in a position ever to overpower Allah nor escape-His retributive punishment. Nor do they have besides Him tutelary protectors to defend them. Their punishment shall be doubled in the train of their obstinacy against divine laws, their adherence to their opinions with their usual struggle to assert falsehood and obstruct the way to Allah's path of righteousness and of their persistence in closing their hearts' ears and their minds' eyes to Allah's discourse.

Abdul Haleem

They will not escape on earth, and there will be no one other than God to protect them. Their punishment will be doubled. They could not hear, and they did not see.

Abdullah Yusuf Ali

They will in no wise frustrate (His design) on earth, nor have they protectors besides Allah! Their penalty will be doubled! They lost the power to hear, and they did not see!

Abul A'la Maududi

They had no power to frustrate Allah's design in the earth, dipnot 1 nor did they have any protectors against Allah. Their chastisement will be doubled. dipnot 2 They were unable to hear, nor could they see.

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    This, again, refers to what will happen in the next life.
  2. metne dön, dipnot 2
    They will suffer punishment for being in error and for misleading others and leaving behind a legacy of error and misguidance for coming generations. (Surah Al-Araf, E.N. 30).

Aisha Bewley

They were not able to thwart Allah on earth, and had no protectors besides Allah. The punishment will be doubled for them. They were unable to hear and could not see.

Al-Hilali & Khan

By no means will they escape (from Allâh’s Torment) on earth, nor have they protectors besides Allâh! Their torment will be doubled! They could not bear to hear (the preachers of the truth) and they used not to see (the truth because of their severe aversion, in spite of the fact that they had the sense of hearing and sight).

Ali Quli Qarai

They cannot thwart [Allah] on the earth, nor do they have besides Allah any guardian. For them the punishment shall be doubled, for they could neither listen, nor did they use to see.

Amatul Rahman Omar

Such cannot frustrate (God's designs) in the land nor is there any protecting friend for them apart from Allâh. They shall have their punishment doubled. They could neither bear to hear (the truth) nor did they see (it).

Arthur John Arberry

they are unable to frustrate Him on earth and they have no protectors, apart from God. For them the chastisement shall be doubled; they could not hear, neither did they see.

Bijan Moeinian

The unjust people will fail to overcome the Lord on the earth and will find that there is none to protect them from the Lord in the Hereafter. Their punishment will be doubled for the simple reason that they failed to hear and to see.

E. Henry Palmer

They cannot make Him helpless in the earth, nor have they other than God for patrons. Doubled for them is the torment. They could not hear, nor did they see!

Edip-Layth

These are the ones who will not escape on earth, nor do they have besides God any allies. The retribution will be doubled for them. They were not able to hear, nor could they see.

George Sale

These were not able to prevail against God on earth, so as to escape punishment; neither had they any protectors besides God: Their punishment shall be doubled unto them. They could not hear, neither did they see.

Hamid S. Aziz

Who turn men away from the path of Allah, and crave to make it crooked, and disbelieve in the Hereafter.

Mahmoud Ghali

Those are not to be defiant to (Him) in the earth, and in no way do they have any patrons apart from Allah. For them the torment will be doubled; in no way could they hear and in no way did they behold.

Marmaduke Pickthall

Such will not escape in the earth, nor have they any protecting friends beside Allah. For them the torment will be double. They could not bear to hear, and they used not to see.

Mohamed Ahmed - Samira

They shall not weaken (the power of) God on earth, nor find any other protector but God. Their punishment will be doubled, for they could neither hear nor see.

Muhammad Asad

Never can they elude [their final reckoning, even if they remain unscathed] on earth: never will they find anyone who could protect them from God. [In the life to come] double suffering will be imposed on them for having lost the ability to hear [the truth] and having failed to see [it].

Mustafa Khattab

They will never frustrate Allah on earth, and they will have no protector besides Allah. Their punishment will be multiplied, for they failed to hear or see ˹the truth˺.

Progressive Muslims

These are the ones who will not escape on Earth, nor do they have besides God any allies. The retribution will be doubled for them. They were not able to hear, nor could they see.

Rashad Khalifa

These will never escape, nor will they find any lords or masters to help them against GOD. Retribution will be doubled for them. They have failed to hear, and they have failed to see.

Sahih International

Those were not causing failure [to Allah ] on earth, nor did they have besides Allah any protectors. For them the punishment will be multiplied. They were not able to hear, nor did they see.

Sam Gerrans

Those will not escape in the earth, and they have not, besides God, any allies. Doubled for them is the punishment; they could not hear, neither did they see;

Shabbir Ahmed

They cannot escape Allah's Law of Requital even if they run to and fro in the earth, unscathed. Never will they find anyone to protect them from Allah. Double suffering will be imposed on them since they could not bear to hear the Truth nor could see it.

Syed Vickar Ahamed

In no way, will they escape (His design) on earth, and they have no protectors besides Allah! Their penalty will be doubled! They lost the power to hear, and they did not see (the truth)!

Taqi Usmani

They were unable to frustrate (Allah’s plan) on the earth, and they had no supporters besides Allah. Punishment will be doubled for them. They were not able to hear, nor would they see.

The Monotheist Group

These are the ones who will not escape on the earth, nor do they have besides God any allies. The retribution will be doubled for them. They were not able to hear, nor could they see.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Hûd suresi, 20. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Hûd suresi, 20. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Hûd suresi, 20. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩