Diyanet İşleri
O halde onların söylediklerine sabret ve güneşin doğuşundan önce de, batışından önce de Rabbini hamd ederek tespih et.
Kâf suresi · 39–45. ayetler
Bu bölümün ayetleri 4 mealde yan yana açılıyor; yukarıdaki listeden 27 Türkçe mealin herhangi birini açıp kapatabilirsiniz. Aralarındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz.
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir bölüme geçince öntanımlıya döner. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Kâf suresi, 39. ayet. فَٱصْبِرْ عَلَىٰ مَا يَقُولُونَ وَسَبِّحْ بِحَمْدِ رَبِّكَ قَبْلَ طُلُوعِ ٱلشَّمْسِ وَقَبْلَ ٱلْغُرُوبِ
O halde onların söylediklerine sabret ve güneşin doğuşundan önce de, batışından önce de Rabbini hamd ederek tespih et.
(39, 40) Onların dediklerine sabret! Güneşin doğuşundan önce de batışından önce de gecenin bir bölümünde ve secdelerin ardından da Rabbini hamd (övgü) ile tesbih et (yücelt)! dipnot 1
Öyleyse artık onların söyleyeceklerine karşı sabırlı ol! Bir de güneşin doğuşundan ve batıştan önce Rabbinin aşkın olan yüce zatını (namaz kılarak) hamd ile an;
O halde (ey müminler!) Onların söyleyebilecekleri her şeye karşı sabırlı olun ve güneşin doğmasından ve batmasından önce Rabbinizin sınırsız ihtişamını yüceltin ve hamd edin!
Onların dediklerine sabret! Güneş'in doğuşundan önce de gurubundan önce de Rabbinin Hamdi olarak (işlevini yerine getirip) tespih et!
Öyleyse sen, onların dediklerine karşılık sabret ve Rabbini güneşin doğuşundan önce ve batışından önce hamd ile tesbih et.
(Rasûlüm!) Onların dediklerine sabret. Güneşin doğuşundan önce de, batışından önce de Rabbini hamd ile tesbih et.
Artık, onların söylediklerine karşı dirençli ol ve güneşin doğuşundan önce de batışından önce de övgülerle yücelterek Efendini an.
Onların dediklerine sabret! Güneşin doğumundan önce ve batışından önce Rabbini hamd ile teşbih et/namaz kıl!
Onların söylediklerine sabret ve güneşin doğuşundan ve batışından önce Efendini överek yücelt.
Onların söylediklerine sabret ve güneşin doğuşundan ve batışından önce Rabbini överek yücelt.
O halde onların laflarına karşı sabret ve Rabbini güneş doğmadan önce ve batmadan önce hamd ile tesbih et!
O halde onların laflarına karşı sabret de rabbına hamd ile tesbih eyle güneş doğmadan evvel ve batmadan evvel
Onların söyledikleri şeylere sabret. Güneş'in doğmasından önce ve batmasından önce Rabb'ini hamd dipnot 1 ile tesbih dipnot 2 et.
Onların söyledikleri şeylere sabret. Güneş'in doğmasından önce ve batmasından önce Rabb'ini hamd dipnot 1 ile tesbih dipnot 2 et.
Onların söyledikleri şeylere sabret. Güneş'in doğmasından önce ve batmasından önce Rabb'ini hamd dipnot 1 ile tesbih dipnot 2 et.
Öyleyse sen, onların dediklerine karşılık sabret ve rabbini güneşin doğuşundan önce ve batışından önce hamd ile tesbih et.
(Habibim) ne derlerse sen (şimdilik) sabret. Rabbini, güneşin doğuşundan evvel ve batışından önce, hamd ile tesbih (ve tenbih) et.
Ne derlerse sabret sen. Güneşin doğuşundan evvel ve batışından önce Rabbını hamd ile tesbih et.
(36-45) Onlardan önce memleketlerden nicelerini helak ettik. Onlar tutuş / güç olarak onlardan daha şiddetli idiler. Beldelerde kaçılacak yer arardılar şimdi sığınacak yerleri var mı? Kesinlikle bunda kalbi olan biri için , şahit olduğuna kulak veren kişi için hatırlatma / zikir vardır. Kesin olan şu ki, semaları ve arzı ve her ikisi arasındakileri altı günde yarattık. Ve bize yorgunluk dokunmadı / temas etmedi. Ne diyorlarsa sen sabret, Rabbini hamd ederek, güneş doğmadan önce ve güneş batmadan önce (ikindi) ve de geceleyin, onu üstün tut, (suphanallah de) ardından da secdeler et. Yakın bir mekândan çağrıcının / dellalin çağırdığı gün sen de dinle. O gün gerçek bir ses / sayha işitilirler ve işte o gün çıkarılış günüdür. Muhakkak ki biz diriltir ve öldürürüz, geri dönüş te bizedir. O gün yarılan yerden süratle çıkarlar, bu bize göre kolay bir toplayış / bir araya getiriştir. Ne dediklerini çok iyi biliyoruz, sen onlara zorla kabul ettirici / Cabbar değilsin. Vadimden korkanlara Okunanla / Kuranla hatırlat / zikret.
Onların dediklerine karşı sabret. Güneş doğmadan önce ve batmadan önce Rabbini hamdederek tesbih et!
Onların dediklerine sabret ve Rabbini övgü ile an! Güneş doğmadan önce, batmadan önce,
Sen onların söylediklerine sabret /duruşunu bozma! Güneşin doğmasından önce de batmasından önce dipnot 1 de her şeyi güzel yapmasına karşılık Rabbine ibadet et dipnot 2 .
Ne derlerse desinler sen sabret. Güneş doğmadan önce (akşam, yatsı ve sabah vakitlerinde) bir de batmadan önce (öğle ve ikindi vakitlerinde) dipnot 1 , her şeyi güzel yaptığından dolayı Rabbine (Sahibine) ibadet et.
Onların dediklerine karşı sabret. Güneş doğmadan önce ve batmadan önce Rabbini hamd ederek tesbih et!
Onların dediklerine karşı sabret. Güneş doğmadan önce ve batmadan önce Rabb'ini hamd ederek tesbih et!
Artık onların söylediklerine sabret ve Güneş'in doğuşundan önce de batışından önce de Rabbinin hamdiyle tespih et!
Kâf suresi, 40. ayet. وَمِنَ ٱلَّيْلِ فَسَبِّحْهُ وَأَدْبَٰرَ ٱلسُّجُودِ
Gecenin bir kısmında ve secdelerin ardından da O'nu tespih et.
(39, 40) Onların dediklerine sabret! Güneşin doğuşundan önce de batışından önce de gecenin bir bölümünde ve secdelerin ardından da Rabbini hamd (övgü) ile tesbih et (yücelt)! dipnot 1
yine geceleri ve secdelerin ardından O'nun aşkın olan zatını an!
Geceleri ve her namazın sonunda O'nun şanını yüceltin.
Gecede O'nu tespih et, secdelerin ardından da!
Gecenin bir bölümünde ve secdelerin arkasından da O'nu tesbih et.
Gecenin bir bölümünde ve secdelerin ardından da O'nu tesbih et.
Gecenin bir bölümünde ve secdelerin arkasından da yücelterek O'nu an.
Gecenin bir kısmında ve secdelerin ardından da O'nu an!
Geceleyin O'nu yücelt ve secdelerin ardından da...
Geceleyin O'nu yücelt ve secdelerin ardından da...
Geceleyin de onu tesbih et, secdelerin ardından da.
Geceden de tesbih et ona hem de secde arkalarında
Geceleyin ve secdelerin ardından O'nu tesbih et.
Geceleyin ve secdelerin ardından O'nu tesbih et.
Geceleyin ve secdelerin dipnot 1 ardından O'nu tesbih et.
Gecenin bir bölümünde ve secdelerin arkasından da O'nu tesbih et.
Gecenin bir cüz'ünde ve secdelerin arkalarında da onu tesbih et.
Gecenin bir bölümünde ve secdelerinin ardından da O'nu tesbih et.
(36-45) Onlardan önce memleketlerden nicelerini helak ettik. Onlar tutuş / güç olarak onlardan daha şiddetli idiler. Beldelerde kaçılacak yer arardılar şimdi sığınacak yerleri var mı? Kesinlikle bunda kalbi olan biri için , şahit olduğuna kulak veren kişi için hatırlatma / zikir vardır. Kesin olan şu ki, semaları ve arzı ve her ikisi arasındakileri altı günde yarattık. Ve bize yorgunluk dokunmadı / temas etmedi. Ne diyorlarsa sen sabret, Rabbini hamd ederek, güneş doğmadan önce ve güneş batmadan önce (ikindi) ve de geceleyin, onu üstün tut, (suphanallah de) ardından da secdeler et. Yakın bir mekândan çağrıcının / dellalin çağırdığı gün sen de dinle. O gün gerçek bir ses / sayha işitilirler ve işte o gün çıkarılış günüdür. Muhakkak ki biz diriltir ve öldürürüz, geri dönüş te bizedir. O gün yarılan yerden süratle çıkarlar, bu bize göre kolay bir toplayış / bir araya getiriştir. Ne dediklerini çok iyi biliyoruz, sen onlara zorla kabul ettirici / Cabbar değilsin. Vadimden korkanlara Okunanla / Kuranla hatırlat / zikret.
Gecenin bir kısmında ve secdelerin arkasından O'nu tesbih et.
Gecenin bir kısmında ve secde arkalarında O'nu tesbih et.
Gecenin bir bölümünde ve secdelerin ardından da ibadet et dipnot 1 .
Gecenin bir bölümünde ve secdelerin ardında da ibadet et (kulluk etmeye devam et) dipnot 1 .
Gecenin bir bölümünde de onu tesbih et, secdelerin ardından da...
Gecenin bir bölümünde de onu tesbih et, secdelerin ardından da...
Gecenin bir kısmında ve secdelerin arkalarından O'nu tespih et!
Kâf suresi, 41. ayet. وَٱسْتَمِعْ يَوْمَ يُنَادِ ٱلْمُنَادِ مِن مَّكَانٍ قَرِيبٍ
(Ey Muhammed!) Çağırıcının yakın bir yerden sesleneceği gün, (o sese) kulak ver.
(Diriltilme için) seslenenin yakın bir yerden sesleneceği güne kulak ver(in)!
İmdi sen (ey insanoğlu); sana çok çok yakın bir yerden o güne ilişkin çağrı yapan Allah'ın nidasına kulak ver!
Ve (ölüm) çağrısında bulunan Allah'ın (sizi) yakından çağıracağı o Güne (daima) kulak verin;
Seslenenin, içinden sesleneceği süreçte dinle!
Çağırıcının, yakın bir yerden çağrıda bulunacağı güne kulak ver;
Seslenenin yakın bir yerden sesleneceği güne kulak ver.
Çağrıcının yakın bir yerden çağıracağı güne kulak ver!
Seslenenin yakın bir yerden sesleneceği güne kulak ver!
Çağırıcının yakın bir yerden çağıracağı güne kulak ver.
Çağırıcının yakın bir yerden çağıracağı güne kulak ver.
Ve o seslenenin yakın bir yerden bağıracağı günü dinle!
Ve dinle o münadinin bağıracağı günü yakın bir yerden
Çağırıcının, yakın bir yerden çağıracağı güne kulak ver.
Çağırıcının, yakın bir yerden çağıracağı güne kulak ver.
Çağırıcının, yakın bir yerden çağıracağı güne kulak ver.
Çağırıcının, yakın bir yerden çağrıda bulunacağı güne kulak ver;
Nida edenin yakın bir yerden ünleyeceği güne kulak ver.
Bir münadinin yakın bir yerden çağıracağı güne, kulak ver.
(36-45) Onlardan önce memleketlerden nicelerini helak ettik. Onlar tutuş / güç olarak onlardan daha şiddetli idiler. Beldelerde kaçılacak yer arardılar şimdi sığınacak yerleri var mı? Kesinlikle bunda kalbi olan biri için , şahit olduğuna kulak veren kişi için hatırlatma / zikir vardır. Kesin olan şu ki, semaları ve arzı ve her ikisi arasındakileri altı günde yarattık. Ve bize yorgunluk dokunmadı / temas etmedi. Ne diyorlarsa sen sabret, Rabbini hamd ederek, güneş doğmadan önce ve güneş batmadan önce (ikindi) ve de geceleyin, onu üstün tut, (suphanallah de) ardından da secdeler et. Yakın bir mekândan çağrıcının / dellalin çağırdığı gün sen de dinle. O gün gerçek bir ses / sayha işitilirler ve işte o gün çıkarılış günüdür. Muhakkak ki biz diriltir ve öldürürüz, geri dönüş te bizedir. O gün yarılan yerden süratle çıkarlar, bu bize göre kolay bir toplayış / bir araya getiriştir. Ne dediklerini çok iyi biliyoruz, sen onlara zorla kabul ettirici / Cabbar değilsin. Vadimden korkanlara Okunanla / Kuranla hatırlat / zikret.
O gün yakın bir yerden seslenecek olanın çağrısına kulak ver.
Dinle, o gün o ünleyici, yakın bir yerden çağırır.
Dinle: O çağırıcının yakın bir yerden sesleneceği gün dipnot 1 ,
O çağrıcının yakın bir yerden sesleneceği gün neler olacağına kulak ver.
Kulak ver, o gün yakın bir yerden seslenecek olanın çağrısına..
Kulak ver, o gün yakın bir yerden seslenecek olanın çağrısına..
Haykıranın çok yakın bir yerden sesleneceği günü dinle!
Kâf suresi, 42. ayet. يَوْمَ يَسْمَعُونَ ٱلصَّيْحَةَ بِٱلْحَقِّ ذَٰلِكَ يَوْمُ ٱلْخُرُوجِ
O gün insanlar hakka çağıran o korkunç sesi işiteceklerdir. İşte bu, (kabirlerden) çıkış günüdür.
O gün, (insanlar) o korkunç sesi gerçekten duyacaklardır. Bu, (mezarlardan) çıkış günüdür. dipnot 1
Tüm gerçekliğiyle o malum çığlığı (herkesin) işiteceği güne... İşte bu, bir (başka hayata) çıkış günüdür.
(ve kendi kendinize düşünün) bütün (insanoğlunun) nihai çağrıyı gerçekten duyacağı Gün(ü), (ölümden) hayata dönecekleri Günü.
Hak olarak o sayhayı işitecekleri süreçtir! İşte o, (kozalarının dışındaki gerçekliği fark etme) çıkış sürecidir!
O gün, o çığlığı bir gerçek (hak) olarak işitirler. İşte bu, (dirilip kabirlerden) çıkış günüdür.
O gün insanlar bu sesi gerçekten işiteceklerdir. İşte bu, çıkış günüdür.
O gün, o gürlemeyi, gerçek olarak duyacaklardır. İşte bu, Çıkış Günü'dür.
O gün insanlar bu sesi gerçekten işiteceklerdir. İşte bu, çıkış günüdür.
O gün o çığlığı kesinlikle duyarlar; bu, çıkış günüdür.
O gün o çığlığı kesinlikle duyarlar; bu, çıkış günüdür.
Hakka çağıran o sayhayı (haykırışı) işitecekleri gün, işte o kabirlerden çıkış günüdür.
Hakka çağıran o sayhayı işidecekleri gün, işte o, huruc günüdür
O Gün, gerçek olan o çığlığı duyarlar. İşte bu yeniden diriliş günüdür.
O gün, gerçek olan o çığlığı duyarlar. İşte bu yeniden diriliş günüdür.
O gün, gerçek olan o çığlığı duyarlar. İşte bu yeniden diriliş günüdür.
O gün, o çığlığı bir gerçek (hak) olarak işitirler. İşte bu, (dirilip kabirlerden) çıkış günüdür.
O gün (bütün halk) o hak sayhayı işideceklerdir. İşte bu (kabirden) çıkış günüdür.
O gün; bu sayhayı gerçekten işiteceklerdir. İşte bu, çıkış günüdür.
(36-45) Onlardan önce memleketlerden nicelerini helak ettik. Onlar tutuş / güç olarak onlardan daha şiddetli idiler. Beldelerde kaçılacak yer arardılar şimdi sığınacak yerleri var mı? Kesinlikle bunda kalbi olan biri için , şahit olduğuna kulak veren kişi için hatırlatma / zikir vardır. Kesin olan şu ki, semaları ve arzı ve her ikisi arasındakileri altı günde yarattık. Ve bize yorgunluk dokunmadı / temas etmedi. Ne diyorlarsa sen sabret, Rabbini hamd ederek, güneş doğmadan önce ve güneş batmadan önce (ikindi) ve de geceleyin, onu üstün tut, (suphanallah de) ardından da secdeler et. Yakın bir mekândan çağrıcının / dellalin çağırdığı gün sen de dinle. O gün gerçek bir ses / sayha işitilirler ve işte o gün çıkarılış günüdür. Muhakkak ki biz diriltir ve öldürürüz, geri dönüş te bizedir. O gün yarılan yerden süratle çıkarlar, bu bize göre kolay bir toplayış / bir araya getiriştir. Ne dediklerini çok iyi biliyoruz, sen onlara zorla kabul ettirici / Cabbar değilsin. Vadimden korkanlara Okunanla / Kuranla hatırlat / zikret.
O gün, o çığlığı bir gerçek (hak) olarak işitirler. İşte o gün (kabirlerden) çıkış günüdür.
O gün o çağrıyı gerçek olarak duyarlar. İşte bu, (dirilip) çıkış günüdür.
Yani (insanların) o yüksek sesi bütün gerçekliği ile duyacakları gün (hepsi kabirlerden çıkacaktır). İşte bu, çıkış günüdür dipnot 1 ."
O gün o dehşetli sesi, bütün gerçekliği dipnot 1 ile duyarlar. İşte o gün, (topraktan) çıkış günüdür.
O gün, o çığlığı bir gerçek (hak) olarak işitirler. İşte o gün (kabirlerden) çıkış günüdür.
O gün korkunç haykırışı tam olarak duyacaklar. İşte o gün çıkış günüdür.
O gün o müthiş sesi hak olarak dinleyecekler. Ortaya çıkış/diriliş günüdür bu.
Kâf suresi, 43. ayet. إِنَّا نَحْنُ نُحْىِۦ وَنُمِيتُ وَإِلَيْنَا ٱلْمَصِيرُ
Şüphesiz biz diriltir ve öldürürüz. Dönüş de ancak bizedir.
Şüphesiz ki dirilten de öldüren de biziz. Dönüş sadece bize olacaktır.
Kesin olan şu ki, ölümü ve hayatı yaratan Biziz ve her yol sonunda Bize çıkar.
Gerçek şu ki, hayat veren ve ölümü getiren Biziz; her yol, Bizim katımızda menziline varır,
Muhakkak ki biz, evet biziz dirilten, öldüren! Dönüş de bizedir!
Gerçek şu ki, dirilten ve öldüren Biziz, Biz. Ve dönüş de Bizedir.
Şüphesiz biz diriltir ve öldürürüz. Dönüş de ancak bizedir.
Kuşkusuz, Biz, yaşam verir ve öldürürüz. Çünkü dönüş, Bize olacaktır.
Şüphesiz biz diriltir ve öldürürüz. Dönüş ancak bizedir.
Biz diriltiriz, öldürürüz ve dönüş de bizedir.
Biz diriltiriz, öldürürüz ve dönüş de bizedir.
Şüphesiz ki, Biz Biziz! Hem diriltiriz, hem öldürürüz ve dönüş de Bizedir.
Şübhesiz ki biz biziz, hem diriltiriz, hem öldürürüz ve dönüş bizedir.
Biz; ancak Biz hayat veririz ve öldürürüz. Ve dönüş Biz'edir.
Biz; ancak Biz hayat veririz ve öldürürüz. Ve dönüş Bizedir.
Biz; ancak Biz hayat veririz ve öldürürüz. Ve dönüş Biz'edir.
Gerçek şu ki, dirilten ve öldüren biziz, biz. Ve dönüş de bizedir.
Öldürecek de, diriltecek de şübhesiz ki biziz, biz. Dönüş de ancak bizedir.
Muhakkak ki öldürecek de, diriltecek de Biziz Biz. Ve dönüş de ancak Bizedir.
(36-45) Onlardan önce memleketlerden nicelerini helak ettik. Onlar tutuş / güç olarak onlardan daha şiddetli idiler. Beldelerde kaçılacak yer arardılar şimdi sığınacak yerleri var mı? Kesinlikle bunda kalbi olan biri için , şahit olduğuna kulak veren kişi için hatırlatma / zikir vardır. Kesin olan şu ki, semaları ve arzı ve her ikisi arasındakileri altı günde yarattık. Ve bize yorgunluk dokunmadı / temas etmedi. Ne diyorlarsa sen sabret, Rabbini hamd ederek, güneş doğmadan önce ve güneş batmadan önce (ikindi) ve de geceleyin, onu üstün tut, (suphanallah de) ardından da secdeler et. Yakın bir mekândan çağrıcının / dellalin çağırdığı gün sen de dinle. O gün gerçek bir ses / sayha işitilirler ve işte o gün çıkarılış günüdür. Muhakkak ki biz diriltir ve öldürürüz, geri dönüş te bizedir. O gün yarılan yerden süratle çıkarlar, bu bize göre kolay bir toplayış / bir araya getiriştir. Ne dediklerini çok iyi biliyoruz, sen onlara zorla kabul ettirici / Cabbar değilsin. Vadimden korkanlara Okunanla / Kuranla hatırlat / zikret.
Şüphesiz biz diriltir ve öldürürüz. Dönüş de ancak bizedir.
Yaşatan ve öldüren ancak biziz, biz. Dönüş de bizedir.
Hayat veren de öldüren de biziz biz! Dönüp varılacak yer bizim huzurumuzdur dipnot 1 !
Hayat veren ve öldüren Biziz; dönüşünüz dipnot 1 de Bizedir.
Şüphesiz biz, diriltiriz ve öldürürüz. Dönüş de bizedir.
Şüphesiz biz, diriltiriz ve öldürürüz. Dönüş de bizedir.
Biz, evet biz hayat veriyoruz, biz öldürüyoruz. Ve dönüş yalnız bizedir.
Kâf suresi, 44. ayet. يَوْمَ تَشَقَّقُ ٱلْأَرْضُ عَنْهُمْ سِرَاعًا ذَٰلِكَ حَشْرٌ عَلَيْنَا يَسِيرٌ
O gün yer, onların üzerinden süratle yarılıp açılır. Bu, (hesap için) bir toplamadır, bize göre kolaydır.
O gün yer, onlar nedeniyle (insanların diriltilmesi için) çabucak yarılacaktır. Bu, bizim için kolay bir toplamadır.
Yer ayaklarının altında kayıp paramparça olduğu gün (her şey) son sürattir: işte bu akıl sır ermez bir toparlanıştır, Bizim için çok kolay olacaktır.
Onlar (Allah'ın hükmüne doğru hızla) koşarken yeryüzünün çepeçevre yarılıp parçalanacağı Gün, bu toplanma, Bizim için kolay olacaktır.
O süreçte arz (beden) onlardan hızla kopup ayrılır! İşte bu bizim üzerimize kolay bir haşr'dır.
O gün yer, onlardan çatlayıp ayrılır da (onlar,) hızla koşarlar. İşte bu, Bize göre oldukça kolay olan bir haşir (sizi bir arada toplama)dır.
O gün yer yarılır, onların üzerinden süratle yarılıp açılır. Bu, bize göre kolay olan bir haşirdir.
O gün, yeryüzü çepeçevre yarılarak, onlardan hızla uzaklaşacaktır. İşte bu, Bizim için kolay bir toplanmadır.
O gün yer, onlardan dolayı yarılır da onlar hızla oradan çıkarlar. İşte bu, bize kolay gelen bir toplanmadır.
O gün yer onlardan dolayı yarılıverir. Bu, bizim için kolay bir toparlamadır.
O gün yer onlardan dolayı yarılıverir. Bu, bizim için kolay bir toparlamadır
Yerin kendilerinden çatlayıp yarılacağı ve süratle koşacakları o gün. Bu ancak Bize kolay gelen bir toplamadır.
O gün ki Arz onlardan ayrılır sür'atle koşarlar, o, bir haşirdir ki ancak bize kolaydır
O Gün yer yarılır, onlar topraktan çabukça ayrılırlar. İşte bu, Biz'im için kolay bir toplamadır.
O gün yer yarılır, onlar topraktan çabukça ayrılırlar. İşte bu, Bizim için kolay bir toplamadır.
O gün yer yarılır, onlar topraktan çabukça ayrılırlar. İşte bu, Bizim için kolay bir toplamadır.
O gün yer, onlardan çatlayıp ayrılır da (onlar,) hızla koşarlar. İşte bu, bize göre oldukça kolay olan bir haşir (sizi bir arada toplama)dır.
O gün hepsi sür'atle çıkmak üzere arz kendilerinden ayrılır. İşte bu, bize göre kolay olan bir haşirdir.
O gün; yer yarılır, onlar çabucak çıkarlar. İşte bu, Bize göre kolay olan bir haşirdir.
(36-45) Onlardan önce memleketlerden nicelerini helak ettik. Onlar tutuş / güç olarak onlardan daha şiddetli idiler. Beldelerde kaçılacak yer arardılar şimdi sığınacak yerleri var mı? Kesinlikle bunda kalbi olan biri için , şahit olduğuna kulak veren kişi için hatırlatma / zikir vardır. Kesin olan şu ki, semaları ve arzı ve her ikisi arasındakileri altı günde yarattık. Ve bize yorgunluk dokunmadı / temas etmedi. Ne diyorlarsa sen sabret, Rabbini hamd ederek, güneş doğmadan önce ve güneş batmadan önce (ikindi) ve de geceleyin, onu üstün tut, (suphanallah de) ardından da secdeler et. Yakın bir mekândan çağrıcının / dellalin çağırdığı gün sen de dinle. O gün gerçek bir ses / sayha işitilirler ve işte o gün çıkarılış günüdür. Muhakkak ki biz diriltir ve öldürürüz, geri dönüş te bizedir. O gün yarılan yerden süratle çıkarlar, bu bize göre kolay bir toplayış / bir araya getiriştir. Ne dediklerini çok iyi biliyoruz, sen onlara zorla kabul ettirici / Cabbar değilsin. Vadimden korkanlara Okunanla / Kuranla hatırlat / zikret.
O günde yer üzerlerinden yarılır, hızlıca çıkarlar. Bu bizim için kolay olan bir toplamadır.
O gün yer onlar(ın üstün)den yarıl(ıp açıl)ır, (çağırana doğru) sür'atle koşarlar. İşte bu, toplamadır; bize göre kolaydır.
Bu dönüş, yerin parçalanacağı ve insanların kalkıp koşacağı gün dipnot 1 gerçekleşecektir. İşte bu (tekrar yaratıp) toplamamızdır, bizim için kolaydır. dipnot 2
O gün yer dipnot 1 hızla çatlayıp onları dışarı atar. Bu, bizim için kolay bir toplamadır.
O gün yer, onlara hızlı bir şekilde yarılacaktır. Bu, bizim için çok kolay olan bir toplamadır.
O gün yer, onlara hızlı bir şekilde yarılacaktır. Bu, bizim için çok kolay olan bir toplamadır.
O gün, yer çatır çatır yarılıp onlardan çabucak uzaklaşır. Bu yalnız bizim için kolay olan bir haşretmedir.
Kâf suresi, 45. ayet. نَّحْنُ أَعْلَمُ بِمَا يَقُولُونَ وَمَآ أَنتَ عَلَيْهِم بِجَبَّارٍ فَذَكِّرْ بِٱلْقُرْءَانِ مَن يَخَافُ وَعِيدِ
Biz onların ne dediklerini çok iyi biliyoruz. Sen, onlara karşı bir zorba değilsin. O halde sen, benim uyarımdan korkan kimselere Kur'an ile öğüt ver.
Onların söylediklerini çok iyi bileniz. Sen onların üzerinde asla zorba değilsin. dipnot 1 Tehdidimden korkanlara (gerçeği) Kur'an'la hatırlat! dipnot 2
Biz onların neler söylediğini çok iyi biliyoruz; ne ki sen onları zorla (inandıracak) bir zorba değilsin: şu halde sen, Benim tehditlerimden korkanları bu Kur'an aracılığıyla uyarmaya devam et!
Biz onların, (o yeniden dirilmeyi inkar edenlerin) ne söylediklerini iyi biliyoruz; ve sen onları hiçbir şekilde (inanmaya) zorlayamazsın. Ama sen yine de Benim uyarımdan korkabileceklere bu Kuran aracılığıyla hatırlatmada bulun.
Biz, onlarda olarak, neler söylediklerini daha iyi biliriz! Sen onlar üzerinde zorla yaptırıcı değilsin! Azap uyarımdan korkana, Kur'an olarak (hakikati) hatırlat!
Biz onların neler söylediklerini daha iyi biliriz. Sen onların üzerinde bir zorba değilsin; şu halde, Benim kesin tehdidimden korkanlara Kur'an ile öğüt ver.
Biz onların dediklerini çok iyi biliriz. Sen onların üzerinde bir zorlayıcı değilsin. Tehdidimden korkanlara Kur'an'la öğüt ver.
Onların ne söylediklerini biliyoruz. Sen, onların üzerine zorlayıcı değilsin. Sözünü verdiğimden korkanlara, artık, Kur'an ile hatırlat!
O halde onların ne dediklerini en iyi biz biliriz. Sen onların üzerinde bir zorba değilsin. Sen, benim tehdidimden korkanlara Kur'an ile öğüt ver!
Biz onların ne konuştuğunu iyi biliyoruz. Sen onların üzerinde bir zorba değilsin. Uyarılarımdan korkanlara sen bu Kuran ile öğüt ver.
Biz onların ne konuştuğunu iyi biliyoruz. Sen onların üzerinde bir zorba değilsin. Uyarılarımdan korkanlara sen bu Kuran ile öğüt ver.
Biz onların ne söylediklerini çok iyi biliyoruz. Sen de onlara karşı bir zorba değilsin. Şimdi benim tehditlerimden korkacaklara bu Kur'an ile öğüt ver!
Biz pek a'la biliyoruz ki ne diyorlar, maamafih sen onlara karşı bir cebbar değilsin, şimdi sen benim veidlerimden korkacaklara bu Kur'an ile öğüd ver
Onların ne dediklerini en iyi Bilen'iz. Sen, onları zorla yola getirecek değilsin. O halde Ben'im uyarımdan korkan kimselere Kur'an'la öğüt ver.
Onların ne dediklerini en iyi bileniz. Sen, onları zorla yola getirecek değilsin. O halde Benim uyarımdan korkan kimselere Kur'an'la öğüt ver.
Onların ne dediklerini en iyi Bileniz. Sen, onları zorla yola getirecek değilsin. O halde Benim uyarımdan korkan kimselere Kur'an'la öğüt ver.
Biz onların neler söylediklerini daha iyi biliriz. Sen onların üzerinde bir zorba değilsin; şu halde, benim kesin tehdidimden korkanlara Kuran ile öğüt ver.
Biz onların neler demekde olduklarını çok iyi bileniz. Onların üstünde bir zorba değilsin sen. Onun için benim tehdidimden korkacaklara (sadece) Kur'an ile öğüt ver.
Biz; onların dediklerini çok iyi biliriz. Sen, onların üstünde bir zorba değilsin. Tehdidimden korkacaklara Kur'an'la öğüt ver.
(36-45) Onlardan önce memleketlerden nicelerini helak ettik. Onlar tutuş / güç olarak onlardan daha şiddetli idiler. Beldelerde kaçılacak yer arardılar şimdi sığınacak yerleri var mı? Kesinlikle bunda kalbi olan biri için , şahit olduğuna kulak veren kişi için hatırlatma / zikir vardır. Kesin olan şu ki, semaları ve arzı ve her ikisi arasındakileri altı günde yarattık. Ve bize yorgunluk dokunmadı / temas etmedi. Ne diyorlarsa sen sabret, Rabbini hamd ederek, güneş doğmadan önce ve güneş batmadan önce (ikindi) ve de geceleyin, onu üstün tut, (suphanallah de) ardından da secdeler et. Yakın bir mekândan çağrıcının / dellalin çağırdığı gün sen de dinle. O gün gerçek bir ses / sayha işitilirler ve işte o gün çıkarılış günüdür. Muhakkak ki biz diriltir ve öldürürüz, geri dönüş te bizedir. O gün yarılan yerden süratle çıkarlar, bu bize göre kolay bir toplayış / bir araya getiriştir. Ne dediklerini çok iyi biliyoruz, sen onlara zorla kabul ettirici / Cabbar değilsin. Vadimden korkanlara Okunanla / Kuranla hatırlat / zikret.
Onların söylediklerini biz daha iyi biliriz. Sen, onların üzerinde bir zorlayıcı değilsin. Tehdidimden korkanlara Kur'an'la öğüt ver.
Biz onların ne dediklerini biliyoruz. Sen onların üstünde bir zorlayıcı değilsin, sadece tehdidimden korkanlara Kur'an ile öğüt ver.
Biz onların neler söylediklerini iyi biliriz dipnot 1 . Sen onlara zorbalık edecek değilsin. Öyleyse tehdidimden korkanları Kur'an ile bilgilendir dipnot 2 .
Biz onların ne dediğini iyi biliriz. Sen üstlerinde bir zorba değilsin; tehdidimden korkanları Kur'an ile bilgilendir.
Onların söylediklerini biz daha iyi biliriz. Sen, onların üzerinde bir zorlayıcı değilsin. Tehdidimden korkanlara Kur'an'la öğüt ver.
Onların söylediklerini biz daha iyi biliriz. Sen, onları zorlayacak değilsin. Bu sebeple tehdidimden korkanlara Kur'an ile öğüt ver.
Biz onların neler söylediklerini çok iyi biliyoruz. Sen onların üstüne bir zorba değilsin. O halde, benim tehdidimden korkanlara sadece Kur'an'la öğüt ver.
Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. Öntanımlı açık dört meal öncelik sırasına göredir; listeden hepsi açılabilir.