Diyanet İşleri
Cennet, Allah'a karşı gelmekten sakınanlara uzak olmayacak şekilde yaklaştırılacak.
Kâf suresi · 31–38. ayetler
Bu bölümün ayetleri 4 mealde yan yana açılıyor; yukarıdaki listeden 27 Türkçe mealin herhangi birini açıp kapatabilirsiniz. Aralarındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz.
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir bölüme geçince öntanımlıya döner. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Kâf suresi, 31. ayet. وَأُزْلِفَتِ ٱلْجَنَّةُ لِلْمُتَّقِينَ غَيْرَ بَعِيدٍ
Cennet, Allah'a karşı gelmekten sakınanlara uzak olmayacak şekilde yaklaştırılacak.
(Kendilerinden) uzakta olmayacak şekilde cennet de muttakîlere (duyarlı olanlara) yaklaştırılacaktır. dipnot 1
Ve cennet muttakiler ayağına getirilecek ve asla uzaklaşmayacak.
(O Gün) cennet, Allah'a karşı sorumluluk bilinci duyanların görüş sahasına getirilecek ve hiç uzaklaştırılmayacaktır; (ve onlara;)
Korunanlar için de cennet yaklaştırılmıştır. . . Zaten uzak değildir.
Cennet de, muttakiler için, uzakta değildir, (o gün) yakınlaştırılmıştır.
Cennet de takvâ sahiplerine yaklaştırılır; (onlardan) uzakta olmayacaktır.
Ve sorumluluk bilinci taşıyanlara cennet yaklaştırılmıştır; uzak değildir.
Cennet de, takva sahiplerine uzak olmayarak iyice yaklaştırılacaktır.
Erdemlilere ise bahçe yaklaştırılır, uzak değildir.
Erdemlilere ise cennet yaklaştırılır, uzak değildir.
Cennet de takva sahiplerine uzak olmayarak yaklaştırılmış olacak.
Cennet de müttekılere uzak olmıyarak yaklaştırılmış bulunacak
Cennet, takva sahipleri için uzak değil, yaklaştırılmıştır.
Cennet, takva sahipleri için uzak değil, yaklaştırılmıştır.
Cennet, takva sahipleri dipnot 1 için yaklaştırıldıkça yaklaştırılır.
Cennet de, muttakiler için, uzakta değildir, (o gün) yakınlaştırılmıştır.
Cennet, takva saahiblerine, uzak olmayarak, yaklaşdırılmışdır.
Cennet de takva sahiplerine yaklaştırılır. Zaten uzakta değildir.
(30-35) O gün cehenneme denir ki doldun mu? Der ki ilavesi / ziyadesi / daha fazlası var mı? Muttakilere sakınanlara uzak olmadıkları cennet yaklaştırılır. Bu, tüm tövbesini muhafaza edenlere vaad ettiğimizdir. Gaybta olan Allah’tan tedirgin olanlara ve yönelmiş bir kalp ile gelenleredir. Selam ile / selametle girin. Ebedilik günü bu gündür. Neyi uygun görüyorsanız sizindir. Yanımızda ziyadesi /daha fazlası da vardır.
Cennet ise takva sahiplerine uzak olmayıp, yakınlaştırılmış olacaktır.
Cennet de korunanlara yaklaştırılmıştır, uzak değildir.
Cennet ise yanlışlardan sakınanlara uzak olmayacak şekilde daha da yaklaştırılır dipnot 1 .
Allah'tan çekinerek kendini korumuş dipnot 1 olanlara uzak olmayan Cennet ise yaklaştırılır.
Cennet, takva sahiplerine yakınlaştırılacak uzak olmayacak.
Cennet, korunmuş olanlara yakın olacak, uzak değil...
Ve cennet, takva sahiplerine yaklaştırılmıştır; hiç uzak değildir.
Kâf suresi, 32. ayet. هَٰذَا مَا تُوعَدُونَ لِكُلِّ أَوَّابٍ حَفِيظٍ
(32-33) (Onlara şöyle denir:) "İşte bu, size (dünyada) vaad edilmekte olan şeydir. O, her tövbe eden, O'nun emrini gözeten için, görmediği halde sırf saygıdan dolayı Rahman'dan korkan ve O'na yönelmiş bir kalp ile gelen kimseler içindir."
İşte bu (cennet) sizin için, yani daima (Allah'a) yönelen (ve emirlerini) koruyup (gözeten) herkes içindir. dipnot 1
"İşte, size vaad edilen budur; O'na dönük bir gönüller hatırdan O'nu hiç çıkarmayan herkese;
"Size vaad edilen (yer) budur!" (denilecek,) -"Allah'a yönelen ve O'nu her zaman aklında tutanlara (vaad edilen)-
"Bu vadolunduğunuzdur" denir, hakikatine yönelip bu halini koruyanlara. . .
Bu, size vadolunandır; (gönülden Allah'a) yönelip dönen (İslam'ın hükümlerini) koruyan,
İşte size vâdedilen cennet! Ki o, Allaha yönelen emirlerine riayet eden,
"İşte bu, size sözü verilendir; yönelenler ve gözetenler için!"
Size, hatasından dönen ve verdiği sözü tutan herkese,vaad edilen budur.
Bu, size söz verilendir. Her yönelen ve her koruyana,
Bu, size söz verilendir. Her yönelen ve her koruyana,
İşte bu o size va'dolunan; her tevbekara, görevine riayet edene,
İşte bu, diye: o sizin va'd olunduğunuz. Her bir tevbekar, vazifesine riayetkar olan.
İşte size söz verilen şey budur. Yönelen dipnot 1 ve koruyanların dipnot 1 tamamı içindir.
İşte size söz verilen şey budur. Yönelen dipnot 1 ve koruyanların dipnot 1 tamamı içindir.
İşte size söz verilen şey budur. Yönelen dipnot 1 ve koruyanların dipnot 1 tamamı içindir.
Bu size vaadolunandır; (Tanrı'ya) yönelen/dönen (evvab), (İslam'ın hükümlerini) koruyan;
İşte size va'd olunan; (gördüğünüz şu) cennetdir ki (o, Allahın taatına) dönen, Onun (hudud ve ahkamına) riayet eden,
İşte size vaadolunan budur. Ki o; daima Allah'a yönelen ve buyruklarına riayet eden,
(30-35) O gün cehenneme denir ki doldun mu? Der ki ilavesi / ziyadesi / daha fazlası var mı? Muttakilere sakınanlara uzak olmadıkları cennet yaklaştırılır. Bu, tüm tövbesini muhafaza edenlere vaad ettiğimizdir. Gaybta olan Allah’tan tedirgin olanlara ve yönelmiş bir kalp ile gelenleredir. Selam ile / selametle girin. Ebedilik günü bu gündür. Neyi uygun görüyorsanız sizindir. Yanımızda ziyadesi /daha fazlası da vardır.
İşte size vaat edilen budur! yönelen ve (emirlerini) koruyan herkes içindir.
"İşte size va'dedilen budur. Daima Allah'a yüz tutan (O'nun buyruklarını) koruyan,
(Onlara şöyle denir) "İşte bu (cennet) size vaat edilen şeydir. Daima Allah'a yönelen ve kendini koruyan herkese... dipnot 1
Hep doğruya yönelen ve kendini koruyanlara verilen söz, işte budur.
Yönelen ve (emirlerini) koruyan herkes, işte bu size vadedilendir.
Yönelen ve korunan herkes, işte bu size vaat edilendir.
İşte size vaat edilen budur. Allah'a sürekli yönelen, korunması gerekeni koruyan herkese...
Kâf suresi, 33. ayet. مَّنْ خَشِىَ ٱلرَّحْمَٰنَ بِٱلْغَيْبِ وَجَآءَ بِقَلْبٍ مُّنِيبٍ
(32-33) (Onlara şöyle denir:) "İşte bu, size (dünyada) vaad edilmekte olan şeydir. O, her tövbe eden, O'nun emrini gözeten için, görmediği halde sırf saygıdan dolayı Rahman'dan korkan ve O'na yönelmiş bir kalp ile gelen kimseler içindir."
(Bunlar) yalnızken Rahmân'a saygı gösteren dipnot 1 ve (O'na) yönelmiş bir kalp getirenlerdir.
idraki aşan bir hakikat olduğu halde, O sonsuz rahmet sahibi karşısında içi titreyen ve O'nun huzuruna adanmış bir yürekle gelen herkese:
insan kavrayışının dışında olduğu halde Rahman'ın ürpertisini duyan ve pişmanlık dolu bir kalp ile (O'na) gelmiş olan (herkese).
Gaybı olarak Rahman'dan haşyet eden ve (hakikatine) dönük şuurla gelen kimse için.
Görmediği halde Rahman'a karşı 'içi titreyerek korku duyan' ve 'içten Allah'a yönelmiş' bir kalb ile gelen içindir.
görmediği halde yönelmiş bir kalp ile gelen kimselere mahsustur .
"Görmemesine karşın, Bağışlayana derin saygı duyan ve yönelmiş bir yürekle gelenler için!"
Görmediği halde Rahman'a saygı duyan ve yönelmiş bir kalple gelen herkese mahsustur.
Onlar yalnız başınayken bile Rahman'ı sayarlar ve içtenlikle gelirler.
Onlar yalnız başınayken bile Rahman'ı sayarlar ve içtenlikle gelirler.
görmediği halde Rahman'dan korkup O'na yönelen bir kalple gelen kimselere.
Gaybde rahmana haşyet duyan ve inabeli bir kalb ile gelen kimselere
Gaybda Allah'a huşu duyanların, gönülden bağlı olanların ödülüdür.
Gaybda dipnot 1 Allah'a huşu dipnot 2 duyanların, gönülden bağlı olanların ödülüdür.
Gaybda dipnot 1 Allah'a huşu dipnot 2 duyanların, gönülden bağlı olanların ödülüdür.
Görmediği halde Rahmana karşı 'içi titreyerek korku duyan' ve 'içten Tanrı'ya yönelmiş' bir kalp ile gelen içindir.
Çok esirgeyici Allaha (bütün samimiyyetiyle) gıyabi saygı gösteren, Hakkın taatına yönelmiş bir kalb ile gelen kimselere haasdır.
Görmediği halde Rahman'dan korkan ve Allah'a yönelik bir kalb ile gelenlere.
(30-35) O gün cehenneme denir ki doldun mu? Der ki ilavesi / ziyadesi / daha fazlası var mı? Muttakilere sakınanlara uzak olmadıkları cennet yaklaştırılır. Bu, tüm tövbesini muhafaza edenlere vaad ettiğimizdir. Gaybta olan Allah’tan tedirgin olanlara ve yönelmiş bir kalp ile gelenleredir. Selam ile / selametle girin. Ebedilik günü bu gündür. Neyi uygun görüyorsanız sizindir. Yanımızda ziyadesi /daha fazlası da vardır.
Görmediği halde Rahman’dan korkan ve (O'na) yönelmiş bir kalp ile gelen kimseler içindir.
Görmeden Rahman'a saygı gösteren ve (Hakka) dönük bir yürek getiren herkesin (mükafatı budur)!"
İçten içe Rahman'dan çekinen ve ona yönelmiş bir kalp ile gelenlere (yaklaştırılacaktır) dipnot 1 .
(Bu ödül) İçten içe Rahman'dan korkan ve O'na bağlı bir kalp ile gelenleredir.
Görmediği halde Rahman’dan korkan ve (O'na) yönelmiş bir kalp ile gelen kimseler...
Görmediği halde Rahman'dan korkan ve ona teslim olmuş bir kalp ile gelen kimseler...
Görmediği halde Rahman'dan ürperen ve Allah'a yönelik bir kalp getiren herkese...
Kâf suresi, 34. ayet. ٱدْخُلُوهَا بِسَلَٰمٍ ذَٰلِكَ يَوْمُ ٱلْخُلُودِ
"Oraya esenlikle girin. İşte bu, ebedilik günüdür."
Oraya esenlikle girin! İşte bu, ebedî (hayat) günüdür.
Oraya tarifsiz bir huzur içinde girin! İşte bu ebedi ikamet günüdür" (denilecek).
Bu (cennete) huzur içinde girin; bu, ebedi hayatın başladığı Gündür!"
Selam olarak (Selam isminin işaret ettiği özelliği yaşayarak) girin ona. . . İşte bu sonsuz yaşam sürecidir!
"Ona 'esenlik ve barış (selam)la' girin. Bu, ebedilik günüdür."
Oraya selâmetle girin. İşte bu, ebedî yaşamanın başladığı gündür.
"Oraya esenlikle girin!" "İşte bu, Sonsuzluk Günü'dür!"
Oraya esenlikle giriniz. İşte bu, süreli yaşamın başladığı gündür.
Oraya esenlikle girin; bu, sonsuz yaşama günüdür.
Oraya esenlikle girin; bu, sonsuz yaşama günüdür.
Girin oraya selametle! Budur işte o sonsuzluk günü.
Girin ona bir selam ile, bu işte o hulud günü
Oraya esenlikle girin. İşte bu Süreklilik Günü'dür.
Oraya esenlikle girin. İşte bu süreklilik günüdür.
Oraya esenlikle girin. İşte bu sonsuzluk günüdür.
"Ona 'esenlik ve barış (selam)la' girin. Bu, ebedilik günüdür."
Selametle girin oraya, işte bu, ebedilik günüdür.
Selemetle girin oraya. İşte bu, ebediyet günüdür.
(30-35) O gün cehenneme denir ki doldun mu? Der ki ilavesi / ziyadesi / daha fazlası var mı? Muttakilere sakınanlara uzak olmadıkları cennet yaklaştırılır. Bu, tüm tövbesini muhafaza edenlere vaad ettiğimizdir. Gaybta olan Allah’tan tedirgin olanlara ve yönelmiş bir kalp ile gelenleredir. Selam ile / selametle girin. Ebedilik günü bu gündür. Neyi uygun görüyorsanız sizindir. Yanımızda ziyadesi /daha fazlası da vardır.
Oraya esenlikle girin, bugün sonsuzluk günüdür.
"Ona selam (esenlik) ile girin. Bu, süreklilik günüdür!"
Oraya esenlik ve güvenlik içinde girin! Bu, ölümsüzlüğün (başladığı) günüdür dipnot 1 ."
Haydi, oraya esenlik ve güven (selamet) içinde girin. Bu, ölümsüzlüğün başladığı gündür.
Oraya esenlikle girin, bugün sonsuzluk günüdür.
Oraya esenlikle girin, bugün sonsuzluk günüdür.
Esenlikle girin oraya! Sonsuzlaşma günüdür bu.
Kâf suresi, 35. ayet. لَهُم مَّا يَشَآءُونَ فِيهَا وَلَدَيْنَا مَزِيدٌ
Orada kendileri için diledikleri her şey vardır. Katımızda daha fazlası da vardır.
Orada kendileri için diledikleri her şey vardır. dipnot 1 Katımızda fazlası da vardır.
Onlar orada arzu ettikleri her şeye kavuşacaklar; ama katımızda daha fazlası da var.
Onlar orada arzu ettikleri her şeye sahip olacaklar, ama (bilsinler ki) katımızda daha fazlası da var.
Onda, onlar için diledikleri her şey var! Katımızda ise fazlası var!
Orada diledikleri her şey onlarındır; katımızda daha fazlası da var.
Orada kendileri için diledikleri her şey vardır. Katımızda dahası da vardır.
Diledikleri her şey onlar içindir; katımızda daha çoğu da vardır.
Diledikleri her şey orada vardır. Katımızda dahası da vardır.
Diledikleri her şeyi elde ederler ve hatta katımızda fazlası da vardır.
Diledikleri her şeyi elde ederler ve hatta katımızda fazlası da vardır.
Orada onlara ne dilerlerse vardır. Bizim katımızda ise fazlası vardır.
Orada onlara ne dilerlerse var, bizim nezdimizde ise ziyade var
Onlar için, orada diledikleri her şey vardır. Yanımızda daha fazlası da vardır.
Onlar için, orada diledikleri her şey vardır. Yanımızda daha fazlası da vardır.
Onlar için, orada diledikleri her şey vardır. Yanımızda daha fazlası da vardır.
Orada diledikleri her şey onlarındır; katımızda daha fazlası da var.
Orada onlar ne dilerlerse var. Nezdimizde daha fazlası var.
Orada diledikleri onlarındır. Katımızda daha fazlası da var.
(30-35) O gün cehenneme denir ki doldun mu? Der ki ilavesi / ziyadesi / daha fazlası var mı? Muttakilere sakınanlara uzak olmadıkları cennet yaklaştırılır. Bu, tüm tövbesini muhafaza edenlere vaad ettiğimizdir. Gaybta olan Allah’tan tedirgin olanlara ve yönelmiş bir kalp ile gelenleredir. Selam ile / selametle girin. Ebedilik günü bu gündür. Neyi uygun görüyorsanız sizindir. Yanımızda ziyadesi /daha fazlası da vardır.
Orada kendileri için diledikleri her şey vardır. Katımızda dahası da vardır.
Orada onlara istedikleri herşey vardır. Katımızda daha fazlası da vardır.
Orada istedikleri her şey onlarındır dipnot 1 ; yanımızda daha fazlası da vardır dipnot 2 .
Orada beğendikleri her şey onlarındır; Yanımızda daha neler neler var.
Orada istedikleri her şey onlarındır. Katımızda daha fazlası da vardır.
Orada istedikleri her şey onlarındır. Katımızda daha fazlası da vardır.
Orada onlar için istedikleri her şey var. Katımızda ise dahası da var.
Kâf suresi, 36. ayet. وَكَمْ أَهْلَكْنَا قَبْلَهُم مِّن قَرْنٍ هُمْ أَشَدُّ مِنْهُم بَطْشًا فَنَقَّبُوا۟ فِى ٱلْبِلَٰدِ هَلْ مِن مَّحِيصٍ
Biz onlardan önce, kendilerinden daha zorlu nice nesilleri helak ettik de ülke ülke dolaşıp kaçacak delik aradılar. Kaçacak bir yer mi var?
Biz onlardan önce kendilerinden çok daha güçlü olan dipnot 1 ve (ölümden kurtulmak için) "Sığınılacak bir yer var mı?" diye diyar diyar dolaşan nice nesilleri yok etmişizdir.
Biz, onlardan önce nice uygarlıkları helak etmişiz; onlar güç ve kutret olarak bunlardan çok daha ileriydiler; fakat "Bir sığınak yok mu?" diye sığınacak delik aradılar.
Bu (gün hakikati inkar ede)nlerden önce -onlardan çok daha güçlü olan- kaç nesli yok ettik ama (her ne zaman azabımız başlarına geldiyse) yeryüzünde gezginler gibi dolaşıp sığınacak bir yer aradılar.
Onlardan önce nice nesil helak ettik ki onlar güç itibarıyla bunlardan daha çetindiler! Bu yüzden beldelerde delik aradılar (sığınacak). . . Kaçıp sığınacak bir yer var mı?
Biz bunlardan önce nice nesiller yıkıma uğrattık ki onlar, zorbaca yakalamak (yakıp yıkmak, baskı ve şiddetle yönetmek, sindirmek) bakımından kendilerinden daha üstündüler; şehirlerde (yerin üstünü altına getirip, sayısız kazı, inşaat ve araştırmalarla her yanı) delik deşik etmişlerdi. (Ama) kaçacak bir yer var mı?
Biz, onlardan önce kendilerinden daha güçlü olan, diyar diyar dolaşan nice nesilleri helâk etmişizdir. Kurtuluş var mı!
Onlardan önceki, zorbalık ve acımasızlık yönünden kendilerinden daha güçlü nice kuşakları yıkıma uğrattık. Gezginler gibi yörelerde dolaşarak, sığınacak bir yer aradılar; kaçacak yer mi var?
Biz onlardan önce, kendilerinden daha güçlü olan, diyar diyar dolaşan nice nesilleri helak ettik. Kurtuluş var mı?
Onlardan önce, onlardan daha güçlü nice nesilleri yok etmiştik. Ülke ülke dolaşmışlardı; kurtuluşu var mı?
Onlardan önce, onlardan daha güçlü nice nesilleri yok etmiştik. Ülke ülke dolaşmışlardı; kurtuluşu var mı?
Önlerinden nice nesilleri helat ettik ki, onlar bunlardan tutumca (kuvvetçe) daha çetindiler ve şehirlerde kaçacak delik aradılar. Var mı bir kaçacak yer?
Hem önlerinde nice karn helak ettik, onlar tutumca onlardan daha çetin idiler, beldelerde delik aradılar. Var mı bir kaçamak?
Onlardan önce, kendilerinden daha güçlü nice nesilleri yok ettik. Yok olmaktan kurtulmak için belde belde dolaştılar. Böyleyken sığınacak bir yer buldular mı?
Onlardan önce, kendilerinden daha güçlü nice nesilleri yok ettik. Yok olmaktan kurtulmak için belde belde dolaştılar. Böyleyken sığınacak bir yer buldular mı?
Onlardan önce, kendilerinden daha güçlü nice nesilleri yok ettik. Yok olmaktan kurtulmak için belde belde dolaştılar. Böyleyken sığınacak bir yer buldular mı?
Biz bunlardan önce nice nesiller yıkıma uğrattık ki onlar, zorbaca yakalamak (yakıp yıkmak, baskı ve şiddetle yönetmek, sindirmek) bakımından kendilerinden daha üstündüler; şehirlerde (yerin üstünü altına getirip, sayısız kazı, inşaat ve araştırmalarla her yanı) delik deşik etmişlerdi. (Ama) kaçacak bir yer var mı?
Biz, bunlardan evvel nice nesilleri helak etdik ki onlar kuvvetçe kendilerinden daha (üstün ve) çetin idiler, (Öyle ki ölümden kurtulmak için) memleketlerde delikler aramışlardı. (Fakat) firara bir (çare) var mıydı?
Biz; onlardan önce, kendilerinden daha kuvvetli olan ve diyar diyar dolaşan nice nesilleri yok etmişizdir. Kurtuluş var mı?
(36-45) Onlardan önce memleketlerden nicelerini helak ettik. Onlar tutuş / güç olarak onlardan daha şiddetli idiler. Beldelerde kaçılacak yer arardılar şimdi sığınacak yerleri var mı? Kesinlikle bunda kalbi olan biri için , şahit olduğuna kulak veren kişi için hatırlatma / zikir vardır. Kesin olan şu ki, semaları ve arzı ve her ikisi arasındakileri altı günde yarattık. Ve bize yorgunluk dokunmadı / temas etmedi. Ne diyorlarsa sen sabret, Rabbini hamd ederek, güneş doğmadan önce ve güneş batmadan önce (ikindi) ve de geceleyin, onu üstün tut, (suphanallah de) ardından da secdeler et. Yakın bir mekândan çağrıcının / dellalin çağırdığı gün sen de dinle. O gün gerçek bir ses / sayha işitilirler ve işte o gün çıkarılış günüdür. Muhakkak ki biz diriltir ve öldürürüz, geri dönüş te bizedir. O gün yarılan yerden süratle çıkarlar, bu bize göre kolay bir toplayış / bir araya getiriştir. Ne dediklerini çok iyi biliyoruz, sen onlara zorla kabul ettirici / Cabbar değilsin. Vadimden korkanlara Okunanla / Kuranla hatırlat / zikret.
Biz, onlardan önce kendilerinden daha güçlü olan, diyar diyar dolaşan nice nesilleri helâk etmişizdir. Kurtuluş var mı?
Bunlardan önce nice kuşakları helak etmiştik ki onların tutuşu, bunlardan daha kuvvetli idi, yakalaması daha güçlü idi. Ülkelerde gezip dolaşmışlardı, ama bir kurtuluş buldular mı?
Bunlardan (Kureyşlilerden) önce, nice nesilleri helak ettik dipnot 1 . Onlar bunlardan daha güçlülerdi dipnot 2 . Diyar diyar dolaşmışlardı dipnot 3 (Şimdi) Kaçabilecekleri bir yer mi var dipnot 4 !
Onlardan önce, daha üstün vurucu güce sahip nicelerini etkisizleştirdik (gücünü kırdık) dipnot 1 . Ülkelerinde kazmadık yer bırakmamışlardı. Onlardan geriye kalan var mı?
Biz, onlardan önce kendilerinden daha güçlü olan, diyar diyar dolaşan nice nesilleri helak etmişizdir. Kurtuluş var mı?
Onlardan önce nice kuşakları yıkıma uğrattık. Onlar, kendilerinden daha güçlü idiler ve ülkelerde dolaşıp durmuşlardı. Kaçıp kurtulacak bir yer var mı?
Onlardan önce nice nesilleri helak ettik ki, vuruş ve tutuşları bunlardan daha zorluydu. Ülkelerde delikler açmışlardı/beldelerde kaçacak delik aradılar/beldeleri boydan boya dolaştılar. Var mı bir kaçacak yer?
Kâf suresi, 37. ayet. إِنَّ فِى ذَٰلِكَ لَذِكْرَىٰ لِمَن كَانَ لَهُۥ قَلْبٌ أَوْ أَلْقَى ٱلسَّمْعَ وَهُوَ شَهِيدٌ
Şüphesiz bunda, aklı olan yahut hazır bulunup kulak veren kimseler için bir öğüt vardır.
Şüphesiz ki bunda (akıl eden) bir kalbi olan, yani dipnot 1 görerek ona kulak verenler için gerçeği hatırlatan (dersler) vardır.
Elbet bunda, (akleden) bir kalbe sahip olanlar için ibretlik bir uyarı vardır; veya pür dikkat bir şahit olarak kulak verenler için...
Bunda şüphesiz kalpleri açık olanlar, (yani) uyanık bir zihinle kulak verenler için bir uyarı vardır;
Şüphesiz ki bu hatırlatıcı, şuur sahibi yahut uyanık olarak dinleyen kimse içindir!
Hiç şüphesiz, bunda, kalbi olan ya da bir şahid olarak kulak veren kimse için elbette bir öğüt (zikir) vardır.
Şüphesiz ki bunda aklı olan veya hazır bulunup kulak veren kimseler için bir öğüt vardır.
Aslında, işte bunda, yürekleri açık olanlar veya tanık olarak kulak verenler için kesinlikle bir öğüt vardır.
Şüphesiz ki bunda, aklı olan veya hazır bulunup kulak veren kimseler için bir öğüt vardır.
Bunda, zeka sahibi olan yahut tanık olarak kulak veren herkes için bir mesaj vardır.
Bunda, zeka sahibi olan yahut tanık olarak kulak veren herkes için bir mesaj vardır.
Şüphesiz ki, bu söylenende kalbi olan ve şuurla kulak tutan kimse için uyandıracak bir ihtar vardır.
Şübhesiz ki bu söylenende kalbi olan yahud şuhud halinde kulak tutan kimse için uyandıracak bir ıhtar vardır
Kuşkusuz bunda kalbi olan ve can kulağıyla dinleyen ve tanık olan kimseler için kesinlikle alınacak öğüt vardır.
Kuşkusuz bunda kalbi olan ve can kulağıyla dinleyen ve tanık olan kimseler için kesinlikle alınacak öğüt vardır.
Kuşkusuz bunda kalbi dipnot 1 olan ve can kulağıyla dinleyen ve tanık olan kimseler için kesinlikle alınacak öğüt vardır.
Hiç şüphesiz, bunda, kalbi olan ya da bir şahid olarak kulak veren kimse için elbette bir öğüt (zikir) vardır.
Şübhesiz ki bunda aklı olan, yahud, kendisi huzuur (-ı kalb) içinde olarak, kulak veren kimseler için elbette bir öğüd (ve haatıra) vardır.
Muhakkak ki bunda; kalbi olan veya hazır bulunup da kulak veren kimseler için elbette bir öğüt vardır.
(36-45) Onlardan önce memleketlerden nicelerini helak ettik. Onlar tutuş / güç olarak onlardan daha şiddetli idiler. Beldelerde kaçılacak yer arardılar şimdi sığınacak yerleri var mı? Kesinlikle bunda kalbi olan biri için , şahit olduğuna kulak veren kişi için hatırlatma / zikir vardır. Kesin olan şu ki, semaları ve arzı ve her ikisi arasındakileri altı günde yarattık. Ve bize yorgunluk dokunmadı / temas etmedi. Ne diyorlarsa sen sabret, Rabbini hamd ederek, güneş doğmadan önce ve güneş batmadan önce (ikindi) ve de geceleyin, onu üstün tut, (suphanallah de) ardından da secdeler et. Yakın bir mekândan çağrıcının / dellalin çağırdığı gün sen de dinle. O gün gerçek bir ses / sayha işitilirler ve işte o gün çıkarılış günüdür. Muhakkak ki biz diriltir ve öldürürüz, geri dönüş te bizedir. O gün yarılan yerden süratle çıkarlar, bu bize göre kolay bir toplayış / bir araya getiriştir. Ne dediklerini çok iyi biliyoruz, sen onlara zorla kabul ettirici / Cabbar değilsin. Vadimden korkanlara Okunanla / Kuranla hatırlat / zikret.
Şüphesiz bunda, kalbi olana veya kulak verene ve şahit olana bir ibret vardır.
Muhakkak ki bunda, kalbi olan, yahut şahid olarak (zihnini toplayarak dikkatle) kulak veren kimse için bir öğüt vardır.
Bunda, (Allah'a yönelmiş) bir kalbe sahip olan dipnot 1 veya şahit olarak (anlayıp kavrayarak gerçeklere) kulak veren kişi için doğru bilgiler vardır dipnot 2 .
Bunda, kalp dipnot 1 sahibi olan veya gidip (oraları bizzat) görerek anlatılanları dinleyen birinin aklından çıkmayacak bilgiler vardır.
Şüphesiz bunda, kalbi olana veya kulak verene ve şahit olana bir ibret vardır.
Şüphesiz bunda, kalbi olana veya kulak verene ve şahit olana bir ibret vardır.
Hiç kuşkusuz, bunda, kalbi olan yahut tam bir tanık olarak kulak veren için mutlak bir öğüt vardır.
Kâf suresi, 38. ayet. وَلَقَدْ خَلَقْنَا ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضَ وَمَا بَيْنَهُمَا فِى سِتَّةِ أَيَّامٍ وَمَا مَسَّنَا مِن لُّغُوبٍ
Andolsun, gökleri, yeri ve ikisi arasında bulunanları altı günde (altı evrede) yarattık. Bize bir yorgunluk da dokunmadı.
Yemin olsun ki biz gökleri, yeri ve ikisi arasında bulunanları altı günde (dönemde) yarattık. dipnot 1 Bize hiçbir yorgunluk da ulaşmadı. dipnot 2
Dahası gökleri, yeri ve bunlar arasındakileri altı aşamada yarattığımızı, fakat Bize asla bir yorgunluk arız olmadığını (bilenler için)...
ve Bizim gökleri ve yeri ve aralarındaki her şeyi altı devrede yarattığ(ımızı) ve bizi hiçbir yorgunluğun etkilemedi(ğini bilenler için).
Andolsun ki semaları, arzı ve ikisi arasında olanları altı süreçte yarattık! Bize yorgunluk dokunmadı!
Andolsun, Biz gökleri, yeri ve ikisi arasında bulunanları altı günde yarattık; Bize hiçbir yorgunluk dokunmadı.
Andolsun biz, gökleri, yeri ve ikisi arasında bulunanları altı günde yarattık. Bize hiçbir yorgunluk çökmedi.
Oysa gerçek şu ki, gökleri, yeryüzünü ve ikisi arasındakileri altı günde yarattık. Bize, bir yorgunluk da dokunmadı. dipnot 446
Biz gökleri, yeri ve ikisi arasında bulunanları altı günde/evrede/dönemde yarattık, bize hiçbir yorgunluk dokunmadı.
Gökleri, yeri ve aralarındakileri altı günde yarattık. Hiçbir yorgunluk da duymadık. dipnot 1
Eski Ahit · Yaratılış 2:2
Yedinci güne gelindiğinde Tanrı yapmakta olduğu işi bitirdi. Yaptığı işten o gün dinlendi. Kutsal Kitap (Yeni Çeviri) — Kitab-ı Mukaddes Şirketi · Yeni Yaşam Yayınları. tam metin
Gökleri, yeri ve aralarındakileri altı günde yarattık. Hiç bir yorgunluk da duymadık
Andolsun ki Biz, o gökleri, yeri ve aralarındakileri altı günde yarattık. Bize bir yorgunluk da dokunmadı.
Şanım hakkı için biz o Gökleri ve Yeri ve aralarındakileri altı günde halk ettik, bize bir yorgunluk da dokunmadı.
Ant olsun ki gökleri, yeri ve ikisinin arasındakileri bir yorgunluk olmaksızın altı günde dipnot 1 yarattık.
Ant olsun ki gökleri, yeri ve ikisinin arasındakileri bir yorgunluk olmaksızın altı günde dipnot 1 yarattık.
Ant olsun ki gökleri, yeri ve ikisinin arasındakileri bir yorgunluk olmaksızın altı günde dipnot 1 yarattık.
Andolsun, biz gökleri, yeri ve ikisi arasında bulunanları altı günde yarattık. Bize hiçbir yorgunluk dokunmadı.
Andolsun ki biz gökleri, yeri ve ikisi arasında bulunan şeyleri altı günde yaratmışızdır. Bize hiçbir yorgunluk da dokunmamışdır.
Andolsun ki; Biz, gökleri, yeri ve ikisinin arasında bulunanları altı günde yarattık. Ve Bize hiç bir yorgunluk da dokunmadı.
(36-45) Onlardan önce memleketlerden nicelerini helak ettik. Onlar tutuş / güç olarak onlardan daha şiddetli idiler. Beldelerde kaçılacak yer arardılar şimdi sığınacak yerleri var mı? Kesinlikle bunda kalbi olan biri için , şahit olduğuna kulak veren kişi için hatırlatma / zikir vardır. Kesin olan şu ki, semaları ve arzı ve her ikisi arasındakileri altı günde yarattık. Ve bize yorgunluk dokunmadı / temas etmedi. Ne diyorlarsa sen sabret, Rabbini hamd ederek, güneş doğmadan önce ve güneş batmadan önce (ikindi) ve de geceleyin, onu üstün tut, (suphanallah de) ardından da secdeler et. Yakın bir mekândan çağrıcının / dellalin çağırdığı gün sen de dinle. O gün gerçek bir ses / sayha işitilirler ve işte o gün çıkarılış günüdür. Muhakkak ki biz diriltir ve öldürürüz, geri dönüş te bizedir. O gün yarılan yerden süratle çıkarlar, bu bize göre kolay bir toplayış / bir araya getiriştir. Ne dediklerini çok iyi biliyoruz, sen onlara zorla kabul ettirici / Cabbar değilsin. Vadimden korkanlara Okunanla / Kuranla hatırlat / zikret.
Gökleri, yeri ve ikisi arasındakileri altı günde yarattık. Hiçbir yorgunluk da dokunmadı.
Andolsun, biz gökleri, yeri ve ikisi arasında bulunanları altı günde yarattık, bize hiçbir yorgunluk dokunmadı.
Gökleri, yeri ve ikisinin arasında olanları altı günde dipnot 1 yarattık; bize bir yorgunluk da dokunmadı dipnot 2 .
Eski Ahit · Yeşaya 40:28
Bilmiyor musun, duymadın mı? 2 Ebedi Tanrı, RAB, bütün dünyayı yaratan, 2 Ne yorulur ne de zayıflar, 2 Onun bilgisi kavranamaz. Kutsal Kitap (Yeni Çeviri) — Kitab-ı Mukaddes Şirketi · Yeni Yaşam Yayınları. tam metin
Gökleri, yeri ve ikisinin arasında bulunanları tam altı günde (altı evrede) yarattık; Bize bir sıkıntısı olmadı.
Gökleri, yeri ve ikisi arasındakileri altı günde yarattık. Hiç bir yorgunluk da dokunmadı.
Gökleri, yeri ve ikisi arasındakileri altı günde yarattık. Hiçbir yorgunluk da duymadık.
Yemin olsun, biz gökleri, yeri ve bunlar arasındakileri altı günde yarattık. Ve bize hiçbir yorgunluk dokunmadı.
Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. Öntanımlı açık dört meal öncelik sırasına göredir; listeden hepsi açılabilir.