Diyanet İşleri
Kendi yaptıkları sebebiyle başlarına bir musibet gelip de, "Ey Rabbimiz! Bize bir Peygamber gönderseydin de ayetlerine uysaydık ve mü'minlerden olsaydık" diyecek olmasalardı, seni peygamber olarak göndermezdik.
Kasas suresi
Kasas suresi, 47. ayet. وَلَوْلَآ أَن تُصِيبَهُم مُّصِيبَةٌۢ بِمَا قَدَّمَتْ أَيْدِيهِمْ فَيَقُولُوا۟ رَبَّنَا لَوْلَآ أَرْسَلْتَ إِلَيْنَا رَسُولًا فَنَتَّبِعَ ءَايَٰتِكَ وَنَكُونَ مِنَ ٱلْمُؤْمِنِينَ
velevlâ en tüṣîbehüm müṣîbetüm bimâ ḳaddemet eydîhim feyeḳûlû rabbenâ levlâ erselte ileynâ rasûlen fenettebi`a âyâtike venekûne mine-lmü'minîn.
Kendi yaptıkları sebebiyle başlarına bir musibet gelip de, "Ey Rabbimiz! Bize bir Peygamber gönderseydin de ayetlerine uysaydık ve mü'minlerden olsaydık" diyecek olmasalardı, seni peygamber olarak göndermezdik.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Mûsâ'ya verilen Kitap ve "iki sihir" iddiası Kasas 43–50 3
(Ey Muhammed!) Musa'ya o emri verdiğimiz zaman sen (vadinin) batı tarafında değildin. (O olayı) görenlerden de değildin.
Fakat biz (Musa'dan sonra) birçok nesiller meydana getirdik. Üzerlerinden uzun çağlar geçti. Sen Medyen halkı arasında yaşıyor değildin, ayetlerimizi onlardan okuyup öğreniyor da değildin. Fakat biz (bu haberi) göndereniz.
Yine biz (Musa'ya) seslendiğimiz zaman Tur'un yan tarafında da değildin. Fakat Rabbinden bir rahmet olarak, senden önce kendilerine hiçbir uyarıcı gelmeyen bir kavmi, düşünüp öğüt alsınlar diye uyarman için (o haberleri) sana bildiriyoruz.
Kendi yaptıkları sebebiyle başlarına bir musibet gelip de, "Ey Rabbimiz! Bize bir Peygamber gönderseydin de ayetlerine uysaydık ve mü'minlerden olsaydık" diyecek olmasalardı, seni peygamber olarak göndermezdik.
Onlara katımızdan gerçek gelince, "Musa'ya verilen (mucize)lerin benzeri niçin buna da verilmedi" dediler. Onlar daha önce Musa'ya verilen (mucize)leri inkar etmemişler miydi? Onlar, "İki sihirbaz birbirlerine destek oluyor" dediler. "Biz hepsini inkar ediyoruz" dediler.
De ki: "Eğer doğru söyleyenler iseniz, Allah katından, doğruya bu ikisinden (Tevrat ve Kur'an'dan) daha çok ulaştıran bir kitap getirin de, ben ona uyayım."
Eğer (bu konuda) sana cevap veremezlerse, bil ki onlar sadece kendi nefislerinin arzularına uymaktadırlar. Kim, Allah'tan bir yol gösterme olmaksızın kendi nefsinin arzusuna uyandan daha sapıktır. Şüphesiz Allah, zalimler toplumunu doğruya iletmez.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
47. “Eğer kendi işledikleri” küfür ve masiyetler “sebebiyle başlarına bir musibet/azap geldiğinde: “Rabbimiz! Bize (de) bir peygamber gönderseydin de senin âyetlerine uysaydık ve mü’minlerden olsaydık” diyecek olmasalardı...” Yani ey Muhammed! Biz onların (böyle bir delil) ileri sürmelerinin önünü almak ve bu kabilden söz söylemelerini önlemek için seni peygamber olarak gönderdik.
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Üzerinde bulundukları küfür ve günahlar sebebiyle başlarına ilahi bir ceza gelecek olmasaydı kendilerine bir peygamber gönderilmemesini delil getirerek şöyle diyeceklerdi: “Bize, ayetlerine tabi olup onlarla amel ederek Rablerinin emirlerini yerine getiren Müminlerden olmamız için bir peygamber göndermez misin?" Şayet böyle olmasaydı onları cezalandırmada acele ederdik. Fakat bu azabı erteledik ki, böylece onlara bir peygamber göndererek onları mazur görelim.
Aynı kök: قدم (48 geçiş) · Aynı kök: صوب (77 geçiş) · Aynı kök: يدي (120 geçiş)
Kendi işledikleri yüzünden başlarına bir musibet geldiği, sonra da "Biz iyilik etmek ve uzlaştırmaktan başka bir şey istememiştik" diye Allah'a yemin…
Aynı kök: قدم (48 geçiş) · Aynı kök: صوب (77 geçiş) · Aynı kök: يدي (120 geçiş)
İnsanlara bir rahmet tattırdığımız zaman ona sevinirler. Eğer kendi işledikleri şeyler sebebiyle başlarına bir kötülük gelirse, bir de bakarsın ki…
Aynı kök: قدم (48 geçiş) · Aynı kök: صوب (77 geçiş) · Aynı kök: يدي (120 geçiş)
Eğer yüz çevirirlerse (bilesin ki), biz seni onlara bekçi göndermedik. Sana düşen, sadece tebliğdir. Gerçekten biz insana katımızdan bir rahmet…
Aynı kök: صوب (77 geçiş) · Aynı kök: يدي (120 geçiş)
De ki: "Bizim için siz, (şehitlik veya zafer olmak üzere) ancak iki güzellikten birini bekleyebilirsiniz. Biz de, Allah'ın kendi katından veya bizim…
Aynı kök: صوب (77 geçiş) · Aynı kök: يدي (120 geçiş)
Başınıza her ne musibet gelirse, kendi yaptıklarınız yüzündendir. O, yine de çoğunu affeder.
Aynı kök: صوب (77 geçiş) · Ortak kavram: Uyma (ittibâ)
Aralarında, Allah'ın indirdiği ile hükmet. Onların arzularına uyma ve Allah'ın sana indirdiğinin bir kısmından (Kur'an'ın bazı hükümlerinden) seni…
Aynı kök: يدي (120 geçiş) · Ortak kavram: Uyma (ittibâ)
"Sizin dininize uyandan başkasına inanmayın" (dediler). De ki: "Şüphesiz hidayet, Allah'ın hidayetidir. Birine, size verilenin benzerinin…
Aynı kök: يدي (120 geçiş) · Ortak kavram: Uyma (ittibâ)
(Ey Muhammed!) Sana da o Kitab'ı (Kur'an'ı) hak, önündeki kitapları doğrulayıcı, onları gözetici olarak indirdik. Artık, Allah'ın indirdiği ile…
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
Kendi ellerinin yapıp ettikleri nedeniyle başlarına bir musibet geldiğinde dipnot 1 "Rabbimiz! Bize bir elçi gönderseydin de ayetlerine uyup müminlerden olsaydık!" dipnot 2 diyecek olmasalardı (seni göndermezdik). dipnot 3
İmdi muhataplar, elleriyle işledikleri yüzünden başlarına bir musibet gelmesi durumunda: "Rabbimiz! Keşke bize bir elçi gönderseydin de biz de Senin mesajlarına uyup inanan kimselerden olsaydık, olmaz mıydı?" demesinler diye (gönderdik seni).
Ve (ayrıca, Biz seni, Yargı Günü'nde) kendi elleriyle yapıp ettiklerinden ötürü başlarına bir musibet geldiği zaman: "Ey Rabbimiz, bize bir elçi göndermiş olsaydın senin mesajlarına uyar ve inanan kimselerden olurduk!" demesinler diye (gönderdik).
Kendi elleriyle yaptıklarının sonucu olarak (Sünnetullah sonucu) onlara bir musibet isabet ettiğinde: "Rabbimiz. . . Bari bize bir Rasul irsal etseydin de senin işaretlerine uysaydık ve iman edenlerden olsaydık" diyecek olmasalardı (Rasul irsal etmezdik).
Kendi ellerinin öne sürdükleri dolayısıyla, onlara bir musibet isabet ettiğinde: "Rabbimiz, bize de bir elçi gönderseydin de böylece senin ayetlerine uysaydık ve mü'minlerden olsaydık" diyecek olmasalardı (seni göndermezdik).
Bizzat kendi yaptıklarından dolayı başlarına bir musibet geldiğinde: Rabbimiz! Ne olurdu bize bir peygamber gönderseydin de, âyetlerine uysak ve müminlerden olsaydık! diyecek olmasalardı (seni göndermezdik).
Kendi elleriyle yaptıkları yüzünden başlarına bir yıkım geldiğinde; "Efendimiz! Bize bir elçi gönderseydin de Senin ayetlerine bağlı kalarak, inananlar arasında olsaydık!" demesinler diye.
Yaptıklarından dolayı başlarına bir musibet geldiğinde, "Ey Rabbimiz! Keşke bize bir peygamber gönderseydin de ilkelerine uyup inananlardan olsaydık, olmaz mıydı?" derler.
Kendi elleriyle işledikleri yüzünden başlarına bir musibet geldiğinde, "Efendimiz, bize bir elçi gönderseydin de senin ayetlerine uysaydık ve iman edenlerden olsaydık" diyemesinler diye...
Kendi elleriyle işledikleri yüzünden başlarına bir musibet geldiğinde, 'Rabbimiz, bize bir elçi gönderseydin de senin ayetlerine uysaydık ve inananlardan olsaydık,' diyemesinler diye...
Kendi elleriyle yaptıkları günahlar yüzünden başlarına birer felaket geldiğinde: "Ey Rabbimiz, bize bir peygamber gönderseydin de ayetlerine uyup müminlerden olsaydık." demesinler diye.
(47-48) Ellerinin takdim eylediği günahlar yüzünden başlarına birer musibet gelib de o vakıt "ya rabbena bize bir Resul gönderseydin de ayetlerine uyup mü'minlerden olsakdı ya!" diyecek olmasalardı! Fakat şimdi onlara tarafımızdan hak gelince "Musa'ya verilen gibisi verilse ya!" dediler, ya bundan evvel Musaya verilene küfretmediler mi? İki sihir tezahür etti dediler ve biz hiçbirisine inanmayız dediler.
Eğer elleriyle sundukları nedeniyle dipnot 1 onlara bir bela isabet ederse: "Rabb'imiz! Keşke bize bir Resul gönderseydin böylece biz, Sen'in ayetlerine tabi olur ve iman edenlerden olurduk." diyemesinler diye. dipnot 2
Eğer elleriyle sundukları nedeniyle dipnot 1 onlara bir bela isabet ederse: "Rabb'imiz! Keşke bize bir resul gönderseydin böylece biz, Senin ayetlerine tabi olur ve inananlardan olurduk." diyemesinler diye. dipnot 2
Eğer elleriyle sundukları nedeniyle dipnot 1 onlara bir bela isabet ederse: "Rabbimiz! Keşke bize bir rasul gönderseydin böylece biz, Senin ayetlerine tabi olur ve inanlardan olurduk." diyemesinler diye. dipnot 2
Kendi ellerinin öne sürdükleri dolayısıyla onlara bir musibet isabet ettiğinde: "Rabbimiz, bize de bir elçi gönderseydin de böylece senin ayetlerine uysaydık ve inançlılardan olsaydık" diyecek olmasalardı (seni göndermezdik).
Kendi elleri (ve ihtiyarları) ile öne sürdükleri (küfür ve zulüm) yüzünden onlara her hangi bir musiybet geldiği zaman: "Ey Rabbimiz, bize bir peygamber göndereydin de biz de ayetlerine ittiba edeydik, mü'minlerden olaydık ya" diyecek olmasalardı...
Yaptıklarından ötürü başlarına bir musibet geldiği zaman: Rabbımız, bize bir peygamber gönderseydin de ayetlerine uysak ve mü'minlerden olsak olmaz mıydı? derler.
(44-50) Musa'ya emirlerimizi gerçekleştirdiğimizde sen o yerin batı tarafında değildin, şahitlerden de olmadın , velakin bizler nice nesiller yarattık, onların ömürleri de uzundu, sen Medyen halkına oturmuş ayetlerimizi okuyan biri değildin velâkin gönderenler bizdik. Seslendiğimizde / nida ettiğimizde Tûrun yamacında da değildin, velakin Rabbinden, senden önce bir uyarı verilmemiş olan o kavmi uyarman için bir rahmettir , Böylelikle belki hatırla yıp anarlar. Eğer ki onlara bir musibet isabet etse derler ki Rabbimiz eğer bize bir Resul gönderseydin de ayetlerine uyarak bizde iman edenler den olsaydık. Ne zaman ki onlara yanımızdan bir gerçek geldi / bir hak geldi, dediler ki keşke Musa ya verilenin bir benzeri bize de verilseydi , önceden Musa ya ver ileni de yok saymadılar mı? İki Büyü / iki sihir birbirine arka çıkıyor / yardımlaşıyor (Tevrat ve Kuran) biz kesinlikle hepsini de yok sayıyoruz. Eğer doğru sözlü iseniz bu ikisinden daha iyi rehberlik eden / yola ileten Allah ’ın yanından bir kitap getirin bende ona uyayım. Sana icabet edemezlerse / cevap veremezler ise bil ki onlar kesinlikle keyiflerine / hevalarına uyuyorlar , Allahtan gelen hidayet dışında hevasına tabi olan kimseden daha sapmış kim olabilir? Allah zalim kavimleri yola iletmez. [Kur’an’ın Tevrat dediği aslında Toradır, Yahudilerin eski ahidi ise Tanahtır üç bölümdür. A- Nevi’im (Peygamberler) B- Ketuvim (Yazılar) C- Tora (Yasa / Musa'nın Beş Kitabı) "Esfar-ı Hamse" (Beş Kitap) ise 1. Bereşit (Genesis / Yaratılış) 2. Şemot (Exodus / Çıkış) 3. Vayikra (Leviticus / Levililer) 4. Bamidbar (Numbers / Sayılar) 5. Devarim (Deuteronomy / Tesniye) Tora haftalık ibadet döngüsü 54 haftalıktır, bunlara paraşot / pareşa denir. Eski ahit Tanah ise 39 kitap içerir.]
Kendi elleriyle yaptıklarından dolayı başlarına bir musibet geldiğinde: “Rabbimiz, bize bir peygamber gönderseydin de senin ayetlerine tâbi olup Müminlerden olsaydık.” derler.
Kendi elleriyle yaptıkları (günahları) yüzünden başlarına bir felaket geldiği zaman: "Ey Rabbimiz, bize bir elçi gönderseydin de ayetlerine uyup mü'minlerden olsaydık." diyecek olmasalardı (seni göndermezdik. Bu bahanelerine fırsat vermemek için seni gönderdik).
Kendi elleriyle yaptıklarından dolayı başlarına bir musibet geldiğinde şöyle diyecek olmasalardı (seni elçi göndermezdik): "Rabbimiz, keşke bize bir elçi gönderseydin de senin ayetlerine uyup biz de inanıp güvenenlerden olsaydık dipnot 1 !"
Bunu, kendi elleriyle yaptıklarından dolayı başlarına bir kötülük geldiğinde şöyle demesinler diye yaptık: "Ey Rabbimiz! Keşke bize bir elçi gönderseydin de, senin ayetlerine uyup biz de müminlerden olsaydık."
Elleriyle yaptıklarından dolayı başlarına bir musibet geldiğinde: “Rabbimiz, bize bir peygamber gönderseydin de, senin ayetlerine tâbi olup müminlerden olsaydık” derler.
Elleriyle yaptıklarından dolayı başlarına bir musibet geldiğinde: "Rabbimiz, bize bir peygamber gönderseydin de, senin ayetlerine tabi olup müminlerden olsaydık" derler diye...
Kendi ellerinin önden hazırladıkları yüzünden başlarına bir musibet geldiğinde hemen şöyle diyorlar: "Rabbimiz, bize bir resul gönderseydin de senin ayetlerine uyup müminlerden olsaydık ne olurdu!"
Had We not sent you O Muhammad to the people in general and to the Pagans in particular to serve as a spectacle and a warning they would have said when befallen with a misfortune as a reaction to what their wrongful and unclean hands have committed: "O Allah, our Creator, if only You had sent to us a Messenger to guide us to Your path in which Your divine signs shine like beacons inciting us to lift to You our inward sight"
and may not say, if a disaster should befall them as a result of what they have done with their own hands, ‘Lord, if only You had sent us a messenger, we might have followed Your message and become believers.’
If (We had) not (sent thee to the Quraish),- in case a calamity should seize them for (the deeds) that their hands have sent forth, they might say: "Our Lord! why didst Thou not sent us a messenger? We should then have followed Thy Signs and been amongst those who believe!"
(We did so) lest a calamity might seize them because of the misdeeds they committed whereafter they would say: "Our Lord, why did you not send a Messenger to us that we follow Your revelation and become among those who believe?" dipnot 1
If a disaster had struck them because of what they had already done, they would have said, ‘Our Lord, why did You not send us a Messenger so that we could have followed Your Signs and been muminun?’
And if (We had) not (sent you to the people of Makkah) - in case a calamity should seize them for (the deeds) that their hands have sent forth, they would have said: "Our Lord! Why did You not send us a Messenger? We would then have followed Your Ayât (Verses of the Qur’ân) and would have been among the believers."
And lest —should an affliction visit them because of what their hands have sent ahead— they should say, ‘Our Lord! Why did You not send us an apostle so that we might have followed Your signs and been among the faithful?’
And (We have sent you to them) lest when some evil befalls them because of that their hands have sent forward, they should say, `Our Lord, why did You not send a Messenger to us? (If You had sent one) we would have followed Your commandments and would have been of the believers. '
Else, did an affliction visit them for that their own hands have forwarded then they might say, 'Our Lord, why didst Thou not send a Messenger to us that we might follow Thy signs and so be among the believers?'
Now if, in account of their own deeds, a misfortune strikes the people, they will not have an excuse to say: "Our Lord, If you had sent a Prophet to us, we would have certainly had followed Your Revelations and would have been among the believers. "
And lest there should befall them a mishap for what their hands have sent before, and they should say, 'Our Lord! why didst thou not send to us an apostle? for we would have followed thy signs and been of the believers. '
Thus, if any disaster strikes them as a consequence of their own deeds they cannot say, "Our Lord, if only You sent a messenger to us, so that we would follow Your signs, and we would be of those who acknowledge."
and lest, if a calamity had befallen them, for that which their hands had previously committed, they should have said, O Lord, since thou hast not sent an apostle unto us, that we might follow thy signs, and become true believers, are we not excusable?
Nor were you by the side of the mountain when We called; yet are you sent as a mercy from your Lord, that you may warn a people to whom no Warner has come before you that per chance (or possibly) they may be give heed.
And had it not been (that you are sent to them), an affliction would afflict them for what their hands have forwarded, then they might say, "Our Lord, had You sent a Messenger to us, then we should have closely followed Your signs and been among the believers. "
Otherwise, if disaster should afflict them because of that which their own hands have sent before (them), they might say: Our Lord! Why sentest Thou no messenger unto us, that we might have followed Thy revelations and been of the believers?
And in case disaster comes upon them for what they have done themselves, they should say: "O Lord, why did You not send an apostle to us that we should have followed Your commands, and been with those who are believers;"
and [We have sent thee] lest they say [on Judgment Day], when disaster befalls them as an outcome of what their own hands have wrought, "O our Sustainer, if only Thou had sent an apostle unto us, we would have followed Thy messages, and would have been among those who believe!"
Also so they would not say, if struck by an affliction for what their hands have done: "Our Lord! If only You had sent us a messenger, we would have followed Your revelations and become believers."
Thus, if any disaster strikes them as a consequence of their own deeds they cannot Say: "Our Lord, if only You sent a messenger to us, so that we would follow Your revelations, and we would be of the believers. "
Thus, they cannot say, when a disaster strikes them as a consequence of their own deeds, "Our Lord, had You sent a messenger to us, we would have followed Your revelations, and would have been believers."
And if not that a disaster should strike them for what their hands put forth [of sins] and they would say, "Our Lord, why did You not send us a messenger so we could have followed Your verses and been among the believers?". ..
And were it not that calamity should befall them because of what their hands sent ahead[...]. Then will they say: “Our Lord: oh, that Thou hadst but sent for us a messenger, then would we have followed Thy proofs and been among the believers!”
Otherwise, if disaster struck them as a result of their own actions, they might say, "Our Lord! Why did You not send a Messenger to us, that we might have followed Your Revelations and been of the believers?"
And if (We had) not (sent you to the people of Makkah)— (and) if a misfortune came over them for (the actions that) their hands have already done, they might say: "Our Lord! Why did You not send a messenger to us? We should then have followed Your Signs and been from those who believe!"
And (We have sent you as a messenger) lest, in case they suffered a calamity because of what their hands sent ahead, they should say, "Our Lord, why did You not send a messenger to us, so that we might have followed your verses and been among the believers?"
Thus, if any disaster strikes them as a consequence of their own deeds they cannot Say: "Our Lord, if only You sent a messenger to us, so that we would follow Your revelations, and we would be of the believers."